• Sonuç bulunamadı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ"

Copied!
239
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

EĞİTİM YÖNETİMİ VE POLİTİKASI ANABİLİM DALI EĞİTİM YÖNETİMİ ve TEFTİŞİ PROGRAMI

OKUL YÖNETİCİLERİNİN YÖNETSEL SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRİRKEN YAŞADIKLARI SORUNLARA VE SORUMLULUKLARININ

HUKUKSAL SONUÇLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

DOKTORA TEZİ

CANER CERECİ

Ankara, Temmuz, 2016

(2)
(3)

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

EĞİTİM YÖNETİMİ VE POLİTİKASI ANABİLİM DALI EĞİTİM YÖNETİMİ ve TEFTİŞİ PROGRAMI

OKUL YÖNETİCİLERİNİN YÖNETSEL SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRİRKEN YAŞADIKLARI SORUNLARA VE SORUMLULUKLARININ

HUKUKSAL SONUÇLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

DOKTORA TEZİ

CANER CERECİ

DANIŞMAN: PROF. DR. YASEMİN KEPENEKCİ

Ankara, Temmuz, 2016

(4)
(5)
(6)

OKUL YÖNETİCİLERİNİN YÖNETSEL SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRİRKEN YAŞADIKLARI SORUNLARA VE SORUMLULUKLARININ

HUKUKSAL SONUÇLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

CERECİ, Caner

Doktora, Eğitim Yönetimi ve Politikası Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Yasemin KEPENEKCİ

Nisan 2016, xvi + 221 sayfa

Bu çalışmada okul yöneticilerinin yönetsel sorumluluklarını yerine getirirken yaşadıkları sorunlara, bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerine, mevzuattan kaynaklanan sorumluluklarına ek olarak sahip olmaları gerektiğini düşündükleri ve mevzuattan kaynaklanmasa bile fazladan yüklenmek durumunda kaldıkları sorumluluklara ve mevzuattan kaynaklanan sorumluluklarının hukuksal sonuçlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel ve nitel araştırma yöntemlerine yer verilen “karma araştırma” modeli niteliğindeki araştırmanın hedef evrenini Ankara ilinde kamu okullarında görev yapan 1125 okul yöneticisi oluşturmuştur.

Araştırmanın örnekleminde 295 okul yöneticisi yer almıştır. Çalışmanın nitel bölümüne, kamu kesimine bağlı tüm okul türlerinden (ilkokul, ortaokul, imam hatip ortaokulu, anadolu lisesi, fen lisesi, anadolu imam hatip lisesi, mesleki ve teknik anadolu lisesi) örnek içerecek şekilde 26 okul yöneticisi katılmıştır.

Örneklemi oluşturan gruplara araştırmacı tarafından hazırlanan “Okul Yöneticilerinin Mevzuattan Kaynaklanan Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunları Belirleme Ölçeği” uygulanmıştır. Ölçekte ayrıca üç açık uçlu soruya yer verilmiştir. Nicel veri toplama araçlarına ilişkin katılımcıların verdikleri yanıtların aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır.

Araştırmaya katılanların bağımsız değişkenlere göre yönetsel sorumluluklarını yerine

(7)

örneklemlerde Mann-Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır.

Araştırmanın nitel aşamasında, ölçek sonunda sorulan üç açık uçlu sorunun cevapları içerik analizine tabi tutulmuştur. Ayrıca çalışma grubunda yer alan katılımcılar ile görüşmeler yapılmış, ardından görüşme dökümleri içerik analizine tabi tutulmuştur.

Bu araştırmada elde edilen sonuçlar, okul yöneticilerinin görece en fazla geliştirme etkinlikleri boyutu ile mali işler boyutu sorumluluklarını yerine getirirken sorun yaşadıklarını göstermiştir. Bunun yanında okul yöneticileri en az öğrenci işleri boyutu sorumluluklarını yerine getirirken sorun yaşamaktadır. Okul yöneticileri, sorumluluk alanlarının yeterince geniş olduğunu; ancak sorumlulukları oranında yetki sahibi olmaları gerektiğini düşünmektedir. Okul yöneticileri, geliştirme etkinlikleri, mali işler ve fiziksel ortam işlerine yönelik sorumluluklarının, sorumluluk alanları dışında olması gerektiğini düşünmektedir. Okul yöneticileri, en fazla mali işler ve personel işleri kapsamında fazladan sorumluluk yüklenmektedir.

Okul yöneticilerinin yönetsel sorumluluklarının ceza hukuku açısından en fazla adli sürece ilişkin sonuçları; medeni hukuk açısından en fazla velayet anlaşmazlıklarına ilişkin sonuçları ve yönetim hukuku açısından en fazla idari soruşturma açılmasına ilişkin sonuçları bulunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Okul Yöneticileri, Yönetsel Sorumluluk, Sorumlulukların Hukuksal Sonuçları

(8)

OPINIONS OF SCHOOL ADMINISTRATORS RELATED TO THE PROBLEMS OF FULFILLING ADMINISTRATIVE RESPONSIBILITIES

AND LEGAL CONSEQUENCES OF THESE RESPONSIBILITIES

CERECİ, Caner

PhD Dissertation, Department of Educational Admininistration and Policy Supervisor: Prof. Dr. Yasemin KEPENEKCİ

April 2016, xvi + 221 pages

The aim of this study is to determine the problems school administrators come across while fulfilling their administrative responsibilities, suggestions related to solving these problems and opinions of school administrators about responsibilities which they think that they should have together with the responsibilities based on legislation and the responbilities which are not based on legislation but they have to fulfill and legal consequences of the responsibilities. A mixed type research design in which quantitative and qualitative method were included was employed in this study. The target population of this study consisted of 1125 school administrators employed in public schools in Ankara Province.

Proportional stratified sampling technique was adopted to choose 295 school administrators to represent the population. In the qualitative stage, the study group was composed 26 school administrators employed in all kinds of public schools (primary school, secondary school, religious secondary school, anatolian high school, science high school, vocational religious high school, vocational high school).

“Problems of School Administrators In Fulfilling Administrative Responsibilities Based on Legislation Scale” developed by the researcher was used in this study. In the scale also three open-end questions were asked. Arithmetic mean

(9)

participant problems they have while fulfilling their administrative responsibilities in terms of independent variables of the study Mann-Whitney U Test of variance and Kruskal Wallis H test were conducted. Content analysis was conducted of the qualitative data obtained from answers of three open-end questions in the qualitative stage. In addition, content analysis was conducted of the qualitative data obtained from the interviews with the participants.

The conclusions obtained in the study demonstrate that school administrators mostly have problems in fulfilling their responsibilities about work of development and financial affairs. However, they have minimal problems in fulfilling their responsibilities about student services. School administrators states that their sphere of responsibility is sufficiently brought, provide that they don’t have enough authority according to their responsibilities. They state that reponsibilities about work of development, financial affairs and physical surroundings must stay of their sphere of responsibility. They are mostly undertaken more responsibilities about financial affairs and personnel affairs. Administrative responsibilities of school administrators have several legal consequences, the furthest judicial process outcomes in terms of criminal law; the furthest custody disagreements outcomes in terms of civil law and the furthest carrying out inquiries outcomes in terms of administrative law.

Key Words: School Administrators, Administrative Responsibiliy, Legal Consenquences of Responsibilities

(10)

Örgütlerin temel işleyişini belirleyen ve örgütün hayatta kalması için neyin yapılması gerektiğinin çerçevesini çizen en temel unsur hukuksal metinlerdir.

Hukuksal metinler örgütü yönetenlerin görev alanlarını, yetkilerini ve sorumluluklarını önceden belirleyerek; uyulması gereken kuralları, gerçekleştirilmesi gereken etkinlikleri ve alınması gereken tedbirleri ortaya koymaktadır. Bu özelliğiyle yöneticilerin işini ne düzeyde ve etkililikte yaptığının en önemli belirleyicisinin hukukun belirlediği kurallar olduğu ifade edilebilir.

Geçmişi binyıllara dayanan en temel eğitim örgütü olan okulların yöneticilerinin de, hukuk kuralları tarafından belirlenmiş sorumlulukları bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin yönetsel sorumlulukları olarak ifade edilen bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında birçok sorun yaşanmaktadır. Diğer yandan hukuksal metinlerin belirlediği bu sorumlulukların, hukuk açısından da sonuçları olması kaçınılmazdır. Bu nedenle okul yöneticileri için tanımlanmış yönetsel sorumluluklardan kaynaklanan sorunlar ve bunların çözümüne ilişkin yapılacaklar oldukça önemlidir. Diğer yandan ülkemizde kamu personeli olarak çalışan okul yöneticilerinin, hukuk tarafından belirlenmiş sorumlulukları açısından önemli ve çarpıcı sonuçlarla karşılaştığı görülmektedir.

Belirtilen tartışmaların ışığında bu çalışma okul yöneticilerinin yönetsel sorumluluklarını yerine getirirken yaşadıkları sorunlara, bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerine ve okul yöneticilerinin sorumluluklarının hukuksal sonuçlarına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın problemi, amacı, önemi, sınırlılıkları ve tanımları birinci bölümde yer almıştır. İkinci bölümde araştırmanın yöntemine, üçüncü bölümde ise araştırmadan elde edilen bulgu ve yorumlar sunulmuştur. Son olarak dördüncü bölümde araştırmanın sonuçları ve önerileri bulunmaktadır.

