EK-11 Sonuç Raporu Formatı

25  Download (0)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ

KOORDİNASYON BİRİMİ KOORDİNATÖRLÜĞÜNE

Proje Türü : Alt Yapı Projesi (AYP)

Proje No : 15A0759003

Proje Yürütücüsü : Prof. Dr. Vasıf ŞAHOĞLU

Proje Başlığı : İzmir, Urla – Karaburun Yarımadası Sualtı Arkeolojik Araştırmaları Çerçevesinde Yeni Teknolojik Alt Yapı Oluşturma Projesi

Yukarıda bilgileri yazılı olan projemin sonuç raporunun e-kütüphanede yayınlanmasını;

İSTİYORUM X

İSTEMİYORUM GEREKÇESİ:

30.03.2018 Proje Yürütücüsü

İmza

(2)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJESİ

SONUÇ RAPORU

İzmir, Urla – Karaburun Yarımadası Sualtı Arkeolojik Araştırmaları Çerçevesinde Yeni Teknolojik Alt Yapı Oluşturma Projesi

Prof. Dr. Vasıf ŞAHOĞLU Prof. Dr. Hasan Hüseyin ATAR Doç. Dr. Ayşe Gül AKALIN-ORBAY

Dr. Öğretim Üyesi. İrfan TUĞCU Araş. Gör. Ozan ÇÖMELEKOĞLU Yeşim ALKAN (Yüksek Lisans Öğrencisi) Yusuf BAKAN (Yüksek Lisans Öğrencisi)

15A0759003

30.12.2015 30.12.2017 Rapor Tarihi

Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Ankara - " 2018 "

(3)

RAPOR FORMATI

İzmir, Urla – Karaburun Yarımadası Sualtı Arkeolojik Araştırmaları Çerçevesinde Yeni Teknolojik Alt Yapı Oluşturma Projesi

Özet

Üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu, çağlar boyunca doğudan – batıya ve aksi yöndeki deniz ticareti ve kültür rotasının geçiş güzergâhı olmuştur. Daha Neolitik öncesinde başlayarak, M.Ö. 3. Binde tanımlanabilir ve özellikle de M.Ö. 2. Binde ve devamında ise sistemli bir yapıda işleyen deniz ticareti ile eş zamanlı olarak kıyı yerleşimleri ve liman üniteleri kurulmuş, aynı zamanda günümüz gemi teknolojisinin temelleri atılmıştır. Ülkemizin Ak Deniz ve Ege kıyıları çok sayıda kıyı yerleşimine, liman üniteleri ve yüzlerce gemi batıklarına ev sahipliği etmektedir. Bugün su altında kalmış olan kültürel zenginliğimizin yanı sıra denizlerimizdeki bio-çeşitlilik de oldukça önemlidir. Son yirmi yılda ülkemizdeki bilim kuruluşları yeni bakış açıları ile denizlerimize yönelik projeler hazırlamakta, önemli politikalar üretmekte ve tüm bunları kurumsal bir kimlik altında gerçekleştirilmektedir.

Ülkemizdeki bu bilim kuruluşlarından biri, Cumhuriyetin ilk üniversitesi olan Ankara Üniversitesi’dir. Günümüzde Ankara Üniversitesi adına ülkemizin farklı noktalarında yirmiye yakın arkeoloji projesi yürütülmektedir. Bu projelerden biri 1992 yılında başlayan, İzmir ve çevresinin kültür envanterini oluşturmayı amaçlayan “İzmir Bölgesi Kazı ve Araştırmalar Projesi - IRERP” dir. Projenin çıkış noktasını oluşturan Liman Tepe kara ve özellikle 2000 yılında başlayan su altı kazıları, beraberinde yeni adımların atılmasını sağlamıştır. Tüm bu çalışmaların daha kapsamlı, tek elden ve tek bir çatı altında yürütülebilmesi için 2006 yılında Ankara Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi kurulmuştur. Merkez çalışmaları kapsamında 2006 yılından bu güne üçü BAP, ikisi TÜBİTAK destekli olmak üzere beş adet uluslararası katılımlı interdisipliner proje yürütülmüştür.

Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Koordinatörlüğü (BAP) desteğiyle yürütülen projelerin sonuncusu olan “İzmir, Urla – Karaburun Yarımadası Sualtı Arkeolojik Araştırmaları Çerçevesinde Yeni Teknolojik Alt Yapı Oluşturma Projesi” ile, Üniversitemizin ve doğal olarak da araştırma merkezinin alt yapı olanaklarını genişletilmesi amaçlanmıştır. Bu proje çerçevesinde modernizasyonunun yapılması planlanan ve Ankara Üniversitesi’nin envanterinde yer alacak olan araştırma gemisi ANKÜ ile öncelikli olarak İzmir körfezinin güney yakasında yer alan Urla Yarımadasında, orta derin sularda araştırma yapabilir hale gelmesi amaçlanmıştır.

Bu kapsamda Ankara Üniversitesi envanterine kazandırılan 12m boyundaki tekne modernize edilerek orta derin suda her türlü çalışmayı yapabilir şekilde araştırma gemisi haline dönüştürülmüştür. Proje kapsamında sağlanan destekler sayesinde modernizasyonu gerçekleştirilen araştırma gemisiyle 2016 yılında kısa süreli, ancak 2017 yılında, tam zamanlı şekilde Urla Yarımadası’nda çalışmalar yürütülmüştür. 2017 yılı Aralık ayında tamamlanan projenin ön sonuçları ile oluşturulan bu rapor dışında, şu an için iki adet makale üretilmiş, yine bu projenin de içinde olduğu çalışmalardan elde edilen veriler üzerinden, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü ile Ankara Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi görevlilerinin ortaklaşa hazırladığı 116Y107 numaralı "Liman Tepe Ve Çeşme-Bağlararası

(4)

Yerleşimlerinde Ele Geçen Sucul Canlılara Ait Kalıntılardan Antik DNA Elde Edilmesi, Moleküler Evrimsel Analizi ve Bu Bölgelerin Uzak Kültür Bölgeleri ile İlişkileri" isimli TÜBİTAK projesi kabul edilmiş ve 2017 yılında çalışmalara başlanmıştır. Ayrıca bu proje kapsamında sürdürülen jemorfolojik çalışmalar üzerinden bir doktora çalışması da Kanada McMaster Üniversitesinde hazırlanmaktadır.

Proje kapsamında sağlanan desteklerle modernizasyonu sağlanan ve ANKÜ olarak adlandırılan araştırma gemisi, projelerde görev almaya hazır şekilde İzmir Urla yerleşkemizin araştırma alanında demirlenmiş durumdadır.

ABSTRACT

Developing New Technological Infrastructure as part of Underwater Archaeological Research around Urla – Karaburun Peninsula, İzmir.

Anatolia, bordering on three separate seas, has been one of the passageways for maritime trade and cultural exchange from east to west and in the opposite direction throughout its history. The establishment of maritime routes before the Neolithic period was followed by a well-defined sea network in the 3rd millennium BC, which was further expanded and elaborated in the 2nd millenium BC. During this time, coastal settlements and harbour structures were founded, laying the foundations for modern ship-building technology. The coasts of Anatolia, the Mediterranean and the Aegean houses numerous coastal settlements, harbours and hundreds of shipwrecks. Besides the cultural riches underwater, the bio-diversity of our seas are also important. Within the last 20 years, scholarly maritime projects with new perspectives, developing important policies and undertaking research have been undertaken within national academic establishments.

One of these academic establishments is the University of Ankara, the first university of the Republic of Turkey. Ankara University has been directing approximately 20 archaeological projects in various parts of the country. One of these projects is the

“İzmir Region Excavations and Research Project (IRERP)” which has aimed to construct the cultural inventory of the İzmir region since its initiation in 1992. Liman Tepe, with its land excavations and its underwater research programme since 2000 have produced new results within this framework. In order to be able to coordinate this interdisciplinary research under a single roof, a new academic unit, “Ankara University Research Center for Maritime Archaeology” was founded in 2006. Within this unit, three BAP and two TÜBİTAK supported interdisciplinary projects were carried out with international cooperation.

The last of these projects was supported by the Ankara University Scientific Reseach Coordination Committee (BAP), “Project for the Establishment of a New Technological Substructure within the Context of İzmir, Urla – Karaburun Peninsula Underwater Archaeological Research” and aimed to improve the substructure of this research centre, and thus, the University. Within the framework of this project, we have aimed to restructure and restore ANKÜ, our research ship, in order to be able to undertake research along the Urla Peninsula coastline.

