T.C.
NEVŞEHİR VALİLİĞİ
İL ÇEVRE ve ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ
NEVŞEHİR İLİ 2006 YILI
ÇEVRE DURUM RAPORU
2006
NEVŞEHİR
T.C.
NEVŞEHİR VALİLİĞİ
İL ÇEVRE ve ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ
NEVŞEHİR İLİ 2006 YILI
ÇEVRE DURUM RAPORU
2006
NEVŞEHİR
İÇİNDEKİLER
Sayfa No
A. COĞRAFİK KAPSAM 1
A.1. Giriş 1
A. 2. İl ve İlçe Sınırları 5
A. 3. İlin Coğrafi Durumu 22
A.4. İlin Topografyası Ve Jeomorfolojik
Durumu 22
A. 5. Jeolojik Yapı ve Stratigrafi 27
B. DOĞAL KAYNAKLAR 31
B. 1. Enerji Kaynakları 31
B. 2. Biyolojik Çeşitlilik 32
B. 3. Toprak 34
B. 4. Su Kaynakları 34
B. 5. Mineral Kaynakları 35
C. HAVA (ATMOSFER VE İKLİM) 37
C. 1. İklim ve Hava 37
C. 2. Havayı Kirletici Gazlar ve Kaynakları 44
C. 3. Atmosferik Kirlilik 47
C. 4. Hava Kirleticilerinin Çevreye Olan Etkileri
47
D-SU 49
D. 1. Su Kaynaklarının Kullanımı 49
D. 2. Doğal Drenaj Sistemleri 50
D. 3. Su Kaynaklarının Kirliliği Ve Çevreye
Etkileri 50
D. 4. Su ve Kıyı Yönetimi, Strateji ve
Politikaları 50
D.5. Su Kaynaklarında Kirlilik Etkenleri 51
E-TOPRAK ve ARAZİ KULLANIMI 52
E. 1. Genel Toprak Yapısı 52 E. 2. Toprak Kirliliği 52
E. 3. Arazi 53
F-FLORA-FAUNA VE HASSAS
YÖRELER 57
F.1. Ekosistem Tipleri 57
F. 2. Flora 58
F. 3. Fauna 59
F. 4. Hassas Yöreler Kapsamında Olup (*)
Bölümdeki Bilgilerin İsteneceği Alanlar 60
G.TURİZM 78 G. 1. Yörenin Turistik Değerleri 78 G. 2. Turizm Çeşitleri 80
G. 3. Turistik Altyapı 81 G. 4. Turist Sayısı 82
G. 5. Turizm Ekonomisi 82
G. 6. Turizm-Çevre İlişkisi 83
H-TARIM VE HAYVANCILIK 84
H. 1. Genel Tarımsal Yapı 84
H. 2. Tarımsal Üretim 85
H. 3. Organik Tarım 89
H. 4. Tarımsal İşletmeler 89
H. 5. Tarımsal Faaliyetler 89
I. MADENCİLİK 91
I. 1. Maden Kanununa Tabii Olan Madenler ve Taş Ocakları Nizamnamesine Tabii
olan Doğal Malzemeler 91
I. 2. Madencilik Faaliyetlerinin Yapıldığı
Yerlerin Özellikleri 94
I. 3. Cevher Zenginleştirme 94
I. 4. Madencilik Faaliyetlerinin Çevre
Üzerine Etkileri 94
I. 5. Madencilik Faaliyetleri Sonucunda Arazi Kazanım Amacıyla Yapılan
Rehabilitasyon Çalışmaları 94
J-ENERJİ 95
J. 1. Birincil Enerji Kaynakları 95
J. 2. İkincil Enerji Kaynakları 96
J. 3. Enerji Tüketiminin Sektörlere Dağılımı 97
J..4..Enerji Tasarrufu İle İlgili Yapılan
Çalışmalar 97
K-SANAYİİ VE TEKNOLOJİ 98
K. 1. İl Sanayiinin Gelişimi, Yer Seçimi Süreçleri ve Buna Etkileyen Etkenler
98 K. 2. Genel Anlamda Sanayinin
Gruplandırılması 99
K. 3. Sanayiinin İlçelere Göre Dağılım 101 K. 4. Sanayi Gruplarına Göre işyeri Sayıları
ve İstihdam Durumu 101
K. 5. Sanayi Gruplarına Göre Üretim
Teknolojisi ve Enerji Kullanımı 102
K. 6. Sanayiden Kaynaklanan Çevre
Sorunları ve Alınan Önlemler 102
K. 7. Sanayi Tesislerinin Acil Durum Planı 103
L-ALTYAPI, ULAŞIM VE
HABERLEŞME 104
L. 1. Altyapı 104
L. 2. Ulaşım 105
L. 3. Haberleşme 106
L. 4. İlin Plan Durumu 106
L. 5. İldeki Baz İstasyonu Sayısı 107
M-YERLEŞİM ALANLARI VE NÜFUS 111
M. 1. Kentsel ve Kırsal Planlama 111
M. 2. Altyapı 116
M. 3. Binalar ve Yapı Çeşitleri 116
M. 4 Sosyo-Ekonomik Yapı 119
M. 5 Yerleşim Yerlerinin Çevresel Etkileri 120
M. 6. Nüfus 122
N. ATIKLAR 124
N. 1 Evsel Katı Atıklar 124 N. 2 Tehlikeli ve Zararlı Atıklar 124 N. 3 Özel Atıklar 124
N. 4 Diğer Atıklar 125
N. 5. Atık Yönetimi 125
N.6 Katı Atıkların Miktar ve Kompozisyonu 126
N. 7 Katı Atıkların Biriktirilmesi, Toplanması, Taşınması ve Aktarma
Merkezleri 126
N. 8. Atıkların Bertaraf Yöntemleri 126 N. 9. Atıkların Geri Kazanımı ve
Değerlendirilmesi 127
N. 10. Atıkların Çevre Üzerindeki Etkileri 127
O. GÜRÜLTÜ VE TİTREŞİM 128
O. 1. Gürültü 128
O. 2. Titreşim 129
P. AFETLER 130
P. 1. Doğal Afetler 130
P. 2. Diğer Afetler 130
P. 3. Afetlerin Etkileri ve Yardım Tedbirleri 131
R. SAĞLIK VE ÇEVRE 132
R. 1. Temel Sağlık Hizmetleri 132
R.2. Çevre Kirliliği ve Zararlarından Oluşan
Sağlık Riskleri 138
S. ÇEVRE EĞİTİMİ 141
S. 1. Kamu Kuruluşlarının Çevre Eğitimi ile
İlgili Faaliyetleri 141
S. 2. Çevreyle İlgili Gönüllü Kuruluşlar ve
Faaliyetleri 141
T. ÇEVRE YÖNETİMİ VE PLANLAMA 142
T. 1. Çevre Kirliliğinin ve Çevresel
Tahribatın Önlenmesi 142
T. 2. Doğal Kaynakların Ekolojik Dengeler Esas Alınarak Verimli Kullanımı,
Korunması ve Geliştirilmesi 142
T. 3. Ekonomik ve Sosyal Faaliyetlerin, Sonuçlarını Çevrenin Taşıma Kapasitesini Aşmayacak Biçimde
Planlaması 142
T.çç4..Çevrenin..İnsan-Psikososyal
İhtiyaçlarıyla Uyumunun Sağlanması 142
T. 5. Çevre Duyarlı Arazi Kullanım
Planlaması 142
T.6. Çevresel Etki Değerlendirmesi 142
TABLOLAR
Sayfa No
Tablo A .1: Nevşehir İli Sulama Projeleri 25
Tablo A .2: Nevşehir İli Su Yüzeylerinin Dağılımı 25
Tablo A.3. Kayaç Gruplarının Yaşları 29
Tablo B.1. Güneşlenme Durumları 31
Tablo B.2: Nevşehir İli Hidroelektrik Enerji Potansiyeli 31
Tablo B.3: Nevşehir İli Ormanlık Alan Bilgileri 32
Tablo B.4 : Baraj ve Göletler 34
Tablo B.5: Yer altı Su Kaynakları Durumu 35
Tablo B.6: Nevşehir İli Metalik Maden Envanteri 36
Tablo C.1: Meteorolojik Elemanların Aylık Bilgileri 37
Tablo C. 2: Nevşehir İlinin basınç tablosu 37
Tablo C. 3: Nevşehir İlinin Buhar basıncı ve bağıl nem
tablosu 38
Tablo-C.4: Nevşehir İlinin sıcaklık tablosu 38
Tablo C.5: Nevşehir İlinin Buharlaşma Tablosu 38
Tablo-C. 6: Nevşehir İlinin yağış tablosu 39
Tablo C.7: Nevşehir İlinin Kar, Dolu, Sis ve Kırağı Bilgileri 39 Tablo C.8: Sınır Değerlerinin Aşıldığı İl ve İlçelerde
Kullanılacak Isınma Amaçlı Yerli Kömürlerin Özellikleri
41
Tablo C.9: Sınır Değerlerinin Aşılmadığı İl ve İlçelerde Kullanılacak Isınma Amaçlı Yerli Kömürlerin Özellikler
41
Tablo C.10: Nevşehir İli Köy ve Beldelerinde Kullanılabilecek
Kömür Özellikleri 41
Tablo C.11: Nevşehir İli Merkez İlçe Ve Tüm İlçelerde Isınma
Amaçlı Kullanılacak İthal Kömür Özellikleri 42
Tablo C.12: Nevşehir İli Merkez İlçe Ve Tüm İlçelerde Isınma Amaçlı Kullanılacak İthal Kömür
Özellikleri 42
Tablo C.13: Nevşehir İli Merkez İlçe Ve Tüm İlçelerde Sanayi Amaçlı Kullanılacak Yerli Kömür Özellikleri
42
Tablo C.14: Nevşehir İli Merkez İlçe Ve Tüm İlçelerde Kömür Briketlerinin Fiziksel ve Kimyasal
Özellikleri 42
Tablo C.15: Nevşehir İli 2006 Yılı Egzoz Ölçümü Yapılan Araç Sayısı
43 Tablo C.16: Hava Kirliliği Aylık Ortalama Ölçüm Değerleri
(µg/m3) (Ocak-2001, Aralık-2006)
44
Tablo D.1 : Merkez İlçenin Yer altı Suları Bilgileri 49
Tablo D.2: Jeotermal Kaynak Bilgileri 49
Tablo E. 1. Büyük Toprak Gruplarının İlçelere Dağılımı (Hektar)
53
Tablo E. 2: Büyük Toprak Gruplarına Göre Arazi Sınıfları 54
Tablo E. 3: Büyük Toprak Gruplarına Göre Arazi Kullanma 54
Tablo E.4: İlçelere Göre Şimdiki Arazi Kullanma Şekillerinin
Dağılımı (Hektar) 55
Tablo E. 5:İlçelere Göre Arazi Sınıflarının Dağılımı (Hektar) 55 Tablo E.6: Arazilerin Tarımsal Potansiyellerine Göre
Sınıflandırılması
56
Tablo F.1: Orman Kadastrosu Tamamlanmış Orman Alanı ve 2B Alanı
58
Tablo F.2: Tescili Yapılmış ve Tahsise Alınmış Orman Alanı 58
Tablo F.3: Sahanın adı ve İdari Durumu 65
Tablo F.4. İklim Özellikleri (2006 yılı) 71
Tablo H. 1: Ekilebilir Arazi Dağılımı (2006 yılı) 84
Tablo H. 2: Arazi genişliğine göre işletme sayıları 85
Tablo H. 3: Önemli Tarım Ürünleri Üretim,Pazarlama ve
Tüketim Durumu 85
Tablo H.4: Baklagillere ait istatistik bilgileri (2006 yılı ) 86 Tablo H.5: Yem bitkilerine ait istatistik bilgileri (2006 yılı ) 86
Tablo H.6: Endüstri bitkilerine ait istatistik bilgileri (2006 yılı )
86 Tablo H.7: Meyve üretimine ait istatistik bilgileri (2006 yılı ) 87 Tablo H.8: Sebze üretimine ait istatistik bilgileri (2006 yılı ) 87
Tablo H. 9 Büyükbaş Hayvancılığı 88
Tablo H.10 Küçükbaş Hayvancılığı 88
Tablo H. 11. Kümes Hayvancılığı 88
Tablo H.12. Arıcılık (Kovan Sayısı) Bilgileri 89
Tablo H. 13: Süt tesisleri bilgileri 89
Tablo H. 14: Et ve Et Ürünleri Üretim Tesisleri Bilgileri 89
Tablo H. 15: Pestisitler ve Kullanım Miktarları (2005 Yılı) 90 Tablo H.16: Nevşehir İli 2006 Yılı 1. Altı Aylık Gübre
Sarfiyat Cetveli 90
Tablo I.1.Nevşehir İli Taş ve Kum Ocakları (2006 Yılı) 93
Tablo I. 2: Pomza Rezervleri (2006 Yılı) 94
Tablo J.1: Nevşehir İli Jeotermal Envanteri (2006) 95
Tablo J. 2 Enerji Tüketiminin Sektörlere Göre Dağılımı (2006) 97
Tablo K.1:Geçmiş Yıllar İtibariyle Sanayi Üretimi 98
Tablo K.2 Nevşehir İli Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Tesislerinin İlçeler İtibariyle Dağılımı 99
Tablo K.3 Nevşehir İli küçük sanayi sitelerinin bilgileri 100
Tablo K. 4: Sanayiinin İlçelere Göre Dağılımı 101
Tablo K.5. Nevşehir İlindeki Bazı Sanayi Tesislerinin Arıtma Tesisi Bulunma Durumu 103 Tablo L.1: Belediye Başkanlıklarının Yeşil Alan Bilgileri (2006 Yılı) 104 Tablo L.2: Nevşehir İl Sınırları İçerisindeki yolların durumu (2006 Yılı) 105 Tablo L.3 Nevşehir İl Geneli Merkez Birimdeki Tescilli Araçların Dağılımı (2006 Yılı) 105 Tablo L.4: Baz İstasyonları Bilgileri (2006 Yılı) 107 Tablo M. 1: Nevşehir İli Ormanlık Alan Bilgileri 116 Tablo M.2. Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Kuruluşlarının Sayısı (2006 Yılı) 117 Tablo M.3: Turizm İşletme Belgeli Tesisler (2006 Yılı) 118 Tablo M.4: Büro ve Dükkanlara Ait Bilgiler (2006 Yılı) 119 Tablo M. 5: Nüfusun yıllara göre değişimi 122 Tablo N.1: Tıbbi Atık Miktarları (2006 Yılı) 124
Tablo N.2: Belediye Atık Miktarlarının Yıllara Göre Miktarı (2006 Yılı)
126
Tablo N.3: Düzenli Depolaması Planlanan Belediye Atıkların Miktarları ve Gerekli Depolama Kapasiteleri (2006 Yılı)
126
Tablo N.4: Depolama Hücrelerinin Kapasiteleri ve Kullanım
Süreleri (2006 Yılı) 127
Tablo R. 1: Sağlık Kurumlarının Dağılımı (2006 Yılı) 132
Tablo R. 2: Bulaşıcı Hastalıklar İle İlgili Bilgiler (2006 Yılı) 133 Tablo R.3: Bulaşıcı Hastalıklar İle İlgili Analiz Bilgileri
(2006 Yılı) 134
Tablo R.4: Zoonotik Hastalıklar İle İlgili Bilgiler 136
Tablo R.5: Aşılama Bilgileri (Ocak-Eylül 2006) 137
Tablo R.6: Bebek Ölümlerinin Nedenleri (2006 Yılı) 138 Tablo R.7: Aile Planlaması Çalışmaları (2006 Yılı) 138 Tablo T.1: ÇED Gerekli Değildir Kararı Verilen Faaliyetler 143
ŞEKİLLER
SAYFA NO
Şekil A.1.:Acıgöl İlçesi’nden bir görünüm 6
Şekil A.2. : Tatlarin Yer altı Şehrinden Bir Görünüm
7
Şekil A.3. : Karavezir (Kurşunlu ) Camii 9
Şekil A.4. : Hacıbektaş-ı Veli Türbesi 12
Şekil A.5. : Çanak çömlek yapımı 13
Şekil A.6. : Zelve Pasabağından görünüm 16
Şekil A.7. : Derinkuyu Yeraltı Şehri 21
Şekil A.8. : Kızılırmaktan bir görünüm. 24
Şekil C.1: 2001-2006 Yılları Arası SO2
Değerleri (µg/m3) 44
Şekil C.2: Kış Dönemi Kükürtdioksit
Değerleri (µg/m3) 45
Şekil C.3: Yaz Dönemi Kükürtdioksit
Değerleri (ug/m3) 45
Şekil C.4: 2001-2006 Yılları Arası Partikül
Madde Değerleri (ug/m3) 46
Şekil C.5: Kış Dönemi Partiküler Madde
Değerleri (ug/m3) 46
Şekil C.6: Yaz Dönemi Partiküler Madde
Değerleri (ug/m3) 47
Şekil F.1: Kaymaklı Yeraltı Kenti Kilisesi 67
Şekil F.2 : El Nazar Kilisesi 68
Şekil F.3 : Kızılçukur Vadisi 72
Şekil G.1. : Göreme Vadisi. 78 Şekil G.2. : Doğa Yürüyüşü. 81 Şekil G.3. : Balon Uçuşları. 81 Şekil G.4. : Hamur İşi Yapan Kadınlar. 83 Şekil H.1: Nevşehir İlinde Yetiştirilen Üzüm
Çeşitleri 94
Şekil M.1: Yerel Mimari Örneği.(2006 Yılı) 115 Şekil M.2: Nüfusun Yerleşim Yerlerine
Dağılımı (2006 Yılı) 116
Şekil R.1: Su Numune Sonuçları (2006 Yılı) 135 Şekil R.2: Bakiye Klor Ölçüm Sonuçları
(2006 Yılı) 136
LİSTELER
Sayfa No Liste B.1:a) IUCN-Red Data Book “V”
Kategorisinde bulunan (Önlem alınmazsa zarar görebilecek
bitkiler) 33
Liste B.1b) IUCN-Red Data Book “ R”
Kategorisinde bulunan (Türkiye genelinde az bulunan endemik
türler) 33
Liste B.2: Madencilik Faaliyetlerinin Yapıldığı Yerlerin Özellikleri İle
İlgili Bilgiler 36
Liste F.1: Milli Park alanında tesbit edilen
Fauna listesi 75
A. COĞRAFİK KAPSAM A.1. GİRİŞ
Nevşehir, İç Anadolu Bölgesi’ nde 38º 12’ ve 39º 20’ kuzey enlemleri ile 34º 11’ ve 35º 06’ doğu boylamları arasında kalır. Konya kapalı havzasında kalan Derinkuyu ilçesi dışında, bütünüyle Orta Kızılırmak Havzası’ na giren Nevşehir, konum itibariyle Türkiye’nin tam ortasında olup, yüzölçümü 5467 km²’dir. Ülke topraklarının binde 7’sini kaplar.
Kızılırmak vadisinin güney yamacına kurulmuş olan il merkezinin rakımı 1150 m dir.
Uzantıları, kuzeyinde Delice Irmak vadisi, güney ve güneybatısında Erdaş dağı ve uzantıları vardır.
Kullanım bakımından % 97’si tarıma elverişlilik gösteren il topraklarının yeryüzü şekillerine göre dağılımında en büyük pay platolarındır. İl alanının % 56,6’sı platolarla,
%24,9’u ovalarla, % 18,5’i ise dağlarla kaplıdır.
Erciyes Dağı ile Hasan Dağının aktif birer yanardağ olduğu dönemlerde püskürttükleri lav ve tüflerin milyonlarca yılda yağmur, rüzgar, akarsular gibi etkenler yoluyla aşınması sonucu oluşan ve şeklinden dolayı peribacası olarak adlandırılan, dünyada bu kadar yoğun örneği olmayan oluşumlar, bölgemizde turizmi etkileyen en önemli doğal kaynaktır.
Bölgedeki ilginç oluşumlardan biri olan “peri bacaları” erozyonun getirdiği tüf tabakasının rüzgar ve sel sularının aşınımıyla oluşmuştur. Bu sel suları vadilerdeki çatlaklarda ve sert kayalarda oluşan kopuklarda yolunu bularak yamaçlardan aşağı iner, inerken de vadide bulunan sürüklenebilir maddeleri yanında götürür. Geride aşınmamış konik şeklinde bazalt şapkalı sekiler ortaya çıkar. Şapkalı peribacaları dediğimiz oluşumlar en çok Ürgüp yakınlarında görülür. Konik gövde tüf ve volkanik kül den oluşurken şapka ise daha sert olan lahar veya ignimbritten oluşmuştur. Kapadokya’da şapkalılar, mantar şeklinde olanlar, sütunlar, sivri uçlular gibi çeşitli peri bacaları vardır ve genelde Uçhisar, Ürgüp, Avanos, Şahinefendi, Soğanlı, Nevşehir ve Kayseri’de görülür. Bölgedeki bir diğer ilginç oluşum ise dalgalı yer şekilleri ve yağışların sonucu oluşmuş vadi kenarlarındaki desenlerdir. Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır.
Kapadokya Bölgesi’nde erozyonun oluşturduğu diğer peribacası tipleri ise, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri peribacalarıdır.
Vadilerde tortulaşma sonucu lavların ısı farkından kaynaklanan bir renk yelpazesi oluşmuştur. Bütün bu yer şekilleri Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir, Ortahisar, Kızılçukur ve Pancarlık vadilerinde görülebilir.
Milyonlarca yıl boyunca İç Anadolu Platosunun dev volkanları patlamışlar ve sonradan medeniyetin beşiği olacak bu topraklara lavlarını püskürtmüşler. Uygun iklim şartları ve bereketli toprakları sayesinde dünyanın bilinen ilk medeniyeti 10.000 yıl önce Konya yakınlarında Çatalhöyük de kurulmuş. İnsanoğlunun 9000 yıl önce Hasan Dağı’nda gerçekleşen patlamayı resmettiği ilk manzara resmi burada bulunmuştur.
Bu yörede manastır hayatı yaşanan 3 büyük vadi vardır. Bunlar: Nevşehir’deki Göreme vadisi, Aksaray’daki Ihlara Vadisi ve Kayseri’deki Soğanlı vadidir.
A.1.1. Nevşehir’in Tarihi Gelişimi
Nevşehir (Muşkara; Muşkara kelimesi Arapça kökenli bir kelime, ism-i zaman, ism-i mekan olup anlamı, ‘kumral’ olmaktır.) İlinin en eski yerleşim yeri Gülşehir ilçesi Civelek Mağarası’nda görülür. Avanos’un Sarılar beldesi yakınlarındaki Zank Höyük’te DTCF Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Hüseyin Sever’in başkanlığında yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı’na (M.Ö. 3000-2000) ve Assur Ticaret Kolonileri Çağı’na (M.Ö.2000-1750) ait
eserler ele geçmiştir. Nevşehir civarında bulunan çok sayıdaki höyüklerde özellikle Eski Tunç Çağı’ na ait kalıntılar tespit edilmiştir.
M.Ö. 2000-1750 yılları arasında Kuzey Mezopotamya’da yaşayan Assur tacirler Anadolu’da ticari koloniler kurarak ilk ticaret örgütünü oluşturmuşlardır. Bu ticaretin merkezi Kayseri Kültepe, Kaniş-Karum’dur. (Karum: Ticaretin yapıldığı pazar yeri, ticari organizasyonun yapıldığı yer, liman, koy anlamındadır.)Belgelerde adı geçen ve yeri saptanabilen karumlardan biri de Karum-Hattuş’tur (Boğazköy). Karumlardan daha küçük pazar yerleri ise Wabartum olarak adlandırılmıştır. Nevşehir civarında sayısız wabartumlar tespit edilmiş ancak bu yerleşim yerlerinde yazılı belge bulunamadığından yerleşimlerin wabartum adları bilinememektedir.
M.Ö. II. binin başlarında Avrupa’dan Kafkaslar üzerinden gelerek Kapadokya Bölgesi’ne yerleşen Hititler, daha sonra yerli halkla kaynaşarak imparatorluk kurmuşlardır.
Dilleri Hind-Avrupa dil grubundandır. Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy) olan Hititlerin önemli şehirleri Alacahöyük ve Alişar’dır. Kapadokya Bölgesi’nde bulunan bütün höyüklerde Hititlere ait kalıntılara rastlamak mümkündür.
Friglerin Orta Anadolu’nun önemli kentlerinin hemen hepsini yıkarak Hitit İmparatorluğu’nu ortadan kaldırılmasından sonra Orta ve Güneydoğu Anadolu’da Geç Hitit Krallıkları ortaya çıkmıştır.
Kapadokya Bölgesi’ndeki Geç Hitit Krallığı ise Kayseri, Niğde Nevşehir’i içine alan Tabal Krallığı’dır. Bu döneme ait Gülşehir-Sivasa (Gökçetoprak), Acıgöl-Topada, Hacıbektaş-Karaburna Köyü’nde Hitit Hiyeroglifi ile yazılmış kaya anıtları bulunmaktadır.
Kimmerler’in Frig egemenliğine son vermesi sonucu Anadolu’da Medler (M.Ö. 585), daha sonra da Persler (M.Ö. 547) görülür. Persler bölgeyi ‘Satrap’ adını verdikleri valilerce yönettiler. Eski Pers dilinde Katpatuka olarak adlandırılan Kapadokya bölgesi, ‘Cins Atlar Ülkesi’anlamına gelmekteydi. Persler, Zerdüşt dinine bağlı olduklarından ve ateşi kutsal saydıklarından bölgedeki volkanları özellikle Erciyes ve Hasandağı’nı kutsal saymışlardır.
Persler, Kapadokya’dan geçerek başkentlerini Ege’ye bağlayan, ‘Kral Yolu’nu geliştirmişlerdir. Makedonya Kralı İskender M. Ö. 334 ve 332 de Pers ordularını arka arkaya bozguna uğratarak bu büyük İmparatorluğu yıkmıştır.
Pers İmparatorluğu’nu yıkan İskender, Kapadokya’da büyük bir dirençle karşılaştı.
İskender, komutanlarından Sabiktas’ı bölgeyi denetimi altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıktı ve eski Pers soylularından Ariarathes’i kral ilan etti. Çalışkan bir yönetici olan I. Ariarathes (M.Ö. 332-322) Kapadokya Krallığı’nın sınırlarını genişletti.
Kapadokya Krallığı, Roma’nın bir eyaleti olduğu M.S. 17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmiştir.
M.S. 17’de Tiberius Kapadokya’yı Roma’ya bağlayarak bölgedeki kargaşaya son verdi. Romalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra batıya bir yol yaparak Ege’ye ulaşımı sağladılar. Bu yol hem askerî hem de ticari açıdan önemliydi.
Bu sırada Anadolu’da yayılmaya başlayan ilk hristiyanların bir kısmı büyük şehirlerden köylere göç etmeğe başladılar. Kayseri’nin önemli bir din merkezi haline geldiği 4. yüzyılda, kayalık Göreme ve çevresini keşfeden hristiyanlar, Kayseri Piskoposu da olan Aziz Basil’in dünya görüşünü benimseyerek kayalar içinde manastır hayatını başlattılar.
Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğu’nun etkisi altında kaldı. 2. yüzyıl sonlarında Kapadokya’da önemli sayıda hristiyan toplulukları bulunmaktaydı.
3. yüzyılda kuvvetli şahsiyete sahip rahipler bölgeyi dini düşünce ve yaşantının merkezi haline getirdiler. 4. yüzyılda Kapodokya üç büyük azizin (Kayseri Piskoposu Büyük Basil, kardeşi Nyssalı Gregory ve Nazianuslu Gregor) memleketi olarak bilinirdi. Bunlardan Kayseri Baş piskoposu Büyük Basil bölgedeki kaya kilise ve manastırların kurucusudur.
Bölge halkı Greko-Roma fikirlerinden ziyade İran’ın etkisi altında kalmıştır. Orta ve Doðu Anadolu’ da olduğu gibi Kapadokya da Bizans’ın ilk yıllarında sakin bir dönem yaşamıştır.
İmparatorluk sınırları Akdeniz havzasından Kafkaslara kadar uzandığı için Kapadokya Bölgesi bu imparatorluğun merkezi haline geldi. Ancak 7. yüzyıldan itibaren Persler tekrar Anadolu’ yu istila ettiler ve Kayseri’yi işgal altında tuttular. Daha sonra Kudüs’ü ele geçirdiler ve Hakiki Haçı Ctepsiphon’ a taşıdılar (Ctepsiphon: Bağdat sınırları içinde antik bir yerleşim yeri) . Bunun üzerine İmparator Heraclius Anadolu’ nun elde kalan kısımlarını askerî eyaletlere ayırdı ve Kapadokya, askerî açıdan organize edildi. Orduda hizmet edenlere topraklar verildiğinden toprağa sahip askerî aristokrat grubu ortaya çıktı. Daha sonra imparator Heraclius kaybedilen toprakları geri alıp Hakiki Haçı Kudüs’e geri götürdü. Ancak doğu eyaletlerinde askerî bir düzen bulunmadığından Araplar tarafından işgal edildi. Kayseri 647 ve 726’ da iki kez el değiştirdi. Derinkuyu ve Kaymaklı gibi düz ovalarda yaşayan halk yer altı yerleşimini tercih ederek kendilerini savundular. Dağlık bölgelerdeki kaya kiliseleri ve hücreler sığınak oldu.
Malazgirt Zaferinden sonra Bizans’ın elinde bulunan Anadolu’nun Fethi hareketi içinde başta Kutalmışoğlu Süleyman Şah olmak üzere Artuk, Tutak, Danişmend, Mengücek, Ebulkasım, Ebulgazi vb. Türkmen Beyleri yer almışlardı. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın ölümünden sonraki iktidar kavgası sırasında Doğu Anadolu’da Saltuklu, Danişmend, Mengücek ve Artuklu Türkmen Beylikleri oluşmuşken, 1075 tarihinde Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından İznik merkez olmak üzere Nevşehir’in de içinde bulunduğu Orta Anadolu, Güney Marmara, İç Ege ve Doğu Akdeniz Bölgeleri’nin geniş bölümlerinde de Türkiye Selçukluları Devleti kurulmuştur. Aslında 1067’de Kayseri’yi fetheden Türkmen Beyleri’nden Afşin Bey Kızılırmak’ın orta çığırı boyunca fetihlerine devam ederek Nevşehir ve çevresini de Selçuklu toprakları içerisine katmıştı.
Süleyman Şah 1081 yılında Bizansla yaptığı antlaşma ile Anadolu’da egemenliğini fiilen olduğu gibi hukuken de kabul ettirmiş, sultanlığını ilan ederek kudretli bir devlete sahip olduğunu ortaya koyup Büyük Selçuklu Devleti ile olan sembolik bağlılığını sona erdirmiştir.
Türkiye Selçuklu Devleti’nin kuruluşu Süleyman Şah Antakya’ya düzenlediği ilk sefer sırasında Ebul Gazi’yi (Hasan Bey ki Hasandağı bu zatın ismi ile anılır.) Kapadokya’ya vali tayin eder.
Nevşehir Türkiye Selçukluları Dönemi’nde doğu-batı istikametinde birer menzillik mesafede yapılmış Çay Hanı-Horozlu Han-Zazadın Hanı-Sultan Hanı-Ağzı Karahan- Tepesidelik Han- Alay Hanı ve Sarıhan gibi kervansaraylarla ve bunlar arasındaki güzergahı izleyen ticaret yolu üzerinde küçük bir yerleşim yeri idi. Bu yol batıda Ege kıyıları, Doğuda Orta Asya Türk Dünyası ve Çin’e, Mezopotamyaya yönelen çok işlek, canlı bir ticari hayata sahip, kültür köprüsü görevi de gören önemli bir yoldur. Özellikle I. Alaaddin Keykubat Döneminde (1217 -1230) bu yol üzerinde kervansaraylarla çok zengin yükler taşınarak doğu- batı, kuzey- güney istikametinde iç ve dış ticaret canlılık kazanmış, Türkiye Selçukluları en parlak dönemlerini yaşamıştır. Bu dönem ve sonrasında yapılan şifahaneler, aşevleri, yollar, köprüler, kaleler ve külliyelerle Anadolu bayındır hale gelmiştir.
Türkiye Selçuklu Sultanı II. Keykavus ile IV. Rüknettin Kılıçarslan’ın birlikte saltanat sürdükleri dönemde anlaşmazlığa düşünce IV. Rüknettin Kılıçarslan Ürgüp’e sığınmıştır. Türkiye Selçuklu Devleti 1243 Kösedağ Savaşında mağlup olduktan sonra fiili idare Moğollara geçmiş ve Sultanın yanında Moğol valileri tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Son Selçuklu Sultanlarından III. Alaaddin Keykubat da Moğol Hükümdarı
Gazan Han’la anlaşmazlığa düştüğünde Ürgüp yakınlarında sığındığı mağarada sıkı bir takiple yakalanmıştı. II. Mesut son Türkiye Selçuklu Sultanı olarak Kayseri’ de 1308’de ölünce Moğollar sembolik de olsa Selçuklu tahtına kimseyi oturtmadılar. Anadolu’yu merkezden gönderdikleri valilerle yönetmeyi sürdürdüler. Bu idari yetersizlik sonucunda Anadolu’ nun çeşitli yerlerinde beylikler ortaya çıktı. Osmanlılar, Karamanlılar, Menteşeoğulları, Germiyanoğulları gibi. Türkiye tarihinde Anadolu Türk Beylikleri Dönemi bağladı.
Beylikler Dönemi
Anadolu Selçuklu Devleti parçalanınca Moğalların Anadolu Valisi Timurtaş’ın daha sonra da Eratna Bey’in egemenliğini taşıyan Nevşehir, 1381’de Kadı Burhanettin tarafından ele geçirildiseyse de 1397’de yöreye Karamanoğulları egemen oldular. Bir Oğuz boyu olan Karamanlı Aşireti 13. yüzyılda Anadolu’ya gelmişti. Türkiye Selçuklu Hükümdarı I.
Alaaddin Keykubat onları İçel Bölgesi’ne yerleştirmişti. Kerimüddin Karaman Bey başkenti Ermenek olan Karamanlı Beyliğini kurdu. Kerimüddin Karaman Bey’in yerine geçen Mehmet Bey 1277’de Türkçe’yi resmi dil ilan ederek Türk kültürüne büyük hizmet etmiş oldu.
Karamanoğulları Türkiye Selçuklu Devleti başkenti Konya’yı zaptederek merkezlerini burayı taşıyıp, Türkmenler arasında büyük saygınlık kazandılar. Karamanoğulları Nevşehir’in de içinde bulunduğu Orta Kızılırmak Konya Bölümü ve Anamur- Mersin kıyılarına kadar Doğu Akdeniz’ de egemenlik alanlarını genişlettiler. 1397’de Yıldırım Bayezit Karaman ilini topraklarına katınca Nevşehir (Muşkara) Osmanlı Beyliğine dahil oldu. Yıldırım Bayezıt’ ın Konya’ yı fethinden sonraki gelişmeleri anlatan Aşık Paşazade Tarihi’nde: ‘‘Etrafın şehirlerine haber vardı kim bu gelen padişah gayet adildir. Ve ol şehirlerden dahi adam geldi kim hana gelip şehri tımar edin!. . . Aksaray’ı, Niğde’yi ve Kayseri’yi verdiler. Develi, Karahisarı ve Uçhisarı cümlesini nevalisi ile teslim ettiler.” der. Ancak bu dönem kısa sürdü.
Yıldırım Bayezıt 1402 Ankara Savaşında Timur’a yenilince Karamanlı Beyliği yeniden kuruldu. Bir ara Nevşehir Kadı Burhaneddin Beyliği egemenlik alanına dahil olmuştur.
Osmanlıları en çok uğraştıran bu beyliğe II. Bayezit 1487’de son verince Karaman Beyliği’ne ait topraklarla beraber Muşkara’ da Osmanlı Devleti sınırları içine dahil oldu.
Nevşehir ve yöresi Osmanlı idaresi altında bir süre barış içinde yaşadı. Özkonak’ta Yavuz Sultan Selim’in Doğu Seferi sırasında yapılan köprü Nevşehir’deki Erken Osmanlı yapısı olması açısından önemlidir.
Kanuni Sultan Süleyman tahtta çıktığında (1520) hazinenin gelirini arttırmak için yeni bir arazi tahriri yaptırdı. İl yazıcılarının bir kısmı ürün miktarını ve tarla ölçümlerini fazla göstererek vergileri arttırdılar. Bazı dirlik sahiplerinin toprağı ellerinden alındı. Bu durum halk ve asker arasında hoşnutsuzluğa neden oldu. Ayrıca 1582’den başlayıp ardarda gelen İran seferleri de Anadolu tımar düzenini bozmuşt0u. Sefere çağrılan dirlik sahiplerinden bazıları ailelerini karışık ortam içerisinde bırakıp gidemeyeceklerini ileri sürerek yasala karşı çıkarak ‘Celâli’ oldular. Devlet isyanları güçlükle bastırabildi. Tüm bu olumsuzluklar Nevşehir’ de etkisini şiddetli şekilde gösterdi. Yöre halkı arzuladığı barış, huzur ve kalkınma dönemini Damat İbrahim Paşa zamanında yaşamıştır.
Cumhuriyet Döneminde Nevşehir
Nevşehir Mondros Mütarekesi günlerinde 12. Kolordu’ya bağlı 11. tümenin denetim alanı içindeydi. Karargâhı Niğde’de bulunan tümenin önemli silah ve cephane depolarından biri de Nevşehir’ de idi.
Orta Anadolu, Mütareke’nin belirlediği paylaşım alanlarının dışında kaldığı için Nevşehir, Milli Mücadele yıllarında önemli bir siyasi olaya tanık olmadı. Bununla birlikte 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi’ne, Nevşehir adına bir delege katıldı: Dellalzade Hacı
Osman Efendi, Hacı Osman Efendi, kongrede alınan bütün vilayet ve kazalarda Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Şubeleri oluşturulmasını öngören kararın Nevşehir’de uygulanmasına öncülük etti. Bu cemiyetin önde gelenleri Eyüp Bey, Müftü Süleyman Hakkı Efendi, Belediye Başkanı Ahmet Efendi idi. Bugün Nevşehir’e bağlı olan Avanos’ta da cemiyetin bir şubesi kurulmuştu. Bu cemiyetin çalışmalarında en etkin kişi Belediye Başkanı Nuri Bey’dir.
Milli Mücadele yıllarında Nevşehir’e ilişkin olarak anılması gereken bir başka gelişme de Mustafa Kemal’in 22 Aralık 1919’da Hacı Bektaş’a gelmesidir. Bektaşileri Milli Mücadele’ ye kazanmak amacını güden Mustafa Kemal Hacı Bektaşı Veli Tekkesi Çelebisi Cemalettin Efendi ve tekke şeyhi Salih Niyazi Baba ile görüştü. Ülkenin içinde bulunduğu durum uzun uzadıya ele alındı. Her iki Bektaşi önderi de Mustafa Kemal ile aynı düşüncede olduklarını ve Milli Mücadele saflarına katıldıklarını açıkladılar. Bu Mustafa Kemal’ in Sivas Kongresi sonrasında kazandığı en önemli başarılarından biriydi. Bu görüşmeden sonra Anadolu’ nun her yanındaki Bektaşi Tekkeleri birer Kuvay-i Milliye karargahı işlevi gördü.
Nevşehir Osmanlıların son dönemlerinde Niğde Sancağı’na bağlı bir kaza idi.
Cumhuriyetimizin ilanından sonra 1924’te Niğde yeni idari yapılanmada bir il olarak ortaya çıkarken Nevşehir de ilçelerinden biri oldu.
6429 sayılı yasa ile Nevşehir 20 Temmuz 1954 tarihinde il haline getirildi. Kırşehir ve Kırşehir’e bağlı Mucur, Avanos, Hacıbektaş (1945’te ilçe oldu.), Kayseri’ye bağlı Ürgüp (1935’te ilçe oldu.), Niğde’ye bağlı Arapsun (1948’de Gülşehir adını aldı.) Nevşehir’in ilçeleri haline getirildi. Kozaklı ve Hamamorta köyleri Avanos’a bağlı birer köy iken birleştirilerek 1954’te Kozaklı adıyla ilçe olarak Nevşehir’e bağlandı. Kırşehir 1957’de tekrar il yapıldı. Mucur ilçesi ile beraber Nevşehir’den ayrıldı. Daha önceleri Melegübü ismi ile anılan bir bucak merkezi olan Derinkuyu 1 Nisan 1960’ta ilçe durumuna getirildi. Acıgöl kasabası ise 4 Temmuz 1987’ de ilçe olmuştur.
A. 2. İL VE İLÇE SINIRLARI
Nevşehir İli Merkez ilçe dahil 8 (sekiz) ilçe ile İç Anadolu Bölgesinde yer almış olup ad ve konumları itibariyle aşağıda sıralanmıştır.
1. Merkez 2. Acıgöl 3. Avanos 4. Derinkuyu 5. Gülşehir 6. Hacıbektaş 7. Kozaklı 8. Ürgüp
A. 2. 1. Acıgöl
Aksaray-Nevşehir yolu üzerinde yer alan ve Nevşehir’e uzaklığı yaklaşık 20 km olan Acıgöl’de tespit edilebilen en eski yerleşim M.Ö. VIII. yüzyıla aittir. Ağıllı köyü yakınlarındaki Topada Geç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroglifi ile yazılmış kaya anıtında bölgenin siyasi durumu ve liderinin icraatları ile ilgili bilgiler yer almaktadır.
Nevşehir Müze Müdürlüğü’nün Kurugöl’de yaptığı kazılar sonucunda M.Ö. II. yüzyıla ait taştan yapılmış lahitler içerisinde ve ölü küpleri içerisinde Arkaik Dönem’ e ait lekithoslar (koku şişesi), yüzük, fayanstan kolyeler ele geçmiştir.
Acıgöl’ün bir başka özelliği de yerleşim merkezinde yer alan yeraltı yerleşimidir. İki tanesi orjinal olmak üzere üç girişi tespit edilebilmiştir. Orjinal olmayan üçüncü girişin her iki tarafında kapı yüksekliğinde taşlar konulmuş, yatay tek taşla da (lento ) kapı desteklenmiştir.
Girişin uzantısında yer alan mekanlar bazalt taştan kemerli olarak yapılmıştır. Ancak 50-100 yıl öncesine aittirler. Gerek teknik, gerekse şekil açısından Özlüce ve Mazı Yeraltı Şehri’ ne benzerlik göstermektedir.
Henüz tam olarak temizlenmemiş olan yeraltı şehrinde büyük salonlar birbirlerine tünellerle bağlanmıştır. Kısa bir koridor vasıtasıyla yeraltı şehrinin kaya oyma mekanlarına ulaşılır. Girişteki kısa koridorun karşısındaki sürgü taşlı alan şehrin birinci orjinal girişi ve ilk salonudur. Kısa bir koridorla ikinci büyük salona geçilir. Bu mekanda yer alan üç büyük niş oturma ya da yatak odalarıdır. Bu kısıma giriş dar bir aralık vasıtasıyladır. Tavan kısımları iyi oyulmuş beşik tonozlu gibidir. Burada havalandırma bacalarının yanı sıra haberleşme delikleri de bulunmaktadır. Bu kısımdan üçüncü büyük salona geçiş dar, alçak, oldukça kavisli bir galeri sayesindedir. Galeri boyunca kandil koymak için küçük nişler bulunur.
Küçük mekanın üç tarafında kaya kiliselerinin apsisleri gibi oyulmuş küçük odalar yeralır.
Buradaki havalandırma bacası diğerlerinden farklı olarak yukarıya doğru konik bir biçimde daralmaktadır.
Bugüne kadar pek çok yeraltı şehrinin orjinal girişleri bulunamamıştır. Bilinenler ise fazla bir özellik göstermezler. Acıgöl yeraltı şehrinin ikinci orjinal girişi Mazı yeraltı şehrinin tam benzeri olup ustaca düşünülmüş bir örnektir. Girişin yan duvarları düzensiz taşlardan, tavan kısmı ise düzgün, ince, uzun taşlardan örülmüştür. Aynı tip örgü sistemi, civardaki ev kapılarında da görülmektedir.
Şekil A.1: Acıgöl İlçesi’nden bir görünüm
Kaynak:www.acigol.bel.tr,2006
Tatlarin
Acıgöl ilçesinin 10 km kuzeyinde yer alan Tatlarin kasabası, gerek yeraltı kenti ve kiliseleri gerekse konut mimarisi ile Kapadokya Bölgesi’ nin ilginç yörelerinden birisidir.
Tatlarin halkı tarafından “ kale” olarak adlandırıldığı tepesinde yer alan yeraltı şehri ilk olarak l975 yılında tespit edilmiş, 1991 yılında ziyarete açılmıştır. Halen iki katı gezilebilen yeraltı yerleşiminin mekanlarının büyüklüğü, -Güzelyurt Yeraltı Yerleşimi- dışında de bulunmayan tuvaletlere sahip oluşu, erzak depolarının ve kilisele yeraltı yerleşiminden ziyade askeri garnizon ya da manastır komple
uk İsa, Michael ve Gabriel; Konstantin ve Helena, başkalaşım, İsa’nın cehenneme inişi, Kudüs’e giriş, İsa’nın çarmıha gerilmesi ve dokuz azizin yanı sıra kiliseyi yaptıran kişinin portresi de yer almaktadır.
Tatlarin Yeraltı Şehri
Nevşehir ili, Acıgöl ilçesinin 10 km kuzeyinde, Tatlarin kasabasının “ kale” olarak adlandırıldığı tepesinde yer alır. Yeraltı şehri ilk olarak l975 yılında tespit edilmiş, 1991 yılında ziyarete açılmıştır. Kale mevkiinde yeraltı yerleşimlerinin dışında pek çok kilise bulunmakta ancak bunların büyük bir bölümü doğal nedenlerle yıkılmıştır. Asıl giriş kapısı yıkılmış olan yeraltı şehrine batı yönündeki iki mekan sayesinde girilebilmektedir. Yeraltı şehri, oldukça geniş alanlara yayılmış, ancak küçük bir kısmı temizlenebilmiştir. Halen iki katı gezilebilmektedir. Mekanların büyüklüğü, erzak depolarının sayısının ve kiliselerin çokluğu normal bir yeraltı yerleşiminden ziyade askeri garnizon ya da manastır kompleksini akla getirir.
Şekil A.2: Tatlarin Yer altı Şehrinden Bir Görünüm
hiçbir yeraltı yerleşimin rin çokluğu, normal bir
ksini akla getirir.
Tatlarin Kilisesi
Acıgöl ilçesine bağlı olan ve Acıgöl’ün 10 km kuzeyinde yer alan Tatlarin kasabasının kale olarak adlandırıldığı tepesinin yamacında yer alır.
İki nefli iki apsisli, beşik tonozlu olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. Oldukça iyi korunmuş olan fresklerdeki sahneler bantlarla birbirinden ayrılmıştır. Zeminde koyu gri, tasvirlerde ise mor, hardal ve kırmızı renkler kullanılmıştır.
Sahneleri: Apsiste Meryem ve Çoc
Kaynak: www.acigol.gov.tr/tatlarinyeralti.htm,2006
Girişten 15 metre uzunluğundaki kavisli bir koridor vasıtasıyla dikdörtgen planlı geniş bir mek etre çapında ortası delikli bir sürgü taşı bu mekanın giriş çıkışınıana ulaşılır. Girişteki 1,5 m
kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Sağ taraftaki nişin içinden aşağıya doğru oyulan ve halk tarafından “ zindan” olarak adlandırılan mekanda üç iskelet bulunmuştur.
Tuvaletin de yer aldığı bu ana mekanın sağ tarafında kiler/mutfak bulunmaktadır. Bu alanın Roma Dönemi’ nde mezarlık alanı, Bizans Dönemi’ nde de kiler olarak kullanılmış olması
gerekmektedir. Çünkü bu odadaki nişler, yöredeki Roma Dönemi kaya mezarlarındaki - ölülerin yatırıldığı- nişlerden farksızdır. Ancak daha sonraki dönemlerde bu nişlerin tabanları oyulmuş ve içine erzak konulmuştur.
İkinci girişte ahır yer alır. Daha önce erzak deposu olarak kullanıldığı şüphesiz olan bu geniş mekan sütunlarla desteklenmiştir. Tabanında beş adet ambar bulunmaktadır. Tavan kısmında yeraltı yerleşiminin başka mekanlarına ulaşılabilen havalandırma bacası yer alır.
Birinci büyük mekan ile ikinci büyük mekan dar bir koridorla birbirine bağlanır. Zikzak biçimli bu koridorda tuzak ve bağlantıyı kesen sürgü taşı bulunmaktadır.
A. 2. 2. Gülşehir
Nevşehir’e 20 km uzaklıkta, Kızılırmak’ın güney kenarında yer alan antik adı
‘Zoropassos’ olan Gülşehir’in, eski adı ‘Arapsun’dur. Damat İbrahim Paşa’nın Nevşehir’e yaptığı imarı, bir başka Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa da Gülşehir’e yapmış, 30 haneli Gülşehir’i bir külliye ile donatmıştır. Külliye; cami, medrese ve çeşmeden oluşmaktadır.
Civelek Mağarası
Gülşehir’in 4 km doğusunda yer alan Civelek köyü yakınlarındaki mağara, sadece Gülşehir’in değil aynı zamanda Nevşehir’in de en eski yerleşimidir. Mağara, köyün Gürlek Tepe olarak adlandırılan tepesinde yer alır. Kalkerli bir yapıya sahip olan mağaraya 14 m uzunluğunda aşağıya doğru uzanan bir galeri vasıtasıyla inilebilmektedir. Ana mekanı 22x1 m olan mağaranın tavan kısımlarında kalsit kristalden oluşan 5-15cm arasında değiş uzunluktaki sarkıtlar yer almaktadır. Nevşehir Müzesi ve İtalyan mağara bilimcileri ile birlikte yapılan
1 en ında, özellikle göçen kaya parçaları arasında ve galerile
ı boyası ile stilize hayvan ilmiştir. Üst kattaki kilise ise tek apsisli ve beşik tonozlu
ede sahneler, bantlar içinde frizler halindedir. Siyah zemin
çalışmalarda mağara taban
rde Kalkolitik Döneme (M.Ö. 5000-3000) ait, elde şekillendirilmiş tek kulplu fincanlar, çeşitli boylarda çömlekler, dokumacılıkta kullanılan ağırşaklar, taştan ve kemikten aletler ele geçmiştir. Ayrıca mağaranın çevresinde yapılan yüzey araştırmalarında da obsidiyenden ve sileksten yapılmış aletler bulunmuştur. Mağara koruma altına alındığından ziyarete kapalıdır.
Açık Saray Harabeleri
Nevşehir-Gülşehir yolu üzerinde, Gülşehir’e 3 km uzaklıktaki Açık Saray Harabeleri, tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, IX. ve X. yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir piskoposluk merkeziydi. Halk arasında “ Hacı Bektaş Veli Mescidi” olarak adlandırılan mekanın mihrabının günümüze kadar korunmuş ve İslami bir yapı olması açısından dikkat çekmektedir. Kareye yakın planlı mescidin batı kesiminde yüksekçe nişler yeralmaktadır. Bu ören yerinde bulunan mantar biçimindeki peribacaları yörede tektir.
Aziz Jean (Karşı) Kilisesi
Gülşehir’in hemen girişinde yer alan ve iki katlı olan Aziz Jean Kilisesi’nin alt katında kilise, şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar, üst katında ise İncil’den alınmış sahnelerle süslenmiş bir diğer kilise yer almaktadır.
Alt kata ait kilise, tek apsisli, haç planlı, haç kolları, beşik tonozludur. Merkezi kubbesi çökmüştür. Süsleme açısından direk ana kaya üzerine kırmızı aş
, geometrik ve haç tasvirleri resmed
dur. Ana apsisteki resimlerin dışında oldukça iyi korunmuş olan kilise siyah bir is tabakası ile kaplıydı. Kilisenin restorasyonu ve konservasyonu 1995 yılında Restoratör Rıdvan İşler tarafından yapıldıktan sonra bugünkü haline gelmiştir.
İsa ve İncil siklusunu içeren kilis
üzerine sarı ve kahverengi renkler kullanılmıştır. Niş tonozlarında ve cephelerinde bitkisel ve geometrik motifler tercih edilmiştir. Batı ve güney duvarında, Kapadokya
Bölgesi’nde oldukça nadir olarak resmedilen son yargı sahnesi yer alır. Kilise, apsisinde yer alan yazıtına göre 1212 yılına tarihlenmektedir.
Sahneleri: Apsiste Deesis, ön cephesinde kuş tasvirleri altında müjde, tonozunda madalyonlar içinde aziz tasvirleri; tonozun güney kanadında son yemek, ihanet, vaftiz, altında Meryem’in ölümü; kuzey kanadında İsa’nın çarmıhtan indirilmesi, kadınlar boş mezar başında, İsa’ nın cehenneme inişi; batı ve güney duvarında ise son yargı.
Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri
Yeraltı şehri, Gülşehir ilçesinin 35 km batısında yer alan Gökçetoprak köyü yakınlarındadır. İlk kez 1989 yılında Fransız araştırma ekibi, 1991 yılından itibaren de İtalyan asıllı R
göre farklı bir jeolojik karaktere sahiptir. En altta kızılım
şı ve aglomera formastasyonunun içine kazılmıştır.
yeraltı şehrinin girişi dar bir kaya bloğu vasıtasıyladır.
ehrinin iki katı tespit
edileb nlar birbirlerine dar
ı taşları, dışarıda
kesilip içe nda bulunan kaya bloklarının
ında yer alan su ökçetoprak köyünün kuzey ve batı yamaçlarında da yöre halkı tarafından halen ahır, depo ve samanlık olarak kullanılan çok sayıda yeraltı yerleşimleri bulunmaktadır.
aravezir (Kurşunlu ) Camii
779 yılında Gülşehir’li Karavezir Silahtar Seyyid Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Vakfiyesinden cami mimarının 8 akçe yevmiye ile çalışan Ebu Bekir Veledi Halil E ğu anlaşılmaktadır.
ekil A.3: Karavezir (Kurşunlu ) Camii
Kaynak: www.kenthaber.com,2006
oberto Bixio ve Stefano Saj Commissione Nazionale Cavita Artificiali yeraltı şehirlerinde çalışmalarda bulunmuştur.
Sivasa yeraltı şehri, bölgeye
sı kahverengi renkte olan çamuş taşı, üstünde kalınlığı 3-4 m’ yi bulan aglomera (iri taneli tüf) ve en üst kısımlarında da sert bir volkanik kayaç olan andezit kaya blokları bulunmaktadır. Yeraltı şehri, çamur ta
Platonun yamacına oyulan
Henüz tam olarak temizlenmemiş ve ışıklandırılmamış olan yeraltı ş ilmiştir. Her iki katında da büyük düzgün olmayan dikdörtgen meka ve uzun koridorlarla bağlanmıştır. Koridorların girişlerinde bulunan kap
riye getirilmişlerdir. (Yeraltı şehrinin 1,5 km uzağı
üzerindeki izler bunu kanıtlayan en iyi delildir.) Yeraltı şehrinin ikinci. kat kuyusu 25 m derinlikte olup içinde halen su bulunmaktadır.
G K 1
fendi oldu
Ş
Üç kapılı bir avluda yer alan Karavezir Camii, yaklaşık 400 m² bir alanı kaplamaktadır. Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan cami, iki renkli kesme taştan yapılmış, kare planlı, ana mekanını kaplayan 11 m çapındaki kubbe dört kemer üzerine oturtulmuştur. Kubbe dört sivri kemer ve köşelerde pandantifler ile beden duvarları üzerine oturmuştur. Kubbe ağırlığını kısmen köşe kuleleri ve payeler, kısmen de kemerler taşır.
Kuzey cephesinde fazla simetrik olmayan 6 sütunun taşıdığı üç gözlü son cemaat yeri bulunm ktadır. Üç kubbede de derinlemesine aynalı tonozla örtülüdür. Sütunlar birbirlerine basık s ıştır. Son cemaat yeri kubbeleri, içten pandantiflerle, dıştan kasnağ er yer nemden dökülmüş olmakla beraber kalem işi süslemeler bulunm
rası yer alır. Tu
ak içün, kıldı bu cami pür nuribina, sıdkile aşafı alişane, beş vakitte idelim hayr ve
a
ivri kemerle bağlanm a oturur. Kubbelerde y
aktadır.
Giriş kapısı çerçevesinin üzerinde profilli barok üslupta mermer kitabe bulunmaktadır.
Yeşil zemin üzerine altın yaldızla işlenmiş madalyon şeklinde I. Abdülhamid’ in tuğ
ğranın yan taraflarında siyah, yeşil, mavi renkte yağlı boya ile boyanmış birer demet çiçek bulunmaktadır. “ Şahı-Şahani Hamidi Şeyh Sadr-ı Zişan-ı Silahtar Paşa, hayr-ı niyetiyle razı-i H
dua, tam tarih-i itmamın da oldı bir beyt ile lüfti göya, kıldı bu camii ehya-e lillah-i sahibi Sadr Mehmed Paşa 1193. ”
A. 2. 3. Hacıbektaş
Nevşehir-Kırşehir yolu üzerinde Nevşehir’ e 45 km uzaklıkta olan Hacı Bektaş, ilçe merkezinde yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Hellenistik ve Roma Dönemi’ne ait ele geçen eserler, Hacıbektaş Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
Hacıbektaş yakınlarındaki Karaburna köyü yakınlarında Topada ve Sivasa’da olduğu gibi G
te açılmıştır. Müze, 1. avlu (Nadar avlusu ), 2. avlu
rafından yaptırıl
şevi, Baba
eç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroflifi ile yazılmış Karaburna kaya anıtı bulunmaktadır.
Bu yazıtta Kral Sapas’ın NIAS SAPAS ile yaptığı anlaşma ve bu anlaşmaya uymadıkları takdirde Haran tanrısı Armas, tanrıçası Kumiapi ve Datti Kubaba’nın aşağılayacağından bahsetmektedirler.
Hacı Bektaş-ı Veli Müzesi
Nevşehir İli Hacıbektaş ilçesinde Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi’nin 1. avlusunda girişin sağındaki yapı 1959-1964 yılları arasında restore edilmiş, 16 Ağustos 1964 tarihinde Etnografya Müzesi olarak düzenlenmiş ve ziyare
(Dergah avlusu ) ve 3. avlu ( Hazret avlusu ) olmak üzere ana bölümden oluşmaktadır.
1. Avlu: Eskiden Nadar (At) avlusu da denilen bu bölüme, güneydeki anıtsal görünümlü Çatal Kapı’dan girilir. Girişin hemen sağında 1902 yılında Tekke Postnişini Feyzulla Dedebaba zamanında Sadrazam Halil Paşa’nın eşi Fatma Nuriye Hanım ta
an ve üzerinde Mühr-ü Süleyman motifi bulunan Üçler Çeşmesi yer alır. Eskiden bu avlu içinde günümüze kadar ulaşmayan; atevi, ekmekevi, hamam, tuvalet, mihmanevi, çamaşırhane gibi bölümler bulunmaktaydı.
2. Avlu: Eskiden Dergah Avlusu da denilen bu bölüme, üçgen alınlıklı ve sivri kemerli Üçler Kapısı’ndan girilir. Bu avlu içinde sırasına göre sağda; Arslanlı Çeşme, a
Köşkü, Tekke Camii, ortada; havuz, solda; mihmanevi, meydanevi, kilerevi ve Dedebaba Köşkü gibi bölümler bulunmaktadır.
Arslanlı Çeşme: Klasik Mısır Sanatı tarzında İskenderiye mermerinden yapılmış olan arslan yontusu, ünlü Mısır Valisi Kavalalı M. Ali Paşa soyundan Fatma Hanım tarafından, M. 1875 yılında Tekke’ye hediye babında gönderilmiştir. Arslanların içine yerleştirildiği esas çeşme, M. 1554 yılında eski Silistre Valisi Malkoç Bali Bey hayrına yaptırılmıştır.
Aşevi Baba Köşkü: Protokolde, Dedebaba’dan sonra gelen Aşevi Babası’nın oturduğu köşk, bugün Müze idaresi olarak hizmet vermektedir.
sonlandırılmıştır. Fıskiyesinde, Korinth tipi antik başlık kullanılmıştır.
Dervişlerin zikredip, olgunlaştıkları Çilehane (kızılcahalvet) denilen hücre yer alır.
urşun kaplamalıdır.
Güvenç Abdal Türbesinde ise Güvenç Abdal, eşi Dünya Güzeli ve hizmetkarlarının Aşevi: Kitabesinden M. 1560’ta Malkoç Bali Bey hayrına yaptırıldığı anlaşılan aşevi’nde meşhur karakazan, halife kazanları ve diğer mutfak eşyaları sergilenmektedir.
Tekke Camii: M. 1834 yılında, Padişah II. Mahmut tarafından yaptırılan camii klasik tarzda; içten kubbeli görünümüne rağmen dıştan kurşun kaplamalı ve basık külahlı olarak inşaa edilmiştir. Güdük minaresi orjinal olmayıp restorasyon ürünüdür.
Havuz: Giriş kapısının tam karşısında bulunan havuzun kitabesinden anlaşıldığına göre; 1906-1908 yılları arasında dönemin Beyrut Valisi’ nin (H. Rıfat Paşa) eşi Nazlı Hanım tarafından yaptırılmıştır. Güney duvarı, üçgen alınlıklı olarak yapılmış olup; oniki dilimli Hüseyni taç ile
Mihmanevi: Tekke faal iken, gelen konukların ağırlandığı bu bölüm, bugün müze deposu olarak kullanılmaktadır.
Meydanevi: Tekke’nin en önemli bölümlerinden biri olup, kitabesine göre; M. 1367 yılında Sultan Murat tarafından yaptırılmıştır. Burada tarikata intisap etme yani ikrar verme ve nasip alma törenleri yapılıyordu. Meydan Odası’nın rekonsrüksiyon olarak bingi tekniğinde inşaa edilen tavanı ilgi çekicidir. Bu bölümde; oniki makamı simgeleyen postlar, levhalar, Bektaşi Tahtı, müzik aletleri, tablolar, eski siyah-beyaz fotoğraflar, mühürler ve diğer etnoğrafik eserler sergilenmektedir.
Kilerevi: İki katlı olan bu bölümün alt katı, eskiden Tekke kasası ve depo olarak; üst kat ise, Dedebaba Köşkü olarak hizmet veriyordu. Şimdi ise Kütüphane deposu olarak hizmet vermektedir.
3. Avlu: Eskiden Hazret avlusu da denilen bu bölüme, basık kemerli, yeşil kanatlı, Altılar Kapısı’ndan girilir. Atatürk Köşesi, Pirevi, Balım Sultan Türbesi ve Hazire bulunmaktadır.
Pirevi: Girişin tam karşısında yer alan bu yapı kompleksi, M. XIII. -XVI. yüzyıllar arasında tamamlanmıştır. Girişin sağ ve sol yanında; Tekke’ye hizmet etmiş bulunan Dede ve Babalar’ın mezarları bulunmaktadır. Akkapı denilen süslemeli mermer kapıdan, kalem işi motiflerle bezeli olan Orta Methal yani salona girilir. Sağ tarafta; Tekke’ nin çekirdeği sayılan ve
Üstünde kitabesi bulunan, mütevazi bir kapıdan, Kırklar Meydanı’na geçilir. Tavanı ahşap, duvarları kalem işi bezemelerle süslü olan bu bölümde; muhtemel olarak Hindistan’dan Tekke’ye hediye olarak gelmiş olan ünlü Kırkbudak şamdan, Hz. Ali’nin el yazması Kur’an-ı Kerim’den bir sure, İran Şahı’nın adağı ipek halı, sancaklar, fincan takımları, Türbe’nin süslemeli orijinal gümüş kapısı, bazı silahlar ve Bektaşi kültürüne ait bazı etnoğrafik eserler sergilenmektedir. Meydanın doğusunda; Horasan Erleri, batısında Çelebiler’in mezarları bulunmaktadır. Gökeşik de denilen, mütevazi ve süslemeli mermer kapıdan Huzur-u Pir’e yani Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli Türbesine girilir. Yapı Selçuklu mimarisi geleneğinde inşaa edilmiş olup; kubbe ve duvarları kalem işi bezemelerle süslenmiştir. Yüksek tip sandukası yeşil puşidelerle süslüdür. Türbe’nin üst kısmı; dıştan sivri külahlı ve k
sanduk
sağ tarafında, piramidal külah örtülü ve Selçuklu mimari tarzında inşaa edilmiştir. Balım Sultan; Dimetoka’daki Bektaşi Tekkesinde yetişmiş ve dah gelerek, Bektaşilik’e önemli hizmetlerde bulunmuştur. Bu nedenle de Bektaşilik’te Pir-i Sani (İkinci Pir) olarak kabul edilir. Balım Sultan sanduk mezarının da bulunduğu Türbe, ölümünden üç yıl sonra M. 1519’ da; Yavuz Sultan Selim’in komutanlarından Dulkadiroğulları Beyi, Şeyhsuvar Ali Bey ta ubbe içi ve duvarları kalem işi bezemelerle süslü olan türbe i
aları bulunmaktadır. Türbe kemerli tonozla örtülü olup, restorasyon ürünü bezemelerle süslüdür.
Balım Sultan Türbesi: Avlunun si
a sonra merkez Tekke’ye asından başka Kalender Şah rafından inşaa ettirilmiştir. K
çinde; şamdan, orijinal kapı ile bazı levhalar sergilenmektedir. Türbenin önünde ise kutsal sayılan tarihi Dilek Ağacı (Karadut-Morus Nigra) bulunmaktadır.
Hazire: Balım Sultan Türbesi’nin hemen yanında bulunan mezarlıkta, Tekke’ye hizmette bulunan dervişler yatar. Hüseyni, Elifi ve Ethemi tipteki mezar taşı başlıkları, Türk - İslam Sanatı’nın özgün eserlerindendir.
Şekil A.4.: Hacıbektaş-ı Veli Türbesi
Kaynak: www.nevşehir.turizm.gov.tr,2006
Diğer Müze ve Örenyerleri
Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi: İlçe merkezinde ve Hacıbektaş Veli Müzesi’nin 100 m kadar batısındadır. Sulucakarahöyük’te, 1967-1976 yılları arasında yapılmış olan bilimsel kazılarda ortaya çıkan arkeolojik buluntular sergilenmektedir. Hacıbektaş arkeoloji ve etno aşlı eserleri arasında Eski Tunç, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine aitçift kulplu kaplar, kaseler, pişmiş topraktan ölü gömme küpleri gibi eserler bulunmaktadır.
Kadıncık Ana Evi: Velayetname’de adı geçen ve Bektaşilik’te önemli sayılan bir kişinin ikamet ettiği evdir. Müze Müdürlüğü’ne başvurulması halinde görevli sağlanarak ziyaret edilebilir.
grafya müzesinin belli b
Bektaş Efendi Türbesi: M. 1603 yılında ölmüş olan Bektaş Efendi ile ilgili pek bir bilgi yoktur. Kubbesi ve duvarları kalem işi bezemelerle süslü olan türbe, Selçuklu Kümbet Mimarisi tarzında inşaa edilmiştir.
Çilehane-Deliklitaş: İlçenin 3km. doğusundaki Arafat Dağı’nda bulunan mağaradır.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu mekanda halvette bulunduğuna inanılır. Ayrıca, bu delikten geçenlerin günahlarından arındığı yönünde bir inanç da vardır. Zemzem çeşmesi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Ozanlar Anıtları ile 5. 000 kişilik modern amfitiyatro bu tepede bulunmaktadır.
Beştaşlar: İlçenin 5 km kadar kuzeyinde; Çivril Köyü yakınlarında bulunmaktadır.
Jeolojik bakımdan önem taşıyan, beş adet dev boyutlu taş vardır. Taşların efsanesi, Velayetname’de ayrıntılı olarak anlatılır.
e bulunan evde; M. Kem l Atatürk, 22-23 Aralık 1919 tarihlerAtatürk Evi: İlçe merkezind a
inde konuk edilmiştir. XIX. yüzyılda inşaa olunan ev, restore edildikten sonra, Müze- Ev olarak halkın ziyaretine açılacaktır.
A. 2. 4. Avanos
Nevşehir’in 18 km kuzeyinde olan Avanos’un antik dönemdeki adı ‘Venessa’dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır.
Şekil A.5. : Çanak çömlek yapımı
…….
Avanos yakınlarında, Kızılırmak’ın hemen kenarındaki bir Roma mezarlığında ele geçen apadokya Bölgesi’nde bugüne kadar ele geçen tek lahit yılında tesadüfen ortaya çıkmış, semerdam biçimindeki apağı kimliği tespit edilmeyen şahıslarca açılmış ve içindeki buluntular ne yazık ki çalınm
pılan arkeolojik kazılarda Eski Tunç Çağı’ndan Geç Roma Dönemi’ne kadar değişik
Kaynak:www.nevsehir.turizm.gov.tr,2006
Avanos’u ikiye ayıran ve Anadolu’nun en uzun nehri olan Kızılırmak ve onun çevresi, çağlar boyunca çok sayıda olaylara sahne olmuştur.
mermerden lahit, Merkez K olması açısından ilginçtir. Lahit, 1971 k
ıştır. Ceset üzerinde yapılan patolojik ve paleoantropolojik araştırmalar sonucunda lahitin, saçları kına ile boyanmış bir kadına ait olduğu anlaşılmıştır.
Avanos’un Sarılar kasabası yakınlarındaki Prof. H. Sever’in başkanlığındaki Zank Höyük’te ya
kültürlere ait kalıntılar açığa çıkarılmıştır. Avanos’ta XIII. yüzyıl Selçuklu Dönemi’ne tarihlenen Saruhan Kervansarayı ve Alaaddin Camii bulunmaktadır.
Saruhan
Nevşehir’in Avanos ilçesinin 5 km güney doğusunda Ürgüp’ün ise 6 km kuzeyinde, Damsa
9 yılında yaptırılan Saruhan 2000 m² lik bir alanı kaplamaktadır.
vadisinde yer alır. Han, doğu-batı bağlantısındaki Aksaray-Kayseri güzergahındadır.
II. İzzettin Keykavus zamanında -belki de onun tarafından- 124 Zelve
Avanos’a 5 km, Paşabağlarına 1 km uzaklıktaki Zelve, Aktepe’nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden olaşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. Vadideki peribacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir.
Şekil.A.6: Zelve Pasabağından görünüm
Kaynak:www.resimler.gen.tr,2006
mekanlardaki trogloditik yaşamın ne zaman başladı
Uçhisar, Göreme, Çavuşin gibi kaya oyma
ğı bilinmeyen Zelve, özellikle IX. ve XIII. yüzyılda hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler de bu yörede verilmiştir.
Yamaçların dibinde yeralan “Direkli Kilise” Zelve’deki manastır hayatının ilk yıllarına aittir. Kilise süslemelerinde tercih edilen kabartma haçlar daha çok ikonoklastik düşünce ile yakından ilgilidir. İkonoklastik Dönem öncesine tarihlenen Balıklı, Üzümlü ve Geyikli Kiliseler vadinin önemli kiliselerindendir.
1952 yılına kadar iskan edilmiş vadide manastır ve kiliselerden başka yerleşim yerleri, iki vadiye açılan tünel, değirmen, cami ve güvercinlikler bulunmaktadır.
Paşabağları ve Aziz Simeon Hücresi
Göreme-Avanos yolunun sağında, yoldan 1km içeridedir. Eskiden “ Rahipler Vadisi”
bugün “ Paşabağı” olarak adlandırılan bu alan, kendine özgü peribacalarıyla doludur. Çok gövdel
esini sağlayan pencere aralıkla
yiyecek ve içeceği almak için iner.
arda yaşar, kaya yataklarda yatarlar.
-boyanmış- olduğundan bölgen
slüman Arapların akınlarına karşı savunma amaçlı olarak
yolu kenarında, Göreme’ye 2,5 km uzaklıktadır. Oldukça yüksek tek nefli,
beth’in takip edilişi, Zekeriya’nın öldürülmesi; batı duvarında Yusuf ve Me
soldaki kolunda yer alır. Va
i ve çok başlı olan bazı peribacalarının içlerine şapel ve oturma mekanları oyulmuştur.
Üç başlı peribacalarının birinde Aziz Simeon adına yapılmış bir şapel ve inziva hücresi bulunmaktadır. Dar bir baca vasıtasıyla ulaşılabilen hücrenin girişini antitetik haçlar süslemektedir. İçinde ocak, oturma ve yatma mekanları ile ışık girm
rı mevcuttur.
V. yüzyılda Halep yakınlarında münzevi bir hayat sürdüren Aziz Simeon, mucizeler yarattığı söylentileri çıkınca, halkın aşırı ilgisinden kaçarak önce iki metre yüksekliğinde bir sütun üzerinde daha sonra 15 m yüksekliğinde bir sütun üzerinde yaşamaya başlar. Aziz Simeon, aşağıya sadece müritlerinin getirdiği az miktarda
Kapadokyalı münzeviler ise bir sütun yerine hazır buldukları peribacalarını oyarak dünyevi hayattan uzaklaşırlar. Peribacasını aşağıdan yukarı doğru oyarak 10-15 m yükseklikte kaya odal
Çavuşin
Bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Çavuşin, Göreme-Avanos yolu üzerinde, Göreme’ye 2 km uzaklıktadır. Çavuşin’deki Vaftizci Yahya adına yapılan kilise bölgeye hakim bir yerdedir. Muhtemelen V. yüzyılda yapılmış
in en eski kilisesidir. Kapadokya’da pek görülmeyen geniş avlusu son yıllarda kayaların kopması sonucu yıkılmıştır.
Eski Çavuşin vadisindeki harabeler, hristiyan dervişlerinin ve topluluklarının yaşadığı yerlerdi. Çavuşin’ in hemen yanındaki Güllüdere’de beş kilise bulunmaktadır. Vadinin yakınındaki Haçlı Kilise aynı zamanda mü
da kullanılmıştır.
Çavuşin (Nicephorus Phocas) Kilisesi Göreme-Avanos
beşik tonozlu, üç apsisli olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. 964/965 yıllarına tarihlenmektedir.
Sahneleri: Tonozda müjde, ziyaret, bakireliğin ispatı, Mısır’a kaçış, Yusuf’un ikinci rüyası, Havarilerin Tanrı yolunda görevlendirilmesi, üç müneccimin tapınması, masum çocukların katliamı, Eliza
ryem deney sonrası, Beytüllahim’e yolculuk, doğum, son yemek, ihanet, İsa’nın cehenneme inişi, vaftiz; kuzey duvarında İsa Platus önünde, İsa Golgota yoluna, İsa çarmıhta, İsa’nın ölümü; güney duvarında Kudüs’e giriş, Lazarus’un diriltilmesi, kör adamın iyileştirilmesi, İsa’nın çarmıhtan indirilmesi, kadınlar boş mezar başında; apsis duvarında başkalaşım resmedilmiştir.
Güllüdere (Aziz Agathangelus) Kilisesi
Çavuşin köyüne yaklaşık 2 km uzaklıktaki Güllüdere vadisinin en dinin hemen başlangıcında, solda dik bir yamaç üzerine yapılmıştır.
Nef, dikdörtgen planlı, düz tavanlı ve geniş tek apsislidir. VI-VII. yüzyıla tarihlenen mimariye IX.-X. yüzyılda apsis ilave edilmiştir. Apsisteki iki ya da üç fresk seviyesi apsisin devamlı olarak boyandığını gösterir. Madalyon içinde tahtta oturan İsa’nın sağında ve solunda yeralan İncil yazarlarının sembolleri simetrik olarak resmedilmiştir.
Düz tavan, kabartma olarak yapılmış, ortada daire içinde haç, kenarlarda ise palmiye motiflerinin arasında çelenk motifleriyle dekore edilmiştir. Bu şekilde haçı esas alan dekora
raltı Şehri
alanlar
ası haberleşmeyi sağlaya
a da bu dar (5cm) ve uzun deliklerle sağlanmıştır. Yine diğer yeraltı klı olarak sürgü taşından sonra, tünel üzerine (düşmana kızgın yağ dökme likler oyulmuştur.
syonlar daha çok İkonoklastik Döneme aittir. Kapadokya’da yaşayan halkın haça karşı özel sevgisinden dolayı İkonoklastik Dönem sonrasında da sevilerek yapılan bir motiftir.
Çünkü haç Kudüs’teki “ Kutsal Haç”ı temsil etmekteydi.
Sahneleri: Geniş apsiste Peygamberin görünümü, Melekler Gabriel ve Michael, İsaac, Ezekiel, kiliseye adını veren Aziz Agathangelus ve Anastasia, apsisin ön cephesinde ise vaftiz sahnesi.
Özkonak Ye
Avanos’un 14 km uzağında yer alan yeraltı şehri, İdiş dağının kuzey yamaçlarına volkanik granit bünyeli tüf tabakalarının oldukça yoğun olduğu yere yapılmıştır. Geniş
a yayılmış olan galeriler birbirlerine tünellerle bağlanmıştır.
Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirlerinden farklı olarak katlar ar
cak çok dar ve uzun delikler bulunmaktadır. Düzgün oyulmuş odaların girişleri kapatıldığında havalandırm
şehirlerinden far k maksadıyla) de
Özkonak yeraltı şehrinde Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi hava bacası, su kuyusu, şırahane ve sürgü taşları bulunmaktadır.
A. 2. 5. Ürgüp
Nevşehir’in 20 km doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip
olmuşt siana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde
Başhisa
öylerinde buluna
y, kasaba ve vadilerindeki kaya kiliselerin ve manastırların piskoposluk merkeziydi.
ur. Bizans Döneminde Osiana (As
r; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.
Ürgüp ve civarındaki ilk yerleşim antik adı Tomissos olan Damsa Çayı’nın doğusundaki Avla Dağı etekleridir. İngiliz Arkeolog Ian Todd’un burada yaptığı yüzey araştırması sonucunda çok sayıda obsidiyenden ve sileksten Paleolitik Döneme ait aletler bulmuştur. Daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Ürgüp kasaba ve k
n Roma Dönemi’ne ait kaya mezarlardır.
Bizans Döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, kö
XI. yüzyılda Ürgüp, Selçuklular’ın önemli kentleri Konya’ya ve Niğde’ye açılan önemli bir kale konumundaydı. Bu döneme ait iki yapı kentin merkezindeki Altıkapılı ve Temenni Tepesi Türbeleri’dir. Bir anne ve iki kızına ait olan ve XIII. yüzyılda yaptırılan
“Altı Kapılı Türbe” altı cepheli, her cephesinde kemerli pencereli ve üstü açıktır. Ürgüp’ün Temenni Tepesi’nde bulunan iki türbeden birinin, 1268 yılında Vecihi Paşa tarafından yaptırılan ve halk arasında “Kılıçarslan Türbesi” olarak da anılan Selçuklu Sultanı IV.
Rüknettin Kılıçarslan’a, diğerinin ise III. Alaaddin Keykubat’a ait olabileceği düşünülmektedir. Ancak araştırmacılara göre bu olasılıklar oldukça zayıftır.
1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, XVIII. yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın kadılık makamını doğduğu kent olan Nevşehir’e (Muşkara) bağlaması nedeniyle ilk kez ikinci planda kalır. Ancak Paşa da Ürgüplüleri mağdur etmemek için Nevşehir yakınlarındaki Kavak köyünden yaklaşık 20 km bir yeraltı yolu ile su getirtir.
Sokak ve meydanlara mermerden çeşmeler yaptırarak şiirlerini dönemin meşhur şairlerine
yazdırmış, kitabelerini de en iyi ustalara kazıtmıştır. Bu kitabeli çeşmelerin sadece bir kaçı orjinal yerindedir.
Ürgüp’teki bir diğer önemli yapı da Rum Hamamı’dır. Rumca kitabesinden temelinin 1900’d lışması sonucunda 1909’da tamamlandığı anlaşılmaktadır.
ilisesi
km sonra sağa dönülüp 8 km daha gidildiğinde Ürgüp ilçesini
edenle Kapadokya kiliseleri içinde tek örnektir. Genelde resimleri iyi korunm
lyonlar içinde aziz tasvirleri.
dığı düşünülse de sahneler ve tüm yazılar ayrı ayrı incelendiğinde aynı sanatçı
him’e yolculu ası, Joseph’in ikinci rüyası, Mısır’a kaçış, masum çocukla
arpmış adamın iyileşti
ın göğe yükselmesi, melek Gabrie
portali geometrik bezeli bordürlerle süslüdür. Kesme taştan inşa edilmiş cami, kıble yönünde e atıldığı tüm halkın ortak ça
Şemsettin Sami 1888-1900 yıllarında yazdığı Kamus-ül Alem adlı tarih ve coğrafya ile ilgili eserinde Ürgüp’te 70 cami, 5 kilise ve 11 kütüphane olduğunu belirtir.
Ürgüp civarındaki Pancarlık, Üzengi ve Keşlik vadisi hem tarihi, hem de doğal değerleri olan vadilerdir.
Ürgüp Müzesi
1971 yılında açılan müze, Ürgüp ve civarından ele geçen fosil örneklerinin dışında Prehistorik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Pers, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi eseri mevcuttur. Müze de ayrıca yörenin mahalli kıyafetlerinin, eşyalarının ve silahların bulunduğu etnoğrafik seksiyon da bulunmaktadır. Ürgüp Müzesi’ ne bağlı ören yerleri Mustafapaşa (Sinasos) Aios Vasilios Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri, Yeşilöz (AzizTheodor) Kilisesi ve Pancarlık Kilisesi’dir.
Aziz Theodore (Tağar) K Ürgüp-Kayseri yolundan 8,5
n Yeşilöz köyüne ulaşılır. Buradaki kilise ‘ T’ planlı, merkezi kubbelidir. (Kubbe çöktüğünden camla kapatılmıştır.) Üst katta bulunan galeriye bir merdiven sayesinde çıkılmaktadır. Bu n
uş olan kiliseyi üç sanatçı kendi stillerine göre farklı zamanlarda süslemiştir. Aziz Theodore adına yapılmış olan Tağar Kilisesi, XI-XIII. yüzyıllara tarihlenmektedir.
Sahneleri: Deesis, müjde, doğum, peygamberlerin görünümü, havarilerin görünümü, İsa çarmıhta, melekler Gabriel ve Michael, mada
Pancarlık Kilisesi
Ortahisar kasabasının güneyinde, Ürgüp-Mustafapaşa yolunun sağındaki Pancarlık vadisindedir. Düz tavanlı, tek nefli ve tek apsislidir. Kilisedeki duvar resimleri daha çok yeşil zeminlidir ve oldukça iyi korunmuştur. İlk bakışta kiliseyi iki farklı sanatçının farklı zamanlarda boya
tarafından süslendiği anlaşılmaktadır. Zengin İncil siklusunu içeren kilisede sahneler, frizler halinde birbirini takip etmekte, frizin her iki yanını madalyonlar içinde aziz tasvirleri sınırlamaktadır. Pancarlık Kilisesi XI. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir.
Sahneler: Peygamberlerin görünümü, müjde, ziyaret, bakireliğin ispatı, Beytülla k, doğum, üç müneccimin tapınm
rın katliamı, İsa’nın mabete takdimi, Elizabeth’in takip edilişi, Vaftizci Yahya’nın görevlendirilmesi, vaftiz, İsa’nın denenmesi, Kana düğünü, şarap mucizesi, balık ve ekmeklerin çoğaltılması, havarilerin tanrı yolunda görevlendirilmesi, şeytan ç
rilmesi, cüzzamlı adamın iyileştirilmesi, sakat kadının iyileştirilmesi, Jairus’ un kızının iyileştirilmesi, balıkların çoğaltılması mucizesi, İsa ve Samarralı kadın, başkalaşım, İsa Golgota yolunda, İsa çarmıhta, İsa’nın cehenneme inişi, İsa’ n
l ve Michael ve madalyonlar içinde aziz tasvirleri.
Ürgüp/Taşkınpaşa Camii
Nevşehir, Ürgüp ilçesinin, Damsa köyü merkezinde yer alan Taşkınpaşa Camii, Karamanlılar Dönemi’ne aittir. Bugün beyaz badana ile boyanması nedeniyle çirkinleştirilmiş