Bu çalışmaya destek olan ve emeği geçen kişilerin isimlerinin anılması ve değerlerinin zamanın mührü içinde kadim olarak bırakılması önemli bir gerekliliktir.

Bu açıdan, yüksek lisans eğitimimden itibaren tüm eğitim sürecinde beni sabırla yönlendiren, desteğini esirgemeyen, bana güvenen ve güvenini her zaman hissettiren,

(11)

KEPENEKCİ’ye; öğrencisi olmaktan hep gurur duyduğum, akademik derinliği tartışılmaz, her konudaki kuramsal yaklaşımıyla yoluma ışık tutan değerli hocam Prof. Dr. Ali BALCI’ya; birlikte bulunduğumuz her ortamda yeni şeyler öğrendiğim ve beni her zaman araştırmaya ve güncel kalmak için daha iyiyi kovalamaya sevk eden değerli hocam Prof. Dr. İnayet AYDIN’a; yüksek lisans sürecinden itibaren her zaman desteğini gördüğüm değerli hocam Doç Dr. Şakir ÇINKIR’a; tez izleme komitemde yer alan ve bu çalışmanın en başından itibaren değerli görüş ve önerilerini hiçbir zaman esirgemeyen değerli hocam Doç. Dr. Kürşad YILMAZ’a;

ölçek geliştirme sürecinde değerli zamanlarını ayırarak bana geri bildirimde bulunan değerli hocalarım, Prof. Dr. Nükhet DEMİRTAŞLI ve Yrd. Doç. Dr. Nihan DEMİRKASIMOĞLU’na; doktora çalışmalarım süresince maddi destek gördüğüm TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı’na; ölçek uygulama sürecinde hem manevi hem de lojistik desteklerini asla unutmayacağım eskimeyen dostlarım Recep ERGÜL ve Mehmet Ali ELÇEVİK’e; tüm doktora sürecinde her zaman yanımda olan ve manevi desteklerini hissettiğim değerli arkadaşlarım Dr. Tuncer FİDAN ve Dr. Ali BALTACI’ya; hiçbir zaman yardımlarını esirgemeyen değerli arkadaşım Arş. Gör. İnci ÖZTÜRK’e ve tüm akademik yaşamım boyunca, bana güvenini, desteğini hiç eksiltmeden, sabırla beni bekleyen, minik kızlarım Cansu ve Cemre’nin de sabırla beklemesini sağlayan hayat arkadaşım, sevgili eşim Arzu’ya sonsuz teşekkür ederim.

Temmuz, 2016

Caner CERECİ

(12)

TEZ BİLDİRİMİ ... i

ÖZET ... ii

ABSTRACT ... ivi

ÖNSÖZ………..viii

İÇİNDEKİLER ... viii

ÇİZELGELER DİZİNİ ... xii

BÖLÜM I ... 1

1.1. Giriş ... 1

1.1.1. Sorumluluk Kavramı... 1

1.1.2. Yönetim ve Sorumluluk ...11

1.1.2.1. Yönetsel Sorumluluğun Tanımı ve Boyutları ...12

1.1.2.2. Yönetsel Sorumluluğun Türleri ...14

1.1.2.3. Yönetsel Sorumlulukla İlişkili Kavramlar ...16

1.1.2.4. Yönetim Kuramları ve Sorumluluk ...19

1.1.2.5. Yönetimde Etkililik ve Sorumluluk ...23

1.1.2.6. Hesap Verebilirlik ve Sorumluluk ...24

1.1.2.7. Liderlik ve Sorumluluk...27

1.1.2.8. Sorumlu Liderlik ...28

1.1.2.9. Yönetimde Etik Sorumluluk ...30

1.1.3. Hukuksal Açıdan Sorumluluk ...33

1.1.3.1. Ceza Hukuku Açısından Sorumluluk ...34

1.1.3.2. Medeni Hukuk Açısından Sorumluluk ...34

1.1.3.3. Yönetim Hukuku Açısından Sorumluluk ...36

1.1.4. Eğitim Yönetimi Alanında Sorumluluk ...43

1.1.4.1. Etkili Eğitim Yöneticisi ve Sorumluluk ...44

1.1.4.2. Eğitim Yönetiminde Hesap Verebilirlik ve Sorumluluk ...45

1.1.4.3. Eğitim Yönetiminde Sorumluluk ve Liderlik ...49

1.1.4.4. Eğitim Yönetiminde Değerler, Etik ve Sorumluluk ...54

1.1.5. Eğitim Yöneticilerinin Sorumluluğu ...61

(13)

1.1.5.3. Türkiye’de Eğitim Yöneticilerinin Sorumluluğu ...69

1.1.6. İlgili Araştırmalar ...84

1.1.7. Problem ...88

1.1.8. Amaç ...90

1.1.9. Önem ...91

1.1.10. Sınırlılıklar ...92

1.1.11. Tanımlar ...92

BÖLÜM II ...93

2.1. Yöntem ...93

2.1.1. Araştırma Modeli ...93

2.1.2. Çalışma Grubu, Evren ve Örneklem ...94

2.1.3. Veri Toplama Araçları ... 100

2.1.3.1. Ölçek ... 100

2.1.3.2. Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ... 113

2.1.4. Verilerin Toplanması ve Analizi ... 116

BÖLÜM III... 120

3.1. Bulgular ve Yorum ... 120

3.1.1. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunlara İlişkin Bulgular ve Yorum ... 120

3.1.1.1. Eğitim-Öğretim Etkinlikleri Boyutunda Yaşanan Sorunlara İlişkin Bulgular ve Yorum ... 121

3.1.1.2. Öğrenci İşleri Boyutunda Yaşanan Sorunlara İlişkin Bulgular ve Yorum ... 124

3.1.1.3. Personel İşleri Boyutunda Yaşanan Sorunlara İlişkin Bulgular ve Yorum ... 126

3.1.1.4. Mali İşler Boyutunda Yaşanan Sorunlara İlişkin Bulgular ve Yorum . 129 3.1.1.5. Fiziksel Ortam Boyutunda Yaşanan Sorunlara İlişkin Bulgular ve Yorum ... 131

3.1.1.6. Okul Çevre İlişkileri Boyutunda Yaşanan Sorunlara İlişkin Bulgular ve Yorum ... 133

3.1.1.7. Geliştirme Etkinlikleri Boyutunda Yaşanan Sorunlara İlişkin Bulgular ve Yorum ... 134

(14)

3.1.2.1. Cinsiyet Değişkenine İlişkin Bulgular ve Yorum ... 136

3.1.2.2. Okul Türü Değişkenine İlişkin Bulgular ve Yorum ... 139

3.1.2.3. Öğretmenlik Kıdemi Değişkenine İlişkin Bulgular ve Yorum ... 141

3.1.2.4. Yöneticilik Kıdemi Değişkenine İlişkin Bulgular ve Yorum ... 143

3.1.2.5. Yönetim Alanında Eğitim Alma Değişkenine İlişkin Bulgular ve Yorum ... 145

3.1.3. Okul Yöneticilerinin Mevzuattan Kaynaklanan Sorumluluklarına Ek Olarak Sahip Olmaları Gerektiğini Düşündükleri Sorumluluklara İlişkin Nitel Bulgular ve Yorum ……….147

3.1.4. Okul Yöneticilerinin Sorumluluk Alanları Dışında Olması Gerektiğini Düşündükleri Sorumluluklarına İlişkin Nitel Bulgular ve Yorum... 152

3.1.5. Okul Yöneticilerinin Mevzuatta Olmasa Bile Fazladan Yüklenmek Durumunda Kaldığı Sorumluluklara İlişkin Nitel Bulgular ve Yorum ... 157

3.1.6. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarının Hukuksal Sonuçlarına İlişkin Nitel Bulgular ve Yorum ... 162

3.1.6.1. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarının Ceza Hukuku Açısından Sonuçlarına İlişkin Nitel Bulgular ve Yorum ... 163

3.1.6.2. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarının Medeni Hukuk Açısından Sonuçlarına İlişkin Nitel Bulgular ve Yorum ... 166

3.1.6.3. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarının Yönetim Hukuku Açısından Sonuçlarına İlişkin Nitel Bulgular ve Yorum ... 169

3.1.7. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Önerileri... 173

3.1.7.1. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Personel İşlerine Yönelik Önerileri 173 3.1.7.2. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Yöneticilere Yönelik Önerileri ... 176

3.1.7.3. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Mali Konulara Yönelik Önerileri ... 179

3.1.7.4. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Okul Çevre İlişkilerine Yönelik Önerileri ... 181

3.1.7.5. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Fiziksel Ortam İşlerine Yönelik Önerileri ... 183

(15)

3.1.7.7. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Öğrenci İşlerine Yönelik Önerileri . 188

BÖLÜM IV ... 191

4.1. Sonuçlar ve Öneriler ... 191

4.1.1. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunlara ve Çözüm Önerilerine İlişkin Sonuçlar... 191

4.1.2. Okul Yöneticilerinin Mevzuattan Kaynaklanan Sorumluluklarına Ek Olarak Sahip Olmaları Gerektiğini Düşündükleri Sorumluluklara İlişkin Sonuçlar ... 195

4.1.3. Okul Yöneticilerinin Sorumluluk Alanları Dışında Olması Gerektiğini Düşündükleri Sorumluluklarına İlişkin Sonuçlar ... 195

4.1.4. Okul Yöneticilerinin Mevzuattan Kaynaklanmasa Bile Fazladan Yüklenmek Durumunda Kaldığı Sorumluluklara İlişkin Sonuçlar... 196