Within this context, the 12 m. long boat has been modernised in order to be capable of

(5)

undertaking research in mid-deep waters.

Financial support has enabled us to carry out limited research in 2016, followed by more extensive research in 2017 along the Urla Peninsula coastline. Besides the report presented here, summarising the preliminary results of the project completed in December 2017, two further academic articles have been produced. A further TÜBİTAK project (No. 116Y107), entitled “DNA Extraction from Maritime Species, their Molecular Evolutionary Analysis and Interregional Relations” was accepted with research starting in 2017. Geomorphological work encapsulated within this project was also initiated as a doctoral thesis at McMaster University in Canada.

ANKÜ, the research ship which has been modernised with support from this project, is now anchored within the premises of our campus at Urla-İzmir, ready to participate in research envisaged within this research.

I. Amaç ve Kapsam

Günümüzde Ankara Üniversitesi adına İzmir il sınırları içerisinde bulanan dört antik dönem yerleşiminde kazı ve araştırma çalışmaları yürütülmektedir. Bunlardan biri olan Liman Tepe Kara kazıları, bu yerleşmeler arasında en erken tarihlisi olup, kazılar 1992 yılından beri aralıksız devam etmektedir. Kara kazılarına 2000 yılından itibaren su altı çalışmaları da eklenmiş ve o tarihten itibaren de her iki ünitede kazı çalışmaları eş zamanlı olarak yürütülmüştür.

Su altı kazılarına 2000 yılında İsrail Hayfa Üniversitesi ile ortak başlanmıştır. Bu çalışma 2007 yılına kadar Hayfa Üniversitesinin teknik alt yapı olanakları ile yürütülmüştür. Ancak tamamen dışa bağlı alt yapı olanakları ile su altı araştırmaları çok kısa süreli ve kısıtlı alanlarda yürütülebilmiştir. Altyapı olanaklarını hızla tamamlayıp daha geniş alanlarda çalışabilmek amacıyla, 2006 yılında Üniversitemiz Rektörlüğüne bağlı olarak Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (ANKÜSAM) kurulmuştur. Merkezin öncelikli hedefi, Urla Yarımadası’nın tümünde araştırma yapabilir hale gelmek olmuştur. Bu hedef doğrultusunda “İzmir, Urla – Karaburun Yarımadası Sualtı Arkeolojik Araştırmaları Çerçevesinde Yeni Teknolojik Alt Yapı Oluşturma Projesi” isimli proje hazırlanmış ve 2016-17 yıllarında üniversitemizin desteği ile yürütülmüştür.

Proje birbirini tamamlayan iki amaç üzerine kurgulanmıştır. Bu amaçlardan ilki Ziraat Fakültesi Dekanlığı ile Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin ortak çalışmasıyla Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından hibesi gerçekleştirilen 12 m boyundaki teknenin araştırma yapabilir şekilde modernizasyonu gerçekleştirmek olmuştur. İkinci amacı ise, modernizasyonu gerçekleştirilen tekne ile su altı arkeolojik çalışmalarının yanı sıra üniversitemizde yer alan farklı bilim dallarıyla su altı projeleri yürütmek olmuştur.

Birbirini tamamlayan iki hedef doğrultusunda kurgulanmış olan projenin alt yapı oluşturma süreci, çalışma takviminde üç zaman dilimi aralığında tanımlanmıştır. Hibesi gerçekleştirilen teknenin araştırma yapabilir şekilde modernize edilmesi bu zaman kapsamı içerisinde tanımlanmıştır. Projenin ikinci sürecini önceki dönem çalışmalarla ön tanımlamaları yapılmış olan alanlarda modernizasyonu tamamlanmış olan tekneyle yüzey araştırması, jeomorfolojik ve dokümantasyon çalışmaları yürütmek olmuştur. Bu

(6)

projenin alansal kapsamı ise İzmir körfezinin güneyinde yer alan Karantina adası başta olmak üzere Pırnarlı Ada ve Yassıca Ada etrafında ki orta derin su çalışmaları oluşturmuştur.

II. Materyal ve Yöntem

“İzmir, Urla – Karaburun Yarımadası Su Altı Arkeolojik Araştırmaları Çerçevesinde Yeni Teknolojik Alt Yapı Oluşturma Projesi” isimli proje hem alt yapı hem de oluşan bu alt yapı olanağına bağlı olarak yürütülecek olan bilimsel araştırmadan oluşmaktadır.

Bundan ötürü proje iki etki noktası üzerine kurgulanmıştır. Ankara Üniversitesi her geçen gün farklı bilim dallarında ve yeni imkanlarla araştırma yapmaktadır veya buna öncü olmakta yol açmaktadır. Bu alt yapı olanaklarından biri denize yönelik çalışmalarda kullanılabilecek bir araştırma gemisidir. Bu geminin oluşması projenin ana materyali ve yine bu gemi ile Urla-Karaburun Yarımadasında yapılan çalışmalar ise buna bağlı olan öncü hedefler olmuştur.

2000 yılından itibaren üniversitemizin yeni araştırma alanlarından biri su altı kültür varlıklarına yönelik çalışmalardır. Bu çalışmalar 2006 yılında Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi kurularak kurumsal bir yapı kazanmıştır. 2000 yılından beri İzmir Urla’da yürütülen su altı çalışmaları ile özellikle kıyı kenar çizgisi değişimleri, deniz tabanın taranması, yüzey araştırmaları ve jeomorfolojik sondajlarla İzmir Körfezi’nin güneyindeki Urla yarımadası deniz yapısı hakkında önemli bilgiler elde edilmiş, yeni ve daha açık denizde yürütülecek olan çalışmalara önemli oranda altlık oluşmuştur. Ancak kıyıda yürütülen kazı çalışmaların dışındaki tüm araştırmalar Ege Üniversitesi’nin araştırma teknesi ile kısıtlı sürelerde ve tamamen dar alanlarda yapılabilmektedir.

Ayrıca Üniversitemizin Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü ve ilgili diğer bölümlerde denizle ilgili birçok çalışmayı ancak başka kurumların deniz taşıtları ile yürütebilmişlerdir.

Bu durum her zaman için çalışmaları kısıtlayıcı bir etkendir. Üniversitemiz adına yürütülen deniz ve su altına yönelik çalışmaların sayıca artması, beraberinde orta ölçekli de olsa bir araştırma gemisine ihtiyacı doğurmuştur.

Bu süreçte Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının elindeki balıkçı gemilerini hibe ediyor olması büyük bir şans olmuştur. Üniversitemiz Ziraat Fakültesi Dekanlığı ile Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü birlikte hareket ederek Antalya limanında bağlı 12 m boyundaki ahşap balıkçı gemisinin hibesi sağlamış arz ve talep bir araya getirilmiştir. Yukarıda da belirtilmiş olduğu gibi iki ayaklı olarak kurgulanan projenin ilk ayağını hibesi gerçekleştirilen bu geminin modernizasyon çalışmaları oluşturmuştur.

(7)

Bu doğrultuda projenin başlangıcında Antalya Limanında bağlı olan tekne kara yolu ile İzmir Urla’daki Deniz

Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi çekek alanına getirilmiştir ve tekne burada kızağa alınmıştır.

Tekne kızağa alındıktan sonra ilk aşamada, mevcut durumu ve yapılması gerekenleri belirlemek için merkez uzmanları ve Güney Saha Deniz komutanlığından destek alınmıştır. Teknenin modernizasyonu ile ilgili olarak ahşap iskeletin bakım-

onarımı, elektrik, motor ve kuyruk düzeneğinin bakım-onarımı ile elektronik (seyrüsefer) sisteminin yenilenmesi ve modernizasyonu olmak üzere üç iş paketi, modernizasyon aşaması için belirlenmiştir.

Modernizasyon sürecinin ilk aşamasını ahşap iskelet oluşturmuştur. Bu aşamada öncelikli olarak teknenin tümünün eski macun ve boyası kazınarak ham haldeki ahşaba kadar inilmiştir.

Özellikle güverte, bordo,

karina ve ahşap

korkuluklardaki epoxi ısıtılarak kaldırılmıştır. Ham ahşap üzerinde çivileme kavala ve zıvana kontrolleri yapılmış yeni çivilemeler gerçekleştirilmiştir.

