• Sonuç bulunamadı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ"

Copied!
144
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Burak ANTMEN

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ BAĞLAMINDA ŞANTİYE ŞEFLERİNİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI

ADANA, 2013

(2)

2

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ BAĞLAMINDA ŞANTİYE ŞEFLERİNİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI

Burak ANTMEN YÜKSEK LİSANS TEZİ

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI

Bu Tez / / 2013 tarihinde aşağıdaki jüri üyeleri tarafından oybirliği / oyçokluğu ile kabul edilmiştir.

………... ……….. ……...

Prof. Dr. Emel ORAL Prof. Dr. M. Emin ÖCAL Doç. Dr. Seren GÜVEN

DANIŞMAN ÜYE ÜYE

Bu Tez Enstitümüz İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalında hazırlanmıştır.

Kod No:

Prof. Dr. Mustafa GÖK Enstitü Müdürü

Not: Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge ve fotoğrafların kaynak gösterilmeden kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki hükümlere tabidir.

(3)

I ÖZ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ BAĞLAMINDA ŞANTİYE ŞEFLERİNİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI

Burak ANTMEN

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman :Prof. Dr. Emel ORAL

Yıl: 2013, Sayfa: 133 Jüri :Prof. Dr. Emel ORAL

:Prof. Dr. M. Emin ÖCAL :Doç. Dr. Seren GÜVEN

Bu çalışmada, şantiye şefliğinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda mevzuata göre incelenmesi yapılmış; şantiye şeflerinin konuya ne kadar hakim oldukları ölçülmeye çalışılmıştır. Bunlar yapılırken anket hazırlanmış, bu anketle şantiye şeflerinin iş sağlığı ve güvenliği hakkındaki görüşleri alınmıştır. Ayrıca konuyla ilgili Yargıtay kararları toplanıp şantiye şeflerinin mevzuat önündeki durumları değerlendirilmiştir.

Anahtar kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Şantiye Şefi, İş Kazası ve Meslek

Hastalığı, Yüklenici Vekili, Mevzuat

(4)

II ABSTRACT MSc THESIS

DUTIES AND RESPONSIBILITIES OF SITE MANAGERS WITHIN THE CONTEXT OF HEALTH AND SAFETY APPLICATIONS IN

CONSTRUCTION INDUSTRY

Burak ANTMEN ÇUKUROVA UNIVERSITY

INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES DEPARTMENT OF CONSTRUCTIONAL ENGINEERING

Supervisor :Prof. Dr. Emel ORAL Year: 2013, Pages: 133 Jury :Prof. Dr. Emel ORAL

:Prof. Dr. M. Emin ÖCAL :Assoc. Prof. Dr. Seren GÜVEN

This study focuses on site manager’s health and safety responsibilities according to related legislations. The knowledge level of site managers about the subject are also measured through a questionnaire survey. Related court decisions are also evaluated.

Keywords: Health and Safety, Construction Manager, Industrial Accident and

Occupational Disease, Surrogate of Contractor, Legislation

(5)

III TEŞEKKÜR

Çalışmalarım boyunca değerli yardım ve katkılarıyla beni yönlendiren danışman hocam Prof. Dr. Emel ORAL’a, yine kıymetli tecrübelerinden faydalandığım hocam Prof. Dr. M. Emin ÖCAL’a teşekkürü borç bilirim.

Ayrıca tüm eğitim hayatım boyunca desteklerini benden esirgemeyen ve bana

sonsuz güvenen AİLEME çok teşekkür ederim.

(6)

IV

İÇİNDEKİLER SAYFA

ÖZ ... I ABSTRACT ... II TEŞEKKÜR ... III İÇİNDEKİLER ... IV ŞEKİLLER DİZİNİ ... VIII

1. GİRİŞ ... 1

1.1. İş Sağlığı ve Güvenliği ... 3

1.1.1. Tarihçe ... 3

1.1.1.1. Osmanlı Dönemi ... 3

1.1.1.2. Cumhuriyet Dönemi ... 4

1.1.2. Konuyla İlgili Mevcut Kanun ve Yönetmelikler ... 5

1.1.2.1. 4857 Sayılı İş Kanunu ... 5

1.1.2.2. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ... 8

1.1.2.3. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ... 9

1.1.2.4. 4708 Sayılı Yapı Denetim Hakkında Kanun ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği... 9

1.1.2.5. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ... 10

1.2. İş Kazası ve Meslek Hastalıkları ... 11

1.2.1. İş Kazası ... 11

1.2.1.1. İş Kazasının Tanımı, Unsurları ve Kapsamı ... 11

1.2.1.2. İş Kazası Sayılma Hal ve Durumları ... 12

1.2.1.3. İş Kazası Bildirimi ve Bildirim Süresi ... 12

1.2.1.4. İş Kazasının Geç Bildirilmesi veya Bildirimin Yanlış Yapılması ... 14

1.2.2. Meslek Hastalığı ... 15

1.2.2.1. Kapsam ve Tanım... 15

1.2.2.2. Meslek Hastalığının Tespiti ... 16

1.2.2.3. Meslek Hastalığının Bildirimi ve Bildirim Süresi... 17

(7)

V

1.2.2.4. Meslek Hastalığının Geç Bildirilmesi veya Bildirilmemesi .. 18

1.3. Kanun ve Yönetmeliklerde Şantiye Şefliği ... 19

1.3.1. Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği ... 19

1.3.2. Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları İle Şantiye Şefleri ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelik ... 20

1.3.3. İmar Kanunu ... 20

1.3.4. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ... 21

1.3.5. 4857 Sayılı İş Kanunu ... 21

1.3.6. Yapım İşleri Genel Şartnamesi... 21

1.3.7. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ... 22

1.3.8. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ... 23

2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR ... 25

3. MATERYAL VE METOD ... 31

3.1. Amaç ve Yöntem ... 31

3.2. Anket Çalışması ... 31

3.3. Yargıtay Kararları ... 31

3.4. Anket Verilerinin Analizi ... 31

3.5. Araştırmanın Sınırlılıkları ... 32

4. BULGULAR VE TARTIŞMA ... 33

4.1. Anket Sonuçları ... 33

4.1.1. Katılımcıların Profili ... 33

4.1.2. Katılımcıların Sorumluluk Alanları ... 33

4.1.3. Katılımcıların İş Sağlığı ve Güvenliği Yaklaşımları ... 34

4.1.4. Şantiyede Güvenlik Önlemleri ... 37

4.1.5. Katılımcıların İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Önerileri ... 41

4.2. Yargıtay Kararları ... 42

5. SONUÇLAR VE ÖNERİLER ... 51

KAYNAKLAR ... 53

ÖZGEÇMİŞ ... 55

EKLER ... 57

EK 1: İş Kanunu (Madde 77-89) ... 59

(8)

VI

EK 2: İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Tüzüğü (Madde 1) ... 64

EK 3: Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü (Madde 2) ... 65

EK 4: Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzük (Madde 1) ... 66

EK 5: Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (Madde 1) ... 67

EK 6: Türk Borçlar Kanunu (Madde 49-76) ... 68

EK 7: 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun (Madde 2-3) ... 73

EK 8: Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği (Madde 5,14,23) ... 75

EK 9: İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (Madde 6,7,8) ... 81

EK 10: İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (Madde 9,31,33,34,35,36, Geçici Madde 4,5,6,7,8, Madde 38) ... 84

EK 11: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genelgesi ... 87

EK 12: İşyeri Kaza ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu ... 97

EK 13: İnşaat Teknikeri ve Öğretmenlerinin Şantiye Şefliği Yapamayacağına Dair Danıştay Kararı ... 99

EK 14: Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları İle Şantiye Şefleri ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelik (Madde 10) ... 106

EK 15: İmar Kanunu İle Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ... 108

EK 16: İmar Kanunu (Madde 28) ... 114

EK 17: Türk Borçlar Kanunu (Eser Sözleşmeleri) ... 116

EK 18: İş Kanunu (Madde 2) ... 120

EK 19: Kamu İhale Kanunu (Madde 53) ... 121

EK 20: Yapım İşleri Genel Şartnamesi (Madde 19,25,35,40,41,42,48,50) ... 122

EK 21: Anket Örneği ... 132

(9)

VII

(10)

VIII

ŞEKİLLER DİZİNİ SAYFA

Şekil 1.1. Yıllara Göre Gerçekleşen İş Kazalarının Sayısı... 1

Şekil 1.2. Yıllara Göre Gerçekleşen İş Kazalarında Meydana Gelen Ölüm Sayısı ... 2

Şekil 4.1. Güvenlik Önlemlerinin Yeterliliği ... 34

Şekil 4.2. İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi ... 35

Şekil 4.3. Mevzuatı Takip Etme Sıklığı ... 36

Şekil 4.4. Şantiyede Güvenlik Önlemleri Alınırken Göz Önünde Tutulan Etkenler ... 37

Şekil 4.5. Güvenlik Önlemleri Alınırken İşçiyi İkna Yöntemi ... 38

Şekil 4.6. Şantiyelerde Karşılaşılan Problemler (İş Kazaları) ... 39

Şekil 4.7. Şantiyelerde Meydana Gelen Kazaların Sebepleri ... 40

Şekil 4.8. Güvenlik Önlemlerinin Toplam İnşaat Maliyetine Oranı ... 41

(11)

IX

(12)

1 1. GİRİŞ

İş kazaları ve meslek hastalıkları birçok işçinin hastalanmasına, yaralanmasına, sakat kalmasına ve hatta hayatlarını kaybetmesine yol açmaktadır. Bu tip olaylar özellikle de inşaat sektöründe daha fazla yaşanmaktadır. Bunun en önemli sebebi inşaat sektörünün kendine özgü çalışma koşulları olmasındandır. İnşaat sektörünün diğer sektörlerden farklı olmasının başlıca nedeni her projenin birbirinden farklı olması ve bu yüzden her projede değişik çalışma koşullarıyla ve farklı risklerle karşı karşıya kalınmasıdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu yıllık istatistiklerine bakıldığında iş kazalarının yaşandığı sektörler; madencilik, metal sanayi, nakliyat ve inşaat olarak ön plana çıkmaktadır. Ölümcül iş kazalarına bakıldığında ise inşaat sektörü ilk sırada yer almaktadır. 2007 yılından itibaren iş kazası istatistiklerine bakıldığında aşağıdaki tablo ortaya çıkmaktadır.

Şekil 1.1. Yıllara Göre Gerçekleşen İş Kazalarının Sayısı

Şekil 1.1.’de görülmektedir ki inşaat sektörü gerçekleşen iş kazalarının

yaklaşık olarak %10’unun oluşturmaktadır.

(13)

2

Şekil 1.2. Yıllara Göre Gerçekleşen İş Kazalarında Meydana Gelen Ölüm Sayısı

Şekil 1.2.’de, gerçekleşen iş kazalarından ölümcül olanların büyük kısmının (2010 yılında %33 civarı) inşaat sektöründe gerçekleştiği görülmektedir. 2007 yılı öncesi SGK istatistiklerine bakıldığında da bu yüzde %27-34 arasındadır. Başka bir deyişle yıllara göre oranlarda farklılaşmalar olsa bile genel olarak iş kazası sonucu ölenlerden 3’te 1’i inşaat sektöründe çalışmaktadır. Bu yüksek oranın en önemli sebebi inşaat sektörünün proje bazlı üretime dayanması ve her projenin kendine özgü çalışma koşulları olmasıdır. Her projede yapımı üstlenen müteahhit ve müteahhit adına işleri yürüten şantiye şefi farklı risklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. İlgili mevzuat iş sağlığı ve güvenliği konusunda her ikisini de sorumlu tutmaktadır. Bu tezin amacı da şantiye şeflerinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda kendi sorumluluklarını çerçeveleyen mevzuatı ne miktarda takip ettiklerini belirlemek ve yasal uygulamaları derlemektir. Bu konuda tespit yapmak amacıyla anket çalışması, yasal uygulamaları derlemek amacıyla da Yargıtay kararlarının toplanması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda tez içerisinde, iş sağlığı ve güvenliği, iş kazaları ve meslek hastalıkları ve şantiye şefliği hakkında bilgiler verilmiş; anket sonuçları ve derlenen Yargıtay kararlarıyla şantiye şeflerinin mevzuata bakışı ile sorumluluklarına dikkat çekilmeye çalışılmıştır.

(14)

3 1.1. İş Sağlığı ve Güvenliği

1.1.1. Tarihçe

İş Sağlığı ve Güvenliği ülkemizde son dönemlerde ön plana çıkmış olsa da ilk adımları uzun yıllar önce atılmıştır. Bu adımlar Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır.

Bu gelişimden bahsedilecek olursa:

1.1.1.1. Osmanlı Dönemi

Osmanlı İmparatorluğu’nda, Sanayi Devrimi’nin koşullarının oluşmaması devrimin yaşanmamasına sebep olmuştur. İmparatorluğun tarım, hayvancılık, ticaret, el ve ev sanatlarına dayalı ekonomik yapısında XIX. yüzyıl ortalarına dek önemli bir değişme de olmamıştır. Sanayi Devrimi’ni yaşamış ve sanayileşme yönünde belirli bir yol almış Batı Avrupa ülkelerin etkisi ve denetimi altında ülkemizdeki ilk sanayileşme hareketleri, XIX. yüzyılın ikinci yarısında başlar. Bu nedenle, daha önceki dönemlerde günümüzdeki anlamı ile bir işçi kesiminin varlığından söz edilemez. (ERKUL, İ. ve KARACA, N. G. (2000). Uygulamalı Sosyal Politika Dersleri, Türk İş Hukuku, 1475 Sayılı İş Kanunu ve Uygulaması. Eskişehir, s. 38- 45.)

Osmanlı döneminde konuya ilişkin önemli gelişmeler; 1865 yılında Ereğli kömür havzalarında çalışan işçilere yönelik olarak çıkarılan Dilaver Paşa Nizamnamesi ve yine aynı işkoluna yönelik olarak 1869 yılında çıkarılan Maadin (Maden) Nizamnamesi’dir. Bu yasalarla işçi statüsünde çalışanların iş ilişkileri ve yaşamında korunmaları hedeflenmiştir. (ÇETİNDAĞ, Ş. İş Sağlığı ve Güvenliği’nin Tarihsel Gelişimi ve Mevzuattaki Güncel Durum)

1877 yılında ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk medeni kanunu olan Mecelle

yürürlüğe girmiştir. Mecelle’de işçi ile işveren arasındaki iş ilişkilerini, sözleşme

(akit) serbestisi ilkesine dayalı olarak liberal bir yaklaşımla irdeleyen hükümlere de

yer verilmiştir.

(15)

4

XX. yüzyıl başlarında ise, II. Meşrutiyet ortamı içinde işçiler, dernekler çatısı altında kendi mesleki örgütlerini kurmaya ve özellikle İmparatorluğun içinde bulunduğu ağır ekonomik koşullar nedeniyle ödenemeyen ücretlerini alabilmek için topluca işi bırakma eylemlerine yönelmişlerdir. Geçerliliğini XX. yüzyıl ortalarına dek sürdürecek Tatil-i Eşgal Kanunu, giderek çoğalan işçi eylemlerini yasaklamak üzere 1909 yılında yürürlüğe konulmuştur. (ÖKÇÜN, A. G. (1982). Ta’til-i Eşgal Kanunu, 1909, Bilgiler-Yorumlar. Ankara: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi yayınları)

1.1.1.2. Cumhuriyet Dönemi

Bu döneme bakıldığında 1921 yılında 151 sayılı “Ereğli Havza-i Fahmiye Maden Amelesinin Hukukuna müteallik Kanun” kömür işçilerinin çalışma şartları ile ilgili ve İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı ile ilgili ilk yasadır.

1924 yılında 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu ve 1935 yılında çıkan Milli Bayramlar ve Genel Tatil Günleri hakkındaki yasa çalışanların daha verimli olabilmeleri için gerekli olan tatilleri getirmişlerdir.

1926 yılında 818 sayılı Borçlar Kanunu, iş kazası ve meslek hastalıkları ile ilgili hukuki hükümler getirmiş, bu yasa son haline 2011 yılında çıkarılan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu olarak getirilmiştir.

1930 yılında çıkan Belediyeler Yasası, aynı yıl çıkan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 1937 yılında çıkarılan 3008 sayılı İş Kanunu denetim konusunda hükümler içermektedir.

1945 yılında çıkarılan 4792 sayılı İşçi Sigortaları Kurumu Yasası, iş güvenliği ve İşçi Sağlığı konusunda önemli bir gelişme olmuş fakat konuyla ilgili en büyük aşama 1946 yılında Çalışma Bakanlığı’nın kurulması ile sağlanmıştır.

3008 sayılı İş Kanunu, 1967 yılında 931 sayılı yasayla yürürlükten

kaldırılmış, bunun yerine ise 1971 tarihinde 1475 sayılı İş Kanunu getirilmiştir. Bu

yasa uzun bir süre yürürlükte kalmış ve bu yasaya dayanarak birçok tüzük ve

yönetmelik de çıkarılmıştır. Son olarak 2003 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu

(16)

5

yürürlüğe girmiştir. (Gürbüz Yılmaz, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinin Tarihi Gelişimi)

4857 sayılı İş Kanunu’nda İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili bölüm, 5.

Bölüm’de 77 - 89 maddeleri arasında yer almaktadır. Bu maddelerde konu detaylı bir şekilde verilmiş ve daha sonra konu ile ilgili çıkacak olan yönetmeliklerin hazırlayıcısı olmuştur.

Konuyla ilgili çıkan son kanun 30/06/2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunudur. Bu kanunun tamamen yürürlüğe girmesi 2 yıllık bir süreç içerisinde tamamlanacaktır.

1.1.2. Konuyla İlgili Mevcut Kanun ve Yönetmelikler

İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili mevcut uygulamaları direkt veya dolaylı olarak çerçeveleyen çeşitli kanun, ilgili yönetmelik ve tüzükler aşağıda özetlenmiştir.

1.1.2.1. 4857 Sayılı İş Kanunu

İş Kanunu’nun, iş sağlığı ve güvenliği konusunu direkt ele aldığı maddeleri 77 – 89 arasında bulunan maddelerdir. (Ek 1)

Ayrıca bu maddeleri açıklayıcı yönetmelikler çıkartılmıştır. İlgili yönetmelikler şu şekilde sıralanabilir:

Çizelge 1. 4857 Sayılı İş Kanunu ile İlgili Yönetmelikler

Yönetmelik R.G. Tarihi R.G. Sayısı

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği 09.12.2003 25311 İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin

Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında

16.12.2003 (Değ.

04.02.2005)

25318 (Değ. 25717

Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği 23.12.2003 25325

Titreşim Yönetmeliği 23.12.2003 25325

(17)

6

Gürültü Yönetmeliği 23.12.2003 25325

Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda

Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik

23.12.2003 25325

Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliği 23.12.2003 25325 Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri

Hakkında Yönetmelik

26.12.2003 (Değ.

17.02.2004)

25328 (Değ.

25376) Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların

Korunması Hakkında Yönetmelik

26.12.2003 25328

Kanserojen ve Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik

26.12.2003 25328

Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik

26.12.2003 (Değ.

19.10.2005) (Değ.

20.03.2008)

25328 (Değ.

25971) (Değ.

26822) İş Güvenliği ile Görevli Mühendis veya Teknik

Elemanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

20.01.2004 (Değ.

04.02.2005) (Değ.

26.01.2006)

25352 (Değ.

25717) (Değ.

26061) Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği 09.02.2004 25368 İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve

Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik

10.02.2004 25369

İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği

11.02.2004 25370

Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik

11.02.2004 25370

(18)

7

Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği 11.02.2004 25370

Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik

Şartları Yönetmeliği

21.02.2004 25380

İşyerlerinde İşin Durdurulmasına veya İşyerlerinin Kapatılmasına Dair Yönetmelik

05.03.2004 25393

Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

07.04.2004 25426

Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında

Yönetmelik

10.06.2004 25488

Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği 16.06.2004 (Değ.

07.03.2010)

25494 (Değ.

27514) Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla

Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik

14.07.2004 25522

Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği 29.11.2006 26361 İşyeri Sağlık Ve Güvenlik Birimleri İle Ortak Sağlık

Ve

Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik

15.08.2009 27320

İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk Ve

Eğitimleri Hakkında Yönetmelik

27.11.2010 27768

İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği 27.11.2010 27768

İş Kanunu’na bağlı çıkan, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili tüzükler de

mevcuttur. Bu tüzükler sıralanacak olursa:

(19)

8 a) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü

1475 sayılı İş Kanunu kapsamına giren işyerlerinde, işçilere ait yatıp kalkma yerlerinde ve diğer müştemilatında bulunması gereken sağlık şartlarının ve işyerlerinde kullanılan alet, edevat, makinalar ve hammaddeler yüzünden, çıkabilecek hastalıklara engel olacak tedbir ve araçların, işyerlerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğu bu Tüzükte belirtilmiştir. (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 1, Ek 2)

b) Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü

İş Kanunu kapsamına giren yapı işlerinde, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünde öngörülenlerden başka alınacak sağlık ve güvenlik tedbirleri bu Tüzükte belirtilmiştir. (Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 1, Ek 3 )

Bu Tüzükte geçen "yapı işleri" deyimi, maden ocakları hariç olmak üzere, yerüstü veya yeraltında, su üstü veya su altında yapılan bina, set, baraj, yol, demiryolu, havai hat, tünel, metro, köprü, çelik yapı ve montajı, iskele, liman, gemi inşaatı, dalgakıran, kanalizasyon, lağım, kuyu, kanal, duvar ve benzeri inşaat, tamirat, tadilat ve yıkım işlerini; toprak kazı, yarma ve doldurma işlerini; elektrik, sıhhi tesisat ve kalorifer tesisatı işlerini; dülgerlik, marangozluk, sıva, badana ve boya işlerini; bu işlerde kullanılan sabit ve hareketli makina ve tesislerin kullanılmasını kapsar. (Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 2, Ek 3)

c) Maden ve Taş Ocağı İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü

Doğada element, bileşik veya karışım halinde bulunan maddelerin

araştırılması, işletmeye hazırlanması, işletilmesi, çıkarılması ve zenginleştirilmesinde

(20)

9

çalışan işyerlerinde, taş ocaklarında ve tünel yapımında, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatında genel olarak öngörülenler yanında alınması gerekli sağlık ve güvenlik önlemleri bu Tüzükte gösterilmiştir. (Maden ve Taş Ocağı İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 1-Kapsam, Ek 4)

1.1.2.2. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

“Sosyal Sigortalar ile Genel Sağlık Sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek;

sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek” (5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Madde 1-Amaç, Ek 5) amacıyla 31/5/2006 tarihinde oluşturulan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu dolaylı olarak da olsa iş sağlığı ve güvenliği konusuyla bağlantılı maddeler içermektedir. Bu maddelerde; iş kazası veya meslek hastalıkları meydana gelmesi durumunda çalışan ve işverenlerin sorumlulukları kanunun tanımında da bahsedildiği gibi,

 kişilerin güvence altına alınması,

 sigortalardan ne durumda, hangi şartlarda yararlanılacağı,

 kişilere sağlanacak finansal haklar,

 finansal haklardan yararlanma şartları ve karşılanma yöntemleri

açıklanmaktadır.

1.1.2.3. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu

Türk Borçlar Kanunu’nda İş Sağlığı Güvenliği’yle ilgili direkt ve dolaylı

olarak maddeler bulunmaktadır. İkinci ayrımda “Haksız Fiillerden Doğan Borç

İlişkileri” başlığı altında geçen maddelerde (Madde 49 – Madde 76, Ek 6) genel

tanım olarak “kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı

gidermekle yükümlüdür” denilmiştir. İlgili maddeler başlıklar altında toparlanacak

olunursa da başkasına zarar verildiğinde işletme veya yapı malikinin;

(21)

10

 zararın kusuru ve ispatı sonucundaki sorumlulukları,

 kusur sonucunda oluşan tazminat,

 zamanaşımı,

 yargılama süreci açıklanmıştır.

1.1.2.4. 4708 Sayılı Yapı Denetim Hakkında Kanun ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği

13/07/2001 tarih ve 24461 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4708 sayılı Yapı Denetim Hakkında Kanun, iş sağlığı ve güvenliği açısından uyarılar içermektedir (Madde 2-3, Ek 7). Ayrıca 05/02/2008 tarih ve 26778 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nde de İş Sağlığı Güvenliği’yle ilgili açıklamalar bulunmaktadır (Madde 5-14-23, Ek 8). Kanun ve yönetmelik konu açısından değerlendirilecek olursa;

İş yerlerinde iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda yapı denetimlerin sorumluluğu,

Yapı denetimde görevli teknik elemanların sağlık kurallarına aykırı veya kusurlu işler bulunması halinde sorumluluğu açıklanmıştır.

1.1.2.5. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

30/06/2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu konuyla ilgili en net tanımlar ve en kesin açıklamaları içerir. Kanunun maddeleri değişik tarihlerde yürürlüğe girecektir. Bu durum;

“a) 6, 7 ve 8 inci maddeleri (Ek 9);

(22)

11

1) Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra,

2) 50’den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra,

3) Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra,

b) 9, 31, 33, 34, 35, 36 ve 38 inci maddeleri ile geçici 4, geçici 5, geçici 6, geçici 7 ve geçici 8 inci maddeleri (Ek 10) yayımı tarihinde,

c) Diğer maddeleri yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra, yürürlüğe girer.” Şeklinde açıklanmıştır.

Yayım tarihinde yürürlüğe girecek maddelerde;

Tehlike sınıfının belirlenmesi,

 Belgelendirme, ihtar ve iptaller,

“190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun”, “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu”, “3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun”da konuyla ilgili değiştirilen ve eklenen maddeler,

İş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü,

 Mevcut sertifika ve belgeler ile ihtar puanları,

İşyeri hekimliği yapan kurum tabiplerine yapılan ücret ödemeleri açıklanmıştır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği’ne bağlı olarak 29.12.2012 tarih ve 28512 sayılı Resmi Gazete ile 3 adet yönetmelik çıkmıştır. Bu yönetmelikler;

İş güvenliği uzmanlarının görev, yetki, sorumluluk ve eğitimleri hakkında yönetmelik,

İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri yönetmeliği,

İş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi yönetmeliği, olarak kamuya duyurulmuştur.

1.2. İş Kazası ve Meslek Hastalıkları

(23)

12 1.2.1. İş Kazası

İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile ilgili 23.12.2008 tarihli “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü, Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı” tarafından hazırlanan genelgede (Ek 11) tanımlanmıştır. Genelgede iş kazası;

tanımı, unsurları ve kapsamı,

iş kazası sayılma hal ve durumları,

iş kazası bildirimi ve bildirim süresi,

iş kazasının geç bildirilmesi veya bildirimin yanlış yapılması, şeklinde bölümlerle detaylandırılmıştır.

Genelgeden yararlanılarak iş kazası aşağıdaki şekilde açıklanabilir.

1.2.1.1. İş Kazasının Tanımı, Unsurları ve Kapsamı

“İş kazası, Kanunun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan hal ve durumları sonucunda meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olay” olarak tanımlanmıştır.

Meydana gelen olayın iş kazası sayılabilmesi için;

kazayı geçiren kişinin sigortalı olması,

kazanın meydana gelmesi,

 kaza ile sonuç arasında uygun bir neden sonuç ilişkisinin bulunması,

 kaza sonucu kişinin bedence veya ruhça özre uğraması ve bu unsurların

bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.

(24)

13

Ancak iş kazası işin yürütümü sırasında meydana gelen olayı ifade etmekte ise de, yapılan işle ilgisi olmayan hal ve durumlarda meydana gelen olayları da kapsamaktadır.

1.2.1.2. İş Kazası Sayılma Hal ve Durumları

Meydana gelen bir olayın iş kazası sayılabilmesi için önceden belirtilen durumların oluşması gerekmektedir. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 13’üncü maddesinin birinci fıkrası ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 37’nci maddesinde belirtilen işlemler doğrultusunda iş kazası sayılma halleri genelgede açıklanmıştır. Buna göre iş kazası sayılma halleri;

işyerinde bulunduğu sırada,

yürütülmekte olan iş nedeniyle,

işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi durumunda,

emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

işverence sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere gidiş ve gelişi sırasında, gibi farklı şekillerde açıklanmıştır. (Ek 11, İş Kazası Sayılma Hal Ve Durumları)

1.2.1.3. İş Kazası Bildirimi ve Bildirim Süresi

İş kazasının bildirimi ve süresi Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 13’üncü maddesinin ikinci fıkrası ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 38’inci maddesinde düzenlenmiştir.

 işveren kontrolünde bulunan bir yerde iş kazası meydana gelmesi halinde,

işverenler tarafından kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine

derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu’na kazadan sonraki üç iş günü içinde,

(25)

14

 işverenin kontrolü dışındaki yerlerde iş kazası meydana gelmesi halinde

ise iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde bildirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda sayılanlar dışında, “köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar” iş kazası geçirmeleri halinde; kazanın meydana geldiği tarihten itibaren bir aylık süreyi geçmemek ve geçirilen kazadan dolayı ortaya çıkan rahatsızlığın hekim raporu ile belgelenmesi şartıyla, bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra kendisi tarafından üç iş günü içinde bildirilmesi gerekmektedir.

Bildirim süreleri işgünü olarak belirlendiğinden cumartesi pazar ile ulusal bayram ve genel tatil günleri hesaba katılmayarak, bu günlere denk gelen günleri takip eden günden itibaren üç günün hesabına devam edilmesi gerekmektedir.

Mücbir sebebe bağlı olarak süresinde bildirim yapamayan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 4’üncü maddesi birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi kapsamındaki sigortalıların, mücbir sebebi belgelemeleri şartıyla, mücbir sebebin ortadan kalktığı tarihten sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na iş kazasını bildirmeleri gerekmektedir.

Bildirim, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılar için işverenlerince, (b) bendi kapsamındaki sigortalılar için kendilerince Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ekinde yer alan “iş kazası ve meslek hastalığı bildirim formu” (Ek 12) ile yapılması gerekmektedir. Bildirge e-Sigorta ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilebileceği gibi doğrudan ya da posta yoluyla da ilgili üniteye gönderilebilir.

Adi posta ile yapılan bildirimlerde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına intikal tarihi, taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta ile yapılan bildirimlerde postaya veriliş tarihi esas alınır. İşveren veya sigortalı tarafından “iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi” yerine bildirgede bulunan bilgileri içeren ve onaylarını taşıyan yazılarla bildirimde bulunması halinde kabul edilir.

Bildirimler Kurumun işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl

Müdürlüğü / Sosyal Güvenlik Merkezlerine yapılması gerekmektedir. Ancak

(26)

15

Kurumun başka bir müdürlüğüne yapılan bildirimler bağlı bulunduğu müdürlüğe yapılmış gibi kabul edilecektir. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü / Sosyal Güvenlik Merkezleri kendilerine yapılan bildirimleri kayıtlarına geçirdikten sonra, işyerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü / Sosyal Güvenlik Merkezlerine, kendilerine bildirim yapılan tarihi belirterek gönderilir. (Ek 11, İş Kazası Bildirimi ve Bildirim Süresi)

1.2.1.4. İş Kazasının Geç Bildirilmesi veya Bildirimin Yanlış Yapılması

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü, Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan genelgede başlık 3 madde halinde açıklanmıştır. Bu maddeler incelenecek olursa;

“Kanunun 4‘üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıların iş kazası geçirmeleri halinde, yukarıda açıklanan sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirimin Kuruma yapıldığı tarihe kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilmesi için gerekli işlemler yapılacaktır,”

“Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olanların iş kazası geçirmeleri ve süresinde bildirilmemesi hâlinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için geçici iş göremezlik ödeneği kendilerine ödenmeyecektir,”

“Bildirim tarihinden sonraki sürelere ait geçici iş göremezlik ödeneği 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılara ödenecektir,” şeklindedir. (Ek 11, İş Kazasının Geç Bildirilmesi Veya Bildirimin Yanlış Yapılması)

1.2.2. Meslek Hastalığı

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile ilgili

23.12.2008 tarihli “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Sosyal Sigortalar Genel

(27)

16

Müdürlüğü, Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı” tarafından hazırlanan genelgede (Ek 11) meslek hastalıklardan da bahsedilmiştir. Genelgede meslek hastalığı;

kapsam ve tanım,

meslek hastalığının tespiti,

meslek hastalığının bildirimi ve bildirim süresi,

meslek hastalığının geç bildirilmesi veya bildirilmemesi, şeklinde detaylandırılmıştır.

Buna göre meslek hastalığı, genelgeden yararlanılarak aşağıdaki gibi açıklanabilir.

1.2.2.1. Kapsam ve Tanım

Meslek hastalığı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleri”, olarak tanımlanmıştır. Madde metninin tetkikinden de anlaşılacağı üzere, meslek hastalığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple meydana gelen veya işin yürütüm şartları yüzünden uğranılan hastalık, bedensel veya ruhsal hastalık halleridir.

Meydana gelen bir olayın meslek hastalığı sayılabilmesi için;

sigortalı olunması,

hastalık veya sakatlığın, yürütülen işin sonucu olarak ortaya çıkması,

sigortalının bedence veya ruhça bir zarara uğraması,

hastalığın 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan

Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri

Yönetmeliğinde yer alması ve belirtilen süre içinde meydana çıkması,

(28)

17

hastalığın hekim raporu ile tespit edilmesi unsurlarının bir arada gerçekleşmesi, gerekmektedir.

İş kazası mesleki nitelikte bulunmayan olayları da kapsamasına karşılık, meslek hastalığı tamamen yürütülen işle ilgili olayları kapsamaktadır. İş kazası ani bir hareket sonucu gerçekleşirken, meslek hastalığı zamanla oluşmaktadır. (Meslek hastalığı sayılan durumlarla ilgili detaylı bilgi Ek 11’te verilmiştir.)

1.2.2.2. Meslek Hastalığının Tespiti

Meslek hastalığının tespiti konusu 3 ayrı durum için incelenebilir. Bu durumlar incelenecek olunursa:

a) Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğu durum:

Bu durum kendi içinde 2’ye ayrılır.

a.1) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve bu raporun dayanağı diğer tıbbi belgelerin,

a.2) Kurum tarafından gerekli görülmesi hallerinde işyerindeki çalışma şartlarını be buna bağlı tıbbi sonuçları ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca incelenmesiyle meslek hastalığı olup olmadığı tespit edilir.

b) Meslek hastalığının sigortalın işten ayrıldıktan sonra meydana çıkması ve sigortalının çalıştığı işte kaynaklanması durumu:

Bu durumda sigortalının hastalıklarına ait hekim raporu ve diğer tıbbi belgelerle doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu’na müracaat etmesi gerekmektedir.

Hastalığın üzerinden, “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı Oranı Tespit

İşlemleri Yönetmeliği”nde belirtilen süreden daha uzun bir sürenin geçmemiş olması

şartı aranır. Hastalığın üzerinden, yönetmelikte belirtilen süreden fazla bir süre

geçmiş olması halinde, Sosyal Güvenlik Kurumu veya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık

Kurulu’nun onayı ile hastalığın, meslek hastalığı sayılması da mümkündür.

(29)

18

c) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışılması durumu:

(a) ve (b) bölümlerinde anlatılan durumların dışında, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların tespit edilen meslek hastalığı, tespit tarihinde yürüttüğü faaliyetten kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılarak, gerekli bilgilerin toplanmasıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulur. Çıkabilecek anlaşmazlıkların çözümü için ise Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna müracaat edilmesi mümkündür.

1.2.2.3. Meslek Hastalığının Bildirimi ve Bildirim Süresi

Meslek hastalığının bildirilme ve Kuruma bildirimin verilme süresi Kanunun 14’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalılar ile Kanunun 5 inci maddesinin (a), (b), (c), ve (e) bendinde sayılan sigortalıların meslek hastalığına yakalanmaları halinde, işverenleri tarafından bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde,

 Kanunun 5 inci maddesinin (g) bendinde sayılan sigortalının meslek

hastalığına yakalanmaları halinde işvereni tarafından bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde,

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların ise kendisi tarafından, meslek hastalığına tutulduğunun öğrendiği günden başlayarak üç iş günü içinde, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü / Sosyal Güvenlik Merkezlerine bildirim yapılmalıdır.

Bildirim, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi

kapsamındaki sigortalılar için işverenlerince, (b) bendi kapsamındaki sigortalılar için

kendilerince Yönetmelik Ek-7’de yer alan “iş kazası ve meslek hastalığı bildirim

formu” (Ek 12) ile yapılmalıdır. İş kazası bölümünde “iş kazası ve meslek hastalığı

(30)

19

bildirim formu”nun Kuruma verilme usulü, iş günü ve mücbir sebepler için açıklanan hususlar meslek hastalığı için de geçerli olacaktır. Meslek hastalığının yazıyla bildirilmesinde işveren veya sigortalıların imzalarının bulunması, sigortalının, sicil numarası, adı ve soyadı, doğum tarihi, işyerinde yaptığı iş ve mahiyeti, işyerinin adresi, işverenin adı, soyadı, unvanı, şirket merkezi ve ikametgah adres bilgilerinin bulunması gerekmektedir.

1.2.2.4. Meslek Hastalığının Geç Bildirilmesi veya Bildirilmemesi

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü, Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan genelgede başlık aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.

“Kanunun 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında meslek hastalığı bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverene veya Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıya, Kurumca meslek hastalığı için yapılmış bulunan masraflar ile ödenmiş ise geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilecektir.

Kuruma yapılan meslek hastalığı bildirimlerinde, meslek hastalığının süresi içinde bildirilip bildirilmediği tespit edilmelidir. Süresi içinde bildirilmeyen meslek hastalıklarında Kuruma bildirildiği tarihten önce yapılan masraflar ile ödenen geçici iş göremezlik ödenekleri işverenden veya sigortalıdan istenecek, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıya ödenmemiş ise verilmeyecektir. Ancak, Kurumun haberdar olduğu tarihten itibaren yapılmış masraflar ile geçici iş göremezlik ödenekleri Kurumca karşılanacaktır.”

1.3. Kanun ve Yönetmeliklerde Şantiye Şefliği

İnşa faaliyetinde görev ve sorumluluk üstlenen kuruluş veya kişilere

müteahhit denilmektedir. Müteahhitlerin işlerini yürüten, organize eden,

(31)

20

koordinasyonu sağlayan ve kontrol eden kişilere de şantiye şefi denmektedir. Başka bir deyişle müteahhitten sonra gelen ikinci kişi şantiye şefidir.

Şantiye şefi, kimi zaman inşaatın fen ve teknik kurallarını, projesine uygun olarak yürütülmesini sağlamakla görevli bir denetçi gibi görev üstlenmekte, kimi zaman personelle ilgili tüm iş ve işlemleri işveren gibi yürütmekle yükümlü olmakta, kimi zaman da doğrudan inşa faaliyetinde görev almaktadır.

Yapılan iptal üzerine yönetmelik hükmü değiştirilmiş olup, şantiye şefi,

“Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis veya mimar diplomasına sahip teknik personel” halini almıştır.

Şantiye şefliği bazı kanun ve yönetmeliklerde şu şekilde geçmektedir:

1.3.1. Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği

Şantiye şefi kavramını tanımlayan ilk düzenleme 05.02.2008 tarih ve 27787 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’dir.

Yönetmeliğin 3.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendinde şantiye şefi kavramı “Şantiye şefi: Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personel” olarak tanımlanmıştır. Ancak Türk Mimarlar ve Mühendis Odaları Birliği tarafından şantiye şefi kavramının içeriği ile ilgili dava açılmış; dava neticesinde Danıştay 6. Dairesinin 02.02.2011 tarih, 2008/3365 E, 2011/161 K. sayılı ilamıyla (Ek 13) “ancak mimarlar ve mühendislerin şantiye şefi olabileceği”

düşüncesiyle yönetmelik hükmünün iptaline karar verilmiştir. Bu karar üzerine şantiye şefliği tanımı 01.07.2011 tarih ve 27981 sayılı Resmi Gazete ile değiştirilmiştir. Şantiye şefinin sadece mimar ve/veya mühendis olması şartı koşulan yönetmelikte (Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği), şantiye şefi kavramının tanımı dışında;

şantiye şefinin sorumlulukları,

 yapı denetim kontrol elemanlarıyla birlikte yapacakları çalışmalar,

şantiye şefinin hazırlaması gereken evraklardan detaylı bir biçimde

bahsedilmiştir.

(32)

21

1.3.2 Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları İle Şantiye Şefleri Ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelik

Şantiye şefliğini açıklayan bir başka kaynak da 16.12.2010 tarih ve 27787 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları İle Şantiye Şefleri Ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmeliktir.

Amacı; “plan, fen, sanat, sağlık, çevre şartlarına ve standartlara uygun yapı inşa edilmesine yönelik yapım faaliyet ve süreçlerinin takibini sağlamak üzere, yapı müteahhitlerine yetki belgesi numarası verilmesine, kayıtlarının tutulmasına, mimar veya mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi yapılara, yapım işlerinde görev alan şantiye şeflerine ve yetki belgeli usta çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek” olan yönetmelik 01.01.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Şantiye şeflerinin tüm görev, yetki ve sorumluluklarını açıklayan yönetmelik bu açıklamaları 10. maddede (Ek 14) detaylandırmıştır.

Yönetmeliğin 10. maddesinin 15. fıkrasında; şantiye şefi olarak görev yapan teknik personelin, 4857 sayılı İş Kanununun 81 inci maddesi kapsamında yer alan inşaat ve tesisat işlerinde, şantiye şeflerinin iş güvenliği uzmanlığı belgesine haiz olması zorunluluğundan da bahsedilmiştir.

1.3.3. İmar Kanunu

17.12.2009 tarih ve 27435 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5940 sayılı

“İmar Kanunu İle Bayındırlık Ve İskan Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” (Ek 15) ile, İmar Kanunu’nun 28. Maddesinde (Ek 16), mevzuatın uygulanmasında görev alan meslek mensupları olan harita, plan, etüt ve proje müelliflerini ve şantiye şeflerini de kapsayacak şekilde “Müelliflik, fenni mesuliyet, yapı müteahhitliği ve siciller”

olarak değiştirilmiş, harita, plan ve proje müelliflerinin, yapı müteahhitlerinin şantiye

şeflerinin denetime yönelik fenni mesuliyet üstlenen mimar ve mühendislerin

(33)

22

sorumlulukları, alınan yargı kararları da dikkate alınarak daha açık, belirgin ve genişletilerek yeniden düzenlenmiştir.

1.3.4. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu

04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Eser Sözleşmeleri adı altında geçen yedinci bölümünde (Ek 17) işverenin ve yüklenicinin borçları ve sorumluluklarından bahsedilmiştir.

1.3.5. 4857 Sayılı İş Kanunu

10.06.2003 tarih ve 25134 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4857 sayılı İş Kanunu’nda; “işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir” (4857 sayılı İş Kanunu Madde 2-Tanımlar, Ek 18) şeklinde bir tanımlama yapılmıştır. İnşa faaliyetini müteahhit adına yürüten şantiye şefi, görev üstlendiği şantiye açısından işveren vekili konumundadır.

Genel olarak işveren ve vekilleri ile ilgili sorumluluklardan bahseden İş Kanunu’nda, 105. Maddede iş sağlığı ve güvenliği konusuna da değinilmiştir.

Ayrıca bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır, denmektedir.

1.3.6. Yapım İşleri Genel Şartnamesi

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 53 üncü maddesinin (b) fıkrasının ikinci bendine (Ek 19) dayanılarak hazırlanmış olan bu Genel Şartnamenin amacı, iş sahibi idareler tarafından 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa göre sözleşmeye bağlanan her türlü yapım işinin yürütülmesinde uygulanacak genel esasları tespit etmektir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi idareler tarafından bu Kanun

hükümlerine göre ihalesi yapılan ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa

(34)

23

göre anahtar teslimi götürü bedel veya birim fiyat sözleşmeye bağlanan yapım işlerini kapsayan Yapım İşleri Genel Şartnamesi’ne göre düzenlenen sözleşmelerde taraf olan gerçek kişilerden bir tanesi yüklenici vekili olarak geçmektedir.

Yüklenici vekili şartnamede; sözleşme konusu işle ilgili olarak yükleniciyi temsil eden, o iş için yükleniciden noterce düzenlenmiş bir vekaletname ile tam yetki almış ve idarece kabul edilmiş olan gerçek kişi olarak tanımlanmaktadır. Bu tanıma bakacak olursak yüklenici vekili olarak şantiye şefi düşünülebilir. Dolayısıyla şartnamede yer alan maddeler (Madde 19,25,35,40,41,42,48,50, Ek 20) şantiye şefini doğrudan ilgilendirmektedir.

Yapım İşleri Genel Şartnamesi’ne göre Şantiye Şefi;

 işin teslimi,

 işin yürütülmesi,

şantiyede meydana gelebilecek kazalar,

 hakedişler,

 kabul işlemleri gibi konularda sorumlu olan taraf niteliğindedir.

1.3.7. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında “İşveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekilleri, bu Kanunun uygulanması bakımından işveren sayılır.” şeklinde bir açıklama yapılmıştır. Bahse konu olan vekilden şantiye şefi anlaşılmaktadır. Şantiye şefi kanunun tamamından sorumludur.

Kanunla ilgili bilgi bir önceki bölümde verilmiştir.

1.3.8. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

(35)

24

12/10/2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi gazetede yayınlanan Türk Ceza Kanunu’nda İmar kirliliğine neden olma başlığı altında Şantiye Şeflerini ilgilendiren 184 numaralı madde bu konu altında değerlendirilebilir.

İmar kirliliğine neden olma;

MADDE 184. - (1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tâbi yerlerde uygulanır.

(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı

binayı imar plânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra

hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum

olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

(36)

25

2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR

İnşaat sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği konusunun şantiye şefleri açısından değerlendirilmesi ile ilgili önceden yapılmış bir çalışma mevcut değildir. Ancak direkt olarak şantiye şeflerini baz almasa da iş sağlığı ve güvenliğini inşaat sektöründe değerlendiren bir çok tez ve bildiri bulunmaktadır.

Konuyla ilgili önceden yapılacak çalışmalar incelenecek olursa:

Baradan (2006); işçi sağlığı ve iş güvenliğinin ülkemizdeki durumuyla gelişmiş ülkelerdeki durumunu inşaat sektörü için kıyaslamayı amaçlamıştır.

Yapılan araştırmalar sonucunda konunun üzerine son zamanlarda çok gidildiği ve gelişmiş ülkelerin seviyesine gelme adına önemli adımlar atıldığı görülmüştür.

Akkaş (2006); ülkemizdeki yapı üretiminde işçi sağlığı ve iş güvenliği çalışmalarını toplu konut sektörü için incelenmeyi hedeflemiştir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusunda ülkemizde eksiklikler olduğu, bu eksikliklerin en önemli sebebinin bilgi yetersizliği olduğu, giderilmesi için eğitimlerin düzenlenmesi gerektiği ve eğitimin başarılı sonuçlar doğurduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ayrıca; işe alımlarda İSİG konusunda bilinçli personelin istihdam edilmesi ve denetimlerin konuya vakıf personel tarafından yapılmasının önemli olduğu vurgulanmıştır.

Yakar (2007); yapmış olduğu tez çalışmasında çimento sektöründe çalışanların işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından yaşadıkları risk faktörlerini incelemiştir. İSİG uygulamalarının doğru sonuçlar verdiğine ve OHSAS 18001 standardına uyulmasının oldukça etkili olabileceğine ulaşılmıştır. Bu uygulamaların da titiz denetim ve düzgün eğitimle elde edilebileceği vurgulanmıştır.

Kozak (2007); tez çalışmasında OHSAS 18001 sistemini ele alarak inşaat sektöründe bir işletmede uygulama örneğini incelemiştir.

İncelemede iş güvenliği çalışmalarını etkileyen en önemli faktörün bu konu

için ayrılan finansal ödeneğin miktarı olduğu belirtilmiş, büyük bir gider olarak

görülmemesi gerektiği, kaza sonucu oluşan maliyetin en aza indirildiği belirtilmiştir.

(37)

26

İş sağlığı ve güvenliği kavramının yönetim sisteminin bir parçası olması gerektiği, işletmede çalışanların sağlığını, dolayısıyla verimliliği ve üretimi de arttıran bir faktör olduğuna değinilmiştir.

Tüm bu nedenlerle riskleri analiz etmek, kontrol altına almak üzere sistematik, sürekliliği sağlanmış bir “Yönetim Programı” uygulanması gerektiğinden bahsedilmiştir.

İri (2007); tez çalışmasında Kozak (2007) gibi OHSAS 18001 sistemini ele almış ve bu sistemin bir inşaat firmasında uygulanmasını incelemiştir.

Ülkemizde iş kazlarının maddi ve manevi olarak büyük kayıplara yol açtığı, koruyucuların kullanılması ve tedbirlerin alınmasının bu kayıpları en aza indirebileceği, bunun için de yeterli bir fonun ayrılması gerektiği belirtilmiştir.

Ayrılacak olan fonun sadece ekipman almak için değil, eğitim için kullanılması gerektiğine değinilmiştir, çünkü yapılan araştırmalarda işçilerin eğitim seviyesinin düşüklüğü ve İSİG konusunda gerekli bilinçte olmamaları gözlemlenmiştir. Firmada bulunan yöneticilerin de İSİG konusunda bilinçli olması, sistematik çalışması gerektiği vurgulanmıştır. Belirtilenler uygulandığı takdirde bunların üretim verimliliğine de yansıyacağı düşünülürse, maddi ve manevi olarak firmanın daha iyi bir konumda olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Demircan (2008); yapmış olduğu tez çalışmasında, inşaat sektöründe işçi sağlığı ve güvenliğinin ekonomik ve toplumsal boyutlarını incelemiştir. İncelemeler yapılırken inşaat sektöründe belirli yıllar arasında gerçekleşen iş kazaları ve iş mahkemelerine sunulan bilirkişi raporlarından yararlanılmıştır. Çalışma ile Türkiye’de işçi sağlığı ve güvenliğinin gelişimine katkı sunulması amaçlanmıştır.

Çalışmada ülkemizin iş kazası ortalamalarıyla dünyadaki iş kazaları ortalamaları inşaat sektörüne göre karşılaştırmalarından ve bu kazaların nasıl meydana geldiğinden de bahsedilmiştir.

Çalışma esnasında yapılan araştırmalarda; kapitalist sistemin iş koşullarında,

bilim ve teknoloji ile gelen yeniliklerin işçinin değil, işverenin lehine kullanılmakta

olduğu, dolayısıyla da kazaların ölümcül olma oranlarının artmakta olduğu

anlaşılmıştır.

(38)

27

İSİG uygulamalarının hem maliyeti hem de verimi düzenleyeceği konusunda görüş belirtilmiştir.

Örgütlü bir işçi sınıfı, güçlü bir siyasi özne, toplumsallaşmış sendikal yapıların işçi sağlığı ve güvenliğinin hayata geçirilmesinin temel yapı taşları arasında yer aldığı vurgulanmıştır.

Canpolat (2008); projelendirme ve şantiye yerleşim projesinin oluşturulması aşamasında hazırlanacak iş sağlığı ve güvenliği planı ile ilgili bir öneri, adı altında yapmış olduğu tez çalışmasında iş sağlığı ve güvenliği konusunun önemini vurgulamış olup hazırladığı “Sağlık ve Güvenlik Planı”nda (SGP) önerisini sunmuştur.

Özel (2009); yapmış olduğu yüksek lisans tezi çalışmasında, işverenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin cezai sorumluluğu adı altında, işverenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kamu hukukundan doğan yükümlülüklerini ve Türk Ceza Kanunu açısından sorumluluğunu değerlendirmiştir.

Gelişen teknolojinin iş kazalarını doğurduğunu vurgulayan Özel, işveren ve işçilere verilen eğitimlerin ve işyeri örgütlenmesinin bu kazaların azaltılması konusunda önemli olduğunu belirtmiştir.

İşverenler tarafından alınan önlemlerin süreklilik teşkil etmesi gerektiği, işverenlerin üst denetimlerinin de devlet tarafından yapıldığı taktirde sonuca ulaşılabileceğinden bahsedilmiştir.

Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinin gerekli ve yeterli caydırıcılıkta olmasının da önemli olduğu vurgulanmıştır.

Yılmaz (2009); İstanbul kent içi ulaştırma şantiyelerinde şehir şantiyeciliği bağlamında İSG ve ÇYS (Çevre Yönetim Sistemi) uygulamalarının durumu adı altında, daha özel bir şekilde konuyu ele almış ve buna göre yüklenicilerin davranışlarını incelemiştir.

Yılmaz, rekabetin ön planda tutulduğu inşaat sektöründe güvenliğe ayrılan maliyetten kaçıldığını vurgulayarak gerekli önlemlerin alınmadığına değinmiştir.

Eğitimin çok önemli bir yere sahip olduğunu belirtip çalışmaları sonucu çeşitli

öneriler sunmuştur.

(39)

28

Durmaz (2009); yapmış olduğu doktora tezinde, yapı işlerinde iş sağlığı ve güvenliğimevzuatı ve yeni gelişmeleri incelemiştir. Çalışmada iş sağlığı ve güvenliği konusu ülkemiz ve dünyada incelenmiş, konuyla ilgili devlete bağlı kuruluşların çalışmalarına değinilmiştir.

Tez sonunda; yasama-yürütme konusunda düzenleme yapılması, firmaların finansal yönleri ve sendikalaşması, her firmada bağımsız bir güvenlik mühendisinin çalışmasının sağlanması ve meslek odalarının bu konuda “etik açıdan denetleyen”

konumda olması gerektiği gibi öneriler getirilmiştir.

Karadağ (2010); Türk inşaat sektörünün iş güvenliği açısından risk analizini incelediği tezinde, 2002-2007 yılları arasında meydana gelen iş kazası istatistiklerinin incelenmesi, kazaların sıklığı ve şiddeti göz önüne alınarak risk analizi yapılması ve inşaat sektörünün diğer sektörlerle karşılaştırılması amaçlanmıştır.

Karadağ, tezin sonunda, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yapılan araştırmaların artırılması gerektiği, konuya ilişkin sertifikalı personel çalıştırma zorunluluğu, devletin denetim mekanizmalarını daha tanımlı hale getirmesi gerektiği, iş güvenliği kültürünün yerleştirilmesi ve eğitimin daha da yaygınlaşması gerektiği şeklinde öneriler sunmuştur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün 2006 yılında yayımlamış olduğu “Küçük Şantiyelerde İş Sağlığı ve Güvenliği” konulu çalışmada;

iş kazalarının önemli bir bölümünün inşaat sektöründe gerçekleştiği,

kazaların önlenmesi için işin her aşamasının titizlikle değerlendirilmesi gerektiği,

işveren ve/veya proje sorumlusunun detaylı risk değerlendirmesi yapması gerektiği,

 risk değerlendirmesi yapılırken çalışanlardan mutlaka görüş alınması

gerektiği,

önleyici faaliyetlere yönelik kontrol listesi oluşturulması gerektiği

vurgulanmıştır.

(40)

29

Müngen (2011), hazırlamış olduğu makalede “İnşaat İşverenlerinin ve Teknik Elemanların İş Güvenliği Konusundaki Sorumlulukları ve Yaptırımlar”

konusunu işlemiş,

iş kazası ve kaza kavramı,

iş kazasının hukuk sistemimizdeki tanımı,

işveren vekili ve alt işveren kavramı ve sorumlulukları,

hukuki sonuçlar, tazminat davaları,

cezai sonuçlar, ceza davaları konularına değinmiş ve bu çalışmalara göre öneriler getirerek çalışmayı sonlandırmıştır.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen “İşçi Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu”nda (21-23 Ekim 2011, Çanakkale) yayınlanan “Bildiriler Kitabı”nda,

iş sağlığı ve güvenliği konusunda ülkenin durumu,

mevzuatın değerlendirilmesi,

kaza analizleri ve değerlendirilmesi,

inşaat sektöründe iş güvenliğine ilişkin yeni arayışlar ve çalışmalar,

inşaatlarda iş güvenliği risk değerlendirilmesi ve tehlike analizi,

iş sağlığı ve güvenliği üzerinde şantiye ölçeğinde çalışmalar gibi konular işlenmiş ve bu konularda öneriler sunulmuştur.

Tan (2009) tarafından, “Yargıtay Kararlarına Göre İşyerlerinde Meydana Gelen İş Kazaları” adı altında hazırlanan makalede, iş kazalarını araştırıp, bu kazalar sonunda doğan hukuki ve cezai yaptırımları irdelemiştir. Ayrıca Tan, Yargıtay kararlarını incelerken bu kararları yorumlamıştır.

Pekduraner (2010), “İş Kazası – İşverenin Sorumluluğu” başlığı altında

yayınlamış olduğu makalede, iş kazasını kısaca açıklamış ve sigortalının iş kazası

sebebiyle sahip olduğu haklardan bahsetmiştir.

Referanslar

Benzer Belgeler

(iş ortaklığı veya konsorsiyum) olarak verilmesi halinde, teklif mektubu bütün ortaklar veya yetki verdikleri kişiler tarafından imzalanacaktır... *Bu standart form

Madde 6 – (1) Ġç denetim faaliyetleri, ilgili mevzuat ve Kurul tarafından belirlenen Kamu Ġç Denetim Standartları ve Kamu Ġç Denetçileri Meslek Ahlak

Yükleniciye süre uzatımı verilmesi halinde, yüklenici yeni teslim sürelerini gösterir takvimi en geç 10 (on)gün içinde idareye bildirir. 18.3.Sözleşmenin 30 uncu maddesi

16.2. md.) Yukarıda belirtilen cezalar ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın yükleniciye yapılacak ödemelerden kesilir. Cezanın ödemelerden karşılanamaması

İdarenizce yapılan ihale sonucunda EMET BOR İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ İHTİYACI OLAN LOJİSTİK FAALİYETLERİ işini taahhüt eden yüklenici [yüklenicinin adı] ‘nın

Araştırma Projeleri Biriminde yapılan projeler hariç) Fakülteler, Enstitüler, YO-MYO'lar ve D.Konservatuvarı BAP biriminde yenilenen süreç sayısı Bilimsel Araştırma

Naylon torba ( 40 mikron kalınlığında-polietilen) içerisinde 1 O kg veya 2,5 kg' !ık orjinal ambalajlarda 1 O kg' !ık karton kolilerde teslim edilecektir. Ambalaj üzerinde

Ambalaj üzerindeki işaretleme Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ nin ilgili bölümündeki gibi olacaktır. UHT sütlerin ambalajları üzerinde üretici firmanın adı,