4.1.5. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarının Hukuksal Sonuçları ... 197

4.1.6. Öneriler ... 198

KAYNAKLAR ... 200

EKLER ... 213

Ek A: Okul Yöneticilerinin Mevzuattan Kaynaklanan Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunları Belirleme Ölçeği ... 213

Ek B: Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunlara ve Sorumluluklarının Hukuksal Sonuçlarına İlişkin Görüşme Formu .... 218

Ek C: Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü Araştırma İzni Onayı ... 219

Ek D: Ankara Üniversitesi Etik Kurul Onayı ... 220

Ek E: Özgeçmiş ... 221

(16)

Çizelge 1. Çalışma Grubunda Yer Alan Okul Yöneticilerinin Kişisel Bilgilerine Göre Dağılımı...95 Çizelge 2. Örneklemde Yer Alan Kamu İlkokul, Ortaokul ve Ortaöğretim Kurumları Yöneticilerinin Okul Türlerine Göre Dağılımı ...95 Çizelge 3. Örneklemde Yer Alan Kamu İlkokul, Ortaokul ve Ortaöğretim Kurumları Yöneticilerinin İlçelere ve Okul Türlerine Göre Dağılımı ...96 Çizelge 4. Örneklemde Yer Alan Okul Yöneticilerinin Kişisel Bilgilerine Göre Dağılımı...99 Çizelge 5. Eğitim-Öğretim Etkinlikleri Alt Ölçeğine Ait Maddelerin Faktör Yük Değerleri, Madde Toplam Korelasyonları, Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayısı ve Açıklanan Toplam Varyans Oranı ... 104 Çizelge 6. Öğrenci İşleri Alt Ölçeğine Ait Maddelerin Faktör Yük Değerleri, Madde Toplam Korelasyonları, Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayısı ve Açıklanan Toplam Varyans Oranı... 105 Çizelge 7. Personel İşleri Alt Ölçeğine Ait Maddelerin Faktör Yük Değerleri, Madde Toplam Korelasyonları, Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayısı ve Açıklanan Toplam Varyans Oranı... 107 Çizelge 8. Mali İşler Alt Ölçeğine Ait Maddelerin Faktör Yük Değerleri, Madde Toplam Korelasyonları, Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayısı ve Açıklanan Toplam Varyans Oranı... 108 Çizelge 9. Fiziksel Ortam Alt Ölçeğine Ait Maddelerin Faktör Yük Değerleri, Madde Toplam Korelasyonları, Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayısı ve Açıklanan Toplam Varyans Oranı... 109 Çizelge 10. Okul Çevre İlişkileri Alt Ölçeğine Ait Maddelerin Faktör Yük Değerleri, Madde Toplam Korelasyonları, Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayısı ve Açıklanan Toplam Varyans Oranı... 110 Çizelge 11. Geliştirme Etkinlikleri Alt Ölçeğine Ait Maddelerin Faktör Yük Değerleri, Madde Toplam Korelasyonları, Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayısı ve Açıklanan Toplam Varyans Oranı ... 112 Çizelge 12. Eğitim-Öğretim Etkinlikleri Boyutundaki Sorumluluk Maddelerinin Aritmetik Ortalama ve Standart Sapma Değerleri ... 121

(17)

Çizelge 14. Personel İşleri Boyutundaki Sorumluluk Maddelerinin Aritmetik Ortalama ve Standart Sapma Değerleri ... 127 Çizelge 15. Mali İşler Boyutundaki Sorumluluk Maddelerinin Aritmetik Ortalama ve Standart Sapma Değerleri ... 129 Çizelge 16. Fiziksel Ortam Boyutundaki Sorumluluk Maddelerinin Aritmetik Ortalama ve Standart Sapma Değerleri ... 132 Çizelge 17. Okul Çevre İlişkileri Boyutundaki Sorumluluk Maddelerinin Aritmetik Ortalama ve Standart Sapma Değerleri ... 133 Çizelge 18. Geliştirme Etkinlikleri Boyutundaki Sorumluluk Maddelerinin Aritmetik Ortalama ve Standart Sapma Değerleri ... 135 Çizelge 19. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Cinsiyet Değişkenine Göre Mann-Whitney U Testi Sonuçları ... 137 Çizelge 20. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Okul Türü Değişkenine Göre Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 139 Çizelge 21. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Öğretmenlik Kıdemi Değişkenine Göre Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 142 Çizelge 22. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Yöneticilik Kıdemi Değişkenine Göre Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 143 Çizelge 23. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Yönetim Alanında Eğitim Alma Değişkenine Göre Kruskal- Wallis H Testi Sonuçları ... 146 Çizelge 24. Okul Yöneticilerinin Mevzuattan Kaynaklanan Sorumluluklarına Ek Olarak Sahip Olmaları Gerektiğini Düşündükleri Sorumluluklara İlişkin Görüşleri ... 148 Çizelge 25. Okul Yöneticilerinin Sorumluluk Alanları Dışında Olması Gerektiğini Düşündükleri Sorumluluklarına İlişkin Görüşleri ... 152 Çizelge 26. Okul Yöneticilerinin Mevzuatta Olmasa Bile Fazladan Yüklenmek Durumunda Kaldığı Sorumluluklara İlişkin Görüşleri... 158

(18)

Çizelge 28. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarının Medeni Hukuk Açısından Sonuçlarına İlişkin Görüşleri ... 166 Çizelge 29. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarının Yönetim Hukuku Açısından Sonuçlarına İlişkin Görüşleri ... 171 Çizelge 30. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Personel İşlerine Yönelik Önerileri ... 174 Çizelge 31. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Yöneticilere Yönelik Önerileri ... 177 Çizelge 32. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Mali Konulara Yönelik Önerileri ... 179 Çizelge 33. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Okul Çevre İlişkilerine Yönelik Önerileri ... 182 Çizelge 34. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Fiziksel Ortama Yönelik Önerileri ... 184 Çizelge 35. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Mevzuata Yönelik Önerileri ... 186 Çizelge 36. Okul Yöneticilerinin Yönetsel Sorumluluklarını Yerine Getirirken Yaşadıkları Sorunların Çözümüne İlişkin Öğrenci İşlerine Yönelik Önerileri ... 189

(19)

1 1.1. Giriş

Bu bölümde sorumluluk kavramı, yönetim ve sorumluluk ilişkisi, hukuk açısından sorumluluk kavramı, eğitim yönetimi ve sorumluluk ilişkisi ile çeşitli ülkelerde ve Türkiye’de eğitim yöneticilerinin sorumlulukları ele alınmış;

araştırmanın problemi tanımlanmış, amaçları belirlenmiş, önemi vurgulandıktan sonra önemli kavramlar tanımlanmıştır.

1.1.1. Sorumluluk Kavramı

Sorumluluk (responsibility) kelimesinin kökeni Latince “cevap verme, karşılık verme” anlamındaki “respondeo” sözcüğünden gelmektedir. Sorumluluk kavramı söz konusu olduğunda herhangi bir eylemi “kimin ya da neyin yaptığı” ve bu eylemin “nelere yol açtığı” sorularının cevaplandırılması gerekmektedir (Roochnik, 2007). Benzer şekilde sorumluluk kelimesinin Arapça karşılığı olan

“mesuliyet” kelimesi, “sorulan soruya (suale) karşılık veren konumda bulunma”

anlamına gelmektedir (Devellioğlu, 2001).

Sorumluluk, felsefenin önemli kavramlarından birisi olarak bilim tarihinde yerini almıştır. Platon ideal devlet düzeninin sağlanması konusunda devletin filozoflarca (aydınlarca) yönetilmesini savunmuştur. Ona göre sorumluluk duygusu filozof olabilenlerin doğuştan getirdiği akıl ve erdemin sunduğu bir beceridir.

Filozofların yönettiği devlet aynı zamanda sorumluluklarını yerine getiren devlettir.

Filozoflar akıl ve erdem zengini olduklarından toplum yararına kısa ve uzun vadede sorumluluk alabilecek düzeydedirler (Platon, 2000). Bunun yanında Platon, yönetici sınıfın dışında kalan diğer sınıfları oluşturan bireylerin de doğuştan getirdikleri yetilere uygun davranıp neyi iyi yapabileceklerini kavradıklarında sorumluluk sahibi olacaklarını belirtmiştir (Cevizci, 2009).

Artistoteles’e göre insan kendi davranışlarından özgür iradesi nedeniyle sorumludur. İnsan “sorumlu özne”dir ve asıl amacı erdemler geliştirip, erdemli olmaktır. Ona göre ruhun “bir yanı akıldan yoksun, bir yanının da akıl sahibi” olmak

(20)

üzere iki kısmı bulunur ve sorumluluğa kaynaklık eden kısım akıl sahibi kısımdır.

İnsan özgür iradesi ile gerçekleştirdiği davranışları ölçüsünde toplumda var olmaktadır (Gomez, 2008). Artistoteles’e göre toplum, birbiriyle denk olan ve bu nedenle her bir kişinin diğerinin “autrui”si (diğer-ben olarak diğeri) olduğu ve bu ilişki içinde her birinin diğerine ve dolayısıyla kendisi dışındaki herkese karşı sorumluluk duyduğu bir insansal ilişki formudur. Bu tür bir ilişkiyi Aristoteles,

“philia” (arkadaşlık) olarak adlandırır. “Philia”, sitede yurttaşlar arası ilişkinin adı olarak, diyalog, eşitlik ve saygı gerektirir. Arkadaşlığın temel karakteristiği, sevgi ve dikkatin, sempati ve moral saygının, tarafların bireysel otonomi ve güçlerini ortadan kaldırmaksızın burada bir araya gelmesidir. Bu ifadeleriyle Aristoteles ilkçağ bakış açısıyla yurttaş sorumluluğunu tanımlamıştır (Toker, 2004).

Sorumluluk kavramını kapsamlı olarak irdeleyen Kant, yapılması zorunlu olan eylemin gereğini yerine getiren kişiyi, diğer bir ifadeyle sorumluluğunu yerine getiren kişiyi “ahlaklı insan” olarak nitelemiştir. Ancak burada eylemi yerine getirirken kişinin, duygularını ve eğilimlerini bastırıp sadece bu eylemi yapmak zorunda olması nedeniyle eylemi gerçekleştirdiği durumda sorumluluğunu yerine getirdiğini belirtmiştir. Bu açıdan Kant’ın üzerinde durduğu ve tanımladığı aslında

“ahlaki sorumluluk”tur. Ona göre sorumluluk kişinin yapmak zorunda olduğu eylemi, eylemin doğasını anlayarak ve kişisel keyfiyetinden sıyrılarak yapması durumudur. Bu bakış açısına göre yapılması zorunlu olan eylem, yaptırım korkusu ile değil içselleştirilerek yapıldığında sorumluluktan söz edilebilir (Türkeri, 2008).

Kant’a göre yükümlülük ve sorumluluk kavramları ayrılmalıdır. Kişinin bir hukuksal yaptırımın etkisiyle yaptığı eylem yükümlülük içermektedir ve bu eylem kişiyi sorumlu yapmamaktadır. Zaten kişi bu eylemi yapmasa da yasa gücüyle ona bir yaptırım uygulanacaktır. Ancak kişi özgür bilinci ile yerine getirdiği ve ahlaki olarak yapmak zorunda olduğu davranışlarından sorumlu tutulabilecektir. Buna göre Kant, sorumluluğu özgür bilinç ile özerk eylemi yerine getirme ve sonuçlarını ahlaki olarak üstlenme şeklinde tanımlamaktadır (Töle, 2005).

Sorumluluk kavramının etik kurallarla ilişkisine yönelen Weber, ahlaki nedenlerle ortaya çıkmış tüm davranışları birbiriyle bağdaşmaz, zıt iki ilkeye dayandırmaktadır. Bunlar inanç etiği ve sorumluluk etiğidir. İnanç etiği, dinine bağlı olan bireyin “dinine uygun hareket” etmesi ve geri kalanını Tanrı’ya bırakmasını

(21)

ifade eder. Ancak sorumluluk etiğinde kişi gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin sonuçlarından sorumlu olmaktadır ve bu sonuçların hesabını verebilmelidir. Özellikle politik karar alma yetkisindeki bireylerin durumuna odaklanan Weber, sorumluluk konusundaki etik kurallar konusunda eylemin sonuçları üzerine odaklanmaktadır.

Burada gerçekleştirilen eylem ölçülebilen ve değerlendirilebilen sonuçları bağlamında incelenmektedir. Başka bir deyişle, eylemin gün yüzüne çıkmış sonuçları sorumluluğun kapsamına girmektedir. Politik sorumluluk kavramını ortaya koyan Weber, politikacının yurttaşlara (hizmet alanlara) karşı sorumluluk taşırken aynı zamanda kendi vicdanına karşı da sorumluluk taşımaları esasını dile getirmektedir (Yılmaz ve Doğan, 2013).

Modern insanlığın en önemli sivil erdeminin sorumluluk olduğunu vurgulayan felsefeci Picht’e göre 1990lı yıllar “sorumluluk çağı”na girişi ifade etmektedir. Sorumluluk kavramı hukuksal bir kavram olarak doğmuş ve buradan etik alanına geçiş yapmıştır. Bunun nedeni Batı dünyasında sorumluluk kelimesinin kişinin davranışlarını “Tanrı’nın konumundaymış gibi” yargılama olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır (Schoberth, 2009). Bu duruma karşı çıkan Picht’e göre sorumluluk kavramı felsefe tarihindeki üç önemli dönemi karşılaştırmalı olarak irdeleyerek tanımlanmalıdır. Picht, ilk dönemi Platon’un ve ilkçağ felsefesinin

“dürüstlük” kavramıyla; ikinci dönemi Kant’ın nesnenin felsefesine dayanan “neden”

kavramıyla ve son dönemi de kendisinin de savunucusu olduğu Kartezyen-Kantçı paradigmanın yöneldiği modern “özgür irade” kavramıyla ilişkilendirmektedir.

Sorumluluk ona göre özgür iradenin topluma yansıma şeklidir. Sorumluluk hem geçici hem de tarihi boyutları olan fenomonolojik bir kavramdır. Buna göre sorumluluk sadece yaşanılan çağın gereksinimlerini değil aynı zamanda tarihin öğrettiği sosyal olgulara uygun davranmayı da gerektirmektedir. Bu açıdan sorumlu birey aynı zamanda tarihsel gerçekliği özümsemiş bireydir (Picht ve Davis, 1998).

Özgürlük ve sorumluluk ilişkisine odaklanan Sartre’a göre insan kendisi için varlıktır; bilinç ve özgürlüktür. Sartre bu düşünceyi ve özgürlüğün kaçınılmazlığını,

“insan özgürlüğe mahkûmdur” sözüyle dile getirir. Hangi şart altında olursa olsun insan özgürdür ve kendi kararlarıyla hayatını yaratmaktadır. İçinde bulunduğu belli bir duruma karşı alacağı tavır, kişinin gelecek hakkındaki tasarısıyla, bir diğer ifadeyle gelecek projesiyle anlam kazanır ve davranışları da bu tasarıya uygun olarak ortaya çıkar. Buradaki tüm özgürlük, tüm sorumluluğu getirir. Bundan ötürü

(22)

insanoğlu hem kendisinden hem de herkesten sorumludur. Belli bir durum karşısında neyi seçeceğini de ancak kişinin kendisi kararlaştırabilir. Hiç bir şey yapmamayı seçmek de aslında belli bir seçim yapmaktır ve kişi bunun hesabını vermek zorundadır. Sartre’a göre, insan seçim yaparak sadece kendi hayatını belirlememekte, aynı zamanda bu seçime temel teşkil eden ilkeleri ve değerleri de belirlemekte ve ileri sürmektedir. Ahlaki ideal ve değerler, sadece insanın özgürlüğü üzerinde temellenebilir. İnsanın özgürlüğe mahkûm oluşu ve sorumluluğunu fark edişi, insanoğlunun en temel duygularından birisidir (Tansel, 2006).

Sartre, bireyi insanlığa karşı sorumlu bir bilinç varlığı olarak tanımlar. Buna göre entelektüel olmak bu sorumluluk bilincinin gereği ve zorunluluğudur. Felsefi düşünmek, ona göre, politik ve ahlaki bir tavır ortaya koymak ve sorumlu davranmak demektir. Birey, insani varoluşunu gerçek kılmak amacıyla, insanlık idealine uygun bir geleceğe karşı sorumluluğa sahiptir. Daha iyi bir gelecek için sorumluluk bilinci kavramını öne süren Sartre, her bireyi diğerine ve insanlığa karşı sorumlu ilan eder.

Ona göre bu durum dışlama ve görmezden gelme halini ortadan kaldıracaktır (Kılınç, 2012).

20. yüzyılın savaşlar ve insanlık dışı eylemlerle hatırlanacağını vurgulayan Levinas, bu bakış açısından hareketle “başkasına karşı sorumluluk” (responsibility to other) kavramını ortaya atmıştır. Etik ilişkiyi başkası karşısında duyulan doğal bir sorumluluk olarak gören Levinas, başkası karşısındaki sorumluluk ekseninde yapılandırdığı etiği, tüm felsefi bakış açılarının temelinde konumlandırmaktadır. Bu sorumluluk zihinsel ya da kavramsal bir şekilde anlamlandırılan bir şey değil; daha çok ilk bakışta hissedilen bir duyarlılık olarak tanımlanmalıdır (Knights ve O’Leary, 2006). Gerçekten insanca olan bir yaşamın, ancak başkasına karşı ve Sartre’ın bakış açısına benzer şekilde tüm insanlığı karşı sorumlulukla olabileceğini dile getirmektedir. Diğer bir ifadeyle, Levinas “küresel bir etik” tanımı ortaya koymaktadır (Schönherr-Mann, 2008). Batı felsefesinin ontoloji yoluyla “başka”yı

“aynı”ya indirgeyerek (eşitlik öngörüsü) temellendirmeye çalıştığı özgürlüğün yerine Levinas, başkasına karşı duyulan sorumluluğu yerleştirmektedir. Başka bir ifadeyle ona göre, insanın, insanlığının “ben” konumunda bulunmasına karşı çıkılmalıdır;

çünkü insanın kaynağı “başkası”dır. İnsan başkasına karşı sorumluluğunu görmezden gelemez, ondan vazgeçemez ve bu sorumluluğu reddedemez. Karşılık görüp görmemesi de önemli değildir. Levinas’a göre bu sorumluluğun başlangıcı ve sonu

(23)

yoktur, sonsuz ve karşılıksız biçimde insanoğlunun taşıdığı bir duyarlılıktır (Corvellec, 2005; Gültekin, 2012).

“Dünyaya karşı sorumluluk” bakış açısını merkeze alarak oluşturduğu yurttaşlık kuramında Arendt, kolektif (politik) sorumluluk kavramı üzerinden bir yurttaşlık etiği geliştirmiştir. Yurttaşlık etiğinin merkezi kavramı olan sorumluluk, Aristoteles’in “philia” (arkadaşlık) kavramı ve Kant’ın “genişletilmiş zihin” kavramı üzerinden ortak bir perspektife yerleşmektedir. Buna göre, birlikte eylem aracılığıyla kurulan ortak dünya anlayışı ve gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmayı hedefleyen kolektif sorumluluk kavrayışı yurttaşlık etiğinin temel dayanak noktalarıdır (Kılınç, 2012). Ancak Arendt, kolektif sorumluluk ve hukuksal sorumluluk kavramlarının birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etmektedir. Ona göre hukuksal sorumluluk gerçekte yükümlülük içeren bir karakterdedir ve yasa zemininde tanımlanmaktadır. Oysa kolektif sorumluluk, özneler arası bağıntıda tanımlanan; diğer bir deyişle bireyin tüm diğerleriyle ilişkisinde var olması gereken, bu nedenle söz ve eylemle görünür kılınması gereken radikal bir sorumluluktur. Bu açıdan Arendt’e göre, politik işlere katılmama, sorumluluktan uzak durma değil, sorumsuzluktur. Bu açıdan onun sorumluluk anlayışı, solipsizmin (tekbencilik, kuramsal bencillik) tam karşısında konumlanmaktadır. Yurttaşlık etiği her bir insanın, dünyayı paylaştığı diğerlerine karşı ve aynı zamanda yaşadığımız dünyaya karşı sorumlu olduğu kabulünde temellenmektedir. Çevresine ve dünyaya karşı iyi bir insan olmak ve bunun için çaba sarf etmek, iyi yurttaş olmanın ön koşuludur (Williams, 1998; Herzog, 2004).

Sorumluluk kavramına biyoloji ve doğa felsefesi çerçevesinde yeni bir bakış açısı getiren Jonas, kendinden sonraki etik çalışmalarını derinden etkilemiştir. Ona göre “insan onurunun” korunmasının temel belirleyicisi “doğanın korunması”

düşüncesidir. İnsanın değeri doğa ile insanı bir bütünün parçaları olarak gören ve bu temel ilkeye göre belirlenmiş bir çevre etiği anlayışından hareketle anlaşılabilir. Bu ilke üzerinden doğal sorumluluğu tanımlayan Jonas, insan cinsinin varoluşsal bir tehdit altında olduğunu savunur ve bu tehdit ancak doğal olan bu sorumluluk ilkesi sayesinde bertaraf edilebilir. Bu şekilde tanımlanan bir sorumluluk sadece insan ve onun yaşamıyla değil, diğer bütün canlıların hatta cansızların bile varlıklarını devam ettirmelerine dönük bir sorumluluktur (Topakkaya, 2013). Jonas, sadece geçmişte yaşanan ve dünyayı tehdit eden insani zararların (yeşilin yok edilmesi, küresel

(24)

ısınma, bireysel silahlanma vb.) yanı sıra, gelecekte yaşadığımız dünyanın korunması ve yaşanabilir kalması açısından her bireyin sorumluluğu bulunduğunu vurgulamaktadır. Ona göre, gelecek için sorumluluk düşüncesi, hızlı teknolojik değişmenin ve küresel savaşların beklenen ve beklenmeyen sonuçlarına karşı duyarlı bir mücadele sergilemeyi gerektirmektedir (Hoskins, Martin ve Humphries, 2011).

İnsanlar doğal sorumluluktan vazgeçemezler; çünkü kendinden var olan, insanın seçimlerinden bağımsız olan bu sorumluluk yaşamın her alanında kendini göstermektedir. Doğal sorumluluk, başkalarının zayıflıklarından endişe duymayı ve bu durum için yükümlülük hissetmeyi içermektedir. Evrensel olan doğal sorumluluk kendini karşılıklı olmayan bir ilişki olarak var eder, geri çevrilmesi, vazgeçilmesi söz konusu değildir ve bu duruma en önemli örnek ebeveynlerin sorumluluğudur. Doğal geleceğin inşası ve korunması için doğal sorumluluğu kabullenen bireylerin yetiştirilmesi gerekmektedir (Donnelley, 2002; Wolff, 2009). Bunun yanında Jonas (1966) politik sorumluluğu da kişinin kendi iradesi ile üstlenilen sorumluluk olarak tanımlar. Ancak bu iki sorumluluk türünü karşıt olarak konumlandırmak yerine, birbirine zıt kavramlar gibi görünmelerine rağmen sorumluluğun doğasını ortaya koyduklarını vurgular. Çünkü dünyaya gelmiş olmak doğanın gereğidir ve ilk nefes alıştan itibaren bu durum bize sorumluluklar yükler; ama aynı zamanda iktidar mücadelesi de doğanın gereğidir ve politik sorumluluk kavramı da sorumluluğun doğasında kendisine yer bulmaktadır (Bernstein, 1995). Jonas’ın ortaya koyduğu

“sorumluluk etiği” kuramına göre teknolojik uygarlıkla birlikte artan kişisel özgürlük ve seçme eylemlerinin politik sorumluluğu bir zorunluluk haline getirdiğini ve bireyin yaşadığı dünyada olup bitenlere karşı sorumluluk hissetmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu açıdan sorumluluk etiği günümüz insanlarına doğal olarak sorumlu olduklarının yanı sıra özgürce yaptığı eylemlerinin etik sorumluluğunu da yüklemektedir (Melle, 1998; Wolff, 2009).

Sorumluluk genel olarak kişinin, ahlaki öznenin, kendi iradesiyle eylemlerini ve bu eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi durumudur. Aynı zamanda kişinin, oluşumundan psikolojik olarak sorumlu olduğu sonuç ve gelişmeleri üzerine almayı vicdani bir ödev sayması hali de sorumluluğu tanımlamaktadır. Bu tanım üç temel fikre dayanmaktadır (Cevizci, 1997):

1. Akıllı bir insan varlığının yerine getirmek zorunda olduğu ve yerine getirebileceği eylemler vardır.

(25)

2. Bu eylemleri yerine getirememe, gerçekleştirememe cezayı gerektirebilir.

3. Buna karşın bu eylemleri yerine getirme ise, kişiyi ödüllendirebilir, onurlandırabilir ya da övgüye değer biri yapabilir.

Bu ilkelere göre insanların davranış ya da eylemleri ödül ve ceza türünden şeylerden etkilenmektedir. Kişinin sosyal konumunu doğrudan etkileyen sorumluluk kavramı, irade sahibi kişiyi toplum içinde var eden temel niteliklerinden biridir.

Başka bir deyişle sorumluluk bireyi sosyal alanda var kılmaktadır (Cevizci, 2009).

Sorumluluk ve özgürlük kavramlarını eylemi ahlaki yapan en önemli iki özellik olarak tanımlayan Gündoğan (2004), bu iki kavramın kendilerini ancak eylemde gösterdiklerini ifade etmektedir. Sorumluluk ve özgürlük birbirlerine bağlıdır. İnsanlar kendi eylemlerinin sonuçlarına cevap verebilme kapasitesi ve yeterliliğine sahip olmak durumundadır. Çünkü bu kapasiteye ve yeterliliğe sahip olamayan insan, sorumlu olamaz. Başka bir ifadeyle, mesul olan, salahiyetli olmak zorundadır. Öyleyse sorumluluk, içinde herhangi bir eylemi yapabilmek gücünde olmayı barındıran bir özgür olmayı gerektirir. Bu özgürlük insanı yapacağı eylem öncesinde de sorumlu kılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, sorumluluk bir telafi değil eylemi tam hale getiren bir irade meselesi olarak anlaşılmalıdır. Buna göre sorumluluk, eylemde ortaya çıkabilecek olan kötü durumu daha başında yok etmeye yönelik bir karar kaynağı olmalıdır. Bu açıdan Gündoğan (2004), sorumluluğu, eylem öncesinde ortaya konacak iradenin işi olarak görmekte ve sorumluluğun sınırını insan iradesinin gücünün belirleyeceğini vurgulamaktadır.

Sorumluluk insan olmak adına en genel ve en kesin yükümlülük üstlenilmesi durumudur. O bir amacı gerçekleştirme yükümlülüğü olduğu kadar bir olumsuzu giderme yükümlülüğüdür. Güdümlülükte sorumluluk gerçekleşmez, sorumluluk her zaman bir benimsemeyi, bir üstlenmeyi gerektirir. Yükümlü olma istemi tam tamına özgür seçmeye dayanan bir istemdir. Sorumlulukta yükümlenme tam anlamında istemli bir yükümlenmedir. Sorumlu kişi yükümlülüğünü yük olarak taşımaz, onu bir gereklilik olarak görür. Sorumluluğu belirleyen ve izleyen özgür bilinçtir, ancak sorumluluk her zaman özerk bir ortamda yerine getirilebilir. Gerçek anlamda bilinçli kişi için sorumluluk yapabilecekken yapmamak anlamına gelmektedir. Bu özelliği ile sorumluluk etik ile oldukça önemli bir ilişki içerisindedir. İnsan olmanın anlamı sorumlulukla başlar. İnsanın neden ya da neyin sorumlusu olduğu sorusu

(26)

sorumluluğun evrenselliğini ortaya çıkarmaktadır. Sorumluluk evrenseldir, parçalı değildir. İnsana karşı olan, insan olma koşuluna ters düşen her durum her sorumlu kişiyi ilgilendirecektir. Sorumluluk evrensel bir nitelik ortaya koysa da birey için sorumlu olmak mutlak bir gücün varlığını gerektirmemektedir. Bireyin sorumluluklarını yerine getirmek için insan olarak yaptıklarını üstlenmesinin ve ahlaki davranmasının yeterli olacağından söz edilebilir (Timuçin, 2008).

Sorumluluk, bireyin hem kişisel rollerinde hem de toplumsal hiyerarşi içindeki yeri ve konumunda ortaya çıkan önemli bir boyuttur. Bireyin sözü edilen farklı konumlarına göre sorumluluk da farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Doğal sorumluluk, yapay sorumluluk, kişisel sorumluluk, sosyal sorumluluk, ahlaki sorumluluk, mesleki sorumluluk ve hukuksal sorumluluk bunlardan bazılarıdır (Aydın, 2012b).

Sorumlu davranmak ahlaki bir yaşamın bütün gereksinimlerini karşılayacak bir ifadedir. Etik tartışmaların merkezinde yer alan sorumluluk kavramı, insan davranışlarının etik açıdan kabul edilebilir olmasında hak kavramı ile beraber çok önemli yer tutmaktadır. Çünkü hak ve sorumluluk karşılıklıdır. Örneğin çocukların hakları, anne babaların sorumluluklarını tanımlamakta; karşılıklılık esasına göre anne babaların hakları da çocuklarının sorumlulukları ortaya koymaktadır (Aydın, 2012b).

Aynı şekilde yöneticilerin sorumlulukları da, hizmet alanların ve yöneticinin emrinde hizmet verenlerin haklarını tanımlamaktadır.

İnsan davranışının ortaya koyduğu sonuçları etik açıdan konumlandıran ahlaki sorumluluk, niteleyici ve bağımlı sorumluluk kavramlarıyla yakın ilişkilidir.

Kişinin davranışı ahlaki sorumluluk açısından toplumsal imzasıdır ve bireyi toplumsal olarak nitelemektedir. Ayrıca davranışın ahlak kurallarına uygun olup olmadığı toplumsal olarak önemsenmekte ve davranışı gerçekleştiren bireyi bağımlı kılmaktadır. Ahlaki sorumluluktan söz edilmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlar, kişinin kendi iradesiyle kasıtlı olarak davranışı gerçekleştirmesi, bu davranış için tercih edilebilir nedenlerinin olması ve daha farklı davranmayışının ahlaki nedenlerini açıklayabiliyor olmasıdır. Ahlaki sorumlulukta davranışı gerçekleştirme zorunluluğunun bulunup bulunmaması önemsenmemekte, kişinin bu davranışı içselleştirmiş olması gözetilmektedir (Braham ve van Hees, 2012).

(27)

“Bağdaşırcılık” (compatibilism) kuramına göre özgür eylem ve ahlaki sorumluluk “determinizm” (belirlenimcilik) ile uyumludur. Diğer bir deyişle, insan ahlak kurallarının belirlediği sınırlar içinde hareket etmek zorunda olduğu için özgür değildir ve ahlaki sorumluluk bir tür zorunluluk olarak görülmektedir. Ahlaki sorumluluk sahibi olmak belirli nedenlere dayanmaktadır. Ancak günümüzde determinizmin işaret ettiğinin aksine özgür eylem öne çıkmaktadır ve özgür eylemin ahlaki standartlar geliştirmesine vurgu yapılmaktadır. Buna neden olarak ahlak kurallarının sınırlarının şiddetle vurgulanmasına rağmen insan yaşamının son yıllarda ahlaki olarak daha da fakirleşmesi gösterilmektedir. Ahlaki sorumluluğun bu hayati önemi göz önüne alındığında, eğitim kurumlarının esas hedefinin, sorumluluk davranışlarının öğretilmesi yoluyla, özgür eylemlerinde ahlaklı davranan insanlar yetiştirmek olduğu ifade edilmektedir (Haji ve Cuypers, 2005).

Sosyal psikoloji alanında önemle üzerinde durulan kişisel sorumluluk kavramı, bireysel kişiliği belirleyen beş önemli faktörden birisidir. İlk kez psikolog Thurstone’un (1929) ele aldığı ve Costa ve McCrae’nin (1995) çalışmaları ile son şeklini alan “Beş Faktör Modeli” ya da “Beş Büyük Faktör Kuramı” olarak bilinen modele göre bireysel kişiliği belirleyen beş önemli faktör “açıklık, dışadönüklük, uyumluluk, duygusal denge ve sorumluluk”tur. Bu kurama göre sorumluluk, bireyin, organizasyon, azim, çalışma, motivasyon, sabırlı olma, kendiliğinden olan yerine planlı hareket etme ve hedefe ulaşmadaki kararlılık düzeyi konularını içerir. Öz- disiplin ile eşanlamlı olarak çalışmalarda yer bulan sorumluluk kavramı, düzenli, tedbirli ve güvenilir sıfatlarını kişilik özelliği olarak içerisinde barındırmaktadır.

Sorumlu bireylerin, hem otonom hem de hiyerarşik yapı içerisinde her türlü görevde başarı kazanma olasılıkları kuvvetlidir (Akt. Tozkoparan, 2013; Tatlıoğlu, 2014).

Herzberg de (1959) “Çift Faktör” (Hijyen-Motivasyon) kuramında, sorumluluğu güdüleyici faktörlerden birisi olarak ifade etmektedir. Sorumluluk aynı zamanda doyumu sağlayan önemli bir etmendir. Buna göre, bireye yetki ve sorumluluk verilmesi, takdir edilmesi ve yükselme olanaklarının sunulması bireyin çalışma isteğini artırmaktadır (Akt. Dinçer ve Fidan, 1996; Erdem, 1997).

Son dönemde kişisel sorumluluk kavramının öne çıkmasıyla birlikte sorumluluk eğitimi önemli çalışma alanlarından birisi olarak ortaya çıkmıştır.

Sorumluluk toplumsal yaşamın temel değerlerinden birisi olarak tanımlanmaktadır.

Buna göre sorumluluk değeri; saygı, tolerans, sağduyu, kendi alışkanlık ve

(28)

hareketlerini denetim altında tutma, yardımseverlik, merhamet, işbirliği, cesaret, dürüstlük, doğruluk ve demokratik değerlerle birlikte evrensel değerlerdendir.

Sorumluluk, ahlakın aktif yanı olarak da tanımlanmaktadır (Lickona, 1991).

Sorumluluk değeri işte, okulda, aileye karşı, arkadaşlara karşı ya da tanımadığımız kişilere karşı olan ilişkilerimizin tümünde geçerlidir. Kişisel ve içsel bir değer olan sorumluluk tüm toplumsal ilişkilerde geçerlilik göstermektedir (Hwang, 1995).

Ayrıca sorumluluk öğrenilen bir beceri olarak kabul edilmektedir (Karaman- Kepenekci, 2003). Bu nedenle sorumluluk eğitimi genel bir karakter eğitiminin bir parçası olarak çocukluktan itibaren evde, okulda ve iş yaşamında gerçekleştirilmelidir (Aydın, 2012b).

Yetişkin olmayan bireylerin önemli olduklarını anlamaları, varlıklarının denetimini ellerinde tuttuklarını hissedebilmeleri ve iç denetimli sorumluluk duygusu geliştirebilmeleri için kendileri ile ilgili kararların alınmasına katılmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Katılım haklarının çocuklar adına savunulduğu günümüzde sorumluluk eğitimi büyük önem taşımaktadır. Çünkü sorumluluk, çocukların anne- babalarından, okulundan, akranlarından ve toplumundan öğrendiği bir değerdir.

Çocukların yaşam boyu başarılı olmalarına yardım eden bir yaşam becerisidir (Tucker, 1999). Bu yaşam becerisinin kazandırılması sorumluluk eğitiminden geçmektedir. Aydın (2012b), etik açıdan geleceğin sorumlu yurttaşlarını yetiştirmek için sorumluluk eğitimi kapsamında, “başkalarına saygı ve merhamet gösterme”,

“her türlü durumda dürüst davranma”, “yüreklilik gösterme”, “kendini kontrol etme”

ve “öz saygıyı koruma” unsurlarının öğretilmesi gerektiği vurgulamıştır.

Sosyal sorumluluk, özellikle işletme ve ekonomi alanında, üzerinde çalışılan bir sorumluluk türüdür. Küreselleşme kavramıyla beraber işletme alanında girdi-çıktı modelinin yerine son yıllarda bireyler, gruplar ve işletmelerin karşılıklı etkileşimine dayalı paydaş kuramı (stakeholder theory) ortaya çıkmıştır. Bu model işletmeler ve toplum arasındaki bağı hızla geliştirmiş ve işletmelerin sorumluluklarına olan bakış açısını değiştirmiştir. Modele göre işletmeler sadece kar zarar amaçlı birincil paydaşlara (müşteriler, hizmet alanlar, çalışanlar vb.) karşı değil, küresel çevreyi temsil eden ikincil paydaşlara (eğitim kurumları, dernekler, medya vb.), hatta daha dünyaya gelmemiş bireylere karşı da sorumludur. Bu özelliği ile kurumsal sosyal sorumluluk olarak da adlandırılan bu sorumluluk türü genel olarak “toplumun etik

(29)

değerlerine, insanlara, topluluklara ve çevreye saygı göstererek finansal başarı elde etme” olarak tanımlanmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluk sahibi işletmeler sosyal ve çevresel ilgilerini işletme faaliyetlerinin içinde ve paydaşlarıyla olan ilişkilerinde gönüllü olarak bulundurmalıdır (Mustafayeva, 2007; Atakan ve İşçioğlu, 2009). Açık bir sosyal sistem özelliği taşıyan ve toplumun ilgi odağında olan eğitim örgütlerinin de temel gayesi, öğrencilere sadece bilgi transfer etmek değildir. Sosyal hayata kolayca uyum sağlayabilen, sosyal sorumluluklarının farkında olan, hoşgörülü, paylaşımcı ve yardımsever insanlar yetiştirmek de eğitim örgütlerinin temel görevleri arasındadır. Toplumsal barışın ve huzurlu bir sosyal hayatın sağlanması için bu özellikleri taşıyan bireylerin yetiştirilmesi gerekmektedir. Eğitim örgütlerinin sorumluluk eğitimi ve sosyal sorumluluk açısından önemi de bu gerekliliğe dayanmaktadır (Töremen, 2011).

Kurumsal sosyal sorumluluk ile kişisel sorumluluk birbirini tamamlayan unsurlardır. Doğaldır ki kişisel sorumluluklarının bilincinde olan bireyler sosyal sorumluluğa uygun olarak kurumlarında faaliyet gösterirler. Bu nedenle modern insan kaynakları çalışmalarında kurumsal sosyal sorumluluk, sorumluluk eğitiminin bir parçası olarak çalışanlara aktarılmaktadır (Maç ve Çalış, 2012). Bunun yanında kurumsal sosyal sorumluluk, etik bir kavram olan sorumluluğu küreselleşme ve pazar ekonomisinin doğurduğu olumsuz sonuçların üzerini örtmeye çalışan yapay bir çaba olarak eleştirilmektedir (Keskin, 2010).

1.1.2. Yönetim ve Sorumluluk

Sorumluluk kavramı, yönetim alanyazınında önemli kavramlarından birisi olarak öne çıkmaktadır. Wilson (1887), sorumlulukları olmasa yönetici olmanın pek fazla bir risk içermediğini belirterek, sorumluluğun yönetimdeki kritik önemine dikkat çekmiştir. Yöneticilerin sorumluluklarının iyi tanımlanması ve yerine getirilmesi, örgütün daha iyi işlemesi ve amaçlarını gerçekleştirmesi için gerekli ön koşullardan biri olarak kabul edilmektedir (Akt. Bertelli ve Lynn, 2003).

Yönetim alanyazını incelendiğinde, geleneksel olarak nitelendirilen zamanlarda gerçekleştirilen yönetim düşünce ve uygulamalarından itibaren sorumluluk kavramı ile karşılaşılmaktadır. Örneğin, MÖ 4000’li yıllarda Mısır

(30)

yönetim anlayışında planlama, örgütleme ve denetim gerekliği kabul edilmiş; bunun yanı sıra, yönetsel yetki ve sorumlulukların belirlenmesi ve sorumlulukların ifade edileceği ayrıntılı iş tanımlarının yapılması kararlaştırılmıştır (Sucu, 2000).

1.1.2.1. Yönetsel Sorumluluğun Tanımı ve Boyutları

Yöneticiler için sorumluluk, belirli davranışlarda bulunma ve belirlenmiş kurallara uyma zorunluluğudur. Diğer bir deyişle makamda bulunan yöneticilerin uymaları gereken kurallar sorumluluklarını belirlemektedir. Sorumluluk, kurallara uygun davranma zorunluluğu olmanın yanında, bir yöneticinin görevini en iyi biçimde yerine getirmeyi yüklenmesidir (Taymaz, 2000).

Sorumluluk, genel olarak bir işi istenilen nitelikte ve nicelikte yapma zorunluluğu olarak tanımlanmaktadır. Bu açıdan bir örgütte iş yapma zorunluluğunu ortaya çıkaran nedenlere bakılmalıdır. Bir örgütte iş yapma zorunluluğunu doğuran başlıca iki kaynak bulunmaktadır. Bunlar kişinin kendi vicdanı ve örgütün yönetsel erkidir. Kişinin kendi vicdanı sorumluluk almayı, yönetsel erk ise sorumlu olmayı ortaya çıkarır (Başaran, 2000).

Sorumluluk alma (responsibility for), bir işi en iyi biçimde yapmayı yüklenmedir. Bu kavram meslek etiği ile yakın ilişkilidir. Bu tür sorumlulukta kişi hiç kimseye hesap vermek zorunda olmasa bile kendi vicdanına karşı sorumluluk hisseder. Örneğin sorumluluk alan yönetici, tüm koşullar kötü olsa bile mesleğinin gereğini yerine getirir. Sorumluluk alma, kimsenin etkisi olmadan görev tanımına giren görevleri isteyerek yüklenmeyi ve görevin yapılmasına ilişkin hesabı kendi vicdanına vermeyi gerektirir (Başaran, 2000; Balcı, 2010a).

Sorumlu olma (responsibility to) ise, bir kişinin görevini istenilen nitelikte ve nicelikte yapıp yapmadığının hesabını üst yönetime vermesidir. Bu sorumluluk türü yönetim açısından makam yetkisi ile paralel yapıdadır. Bir yönetici, makamının yetkisini kullanırken sorumluluğunu da yüklenmek zorundadır. Bu açıdan bir makamın (yönetim kademesinin) sorumluluğu, bu makama bağlı ast makamların sorumluluğunun toplamına eşittir. Yönetim kademesinin yetki alanı genişledikçe sorumlu olma düzeyi de artmaktadır (Başaran, 2000; Balcı, 2010a).

(31)

Yönetimde sorumluluğun iki yönüyle tanımlanabileceğini vurgulayan Mosher (1968), bu yönleri nesnel ve öznel (psikolojik) olarak ifade etmektedir. Buna göre sorumluluğun nesnel yönü üstlenilen yönetsel göreve ilişkin üst yönetime istenildiğinde hesap verme ve cevap vermeyi içermektedir. Sorumluluğun nesnel yönü üst yönetimin kendini koruması ve yürütülen görevlerin güvenilirliğini sağlaması açısından önemlidir. Öznel yönü ise kimlik, sadakat ve vicdan kavramlarını anımsatmakta ve psikolojik özelliklerden etkilenmektedir. Yöneticinin psikolojik özellikleri sorumluluk duygusu konusunda belirleyici olmaktadır. Yönetici sorumluluğundan söz edildiğinde hem nesnel (dışsal, politik) hem de öznel (içsel, psikolojik) boyutların etkili olduğu görülmektedir (Akt. Bertelli ve Lynn, 2003).

Buna benzer şekilde yönetsel sorumluluğu nedensel (betimsel) ve ahlaki (kuralcı) olarak ikiye ayıran bakış açıları da bulunmaktadır. Buna göre gerçekleşen yönetsel işleme, nedensel sorumluluk “Bundan kim sorumlu?”, “Buna sebep olan kimdir?”

sorularını yöneltirken; ahlaki sorumluluk “Kim ne yapmalıdır?” sorusunun cevabını aramaktadır (Hireche, Pasquero ve Chanlat, 2012; Fissher, Nijhof ve Steensma, 2003).

Yönetsel sorumluluğun boyutlarına odaklanan Bertelli ve Lynn (2003), bu boyutları muhakeme, hesap verme, denge ve rasyonellik olarak ortaya koymuşlardır.

Buna göre yöneticinin tüm karar ve seçimlerinin doğasında muhakeme kavramı bulunmaktadır; çünkü yöneticiler kararlarında kendi etik yönelimlerinden de etkilenmektedir. Sorumluluklarını yerine getiren bir yönetici, aldığı kararları olumlu ya da olumsuz her durumda muhakeme etmek durumundadır. Muhakeme süreci hem kendi geçmişi hem de duygu dünyası tarafından şekillenmektedir. Yönetsel sorumluluğun bir diğer boyutu olan hesap verme, genel anlamda yönetimin kontrol edilmesidir. Yöneticinin üzerine aldığı sorumlulukları yerine getirip getirmediği konusunda dışsal olarak belirlenmiş ölçütlere göre değerlendirilmesi hesap verme boyutuna ilişkindir. Yöneticiler sorumluluklarını yerine getirirken hukuksal, politik, sosyal vb. karar odakları açısından denge gözetmek durumundadır. Alınan kararlarda kurumdaki değerler, çıkarlar, ilgi ve yetkiler arasında yaşanabilecek çatışma durumlarında denge kurmak ve bunları uzlaştıracak çözümler üretmek yönetsel sorumlulukta oldukça önemlidir. Yönetsel sorumluluğun rasyonellik boyutu ise yönetsel eylem için izlenecek yolu ölçülebilir gerekçelere dayandırmaktır. Buna göre

(32)

yönetici aldığı kararlarda kendi içsel tatmini yanında ölçülebilir, bilimsel gerekçeler ortaya koymalıdır.

Sorumluluğun iki öğesi, “meslek töresi” ve “kamu yararı”dır. Meslek töresi, yöneticinin kendi değer sistemi ile ilişkilendirilebilecek bir kavramdır. Bu açıdan meslek töresi, yöneticinin manevi sorumluluğunu ve kendi vicdan ölçüsünü ifade etmektedir. Diğer bir deyişle seçilen kararın yasa hükümlerine aykırı olamayacağı gibi geleneklere de aykırı olmaması kamu yararı bakımından önemlidir. Kamu yararı ise, bir durumu, içinde bulunduğu toplumda genellikle kabul gören bütün yararlar ve değerler bakımından incelemek olarak tanımlanır. Kamu yararı, yöneticinin karar süreci için en iyi ölçü kabul edilmektedir. Yöneticiler kararlarında kamu yararı ilkesini gözetmek durumundadır. (Bursalıoğlu, 2013; Taymaz, 2000). Sorumluluğun kamu yararı öğesine farklı kuramsal bakış açıları bulunmaktadır. Örneğin

“rasyonalist” kuram, yöneticiden kendisinin değil, başkalarının verdiği kararları uygulamasını beklemektedir. Yönetici bu kararların altındaki etkenlerin çoğundan habersizdir. “İdealist” kuram ise yöneticiyi kendi değer sistemi ile baş başa bırakmaktadır. Böylece bir kararın sorumluluğu politik olmaktan çok kişisel olduğundan, yönetici kararları bazen kamu yararına uygun düşmeyebilir.

Yöneticiden, örgütü tehlikeye düşürmeden, çeşitli yarar grupları arasındaki çatışmaları çözmesini bekleyen “realist” kuram, yöneticinin demokratik karar sürecine uygun davranmasını vurgulamaktadır (Bursalıoğlu, 2013).

1.1.2.2. Yönetsel Sorumluluğun Türleri

Yönetsel sorumluluğun, yönetim etkinlikleri göz önüne alındığında çeşitli türleri bulunmaktadır. Bunlardan birisi, yönetimin hukuksal sorumluluğudur. Hem kamu kesimi hem de özel sektörde yönetim etkinlikleri, hukuk kurallarına uygun biçimde düzenlenmektedir. Yönetim açısından, siyasi sorumluluk, cezai sorumluluk, mali sorumluluk, medeni sorumluluk gibi türleri olan hukuksal sorumluluk, idari sorumluluk olarak da tanımlanır ve yönetim etkinliklerinde bağlayıcı bir unsurdur.

Yönetimde hukuksal sorumluluk, genel olarak yöneticilerin belli olaylar üzerine, kendi aleyhine doğacak hukuksal sonuçlara katlanma yükümlülüğü olarak ifade edilebilir (Gözler, 2013).

(33)

Yönetici sorumluluğunun maddesel ve tinsel olarak iki türü olduğunu ifade eden Bursalıoğlu (2013), maddesel sorumluluğun hukuksal, tinsel sorumluluğun ise töresel özellik taşıdığını vurgulamıştır. Buna göre yönetici için maddesel sorumluluğun kaynağı hiyerarşiyken, töresel sorumluluğun kaynağı ise değer sistemidir. Sorumluluk türlerine paralel olarak sorumluluk iki türlü kontrol edilir.

Formal kontrol, yasal ve hiyerarşik kanalları izler, yöneticinin takdir hakkını sınırlar ve bazı durumlarda politik grupların etkisinde olabilir. İnformal kontrol ise, örgütün yaşaması, kurumun havası, mesleksel uzmanlık ve sosyal felsefe gibi etkenlerin birleşimidir.

Diğer bir yönetsel sorumluluk türü de sosyal sorumluluktur. Daha çok işletme yönetimi alanında kullanılan sosyal sorumluluğu, Schermerhorn (1996), örgüt yönetiminin hem kendi ilgilerine hem de toplum ilgilerine hizmet eden yönde davranma zorunluluğu olarak tanımlamaktadır (Akt. Kantos, 2010). Carroll da (1991), örgütlerin dört tür sosyal sorumluluğu olduğunu ifade etmekte ve bunları, ekonomik (economic) sorumluluk, yasal (legal) sorumluluk, etik sorumluluk (ethical) ve yardımsever (philiantrophic) sorumluluk olarak sıralamaktadır. Ekonomik sorumluluk, bir sosyal sistem içinde üretilen malların ve hizmetlerin nasıl dağıtıldığı ile ilgilidir. Yönetici kararlarında yatırımcılar ve onların finansal destekçilerinin temel etkileri görünmektedir. Bu nedenle yöneticiler yasal sınırlarını ve yatırımcıların doyumlarını dikkate alırken, müşterilerin ve çalışanların mutluluğunu dengelemek durumundadır. Sosyal sorumluluğun yasal boyutu, hükümet tarafından sorumlu davranış için oluşturulan en düşük standartlar olan yasalara uyma zorunluluğudur. Örgütler, rekabetin düzenlenmesi, tüketici haklarının korunması, çevrenin korunması, eşitlik ve güvenliğin artırılması gibi yasal düzenlemelere uymakla yükümlüdür. Etik sorumluluk, yönetimin, yasalarla açıkça belirlenmemesine rağmen, toplum tarafından beklenen ve yasaklanan davranış kodlarına uymasını içermektedir. Sosyal sorumluluk perspektifinin standartlarını etik sorumluluk oluşturmaktadır. Yardımsever sorumluluk ise örgütlerin yaptıkları işler sayesinde, toplumun yüksek yaşam standartlarına sahip olmasına ve kaliteli yaşam sürmesine yardımını ifade etmektedir.

Eskin (1999), kurumların temel etik değerlerinden birinin, sosyal sorumluluk olduğunu ifade etmektedir. Sosyal sorumluluğun özünde, topluma zarar vermemek ve toplum yararına çalışmak yatmaktadır. Bir kurum; temel politikaları, ürünleri,

(34)

etkinlikleri ve çalışanlarının davranışları ile bu sosyal sorumluluğu topluma yansıtır.

Kurumların sosyal sorumluluk çerçevesinde destek verdikleri temel etkinlik alanları aşağıda sıralanmıştır (Akt. Aydın, 2012a):

1. Toplumsal yardım: Yeniliklerin uygulanması, konut yardımı ve eğitim çalışmalarının desteklenmesi.

2. Dezavantajlı kesimlerin desteklenmesi: Engellilerin istihdamının sağlanması, ayrımcı politikalardan kaçınılması.

3. Çalışan ilişkileri: Sendika işçileri, çalışanlarla kazancın paylaşılması, çalışanların yönetime katılmasının sağlanması, emeklilikte sağlanacak yararların artırılması.

4. Çevre koruma: Çevresel kirlenmenin önlenmesi, atıkların yeniden dönüşümünün sağlanması, alternatif yakıtların kullanılması.

5. Ürün kalitesi: Ürünün kalitesinin en üst düzeyde tutulması, müşteri haklarına saygı ve ekonomik olarak dezavantajlı olanların korunması.

Yönetsel sorumluluğun türleri değerlendirildiğinde, ortaya konan türlerin genellikle sorumluluğun ahlaki ve vicdani yapısı ile teknik ve nesnel yapısına göre tanımlandığı söylenebilir. Sorumluluğun dıştan gelecek yaptırımlara bağlı olarak üstlenilmesi teknik boyutunu ifade ederken; kişinin kendi isteği ile herhangi bir zorlayıcı etken olmadan sorumluluk üstlenmesi ise sorumluluğun vicdani boyutunu ifade etmektedir.

1.1.2.3. Yönetsel Sorumlulukla İlişkili Kavramlar

Sorumluluk, görev ve yetki kavramları ile yakından ilişkilidir. Görev yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiş iş ve eylemlerken; yetki alt makamlara aktarılmış yönetme hakkı (yetke) olarak tanımlanabilir. Bu yönetme hakkı ile sorumluluk iç içedir. Yöneticilerin görevleri yönetme iş ve eylemlerini kapsadığından yönetme hakkının sorumluluğu da beraberinde gelmektedir. Bu açıdan yetki ve sorumluluk bir arada değerlendirildiğinde bazı kurallardan söz etmek gerekmektedir. Bir makama bir görev verildiğinde görevi yapma hakkı ile o görevin sorumluluğu bir arada verilmiş olur. Bu nedenle görev verilen makamda bulunan yöneticinin sorumluluktan kaçması olanaksızdır. Bununla birlikte verilen yetkinin az olduğu durumda sorumluluk çok olamaz. Ancak üst makam, ast makama verdiği görevden ötürü

Referanslar

Benzer Belgeler

Laminotomi izole lateral reses stenozun bağlı lomber dar kanal cerrahi tedavisinde laminektomiye alternatif olarak uygulanabilir.. Laminotomi unilateral veya

Öncelikle, sahâbenin yazdığı mersiyelerin henüz müstakil bir eserde Türkçe olarak bütünüyle bir araya getirilmemiş olmasına binâen böyle bir çalışmanın

For eight years from 1954, Abidin Dino participated in the Salon de Mai exhibitions in Paris, while Güzin Dino produced programmes for Radio France, taught Turkish

長期給予 MPTP 對小黑鼠腦中 NMDA 受體多亞型蛋白以及細胞骨架蛋白 (spectrin) 表現的影響 1.The effect of chronic treatment of 1-methyl-4-phenyl-1,2,3,6- tetrahdro-pyridine

[r]

~am'da (Kanflni) Süleyman Han Medresesinde günlük 80 akçe ile müderrisken ~am Müftüsü oldu. Günlük 20 akçe ile Kütahya'da ba~layan müderrislik görevi terfi ederek

Ayrıca bu model ile ilgili tüm hesapların, özellikli hesapların ve fon/nakit akım tablolarının dengesini bozan hesapların, işleyişi, mantığı, fon giriş ve

Topluma Hizmet Uygulamaları Dersi için tanımlanan yönergelerde; Kur Tanımı Önerisi olarak, “Topluma hizmet uygulamaları dersi öğretmen adaylarına, toplumsal