KIRSAL KALKINMA BAĞLAMINDA İPEK BÖCEĞİ YETİŞTİRİCİLİĞİ KURSU (MUĞLA İLİ KÖYCEĞİZ İLÇE HALK EĞİTİMİ MERKEZİ ÖRNEĞİ)

104  Download (0)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

YAŞAMBOYU ÖĞRENME ve YETİŞKİN EĞİTİMİ ANABİLİM DALI

YETİŞKİN EĞİTİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

KIRSAL KALKINMA BAĞLAMINDA İPEK BÖCEĞİ YETİŞTİRİCİLİĞİ KURSU

(MUĞLA İLİ KÖYCEĞİZ İLÇE HALK EĞİTİMİ MERKEZİ ÖRNEĞİ)

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Burak Serdar ACAR

Ankara Eylül, 2014

(2)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

YAŞAMBOYU ÖĞRENME ve YETİŞKİN EĞİTİMİ ANABİLİM DALI

YETİŞKİN EĞİTİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

KIRSAL KALKINMA BAĞLAMINDA İPEK BÖCEĞİ YETİŞTİRİCİLİĞİ KURSU

(MUĞLA İLİ KÖYCEĞİZ İLÇE HALK EĞİTİMİ MERKEZİ ÖRNEĞİ)

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Burak Serdar ACAR

Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet BİLİR

Ankara Eylül, 2014

(3)

i

Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’ne,

Bu çalışma jürimiz tarafından Yaşam Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Anabilim Dalı (Yetişkin Eğitimi Programı)’nda YÜKSEKLİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan Prof.Dr. Rıfat MİSER………….

Üye Prof.Dr. Hasan ÜNDER ………

Üye Yrd. Doç.Dr. Mehmet BİLİR………

Tez Danışmanı

Onay

Yukarıdaki imzaların, adı geçen öğretim üyelerine ait olduğunu onaylarım.

…../…./…….

Prof.Dr.İsmail GÜVEN Enstitü Müdürü

(4)

ii

Bu çalışmada Muğla ili, Köyceğiz İlçe Halk Eğitimi Merkezi tarafından düzenlenen ipek böceği yetiştiriciliği kursunun kırsal kalkınma bağlamında betimlenmesi amaçlanmıştır.

Araştırmanın I. Bölümünde araştırmanın problemine, amacına, önemine sınırılılıklarına ve araştırma ile ilgili tanımlara ve kısaltmalara yer verilmiştir.

II. Bölümde; kavramsal çerçeve ile ilgili araştırmalara yer verilmiş, kırsal alan, kırsal kalkınma, yetişkin eğitimi kavramları açıklanmış, konu ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. III. Bölümde; araştırmanın modeli, evreni ve çalışma grubu, verilerin toplanması ve analizine ilşkin bilgilere yer verilmiştir.

IV. Bölümde; araştırmada ulaşılan bulgular ana hatları ile özetlenmiş, elde edilen bulgulara dayalı olarak, belirlenen sorunların çözümüne yönelik önerilere yer verilmiştir.

(5)

iii

Bu çalışmaya önemli katkıları, değerlendirmeleri, değerli desteği, ilgisi ve birçok konuda yol göstericiliği için sevgili Danışmanım Yrd. Doç. Dr Mehmet BİLİR’e saygılarımı sunuyor ve teşekkürü borç biliyorum.

Görüşme forumunun hazırlanmasında uzman görüşüne başvurulan ve yardımlarını esirgemeyen değerli hocalarım; Prof. Dr Meral UYSAL’a, Prof.

Dr. Rıfat MİSER’e, ve Doç Dr. Ahmet YILDIZ’a, yüksek lisans eğtimi boyunca kendilerinden ders aldığım çok değerli hocalarım Doç. Dr. Hayat BOZ’a ve Öğr. Gör. Dr. Fevziye SAYILAN’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca çalışmaya desteklerinden dolayı Köyceğiz Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü’nde çalışmakta olan Ziraat Teknikeri Mehmet ACAR’a, anketime ve görüşme formuma vakit ayıran ve yanıt veren tüm yetişkin öğrenenlere ve tezin hazırlanma süresince desteğini benden esirgemeyen Mukaddes ÇELİK’e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Son olarak, maddi ve manevi destekleri, ilgileri ve sabırları için aileme ve desteğini bir an olsun eksik hissetmediğim sevgili kardeşim Fatma Merve ACAR’a gönül dolusu teşekkürler.

Burak Serdar ACAR

(6)

iv

KIRSAL KALKINMA BAĞLAMINDA İPEK BÖCEĞİ YETİŞTİRİCİLİĞİ KURSU (Muğla İli Köyceğiz İlçe Halk Eğitimi Merkezi Örneği)

Acar, Burak Serdar

Yüksek Lisans, Yaşamboyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Anabilim Dalı

Tez Danışmanı: Yrd. Doç Dr. Mehmet Bilir

Eylül,2014, xii+ 89 Sayfa

Araştrımanın amacı, Muğla-Köyceğiz İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün desteğinde, Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü’nce açılan “İpek Böceği Yetiştiriciliği Kursu”nu kırsal kalkınma bağlamında betimlemektir.

Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma nitel ve nicel yöntemin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.

Araştırmanın evrenini Köyceğiz Halk Eğitimi Merkezi tarafından düzenlenen İpek Böceği Yetiştiriciliği Kursu’na katılan yetişkin öğrenenler oluşturmuştur. Literatür taramasından elde edilen verilere göre, yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Görüşme toplam 24 yetişkin ile gerçekleştirilmiştir.

Araştırmada elde edilen yetişkin görüşleri, görüşme formundaki sıra temel alınarak incelenmiş ve tablolaştırılarak frekans ve yüzde kullanılarak yorumlanmıştır.

(7)

v

 Katılımcıların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşmaktadır.

 Katılımcıların büyük çoğunluğu 25 ile 44 yaş arasındaki iktisaden faal nüfus grubundan oluşmaktadır.

 Katılımcıların büyük çoğunluğu evlilerden oluşmaktadır.

 Katılımcıların çoğunluğu ilkokul mezunundan oluşmaktadır.

 Katılımcıların çoğunluğu ev kadınlarından oluşmaktadır.

 Katılımcıların çoğunluğunun aylık net ortalama bir geliri bulunmamaktadır.

 Katılımcıların çoğunluğu kendisine ait evde yaşamaktadır.

 Katılımcıların büyük çoğunluğu çekirdek aile yapısına sahiptir.

 Katılımcıların çoğunluğunun aile kişi sayısı 4 kişiden oluşmaktadır.

Kursa katılan yetişkinlerden hiçbiri tek başına hayatını devam ettirmemektedir.

 Katılımcıların çoğunluğu Halk Eğitimi Merkezi vasıtasıyla kursdan haberdar olmuştur.

Kursa katılanların büyük çoğunlunun aile geçimine katkı sağlamak amaçlı kursa katıldığı görülmektedir.

 Kursa başlayan 24 yetişkinden 21’i kurs bitiminde üretime geçmiştir.

 Kurs sonunda üretimde karşılaşılaşılan en temel iki problem “üretimin gerçekleştirildiği yerin yetersizliği” ve “üretimde kullanılacak dut yaprağının az olması”dır.

 Katılımcıların çoğunluğu ipek böceği yetiştiriciliği kursunun ekonomik anlamda katkısının olduğunu belirtmektedir.

 Kursun ev ihtiyaçlarının giderilmesinde ve ev hanımlarının boş zamanlarını değerlendirmesinde imkanı sağlaması ekonomik ve sosyal anlamda en temel iki katkısıdır.

 Katılımcıların büyük çoğunluğu kursun ilgi, ihtiyaç ve beklentilerini karşıladığını belirtmiştir.

 Katılımcıların daha yararlı olması için önerilerilerde bulunmuşlardır.

Bunlardan en öne çıkan ise; “ipek böceği kozasının dokuma olarak değerlendirme” önerisidir.

(8)

vi

Silkworm Raising Courses within the Context of Rural Development (The Public Training Center, Köyceğiz District, Muğla Province Case).

Acar, Burak Serdar

Master od Science, Lifelong Learning and Adult Education Thesis Advisor: Assoc. Prof. Mehmet Bilir

September, 2014, xiii + 89pages

This study aims to describe “Silkworm Raising Course” within the context of rural development opened by the Directorate of Public Training Center with the support of the Directorate of Food, Agriculture and Livestock of Köyceğiz District of Muğla.

In this study screening model was used. The study was realized by hybrid approaches where both the qualitative and quantitative methods employed together.

The population of the study was adults who participated in the

“Silkworm Raising Course” organized by Köyceğiz Public Education Center.

According to the data obtained by literature screening, semi-structured interview form was prepared. The interviews were made with 24 adults.

The views of the adults obtained by the study were examined by taking the order in the interview form as basis and collected data are demonstrated in tables using frequency and percentage graphics, and the results are refined with comments.

(9)

vii

 The majority of the participants are composed of women.

 The majority of the participants are composed of the persons between the ages of 25 and 44, who are economically active.

 The majority of the participants are married.

 The majority of the participants are graduates of primary school.

 The majority of the participants are housewives.

 The majority of the participants do not have any monthly net average income.

 The majority of the participants live in flats which belong to them.

 The majority of the participants have nuclear family structure.

 The number of persons in the families of the majority of the participants is 4. None of the adults participated in the course do not live on their own.

 The majority of the participants got familiar with the course by the Public Education Center.

 The majority of the participants attended the course in order to contribute to the economies of their families.

 21 out of 24 adults who participated in the course started silkworm raising at the end of the course.

 The basic two problems that the participants encountered at the end of the course during production are “lack of adequate area for silkworm raising”

and “lack of adequate mulberry leaves for silkworm raising”.

 The majority of the participants state that silkworm raising course has an economic impact for their incomes.

 The two fundamental economic and social benefits of the course are its impact for the household incomes of the participants and its use for the housewives to spend their leisure time.

 The majority of the participants state that the course was interesting and the course met their expectations and needs.

 The majority of the participants made recommendations with a view to have a better course in terms of its benefits for the participants. The most

(10)

viii weaving”.

(11)

ix

JÜRİ ÜYELERİNİN İMZA SAYFASI ... i

ÖNSÖZ ... ii

TEŞEKKÜR... ii

ÖZET ... iv

ABSTRACT ... vi

İÇİNDEKİLER ... ix

ÇİZELGELER LİSTESİ ... xii

ŞEMALAR LİSTESİ ... xiii

BÖLÜM I ... 1

GİRİŞ ... 1

Problem ... 1

Araştırmanın Amacı ... 9

Araştırmanın Önemi ... 10

Araştırmanın Sınırlılıkları ... 10

Tanımlar ... 11

Kısaltmalar ... 12

BÖLÜM II ... 13

KAVRAMSAL ÇERÇEVE ... 13

Kırsal Kalkınma ... 13

Kırsal Alan ve Kırsal Kalkınma ... 13

Kırsal Kalkınmanın Amaçları ... 17

Türkiye’de Kırsal Kalkınma Uygulamaları ... 17

Planlı Dönem Öncesi ... 18

Planlı Kalkınma Dönemi ... 21

AB Uyum Sürecinde Kırsal Kalkıma ... 26

Tarım Stretejisi (2006-2010 ... 26

Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı (2007-2013 ... 27

Kırsal Kalkınma Planı (2010-2013 ... 30

Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) ... 30

Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı Kırsal Kalkınma Programı(IPARD) ... 31

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ... 32

(12)

x

Yetişkin Eğitimi Kavramı ... 34

Yetişkin Eğitimini Gerekli Kılan Nedenler ... 35

Yetişkin Eğitiminin İlkeleri ... 36

Türkiye’de Yetişkin Eğitimi ... 37

Yetişkin Eğitimi Kurumu Olarak Halk Eğitimi Merkezleri ... 39

Köyceğiz Halk Eğitimi Merkezi ... 41

Türkiye’de İpek Böceği Yetiştiriciliğinde Kozabirlik’in Rolü ... 43

Araştırma Yapılan Bölge İle İlgili Bilgiler ... 44

İlgili Araştırmalar ... 46

BÖLÜM III ... 49

YÖNTEM ... 49

Araştırmanın Modeli ... 49

Çalışma Grubu ... 50

Verilerin Toplanması ... 50

Görüşme ... 50

Verilerin Analizi ... 51

BÖLÜM IV ... 52

BULGULAR VE YORUM ... 52

Kişisel Bilgiler İle İlgili Bulgular ... 52

Cinsiyet ... 52

Yaş Değişkeni ... 53

Medeni Durum ... 53

Eğitim Durumu ... 54

Çalışma Durumu ... 55

Gelir Durumu ... 56

Konut Durumu ... 57

Aile yapısı ... 57

Aile Kişi Sayısı (Büyüklüğü) ... 58

Kırsal Kalkınma Bağlamında İpek Böceği Yetiştiriciliği Kursu İle İlgili Bulgular ... 59

(13)

xi

SONUÇ VE ÖNERİLER ... 71

Sonuçlar ... 71

Kişisel Bilgilere İlişkin Sonuçlar ... 71

Kırsal Kalkınma Bağlamında İpek Böceği Yetiştiriciliği Kursu İle İlgili Sonuçlar ... 72

Öneriler ... 74

KAYNAKÇA ... 76

EKLER ... 83

EK 1. Üreticilere Ücretsiz Olarak Dağıtımı Yapılan İpek Böceği Tohumu Dağıtım Listesi ve Tohum Örneği ile Doğrudan Destekleme Ödemesi Dilekçe Örneği ... 84

EK 2. Araştırma Bölgesi ile İlgili Fotoğraflar ... 86

EK 3. Görüşme Formu ... 87

(14)

xii

Çizelge 1. 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı İstatistikler Kurslar- Faaliyetler .... 41

Çizelge 2. 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı (01.09.2012-31.08.2013) Açılan Kurslar ... 42

Çizelge 3. 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı Kurs Dışı Etkinlikler ... 42

Çizelge 4. 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı Faaliyetler ( HEM Otomasyona İşlenen ve Katılım Belgesi Çıkarılan Faaliyetler ... 42

Çizelge 5. Görüşülenlerin Cinsiyetlerine Göre Dağılımı ... 52

Çizelge 6. Görüşülenlerin Yaşlarına Göre Dağılımı ... 53

Çizelge 7. Görüşülenlerin Medeni Durumuna Göre Dağılımı ... 53

Çizelge 8. Görüşülenlerin Eğitim Durumuna Göre Dağılımı ... 54

Çizelge 9. Görüşülenlerin Çalışma Durumuna Göre Dağılımı ... 55

Çizelge 10. Görüşülenlerin Gelir Durumuna Göre Dağılımı ... 56

Çizelge 11. Görüşülenlerin Konut Durumuna Göre Dağılımı ... 57

Çizelge 12. Görüşülenlerin Aile Yapısına Göre Dağılımı ... 57

Çizelge 13. Görüşülenlerin Aile Kişi Sayısına Göre Dağılımı ... 58

Çizelge 14. Görüşülenlerin Kursdan Haberdar Olma Durumlarına Göre Dağılımı ... 59

Çizelge 15. Görüşülenlerin Kursa Katılma Nedenleri ... 60

Çizelge 16. Görüşülenlerin Kurs Bitimi Üretime Geçme Durumu ... 61

Çizelge 17. Üretime Geçenlerin Üretimde Karşılaştıkları Problemler ... 62

Çizelge 18. Kursun Ekonomik Katkı Durumu ... 64

Çizelge 19. Kursun Yörede Yaşayan Halkın Ekonomik ve Sosyal Yaşamına Katkı Durumu ... 65

Çizelge 20. Kursun İlgi, İhtiyaç ve Beklentiyi Karşılama Durumu ... 67

Çizelge 21. Daha Yararlı Olması için Neler Yapılmalı Durumu ... 68

(15)

xiii

Şema 1. Kozabirlik Teşkilat Şeması ... 43

(16)

BÖLÜM I

GİRİŞ

Bu bölümde araştırmanın; problemine, amacına, önemine, sınırlılıklarına ve araştırmayla ilgili tanımlara ve kısaltmalara yer verilmiştir.

Problem

Kırsal kalkınma kavramı çoğu kez, kırsal gelişme, kırsal büyüme ve kırsal değişme kavramlarıyla eş anlamlı olarak kullanılmıştır(Türkiye Belediyecilik Derneği,1999). Kırsal kalkınma, temel köy birimlerini ya da köy insanını harekete geçirmek, beklendik değişmeyi, ekonomik açıdan, kültürel açıdan kalkınmayı sağlamayı amaçlamaktadır (Geray,2006). Bir başka anlatımla kırsal kalkınma; “kırsal alanda, sürdürülebilir doğal kaynak kullanımını esas alarak, bir taraftan kırsal kesimin gelir düzeyinin ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi yoluyla gelişmişlik farklarının azaltılmasını amaçlayan, diğer taraftan çevresel ve kültürel değerlerin korunmasını ve geliştirilmesini gözeten, yerelde farklılaşan sosyal, kültürel ve ekonomik özellikleri, ihtiyaçlar, potansiyelleri ve dinamikleri dikkate alarak çok sektörlü yaklaşımla planlanan faaliyetler bütünü olarak kabul edilmektedir” (Devlet Planlama Teşkilatı, 2007).

Türkiye’de 1960’lı yıllardan sonra hazırlanan kalkınma planlarında kırsal kesimin sorunlarını çözmek için bazı kararlar alınmıştır. Konu, 1970’li yılların ikinci yarısından sonra daha sık gündeme gelmeye başlamış ve kırsal kalkınma terimi ile ifade edilmiştir. Çünkü bu dönemde kırsal kesimden şehirlere yapılan göçler artmış ve şehirlerde çözülmesi güç sorunlar ortaya çıkmıştı. Kırsal kesim ise hızla tenhalaşmış ve buralardaki zengin doğal kaynaklar atıl duruma düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır (Kadıoğlu,2012).

Kırsal ve tarımsal gelişmenin odağında daima insanın bilgiyi geliştirme, işleme, yayma, paylaşma ve kullanmadaki etkinliği vardır. Küresel kapitalizm ve hızlı sanayileşmenin kıskacındaki dünyamızın durumu, yaşamın kendisini

(17)

insani değerlerle yeniden şekillendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Kırsal kesimdeki çalışanlar emeklerinin gerçek değerini alamamakta, küresel politikalar kırsal alanları fakirleştirmektedir. Buna bağlı olarak köyler ve kırsal alandaki tarımsal işletmeler boşalmaktadır. Tarımla uğraşan insanlara, bu uğraşlarında yararlanacakları bilgi ve becerileri kazandırmak bir zorunluluk haline gelmektedir(Bilir, 2011).

Yetişkin öğrenenler, yeni öğrenmelerini mevcut bilgileri ve deneyimleri üzerine temellendirirler. Kendi amaçları için öğrenmeyi uygun hale getirir ve amaçlarıyla bağlantılandırırlar. Öğrenme, öğrenen tarafından başlatılır ve öğretmenin rolü ise, öğrenmenin meydana geleceği ortamı sağlamaktır (Tusting, ve Barton, 2011).

Muğla İli’nin Köyceğiz İlçesi’nde yıllar öncesinde koza üretimi yapıldığı, yapılan zirai keşifler sonucunda ortaya çıkartılmış ve yardımcı bir tarımsal üretim kolu olarak tekrar üretim yapılmasına adım atılmıştır. Fazla bir yatırım gerektirmeyen ve 35- 40 günlük bir uğraş sonucunda üreticiye gelir getiren bu tarımsal üretim, yörenin yeniden ipek sektöründe yer almasını ve bölgede kırsal kalkınmanın oluşmasını sağlamıştır. İpek böcekçiliğinde kaliteli koza ve yüksek verim elde etmenin ilk şartı ise sağlıklı ipek böceği yetiştirmektir.

Buna bağlı olarak yetişkin eğitiminde etkin rol oynayan Halk Eğitimi Merkezince bölge halkına ipek böceği yetiştiriciliği kurs açılmıştır.

Türkiye’de yardımcı bir tarımsal faaliyet olarak yapılan, aile fertlerinin emeklerinin değerlendirilmesinde ve kırsal alanda gizli işsizliğin önlenmesinde önemli olan, ancak son yıllarda düşüş yaşayan ipek böceği yetiştiriciliği 1500 yıldan beri yapılmaktadır. İpekçiliğine dair her ülkede bazı bilgiler vardır. Bu bilgiler incelendiğinde ortak kanı doğu ülkelerinden batıya yayıldığı şeklindedir. Doğu ülkeleri ipeği kendilerinin bulduklarını söylerlerken batı ülkeleri ise ipeğin sanat bakımından layık olduğu değerin kendileri tarafından verildiğini göstermeye çalışırlar. Tekstil malzemeleri içinde çok asil bir görüntüsü olan ipeğin bu güne kadar yerleşmiş bir kanıya göre, M.Ö. 3000 yıllarından ve Çinliler tarafından bulunduğu söylenir. Ancak insanlar için harikulade bir buluş olan bu malzemenin tekstilde ilk kullanımının hangi koza

(18)

cinsinden olduğu ve bunu ilk bulanların gerçekten Çinliler mi olduğu kesin bilinmez (İmer, 2005). İpeğe dair en eski bilgiler ise Çin kitaplarında görülmekte olup bütün ipekçilik kitapları, ipeğin ilk önce Çin’de kullanıldığını yazarlar. İpeğin rivayete göre Çin’den çıkışı Hotan Eyaleti hakanının Çin prensesi ile evlenmesi sonucu, Çin Prensesi saçlarının arasında ipek böceği tohumlarını taşımış ve böylelikle ipekböcekçiliği saklı bulunduğu Çin’den ilk çıkışını gerçekleştirmiştir. Hotan’dan sonra ipekböcekçiliğinin yavaş yavaş İran’ın doğusuna doğru yayılmaya başladığı anlaşılmaktadır. Gerek Tatarlar gerekse Hint ve İranlı tüccarlar tarafından ipek batıya doğru yayılmaya başlamış ve İstanbul’a ulaşmayı başarmıştır. Fakat Bizans- Sasani arasındaki gerginlik sonucu ipek ticareti zayıflamış bunun üzerine Bizans Kralı, Asya’ya 2 rahip göndermiş ve bastonları içine koydukları ipekböceği tohumları ile ipekböceğinin İstanbul’la buluşması tekrar sağlanmıştır. Bundan sonraki dönemde ise Bizans’ta ipekböcekçiliği ve ipekli dokumacılık hızla gelişmiş 9. Ve 10 yüzyıldan itibaren de Akdeniz’den İspanya, İtalya ve Yunanistan’a yayılmaya başlamıştır (Kozabirlik, 2014).

İpek, tarih sayfasında çok önemli bir ticaret yolu olan “İpek Yolu”na da ismini vermiştir. 400 yıl boyunca Çin’i yöneten Büyükhan Sülalesinin (M.Ö.

206- M.S. 220) bir elçisi olan ünlü zengin Zhan Quian, Hindistan’dan Çin’e yıllarca yolculuk yapmıştır. Bu yolculuklar sırasında keşfettiği geçitlerden, geçtiği yollardan daha sonra ipek yüklü kervanlar göndermiştir. Zhan Quian, Takla Makan çölü eteklerinde dolaşarak Karakum geçitlerini aşıp, sonralarında efsanevi İpek Yolu kervanlarının geçeceği zorlu yolları kat ederek Hindistan’a ulaşmıştır(Taşkın, 2013). Zamanla Çin’i, Orta Asya’dan batıya bağlayan bu kervan yoluna en çok taşınan ticaret eşyası ipek olduğu için ipek yolu adı verilmiştir. “‘İpek Yolu’ ismi, XIX. Yüzyılın sonralarına doğru kullanılmaya başlanmıştır ve bunu ilk defa Alman coğrafyacı ve jeolog Baron F. Von Richthofen 1877 yılında yayınladığı “Çin” adlı eserinde kullanmıştır”

(Eğri, 2012). “Çinliler bu yolu hiçbir zaman bu adla anmamıştır” (Kırpık, 2012). “İpek yolun geçtiği bölgeleri ve bu bölgelerde oluşan zengin şehirleri, bir taraftan Roma ve Part İmparatorluğu, diğer taraftan Çin ve Hun İmparatorluğu hâkimiyetleri altına almak için savaşmışlardır”

(Bedirhan,1998). Bizans’ın yıkılmasından sonra Avrupa devletleri bu ticaret

(19)

yoluna alternatif olarak yeni yollar denemiş ve Ümit Burnu’nun aşarak yeni bir yol bulduklarında bu tarihi ipek yolu önemini kaybetmiştir. Günümüz de ise bu tarihi ipek yolu yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır ve birçok turizm şirketlerince de gezi güzergâhı olarak gezi programlarında yerini almaktadır.

İpek, ipekböceği larvalarının koza örmek için salgıladıkları, parlak ve çok ince bir teldir. Bu teller bir araya getirilerek ipek iplikleri elde edilir. İpek, kolay boyanabilen, yumuşak ve dayanıklı bir ip olması nedeniyle tarih boyunca çok kıymetli bir dokuma hammaddesi olmuştur. Üretimle ilgili aşamalar; dut ağacının yetiştirilmesi, ipekböceği tohumu ve yaş koza üretimi, kozadan iplik çekilmesidir. İpeğin birçok çeşidi vardır; bunların ırkı, cinsi ve özellikleri farklı olduğu gibi üzerinde beslendiği ağaç cinsleri de farklıdır. Salgısından ipek elde edilen Bombyciade ailesi ile Saturnidae ailesine mensup ipek böceği cinsleri içinde en kalitelisi, Çin’de kültür edilmiş dut ağacından yetişen beyaz ırk, hakiki ipek böceği denilen “Bombyx Mori L”

cinsidir (İmer, 2005).

Dünya’da ipek böceği yetiştiren önemli ülkeler Çin, Hindistan, Türkmenistan, Brezilya, Özbekistan, Tayland ve İran’dır. Özellikle Çin ham ipek üreticiliği ve pazarlamasında dünyada ilk sırada yer alırken, önemli düzeyde ipek tüketimi yapan ülkeler ise Amerika Birleşik Devletleri, İtalya, Japonya, Fransa, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan, Çin Büyük Britanya ve Kore’dir (International Sericultural Commission, 2013).

İpekböcekçiliğinin Türkiye’deki yeri ve önemi de çok büyüktür. Şöyle ki;

 Küçük aile işletmelerinde yaprak kesme ve taşıma işçiliği hariç tüm faaliyetler, yaşlı, özürlü ve çocuk gibi emeğini diğer tarımsal alanlarda değerlendirme olanağı bulamayan aile fertlerince yapılabilmektedir.

 Kırsal alanda gizli işsizliğin önlemesinde etkisi çok büyüktür.

 Kısa zamanda yüksek gelir sağlaması açısından ekonomik katkısı çok değerlidir.

(20)

 Tarımsal gelirin dengeli dağılmasında önemli derecede etkili olmaktadır.

 İpekböcekçiliğinden elde edilen gelir, üreticinin paraya en çok gereksinim duyduğu, tarımsal üretim için girdilerin temin edilmesinin zorunlu olduğu bir dönemde, üreticinin en büyük yardımcısıdır.

 Yaş koza ürününün 35-40 gün gibi çok kısa bir zamanda elde edilmesi, pazarının hazır olması ve satışının peşin para ile yapılması, üreticinin diğer tarım ürünlerinin üretimine geçişini de olumlu yönde etkilemektedir.

 İpekböcekçiliği, dut ağacının yetiştiği her yerde yapılabilmektedir.

 İpekböcekçiliğinin evlerde yapılması, çiftçinin evine dezenfeksiyonun girmesini, bakım, onarım ve temizliğe önem verilmesini ve işbölümü, zaman gibi kavramların yerleşmesini sağlamaktadır.

 İpekböcekçiliği, yan uğraş dalı olarak tarımsal geliri artırırken, son 30 yıldan beri ipek halı ihracatı da, ülkemizin döviz getiren kaynaklarından biri olmuştur (Karaca, 2008).

Türkiye’de üretilen ham ipeğin tamamına yakını ipek halı dokumacılığında, çok az bir bölümü de giyim-kuşam, ev eşyaları, nakış-dikiş, ameliyat ipliği olmak üzere iç piyasada tüketilmektedir. İpekböcekçiliği sektöründe yaş koza üretiminden ipek halı pazarlamasına kadarki üretim işlemlerinde yaklaşık 500.000 kişiye istihdam imkânı sağlanmaktadır. Ayrıca aynı üretim aşamaları esnasında yaş kozanın ipek halıya dönüştürülmesi sonucu yaklaşık 14 misli katma değer ortaya çıkmaktadır. Yani 1 kilogramı 30TL değerinde olan yaş koza, işlenip ipek halıya dönüştürüldüğünde 420TL değeri ile pazara sürülmektedir (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2014).

(21)

Ülkemizde bilimsel olarak ipekböcekçiliği Bursa İpekböcekçiliği Araştırma Enstitüsünün kuruluş tarihi olan 1888 yılı ile başlamıştır. Bu başlangıcın mimarı ise Fransa’ya tarım eğitimi için giden Kevork Torkomyan’dır. Torkomyan eğitimi sonrası Bursa’ya gelerek İpekböcekçiliği Enstitüsünü kurmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında 859 sayılı İpek Böceği ve Tohumu Yetiştirilmesi ve Muayene ve Satılması Hakkında Kanun’la Türkiye’de tohum üretimi, ipekböceği bakım ve besleme ile ilgili hususlar hukuki teminat altına alınmıştır. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra, Atatürk’ün “ kooperatif yapmak, zekâ ve maharetleri, maddi ve manevi güçleri birleştirmektir”(1931, İzmir Ticaret Odası konuşması) sözünden hareket edilerek ülkemizde koza üretimini korumak ve arttırmak amacıyla 1940 yılında Bursa, Bilecik ve Adapazarı’nda ilk kooperatifler kurulmuştur. Birlikten kuvvet doğar ilkesiyle bu kooperatifler birleşerek 11 Mayıs 1940 tarihinde S.S. Bursa Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliğini kurmuşlardır. (Kozabirlik, 2014)

Tohum Üretim İşletmesi 1963 yılında, ülkemizde yetiştirilen yerli ırk ipekböceğinin verimliliğinin düşüklüğü ve çeşitliliği hastalıklara karşı dayanıksız olması sebebiyle Kozabirlik bünyesinde kurulmuştur. Hastalıklara karşı dayanıklı, kutu başına verimliği yüksek olan ipekböceği tohumunun üretilmesi bir Japon firması ile işbirliğine gidilerek sağlanmıştır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu ipekböceği tohumları bu tarihten itibaren Kozabirlik bünyesinde faaliyet gösteren Tohum Üretim İşletmesince üretilmektedir.

Ülkemiz bu bağlamda dünyada kendi tohumunu üretebilen birkaç ülkeden biridir. Kozabirlik 1980 yılında dönemin en modern Japon teknolojisi ipek filatür ve bükme fabrikasını kurmuştur. Ancak Çin’in 1990’lı yılların başında çok ucuz fiyatlarla ipek ipliği satmaya başlaması ile rekabet edemez duruma gelmiş ve 1995 yılında kapatılmıştır. (Kozabirlik,2014)

Türkiye’de koza üretimini arttırmak ve üreticiyi koruyarak teşvik etmek suretiyle sektörde önemli rolü olan Kozabirlik tarafından 2009 yılında kurulan koza çekim tesisi ile sektörün yeniden canlanmasında önemli katkıda bulunmaktadır. Ayrıca yurt içinde üretilen kozaların bu tesisde işletilmesi

(22)

sağlanarak, yurt dışına bağımlılığın azaltılmasında da etkili olmuştur ( Top, 2011).

Yaş koza üretiminde dünya rekoltesinin yaklaşık %80’ini oluşturan Çin, Hindistan ve Özbekistan’da son yıllarda üretimde meydana gelen azalmalar, ipek ipliğinin kullanım alanlarının önceki yılara göre artması nedeniyle 1990’lı yılların başında başlayan ve 2000-2001 yıllarında ham ipek ipliği fiyatlarındaki artış eğilimi dikkate alınarak ülkemizde yaş koza üretimi faaliyetlerine tekrar hız kazandırılmıştır (Kozabirlik,2014). “İpek üretiminin geçirdiği birçok merhaleye fiyat ve üretim dalgalanmalarına rağmen her devirde değerli bir madde olarak kıymetinden hiçbir şey kaybetmeyecek bir üründür. Esneme özelliği, yumuşaklığı, parlaklığı, sağlıklı oluşu ile tabi ipek suni ve sentetik ipeklerin yanında değerini koruyacaktır” (Altun, 2007). Bu bağlamda Bursa, Bilecik, Adapazarı, Eskişehir ve Alanya bölgelerinde ki kooperatifler bölgelerinde üretimi yaymaya çalışmışlardır.

Ülkemizde ipek böceği yetiştiriciliği ile geçimini sağlayan birçok bölge vardır. Muğla bölgesi de bunlardan bir tanesidir. Muğla yöresinin ipekböcekçiliğinin temeli olan dut ağacı yetiştirilmesine elverişli bir yer olması onun yapılmasına ortam hazırlamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Muğla’nın kapalı bir ekonomiye sahip olması ve aile içi üretimin yaygın olması;

1950’lerden sonra ise sosyo-ekonomik gelişmelerin getirdiği değişimler nedeniyle devletin bu işi desteklemesine rağmen, Muğla’da ipekböcekçiliği ve ipekli dokumacılık aile uğraşısı olmanın ve kişisel ihtiyaçların giderilmesine yönelik üretim yapılmasının ötesine gidememiştir (Çolak, 2002). Son dönemde ise yapılan ziraai araştırmalar sonucunda yeniden üretim ve bu üretime destek söz konusu olmuştur. Muğla Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Muğla bölgesinde bu bağlamda çalışmalar başlatmıştır.

Bunlardan bazıları Marmaris- Orhaniye, Milas-Kızılıağaç ve Köyceğiz- Pınarköy’dür. Bu çalışmalardan öne çıkanlardan bir tanesi olan Pınarköy çalışması özellikle kırsal bölgede kalkınmanın sağlanması açısından çok önemli bir adım niteliğindedir.

(23)

“Avrupa Birliği, birlik için hiçbir ekonomik önemi olmamasına rağmen ipekböcekçiliğine destek vermektedir. Ülkemizde ipekböcekçiliğine verilen destekler ise, ücretsiz tohum dağıtımı ve yaş ipek böceği kozalarını satışında üreticilere doğrudan destek ödemesi yapılması şeklindedir (Hemdil, 2010)”.

Ülkemizde İpek böceği yetiştiriciliğinde öncü kuruluş olan Kozabirlik ücretsiz tohum dağıtımı ve yaş ipek böceği kozalarını satışında üreticilere doğrudan destek ödemesi yapmaktadır. ( EK-1) Verilen bu desteklerle birlikte, Köyceğiz İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından 2008 yılında başlatılan ipekböceği yetiştiriciliğinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması projesi halen devam etmektedir. Proje Köyceğiz ilçesi Pınar Köyünde yapılmaktadır. Projenin bu köyde uygulanmasında, yörede dut ağaçlarının yoğun, zirai ilaçlamanın az olduğu, yörenin iklim ve fiziki durumu, bitki örtüsü ve yörede yaşayanların gelir durumu göz önünde bulundurulmuştur. (Köyceğiz İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, 2013). Köyceğiz İpekböcekçiliği, tarihi ve kültürel bir değer olmanın yanında 35-40 gün gibi kısa bir sürede ürüne dönüşerek, gelir getiren ve ailede genç yaşlı herkesin emeğinin değerlendirildiği tarımsal bir üretimdir. İşsiz oranının çok yüksek olduğu ülkemizde yeni iş imkanları yaratmak için ipekböcekçiliğinin desteklenmesi gerekmektedir. Zira kozanın, ipek kumaşa dönüşümüne kadar yoğun bir işgücüne ihtiyaç vardır. (Taşlıgil,1996) Bu yönüyle Pınar Köyü potansiyel bir ipek böceği üretimine uygundur. İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü bu potansiyeli değerlendirmek amacıyla, yapılan bu gözlem ve ön değerlendirme çalışma sonucu Köyceğiz Halk Eğitimi Müdürlüğü ile yörede ipekböcekçili kursu açmıştır.

Açılan bu kurslar, yörenin doğal yapısını koruyarak, yöre halkının sosyal, kültürel ve ekonomik yönden kalkınmasına yöneliktir. Yörede ki bu çalışmaları ve gelişimi gören Türkiye İpekböcekçiliği ve İpekçilik Milli Komitesi, 2011 yılı 2. Yürütme Kurulu Toplantısı’nın Muğla’nın Köyceğiz İlçesi’nde yapmıştır. (Türkiye Odalar Borsalar Birliği,2011)

(24)

Nüfusun önemli bir kısmının kırsal alanlarda yaşadığı ve nüfusun kente oranla daha az gelişmiş olduğu Türkiye’de de tüm dünyada ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde kırsal kalkınma önemli bir konu olmaya devam etmektedir. Kırsal alanların kalkınması, bölgeler arası ekonomik, toplumsal, kültürel gelişme farklılıklarının giderilmesini amaçlayan politikalarla iç içedir.

Bu bağlamda Türkiye’de kırsal alana yönelik politikalarla kalkınmada öncelikli yörelerin kalkındırılarak bölgeler arasında gelişmişlik farkının zaman içinde azaltılması ve ulusal bir bütünleşmenin sağlanması hedeflenmektedir. Bu anlamda Türkiye’de kırsal alanların kalkındırılmasına yönelik çalışmalar, kurulduğundan bu güne kadar sürekli gündemde olmaktadır (Ökten ve Çeken, 2008). Buradan hareketle, kırsal bir bölge olan Pınar köyü, verilen ipekböceği yetiştiriciliği eğitimleri ile kırsal bir kalkınmanın içinde bulunmaktadır.

Bu araştırmanın problemi Muğla Köyceğiz İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Muğla Köyceğiz Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü’nün yetişkin eğitim bağlamında açtığı ipekböceği yetiştiriciliği kursunun kırsal kalkınmaya etkisinin ne olduğunun incelenmesidir.

Araştırmanın Amacı

Araştırmanın temel amacı; Muğla Köyceğiz İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün desteği ile Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü’nce açılan “İpek Böceği Yetiştiriciliği Kursunun kırsal kalkınmaya etkisinin ne olduğunu incelemektir. Bu temel amaca ulaşabilmek için aşağıdaki sorulara yanıt aranacaktır.

1. İpek böceği yetiştiriciliği kursunun açılmasındaki temel amaçlar nelerdir?

2. Kursa katılanların demokrafik özellikleri ve sosyo-ekonomik düzeyleri nasıldır?

3. Açılan kursun yörede yaşayan halkın ekonomik ve sosyal yaşamına katkısı var mıdır?

(25)

4. Kursa hangi kurum ve kuruluşların işbirliği ile geliştirilmiştir. Bu kurum ve kuruluşların kırsal kalkınmanın sağlanmasında ki rolü nedir?

5. Kursun bitiminde üretimi değerlendirmek için ne gibi faaliyetler yapılmaktadır.

Araştırmanın Önemi

Dünya ekonomisi devamlı farklı üretim kanalları aramaktadır. Ya da elde var olan üretimi daha da verimli hale getirmek için çalışmalar yapmaktadır. Ülkemizde de birçok yeniden üretim çalışmaları yapılmaktadır.

Bu çalışmaların bir örneği de ipek böceği yetiştiriciliğidir. Muğla’nın Köyceğiz İlçesi’nde Halk Eğitimi Merkezince açılan kurs bu çalışmanın bir parçasıdır.

Bu çalışma yapılırken yetişkinlere yönelik eğitimler verilmektedir. Bu eğitimlerde ipek böceği yetiştiriciliğinde verimi arttırmak, üreticiye gerekli bilinci vermek, yöre halkının ekonomik düzeyini yükseltmek, ipek böceği yetiştiriciliğini bu bölge de yeniden canlandırmak, ayrıca bu bölgede kaybolmaya yüz tutmuş bir değeri yeniden kazandırmak amaçlanmıştır.

Bu amaçlara ulaşmak için açılan, İpek Böceği Yetiştiriciliği kursu, kırsal kalkınma göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme ile elde edilen bulguların yeniden üretim ve kırsal alan çalışmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Araştırmanın Sınırlılıklar

Araştırma ülkemizde ipek böcekçiliği yetiştiriciliği çalışmaları yürüten birçok bölgeden sadece Muğla’nın Köyceğiz ilçesi ile sınırlıdır.

Araştırma Halk Eğitimi Merkezi ve Köyceğiz Gıda Tarım Hayvancılık İlçe Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği eğitim derslerine katılan yetişkin üreticiler ile sınırlıdır.

(26)

Tanımlar

Kırsal alan: Ekonomik nitelikteki etkinliklerin ağırlıkla doğal kaynakların değerlendirilmesine dayandırıldığı, yüzyüze ilişkilerin göreceli olarak daha yaygın olduğu, yaşama kurallarının büyük ölçüde gelenek ve göreneklere göre biçimlendiği, teknik ve teknolojik gelişmeler ile ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmelerin daha yavaş ve dolayısıyla gecikmeli olarak gerçekleştiği ortamlardır.

Kırsal kalkınma: Kırsal alanda yaşayan ve geçimini tarım sektöründen veya benzer kırsal mesleklerden sağlayan birey ve toplulukların, daha iyi yaşam koşullarına ulaşabilmeleri için sosyal, kültürel, ekonomik ve fiziki gelişmenin sağlanması uğraşısıdır.

Yetişkin eğitimi: Kursa katılanlara gerekli bilgi, beceri ve davranışları kazandırmak için örgün eğitimin yanında veya dışında onların ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişimlerini sağlayıcı nitelikte olan, eğitim-üretim- rehberlik ve uygulama etkinliklerinin tümüdür.

(27)

Kısaltmalar

AB: Avrupa Birliği

DPT: Devlet Planlama Teşkilatı

GTHB: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı HEM : Halk Eğitimi Merkezi.

MEB: Milli Eğitim Bakanlığı

OECD: Organisation for Economic Co-operation and Development(Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü)

TKDK: Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu UNESCO: United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Uluslar Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu)

(28)

BÖLÜM II

KAVRAMSAL ÇERÇEVE

Bu bölümde kavramsal çerçeve ve konu ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Kavramsal çerçeve bağlamında; kırsal kalkınma ve yetişkin eğitimi üzerinde durulmuştur.

Kırsal Kalkınma

Kırsal Alan ve Kırsal Kalkınma

Türkiye’de kırsal alanlar, değişik araştırmacılar tarafından nüfus durumu, coğrafi konum, yönetsel biçim gibi kriterler dikkate alınarak farklı şekillerde tanımlanmaktadır.

Kırsal alanlar, kırsal kalkınma faaliyetlerinin gerçekleştirileceği alanlardır. Dolayısıyla kırsal kalkınma kavramını açıklayabilmek için öncelikle kırsal alanların tanımının yapılması gerekmektedir. Ancak ülkeden ülkeye değişiklik gösteren ekonomik yapı, coğrafya, çevre ve nüfus gibi parametreler endeniyle kırsal alan kavramının standart bir tanımının olduğu söylemek oldukça güçtür. Kırsal alanlar basit ve genel bir tanımla kentsel alanlar dışında kalan alanlar olarak nitelendirilebilir. Bu alanlar, çoğu zaman tarım ve ormancılığın temel faaliyet olduğu ama bunun yanında turizm, küçük ve orta ölçekte sanayini ve el sanatları givi diğer iktisadi faaliyetlerin de önemli olduğu, üzerinde insanoğlunun köy, pazar gibi sosyal yapılar yükselttiği, ekolojik açıdan değerli ve kentli insanlarla da sürekli etkileşim halinde olunan mekanlardır (Kolukırık, 2010).

(29)

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2010-2013 Kırsal Kalkınma Planı’nda ise kırsal alan şöyle geçmektedir:

Fiziki coğrafyanın kırsal ve kentsel alan olarak olarak tasnif edilmesinde esas alınan kriterler yayımlanan istatistik türlerine göre değişen bir husustur. Bu nedenle diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de farklı kırsal alan tanımları kullanılmaktadır. Ülkeri birarada ve aynı kritere göre karşılaştırabilmek amacıyla uluslar arası kuruluşlarca standart tanımlar geliştirilmiştir. Bu tür tanımlardan, OECD tarafından geliştirilen ve AB tarafından da kullanılan kırsal alan tanımı en yaygın kullanılan tanımdır. Bölge tipolojilerinin berlirlenmesinde de kullanılan bu tanıma göre, idari sınırlar itibarıyla nüfus yoğunluğu kilometre kare başına 150 kişiden az olan yerler kırsal alan olarak kabul etmektedir (GTHB, 2010).

DPT, 2000 yılında yayınladığı “Kırsal Kalkınma Özel İhtisas Komisyonu Raporu”nda kırsal alan tanımı ise şu şekilde yapmaktadır:

 Kentsel yerleşmeler dışında kalan yerler diye nitelendirilebilecek, “kırsal alan” kavramı, aslında tanımlayıcı somut-nesnel öğeleri bulunan bir mekandır.

 Kırsal alanda yaşam ortamı ve ekonomik aktiviteler, önemli ölçüde doğal üretim kaynaklarının kullanım ve değerlendirilmesine bağlıdır.

 Ekonomik- toplumsal- kültürel gelişme süreci, göreli olarak yavaş işlemektedir.

 Teknolojik gelişmenin yaşama ve üretime yansıma oranının, göreli olarak gecikmeli olduğu bir alan söz konusudur.

 Gelenek ve törelerin, yaşam biçimini ve kurallarını etkileme gücü fazladır.

 Yaşam biçimi ve tüketim kalıbı, görece gelenekseldir.

 İnsan ilişkilerinde yüz yüzelik yaygındır.

“Kırsal kalkınma dünyanın hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri tarafından yaygın olarak kabul gören bir kavramdır. Bununla beraber evrensel anlamda kabul gören, herkesin ve her kesimin üzerinde hem fikir olduğu bir kırsal kalkınma ayrımı veya tanımlaması yoktur. Bu kavram geçmişten günümüze kadar farklı bakış açılarıyla ele alınmış, farklı amaçlarla kullanılmış ve tanımlanmıştır” (Bakırcı, 2007).

(30)

DPT 2000 yılında yayınladığı “Kırsal Kalkınma Özel İhtisas Komisyonu Raporu”nda kırsal kalkınma için birbirini tümleyen aşağıda ki tanımlamaların yapılması mümkündür.

Kırsal kalkınma:

 Ekonomik, toplumsal ve kültürel üç boyutu bulunan bir süreçtir.

 Evrensel ölçütler, eşitlik ve denge (adalet) ilkeleri ile geliştirilmiş kırsal yaşam düzeyidir.

 Yerinde kalkınarak, kırsal toplumun ülke gelişmişliği ve refahından pay almasıdır.

 Kırsal emeğin üretken olduğu ve haklarını aldığı bir istihdam biçimidir.

 Kaynaklara daha iyi ulaşım, refah ve gelirin dengeli paylaşılarak geliştirilen yaşam düzeyidir.

 Kırsal alanda yoksulluğun ve kötü beslenmenin yok edilerek beslenme şartlarının iyileştirilmesidir.

 Kırsal toplum yaşamının modernizasyonudur ve kent/kır ayrışımının azaltılmadır.

 Kırsal sayılan ortamların ekonomik kalkınmasıdır.

Kavramsal çerçevesi genelde kalkınma- gelişme, özelde ise kırsal kalkınma olarak tanımlanmaya çalışılan bu sürecin, aşağıda belirtilen hususlar çerçevesinde ilkesel temellerinin oluşabilmesi mümkündür:

 Başta insan olmak üzere, doğal kaynakları, ekonomiyi, teknolojiyi, yönetimi, hukuku ve siyaseti yakından ilgilendiren kırsal kalkınma, topyekun kalkınmanın önemli bir boyutudur.

(31)

 Kalkınmanın bütünselliği kapsamında ele alınamlı ve aynı nedenle bu bütünün diğer öğelerini de gözetmek durumundadır.

 Aynı yaklaşımla, yerel ve bölgesel ölçekte tasarlanacak kalkınma, ülke kalkınması içerinde görülmelidir.

 Kırsal alanda tüm zorluklarına rağmen asayişin sağlanması ve böylece toplumun iş yerinde kendini emniyette hissetmesi sağlanmalıdır ve kırsal alan toplumunun kendine güven duygusu geliştirilmelidir.

 Kırsal alan toplumunun verimli üretme ve ürettiği malı pazarlama vasıfları geliştirilmelidir.

 Kırsal kalkınma, yanlızca tarımsal kalkınmayı değil aynı zamanada;

sanayileşme, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, barınma, ulaşım ve nihayetinde istihdam alanlarında gelişmeyi kapsamaktadır.

 Kırsala özgü koşullar, gereğince ve doğru analiz edilmelidir.

Çözümlenen koşullara göre gerçekçi modeller üretilmelidir.

 Kırsal kalkınmanın, taşıdığı ekonomik ve toplumsal rol ve gelişme potansiyeli bakımından ilk hareket noktası “tarım” olmalıdır.

 Kalkınma için ikincil doğrultuyu; kırsalda konumlandırılmış tarıma dayalı sanayi ile tarıma girdi üreten sanayi oluşturmalıdır.

 Kalkınma süreci, gelir artışını ve refahı öngörmelidir.

 Tüm bu süreçler, kırsal toplumun demokratik katılımlığı ile yaşama geçirilmelidir.

 Kalkınma; ekonomik, toplumsal, kültürel ve bu nedenlerle siyasal bir süreç olduğundan, böylesi bir sürecin tasarlanması ve uygulanmasına ilişkin

(32)

politika ve araçların seçiminde, siyasal tercihlerin önemi gözönünde bulundurulmalıdır.

Kırsal Kalkınmanın Amaçları

“Kırsal kalkınmanın evrensel amacı, dezavantajlı kırsal nüfusun gelirini arttıracak ekonomik ve sosyal koşulların kırsal nüfusla birlikte hazırlanması olarak tanımlanabilir” (Dağ, 2007).

Bir başka ifade ile “kırsal kalkınmanın temel hedefleri kırsal nüfusun içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve kültürel koşullardan ayrı düşünülmeyecektir. Bu kapsamda kırsal kalkınmanın ana amacı kırsal bölgelerde yaşayanların yapısal özelliklerini de göz önünde bulundurarak, karşı karşıya oldukları sorunları çözmek; bu kesimin refah ve gelir düzeyini attırarak, emeğinin hakkını, ürününün değerini almasını sağlamak yoluyla kırsal alanlarda ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanmasıdır” (Geray, 1999).

Türkiye’de Kırsal Kalkınma Uygulamaları

Türkiye’de kırsal alanların kalkındırılması ve kırsal nüfusun yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına kadar gitmektedir. Cumhuriyet’in kuruluşu ile başlayan modernleşme ve çağdaşlaşma hareketleri tarımda ve kırsal kesimde kalkınma çabalarında da etkisini göstermiştir. Bu anlamda Türkiye’de kırsal kalkınma çalışmallarını genel olarak Planlı Dönem Öncesi ve Planlı Dönem sonrası olarak iki ana döneme ayırabiliriz (Ökten ve Çeken, 2008). Buna göre;

(33)

Planlı dönem öncesi

Cumhuriyet’in ilk yıllarını kırsal kalkınma açısından bir enkaz kaldırma ve yeniden düzenleme dönemi olarak değerlendirmek mümkündür.

Cumhuriyet döneminin devraldığı neredeyse işlemez duruma gelmiş tarımsal yapı, Cumhuriyet dönemi yöneticilerinin öncelikli sorunları arasında yer almış, bu dönemde tarımsal üretim Osmanlı döneminde olduğu gibi merkezi ihtiyaçların karşılanması presibinden farklı olarak tarımı bir ekonomik sektör olarak ele alınması ve gelişminin sağlanması yoluyla genel ekonomik gelişmenin önemli bir unsuru olmasına çaba gösterilmiştir (Bakırcı, 2007).

Planlı dönem öncesinde tarıma ve kırsal nüfusa verilen önemi, Ökten ve Çeken (2008) şöyle açıklamaktadır.

Cumhuriyet’in kuruluşu ile başlayan modernleşme ve çağdaşlaşma hareketleri tarımda ve kırsal kesimde kalkınmanın çabalarında da etkisini göstermiştir. Nüfusun çok önemli bir bölümünün köylerde yaşadığı ve ekonominin ağırlıklı olarak tarıma dayandığı bu ortamda, tarımsal ve kırsal kalkınmanın ulusal kalkınamdaki rolü, kalkınmanın ve çağdaşlaşma çabalarında tarıma ve kırsal nüfusa özel bir önem verilmesini zorunlu hale getirmiştir (Ökten ve Çeken, 2008).

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kötü tabloyu değiştirmek için atılan adımların ilki İzmir İktisat Kongresi’dir. Kongrede diğer sektörlerin yanında dönemin en önemli sektörü durumundaki tarım sektörü ve kırsal nüfusun sorunlarına ilişkin tartışmalar yapılmıştır. Kongre sonucunda çiftçi kesimiyle ilgili varılan önemli kararlar aşağıdaki gibidir;

 Aşarın kaldırılması,

 Tekel idare ve sistemini kaldırarak tütün ekiminde sınırlamadan vazgeçilmesi ve ticaretin serbest olması,

 Tarımsal kredi sisteminin geliştirilmesi,

(34)

 Tarım bölgelerini başlıca ihraç limanlarına bağlayacak demir ve kara yollarınını yapılması,

 Tarım makineleri ithalatında gümrük vergilerinin kaldırılması,

 Tarım araç ve makineleri üretecek bir fabrikanın açılması ve bu araçları onaracak elemanlar yetiştirilmesi,

 Köylülere ziraatın çeşitli konularını uygulamalı olarak eğitecek yayınların bastırılıp dağıtılması,

 Okullarda genel konuların yanında ziraatın uygulamalı olarak gösterilmesi, bunun için örnek çiftlik mahiyetinde ilkokulların açılması,

 Silah altındakilere uygulamalı ziraat eğitiminin yapılması,

 Ormanların korunarak ormancılığın geliştirilmesi (Abasov, 2007).

18 Mart 1924 tarihinde kabul edilen ve Cumhuriyet tarihinin ilk kanunlarından biri olan 442 sayılı Köy Kanunu, kırsal alana yönelik ilk ve en önemli yasal düzenlemedir. 442 sayılı Köy Kanunu, ilk kez bir bağımsız organ olarak tanınmış ve bu yerleşim birimlerine idari bir kimlik kazandırmak suretiyle onlara özel mülkiyet hakkı tanınması bakımından önemli olmuştur.

Köyler için hızlı bir kalkınma hamlesi öngören kanun, köy idaresinin kuruluşu, organları, görevleri ve merkezi idareyle ilişkilerini çok açık ve anlaşılır bir ifadeyle belirtmiştir. Yine bu kanunla Köy’ün tanımı yapılmış ve özellikleri ortaya konulmuştur. Cumhuriyet Dönemini ileriki yıllarında da köy-şehir arasındaki ayrımı yapmada temel bir doküman olan yasada köy: “ nüfusu iki binden az, cami, okul otlak, yaylak, baltalık gibi ortamalanı bulunan ve toplu veya dağınık evlerde oturan insanların bağ, bahçe ve tarlalarıyla oluşturdukları yurtlar” olarak tanımlanmıştır (Bakırcı, 2007).

(35)

1930’lu yılların tarım ve kırsal kalkınmaya yönelik teşebbüslerinden biri de 1938 de Ankara’da toplanan “1. Köy ve Ziraat Kalkınma Kongresi” teşkil etmektedir (Bakırcı, 2007).

1950-1953 yılları arasında tarım sektörü hızla gelişme göstermiş ve ekim alanı 14,5 milyon hektardan 18,8 milyon hektara çıkmış, tarımsal üretim ise 1 kat artış göstermiştir. Bu dönemde uygulanan tarım politikaları olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bunlardan bazıları; tarımsal kredilerin arttırılması ve tarımda makineleşme ile tarım alanlarının genişletilmesi, destekleme fiyatlarının yükseltilmesi ve tarımsal vergilerin düşürülmesidir. Ancak izlenen bu politikalar sonucunda ithalatın büyük oranda serbest bırakılması ve vergilerin kaldırılması ile dış ticaret açığı önemli derecede yükseltilmiştir.

Ortaya çıkan bu olumsuz durum karşısında serbest ithalat kararı iptal edilmiş ve yeni bir gümrük vergisi uygulamasına 1953 yılında başlatılmıştır ( Bakırcı, 2007).

Bu dönemde kurulan halkevleri toplumun tüm kesimleri ile birlikte kırsal nüfusun sosyal ve kültürel yönden gelişimineönemli katkılar yapmıştır. Bu dönemde kırsal alana yönelik en önemli eğitim faliyeti 1940 yılında kabul edilen yasa ile faaliyetlerine başlayan köy enstitüleridir. Köy enstitülerinin amacı köylerin kalkınması için gerekli öğretmenleri yetiştirmek ve bu öğretmenler sayesinde yurttaşlık haklarını kullanan, savunan çağdaş bir toplum yaratarak köylüye modern tarım tekniklerinden marangozluğa, müzikten hasta tedavisine kadar her konuda eğitim vermesi, bir anlamda yerel lider aydınlar yetiştirilemsi ve böylece köylerin kalkınmasının sorumluluğunun o bölgenin içinden yetişmiş aydın köylülere emanet edilmesi hedeflenmiştir. Bu, hem geri kalmış bölgeleri toplumsal, kültürel ve ekonomik olarak kalkındıracak hem de olası göç hareketlerini öneleyecek bir projedir.

Enstütüler bulundukları çevreye yönelik her türlü faaliyeti de katılım ve sorumluluk ekseninde yürütmüştür. Kırsal kalkınmada, bununla birlikte ülkenin kalkınmasında önemli bir araç olmuş ve Türkiye’de birçok aydının yetişmesinde rol oynamış köy enstütüleri 1954 yılında kapatılmıştır. (Örnek, 2007)

(36)

Planlı Kalkınma Dönemi

1960’lı yollardan sonraki dönem; kalkınmanın planlı bir yaklaşımla sağlanabileceği düşüncesinden hareketle, beş yıllık kalkınma planları hazırlanması ve buna göre gelişme perspektiflerinin belirlenmesi nedeniyle

“planlı” dönem olarak tanımlanmaktadır (Bakırcı,2007).

Planların hazırlanması, uygulanması ve gerekli eşgüdümün sağlanamsı amacıyla da 30 Eylül 1960 tarih ve 91 sayılı yasayla Devlet Planlama Teşkilatı oluşturulmuştur. Planlı dönem ise fiilen 1963 yılında başlamıştır (Abasov, 2007).

Planlı dönemin başlaması ile birlikte kırsal kalkınma çalışmaları Beş Yıllık Kalkınma Planları’nda yer almaya başlamıştır. Dağınık kırsal yerleşim dokusu, planlı dönemin başlaması ile birlikte kırsal kalkınmada dönüşüm hedefine ulaşmanın önündeki en önemli engel olarak değerlendirilmiştir.

Özellikle I. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yerleşim alanlarının dağınık ve küçük birimler halinde olmasının köy kalkınmasını olumsuz etkileyeceği fark edilmiş ve daha sonra kabul edilen planlarda da konu değerlendirilmiştir (Doğanay,2002).

Beş Yıllık Kalkınma Planlarına, kırsal kalkınma bağlamında bakarsak;

I. Beş Yıllık Kalkınma Planında; genel olarak tarım ve toplum kalkınmasını geliştirmek temel amaç olarak belirlenmiştir. Toplumsal kalkınmayı öngören yönetimlerin kullanılacağı ve kırsal kesimde yaşayan vatandaşların hayat standartlarının da bu yöntemler aracılığı ile arttırılacağı belirtilmiştir. Gelir dağılımının düzeltilmesinde, toprak reformu, kooperetifleşme ve adil vergileme yöntemlerinin kullanılması planlanmıştır.

Ayrıca desteklerin istisnai haller dışında nihai ürün yerine, üretkenliğin arttırılması amacıyla girdilere verilmesi ilkesine uyularak yürütülmesi kararlaştırılmıştır (DPT, 1962).

(37)

Türkiye’de toplum kalkınması uygulamaları I. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile başlamışsa da, 1969 yılında durmuştur. III. Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde ise yöntem tamamen dışlanmıştır. Bu dışlamayı uygulamanın başarısızlığı olarak görmemek gerekir. (Miser, 1994).

I. Beş Yıllık Kalkınma Planında da geçen “toplum kalkınması” kavramını Miser 1999 yılında yazdığı makelesinde şöyle tanımlamaktadır;

“Halk eğitimi sistemi içinde yer alan kalkınma odaklı bir eğitim yönetimidir. Katılanların eylem içinde öğrenmesini öngördüğünden bir program olarak; insan davranışlarında yenileşmenin nasıl gerçekleştirilebileceğine ilişkin bir anlayış içerdiğinden bir yaklaşım olarak ve elbette, tüm bunlardan ötürü bir süreç olarak da anılır. Yöntemin süreç, yaklaşım ya da program olarak anılması, yanlızca içerdiği özelliklerden birinin vurgulanması anlamını taşımaktadır” (Miser, 1999).

II. Beş Yıllık Kalkınma Planında ise köy ve köylü sorunları adıyla bir başlık bulunmaktadır. Bu başlık altında temel hedef ise ekonominin genel yapısını tarımsal bir karekterden sanayi sektörünün hakim olduğu bir düzene geçilmesi olarak belirlenmiştir. Bu planda da ilk plana benzer şekilde tarım ve toplum kalkınması yöntemleri esas alınmıştır. Artan gelir ve refahtan, bugüne kadar devam eden dengesizlikleri de giderici yönde ve sosyal adalet ilkesine uygun olarak pay almalar sağlanacaktır. Köy sorunlarını çözmeye yönelmiş tüm çalışmlar, köy topluluklarının özelliklerine ve gerçeklerine uygun olarak yürütülecektir. Toplum yapısını kalkınmaya en elverişli ortamı yaratacak yönde geliştirmek için çeşitli kamu kuruluşlarının çalışmalarında ortak ilkelere bağlı kalınacağı belirtilmektektedir. (DPT, 1968)

III. Beş Yıllık Kalkınma Planı, merkez köy yaklaşımına ilk deyinen kalkınma planıdır. Tarihsel olayların oluşturduğu; ekonomik, sosyal ve fiziksel yerleşme dokusunun, gerek köy kalkınmasını, gerek milli kalkınma çabalarını olumsuz yönde etkilediğinin dikkati çekilmiştir. Bu dağınık bir özellik gösteren köy yerleşim düzeni içerisinde tarımsal hizmetlerin, çevredeki çiftçiye seçilecek merkezi nitelikteki köylerden götürülmesi hedeflenmiştir. 3.

(38)

BYKP’de toplum kalkınması yaklaşımı doğrudan ele alınmamış hatta bu yaklaşımdan uzaklaşıldığı görülmektedir. (DPT, 1974)

IV. Beş Yıllık Kalkınma Planında toplum kesimleri arasındaki gelir dağılımını iyileştirmek; tarımsal gelişmeyle köylünün kalkınmasını bir tutarak ve tarımdan sanayi toplumuna köylünün katkısıyla sağlıklı bir geçiş sağlamak; köylünün kalkınma olanaklarını; üretim gücünü ve gelirini arttırmak; kırsal alanda gelişmeyi hızlandırmak ve yaşama düzeyini yükseltmek temel amaç olarak belirlenmiştir. Etkili bir toprak reformu, demokratik kooperatifleşme, köylüye dönük devlet düzenlemesi ve desteği ve köykentler yoluyla yeni bir üretim düzeninin kurulması ise bu hedefe ulaşım araçları seçilmiştir. Bu planda kalkınmada öncelikli yöreler kavramı getirelerek geri kalmış yörelerin gelişiminin bölge gelişme anlayışıyla ele alınması ve geniş kapsamlı projelerin hazırlanması amaçlanmıştır. (DPT, 1979)

V. Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde kırsal alana götürülen hizmetleri tek çatı altında toplamak amacıyla, Yol-Su- Elektrik (YSE), Toprak- Su ve Toprak İskan Kurumları ile Orman Genel Müdürlüğünün Orman Yolları ünitesi birleştirilerek 1984 yılında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Genel Müdürlüğün, kırsal alandaki tüm yol, altyapı ve üst yapı hizmetlerinin sağlanması, bakım onarımın sağlanması, toprak ve tarım alanlarının muhafazasının sağlanması gibi pek çok görevi yerine getirmesi amaçlanmıştır. ( Bakırcı, 2007)

Çelik 2005’de yazdığı makalesinde V. Beş Yıllık Kalkınma Planı’na ilişkin genellemelere vararak şu saptamalara yer vermiştir:

Planın hedefleri arasında yer alan bölgeler arası farklılıkların giderilmesi öngörüldüğü oranda gerçekleştirilememiş ve miras hukukunda istenilen yeni düzenlemeler yapılamamıştır. (Çelik, 2005)

(39)

VI. Beş Yıllık Kalkınma Planında, kırsal alanda mahalli idare boşluğunu dolduracak ve otorite eksiliğini ortadan kalıracak şekilde il özel idareleri yeniden teşkilatlandırılması; küçük belediyelerin ve köylerin güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca kırsal kesimin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hizmet ve bilgi akımını sağlayacak tedbirlerin alınması karara bağlanmıştır. Hizmet ve araştırmalar “Kırsal Alan Planlama” yönetimi çerçevesinde entegre kırsal kalkınma projeleri olarak düşünüleceği belirtilmiştir. (DPT, 1990)

VII. Beş Yıllık Kalkınma Planında kırsal kalkınma “ kırsal altyapı” başlığı altında belirtilmiştir. Bu bölümde toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi, tarımsal altyapının oluşturulması, kaynakların yönetimi ve etkin kullanımına yönelik çalışmalar önemini korumaktadır. Sulanabilir alanların kamu yatırımlarıyla ve halkın desteğiyle sadece yarısının sulanabilir hale getirilebildiği, toprak ve su kaynakları potansiyelinin tespit edilmesi için gerekli araştırma çalışmalarına önem verilmediği belirtilmiştir. Toprakların tahsisi, korunması, sınıflandırılması, sektörel ve sektörler arası kullanım ve üretim için planlaması gibi konularda tüm kurumsal ve hukuksal aksaklıkları düzeltecek ve boşlukları kapsayacak çerçeve nitelikte Toprak Yasası çıkarılması kararlaştırılmıştır. Tarım sektörünün yapısal sorunlarının çözüme kavuşturulması ve belirlenen tarım politikası amaçlarına ulaşabilmesine yönelik olarak, bu sektörde politikaları belirleyen ve faaliyetleri yönlendiren ilgili kamu ve özel sektör kuruluşları temsilcilerinden oluşan Tarımda Yeniden Yapılanma Kurulu oluşturulmasına karar verilmiştir. (DPT, 1995)

Çelik (2005) VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı’na ilişkin genellemelere vararak şu saptamalara yer vermiştir:

Toprak ve Su Yasası çıkarılamamış, arazi toplulaştırma çalışmalarında beklenen verim alınamamış, tarım reformu gerçekleştirilememiştir. Yedinci Planda kırsal kalkınma için önerilen pek çok çalışmaya başlanılamamış, başlanılanlar da sonuçlandırılamamıştır. (Çelik, 2005)

(40)

VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı 2001-2005 yıllarını kapsamaktadır.

Planda kırsal alan politikaları, Bölgesel Gelişme Hedef ve Politikalar başlığı aldında Kırsal Kalkınma adıyla yer verilmiştir. Kırsal kalkınma kavramı ilk kez bu planda doğrudan yer almıştır. (Çelik, 2005)

Sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde yerel potansiyellerin harekete geçirilerek, gelir ve istihdamın arttırlması, tarımsal poltikalar doğrultusunda dengeli, sürdürülebilir ve çevreyle uyumlu tarımsal kalkınmanın sağlanmasına yönelik tarımsal altyapının, katılımcı bir yaklaşımla geliştirilmesi temel amaçlardır. Kalkınmada Öncelikli Yörelerde, insan gücü kaynaklarının harekete geçirilmesi, merkezi nitelik taşıyan köylerin güçlendirilmesi ve tarım ve hayvancılığa dayalı sanayilerin desteklenesine devam edileceği belirtilmiştir. Kırsal alanda yaşayan nüfusun gelirini arttırmak ve işsizliği azaltmak için yöresel potansiyeli bulunan; turizm, el saantları, hayvancılık, dokumacılık gibi alanlarda girişimcilerin desteklenmesi; üreticilerin katılımını ve sorumluluğunu esas alan ve doğrudan üreticilere finansman sağlayan kırsal kalkınma projelerinin oluşturulması ve uygulanması; tarıma dayalı sanayi geliştirilerek paketleme, muhafaza etme ve pazarlama yöntemleri konusunda gerekli teknik destek verilmesi kararlaştırılmıştır. Planda tarım- sanayi entegreasyonunun geliştirilmesi, işleme sanayiinin rekabet edebilirliğini arttırıcı nitelikte uygun ve kaliteli hammadenin temini ile tarımsal sanayiye dönük sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması da hedeflerden bir diğeridir. Bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması ve gelişme imkanlarının belirlenmesi amacıyla, bölge planlaması yapılan alanlarda, bu planlarla uyumlu olarak ilgili kurumlarca fiziksel planlama çalışmaları sürdürülmesi karara bağlanmıştır. Çiftçi kayıt sistemi, tapu- kadastro sistemi, coğrafi bilgi sistemi ve çiftlik muhasebe veri ağının geliştirilmesinin sağlanması ve tarımsal veri tabanını kullanan tarım bilgi sisteminin kurulması planlanmıştır. Bir önceki planda çıkarılması öngörülen ancak çıkarılmayan Su Yasası ile Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunun çıkarılması hususu yine plana dahil edilmiştir. (DPT, 2001)

(41)

AB Uyum Sürecinde Kırsal Kalkınma

AB ve kırsal kalkınma politikları, kırsal alanda yaşayan toplulukların yaşam kalitelerini arttırmaya ve kırsal alanlardaki nüfusun göçüne engel olmaya yöneliktir. Ayrıca, Birliğin kırsal kalkınma poltikaları, diğer alanlarla ilişkili ve ana politika ve hedeflerin bir parçasıdır. Birlik, kırsal kalkınmada, doğrudan müdahale yerine, öncelikle yerel yapıdan gelen projelere fon sağlamaktadır. Yani Birliğin, doğrudan uyguladığı projeleri bulunmamaktadır.

Birlik kırsal kalkınmada, yerel yapılardan gelen tekliflere öncelik vermektedir.

(Çelik, 2005).

Tarım Stratejisi (2006-2010)

2004 yılında “Tarım Stretejisi 2006-2010” belgesi kabul edilmiş, buna bağlı olarak da 2006 yılında 5488 sayılı Tarım Kanunu çıkarılmıştır.

30.11.2004 Tarih ve 2004/92 Sayılı YPK Kararı ile kabul edilen Tarım Stratejisi Belgesinde; kaynakların etkin kullanımı ilkesi çerçevesinde ekonomik, sosyal, çevresel ve uluslar arası gelişmeler boyutunu bütün olarak ele alan örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürüdürülebilir bir tarım sektörünün oluşturulması temel amaçtır. Bu temel amaç doğrultusunda Tarım Stratejisi belgesi, 2006-2010 yılları arasında, Avrupa Birliğine uyumu da gözeterek, tarım sektörü ile ilgili kesimlerin karar almalarını kolaylaştırmak, sektörün kalkınma hedef ve stratejileri doğrultusunda geliştirilmesini sağlamak için hazırlanmıştır.

Tarım Stratejisi Belgesinin Stratejik amaçları ise şu şekilde belirtilmektedir;

 Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kaliteye dayalı üretim artışının sağlanması,

 Gıda güvenliği ve gıda güvencesinin sağlanması,

 Üreticilerin gelir düzeyinin yükseltilmesi ve istikrarının sağlanması,

(42)

 Üretim maliyetlerini azaltıcı ve teknolojik gelişimi hızlandırıcı tedbirlerin uygulamaya konulması yoluyla üreticilerin rekabet düzeylerinin yükseltilmesi,

 Tarımsal pazarlama altyapısının iyileştirilmesi ve üreticilerin pazara ulaşımının kolaylaştırılması,

 Tarım-sanayi entegrasyonunun geliştirilmesi, işleme sanayinin rekabet edebilirliğini artırıcı nitelikte uygun ve kaliteli ham maddenin temin edilmesi ile tüketici tercihlerinin karşılanması amacına yönelik tedbirlerin alınması,

 Üreticilerin katılımını ve sorumluluğunu esas alan ve doğrudan üreticilere finansman sağlayan yaklaşıma dayalı kırsal kalkınma projelerinin oluşturulması ve söz konusu projelerin kırsal yaşam şartlarını iyileştirilecek biçimde uygulanması,

 Kamudan bağımsız bir yapıda üreticilere, üretimden pazarlamaya kadar olan safhalarda hizmet vermek üzere; kar amacı gütmeyen Tarımsal Üretici Birliklerinin kurulması ve geliştirilmesi ile tarımsal nitelikli diğer üretici örgütlerinin geliştirilmesi, söz konusu örgütlerde denetimin özerkleştirilmesi (DPT, 2004).

Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı (2007-2013)

Bu planda ise; kırsal kalkınmayı “Kırsal Kesimde Kalkınmanın Sağlanması” başlığı altında 2006 yılında Ulusal Kırsal Kalkınma Strateji’nin hazırlandığı belirtilmiş, kırsal kalkınma politikalarının etkinliğinin arttırılması için yürütülen yasal ve kurumsal düzenlemelerin sürdürüldüğü belirtilmiştir.

Bunların yanı sıra tarımda nispi verimsizlik sorunun çözümü için; arazi toplulaştırma çalışmalarının ve eğitim faliyetlerinin hızlandırılması gerektiği belirtilmiştir (DPT, 2007).

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :