SAĞLIK HİZMETLERİ MYO TIBBİ DOKÜMANTASYON VE SEKRETERLİK PROGRAMI. TDS123-Tıbbi Dokümantasyon ve Arşiv-I. Öğr. Gör. Aysel Arslan

Tam metin

(1)

TIBBİ DOKÜMANTASYON VE SEKRETERLİK PROGRAMI SAĞLIK HİZMETLERİ MYO

TDS123-Tıbbi Dokümantasyon ve Arşiv-I

Öğr. Gör. Aysel Arslan

(2)

Tıbbi Sekreterlikte Zaman ve Stres Yönetimi

Hafta-13

TDS123-Tıbbi Dokümantasyon

ve Arşiv-I

(3)

Tıbbi Sekreterlikte Zaman ve Stres Yönetimi

Zaman

Zaman, sahip olduğumuz en önemli kaynaktır. Geri döndüremediğimiz, depolayamadığımız zaman; dünyadaki bütün insanlara eşit şekilde sunulmuş tek kaynak özelliğine sahiptir.

Einstein'a göre zaman; olayları oluşuna göre sıralayan ve olaylara anlam veren boyuttur. Bir başka tanımlamaya göre ise, insan yaşamının yerine göre uzun ya da kısa süreli, yinelenmesi

olanaksız, başlangıcı ve sonu belli, saatle ölçülebilen bölümüdür.

Zamanı satın alamayız, biriktiremeyiz, ödünç alamayız, bir şekilde

değiştiremeyiz. Tek yapabileceğimiz sahip olduğumuz zamanı en iyi şekilde değerlendirmektir.

İnsanların zamanın bilincinde olması ve önemini kavramaları, zamanın insan üzerindeki fiziksel, psikolojik, felsefik ve biyolojik etkilerini

anlamada yatmaktadır.

(4)

Zamanın bu etkilerini şu şekilde özetlemek mümkündür.

Fiziksel etki: Kişinin faaliyetlerini etkileyen plan, iş akışı, çalışma ritmi, koordinasyon, işe başlama ve ayrılma, geçmişin tecrübesi gibi

rasyonel ve planlanabilir hususları içermektedir.

Psikolojik etki: Birçok kişi için psikolojik etki daha önemlidir. İşi

zamanında bitirememe stresi veya başarısız olma korkusu nedeniyle zamanı iyi kullanamama, üzerine aldığı sorumluluğu yerine

getirememe baskısı psikolojik etkiye örnektir. Kişi iyi bir zaman yönetimi stratejisi ve uygulaması ile psikolojik baskıların ortaya çıkardığı olumsuzlukları en alt düzeye indirebilir.

Felsefik etki: Her insanın bir yaşama felsefesi vardır. Kimi eğlenip zevk almayı, kimi birikimini artırmak için gayret göstermeyi, kimisi de

sosyal takdire değer verdiği için bu tür alanlarda faaliyet göstermeyi amaç edinir. Benimsenen hayat felsefesi ne olursa olsun kişinin

iyimser, kendine güvenen veya aldırmaz, zevkine önem veren, korku ve belirsizlik içinde kıvranan yaklaşımları zamana karşı tavrını

oluşturacaktır.

(5)

Biyolojik etki: Biyoloji bilimi, insanların içindeki biyolojik saatin, kişinin zaman kullanım

biçimini belirlemede önemli rol oynadığı ve dolayısıyla, organizmanın davranışlarını

yönlendirdiği gerçeğini ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla kişinin zaman ayarlamasında bu biyolojik saati göz önüne alması

gerekmektedir. Bu bağlamda zamanın

bilincinde olmak, zamanın bu etkilerinin

farkında olmak anlamına gelmektedir.

(6)

Modern yönetim düşüncesinde zaman, önemli bir üretim faktörü ve bir kaynak olarak ele alınmakta ve bu kaynağın yatırımlar içinde temel bir paya sahip olduğu kabul edilmektedir. Bütün üretim girdileri arasında en kötü yönetilen kaynak zamandır.

Zamanı etkili ve verimli bir şekilde kullanabilmek için onun iyi yönetilmesi şarttır. Günlük hayatlarında insanlar, yaşadıkları zamanın farkına varamamaktadırlar. Halbuki zamanı fark etmek, onu iyi yönetebilmek için ön-şarttır. Zaman önceden kararlaştırılmış bir hızla akıp gittiğinden dolayı sorun zamanı yönetmede değil, bireyin kendini zaman içinde

yönetebilmesindedir. Önemli olan ne kadar zamanın olduğu değil, sahip olunan zaman içinde neler yapılabileceğidir.

(7)

Zaman Yönetimi

Zaman yönetimi kavramı 1970’lerde ortaya çıkmış ve 1980’lerin başında yöneticiler tarafından zaman yönetilmesi gereken bir kaynak olarak algılanmaya başlanmıştır. Günümüzde ise

özellikle profesyonel çalışma hayatında başarının en önemli unsurlarından biri durumuna gelmiştir. Zaman yönetimi işgücü yoğun yöneticilerin zamanlarını daha iyi organize etmelerine yardımcı olmak amacıyla bir eğitim aracı olarak Danimarka’da doğup, dünyaya yayılmıştır.

Bireylerin zamanı daha etkili ve verimli kullanma ihtiyacı zaman yönetimi kavramını ortaya çıkarmaktadır. İnsanların her

alanda yaptığı aktivitelerin etkili olması temelde zamanı iyi kullanmaları ile ilişkili olduğu görüşü günümüzde yaygındır.

(8)

Zaman yönetimi; ‘başlangıcı ve bitişi belirlenmiş ya da tanımlanmış bir zaman dilimi içerisinde, yapılması gereken iş ve eylemleri tanımlanmış amaçların realizasyonuna yönelik olarak tüm kaynakları etkin ve

verimli kullanmaktır’. Diğer bir tanımlamaya göre zaman yönetimi;

ihtiyaçları belirlemek, bu ihtiyaçları karşılayabilmek için gerekli olan hedefleri oluşturmak, öncelikli işleri belirlemek ve

önceliklerle zamanı, planlama, programlama ve listeleme yoluyla uyumlaştırmak olarak tanımlanmaktadır. Zaman yönetimi, zaman faktörü göz önünde bulundurularak, kaynakların verimli kullanımı demektir.

Zaman yönetiminin amacı, bireylerin ve özellikle de yöneticilerin

zamanlarını verimli ve etkin bir şekilde kullanmalarını sağlayabilmektir.

Zamanı verimli yönetmek ya da kullanmak, sahip olunan her saati, her dakikayı belirli bir hedef ve amaç doğrultusunda planlayarak

kullanmak anlamına gelmektedir. Günümüzde zamanın kullanımı ve yönetimi bireyler açısından çok önemli bir konudur.

(9)

Zaman yönetiminden kastedilen zaman içinde insanın kendini ve işlerini yönetmesidir. Ancak bu sayede, her biri birer zaman tuzağı olan alışkanlıklar değiştirilebilir ve hedefe daha çabuk ulaşma imkanı doğar. Zaman tuzaklarından arınmış verimli ve etkili bir zaman yönetimi için aşağıdaki öneriler sunulmaktadır:

- Yapılması gerekmeyen hiçbir sonuç getirmeyen yalnızca

zaman israfına yol açan işler belirlenmeye ve bunlar bertaraf edilmeye çalışılır.

- Bundan sonra ‘Zaman cetvelindeki hangi faaliyetler, kimler tarafından tam olarak yürütülebilir?’ sorusu sorulmalıdır.

- Zaman israfının ortak bir nedeni de yöneticilerin astlarına görev dağılımı yaparken zaman israfına yol açacak işlerin

belirlenmemesidir.

(10)

Zaman Tuzakları

Zaman kullanımını olumsuz yönde etkileyen faktörlerin tümüne zaman tuzakları adı verilmektedir.

- Plansızlık: Plan, bir amaca ulaşmak Neyi, kimin, ne zaman, niçin, nasıl, nerede yapılacağının belirlenmesi sürecidir. Bir çalışma planı olmadan başlanılan işlerde genellikle zaman ve iş kalitesi açısından büyük

problemlerle karşılaşılır. Bunları önleyebilmek için

çalışmaya başlamadan önce mutlaka hedeflerimizi iyi

belirleyip, plan yapmamız gerekir. Planlı çalışmalar

verimliliğimizi ve üretkenliğimizi azaltır, yorulmamızı

önler ve yetiştirememe kaygımızı ortadan kaldırarak

stresi önler. Planlı çalışmada dikkat edilmesi gereken

en önemli nokta ise, ‘esnek planların’ yapılmasıdır.

(11)

- Ertelemek: Öncelikli olan bir işi daha az önceliği ve önemi olan bir işle değiştirme eylemine ertelemek denir. İşlerimizi ertelediğimizde zaman içinde iş yükümüz artar ve stres yaşarız. Unutulmaması gereken şey: Bir işi yapmamız gerekiyorsa vaktinde bunu

yapmamızdır. İşi ertelesek de sonuçta o işi mutlaka yine biz yapacağımız için boşuna vakit kaybetmiş oluruz.

- Öncelikleri Belirleyememe: Yapılması gereken işler öncelik ve önem sırasına konulduğunda daha kısa sürede daha çok iş başarılır.

Öncelikle faaliyetler listelenmeli ardından önem sırası oluşturulmalıdır.

- İşe gereğinden fazla adanmak: Birey fiziksel ve zihinsel olarak rahat değilse üretkenliği azalacaktır. Bu nedenle düzenli ve planlı çalışma hayatı kişinin yorulmasına engel olur ve daha verimli çalışmasını sağlar. Önemli olan uzun süreler çalışmak değil, planlı ve düzenli çalışarak gerçekleştirmemiz gereken işleri sonuca bağlamaktır.

(12)

- Acelecilik, Acele Karar Vermek: Aceleci tutum ve davranışlar, zamanı iyi kullanmaktan ziyade bireyi hataya sürükler.

- Kararsızlık, Belirsizlik: Kararsızlık, zaman ve para kaybına sebep olmakla birlikte çalışanların da psikolojisini olumsuz

etkileyen bir tutumdur. Kararsızlığın ortaya çıkardığı en önemli sonuç ise ‘belirsizliktir’. Belirsizlik işletmelerde zaman ve

verimlilik kaybettirici ortamdır. Açık ve net olmayan görevler, sorumlulukların belli olmaması zaman kaybına sebep olur.

- Eksik ve Kötü İletişim: İşletme içinde uygulanacak olan kararların uygulayıcılara net ve tam olarak aktarılmaması, konuların net anlaşılmaması, geri bildirimde bulunulmaması, işlerin yavaş ilerlemesine ve zaman kaybına sebep olacaktır.

(13)

- Rutin ve Gereksiz İşler: Uzman kişinin yapacağı bir işi, konuya ilişkin bir fikri olmayan vasıfsız kişiler tarafından yapılacak hale getirilmesi rutin işlerdir. Gün içinde tekrar edilen sayısız iş bulunmaktadır. Bunları çoğu etkili şekilde toplanır ve planlanırsa daha az zamanda sonuçlanabilir ve bunlar için harcanan zaman azalabilir.

- Hayır Diyememek: Pek çok durumda her birimiz, hayır dememiz gereken taleplere evet

diyerek değerli zamanımızı tüketiriz. Zaman kaybına neden olan durumların başında, daha çok birini kırmak istemediğimiz veya hayır demenin nezaket kurallarına uygun

düşmeyeceğini düşündüğümüz zamanlar gelir.

- Dağınık büro ve masa düzeni: Dağınık büro ve masa düzeni zamanın kötü yönetildiğinin bir belirtisidir. Bunun nedeni ise daha çok plansızlıktır. Karışıklıklar, düzensizlikler başlı başına bir iş yükü oluşturduğu için zaman kaybına neden olur. Yapılan bir çalışmaya göre masanın üzerindeki kağıtları aramak ve gereksiz eşyalar arasında kendisine yer açmaktan dolayı birey günde 30 dakika süre kaybetmektedir.

Bunlar dışında unutkanlık, dağınıklık, dinlememe, kendini disiplin altına almama zaman kaybına neden olan başlıca sebepler arasındadır.

(14)

Zamanı Yönetme Teknikleri

Zamanı etkin kullanmak başarıyı getirir. Başarıya ulaşmış insanları diğer insanlardan ayıran,

zamanlarını farklı kullanmalarıdır. Zamanı iyi yönetmenin getirisi çok yüksektir.

Zamanı etkili kullanabilmek için aşağıda yer alan teknikleri kullanmak gerekmektedir:

- Öncelikle amacımızı ve hedeflerimizi belirlemek, - Önceliklerimizi belirlemek,

- Akıl defterimizi ya da ajandamızı kullanmak,

- Günlük, haftalık, aylık planlar yapmak,

(15)

- En önemli işleri en verimli saatlerde yapmak, - İletişimde teknolojiden yararlanmak,

- Sorunları ve işleri biriktirmeden süratle çözmek, - Çalışma odamızı iyi düzenlemek,

- Hayır diyebilmeyi öğrenmek,

- Yapılacak işlere zaman sınırlaması koymak ve buna uymak,

- Hoşlanılmayan işleri öncelikle tamamlamak, - Her işi zamanında tamamlamak,

- Masada iş biriktirmemek,

- Sonuç olarak bir işi başarınca kendini ödüllendirmek.

(16)

Tıbbi Sekreterlikte Stres Yönetimi Stres

Stres sözcüğü, Latince "estrictia"dan gelmektedir. Stres, 17.

Yüzyılda felaket, bela, musibet, dert, keder, elem gibi

anlamlarda kullanılmıştır. 18 ve 19. Yüzyıllarda ise, kavramın anlamı değişmiş ve güç, baskı, zor gibi anlamlarda objelere, kişiye, organlara ve ruhsal yapıya yönelik olarak kullanılmıştır.

Stres ,bireyin kendisini rahatsız eden bir ortamda,

organizmanın verdiği cevaptır. Stres, bireyler üzerinde etki yapan ve onların davranışlarını, başka insanlarla ilişkilerini etkileyen bir kavramdır. Stres, durup dururken ya da

kendiliğinden oluşan bir durum değildir. Stresin oluşması için insanın içinde bulunduğu ya da hayatını sürdürdüğü ortam ve çevrede meydana gelen değişimlerin insanı etkilemesi gerekir.

(17)

Ortamdaki değişmelerden her birey etkilenir ancak, bazı bireyler bu değişmelerden daha çok veya daha yavaş etkilenmektedirler. Stresi, insanın yaşadığı ortamda meydana gelen bir değişimin veya insanın ortamı değiştirmesinin onun üzerinde etkiler bırakması ile ilgilidir.

Etki altında kalan insanın kişilik özelliklerinin, bu etkilerin tesiri altında kalma derecesini etkilemesidir. Stresin oluşması için ortamdan etkilenen bireyin vücudundaki özel biyo- kimyasal değişmelerin oluşmasıyla bireyin vücut sisteminin harekete geçmesi gereklidir.

Stresin Oluşumunu Etkileyen Faktörler

a) Bireyin Kendisi ile ilgili stres kaynakları:

- Maddi açıdan yaşanan sıkıntılar: bireyin ailesini geçindirmek için ve ekonomik

sorumluluklarını getirmek için daha çok çalışması ve karşılaştığı sorunların üstesinden gelmeye çalışması stres yaratacaktır.

- Bireyin kişisel ve duygusal yapısı: sempatik sistemi çabuk uyarılabilen A tipi kişiler; çevreden gelen tepkilere daha duyarlı, hassas, alıngan, çabuk endişe ve korkuya kapılan bireyler oldukları için strese karşı dayanıklı değildirler. B tipi kiler ise, strese karşı dayanıklıdır ve stresin faktöründen daha az etkilenirler.

- Bireyin yaşam tarzı ve yaşı: kötü alışkanlıkları olan, hızlı yaşam tarzına sahip bireylerin stres yükünü arttığı bilinmektedir. Ayrıca orta yaş krizleri, menopoz-andropoz-ergenlik gibi

özellikli dönemlerde stres kaynağıdır ve ruhsal ve duygusal dengelerin bozulmasına sebep olur.

(18)

b)Bireyin İş Çevresinin Yarattığı Stres Kaynakları:

- Çalışma koşulları: işyerindeki çalışma süreleri, vardiyalı çalışma sistemi, işyeri güvenliğinin sağlanmaması, meslek hastalıklarını önlemeye yönelik tedbirlerin alınmaması bireyin gerginlik ve korku içinde çalışmasına sebep olur.

- İşyeri organizasyonunun bozukluğu: işbölümü ve iş akışı düzensizliklerinin doğurduğu sorunlarla ilgilidir.

- Örgüt yapısında rol, görev ve sorumlulukların dağılımındaki bozukluklar: işi gerçekleştirecek çalışanların bilgi, yetenek, tecrübe ve becerileri ile işin gerektirdiği bilgi yetenek ve tecrübelerin uyumsuzluğu.

- İşyerinin uzak olması - Ücret yetersizliği

- Rekabet: Küreselleşmenin etkisiyle her alanda rekabet ağırlaşmakta, belirsizlikleri arttırmakta, stres oluşturmaktadır. İş kaybetme riskinin ve korkusunun olması da en önemli stres faktörlerindendir.

- Hızlı teknik değişme: yeni teknolojik gelişimlere çalışanların ayak uydurmasının beklenmesi, çalışanların bu beklentiyi karşılama noktasında daha fazla çalışıp daha fazla çaba gösterme gereklilikleri başlıca stres faktörleri arasında yer almaktadır.

- Örgüt içerisinde daha üst sorumlu mevkiye yükselmek için hırs: terfi olanakları az veya imkansız olan, terfi ve kariyer planlaması yapılmayan örgütlerde çalışanlar hayal kırıklığı yaşamakta ve stres içine girmektedir.

(19)

c) Bireyin Çalıştığı ve Yaşamını Sürdürdüğü Genel Çevre Ortamının Stres Kaynakları

- Ülke ve dünya ekonomisinin gidişatı ve belirsizlikleri:

Doğrudan birey üzerinde stres yaratacağı gibi, bireyin çalıştığı işletme üzerine de etkiler yaparak dolaylı

strese neden olmaktadır.

- Politik hayatın belirsizlikleri: Politik istikrarsızlıklar, siyasi iktidarın sık sık değişmesi, erken seçim,

ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon, yatırımların durması gibi birçok politik faktör stres kaynağı

olmaktadır.

- Çalışılan kentin çevresel ve ulaşım sorunları

- Sosyal ve kültürel değişimeler

(20)

Stresin Aşamaları

Alarm: Tehdit hisseden birey ilk olarak onu algılama ve tanımaya

çalışır. Eğer tehdit baskısı devam ederse bireyin vücudunda fiziksel bir tepki (kan basıncı artışı, kalp çarpıntısı, göz bebeklerinde

büyüme, kas gerginliği, mide asidi salgılamasında artış gibi) oluşur.

Eğer birey stresin üstesinden gelirse ya da stres faktörü ortadan kalkarsa bireyde bir rahatlama ve uyku hali yaşanır.

Direnme: Stres faktörü ortadan kalkmamışsa birey alarm aşamasından direnme aşamasına geçer. Bu aşamada birey tehdidin üstesinden gelmek için büyük çaba harcar. Alarm aşamasında ortaya konan fiziksel tepkiler daha da artar.

Tükenme: Direnme başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bireyde fiziksel ve ruhsal tükenmişlik gözlenir. Bireyde sürekli sağlık sorunları

(geçimsizlik, yalnız kalma isteği, sürekli öfkelilik, şüphecilik,

cesaretsizlik, uykusuzluk, baş ve göğüs ağrıları gibi) ortaya çıkar.

(21)

Stres Belirtileri

Stresin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönden belirtileri vardır.

- Fiziksel belirtiler: baş ağrısı, düzensiz uyku, sırt ağrıları, çene kasılması, yüksek tansiyon, kabızlık, döküntü, yorgunluk, enerji kaybı.

- Duygusal belirtiler: kaygı, endişe, depresyon, aşırı ağlama, asabilik, özgüven azalması, öfke patlamaları, saldırganlık - Zihinsel belirtiler: konsantrasyon eksikliği, hayal kurma, düşük

verim, hafıza zayıflığı, hatalarda artış, muhakeme yeteneğinde zayıflama.

- Sosyal belirtiler: güvensizlik, başkalarını suçlama, insanları rencide etme, kusur arama, küskünlükler.

(22)

Stres Yönetimi

Stresle başa çıkmak ve yaşam kalitesini arttırmak

amacıyla, durumu değiştirme ya da duruma verilen tepkileri değiştirmeye ‘stres yönetimi’ denir. Stres yönetimi, ruh ve beden sağlığını korumak, üretken ve verimli bir yaşam sürdürebilmek için gereklidir.

Stres yönetiminin amacı, stresin bütün türlerinden kaçınmak değil, verimlilik, enerji ve canlılık

alanında olumlu bir güç oluşturmaktır. Amaç optimum stresi yaratmaktır. Stres yönetimi ile

stresin olumlu etkileri desteklenir, olumsuz etkileri

azaltılmaya ve yok edilmeye çalışılır.

(23)

Stresle Başa Çıkma Yolları Bireysel Yöntemler:

Zaman Yönetimi: Zaman yönetimi konusunda kararlılık

sergileyen kişiler zamanı ve hayatlarını daha başarılı bir biçimde yönetebilirler. Zamanı yönetebilmek için kişinin

kapasitesine ve kişilik özelliklerine uygun gerçekçi bir program yapabilmek gerekir. Zorunlu etkinliklerin yanında, düzenli

uyku, molalar, eğlenme, dinlenme, sosyal etkinlikler de programda yer almalıdır.

Problem Çözme Teknikleri Kullanma: Doğru probleme

odaklanarak çözüm yollarını oluşturmak kişiyi güçlendiren bir yöntemdir.

Aşırı Genellemelerden Kaçınma: Tek bir olaydan hareketle, bütüne yönelik olumsuz düşünceler geliştirilmemelidir.

(24)

Kişiler Arası İlişkileri Geliştirme: Stresli durumlar

insanlarla ilişkilerden kaynaklanabiliyor olsa da, bu kişilerle tartışabilmek, çözüm için bir anahtar olabilir.

Sosyal Etkinlikleri Geliştirme: Rutinler dışında farklı bir etkinliği denemek, yeni bir şeyler öğrenmeye çalışmak, zihni dinlendirmeye yardımcı olabilir.

Fiziksel Aktivite: Doğru egzersiz birçok amaca birden

hizmet edebilir. Kas gücünü artırabilir, kilo vermeye ve

almamaya yardımcı olabilir, kalbin beden dokularına

kolaylıkla oksijen almasını kolaylaştırarak bedenin

genel fizyolojik koşullarını iyileştirebilir. Egzersiz,

bedenin stresle oluşan hormonlardan arınmasına

yardımcı olur.

(25)

Dengeli Beslenme: Beslenme alışkanlıklarını

düzenleyerek, enerji düzeyi, strese karşı gösterilen tepkiler ve genel sağlık üzerinde bireyin kontrolü artırılabilir.

Gevşeme Egzersizleri: Gevşeme egzersizini uygulayan birey, gergin ortamlar öncesi uygulamayı yaparak ya da gün içerisinde gevşeme molaları vererek bedeni üzerinde kontrolü sağlayabilir.

Zihinde Canlandırma: Bireyin kendisini rahatlatan bir

durumu ya da ortamı hayal etmesi stresin yarattığı

olumsuz duygu ve düşüncelerden uzaklaşmasına,

stresle başa çıkmada alternatif yollar bulmasına

yardımcı olabilir.

(26)

Örgütsel Yöntemler:

1. İşgörenler için destekleyici bir organizasyonel yapı geliştirilmelidir.

İşletme katılımcılığı destekleyen, ortak karar vermeyi özendiren, ast üst arası iletişim engellerini yok edici bir organizasyon yapısı

geliştirmelidir. Yalnızlık, desteksizlik ve aşırı iş bölümünün yarattığı stres, önemli ölçüde engellenecektir.

2. İş zenginleştirmesine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Yetenekli ve yaratıcı çalışanlara daha fazla sorumluluk verilmeli, başarı fırsatları yaratılmalı ve yükselmesine olanak tanınmalıdır.

3. Rol çatışması ve belirsizlikler, stres kaynaklarının başında gelmektedir. Yöneticiler, örgütsel rollerin belirsizliğini ve

çatışmalarını ortadan kaldırarak bunun neden olduğu stresi

azaltabilmelidir. Hizmet içi eğitimler, kişilerin ne yapacağını gösteren görev tariflerine dönük düzenlemeler rol belirsizliğini ve kişilerarası çatışmayı önemli ölçüde azaltabilir.

(27)

4. İyi ve açık bir kariyer planı yapmak ve bu konuda çalışanlara danışmanlık yapmak gerekir. İşletmede yükselme ve ilerleme basamakları belirli ise ve

kişiler tarafından kavranırsa çalışanlar kendilerini istedikleri hedeflere göre yetiştirmeye çalışacaktır.

5. İşyerinde neşeli bir ortam yaratılmalıdır. Mizah ve insanı güldüren etkinliklerin arttırılması mevcut

stres kaynaklarını azaltmakta ve işgörenlerin verimliliklerini arttırmaktadır.

6. Performans değerlemede ve ücretlendirmede adil olunmalı ve bilimsel, objektif kriterlere göre

yapılmalıdır.

(28)

Stresle Başa Çıkmada Etkili Olmayan Yöntemler Madde Bağımlılığı: Birey stres veren durumla

karşılaştığında sigara ya da alkole otomatik olarak yönelebilir. Oysa alkol ve sigaranın sağlığa olan zararları, stresin ilk anda verdiği zararın çok

üzerindedir. Uzun vadede fizyolojik ve psikolojik bağımlılığına yol açtığı için başlı başına bir stres faktörü olmaktadır.

Aşırı Yemek Yeme: Başlangıçta rahatlatıcı olmakla birlikte, bu tür bir davranış kendi başına ya da

alınan kilolar nedeniyle ek bir stres kaynağı haline

gelebilmektedir.

(29)

Kontrolsüz Alışveriş: Kendisine değer vermek, yenilik yapabilmek amacıyla başlanan alışveriş, kontrol edilemez boyuta gelirse, borçlanma nedeniyle birey bir süre sonra istek ve ihtiyaçlarını ertelemek durumuna gelerek daha yoğun stres yaşayabilir.

İçe Kapanma: Bazı bireyler strese tepki olarak, geri çekilip içe kapanabilir. Pasifleşerek sorunlarıyla yüzleşmekten

kaçınabilir. Sorunlarını tümüyle yok sayarak, olayların dışına çıkabilir. Başlangıçta stres yaratıcı olaydan uzak kalsa bile sorun çözümlenmemiş olur.

Aşırı Tepki Gösterme: Küçük hayal kırıklıklarından ya da

değişikliklerden olumsuz etkilenerek yoğun bir şekilde kaygı hissetme, öfke nöbetleri, kırıcı olma gibi davranışlar oluşabilir Bu davranışın alışkanlık haline gelmesi bireyi yalnızlaştırarak strese daha yatkın hale getirebilir.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :