• Sonuç bulunamadı

Yenidoğanlarda topuk kanı alma işleminde uygulanan oral glikoz ve ayak refleksolojisinin ağrı üzerine etkisinin değerlendirilmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "Yenidoğanlarda topuk kanı alma işleminde uygulanan oral glikoz ve ayak refleksolojisinin ağrı üzerine etkisinin değerlendirilmesi"

Copied!
88
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ PROGRAMI

YÜKSEKLİSANS TEZİ

YENİDOĞANLARDA TOPUK KANI ALMA İŞLEMİNDE UYGULANAN ORAL GLİKOZ VE AYAK

REFLEKSOLOJİSİNİN AĞRI ÜZERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Meryem ŞAFAK

TEMMUZ 2021 DENİZLİ

(2)

T.C

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

YENİDOĞANLARDA TOPUK KANI ALMA İŞLEMİNDE UYGULANAN ORAL GLİKOZ VE AYAK REFLEKSOLOJİSİNİN

AĞRI ÜZERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ PROGRAMI YÜKSEKLİSANS TEZİ

Meryem ŞAFAK

Tez Danışmanı: Doç. Dr. Bengü ÇETİNKAYA

Denizli, TEMMUZ 2021

(3)

Bu tezin tasarımı, hazırlanması, yürütülmesi, araştırmalarının yapılması ve bulgularının analizlerinde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini; bu çalışmanın doğrudan birincil ürünü olmayan bulguların, verilerin ve materyallerin bilimsel etiğe uygun olarak kaynak gösterildiğini ve alıntı yapılan çalışmalara atfedildiğini beyan ederim.

Öğrenci Adı Soyadı: Meryem ŞAFAK

İmza :

(4)

YENİDOĞANLARDA TOPUK KANI ALMA İŞLEMİNDE UYGULANAN ORAL GLİKOZ VE AYAK REFLEKSOLOJİSİNİN AĞRI ÜZERİNE ETKİSİNİN

DEĞERLENDİRİLMESİ

Meryem ŞAFAK

Yüksek Lisans Tezi, Hemşirelik Anabilim Dalı /Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Programı

Tez Yöneticisi: Doç. Dr. Bengü ÇETİNKAYA Temmuz 2021, 67 sayfa

Yenidoğanlarda ağrının kısa ve uzun dönem olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Yenidoğanların gelişiminin sürdürülebilmesi için ağrının azaltılması ya da önlenmesi önemlidir. Bu araştırmanın amacı; yenidoğanlarda topuk kanı alma işleminde uygulanan oral glikoz ve ayak refleksolojisinin etkinliğinin incelenmesidir.

Seri desen tipinde planlanan çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 21 (yirmi bir) term yenidoğan alınmıştır. İstanbul’daki bir hastanenin Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde (YYBÜ) gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında ‘‘Yenidoğanları Tanımlayıcı Bilgi Formu’’ ve ‘’Glikoz Uygulaması ve Refleksoloji Uygulaması İzlem Formu’’, ‘’Yenidoğan Ağrı ve Stres Değerlendirme Ölçeği (ALPS-Neo) ‘’ kullanılmıştır.

Verilerin analizi Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 25.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir.

Araştırmanın yürütülebilmesi için Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili hastaneden izin alınmıştır.

Glikoz uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre işlem sonrasında öncesine göre solunum sayısı ortalamalarında anlamlı farkla artış saptanırken, oksijen saturasyonu ortalamalarında sırası ve sonrasında öncesine göre anlamlı farkla düşme saptanmış, kalp atım hızları arasında istatistiksel anlamlı fark saptanmamıştır.

Refleksoloji uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre oksijen saturasyonu ortalamalarında anlamlı fark saptanmazken, işlem sonrasında öncesine göre solunum sayısı ve kalp atım hızı ortalamalarında anlamlı farkla artış bulunmuştur.

Yenidoğanlarda; ağrılı işlem zamanına göre glikoz ve refleksoloji uygulaması solunum sayıları, ağlama süreleri, oksijen saturasyonları arasında anlamlı bir fark saptanmazken, glikoz uygulanan yenidoğanların işlem öncesi kalp atım hızı ortalamaları refleksoloji uygulananlara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Glikoz ve refleskoloji uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem sonrası ALPS-Neo puan ortalamalarının işlem sırasına göre anlamlı derecede farkla azaldığı bulunmuştur. Glikoz ve refleksoloji uygulamasına göre ALPS-Neo puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmamıştır.

Her iki uygulama için bağımsız gözlemcilerin ALPS-Neo puanları arasındaki ilişki sınıf içi korelasyon katsayısı hesaplanarak incelendiğinde mükemmel düzeyde ve anlamlı derecede uyumlu bulunmuştur.

Araştırmaya göre glikoz ve refleksoloji uygulaması topuk kanı alınması ağrısını azaltmada etkili bulunmuştur.

Anahtar kelimeler: Ağrı, Refleksoloji, Glikoz, Yenidoğan

(5)

EVALUATION OF THE EFFECT OF ORAL GLUCOSE AND FOOT REFLEXOLOGY ON PAIN IN HEEL BLOOD COLLECTION PROCESS IN NEWBORN

ŞAFAK, Meryem

Master's Thesis, Department of Nursing / Child Health and Disease Nursing Program Thesis advisor: Assoc. Dr. Bengü ÇETİNKAYA

July 2021, 67 pages

Pain in newborns has short and long term negative effects. It is important to reduce or prevent pain in order to sustain the development of newborns. The aim of this study is to examine the effectiveness of oral glucose and foot reflexology applied in the heel prick blood sampling process in newborns.

Twenty-one (twenty-one) term newborns who met the inclusion criteria for the study planned in the serial design type were recruited. It was carried out in the Neonatal Intensive Care Unit (NICU) of a hospital in Istanbul. "Newborn Descriptive Information Form", "Glucose Administration and Reflexology Practice Follow-up Form", "Neonatal Pain and Stress Rating Scale (ALPS-Neo)" were used to collect data. Data analysis was performed using the Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 25.0 package program. Significance level was accepted as p<0.05. Permission was obtained from the Non-Interventional Research Ethics Committee, Istanbul Provincial Health Directorate and the relevant hospital to conduct the study.

While there was a significant increase in respiratory rate averages of newborns who were administered glucose compared to the painful procedure time after the procedure compared to before, a significant decrease was found in the oxygen saturation averages during and after the procedure compared to before, and there was no statistically significant difference between heart rates. While there was no significant difference in the oxygen saturation averages of the newborns who underwent reflexology according to the time of the painful procedure, there was a significant increase in the respiratory rate and heart rate averages after the procedure compared to before. In newborns; While there was no significant difference between glucose and reflexology application respiratory rates, crying times, oxygen saturation according to the painful procedure time, the mean heart rate of newborns who received glucose before the procedure was found to be significantly higher than those who received reflexology. It was found that the mean ALPS-Neo scores of newborns who underwent glucose and reflexology after the painful procedure decreased significantly, according to the order of the procedure. There was no significant difference between ALPS-Neo score averages according to glucose and reflexology application. When the relationship between the ALPS-Neo scores of the independent observers for both applications was analyzed by calculating the intraclass correlation coefficient, it was found to be excellent and significantly compatible.

According to the research, the application of glucose and reflexology was found to be effective in reducing the pain of heel prick blood sampling.

Keywords: Pain, Reflexology, Glucose, Newborn

(6)

TEŞEKKÜR

Yüksek lisans öğrenimim ve tez çalışmam süresince tecrübelerinden yararlandığım, kıymetli bilgi ve zamanını benden esirgemeyen, çok saygı duyduğum tez danışman hocam Sayın Doç. Dr. Bengü ÇETİNKAYA’ ya,

Tezimin istatistik analizlerinde her türlü desteği sağlayan değerli hocam Sayın Dr.

Öğr. Üyesi Hande ŞENOL’ a,

Tez çalışmamın verilerinin değerlendirilmesinde destek olan hocam Prof. Dr.

Türkan TURAN’ a,

Veri toplama sürecindeki destekleri için Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi ekibine ve tüm çalışma arkadaşlarıma,

Araştırmaya katılarak tezime katkıda bulunan tüm yenidoğan ve ailelerine, Beni bugünlere getiren, tüm hayatım boyunca her koşulda yanımda olan canım aileme, teşekkürlerimi sunarım.

(7)

İÇİNDEKİLER

Sayfa

ÖZET………...v

ABSTRACT……….…….vi

TEŞEKKÜR………...vii

İÇİNDEKİLER DİZİNİ……….……..…..….…viii

ŞEKİLLER DİZİNİ………..………xi

TABLOLAR DİZİNİ………..……….xii

SİMGE VE KISALTMALAR DİZİNİ……….……….….…xiv

1.GİRİŞ………..……….……..…..1

1.1 Amaç………..………....….……...….3

2. KURAMSAL BİLGİLER VE LİTERATÜR TARAMASI……..……….……...4

2.1. Yenidoğanda Ağrı Fizyolojisi………..…...4

2.2. Yenidoğanda Ağrıya Neden Olan Girişimler…...………..………...…...5

2.3. Yenidoğanın Ağrıya Yanıtı……..…………...………. ……….……...…...6

2.4. Ağrının Yenidoğan Üzerine Etkileri……….…………..………..………...7

2.5.Yenidoğanda Ağrı Kontrolü ve Hemşirelik Girişimleri………….…………..…...….8

2.6.Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavilerin Yenidoğanın Ağrı Kontrolünde Kullanılması………...……….………..…...10

2.7. Refleksoloji…….………..………..…...…….…..14

2.7.1. Refleksolojinin Yenidoğanda Kullanılması………..………...……14

2.8. Hipotez……….……..…...…..15

3. GEREÇ VE YÖNTEMLER………..……….………...….17

3.1. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi………..……...…17

3.2. Araştırmanın Tipi………..……...…...….…18

3.3. Araştırmanın Yapılacağı Bölge/ Yerin Tanıtılması………..…...…18

3.4. Araştırmanın Sınırlılıkları………...….….18

3.5. Araştırmanın Etik Yönü………..…………...…....18

3.6. Veri Toplama Araçları………...……..…...19

(8)

3.6.2. Glikoz Uygulaması ve Refleksoloji Uygulaması İzlem Formu….……..…...19

3.6.3. Yenidoğan Ağrı ve Stres Değerlendirme Ölçeği (ALPS- Neo)…...…….…...19

3.7. Verilerin Toplanması………..……...….20

3.8. Verilerin Değerlendirilmesinde Kullanılan İstatiksel Analizler.……….……...….22

3.9. Süre ve Olanaklar……….……….…...……..22

4. BULGULAR..………..…….…….24

4.1.Yenidoğanların Tanımlayıcı Özellikleri………..…...……24

4.2. Glikoz Uygulanan Yenidoğanların Ağrılı İşlem Zamanına Göre Yaşam Bulgularının Kaşılaştırılması………...………..………..…25

4.3. Glikoz Uygulanan Yenidoğanların Ağrılı İşlem Zamanına Göre ALPS-Neo Puanlarının Karşılaştırılması………...………..……27

4.4. Refleksoloji Uygulanan Yenidoğanların Ağrılı İşlem Zamanına Göre Yaşam Bulgularının Kaşılaştırılması ………..…...…28

4.5. Refleksoloji Uygulanan Yenidoğanların Ağrılı İşlem Zamanına Göre ALPS-Neo Puanlarının Karşılaştırılması ……….………...…...30

4.6. Yenidoğanların Glikoz ve Refleksoloji Uygulamasına Göre Yaşam Bulgularının Karşılaştırılması………...…………..31

4.7. Yenidoğanların Glikoz ve Refleksoloji Uygulamasına Göre Ağlama Süreleri………..………34

4.8. Yenidoğanların Glikoz ve Refleksoloji Uygulamasına Göre ALPS-Neo Puanları……….……..…..35

4.9. Yenidoğanların Glikoz ve Refleksoloji Uygulaması ALPS-Neo Puanları İçin Gözlemciler Arası Uyum………...…..37

5. TARTIŞMA………...……….………..….….38

5.1. Glikoz Uygulanan Yenidoğanların Ağrılı İşlem Zamanına Göre Yaşam Bulgularının İncelenmesi………...……...38

5.2. Glikoz Uygulanan Yenidoğanların Ağrılı İşlem Zamanına Göre ALPS-Neo Puanlarının İncelenmesi……….………...….……….42

5.3. Refleksoloji Uygulanan Yenidoğanların Ağrılı İşlem Zamanına Göre Yaşam Bulgularının İncelenmesi……….……….………...…….43

5.4. Refleksoloji Uygulanan Yenidoğanların Ağrılı İşlem Zamanına Göre ALPS-Neo Puanlarının İncelenmesi ………..…...……..44

(9)

İncelenmesi………..………....45

5.6. Yenidoğanların Glikoz ve Refleksoloji Uygulamasına Göre Ağlama Sürelerinin İncelenmesi………...……47

5.7. Yenidoğanların Glikoz ve Refleksoloji Uygulamasına Göre ALPS-Neo Puanlarının İncelenmesi………...48

5.8. Yenidoğanların Glikoz ve Refleksoloji Uygulaması ALPS-Neo Puanları İçin Gözlemciler Arası Uyumun İncelenmesi………..………49

6. SONUÇLAR………...…...…………..…..50

7. KAYNAKLAR………...………...………53

8. ÖZGEÇMİŞ………..………67 9. EKLER

EK- 1. Yenidoğanları Tanımlayıcı Bilgi Formu

EK- 2. Glikoz Uygulaması ve Refleksoloji Uygulaması İzlem Formu EK-3. Yenidoğan Ağrı ve Stres Değerlendirme Ölçeği (ALPS-Neo) EK- 4. Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu Onay Yazısı EK- 5. Aileler İçin Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Belgesi

EK-6.İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Hastane İzin Belgesi Ek-7.Refleksoloji Kursu Katılım Belgesi

Ek-8. ALPS-Neo Ölçek Kullanımı İçin İzin Belgesi

(10)

ŞEKİLLER DİZİNİ

Sayfa Şekil 3.1 Araştırmanın Zaman Çizelgesi.……….………….……23

(11)

TABLOLAR DİZİNİ

Sayfa

Tablo 3.1 Veri toplama süreci……….………...21 Tablo 4.1 Yenidoğanların tanımlayıcı özelliklerinin dağılımı………...25 Tablo 4.2 Glikoz uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre solunum sayılarının karşılaştırılması…….………26 Tablo 4.3 Glikoz uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre kalp atım hızlarının karşılaştırılması ……….…..26 Tablo 4.4 Glikoz uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre oksijen saturasyonlarının karşılaştırılması ………...………...27 Tablo 4.5 Glikoz uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre ALPS-Neo puanlarının karşılaştırılması………....28 Tablo 4.6 Refleksoloji uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre solunum sayılarının karşılaştırılması………...………..29 Tablo 4.7 Refleksoloji uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre kalp atım hızlarının karşılaştırılması………...………29 Tablo 4.8 Refleksoloji uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre oksijen saturasyonlarının karşılaştırılması………...………30 Tablo 4.9 Refleksoloji uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem zamanına göre ALPS- Neo puanlarının karşılaştırılması..………...………31 Tablo 4.10 Yenidoğanların glikoz ve refleksoloji uygulamasına göre solunum

sayılarının karşılaştırılması..………...………..……32 Tablo 4.11 Yenidoğanların glikoz ve refleksoloji uygulamasına göre kalp atım

hızlarının karşılaştırılması..………...………..…..…33 Tablo 4.12 Yenidoğanların glikoz ve refleksoloji uygulamasına göre oksijen

saturasyonlarının karşılaştırılması..………...….…..…..…34

(12)

sürelerinin karşılaştırılması..………..………...………..…..…34 Tablo 4.14 Yenidoğanların glikoz ve refleksoloji uygulamasına göre ALPS-Neo puanlarının karşılaştırılması..………...………..…..…36 Tablo 4.15 Yenidoğanların ALPS-Neo puanlarına göre sınıf içi korelasyon katsayıları ve güven aralıkları………..………..37

(13)

SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ

ALPS-Neo…………..Yenidoğan Ağrı Ve Stres Değerlendirme Ölçeği dk……….…Dakika

ICC………..Intraclass Correlation Coefficient KAH……….Kalp Atım Hızı

M.Ö.………....Milattan Önce ml……….Mililitre

NSAİİ………...Nonsteroid Antiinflamatuar İlaçlar NIPS………Neonatal Infant Pain Scale ROP……….Retinopathy Of Prematurity SpO2………...Oksijen Saturasyonu

SPSS………...Statistical Package for Social Science sn………. Saniye

YYBÜ………...Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi YKDÖ………...Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği

(14)

1. GİRİŞ

Preterm ve term yenidoğanların çeşitli tıbbi nedenlerle YYBÜ’ de(Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi) tedavi olmaları gerekmektedir(Gomes vd 2019). YYBÜ ortamı yenidoğanlar için ışık, ses, bakım uygulamaları gibi birçok çevresel stresör barındırır(Meeks vd 2012). Yenidoğanlar bu süreçte ağrı ve strese neden olan çok sayıda invaziv(Courtois vd 2016) ve noninvaziv(Çaka ve Gözen 2018) işleme maruz kalmaktadır(Simons vd 2003, Carbajal vd 2008). Topuk kanı alınması ağrılı bir invaziv girişimdir(Liaw vd 2012, Kumari vd 2017, Erkut ve Yıldız 2017, Huda vd 2018 Aydın ve İnal 2019, Yılmaz ve İnal 2020). Yapılan bir çalışmada yenidoğanlardan hastanede kaldıkları ilk iki haftada ortalama 16 kez topuk kanı alınmıştır ve bu uygulamanın %88,1’

i kan şekerini görüntülemek için uygulanmıştır(Courtois vd 2016).

Yenidoğanlardaki A delta, C lifleri ve omurilik yollarındaki miyelinasyon eksikliği yenidoğanların ağrıyı hissedecek olgunlukta olmadığı argümanını desteklemek için kullanılmıştır(Anand ve Hickey 1987, Hall ve Anand 2005). Yenidoğanların erişkin ve yaşça daha büyük çocuklara göre ağrıya daha duyarlı olduğu kanıtlandığından yenidoğanda ağrı yönetimi önemlidir(Anand ve Hickey 1987, Hall ve Anand 2005, Ecevit vd 2015).

Yenidoğanın sağlığının sürdürülebilmesi için gerekli olan bu ağrılı işlemler yenidoğanlarda büyüme ve gelişmede gerilik(Grunau vd 2009, Vinall vd 2012, Ranger vd 2013) ile ilişkilendirilmekte ve fizyolojik ve davranışsal değişikliklere yol açmaktadır(Badr vd 2010, Qiu vd 2017, Jin vd 2018, Gomes vd 2019).

Ağrı yönetiminde farmakolojik yöntemler altın standart olarak kabul edilmektedir ancak farmakolojik tedavilerin getirdiği olumsuz etkiler nedeniyle nonfarmakolojik yöntemler büyük önem arz etmektedir.(Erkut ve Yıldız 2017, Steinbauer vd 2020).

