BARTIN VE ÇEVRESİNİN TURİZM ENVANTERİ - SEKTÖR ANALİZİ
Gökhan EMİR (Öğr. Gör.)
T.C. Bartın Üniversitesi, Bartın Meslek Yüksekokulu
Bartın, 2011
İÇİNDEKİLER Sayfa No 1. BARTIN VE ÇEVRESİNİN COĞRAFYASI
1.1. Coğrafi Konumu 4
1.2. Fiziki Coğrafya 5
1.2.1. Jeolojik ve Jeomorfolojik Özellikleri 5
1.2.2. Hidrografik Özellikler 7
1.2.3. İklim Özellikleri 7
1.2.4. Biyocoğrafya Özellikleri 8
1.3. Beşeri Coğrafya 11
1.3.1. Nüfus ve Yerleşme 11
1.3.2. Ulaşım 13
1.3.3. Ekonomik Yapı 14
1.3.4. Altyapı 17
2. BARTIN VE ÇEVRESİNİN TURİZMİ
2.1. Bartın ve Çevresinin Tarihçesi 18
2.2. Bartın ve Çevresinin Çekicilikleri (Değerleri) 20
2.2.1. Doğal Değerler 20
2.2.2. Tarihsel ve Arkeolojik Değerler 26
2.3. Bartın ve Çevresinin Turizmi 30
2.3.1. Deniz ve Irmak Turizmi 30
2.3.2. Kültür Turizmi 31
2.3.3. Eko (Doğa) Turizmi 40
2.3.4. Turistik Faaliyetleri 44
2.4. Bartın ve Çevresinin Turizmdeki Yeri 48
2.4.1. Sektörün Konaklama ve Hizmet Kapasitesi 48
2.4.2. Turist Sayısı ve Turizm Geliri 55
2.4.3. Ulusal ve Uluslararası Etkinlikler 58
2.4.4. Sektörün İstihdam ve Teşvik Açısından Değerlendirilmesi 59 3. BARTIN VE ÇEVRESİNİN TURİZM ANALİZİ
3.1. GZFT Analizi 60
3.2. Sektörün Rekabet Gücü 62
3.3. Sektörün Sorunları ve Çözüm Önerileri 64
3.4. Sektörün Geleceği ve Uygulanması Gerekli Politikalar 65
4. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 66
5. YARARLANILAN KAYNAKLAR 70
1. BARTIN VE ÇEVRESİNİN COĞRAFYASI 1.1. Coğrafi Konumu
Bartın, Karadeniz Bölgesinin batı bölümünde, 41 37 kuzey enlemi ile 3222 doğu boylamı üzerinde yer alır. 2143 km2’lik yüzölçümüne sahiptir.
Doğusunda Cide ve Pınarbaşı, güneydoğusunda Eflani ve Safranbolu, güneyinde Karabük ve Yenice, batısında Çaycuma ve Devrek, kuzeyinde de Karadeniz yer alır.
Denizden 12 km içeride kurulmuş olup, 59 km’lik bir sahil şeridine sahiptir.
Denizden ortalama yüksekliği ise 25 metredir.
Harita: Bartın’ın Lokasyon Haritası
1.2. Fiziki Coğrafya
1.2.1. Jeolojik ve Jeomorfolojik Özellikleri
Bartın 1. ve 2. jeolojik devirlere ait tabakalardan meydana gelmiş olup, genellikle kreatese tabakalarıyla kaplı bulunmaktadır. 3. zaman hareketlerinin tesiri altında kalmış kütle yükselmeleri kıvrılmalar, kırıklar ve çökmeler oluşmuştur. Bölge genel olarak kalkerli bir yapıya sahip olmakla birlikte, yer yer kum, kil ve marn tabakalarına rastlanmaktadır. Kalker tabakalarının altında oldukça sert, gri renkli
“kayran” denilen kayalar geniş yer tutmaktadır. Sahil kısmı ise karbon devrine ait bir arazidir. Tarlaağzı, Amasra ve Kurucaşile yörelerinde bu devirde teşekkül etmiş kömür damarları bulunmaktadır.
Araştırma alanı jeolojik yapı bakımından kıyı kesimlerinde karmaşık bir yapı sergilerken, iç kesimlerde daha sade bir görünüme sahiptir. Bartın ve çevresinde deprem tehlikesi yüksektir. Bayındırlık ve İskân bakanlığı, Afet İşleri Genel Müdürlüğünün 1996 yılında yayınladığı yerleşim birimleri ve deprem bölgeleri indeksinde Kumluca beldesi dışındaki tüm ilçe ve beldeler 1. derecede deprem bölgesi olarak belirtilmiştir.
Denize paralel uzanan dağ silsileleri ile bunların arasında yer alan dar vadilerin genel morfolojik yapısını oluşturduğu Karadeniz Bölgesinde arazi genellikle dağlık ve eğimlidir. Yerleşmeler ya eğimin elverdiği yamaçlarda ya da kıyılar ve vadi yataklarındaki düzlüklerde yer almaktadır.
Karadeniz kıyıları, yüzey şekillerinin kıyıya paralel ve yakın uzanmasının etkisiyle genel olarak boyuna yapılı (Pasifik Tipi) kıyı özelliği gösterir. Kıyıları az girintili çıkıntılı, dalgaların aşındırıcı etkisiyle çoğu yerde falezli yüksek kıyılar şeklindedir.
Falezli kıyılar önünde çeşitli genişlikte plajlar yer alır. Karadeniz kıyılarının jeomorfolojik özelliklerinden içeriye sokulan koyların ve alçak kıyıların azlığı, denizin kısa mesafede derinleşmesi gibi etkenler kıyı turizminin gelişimini sınırlandırmaktadır.
Bartın, doğudan ve batıdan yüksekliği 2000 metreyi bulmayan dağlarla çevrilidir.
Dağlar yüksek olmamakla birlikte, kuzey yamaçları oldukça yüksek eğim değerlerine sahip olmasının yanında sarp ve kayalık bir görünüm meydana getirmektedir.
Bartın’ın doğusunda Arıt dağları, güneyinde Kocadağ, Karadağ ve Kayaardı, batısında Aladağ, kuzeyinde Karasu dağları ve Karadeniz’e dik ve sarp yamaçlarla inen Boğaz bulunmaktadır. Bartın şehrinin denizden yüksekliği ortalama 8 metre olarak belirtilse de, Ömer Tepesi, Orduyeri, Halatçıyaması, Kırtepe ve Aladağ gibi tepeler de, denizden yükseklik 100 metreyi geçer. Bartın ırmağı ve kollarının araziyi derin bir biçimde parçalamasıyla saha çok engebeli bir görünüm almış, dar ve derin vadilerin Bartın şehir merkezine doğru genişlemesiyle küçük küçük düzlükler ve tepeler oluşmuştur. Bartın’ın tarım yapılan topraklarının çoğunluğu küçüklü büyüklü tepeler üzerindedir, bir kısmı da düzlüklerdedir.
Orta yükseklikteki dağlar, deniz seviyesinden 800-2000 metreler arasındaki yükselti kademeleri arasında bulunur ve genellikle ormanlarla kaplıdır. Orta yükseklikteki dağlar ve ormanlık alanlarda bağıl nem oranı düşük, basınç, yoğunluk ve oksijen değerlerinin az olması, güneşten gelen ultraviyole ışınlarının artmasına dolayısıyla atmosferdeki ozon oluşumunun hızlanmasına neden olur. Ozon ise, havada bulunan kirleticileri indirgeyerek, havanın doğal yolla temizlenmesine neden olur. Bu durum orta yükseklikteki dağlara sahip Bartın ve çevresi için turizm açısından olumlu bir özelliktir.
Bartın ovası Batı Karadeniz’in önemli ovalarından birisidir. Bartın’ın önemli yaylaları, Ulus ilçesinde Uluyayla, Arıt beldesinde Zoni yaylası, Kumluca beldesinde de Ardıç yaylalarıdır. Bartın Irmağı ve kolları tarafından derin bir biçimde parçalanan arazi çok engebeli bir görünümdedir. Irmağın genişlediği alanlarda ve dağların oldukça dik yamaçları arasında dar ve derin vadiler yer alır. Kent merkezlerine inildikçe düz ovalar artmaktadır. Bartın ve çevresinde yaygın olarak Alüvyal, Kahverengi Orman ve Kireçsiz Kahverengi Orman Toprakları görülmektedir.
1.2.2. Hidrografik Özellikleri
Bartın ve çevresi yer altı ve yerüstü su potansiyeli bakımından oldukça zengindir.
Kullanma ve endüstri suyu açısından önemli bir problem bulunmamaktadır. Bartın ve çevresinde irili ufaklı birçok dere bulunmaktadır. Bu dere ve çaylar düzenli bir rejime sahip olmamaları nedeniyle özellikle ilkbaharda taşkınlara sebep olmaktadır.
Bartın’ın en önemli akarsuyu, M.Ö.’ki yıllarda Parthenios adı ile anılan ve kente adını veren Bartın Çayı’dır. Bartın havzası 2070 km² olup, Batı Karadeniz Bölgesinde yer almaktadır. Başlıca iki kolu olan Kocaçay ve Kocanazçayı, Bartın merkezinde Gazhane Burnu’nda birleşip 12 km yol katederek Boğaz mevkisinde Karadeniz’e ulaşır.
Kocanazçayı; Kozcağız’dan kuzeye doğru akarken, 107 km uzunluğundaki Kocaçay;
Kastamonu’dan gelip Ulus’tan geçen Göksu ve Eldeş Çayları (Ulus Çayı) ile bunlara katılan derelerden oluşur. Arıt ve Mevren Derelerinden oluşan Kozlu Çayı ile birleşen Kışla Deresi, Akpınar ve Karaçay Dereleri Kocaçay’ı besleyen akarsulardır.
Diğer önemli akarsuları; Kapısuyu ve Tekkeönü Dereleri ile Ulus-Uluyayla’yı sulayan Ovaçayı ve İnönü Dereleridir.
Bartın Irmağı; üzerinde 300 tonluk gemilerle Karadeniz’den kente kadar ulaşım yapılabilen en düzenli akarsudur. Ancak son yıllarda yatağın dolması ve ulaşımın karayoluna kayması sonucu fazla kullanılamamaktadır. Akış hızı saatte 720 m. olup, denize her yıl ortalama 1 milyar m³ su akıtmaktadır. Ortalama debisi 23.82 m³/sn’dir.
Sulama suyu olarak kullanıldığında toprakta yaratacağı tuzluluk zararı orta, sodyum zararı düşüktür.
1.2.3. İklim Özellikleri
Bartın ve çevresi 59 km’lik sahil şeridiyle sıcak ve derin bir deniz olan Karadeniz’in etkisi altındadır. Denizden çevreye yayılan su buharı ve sıcaklık enerjisi, aşırı sıcaklık ve ışıma yoluyla ısı kaybını önlediği için kış aylarında bile ılık geçen iklim şartlarının görülmesine yol açar.
Bartın ve çevresi yazları sıcak, kışları serin geçen Ilıman Deniz İklimi (Karadeniz İklimi) hüküm sürmektedir. Bartın’da en sıcak ay, ortalama 22ºC sıcaklık ile Temmuz, en soğuk ay, ortalama 3,5ºC sıcaklık ile Ocak’tır. Yıllık ortalama sıcaklık ise, 12,4ºC’dir. Yıllık ortalama yağış 1085,2 mm, en yağışlı ay olan Ekim ayında ortalama yağış 125,9 mm, en kurak ay olan Nisan ayında 59,0 mm ortalama yağış düşmektedir.
Yıllık açık günler sayısı 79, yağışlı günler sayısı 125 ve karla örtülü günler sayısı 23’tür. Yağışların her mevsim görülmesi, güneşlenme süresinin kısa oluşu nedeniyle, deniz turizmine en uygun aylar; Haziran, Temmuz ve Ağustos olup, Eylül ve Ekim ayları da zaman zaman uygun günler içermektedir. Deniz suyu sıcaklık ortalaması 18,4ºC ile Haziran, 21,9ºC ile Temmuz ve 22,6ºC ile Ağustos aylarında deniz turizmi için uygun sıcaklığa sahiptir.
Bartın’ın denize yakınlığı ve dağ sıralarının kıyıya paralel oluşu genellikle kıyı şeridi üzerinde sıcaklık farklarının azalmasına nemin de artmasına neden olmaktadır. Bölgede yüksek dağların olmayışı, Balkanlardan gelen hava kütlelerinin etkisini artırmaktadır.
Buna göre Bartın’da mezotermal nemli iklim tipi mevcuttur.
Kıyı kesimlerinde günlük ve mevsimlik sıcaklık ortalamaları arasında büyük fark yoktur. İç kesimlere doğru ilerledikçe sıcaklık ortalamaları arasındaki fark artar. Fakat bu artış sıcaklık ortalamaları arasında büyük farklar oluşturmaz. Bartın ve çevresi her mevsim yağışlıdır. En fazla yağış sonbahar aylarında görülür. Yağışlar yazları yağmur, kışları yağmur ve kar şeklindedir.
Denizin etkisiyle kıyılarda iklim daha yumuşaktır ve buna bağlı olarak tarımsal yapı değişiklik ve zenginlik gösterir. Karadeniz Bölgesi deniz suyu sıcaklığı ve güneşlenme süresi ile yararlanma mevsiminin uzunluğu bakımından olumsuz özellikler taşımaktadır.
Bartın ve çevresinin iklim özellikleri, güneşlenme amacıyla gelen turist için tek başına çekici değildir. Güneşlenme ve yüzme amacını taşıyan turist için Bartın ve Çevresi’nin, Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyıları yanında tercih edilme şansı azdır.
1.2.4. Biyocoğrafya Özellikleri
Kuzey Anadolu kıyı dağlarında tipik sıradağlar bulunmamaktadır. Eski erozyon alanlarının oluşturduğu geniş sırtlı dağ sıraları kıyıya paralel olarak uzanmaktadır. Dağ
kalıntılarının üzerinde büyük kaya kütleleri yükselmektedir. Hem yazın, hem de kışın egemen kuzey rüzgârları, dağ sıralarının doğu-batı yönünde uzanması ve Karadeniz’e bakan dik yamaçların etkisiyle nemli gölgeli bakılarla kurak güneşli bakılar arasındaki karşıtlıklar daha da belirginleşir ki, bunun sonucunda küçük yetişme ortamı farklılıkları büyük önem kazanır. Bu nedenle orman toplumları bileşiminde nemli ormanlarla kurak ormanlar yanyana bulunabilir.
Kuzey Anadolu bölgesinde özellikle kuzeye Karadeniz’e bakan yamaçlarda yağış, bulutluluk, bağıl nem değerleri yüksektir ve mezotermal yani orta derecede sıcaklık şartları hüküm sürdüğünden Karadeniz kıyı kesimi, nemli ılıman ve higrofil karakterde bitkilerin en uygun şartlar altında yetiştiği bir bölgedir. Bu bölgenin yüksek kısımlarında ise yine nemli ve soğuk şartlara uymuş ibre yapraklı ormanlar yer almaktadır. Bilhassa, söz konusu alanda nemli ve ışık isteği fazla olmayan kızılağaç, ladin, çeşitli orman gülleri, köknar, ıhlamur, gürgen, kayın gibi çok çeşitli ağaç, çalı ve otsu formasyonlar yer almaktadır. Kuzey Anadolu fitocoğrafya bölgesi dâhilinde dağların yüksek ve güneye bakan yamaçlarında soğuğa dayanıklı ve ışık isteği fazla olan sarıçam ve hatta karaçam’lar bulunmaktadır.
Bartın ve çevresinde, bütün Karadeniz kıyılarında olduğu gibi bitki örtüsü oldukça zengin ve yoğundur. Yağışların bol ve bütün yıla dağılmış olduğu, sıcaklığın ve yıl içindeki sıcaklık değerleri arasındaki farkın fazla olmadığı yörede doğal bitki örtüsü nemli ormanlardan oluşur.
Bartın ve çevresinin 2143 km olan yüzölçümünün %46’sını ormanlar, %35’ini tarımsal alanlar, %7’sini çayırlar ve meralar, %12’sini de kültüre elverişsiz alanlar ve yerleşim merkezleri kaplamaktadır. Kıyıdan dağlık alanlara doğru çıkıldıkça bitki örtüsünde belirgin bir kademelenme görülmektedir. Genel alanın %46’sını kaplayan ormanların karakteristik ağaçları; 600 m yüksekliğe kadar Defne, Meşe, Kayın, Kocayemiş, Ardıç, Ormangülü ve Yabani Zeytin, 1000 m yükseklikte Meşe, Kayın, Gürgen 1500 m ve daha yükseklerde Kayın, Kestane ve Çam yaygındır. Sahil şeridinde de Ceviz, Kestane ve Fındık plantasyonları yaygındır. Tüm bu ağaç türleri, özellikleri dolayısıyla üstün nitelikli kabul edilmekte ve beğenilmektedir. Bartın ve çevresinin bitki örtüsünde geniş yer tutan ormanlar genellikle yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşur.
Ormanların havayı temizleme gücünü ortaya koymak için yapılan hesaplamalarda; 1 hektar ladin ormanının 32 ton, çam ormanının 36,4 ton, kayın ormanının ise, 68 ton katı kirletici maddeyi tutabildiği anlaşılmıştır. Aynı zamanda ormanlar havadaki bağıl nem oranının daha düzenli olmasına, rüzgarın aşırı etkisinin azalmasına, sıcaklıkların stabil olmasını sağlar. Ayrıca ormanların akarsu rejimlerini düzenleme, erozyonu önleme ve gürültüyü azaltma gibi fonksiyonları da bulunur. Çam ağaçlarının salgıladığı koku sinir sistemi üzerinde uyarıcı ve olumlu bir etkiye sahiptir.
Alt flora ise oldukça yaygın ve çok çeşit oluşturur. Ayrıca; son yıllarda adına festival düzenlenen kaliteli çilek yetiştiriciliği dikkat çekmektedir. Bartın ve çevresi, Türkiye’nin Fitocoğrafik flora bölgelerinden Euro-Siberian bölge içerisinde bulunmakta olup, iklim özellikleri nedeniyle oldukça zengin bir doğal bitki örtüsüne sahiptir. Sadece kentsel alan ve yakın çevresinde yapılan floristik incelemeler sonucu 439 adet doğal bitki türü tespit edilmiştir. Bartın doğal peyzaj ve bitki örtüsü açısından çok zengindir.
Kıyı turizminin gelişmesi için elverişsiz olan iklim şartları, kış aylarının ılık olması sebebiyle, tırmanma, yürüyüş, gibi eko turizmi destekleyici aktivitelere olumlu şartlar sunmaktadır. Bitki örtüsü, eko turizm için, turizm alanlarının çekici özelliklerinden birisidir. Ağaç, ağaççık ve otsu bitkilerden oluşan doğal bitki örtüsü, jeomorfolojik yapıya şekil bakımından hareketlilik ve yapraklarının çiçek açma ve meyve verme dönemleriyle renk katarak, her mevsim görsel açıdan çekicilik sağlar. Ağaçlar turizmin yoğun olduğu yaz mevsiminde, gölgeleme fonksiyonuyla faydalı olduğu gibi, yapraklarının terlemesi sonucu açığa çıkan su miktarı, ısının biraz düşmesinin sağlar.
Ağaçlar, ayrıca oksijen de üretirler ve yaprakları çevresindeki havayı duman, toz ve zehirli gaz gibi toplum sağlığı için zararlı etkenlerden filtre ederek temizler. Çeşitli rekreasyonel faaliyetler ormanın doğal ortamı içinde tercih edilmektedir.
Bartın ve çevresinin faunasını çift yaşamlılar, sürüngenler, memeliler ve kuşlar oluşturur. Çift yaşamlılardan kurbağa çeşitleri, (kurbağa, gece kurbağası, yaprak kurbağası, çevik kurbağası, ova kurbağası, şeritli semender, şeritli semender, küçük semender) sürüngenlerden, kertenkele, yılan ve kaplumbağa çeşitleri, memelilerden, kurt, çakal, gelincik, porsuk, tilki, sansar, sincap, kirpi, köstebek ve fare çeşitleri ile boz ayı, yaban domuzu tavşan ve karaca sayılabilir. Kuş çeşitleri arasında ise, leylek,
alakarga, saksağan, üveyik, guguk kuşu, saka, serçe, atmaca, şahin, kartal, doğan, bıldırcın, keklik, sülün, çulluk, puhu, kukumav, karatavuk, bülbül yer alır.
1.3. Beşeri Coğrafya Özellikleri 1.3.1.Nüfus ve Yerleşme
Yüzölçümü 2143 km² olan Bartın’ın 2010 nüfus sayımına göre merkez nüfusu 188.449’dur. Nüfusun 92.808 kişi ile erkekler % 49,25’ini, 95.641 kişi ile kadınlar % 50,75’ini oluşturmaktadırlar. Nüfus yoğunluğu durumu ise; kilometrekareye düşen kişi sayısı İl genelinde 88 ve il merkezinde 122 iken, ilçelerde ise Ulus ilçesinde 34, Kurucaşile ilçesinde 48, Amasra ilçesinde ise 129 kişidir.
Bartın İli 2010 Nüfus Sayımı Sonuçları
İlçe Kodu
İl Adı İlçe Adı Toplam Şehir Köy
0 Bartın Merkez 140.981 51.640 89.341
1 Bartın Amasra 15.481 6.505 8.976
2 Bartın Kurucaşil
e
7.672 1.733 5.939
3 Bartın Ulus 24.315 3.356 20.959
Toplam 188.449 63.234 125.215
Kaynak: www.die.gov.tr
Genel değerlendirme yapıldığında, en fazla il nüfusuna 1990 yılında ulaşılmış, bu yıldan sonra nüfus düşüş göstermiştir. Bu düşüş 2007 yılına kadar sürmüş, 2007 yılından sonra nüfus tekrar artış göstermiştir. 1990 yılı ve 2007 yılı değerlendirildiğinde % -11,52’lik
bir nüfus düşüşü yaşanmıştır, 2007 yılından sonra ise il nüfusu başta merkez ilçe olmak üzere artış görülmektedir. Nüfus düşüşü ilin genelinde değerlendirildiğinde (1990–
2009) büyük bir ölçüde kırsal kesimde gerçekleşmiştir. 1990–2009 yılları arasında nüfus kaybı en fazla Ulus ilçesinde %-40,11 lik, Kurucaşile ilçesinde %-32,91’lik ve Amasra ilçesinde %-22,04’lik bir düşüş göstermiştir. İl geneli değerlendirildiğinde ise
%-8,45’lik düşüş yaşanmıştır. Bartın merkez olarak nüfus % 5,26 lık artış, Merkez ilçe (Belediye) nüfusunda ise % 61,51 lik artış olmuştur. 2007 ve 2009 yılı olarak değerlendirildiğinde nüfus % 3,47’lik bir artış göstermiştir. 2008 ve 2009 yılı olarak nüfus il geneli 1,66 lık bir artış, Amasra ve Ulus ilçelerinde ise düşüş görülmektedir.
Bartın ve çevresinde yerleşmelerin dağınık ya da toplu olmasında su varlığı ile topoğrafik özellikler önem taşımaktadır. Sahada ovalık kesimlerde bulunan yerleşimler toplu, engebeli arazilerde ki yerleşimler ise dağınık karakterdedir. Yerleşimlerin dağınık olmasında alanın eğim durumu etkilidir. Alanın özellikle doğu ve kuzeydoğu kesimlerinde eğim fazla olduğundan yerleşimler seyrek ve dağınıktır. Oysaki batı ve güneybatı kesimlerindeki eğimi ve yüksekliği az olan alanlarda ise yerleşimler daha yoğundur. Burada ki yerleşimlerin büyük çoğunluğunun su kenarlarında ve 0-500 metre yüksekliklerde olduğu tespit edilmiştir.
Topoğrafik yapıda çok yüksek potansiyele sahip alanlar, yükseklik bakımından 0-500 metre, eğim bakımından düz ve düze yakın, bakı yönünden ise güney ağırlıklıdır. Bartın ve çevresinde yerleşim alanlarının büyük bir çoğunluğu su kenarlarında bulunmaktadır.
Karadeniz’e dökülen küçük akarsuların ağızları ile Bartın çayı ve kollarının çevresinde yerleşimlerin diğer yerlere oranla daha yoğun olduğu görülmektedir. Yerleşimlerin geriye kalan büyük bir kısmı ise, yer altı su seviyesinin yüksek olduğu kesimlerde veya su kaynaklarının bulunduğu alanlarda kurulmuştur. Sahada yerleşimler dağınık bir yapı sergilemektedir. Nedeni, evlerin su varlığına yakın yerlerde yapılmasıdır. Alanda su kaynaklarının çok olması dağınık yerleşim karakterinin oluşmasında etkilidir.
İdari Durum; Bartın İli 7 Eylül 1991 tarihinde 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasayla il statüsüne kavuşmuştur. İlimizin Merkez, Amasra, Ulus, Kurucaşile olmak üzere 4 İlçesi Arıt, Kozcağız, Kumluca, Abdipaşa ve Hasankadı Beldeleriyle birlikte 9 Belediye, 50 Mahalle ve 260 Köyü vardır. 31.12.2010 ADNKS göre nüfusu toplam 188.449 dur.
Bartın İlçe-Belde-Köy ve Mahalle Nüfusları
İlçeler Belediyeler İlçe / Belde
Nüfus Belediye Sayısı
Mahalle Sayısı
Köy Sayısı
Merkez
Bartın
140.98
1 4
17 81
Arıt 5 12
Kozcağız 3 40
Hasankadı 4 --
Toplam 29 133
Amasra Amasra 15.481 1 5 30
Kurucaşile Kurucaşile 7.672 1 4 28
Ulus
Ulus
24.315 3
5 49
Abdipaşa 4 --
Kumluca 3 20
Toplam 12 69
İl Geneli Toplam
188.44
9 9 50 260
Kaynak: www.bartın.gov.tr
1.3.2. Ulaşım
Karayolu; Bartın’ın şehirlerarası ulaşımını sağlayan karayolu; batıda Çaycuma-Devrek (Zonguldak) - Mengen-Yeniçağa (Bolu), güneyde de Safranbolu (Karabük)-Gerede (Bolu) üzerinden E-80 Otoyolu ile E-5 Devlet yoluna ulaşmaktadır. Doğuda Cide (Kastamonu), güneyde de yine Safranbolu (Karabük) üzerinden Orta ve Doğu Karadeniz ve İç Anadolu’ya açılmaktadır. Bartın İlinin karayolu uzunluğu toplam 281 km olup, bunun 139 km. devlet yolları, 142 km. de il yolları ağında yer alır. İlde otoyol yoktur.
Bartın İlinin Sınırlarındaki Yol Ağı ve Çevre İllere Uzaklığı
Niteliği Uzunluğu İller KM
Devlet Yolu 142 İstanbul 441
İl Yolu 139 Zonguldak 90
Otoyol - Ankara 278
Köy Yolu 1.800 Karabük 83
Orman Yolu 1.338 Kastamonu 181
Kaynak: http://.www.bartin.gov.tr
Denizyolu; Bartın İli sınırları içerisinde Bartın, Amasra ve Kurucaşile’de olmak üzere 3 adet liman bulunmaktadır.
Bartın Limanı; Bartın limanı 1965 yılında inşa edilerek 10.06.1966 tarih ve 6 / 6548 karar sayılı bakanlar kurulu kararı ile askeri hizmetlere ayrılan bölümleri dışında kalan kısımlarının kullanımı Bartın belediyesince yapılmaktadır. 15.05.1995 tarih ve 2136 sayılı bakanlar kurulu kararıyla da yabancı gemilerin girişine açılmıştır. Halen 2004 yılında yürürlüğe giren ISPS kod çerçevesinde güvenlik seviyesi 1 olan limanımız gerekli sertifikasyonu yapılmış olarak belli cins gemiler için uluslararası deniz trafiğine açıktır. Yük ve yolcu taşımacılığında uluslar arası liman olarak hizmet veren Bartın limanı aynı zamanda yük ve yolcu giriş-çıkış gümrük kapısıdır. 480 m rıhtım uzunluğuna sahip Bartın limanının su derinliği 6-8 metredir. Rıhtıma aynı anda 2 adet 5-6 bin tonluk gemi veya 6 adet 200-500 tonluk motor yanaşabilmektedir.
İl’in sahillerindeki Amasra ve Kurucaşile limanları ile Tekkeönü balıkçı barınağı ulusal ticari liman statüsündedir. Söz konusu limanların yat limanı olarak gelişme potansiyeline sahip olduğu öngörülmektedir.
Demiryolu; Bartın ili sınırları içinde demir yolu bulunmamaktadır. Bartın'a demiryolu ile ulaşım, il merkezine 38 km uzaklıktaki Saltukova tren istasyonu ile sağlanmaktadır.
Havayolu; İl’e en yakın Havalimanı, 38 km uzaklıktaki Saltukova (Zonguldak) havalimanıdır. Havaalanı şu an da faal olmamakla beraber hizmete sokmak için çalışmalar yürütülmektedir.
1.3.3. Ekonomik Yapı
Bartın ve çevresi ikliminin olumlu olmasına rağmen, kırsal kesimde yaşayan insanların geçimini sağlayacak tarım arazisinin azlığı ve tarıma olan ilgisizlik sebebiyle tarım sektörü, maden, imalat sanayi ve hizmetler sektöründen sonra gelmektedir. Tarım ürünleri çeşitlilik arzetmesine rağmen üretim miktarları düşüktür. Bu da tarım arazisi olarak kullanılan arazilerin sınırlı olmasından kaynaklanmaktadır.
Bartın ve çevresinin arazisi genel olarak engebeli bir yapıya sahiptir. Bu durum makineli tarım yapılmasını engellediği için özellikle tarla tarımını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu da birim alandan alınan verimi düşürmekte ve maliyeti artırmaktadır. Hayvan işgücü
kullanılarak ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak yapılan tarla tarımı giderek gerilemeye başlamıştır. Bu arazilere traktör de sokulamadığı için boş kalmakta, kendiliğinden yetişen otlarda hayvan yiyeceği olarak yararlanmaya çalışılmaktadır.
Bartın ve çevresinde hayvancılıkta tarım gibi gelişememiştir. Aile ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, aile işletmeciliği şeklinde yapılan bir ekonomik faaliyet durumundadır. Sahanın büyük bir bölümünün ormanlarla kaplı olması, çayır ve meraların yetersiz olması yanında, köylerde yaşayan halkın hayvancılığı geçim kaynağı olarak görmemesi buna sebeptir. Son yıllarda besicilik yaygınlaşmış, süt inekçiliğinde de önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.
Bartın ve çevresi, özellikle Amasra Taşkömürü Müessesi ile başlayan ve özel sektörün katılımıyla büyüyen sanayi; gıda, orman, kâğıt, ambalaj, plastik, taş ve toprak, tekstil, hazır giyim, metal eşya, makine teçhizat ve diğer imalat sanayindeki yatırımlarla ivme kazanmıştır. Günümüzde devlete ait Amasra Taşkömürü Kurumu ile özel sektörde yer alan toplam 55 sanayi kuruluşu, 4000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Ayrıca merkez ve Amasra ilçelerindeki Tel Kırma Yazmacılığı ve diğer el sanatları, yine Amasra’daki Ağaç Oymacılığı ve Kurucaşile ilçesindeki ahşap yat ve gemi yapımcılığı ve bunların haricindeki birçok küçük ve orta ölçekli işletmelerin her biri, birer istihdam sahalarıdır.
Bartın ve çevresi, sanayileşmesini tamamlayamamıştır. Sanayi yatırımları kamu tarafından başlatılmış, özel sektörün devreye girmesiyle de sanayi yatırımları az da olsa artmıştır. Eksikliği hissedilen Bartın Organize Sanayinin oluşumu sağlanmış ve lüzumlu alt yapılar tamamlandıktan sonra: tekstil, gıda, tarım, orman inşaat, plastik, metal ve imalat sanayisi yatırımları için girişimcilere imkân yaratılmış ve bunun neticesi olarak, bir kısmı üretim yapmakta ve değerleri bu safhaya gelmek üzeredir. Sanayinin yeterince gelişememiş olması tarımsal gelirin düşüklüğü sebebiyle ticaret canlı değildir. Kapalı bir ticari yapı hâkimdir. Bartın limanı vasıtasıyla az da olsa dış ticaret de yapılmaktadır.
Bartın ve çevresi, coğrafi konum, deniz ulaşımı, pazara yakınlık ve diğer imkânlar bakımından önemli avantajlara sahip olduğundan her türlü yatırıma elverişlidir.
İşadamlarının ve tasarruf sahiplerinin sanayileşmeye katılım eğilimleri; arsa fiyatlarının yüksek oluşu, altyapısı hazır sanayi arsalarının bulunmayışı, iş adamlarının sanayileşmeye katılımlarını olumsuz etkilemektedir. Tasarruf sahiplerinin
sanayileşmeye katılma eğilimleri yok denecek düzeydedir. Tasarruf sahipleri alışılagelmiş gayrimenkul edinme alışkanlığı yanında son yıllarda döviz, devlet tahvili ve altına yönelmiştir.
Bartın ve çevresi, Bartın ırmağı vasıtasıyla denize bağlı ve denizle alakalı bir memlekettir. Bundan dolayı çok eski zamanlardan beri yelkenli ve daha sonraları da motorlu gemilerle deniz nakliyatından ve ticaret işlerinden azami istifade yollarını bulmuş ve böylece hinterlandı da bu durumuyla ilişkilendirerek önemli bir transit merkezi halinde önemini korumaktadır. Yakın zamanlara gelinceye kadar, Bartın ve çevresindeki yerleşmelerin üretim maddeleri Bartın piyasasında toplanır ve Bartın yoluyla gerekli yerlere sevk olunurdu.
Bartın ve çevresinde km2’ye 88 kişi düşmektedir. Nüfusun % 75.77’sinin kırsal kesimde yaşaması ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu kanısını verse de, sanayi ekonomiye tarımdan daha fazla etki eder. Bu alandaki istihdam büyük ölçüde (% 59) kömüre bağlı olmakla birlikte, sanayi kuruluşları % 55 oranında istihdam olanakları sunmaktadır. Batı Karadeniz’in verimli ovalarına sahip olan Bartın’da tarımsal arazinin büyük bir kısmı tarla tarımına ayrılmıştır. Buğday, mısır, patates ve domates yetiştiriciliği önemli ürünlerdendir. Adına festival düzenlenen çilek ile diğer ürünlerden olan kestane, fındık, ceviz ve meyve türlerinin üretimi her geçen gün artmaktadır.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren geçen uzun bir sürede, Bartın’dan Avrupa’ya yumurta ihracatı yapılmıştır. Son yıllarda önemini yitiren bu sektörün tekrar kazanımı için, Bartın Meyvecilik Üretme İstasyonu; Yumurta Tavukçuluğunu Geliştirme Projesi adı altında, bir çalışma başlatmıştır.
Osmanlı Döneminden beri orman kaynakları bakımından oldukça zengin olduğu bilinen Bartın ve çevresi, bu zenginliğini kerestecilik ve gemi yapımcılığı ile sanayiye yansıtan önde gelen yörelerimizdendir. Evliya Celebi’nin Seyahatnamesi’nde ve Uluslu Hamdi’nin Atlas isimli kitabında; çevrenin kereste ihtiyacının Bartın’dan karşılandığı, Osmanlı Donanması’nın Kadırga ve Kalyonlarının Bartın, Amasra ve Kurucaşile’deki tersanelerde yapıldığı anlatılmaktadır. Yine, 1914 yılında Süveyş Kanalı’nın tahkimatında kullanılmak üzere Bartın’dan Mısır’ın İskenderiye Limanı’na kereste sevkedildiği, ayrıca Yalı caddesi üzerinde ve Bartın Irmağı kenarında bulunan yıllık 40- 50 gemi kapasiteli tersanelerin, 1950 yıllarına kadar üretimlerini sürdürdükleri yazılı
kaynaklardan anlaşılmaktadır. Bugün de, 268 köyünden 216’sı orman köyü olan Bartın’da Kerestecilik önde gelen iş kollarından birisidir. Orman kaynaklarının zenginliği ve kalitesi nedeniyle son yıllarda kereste fabrikaları ve imalathanelerinde artışlar görülmektedir. Gemi yapımcılığı ise, Kurucaşile’nin Hisar (Tekkeönü) ve Kapısuyu köylerindeki tersanelerde sürdürülmektedir. Bartın ilinin yüzölçümünün
%46’sını ormanlık alanlar teşkil etmektedir.
Bartın ve çevresinde turizm, bir iktisadi faaliyet olarak gelişmeye müsait önemli bir gelir ve geçim kaynağıdır. Turizme hizmet veren konaklama tesisleri v.b. yerlerde çalışanlarla diğer esnaf ve dolayısıyla şehir halkının önemli bir kısmı doğrudan veya dolaylı olarak geçimini, şehre gelen ve konaklayan turistlerden sağlamaktadır.
1.3.4. Altyapı
Bartın ve çevresi coğrafi konum itibarıyla ana ulaşım yollarına uzaktır. Ulaşım yönünden karayolu ve denizyolu imkânına sahip olan saha, demiryolu ve havayolu ulaşımına kapalıdır. Bölgede en gelişmiş ulaşım türü karayoludur. Bartın ve çevresi, karayolu ile komşu yörelere ve büyük şehirlere bağlıdır. Karayolu bağlantıları asfalt yollarla sağlanmaktadır. Saha kendi içindeki küçük yerleşim alanlarına stabilize yollarla bağlıdır.
Bartın ve çevresi engebeli bir coğrafi yapıya sahip olduğundan karayolu oldukça virajlı ve inişli-çıkışlıdır. Ayrıca yol güzergâhları yer yer dağlar arasındaki vadilerden geçtiğinden ve akarsu yataklarını takip ettiğinden yolar dar, kaplamaları asfalt olmasına rağmen standartların altındadır. Sahanın diğer ulaşım imkânı ise denizyoludur. Sadece yük taşımacığında kullanılan denizyolu ulaşımı, Bartın Irmağının Karadeniz’e döküldüğü Boğaz Mevkii’nde yer alan Bartın limanı ve Amasra’da yer alan Amasra limanı vasıtasıyla gerçekleştirilmektedir. Bartın limanı aynı zamanda askeri bir limandır.
Limanın sivil denizyolu ulaşımına açık bölümünün işletilmesi Bartın Belediyesi’ne aittir.
Bartın ve evresi demiryolu ve havayolu ulaşımına açık değildir.
Bartın ve çevresi bütün yerleşim birimleriyle şehirlerarası ve milletlerarası tam otomatik telefon görüşmeleri ve özel radyo ile televizyon yayınlarına açıktır.
Saha elektrik enerjisi ihtiyacını Zonguldak-Çatalağzı Termik Santralinden karşılamaktadır. Elektrik enerjisi temininde herhangi bir yetersizlik bulunmamaktadır.
Kirazlıköprü Barajı tamamlandığında ise, 8.061 hektar alanın sulanması yanında, yılda
144.400.000 kwh’lik elektrik enerjisi üretimi olacaktır. Yeni sanayi yatırımlarının gerçekleştirilmesi durumunda dahi elektrik enerjisinde sıkıntı yaşanmayacaktır.
Bartın’da ve çevresinde kullanma ve endüstri suyu açısından önemli bir problem bulunmamaktadır. Şehir merkezi hariç sahada modern anlamda kanalizasyon şebekesi mevcut değildir. Kanalizasyon şebekesinin bulunduğu bütün yerleşim bölgelerinde arıtma tesislerinin olmaması sebebiyle kanalizasyon suları arıtma yapılmadan akarsulara verilmektedir. Bu durum insan sağlığı ve çevre açısından tehlike arzetmektedir.
Sosyal altyapı (eğitim, sağlık, konut, işgücü) Bartın ve çevresinde gelişmişlik düzeyini göstermesi açısından önem arzetmektedir. Sosyal altyapı, sahanın sosyal gelişimi kadar sanayi ve ticaretin gelişimini de doğrudan etkileyen faktördür. Eğitilmiş ve sağlıklı insanlardan meydana gelen şehirlerde gelişme, diğer faktörler aynı olmak şartıyla sosyal altyapısı gelişmemiş şehirlerde sağlanan gelişmeden daha hızlı ve büyük olacaktır.
Bartın ve çevresinde, okuma-yazma oranı yüksektir. Bu oran, şehirlerde kırsal kesimden daha yüksektir. Sağlık açısından Bartın ve çevresinde mevcut yataklı tedavi kurumlarının hepsi şehir merkezinde yer almaktadır. İşgücü açısından ise, Bartın ve çevresinde iktisaden faal nüfusun yoğunlaştığı sektör madencilik sektörüdür.
Bartın ve çevresi coğrafi yapısı nedeniyle arazinin engebeli olması ve engebesiz arazilerinde tarım arazisi olarak kullanılması, Bartın’da konut yapımı amacıyla kullanılacak arsa konusunda sıkıntıların doğmasına neden olmaktadır. Bu durum özellikle de şehirlerin çevresinde yer alan engebesiz arazilerin konut alanı olarak kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir.
2. BARTIN VE ÇEVRESİNİN TURİZMİ 2.1. Bartın ve Çevresinin Tarihçesi
Bartın’ın antik çağlardaki adı “Parthenia” dır. Bartın, “Parthenious” ırmağının kenarında kurulduğundan, ırmağın adını almıştır. Parthenious “Sular İlahı” veya
“muhteşem akan su” anlamlarına gelir.
Bartın ve çevresi, bir dönemin tersaneler diyarı; sonra geniş bir bölgenin pazaryeri;
Karaelmasın yani kömürün anayurdu; 1940’lı yıllarda ülkemizin ilk turizm
beldelerinden. Bu gün de, binlerce ilginç doğal değerleri ve dinamik ekonomik yapısıyla her zaman olduğu gibi önemli bir cazibe merkezidir.
M.Ö.3000-2400 yılları arasında Akaların Ege’de Miken Medeniyetini kurmadan önce Batı Anadolu kıyılarına (Samsun, Sinop ve Amasra) yerleşerek Bakır Devri Medeniyetini yerli halka öğrettikleri; iç kesimlerde de Gaskalar ve Hititler’in hâkim olduğu savunulmaktadır. Bartın ve Karadeniz’in antik kentlerinden olan Amasra’nın;
3000 yıllık tarihinde, uzun süre ayrı dönemler yaşadıkları, zaman zaman da aynı kaderi paylaştıkları görülmektedir.
Bartın’ın ilk sahipleri, M.Ö.14. yy’.da Gaskalar ve M.Ö.13. yy’.da Hititlerdir. M.Ö.12.
yy. başlarında Bartın Bithinya, Amasra Paphlagonya sınırları içinde yer almış; M.Ö. 12.
yy. sonlarında ise, Bartın Friglerin, Amasra Fenikelilerin eline geçmiştir. Bartın; M.Ö.
7.yy. sonlarında Kimmerlerin, M.Ö.6.yy’da Lidyalıların, M.Ö.547 yılında Perslerin, M.Ö.334 yılında Makedonyalıların, M.Ö.279 yılında Pontus’luların, M.Ö.64 yılında da Romalıların egemenliğine girmiştir.
Bartın, bu dönemleri yaşarken; M.Ö.12.yy.da Fenikelilerin Karadeniz’de oluşturdukları ilk Sayda Kolonilerinden olan Amasra (Sesamos) ve Kurucaşile (Kromna); M.Ö.9. yy’
da Fenikeliler ve ortakları Karyalılarca terk edilince, yüz yıllık karanlık bir dönem geçirmiştir. M.Ö.7.yy. başlarında İonların soyundan gelme Megaralı göçmenlerin eline geçerek Ion (Milet) Kolonisine katılmıştır. 200 yılı aşan Pers döneminde (M.Ö.547) de bu statüsünü korumuş; Makedonya döneminde (M.Ö.334-279) ise, önce Frigya Satrabı ve Kraliçe Amastris (M.Ö.302-286) daha sonra da Bartın ve Ulus ile birlikte General Eumenes tarafından yönetilmiştir.
M.Ö.12. yy’ dan M.Ö.3. yy.’a kadar Sesamos adıyla bilinen kent; Makedonya döneminde, Kraliçe Amastris tarafından Şehir Devleti (302-286 )olarak örgütlenerek yönetilince kraliçenin adını aldı. Bartın ve çevresi, M.S. 395 yılında Roma-Bizans bölünmesinden sonra Bizans’ın payına düşmüş, 1084-1096 yılları arasında Kutalmış oğlu Süleyman Beyin bölgede kurduğu Türk Emirliğinin, I.Haçlı Seferleri sonrasında da, yeniden Bizans’ın sınırları içinde yer almıştır.
M.S.11. yy. sonlarında, Anadolu Selçukluları’nın; 200 yıllık Selçuklu döneminden sonra 1326’da Candaroğulları Beyliği’nin, 1392’den itibaren de Osmanlı İmparatorluğu’nun
egemenliğine girmiştir. Bartın ve Ulus, M.S. 11.yy’da Türk hâkimiyetine girerken;
Amasra, Roma döneminde (M.Ö.64-M.S.395) Satraplıkla yönetilen Bitinya-Pontus Eyaletinin Pontus bölümüne başkent oldu. Bizans (M.S.395-1460) döneminde 1261-1460 yılları arasında Ceneviz Kolonisi olarak yönetildi. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. Tarihçi Strabon’un “Denizle karanın birleştiği yerde buradakinden daha güzel bir manzaraya tesadüf etmek imkânsızdır.” diye bahsettiği Amasra’yı fethetmek için ordusuyla yola çıkan Fatih Sultan Mehmet, atını şehrin gözüktüğü ilk tepede durdurmuş, bir müddet seyrettikten sonra yanında bulunan vezirine
“Lala! Çeşm-i cihan aceb bu mu ola?” diye hayranlığını açıklamıştır. Amasralılarca pek kıymetli olan bu hatıraya istinaden o tepeye bugün “Bakacak” denilmektedir.
Bartın, Osmanlı Döneminin 1460-1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliği’ne bağlı Bolu Sancağı sınırları içinde yer aldı. Bolu Sancağı’nın kaldırılmasıyla 1692-1811 yılları arasında Voyvodalıkla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu Vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu Sancağı’na bağlandı. Bu dönemde ticari potansiyeliyle bölgenin pazar yeri olan ve On iki Divan adını alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. 1876 yılında da Belediye Teşkilatı kuruldu.
Bartın, 1920 yılında Mutasarrıflık ve 1924 yılında da il olan Zonguldak’a bağlanmış, 07 Eylül 1991 tarihinde de 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasayla il statüsüne kavuşmuştur. Bartın İli’ne bağlı ilçelerden Osmanlı Döneminde ilçe iken Cumhuriyetle birlikte bucak statüsüne düşürülen Amasra; 1987 yılında yeniden, Ulus; 1944 yılında, Kurucaşile; 1957 yılında İlçe olmuştur. Bartın’ın Merkez, Amasra, Ulus ve Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi, Arıt, Kozcağız, Kumluca ve Abdipaşa beldeleriyle birlikte 260 köyü vardır.
2.2. Bartın ve Çevresinin Çekicilikleri (Değerleri)
Turizm hareketi içinde kısa süreli yer değiştiren insanların tatil yeri seçiminde dikkate aldıkları bazı temel özellikler vardır. Asgari bir konfor, emniyet, huzur ve serbestlik her turist tarafından aranır. Fakat bunlardan önce doğal güzellikler (jeomorfolojik üniteler, iklim, bitki örtüsü, yaban hayatı, denizler, su kaynakları) tarihi değerler ve kültürel
özellikler gelir. Turist çekici özellikler yani turizmde çekim gücü, bütünüyle coğrafi çevreden kaynağını alır.
2.2.1.Doğal Değerler Plajlar
İç turizm bakımından, yaz sezonunda rağbet gören plajlar Orta ve Batı Karadeniz sahillerindedir. Batı Karadeniz’de yer alan Bartın ve çevresinin dik ve ormanlık yamaçlarla denize uzanan 59 km’lik kıyı kesimi olağanüstü güzellikteki koyları, temiz denizi ve yeşil bitki örtüsü ile ilgi çekicidir.
Araştırmanın konusunu oluşturan alanda tipik Karadeniz ikliminin hâkim oluşu bunun sonucunda yağışların iklimin genel özelliğine uygun olarak her mevsim görülmesi ve güneşlenme süresinin kısalığı kıyı turizmini olumsuz etkilemektedir. Bartın ve çevresinin plajları iklimin olumsuz özelliğinden dolayı fazla kullanılmadığından doğal olarak bakir kalmıştır.
Kızılkum: Bartın’ın kuzey-batı yönünde ve 25 km uzaklıkta yer alan Kızılkum, yaklaşık 4 km’lik uzunluğu ile yörenin en bakir ve en büyük plajıdır. Seyyar ve sabit tesislerle donatılarak turizme açılabilecek potansiyel bir alandır. Kızılkum’da önemli altyapı eksiklikleri bulunmakta ve ulaşım imkânları kısıtlıdır. Temiz ve derin denizi ile bol kumlu plaja sahiptir.
Mogada: Mogada plajı, Bartın’ın batı yönünde yer almakta ve şehir merkezine 20 km.
uzaklıkta olup, 1,5 km. uzunluğa sahiptir. Koyun her iki ucu kayalardan oluşan iki ufak burunla çevrili olduğundan korunaklıdır. Plajın doğu yönünde; ikinci dünya savaşı esnasında olası bir düşman çıkartmasına karşı koymak üzere uçaksavar bataryalarının yerleştirildiği koruganlar inşa edilmiştir. Temiz deniz ve geniş kumsalın yer aldığı plaj, günübirlik turizme elverişlidir.
Güzelcehisar: Bartın’ın batı yönünde ve şehir merkezine 17 km. uzaklıkta olup, tarih ve doğanın iç içe girdiği bir yerdir. Plajın batı yönünde yeşil ve dokunun çevrelediği doğal kaya şekilleri otantik bir ortam oluşturur. Kısmen ev pansiyonculuğunun yapıldığı Güzelcehisar, ziyaretçiler için de uygun kamping koşullara sahiptir.
İnkumu: Bartın şehir merkezine 14 km. uzaklıktadır. Plajın uzunluğu 2,5 km’dir.
Plajın kuzeyi Karadeniz, güneyi ise orman denizi ile çevrilidir. İnkumu ormanı bitki çeşitliliği açısından oldukça zengindir. Gün batımında, turkuvaz ve yeşil renkler üzerine düşen altın sarısı güneş ışınları, seyredenlere büyülü bir ortam sunar. İkinci konutların da yer aldığı İnkumu’nda otel, pansiyon ve resmi kurumlara ait dinlenme tesisleri bulunmaktadır. Belediye belgeli otel ve pansiyonların yatak kapasitesi 350 civarında olup, bu miktar ev pansiyonlarının göreceli olarak katılımı ile artmaktadır. Sezon boyunca, restaurant, cafe, disko ve barlar, yeme içme ve eğlencesiyle turizme renk katmaktadır. Bartın ve çevresinin en gelişmiş plajlarından biridir.
Amasra: Bir yarımada ve iki ada üzerine kurulmuş olan Amasra, manzarası, yeşili, denizi ve 3000 yıllık tarihiyle önemli bir turizm merkezidir. Tarihte Sesamos ve Amastris gibi isimlerle bilinir. Amasra’nın yazlık olma niteliği 19. yüzyıl ortalarına kadar uzanmaktadır. Denize girmek maksadıyla olmasa bile serin ve sakin bir kıyı kasabasında yaz boyu dinlenmek, eskilerin deyimiyle bir tür “tebdili hava” kabul edilmiştir. Karabük Demir-Çelik fabrikası işçilerinin Amasra’yı sayfiye yeri olarak kullanmasıyla 1940’lı yıllardan itibaren Türkiye’de ilk turizm kıpırtılarının başını Amasra çekmiştir. 1960’lardan sonra ekonomik faaliyet olarak maden kömürünün çıkarılmasıyla turizm önemini yitirmiş,1980’den sonra hükümet politikası olarak turizme önem verilmesi ve 1990’ların başında maden kömürünün önemini yitirmesiyle turizm gelir kaynağı olarak tekrar önem kazanmıştır.
Tarih ve özgün doğa Amasra’yı turizmin ilk beldesi yapmıştır. Turizmle ekonomik faaliyetler arasında en önemli ilişki, balıkçılık ve turizm arasında görülmektedir.
Amasra da olta ve tekne balıkçılığı yapılmaktadır. Tutulan balıklar restaurantlarda Amasra Salatasıyla birlikte her gelir grubuna tattırılır. Amasra balıkçı kasabası özelliğini korumakta ve bu özelliğinden dolayı ilgi çekmektedir. Av yasağı döneminde balıkçı tekneleriyle günlük tekne turları düzenlenmektedir. Deniz turizmine ilgi duyanlar için, Amasra plajı Büyükliman yönünde ve şehrin ortasındadır. Zaman zaman Küçük Liman tarafında da denize girmek olasıdır. Şehir plajının hemen kenarında Yelken Kulübü vardır. Konaklama durumu ise, Turistik ve Belediye belgeli otel, pansiyon ve ev pansiyonlarındaki yatak kapasitesi 400 civarındadır.
Bozköy: Amasra’ya 12 km uzaklıkta olup, doğu yönünde, uzun ve ince bir kumsala sahiptir. Plajın uzunluğu 2 km’dir. Bozköy plajı, günübirlikçilere cevap verebilecek donatılara sahiptir. Bozköy koyu ve plajı doğallığını halen korumaktadır.
Çakraz: Tarihteki ismi kızıl manasına gelen Erythinoi’dir. Çakraz plajının uzunluğu 1,5 km’dir. Bartın ve çevresinin turizm potansiyeli yüksek olan plajlarındandır. İnce kumlu çok güzel bir koya ve plaja sahiptir. Halk burada turizmi benimsemiştir. Birçok Avrupalı ailenin deniz sezonunda tercih ettikleri doğa köşesidir. Çakraz’daki yatak kapasitesi 237 olup, günübirlik donatılara haizdir.
Akkonak: Çakrazın 4 km. doğusundadır. Falezli yüksek kıyının önünde kum ve çakıl karışımı plaj bulunmaktadır. Günübirlik kullanıma elverişlidir. Konaklama tesisi olarak bir tesis bulunmaktadır.
Göçgün: Göçgün plajı, Kızılkum’dan sonra en bakir yapıya sahiptir. Akkonak tan 5 km doğuda yer almaktadır. Göçkün köyü ve çevre mahalleler Karadeniz sahil yolu üzerinde ve Amasra ırmağının oluşturduğu küçük alüvyal düzlük üzerinde kurulmuştur. Koyun doğu ve batı ucundaki ormanlarla kaplı iki burun plajı korunaklı kılmaktadır. Plajın 1 km. uzunluğu vardır ve ince kumludur. . Günübirlik kullanım için ilgili donatılara ihtiyaç duymaktadır.
Çambu: Kurucaşile’nin batı yönünde ve ilçeye 14 km uzaklıktadır.. Plajın doğu yönünde ve motorla gidilebilen sarp bir kaya sathında yılanların dolanışını tasvir eden rölyef vardır. Fok balıklarının üremesine müsait 10x10x10 ebadında deniz mağarası oluşmuştur. Dik yamaçlarla inilen koyda herhangi bir yapılanmaya gidilmesi imkânı yoktur. Doğal karakterini korumaktadır.
Kurucaşile: Bartın’ın kuzeydoğusunda zeytin ve sandal burunlarıyla sınırlanan koylar üzerine kurulmuştur. Yörenin eski yerleşim merkezi tarihi Kromna kentidir.
Osmanlıdan günümüze babadan oğula öğretilerek ulaşan ahşap yat ve tekne yapımcılığı ile ünlüdür.
Tekkeönü: Tekkeönü plajı Kurucaşile’nin batı yönünde ve ilçeye 10 km. uzaklıktadır.
Plajın boyu takriben 500 m.dir. Ahşap yat ve balıkçı teknelerinin yapım yeri olarak ün kazanmıştır. Tarihi Kromna şehrinin merkezini oluşturur.
Bu plajlardan en çok rağbet görenler Amasra, İnkumu, Mogada, Çakraz ve Güzelcehisar’dır.
Yaylalar
Geleneksel yaylacılık faaliyetleri günümüzde fonksiyonel değişime uğrayarak, insanların tatillerini geçirdikleri sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır.
Bartın ve çevresinde kıyıdan iç kesimlere gidildikçe dağ, yayla ve av turizmi açısından yörenin cazibe merkezi olan Uluyayla ve Arıt dağlarındaki Zoni yaylasını görmek mümkündür. Bartın ve çevresinin önemli yaylaları, Ulus ilçesinde Uluyayla, Arıt beldesinde Zoni yaylası, Kumluca beldesinde de Ardıç yaylalarıdır.
Uluyayla: Ortalama 1.000 m. rakımda yer alan yayla, 86.000 hektarlık el değmemiş bir orman varlığıdır. Yaylanın hemen ortasından geçen ve batıya doğru akan Ovaçayı ve İn önü deresi ovaya ayrı bir güzellik verir. Eski ahşap yayla evleri vardır. Uluyayla, iğne ve yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanı, rengârenk çiçekleri ve yeşili, pınarları, mağaraları ve yaban hayvanlarıyla bir Milli Park niteliğindedir. Yeşilin çeşitli tonları ve daha nice renkler ancak doğa harikası Uluyayla'da keşfedilir.
Arıt (Zoni) Yaylası: Arıt dağlarından başlayıp güneye doğru uzayarak Uluyayla’yla bütünleşen Arıt yaylası Uluyayla’nın uzantısı sayılabilecek benzer özellikler taşımaktadır. Yörenin bitki örtüsünü köknar, sarıçam, kayın, gürgen, meşe, akağaç, kiraz, ıhlamur, kayacık, dışbudak ve yüzlerce alt flora oluşturur.
Ardıç ve Gezen Yaylası: Kumluca-Safranbolu ve Yenice arasında kalan ardıç bölgesinde birbirlerinden 8 km. arayla iki yayla bulunmaktadır; Ardıç yaylası ve Gezen yaylası. Ortalama yükseklikleri 1500 m. civarında olmakla birlikte yılın Ekim ve Mayıs arasını oluşturan beş ayını karlar altında geçirmektedir. Düzenli ve planlı olarak inşa edilmiş herhangi bir yol yoktur. Kumluca’dan 33 km. uzaklıkta bulunan Gezen’e iki, Ardıç’a bir olmak üzere üç güzergâh üzerinden ulaşım sağlanmaktadır. Yaylalarda herhangi bir meskûn alan ve köy bulunmamaktadır.
Uluyayla ve Arıt yaylasında dağ ve yayla havasını solumak ve doğayla başbaşa yaşamak, dağ gezileriyle değişik zevkleri tatmak ve mevsimlere göre her türlü kara avcılığı yapmak olasıdır.
Mağaralar
Bartın, karbonatlı kayaçların yoğun olduğu bir yer olarak dikkati çeker. Bu durum mağara oluşumunu kolaylaştırmıştır. Örneğin Amasra ve Ulus ilçelerinde tespiti yapılmış 107 adet mağara vardır. Bunlar arasında Çakraz'daki Gürcüoluk Mağarası ile Kayadibindeki Sipahiler Mağarasının, MTA'ca yapılan ön araştırma çalışmaları bitmiştir. İlaveten Gürcüoluğun yapılandırma ve elektrifikasyon projesi aynı kurum tarafından hazırlanmıştır. Her iki mağara dikit, sarkıt ve traverten oluşumlarla muhteşem manzaralar sergilemektedir.
Gürcüoluk Mağarası: Bartın’a 32 km. uzaklıkta olup, Amasra ilçesi Karakoçak köyünden mağaraya 3 km.lik yürüme yoluyla varılır. Gürcüoluk Mağarası, üçgen şeklindeki ana girişten sonra, 2-3 m. yüksekliğinde, 3-4 m. genişliğinde ve 4-5 m.
uzunluğunda meyilli bir ara oda çevresindeki yaklaşık 15-20 odadan oluşmaktadır.
Odalar; gri, krem ve bej arasında değişen renkli sarkıt ve dikitlerle bezeli çeşitli şekiller, traverten havuzlar ve basamakların oluşturduğu rengârenk bir dünyadır. Bu odalardan birinden üst kattaki odalara geçilebildiği gibi bir diğerinden ancak bir insanın sığabileceği büyüklükteki bir dehlizle yeryüzüne çıkmak mümkündür. Mağarada sıcaklık hayli düşük olup, gezi sırasında solunum güçlüğü çekilmesi, karbondioksit miktarının fazlalığından kaynaklanmaktadır ve bu özelliği ile de astım hastalarının şifa aradığı mağaralardan birisi olabileceği düşünülmektedir.
Çağlayanlar
Oluşum, yükseklik, su miktarının farklılığı nedeniyle birbirinden farklı görselliğe sahip olan çağlayanlar, bulunduğu yerin turizm çekiciliği olarak doğa turizminin konusu içine girerler. Bazıları birçok özel koşulun bir araya gelmesiyle oluşmuş enden yer şekilleridir. Görselliği yanında enden yer şekline sahip olmasıyla turizmde ayrı bir öneme sahiptirler.
Turizm amaçlı değerlendirilebilecek bu alanlar özellikle doğa ile iç içe bulunmak isteyen insanlar için cazip alanlar sunmaktadır. Bu alanların Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlere yakın olması hafta sonu düzenlenecek trekking’lerle daha cazip hale getirilebilir.
Gökyar Çağlayanı: Kurucaşile ilçesi, Kanatlı Köyü yakınlarında denize düşen çağlayan niteliğindedir. Ortalama 70 m. yüksekliği vardır. Ulaşım, deniz motoru ile sağlanabilir.
Ulukaya Çağlayanı: Ulus ilçesine 17 km. uzaklıkta ve Ulus Çayı üzerindedir. Şelale tamamen kayalar içerisinden doğar ve 20 m. yükseklik oluşturur. Daha sonra ilgili kanyon içersinde ilerleyip bir gölet meydana getirir.
Aksuçayı Çağlayanı: Kumluca Beldesi Kızıllar Köyü mevkiindedir. Umar Tepesi’ni 10 m. genişliğinde ikiye bölen Aksu Çayı, üç kademede, 35 m. yükseklikten düşerek çağlayanı oluşturur. Hemen yakınında Hz. Ali’ye ait bir atın ayak izlerinin varlığı rivayet edilmekte ve bu nedenle kurak geçen yaz aylarında yağmur duası yapılmaktadır
2.2.2. Tarihsel ve Arkeolojik Değerler
Genelde Karadeniz Bölgesi, özelde ise, Bartın ve çevresi, tarihi eser ve kalıntılar bakımından zengin değildir.
Amasra Müzesi: İnşaatına 1884 yılında Denizcilik Okulu yapılmak amacıyla başlanmıştır. Savaşlar nedeniyle bitirilemeyen okul, 1982 yılından beri arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiği yöreye ait tek müzedir. Helenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemine ait pişmiş toprak, cam, altın, bronz eşyalar, heykeller, bilezikler, haçlar, silahlar, kandiller, kabartmalar, mühürler, seramikler ve dönemlere göre giyim kuşam zevkini yansıtan giysiler, gümüş süs eşyaları, halılar, saatler ve Kuranı Kerimler sergilenmektedir.
Amasra Kalesi: Bizans dönemine ait olan kale Ceneviz dönemlerinde değişikliğe uğramış ve 14.-15. yüzyıllarda Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinde de ciddi onarımlar görmüştür. Kale; birisi o zaman ada olan “Kemere” denilen bir köprüyle Amasra’ya bağlanan Boztepe’deki (Sormagir Kalesi) diğeri Amasra’daki (Zindan kalesi) iki ana kütleden oluşmaktadır. Amasra Kalesinin kuzeydoğu-güneydoğu arasındaki surlarının uzunluğu 65 metre, üzerinde 8 adet burç bulunan güney surlarının uzunluğu 300 metre ve Kemere Köprü’den itibaren de büyük bölümü yıkılan kuzey surlarının uzunluğu 200 metre kadardır. Sormagir Kalesinin kapıdan batıya doğru uzanan surları ile doğu ve
kuzeydoğusunu çevreleyen surların çoğu yıkılmış, kapıya bitişik batı surlarının 50 metrelik bir kısmı ise ayaktadır.
Fatih (Kilise) Camii: Amasra kalesi içinde fatih camii denilen ibadethane 9. yüzyıl sonlarında inşa edilmiş eski bir Bizans kilisesidir. 400 yıl kilise olarak kullanılmış ve 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir. İçinde Fatih Sultan Mehmet’e ait bir kılıç muhafaza edilmektedir. Bu camiinin imamı, Cuma ve Bayramlarda hutbeye çıkarken üzerinde bir kılıç taşımaktadır. Bu gelenek bugün de devam etmektedir.
İbrahimpaşa Camii: Bosna valisi İbrahim paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapım yılı bilinmemekle beraber yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu tahmin edilmektedir.
12’si büyük kubbenin etrafında olmak üzere 32 pencerelidir. Kare planlı, tek kubbeli ve tek minarelidir.
Şimşirli Baba Cami: Ulus ilçesinin Kalecik köyündedir. Tarihi bilinmemekle beraber, Şimşirli Baba tarafından bir gecede yapıldığı rivayet edilen caminin yanında kendi mezarı, Akşemseddin’in babası Hamza Efendi’nin mezarı ve soğuk sularıyla Akşemseddin Çeşmesi bulunmaktadır. Kalecik yakınlarında uzun yıllar eşiyle birlikte yaşayan Kara Yusuf İzzettin Hazretleri’nin vakit namazlarını uzun süre yörede yoğun olan şimşir ve çınar ağaçlarının gölgesinde, daha sonra da geniş gövdeli çınar ağacını oyarak yaptığı 4m2’lik mekânda kıldığından Şimşirli Baba adıyla anıldığı söylenir.
Günümüzde, 500 kişinin ibadet yapabildiği cami ve imaret; hem ibadet ve hem de genç annelerin doğum sonrası az olan sütlerinin artması amacıyla günü birlik ziyaretçi çektiği gibi, her yıl Recep, Şaban ve Ramazan aylarında onbinlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Özellikle, Recep’in 1.haftasında (Regaip Kandili’ni müteakip) ilk Cuma günü akşamı, Cuma namazından sonra kesilen kurbanların yoğurt ve çorbalarla ziyaretçilere ikram edildiği ve ev sahipliğini çevre köylülerin yaptığı büyük kutlamalara da sahne olmaktadır. Şimşirli Baba’nın oldukça fazla ziyaretçi çekmesine neden olan öykü ise hayli ilginçtir. Yöre halkı “Şimşirli Baba Tayyü Mekân’a vakıftı, bütün namazlarını Beytullah’ta (Kâbe) kılardı. Geçimini ise, sahibi olduğu tek inekten elde ettiği süt ürünlerinin takasıyla sağlardı. Ancak, onlarca inekten alınmışçasına bol olan sütün kaynağı aslında yörede yaşayan geyiklerdi. Her sabah toplu halde buraya gelen geyikler, hiçbir zorluk çıkarmadan Şimşirli Baba ve eşi tarafından sağıldıktan sonra
ormana dönerlerdi. Ayrıca Şimşirli Baba’nın bir gecede yaptığı bu caminin malzemesini de aynı gece geyikler taşımışlardı.” diyorlar.
Bartın ve çevresinde yer alan diğer dini yapılar; Halil bey Camii, Şadırvan Camii, Yıkık Kilise, Aya Nikolas Kilisesi, Kilise Mescidi ve Ebu Derda Türbesidir.
Taşhan: Bu hanın kitabesi yoktur. 1832-1835 yılları arasında yapılmıştır. İki katlı han moloz, taş ve tuğladan harç ile yapılmıştır. Han’ın içinde 11*12 ebadında bir avlu bulunmaktadır. Taşhan’ın kuzey, güney ve batı tarafında on adet paye üzerine kurulmuş kemerler görülür. Burada dokuz bölme olup, her bölmenin tavanı tekke tonozludur.
Mimari plan olarak dikdörtgen planlı ve açık avlulu bir şeması vardır. İkinci kata sağlı sollu taş basamaklarla çıkılır. Konaklama amacıyla yapılmıştır. Halen şahıs mülkiyetinde ticari amaçlı kullanılmaktadır.
Şadırvan: 1912’de Karakaşoğlu Hacı Arif Kaptan tarafından yaptırılmıştır. 8 mermer sütun üzerine oturtulan kubbesi yarım küre şeklinde olup, çapı 5,5 metredir.
Sütunlarının arasındaki mesafe 1.85 metredir. Sütun başlıkları beş köşeli kaideler üzerine oturtulmuştur. Şadırvan’ın sütunları arasında oniki köşeli bir su havuzu bulunmaktadır. Sütun başlıklarının üst kısmına daire biçiminde ayetler yazılmıştır.
Bedesten: Amasra’nın güneyinde, sahile yaklaşık 1,5 km. uzaklıkta 18*45 metrelik boyutları ve 5 adet nef’iyle büyük bir yapıdır. M.S. 1.yüzyıl sonu 2. yüzyıl başında yapılmış olup, büyük bir olasılıkla bir Roma Bazilikasıdır (Eyalet Meclis Sarayı). Roma hamamı, Gymnasium olması ihtimalleri üzerinde de durulmuştur. Bedesten adını alması bu tür yapılarda ticaret işlerinin yürütülmesiyle ilgilidir. Günümüzde harabe olup, tuğladan örülen duvarlarının bir kısmı ayaktadır.
Osmanlı Hamamı: 17. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Soğukluk, ılıklık, üç kurnalı yıkanma yeri ve su hazneleri ile külhan bulunmaktadır. Yıkanma yeri bir orta kubbeyle örtülüdür. Soğukluk kısmı yıkılmıştır. Dört köşesinde görülen “Biye”ler Anadolu Beylikleri döneminin tipik mimari özelliklerini taşımaktadır.
Kemerköprü: Bu köprü, Padişah 1. Abdülhamit zamanında, Bartın voyvodalık idaresinde iken 1787 yılında Çalıkoğlu İbrahim bey tarafından yaptırılmıştır. Boyu 42 metre, eni 8,5 metredir. Kocanazçayı üzerinde, kesme taştan harçla yapılan çok sağlam
üçayak ve iki sivri kemer üzerine kurulmuştur. İnşaat sırasında harcın daha güçlü olmasını sağlamak için içerisine binlerce yumurta akı katıldığı söylenmektedir.
Asmaköprü: 1889 yılında Hacı Osman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kocanazçayı üzerinde kesme taştan harçla yapılan sağlam iki ayak üzerinde kurulmuştur.
Kemerköprü’den sonra yaptırılan 2. köprüdür. Ahşap olan üst kısmı 1957 yılında beton olarak yenilenmiştir. Köprünün boyu 30 metre genişliği 8 metredir.
Orduyeri (Kışla) Köprüsü: 1891 yılında Bolu Mutasarrıfı İsmail Beyin önderliğinde halkın yardımıyla yapılmıştır. Kocaçay üzerinde kesme taştan 5 sağlam ayak üzerinde kurulmuştur. Ahşap olan üst kısmı 1957 yılında beton olarak yeniden yapılmıştır. Boyu 98 metre, eni 7.30 metredir.
Kemerdere Köprüsü: Roma imparatoru Cludius döneminde (M.S.54-41) yapılan tek gözlü bir Roma köprüsü olup, Amasra’ya 3 km. uzaklıktaki Ceneviz vadisindedir.
Amasra’yı Bartına bağlayan ve dördüncü km. de Kuşkayası Anıtının önünden geçen Roma yol ağının bir parçasıdır. Köprü ayağındaki çok silik bir kabartma kompozisyonunda mızrakla savaşan 7 asker, Roma-Pontus savaşlarını anlatır.
Kiliselerin yer aldığı şehirleri birbirine bağlar. Amasra-Ereğli ve Gerede arasında ulaşımı sağlar. Tarihi İpek Yoluna bağlantısı vardır.
Kemere Köprü: Bizans dönemine ait olup, Amasra Zindan kalesini Boztepe’deki Sormagir kalesine bağlayan tek gözlü bir köprüdür.
Kuş Kayası Yol Anıtı: Amasra-Bartın karayolu üzerinde Amasra’ya 4 km. uzaklıktaki Kuşkayası mevkiindedir. Roma İmparatoru Cludius Cermanious zamanında, Doğu Eyaletleri İnşaatları Komutanlığı yaptıktan sonra yaşam boyu Bitinya-Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aguille tarafından yaptırılmış karayolu dinlenme yeri ve anıtıdır.
Anadolu da bir benzerinin bulunmayışı bakımından tek eser hükmündedir. Anıt kompozisyonu çok muntazam kaya dilimleri üzerine işlenmiştir. Biri diğerini tamamlayan veya ikiside aynı metni veren Grekçe ve Latince iki kitabe ile niş içinde bir insan kabartması ve yüksek sütuna konmuş bir kartal figürü yontulmuştur. Ayrıca oturma sedirleri ve birkaç kaya niş’i de vardır. İnsan kabartmasının baş ve ayakları kopmuştur. Azman kartal figürü lejyonların sınırsız gücünü temsil eder. İnsan büyüklüğündeki kartalın başı kopuktur. Roma kaya yolunu eni 5 metredir.
Antik (İlkçağ) Tiyatro: Roma dönemine ait olup, Aya Yorgi tepesinin güney yamacındadır. Tiyatro boşluğu ve sahne bölümleri yıkılmıştır. Yeri halen mezarlık olarak kullanılan tiyatronun sadece bir giriş kapısına ait kalıntıları görülebilmektedir.
Çünkü 1880 Amasra-Bartın karayolu yapımında bozularak taşları kaldırımlarda kullanılmıştır.
Akropol ve Nekropol: Akropol Bedesten’in güneybatısında olup, surlarının çok az bir kısmı ayaktadır. Nekropol ise, Anıt mezarlar ve lahit taşları inşaatlarda kullanılmış olup, günümüzde sadece yeri bilinmektedir.
Toprakaltı Galerileri: En önemli bölümünü Tomaşkuyusu mevkisinde görülen galerinin Roma dönemine ait olduğu sanılmaktadır. 17 metrelik bir ana galeri ile bununla kesişen muhtelif bağlantılarla Bedestendeki yapı tekniklerinin aynen uygulandığı dikkat çekmektedir. Galerinin üstü ufki sıralanmış bloklarla kapatılmıştır.
Güneye ve batıya doğru antik şehir alanlarında yer yer geniş kanalizasyon alanlarına ve rogarlara rastlanır.
Bartın ve çevresinin tarihi değerleri sadece yukarıda sıralananlardan ibaret değildir.
Görülmeye değer birçok tarih kalıntısını içinde yaşatan Bartın’da Su Sarnıcı, Horhor Tüneli, Hisarkale Mahseni, Büyüktepe Mağarası, Çeştepe Höyüğü diğer önemli tarihi mekânlardır.
2.3. Bartın ve Çevresinin Turizmi
Bartın ve çevresi tarihi, doğal ve kültürel değerleriyle turizm için önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Fakat en çok tahrip edilen değerlerde yine bu değerlerdir. Bu durumda Bartın ve çevresinde turizmin gelişmesini engelleyen önemli bir tehdit unsuru oluşmaktadır. Yöre halkının ve yerel yönetimlerin bu sorunları bilmelerine rağmen hiçbir çözüm üretilmeyişi de yöre için önemli bir olumsuzluk teşkil etmektedir.
2.3.1. Deniz ve Irmak Turizmi
Bartın ve çevresinin dik ve ormanlık yamaçlarını denizle buluşturan 59 km’lik sahil şeridi, olağanüstü güzellikteki koylar, yeşilin her tonunu sergileyen bitki örtüsü ile kaplıdır. Kristal duruluğundaki suların önünde yer alan plajlar, temiz ve bol kumlarıyla
yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Gelen yerli ve yabancı turistlerin doğal güzellikler yanında denizi de çekici unsurlar arasında düşündüğü anlaşılmaktadır.
Şüphesiz turizm sektörü açısından mevcut en önemli potansiyel deniz ve plajdır. Ancak bölgede turizmin gelişimi diğer çekim unsurlarıyla beraber kuvvetli şekilde desteklenmelidir. Sahanın deniz, plaj kaynakları halen bölgenin yerel halkıyla alt gelir gruplarına hitap etmektedir.
Araştırma alanı kıyılarında bulunan tüm yerleşmelerde denize girilmektedir. Yörede deniz turizmi, konaklama tesislerinin kurulduğu Amasra ilçesi, İnkumu ve Çakraz beldesinde toplanmaktadır. Kıyıların çok büyük bölümü deniz turizmi için yeterli altyapıya sahip olmadığından tenhadır. Çoğunlukta Ankara, İstanbul, Karabük, Çankırı ve Kastamonulu yerli turistlerin ilgi alanı olan güneş-kum-deniz turizmi, Haziran ayı başından Temmuz ve Ağustos aylarını kapsar.
Bartın ve çevresi, tatil turizmi yanında diğer doğa turizmi çeşitleri bakımından da turistlere geniş imkânlar sunar. Ancak yörenin deniz mevsiminin kısa olması, yaz aylarında güneşli günler sayısının azlığı ve çevre kirliliği, deniz turizmini olumsuz etkilemektedir. Yöre turizminin geliştirilebilmesi, mevcut sahil yolunun standardının yükseltilmesi ve doğaya yönelik turistik çekim merkezlerindeki altyapının oluşturulması ile mümkündür.
Ülkemiz akarsuları çevresindeki doğal, tarihi, arkeolojik, kültürel ve otantik değerlerle bir bütün oluşturarak akarsu turizmi için elverişli ortamlar yaratırlar. Bu turizm şekli tamamen doğal ortamda gerçekleştiğinden çevreyle uyumlu, çevre kirliliğine neden olmayan ve akarsuyun içinden aktığı yörenin beşeri ve doğal güzelliklerini ön plana çıkartan selektif bir tür olması sebebiyle gelecekte doğa ve macera severlerin daha yoğun talepleriyle karşılanması beklenmektedir.
Bartın ırmağı boyunca gerek su, ağaç ve yeşilin oluşturduğu güzellik, gerekse bir başka güzelliği sergileyen ırmaktaki sandal gezileri görülmeye ve yaşanmaya değerdir. Şehir merkezinden itibaren 12 km. yol katederek Boğaz mevkisinde Karadeniz’e dökülen Bartın Irmağı en düzenli akarsulardan biridir. Bu nedenle sandalların, su bisikletlerinin dolaşmasına ve kürek yarışlarının yapılmasına imkân sağladığı gibi ırmaktan denize açılıp 59 km.lik sahil şeridinde batıdan doğuya doğru İnkumu, Güzelcehisar, Mogada,
Kızılkum, Amasra, Çakraz, Akkonak, Göçkün, Çambu, Tekkeönü, Kurucaşile ve Kapısuyu’na kadar uzanan kıyı güzelliklerinin görülmesini sağlayan başlangıç noktasıdır.
2.3.2. Kültür Turizmi
Bartın Anadolu tarihine 3000 yıllık bir dönemle katılır. Antik varlıklar, özgün yaşam ve daha birçok neden kültür turizmine kaynak teşkil eder.
Antik Kentler ve Arkeolojik Alanlar: Tarihi "Paphlagonya" bölgesi içerisinde birçok antik kent bulunur. Bunlardan Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içerisindedir. Bu yerlerle ilgili bir kazı çalışması yapılmamıştır.
Arkeolojik alanların en fazla görüldüğü yer Amasra ilçesidir. Şehir merkezinde kale ve üzerindeki armalar, iki kilise, Bedesten, Kuşkayası Yol Anıtı (Dünyada tek) ve inziva mağarası antik kentin görünen yüzleri sayılır. Forum, meclis sarayı, şeref yolu, 5000 kişilik tiyatro, akropol, nekropol gibi bölümler toprak altındadır. Kalıntıların diğer bir görünme yeri Kurucaşile- Tekkeönü'dür. 7 kuyu, kaçış yolu ve kale Kromna medeniyetinden kalmadır.
Yerel Sivil Mimari - Bartın Evleri: Ahşap Bartın evleri 200 yıllık bir dönemi kapsar.
Genel olarak, Bartın evlerinde bir sofa ve bu sofa etrafında yer alan odaların oluşturduğu bir plan şeması hâkimdir. Evler genellikle iki katlıdır. Kat sayısı hiçbir zaman üç’ü geçmez. Bazı evlerde bodrum katları vardır. Bartın evleri, “Daraba”
denilen ağaç çitlerle çevrili bahçe içerisindedir. Her bahçede taştan yapılmış bir kuyu bulunmaktadır. Evlerde cephe düzeni açısından simetrik bir görüntü hâkimdir. Giriş cephelerinde, üst katlarda ve ortada “Cumba” ile cumbanın her iki yanında da genellikle ikili ve üçlü olarak pencereler yer almıştır. Odalarda mümkün olduğunca fazla pencere açılmıştır. Bartın evlerinde pencereler giyotin penceredir. Doğramalar ahşaptır. Zemin katlardaki pencerelerde, korkuluk ve güvenlik ihtiyacından ötürü demir çubuklu parmaklıklar vardır. Evlerin bezemeli tavanı bir süsleme sanatıdır. Odalarda işlevsel ayrılıklara bağlı olarak “Yük Dolabı”, “Hamam Dolabı” ve “Hergil Dolabı”
bulunmaktadır. Bartın evlerinin ısınma ihtiyacı ocaklarla karşılanmıştır. Evlerdeki bu ocaklar, her odada olanı olduğu gibi, bir tek odada olanı da vardır. Genellikle sofa tavanları tek kaplamalıdır. Ormanlık bir arazi üzerine kurulmuş olan Bartın ve