Özellikle kamara içinde iskele karinasında ve kıç kısımda yer yer çürümeye başlamış ahşap boylamalar sökülerek, yerlerine yenileri yerleştirilmiştir.

Antalya’dan nakli esnasında rahat taşınabilmesi amacıyla kesilmiş olan davlumbaz yerine oturtulmuş ve onunda vernikleri temizlenmiştir. Güverte ve iniş platformunu birbirinden ayıran ahşap set ortadan kesilerek güverte ve platform birbirine bütün hale getirilmiştir. Ayrıca yine bu süreçte pruva altı zincirlik ile sintine (güverte altındaki motor yatağı, akü boşluğu temiz ve pis su tankların bulunduğu alan) tamamen temizlenmiş motor, aküler ve tanklar bakım ve yenilenmesi için alandan çıkarılmıştır.

(8)

Teknenin dış ve iç kısmının temizliği tamamlanıp teknenin tümünden eski boya ve epoxi söküldükten sonra teknenin dışında karina ve bordo kısmında yeniden macun ve boyama işlemine başlanmıştır. Güverte kamara ve davlumbaz ile pruvadan pupaya kadar uzanan korkuluklara epoxi ve vernik uygulanmıştır.

Teknenin boya ve ahşap yenileme çalışması ile eş zamanlı olarak ikinci iş paketi olarak tanımlanan elektrik hatları motor dümen ve pervane bakım ve onarımları gerçekleştirilmiştir. Teknenin seyir fenerleri, tekne kumanda panosu-sigorta panosu, kamara üstü kumandalı projektörleri yenilenmiştir. Ayrıca tekneye elektrikli ırgat takılmış ırgatın elektrik hattı ana pano ile birleştirilmiştir. İki olan akü sayısı marin özelliğe sahip şekilde dörde yükseltilmiştir. Teknede ihtiyaç duyulan tüm noktalara priz ve aydınlatmalar yerleştirilmiştir. ( kamara İçi Tavan Aydınlatmaları, Kamara İçi 12 Volt -220 Volt Prizleri, Kamara İçi Merdiven Aydınlatmaları, Kaptan Köşkü Tavan Aydınlatmaları, Kaptan Köşkü 12

Volt-220 Volt Prizleri, Kaptan Köşkü Merdiven Aydınlatmaları, Kıç Havuzluk Tavan Aydınlatmaları, Kıç Havuzluk 12 Volt-220 Volt Prizleri,

Kıç Havuzluk Merdiven

Aydınlatmaları, Kıç Havuzluk Tavan Projektörleri, Kıç Havuzluk Duş, Tuvalet Tavan Aydınlatmaları, Tuvalet 12 Volt-220 Volt Prizleri, Mutfak Tavan Aydınlatmaları, Mutfak 12 Volt-220 Volt Prizleri Mutfak

Merdiven Aydınlatmaları) sintine alanında bir olan tank sayısı temiz ve pis su tankı olarak ikiye çıkarılmıştır. Yine bu süreçte motor, şanzıman, mil dümen ve pervane bir bütün olarak ele alınmıştır. Pervane, mil ve gaz kolu yenilenmiştir. Motorun her türlü bakım ve onarımı yapılarak marin özellikli boya ile yeniden boyanarak yuvasına yerleştirilmiştir. Mil dümen ve pervane motorla bağlantılı hale getirilerek teknenin yürüyen aksamı hazır hale getirilmiştir.

Bu sürecin üçüncü aşamasını ise elektronik (seyrüsefer) sisteminin kurulması oluşturmuştur. Bu süreç elektrik alt yapı çalışmaları ile tüm ahşap işleri bittikten sonra yapılmıştır. Bu doğrultuda tekneye; Ayarlanabilir braketli, aydınlatmalı ve kompansatöre özellikte pusula, 25 khz kanal aralığı çalışan,13.8 V giriş voltajı olan,D sınıfı,156.050-163.275 mhz frekans aralığında çalışan telsiz monte edilmiştir, ayrıca 152 cm boyunda,3dB kazançlı, Max giriş 50 Watt,4.5 mt kabloya sahip, sarı ve bakır elementlerden imal edilmiş anten davlumbaz üzerine bağlanmıştır. Seyrin güvenlik içinde yapılabilmesi amacı ile marin özellikli maximum 48 nm menzil, koruma bölgesi alarmlı, network cihaz uyumlu iz kaydı yapabilen radar dümen altına monitör dümen üstüne ve 600w gücünde bronz ayna karina altına yerleştirilmiştir. Ayna, radar ve iz kaydının birbiri ile eş zamanlı çalışabilmesi için kara kutu ise kamara kısmına monte edilmiştir. Ayrıca ilk aşamada

(9)

geminin Ege Denizi ve Marmara da rahatlıkla yön bulup araştırma yapabilmesi için bu iki bölgenin dijital seyri haritaları radara yüklenmiştir. Bu üç aşamanın tamamlanmasından sonra tekne araştırma yapabilir hale gelmiş ve suya indirilmiştir.

Bu aşamadan sonra projenin ikinci ayağı olan orta derin su çalışmaları başlamıştır. Bu çalışmada, su altı yüzey araştırması-kazı ve jeomorfolojik çalışmalar olmak üzere iki etap halinde yürütülmüştür. Öncelikle çalışma alanlarının tespiti yapılmıştır. Deniz çalışma alanları Karantina

adası çevresi birinci çalışma sahası, daha açıkta yer alan Pırnarlı, Yassıca ve Çiçek Adlarını içine alan kısım ise ikinci çalışma sahası olarak belirlenmiştir. 2000 yılından beri belirli aralıklarla devam eden ve mevcut projede de çalışması yapılan batimetrik harita referans alınarak daha önceden tespit edilmiş olan ve günümüzde su altında kalan belirli noktalarda kontrol dalışları planlanmıştır.

Bu çalışma birinci çalışma sahası içinde yürütülmüştür. Birinci çalışma sahası içerisinde olan alanlar akustik sonarla hazırlanan üç boyutlu batimetrik harita ve uydu görüntüleri üzerinde gösterebilmek amacı ile öncelikli olarak uzaysal koordinatları alınarak haritalar üzerine işlenmiştir. Bu çalışmada derinlik sıralamasına göre üç alan ve bu üç alan içinde

(10)

yedi dalış noktası tespit edilmiştir. Yine bu alan içerisinde batimetrik haritalama ve jeomorfolojik çalışmalar için örnek alma noktaları belirlenmiştir. Aynı altlık çalışması ikinci alan içinde uygulanmıştır. İkinci alandaki öncelikli hedef ise Karantina adası ve Yassıca ada arasındaki ani yükseltili alanlar olmuştur. Ayrıca yine ikinci çalışma alanı içerisinde yer alan olası çapalama alanlarının koordinatları ön hazırlık olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu süreçte ön hazırlığı gerçekleştirilen bir diğer nokta ise antik limanın kuzeybatı yönünde karadan yaklaşık 2km deniz içinde 11-17m arasında değişen derinlikteki deniz tabanında görülen olası kıyı kenar çizgileri ile yine olası kurumuş nehir yatağı ağızının uzaysal koordinatları alınmıştır. Çalışma altlıkları hazırlandıktan sonra iki çalışma döneminde (2016-2017) toplamda 150 aletli dalış yapılmış bu dalışlar 5-27m arasında değişen derinlikte 25-35dk dip zamanlı olarak gerçekleştirilmiştir.

Yürütülen bu çalışmalarda target numaralama sistemi ile foto-scan sisteminde birleştirilmek üzere 8000 karenin üzerinde alan fotoğrafı ve yine 5000 kareye yakın buluntu fotoğrafı çekilmiştir. Dalış yapılan noktalarda video kayıtları alınmıştır. Ölçekli ve ölçeksiz alan çizimleri gerçekleştirilmiş dalış noktalarının tümünde şamandıra bırakılarak uzaysal koordinatları alınmıştır. Jeomorfolojik çalışmalar için ise belirlenen noktalarda fiber glas ve alüminyum borularla 32 adet sediman örneği alınmıştır. Jeomorfolojik çalışmalar için alınan örnekler proje partnerimiz olan McMaster Üniversitesinde laboratuvar incelemeleri yapılmak üzere Kanada’ya götürülmüştür. Proje kapsamında alınmış olan bu örnekler aynı zamanda McMaster Üniversitesinde doktora tezi olacaktır.

Ayrıca yine proje kapsamında şu an için kiralama yolu ile kullanılan ROV (Remote Operating Vehicle) su altı robotuyla Karantina Adası ve Pırnarlı Ada etrafında deniz tabanı görüntülüme çalışmaları yapılmıştır. Alınan bu görüntüler üzerinde şu anda Almanya-Köln’de okuma çalışmaları yürütülmektedir.

III. Analiz ve Bulgular

İki ayaklı olarak kurgulanmış projenin ilk ayağını alt yapıya yönelik çalışmalar oluşturmuştur. Altyapı çalışmaları ile modernizasyonu gerçekleştirilen araştırma gemisi bu sürecin çıktısını oluşturmaktadır. Projenin ikinci etabını ise Urla – Karaburun Yarımadasında yürütülen kazı ve araştırma çalışmaları oluşturmuştur. 2000 yılından beri kazısı yürütülen Liman Tepe-Klazomenai Antik limanı Doğu Mendireğinin yanı sıra 2012 yılında ilk kez varlığı ortaya çıkan ve antik limanın batısındaki mendireği oluşturan alanda kazılar gerçekleştirilmiştir. Karantina adası başta olmak üzere Pırnarlı Ada, Yassıca Ada ve Çiçek Adaları etrafında yüzey araştırmaları ile jemorfolojik

(11)

çalışmalar yürütülmüştür. Bunlara sırasıyla aşağıda tanımlanmıştır.

İzmir Körfezi’nin güneyinde, Urla ilçesi İskele mahallesinde bulunan Liman Tepe’de kara kazıları 1992 yılında su altı kazıları ise 2000 yılında başlamıştır. Su altı kazı ve araştırmaları başlanması ise bir hava fotoğrafının incelenmesi ile olmuştur. 1995 yılında Urla Belediyesinin çektirmiş olduğu hava fotoğrafının değerlendirmesiyle su içinde doğal olmayan taş kümelerinin var olduğu saptanmış 1995-96 yıllarında yürütülen çalımalar ile bu taş yığınlarının bir mendirek ve ona kuzeybatı yönde dik bağlanan dalgakıran olduğu anlaşılmıştır (Erkanal-Günel 1997,s.48).

Belirlenen bu mendirek ve dalgakıranın dış ve iç yüzünde 2000 -2007 yılları arasında İsrail Hayfa Üniversitesi ile 2007 yılından itibaren ise tek başına Ankara Üniversitesi alt yapı ve yetişmiş insan gücü ile kazılara devam edilmiştir.

Devam eden bu kazılarla ile M.Ö. 6-4 yy yoğun olarak kullanım görmüş şu an için ülkemizdeki en erken tarihli liman yapısı açığa çıkmaya başlamıştır (Erkanal- Artzy ve diğ. 2003 Çizim 1, s.432;

Erkanal-Artzy ve diğ. 2004,173, Çizim 3; Şahoğlu, 2010, s.1573; Tuğcu 2017a, s. 92). Limana yönelik kazı çalışmaları devam ederken zaman zaman deniz üzerinden hava fotoğrafları alınmaktadır. Alınan bu hava fotoğrafların birinde kazı çalışmalarının yürütüldüğü mendireğin tam batısında yer alan modern Urla Limanına ait mendireğin altında yine doğal olmayan taş grupları tespit edilmiştir. yapılan ön değerlendirmede bununda bir mendirek olduğu anlaşılmış ve bu tarihten itibaren kazı çalışmaların yürütüldüğü mendirek doğu modern Urla Liman mendireği altında kalan mendirek ise batı mendirek olarak adlandırılmıştır. Batı mendireğe yönelik tespit ve kısa süreli sondaj çalışmalarına başlamadan önce bölgenin erken döneme ait kayıtları üzerine çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmalar sonucunda 1900’lü yılların başına tarihlene bir taş baskı gravürde hem batı mendirek hem liman açıkça görülebilmektedir (Tuğcu 2017b, Levha 4b). Ancak özellikle 1950’lı yıllardan itibaren modern limanın yenilenme ve büyütme çalışmaları batı mendireğin üzerinde olmuş ve onu tamamen kapatmıştır. Bu sürecin antik mendirek üzerinde yapmış olduğu tahribatı görebilmek ve mendireğin son halini kayıt altına alabilmek amacı ile modern Urla limanın açığında dalışlar gerçekleştirilmiştir. Bu dalışlarda antik mendireğin yarıdan fazlasının modern mendirek altında kaldığı belgelenmiştir.

Belgeleme çalışması esnasında görsel kayıtla foto-scan yapabilmek amacı ile 2500 kara fotoğraf çekilmiş ve bunlar üç boyutlu hale getirilmiştir. Antik mendireğin korunan kısmı ve etrafında yapılan yüzey araştırmalarında aynen doğu mendirekte olduğu gibi burada da mendirek dış yüzeyinin bir monto görevi görecek şekilde taşlarla kaplandığı görülmüştür. Mendireğin korunmuş olduğu kısımların uzaysal koordinatları alınmıştır.

(12)

Proje kapsamında bu alanda yürütülen bir diğer çalışma ise mendireğin iç yüzden de ne boyutta tahrip olduğunu ya da korunma durumunun ne olduğunun tespitine yöneliktir.

Modern liman içinde farklı noktalarda 1x1 ile 1x2 boyutlarında dört derinlik sondajı atılmıştır. Her bir sondajda 1m derinliğe inilmiştir. Ancak yoğun şekilde modern çöp ve balçık tespit edilmiştir.

Bu durum daha büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu duruma sebep ise Modern limanda artan deniz trafiği ve üst üste yapılan betonlama çalışmaları neticesinde limanın içinin 1950’li yıllardan itibaren en az üç defa taraklı gemilerle boşaltılması, antik dönem liman tabanlarını ve batı mendireğin iç yüzünü tamamen yok etmiştir. Proje kapsamında yürütülen bu çalışma makale haline getirilmiş ve yayınlanmıştır (Dataylı bilgi için bkz.

İ. Tuğcu 2017b, “Liman Tepe Klazomenai Antik Limanı Batı Mendireği Önçalışmaları”, 20. Su Altı Bilim ve Teknolojileri Toplantısı Bildirileri- Proceedings of the 20th Annual Meeting of Underwater Science and Technology, (Editör: H.

Erkanal, V. Şahoğlu, İ. Tuğcu), 16-17 Kasım/

November 2017, s. 200-217).

Proje kapsamında ve ANKÜ nün alt yapı desteği ile yürütülen çalışmalardan bir diğeri ise jeomorfolojik çalışmalardır. Bu çalışmalar ilk olarak 2000 yılında başlamıştır. Bu araştırmanın çıkış noktasını ise deniz haraketlerine bağlı olarak değişen kıyı kenar çizgilerinin saptanması ve sediman örnekleri ile dikey düzlemde flora fauna ve buna bağlı olarak değişim gösteren yaşamsal aktiviteleri görebilmektir.

Bilindiği üzere Liman Tepe kara kazılarında tabakaya bağlı olmaksızın Neolitik Döneme tarihlenen seramikler açığa çıkmıştır. Ancak deniz suyunun yüksekliği tabakanın tespit edilememesine neden olabileceği gibi özellikle jeomerfolojik çalışmalarla deniz içinde gözlemlenen değişimlerde buna sebep olarak düşünülmelidir. Bu öngörülerden hareketle yürütülen önceki dönem

(13)

jeomorfolojik çalışmalarla İzmir’inde içinde bulunduğu özellikle Batı Anadolu Sahil şeridinin orta kesiminde M.Ö. 7.

Binyıldan itibaren kıyı şartlarının ve kıyı şeridi şekillerinin yaşam alanlarını etkileyebilecek şekilde değişmeye başladığı saptanmıştır.

Özellikle Erken Tunç Çağı’nda Ege denizinin bugünkü seviyesinden 5- 6m kadar aşağıda olduğunu gösteren veriler tespit edilmeye başlanmıştır.

Ayrıca yine bu çalışmalarda Karantina Adasının batı yönünde yaklaşık 10-12m derinlikte birkaç paleo-kıyı şeridi özellikleri tanımlamıştır. Bu kıyı şeritleri ve olası kurumuş nehir yataklarının birbirini kesmesi bu alanların M.Ö. 7. Bin yılda kara olduğunu düşündürmektedir. Bu da erken dönem yerleşimlerin bugünkü deniz seviyesinin altında olabileceğini düşündürmektedir.

Bu verilere yenisini ekleyebilmek amacıyla proje kapsamında Urla Yarımadası açıklarından yeni sediman noktaları belirlenmiş ve buralardan vurmalı karot sistemi ile örnekler alınmıştır. Alınan bu örneklerle önceki dönem çalışmalarla tanımlanan Neolitik paleo-şeritlerinin şekillerini ve

konumlarını yeniden

şekillendirebilmek

amaçlanmaktadır. Ayrıca Ege denizinde var olduğu bilinen su

seviyesindeki değişiklikleri ve tektonik çöküntülerin izlerini tanımlamakta bu çalışma kapsamındaki hedeflerdendir. Bu çalışmanın belki de en önemli sonuçlarından biri ise mikro-XRF jeokimyasal proxylerin yardımı ile olası insan izleri ve iklim değişikliği ile ilişkili kıyı ortamlarındaki değişiklikleri tanımlamak olacaktır. Bu çalışmaların yapılabilmesi için alınan örnekler proje çalışma partnerimiz olan Kanada McMaster Üniversitesi laboratuvarlarına götürülmüştür. Sahadaki çalışmalar 2018 yılında da devam edecektir. 2016 ve 2017 yılındaki çalışmalarla elde edilen verilerin ilk sonuçları 2018 yılında alınmaya başlanacaktır.

2006 ve 2009 yıllarında yürütülen jemorfolojik çalışmalarla oluşturulmaya başlanan batimetrik harita üzerinde görülen ve karantina Adasının batısında kalan olası kurumuş nehir yatağı ve deniz tabanında görülen lekeler halindeki yükseltilerin

(14)

fotoğraflarını çekmek ve çevrelerinde araştırma yapmak üzere bu alanlara yönelik olarak proje kapsamında dalışlar gerçekleştirilmiştir. İlki 2015 yılında yapılan bu dalışlarda deniz tabanındaki yoğun posedenyo (deniz çayırı) örtüsü nedeniyle çalışmalar güçlükle yürütülebilmiştir. Bu dalışlarda deniz tabanında gözle de görülebilen yükseltili alanlarda seramik parçaları görülmüştür. Ayrıca bir gemi batığına ait olabilecek verilerde bu çalışmalar esnasında tespit edilmiştir. ancak yukarıda da belirtilmiş olduğu gibi yoğun deniz çayırı verimli bir çalıma yapmaya engel olmuştur.

Bundan ötürü bu alanların uzaysal koordinatları alınmış ve alanlar envanterlenmiştir. Önümüzdeki yıllarda batimetrik harita çalışmaları ile eş zamanlı olarak bu alanlarda da ROV taraması gerçekleştirilecektir.

Yine karantina Adasının batısında Hekim Adası ve Karantina adasının arasında olası çapalama alanlarına yönelik olarak ta dalışlar gerçekleştirilmiştir. Bu alanlarda taş çapalar tespit edilmiş bunların fotoğrafları çekilmiş skeç çizimleri yapılarak koordinatları alınmıştır. Bu

alanda da 2018 yılında çalışmalara devam edilecektir. Bu alanlarla ilgili yapılan çalışmalar bir ön rapor halinde Michaela Reinfeld, Prof. Dr. Hayat Erkanal ve Prof. Dr.

Vasıf Şahoğlu tarafından makale haline getirilmiştir. Makale projenin eki olarak yüklenmiştir.

Proje kapsamında yürütülen önemli çalışmalardan bir diğeri ise Karantina Adası etrafında yürütülen yüzey araştırmasıdır. Karantina Adası anakaraya ilk yapım tarihinin M.Ö.

3. yy olarak verilen yolla bağlıdır.

Adada yürütülen kara kazılarında M.Ö. 5 yy ve Roma döneminde iskan gördüğüne dair kalıntılar Klazomenai kazı ekibinin yürütmüş olduğu çalışmalarla açığa çıkarılmıştır. Adanın batı sahilinde bugün su altında kalmış olan liman yapısı ile ilgili olarak 1980 yılların sonunda dar kapsamlı şekilde karadan tespite dayanan çalışmalar yapılmıştır (Reinfeld 2017, s.140). Bu alandaki tespit, tanım ve belki de ilerleyen yıllarda kazıya dönüşecek olan çalışmalar bu proje kapsamında yapılanlar olmuştur.

Limanı oluşturan dalgakıranlar hava fotoğraflarında

(15)

açıkça görülmektedir. Bu dalgakıranlar limanı güneybatı ve kuzeydoğu rüzgarlarına karşı korunaklı hale getirmişlerdir. Bu iki dalgakıranın ağız açılığının oldukça büyük olması ikisin arasında kapama ya da mesafeyi kısaltma görevi görecek olan bir var olması gerektiğini düşündürmüştür. Yapılan çalışmalarda her iki dalgakıranla bağlantısız konumda ve tam ortada bir mimari ünitenin de varlığı görülmüştür (Reinfeld vd. 2017, s.

140).

Yürütülen yüzey çalışmalarında her iki dalgakıranında yaklaşık 4,5m yüksekliğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Kuzeydoğu yöndeki dalgakıran üzerinde daha sonraki bir mimari üniteye ait olduğu düşünülen çok sayıda sütün tanburu ve kesme blok taşlar görülmektedir. Ayrıca yine bu alan üzerinde tespit edilen iskeleye ait temel sırası çok net olarak görülebilmektedir. 2016 ve 2017 yılı çalışmalarında bu iskele yapısının ve üzerinde bulunduğu kuzey dalgakıranın yaklaşık 1000m2’lik kısmının üç boyutlu görüntüsünün alınması için 5000 karenin üzerinde fotoğraf çekilmiştir. Aynı alanın ölçekli çizimleri yapılmıştır. Bu alandaki çalışmalarda 2018 yılında devam edecektir.

IV. Sonuç ve Öneriler

“İzmir, Urla – Karaburun Yarımadası Sualtı Arkeolojik Araştırmaları Çerçevesinde Yeni Teknolojik Alt Yapı Oluşturma Projesi” isimli proje üniversitemiz Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Koordinatörlüğü tarafından desteklenmiştir.

Proje Aralık 2015 ile Aralık 2017 tarihleri arasında 24 ay sürmüştür. Projenin ilk ayağını hibe yolu ile edilen teknenin modernize edilmesi oluşturmuştur. Teknenin modernizasyonu, yasal süreçler nedeniyle çalışma takviminin belli oranda dışında tamamlanmıştır. Ancak zamansal olan bu aksama, projenin genelinde herhangi bir aksamaya neden olmamıştır. Araştırma gemisi 2017 yılı boyunca aktif olarak hizmet vermiştir. Bu çalışmalarla geminin performansı ölçülebilmiştir. Modernize edilen gemi ile açıkta, orta ve derin suda rahatlıkla çalışma yapılabileceği görülmektedir. Bu süreçte farklı çalışmalar için gerekli olan yeni alt yapı gereksinimleri de tespit edilmiştir. Bu süreçte özellikle elektronik ekipman açısından yeni eklemelerin yapılması gerektiği görülmüştür. Bu eklemelerden biri özellikle deniz tabanın taranması için ROV (sualtı robotu)dur. Özellikle deniz tabanın yoğun posedonya (deniz çayırı) kaplı olduğu kısımlarda görsel çalışmanın zorluğu görülmüştür. Görsel tarama bu tip alanlarda zaman açısından dezavantaja neden olmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yıllarda araştırma gemisine yandan taramalı bir deniz robotu montajı önerilmektedir.

Yine bu çalışma esnasında görülen bir diğer zorluk ise sudan belli bir kilonun üzerindeki malzeme ve ekipmanın gemiye alınmasıdır. Dalıcılar sudan çıkarken teknenin platformundan ötürü ekipmanlarını suda çıkarmaktadır. Ayrıca 2017 yılında yapılan

(16)

çalışmalar esnasında deniz tabanından alınan örneklerin veya denizden her türlü malzemenin gemiye alınmasında sıkıntı yaşanmıştır. Önümüzdeki yıllarda bunu aşmak ve daha rahat çalışabilmek için kamara üstünden pupaya kadar uzanan yatay düzlemde hareket edebilen bir vinç takılması önerilmektedir.

Teknenin fiziki şartlarında görülen bir diğer eksiklik ise pupa (kıç) kısmındaki atlama platformu ve ona bağlı olan çıkış merdivenleridir. Platformun ana gövdeden denize olan genişliğinin artırılması özellikle aynı anda birden çok dalıcı ya da araştırmacının denize en yakın noktada konumlanmasını sağlayacaktır. Çıkış merdivenleri ise özellikle ekipmanlı dalıcının gemiye çıkması için dar ve kısadır. Çıkış merdivenin genişletilip uzatılması ile başta dalıcı olmak üzere sudan alınması gereken her türlü ekipman ya da malzemenin rahatlıkla platforma taşınmasını sağlayabilecektir.

Çalışmalar esnasında geminin yürütücü aksamları da uzun zaman dilimi içerisinde test edilebilmiştir. Gemi 9 deniz mili hıza çıkabilmektedir (kara hızı 27km). Bu da bu boyutta gemi için oldukça iyi bir performanstır. Bu süreçte geminin iskeletinde direnci görülebilmiştir. Araştırma gemisi 2-4 nat hava koşullarında her denizde yol alabilecek durumdadır. Araştırma gemisi için en önemli özelliklerden biri modernizasyon çalışmalarında eklenmiş olan dalış tüpü kompresörüdür. Açık deniz çalışmalarında dalış tüplerindin doldurulması her zaman problemdir. Gemide kompresör yoksa her gün sonunda karaya dönmeniz gerekmektedir ya da fazla sayıda tüpü yanınızda bulundurmanız gerekmektedir. Birincisi çalışmayı zaman açısından kısıtlarken ikincisi ise yük açısından dalış gemisine önemli sıkıntılar yaratmaktadır. Bunların önüne geçip uzun soluklu açık deniz çalışması yapabilmek için alınmış olan kompresör doğru bir karardır.

Hem donanım hem de performansı açısından proje kapsamında yürütülen çalışmalarla test edilmiş olan araştırma gemisi, orta vadede Ankara Üniversitesi bünyesinde yürütülecek denize yönelik her projede rahatlıkla kullanılabilecek durumdadır.

Projenin ikinci ayağını ise ulaşımdan lojistiğe tüm ihtiyaçların araştırma gemisi ile karşılandığı çalışmalar oluşturmaktadır. Bu çalışmalar Urla Yarımadasının farklı noktalarında gerçekleştirilmiştir.

(17)

Bu çalışmalardan ilki Liman Tepe Klazomenai Arkaik limanın batı mendireğine yönelik olmuştur. Bu mendireğinde

tespiti aynen doğu mendireği gibi hava fotoğrafı aracılığıyla olmuştur. Bu mendirek modern Urla Limanı mendireği altında kalmıştır.

Mendireğe yönelik yüzey araştırmaları çalışmalarına başlamadan önce modern limanın yapım aşamaları literatür taramaları ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu literatür taramalarında

bugünkü modern limanın 19 yy sonu 20 yy başında da kullanımının var olduğu görülmektedir. Bu görsellerde Karantina adası ve hala aktif olarak kullanılan deniz feneri seçilebilmektedir. Urla Limanından bu tarihlerde yoğun olarak zeytinyağı ve şarap taşımacılığının yapılmaktadır. Bu bilginin ilginç ve önemli olan yanı bu ticaretin M.Ö. 6 yy’dan itibaren yapıldığının bilinmesidir. Bu bilgiler 2000 yılından beri kazısı yapılan antik liman tabakalarında tespit edilmiştir. 1950’li yıllarda limanda yenilenme ve limanın kapasitesini büyütme çalışmaları yapılmıştır. Devam eden yıllarda ise liman içinde en az üç defa deniz dibinin taraklı gemilerle boşaltma yapılmıştır. Modern limanda son inşa süreci ise 2000’li yıllarda tekrar kapasite büyütmesi olmuştur. Yapılan tüm bu çalışmalar aslında Liman Tepe Klazomenai antik limanının batı mendireğini adım adım tahrip etmiştir. Su üzerindeki bu tespitlerin yanı sıra su altındaki son durumun ne olduğu tespit etmek amacı ile proje kapsamında çalışmalar

yürütülmüştür. Su altında yapılan çalışmalarda ise modern mendireğin hemen hemen tam olarak antik mendireğin tam üzerine inşa edildiği görülmüştür. Tahribatın bu noktada durdurulması antik liman batı mendireğinin son haliyle kayıt altına alınarak literatüre kazandırılması proje kapsamında yürütülen çalışmalarla sağlanmıştır.

(18)

Batı mendirekte yürütülen bu çalışmalarla antik liman bir bütün olarak değerlendirilebilir hale gelmiştir. Buna göre Liman Tepe Klazomenai antik limanı, doğal bir koy olmayıp karadan denize birbirini karşılar şekilde uzanan iki mendireğin kapatmasıyla oluşmuştur. yukarıda da belirtilmiş olduğu gibi batı mendirek modern liman mendireğinin altında kalmıştır. Doğu mendirek ise daha şanslıdır, 2000 yılından beri kazıların yürütüldüğü limanın kullanım evrelerinin ve mendireğin / mendireklerin inşa tekniklerinin ortaya konduğu alandır. Bu iki mendirek limanı kuzeybatı rüzgarlarına karşı korunaklı hale getirmiştir. Bu iki mendireğin kapatması ile oluşan liman içi havza büyüklüğü yaklaşık 50.000 m2 lik alan olduğu tespit edilmiştir. Bu alan M.Ö. 6. yy’dan itibaren günümüze kullanım özelliğini kaybetmeden hep liman işlevinde kalmıştır.

Proje kapsamında McMaster Üniversitesi ile de jeomorfolojik çalışmalar yürütülmüştür. Bilindiği üzere 2000 yılından beri belli aralıklarla bu çalışmalar yapılmıştır. Özellikle 2009 yılında bir araya getirilen verilerle batimetrik harita hazırlanmıştır. Bu haritada özellikle Karantina Adasının batı yönünde bugünkü deniz yüzeyinin yaklaşık 12m derinlikte kurumuş nehir yatağı izleri doğal olmayan yükseltilerin yanı sıra olası kıyı kenar çizgileri tespit edilmiştir. 2017 yılında ise bu noktalarda elde edilen verileri daha geniş bir alanda kontrol

edebilmek ve mevcut bilgileri genişletebilmek amacı ile yeni sediman örnekleri alınmıştır. Alınan bu yeni örnekler bir zamanlar kara olduğunu düşündüğümüz alandaki başta insan aktiviteleri olmak üzere çevresel ve iklimsel değişimlerin tespit etmek

(19)

hedeflenmektedir. Bu çalışma önümüzdeki iki yıl içerisinde McMaster üniversitesinde doktora tezi olacaktır.

Karantina Adasının batı kıyısında yürütülen çalışmalar ise antik kentin M.Ö. 3 yy ve devamında kullanmış olduğu liman yapısının dokümantasyonuna yönelik olmuştur. Bu alanda hem 2016 hem de 2017 yıllarında çalışılmıştır. Buradaki liman yapısında 1980 yıllarda kısa süreli çalışmalar yürütülmüştür. Ancak bu çalışmalar daha çok karadan görünür kadarıyla limanın yapısı hakkında bilgi vermektedir.

2016 yılında yapılan çalışmada öncelikli hedef liman yapısının karada ve su da kapladığı alanın boyutlarını görebilmeye yönelik olmuştur. Ada karadan tüm sahil boyunda taranmıştır. Adanın batı yönde yaklaşık ortalarına gelen kısımda var olan doğal bir girinti liman alanı olarak seçilmiş bu girinti kuzeydoğu ve güneybatı yönden iki mendirekle kapatılmıştır.

Adadaki hakim rüzgarlar

anakaradaki arkaik limana göre farklılık göstermektedir. Adada özellikle güneydoğu yönden gelen rüzgar daha belirleyici bir güce sahiptir. Bundan ötürü güneydoğu yöndeki mendirek karaya daha dik açı ile bağlanmıştır. Karantina adasının batı yönü aynı zamanda Yassıca ada ve Pırnarlı ada etrafında var olduğu son yıllarda yürütülen çalışmalarla belirleniş olan çapalama alanlarının tam karşısında yer almaktadır.

Limanın karadaki yayılıma alanınını görmek için yapılan çalışmanın ardından su altındaki çalışmalar geçilmiştir. Bu proje kapsamında limanı oluşturan kuzeydoğu yöndeki mendireğe yönelik olarak çalışılmıştır.

Öncelikle mendireğin su içindeki mevcut derinliği hesaplanmıştır.

Mendireğin yer yer 4,5m lik şu an

için su içerisinde

görülebilmektedir. Mendireğin farklı dönemlerde kullan ve inşa sürecine işaret eden mimari kalıntılar tespit edilmiştir.

mendireğin liman içine bakan noktasında bir iskele ait temel yastıkları tespit edilmiştir.

yaklaşık 50m uzunlukta korunmuş olan temel yastıkları 1m ile 3 m arasında değişen büyük blok taşlardan oluşmaktadır. İskele yapısının iç yüzünde ise depolamaya yönelik büyük pitoslar in-situ durumda tespit edilmişlerdir. İskelenin şu anki hali üç boyutlu hale getirilemsi için target etiket dizilime ile 5000 kare fotoğrafı çekilmiştir. Proje kapsamında üç boyutlandırılıp çizimi yapılan alan 1000m2 dir. 2016 ve 2017 yılı

(20)

çalışmaları ile Karantina adasının batısında yer alan limanın şu andaki verilerden hareketle son kullanım evresinin Roma olduğu saptanmıştır. Limanı oluşturan her iki mendireğin bugünkü korunan gövde yüksekliği yaklaşık 4,5m’dir. Bu yükseklik modern deniz tabanından olan yüksekliktir. İlerleyen yıllarda bu alanda yapılması planlanan su altı kazı çalışmaları ile medireklerin gövde yükseklikleri net olarak görülebilecektir.

Ayrıca yine ilerleyen yıllarda yapılacak olan kazı çalışmaları ile limanın kullanım evreleri başta olmak üzere bölgeler arası ticarette almış olduğu rol net olarak görülebilecektir.

2018 yılında kuzeydoğu mendirek üzerinde başlanmış olan tespit eve kayıt çalışmaları devam edecektir.

Ayrıca yine 2018 yılında mendireğin dış yüzünde bir

kontrol sondajı

planlanmaktadır. Limanın güneybatısını oluşturan mendireğe yönelik tespit ve kayıt çalışmalarının da yine 2018 ve devamındaki yıllarda yapılması planlanmaktadır.

Üniversitemizin sağlamış olduğu desteklerle modernize edilen ve adının ANKÜ olarak belirlendiği araştırma gemisi denizle ilgili çalışmalar yapan biz bilim insanları için büyük bir şanstır. Kendi üniversitemizin alt yapı olanakları ile yürütülen çalışmalar başta zaman olmak üzere lojistik ve mali açıdan bizlere büyük kazanımlar sağlamaktadır. Cumhuriyetimizin ilk üniversitesi olan Ankara Üniversitesi yönetimine yeni fikirlere açık oldukları için, her zaman bilimin yanında oldukları için ve bizleri her türlü çalışmamızda yüreklendirdikleri için teşekkür ederiz.

V. Geleceğe İlişkin Öngörülen Katkılar

Üniversitemiz bu altyapı projesi ile 12m boyunda bir araştırma gemisine kavuşmuştur.

Bu sayede üniversitemiz oldukça spesifik bir altyapı olanağına kavuşmuştur. ANKÜ adı verilen gemi Rektörlüğümüz envanterine kayıtlı olup Ankara Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin İzmir-Urla’daki dalış sahasında demirlenmiş durumdadır. Araştırma gemisi Üniversitemiz adına yürütülecek olan her türlü deniz araştırma projesinde rahatlıkla kullanılabilecektir. Ayrıca bu gemi yine deniz bilimlerine yönelik olabilecek her türlü eğitim çalışmalarında da kullanılabilecek durumdadır. Şu anda bura da tanımlanamamış olsa da, ihtiyaç duyulan farklı projelerde ve denizde hizmet verebilecektir.

VI. Sağlanan Altyapı Olanakları ile Varsa Gerçekleştirilen Projeler

“İzmir, Urla – Karaburun Yarımadası Sualtı Arkeolojik Araştırmaları Çerçevesinde Yeni Teknolojik Alt Yapı Oluşturma Projesi” isminden de anlaşılacağı gibi iki aşamalı projedir. Projenin ilk aşaması hibe yolu ile elde edilen teknenin araştırma yapabilir şekilde modernizasyonu olmuştur. Modernize edilen geminin adı daha önce de belirtilmiş olduğu ANKÜ olarak belirlenmiştir. Projenin ikinci hedefi ise Urla- Karaburun yarımadasında yürütülen çalışmalardır. 2016 yılında modernizasyon

(21)

sürecinin uzaması ve denizin-havanın imkân verdiği sürece çalışılabilmiştir. Ancak 2017 yılında ise bu süre tam zamanlı olmuştur. Bu süreçte Karantina Adası, Pırnarlı Ada, Yassıca Ada ve adalar etrafındaki topuklarda yürütülen çalışmaların tümü ANKÜ ile yapılmıştır. Ayrıca sediman örneklerinin alınması, dip görüntüsünün taranması gibi çalışmalarda ANKÜ ile gerçekleştirilmiştir. Bundan sonra da ANKÜ, Ankara Üniversitesi adına yürütülecek olan deniz ve su altı ile bağlantılı farklı projelerde yer alacaktır.

VII. Sağlanan Altyapı Olanaklarının Varsa Bilim/Hizmet ve Eğitim Alanlarındaki Katkıları

Sağlanan bu altyapı olanağı ile yürütüle bilimsel çalışmalar yukarıda geniş kapsamda tartışıldığı için burada eğitim çalışmaları ele alınmıştır.

2017 yılında araştırma çalışmalarının yanı sıra iki de eğitim programı gerçekleştirilmiştir. Bunlardan ilki ülkemizdeki ve yurtdışındaki farklı eğitim kurumlarında eğitim gören ve kazı projemizde yer alan öğrencilere yönelik olmuştur. Bu öğrencilerin derin su eğitimleri ile Nautical Archaeology Society (NAS) olarak bilinen su altı dokümantasyon, yön bulma, derin su eğitimi, ilk yardım ve uzman dalış eğitimleri esnasında ANKÜ kullanılmıştır.

İkinci eğitim programı ise Kültür ve Turizm Bakanlığı Personeline yönelik olmuştur.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü personeli 2011 yılından beri Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından dalıcı eğitimine tabi tutulmaktadır. Bu personelin 2017 yılı derin su eğitimlerinde de ANKÜ kullanılmıştır.

ANKÜ bundan sonrada üniversitemizin bünyesinde öncelikli kendi öğrenci ve personeli olmak üzere eğitim çalışmalarında kullanılabilecektir.

VIII. Kaynaklar

Erkanal -Günel 1997, H. Erkanal ve S. Günel, “1995 Liman Tepe Kazıları”, XVIII. Kazı Sonuçları Toplantısı – Cilt I, s. 305-329.

Erkanal-Artzy ve diğ. 2003, H. Erkanal, M. Artzy ve diğ. “2001 Yılı Liman Tepe Kazıları”, 24. Kazı Sonuçları Toplantısı-Cilt 1, s. 423-437.

Erkanal-Artzy ve diğ. 2004, H. Erkanal, M. Artzy ve diğ. “2002 Yılı Liman Tepe Kazıları”, 25. Kazı Sonuçları Toplantısı-Cilt 4, s. 165-179.

Erkanal vd. 2017, H. Erkanal, V. Şahoğlu, İ. Tuğcu, Y. Alkan, “Liman Tepe / Klazomenai Sualtı Çalışmaları” (Poster Bildiri), H. Erkanal, V. Şahoğlu, İ. Tuğcu (Ed.), 20. Su Altı Bilim ve Teknoloji Toplantısı Bildirileri, /Proceedings of the 20th Annual Meeting on Underwater Science, and Technology, 16 – 17 Kasım/November 2017 – Urla. Ankara (2017), 217-226.

Reinfeld vd. 2017, Reinfeld, M., H. Erkanal & V. Şahoğlu, “Training in Maritime Archaeology and Underwater Archaeological Survey at Ankara University Mustafa V.

Koç Research Center for Maritime Archaeology (ANKÜSAM)”, H. Erkanal, V.

Şahoğlu, İ. Tuğcu (Ed.), 20. Su Altı Bilim ve Teknoloji Toplantısı Bildirileri, /Proceedings of the 20th Annual Meeting on Underwater Science, and Technology, 16 – 17 Kasım / November 2017 – Urla. Ankara (2017), 137-147.