Yenidoğanlarda ağrının azaltılması ve olumsuz etkilerinin önlenmesi için farmakolojik(Hall 2012, Kaur vd 2019) ve nonfarmakolojik uygulamaların; tatlı solüsyonlar(Malngiang vd 2016, Matar vd 2016, Thakkar vd 2016, Ghoneim 2016, Vohra vd 2017, Suksumek vd 2017, Şener Taplak ve Erdem 2017, Kheır vd 2017, Collados Gómez vd 2018, Bembich vd 2018, Soltani vd 2018, Huda vd 2018, Kristoffersen vd 2018, Oh vd 2018, Stevens vd 2018, Khalid vd 2019, Hsieh vd 2019, İmani ve Moradi

(15)

2020, Kumar vd 2020), pozisyon verme(Candia vd 2014, Abusaad vd 2017, Kahraman vd 2018, Jabraeili vd 2018, Ribas vd 2019, Çağlayan ve Gözen 2021), kundaklama(Shu vd 2014, Erkut ve Yıldız 2017, Karimi vd 2018, Mohammed-Lecturer 2018, Ceylan 2018, Çaka ve Gözen 2018),sıcak uygulama(Zahed Pasha vd 2016, Karabıyık Oğurlu vd 2020), bireyselleştirilmiş gelişimsel bakım(Catelin vd 2005, Taheri vd 2017, Chuang vd 2019), stimulasyonların azaltılması(Alemdar ve Özdemir 2017), sallama(Campos 1994), anne sütü(Malngiang vd 2016, Şener Taplak ve Erdem 2017, Vohra vd 2017, Collados Gómez vd 2018, Hsieh vd 2019, Kumar vd 2020), emzirme(Fallah vd 2017, Kheır vd 2017, Bembich vd 2018, Soltani vd 2018, Aydın ve İnal 2019, Cirik ve Efe 2020) hemşirelerin eğitilmesi(Mohammed vd 2019, Khalil vd 2019), anne sütü kokusu(Rad vd 2021), mekanik titreşim uygulanması(McGinnis vd 2016), ağrıyı azlatan robot kullanılması(Williams vd 2019), besleyici olmayan emme(Liaw vd 2012) etkinliğinin kanıtlandığı çalışmalar vardır.

Nonfarmakolojik yöntemler içinde tamamlayıcı alternatif tedavilerin;

akupunktur(Landgren vd 2010, Rait vd 2015, Chen vd 2017, Özkan vd 2019, Oğul ve Kurt 2021), antropozofi(Ranger vd 2018), aromaterapi(Çetinkaya ve Başbakkal 2012, Jabreili vd 2015, Akcan ve Polat 2016, Behestipoor vd 2017, Salehipoor vd 2019, Razaghi vd 2020, Alemdar ve Tüfekçi 2020), müzik(Shabani vd 2016, Rossi vd 2018, Tang vd 2018, But ve Kisilevski 2000, Barandouzi vd 2020), terapötik dokunma (Johnston vd 2003, de Sousa Fireire vd 2008, Cong vd 2011, Gitto vd 2012, Liaw vd 2012, Nanavati vd 2013, Mir vd 2018, Dehghani vd 2019, Hatfield vd 2019, Campbell- Yeo vd 2019, Nimbalkar vd 2020), masaj(Abdallah vd 2013, Mirzarahimi vd 2013, Ibrahim vd 2016, Chik vd 2017, Nahidi vd 2017, Zargham-Boroujeni vd 2017, Ibrahim vd 2018, Roshanray vd 2020, Al Qahtani vd 2020), fitoterapinin(Savino vd 2015, Mohammed vd 2019) önemi artmaktadır.

Refleksoloji organların yansıması olduğu düşünülen el ayak ve dış kulakta yer alan refleks noktalarına vücudun refleks haritasına göre alternatif basınç uygulanarak yapılan güvenli, doğal, non invaziv, yenidoğanda ağrının azaltılmasında etkinliği kanıtlanan bir diğer tamamlayıcı alternatif tedavi yöntemidir(Wilhelm 2003, Samadi vd 2014, Hart 2015, Yılmaz 2018, Ortakaş 2019, Sajadi vd 2019, Deniz 2019, WEB_2).

Oral sükroz/glikoz uygulaması en son yayınlanan Cochrane derlemesinde topuk kanı alınması uygulamalarında prosedürel ağrının azaltılmasında etkili bulunmuştur(Stevens vd 2016).

Yenidoğanlarda ağrı büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkilediğinden dolayı ağrıyı azaltmak için nonfarmakolojik yöntemlerin kanıt temelli desteklenmesi ve kanıt düzeyinin artırılması hemşirelere güvenli, maliyetsiz, kolay ulaşılabilir, bağımsız uygulayabileceği

(16)

etkili seçenekler sunması açısından önemlidir. (Grunau vd 2009, Vinall vd 2012, Ranger vd 2013).

Literatür incelendiğinde, yenidoğanda ayak refleksolojisi ile oral glikoz uygulamasının ağrı üzerindeki etkinliğini karşılaştıran çalışma olmadığı görülmüştür. Bu araştırma ayak refleksolojisi ile oral glikoz uygulamasının ağrrı üzerindeki etkinliğini karşılaştıran ilk çalışma olması yönüyle önemlidir.

1.1 Amaç

Bu araştırmanın amacı; yenidoğanlarda topuk kanı alma işleminde uygulanan oral glikoz ve ayak refleksolojisinin ağrı üzerine etkisinin değerlendirilmesidir.

(17)

2. KURAMSAL BİLGİLER VE LİTERATÜR TARAMASI

2.1. Yenidoğanda Ağrı Fizyolojisi

Ağrı özelleşmiş reseptörler olan nosiseptörler aracılığıyla algılanır (Yağcı ve Saygın 2019). İntravenöz yanık oluşumu, venöz kan alma gibi deri bütünlüğünü bozan yaralanmalardan kaynaklı bradikinin, kalsiyum, potasyum, P maddesi, prostaglandinler gibi biyokimyasalların salgılanmasıyla A delta ve C afferent liflerin nosiseptörleri harekete geçer (Hall ve Anand 2005).

Yenidoğanlarda A delta, C lifleri ve omurilik yollarındaki miyelinasyon eksikliği preterm ya da term yenidoğanların ağrı hissedecek olgunlukta olmadığı argümanını desteklemek için kullanılmış olsa da eksik miyelinasyon sadece yenidoğan sinirlerinde ve merkezi sinir sistemi yollarında daha yavaş bir iletim hızı anlamına gelir(Anand ve Hickey 1987, Hall ve Anand 2005). Yetişkinlerde bile çoğu ağrı uyaranı miyelinsiz C lifleri ile yavaş da olsa taşınır (Hall ve Anand 2005).

Periferik sinir sisteminin anatomik yolları konsepsiyondan 20 hafta sonra işlevsel hale gelmektedir. Periferik nosiseptörler sayı ve tür açısından yaklaşık 20 ile 24 haftalık gebelik yaşına geldiğinde yetişkinlerdeki sayıya ulaştığından cilt alanı başına düşen yoğunluğun daha fazla olması sebebiyle yetişkinler ve daha büyük çocuklara göre yenidoğanların ağrıya karşı daha duyarlı olmasıyla ilişkilendirilmiştir(Hall ve Anand 2005, Ecevit vd 2015). Periferik nösiseptörler ince miyelinli A delta ve miyelinsiz C liflerinden oluşan periferik sinir lifleri ile gelişimini sürdürmekte olan omurilik dorsal boynuzuna bağlanır(Anand ve Hickey 1987, Hall ve Anand 2005). Ciltteki duyu reseptörleri ile başlayan yolculuk beyinde kortekse ulaşır. Gebeliğin 2. trimesterı itibariyle fetüs ağrıyı hisseder (Ecevit vd 2015).

Ağrının algılanmasında transdüksiyon, iletim, modülasyon, persepsiyon süreçleri birbiriyle etkileşimli ve eş zamanlı olarak gerçekleşir. Lokal periferik sinir sistemi süreçleri veya transdüksiyon, noksiyus uyaranlar, periferdeki birincil afferent nöronların duyusal

(18)

uçları olan nosiseptörlerde nöronal aksiyon potansiyeline çevrildiğinde meydana gelmiş olur. İletim ve modülasyon olarak adlandırılan omurilik işleme süreci, aksiyon potansiyellerinin duyusal sinir sistemi boyunca transdüksiyon bölgesinden omuriliğe ve ardından merkezi olarak beyne giden (ascending) çıkan yollarda yükselmesini, noksiyus uyaranların sinaptik iletimi üzerinde önleyici etkiler uygulayan inen (descending) yolların aktivasyonunu içerir. Beyindeki noksiyus uyaranları tanıma, tanımlama ve bunlara yanıt vermeyi içeren nöral işlemenin sonucu olarak ağrının supraspinal işlenmesi ve bütünleşmesi veya ağrı algısı oluşur (Hatfield 2014).

2.2. Yenidoğanda Ağrıya Neden Olan Girişimler

Yenidoğanlar hastanede bulundukları süre içinde çok sayıda ağrılı işleme maruz kalırlar (Taddio vd 1995, Carbajal vd 2008, Cardoso vd 2017). Her yenidoğandan hastaneye yatışının ilk iki haftasında ortalama 16 kez topuk kanı alınır (Courtois vd 2016). Diğer girişimler nazal aspirasyon, trakeal aspirasyon, yapıştırılan flasterlerin çıkarılması, venöz kan alma, intravenöz kanül yerleştirilmesi, parmaktan kan alma, göğüs fizyoterapisi, diğer fizyoterapi çeşitleri, intravenöz kanülün çıkarılması işlemi, yara tedavisi, göğüs tüpü yerleştirilmesi, göğüs tüpü ile drenaj yapılması, subkutan enjeksiyon, lomber ponksiyon, mesaneye basınç uygulanması, periferik santral kateter yerleştirilmesi gibi işlemleri kapsar(Carbajal vd 2008). Daha ayrıntılı incelendiğinde yenidoğanın fizik muayenenesi, burundan kültür alınması (Porter vd 1999), prematüre retinopatisi göz muayenesi (Chuang vd 2019), sünnet (Taddio vd 1997) nazofarengeal tüp yerleştirilmesi, nazal oksijen kanülü yerleştirilmesi, intramüsküler enjeksiyon, santral arter kateteri yerleştirilmesi ve çıkarılması, transkutanöz oksijen basıncı etiketinin çıkarılması, idrar örneği alınması, entübasyon ve ekstübasyon, nazogastrik tüp yerleştirilmesi ve çıkarılması, nazofarengeal tüp yerleştirilmesi, nazofarengeal tüp aspirasyonu, santral kateter etiketlerinin değiştirilmesi, umblikal kateter takılması ve çıkarılması, lavman uygulaması, röntgen çekilmesi, periferik arter kateteri yerleştirilmesi ve çıkarılması, bez değişimi, katater yerleştirilmesi gibi başarısız gerçekleşen ağrılı girişimlerin tekrarlanması, banyo yaptırılması da ağrılı girişimler kapsamında(Çaka ve Gözen 2018) sayılabilir (Simons vd 2003).

Gestasyon yaşı 25 ile 42 hafta arasındaki 151 yenidoğanla yapılan bir çalışmada bez değişimi en düşük ağrılı işlemken entübasyon işlemi en fazla ağrıyı oluşturmuştur.

Solunum desteği alan yenidoğanlar almayanlara göre daha sık ağrılı işlemlere maruz kalırken, hemşireler doktorlara göre işlemleri daha ağrılı puanlandırmış, bez değişimi, ultrason, nazal kanül yerleştirilmesi, röntgen çekilmesi, nazogastrik tüp çıkarılması

(19)

dışındaki işlemler ekstra analjezik uygulanmasına gidilen orta derecede ağrılı işlemler sınıflamasına girmiştir (Simons vd 2003). Fransa’ da 562 yenidoğanla yapılan çalışmada prosedürel ağrı öncesinde analjezik tedavinin uygulanmadığı durumlar kadın cinsiyet, term doğum, hastalığın cinsiyeti, hastalığın şiddetli olması, trakeal ve non invaziv ventilasyon, ebeveynin olmayışı, klinik risk puanlamasının yüksek olması, sürekli sedasyon/analjezi kullanımı olarak belirtilmiştir (Courtois vd 2016). Otomatik lanset manuel lansete göre daha az ağrı oluştururken (Hwang ve Seol 2015), açık ve kapalı aspirasyon sistemleri arasında fark bulunmamıştır (Cardoso vd 2017).

2.3.Yenidoğanın Ağrıya Yanıtı

Yenidoğanlar ağrıya fizyolojik (vital bulgular) ve davranışsal yollarla yanıt verirler (Johnston vd 1993, Hummel vd 2008, Stevens vd 2014, Gomes vd 2019). Gestasyon haftası çok daha küçük olan yenidoğanlar büyük olanlara kıyasla ağrıyı davranışsal olarak değil fizyolojik ağrı belirteçleri üzerinden yansıtırlar(Badr vd 2010). Ağrılı işlemler yenidoğanda strese neden olur (Taheri vd 2017, Chuang vd 2019).Yenidoğanlar venöz kan alma sırasında incelendiğinde en sık verilen yanıtlar kasılmış yüz ifadesi, taşikardi, hiposaturayon, eller ve bacaklarda fleksiyon veya ekstansiyon, homurtu şeklinde ağlama olarak gösterilmiştir. Ayrıca yenidoğanlar ağrıya kalp atım hızındaki artış/değişim (Badr vd 2010, Stevens vd 2014), oksijen saturasyonundaki düşüş, gözleri kısma, alın kırıştırma, burun kanatlarında genişleme(Badr vd 2010), kaşları çatma, nazolabial oluk oluşumu (Stevens vd 2014) davranış/durum, solunum hızı, kan basıncı üzerinden (Hummel vd 2008), yanıt verir (Badr vd 2010). Nonfarmakolojik girişim uygulanan bebeklerin fizyolojik ve davranışsal ağrı belirtileri daha az gözlenmiş, bebeklerde daha az ağlama, homurdanma, şiddetli ağlama, hiposaturasyon, rahatsız bilinç durumu, rahatsız nefes alma saptanmış, bebeklerin yarısından daha fazlası ağlamazken (Gomes vd 2019) yenidoğanların işlem öncesi ve toparlanma fazında işlem anına göre ağlama süresi daha kısa bulunmuştur (Williams vd 2019). Ağrı deneyiminin ağrı düzeyini artırdığı (Taddio vd 1997), erkek ve kız bebekler arasında ağrı düzeyi, ağlama süresi ve belirtiler yönünden fark bulunmamıştır (Fuller 2002). İşlemlerde kullanılan iğnenin büyüklüğü arttıkça ağrı skoru ve kalp atım hızındaki değişikliğin arttığı bulunmuştur (Badr vd 2010).

Ağrının ifade ediliş şeklinin gelişimsel dönemler açısından incelendiğinde prematüre yenidoğanların kendilerinden daha büyük yenidoğanlardan farklı olduğu, full term yenidoğanların da diğer yenidoğanlardan farklı olduğu bulunmuştur. 32 ve 34 gestasyon haftası aralığındaki prematüre yenidoğanların daha yüksek perdeli çığlıklar ve daha fazla

(20)

yatay ağız gerginliği tespit edilirken, full term yenidoğanlarda ise daha gergin dil tespit edilmiştir (Johnston vd 1993).

2.4.Ağrının Yenidoğan Üzerine Etkileri

Ağrının etkileri kasılmış yüz, şiddetli ağlama, homurdanmalar, kollar ve bacaklarda fleksiyon ya da ekstansiyon, taşikardi, hiposatürasyon (Gomes vd 2019), yüz buruşturma, huzursuzluk (Williams vd 2009), nazolabial çizginin belirginleşmesi, gözleri kısma ve kaşları çatmada önemli değişiklikler (Badr vd 2010), ß endorfin seviyesinde artma (Qiu vd 2017), kortizol seviyesinde artma (Jin vd 2018), büyüme ve gelişmede gerilik (Grunau vd 2009, Vinall vd 2012, Ranger vd 2013) olarak bulunmuştur.

Kohort tipi bir çalışmada 8. ve 18. ayda 211 bebek incelendiğinde düşük mental ve motor gelişim ile ağrılı işlem sayısı ve ventilasyon desteği aldığı gün sayısının artması arasında anlamlı negatif, gestasyon haftası küçülmesi ile pozitif yönde anlamlı korelasyon ilişkisi bulunmuş, düşük ebeveyn stresinin ağrının bilişsel etkilerini hafiflettiği görülmüştür (Grunau vd 2009). Amerikan Pediatri Akademisi, çok düşük doğum ağırlıklı ve preterm doğan bebekleri okul öncesinden erişkinliğe kadar yaşam kalitesi açısından değerlendirdiğinde yaşla beraber küçük doğmanın etkilerinin azaldığını, diğer disiplinlerden(fizyoterapist vd.) destek alınarak yaşam kalitesinin artırılması yönünde çözüm sunmuştur (Zwicker ve Harris 2008). Preterm yenidoğanlarda ağrılı işlem sayısının artmasıyla azalmış beyaz madde ve subkortikal gri madde olgunlaşması (Brummelte vd 2012), baş ve vücut ağırlığı gelişiminde azalma, ilişkili bulunurken (Vinall vd 2012), postnatal gün sayısının artması ve gestasyon haftasının azalması ile beyindeki hemodinamik aktivitenin arttığı yönünde anlamlı korelasyon ilişkisi bulunmuştur (Bartocci vd 2006). Preterm yenidoğanlar 7 yaşına geldiğinde prental ve parietal korteks kalınlığı anlamlı derecede daha ince bulunmuştur (Ranger vd 2013). Yine kohort tipi çalışmada genç yetişkinlik dönemi özellikleri açısından çok düşük doğum ağırlıklı yenidoğanlar ile normal ağırlıkta doğanlar karşılaştırıldığında zeka düzeyi, akademik başarı, kronik hastalıklar açısından küçük doğanlar dezavantajlı bulunmuş, küçüklerin alkol kullanım oranı ve küçük doğan erkeklerin koleje kaydolma oranları daha az bildirilmiştir (Hack vd 2002). Yenidoğanlarda ağrıya bağlı kullanılan farmakolojik ağrı kesicilerin düzeltilmiş 2.

yaşta el göz koordinasyonunda gerilik (Ancora vd 2017), diğer bir çalışmada ise her 100mg/kg’lık opioid maruziyetindeki artış okul öncesi dönemde yüksek risk otizm spektrum özellikleri ve içe dönüklük davranışıyla arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (Steinbauer vd 2020). Yenidoğanın ağrıya verdikleri kısa dönem yanıtta ağrılı işlem geçmişi olan yenidoğanların olmayanlara göre davranışsal ağrı yanıtı daha düşük,

(21)

fizyolojik parametrelerdeki değişim abartılı bulunurken (Donia ve Tolba 2016), bir diğer çalışmada ağrı deneyimi fazla olanların ağrı skoru daha yüksek, ağlama süresi daha uzun, oksijen saturasyonu daha düşük bulunmuştur (Gokulu vd 2016). Oral dekstroz (Jin vd 2018), bireyselleştirilmiş gelişimsel bakım (Kleberg vd 2008) verilen bebeklerin ağrılı işlem sonrası kortizol seviyesi daha düşük bulunduğu çalışmalar vardır. Erkek cinsiyetteki yenidoğanların daha yüksek düzeyde ağrı deneyimi ile ilişkilendirildiği çalışmalar vardır (Bartocci vd 2006, Aryaie vd 2017, Perrone vd 2017). Nonfarmakolojik girişimlerin kombinasyon şeklinde uygulanması oluşan ağrıyı kısa dönemde azaltır (Qiu vd 2017, Rioualen vd 2018).

2.5.Yenidoğanda Ağrı Kontrolü ve Hemşirelik Girişimleri

Preterm yenidoğanlara noninvaziv bakım öncesi yuva ile verilen prone, supine, lateral pozisyonun bakımdan 5 dakika sonrasında şiddetli ağrıyı önlediği bulunmuştur (Abusaad vd 2017). Preterm yenidoğanların ROP (Retinopathy of prematurity) muayenesi ağrısında ve vital bulgularında bireyselleştirilmiş gelişimsel bakım fark yaratmazken, işlem sonrası tükürük kortizol seviyesini düşürmüş ve daha hızlı toparlanmalarını sağlamıştır (Kleberg vd 2008). ROP muayenesinde standart bakıma göre gelişimsel bakımın ağrı ve muayene stresini azaltmada etkili olduğu, vital bulguların toparlanma süresini kısalttığını destekleyen çalışmalar vardır (Chuang vd 2019).

Noninvaziv bakım yapılırken gelişimsel bakım alanlarda akut ağrı ve bebekteki kronik ağrı düzeyi daha düşük, hipoksik olay oranı sayısı daha az, oksijen saturasyonunun ulaştığı minimum değer daha yüksek yüzdelerde bulunmuştur (Sizun vd 2002).

Gelişimsel bakımın noninvaziv bakım sırasında preterm ve term yenidoğanların ağrı seviyesini ve kalp atım hızını anlamlı derecede azalttığı, öncesinde beyin oksijenasyonunu artırdığı bulunmuştur (Catelin vd 2005). Pretermlerin gelişimsel bakım aldığında invaziv işlemlerdeki prosedürel ağrı, stres ve rahatsızlık seviyesinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulunduğu ama vital bulgularında anlamlı fark olmayan çalışmalar da vardır (Taheri vd 2017). Kundaklama yöntemi ile banyonun yenidoğanlarda prosedürel ağrıyı (Erkut ve Yıldız 2017, Karimi vd 2018, Mohammed- Lecturer 2018) ve banyo sırasındaki ağrı ve stresi diğer yıkama tekniklerine göre azalttığı (Ceylan 2018, Çaka ve Gözen 2018) bulunurken, bazı çalışmalarda ağrıyı azaltmada etkili olmadığı bulunmuştur (Dolgun ve Bozlak 2017). Preterm ve term yenidoğanların dahil edildiği bir çalışmada ağrıyı azaltmada topuğun ısıtılması kundaklamadan daha etkili bulunmuştur (Shu vd 2014). Kanguru bakımının kundaklamadan daha etkili olduğu

(22)

çalışmalar vardır (Murmu vd 2017). Kundaklamanın tutma ve emzirme ile uygulanması ağrıyı azaltmada etkili bulunmuştur (Yılmaz ve İnal 2020).

Küvöz içinde hamak pozisyonu verilmesi (Ribas vd 2019), prone pozisyonu (Kahraman vd 2018, Çağlayan ve Gözen 2021) ve cenin pozisyonunun (Mohammed- Lecturer 2018, Jabraeili vd 2018) ağrıyı azaltmada etkili olduğu bulunmuştur. Prone pozisyonu stresi azaltmada etkili bulunmuştur (Cândia vd 2014, Kahraman vd 2018).

Ağrıyı azaltmada sallama veya emzik girişimleri ağlamayı süresini kısaltarak etkili olurken (Campos 1994), sallamayla sükrozun kombine kullanımı (Johnston vd 1997) davranışsal ağrı belirtilerini azaltmada etkili bulunmuştur.

Hemşirelerin nonfarmakolojik ağrı kesici yöntemler hakkındaki bilgi düzeyi ve pratiklerinin artırılıp, YYBÜ deneyimi olan hemşireler tarafından uygulamaların yapılması sağlandığında yenidoğanların ağrısının kontrol altına alınabileceğini gösteren çalışmalar vardır (Mohamed vd 2019, Khalil vd 2019).

Preterm yenidoğanlardan kan alınması sonrasında gözlerin kapatılarak stimulasyonların azaltılması ve intrauterin ortam sesleri dinletilmesi ağrıyı azaltırken gözlerin kapatılması daha etkili bulunmuştur (Alemdar ve Özdemir 2017).

Prosedürel ağrıya oral sükroz/glikoz uygulamasının etkisinin incelendiği örneklemi yenidoğanlardan oluşan çalışmalar incelendiğinde oral tatlı solüsyon (glikoz/sükroz) verilmesinin etkili olduğu (Ghoneim 2016, Matar vd 2016, Thakkar vd 2016, Malngiang vd 2016, Şener Taplak ve Erdem 2017, Vohra vd 2017, Kheır vd 2017, Suksumek vd 2017, Collados Gómez vd 2018, Bembich vd 2018, Soltani vd 2018, Huda vd 2018, Stevens vd 2018, Kristoffersen vd 2018, Oh vd 2018, Khalid vd 2019, Hsieh vd 2019, Kumar vd 2020, İmani ve Moradi 2020) ve olmadığı (Cook vd 2017, Dolgun ve Bozlak 2017 Oh vd 2018) çalışmalar vardır. Finlandiya’ da yapılan bir çalışmada, sükrozun nonfarmakolojik ağrıyı azaltmada YYBÜ’ de aileler tarafından öncelikli kullanılmadığı bulunmuştur (Pölkki vd 2018). Sükroz bazı çalışmalarda kanguru bakımından daha üstün bulunurken (Ghoneim 2016), bazılarında daha az etkilidir (Sen ve Manav 2020). Yedi randomize kontrollü çalışmanın incelendiği 599 bebeği içeren meta analizde sükroz ve besleyici olamayan emmenin kombine kullanılması ağrı ve ağlama süresinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir (Thakkar vd 2016, Liu vd 2017). Sükroz ve glikoz arasında ağrıyı azaltmada fark bulunmamıştır (Kumari vd 2017). Sükrozun yüksek hacimde kullanılmasının işlem sırasındaki ağrıyı azaltmada daha etkili bulunduğu (Kristoffersen vd 2018) ve etkili bulunmadığı çalışmalar (Tanyeri Bayraktar vd 2019) vardır. İşlem sonrasındaki ağrıyı azaltmada farklı hacimlerde sükroz kulanılmasının etkiyi değiştirmediğini kanıtlayan çalışmalar vardır (Kristoffersen vd 2018, Stevens vd 2018, İmani ve Maradi 2020). Cochrane derlemesinde sükrozun aşılama, venöz kan alma,

(23)

topuk kanı alınması uygulamalarında prosedürel ağrıyı azaltmada etkili olduğu bildirilmiştir (Stevens vd 2016).

Anne sütü (Malngiang vd 2016, Şener Taplak ve Erdem 2017, Vohra vd 2017, Collados Gómez vd 2018, Hsieh vd 2019, Kumar vd 2020) ve emzirme(Fallah vd 2017, Kheır vd 2017, Bembich vd 2018, Soltani vd 2018, Aydın ve İnal 2019, Cirik ve Efe 2020) prosedürel ağrıyı azaltmada etkili bulunurken, bazı çalışmalarda etkili olmadığı (Dolgun ve Bozlak 2017) bulunmuştur. Preterm yenidoğanlarda yapılan bir çalışmada bebeğin kendi anne sütünün kokusu kullanıldığında ağrı azalmıştır (Rad vd 2021). Cochrane derlemesine göre anne sütü ve emzirme ulaşılabildiğinde pozisyon vermekten daha etkili bulunurken, sükroz/glikoz uygulanması emzirme kadar etkili bulunmuştur (Shah vd 2012).

Topuğa sıcak uygulama yapılmasının ağrıyı azalttığı (Zahed Pasha vd 2016, Karabıyık Oğurlu vd 2020) ve azaltmadığı (Aydın ve İnal 2019) çalışmalar vardır.

Kan alınacak bacağa vibratörle titreşim uygulaması (McGinnis vd 2016), yenidoğanın ağrısını azaltmak için tasarlanan robot kullanılarak (Williams vd 2019) ağrının azaldığı kanıtlanan çalışmalar vardır.

Yenidoğanın prosedürel ağrısını azaltmada lokal anestezinin etkinliğinin kanıtlandığı çalışmalar (Kaur vd 2019) olsa da Cochrane derlemesinde tavsiye niteliği oluşturacak yeterli sayıda kanıt olmadığından yeni çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir (Foster vd 2017). Hall (2012) derlemesinde oluşturduğu görsel şekilde akut ağrıyı yönetmede kullanılan farmakolojik tedavileri sıraladığında; topikal anestezi krem veya jel olarak lidokain, prilokain, lipozomal lidokain, amethokain, tetrakain, asetominofen veya NSAİİ (nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar) olarak asetominofen propasetamol, yavaş infüzyon ve opiyat infüzyonu olarak fentanil, morfin, alfentanil, remifentanil, lokal anestezik olarak lidokain, bupivakain, ropivakain, derin sedasyon veya genel anestestezi sağlamada fentanil, morfin, ketamin, alfentanil, anestezik ya da sedatifler olarak bildirilmiştir.

Elle cenin pozisyonu verilmesi ağlama süresini kısaltarak ağrıyı azaltmıştır (Oktaviani vd 2018).

2.6.Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavilerin Yenidoğanın Ağrı Kontrolünde Kullanılması

Yenidoğanın yoksunluk sendromunda lazer akupunktur ağrı kesici kullanım süresini kısalttığından etkili olmuştur (Raith vd 2015). Sükroz ağrıyı azaltmada lazer akupunkturdan daha etkili bulunmuştur (Abbasoglu vd 2015). Akupunktur kolik ağrısı

(24)

olan yenidoğan ve süt çocuklarının ağlama süresini azaltmada etkili (Landgren vd 2010), manyetik bant akupunkturu ağrıyı azaltmada etkili bulunmuştur (Chen vd 2017).

Yenidoğan ve süt çocuklarında kronik ajitasyonun çözümünde etkili bulunmuştur (Gentry vd 2012). Akupunkturun ağrıyı azaltmada etkili olduğu (Özkan vd 2019, Oğul ve Kurt 2021) ve olmadığı (Mitchell vd 2016) çalışmalar vardır.

Antropozofik tıpta kullanılan pentatonik arp müziğin yenidoğan ve anne üzerine etkileri araştırıldığında parasempatik ton olarak yorumlanan kalp atım hızındaki anlamlı değişiklikler yenidoğanın ağrı ve stresini azaltmayla ilişkilendirilmiştir (Ranger vd 2018).

Aromaterapinin ağrıyı azaltmada etkili olduğu çalışmalar bulunmuştur (Çetinkaya ve Başbakkal 2012, Jebreili vd 2015, Akcan ve Polat 2016, Behestipoor vd 2017, Salehipoor vd 2019, Razaghi vd 2020, Alemdar ve Tüfekçi 2020).

Müzik dinletilmesinin ağrıyı azaltmada etkili olduğu (Butt ve Kisilevsky 2000, Shabani vd 2016, Rossi vd 2018, Tang vd 2018, Barandouzi vd 2020) ve olmadığı (Ullsten vd 2017), sükroz/glikozun müzikten daha etkili olduğu çalışmalar bulunmuştur (Melo ve Cardoso 2017, Tekgündüz vd 2019). Müziğin diğer nonfarmakolojik yöntemlerle kombine kullanıldığında da etkili olduğu kanıtlanan çalışmalar vardır (Qiu vd 2017, Uematsu ve Sobue 2019, Barandouzi vd 2020). Besleyici olmayan emme beraberinde ninni(Uematsu ve Sobue 2019), ninni (Ullsten vd 2017), klasik müzik (Rossi vd 2018), intrauterin ses (Rossi vd 2018), kalp atımı sesi (Rossi vd 2018), anne sesi (Shabani vd 2016) vital bulguları olumlu etkilemiştir. Anne sesi (Azarmnejad vd 2015, Kahraman vd 2020), kulaklıkla çevresel gürültünün azaltılması(Kahraman vd 2020) ve beyaz gürültünün (Kahraman vd 2020) ağrıyı azalttığı bulunmuştur. Yapılan bir derlemede sağlık alanındaki çalışmalarda en çok önerilen müzik türü New Age tarzı müzik olarak bulunmuştur (Ciğerci vd 2019).

Terapötik dokunma ağrıyı azaltmada etkili bulunmuştur (Johnston vd 2003, de Sousa Fireire vd 2008, Cong vd 2011, Gitto vd 2012, Liaw vd 2012, Nanavati vd 2013, Mir vd 2018, Dehghani vd 2019, Hatfield vd 2019, Campbell-Yeo vd 2019, Nimbalkar vd 2020). Terapötik dokunma vital bulguları olumlu etkilemiştir (Liaw vd 2012, Oktaviani vd 2018, Efendi vd 2018). Terapötik dokunmanın diğer yönlemlerle kombine kullanılmasının ağrıyı azaltmada ilave faydası bulunan (Okan vd 2010) ve bulunmayan (Campbell-Yeo vd 2019) çalışmalar bulunmuştur. Terapötik dokunma ağlama süresini azaltmada da etkilidir (Okan vd 2010, Oktaviani vd 2018).

Masajın ağrıyı azaltmada etkili olduğu bazı çalışmalar (Abdallah vd 2013, Mirzarahimi vd 2013, Ibrahim vd 2016, Chik vd 2017, Nahidi vd 2017, Zargham-Boroujeni vd 2017,Ibrahim vd 2018,Roshanray vd 2020, Al Qahtani vd 2020) ve etkili olmadığı bir pilot çalışma (Livingston vd 2009) bulunmuştur. Masaj diğer nonfarmakolojik uygulamalarla kombine kullanıldığında da ağrıyı azaltmada etkilidir (Kaya ve Karakoç

(25)

2018, Maziyah vd 2018). Masaj vital bulguları olumlu etkilemiştir (Diego vd 2009, Elsagh vd 2019, Rashanray vd 2020). Ayrıca masaj ağlama süresini de kısaltmıştır (Nahidi vd 2017, Baniasadi vd 2019, Rashanray vd 2020).

Fitoterapi de yenidoğan ve süt çocuklarında ağrıyı azaltmada etkilidir (Savino vd 2015, Mohammadi vd 2019).

2.7. Refleksoloji

Refleksoloji, etkinliği dünya çapında çeşitli ulusal sağlık kurumları ve genel olarak halk tarafından tanınarak bütüncül sağlık alanında ayrı bir tamamlayıcı uygulama olarak kabul edilmiştir (WEB_2).

Refleksoloji, organların yansıması olduğu düşünülen el ayak ve dış kulakta yer alan refleks noktalarına vücudun refleks haritasına göre alternatif basınç uygulanarak yapılan güvenli, doğal, non invaziv tamamlayıcı alternatif tedavi yöntemidir (Wilhelm 2003, Hart 2015, WEB_2). Vücudun en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olan sinir yollarına baskı uygulamak için benzersiz manuel teknikler kullanır, rastgele ovmaktan farklı bir niteliğe sahip özel bir masaj uygulamasıdır (Wilhelm 2003, WEB_2).

Tam olarak uygulanmaya başlanma tarihi bilinmesede Çin ve Hindistan’ da 5000 yıl önce uygulanmaya başlandığı tahmin edilmektedir(Wilhelm 2003, Blunt 2006).

Refleksolojinin uygulandığına dair ilk kanıt, M.Ö. (milattan önce) 2330 Mısır Saggara’

daki hekiminin mezarından çıkarılan piktografta iki kişinin ayağına diğer iki kişinin ayak masajı uyguladığı şeklinde resmedilmiş ve hiyeroglif yazısında uygulanan kişi ‘’Canımı yakma’’ derken uygulayıcı ‘’Sana öyle davranacağım ki bana şükredeceksin’’ demiştir (Wilhelm 2003, Vennels 2004, Soutar 2016). 20. yüzyılın başlarında ise Amerikalı kulak burun boğaz cerrahı William Fitzgerald vücudu baştan başlayıp ayak altından ilerleyerek vücudun arkasından devam ederek başta sonlanan uzunlamasına çizgiler şeklinde 10 eşit kuşak/bölgeye ayırmıştır. Bölge teorisi, el ve ayaklara basınç uygulanan nokta hizasındaki dilim boyunca etkileri olduğunu savunur (James 2002, Wilhelm 2003, Vennels 2004). Dr. Fitzgerald basınç noktalarına bastırıldığında oluşan anestezi etkisini görmüş, bu etkiyle küçük operasyonlar gerçekleştirmiş, Dr. Edwin Bowers ile yazdığı

‘’Zone Therapy’’ adlı kitabında yaptığı deneysel çalışmaları aktarmıştır (James 2002, Vennels 2004). Dr. Joe Riley ise ilk defa ayaktaki refleks noktalarının haritasını çıkarmış, kulaktaki refleks noktalarını bulmuş ve bölge terapisine 8 yatay bölge eklemiştir (James 2002, Wilhelm 2003, Vennels 2004). Çağdaş refleskolojinin annesi olarak bilinen Dr.

Riley’ nin Eunice Ingham adında Amerikan masöz asistanı ayakların vücudun çok duyarlı bölgeleri olduğundan daha etkili ve hızlı tedavi uygulanabileceğini düşünerek ayaklara

(26)

yoğunlaşmış ve her organın ayakta karşılık geldiği yeri yansımasını bulmuş, bu zamanda refleksolojinin temeli olarak kabul edilen bölge terapisinin bugünkü kullanışlı haline gelmesini sağlamıştır (Wilhelm 2003, Vennels 2004). Eunice Ingham, basınç masajı olarak adlandırdığı bu tedavi yöntemine daha sonra refleksoloji ismini vermiştir (Soutar 2016). Bölge terapisinden 2500 yıl önce ortaya atılan akupunkturda da olduğu gibi uzakdoğu düşüncesinin inanıp uyguladığı meridyen terapisinde de Çinliler ‘’yaşam enerjisinin’’ (chi) vücutta ‘’meridyen’’ adı verilen görünmez kanallardan akarak taşındığını savunurken akupunkturun ve refleksolojinin temelinin yüzyıllar önce Uzakdoğu’ da ortaya çıkan meridyen terapisine dayandığı, yollarda oluşan enerji blokajını gidererek ya da önleyerek etki ettiği belirtilir (Wilhelm 2003, Vennels 2004, Çakıroğlu 2013, Soutar 2016).

Refleksolojinin gevşeme, ağrı kesici, dolaşımın iyileşmesi, kas tonusunun iyileştirilmesi, bağışıklık sisteminin uyarılması, ayak dokularının manipülasyonu (eklemler, kaslar, bağlar vb. ) , bedenin iyileşmek için desteklenmesi, psikolojik rahatlık sağlaması, sinirlerin uyarılması, zihin beden ve ruh dengesi sağlaması, ten teması ve etkileşim sağlaması, eliminasyonu iyileştirmesi gibi faydaları vardır. Tedaviye sıcak basması, üşüme hissi, avuç içlerinde terleme, idrara çıkmada artma, enerjinin artması ya da azalması (yorgun hissetme) gibi tepkiler görülebilir (James 2002).

Birey üzerinde fiziksel, ruhsal, zihinsel, duygusal alanlarda etkileri görülen refleksolojinin etki mekanizması hakkında basit bir açıklama yoktur(James 2002), bazı teoriler vardır (Doğan 2014).

 Enerji teorisi: Enerji teorisi organların bir elektromanyetik alan aracılığıyla iletişim halinde olduğunu ve refleksolojinin enerjinin tıkanmış yollarda tekrar dolaşmasına yardım ettiğini ileri sürer (Stephenson vd 2000).

 Laktik asit teorisi: Laktik asit teorisi, refleksolojinin ayaklarda mikro kristaller olarak biriken laktik asit kristallerini ezdiği ve serbest enerji akışına izin verdiğini belirtir (Kunz ve Kunz 1995, Stephenson vd 2000).

 Sinir reseptörlerini algılama teorisi: Ayak ile vücut organları arasında bir bağlantı olduğunu ve ayak refleks noktalarının organları etkilediğini belirtir. Ayak refleksolojisi, fiziksel problemlere bağlı gerginliği ve stresi azaltarak gevşetici etkisini oluşturur. Bu gevşeme otonomik yanıtı etkileyerek sırasıyla, endokrin, bağışıklık ve nöropeptit sistemlerini etkiler (Stephenson vd 2000, Doğan 2014).

 Terapatik ve psikolojik teori: Psikolojik teoride refleksoloji hastalara özen ve ilgi göstermenin bir yolu olarak belirtilmiştir (Kunz ve Kunz 1995, Doğan 2014).

Dokunmanın iyileştirici gücünden bahsedilir. Hasta ile uygulayıcı arasında enerji alışverişi olur (James 2002).

(27)

 Sinir uyarısı teorisi: Baroreseptör refleksinin davranışsal eylemler, fizyolojik süreçler, refleksler, hastalıklar ile ilişkili olduğu bulunmuştur ve bu teori ayaklardan uygulanan refleksolojinin hücrelerin reseptörlerine plazma membranındaki açık iyonik kanallardan basınç uygulayarak sinir sistemine ulaştırma ve vücudu etkileme yolunda potansiyel bir lokal hareket sağladığını ileri sürer (Frankel 1997, Bolsoy 2008).

2.7.1. Refleksolojinin yenidoğanda kullanılması

37 ile 41 gestasyon hafta arasında doğan, 5. dakikadaki apgar skoru 7’ nin üzerinde olan 60 yenidoğanın dahil edildiği tek körleme randomize kontrollü bir çalışmada yenidoğanlar ayak refleksolojisi, taklit ayak refleksolojisi, rutin yenidoğan bakımı alacak şekilde 3’ e ayrılarak ilk 24 saatte 4 kez her iki ayağa 15’ er dakika uygulanan ayak refleksolojisinin yenidoğanın kutanöz bilirubin düzeyi, ciltteki gözlenen sarılık düzeyi, fototerapi ihtiyacı üzerine etkisini değerlendirdiğinde refleksoloji alan yenidoğanlardaki dışkılama sıklığı 1. günde diğer gruplara göre anlamlı derecede daha fazla bulunmuş, 1. ve 3. gün kutanöz bilirubin seviyesi refleksoloji grubunda diğer gruplara göre anlamlı derecede daha düşük bulunurken 5. günde gruplar arasında anlamlı fark bulunmamış, ortalama bilirubin düzeyi ilk ölçümden 5. gündeki son ölçüme kadar tüm gruplarda anlamlı derecede artmış ancak refleksoloji grubunda diğer iki gruba göre anlamlı derecede daha az artış saptanmıştır. Ayak refleksolojisi yenidoğanlarda sarılığı önlemede ve fototerapi ihtiyacını azaltmada etkili, ciddi yan etkisi olmayan bir yöntem olarak hemşirelik bakımına dahil edilebilir(Moghadam vd 2020). Gestasyon yaşı doğumda 38 ile 42 hafta arasında olan, konjenital anomalisi olmayan, fototerapi tedavisi görecek olan hiperbilirubinemi tanılı 60 yenidoğanın dahil edildiği randomize kontrollü bir çalışmada refleksoloji alan ve almayan iki grup karşılaştırıldığında refleksoloji alan gruptaki bebeklerin hastaneye yatıştaki bilirubin düzeyleri anlamlı derecede daha yüksek olmasına rağmen taburculuktaki bilirubin düzeyi anlamlı derecede refleksoloji almayan gruba göre daha düşük bulunurken, dışkılama sıklığı refleksoloji alan gruptakilerin almayanlara göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuş, refleksoloji etkili kabul edilmiştir (Olcar 2019).

Gestasyon haftası 37 ile 42 hafta arasında değişen YYBÜ’ de tedavi gören 66 yenidoğanın dahil edildiği verilerin gözlem yoluyla toplandığı prospektif analitik bir çalışmada yenidoğanlar randomizasyonla 2 gruba ayrılarak nazal aspirasyon işlemi ağrısına aspirasyondan 30 dakika önce 15 dakika uygulanan ayak refleksolojisinin etkisi NIPS (Yenidoğan Ağrı Ölçeği=Neonatal Infant Pain Scale) , YKDÖ (Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği) , ağlama süresi, vital bulgular üzerinden değerlendirildiğinde deney

(28)

grubundaki bebeklerin aspirasyon sırasındaki ve sonrasındaki YKDÖ, NIPS, ağlama süresi medyanları ve aspirasyon sonrasındaki nabız ortalaması kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşük bulunurken, ateş, tansiyon, oksijen saturasyonu değerlerinde iki grup arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı, ayak refleksolojisinin yenidoğanda ağrı ve konfora pozitif yönde etki ettiği bulunmuştur (Ortakaş 2019).

Ayak refleksolojisinin yenidoğanda prosedürel ağrı üzerine etkisinin incelendiği 60 term yenidoğanla yapılan yarı deneysel çalışmada, fizyolojik ve davranışsal ağrı belirtilerini anlamlı derecede azalttığı bulunmuştur (p<0,05) (Yılmaz 2018). Ağrısı olan 30 yenidoğanla yapılan yarı deneysel ön test son test tipi bir diğer çalışmada ayak refleksolojisinin vital bulgular ve ağrı düzeyine anlamlı derecede olumlu etki ettiği bulunmuştur (Samadi vd 2014).

31 yenidoğanla tamamlanan çift körleme, çapraz tasarım bir çalışmada yenidoğan yoksunluk sendromundaki belirtilere ayak refleksolojisi ve kulak akupunkturunun etkisi incelendiğinde ikisi de etkili bulunurken, ayak refleksolojisinin kulak akupunkturuna göre daha kısa süre uygulamada üstünlüğü kanıtlanmıştır (Sajadi vd 2019).

Bebekleri süt çocuğu ve yenidoğan dönemindeki 62 annenin dahil edildiği bir çalışmada annelere verilen ayak refleksolojisi ve karın masajı eğitimi etkili olurken, annelerin %77,4’ ünün karın ve ayak masajının kolik ağrısını azalttığını düşündükleri bulunmuştur (Al Qahtani vd 2020). Finlandiya’ da yapılan benzer bir çalışmada da refleksoloji kolik belirtilerini azaltmada etkili bulunmuştur (Hannula vd 2020).

105 term sağlıklı yenidoğanla yapılan bir çalışmada akupresur ve ayak refleksolojisinin prosedürel ağrıyı azaltmada etkili olduğu bulunmuştur (Deniz 2019).

2.8. Hipotezler

H1: Glikoz uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem öncesi, sırası ve sonrası yaşam bulguları arasında fark vardır.

H2: Glikoz uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem öncesi, sırası ve sonrası ALPS-Neo puanları arasında fark vardır.

H3: Refleksoloji uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem öncesi, sırası ve sonrası yaşam bulguları arasında fark vardır.

H4: Refleksoloji uygulanan yenidoğanların ağrılı işlem öncesi, sırası ve sonrası ALPS- Neo puanları arasında fark vardır.

H5: Yenidoğanların glikoz uygulaması öncesi, sırası ve sonrası yaşam bulguları ile refleksoloji uygulaması öncesi, sırası ve sonrası yaşam bulguları arasında fark vardır.

(29)

H6: Yenidoğanların glikoz ve refleksoloji uygulamasına göre ağlama süreleri arasında fark vardır.

H7: Yenidoğanların glikoz uygulaması öncesi, sırası ve sonrası ALPS-Neo puanları ile refleksoloji uygulaması öncesi, sırası ve sonrası ALPS-Neo puanları arasında fark vardır.

(30)

3.GEREÇ VE YÖNTEMLER

3.1 Araştırmanın Evreni ve Örneklemi

Araştırmanın evrenini İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ nden seçilen term yenidoğanlar oluşturmuştur.

Araştırmaya dahil edilme kriterleri şunlardır:

 Yenidoğan yoğun bakımda tedavi gören,

 Ailesi gönüllü olan ve yazılı onam veren,

 Yaşam bulguları stabil olan,

 1500 gr ve üzeri kiloya sahip olan,

 Ventilatör desteği almayan,

 Analjezik tedavi almayan,

 Ayak cilt bütünlüğünde bozulma olmayan,

 Ağrıya yanıtını etkileyebilecek bir sağlık problemi olmayan,

 Sistemik enfeksiyonu olmayan yenidoğanlar Araştırmanın dahil edilmeme kriterleri şunlardır:

 Nörolojik problemi olan,

 Gestasyon haftası 37’ den küçük olan,

 İlk denemede yeterli kan örneği alınamayan yenidoğanlar,

 Yenidoğanın araştırma tamamlanmadan taburcu ya da başka servise transfer olması,

 Cerrahi operasyon geçmişi olan yenidoğanlar,

 Ailesi araştırmadan çekilme kararı alan yenidoğanlar,

 Oral beslenemeyen yenidoğanlar

Çalışmanın örneklem büyüklüğü referans çalışmadaki (Yılmaz 2018) etki büyüklüğü değeri (d=0.57) göz önüne alınarak yapılan güç analiziyle 21 bebek olarak belirlenmiştir.

Çalışmaya 21 bebek dahil edilmiş böylece %95 güven düzeyinde %80 güce ulaşılması hesaplanmıştır.

(31)

3.2 Araştırmanın Tipi

Araştırma yarı deneysel seri desen tipindedir (Sümbüloğlu vd 2007).

3.3 Araştırmanın Yapıldığı Bölge/ Yerin Tanıtılması

Araştırma İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde yürütülmüştür. 1952 yılında SSK Sultanahmet Hastanesi Hariciye ve Nisaiye servisi adı altında kurulan hastane, 2011 yılından günümüze İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi adı altında 648 yatak kapasitesiyle Halkalı’ da hizmet vermektedir(WEB_1).

Hastanenin YYBÜ’ sünde toplam 77 hemşire çalışmaktadır. 4 tane neonatalog, 4 tane pediatri asistanı görev yapmaktadır. Toplam 42 tane küvöz kapasitesi vardır.

Toplam 4 düzeyden oluşmaktadır. 1. düzeyde 6 küvöz, 2. düzeyde 10 küvöz, 3. ve 4.

düzey toplamında 20 küvöz kapasitesi vardır. 4 adet izole hasta odası bulunmaktadır.

Yoğun bakımda 1 adet anne sütü ve formül süt hazırlama odası bulunmaktadır. Toplam 33 ventilatör cihazı bulunmaktadır. Hemşireler 08:00-17:00, 16:00-08:00 vardiya saatleri arasında çalışmaktadır (Baykara 20211).

3.4 Araştırmanın Sınırlılıkları

Araştırmanın sınırlılığı, topuk kanı alınması işleminin tek kişi tarafından aynı teknikle alınması yoluyla standardizasyonun sağlanamamasıdır.

3.5 Araştırmanın Etik Yönü

Araştırmanın İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’nde yürütülebilmesi için Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile İstanbul İl Sağlık Müdürlüğün’nden (Ek-6) , Pamukkale Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu’ ndan video kaydının etik açıdan uygun bulunduğuna dair 06/09/2018 tarihli ve E.58582 sayılı izin

1Sözlü görüşme, Baykara M, 2021. Adres: Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi.

(32)

alınmıştır (Ek-4). Araştırmada veri toplama aracı olarak yer alan ölçeğin kullanılabilmesi için ayrıca ölçeğin Türkçe geçerlik ve güvenirliğini yapan yazardan izin alınmıştır (Ek-8).

Araştırma kapsamına alınan yenidoğanların ebeveynlerine araştırmayla ilgili bilgi verilmiş yazılı onam alınmıştır (Ek-5). Kan şekeri bakılması sırasında topuk delinmesi YYBÜ rutini dahilinde yapılmış olup araştırma için ayrıca topuk delinmemiştir.

3.6 Veri Toplama Araçları

Araştırma verilerinin toplanmasında ‘‘Yenidğanları Tanımlayıcı Bilgi Formu’’ (Ek- 1) ve ‘’Glikoz Uygulaması ve Refleksoloji Uygulaması İzlem Formu’’ (Ek-2), ‘’Yenidoğan Ağrı ve Stres Değerlendirme Ölçeği (ALPS-Neo) ‘’ (Ek-3) kullanılmıştır.

3.6.1 Yenidoğanları tanımlayıcı bilgi formu

Yenidoğanın tanısı, cinsiyeti, gestasyon haftası, kilosu, doğum şekli, beslenme şekli, 1. ve 5. dakika apgar skoru, sorularından oluşmaktadır (Ek-1).

3.6.2 Glikoz uygulaması ve refleksoloji uygulaması izlem formu

Toplam ağlama süresi(İşlem sırasında ve sonrasındaki süreyi içeren), yaşam bulguları işlem öncesinde ve işlem sonrasında kalp atım hızı, solunum sayısı, oksijen saturasyonu, işlem sırasında kalp atım hızı ve oksijen saturasyonu ölçümlerini içerir.

Yaşam bulguları ağrının fizyolojik belirtileri olarak değerlendirilecektir. Gözlemci 1 ALPS- Neo (Yenidoğan Ağrı ve Stres Değerlendirme Ölçeği) ölçek puanı ve gözlemci 2 ALPS- Neo ölçek puanı işlem öncesi, sırasında, sonrasında video kayıtları üzerinden değerlendirilerek kaydedilmiştir (Ek-2).

3.6.3 Yenidoğan ağrı ve stres değerlendirme ölçeği (ALPS-Neo)

Ölçek 2014 yılında İsveç’ te geliştirilmiştir (Lundqvist vd 2014). Ölçeğin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmasını Ceylan ve Bolışık (2017) yapmıştır. Ölçek term ve preterm yenidoğanlarda ağrı ve stresin değerlendirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilmiştir (Lundqvist vd 2014). Ölçekte 5 madde bulunmaktadır. Ölçekten alınan puan 0 ile 10 arasında değişir. Yenidoğanın ölçekten aldığı puan arttıkça ağrı düzeyi artar. Ölçek yüz ifadesi, solunum şekli, ekstremitelerin tonusu, el/ayak aktivitesi, aktivite düzeyi maddelerinin 0’ dan 2’ye kadar uygun olan şekilde puanlandırılarak gözlem

(33)

yoluyla ağrı ve stresin değerlendirilmesini sağlayan likert tipi bir ölçektir. Kullanımı kullanıcı için kolaydır. Gelişimsel bakım uygulamalarından yola çıkılarak geliştirilen ölçekte 0 puan alan yenidoğanda ağrı ve stres ölçülmemiştir. Hafif ağrı varlığında bebekler 3-5 puan alırlar. Ciddi düzeyde ağrı varlığında 5’ in üzerinde puan alırlar. 1 puan alan yenidoğan ağrı ve stres belirtileri gösterebilir ve yeniden organize olma davranışları göstererek kısmen ya da tamamen başarılı olabilir. 2 puan alan bebek ağrı ve stresten etkilenmiştir. 2 puan üzerinde ölçüm yapıldığında nonfarmakolojik yöntemler uygulanır ve sonrasında tekrar değerlendirme yapılır. 5 puan üzerinde puan aldığında non farmakolojik yöntemler uygulanır ve 5 dakika sonrasında yapılan değerlendirmede 5 puan üzerinde ölçüm yapılırsa hekime haber verilir. Bebeğin avutulabilirliği göz önüne alınarak cevabı değerlendirilir, yüksek puan almaya devam ediyorsa ağrısı var demektir.

Ölçeğin iç güvenirlik toplam skoru 0,91 ve iç tutarlılık alfa kat sayısı 0,95 olarak bildirilmiştir. Ölçek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak kabul edilmiştir (Ceylan ve Bolışık 2017) (Ek-3).

3.7 Verilerin Toplanması

Araştırma verilerinin toplanmasında yenidoğanların tanımlayıcı bilgileri Yenidoğanları Tanımlayıcı Bilgi Formu’ na (Ek-1), glikoz uygulaması ve refleksoloji uygulaması için toplam ağlama süresi, yaşam bulguları ölçümleri glikoz uygulaması ve refleksoloji uygulaması izlem formuna (Ek-2) kaydedilmiştir. Yenidoğanların ALPS-Neo puan ortalamaları (Ek-2) bağımsız iki gözlemci tarafından değerlendirilen video kayıtlarından elde edilmiştir. Seri desen kullanmanın sakıncalı yönlerinden biri tedavi etkisinin sonraki etkileri maskeleyebilmesidir (Sümbüloğlu vd 2007). Araştırmaya katılan yenidoğanlara etki süresi kısa olduğu için (Zeltzer vd 2016) öncelikle glikoz uygulanmış daha sonra refleksoloji uygulanmıştır. Araştırmacı veri toplamaya Refleksoloji Kursu Katılım Belgesi’

ni aldıktan sonra başlamıştır (Ek-7). Veri toplama süreci Tablo 3.1’ de yer almaktadır.

(34)

Tablo 3.1 Veri toplama süreci2

Bebekten rutin kan şekeri ölçümü için ilk topuk kanı alınmasında izlenen yol

Bebekten rutin kan şekeri ölçümü için en az 12 saat sonra (klinikte 12 saat arayla kan şekeri takibi yapılması nedeniyle) ikinci topuk kanı alınmasında izlenen yol

Araştırma kriterlerine uyan yenidoğanların ailelerinden yazılı onam alındı (Ek-5).

İşlem Öncesi

Bebekler sakin yatarken işlem öncesi solunum sayısı (1 dakika sayılarak), KAH (kalp atım hızı), SpO2 (oksijen saturasyonu) değerleri kaydedildi. Bebekler işlem öncesi ALPS-Neo ölçeğinin değerlendirilebilmesi için 30 sn. (saniye) videoya kaydedildi, gözlemciler bu görüntüler üzerinden verileri değerlendirdi.

Glikoz ve Refleksoloji Uygulaması Bebeklerin dilinin 1/3 ön kısmına (Işık vd 2000) 2 ml (mililitre) %20 dekstroz (Ecevit vd 2015, Zeltzer vd 2016) 1 dakika boyunca ağız ve dile temas ettirilmeden(Yılmaz ve Arıkan 2011) damlatıldı (Örs vd 1999). Solüsyon verildikten sonra 2 dakika endojen opioidlerin salınımının gerçekleşmesi beklendi (Blass ve Shah 1995, Stevens vd 2016, Yavuz ve Alpar 2018).

Bebeklere her iki ayağa 15’er dakika olmak üzere nazik bir şekilde ayak refleksolojisi uygulandı (Yıldız ve Öztürk 2014).

İşlem Sırası

Topuk %70’lik alkollü pamuk (Erkut ve Yıldız 2017) ile temizlendikten sonra tek kullanımlık metal lanset ile delindi.

Topuk delinmeden hemen önce (delindiği an 0. dakika kabul edildi) başlatılıp, işlem sırasındaki topuk delindiği andan itibaren 5 dakika boyunca ALPS-Neo ölçeğinin değerlendirilmesi için video kaydı yapıldı (Okan vd 2007, Hwang ve Seol 2015).

İşlem sırasında(topuğun delindiği andan itibaren flasterle kapatılmasına kadar) topuk lansetle delindikten hemen sonra KAH, SpO2 değerleri kaydedildi.

2 Devamı arkada

Referanslar

Benzer Belgeler

Etkili ağrı yönetimi için yenidoğanların yaşadığı ağrının, doğru ve zamanında tanımlanması önemlidir.. Hemşire yenidoğanda ağrının değerlendirilmesinde,

Katılımcıların Konya şehrine ilişkin görüşleri alt boyut algıları Konya ile ilgili ilk düşünceleri ile kent arasında farklılık bulma durumlarına göre

İkinci topuk kanı alma girişiminde, kan alma işlemi sırasında kanguru bakımı verilen girişim grubundaki yenidoğanların ağrı puan ortalamasının (3,13±2,33)

Results: There was no statistically significant difference between the Crohn’s disease group and ulcerative colitis group re- garding age, gender, height, body weight, body mass

Elementlerin Periyodik cetveldeki yerini bula- bilmek için nötr durumdaki elektron dağılımına bakarız; Nötr bir a tom ç ekirde- ğindek i proton sa yısı kadar elektr

Bu teknik (tapestry) iliksiz dokum alarda kenetlem eli atkı tekniği ile birlikte Tü rkiye dışında da oldukça yaygın kullanılm aktadır.. (Şekil 6, R esim 14)

öğrencisinin hiç ummadığı bir zamanda öğretmen, öğrencisine &#34;kızım Fatma, oğlum Mehmet...&#34; gibi isimleriyle çağırdığında öğrencideki sevinç

Saz çalmak ve şiir söylemenin yanın­ da sevdiği şeylerden birisi de seyahat et­ mektir. Kütahya çevresindeki vilayetleri ' çoğu kere yaya olarak birçok defa dolaş*