RİSPERİDON İÇEREN PREPARATLARDA KANTİTATİF ANALİZ YÖNTEMLERİ

117  Download (0)

Tam metin

(1)

RİSPERİDON İÇEREN PREPARATLARDA KANTİTATİF ANALİZ YÖNTEMLERİ

Emine ÇİLOĞLU

ANALİTİK KİMYA ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ

DANIŞMAN Prof. Dr. Nevin ERK

2008 - ANKARA

(2)

İÇİNDEKİLER

Kabul ve Onay ii

İçindekiler iii

Önsöz vi

Şekiller vii

Çizelgeler ix

1. GİRİŞ

1

1.1. Giriş ve Amaç 1

1.2. Kullanılan Etken Maddelerin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri 6

1.2.1. Risperidon 6

1.2.1.1. Kimyasal Yapısı 6

1.2.1.2. Farmakodinamik, Farmakokinetik ve Farmakolojik Özellikleri 7

1.2.1.3. Endikasyonları ve Kullanılışı 8

1.2.1.4. Yan Etkiler 9

1.2.1.5. İlaç Etkileşimleri 10

1.3. Günümüze Kadar Risperidon İçin Uygulanmış Analiz Yöntemleri 11 1.3.1. Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (YBSK) 11

1.3.2. Spektrofluometri 21

1.4. Kullanılan Yöntemler 22

1.4.1. Spektrofotometri 22

1.4.1.1. Spektrofotometre 24

1.4.2. Türev Spektrofotometri 26

1.4.2.1. Yöntemin Avantajları 28

1.4.2.2. Yöntemin Dezavantajları 29

1.4.2.3. Türev Spektrofotometri Uygulamaları 29

1.4.3. Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (YPSK) 30

1.4.3.1. YPSK Yönteminin Avantajları 34

1.4.3.2. YPSK Yönteminin Dezavantajları 35

(3)

2. GEREÇ ve YÖNTEM

36

2.1. Kullanılan Cihazlar ve Gereçler 36

2.2. Kullanılan Kimyasal Maddeler 36

2.3. Kullanılan Standartlar 36

2.4. Farmasötik Preparatlar 37

2.5. Ortam Şartları ve Hesaplamalar 37

2.6. Analizi Yapılan Maddelerin Saflıklarının Araştırılması 37

2.7. Risperidon İçin Analiz Yöntemleri 38

2.7.1. Doğrudan UV Spektrofotometri 38

2.7.1.1. Deneyin Yapılışı 38

2.7.1.1.1. Kalibrasyon Grafiklerinin Hazırlanması 38

2.7.1.1.2. Kesinliğin Araştırılması (Kısa Süreli Stabilite Çalışmaları) 38 2.7.1.1.3. Doğruluğun Araştırılması (Geri Kazanım Çalışmaları) 38 2.7.1.1.4. Yöntemin Farmasötik Preparatlara Uygulanması 39

2.7.2. Birinci Türev Spektrofotometri 41

2.7.2.1. Deneyin Yapılışı 41

2.7.2.1.1. Kalibrasyon Grafiklerinin Hazırlanması 41

2.7.2.1.2. Kesinliğin Araştırılması (Kısa Süreli Stabilite Çalışmaları) 41 2.7.2.1.3. Doğruluğun Araştırılması (Geri Kazanım Çalışmaları) 41 2.7.2.1.4. Yöntemin Farmasötik Preparatlara Uygulanması 42

2.7.3. İkinci Türev Spektrofotometri 43

2.7.3.1. Deneyin Yapılışı 43

2.7.3.1.1. Kalibrasyon Grafiklerinin Hazırlanması 43

2.7.3.1.2. Doğruluğun Araştırılması (Geri Kazanım Çalışmaları) 43 2.7.3.1.3. Yöntemin Farmasötik Preparatlara Uygulanması 44

2.7.4. Üçüncü Türev Spektrofotometri 45

2.7.4.1 Deneyin Yapılışı 45

2.7.4.1.1. Kalibrasyon Grafiklerinin Hazırlanması 45

2.7.4.1.2. Doğruluğun Araştırılması (Geri Kazanım Çalışmaları) 45 2.7.4.1.3. Yöntemin Farmasötik Preparatlara Uygulanması 46 2.7.5. Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (YPSK) 47

2.7.5.1. Deneyin Yapılışı 47

(4)

2.7.5.1.1. Ortam Koşullarının Ayarlanması 47

2.7.5.1.2. Kromatografik Koşullar 48

2.7.5.1.3. Kalibrasyon Grafiklerinin Hazırlanması 48

2.7.5.1.4. Kesinliğin Araştırılması (Gün İçi ve Günler Arası Deneyler) 49

2.7.5.1.4.1. Gün İçi Deneyler 49

2.7.5.1.4.2. Günler Arası Deneyler 50

2.7.5.1.5. Doğruluğun Araştırılması (Geri Kazanım Çalışmaları) 50 2.7.5.1.6. Yöntemin Farmasötik Preparatlara Uygulanması 51

3. BULGULAR

52

3.1. Etken Maddenin Saflık Kontrolü 52

3.1.1. Risperidonun Saflık Kontrolü Analiz Sonuçları 52

3.1.1.1. Erime Noktası 52

3.1.1.2. UV Spektrumu 52

3.1.1.3. IR Spektrumu 53

3.1.1.4. Değerlendirme 53

3.2. Risperidon İçin Yöntemlerin Uygulanması ve Analiz Sonuçları 54

3.2.1. Doğrudan UV Spektrofotometri 54

3.2.2. Birinci Türev UV Spektrofotometri 60

3.2.3. İkinci Türev UV Spektrofotometri 66

3.2.4. Üçüncü Türev Spektrofotometri 71

3.2.5. Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi 76

3.3. Risperidon İçin Önerilen Yöntemlerin Karşılaştırılması 84

4. TARTIŞMA

86

5. SONUÇ ve ÖNERİLER

92

ÖZET

95

SUMMARY

96

KAYNAKLAR

97

ÖZGEÇMİŞ

107

(5)

ÖNSÖZ

Bu tez kapsamında, risperidon içeren farmasötik preparatlarda etken madde tayini için ekonımik , duyarlı, doğru ve basit spektrofotometrik yöntemlerin önerilmesi;

önerilen yöntemlerin tarafımızdan önerilen yüksek performanslı sıvı kromatografik (YPSK) yöntemin uygulanması ile elde edilen veriler ile istatistiksel olarak karşılaştırılması amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlar tez kapsamında sunulmuştur.

Yüksek lisans eğitimim boyunca başta Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Analitik Kimya Anabilim Dalı Başkanı saygı değer Prof. Dr. Feyyaz ONUR’a; tüm hocalarıma ve Anabilim dalı personeline teşekkür ederim.

Bu çalışmanın hazırlanmasında, her aşamada engin bilgi, tecrübe ve değerli görüşlerini esirgemeden paylaşan, ayrıca yakın ilgi, sıcaklık ve anlayışını unutamayacağım değerli hocam sayın Prof. Dr. Nevin ERK’e; yine çalışmalarım süresince yanımda olan, anlayış ve desteğini bana her zaman hissettiren, azmi ve çalışkanlığını hayatım boyunca örnek alacağım sevgili ve çok değerli meslektaşım

Bil. Uzm. Ecz. Zerrin ACAR’a; bilgilerinden yararlandığım sayın Bil. Uzm. Kim. Soner BAY’a sonsuz sevgi ve teşekkürlerimi sunarım.

Ayrıca, çalışmalarımda kullanılan standartların teminindeki katkılarından dolayı sayın Ecz. Tambay TAŞKIN’a ve FAKO İlaçları A.Ş.’ye teşekkür ederim.

Son olarak; hayatımın her anında yanımda olan, sevgi ve desteklerini yüreğimde hissettiğim, bana güç veren, her şeyimi borçlu olduğum çok sevgili annem Ayşegül AKTAŞOĞLU’na, babam Aziz AKTAŞOĞLU’na, canım kardeşim Mahmut Sami AKTAŞOĞLU’na; bana anne ve baba sıcaklığını bir kez daha yaşattıran sevgili Yurdagül ve Rüstem ÇİLOĞLU’na; varlığı benim için mutluluk ve güven kaynağı olan, sonsuz sabrı ve anlayışıyla bu çalışmada ve yaşamımın her

anında benimle birlikte yürüyen ve her şeye anlam katan biricik eşim, can yoldaşım Özer ÇİLOĞLU’na sonsuz sevgilerimi sunar ve teşekkürü bir borç bilirim.

(6)

ŞEKİLLER

Şekil 1.4.1.1. Çift Işın yollu Spektrofotometre Cihazı 25

Şekil 1.4.2.1. A. Basit bir orijinal spektrum; D 1 . Orijinal spektrumun 1. dereceden türevi; D 2 . Orijinal spektrumun 2.

dereceden türevi; D 3 . Orijinal spektrumun 3.

dereceden türevi; D 4 . Orijinal spektrumun 4.

dereceden türevi 27

Şekil 1.4.3.1. Sıvı kromatografinin uygulamaları 31

Şekil 1.4.3.2. Bir YPSK cihazının şeması 32

Şekil 3.1.1.2.1. Risperidonun metanol içerisinde 20.0 µg.mL-1 konsantrasyondaki çözeltisinin doğrudan UV

spektrumu 52

Şekil 3.1.1.3.1. Risperidonun IR spektrumu 53

Şekil 3.2.1.1. Risperidonun metanoldeki a) 7.0 µg.mL-1; b) 10.0 µg.mL-1; c) 15.0 µg.mL-1; d) 20.0 µg.mL-1; e) 25.0 µg.mL-1; f) 30.0 µg.mL-1; g) 35.0 µg.mL-1’lik

çözeltilerine ait doğrudan UV spektrumları 54

Şekil 3.2.2.1. Risperidonun metanoldeki a) 7.0 µg.mL-1; b) 10.0 µg.mL-1; c) 15.0 µg.mL-1; d) 20.0 µg.mL-1;

e) 25.0 µg.mL-1; f) 30.0 µg.mL-1; g) 35.0 µg.mL-1’lik

çözeltilerine ait birinci türev UV spektrumları(∆λ=2 nm) 60

(7)

Şekil 3.2.3.1. Risperidonun metanoldeki a) 7.0 µg.mL-1; b) 10.0 µg.mL-1; c) 15.0 µg.mL-1; d) 20.0 µg.mL-1;

e) 25.0 µg.mL-1; f) 30.0 µg.mL-1; g) 35.0 µg.mL-1’lik

çözeltilerine ait ikinci türev UV spektrumları(∆λ=2 nm) 66

Şekil 3.2.4.1. Risperidonun metanoldeki a) 7.0 µg.mL-1; b) 10.0 µg.mL-1; c) 15.0 µg.mL-1; d) 20.0 µg.mL-1;

e) 25.0 µg.mL-1; f) 30.0 µg.mL-1; g) 35.0 µg.mL-1’lik çözeltilerine ait üçüncü türev UV spektrumları

(∆λ=2 nm) 71

Şekil 3.2.5.1. Risperidonun (a) asetonitrildeki 100.0 µg.mL-1’lik çözeltisine ait kromatogram (Haloperidol (b)

konsantrasyonu: 250.0 µg.mL-1) 76

Şekil 3.2.5.2. Risperidonun asetonitrildeki a) 50.0 µg.mL-1; b) 100.0 µg.mL-1; c) 200.0 µg.mL-1; d) 300.0 µg.mL-1;

e) 400.0 µg.mL-1; f) 500.0 µg.mL-1’lik çözeltilerine ait kromatogramlar (Haloperidol (g) konsantrasyonu:

250.0 µg.mL-1) 76

(8)

ÇİZELGELER

Çizelge 3.2.1.1. Risperidon için doğrudan UV spektrofotometrik

yöntem ile elde edilen kalibrasyon verileri (n=7) 55

Çizelge 3.2.1.2. Doğrudan UV spektrofotometrik yöntemde kullanılan kalibrasyon eğrilerinin korelasyon katsayısının önem

kontrolüne ait istatistiksel değerlendirmeler 56

Çizelge 3.2.1.3. Doğrudan UV spektrofotometrik yöntemde, risperidon

standartlarının günler arası çalışmalarının sonuçları 57

Çizelge 3.2.1.4. Doğrudan UV spektrofotometrik yöntemde geri

kazanım değerleri ile elde edilen analiz sonuçları (n=6) 58

Çizelge 3.2.1.5. Doğrudan UV spektrofotometrik yöntemin farmasötik preparatlara uygulanması sonucunda elde edilen

sonuçlar (n=5) 59

Çizelge 3.2.2.1. Risperidon için birinci türev UV spektrofotometrik

yöntem ile elde edilen kalibrasyon verileri (n=7) 61

Çizelge 3.2.2.2. Birinci türev UV spektrofotometrik yöntemde kullanılan kalibrasyon eğrilerinin korelasyon katsayısının önem kontrolüne ait istatistiksel

değerlendirmeler 62

Çizelge 3.2.2.3. Birinci türev UV spektrofotometrik yöntemde risperidon standartlarının günler arası çalışmalarının

sonuçları 63

(9)

Çizelge 3.2.2.4. Birinci Türev UV spektrofotometrenin yapay numunelere uygulanması ile elde edilen geri kazanım

sonuçları (n=6) 64

Çizelge 3.2.2.5. Birinci türev UV spektrofotometrik yöntemin farmasötik preparatlara uygulanması sonucunda elde

edilen sonuçlar (n=5) 65

Çizelge 3.2.3.1. Risperidon için ikinci türev UV spektrofotometrik

yöntem ile elde edilen kalibrasyon verileri (n=7) 67

Çizelge 3.2.3.2. İkinci türev UV spektrofotometrik yöntemde kullanılan kalibrasyon eğrilerinin korelasyon katsayısının önem

kontrolüne ait istatistiksel değerlendirmeler 68

Çizelge 3.2.3.3. İkinci türev UV spektrofotometrenin yapay numunelere uygulanması ile elde edilen geri kazanım sonuçları

(n=6) 69

Çizelge 3.2.3.4. İkinci türev UV spektrofotometrik yöntemin farmasötik preparatlara uygulanması sonucunda elde edilen

sonuçlar (n=5) 70

Çizelge 3.2.4.1. Risperidon için üçüncü türev UV spektrofotometrik

yöntem ile elde edilen kalibrasyon verileri (n=7) 72

Çizelge 3.2.4.2. Üçüncü türev UV spektrofotometrik yöntemde kullanılan kalibrasyon eğrilerinin korelasyon katsayısının önem kontrolüne ait istatistiksel

değerlendirmeler 73

(10)

Çizelge 3.2.4.3. Üçüncü türev UV spektrofotometrenin yapay numunelere uygulanması ile elde edilen geri kazanım

sonuçları (n=6) 74

Çizelge 3.2.4.4. Üçüncü türev UV spektrofotometrik yöntemin farmasötik preparatlara uygulanması sonucunda elde

edilen sonuçlar (n=5; dalga boyu: 283.1 nm) 75

Çizelge 3.2.5.1. Risperidon için YPSK yöntemi ile elde edilen

kalibrasyon verileri (n=6) 78

Çizelge 3.2.5.2. YPSK yönteminde kullanılan kalibrasyon eğrilerinin korelasyon katsayısının önem kontrolüne ait istatistiksel

değerlendirmeler 79

Çizelge 3.2.5.3. YPSK yöntemi ile yapılan gün içi deney sonuçları 80

Çizelge 3.2.5.4. YPSK yöntemi ile günler arası deney sonuçları 81

Çizelge 3.2.5.5. YPSK yönteminin numunelere uygulanması ile elde

edilen geri kazanım sonuçları (n=5) 82

Çizelge 3.2.5.6. YPSK yönteminin farmasötik preparatlara uygulanması

sonucunda elde edilen sonuçlar (n=5) 83

Çizelge 3.3.1. Risperidon içeren tabletlerde önerilen spektrofotometrik

analiz sonuçlarının t-tablo değerleri ile karşılaştırılması 84

Çizelge 3.3.2. Risperidon içeren tabletlerde önerilen spektrofotometrik

analiz sonuçlarının F-tablo değerleri ile karşılaştırılması 85

Çizelge 4.1. Önerilen yöntemlerin analiz sonuçları 91

(11)

1.

GİRİŞ

1.1. Giriş ve Amaç

Psikoz ve psikotik bozukluklar; hastanın delüzyonlar ve/veya halisünasyonlara bağlı olarak gerçeklikle olan bağlantısını kaybetmesi ve düşünme yetisindeki bozukluklar gibi çok ciddi psikiyatrik bozuklukların tamamını anlatmak için kullanılan terimlerdir. Bunlara ruhsal veya davranışsal bozukluklar da eşlik edebilir. Organik psikoz ise toksik etkileşme, metabolik bozukluklar, enfeksiyonlar veya yapısal anormalliklerden kaynaklanabilir; akut (deliryum) veya kronik (demans) olabilir (Sweetman, 2007-a).

Şizofreninin patofizyolojik mekanizması tam olarak belli değildir (Kato ve ark., 2007; Murphy ve ark., 2006; Sweetman, 2007-a;). Şizofrenin bir çeşit

nörodejeneratif hastalık olduğunu gösteren çalışmalar vardır (Kato ve ark., 2007;

Lieberman, 1999; Lieberman, 2005). Şizofrenin patofizyolojisi ve şizofreninin ortaya çıkmasında, mitokondriyal pataloji ve oksidatif stresin önemli rol oynadığını gösteren artan sayıda delil bulunmaktadır (Ben-Shachar ve Leinfenfeld, 2004;

Bubber ve ark., 2004; Goff ve ark., 1995; Pillai ve ark., 2007;

Whatley ve ark., 1998). Şizofreni ayrıca kortikal atrofi ve ventriküler genişleme (Meisenzahl ve ark., 2002; Nibuya ve ark., 1995), hipofrontalite (Andreasen ve ark., 1992) ve artan santral dopaminerjik, seratonerjik ve nöradrenerjik aktivite (Rao ve Möller, 1994) ile de ilişkilendirilmiştir (Murphy ve ark., 2006).

1950’li yıllara kadar çeşitli psikotik belirtilerin, özellikle de şizofreninin tedavisinde farklı yöntemler uygulanmış; bundan sonra çeşitli ilaçların söz konusu belirtileri tedavi edebileceği anlaşılmış ve araştırmalar sonucunda pek çok bileşik tedaviye girmiştir (Tuğlular, 2000). Antipsikotik (nöroleptik) olarak adlandırılan bu ilaçların ilki 1950’li yıllarda tedavide kullanılmaya başlayan klorpromazindir (Özalmete, 2006; Soykan, 2000; Tuğlular, 2000).

(12)

Antipsikotikler genel olarak şu şekilde sınıflandırılabilir (Yağcıoğlu, 2007);

1.Tipik (İlk kuşak) Antipsikotikler

Dopamin reseptör antagonistleri 2.Atipik (Yeni Kuşak) Antipsikotikler

İkinci kuşak: Seratonin-dopamin antagonistleri (Benzamidler)

Üçüncü kuşak: Kısmi dopamin antagonistleri (Dopamin sistem dengeleyicileri)

Antipsikotikler, kimyasal olarak ise başlıca 4 grupta toplanır (Kayaalp, 1995;

Tuğlular, 2000);

1.Fenotiazinler

a. Alifatik Fenotiazinler (Klorpromazin) b. Piperazinli Fenotiazinler (Flufenazin) c. Piperidinli Fenotiazinler (Tiyoridazin) 2.Butirofenon Türevleri (Haloperidol)

3.Benzamidler (Sülpirid) 4.Diğerleri

a. Tiyoksantinler (Klorprotiksen) b. Etaminoindoller (Oksipertin) c. Difenilbutil piperidinler (Pimozid)

d. Dibenzodiazepin Yapısındakiler (Klozapin) (Atipik antipsikotik) e. Benzizoksazol Türevleri (Risperidon) (Atipik antipsikotik)

Şizofreni gibi çeşitli akıl hastalıklarının, temel olarak beyinde dopaminerjik yolaklardaki fonksiyonel bozukluklardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu yolaklar içinde hastalığa bağlı psikotik belirtiler ile asıl ilişkilendirilen bölge olan mezokortikal-mezolimbik bölge (Kayaalp, 1995), psikomotor-aferent davranışlar ile duygusal durumu düzenler (Tuğlular, 2000). Bu bölgedeki bozuklukların negatif veya pozitif belirtilere neden olabileceği düşünülmektedir. Dopaminerjik

reseptörlerin 4 alt tipi bulunduğu kabul edilmektedir; D1, D2, D3 ve D4

(Tuğlular, 2000).

(13)

Etkili tüm antipsikotikler, D2 reseptör antagonistleridir (Bigliani ve ark., 2000;

Bressan ve ark., 2003; Brücke ve ark., 1992; Gefvert ve ark., 2005; Catafau ve ark., 2006; Kapur ve ark., 1999; Kessler ve ark., 2002; Medori ve ark., 2006;

Pilowsky ve ark., 1997; Seeman ve ark., 1976; Seeman, 2002; Yağcıoğlu, 2007).

D2 reseptörleri dışında diğer dopamin reseptörlerini de bloke eden antipsikotikler bulunmaktadır (Kayaalp, 1995). Klasik (tipik) antipsikotikler benzer etki mekanizması gösterir ve etkinlikleri D2 reseptör blokaj oranıyla belirlenir (Özalmete, 2006; Yağcıoğlu, 2007). Atipik antipsikotikler ise farklı ve kompleks reseptör aktivitesine sahiptir (Özalmete, 2006). Bu ilaçlar için belirli düzeyde D2 reseptör blokajı etkinlikleri için ilk koşuldur (Yağcıoğlu, 2007). Klozapin gibi atipik antipsikotiklerin kısmen daha az D2 reseptör blokajı yapması, seratonin gibi diğer nörotransmitterlerin de şizofreni ile ilgili olduğunu düşündürmektedir (Sweetman, 2007-a).

Atipik antipsikotikler, tipik antipsikotiklere göre göreceli olarak daha düşük D2

blokajı yaparken, diğer dopamin ve seratonin (5-HT) reseptörleri ile çeşitli nörotransmitterlere de etki etmektedirler (Soykan, 2000). Atipik antipsikotiklerin dopamin ve 5-HT sistemlerinin her ikisiyle de etkileşim ve yüksek 5-HT2A/dopamin reseptör antagonizmasına sahip oldukları ve bu ilaçların D2 reseptörleri ile mezolimbik seçicilik gösterdikleri (Yüksel, 2000) veya daha zayıf blokaj ile farklı bir etkileşim biçimi sergiledikleri düşünülmektedir (Abi-Dargham ve Laurelle, 2005;

Yağcıoğlu, 2007). Atipik antipsikotikler ile ilgili olan bu etki mekanizmaları ile pozitif, negatif, bilişsel (Akdere ve Alptekin, 2004; Meltzer, 1995), depresif ve anksiyete belirtilerinde fayda sağlayabilmeleri mümkün olabilir (Yağcıoğlu, 2007).

Atipik antipsikotikerin hemen hepsinde göreceli olarak düşük D1 ve D2 affinitesi;

yüksek D3 ve D4 afinitesi görülmekte ve bu özellikleri sayesinde ekstrapiramidal sendrom (EPS) geliştirme risklerinin azaldığı düşünülmektedir (Roth ve ark., 1995;

Soykan, 2000). Başka bir deyişle temel olarak güçlü 5-HT2A (Soykan, 2000) ve zayıf D2 reseptör blokajı yapan ilaçlar, atipik antipsikotik ilaçlardır (Yüksel, 2000).

Atipik antipsikoitkler ayrıca muskarinik (Chew ve ark., 2006), histaminik ve α adrenerjik reseptörlerle de etkileşirler; ancak bu durumun antipsikotik etkiden çok

(14)

yan etkilerle ilişkili olduğu düşünülmektedir (Casey, 1996; Soykan, 2000;

Stahl, 1996). Dopamin, seratonin ve diğer reseptörlerle ilişkileri nedeniyle atipik antipsikotiklerin EPS, tardif diskinezi (TD) oluşturma riskleri daha azdır (Soykan, 2000; Tuğlular, 2000; Yüksel, 2000). Bunun yanında atipik antipsikotiklerin diğer özellikleri şunlardır: Tipik antipsikotik ilaçlar kadar etkilidirler; hayvan deneylerinde dopamin agonistlerince oluşturulan stereotipiyi bloke ederler; katalepsi oluşturmazlar; D2 reseptörlerinde sayı ve duyarlılık artışına sebep olmazlar; devamlı tedavide dopamin dönüşümünde artma ve dopamin A9 nöronlarındaki depolarizasyon bloğu etkisine karşı tolerans geliştirmezler; prolaktin salgısını arttırmazlar (Yüksel, 2000). Atipik antipsikotiklerin başlıca yan etkileri kilo alımı, diyabetes mellitus ve lipid profili üzerindeki olumsuz etkileri ve bunun sonucunda ortaya çıkan kardiyovasküler problemlerdir (Mete ve Ünsal, 2004).

Antipsikotik ilaçlar şizofreni tedavisinin dışında akut mani, ilaç bağımlılarında ilaç kesilmesine bağlı ajitasyon ve deliryum, organik beyin sendromu, anksiyete bozuklukları, majör depresyon, paranoya ve paranoid sendrom, emezis, hipoprolaktinemi ve devamlı ağrıların eşlik ettiği endokrinolojik bozukluklar gibi olguların tedavisinde de kullanılmaktadır (Kayaalp, 1995; Tuğlular, 2000).

Antipsikotik ilaçların yan etkileri genel olarak şu şekilde sıralanabilir: EPS, sedasyon, hiperprolaktinemi (Kinon ve ark., 2006) (buna bağlı amenore, galaktore, erkeklerde jinekomasti), TD, otonomik yan etkiler, hepatotoksisite, ciltte alerjik ve farklı türlerde reaksiyonlar, seksüel disfonksiyon (Byerly ve ark., 2006), hematolojik bozukluklar, göz lezyonları, toksik psikoz, konvülzyon eğiliminin artması, kardiyak aritmiler, nöroleptik malign sendrom, ilaç kesilmesi sendromu; ayrıca teratonerjik etki potansiyelleri de mevcuttur. Bazı antipsikotikler, dopaminerjik sistem dışında çeşitli reseptörlerde yaptıkları blokaj sonucunda sedatif etki, refleks taşikardi, ejakülasyon inhibisyonu, ortostatik hipotansiyon gibi etkiler gösterirler. (Kayaalp, 1995; Tuğlular, 2000).

(15)

Yüksek lisans tez projemiz kapsamında, atipik antipsikotik ilaçlar sınıfında yer alan benzizoksazol türevi bir etken madde olan risperidon içeren farmasötik preparatlardan etken maddenin miktar tayininin yapılması için ekonomik, duyarlı, doğru ve basit bir spektrofotometrik yöntemin önerilmesi; önerilen bu yöntemin farmasötik preparatlara uygulanması ile elde edilen verilerin, tarafımızdan önerilen yüksek performanslı sıvı kromatografik (YPSK) yöntemin uygulanması ile elde edilen veriler ile istatistiksel olarak karşılaştırılması amaçlanmıştır.

(16)

1.2. Kullanılan Etken Maddenin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

1.2. 1. Risperidon

1.2. 1. 1. Kimyasal Yapısı

Maddenin molekül yapısı:

Kapalı Formülü: C23H27FN4O2

Açık Formülü: 3-[2-[4-(6-Floro-1,2-benzisokzazol-3-il)piperidin-1-il]etil]-2- metil-6,7,8,9-tetrahidro-4H-pirido[1,2-a]pirimidin-4-on

Elemental Analizi: %67.30 C, %6.63 H, %4.63 F, %13.65 N, %7.80 O Molekül Ağırlığı: 410.5

Erime Noktası: 170.0°C

Görünüş: Beyaz-beyaza yakın toz.

Çözünürlük: Suda hemen hemen hiç çözünmez, metanol, metilen kloritte kolayca çözünür, etanolde (%96) kısmen çözünür. Seyreltik asit çözeltilerinde çözünür.

Polimorfizm: Gösterir (Budavari, 1996; European Pharmacopeia, 2006).

(17)

1.2.1.2. Farmakodinamik, Farmakokinetik ve Farmakolojik Özellikleri

Risperidonun şizofrenideki terapötik etkisi, D2 ve 5HT2 reseptör antagonizmasına dayanmaktadır. Bu iki reseptör dışındaki reseptörlerde gösterdiği antagonizma ise risperidonun diğer etkileri ile ilişkilidir. Risperidon; 5HT2, D2, α1 ve α2 adrenerjik ve H1 histaminerjik reseptörlere yüksek affinite gösteren bir monoaminerjik antagonist ve benzisoksazol türevi bir atipik antipsikotiktir (Sweetman, 2007-b).

Risperidon büyük ölçüde karaciğerde metabolize olur. Ana metabolik yolak CYP2D6 enzimi ile hidroksilasyon ile risperidonun, 9-hidroksirisperidona

dönüşmesidir. Minör metabolik yolak ise oksidatif N-dealkilasyondur (Duplay, 2007;

Sweetman, 2007-b). Ana metabolit olan 9-hidroksirisperidon, risperidona benzer

farmakolojik aktivite gösterir. Bu nedenle ilacın klinik etkisi, risperidon ve 9-hidroksirisperidonun konsantrasyonlarının kombinasyonundan (aktif kısım)

kaynaklanır. CYP2D6 enzimi genetik polimorfizm gösterir; bu nedenle hızlı ve yavaş metabolize ediciler arasında risperidon ve 9-hidroksirisperidon konsantrasyonları arasında farklılık olsa da; aktif kısmın farmakokinetik özellikleri her iki tipteki metabolize ediciler için benzerdir (Sweetman, 2007-b).

Risperidon oral alımdan sonra son derece iyi absorbe edilir (Sweetman, 2007-b). Risperidon, onun majör metaboliti 9-hidroksirisperidon ve risperidon+9-hidroksirisperidonun plazma konsantrasyonları, günlük 1 ila 16 mg

arasında değişen doz aralığı ile orantılıdır. Oral alımın ardından risperidonun maksimum plazma konsantrasyonuna ulaşması yaklaşık 1-2 saatte olur (Sweetman, 2007-b). 9-hidroksirisperidonun maksimum plazma konsantrasyonlarına ulaşması;

hızlı metabolize edicilerde yaklaşık 3 saat, yavaş metabolize edicilerde ise yaklaşık 17 saatte gerçekleşir. Risperidonun kararlı hal plazma konsantrasyonlarına ulaşması hızlı metabolize edicilerde yaklaşık 1 günde; yavaş metabolize edicilerde ise yaklaşık 5 günde olur. 9-hidroksirisperidonun kararlı hal plazma konsantrasyonlarına ulaşması ise hızlı metabolize edicilerde 5-6 gün içerisinde gerçekleşir.

(18)

Yiyecekler risperidonun absorbsiyon miktar ve oranını etkilemez; o nedenle yemeklerle birlikte veya yemekler dışında verilebilir.

Risperidon hızlı bir dağılım gösterir. Dağılım hacmi 1-2 L.kg-1’dır. Risperidon plazmada albumin ve α1-asit glikoproteine bağlanır. Plazma proteinlerinin risperidonu bağlama oranı %90; 9-hidroksirisperidonu bağlama oranı ise %77’dir.

Risperidon ve 9-hidroksirisperidon, birbirlerinin plazmadaki bağlanma bölgeleri ile yer değiştirerek birbirlerini etkilemezler.

Risperidon ve metabolitleri idrarla; daha az miktarda ise feçesle atılır.

Risperidon ve 9-hidroksirisperidonun görünür yarı ömürleri hızlı metabolize edicilerde sırasıyla 3 (CV=%30) ve 21 saat (CV=%20), yavaş metabolize edicilerde ise sırasıyla 20 (CV=%40) ve 30 saattir (CV=%25). Tek veya çoklu dozların ardından aktif kısmın farmakokinetik özellikleri hızlı ve yavaş metabolize edicilerde benzerdir ve eliminasyon yarı ömrü yaklaşık olarak 20 saattir (Duplay, 2007;

Sweetman, 2007-b).

1.2.1.3. Endikasyonları ve Kullanılışı

Risperidon şizofreni ve bipolar mani (akut manik veya karışık olaylar için kısa süreli olarak) tedavisinde endikedir (Sweetman, 2007-b).

Şizofreni tedavisinde genel ilk doz uygulaması şu şekildedir: İlk gün günde iki kere 1 mg verilir; ikinci ve üçüncü günlerde bir önceki gün verilen doza günde iki kere 1 mg ilave edilerek üçüncü gün için hedef doz olan günde iki kere 3 mg dozuna ulaşılır. Günde 4 kere alınacak şekilde, günlük 8 mg’a kadar risperidon alınması da güvenli ve etkilidir. Hangi yöntemin seçildiğine bağlı olmaksızın bazı hastalarda daha yavaş bir titrasyon yapılması daha uygun olabilir. Gerektiği takdirde doz ayarlamaları 1 haftadan az olmayan aralıklarla yapılır; çünkü, tipik bir hastada aktif metabolitin kararlı hale ulaşması yaklaşık olarak 1 haftada gerçekleşir. Doz ayarlaması gerektiğinde 1-2 mg gibi küçük doz azaltma/artırmaları yapılmalıdır.

(19)

Şizofrenide risperidonun etkinliği, 4 ile 16 mg.gün-1 doz aralığında görülmektedir.

Maksimum etkiye ise 4 ile 8 mg.gün-1 doz aralığında ulaşılır.

Bipolar mani tedavisine günde tek doz 2 veya 3 mg risperidon ile başlanır.

Gerekli olduğu takdirde doz ayarlamaları 24 saatten az olmayan aralıklarla, 1 mg doz azaltma/artırması şeklinde yapılabilir (Sweetman, 2007-b).

Şizofreni veya bipolar mani hastası olan pediyatrik hastalarda risperidonun etkinliği ve güvenilirliği belli değildir.

Yaşlı veya güçsüz hastalarda, ciddi renal veya hepatik yetmezliği olan hastalarda ve hipotansiyon eğilimi olan veya hipotansiyonun risk oluşturabileceği hastalarda günde iki kere 0.5 mg başlangıç dozu önerilir. Bu hastalarda doz artışları günde iki kere 0.5 mg’dan fazla olmamalıdır. Günde iki kere 1.5 mg’ın üzerinde yapılacak doz artışları, en az 1 haftalık aralıklarla yapılmalıdır (Sweetman, 2007-b).

Bazı hastalarda daha düşük titrasyon yapılması daha uygun olabilir. Yaşlı veya güçsüz hastalar ile renal yetmezliği olan hastalar, normal yetişkinlere göre risperidonu daha zor atabilirler. Hepatik yetmezliği olan hastalarda risperidonun serbest formunda artış olabilir ve bu durum etkinin artması ile sonuçlanabilir.

Hipotansiyon eğilimi olan veya hipotansiyonun risk oluşturabileceği hastalarda aynı şekilde doz ayarlaması dikkatle yapılmalıdır (Duplay, 2007).

1.2.1.4. Yan Etkiler

Risperidon tedavisine bağlı olarak görülebilecek yan etkiler şunlardır: EPS, baş dönmesi, uyku hali, istenmeyen kas kasılmaları, hiperkinezi, mide bulantısı, anksiyete, konstipasyon, dispepsi, rinit, kızarıklık, taşikardi, tükrük salgısında azalma (şizofrenide) veya artma (bipolar manide), sık idrara çıkma, erektil disfonksiyon, ejakülasyon disfonksiyonu, kas tonüs bozukluğu, parkinsonizm, görüş anomaliliği, ortostatik baş dönmesi, çarpıntı, artan pigmentasyon, ortostatik hipotansiyon, laboratuar sonuçlarında değişiklikler, psikiyatrik bozukluklar (sinirlilik, artan rüya

(20)

aktivitesi, cinsel istekte azalma, vb.), santral ve periferal sinir sistemi bozuklukları (uyku süresinin artması, vb.), gastrointestinal bozukluklar (anoreksi, midede gaz oluşması, vb.), genel bozukluklar (aşırı yorgunluk, vb.), solunum sistemi bozuklukları (hiperventilasyon, bronkospazm, pnömoni, vb.), deri ve ek bozukluklar (artan pigmentasyon, fotosensivite, vb.), kardiyovasküler bozukluklar (palpitasyon, hipertansiyon, hipotansiyon, AV bloğu, miyokardiyal enfarktüs, vb.), görüş bozuklukları (göz uyumunda anormallik, vb.), metabolik ve beslenme bozuklukları (hiponatremi, kilo alımı/kaybı, kreatinin fosfokinaz artımı, susama, diabetes mellitus, vb.), üriner sistem bozuklukları (poliüre/polidipsi, vb.), kas-iskelet sistemi bozuklukları (miyalji, vb.), kadın üreme bozuklukları (menoraji, orgastik disfonksiyon, vajinal kuruluk, vb.), karaciğer ve safra sistem bozuklukları (artan SGOT ve SGTP, vb.), platelet, pıhtılaşma ve kanama bozuklukları (burun kanaması, purpura), duyma ve vestibular bozukluklar (tinnitus, hiperakuzi, duymada azalma), kırmızı kan hücresi bozuklukları (anemi, hipokromik anemi, vb.), erkek üreme bozuklukları (erektil disfonksiyon, vb.), beyaz hücre ve direnç bozuklukları (lökositozis, lemfadenopati, lökopeni, Pelger-Huet anomalisi), endokrin bozuklukları (jinekomasti, erkekte göğüs ağrısı, antidiüretik hormon bozukluğu), özel duyular (acı tat) (Duplay, 2007).

1.2.1.5. İlaç Etkileşimleri

Karbamazepin ve diğer enzim indükleyicileri (fenitoin, rifampin, fenobarbital, vb.) ile risperidon birlikte alındığında, aktif kısmın plazma konsantrasyonlarında düşüş olması beklenir; bu durum risperidon tedavisinin etkinliğinin düşmesine sebep olur.

Fluoksetin ve paroksetin, risperidonun plazma konsantrasyonlarını sırasıyla 2.5-2.8 ve 3-9 katı kadar arttırırlar. Fluoksetin, 9-hidroksirisperidonun plazma konsantrasyonlarını etkilemez; paroksetin ise bu metabolitin plazma konsantrasyonlarını %13 gibi bir oranda düşürür (Duplay, 2007).

(21)

1.3. Günümüze Kadar Risperidon İçin Uygulanmış Analiz Yöntemleri

1.3.1. Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (YPSK)

Duan ve ark. (2006) tarafından, risperidonun insan plazmasında saptanması için sıvı kromatografik-tandem-kütle spektrometrik (LC-MS/MS) bir yöntem geliştirilmiştir.

Yöntemde risperidon ve iç standart olarak difenhidramin kullanılmış ve eter-diklorometan (3:2, h/h) ile sıvı-sıvı ekstraksiyonuyla plazmadan izole edildikten

sonra, asetonitril-su-formik asit (40:60:0.5, h/h/h) karışımından oluşan bir hareketli faz ve 0.7 ml/dk akış hızıyla , Zorbax Extend-C18 kolon (150 mm×4.6 mm, 5 µm) kullanılarak yapılmıştır. Atmosferik basınçlı kimyasal iyonizasyon kaynağı ile donatılmış bir Finnigan TSQ-tandem-kütle spektrometresi dedektör olarak

kullanılmış ve pozitif iyon modunda çalışılmıştır. m/z 411191 ve m/z 256167’deki prekürsör ürün kombinasyonlarını kullanan seçici reaksiyon

izleyici (SRM), sırasıyla risperidon ve difenhidraminin (IS) miktarını ölçmede kullanılmıştır. Risperidon için kalibrasyon eğrisinin doğrusal konsantrasyon sınırı 0.025-50.0 µg.L-1 dir. Tayin alt sınırı 0.025 µg.L-1 dir. Tüm konsantrasyon aralıkları üzerinde yapılan üç validasyonun gün içi ve günler arası bağıl standart sapması

%7.1’den azdır. Geliştirilen yöntemin hızlı, hassas ve risperidonun farmakokinetik araştırmaları için uygun olduğu kanıtlanmıştır.

Kirchherr ve Kuhn-Velten (2006) tarafından insan plazması içerisindeki amilsulprid, amitripitalin, aripiprazol, benperidol, klorpromazin, klorprotiksen, sitalopram, klomipramin, klozapin, desipramin, doksepin, fluoksetin, flupentiksol, flufenazin, fluvoksamin, haloperidol, hidroksiperidon, imipramin, levomepromazin, maprotilin, mianserin, mirtazepin, moklobemid, norklomipramin, nordoksepin, norfluoksetin, nortriptilin, O-desmetilvenlafaksin, olanzapin, opipramol, paroksetin, perazin, perfenazin, pimozid, pipamperon, ketiapin, reboksetin, risperidon, sertralin, sulpirid, tiyoridazin, trazodon, trimipramin, venlafaksin, viloksazin, ziprasidon, zotepin ve zuklopentiksol’ün tayini için yüksek performanslı sıvı kromatografik yöntem geliştirilmiştir. Yöntemde bir C18 kolon (50 mm×4.6 mm, 5µm) ve metanol

(22)

ve pH:3.9 olan 5 mM asetat tamponunu hareketli faz olarak kullanmışlardır.

Enjeksiyon aralığı 8 dakikadır. Etken maddelerin miktar ölçümlerinde, üç iç standart içeren bir seri kullanılmıştır. Pozitif iyon fragmanları elektrosprey iyonizasyondan sonra, çoklu reaksiyon izleyici (MRM) modunda API 4000-tandem-kütle spektrometresi ile dedekte edilmiştir. Ölçüm limitleri ve kalibrasyon eğrilerinin regresyon parametreleri, 0.9988 gibi bir ortalama korelasyon katsayısıyla tedavi edici ilaç düzeyleri ve bu düzeylerin altındaki limitleri iyi bir şekilde kapsamaktadır.

Kesinlik ve doğruluk ölçümleri, tüm etken maddelerin üç konsantrasyon düzeyinde gün içi ve günler arası karşılaştırmalar için hazırlanmıştır. Ortalama varyasyon katsayısı gün içi için bağıl standart sapma %6.1; günler arası için bağıl standart sapma %7.4’dir.

Bhatt ve ark. (2006), Risperidon (RSP) ve onun aktif metaboliti olan 9-hidroksirisperidonun (9-OH-RSP) insan plazmasında miktar tayini için hızlı ve

hassas bir sıvı kromatografi-tandem-kütle spektrometri (LC/MS/MS) yöntemini geliştirmiş ve valide etmişlerdir. Analitler protein presipitasyon ekstraksiyonu tekniği kullanılarak insan plazmasından ekstrakte edilmiştir. Metil risperidon, RSP ve 9-OH-RSP için iç standart olarak kullanılmıştır. Analitlerin bir Betasil C18 kolon tarafından ayrılmasını, kütle spektrometresi ile gerçekleşen dedeksiyon izlemiştir.

Kütle geçiş iyon çifti, RSP için m/z 411.28191.15 ve 9-OH-RSP için m/z 427.30207.10 olarak izlenmiştir. Metot, nanogram altındaki düzeylerin

dedeksiyonunu sağlayan basit bir ekstraksiyon, izokratik kromatografi şartları ve kütle spektrometrik dedeksiyonu içerir. RSP ve 9-OH-RSP için 0.1-15.0 ng.mL-1’lik bir doğrusallık aralığında, önerilen metot valide edilmiştir. RSP ve 9-OH-RSP için ortalama geri kazanım sırasıyla %82.1 ve %83.2’dir. Toplam analiz süresi 3 dakika gibi kısa bir süredir. Geliştirilen metot, 24 sağlıklı erkek gönüllüye 1 mg RSP tabletin tek doz oral uygulanmasının ardından, RSP ve 9-OH-RSP’nin farmakokinetik parametrelerinin belirlenmesi için kullanılmıştır.

Raggi ve ark. (2005), risperidon ile onun aktif metaboliti olan 9-hidroksirisperidonun insan plazmasında saptanması amacıyla Diode-array

dedeksiyon kullanan YPSK ile yeni ve hızlı bir yöntem geliştirmişlerdir.

(23)

Kromatografik ayırım C8 (150mm×4.6 mm, 5 µm) kolonda, asetonitril (%27)-fosfat tamponu pH:3.0 (%73)’den oluşan bir hareketli faz ile sağlanmıştır. Numune temizleme işlemi, C8 kartuş kolon kullanılması ve analitlerin metanol ile elüe edilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Her iki analit için de ekstraksiyon verimi son derece iyidir; ortalama toplam geri kazanım değerleri yaklaşık %95’dir. Deney koşulları, risperidon ve 9-hidroksirisperidonun kantitatif ölçümünün yüksek doğrusallıkta (BSS<%3.6) ve hassasiyette (tayin alt sınırı: 4.0 ng.mL-1) olmasını sağlamıştır.

150.0 mg risperidon ile kendisini zehirlemeye çalışan ve birden fazla farmasötik preparat uygulanan bir hastanın plazma örneklerine bu metot uygulanmıştır.

El-Sherif ve ark. (2005), tablet ve saf halde, kendi bozunma ürünlerinin varlığında risperidonun saptanması için tekrarlanabilir stabilite gösteren iki metot geliştirmiştir. YPSK esasına dayanan ilk metotta; oda ısısında, 1.0 mL.dk-1 akış hızında, Lichrosorb RP C18 kolonda (250 mm×4mm, 10 µm) hareketli faz olarak metanol-0.05 M potasyum dihidrojen fosfat pH:7 (65:35, h/h) karışımı kullanılmaktadır. Miktar tayini 25.0-500.0 µg.mL-1 konsantrasyon aralığında ortalama %99.87 ± 1.05 geri kazanımla, 208.0 nm’de UV dedeksiyon ile yapılmıştır.

İkinci yöntem, risperidon’nun bozunma ürünlerinden İTK ile ayrılması ve bunu takiben tüm etken madde lekesinin 208.0 nm’de dansitometrik ölçümü esasına dayanır. Ayırım silikajel 60F254 kaplı alüminyum plak üzerinde gerçekleşmiştir.

hareketli faz olarak asetonitril-metanol-propanol-trietanolamin (8.5:1.2:0.6:0.2, h/h/h/h) kullanılmıştır. Her bir uygulama için konsantrasyon aralığı 2.0-10.0 µg.mL-1 ve ortalama geri kazanım yüzdesi %100.1 ± 1.18’dir. Her iki metot da basit, kesin, duyarlıdır; ayrıca hammadde, laboratuarda hazırlanan karışımlar ve tabletlerin ölçümünde başarıyla uygulanabilmektedir. Elde edilen sonuçlar, üretici metodu ile karşılaştırılmıştır.

Moddy ve ark. (2004) tarafından risperidon ve 9-hidroksirisperidonun insan plazmasında tanınmasında; kanıtlanmış duyarlılık, seçicilik ve dinamik bir tanıma aralığına sahip bir sıvı kromatografik-atmosferik basınçlı kimyasal iyonizasyon- tandem-kütle spektrometrik (LC-APCI-MS-MS) yöntem geliştirilmiştir.

Risperidonun yapısal analoğu olan RO68808 (5.0 ng.mL-1), 1 mL insan plazmasına

(24)

iç standart olarak eklenmiştir. Plazma bazikleştirilmiş, pentan-metilen klorid (3:1, h/h) ile ekstre edilmiş, organik faz kuruluğa kadar uçurulmuş ve artık, formik

asidin sudaki %0.1’lik çözeltisi-asetonitril (20:1, h/h) içinde çözülmüştür.

LC-MS-MS analizi için Metachem Inertsil YPSK kolonu (2.1 mm×150 mm, 5-µm partikül çapı), Finnigan API arayüzü ile Finnigan TSQ7000-tandem-MS’e bağlanır.

Hem elektrosprey (ESI), hem de APCI; her iki analit ve iç standart için öncelikli olarak MH(+) iyonlarını oluşturur. Seçici reaksiyon görüntüleyici tarafından dedekte

edilen iyonlar şu dönüşümlere uyar: Risperidon için m/z 411’den 191’e, 9-hidroksirisperidon için m/z 427’den 207’ye ve iç standart için m/z 421’den 201’e.

APCI, ESI’ya göre daha geniş bir dinamik aralık (0.1’den 25.0 ng.mL-1’ye), daha iyi bir kesinlik ve doğruluk sağlar. 0.1, 0.25, 2.5 ve 15.0 ng.mL-1’de bulunan analiz içi doğruluk ve kesinlik değerleri sonucun %12’si içindedir. Aynı konsantrasyonlar için bulunan analizler arası doğruluk ve kesinlik değerleri sonucun %9.6’sı içindedir.

Analitler plazma içinde oda sıcaklığında 24 saat, -20°C’de 490 gün stabildir.

Maurer (2005) tarafından; kan, plazma, serum, oral salgılar (tükürük, vb.) gibi biyolojik numunelerde bulunan ilaçların miktar tayini için, tandem kütle spektrometresi ile bağlanmış sıvı kromatografisi (LC-MS, LC-MS-MS) yöntemi önerilmektedir. Bu yöntem amfetaminler ve ilgili model ilaçların, anesteziklerin, antikonvülsanların, benzodiazepinlerin, opioidlerin, seratonerjik ilaçların, trisiklik antidepresanların, antipsikotiklerin, antihistaminiklerin, beta-blokörlerin, kas gevşeticilerin, sülfonilüre tipinde antidiyabetiklerin kandaki (plazma, serum) analizlerini ve amfetaminler ve ilgili model ilaçların, kokainin, benzoilekgoninin, kodeinin, morfinin, metadon enantiyomerleri ile metadonun ana metaboliti olan 2-etiliden-1,5-dimetil-3,3-difenilpirolidin’in (EDDP), nikotin metabolitleri olan kotinin ve hidroksikotininin, son olarak da risperidon ve onun metaboliti olan 9-hidroksirisperidonun oral salgılardaki analizleri için uygulamıştır.

Zhou ve ark. (2004) tarafından şizofreni tedavisinde geniş olarak kullanılan;

klozapin (CLZ), olanzapin (OLZ), risperidon (RIP) ve ketiapin (QTP) adlı etken maddelerin insan plazmasında aynı anda miktar tayinleri için yüksek performanslı sıvı kromatografi-elektrosprey iyonizasyon kütle spektrometresi (YPSK-MS/ESI)

(25)

yöntemi tanımlanmıştır. Analitlerin YPSK ile ayırımını Macherey-Nagel C18 kolonda gerçekleştirmiş olup, akış hızı 0.16 mL.dk-1 olan ve su (formik asit:2.70 mmol.L-1, amonyum asetat:10 mmol.L-1):asetonitrilden (53:47, h/h) oluşan hareketli fazı kullanmışlardır. Bileşikler kütle spektrometresinin elektrosprey iyonizasyon (ESI) iyon kaynağında iyonize olmuş ve seçici iyon kaydedici (SIR) modda dedekte edilmiştir. Kalibrasyon eğrileri CLZ ve QTP için 20.0-1000.0 ng.mL-1 aralıkta, OLZ ve RIP için 1.0-50.0 ng.mL-1 aralıkta doğrusaldır. Ortalama ekstraksiyon geri kazanımları, tüm dört etken madde için %80’nin üzerindedir. Metodoloji geri kazanımları analitler için %91’den daha yüksektir. Gün içi ve günler arası bağıl standart sapma %15’den daha düşüktür. Tanımlanan yöntem rutin ilaç izleme ve dört ilacın farmakokinetik çalışmaları için doğru, hassas ve kolaydır.

Flarakos ve ark. (2004) tarafından risperidon ve 9-hidroksirisperidonun insan plazmasında ve tükürükteki analizi için bir sıvı kromatografi-kütle spektrometri yöntemi geliştirilmiştir. Yöntemde çalışma aralığı 1.0-100.0 ng.mL-1 ve iç standart (R068808) içeren, 75 µL asetonitril ile çöktürülmüş 25 µL örnekler kullanmışlardır.

Analizler, PE Sciex API-III+Turbo IonSpray kaynağı bağlı triple quadrapole kütle spektrometresinde yürütülmüştür. Risperidon ve 9-hidroksirisperidonun geri kazanım değerleri sırası ile %90-93 ve %89-93’dir. Tanımlanan yöntem, risperidon ve 9-hidroksirisperidon’un insan plazması ve tükürük konsantrasyonlarının çalışılması için klinik örneklere uygulanmıştır.

Frahnert ve ark. (2003) tarafından mirtazapin, reboksetin, moklobemid, venlafaksin, O-desmetilvenlafaksin, paroksetin, fluvoksamin, fluoksetin, norfluoksetin, sertralin, sitalopram, amitriptilin, nortriptilin, imipramin, desimipramin, doksepin, nordoksepin, klomipramin, norklomipramin, trimipramin, mianserin, maprotilin, normaprotilin, amisulprid, klozapin, norklozapin, quetiapin, risperidon ve 9-hidroksirisperidonun insan serumunda miktarlarının tayini için ultraviyole dedeksiyonlu bir izokratik ters-faz YPSK yöntemi geliştirilmiştir. Etken maddelerin ve metabolitlerin katı-faz ekstraksiyonundan sonra kromatografik ayırımını Nukleosil 100-Protek 1 kolonda, asetonitril-potasyum dihidrojenfosfat tamponundan oluşan hareketli faz ile gerçekleştirmişlerdir. Konsantrasyon ile

(26)

dedektör sinyali arasında lineer bir ilişki (r>0.998) elde etmişlerdir. İlaçlar ve metabolitler için geri kazanımlar %75 ile %99 arasındadır. Kalite kontrol numunelerinin doğruluğu yüzde kazanım olarak belirtilmiştir ve %91-118 aralığındadır; gün içi ve günler arası bağıl standart sapmalar sırasıyla %0.9-10.2 ve

%0.9-9.7’dir. Tanımlanan yöntem tedavi edici düzeylerdeki ilaç izlemesi için, 30 kadar antidepresan ve atipik antipsikotiğin serum ve plazma örneklerinin analizine hızlı ve verimli bir şekilde uygulanabileceği sunulmuştur.

Titier ve ark. (2003), insan plazmasındaki haloperidol ve atipik antipsikotiklerin (risperidon, 9-hidroksirisperidon, olanzapin, klozapin) miktar tayinleri için bir YPSK yöntemi geliştirmiştir. Geliştirdikleri yöntemde asetonitril- fosfat tamponu 50 mM pH:3.8 hareketli fazı ile bir C8 kolonunda bileşikler ayrılmıştır. Yöntemde DAD dedektör kullanılmıştır (260.0, 280.0 ve 240.0 nm).

Kalibrasyon eğrileri 10.0-1000.0 ng.mL-1 aralığında doğrusaldır. Etken maddelerin miktar tayin limiti 5.0 ng.mL-1’dir. Dört farklı konsantrasyondaki doğruluk %93-109 aralığındadır. Gün içi ve günler arası varyasyon katsayıları tüm ilaçlar için %11’in altındadır. Bu basit ve hızlı yöntem (analiz süresi<15 dk), zehirlenmelerde sıklıkla kullanılmaktadır.

Xiao ve ark. (1999) tarafından, Risperidon ve 9-hidroksirisperidonun plazmada

saptanması için bir ters faz YPSK yöntemi geliştirilmiştir. Risperidon ve 9-hidroksirisperidonun; Zorbax ODS C18 kolonda, metanol – su - amonyum asetat -

amonyak’tan (300:50:3:1, h/h/h/h) oluşan bir hareketli fazla ayrılabilir ve 280.0 nm’de dedekte edilebilir olduğunu ispatlamışlardır. Yöntemde akış hızı 0.8 mL.dk-1 ve çalışma aralıkları risperidon için 2.0-600.0 µg.mL-1 ve r=0.996;

9-hidroksirisperidon için 2.0-800.0 µg.mL-1 ve r=0.998 olarak vermişlerdir. Ortalama geri kazanım değerlerini risperidon için %98.2 ± 3.5, 9-hidroksirisperidon için

%97.8 ± 3.8 olarak hesaplamışlardır. Gün içi ve günler arası varyasyon katsayılarını risperidon için sırasıyla %4.12 ve %4.83; 9-hidroksirisperidon için sırasıyla %4.28 ve %4.81 olarak vermişlerdir. Yöntemde elde edilen tüm veriler ile, hassas ve seçici olması nedeniyle bu yöntemin klinik araştırmalarda ilaç izleme için uygun olduğunu göstermişlerdir.

(27)

Remmerie ve ark. (2003), risperidon ve onun aktif metaboliti olan 9-hidroksirisperidonun insan plazmasında saptanması için yeni bir sıvı kromatografik

yöntem geliştirip valide etmişlerdir. Risperidon ve 9-hidroksirisperidonun belirli fizikokimyasal özelliklerine rağmen, geliştirilen yöntemde her iki bileşiğin de miktar tayininin 0.1 ng.mL-1’de yapıldığını tespit etmişlerdir. Yöntemde, karışım halinde bir hareketli faz kullanarak pH:6’da katı faz ekstraksiyonuna dayanan bir örnek

hazırlama işlemi kullanmışlardır. Kısa bir kromatografik analiz ile, 9-hidroksirisperidonun minör metabolit olan 7-hidroksirisperidondan ayrımını

sağlamışlardır. Dedeksiyonu pozitif iyon modunda (turbo) iyonsprey-tandem-kütle spektrometresiyle gerçekleştirmişlerdir. 500 µL numune kullanılarak valide edilen konsantrasyon aralığı 0.1-250.0 ng.mL-1’dir. Geliştirilen yöntemin, geniş bir farmakokinetik çalışma alanını destekleyen rutin bir yöntem olarak kullanılabileceği ispatlanmaktadır.

Llerena ve ark. (2003), insan plazmasındaki Risperidon ve 9-hidroksirisperidonun tayin edilmesi için, sıvı-sıvı ekstraksiyonun ardından

ultra-viyole dedeksiyon yapan bir YPSK yöntemi geliştirmiştir. Her iki bileşik için de miktar tayini limiti 5.0 nmol.L-1’dir ve günler arası varyasyon katsayıları %8’den daha azdır. Risperidon ve 9-hidroksirisperidonun ortalama geri kazanımları, günler arası varyasyon katsayıları sırasıyla %5 ve %6’den daha az olacak şekilde, sırasıyla

%96.8 ve %99.4’dir. Yöntem, oral yolla günde 4.5 mg risperidon ile tedavi edilen bir şizofreni hastasının plazma konsantrasyonlarının saptanmasında kullanılmıştır.

Avenoso ve ark. (2000), Risperidon ve onun majör metaboliti 9-hidroksirisperidonun insan plazmasında miktar tayini için, klozapini iç standart

olarak kullanan basit ve hassas bir UV absorbans dedeksiyonlu YPSK yöntemi tanımlamıştır. 1 mL NaOH (2 M) ile numuneler alkalize edildikten sonra, diizopropileter:izoamilalkol (99:1, h/h) kullanılarak test bileşikleri plazmadan ekstrakte edilmiştir. Organik faz 150 µL potasyum fosfat (0.1 M, pH:2.2) ile tekrar

ekstre edilmiş ve asit solüsyonun 60 µL’si C18 BDS Hypersil analitik kolona (100 mm×4.6 mm, 3 µm) enjekte edilmiştir. Fosfat tamponu (0.05 M, pH:3.7

%25’lik H3PO4)-asetonitril (70:30, h/h) ‘den oluşan hareketli faz 1 mL.dk-1 akış

(28)

hızıyla geçirilmiştir. Pikler, 278.0 nm’ye ayarlanmış bir UV dedektör kullanılarak dedekte edilmiştir ve kromatografik bir ayırım için geçen toplam süre yaklaşık 4 dakika olarak tespit edilmiştir. Yöntem 5.0-100.0 ng.mL-1 konsantrasyon aralığı için

valide edilmiştir. Ortalama geri kazanımlar risperidon için %98, 9-hidroksirisperidon için %83.5’dir. Yüzde hata olarak belirtilen doğruluk %1.6-25.0

aralığında değişirken, gün içi ve günler arası bağıl standart sapmalar her iki bileşik için de %11’in altındadır. Her iki analit için de miktar tayin limiti 2.0 ng.mL-1’dir.

Yöntem yaygın olarak reçete edilen psikotropik ilaçlar için iyi bir duyarlılık göstermiş ve farmakokinetik çalışmalar ile terapötik ilaç izlemede başarıyla uygulanmıştır.

Aravagiri ve Marder (2000) tarafından insan ve fare plazmasındaki Risperidon ve onun majör sirküle metaboliti 9-hidroksirisperidonun (9-OH-RSP) aynı anda miktar tayini için kullanılmak üzere basit ve son derece hassas bir sıvı kromatografik/elektrosprey-tandem-kütle spektrometrik (LC/MS/MS) yöntemi geliştirilmiştir. Metilen kloridin pentandaki %15’lik çözeltisini kullanan basit bir tek basamaklı çözücü ekstraksiyonu, bileşikleri plazmadan izole etmek için kullanılmıştır. Bileşikler bir fenil-heksil kolonda elüe olmuş; pozitif iyon atmosferik basınçlı elektrosprey iyonizasyon ve çoklu reaksiyon izleyici kullanan bir Perkin-Elmer SCIEX API2000 triple-quadropol kütle spektrometresi ile dedekte edilmiştir. Yöntem, ekstraksiyonda 0.5 mL plazma kullanıldığında 0.1-100.0 ng.mL-1 aralığında doğrusaldır. Gün içi ve günler arası varyasyonlar %11’den azdır. Yöntem basit, son derece hassas, seçici, kesin ve hızlıdır. Bu yöntem risperidon uygulanan şizofreni hastalarında terapötik ilaç izlemede ve risperidon ile 9-OH-RSP’nin farelerdeki farmakokinetiği ile doku dağılımı çalışmasında kullanılmaktadır.

Nagasaki ve ark. (1999) tarafından Risperidon ve onun aktif metaboliti 9-hidroksirisperidonun insan plazmasındaki miktar tayini için YPSK yöntemi

geliştirilmiştir. Plazmada bulunan risperidon ve 9-hidroksirisperidon CN bağlı-sabit faz kartuşu kullanılarak ekstrakte edilmiş, bunu C4 ters-faz YPSK ayrımı izlemiştir.

Risperidon, 9-hidroksirisperidon ve iç standart olarak trazodon 280.0 nm’de UV absorbans ile dedekte edilmiştir. Risperidon’u 1.0-100.0 ng.mL-1 konsantrasyon

(29)

aralığında, 9-hidroksirisperidon’u 2.0-200.0 ng.mL-1 konsantrasyon aralığında teşhis etmek mümkün olmuştur. Risperidon ve 9-hidroksirisperidon için dedeksiyon

limitleri sırasıyla 0.5 ve 1.0 ng.mL-1’dir. Plazmaya eklenen risperidon ve 9-hidroksirisperidonun ortalama geri kazanımları, sırasıyla %10.6 ve %10.5’den az

varyasyon katsayıları ile, sırasıyla %92.0 ve %92.6’den az bulunmuştur. Bu metot günde 3, 6 ve 12 mg oral dozda risperidon uygulanan şizofrenik hastalardaki risperidon ve 9-hidroksirisperidonun miktar tayinlerinde kullanılmıştır.

Schatz ve Saria (2000), paroksetin, risperidon ve onun ana metaboliti 9-hidroksirisperidonun insan plazmasındaki miktar tayini için bir YPSK yöntemi

geliştirmiştir. Etken maddeler siyano kolonda ayrıldıktan sonra kolorimetrik olarak dedekte edilmiştir. YPSK’inde analiz için 1 mL plazma kullanıldığında, paroksetin için 1.0 ng.mL-1 dedeksiyon limitinin altında, 5.0-500.0 ng.mL-1 aralığında;

risperidon ve onun ana metaboliti 9-hidroksirisperidon için 1.0 ng.mL-1 dedeksiyon limitinin altında, 2.0-100.0 ng.mL-1 aralığında doğru bir şekilde miktar tayini yapmak için yeterli hassasiyete sahip olduğunu göstermişlerdir. Yöntemin kesinlik, doğruluk ve seçiciliği kanıtlamışlardır; bu durum ile metodun klinik çalışmalar ve rutin ilaç izlemesi için güvenilir olduğunu göstermişlerdir.

Aravagiri ve ark. (1998) tarafından risperidon ve onun 9-hidroksi metabolitinin (9-OH-RSP) insan plazmasındaki miktar tayini için basit,

hassas ve doğru bir YPSK yöntemi tanımlanmıştır. Pentan içinde %15’lik metilen klorit ile gerçekleştirilen basit ve tek basamaklı bir sıvı-sıvı ekstraksiyonun ardından her iki bileşik de plazmadan ayrılmıştır. YPSK ayrımları siyano kolonda yapılmış ve bileşikler elektrokimyasal dedektör ile dedekte edilmiştir. Yöntem, analiz için 1 mL plazma kullanıldığında RSP ve 9-OH-RSP’nin 0.25 ng.mL-1 gibi düşük konsantrasyonlarda doğru bir şekilde saptanması için yeterli duyarlılığa sahiptir.

Yöntem saptamaları doğru, kesin ve %15’den az bir varyasyon katsayısıyla aynı sonuçları vermektedir.

Olesen ve Linet (1997) tarafından hasta serumlarındaki Risperidon ve onun terapötik olarak aktif metaboliti 9-hidroksirisperidonun miktar tayini için bir YPSK

(30)

yöntemi geliştirilmiştir. Tek basamaklı bir sıvı-sıvı ekstraksiyonun ardından analitler C18 kolonda ayrılmış ve 280.0 nm’de UV dedeksiyon ile ölçülmüştür. Normal dozlar uygulanan hastalarda oluşan serum düzeylerindeki günler arası varyasyon katsayısı her iki bileşik için de %7’nin altındadır.

Le Moing ve ark. (1993) tarafından risperidon ve onun aktif metaboliti 9-hidroksirisperidonun insan plazmasında miktar tayini için bir YPSK yöntemi geliştirilmiştir. Etken madde ve onun metaboliti, ters-faz modelinde kullanılan bir siyano kolonda ayrırmışlardır. Kolorimetrik dedeksiyonun, 2.0-100.0 ng.mL-1 aralığında miktar tayinine izin verdiğini saptamışlardır. Kesinlik, doğruluk ve seçiciliği kontrol etmiş ve yöntemin klinik çalışmalar için güvenilir olduğunu göstermişlerdir.

Aravagiri ve ark. (1993) tarafından insan plazmasındaki risperidonun miktar tayini için yüksek hassasiyete sahip, elektrokimyasal dedeksiyon yapan YPSK yöntemi tanımlanmıştır. Remoksipirit, iç standart olarak kullanılmışlardır. İlacı plazmadan izole etmek için metilen dikloritin pentandaki %25’lik çözeltisinin kullanıldığı basit bir tek basamaklı ekstraksiyon yapmışlardır. Yöntemde siyano kolon kullanılmışlardır. Yöntemde, risperidonun uygun iki metaboliti ile girişim yapmadığını göstermişlerdir. Yöntem, analiz için 1 mL plazma kullanıldığında

%9’dan az bir varyasyon katsayısı ile risperidonun 0.1 ng.mL-1 konsantrasyonda miktar tayinini doğru yapacak hassasiyete sahiptir. Bu metot, günde 4, 6 ve 8 mg oral doz verilen şizofrenik hastalarda risperidonun plazma düzeylerinin ölçülmesinde başarıyla kullanılmıştır.

Woestenborghs ve ark. (1992) tarafından yeni antipsikotik risperidon ve onun majör metaboliti 9-hidroksirisperidonun plazma, idrar ve hayvan dokularında miktar tayinleri için yüksek-performanslı sıvı kromatografik bir yöntem geliştirilmiştir.

Alkalize plazma örnekleri etil asetat ile ekstrakte edilmiş ve 280.0 nm’de ultraviyole dedektörler kullanılarak miktar tayinleri yapılmıştır. Yöntemdeki alt tayin limitleri plazma ve idrar için 2.0 ng.mL-1 iken, hayvan dokuları için 10.0 ng.mL-1’dir.

(31)

Yöntem; deney hayvanları, insan gönüllüleri ve hastalarındaki farmakokinetik çalışmalarda uygulanmıştır.

1.3.2. Spektrofluometri

Song ve Wang (2004) tarafından antipsikotik risperidon’un saptanmasında hassas bir kemilüminesans yöntemi önerilmiştir. Bu yöntem risperidonun, akış sistemindeki luminol ve hidrojen peroksit arasındaki kemilüminesans reaksiyon üzerindeki katalitik etkisine dayanır. Kemilüminesans etkisinin arttırılması ile risperidon konsantrasyonu 10.0 pg.mL-1-1.0 ng.mL-1 aralığında, %5.0’den (n=5) az bir bağıl standart sapma ve 4.0 pg.mL-1’lik bir dedeksiyon limiti ile korelasyon gösterir.

2.0 mL.dk-1 akış hızında kemilüminesans yöntemi, saatte 120 numunede yüksek duyarlılık ve seçicilik göstermiştir. Önerilen yöntem, risperidon içeren farmasötik preparatlara başarı ile uygulanmıştır.

(32)

1.4. Kullanılan Yöntemler

1.4.1. Spektrofotometri

Spektroskopi; atom, molekül veya iyonların, bir enerji düzeyinden diğerine geçişleri sırasında absorblanan veya yayılan elektromanyetik ışımanın ölçülmesini inceleyen bilim dalı için kullanılan genel bir terimdir (Yıldız ve Genç, 1993). Elektromanyetik ışıma boşlukta büyük bir hızla ilerleyen ve değişik formlar alabilen bir enerji türüdür (Kılıç ve ark., 1997). Her atom, molekül veya iyonların elektromanyetik ışıma ile kendine özgü bir ilişkisi vardır. Bu ilişki maddenin yapısına bağlı olarak değişir.

Monokromatik (tek dalga boyundaki ışın) ve Io şiddetindeki bir ışın demeti, kalınlığı b cm olan bir tüpte bulunan çözeltideki herhangi bir atom, molekül veya iyonlar tarafından absorblandığında ışının şiddeti azalır ve tüpü I şiddetinde terk eder.

Io b I

Molekül veya iyonların o dalga boyundaki ışını absorplaması sonucu ortaya çıkan azalma Lambert- Beer Kanunu ile verilir. Bu kanuna göre, örnek kabına giren ve örnek kabını terk eden ışın şiddetlerinin logaritmaları farkı, ışınla etkileşen moleküllerin konsantrasyonları ve ışının numune içinde aldığı yol ile orantılıdır (Gündüz,1998):

Io

Log = k . b . C = A (Lambert- Beer Eşitliği) I

(33)

Io = Numune üzerine gönderilen ışının şiddeti I = Numuneyi terkeden ışının şiddeti

C = Çözeltinin konsantrasyonu (mol.L-1 veya g.L-1) b = Işının numune içinde aldığı yol (cm olarak) A = Absorbans

k = Absorpsiyon katsayısı, verilen dalga boyunda, belli bir atom, iyon veya molekül için sabit bir değerdir ve genellikle maksimum absorpsiyonun olduğu dalga boyları için hesaplanır.

Spektrofotometrinin dayandığı temel kanun Lambert-Beer’dır. Bu kanunun geçerli olabilmesi için (Gündüz, 1998; Kılıç ve ark.,1999);

1. Kullanılacak ışının sadece monokromatik yani tek dalga boyu değerinde olması, absorpsiyon olayının ve örneğin homojen olması, ayrıca birden fazla bileşenin ışını absorplaması halinde her bir bileşenin, diğerlerinin absorpsiyonunu etkilememesi gerekir.

2. Analiz sırasında incelenen örnekte disosiasyon, asosiasyon, polimerleşme, kompleks oluşumu gibi maddenin özelliklerini değiştiren olaylar olmamalıdır.

3. Kırılma, yansıma ve difüzyon gibi parazit olaylar meydana gelmemelidir.

Lambert-Beer kanunu ayrıca; konsantrasyonu 1.0-0.01 M'den küçük olan çözeltiler için geçerlidir (Gündüz, 1998; Yıldız ve Genç, 1993). Çalışılan bileşiğin konsantrasyonu<0.01 M olduğu halde, ortamdaki yabancı bileşik ve özellikle iyonların konsantrasyonu yüksek olduğunda da bağıntıdan sapma görülür. Numune üzerine gönderilen ışının tek dalga boylu ışın olmaması ve numune üzerine ayrıca kaçak ışın gelmesi konumunda da çeşitli sapmalar meydana gelir. Numuneye iki ayrı dalga boyunda Io ve Io' şiddetlerindeki ışın gönderildiğinde ve numunenin bu ışınları absorpladığı durumda matematiksel olarak;

Io+ Io' Io+Io' A = log = log

I + I' Io10εbC + Io' 10ε'bC

(34)

eşitliği ile ifade edilebilir (Yıldız ve Genç, 1993). Bu matematiksel ifade incelendiğinde üç durum söz konusudur;

i. Numune tarafından her iki dalga boyundaki ışında aynı miktarda absorpluyorsa yani; ε = ε′ ise; eşitlik tek dalga boyundakine indirgenir ve bu nedenle doğrusallıktan sapma görülmez.

ii. Numune tarafından her iki dalga boyundaki ışında ε > ε′ ise; ölçülen A tek dalga boyu için ölçülmesi gereken değerden çok daha küçük olur ve doğrusal ilişkiden negatif bir değer ortaya çıkar.

iii. Numune tarafından her iki dalga boyundaki ışında ε < ε′ olması durumunda ise sapma pozitiftir (Yıldız ve Genç, 1993).

Spektrofotometride kantitatif çalışma için; etken maddenin bilinen değişik konsantrasyonlardaki çözeltileri hazırlanır ve spektrumları alınır. Çözeltilerin absorbansları (ki bu genellikle maksimum absorpsiyonun olduğu dalga boylarındaki absorbanslardır) ölçülüp, konsantrasyonlarına karşılık grafiğe geçirilmesi sonucu çalışma grafikleri elde edilir. Bilinmeyen konsantrasyondaki etken maddenin, aynı şartlar altında absorbansı okunarak kalibrasyon denklemlerinden bilinmeyen madde konsantrasyonları hesaplanır.

1.4.1.1. Spektrofotometre

Molekül ve iyonların ışığı absorplamasını incelemek için kullanılan düzeneğe spektrofotometre adı verilir. Başlıca şu kısımlardan meydana gelmiştir:

1. Işık Kavnağı: UV ve görünür bölgedeki çalışmalarda genellikle sürekli ışık kaynakları kullanılır. Ultraviyole bölge için en sık kullanılan kaynak türü, hidrojen veya döteryum lambasıdır. Xe, ark ve civa buhar lambaları ise hem UV, hem de görünür bölgede kullanılabilen sürekli ışın kaynaklarıdır.

2. Monokromatör (Dalga boyu seçiciler): Polikromatik ışından tek dalgaboyunda, yani monokromatik ışın elde edilmesini sağlayan düzeneklerdir.

(35)

Genel olarak monokromatör olarak prizmalar veya optik ağ adını alan parçalar kullanılır.

3. Numune veya Çözücü kısmı: Numune kabı veya hücreleri, çalışılan spektrum bölgesinde ışını geçiren maddelerden yapılmaktadır. Böylece eğer ultraviyole bölgesinde yani 200.0-400.0 nm arasında çalışılıyorsa, kuartz veya erimiş silis küvetler; görünür bölge yani 400.00-800.00 nm arasında çalışılıyorsa, cam ve kuartz küvetler numune tutucu olarak kullanılmaktadır.

4. Dedektörler: Işık kaynağından gelen ışığın şiddetinin ölçülmesi amacıyla

kullanılmaktadır. Yaygın olarak kullanılan dedektörler: 1. Fototüpler, 2. Fotoçoğaltıcı tüpler, 3. Silisyumlu fotodiodlar, 4. Fotovoltaik hücreler, 5. Fotoiletken hücreler ve 6. Yük aktarım düzenekleri olmak üzere 6 grupta

toplanabilir. Bütün bu dedektörlerin ışına karşı duyarlı, ışın şiddeti ile doğru orantılı bir sinyal üretmesi, üzerine düşen ışığa cevap verme süresinin kısa olması ve kararlı olma özelliklerine sahip olması gereklidir.

5. Kaydedici: Toplanan elektrik sinyallerini, kağıt üzerine kaydeden düzenek.

Şekil 1.4.1.1. Çift Işın yollu Spektrofotometre Cihazı (Yıldız ve Genç, 1993)

IŞIK KAYNAĞI MONO KROMATÖR

ÇÖZÜCÜ

ÖRNEK

KAYDEDİCİ

DEDEKTÖR

(36)

1.4.2. Türev Spektrofotometri

Spektrum, absorbans değerlerinin dalga boyuna karşı grafiği anlamına gelmektedir (Onur ve Yücesoy, 1983; Levillain ve Fompeydie,1986). O halde bir spektrumun belli noktasındaki eğimi için başlıca değişkenler, absorbans (A) ve dalga boyu (λ) değerleri olmaktadır. Bu değişkenler kullanılarak matematiksel olarak A=f(x) fonksiyonu yazılabilir. O halde A=f(x) fonksiyonun her bir noktasındaki teğetinin eğimi yani türev ifadesi dy/dx şeklinde ifade edilmektedir. Lambert-Beer kanununa göre A=ε.b.C eşitliğinin dalga boyuna göre birinci dereceden türevi matematiksel olarak:

dA/dλ = –C.b.dε/ dλ (1.dereceden türev eğrisi)

Eşitliğin 2. dereceden türev eğrisi :

d2A/dλ2 = –C2.b2.(dε/ dλ)2 – C.b.( d2ε/ dλ2)

Eşitliğin 3. dereceden türev eğrisi :

d3A/dλ3 = –C.b.(d3ε/ dλ3) + 3 C2.b2.(dε/ dλ)(d2ε/ dλ2) – C3.b3.(dε/ dλ)3 şeklinde ifade edilir.

İfade edildiği gibi türev eğrilerinin hazırlanması matematik işlemlerini gerektirmektedir. Bir spektrumun her bir noktasındaki türevinin hesapla bulunması ve sonra bunların grafiğe geçirilerek yeni türev eğrilerinin hazırlanması için bilgisayarlardan yararlanılır. Türev spektrumlarının kullanılmasına dayanan analiz yöntemine “Türev Spektrofotometri” adı verilir.

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :
Outline : TARTIŞMA KAYNAKLAR