T.C.
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
TÜRKİYE’ DE KAYNAK KULLANIMINI
DESTEKLEME FONU UYGULAMASI
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Selda KIRAÇ
Enstitü Anabilim Dalı: İşletme
Enstitü Bilim Dalı : Muhasebe ve Finansman
Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Mehmet SARAÇ
T.C.
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
TÜRKİYE’ DE KAYNAK KULLANIMINI
DESTEKLEME FONU UYGULAMASI
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Selda KIRAÇ
Enstitü Anabilim Dalı: İşletme
Enstitü Bilim Dalı : Muhasebe ve Finansman
Bu tez 09/02/2010 tarihinde aşağıdaki jüri tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir.
Doç. Dr. Erhan BİRGİLİ Yrd. Doç. Dr. Mehmet SARAÇ Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÇALIŞIR
Jüri Başkanı Jüri Üyesi Jüri Üyesi
Kabul Kabul Kabul
Red Red Red
Düzeltme Düzeltme Düzeltme
BEYAN
Bu tezin yazılmasında bilimsel ahlak kurallarına uyulduğunu, başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunulduğunu, kullanılan verilerde herhangi bir tahrifat yapılmadığını, tezin herhangi bir kısmının bu üniversite veya başka bir üniversitedeki başka bir tez çalışması olarak sunulmadığını beyan ederim.
Selda KIRAÇ 09.02.2010
ÖNSÖZ
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu 1985 yılında kurulmuş olup, 2001 yılında tasfiyesi gerçekleşen fonlardan biridir. Ancak 4684 sayılı Kanunn geçici 3 üncü maddesine konulan bir hükümle takip ve tahsiline Maliye Bakanlığıca devam olunacağı ve söz konusu fon gelirlerinin genel büçeye gelir kaydedileceği ifade edilmiştir. KKDF nin Ülkemizdeki uygulaması söz konusu fon gelirlerinin rakamsal büyüklüğü ve ekonomi üzerindeki etkileri üzerinde durulmaya değer bulunmuştur.
Bu çalışmanın hazırlanmasında yardımlarını esirgemeyen danışman hocam Yrd. Doç.
Mehmet SARAÇ’ a ve katkıları bulunan muhasebe bölümündeki değerli hocalarıma teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim. Ayrıca bu günlere ulaşmamda emeklerini hiçbir zaman ödeyemeyeceğim annem ve babam ile yine bana her zaman destek olan eşim ve oğluma şükranlarımı sunarım.
Selda KIRAÇ 09.02.2010
İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR ...iii
ŞEKİL LİSTESİ ...iv
TABLO LİSTESİ ... ...v
ÖZET ...vi
SUMMARY ...vii
GİRİŞ ...1
BÖLÜM 1: FON KAVRAMI VE TÜRKİYE’ DE FON SİSTEMİ ………… 7
1.1. Fon Kavramı ………..7
1.1. Türkiye’ de Fon Sistemi ve Fonların Tasfiye Süreci ………..……….. 9
BÖLÜM 2: KAYNAK KULLANIMINI DESTEKLEME FONU ………12
2.1. KKDF’ nin Tarihçesi………. 12
2.2. KKDF’ nin Amacı………..15
2.3. KKDF’ ye Tabi Tutulan İşlemler……… 17
2.3.1. Krediler……… 17
2.3.2. Gayrinakdi Krediler……….19
2.3.3. Kredi Kartı Borç Taksitlendirmeleri ve Kredi Kartı Nakit Avansı…….19
2.3.4. Dövize Endeksli ve Diğer Endeksli Krediler ……….….20
2.3.5. Katılım Bankalarınca Kullandırılan Fonlar……….…….20
2.3.6. Yurtdışından Sağlanan Krediler ……….….20
2.3.7. Fiduciary İşlemler ………..21
2.3.8. Prefinansman Kredileri ………...23
2.3.9. İhracat Faktoringi ………24
2.3.10. Postfinansman Kredileri ………24
2.3.11. Kabul Kredili, Vadeli Akreditif ve Mal Mukabili Ödeme Şekillerine Göre Yapılan İthalat ………..….….24
2.3.11.1. Mal Mukabili Ödeme Şekline Göre Yapılan İthalat……….25
2.3.11.2. Kabul Kredili Ödeme Şekline Göre Yapılan İthalat……….25
2.3.11.3. Vadeli Akreditif Ödeme Şekline Göre Yapılan İthalat………….26
2.4. KKDF Kesintisi Oranları………...26
2.4.1. 12.05.1988 Tarihinden İtibaren Uygulanan KKDF Kesintisi Oranları....26
2.4.2. Yürürlükte Olan KKDF Kesintisi Oranları………..27
2.5. KKDF Kesintisi Yapmak Zorunda Olanlar………...28
2.6. KKDF Kesintisinin Ödenmesinde Sorumluluk………....29
2.6.1. Bankaların KKDF Sorumluluğu……….29
2.6.1.1. Yurtdışından Sağlanan Kredilere Aracılık Edilmesi Durumunda Bankaların KKDF Sorumluluğu……… ……….30
2.6.1.2. Kredili İthalat İşlemlerinde Bankaların KKDF Sorumluluğu…….30
2.6.1.3. Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Fon Kesintisi Uygulanan Kredilerde Bankaların KKDF Sorumluluğu ………...31
2.6.1.4. İhracat Taahhütlerinin Kapatılmasında Kullanılan Gümrük Beyannamelerinin Sahte Olduğunun Tespiti Halinde Bankaların KKDF Sorumluluğu……….……….32
2.6.2. Katılım Bankalarının Sorumluluğu………...32
2.6.3. Finansman Şirketlerinin Sorumluluğu………....32
2.6.4. Gümrük İdaresinin Sorumluluğu……….33
2.7. KKDF Kesintisinin Hesaplanması………....34
2.7.1. TL Kredilerde Fon Kesintisinin Hesaplanması………...34
2.7.2. Dövize Endeksli Kredilerde Fon Kesintisinin Hesaplanması………….34
2.7.3. Döviz ve Altın Kredilerinde Fon Kesintisinin Hesaplanması………….35
2.7.4. Kabul Kredili, Vadeli Akreditif ve Mal Mukabili Ödeme Şekillerine Göre Yapılan İthalat da Fon Kesintisinin Hesaplanması………..35
2.8. KKDF Kesintisinin Bildirimi………....36
2.9. KKDF Kesintisinin Ödenmesi………..38
2.10. KKDF Kesintisi Yapılmayacak İşlemler ………..……….40
2.11. KKDF Kesintisinin İadesi……….…..60
2.12. KKDF’ de Cezai Faiz Uygulaması……….61
BÖLÜM 3: KKDF’NİN GENEL BÜTÇE İÇİNDEKİ YERİ, ÖNEMİ VE EKONOMİ ÜZERİNE ETKİLERİ………66
3.1. KKDF’nin Rakamsal Büyüklüğü………...66
3.2. KKDF Tahsilat Rakamlarının Bütçe Gelirleri İçindeki Yeri ………..68
3.3. KKDF Tahsilat Rakamlarının Tasfiye Edilen Fon Gelirleri İle Karşılaştırılması………..……….………...70
3.4. KKDF’ nin Ekonomi Üzerine Etkileri………...71
SONUÇ VE ÖNERİLER……….75
KAYNAKÇA… ………...………...……..78
EKLER………...84
ÖZGEÇMİŞ ………..…..…110
KISALTMALAR ABD : Amerika Birleşik Devletleri
BDDK : Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu BKK : Bakanlar Kurulu Kararı
BSMV : Banka Sigorta Muamele Vergisi GB : Gümrük Beyannamesi
IMF : Uluslararası Para Fonu KDV : Katma Değer Vergisi
KKDF : Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu ÖFK : Özel Finans Kurumları
TCMB : Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TL : Türk Lirası
TPKK : Türk Parasını Kıymetini Koruma Kanunu TPTB : Türk Parası Transfer Belgesi
DSB : Döviz Satım Belgesi
DKKFF : Dış Krediler Kur Farkı Fonu VUK : Vergi Usul Kanunu
YDKHTF : Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonu YTB : Yatırım Teşvik Belgesi
ŞEKİL LİSTESİ
Şekil 1: Cezai Faiz Oranlarının Seyri...65
Şekil 2: Kredili İşlemler ve İthalata İlişkin KKDF Tahsilât Rakamları………... 67
Şekil 3: Yıllar İtibariyle Bütçe ve KKDF Tahsilât Rakamları...………...69
Şekil 4: KKDF Tahsilâtının Bütçe Gelirlerine Oranı...………...70
TABLO LİSTESİ
Tablo 1: Yıllar İtibariyle KKDF Kesinti Oranlarının Seyri... 27 Tablo 2: Yürürlükte Olan KKDF Kesinti Oranları ...28 Tablo 3: Yıllar İtibariyle KKDF Cezai Faiz Oranları...62 Tablo 4: 2002–2009 Yılları Arasında Kredili İşlemler ve İthalat İşlemlerine İlişkin KKDF Kesintisi Rakamları …..………...66
Tablo 5. 2002-2009 Yılları İtibariyle Tahsil Edilen KKDF Kesintileri İle İlgili Yılların Bütçe Gelir Rakamları ………..………...….….68
Tablo 6. 2005-2009 Yılları İtibariyle Tahsil Edilen KKDF Kesintileri İle Tasfiye
Edilen Fon Gelirleri Rakamlarının Karşılaştırılması ..…….……… .71
Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi
TEZİN BAŞLIĞI: TÜRKİYE’ DE KAYNAK KULLANIMINI DESTEKLEME FONU UYGULAMASI
Tezin Yazarı: Selda KIRAÇ Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet SARAÇ
Kabul Tarihi: 09.02.2010 Sayfa Sayısı: VIII (ön kısım) + 83 (tez) +27 (ekler)
Anabilim dalı: İşletme Bilim dalı: Muhasebe ve Finansman
Bu çalışmada, günümüzde birçok fon mali sistemin şeffaflaştırılması amacıyla tasfiye edilmiş iken tahsiline devam olunan ve bütçeye genel gelir kaydedilen KKDF’nin kuruluş amacı, bugünkü uygulaması ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Diğer taraftan, bu fonun para, maliye ve dış ticaret politikası aracı olarak kullanılması, bütçe içindeki önemi ile ekonomi üzerine etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Türkiye’de 1980 sonrasında ihracatı artırma ve yatırım teşvik politikası doğrultusunda;
çeşitli fonlar oluşturulmuştur. Bu politikalar doğrultusunda, Bakanlar Kurulu’nun 84/8860 sayılı Kararı ile ihracatı ve yatırımları teşvik etmek, banka kaynaklarının özendirilmesi istenen sahalara yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerini düşürmek amacıyla 01.01.1985 tarihinde “Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu” kurulmuştur.
2000 ve 2001 yıllarındaki fonların tasfiyesi sürecinde “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair” 4684 sayılı yasa ile KKDF’nin yasal dayanağı yürürlükten kaldırılmıştır. Fakat aynı yasanın geçici 3/a maddesi ile “Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edileceği öngörülmüştür.
Günümüzde birçok fonun kapatılmasına rağmen, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu genel bütçe kalemi olan bir kamu alacağıdır. Bu Fonu’nun kaynağını şahısların veya firmaların bankalar ve finansman şirketlerinden kullandıkları kredili işlemler ile vadeli ithalat işlemleri oluşturmaktadır.
Çalışmada fonun 2002 ve 2009 yılları arasındaki rakamsal büyüklükleri ortaya konulmuş ve söz konusu rakamlar ilgili yılların bütçe rakamlarıyla karşılaştırılarak fonun bütçe içindeki önemi ve gerekliliği açıklanmıştır.
Anahtar kelimeler: KKDF’ nin Amacı, Kaynakları, Bütçedeki Önemi ve Ekonomiye Etkileri
Sakarya University Institute of Social Sciences Abstract of Master’s Thesis TİTLE OF THE THESİS: THE IMPLEMENTATİON OF RESOURCE UTİLİZATİON SUBSİDİSATİON FUND İN TURKEY
Author: Selda KIRAÇ Supervisor: Assist. Prof. Dr. Mehmet SARAÇ Date: 09 February 2010 No of. Pages: VIII (pre text) + 83 (main body) + 27 (appendices)
Department: Business Subfield: Accunting and Financing
In this study, it is explained in detail that the aim of establishing of resource utilization subsidisation fund which is continue to collect as a revenue of general budget while many funds have been eliminated with the aim of transparent the financial sistem. This fund’s usage as a tool for money, finance and foreign trade policy, its importance in the budget and its impacts on economy have also been evaluated in this study.
After the year of 1980, various fund has been established in the direction of promoting investment and export policies in Turkey. In line with this policies, by the Decree no.84/8860 of the council of ministers, “resource utilization subsidisation fund” has been established with the aim of encouraging investments and export, directing bank resources to the fields being encouraged and paying subsidisation premiums in 01.01.1985.
The period of elimination of funds in 2000 and 2001, law on amendment of some laws and decrees having force of law no.4684 has annulled the legal basis of resource utilization subsidisation fund. Yet, the provisional article 3/a of law no.4684 has provided that “the resource utilization subsidisation fund charges will be collected according to the annulled articles until a new arrangement on the subject is done”.
Nowadays, eventhough many funds have been eliminated resource utilization subsidisation found is a public receivable which is item of general budget. The resources of the found has been composed of transaction on noncash import and consumer credits which are used from the banks and financing companies by persons.
In this study, it has been detected that numerical size of the fund between the year of 2002 and 2009 and explained its importance and necessity in the budget by comparing the numbers of relevant year budget.
Key words: The Aim of RUSF, Sources, Significance in Budgetary, Effects on Economy
GİRİŞ
Türkiye’de 1980 sonrasında ihracatı artırma ve yatırım teşvik politikası izlenmiştir. Bu politika doğrultusunda; İhracatçılar, ihracatta vergi iadesi, kurumlar vergisinde ihracat istisnaları, KDV ihracat istisnası, T.C. Merkez Bankası kaynaklı ihracat kredileri, Eximbank kaynaklı düşük faizli ihracat kredileri, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu primleri, düşük faizli fon kaynaklı işletme kredileri gibi teşviklerden faydalanmışlardır.
Yatırımcılara teşvik primi, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’ndan prim ödemeleri, orta ve uzun vadeli yatırım kredilerinde vergi, resim ve harç istisnası, gümrük muafiyeti, bina inşaat harcı istisnası, ulaştırma alt yapı resmi muafiyeti, KDV ertelemesi, yatırım indirimi, yatırım finansman fonundan faydalanma vb. türde teşvikler sağlanarak ülkemizde yatırımların artması amaçlanmış ve bunun doğal sonucu olarak da üretimin ve istihdamın artırılması hedeflenmiştir.
Ekonomik hedeflere ulaşabilmek için teşvik tedbirleri doğrultusunda çeşitli fonlar oluşturulmuştur. KKDF’ de bu kalkınma plan ve yıllık programlar doğrultusunda ihracatı ve yatırımları teşvik etmek, banka kaynaklarını özendirilmesi istenilen alanlara yönlendirmek ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerini düşürmek amacıyla kurulmuş bir fondur.
Ancak, fonlar zaman içinde giderek hemen her alandan kaynak toplayan, kullanım amaçları dışına çıkabilen, kaynakların etkin kullanımından uzaklaşılmasına yol açan, yeterli ve etkin denetimleri yapılamayan ve süresiz çalışan bir sisteme dönüşmüştür. Bu gelişmeler neticesinde, gelirleri açısından bütçenin önemli bir büyüklüğüne ulaşan fon sisteminin disiplin altına alınması ve bu suretle mali disiplin ve şeffaflığın artırılması amacıyla fon sisteminin tasfiye edilmesi gereği ortaya çıkmıştır.
Tasfiyeye ilişkin ilk yasal düzenleme, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu’na 01.08.1996 tarihli ve 4160 Sayılı Kanun’un 1 inci maddesiyle eklenen ek 8 inci maddesinde yapılmıştır. Söz konusu maddede; kanun ve kanun hükmünde kararname ile kurulanlar hariç olmak üzere hizmet alanı kalmayan fonların Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakan onayı ile tasfiye edilebileceği hükmü getirilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin 1999 yılı sonunda uygulamaya koyduğu Ekonomik İstikrar Programı’nda da tasfiye edilmesi gereken fonlar belirlenerek 2000 ve 2001 yıllarında kademeli olarak tasfiye edilmeleri ve yeni fonlar oluşturulmaması öngörülmüştür. 2000 ve 2001 yıllarında birçok fon tasfiye edilmeye başlanılmıştır.
Ancak, 03.07.2001 tarih ve 24451 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair” 4684 sayılı yasanın 16’ncı maddesinin (e) bendi ile KKDF’nin yasal dayanağını oluşturan 4389 sayılı Bankalar Yasası’nın 20/1-b maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Fakat, 4684 sayılı yasanın geçici 3/a maddesi ile “Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmesi” öngörülmüştür.
Çalışmanın Konusu
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’nun kaynağının özünü bankalarda ve tüketici finansman şirketlerinde şahıslara veya firmalara kullandırılan kredili işlemler teşkil etmektedir. Bu işlemlerin genel özelliği kişi veya kurumların kredilendirilmesidir.
Dolayısıyla Fonun kaynaklarını, yurt içinden kullandırılan (tüketici veya ticari) krediler ile yurt dışından sağlanan krediler ve vadeli ithalat ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri (bu tür işlemlerde ithalatçının kredilendirilmesi söz konusu olduğundan) oluşturmaktadır.
Sürdürülen ekonomik program çerçevesinde önemli bir maliye ve para politikası aracı olan, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’nun, bu önemi özellikle son yıllarda artarak devam etmektedir. Zaman zaman fon oranları üzerinde veya fonun kaynaklarında yapılan düzenlemelerle basında sık sık ismi duyulur olmuştur.
08.08.2001 tarihinden itibaren bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları kredilerden ve kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalattan alınan fon kesintisi oranları yüzde üçe, ticari kredilerden alınan fon kesinti oranı ise 29.07.2004 tarihinden itibaren sıfıra düşürülmüştür. Bu uygulama ile Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağlayacağı kredilerin, firmaların yapacakları kredili ithalatların maliyeti azalmış ve ticari kredilerden alınacak fon kesinti oranının sıfırlanmasıyla da ticari amaçlı kredilerin kullanımı özendirilmiştir. 2004 yılının ortalarında bankalarda tüketici kredilerin
kullanımında büyük bir artış yaşanmıştır. T.C. Maliye Bakanlığı’nın teklifi ile Bakanlar Kurulu’nun 10.08.2004 tarih ve 2004/7735 sayılı Kararnamenin Eki Kararı ile tüketici kredileri taleplerini azaltmak amacıyla 15.08.2004 tarihinden itibaren, tüketici kredilerinden tahsil edilen Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintisi oranını yüzde ondan yüzde on beşe yükseltilmiş olup, aynı oran son yıllarda yaşanan ekonomik krizin üretim sektörü üzerindeki etkilerini azaltmak, kredi taleplerini artırmak amacıyla
% 10’a düşürülmüştür.
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’ndan ihracatçılara, yatırımcılara ve ihtisas kredisi kullandıran bankalara destekleme primi ödemeleri günümüzde yapılmamaktadır.
Ancak, yine de söz konusu fon ihracatçılar ve yatırımcılar için ek bir maliyet unsuru değildir.
Ayrıca, İhracatın finansmanı için Türk Lirası veya döviz olarak kullandırılan krediler ile Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından ihracatın finansmanı için sağlayacağı kredilerde (ihracatı teşvik belgesi, dahilde işleme izin belgesi ve vergi, resim ve harç istisnası belgesine bağlanmış ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerin finansmanında kullandırılanlar dahil) ve İhracatı Teşvik Belgesi ile Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalatta fon kesintisi oranları yüzde sıfır olarak uygulanmaktadır. Ancak bu kredileri kullananlar yükümlülüklerini (ihracat taahhütlerini) yerine getirmezlerse başlangıçta alınmayan fon kesinti tutarlarını cezai faiz tutarları ile birlikte yatırmak zorundadırlar. Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu'nun bu istisna kapsamı ile fonun kuruluş felsefesine uygun olarak ihracat sektörü teşvik edilmiştir.
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’na ilişkin yayımlanan 6 sıra Nolu Tebliğin 3.
maddesinde belirtilen kredi ve ithalat işlemlerinden ise hiç bir zaman fon kesintisi yapılmamaktadır.
Günümüzde birçok fonun kapatılmasına rağmen, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu uygulaması ülkemizde bütçe geliri olarak kaydedilen bir kamu alacağıdır.
Çalışmanın Önemi
Bu tez çalışması Kayak Kullanımını Destekleme Fonu Kesintisinin Türkiye’deki uygulamasını tüm yönleriyle ortaya koymaya çalışması açısından önem arz etmektedir.
Bilindiği üzere bu fon kredilendirme işlemleriyle ilgili olup, günlük hayatta kişilerin ve kurumların çok sık karşılaştıkları ancak hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadıkları bir kesinti türüdür. Diğer taraftan bu fon tasfiye edilmesine rağmen tahsiline devam edilen fonlar içinde en büyük tahsilat rakamlarına sahip olanlardan biridir. Son zamanlarda gerçek ve tüzel kişilerin bir hayli ilgisini çekmeye başlamıştır. Son dönemde yaşanan ekonomik krizin etkileriyle çeşitli sektörlerde yaşanan ekonomik durgunluğun bir şekilde hafifletilmesi, üretim maliyetlerini azaltılması, piyasanın canlandırılması için vergi indirimleri ve KKDF’nin kaldırılması talep edilmiştir. Dolayısıyla bu taleplerin basında yer alması ve tüketici kredilerinde yapılan oran değişikliği bu fondan daha fazla kişinin haberdar olmasına sebep olmuştur.
İşte bu sebeple kişiler ve şirketlerce ekonomik faaliyetlerinde sıklıkla karşılaşacakları ancak konuya ilişkin bilgileri olmadığı takdirde ek maliyet unsuru olabilecek bu fonun tüm uygulamasının istisnalarının araştırılması ve söz konusu fonun rakamsal büyüğünün ortaya çıkarılarak çeşitli değerlendirmelerin yapılması açısından bu çalışma önem arz etmektedir.
Çalışmanın Amacı
Tezin amacı KKDF’nin kuruluş amacını, bugünkü uygulamasını, KKDF’nin kapsamına giren işlemleri ve istisnalarını ayrıntılı biçimde açıklamak ve bu fonun nasıl para, maliye ve dış ticaret politikası aracı olarak kullanıldığını ortaya çıkarmaktır.
Yapılan kaynak incelemelerine dayalı olarak bu çalışmanın temel tezi şu şekilde oluşturulmuştur:
Günümüzde bir çok fon mali sistemin şeffaflaştırılması amacıyla tasfiye edilmiş iken tahsiline devam olunan ve bütçeye genel gelir kaydedilen KKDF’nin kuruluş amaçlarından biri olan destekleme primi olan ödemelerini günümüzde gerçekleştirmemektedir. Ancak söz konusu fonun kuruluş amaçlarının tamamen dışına çıktığını da söyleyemeyiz çünkü fon para ve maliye politikası aracı olma görevini
günümüzde fazlasıyla yerine getirmektedir. Ayrıca söz konusu bu fon bütçe açığının ekonomik krizin de etkisiyle giderek arttığı şu günlerde bütçe için iyi bir gelir kalemidir.
Bu tezi sınamak için çalışma şu “araştırma sorularını” cevaplayacak şekilde tasarlanmıştır:
1-Günümüzde devletler neden fon sistemine ihtiyaç duyarlar ve fon sisteminin Ülkemizde ki gelişimi ne olmuştur?
2-KKDF’nin kuruluş amacı nelerdir ve tarihçesi nasıldır?
3-Ülkemizde hangi işlemler üzerinden KKDF kesintisi yapılmaktadır? hangi işlemler fona kesinti yapılmayacaklar arasındadır? Söz konusu kesintinin hesaplaması nasıl ve kimler tarafından yapılmaktadır?
4-Söz konusu fonun önemi nedir? Kaldırılmasının ekonomi ve bütçe üzerindeki etkileri neler olabilir?
Çalışmanın Yöntemi
Bu tezi ortaya koyarken izlenilen yöntem, kütüphane ve internet tabanlı kaynak araştırması ile resmi kurumların istatistiki amaçlı tabloları, resmi kurumlarca yayımlanan, tebliğ, talimat, genelge, sirküler, Bakanlar Kurulu Kararları ile resmi gazetelerden oluşmaktadır. Bu araştırma kapsamında çeşitli yazarların eserleri, makaleleri ile bu konuyla ilgili resmi kurumların mevzuatı araştırılmış, incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Tez çalışmasının birinci bölümünde Fon kavramı, Türkiye’de Fon Sistemi ve Fonların Tasfiye Süreci incelenerek, devletlerin fon sistemine neden ihtiyaç duyduğu, Türkiye’de fon sisteminin gelişimi ve tasfiyesi ele alınmıştır.
Çalışmanın ikinci bölümünde Kaynak Kullanımını Destekeleme Fonu’nun tarihçesi kuruluş amacı ile hangi işlemlerin Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Kesintisine tabi olup, hangi işlemlerde fon istisnasının sağlandığı, işlemler itibariyle oranların neler olduğu, söz konusu fon kesintisinin kimler tarafından yapılacağı, söz konusu kesintinin
ödenmesinde sorumluluk, fon kesintisinin hesplanması, bildirimi, ödenmesi, fazla yatırılan fon tutarlarının iadesi ve fona ilişkin cezai faiz uygulaması ele alınmıştır.
Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Kaynak Kullanımını Destekleme Fonunun 2002 ve 2009 yılları arasındaki tahsilat tutarları ele alınarak fonun rakamsal büyüklüğü ortaya konulmuştur. Aynı yıllar itibariyle bu fonun tahsilat rakamları ele alınarak söz konusu yıllar itibariyle gerçekleşen bütçe gelirleriyle karşılaştırılarak Bütçe içindeki önemi ele alınmıştır.
Sonuç bölümünde ise araştırmadan elde edilen bulguların değerlendirilmesi yapılarak, varılan sonuçların açıklanmasına yer verilmiştir.
BÖLÜM 1: FON KAVRAMI ve TÜRKİYE’DE FON SİSTEMİ
Hükümetler ekonomik teşvik tedbirleri doğrultusunda ekonomik araçlara erişebilmek, halkın isteklerine cevap verebilmek, kamu yararına programlarını uygulamak amacıyla bütçe olanaklarının elvermediği durumlarda, bütçe dışında çeşitli fonlar oluşturmuşlardır. Bu fonlardan bazıları Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu gibi bütçeye bağımlı olup, bazıları da Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi kendi kendini finanse edebilen niteliktedir (Eyüpgiller, 1982: 40).
1.1. Fon Kavramı
Fon; sözlük anlamıyla “bir teşebbüsü finanse etmek için bulunan sermaye”dir (Meydan Larousse: Cilt: IV, 745).
Fon kavramı literatürde üç farklı anlamda kullanılmaktadır. Bunlar; 1- Nakit para; hali hazırdaki, ödeme gücü yüksek para ve para yerine kullanılan ödeme araçlarını, 2- İşletme sermayesi; işletmelerin bir dönem için faaliyetlerini yürütebilmek amacıyla ihtiyaç duydukları toplam döner sermayeyi, 3- Aktif ve Pasifler toplamı; işletmelerin bilanço değerlerinin tümü olarak ifade edilmektedir. Bu bağlamda fon kavramı finansman kavramı ile eşdeğer olarak genelde kullanılmaktadır. Finansman fonksiyonunun amacı, işletmenin gereksinim duyduğu fonları en uygun koşullarda elde etmek ve elde edilen bu fonların en etkin şekilde kullanımını sağlamaktır (Aksoy ve Yalçıner, 2008).
Günümüz Türkiye’sinde ise “fon” denilince ilk akla gelen kavram yatırım fonudur.
Konumuz ile ilgisi olmamakla beraber söz konusu yatırım fonları şu şekilde tanımlanabilir. Yetkili kuruluşlarca, katılma belgesi karşılığında tasarruf sahiplerinden toplanan kaynakların, çeşitli sermaye piyasası araçlarına dengeli şekilde dağıtılarak verimlendirilmesini sağlayan kurumlara "Yatırım Fonu" denir. Portföyü en az % 25 oranında hisse senedi içeren (A) ve hisse senedi içermesi zorunlu olmayan (B) Tipi genel ayırımının altında, fonların ağırlıklı olarak yatırım yaptığı kıymet türleri ile adlandırılan birçok çeşidi vardır (Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği, 03.12.2009).
Diğer taraftan, kamu maliyesi açısından fonun tanımını yapacak olursak “fon” sayıları ve nakdi büyüklükleri bakımında kamu maliyesinin giderek önemli bir bölümünü oluşturan belirli özellikteki kamu hesaplarıdır (Oyan ve Aydın, 1991).
Türkiye’de; fon kavramı üzerinde gerek mevzuat gerekse uygulamacılar ve konuyu inceleyen araştırmacılar arasında tanım birliği sağlanamamıştır. Fonlara ilişkin kavram birliğinin yerleşememesinin nedenlerinden biri, Türkiye’de kamu ekonomisi bürokrasisinin 1980’lerde fon mevzuatına hazırlıksız yakalanmasıdır. İkinci neden, 1980’li yılların siyasi yönetimlerinin esnek tanımlara yatkın olan yönetim anlayışıdır.
Üçüncüsü ise, tüm fonları kapsayan bir koordinasyon biriminin oluşturulmamış bulunmasıdır (Oyan ve Aydın, 1987).
Türkiye’deki kullanım açısından kesin bir tanıma varılmak istenirse fon; belirli bir amacın veya birbirine yakın amaçlar grubunun gerçekleştirilmesi için belirli kaynakların toplanarak harcandığı, bütçe bağlantılı veya bütçe dışı kamusal nitelikli özel bir hesaptır (Oyan ve diğ., 1991).
Devletlerin neden fon kavramına ihtiyaç duyduğuna bakacak olursak, bildiğimiz gibi günümüz devletleri kamu maliyesi konusunda çok uzun bir süreç yaşamışlar ve şuan ki demokratik devletlerin uygulamakta olduğu bütçe prensiplerini geliştirmişlerdir. Bütçe prensiplerinin idareye bütçeden para harcamak konusunda yarattığı güçlükler sebebi ile bütçe dışı fonların oluşturulduğu görülmektedir. Böylece idare politik nedenler ve bürokratik gecikmelerden kurtularak kamu hizmetlerini zamanında ve süratle yerine getirebilecektir. Doğal afetler gibi durumlarda hızlı karar verme ve uygulama zorunluluğuna bütçe kurallarının uymaması sonucu ortaya çıkmıştır (Özcan, 2002:1).
Fon uygulamasına başvuru sebepleri şu şekilde sınıflandırılır (Özcan, 2002:2):
— Mevcut mali mevzuatın katılığından kurtulma arzusu.
— Bütçe kaynaklarının yetersizliği karşısında gittikçe büyüyen ihtiyaçların karşılanabilmesi için ek kamu kaynağı yaratarak bu kaynakların harcamalara tahsis edilebilmesi.
— Alınan kararların süratle uygulamaya konulabilmesi.
Fonlarla ilgili dünyadaki demokratik ülkelerdeki duruma bakacak olursak fon kavramının ruhuna uygun olarak olağan üstü durumlarda uygulanmış fakat olağan üstü durumların son bulmasıyla bu uygulamadan da vazgeçilerek bütün hesaplar bütçe içerisine alınmıştır.
Örnek; Fransa’da birinci dünya savaşı ve ikinci dünya savaşı sırasında fon uygulamasına başvurulmuş fakat savaş durumunu ortadan kalkması ile bu fonlarda kaldırılmıştır. Sadece birkaç adet özel hesap bırakılmıştır. A.B.D’ de 1920’li yıllarda yeni gelir kaynakları için fonlar kurulmuş fakat olağan üstü durumların aşılmasından sonra bütçe birliğini sağlamak için fonların tasfiyesine başvurulmuştur (Özcan, 2002:2).
1.2. Türkiye’ de Fon Sistemi ve Fonların Tasfiye Süreci
Türkiye’de Fon uygulaması; İkinci Dünya Savaşı döneminde, 1941 yılında “Asker Ailelerinden Muhtaç Olanlara Yardım Fonu” ile başlamış olup, 1980 öncesi dönemde 34 adet, 24 Ocak 1980 ile 13 Aralık 1983 döneminde 24 adet fon kurulmuştur. 1984 yılı başından itibaren, ülkenin ekonomik ve sosyal darboğazlarının kısa zamanda aşılması amacıyla, fon sisteminden daha geniş ölçüde yararlanılmış ve 1991 yılı başına kadar 48 fon daha kurulmuştur. 1980’li yıllarda ekonomik istikrar ve ekonominin yeniden yapılandırılması programıyla uyum içinde olmuş ve bu programların işlerliğinin sağlanmasının önemli mali araçlarından birisini oluşturmuştur (Oyan ve diğ., 1991).
1984 ve 1990 yılları arasında temel alt yapı projelerinin gerçekleştirilmesinde, ekonomik ve sosyal değişim programlarının finansmanında ve konut sorununun çözümünde fonlar vasıtasıyla bütçeye ek olarak yaratılan kaynaklardan sağlanan imkânlardan büyük ölçüde yararlanılmıştır (Uras, 1993: 44).
Ülkemizde, özellikle 1980’li yıllarla birlikte her alanda hızla yaygınlaşan fon uygulamaları, kamu maliyesinin belirleyici bir unsuru haline dönüşmüş ve ayrı bir mali alt sistem oluşturmuştur. Fonlar, hemen her alandan kaynak toplayan, kullanım amaçları dışına çıkabilen, kaynakların etkin kullanımından uzaklaşılmasına yol açan, yeterli ve etkin denetimleri yapılamayan ve süresiz çalışan bir sistem haline dönüşmüş ve giderek yaygınlaşmıştır. Bu durum, gelirleri açısından devlet bütçesinin dışında önemli bir büyüklüğe ulaşan fon sisteminin, disiplin altına alınması ve bu suretle mali disiplin,
bütçenin birliği ve tekliği ile şeffaflığın sağlanması amacıyla tasfiye edilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.
Bu amaçla; Maliye Bakanlığı, DPT Müsteşarlığı ve Hazine Müsteşarlığı’nın 2000 yılında yapmış olduğu ortak çalışmayla; ilk aşamada, kuruluşundan itibaren hiç işlememiş, zamanla fonksiyonunu kaybetmiş, bütçeye gelir sağlamayan, kaldırılması halinde uygulamada boşluk yaratmayacak fonlar tespit edilmiş ve 25’i bütçe içi, ikisi bütçe dışı olmak üzere toplam 27 fonun tasfiyesi tamamlanmıştır. 2001 yılında yapılan çalışmalar sonucunda ise, 36’sı bütçe içi, altısı bütçe dışı olmak üzere toplam 42 fonun tasfiyesine ilişkin yasal düzenlemeler gerçekleştirilerek, iki yıl içerisinde 69 fonun tasfiyesi gerçekleştirilmiştir.
Tasfiyesi gerçekleştirilen bu fonlardan; 25 tanesi tamamen tasfiye edilmiş, Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonu ile Çevre Kirliliğini Önleme Fonu ise 4046 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu ile 01.08.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.
ÖSYM Fonu, döner sermaye işletmesine dönüştürülmek suretiyle; Muhtaç Asker Ailelerine Yardım Fonu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonuna ve Gecekondu Fonu da TOKİ Başkanlığına devredilmek suretiyle tamamen tasfiye edilmiş, 15 tanesi, 4629 ve 4684 sayılı Kanunlarla tasfiye edilmiş ancak bunların yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar eski hükümlere göre tahsiline devam edilmesi, elde edilen gelirlerin de doğrudan bütçeye gelir olarak kaydedilmesi kararlaştırılmıştır.
4629 ve 4684 sayılı Kanunlarla tasfiye edilen diğer 18 adet fonun da yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar eski hükümlere göre tahsiline devam edilmesi ancak bunlardan elde edilen gelirlerin, bir yandan Maliye Bakanlığınca genel bütçeye özel gelir, diğer yandan ilgili bakanlık ya da kamu kuruluşunun bütçesinde açılacak tertiplere özel ödenek olarak kaydedilmesi esası getirilmiştir.
İçlerinde Gelir İdaresini Geliştirme Fonunun da yer aldığı 6 adet fonun bütçeden ödenmeye devam edilmesi kararlaştırılmıştır. Bu fonlar, Özel İdareler Fonu, Mahalli İdareler Fonu (içişleri Bakanlığı), Mahalli İdareler Fonu (Bayındırlık ve İskân Bakanlığı), Belediyeler Fonu, Kamu Ortaklığı Fonu ve Gelir İdaresini Geliştirme Fonudur.
Böylece 30 adet fon tamamen tasfiye edilmiş, 39 fon da bütçe içine alınmıştır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu, Destekleme Fiyat İstikrar Fonu (Bütçe İçi), Savunma Sanayisini Destekleme Fonu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Tanıtım Fonu ve Özelleştirme Fonu’nun ise ilgili kuruluşlarca uygulaması sürdürülmektedir.
BÖLÜM 2: KAYNAK KULLANIMINI DESTEKLEME FONU
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu 1984 yılından sonra ihracatın ve yatırımların teşviki amacıyla kurulan fonlardan birisidir.
Türkiye; gelişmekte olan bir ülke konumunda olduğundan, kalkınma sürecini hızlandırmak, ekonomi içinde tarımın payının sanayi lehine değiştirilmesi sağlamak, ulusal gelirin artırılmasını ve toplumun dinamik bir yapıya kavuşturularak yaşam düzeyinin yükseltilmesini gerçekleştirmek amacıyla ülkemizde beş yıllık kalkınma planları uygulamaya sokulmuştur.
2.1. Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’ nun Tarihçesi
İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda (1968–1972) kredi politikası ilke ve önlemler arasında selektif kredi politikasına değinilerek faiz hadlerinin bu politikada araç olarak kullanılacağı belirtilmektedir. Plan gereğince özendirilmesi öngörülen sektör ve bölgeler için uygulanacak selektif kredi politikası dolayısıyla, normal faiz haddi ile arasındaki farklı uygulamanın zorunlu kıldığı kaçınılmaz riskleri karşılamak amacıyla kurulacak fon için gerekli kaynaklar, bütçeden sağlanacak özel fonlarla karşılanacağı vurgulanmıştır. Bu görüş, İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’na ilişkin “1968 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar”la uygulamaya dökülmüştür. 12.12.1967 tarih, 12774 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 9/9138 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile T.C. Merkez Bankası bünyesinde 5 milyon liralık bir
“Selektif Kredi Fonu” oluşturulmuştur (Taşdelen, 1980: 8-9).
Söz konusu bu Fondan, kredi maliyetlerinin düşürülmesi, yatırımların ve dış satımın özendirilmesi ve banka kaynaklarının ekonomik gelişme hedeflerine yönlendirilmesi amacıyla borçlulara faiz farkı ödemesi yapılmıştır (Oyan ve Aydın, 1987: 282).
28.02.1978 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7/14687 sayılı Kararla, faiz farkı ödemeleri yeniden düzenlenmiştir. Bütçeye ödenek koymak suretiyle kaynağı sağlanan “Selektif Kredi Fonu” ikinci plana düşmüş “ Faiz Farkı İadesi Fonu”
adıyla yeni bir fon kurulmuştur. Fonun mantığını özendirilmek istenen alanlara açılan kredilerin maliyetini düşürmek için faiz yükünün bir kısmının diğer kredilere yüklenmesi şeklinde uygulama oluşturmuştur. Böylece faiz farkı ödemelerine oto finansmanlı bir yöntemle banka sisteminden kaynak sağlanarak, Hazine büyük ölçüde
yükten kurtarılmıştır. Bu fonun ödemelere yeterli olmaması durumunda da bütçeden kaynaklanan “Selektif Kredi Fonu”na başvurulacaktır. Faiz Farkı İadesi Fonu’nun kaynağı, bankaların tahakkuk ettirecekleri kredi faizlerinin, kredi türlerine göre belirlenen oranlarda ilgili bankalarca T.C Merkez Bankası’na yatırılmasıyla oluşacaktır (Taşdelen, 1980:16).
İthal ikamesine dayalı içe dönük sanayileşme politikaları ile artan petrol fiyatlarına uyum sağlayamayan Türk ekonomisi 1970’ li yılların sonuna doğru krize girmiştir.
1980 yılında başlatılan ve 1983–1984 yıllarında alınan kararlarla güçlendirilen politikalarla Türk ekonomisinin uluslararası rekabet ortamına uygun dinamik bir yapıya kavuşturulmasına önem verilmiştir. Bu politikalar doğrultusunda enflasyon oranının azaltılmasına, ihracata, kaynak kullanımında etkinliğe ve iç tasarrufların artırılmasına ağırlık verilmiş, ihracatın öncülük ettiği bir sanayileşme politikasıyla büyümenin gerçekleştirilmesi tercih edilmiştir. Bunun için kambiyo rejimini önemli ölçüde serbestleştiren, ithalatta liberasyonu artıran ve ihracatı desteklemeye öncelik veren politikalar uygulamaya konmuş, fiyatların belirlenmesinde piyasa güçlerini dikkate alan daha serbest bir sistem geliştirilmiştir.
Kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak ihracatı ve yatırımlarda kaynak kullanımını destekleme yoluyla banka kaynaklarının bu sahalara yönlendirilmesini ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesini temin etmek amacıyla ihracatçılara, yatırımcılara ve ihtisas bankalarına kaynak aktarmak için Bakanlar Kurulu’nun, 15.12.1984 tarih, 18606 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 84/8860 sayılı Kararı ile T.C. Merkez Bankası nezdinde “Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu” kurulmuştur. Daha sonra Bakanlar Kurulu'nun 07.06.1988 tarih, 19835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 88/12944 sayılı Kararı ile 84/8860 sayılı Karar ve bu Kararla ilgili bütün Tebliğleri yürürlükten kaldırılarak “Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’nun esas ve şartları yeniden düzenlenmiştir. Karara ilişkin 26.08.1989 tarih, 20264 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6 Seri No.lu Tebliğ ile KKDF’ nin kaynakları, kesinti yapılmayacak kredi işlemleri, fon kesintilerinin hesaplanması ve yatırılma zamanı yeniden düzenlenmiştir.
88/12944 sayılı Karar ve bu Karara ilişkin 6 Seri No.lu Tebliğin maddeleri yayınlandıkları günden bugüne kadar birçok değişikliklere uğramıştır. 31.12.2001 tarihi itibariyle KKDF ile ilgili 32 No.lu Tebliğ yayınlanmıştır.
29.01.1993 tarih, 21480 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırımların, Döviz Kazandırıcı Hizmetlerinin ve İşletmelerinin Teşviki ve Yönlendirilmesine Ait Esasları”
yürürlüğe koyan 93/4000 sayılı Karar ile KKDF’ nin gelirlerinin tamamının
“Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonu” na aktarılmasına karar verilmiştir.
13.01.1995 tarih, 22170 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 94/6411 sayılı
“Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” ile 93/4000 sayılı Karar yürürlükten kaldırılarak “ Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonu’na ait esaslar yeniden düzenlenmiş, KKDF’ nin kaynakları ve Fon’dan ödenen tutarlar ve bu tutarların geri alınmasına ilişkin uygulamalar yürürlüğe konmuştur.
30.12.1998 tarih, 23569 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1999 Mali Yılı Genel ve Katma Bütçeleri kanunlaşıncaya kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair 4387 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi (f) bendi ile Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 88/12944 sayılı Kararın 3 üncü maddesi (d) bendi gereğince ithalattan alınan fon kesintilerinin ihracatın desteklenmesi koşuluyla Eximbank’a aktarılacağı hükmü getirilmiştir. Bankalarca 01.01.1999 tarihinden itibaren ithal işlemlerden yatırılan fon kesinti tutarları Eximbank’a ödenmek üzere Hazine Hesaplarına aktarılmaya başlanmıştır.
12.07.2001 tarih, 2460 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2001/2698 sayılı Kararname ile Eki Kararın 4. maddesi ile 12.05.1998 tarihli 88/12944 sayılı Kararnamenin eki Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar ile ek ve değişiklikler 01.01.2002 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış olup, 03.07.2001 tarih, 24451 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 20.06.2001 tarih, 4684 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ise Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı ve doğrudan bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceği, kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya 15 puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Bakanlar Kurulu’nun yetkili
olduğu, kesintilerin vergi kanunlarındaki hükümlere göre takip ve tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
T.C. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü (Gelir İdaresi Başkanlığı1)’nün 14.02.2002 tarihinde yayımlanan 2002/4 Sıra Numaralı Uygulama İç Genelgesi gereğince, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin tahakkuk ve tahsil işlemleri vergi dairelerince yürütülmektedir.
2. 2. Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’ nun Amacı
Bütün kurulan fonların bir amacı olduğu gibi, KKDF’ de bazı amaçların gerçekleştirilmesi için kurulmuş bir fondur..
84/8860 sayılı Kararın 1 inci maddesinde “Kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak ihracatı ve yatırımlarda kaynak kullanımını desteklemek yoluyla banka kaynaklarının bu sahalara yönlendirilmesini ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesini teminen” ifadesine yer verilmiş, diğer yandan, 88/12944 Sayılı Karar’ın 1 inci maddesinde de kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla 1211 sayılı Kanunun 3098 sayılı Kanunla değişik 40 ıncı madde 11- b, c fıkralarına dayanılarak T.C. Merkez Bankası nezdinde “Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu”nun kurulduğu belirtilmiştir.
KKDF kurulduğundan bugüne kadar kararlarda belirtilen amaçlardan başka, uygulamada başka amaçlarında gerçekleşmesine katkı sağlamaktadır. Bu amaçlar:
i) İhracatın ve yatırımların teşvik edilmesi:
KKDF’ nin amaçlarından olan ihracatın ve yatırımın teşvik edilmesi, ülke kalkınması için önem taşıyan teşvik tedbirlerinden biridir. İhracatçılar ile yatırımcılara KKDF’ den destekleme primleri ödenmesi suretiyle ülkemizde ihracatın ve yatırımın artması hedeflenmiştir.
İhracata ödenen prim oranları mal cinslerine göre ayrıma tabi tutulmuştur. Başlangıçta, Destekleme ve İstikrar Fonu’na tabi olan ürünlere (buğday, arpa, fındık v.s.) düşük
1 16.05.2005 tarih ve 25817 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5345 sayılı Kanunla Gelir İdaresi Başkanlığı kurulmuştur.
oranda destekleme primi ödenmiş, bu ürünlerin dışında kalanlara daha fazla oranda prim ödenerek tarım ürünlerinden çok sanayi ürünlerinin ihracatının artırılması amaçlanmıştır.
Yatırımların teşvikinde, kalkınma planlarında ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak ülkemiz birinci derecede kalkınmada öncelikli yörelere normal yörelere göre daha yüksek destekleme primi ödenmesi kararlaştırılmıştır.
Birinci derecede kalkınmada öncelikli yörelere daha fazla yatırım yapılması için destekleme prim oranları yüksek tutulmuştur.
ii) Banka kaynaklarının özendirilmesi istenen alanlara yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetinin düşürülmesi:
Bu amaçla ihtisas kredisi kullandıran bankalara (T.C.Ziraat Bankası, T.Halk Bankası, T.Emlak Bankası2, T.Kalkınma Bankası) destekleme primi ödemesi yapılarak, bu bankalara kaynak aktarılarak bu krediyi kullananların kredi maliyeti azaltılmıştır. İhtisas Bankası olarak kurulmuş olan T.C. Ziraat Bankası tarım kesimine, T.Halk Bankası Esnaf ve KOBİ’lere, T. Kalkınma Bankası yatırım kesimine kredi kullandırırken, T.
Emlak Bankası ise konut yapan kesime kredi kullandırmaktaydı. Bu bankaların kullandırdıkları krediler ihtisas kredileridir.
KKDF’ den ihracatçılara, yatırımcılara destekleme primi ödemeleri kaldırıldığı halde ihtisas kredilerine “Yatırımlarda Devlet Yardımları ve Yatırımları Teşvik Fonu”ndan destekleme primi ödemeleri 20.05.2001 yılına kadar devam etmiştir.
20.05.2001 tarih, 24407 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30 sayılı Tebliğin 1 inci maddesi ile 26.08.1989 tarihli ve 20264 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanan 6 sıra No.lu Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Tebliğin " Destekleme Primi Oranları
", "Destekleme Primi Ödeme Esasları", " Destekleme Priminden Yararlanmayan İhtisas
2 Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (B.D.D.K) 03.07.2001 tarih, 24451 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4684 sayılı Karar’ı ile Türkiye Emlak Bankası A.Ş.’nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkisi kaldırılmıştır. T.Emlak Bankası Şubeleri ise BDDK’ nın 06.07.2001 tarih ve 5508 sayılı onayı ile 09.07.2001 tarihinden itibaren T.C.Ziraat Bankası A.Ş. Emlak Şubeleri olarak hizmete devam etmektedirler.
Kredileri" ve " Destekleme Primi İçin Başvuru" ile ilgili maddeler yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin destekleme primi talepleri, bu Tebliğ ile yürürlükten kaldırılan mevzuat hükümleri çerçevesinde işlem görecektir.
iii) Fon oranları üzerinde değişiklikler yapılarak para ve kredi politikasının uygulanması, ithalatın ve kredilerin özendirici veya caydırıcı kılınması:
Sürdürülen ekonomik program çerçevesinde önemli bir maliye ve para politikası aracı olan KKDF uygulaması, özellikle son yıllarda bu önemini artan oranda devam ettirmektedir.
Fon oranları üzerinde zaman zaman yapılan değişiklikler vasıtasıyla kredilerin ve ithal malların maliyeti azaltılmış veya artırılmıştır. Fon oranlarının yükseltilmesiyle o ayda yükseltilen orana isabet eden tutar kadar para piyasadan çekilmiş, fon oranı düşürüldüğünde de o orana isabet eden tutar kadar para piyasada bırakılmıştır.
KKDF’ nin kaynaklarından olan ithalattan alınan fon kesinti oranlarının yükseltilmesi ile ithal edilen malların maliyeti yükseltilen oran kadar artmakta, düşürülmesinde ise o oran kadar maliyet azalmaktadır. Bu oranların yüksek olması veya düşük olması ithalatı artırıcı veya caydırıcı kılmaktadır.
KKDF’ nin kaynaklarından biri olan, döviz ve Türk Lirası kredilerinden alınan fon kesinti oranlarında yapılan değişiklikler de aynı ithalatta olduğu gibi kredilerin maliyetini azaltmakta ve çoğaltmaktadır.
2.3. Kaynak Kullanımını Destekleme Fonuna Tabi Tutulan İşlemler
Kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisine tabi olan işlemlerin genel özelliği bir kredilendirme unsuruna sahip olmalarıdır.
2.3.1. Krediler
19.10.2005 tarih, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 48 inci maddesi, kredi kavramına çok geniş bir kapsam getirmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında, “ Bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul
gibi gayrinakdî krediler ve bu niteliğe haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vade satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu Kanun uygulamasında kredi sayılır.” denilmektedir.
Aynı Kanun’un ikinci fıkrasında ise, birinci fıkrada belirtilenlere ilave olarak,
“Kalkınma ve yatırım bankalarının finansal kiralama yöntemiyle sağladığı finansmanlar ile katılım bankalarının (Finans Kurumlarının) taşınır ve taşınmaz mal ve hizmet bedellerinin ödenmesi suretiyle veya kâr ve zarar ortaklığı yatırımları, taşınmaz, ekipman veya emtia temini veya finansal kiralama, mal karşılığı vesaikin finansmanı, ortak yatırımlar veya benzer yöntemlerle sağladıkları finansmanlar da kanun uygulamasında kredi sayılır” ifadesi yer almaktadır.
Ekonomik açıdan kredi, hazır bir satın alma gücünün kullanılmasından belli bir süreyle diğer bir kişi lehine vazgeçilmesi veya bu gücün ona terk edilmesi olarak tanımlanmaktadır (Tekinalp, 1988:30). Bankacılık açısından ise kredi, belli bir vade sonunda belli bir ödeme vadine mukabil, belli bir miktar paranın başkasına devredilmesidir (Zarakoğlu, 1988:21).
Krediler,
A-Kısa Vadeli Krediler:
-Tüketici Kredileri, -Diğer Krediler,
B-Orta ve Uzun Vadeli Krediler:
-Tüketici Kredileri, -Diğer Krediler,
olarak sınıflandırılmıştır.
Kredi vadesi en çok bir veya iki yıl olan ticari krediler kısa vadeli kredilerdir. Kısa vadeli krediler, genellikle geçici para ihtiyacı için talep edilir ve bu krediler satın alınan malların aynen veya işlendikten sonra satılması sonucu elde edilen satış hasılatı ile geri ödenirler. Süresi 2 ila 5 yıl arasında bulunan kredilere orta vadeli krediler denir. Tesis kredilerinin bazıları, tarımsal gereç temini ve stok eritme gayesiyle verilen krediler orta vadeli kredilerdir. Uzun vadeli kredilere süresi 5 yıldan fazla vadeli krediler dahildir.
Yatırım ve tesis kredileri bu niteliktedir (Zarakoğlu, 1988:113).
Yapılan bu tanımlamalar çerçevesinde, hem bankalarca hem de finansman şirketleri3nce kullandırılan krediler KKDF mevzuatı uyarınca kesinti yapılacak işlemlerden sayılmış olup, üzerinden fon kesintisi yapılacak tutarlar kredi türleri itibariyle farklı esaslara bağlanmıştır.
2.3.2. Gayri Nakdi Krediler
T.C. Merkez Bankasının 01.12.1997 tarihli ve 147467 sayılı özelgesinde, KKDF düzenlemeleri uyarınca gayri nakdi kredilerin fon kesintisine tabi olmadığı, ancak gayri nakdi kredinin (teminat mektubu v.b.) vadesi geldiğinde banka tarafından nakde çevrilmesi ve ilgili tarafından vadesinde ödeme yapılmayıp vadeden sonraki bir tarihte ödeme yapılması halinde, bankalarca kullandırılan bir kredi söz konusu olacağı ve KKDF kesintisine tabi tutulacağı ifade edilmiştir (Aydın, 2005: 8).
2.3.3. Kredi Kartı Borç Taksitlendirmeleri ve Kredi Kartı Nakit Avansı
22.09.1995 tarihli ve 95/3 sayılı T.C. Merkez Bankası Talimatı uyarınca bankalar, ve tüketici finansman şirketleri tarafından gerek nihai tüketicilere gerekse firmalara verilen kredi kartları ile yapılan işlemlerde, kredi kartı borç taksitlendirmeleri ve kredi kartı nakit avanslarının, kredilendirme olarak değerlendirilerek KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.
3 Ödünç Para Verme İşleri Hakkındaki 30.09.1983 tarihli ve 90 sayılı KHK’nin 545 sayılı KHK ile değişik 3 üncü maddesinde “Finansman Şirketi, devamlı ve mutad iştigal konusu olarak her türlü mal ve hizmet alımını kredilendirmek üzere ödünç para veren tüketici kredi şirketleridir.” şeklinde tanımlanmıştır.
2.3.4. Dövize Endeksli ve Diğer Endeksli Krediler
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 17 nci maddesinin (b) bendi ve 2002/YB-1 sayılı Sermaye Hareketleri Genelgesinin (2.1.) numaralı bölümünde Türkiye’de yerleşik kişilere hangi durumlarda ve hangi koşullarla döviz kredisi açılabileceği belirlenmiştir.
Buna göre, dövize endeksli veya diğer endeksli krediler, KKDF kesintisine tabi bulunmaktadır.
2.3.5. Katılım Bankalarınca Kullandırılan Fonlar
Özel Finans Kurumları; 01.11.2005 tarihli ve 25983 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ‘’Katılım Bankası’’ adını almıştır.
26.08.1998 tarihli ve 23445 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 98/11498 sayılı Kararın 1 inci maddesi ile 88/12944 sayılı Karara eklenen geçici 3 üncü madde hükmü uyarınca kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi uygulamasında; banka ifadesinin özel finans kurumlarını da (Katılım Bankaları) kapsadığı hükme bağlanmıştır. Buna göre, katılım bankalarının kullandırdıkları fonlar kredi, kullandırdıkları fonlardan sağladığı kar payları da faiz olarak değerlendirilerek KKDF kesintisine tabi tutulacaktır.
14.09.1998 tarihli ve 98/1-ÖFK sayılı T.C. Merkez Bankası Talimatında, katılım bankalarının, kar-zarara katılma yöntemi ile kullandırdığı fonlarda fon kesintisinin yatırıma ilişkin vade sonunda gerçekleşen kar tutarından sözleşme ile belirlenen oranda kurum payına düşen ve kar olarak hesaplara intikal ettirilecek tutar (kurum payı+havuz payı) üzerinden tahakkuk tarihinde (faturanın düzenlendiği tarihte) hesaplanarak süresi içerisinde fona yatırılacağı, kullandırılan diğer fonlarda ise, fon kesintisinin karın tahakkuk ettiği tarihte hesaplanarak fona yatırılması gerektiği ifade edilmiştir.
2.3.6. Yurt Dışından Sağlanan Krediler
11.08.1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (a) bendinde, “Türkiye’ye döviz ithali serbesttir.” hükmüne yer verilmiş; (c) bendinde ise, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında yerleşik kişilerden, Türkiye’de yapacakları işlemler nedeniyle döviz kabul etmeleri serbest bırakılmıştır.
32 sayılı Kararın 17. maddesine göre, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından kredi temin etmeleri, bu kredileri bankalar aracılığıyla kullanmaları kaydıyla mümkün bulunmaktadır. T.C. Merkez Bankası tarafından yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 91/32-5 sayılı Tebliğde de konuya ilişkin açıklamalar yapılmıştır.
Anılan Tebliğin “Krediler” başlıklı 41 inci maddesinde, bankalar ve özel finans kurumlarının 32 sayılı Kararın 17 nci maddesi gereğince, kredi teminine garanti vererek veya vermeksizin aracılık edebilecekleri; yurt dışındaki işleri ile ilgili olarak yurt dışından kredi sağlayan Türkiye’de yerleşik kişiler dışında kalan Türkiye’de yerleşik kişilerin, yurt dışından sağladıkları kredileri ancak bankalar ve özel finans kurumları aracılığıyla kullanacakları belirtilmiştir.
Buna göre, hem bankalar ve finansman şirketlerinin hem de bunlar dışındaki kişilerin yurt dışından sağladığı krediler KKDF’ nin konusuna girmektedir. Ancak bugünkü mevzuat uyarınca bankalar ve finansman şirketlerinin yurt dışından sağladığı kredilerde oran % 0 olarak uygulanmaktadır.
2.3.7. Fiduciary İşlemler (İnançlı İşlemler)
Bankalar için hedef müşteri, aktif ve pasif portföye dahil edilmesi amaçlanan hane halkı ve firmalardır. Bu haliyle hedef müşteri, kredi müşterisi olabileceği gibi mevduat müşterisi de olabilir. Bununla beraber yalnızca hizmetten yararlanan geçici bir müşteri de olabilir. Bankaların hedef müşteri kitlesini genişletmek için tercih ettikleri bir strateji de, aracı bankacılık hizmetlerinde bulunmak ve/veya bu tarz hizmetlerden yararlanmaktır. İnançlı mevduat (fiduciary deposit) ve kredi işlemlerinden (fiduciary loan) oluşan inançlı işlemler (fiduciary) de aracı banka işlevini üstlenmede kullanılan yöntemlerden birisidir (Karagöz, 1998:1).
Genel anlamda inançlı işlemler, “tarafları inanan ve inanılan olarak adlandırılan inanç sözleşmesine dayalı inanç konusunun, bir inanç sebebi veya amacı doğrultusunda hem kazandırıcı hem de borçlandırıcı işleme tabi tutulması” şeklinde tanımlanabilir. Bu tanımından hareketle de inançlı mevduat için “inanılan konumundaki yurtiçi bankalar ile inanan konumundaki yurtiçindeki mudiler arasındaki inanç sözleşmesine dayanılarak yurtiçi bankaların yabancı bankalar veya yurtdışındaki kendi şubeleri adına yurtiçinden
kabul ettikleri mevduat ve/veya aracılık ettikleri havaleler” dir tanımı yapılabilir. İnançlı krediler için de “yurtiçi bankalar tarafından aracılık ettikleri inançlı mevduat karşılığında yurtdışından açtırılan mevduat hesapları ve/veya havale olarak Türkiye’ de yerleşik kişilerin kullanımına sunulan paralar” dır tanımı yapılabilir (Pedük, 2003).
Türk bankacılığında inançlı işlemlerin herhangi bir tanımı yapılmamıştır ancak, 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’ un 21 nci maddesindeki “...yurt dışı banka ve finans kuruluşları ile yapılan inançlı işlemler yolu ile aktarılan her türlü kaynaklar... ın tümü Hazine alacağı kabul edilmiş.” ifadesiyle kanuni bir terim olarak 4389 sayılı Bankalar Kanunu’ nda yer almaktadır. Buna karşın, söz konusu Kanun’ da inançlı işlemlerin herhangi bir tanımına yer verilmemiştir (Pedük, 2003).
T.C. Merkez Bankası tarafından 26.08.1989 tarih ve 20264 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkında 6 sayılı Tebliğ’ in 2 nci maddesinde yer alan “ Türkiye’ de kurulmuş bankaların yabancı bankalar veya yurtdışındaki kendi şubeleri adına yurtiçinden kabul ettikleri mevduat veya aracılık ettikleri havalelerle karşılıklı olarak yurtdışından açtırılan mevduat hesapları ile havale olarak ve Türkiye’ de yerleşik kişilerin kullanımına sunulan paralar bu Tebliğ uygulamasında kredi olarak kabul edilir (fiduciary işlemler)” şeklindeki tanımdan hareketle, inançlı mevduat için “Yurtiçi bankaların yabancı bankalar veya yurtdışındaki kendi şubeleri adına yurtiçinden kabul ettikleri mevduat veya aracılık ettikleri havaleler” dir denilebilir. İnançlı krediler için de ”Yurtiçi bankalar tarafından; inançlı mevduat karşılığında yurtdışından açtırılan mevduat hesapları ve/veya havale olarak Türkiye’ de yerleşik kişilerin kullanımına sunulan paralar” dır denilebilir (Pedük, 2003).
Özetle, Fiduciary İşlemler, Türkiye kaynaklı fonların, yurt dışında kurulu bir banka veya şube kullanılarak önce yurt dışına çıkarılması ve daha sonra tekrar yurda getirilmesi işlemidir (Aydın, 2005: 14).
Konuya ilişkin olarak, 05.08.1996 tarihli ve 96/2 sayılı T.C. Merkez Bankası Talimatında, Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların yurt dışındaki bankalar veya kendi şubeleri adına yurt içinden kabul ettikleri mevduat veya Türkiye’deki kişilerin yurt dışı bankalara veya şubelere gönderecekleri havalelerle karşılıklı olarak, yurt dışındaki
banka veya şubeden Türkiye’ye gönderilen havaleler kredi olarak değerlendirileceği ve vadesine bakılmaksızın fon kesintisine tabi tutulacağı ifade edilmiştir.
Fiduciary işlem olarak nitelendirilen kredilerin Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışından sağladığı ortalama vadesi 1 yıldan uzun krediler kapsamında değerlendirilemeyeceğinden KKDF kesintisine tabi olacağı açıktır.
2.3.8. Prefinansman Kredileri
Prefinansman, ihracat, ihracat sayılan satış ve teslimler ve döviz kazandırıcı işlemler ile ilgili mal ve hizmet alımının finansmanında kullanılmak üzere firmalarca yurt dışındaki alıcıdan veya uluslar arası kuruluşlardan döviz veya efektif olarak sağlanıp Türkiye’deki bankalar veya katılım bankaları aracılığı ile Türk Lirası olarak kullanılan, anapara, faiz ve giderlerinin ihracat, ihracat sayılan satış ve teslim ve döviz kazandırıcı işlemlerden sağlanan dövizlerle ödenmesi gereken döviz kredileridir (Ünal, 1989:161).
T.C. Merkez Bankası’nın 02.01.2002 tarihli ve 2002/YB-1 sayılı “Sermaye Hareketleri Genelgesinde de, prefinansman kredilerinin tanımına yer verilmiştir. Buna göre, prefinansman kredileri, ihracat, ihracat sayılan satış ve teslimler ve döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili mal ve hizmet alımının finansmanında kullanılmak üzere firmalar tarafından yurt dışından (kişi, kurum ve kuruluşlardan) sağlanarak Türkiye’deki bankalar aracılığıyla (garanti verilerek veya verilmeksizin) yurda getirilerek alışı yapılmak suretiyle kullanılan, istisnalar hariç 18 ay vadeli kredilerdir. Bu kredilerin döviz olarak kullanılması mümkün değildir. Ayrıca kredinin anapara, faiz ve masraflarının ihracat, ihracat sayılan satış ve teslimler ve döviz kazandırıcı faaliyetlerden sağlanan bedellerle ödenmesi gerekir.
Prefinansman kredileri gerek vadesi bakımından gerekse 88/12944 sayılı Kararın 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisine tabi tutulmaz. Ancak, T.C. Merkez Bankası’nın 2002/YB-1 sayılı Sermaye Hareketleri Genelgesinin (3) numaralı bölümünde açıklanan kullanım şartlarına uyulmaması halinde, prefinansman kredileri üzerinden de KKDF kesintisi yapılacaktır.
2.3.9. İhracat Faktoringi
06.10.1983 tarih ve 18183 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 90 sayılı KHK’
nin 3 üncü maddesinde faktoring şirketlerinin, mal ve hizmet satışlarından doğmuş veya doğacak alacakları temellük ederek, tahsilini üstlenen, bu alacaklara karşılık ödemelerde bulunarak, finansman sağlayan şirketler olduğu ifade edilmektedir.
Faktoring şirketlerince yurt dışından sağlanan ve bir banka aracılığıyla kullanılan kredilerin, ihracat faktöringinde kullanılacağı beyan edilen kısmından, fon kesintisi yapılmaması gerekmektedir (Aydın, 2005:14).
Ancak, 19.04.2000 tarihli ve 2000/1 sayılı T.C. Merkez Bankası Talimatında ihracat faktoringinde kullanılacağı beyan edilen kısmın bu amaçla kullanıldığının kredi süresi içerisinde tevsik edilememesi halinde başlangıçta tahsil edilmeyen fon kesintilerinin cezai faizi ile birlikte tahsil edileceği belirtilmektedir.
2.3.10. Postfinansman Kredileri
İthalatın finansmanında kullanılmak üzere, firmalarca yurtdışındaki satıcıdan veya uluslararası piyasalardan sağlanan krediler olup, yurt dışından sağlanan krediler kapsamında değerlendirilir ve KKDF düzenlemeleri çerçevesinde herhangi bir fon kesintisi muafiyet ya da istisnasından yararlanmadığı takdirde fon kesintisine tabi tutulur. Vesaik mukabilinde yurt dışındaki kreditörün ithalat bedelini ihracatçıya ödemesi, buna karşılık ithalatçının söz konusu tutarı belli bir vade sonunda, yurt içindeki banka aracılığı ile yurt dışındaki kreditöre ödemesi halinde, ithalatçının yurt dışından sağladığı kredi söz konusu olmakta ve fon kesintisine tabi tutulması gerekmektedir (Aydın, 2005:18).
2.3.11. Kabul Kredili, Vadeli Akreditif ve Mal Mukabili Ödeme Şekillerine Göre Yapılan İthalat
Uluslararası ticarette tatbik olunacak ödeme şeklinin belirlenmesi, ülkelerin mevzuatına, alıcı ve satıcı arasındaki ilişkilere, mal türü ve tutar gibi faktörlere bağlı bulunmaktadır.
Bu nedenle, taraflar, güvence, maliyet ve mevzuat açısından durumlarına en uygun olan ödeme şeklini seçip aralarında anlaşmaya varabilirler ve bu ödeme şeklinin gereklerine uygun olarak mükellefiyetlerini yerine getirirler (Durmuş, 1999:117).