(22)

Şahoğlu 2010, V. Şahoğlu, “Ankara University Research Center for Maritime Archaeology (ANKÜSAM) and its Role in the Protection of Turkey’s Underwater Cultural Heritage”, Proceedings of the World University Congress – Çanakkale. 20-24 October 2010, s.1571-1580.

Şahoğlu ve Erkanal 2017, V. Şahoğlu & H. Erkanal, “Ankara University Mustafa V.

Koç Research Center for Maritime Archaeology”, H. Erkanal, V. Şahoğlu, İ. Tuğcu (Ed.), 20. Su Altı Bilim ve Teknoloji Toplantısı Bildirileri, /Proceedings of the 20th Annual Meeting on Underwater Science, and Technology, 16 – 17 Kasım/November 2017 – Urla. Ankara (2017), 165-180.

Tuğcu 2017a, İ. Tuğcu, “Liman Tepe / Klazomenai Antik Limanı Doğu Mendireği Çalışmaları”, Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 26, Sayı 1, s. 85-101.

Tuğcu 2017b, İ. Tuğcu “Liman Tepe Klazomenai Antik Limanı Batı Mendireği Önçalışmaları”, H. Erkanal, V. Şahoğlu, İ. Tuğcu (Ed.), 20. Su Altı Bilim ve Teknoloji Toplantısı Bildirileri, /Proceedings of the 20th Annual Meeting on Underwater Science, and Technology, 16 – 17 Kasım/November 2017 – Urla. Ankara (2017), 200-217.

IX. Ekler

a. Mali Bilanço ve Açıklamaları

Projenin bütçesi üç kalemde tanımlanmıştır. Bunlar; 03.2. Tüketime Yönelik Mal ve Malzeme Alımları, 03.7. Menkul Mal, Gayri Maddi Hak Alımları ile 06.2 Menkul Sermaye Tüketim Giderleri kalemlerinde toplamda 181,582,00 TL olarak onaylanmıştır.

Teknenin tüm bakım ve yenilenmeleri doğrudan temin yoluyla açık eksiltme usulü ile ihale edilmiştir. bakım-onarım ve yenilenme işleri elektrik-motor, Ahşap işleri ile elektronik sistem yenilenmesi ve bakım onarımı olarak üç iş başlığı altında tanımlanmıştır. Bu iş kalemleri projenin başlangıcını oluşturmuş ilk beş aylık çalışma takviminde gerçekleştirilmiştir. Proje kapsamında yürütülecek olan saha çalışmalarında teknenin kullanılabilmesi için 6000 Lt akaryakıta olan ihtiyaçta karşılanmıştır. Akaryakıt alımı ilk başta doğrudan temin yolu ile ihaleye çıkılmıştır.

Ancak teslim yerinin İzmir – Urla olması nedeniyle firma katılımı olmamıştır.

Bundan ötürü alım avans usulü ile yerinden karşılanmıştır.

Proje kapsamında alımı yapılan diğer malzeme grubu ise dalış ekipmanları ve monofaz kompresördür. Bu alımda doğrudan temin yolu ile ihale usulü ile yapılmıştır. Projenin harcama dosyası Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Koordinatörlüğü tarafından takip edilmiştir. proje sayfasında üretilen gider defteri PDF formatında üretilerek projelerin belgeler arasına yüklenmiştir.

b. Makine ve Teçhizatın Konumu ve İlerideki Kullanımına Dair Açıklamalar Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının vahşi ve bilinçsiz balık avını engellemek amacıyla başlatmış olduğu çalışma kapsamında avlanmaya uygun olmayan bir çok tekne devlet kontrolüne geçmiştir. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı bünyesine geçen bu tekneleri daha sonra talep karşılığında isteyen kamu kurumlarına hibe etmiştir.

projeye konu olan tekne de, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığı ve Ankara Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin ortak

(23)

müracaatı ile üniversitemiz envanterine kazandırılmıştır. Envantere giren teknenin araştırma yapabilir halde modernizasyonu için alt yapı projesi hazırlanmış ve bu proje kapsamında tekne modernize edilmiştir. ANKÜ şu anda Ankara Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin İzmir Urla'daki araştırma alanın hemen yanında bulunana İskele Limanında kullanıma hazır halde demirlemiş durumdadır. ANKÜ kış aylarında karada kızağa alınmakta yıllık bakımları yapılmakta ve her yılın mayıs ayında araştırma yapmak üzere denize indirilmektedir.

Yine proje kapsamında teknenin üzerine monteli olarak bir adet monofaz kompresör, bir adet 600 w ayna ve seyrüsefer cihazı, 8 kanallı telsiz, pusula, dip tarama monitörü dışında beş takım dalış ekipmanı alınmıştır. Onlarda Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi deposunda yer almaktadır. Her yıl su altı araştırmalarında aktif olarak kullanılmaktadır.

Sosyal ve fen bilim dallarının hemen hemen her alanında araştırma alt yapısı ve insan kaynağına sahip olan üniversitemizin envanterine girmiş olan ANKÜ, Üniversitemizin Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma merkezi başta olmak üzere denize yönelik çalışma yapacak olan her bilim dalımızın hizmetinde olacaktır.

Kolay ulaşılabilir ve alt yapı olanaklarından ötürü İzmir kampusunda demirli olan ANKÜ yalnızca Ege denizinde değil ilerleyen yıllarda ihtiyaç duyulduğunda ülkemizin başka kara sularında da orta su araştırma projelerinde rahatlıkla kullanılabilecek durumdadır.

ANKÜ her yıl Mayıs- Kasım aylarında Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin kazı ve araştırma projelerinde aktif olarak kullanım görmektedir.

ANKÜ sadece araştırma projelerinde değil eğitime yönelik çalışmalar da kullanılmıştır bundan sonra da kullanılacaktır.

c. Teknik ve Bilimsel Ayrıntılar

Ahşap iskeletli ve 80 beygir kapasiteli ANKÜ Antalya limanından ilk alındığında yaklaşık 1 yıl süre ile karada beklemiş durumdaydı. Ahşap iskelete sahip olması sebebiyle bu bekleme ana iskelete çok büyük zarar vermemiş olsa da yer yer karina altında açılmalar görülmekteydi. Ayrıca güverte de epoksilerde bozulma başlamış durumdaydı. Kamara içinde belli noktalarda ve lombar camlarının çevresinde ahşaplarında belli oranda bozulma tespit edilmişti. Bunun dışında elektrik aksamı araştırmalarda kullanılan ekipmanı destekler durumda değildi. Özellikle elektrik hattı ile ilgili olarak önemli değişikliklerin yapılması gerekmekteydi. 80 beygir motor iyi durumdayken pervanede belli oranda deforme oluşmuş durumdaydı.

Ayrıca elektronik sistemin eklenmesi gerekmekteydi. Tespit edilen bu eksiklikler ya da yenilenmesi gereken hususlar proje kapsamında detaylı olarak ele alınış ve ANKÜ orta derin suda araştırma yapabilir hale gelmiştir. Teknik özellikler Materyal – Yöntem ve Sonuç-Bulgular kısmında teknik özellikler detaylı olarak ele alınmıştır.

Projenin ikinci ayağını ise bilimsel araştırmalar oluşturmuştur. Projenin ikinci yılında İzmir Körfezinin girişinde yer alan Karantina Adası, Yassıca Ada ve Pırnarlı adası etrafında orta derin su araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarla ilgili detaylı bilgiler analiz ve bulgular ile sonuç ve öneriler kısmında ele alınmıştır.

d. Sunumlar (bildiriler ve teknik raporlar) (Altyapı ve Yönlendirilmiş Projeler için uygulanmaz)

e. Yayınlar (hakemli bilimsel dergiler) ve tezler (Altyapı ve Yönlendirilmiş Projeler

(24)

için uygulanmaz)

Dosya Yükleme Bölümüne Yüklenmiştir.

NOT: Verilen sonuç raporu bir (1) nüsha olarak ciltsiz şekilde verilecek, sonuç raporu Komisyon onayından sonra ciltlenerek bir kopyasının yer aldığı CD ile birlikte sunulacaktır. Sonuç raporunda proje sonuçlarını içeren, ISI’ nın SCI veya SSCI veya AHCI dizinleri kapsamında ve diğer uluslar arası dizinlerce taranan hakemli dergilerde yayınlanmış makaleler, III. Materyal ve Yöntem ve IV.

Analiz ve Bulgular bölümleri yerine kabul edilir.

(25)

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :