• Sonuç bulunamadı

(Süreci Olumlu veya Olumsuz Etkileyen Eylem ve Söylemler) Süreci Olumlu veya Olumsuz Etkileyen ÖZET: Sürecin Öncesi 3

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "(Süreci Olumlu veya Olumsuz Etkileyen Eylem ve Söylemler) Süreci Olumlu veya Olumsuz Etkileyen ÖZET: Sürecin Öncesi 3"

Copied!
23
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1 ÇÖZÜM SÜRECİ – 2015/4

(Süreci Olumlu veya Olumsuz Etkileyen Eylem ve Söylemler)

Sürecin Öncesi 3

Sürece Dair Olumlu Eylem ve Açıklamalar 4

Akil Adamlar Komisyonu 13

Sürece Dair Yasal Düzenlemeler 13

Sürece Dair Olumsuz Eylem ve Açıklamalar 15

Süreci Olumlu veya Olumsuz Etkileyen Eylem ve Söylemler Ocak – 2015, Mardin / TURKEY

Ç ÖZÜM S ÜRE C İ - 2015

ÖZET:

Bu dosyada;

Cumhuriyetten bu yana devam eden, özellikle son 30 yılda on binlerce can kaybı ve trilyonlarca liralık ekonomik zarara neden olan Kürt sorununu çözmeye yönelik AK Parti hükümeti tarafından Çözüm ve kardeşlik adına bölgede başlatılan süreçte

 2015 yılı başına kadar gerçekleşen ve süreci olumlu veya olumsuz etkileyen eylem ve söylemleri

 Sürece dair yasal mevzuatları bulacaksınız.

(2)

2

GİRİŞ

Cumhuriyetten bu yana devam eden, özellikle son 30 yılda on binlerce can kaybı ve trilyonlarca liralık ekonomik zarara neden olan Kürt sorununu çözmeye yönelik Sayın Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığındaki AK Parti hükümeti tarafından Çözüm süreci adı altında bir süreç başlatılmıştır.

Bu çalışmanın amacı, başlatılan çözüm sürecinde şimdiye kadar kat edilen mesafeyi özetlemek, süreç devam ederken muhatapların eylem veya söylemlerini kronolojik sıralamaya göre sıralamak ve

süreçte karşılaşılan

olumsuzluklar ile önerileri tarafların ve kamuoyunun istifadesine sunmaktır.

Çalışmada kapsamlı bir internet taraması yapılarak, süreci etkileyen olumlu veya olumsuz eylem ve açıklamalar, akil adamlar ve sürece dair yasal düzenlemeler ele alınmıştır

Faydalı olması dileğiyle.

Ahmet AKGÜL USTAD Başkanı

(3)

3

I. Çözüm Süreci 1-Sürecin Arka Planı

Çözüm veya barış süreci şeklinde bahsedilen bu süreç, Cumhuriyetten bu yana devam eden, özellikle son 30 yılda en az 40.000 ile 100.000 arasında can kaybı ve trilyonlarca liralık ekonomik zarara sebebiyet veren Kürt sorununu çözmeye yönelik AK Parti hükümeti tarafından başlatılan ve halen devam eden sürecin adıdır.

Kürtlerin özgür ve politik, kültürel haklarının sağlanmasına yönelik çıkışlar 1984 yılı ile sınırlı değildir. Bu tarihten çok öncesinde Kürt gruplar arasında başlayan mücadele, daha sonraları Türkiye Cumhuriyeti, ABD, Avrupa Birliği ve NATO tarafından terörist organizasyon olarak ilan edilen Kürdistan İşçi Partisi olan PKK, yaptığı eylemlerle tek güç ve söz sahibi olarak bölgede giderek güçlendi.

1984 yılında etkisini iyiden iyiye hissettiren PKK, 15 Ağustos 1984 yılında Kürt ayaklanmasını ilan ederek bir bakıma Türkiye devletine savaş ilan etmiş oldu.ç- Her ne kadar 1999 ile 2004 yılları arasında tek taraflı ateşkesle ara vermişse de, 1 Haziran 2004'te PKK'nın ateşkesi sonlandırmasıyla çatışmalar tekrar başladı ve özlellikle 2011 yazından sonra çatışmalar şiddetlenerek arttı.

Türkiye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kendini hissettiren PKK'nın Irak Kürdistan'ındaki askeri varlığına(Kandil), zaman zaman hava ve kara harekatları düzenlese de, örgüt Kürtler arasında günden güne daha fazla taban bulmaya başladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005 yılında Diyarbakır yaptığı konuşma ve 2009 yılında ilan edilen Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi Kürt sorunun bir takım demokratik düzenlemelerle çözülmek istendiğine dair bir işaret olarak sayıldı.

Esasında bu düzenlemelerle daha sonra basına yansıyan ve Oslo görüşmeleri olarak adlandırılan MİT-PKK görüşmeleri 2009 yılını gösteriyordu ve bu tarih Çözüm sürecinin başlangıç tarihi olarak ta sayılabilir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık 2012 tarihinde Milli İstihbarat Teşkilatı'nın Kürt sorununa çözüm bulmak için Abdulah Öcalan'a ziyaretlerde

(4)

4

bulunduğunu teyit ederek sürecin başarıya ulaşması için “Gerekirse baldıran zehiri içerim” şeklinde kararlı cümleler sarf etti.

Süreç, 16 Temmuz 2014'te Resmi Gazete'de “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adıyla yayınlanarak kanunlaşmış oldu.

2- Sürece Dair Olumlu Eylem ve Açıklamalar

Çözüm süreciyle ilgili olarak devletin tepesinden ve ilgili kurum/kişilerden yapılan açıklamaların başlangıcı da 2009 yılında olmuştur.

Nitekim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 11 Mart 2009’da Kürt sorunuyla ilgili ilerleyen günlerde çok iyi şeyler olacağını söyledi.

Devletin en tepesindeki isim olan Gül, 24 Mart 2009’da Bağdat’a giderken uçaktaki gazetecilerle sohbeti sırasında Kuzey Irak için

“Kürdistan” ifadesini kullandı ve 9 Mayıs 2009’da "Kürt sorunu Türkiye'nin birinci sorunudur ve mutlaka halledilmelidir" şeklinde açıklamasını yaparak devletin niyetini ortaya koymuş oldu.

PKK, 31 Mayıs 2009’da tek taraflı olarak ateşkesi uzattığını bildirdi.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 31 Temmuz 2009’da Kürt Açılımı kapsamında yapılan temasları basına açıkladı. "Bir aylık süre zarfında yaptığım görüşme ve toplantılar süreç açısından son derece olumlu olmuştur" dedi.

Sürecin en önemli koordinatörü olan Beşir Atalay, 2 Ağustos 2009’da Kürt açılımı kapsamında Polis

Akademisi’nde düzenlenen üçüncüsü çalıştayın gazeteci ve yazarların katılımıyla yapıldığını kamuoyuyla paylaştı.

(5)

5

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kürt açılımı ile ilgili DTP lideri Ahmet Türk’le 5 Ağustos 2009’da bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 11 Ağustos 2009’da Bitlis ziyareti sırasında Güroymak için Kürtçe ‘Norşin’ ifadesini kullandı

Süreci dışardan takip eden Economist dergisi 28 Ağustos 2009’da süreçle ilgili

"Kürt açılımı cesaret verici" başlıklı bir analiz yayınladı.

Sürecin muhataplarından Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla 34 PKK üyesi Habur Sınır Kapısı'ndan girip teslim oldu. 19 Ekim 2009 tarihinde gelenleri karşılamak üzere Şırnak'ın Silopi İlçesi'nde yaklaşık 50 bin kişi toplandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 15 Kasım 2009’da "Milli birlik ve kardeşlik projemiz bir hedeftir.

Demokratik açılım süreciyle bu hedefe ulaşacağız." Diyerek kararlılıklarını bir kez dah adile getirdi.

Abdullah Öcalan 10 Ocak 2010’da avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada

"demokratik açılım açısından önemli bir çözüm fırsatının heba edildiğini; ancak henüz geç olmadığını" belirtti.

Beşir Atalay çözüm süreci doğrultusunda hazırlanan ve 4 ayrı mekanizmadan oluşan "İnsan Hakları

Paketi"'nin başlıklarını 16 Ocak 2010’da açıkladı. Bu pakete göre

(6)

6

a- Cezaevlerinde Kürtçe gibi farklı ve dil lehçelerde görüşme yapılmasına imkân sağlandı

b- Özel kanalların farklı dil ve lehçelerde 24 saat yayın yapmasına izin verildi.

c- Farklı dil ve lehçelerde enstitü, araştırma merkezi kurulması yönünde YÖK karar aldı

d- Yaşayan Diller Enstitüsü kuruldu.

e- Yol kontrollerinin azaltılması ve yayla yasaklarının asgari seviyeye indirilmesi yönünde valiliklere genelge gönderildi.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik 8 Şubat 2010’da yaptığı konuşmada çözüm süreciyle ilgili olarak "ya biz bu meseleyi çözeriz, ya bu mesele bizi çözer" şeklinde hükumetin kararlılığını tekrarladı.

Başbakan Erdoğan, 21 Şubat 2010’da demokratik açılımı ve çözüm sürecini anlatmak ve destek toplamak için 62 sanatçı ile bir araya gelip "Açılıma omuz verin"

şeklinde toplumun çeşitli kesimlerinden destek istedi.

PKK, 13 Ağustos 2010’da 20 Eylül’e kadar yaklaşık 1 aylık eylemsizlik kararı aldığını duyurdu.

Türkiye 12 Eylül 2010’da yapılan anayasa değişikliği referandumuna %57.88 ile Evet oyu verildi. Bu oran, çözüm sürecine verilen destek olarak ta anlaşıldı.

Sürecin muhataplarından BDP’nin Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş, 23 Ekim 2010’da yaptığı konuşmada, "PKK’nın ateşkesi 31 Ekim’de sona erecek.

Önümüzde kısa bir süre kaldı. Bu sürenin barışa yönelik değerlendirilmesi gerekir.

Aksi halde 1 Kasım’dan itibaren büyük şiddet olayları yaşanabilir. Hükümet bu süreci barışa yönelik değerlendirmelidir”

dedi.

Aysel Tuğluk, 27 Şubat 2011’de yaptığı konuşmada, “Abdullah Öcalan'a,

(7)

7

aydınlarla daha rahat görüşebilmesi için ev hapsi” istedi.

12 Haziran 2011’de yapılan Türkiye genel seçimlerini ve çözüm sürecini yürüten AK Parti %46,66 oy oranı ile kazandı.

Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk, 26 Eylül 2011’de yaptığı konuşmada yeni bir başlangıç yapılması gerektiğini belirterek, bunun yolunun da Öcalan ile müzakarelerin yeniden başlatılmasından geçtiğini açıkladı.

MİT Kanunu TBMM'de 17 Şubat 2012 tarihinde değiştirilerek Cumhurbaşkanı'nın onayıyla resmi gazetede yayınlandı.

28 Aralık 2012'de bir televizyon röportajında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kürt sorununu çözmek için hükümetin İmralı'da hapis yatmakta olan Abdullah Öcalan ile görüşmeler yaptığını duyurdu. Daha sonra bu görüşme ve pazarlıklar "Çözüm Süreci" olarak adlandırıldı.

Ahmet Türk ve BDP milletvekili Ayla Akat Ata 3 Ocak 2013’te İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile görüştü.

Sürece dair görüşleri merak edilen Fethullah Gülen 8 Ocak 2013’te "sulh için milli onur, milli gurur ayaklar altına alınmamak kaydıyla, o mefkureye saygı devam ettiği müddetçe bence el de öpülebilir, etek de öpülebilir. Heyet-i İslamiye, heyet-i milliye arasında huzurun temini adına katlanılabilecek her şeye katlanmak lazım.

Hayır sulhtadır, sulh her zaman hayırlıdır" açıklaması ile sürece destek beyanatı verdi.

Hükümet 14 Şubat 2013’te yaptığı açıklamada, ikinci BDP heyetinin İmralı'ya gidip Öcalan ile görüşeceğini duyurdu.

Erdoğan, 15 Şubat 2013’te MİT ile Öcalan arasındaki görüşmelerin "İmralı Süreci" yerine "Çözüm Süreci" olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını açıkladı.

BDP Grup Başkanı Pervin Buldan, İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Diyarbakır milletvekili Altan Tan 23 Şubat 2013’te İmralı Adası'na gidip Öcalan ile görüştü. Adalet Bakanlığı'nın özel izniyle adaya giden delege PKK lideri Öcalan'ın

(8)

8

barış için önerdiği yol haritasını kendisinden dinledi. Öcalan BDP heyetiyle Kandil'e, PKK'nın Avrupa ayağına ve kamuoyuna bir mektup gönderdi.

TÜSİAD 26 Şubat 2013tarihinde, çözüm sürecine destek vereceklerini açıkladı.

6 kişilik bir heyet PKK tarafından kaçırılan 8 işçiyi teslim almak için 11 Mart 2013 tarihinde Diyarbakır'dan ayrılıp Irak'a gitti. Heyet içerisinde İnsan Hakları Derneği ve Mazlumder başkanları da vardı.

PKK 2 yıldır Irak'ta esir tuttuğu Türk işçileri 13 Mart 2013 tarihinde

serbest bıraktı. Serbest bırakma Öcalan'ın emriyle gerçekleşti.

Kürt parlamenterler 18 Mart 2013’te Abdullah Öcalan ile görüşmeye gitti.

Heyette BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve milletvekilleri Pervin Buldan ile Sırrı Süreyya Önder vardı.

Hükümet ile Abdullah Öcalan arasındaki görüşmelerden aylar sonra, 21 Mart 2013'te, Abdullah Öcalan'ın mektubu hem Türkçe hem de Kürtçe olarak Diyarbakır'da Nevruz etkinlikleri sırasında okundu. Mektupta PKK'nın silahlı güçlerinin Türkiye topraklarından çekileceği ve silahlı mücadeleye son verildiği bildirildi.

PKK Öcalan'ın bu emirlerine uyacağını ve Türkiye topraklarından çekileceğini açıkladı.

Erdoğan mektubu olumlu karşılayıp, PKK'nın çekilmesiyle daha somut adımların atılacağını duyurdu.

(9)

9

Erdoğan, Türkiye topraklarını terk eden PKK üyelerinin herhangi bir çatışma yaşanmaması için sınırdan geçerken silahları bırakmaları gerektiğini söyledi. 29 Mart 2013

Hükümet çözüm sürecini halk nezdinde tanıtmak ve teşvik etmek için 3 Nisan 2013’te "Akil Adamlar" adı verilen bir komisyon kurdu.

Sırrı Süreyya Önder 20 Nisan 2013’te bir açıklama yaparak, PKK'nın geri çekilmesinin 8 ila 10 gün içerisinde başlayacağını duyurdu.

PKK 25 Nisan 2013 tarihinde yaptığı açıklamayla, 8 Mayıs'ta Türkiye topraklarındaki bütün

silahlı güçlerini Irak'a çekeceğini duyurdu.

PKK üyeleri 8 Mayıs 2013 tarihi itibariyle Türkiye topraklarını terk etmeye

başladı. Çözüm süreciyle ilgili olarak kurulan meclis komisyonu ilk kez toplanarak kamuoyunu süreçle ilgili daha çok aydınlatacaklarını bildirdi.

BDP milletvekili Pervin Buldan 7 Ağustos 2013’te, PKK üyelerinin dağdan inip siyaset yapmaları gerektiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, 1 Ekim 2013 tarihinde demokratikleşme paketini açıkladı.

Pakette çözüm süreciyle ilgili farklı dilde eğitim, seçim barajında değişiklik, eski köy isimlerinin verilmesi, öğrenci andının kaldırılması, "x, w, q"

harflerinin kullanılabilmesi gibi yenilikler olduğu belirtildi.

(10)

10

İçişleri Bakanı Beşir Atalay 5 Kasım 2013’te yaptığı açıklamada, çözüm sürecinin bir al-ver süreci olmadığını açıkladı ve taviz verilen bir süreç olmayacağını belirtti.

BDP milletvekili Gültan Kışanak, 15 Kasım 2013’te “çözüm sürecinin son bir aydır tıkandığını ve dışarıdan bir hakeme ihtiyaç duyulduğunu” belirtti.

"Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi" amacıyla kurulan meclis araştırma komisyonu 2 Aralık 2013’te çözüm süreciyle ilgili 450 sayfalık bir rapor açıkladı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine 17 Aralık 2013 tarihinde Türkçe ile birlikte Kürtçe "Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi" yazılı yeni bir tabela eklendi.

3 Ocak 2014’te Türkiye'de Kürdistan adıyla ilk siyasi parti kuruldu.

BDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken, KCK yönetimi ile görüşmek için 27 Ocak 2014tarihinde Kandil'e gitti.

30 Mart 2014’te yapılan Türkiye yerel seçimlerini %43,39 ile AK Parti kazandı.

8 Nisan 2014’te yapılan açıklamaya göre Çözüm süreci, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı illerin ihracatında büyük artış sağladı.

Mesut Barzani, 14 Nisan 2014’te çözüm sürecinin sonuca ulaşması halinde Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılacağını iddia etti.

Kamuoyunda çözüm sürecinde görev alan MİT görevlilerini yasal güvence altına almak için çıkarıldığı söylenen Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 26 Nisan 2014’te

(11)

11

Resmi Gazete'de yayınlandı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 29 Nisan 2014 tarihind eyaptığı açıklamada,

"Abdullah Öcalan için ev hapsi ile ilgili bir çalışmamız yok. Böyle bir düşüncemiz de yok" dedi.

Sait Elçi ve arkadaşları tarafından 1965 yılında kurulan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) 48 yıl aradan sonra 11 Mayıs 2014’te tekrar yasal alana çıkma hazırlıklarına başladı.

Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, 7 Haziran 2014Te yaptığı değerlendirmede, Abdullah Öcalan'ın çözüm sürecini diğer Kürt aktörlerden daha iyi değerlendirdiğini savundu.

Diyarbakırlıların kurduğu bir doğa yürüyüşü grubu, 7 Haziran 2014 tarihinde Tunceli'nin Avgesor Vadisi'ne girdi ve 25 yıldır terörden dolayı adım atılmayan Tunceli'nin Avgesor Vadisi'ne giren ilk sivil ekip oldu.

Hatip Dicle 29 Haziran 2014 tarihinde tahliye edildi.

1 Temmuz 2014’te KCK davasında 30 kişi tahliye edildi.

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, 8 Temmuz 2014 tarihinde açıklama yaparak, barışın sağlanması için Öcalan dahil siyasi mahkumların bırakılması, TMK'nın lağvedilmesi ve anadilde eğitimin önünün acilen açılması gerektiğini söyledi.

Cemil Bayık, 10 Temmuz 2014’te PKK’nın tamamen silah bırakması için öne sürdükleri şartların en başında "Öcalan’a özgürlük" ve "anayasal güvence" olduğunu açıkladı.

Diyarbakır'da görülen KCK ana davasında tutuklu bulunan iki sanık daha 11 Temmuz 2014’te tahliye edildi. Dava kapsamında tutuklu kalmadı.

11 Temmuz'da TBMM'den Cumhurbaşkanı onayına gönderilen çözüm süreci ile ilgili kanun 15 Temmuz 2014’te Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından

(12)

12

onaylanarak "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" adıyla Resmi Gazete'de yayınlanarak yasalaştı.

10 Ağustos 2014 yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan %51.79 oy ile 2014 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turda kazanarak Cumhurbaşkanı oldu.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan 20 Ağustos 2014’te İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile görüştü.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 20 Ağustos 2014’te açıklama yaparak, görüşmelerin artık genişlemesi ve Avrupa ile Kandil’e uzanmasını arzu ettiklerini söyledi.

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yalçın Akdoğan 22 Ağustos 2014 tarihinde sürecin sahibinin Beşir Atalay olduğunu ve istediği örgüt ve kişiyle görüşebileceğini açıkladı.

KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık 23 Ağustos 2014 tarihinde, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın görüşmelerin artık genişlemesi ve Avrupa ile Kandil’e uzanmasını arzu ettiklerine dair açıklamasına "Biz her zaman açığız. Bu basın olabilir, heyetler, uluslararası kurumlar olabilir" şeklinde yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Ağustos 2014’te, Cumhurbaşkanlığı görevi süresince de çözüm süreciyle yakından ilgileneceğinin altını çizdi.

BDP milletvekili İdris Baluken 29 Ağustos 2014’te bir açıklama yaparak, ilerleyen günlerde çözüm sürecinde "müzakere" aşamasına geçileceğini belirtti ve bu müzakerelerin yazılı anlaşma haline

gelmesini istediklerini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç sürecin başarıya ulaşması için Çözüm

(13)

13

Süreci Kurulu oluşturulacağını 30 Eylül 2014’te açıkladı.

Suriye-Irak tezkeresi 2 Ekim 2014’te TBMM'de kabul edildi. TSK'ya Suriye ve Irak'ta sınırötesi operasyon ve müdahale yetkisi veren tezkere Meclis'ten geçti. AKP ve MHP tezkere için 'Evet' oyu kullanırken, CHP ve HDP 'Hayır' dedi.

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 5 Kasım 2014’te açıklama yaparak, çözüm sürecinin Öcalan ya da hükümet 'bitti' demedikçe devam edeceğini söyledi.

Şırnak Belediye Meclisi 8 Kasım 2014 tarihinde şehir merkezindeki 12 mahalle ve iki meydanın isimlerini Kürtçe isimlerle değiştirme kararı aldığını açıkladı.

TRT 6'nın adı 10 Ocak 2015’te TRT Kürdi olarak değiştirildi.

HDP ve AK Parti hükümet sözcüleri 28 Şubat 2015 tarihinde ortak bir açıklama yaparak PKK'yı silahları bırakmaya davet etti. Öcalan'ın PKK'ya olağanüstü kongre çağrısı yaptığı ve bu kongre sonunda "Silahlı mücadelenin, yerini, demokratik siyasete bırakmasının" istendiği duyuruldu.

AK Parti Hükümeti, 8 Mart 2015 tarihinde tarımdan turizme, eğitimden sağlığa, Güneydoğu Anadolu bölgesinin kalkınması için 26.7 milyar değerinde toplam 115 projenin olduğu GAP Eylem Planı'nı açıkladı..

3- Akil Adamlar Komisyonu

Hükümet çözüm sürecini halk nezdinde tanıtmak ve teşvik etmek için 3 Nisan 2013 tarihinde "Akil Adamlar" adı verilen bir komisyon kurdu.

Hükümetin haftalar öncesinde entelektüel ve halkın sevdiği isimlerden oluşan bir komisyon kurulacağını duyurmasından sonra, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yedi bölge komisyonundan oluşan ve görevi çözüm sürecini halka anlatmak ve teşvik etmek olan "Akil İnsanlar" listesini 4

Nisan 2014’te açıkladı.

(14)

14

Listede entelektüel, ünlü, yazar, akademisyen ve sanatçılara yer verildi.

Ülkenin yedi bölgesinde aktif olarak çalışacak ve bölgesel olarak toplantılar yapacak gruplardan oluşan komisyonlar teşkil edildi.

CHP ve MHP çözüm süreci için mecliste kurulacak komisyona üye vermeyeceklerini ve bu komisyonda herhangi bir görev almayacaklarını duyurdu.

Erdoğan 4 Nisan 2013 tarihinde ilk kez Akil Adamlar Heyeti ile toplandı ve çözüm sürecini halka anlatmaları ve teşvik etmeleri için kendilerinden yardım istedi.

9 Mayıs 2013 tarihinde Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna Üye Seçimine İlişkin Karar adıyla Resmi Gazete'de bir karar ve komisyonda yer alan üyeler yayınlandı.

Akil Adamlar Heyeti 9 Mayıs 2013 tarihinde Erdoğan'a ilk raporunu sundu ve süreçle ilgili görüşlerini paylaştı.

4- Sürece Dair Yasal Düzenlemeler

MİT Kanunu TBMM'de 17 Şubat 2012 tarihinde değiştirilerek Cumhurbaşkanı'nın onayıyla resmi gazetede yayınlandı. Fidan'ın ve diğer MİT mensuplarının görevleri

kapsamındaki konularla ilgili ifade vermesi Başbakanlık iznine bağlandı. MİT mensupları ifade vermeye gitmedi. MİT Kanunu'nun 26ncı maddesi "MİT mensuplarının veya belirli bir görevi ifa etmek

üzere kamu görevlileri arasından Başbakan tarafından görevlendirilenlerin; görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı ya da 5271 sayılı Kanunun 250nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçları işledikleri iddiasıyla haklarında soruşturma yapılması Başbakanın iznine bağlıdır." şeklinde değiştirildi. Kamuoyunda bu süreç Cemaat-AKP çatışmasının başlangıç noktası olarak da kabul edildi.

(15)

15

11 Temmuz'da TBMM'den Cumhurbaşkanı onayına gönderilen çözüm süreci ile ilgili kanun 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak

"Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"

adıyla Resmi Gazetede yayınlanarak yasalaştı. Bu yasaya göre:

a. Hükümetin çözüm süreci kapsamında aşağıdaki hususlarda gerekli çalışmaları yürüteceği bu kanunla belirlendi.

b. Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyoekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımların belirlenmesi.

c. Gerekli görülmesi hâlinde, yurt içindeki ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verilmesi ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşların görevlendirilmesi.

d. Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirlerin alınması

e. Kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesinin sağlanması.

Kamuoyunda çözüm sürecinde görev alan MİT görevlilerini yasal güvence altına almak için çıkarıldığı söylenen Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 26 Nisan 2014’te Resmi Gazete'de yayınlandı.

Kanunda "MİT mensupları görevlerini yerine getirirken ceza ve infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerle

(16)

16

önceden bilgi vermek suretiyle görüşebilir, görüşmeler yaptırabilir, görevinin gereği terör örgütleri dâhil olmak üzere millî güvenliği tehdit eden bütün yapılarla irtibat kurabilir.” ifadesine yer verildi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç sürecin başarıya ulaşması için Çözüm Süreci Kurulu oluşturulacağını 30 Eylül 2014’te açıkladı.

5- Sürece Dair Olumsuz Eylem ve Açıklamalar

Süreç devam ederken Paris'te üç PKK'lı yöneticinin öldürülmesi, Öcalan'ın konuşmalarının basına sızdırılması ve AK Parti'nin Ankara ofisinin bombalanması gibi birkaç olay çözümü sabote etmeye yönelik eylemler olarak değerlendirildi. Her iki taraf da bu eylemleri kınayarak, sürecin devam ettiğini duyurdu.

Anayasa Mahkemesi, 11 Aralık 2009 tarihinde oybirliğiyle DTP'nin kapatılmasına karar verdi. Genel Başkan Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekilliliğinin düşürülmesi kararlaştırıldı.

Abdullah Öcalan 10 Ocak 2010’da avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada

"demokratik açılım açısından önemli bir çözüm fırsatının heba edildiğini; ancak henüz geç olmadığını" belirtti.

Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde AK Parti ilçe binasına 24 Ocak 2010 tarihinde molotof kokteyli saldırı düzenlendi.

CHP, Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesini 18 Şubat 2010’da TBMM’ye sundu.

Önergede, "Hukuk devletlerinde bakanlar, terör örgütünü muhatap alan gizli görüşmeler yapamazlar" denildi.

CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, 25 Şubat 2010’da yaptığı açıklamada,

"Devlet Habur'da teröristlerin ayağına götürülmüştür. AKP Habur'da teröre teslim olmuştur" dedi.

(17)

17

MHP lideri Devlet Bahçeli 27 Mart 2010’da yaptığı açıklamada, "Açılım tuzağına düşmeyin" dedi.

12 Nisan 2010’da kapatılan DTP’nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk’e Samsun’da yumruklu saldırı yapıldı.

Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Kandil'den gelen grup içerisinde bulunan Lütfü Taş, Öcalan için "Sayın" ifadesini kullandığı için 16 Nisan 2010 tarihinde 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

PKK'nın 1 Mayıs 2010 tarihindeki Tunceli'de karakol saldırısı sonucunda 4 asker hayatını kaybetti ve 7 asker yaralandı.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 14 Haziran 2010 tarihinde, PKK yöneticisi Duran Kalkan'ın "Genel af da çıksa silah bırakmayız" açıklamasını haberleştiren Milliyet muhabiri Namık Durukan'ın Terörle Mücadele Kanunu'nu ihlal ettiğinden 1 yıldan 7 yıla kadar hapse mahkum edilmesini talep etti.

Öcalan'ın çağrısıyla 18 Haziran 2010’da Kandil ve Mahmur'daki kamplardan gelen 34 kişiden 13'ü hakkında tutuklama kararı çıktı. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız tutuklamalarla birlikte açılımın bittiğini söyledi.

BDP Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş, 23 Ekim 2010’da açıklama yaparak, "PKK’nın ateşkesi 31 Ekim’de sona erecek. Önümüzde kısa bir süre kaldı.

Bu sürenin barışa yönelik değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde 1 Kasım’dan itibaren büyük şiddet olayları yaşanabilir. Hükümet bu süreci barışa yönelik değerlendirmelidir” şeklinde konuştu.

Abdullah Öcalan 13 Mayıs 2011 tarihli değerlendirmesinde, "15 Haziran’dan sonra süreç ya büyük bir anlaşmaya, ya da büyük bir savaşa evirilecektir. Eğer büyük bir savaş çıkarsa hükümet 3 ay bile dayanamaz" dedi.

PKK'nın Hakkari ilinin Çukurca ilçesinde polis ve jandarma binalarıyla güvenlik noktalarına 19 Ekim 2011

(18)

18

tarihinde ağır silahlarla ateş açmaları sonucunda 24 asker hayatını kaybetti.

Türk Hava Kuvvetlerinin, 28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak'ın Uludere ilçesi yakınlarındaki Irak topraklarında F-16 savaş uçaklarıyla yaptığı bombardıman sonucunda 35 Kürt kökenli vatandaş hayatını kaybetti.

Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla 4 Şubat 2012 tarihinde, KCK'ya yönelik operasyon neticesinde 41 kişi gözaltına alındı.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sadrettin Sarıkaya tarafından şüpheli sıfatıyla 8 Şubat 2012 tarihinde ifadeye çağrıldı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ 9 Şubat 2012’de bir açıklama yaparak Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılmasıyla ilgili olarak "Herhangi bir suç yok yapılan görev var"

dedi. İstanbul Emniyeti'nde iki şube müdürü görevden alındı.

KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağırılan fakat gitmeyen eski müsteşar Emre Taner ve eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve 2 MİT görevlisi ile ilgili 11 Şubat 2012 tarihli yakalama kararı çıkarıldı.

MİT görevlilerini ifadeye çağıran Savcı Sadrettin Sarıkaya 11 Şubat 2012 tarihinde soruşturmadan alındı.

PKK'nın 20 Ağustos 2012 tarihinde Gaziantep'te düzenlediği saldırıda 10 kişi öldü, 9'u ağır 66 kişi yaralandı.

PKK'nın 2 Eylül 2012 tarihinde Beytüşşebap ilçe merkezinde bulunan askeri birliğe yaptığı saldırı sonucunda 10 askerin ve 20 PKK'lının öldüğü, 7 askerin de yaralandığı açıklandı.

TSK Hakkari-Yüksekova-Şemdinli üçgeninde bulunan PKK'lıları etkisiz hale getirmek için 8 Eylül 2012 tarihinde operasyon başlattı. Çatışmalarda 26 PKK'lı ve 2 asker hayatını kaybetti.

(19)

19

KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, 24 Eylül 2012 tarihinde bir açıklama yaparak, sürecin tıkanmasından hükümeti sorumlu tutarken, görüşmelerin yeniden başlamasını istediklerini açıkladı. Aydar Oslo sürecinin en hızlı yürüdüğü dönemin 2009 yılı olduğunu belirtti ve eylemsizlik içinde bulundukları bu dönemde KCK tutuklamalarının başladığını ve bunun sürece ilk zarar veren olay olduğunu dile getirdi.

Başbakan Erdoğan iki gün sonra 26 Eylül 2012’de yaptığı açıklamada, Oslo görüşmelerinin çözüme yönelik olarak yapıldığını,

daha sonrasında

samimiyetsizlik ve terör örgütü tarafından bilgilerin servis edilmesi nedeniyle bu görüşmelere son verdiklerini söyledi.

9 Ocak 2013’te, PKK'nın kurucu üyelerinden Sakine Cansız ve Kürt aktivistler Fidan Doğan ile Leyla Söylemez Paris'te öldürüldü.

Milliyet Gazetesi BDP heyeti ve Abdullah Öcalan arasında geçen görüşmenin detaylarını "İmralı Zabıtları" başlığıyla Namık Durukan imzalı bir haberle 28 Şubat 2013 tarihinde kamuoyuna açıkladı. Tutanaklarda Öcalan'ın BDP heyetine "Ne ev hapsi, ne de af. Bunlara gerek kalmayacak. Hepimiz özgür olacağız. Başarılı olursam ne KCK tutuklusu kalır, ne de başkası. Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak.

Yalnız herkes bilmeli ki, ne eskisi gibi yaşayacağız, ne de eskisi gibi savaşacağız."

söylediği ifade edildi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan 19 Haziran 2013’te yaptığı açıklamada, "devletin süreci sabote ettiğini bu yüzden sürece dair ciddi kaygılarının oluştuğunu" söyledi.

(20)

20

Çözüm süreciyle ilgili görüşmelerin başladığı tarihten sonra ilk kez 2 Temmuz 2013’te Diyarbakır Lice'de bir gösterici hayatını kaybetti. Bu durum basında "Çözüm sürecinde güven bunalımı" şeklinde yorumlandı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık 25 Eylül 2013 tarihinde bir açıklama yaparak, hükümetin Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmelerin diyalog aşamasından müzakere aşamasına geçmemesi durumunda ve hükümetin adım

atmaması durumunda süreci bitireceklerini açıkladı.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay 5 Kasım 2013 tarihinde çözüm sürecinin bir al-ver süreci olmadığını açıkladı ve taviz verilen bir süreç olmayacağını belirtti.

BDP milletvekili Gültan Kışanak, 15 Kasım 2013 tarihinde yaptığı aöıklamada, çözüm sürecinin son bir aydır tıkandığını ve dışarıdan bir hakeme ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 29 Nisan 2014’teki açıklamasında, "Abdullah Öcalan için ev hapsi ile ilgili bir çalışmamız yok. Böyle bir düşüncemiz de yok" dedi.

Diyarbakır Lice'de gösteri yapan bir grup, 9 Haziran 2014 tarihinde 2. Hava Kuvveti Komutanlığı'nın arka kapısının olduğu bölgedeki duvardan atlayarak kışla içinde direkteki Türk bayrağını indirdi.

Abdullah Öcalan 5 Ağustos 2014

tarihinde avukatlarıyla yaptığı görüşmede çözüm sürecinde müzakerelere geçilmemesinden rahatsızlık duyduğunu ve artık sabır taşının çatladığını açıkladı.

Diyarbakır Lice'de PKK'nın ilk kurucularından Mahsum Korkmaz adına dikilen heykel mahkeme kararıyla 18 Ağustos 2014 tarihinde yıkıldı. KCK heykelden haberlerinin olmadığını açıkladı.

(21)

21

Çözüm sürecinin koordinasyonunu yürüten Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu 29 Ağustos 2014 tarihli yeni kabinede yer almadı.

30 Ağustos 2014 tarihinde açıklama yapan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel

"Hükümet yol haritasını bize vermedi, basından öğreniyoruz. Keşke görüşümüz sorulsaydı. Hükümet silahsız çözüleceğini söyledi, analar ağlamasın isteriz. Çözüm sürecinde kımızı çizgiler aşılırsa gerekli cevabı veririz" dedi.

Suriye-Irak tezkeresi 2 Ekim 2014 tarihinde TBMM'de kabul edildi. CHP ve HDP 'Hayır' dedi.

Abdullah Öcalan 6 Ekim 2014 tarihinde çözüm sürecinde yeni adımlar atılması için hükümete 15 Ekim 2014'e kadar süre verdi.

HDP, 7 Ekim 2014 tarihinde bir açıklama yaparak, IŞİD tarafından kuşatılan Suriye'deki Ayn-Elarab (Kobanê) için "Kobani'nin düşmesi durumunda çözüm süreceğinin biteceğini" belirtti.

8-9-10 Ekim 2014 tarihlerinde yurt genelinde IŞİD ve Kobani protestoları sonucunda toplam 34 kişi hayatını kaybetti. Bingöl İl Emniyet Müdürü'ne yönelik silahlı saldırıda, Emniyet Müdür Yardımcısı ve bir başkomiser hayatını kaybetti. Yurt

genelinde 'terör örgütü adına suç işlemek', 'kamu görevlilerine direnmek', 'mala zarar verme' ve 'yağma' suçlamalarından 112 kişi tutuklandı. Abdullah Öcalan Kobani ile çözüm sürecinin ayrılmaz bir bütün olduğunu söyledi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, 11 Ekim 2014 tarihindeki açıklamasında, Kobani ve Türkiye'de yaşananlardan hükümeti sorumlu tuttu ve Meclis'ten geçen tezkerenin bir savaş ilanı olduğunu, bu nedenle de çektikleri bütün birlikleri Türkiye'ye geri gönderdiklerini söyledi.

(22)

22

Kars'ta 23 Ekim 2014 tarihinde PKK mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada, 3 PKK'lı hayatını kaybetti.

25 Ekim 2014 tarihinde Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde PKK'nın saldırısına uğrayan 3 asker hayatını kaybetti.

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, 27 Ekim 2014 tarihinde "çözüm sürecine mecbur ve mahkûm değiliz"

şeklinde açıklama yaptı.

USTAD HAKKINDA

2011 yılında sivil toplum kuruluşu temelli çalışmalara başlayan Mardin Merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Stratejik Tahlil ve Araştırmalar Merkezi (USTAD), bölgesel, ulusal ve uluslararası strateji, sosyal, ekonomik ve kültürel politika ve girişimlere önderlik etmeye, bu beceriye sahip bireylere fırsatlar sunarak kendilerini uluslararası arenada yalnız hissetmemelerini sağlamaya ve ortaya çıkan sonuçları kamuoyu ile paylaşmaya devam etmektedir.

(23)

23

Referanslar

Benzer Belgeler

Olumlu sayılabilecek katılım türleri oydaşma, danışma, işbirliği ve bütünleşme başlıklarında toplanırken klientalizm, to- kenizm ve depolitizasyon da siyasal

Aşağıdaki cümlelerden olumlu olanların gülen yüz, olumsuz olanların üzgün yüzünü işaretleyin.. VERİLMEYEN

Aşağıda verilen cümlelerde olumlu olanları olumsuz cümleye, olumsuz olanları olumlu cümleye çevirip alttaki yere yazın.... OLUMLU VE

Anahtar Sözcükler: Kur’ân, Beled Sûresi, Tefsir, Olumlu ve Olumsuz İnsan Tipleri...

Bu durum “Yerlere çöp atma” istenmeyen öğrenci davranışının sınıf ortamını olumsuz etkilediği, öğretmenlerin bu davranışla “bazen” ve “çok az”

• Hastanede bakılan hastalarda anksiyete, depresyon ve performans azalması gibi durumlar evde bakım alanlara göre %24 daha fazla görülmektedir. • Kronik hastalıklara

 EBH almasına karar verilen hasta hekimin direktifleri doğrultusunda Evde Bakım Kuruluşuna sevk edilir,.  Taburculuk Planlaması Görevlisi, EB Kurumu görevlisine

Sunulan bu çalışmada, elektromanyetik alanın ökaryotik transkripsiyon üzerine etkisi, elektromanyetik alana maruz bırakılan ve bırakılmayan S.cerevisiae hücrelerinde