Journal of Humanities and Tourism Research
Araştırma Makalesi
“ÇÃR-TÃK”TAN (قاط راچ) “ÇARDAK”A (قدراچ) Sözcüğün Tarihsel Semantiği Üzerine bir Monografi
From “ÇÃR-TÃK”
(قاط راچ) to
“ÇARDAK”(قدراچ)
A Monograph on the Historical Semantics of the Word
İbrahim CANBULAT1
Özet
Bu çalışmanın ortaya çıkması, Anadolu-Bizans-Osmanlı evinin evriminde önemli bir evre olan Bizans-Osmanlı geçişinin incelenmesi ile başlamış olup, çalışmada “Osmanlı evi” olarak tanımlanan yapıların (ahşap) çatkı olmasına karşın, Orta Asya geleneğinden gelip Anadolu’ya yerleşen Selçukluların ve yerleşik Bizans’ın kagir evlerinin neden değişime uğradığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu değişimin Küçük Suğra olarak isimlendirilen 1509 Büyük Konstantiniyye Depremi tarafından tetiklenmiş olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu değişim çok kısa bir zaman aralığında gerçekleşmiştir. Bu ise ancak Bizans’ın böyle bir teknolojiye zaten sahip olmasıyla mümkün olabilir. Çalışmada bu yönde bir hipotez ileri sürülmüş ve bu hipotez sorgulanmıştır. Çalışmada; Fetihten hemen sonra, 1455 yılında Tursun Bey tarafından yapılmış bir Tahrire ulaşılmıştır. Halil İnalcık, bu tahrir üzerinde çalışmış tahriri ve çalışmalarının bulgularını 2012 yılında yayınlamıştı. Tahrirde bahsi geçen çok sayıda
“çardak ev” bulunmaktaydı. Bu “çardak evler”, evrimin bir aşamasında devreye girmiş ahşap evler olabilirdi. Bu konuyu daha ayrıntılı bir şekilde ele almak ve hipotezi kanıtlamak amacıyla 15-17. yüzyılın tüm vakfiyeleri, yazılı kaynakları ve İstanbul Kadı Sicilleri taranmıştır. Çalışma sonuçları, 15. yüzyılda Bursa üzerinden gelen çatkıyı kullanarak inşa edilen ve dört direk üzerine kurulan bir oturtma çatının oluşturduğu mimari yapının tamamının ve sonrasında türevlerinin yaygın olarak “çardak” şeklinde isimlendirildiğini göstermektedir. 17. yüzyılda “çardak” bir galat olarak görülmekte buna karşın çatkılı yapılar “Osmanlı evi” tipolojisine hızla girmekteydi. Diğer önemli bir bulgu ise bugün akademik literatüre çok güçlü bir şekilde yerleşmiş olan “hayat evi”nin bir geçmişinin olmadığıdır.
Anahtar Sözcükler: Çardak, Çatkı, Çatma, Hayat Evi, Osmanlı Evi Abstract
This study began with the examination of the Byzantine-Ottoman transition, which was an important phase in the evolution of the Anatolian-Byzantine-Ottoman house. In this study, it was aimed to determine why the masonry of both Seljuks, who came from Central Asia and settled in Anatolia, and Byzantines had changed although the constructions which were defined as "Ottoman houses" had wooden frames. It was concluded that this change may have been triggered by the Great Constantinople Earthquake of 1509, called the “Small Apocalypse.” This change took place in a very short time span. This could only be possible if Byzantium had already possessed the wooden skeleton system. In this study, a hypothesis in this direction was put forward and questioned. A Tahrire made by Tursun Bey in 1455 after the Conquest was
1Yüksek Mimar, Serbest Araştırmacı, Karabük, Türkiye
ORCID:
İ.C.: 0000-0002-6096-3058
Corresponding Author:
İbrahim CANBULAT Email:
Citation: Canbulat, İ. (2021). “ÇÃR- TÃK”TAN (قاط راچ) “ÇARDAK”A (قدراچ) sözcüğün tarihsel semantiği üzerine bir monografi. Journal of Humanities and Tourism Research, 11 (1): 195-225.
Submitted: 07.03.2020 Accepted: 19.03.2021
assessed in the study. Halil İnalcık worked on the Tahrir and published the findings of his studies in 2012. There were quite a number of "çardak houses" mentioned in Tahrir. These could have been wooden houses that came into play at some stage of evolution. In order to address this issue in detail and to prove the hypothesis, almost all pious foundations’ statuses, other written sources, and Istanbul Kadı Registers of the 15th-17th century were scanned. Results showed that the entire architectural structure, which was built using the timber frame structure coming from Bursa and formed by a four-sloped roof built on four poles, and later its derivatives, were commonly called "çardak" in the 15th century. In the 17th century, the "
çardak " was seen as a galat, however, the framed structures were rapidly entering the "Ottoman house" typology. Another important finding is that the "hayat house," which is strongly used in the academic literature today, has no historical background.
Keywords: Çardak, Ç r-t k , Çatkı, Çatma, Hayat House, Ottoman House.
1. GİRİŞ
Resim 1. Buondelmonti Konstantinopolis Haritası 1420, Helmolt Weltgeschichte Kaynak: (Oberhummer, 1902, s. 19)
Bu çalışma, Osmanlı evinin, Konstantiniyye1 üzerinden Bizans geçişini araştırırken 1455 yılında Tursun Bey tarafından yapılmış bir Tahrire ulaşılması ile başladı. İnalcık (2012), tahrir üzerinde çalışmış hem tahriri hem de çalışmalarının bulgularını 2012 yılında İngilizce olarak yayınlamıştı. Ancak, bu yayın muhtemelen İngilizce olduğu ya da “Osmanlı Evi” akademik gündemde alt sıralarda yer aldığı için yeterli ilgi görmemiştir. Böylece, özellikle daha sonra Osmanlı (Türk) Evi olarak tanımlanmış olan model ahşap olmasına karşın, İran – Orta Asya geleneğinden gelen kagir ev modelinin nasıl ve ne zaman değişime uğradığı sorgulanmaya başlandı. İlginç olan Tahrirde çok sayıda “çardak ev”in bulunmasıydı. Çardak evlerin ahşap iskelet sistemini (çatkı) kullanıyor olması gerektiği savı ile ortaya çıkıldığında akademikler zaman zaman karşı görüş bildirdiler ya da en azından ilgi göstermediler. Bunun asıl nedeni bir İran inşa tarzı
1 Osmanlılar, İstanbul’un Suriçi’ni “Konstantiniyye” olarak isimlendirmişlerdir. Bu Bizans – Osmanlı süreğini anlamlandırmada önemli bir sözcüktür. Bu nedenle, akademik yayınlarda eğer çalışılan süreç Bizans – Osmanlı dönemlerini içeriyorsa, bu ismin kullanılması tercih edilmiştir.
olarak bilinen “ç r-t k ”ların kerpiç ya da tuğla kâgir olmasıydı. Dolayısı ile konuyu daha ayrıntılı bir şekilde ele almak ve savları açık bir şekilde kanıtlamak ihtiyacı ortaya çıkmıştır.2
Sonrasında ise 15-17. yüzyıldan kalan vakfiyeleri, yazılı kaynakları ve yakın zamanda yayınlanmış İstanbul Kadı Sicillerini tarandı (Aydın, 2012). Öte yandan 17. yüzyıldan Evliya Çelebi (1999-2008) ve Cafer Efendi (2005), çardak ç r-t k çelişkisi konusunda önemli ipuçları vermekteydi. 17. yüzyılda çardak bir galat (yanlış) olarak görülmekte buna karşın Türkçede görülen t – d ilk harf değimi yaşanmakta, dilimize çardak, bir ahşap yapı ve mimari öğeler cümlesi olarak girmekteydi. Buna karşın “ç r-t k ” türbeler ve başta Çinili Köşk devamında büyük planlı Osmanlı camileri gibi kagir yapılarda sürekli olarak kullanılan bir inşa tarzı olmakla birlikte sözcük ya hiç kullanılmayacak ya “baldaken” ya da “kubbeli çardak” şeklinde isimlendirilmeye başlanacaktı. Olan ç r-t k ın zaman içinde kazanacağı (galat) yan anlamların, sözcüğün asıl anlamını bir kenara itmesiydi.
Bu çalışma kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda, 15. yüzyıl gibi -büyük olasılıkla- Bursa üzerinden gelen etkilerle ahşap iskelet strüktür (çatkı) kullanarak inşa edilen ve dört direk üzerine kurulan bir oturtma çatının oluşturduğu mimari yapının tamamının (çardak ev) ve sonrasında türevlerinin de yaygın olarak “çardak” olarak isimlendirildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Araştırmaların yan ürünü olarak -yazılı kaynaklarda sıkça geçen- “çatma ev”in özellikleri açığa çıkmış ve süreç içinde Sedat Hakkı Eldem’in (1984, 1986 & 1987) “ahşap ev”i ile bağlantı kurulmuştur. Bu arada diğer bir bulgu ise bugün akademik literatüre çok güçlü bir şekilde yerleşmiş bulunan “hayat evi”nin bir tarihi geçmişinin olmadığıdır.
Halil İnalcık (2012), The Survey of Istanbul başlıklı kitabında Tursun Bey’in 1455 yılında 1260 Konstantiniyye evi ile ilgili olarak gerçekleştirdiği tahrirle ilgili çalışmalarını yayınlamıştı. Tahrir’e konu olan evler Fetih sonrasında bir grup Osmanlıya tahsis edilmiş olmakla birlikte -çeşitli nedenlerle- tahsis edilen kişilerin evleri boşaltmaları sonucu, çoğu başkaları tarafından işgal edilmiş, bir kısmı da boş kalmışlardı. Tursun Bey, evlerle ilgili derlediği bilgileri kaydederken:
Bâb-ı Edirne Mahallesinde bulunan “Prodhermez Manastırında.3 manastırın avlusunda 100 iki-katlı (ulv ) ev, ek olarak üç yüksek ç r-t k , bir kilise, bir mükellef ev, iki mağaza ev, iki bir- katlı ev, bir geniş mağaza ev, bir küçük mağaza ev, bir kilise, bir şaraphane, yine beş ç r-t k , üç yüksek ç r-t k , başka ç r-t k ; toplam 120 ev, 1 manastır, 2 kilise” (İnalcık, 2012: 313);
Can-Alıcı Mahallesinde bulunan ve “Aya Marina4 olarak isimlendirilen manastırın avlusunda 1 bir-katlı ev 1 ç r-t k , yine ç r-t k ve 3 adet bir-katlı ev vardır Baba Ali Haydari ve dervişlerince işgal edilmişlerdir” (İnalcık, 2012: 319, 484-485);
Lips Mahallesinde bulunan “Lips Manastırında5: manastırın kapısı tarafında 1 iki-katlı ev 1 bir-katlı ev üst katı (oda), alt katı (oda)lı 2 ç r-t k üst katı 10 (oda), alt katı 10 (oda)lı bir çok yüksek ç r-t k yine diğer bir üst katı (oda), alt katı 2 (oda)lı bir ç r-t k ; üst katı 9 (oda), alt katı 11 (oda)lı bir başka ç r-t k ; başkaca 10 bir-katlı ev ve bir kilise, yine 9’u haraba müteveccih yıkılmaya yüz tutmuş 12 bir-katlı ev; üst katı 1 (oda), alt katı 1 (oda)lı bir diğer ev; manastırın kapısı tarafında bir-katlı ev (İnalcık, 2012: 320-321);
İsa-Kermesi Mahallesindeki Ayaz Mamos6 isimli “manastırın avlusunda iki ev (ç r-t k ), 16 hücerât ve bir şaraphane”7 (İnalcık, 2012: 355, 359), yazmıştır.
2 Bu araştırmanın sonuçları ve burada bahsedilen savlar için bakınız (Canbulat İ. , 2019).
3 Boğdan Sarayı çevresi.
4 Fatih Camisi karşısı, Sultan Pazarı.
5 Fenari İsa Camisi çevresi.
6 Cerrahpaşa, İsa Bey Camisi çevresi.
7 İngilizceden çeviri yazar tarafından yapılmıştır.
İnalcık, ayrıca “Basit konutlar arasında, tahriri yapan kişi belli sayıda ç r-t k (çardak), çatıları sazlarla örtülü ev kaydetmiştir” (s. 471)8, şeklinde yazmaktadır. Tahrir’den ç r- t kların barınma amaçlı olarak kullanıldığı ve bugün kullandığımız anlamıyla çardaklar olmadıkları açıkça anlaşılmaktadır. Tursun Bey, ç r-t k ları ev olarak tasnif etmiştir. İnalcık da “Hâne in Konstantiniyye” başlığı altında konutları incelerken “ç r-t k (çardak) houses”
tanımıyla ç r-t k ların barınma amaçlı olduklarını açık bir şekilde belirtmiştir. “Özellikle manastırların avlularında tek ve iki katlı çardaklar kaydedilmiştir. Bu ikametgahlar için Buondelmonti ve Vavassore haritalarına bakınız” (s. 225), demektedir.9 (Resim 1 ve 10).
Ç r-t k nedir? Bu soruya yanıt aramak amacıyla etimoloji sözlükleri incelendiğinde
Aşık Paşa, Garib-name, 1330] kiler ü ç rṭ ḳ u amb rlar dolar [Cafer Efendi, Risale-i Mi'mâriyye, 1614] Farisîde köşk ve ç rṭ ḳ قاط راچ Türkīde amme galat edip çardak قدراچ derler ve taşdan yapılmış kârgir oda demektir.
~ Fa ç rṭ ḳ راچ قاط «dört kemer», dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı, divanhane §Fa ç r راچ dört + Fa ṭ ḳ قاط mkemer, tak
→ çehar, tak1 (Nişanyan).
Yukarıda alıntılarda görüldüğü üzere yapı teknolojisi konusunda Aşık Paşa, hiçbir ip ucu vermezken, Ca’fer Efendinin, ç r-t k ların (taştan) kagir yapılar olduğu yönünde bir bilgiyi paylaştığı görülmektedir.
2. TARİH İÇİNDE ÇARDAKLAR
Sözcüğün tarih içinde geçirdiği anlam ve içerik değişikliklerinin izini sürebilmek amacıyla bu çalışmada Orta Asya – İran – Selçuklu – Anadolu Selçuklu – Beylikler – Osmanlı süreği içinde bir araştırma gerçekleştirildi. Farsça olan sözcüğün tarihsel semantiğinin öncelikle İran Kültür alanı içinde aranması gerekmekteydi. Aşağıda görüldüğü üzere bir inşa tarzı olan çardağın kökenleri Mezopotamya’ya uzanmaktaysa da çardak sözcüğünün belirgin olarak kullanılışı İran’da ortaya çıkmıştır.
2.1. İran10
Ç r-t k İran’da, üzerinde ayrıntılı çalışma ve yayın yapılmış belirgin bir inşa tarzıdır. Latin harfleriyle transliterasyonuyla: Čah rṭ q, dört kemer demektir. Yapı dört köşede yer alan kolonların üzerine kurulmuş dört kemer ya da beşik tonozun tanımladığı kasnak üzerine örülen bir kubbeden oluşmaktadır. Roma Suriye’sinde yaygın olan bu yapılar, zeminde bir haçvari plan verir ve pandantiflerle kubbeye ulaşır. Ç r-t k İran mimarisinde eyvandan sonra gelen en önemli inşa şeklidir ve geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Ç r-t k izlerine oldukça çok sayıda arkeolojik kalıntıda rastlanmaktadır. Kalıntılar çoğunlukla daha büyük programlı yapılardan geriye kalmış çekirdeklerdir (cores) ve gerek dini gerekse sivil yapılarda 1500 yıldan daha uzun bir süre kullanılmıştır. Ancak ç r-t k ların kökeni hala tartışmalıdır. Bazı görüşlere göre -ilk örnekleri MÖ
8 “Among the simple d ellings the surveyor registered a number of ç r-t k (çardak), houses roofed over ith reeds”. Bu cümlede birlikte yer alan ç r-t k ların ve çatısı sazla (reed) örtülü evlerin bir ilgisi bulunmamaktadır. Çatısı sazla örtülü evlerin üçü Bab-ı Silivri, biri Altı Mermer mahallesindedir.
9 “One- or two-storey cardaks are noted, especially in the courtyards of monasteries (for such habitations within monastries, see plans of Boundelmonti and Vavassore; Oberhummer, Konst. unter Sultan Suleiman, ss. 19, 22”. Türkçe tercümesi yazar tarafından yapılmıştır. Ancak, haritalardaki detaylandırmalardan (rendering) yapı sistemleri konusunda kesin bir görüş oluşturmak olanağı bulunmamaktadır. Aynı kaynakta (İnalcık, ty.: 238), “The old ban on building more than t o ‘storey’ led to the construction of all sorts of ‘extensions’ up ards – cardaks, balakhane, takhtapushi djihannuma, fatlara (see the views in M. Lorichs” denmektedir ki gerçekten bu yapılar Lorichs’in Konstantiniyye panoramasında açık bir şekilde görülmektedir. (Resim 2 ).
10 Bu bölüm Encyclopædia Iranica, “Čah rṭ q” maddesinden derlenmiştir. (Huff & O’Kane, 1990). Ayrıca bakınız http://en.wikipedia.org/wiki/Chahartaq_(architecture). Erişim 14.0 .2021.
geç 3. - erken 2. binyılda Mezopotamya’da görülen- doğu İran’daki kerpiçle yapılmış sivri kubbelere ve tonoz kubbelere11 (squinch) dayanmaktadır.
İran’da ilk ç r-t k ların ortaya çıkışı, erken Sasani dönemine (224-651) kadar gerilere gider.12 Firuzabad’da bulunan ç r-t k lar, 3. yüzyılın 2. on-yılına tarihlendirilerek en eski örnekler olarak kabul edilmektedir. (Resim 2.) Gerçekte, bu yapılar çarkapı
(čah rq pū) olarak isimlendirilir. Çarkapı bütünleşik bir yapının geçişler sağlayan merkezi ögesidir. Ç r-t k formu çarkapıdan türemiş olabilir. Ancak çarkapı bir mimari tasarım öğesiyken, ç r-t k ın bir inşa şekli olduğunu unutmamak gerekir. Tam olarak haçvari plan oluşturacak şekilde yerleştirilmiş ayaklara oturan kemerler üzerinde tipik ç r-t k , Taht-ı Nesin’de (Taḵt-e Nešīn) görülmektedir. Büyük olasılıkla bir ateş tapınağıdır ve bu da I. Ardasir (hük. 224-242) tarafından yaptırılmıştır. (Resim 3.) Kalıntılar ve yazılı kaynaklara dayanarak gerçekleştirilen restitüsyonunda kübik formdaki yapı, kesme taştan ayaklar üzerinde tuğla bir kubbeden oluşmaktadır.
Dört yanında eyvan ya da odalar vardır. Ç r-t k ların kesintisiz olarak her iki dönemde de kullanılmış olması nedeniyle ç r-t k lı bir yapının Sasaniler dönemine mi yoksa izleyen Erken İslam dönemine mi ait olduğunu saptamak zordur.
Ç r-t k İran İslam döneminde cami, türbe, saray, ev ve bahçe pavyonları olmak üzere 5 farklı yapı türünde kullanılmıştır
Bu dönemde önemli sayıda dini ve sivil yapı camiye devşirilmiştir. Devşirilen Camiler çoğunlukla küçük yerleşmelerde bulunmaktadır. Bunun nedeni ç r-t k ların cuma camileri için yeterli genişlikte kapalı alan sağlayamıyor olmasıdır. Bu yüzden de Müslümanlar, kubbeli camiler inşa etmişlerdir. Zaten İranlılar, Müslümanlara şer’i hukuka göre sulhan (حل ص ) teslim oldukları için ateş tapınaklarını kullanmayı sürdürebilmişlerdir.13 Ateş tapınaklarında kutsal ateşin yandığı merkezi mekânın etrafını çeviren bir ambulatory (tavaf galerisi) bulunur. Bu nedenle camiye devşirilmiş olsun olmasın ateş tapınakları kolayca ayırt edilebilmektedirler. Sasani döneminden kalma ve ateş tapınağı olmadığı anlaşılan bir grup ç r-t k daha vardır ki bunların işlevleri hala bilinmemektedir.
Ç r-t k lı Saraylara örnek olarak Fars’ta bulunan Firuzabad ve Bisabur sarayları verilebilir. (Huff & O’Kane, 1990).
11 Yapılan yüz yüze görüşmelerde Prof. Dr. Ayşıl Tükel Yavuz, bu yapıları “tonoz kubbe” olarak isimlendirmiştir (Yavuz, 2019).
12 Y. Yakubov, Parhar, Tacikistan’da bulduğu Yunan-Baktrian üsluptaki ç r-t k kalıntıları ve maketine dayanarak 1.-2. yüzyıl ve Kuşan İmparatorluğu dönemini (30–375) işaret etmektedir. https en.unesco.org silkroad sites silkroad files knowledge-bank-article/1 A model of chartak from Parhar.pdf Erişim 1 .0 .2021.
13 Arseven, Türk evinin Orta ve Ön Asya tarihini yazdığı bölümde İran ateşgedelerinde ateş tapınakları kullanılan “çihartag”ların bazı kişiler tarafından ileri sürülen çadırlarından esinlendiği savını kabul etmemektedir (t.y: 29).
Resim 2. Duhtar Kale, Firuzabad.
I. Ardaşir Sarayı Merkez Salon.
(Kaynak:
https://commons.wikimedia.org/
w/index.php?curid=38949396)
Resim 3. Taht-ı Nesin. Ç r-t k , Ardaşir-Kvarrah Dairesel Şehri, Firuzabad. I. Ardaşir’in (olasılıkla) Ateş Tapınağı (Kaynak: Huff 1972 fig. 7 & 8)
2.2. Orta-Asya
Türkmenistan’da ç r-t k lar en belirgin özellikleriyle, dört yanda girişleri bulunan Türbelerde görülmektedir. Bu tip türbelerin tarihleri kesin olarak belirlenememekle birlikte 10.
yüzyıldan kaldığı tahmin edilen, Merv’de (Türkmenistan), İmam Bab mezarlığında bulunan (Grabar, 1966: 21)14 ve 11.-12. yüzyıla tarihlendirilen, Dashoguz’da bulunan Aksaray Ding iyi örneklerdir. Orta-Çağ’dan kalan bazı metinlerde ç r-t k lar güneş ve ışığın kaynağının bulunduğu cennetin dördüncü katı ile ilişkilendirilmektedir.15 Bu ilişki özellikle evliyalar için yapılan ç r- t k türbelerin yaygın olmasının nedenidir. Buhara (Özbekistan) Samaniler Türbesi bu açıdan iyi bir örnektir (Grabar, 1966: 17).16 (Resim 4.)
Merv, Türkmenistan bulunan üç Ev, ç r-t k lı yapılar için iyi örneklerdir. Tahmalaj’daki ev (9.-10. yüzyıl) köşk formundadır. Tipik İslami dokuz hücreli plana sahip evin merkezinde bulunan ç r-t k dört yönle ilişki kurmaktadır. (Resim 5.) Gavurkale, Merv’de bulunan Selçuklu evinin (11.
yüzyıldan önce) ç r-t k ının dört yönünde beşik tonozlar bulunmaktadır. (Bakınız Resim 6.) Selçuklulardan kalan ve Basan, Merv’de bulunan ev (9.-10. yüzyıl), ortasında konumlanan bir avlu ve ona bitişik ç r-t k ın etrafına yerleştirilmiş odalardan oluşmaktadır.17 (Resim 7.) (Pugachenkova, 1958).
Orta Çağdan geriye çok az sayıda ç r-t k lı Bahçe kalmıştır. Laskari Pazar, Afganistan’da bulunan sarayda simetrik taht odasının minyatür örnekleri olan bahçe pavyonları görülebilmektedir.
14 Pugachenkova’ya atıfla (1958) “It is archaic in that it has four openings, and its brick technique (all layers seem to be one instead of two bricks thick) differentiates it somewhat from other buildings assigned to this period.” Burada “çardak” sözcüğü geçmemekle birlikte “it has four openings” tanımı çardak formunu işaret etmektedir.
15 Benzer şekilde carş “bir şeyin üstüne örtülen şey, çardak, dokuzuncu kat gök,” (Tekin, 1992: 427).
16 “In plan the monument is a simple square with four openings and a large central dome there are four small cupolas in the corners of the building over a gallery.”
17 Arkeolojik kalıntıları 9.-10. yüzyıllara tarihlendirilen bu evler, bilinen en eski Selçuklu evleri olmalıdır. At-Tahmalaj’daki ev, Anadolu’da bulunan çok üniteli ulucamilerin öncüsü gibidir. Kaynaklarda kervansaray olduğu ileri sürülen yapı da büyük olasılıkla bir evdir. http://www.iranicaonline.org/articles/cahartaq.
Resim 4. Buhara’da (Özbekistan) Samaniler Türbesi, 92- 943 https://en.wikipedia.org/wiki/Sa manid_Mausoleum
Resim 5. At-Tahmalaj’da Bulunan Kerpiç Evin Planı
(Pugachenkova, 1958: 167). Resim 7. Basan, Merv’de Bulunan
Kerpiç Evin Planı (Pugachenkova, 1958: 241)
Alıntı yapılan metinde “chartaq”ı
karşılayan bir sözcük
bulunmamaktadır. Bunun yerine
“крестообразный” (haç biçiminde) yazılmıştır. Aynı kaynakları kullanan Mustafa Cezar, (1977) “ç r-t k ” sözcüğünü hiç kullanmamıştır.
Resim 6. GavurKale, Merv’de Bulunan Kerpiç Evin Planı
(Pugachenkova, 1958:207)
2.3. Anadolu
Bir Türk devleti olan ve İran kültürüyle beslenmiş Selçuklulardan, Anadolu Selçuklularına geçildiğinde bugün ç r- t k lı yapı olarak yalnızca Sultan Hanı’ndaki (13. yüzyıl) mescid görülebilmektedir. (Resim 8.) Bu örnekte ç r-t k , bir iç mekân öğesi değil, mescidi avlunun ortasında yükselten bir strüktür olmakla, farklıdır. Her şeyden önce yapı ahşap bir strüktüre sahip değildir, ancak bugünün çardaklarının işlevine benzer şekilde bir eylem alanını örtmektedir. Köşk mescidini yerden yükselten ç r-t k ın altında bir şadırvan bulunur.
***
Resim 8. Sultan Han, Selçuklu 1229, 1278
https://commons.wikimedia.org/
wiki/File:Sultanhani-jries.jpg
Resim 9. Sarı Saltık Türbesi, İznik 129 ? (Kaynak kulturportalı.gov.tr)
Anadolu’da yazılı kaynaklardaki en eski ç r-t k Türk şair ve mutasavvıf Âşık Paşa’nın (d.
1272–ö. 3 Kasım 1333) 1329 yılında yazdığı 12.000 beyitten oluşan Garip-name’sinde (2000) bulunmaktadır. Mesnevide ç r-t k :
Kiler ü ç r-t k u anbarlar dolar Ana karşu issinün benzi güler
şeklinde 19 ’cı beyitte görülmektedir. Bu beyitte kiler ve ambarlarla birlikte yer almasından, yiyecek depolama işlevine sahip olduğu anlaşılmaktadır ancak yapının malzemesi ve tarzıyla ilgili herhangi bir bilgiye ulaşılamamaktadır. Aşık Paşa, bir de 2024’üncü beyitte insan olmanın erdemlerini anlatırken
Hem ‘akıl ç r-t k ları hikmet tolu Kocalar şunuñ-ıla olur ulu yazmıştır (s. 118, 120).
***
Buhara’da bulunan Samaniler türbelerine benzer şekilde Anadolu’da da çok sayıda türbe ve camide mekân kurgu elemanı olarak ç r-t k bulunmaktadır. Ancak, bu yapılar bazı mimarlık ve sanat tarihçileri tarafından ç r-t k değil “baldaken” olarak isimlendirilmektedir. Bu isimlendirme şekline dikkati çekmek gerekir. Neden “ç r-t k ” kullanılmamış da “baldaken” kullanılmıştır?
Bunun nedeni, bu konuda yeteri kadar tartışma ve yayın yapılmamış olması ve buna bağlı olarak da genel kabul gören ortak bir terminolojinin yerleşmemiş olmasıdır. Etimoloji sözlüğüne göz atılırsa:
[Yakup Kadri Karaosmanoğlu, <19 0 bürümcükten tavanlığı, sayvanlı baldakenleri
~ Fr baldaquin dört ayak üstüne bir çatıdan oluşan gölgelik, çardak ~ İt baldacchino 1. Bağdad , Bağdat'a özgü (esk.), 2. a.a. < İt Baldaco Bağdat (esk.) +in 2~ Ar Baġd d
Not: 8. yy'da halife el-Mansur tarafından kurulan Bağdad kentinin adı, OFa baġ-d d "tanrı- verdi" veya "bey-verdi" biçiminden alınmıştır.
Benzer sözcükler: baldakin (Nişanyan).
İlginç olan “baldaken” sözcüğünün ilk kez 1969 gibi çok yakın bir zamanda kullanılmaya başlanmasıdır.
Türk mimarlık sanat tarihçilerinin, ç r-t k ın (baldaken) mekân kurgusu olarak cami ve türbeleri inceledikleri görülmektedir. Sanat tarihçisi Aziz Doğanay (2003) (2019 Aralık) mekân kurgusunu “çardak” olarak isimlendirirken diğer bir sanat tarihçisi Ali Kılcı (2005) “baldaken”
olarak adlandırmıştır. Bir mimarlık tarihçisi olan Tuluk, Osmanlı camilerindeki mekân kurgusunu
“baldaken” sözcüğünü kullanarak analiz etmiştir.18 İki sözcüğün eş anlamlı olduğunu ileri sürmek fazla kolaya kaçmak olacaktır. Yukarıda görüldüğü üzere baldakenin kullanımı daha çok yenidir.
Her dört yayında da örnekler 14. yüzyıldan gerilere uzanmamaktadır. Zaten Doğanay (2003: 86),
“çardaklı” türbelerin Anadolu Selçuklular döneminde görülmediğini Beylikler döneminde ortaya çıktığını belirtmektedir (2019 Aralık, s. 183). Kaynaklarda en eski örnek olarak geçen İznik Sarı Saltuk Türbesi (1298?) için bakınız (Resim 9.) Bu ikilemin nedeni, Türkçede (galat) “çardak”
sözcüğünün yaygın olarak ahşap yapılar için kullanılıyor olması nedeniyle sanat ve mimarlık tarihçilerinin kagir yapılar için “baldaken” sözcüğünü yakın zamanlarda Fransızcadan devşirmeleri olabilir.
2.4. Osmanlı
Resim 10. Vavassore İstanbul Haritası (1 20)
Kaynak: Bibliogr. Instituts in Leipzig aus Helmolts Weldgeschcihte V. (Oberhummer, 1902: 22)
Yukarda Tursun Bey’in Tahririnde geçen ç r-t k lara değinilmişti. Kayıtlarda toplam 28 adet bağımsız ç r-t k ev sayılmıştır ve tamamı manastırların içindedir (İnalcık, 2012). Tahrirde kayıt altına alınan evlerin tamamı Bizans’tan kalan evlerdir. Sonraki yıllardan Osmanlı-İstanbul evi için önemli kaynak, Fatih Sultan Mehmed’in kurduğu Ayasofya ve Eyüp Sultan Vakıflarına ait vakfiyelerdir. (Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1938) Bu kaynak aşağıda Osmanlı başlığı altında incelenecek ve manastır duvarlarının dışına taşan ç r-t k lar tartışılacaktır.
***
Fatih döneminde yaptırılan Çinili Köşk (1472) Osmanlının en bilinen ç r-t k lı yapısıdır.
Bakınız (Resim 11.) Bu yapı, zaman içinde önemli tadilatlar görmüş olmakla birlikte merkezinde kardinal yönlerdeki tonozlarla tam bir haçvari plana sahiptir.
18 Prof. Dr. Ömer İskender Tuluk, bu araştırma sırasında sorulan bu yöndeki soruya
"Baldaken bu konudaki literatürde sıklıkla kullanılan bir kavram. Fransızca kökenli (Baldaquin). Dilimize en azından bir dönem ağırlıklı olarak bu şekilde yerleşmiş. Ancak bunu "kubbeli çardak" olarak Türkçeleştirerek yakın dönemde kullananlar da var. Doğrusu da bu.
Yıllar önce (200 ) bu kavramın alternatifini Halit Çal Kayseri'deki "Türkiye’de Sanat ve Mimarlık Tarihçiliği Sorunları Sempozyumu"nda önermişti (Bildiri başlığı "Baldaken" Terimi Üzerine) fakat yeterli ilgi görmedi. Bugün genel kabul gören terminoloji
"kubbeli çardak"tır." şeklinde yanıt vermiştir (Tuluk, 2018).
Yukarıda da belirtildiği gibi elimizde Fatih dönemi iskanı ile ilgili çok önemli bir grup belge daha bulunmaktadır Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da iki büyük vakıf kurmuştur. Bunlar Ayasofya ve Eyüp Sultan Vakıflarıdır (Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1938).
Ayasofya Vakfında köyler ve mezralar, hanlar, hamamlar, değirmenler ve arazi yanında bu konuyla doğrudan ilgili olarak el’Akarat başlığı altında 314 kalemde, toplam 56 mahalleye dağılmış 460 menzil (ev) kayıtlıdır.19 Bu evlerin genel özellikleri yanında mülkinde olduğu kişilerle ilgili bilgi de bulunmaktadır.
Vakfın kuruluşu Hicri ’de (1462 – 1463 gibi) başlamış ve 875 (1470 – 1471 gibi) tamamlanmıştır. Vakfiye kapsamında Konstantiniyye’de 3 adet ç r-t k bulunmaktadır. Bunlar:
… Çelebi oğlu Mescidi mahallesinde… iki bab menzildir. Biri ancak bir beyt-i süflidir, üstünde bir ç r-t k (çardak) vardır. Musa Çelebi mülkine muttasıldır (Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1938: 217).
Sultan Bazarı mahallesinde… dokuz adet büyut dahi vardır. Ancak birinin üstünde ulvi ç r-t k vardır. Mahmut Şami milkine muttasıldır.
Künfoz mahallesinde… İki beyt-i süfli dahi vardır. Birinin üstünde ç r-t k vardır. Yahudi Manol milkine muttasıldır. (Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1938: 223).
Görüldüğü üzere her üç ç r-t k da zemin katların (süfli) üzerlerinde bulunmaktadır. 1455 Tahririnde hiçbir gurfeli20 menzil gözükmezken, Ayasofya Akaratı arasında toplam 31 adet gurfeli ev bulunmaktadır.21 Ca'fer, (2005: 95) gurfeleri fevkani çardak olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle çardak sayısı 4’e çıkmaktadır.22 Frekans büyüklüklerine göre ’sı Arslanlu, ’er tanesi Edirneli Yahudiler, Günkoz, Mehmet Paşa Mescidi, 2’şeri Hacı Küçük, Hacı Muhyüddin, Hoca Alaüddin, Sarı Timurcu Mescidi ve diğer mahallelerde bulunmaktadır. Esas ilginç olan bu mahallelerin tamamının Haliç’e bakmakta ve özellikle Eminönü civarında yoğunlaşmakta olmalarıdır. Her şeye karşın, geçen zaman içinde en çok iki kat kuralının bozulmamış olduğu görülmektedir.23
1455 Tahririndeki 28 ç r-t k ın tamamı manastırlar bünyesinde gözükmekteyken, Fatih vakfiyelerindeki ç r-t k lar artık manastırların dışına da çıkmışlardır. Ancak Vakfiyelerde ç r- t k ların özellikleriyle ilgili herhangi bir ip ucu bulunmamaktadır. Görülen odur ki ç r-t k sözcüğündeki t – d değişimi 15. yüzyılda henüz gerçekleşmemişti (Akca, 2017).
***
Yukarıda etimolojisi için referans olarak kullanılan Ca'fer (2005: 95)’de (1614) mimari elemanlar tanımlanırken hem “ç r-t k قاط راچ”ı (5 kez) hem de “çardak قدراچ’ ı (3 kez) kullanmıştır.
Risale’de artık “ç r-t k ” ve “çardak”ın farklı yazıldığı görülmektedir. Belli ki sözcük Türkçede kelime başı t-d değişimine uğramıştır (Akca, 2017) ve artık tah (ط) değil, dal (د) harfiyle yazılmaktadır
19 Fatih Vakfiyesinde İstanbul’da yer alan tüm evlerinin özellikleri ve istatistiki bilgiler https www.academia.edu 99 Ayasofya_Vakfı_İstanbul_Akareti adresinde bulunmaktadır.
20 Gurfeler için Emre Can Yılmaz’ın (2009) yayınlanmamış lisans tezine bakınız. Gravürlerde çok sayıda sözü edilen gurfeler (fevkani çardaklar) görülebilmektedir, ancak tezin kabul tarihinde (Haziran 2009) ne İnalcık (2012) ne de İstanbul Kadı Sicilleri yayınlanmıştı. Bu nedenle Yılmaz, araştırmasında bu kaynakları kullanamamıştır.
21 Bir bakıma bu yapılar Bizans evinden Osmanlı evine geçişte “muhdes” yapılardır.
22 Ayasofya vakfiyelerinde 4 0 adet ev bulunduğuna göre çardak ve gurfeli evlerin oranı % olarak hesaplanmaktadır.
23 Bu durum 1 . yüzyıla kadar sürecek. Sonrasında bir seri “Ebniye Nizamnamesi” ile bina yükseklikleri artırılacak ve dolayısıyla . katlara izin verilecektir (Canbulat İ. , 201 : 275) (Canbulat İ. , 201 a).
Resim 11. Çinili Köşk, İstanbul (1472). (Eldem, 1969: I: 65)
İyvân (eyvan) muarrebdir, fârisîde sâyebân ü teş r ü çâr-tâk, türk de dahi sâyebân ve soffa ve çardakdemektir,
Kasr arab dir, fâris de ve çâr-tâk, türk de âmme galat edip çardak derler ve taşdan yapılmış kârgîr oda demektir.
Târime muarrebdir, fârisîde hâne-i çûp n ü künbed n, türkîde çatma kubbeli ev demektir.
Rivak, rüvak, revak muarrebdir, fariside ç r-t k -ı kabûlî, türk de sundurmak önü açık çârtâk demektir.
Tak muarrebdir, fariside kemer-i ç r-t k u cüz-i o, türkide çardak kemeri ve dahi mutlakan kemer demektir.
Zulle arab dir, fâris de sâyebân ve suffe ve thnta-pûş, türk de gölgelik ve tahta örtülü sofa demektir.
Gurf ulliyye arab dir, fâris de vervâre-i ziverîn, türk de fevkani çârtâk demektir, şâhnişîn gibi.
(Ca'fer, 2005: 95)
Ca’fer Efendi (2005), kasrı tanımlarken “Türkide amme galat edip çardak derler, taştan yapılmış kâgir oda demektir” diye yazmıştır. Burada “Arapça kasr, Farsça köşk ve ç r-t k sözcüğünün halk tarafından yanlış (galat) olarak kasr ve köşk karşılığı kullanıldığı belirtilmektedir.
Devamında ise “taştan yapılmış kagir oda demektir” diye açıklama getirmiştir. Yanlış olarak yorumlanmasının nedeni, Arapça kasr ve Farsça köşk’ün taştan yapılmış “kagir odalar” anlamında olmasına karşın, “çardak”ın bu tanımla uyuşmaması olabilir. Aslında İran’da ç r-t k bir inşa tarzına verilen isimdir. Yazar da burada hataya düşmektedir, incelenen hiçbir kaynakta Osmanlı dışında ç r-t k ın köşk, kasr, şahnişin ve gurfe karşılığı olarak kullanıldığı örneğine rastlanmamıştır. Belli ki çardağa galat olarak Osmanlı, çokça anlam yüklemiştir eyvandır, köşktür, revaktır, fevkani gurfedir, tahtapuştur vd. Geçen bir yüzyıl içinde çardak, yalnızca t-d değişimine uğramamış, çok sayıda yan anlamla da yüklenmiştir.
***
Doğan Kuban (2012)24, Fatih Döneminde Aksaray’da yeniçeriler için yaptırılan Yeni Odalar’ı anlatırken “Yeni Odalar, bir avlu çevresinde yer alan 368 ocaklı oda, 130 çardak, 69 ocaklı kerevet, 90 talimhane, 20 köşk, 4 tekke, 158 ahır, depolar, mutfaklar ve başka hizmet birimlerinden oluşan çok büyük bir ahşap kompleksti”, demektedir (s. 361). Yeni Odalar çok büyük bir ahşap komplekstir ama içinde 130 çardaktan başka ocaklı odalar, ocaklı kerevetler ve diğer hizmet binaları da bulunmaktadır. Haluk Y.
Şehsuvaroğlu (Şehsuvaroğlu)25 da Şehzadebaşı’nda bulunan Eski Odalar’ı da katarak verdiği sayılarla “Eski ve Yeni Odalarda 415 ocaklı oda, 151 çardak, 124 ocaklı kerevet. 90 talimhane, 20 köşk, 5
tekke. 181 ahır bulunuyordu” demektedir.26 Devamında, “Yeni, Eski Yeniçeri Odaları, geniş sahalar üzerine yapılmış tek katlı ahşap yapılardı. İstanbul’un meşhur yangınlarında bu kışlalar da müteaddit defalar yanmış ve tekrar inşa olunmuştu” diye eklemektedir. Bu iki kaynaktan, çardakların ahşap yapılar olduğu açıkça anlaşılmaktadır.27 Matrakçı Nasuh’un İstanbul haritasında görünen Yeni Odalar bir kâgir duvarla çevrilidir ancak içindeki ahşap yapılarla ilgili okunur bir detaylandırma (rendering) yapılmamıştır (Resim 12).
24 P.M. Zeki (1971). Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul Mill Eğitim Bakanlığı, III, s. 1’e atıf.
25 İ.H. Uzunçarşılı (19 ). Kapıkulu Ocakları, Ankara Türk Tarih Kurumu’na atıf.
26 https core.ac.uk download pdf 04 .pdf Erişim 12.0 .2021.
27 Çek tüccar Hans Dernschwam’ın 1 . yüzyılda Konstantiniyye’de konakladığı Elçi Han’da da oda bölümleri çatkı içinde tuğla dolap ile gerçekleştirilmiştir (Derschwam, 1987: 62).
Resim 12. Yeni Odalar (Kaynak:
Matrakçı Nasuh. Bay n-i Man zil-i Safar Iraqayn, Mecmuca-i menazil, 1537)
ayrıntı.
***
Yine Fatih Döneminde İstanbul’un iskanı amacıyla Osmanlı topraklarından çok sayıda göç ve sürgün gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda Karaman’dan göçürülen nüfusla ilgili olarak Yahya Başkan (2012): “Defter-i Evkâf-ı Eyâlet-i Karaman’daki ‘Hümam kızı Fatma Hatun evleri Şahne mahallesinde dört ev, bir çardak, havlusu [avlu] ile içli dışlı harap. Kızıloğlu yanında bağ yeri ki Ermenler Mahallesi önündeki yerde” (s. 121), yazmıştır.28 Burada dört evle birlikte ayrıca avlulu bir çardağın varlığı belirtilmektedir.
***
16. yüzyıl şeriye sicillerini derleyerek İstanbul’un sosyoekonomik özelliklerini belgeleyen Ahmet Refik’in (1935) eserinde yer alan, 29 Haziran 1559 tarihli ve 17 Mayıs 1568 tarihli ve gereği için mimarbaşına iletilen hükümlerde
İstanbul Surlarına ev yapılmamasına dair
Yahud tayifesi tabakatla âli evler ve ç r-t k ları ihdas eyliyüb ve divarin taşra yüzüne dahi hisara muttasıl dükkanlar olub ve ağaççılar divara muttasıl ve divara karib mahallere ağaçlar ve yığmagla her gâh harka kabiliyyet gelüb Müslümanlara eksüksüz mezarrat ve hasaret olduğu ecilden minbaad bu hususları ref idüb bizzat mübaşeret idüb ol yerlerün üzerine varub göresin…Ve bilfiil yanan yerlerden dahi anun gibi yapılmalu oldukda kezalik hisar divarına muttasıl divar üzerinde kat'a bir ferde cüzi ve külli nesne yapdırmıyub hisarla mabeynlerine emrim üzre dört arşun mikdarı yer olub mühim tabakatiı âli evler ve ç r-t k lar yapdırılmak caiz değildir…Fi 23 Ramazan 966 (29 Haziran 1559) (Refik, 1935: 58)
Caddeler üzerine şehnişin ve çardak çıkarılmamasına dair
İstanbul kadısına hüküm ki bundan akdem emri şerif gönderilüb mahrusei mezburede tariki âm üzerine şehnişin ve çardak29 çıkarub ve dükkân yapub yola muzayeka virdikleri Hassa mimarlarım başı Sinan zide mecdühu marifeti ile ref’ idesin deyu ferman olunmuşidi Hâliya ol emri şerifim kemakân mukarrerdir Buyurdum ki vusul buldukda bu babda temam mukayyed olub anın gibi tariki âm üzre şehnişin çıkarub ve çardak yapub ve dükkânlar ihdas eyleyüb yola muzayeka virenlerin emir sabıkım üzre müşarünileyh marifeti ile def'ü ref’ [savma, kaldırma eyliyesin (Mimar başına verildi) Fi 20 Zilkade 975 (17 Mayıs 1568) (Refik, 1935: 59-60)
denilmektedir. İstanbul’un yoğunluğunu arttıran, yangınların yayılmasına neden olduğu gibi, söndürülmesini de zorlaştırdığı bilinen bu muhtesip yapılarla mücadele edilmesi bir zorunluk haline gelmiştir. Sözü edilen çardakların ahşap oldukları açıktır.30
***
Adam Wenner, 150 kişilik Roma-Germen İmparatorluğu elçilik heyetinde imparatorluk elçisinin sekreteriydi. Heyet, 1616 yılının şubat ayında Prag’dan yola çıktı ve Ağustos ayında Osmanlı payitahtı İstanbul’a ulaştı. Burada bir yıl kalan Werner, 1617 temmuzunda kentten ayrılarak Şubat 1 1 ’de ülkesine geri döndü. Seyahatnamesinde (1622):
28 Defter kaydı için bkz. F.N. Uzluk (1958). Fatih Devrinde Karaman Eyaleti Vakıfları Fihristi, Ankara Vakıflar Umum Müdürlüğü Neşriyatı, s. 24; M. Tekindağ (2011). Son Osmanlı - Karaman Münasebetleri Hakkında Araştırmalar. Tarih Dergisi, 13 (17-18), ss. 43-76, s.
2 bölgedeki gayri Müslim nüfus varlığı için bkz. O. Gümüşçü (2001). Tarihi Coğrafya Açısından Bir Araştırma, XVI. yüzyıl Lârende (Karaman) Kazasında Yerleşme ve Nüfus, Ankara: TTK; M. Oflaz (1992). 1 . yüzyılda Niğde Sancağı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Doktora Tezi, Van A. Aköz (1992), 1 . Asırda Karaman Kazası, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Doktora Tezi, Konya D. Yörük (200 ). Aksaray Sancağı (1500-1584), Konya Palet Yayınları.
29 Refik (19 )’de ilk hükümde çardak, dokuz yıl sonraki ikinci hükümde ise ç r-t k şeklinde transliterasyon yapılmıştır. Her iki hükümde de sözü edilen muhdes yapılar bugün de isimlendirildiği gibi “çardak”tır. Özgün metne ulaşılamadığı için yazar daha ileri bir yorum yapamamıştır. Muhtemelen farklılık doğrudan hükümlerden kaynaklanmaktadır.
30 Donzel (236), nedenini veba korkusuna yormaktadır. Ayrıca bakınız http www.kadisicilleri.org madde.php?klme=tahta- puşlar+ihdasına&trch=hkm&-find=+ARA+
SOFYA'YA VARIŞIMIZ
15 Temmuz’da gece yarısı hareket ettik ve Sofya'ya doğru yola koyulduk. Geniş bir bozkırdan geçerken çok sayıda yaya ve atlı Türk askeri bizi karşıladılar ve şehrin önündeki arazide kurulmuş olan çardaklara ve çadırlara kadar bize eşlik ettiler. Bizi karşılayanlar top ve silah atışlarından sonra tekrar yerlerine döndüler. Öğle üstü buraya gelişimizi seyretmek için etrafta kalabalık bir insan sürüsü toplanmıştı. (Werner, 2011: 41)
Werner’in özgün metinde (s. 51) “Lauberhütten” sözcüğü ile anlattığı “ahşap kulübeler”dir.31
***
17. yüzyılın önemli Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi bin Derviş Mehemmed Zill ’nin notları (1999-2008) arasındaki çardaklarla ilgili bilgiler aşağıda topluca verilmektedir:
Tâ ki bu binâ-yı az m tâk-ı Kisrâ-misâl çârtâk pâyeleri mahalline dek tamâm olup bir gecede mi‘mâr başı olan Ağnados32 gâ’ib oldu (Zıll , 1999-2008, s. I: 52)
"Eksik satanın hâli budur de" deyü feryâd ederler. Ve araba ve tahtırevânlar üzre çardak şekilli kasırlar yaparlar kim her biri biner guruşa olmaz gâyet müzeyyen kasırlardır kim gûyâ her biri birer kasr-ı İremdir, içinde mahbûb pençe-i âfitâb gulâmlar birbirlerine şerbet ve kahve verüp gûnâ-gûn ş ve ile şakalar ederek ubûr ederler (Zıll , 1999-2008, s. I: 230)
İbtidâ bân si Gâz Hudâvendigâr Murâd Hân Edirne seferine giderken bunda leb-i deryâ üzre bir kasr-ı müf d ü muhtasar inşâ edüp ba‘dehû amâr olduğıyçün Çârdâk derler, z râ kasr-ı mezkûr dörd tâk üzre binâ olunduğundan çârtâkdan galat Çârdâk derler.33 (Zıll , 1999-2008, s. V: 143)
Vezn-i müstef‘ılâtün
“A baba baba sakalı kaba, Oyna var ise iti de kapa, Kazganda {kazan} börek kaynasa gerek, Çârtâkda {çardak} kızlar oynasa gerek.” [129a]34
(Zıll , 1999-2008, s. VII: 221).
Ve memdûhâtından Zihne35'nin kâsesi ve bardağı meşhûrdur, z râ hâk-i pâki ol kadar lat fdir kim gûyâ İlimni cez resinde hâsıl olan t n-i mahtûm gibi t n-i amber-ç ni olup fağfûr-ı ç n-misâl kâse ve kûzeleri olup vilâyet vilâyet hedâyâ gider. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim kelâm-ı darb-ı mesel:
“Her şehrin bir memdûhu var Zihne'nin bardak, Serez'in güzeli çokdur evleri çardak”, deyü elsine-i nâsda söylenir (Zıll , 1999-2008, s. VIII: 53).
Der-defter-i kâ’ime-i sicillât-ı mahkeme üzre ve şehremini ve şehir kethudâsı nakilleri üzre bu şehr-i Selânik'de müselmân ve eğer Rûm ve Yahûd ve Ermen ve gayri keferelerin cümle-cümle hâneleri hâne-i avârız defteri üzre cümle otuz üç bin altmış aded baca odalarıdır kim cümle kat-ender- kat kârg r binâlı üçer ve dörder tabaka kırmızı kiremit örtülü sarâylar ve gayr[i] hânedânlardır kim her birinin revzenleri ve soffaları ve şâhniş n ü maksûre ve çârdak ve kameriyyeleri cânib-i kıble ve taraf-ı şarka ve semt-i cenûba Selânik körfezi deryâsına nâzır büyût-ı hânedân-ı mihmânsarâylardır (Zıll , 1999-2008, s. VIII: 69).
31Günümüz Almancasında bu sözcük “Laubehütten” olarak kullanılmaktadır (Ünal, 2020).
32 Ayasofya ile ilgili bir efsaneden. Ayasofya’nın gerçek mimarları Miletli İsadoros ve Trallesli Anthemius’tur.
33 Lâpseki, Çanakkale.
34 Kırım’da Badrak Kavminden derlenmiş.
35 Serez Sancağında bir kasaba. Bugün Yunanistan’ın Makedonya Eyaleti içinde yer alır.
Ve cümle yetmiş sokakdır. Ve pâk ü pâk ze kaldırımlıdır. Ve her evde dörder direk üzre çardak mukarrerdir. Her gece anda kesb-i hevâ edüp yatırlar. Ve cümle hâneleri cenûba ve garba liman cânibine nâzırlardır. Ve bu şehir bir körfezin nihâyetinde vâkı olmak ile aslâ rûzgâr isâbet etmez36 (Zıll , 1999-2008, s. IX: 137).
Amma ikisi Cum'adır. Ve cümleden kadim Camii Merhum halife camiidir. Bağdad Camii ve Medrese Camii derler fevkani alt kademe nerdüban ile çıkılur iki kapulu ve bir minareli mevzunu üç tabaka ve haremsiz bir camii zibadır içinde amudlar yokdur. Ancak ç r-t k üzre münakka ve müzehheb silu ve lâciverd ile müzeyyen bir küçük camidir37 (Zıll , 1999-2008, s. X: 628).
…gülle atar topuna ateş idince biemrillâh küffarın bir gemisine isabet idüb direk kürek ve çanak ve çardak dülek ve külek havaya perran olub… (Zıll , 1999-2008, s. X: 703).
Evliya Çelebi Seyahatname’sinde konuyla ilgili olarak “çardak” 5 kez, “ç r-t k ” ise yalnızca 2 kez geçmektedir. I. Ciltte Ayasofya’nın inşasını anlatırken Mimar Ağdanoz’un, yapı ç r-t k 38 payelerinin oturtulacağı seviyeye gelindiğinde kayıplara karıştığını söylemektedir. Burada sözü edilen, kadim tanımıyla ve bugün de ayakta olan bir kagir yapıdır. Aynı ciltte sözü edilen taht-ı Revanların üzerindeki çardak köşklerin ahşap olması gerekir. İkinci örnek Sultan Murad Hüvendigar’ın bugün Lâpseki, Çanakkale’de yaptırdığı köşktür ki daha sonra bu yöreye “Çardak”
ismi verilmiştir. Burada da Evliya Çelebi, “çardak”ın galat olduğunu belirtmektedir. Köşk kagir yani “çãr-tâk” olsaydı böyle bir açıklama yapmak gereği duymayacaktı. Yazar, VIII. Ciltte Serez’i anlatırken evlerinin çoğunlukla çardak olduğunu yazmaktadır. Bu evler de ahşap olmalıdır.
(Bakınız Resim 13). Selanik’te avarız defterlerinde 33.060 adet bacalı oda kayıtlıdır. Antalya Kalesi’nde bulunan evler anlatılırken, ise "her evde dört direk üzerine kurulu çardaklar bulunduğu ve insanların gece oralarda uyuduğunu görüyoruz" denmektedir. Burada sözü edilen yapı ya da parçalarının ahşap olduğu kesindir. İzleyen örnekte Cami-i Merhum ç r-t k lı bir kagir yapı olmalıdır. Son olarak top isabet eden küffarın gemisindeki güvertenin ki ahşaptır, diğer bir adının çardak olduğu görülmektedir. İlginç olan Evliya Çelebi’nin “ç r-t k ”ı açık bir şekilde kagir yapılar için kullanırken, “çardak”ı ise hep ahşap yapılar için kullanıyor olmasıdır. Bu nedenle Lapseki’de bulunan çardak da büyük olasılıkla ahşap bir yapıdır. Ancak yine de “dört tak üzre”
ifadesi kesin bir yargıya varmanın önünde bir engeldir.
***
36 Kal’a-i Adalya (Antalya).
37 Mahalletül Merhum (Mısır).
38 (Zıll , 2014, s. 4)’deki “ç r-t k ”, bu yayında “dört kemer” olarak yazılmıştır “Ta ki bu bina kisra kemeri gibi dört kemer ayakları yerine dek tamam olup bir gecede mimarbaşı olan Ağnados kayboldu”, ki bu ç r-t k ın doğrudan çevirisidir. Seyyid Ali Kahraman’la yapılan görüşmede (28.11.2018) yazar, bu sözcüğü doğrudan çevirmeyi tercih ettiğini belirtti (Kahraman, 2018).
Resim 13. Serez’de tarihi bir ev.
©GeorgeStamatis
Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Araştırmaları Merkezi, 16.-17.
yüzyıllara ait 40.000 kadar İstanbul kadı sicili yayınlamıştır.39 Latin alfabesine transkripsiyonu yapılan hükümler ayrıca bir web sitesi üzerinde de yayınlanmaktadır (Aydın, 2012). Bu çalışma kapsamında siteden farklı yazılışlarla sınanarak içinde “çardak” sözcüğü geçen kadı sicilleri aranmıştır. “Ç r-t k ” için yapılan aramadan sonuç elde edilememiştir. Bunun üzerine “çardak”ın özgün sicillerde nasıl yazıldığı araştırılmıştır. Sonuçlar, “Ç r-t k ” sözcüğünün gelişigüzel seçilen iki sicilde40 de Osmanlıca (قدراچ) değil Farsça “ç r-t k (قاط راچ)”
olarak yazıldığını göstermektedir.41 İstanbul Kadı Sicilleri
transliterasyonunda Evliya Çelebi’nin ve Seyahatnamesi’nin transliterasyonunu ve günümüz Türkçesine çevirisini yapan Osmanlıca uzmanı ve araştırmacı Seyyit Ali Kahraman’ın duyarlılığı yoktur.
“Çardak” için yapılan aramada 0’ın üzerinde sonuca ulaşılmıştır. Bunların 2 ’ü Eyüp, 2 ’sı Üsküdar ve kalanı diğer kadılara aittir. (Bakınız Grafik 1.) Sicillerde daha çok satış, kiralama ve değer taktiri gibi nedenler öne çıkmaktaysa da komşunun taşınmazlarına zarar veren çardaklar ya da “İbrahim nâm kimesnenin bir çardağı benim bahçeme havâledir”42 şeklinde şikâyet nedeniyle gündeme gelen örnekler de görülmektedir. Öncelikle sicillerde çardakların işlevlerini belirlemeye yardımcı olabilecek hükümler incelenmiştir: 7 tane sicilde hüküm “çardak ev”, “çardak bina” ya da “ev çardağı” olarak yazılmıştır.43 Bu isimlendirmeler, çardakların insan konforu ve yaşamı için uygun yapılar olduğunu açıklamaktadır. Bunun dışında ambar olarak kullanılan ya da ambarın üzerinde44 bulunan çardaklar olabildiği gibi bir “dükkân çardağı”45 da vardır. Ayrıca iki tane
“asma çardağı”46 bir tane de “kapı üzre çardak”47 kaydedilmiştir. Genellikle çardaklar kadı sicillerinde “... iki tahtân beyti ve bir çardağı müştemil mülk menzilden…”48 örneğinde görüldüğü gibi menzilin müştemilatından olarak geçmekle birlikte zaman zaman bahçe ile birlikte yazıldığı örneklere de rastlanmaktadır. Bunlar bahçe köşkleri olmalıdır. Örneğin Eyüb’de bulunan ve satışı yapılan bahçe “içinde bir çardağı müştemil mülk bahçeyi cemi” olarak kaydedilmiştir.49
İncelenen çardakların 40 tanesi tahtani ve 18 tanesi fevkani olarak yazılıdır. Konumu belirtilmeksizin kayda geçirilen çardak ve çardak evleri kat sayılarının da belirtilmediği durumlarda tahtani olabilecekleri varsayılmıştır. Tahtani çardakların yalnızca birinin üzerlerinde
“iki bab fevkani beyti ve selamlığı”50 bulunmaktadır diğerlerinin üzerinde başka bir yapıdan söz edilmemiştir. Fevkani çardakların kadı sicillerinde tanımlanan evlerin nerelerinde konumlandıkları araştırıldığında, birinin ambar, üçünün ahır ve birinin samanlık üzerinde, 13 tanesinin odalar ve beytler üzerinde bulunduğu belirlenmiştir. Fevkani çardakların bazıları selamlık ve başka odalarla bütünleşmişler ve oldukça donanımlı katlar oluşturmuşlardır. Örneğin Eyüb’de bulunan ve satışı yapılan ev “dâhiliyyesi üç bâb fevk n oda ve bir çardak ve bir bâb tahtân oda ve bir matbah ve kiler ve bi’r-i mâ ve zât-ı eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmire bahçe ve
39 40 sicil yayınlanmıştır. Bunlar Üsküdar 10, Balat 1, Rumeli 1, Bab , İstanbul , Eyüb , Hasköy 2 ve Galata 9.
40 Üsküdar Kadı Sicilleri V 120 hüküm 144 h. 9 ve hüküm 14 h. 9 (1 4 ).
41 Bu konuda Osmanlıca uzmanı, İmam Husame Yakışır yardımcı olmuştur.
42 Havaleli, manzaramı kapatıyor anlamında. Üsküdar Kadı Sicilleri X 2 hüküm 4 .
43 Üsküdar Kadı Sicilleri I 2 4 hüküm 449 hicri 94 (1 -1 ) I 94 hüküm 21 h. 92 (1 19) V 120 hüküm 144 hüküm 14 h. 9 (1 4 ) 2 1 hüküm 9 VI 0 hüküm 2 h. 9 2 (1 ) VII 409 hüküm 92 VII 410 hüküm 92 .
44 Balat Kadı Sicilleri XI 2 hüküm 42 h. 9 1 (1 ) Üsküdar Kadı Sicilleri III 12 hüküm 212.
45 Üsküdar Kadı Sicilleri VII 221 hüküm 40 h. 9 1 (1 ).
46 Eyüb Kadı Sicilleri XXV hüküm 4 104 (1 ) XXVII 22 hüküm 2 0 10 1 (1 1).
47 Galata Kadı Sicilleri XXXVI 10 hüküm 101 h. 101 (1 0 ).
48 Eyüp Kadı Sicilleri XXIV hüküm .
49 Eyüb Kadı Sicilleri XXIX 1 9 hüküm 1 10 1 (1 1).
50 Eyüb Kadı Sicilleri XXV 19 hüküm 21 h. 104 (1 ).
Grafik 1. İstanbul Kadı Sicillerinde
“çardak”. Üsküdar ve Eyüb görece yeni yerleşmelerdir.
köşkü ve muhavvata-i hâriciyyesi iki bâb fevk n oda ve bir orta sofa ve tahtân bir bâb oda ve ahırı müştemil menzil”51 olarak betimlenmektedir. Bir de “önlerinde çardağı olan tahtani iki beyti”52 bulunan bir menzil kayıtlara girmiştir.
Genelde çardakların yapısı ve yapı malzemesi ile ilgili olarak pek ip ucu bulunmamaktadır.
Ancak bir tanesi vardır ki zemin katı (tahtani) kagir olan bir çardak evi tanımlamaktadır.
Üsküdar’da bulunan ve İlyas bin Hızır’ın ölümü üzerine varislerine taksim edilecek ”çardak evin tahtında taştan ve topraktan bina olunan ev hayatıyla”53 diye betimlenmektedir. Ancak başka bir kayıtta çardak açık bir şekilde bir ahşap yapı tarzı olan “çatma” ile birlikte yer almaktadır Abdi bin Mehmed hissesini kardeşi Hasan’a devredeceği Üsküdar’da bulunan “evden bir ahırı ve bir çatma çardağı ve anbarı ve bir yer odasını ve bir mikdâr bahçesiyle”54 diye söz edilmektedir.
Yayınlanmış kadı sicilleri içinde “çardak” ve “çatma” sözcükleri geçen çok sayıda kadı siciline rastlanmaktadır. Çardakların tamamının kesinlikle çatma olduğunu ileri sürmek uygun değildir. Yine de Eyüb’de bulunan:
… dâhiliyyesi [harem] bir bâb fevk n oda ve çardak ve tahtında iki bâb tahtân oda ve sofa-i tahtâniyye ve bir hamam ve bir matbah ve bir kiler ve bi’r-i mâ ve cüneyne bahçe zât-ı ağaç -ı müsmire ürün veren] ve gayr-ı müsmireyi ve harem kapısı hâricinde bir bâb çatma oda ve bir taş duvarlı oda ve hâriciyye selamlık bir matbah ve bir tahtân oda ve bir fırın ve bir kar kümesi ve bir çatma anbar ve dört bâb ahır-ı keb r ve bir sundurma ve hâriciyye bir bâb fevk n keb r oda ve etrâfında çatakı müştemiletı ve tahtında çatma anbar-ı keb ri ve bi’r-i mâ ve ken fi müştemil çiftlik ta‘b r olunur mülk menzilimi55
betimlemesi, yapı teknikleri ile ilgili önemli ip uçları vermektedir. Konu aşağıda tekrar incelenmektedir.
Turan Açık ve Halil İbrahim Düzenli (2015) de aynı kaynaktan İstanbul ve Üsküdar şer’iye sicillerini incelemiş ve evlerle ilgili önemli bilgi derlemişlerdir. Yazılarındaki “çardak”larla ilgili paragraflar aşağıda aktarılmıştır:
Ev Çeşitleri
Şer‘iye sicillerinde bazı ev çeşitlerinden bahsedilmektedir. Sicil kayıtlarındaki serbest yazım tercihlerine bağlı olarak evler kat adedine ve/veya tek katlı ya da iki katlı oluşlarına göre (tahtani- fevkani, ulvi-süfli), ocak sayısına göre, yapıldığı malzemeye göre ve yapım tekniğine göre, bazı durumlarda ise son derece tekil ilginç tanımlarla tavsif ve bir anlamda tasnif edilmişlerdir. 16.-17.
yüzyıl evleri için son derece çeşitli şu tanımlara rastlamak mümkündür Ulvi ve süfli evler, fevkani ve tahtani evler, çatma ev, çardak ev, taş ev, taştan ve topraktan bina olunmuş ev, topraktan bina olunmuş mülk ev, ağaç ev, haşeb [tomruk] ev56, kerpiç ev, çakıl ev, ot örgülü çit evi, hızar tahtasıyla yapılmış ev, iki ocaklı ev, dört ocaklı fevkani ve tahtani ev, üstünde oda bulunan tahtani ev vb. (Açık
& Düzenli, 2015: 248).
Sicillerde karşılaşılan çardak ev tanımında mülk fiyatlarından anlaşıldığına göre, çatma evden daha nitelikli bir eve işaret edildiği söylenebilir. Çardak ev kaba bir tanımla dört kenarı olan ev demektir. Bu kenarların duvarlarla örülü olup olmadığı, bugünkü çardak tanımına uyar biçimde sadece dört direk üzerine bir yarı açık mekân olup olmadığı her duruma göre değişebilmektedir.
Örneğin, Manol v. Nikola’nın terekesinde 10.000 akçe kıymetli “bir çardak ev” yazılıdır. Dimitri Kapşal’ın terekesinde de 20.000 akçe kıymetli bir “çardak ev” bulunmaktadır. İki evin yüksek fiyatlarından anlaşıldığına göre bu kayıtlarda geçenler nitelikli evlerdir. Fakat kaydın dört duvarla
51 Eyüb Kadı Sicilleri XXXI 4 hüküm h. 1090 1 9.
52 Üsküdar Kadı Sicilleri VIII 2 hüküm 4 h. 9 (1 0).
53 Üsküdar Kadı Sicilleri I 94 hüküm 21 h. 92 (1 19).
54 Üsküdar Kadı Sicilleri X 2 4 hüküm 40 .
55 Üsküdar Kadı Sicilleri XXVIII 121 hüküm 9 /h. 1072 (1662).
56 Çantı.
çevrili, iç bölümleri olan bir eve mi ya da tek hücreli ama yüksek kalitede inşa edilmiş bir mekâna mı işaret ettiği belirsizdir. Çardak evin de sık kullanılan fakat tanımı değişken bir genel kategori olarak kullanılan ev çeşidi olduğu söylenebilir. Sicillerdeki kavram tercihlerinin esnekliğini göze alarak, bu tip tanımlamalara karşı temkinli olmakta yarar vardır (Açık & Düzenli, 2015: 250).
Bahçelere ve avlulara dair bu açıklamalardan ve örneklerden sonra büyük ihtimalle bu iki birimin içerisinde yer aldıkları düşünülen bazı birimler zikredilebilir. Hela/kenif, kiler, mahzen, su kuyusu, dam, ahır, fırın, çardak, taraça, saçaklık, hamam, mutfak gibi birimler genellikle evin dışında bahçe veya avlu içerisindedir (Açık & Düzenli, 2015: 254).
Avluda, bahçede ya da biraz önceki dam tasvirimizdeki gibi bunların hemen yakınında bulunabilecek bir diğer birim de çardaklardır. Nitekim bir evin ahırının üstünde bir çardak bulunmaktadır. Sultan İmamı olan Sinan Halife b. Mahmud’un ağzından mülkünün tanımı okunduğunda şöyle bir manzara çıkmaktadır Bir taraf tar k-i âmla ve bir taraf Ferhad Kethüda b.
Abdullah mülkü ve bir taraf Hasan b. İsa mülkü ile ve bir taraf Yakub b. Abdullah mülkü ile mahdûd olan mülk çardak altında ahırıyla ve bir taraf dahi İsa b. Boğdan mülkü ile ve bir taraf İstavros imamı olan Mustafa mülkü ile ve bir taraf Sultan hazretleri vakfına muttasıl ve bir taraf tar k-i âmla mahdûd ve mümtaz olan evimi dahi cem ‘ tevâbi‘i ve levâhıkıyla ve eşcâr-ı müsmiresiyle… (Açık & Düzenli, 2015: 255)
***
Yabancı kaynaklar incelendiğinde Dimitar Viktorov Atasanov’un (2008) Balkanlardaki Osmanlı savunma yapılarını anlattığı, Osmanlı Fortifications – Çardaklar, Kuleler ve Ocaklar başlıklı sunumuna ulaşılmıştır. Özgün dili Sırpça olan bildirinin İngilizce özeti çardaklar konusunda yeterince bilgi sağlamaktadır.
En küçük ama kesinlikle en sık rastlanan Osmanlı savunma sistemi, özellikle de sınırlarda bulunan çardak57 (ç r-t k , kütük evlere benzeyen bir çeşit gözcü kulübesi) idi. Farsça bir kelime olan çar (dört) kelimesinin bir türevi olarak, “dört sütun üzerinde bir yapı”yı tanımlamaktadır. Üç veya dört sütun üzerinde yükselen bu küçük ahşap tahkimatlar, tüfek menzili veya görüş mesafesi dikkate alınarak yerleştirilen, güçlü bir güvenlik ve iletişim ağı sağlayan gözlem noktalarıydı.58 (Resim 14.)
***
İlginçtir 19. Yüzyılın sonlarında Batı Karadeniz Bölümünde incelemeler yapan iki Alman askeri, Kurmay Binbaşı Walter von Dienst ve Yüzbaşı Max Anton’un (2015) 1895 yılında yayınlanan kitaplarında, 1892 ilkbaharında Kapılı Köyü’ne doğru yürüyüşlerinde “Biz akşam karanlığında kubbeli bir kaplıca önündeki kapalı ağaç köprüden ve oturulmayan birkaç ‘çardak ev’in önünden geçtik” denmektedir.59
***
Eldem (1969), kitabın “Giriş” bölümünde “Köşk, Sultan
Sarayında olduğu gibi bir özel kişinin evinin ilavesi de olabilir. Özel kişinin avlusunda veya bahçesinde ise köşk ismini muhafaza eder hatta yerine göre kameriye, mehtabiye, çardak v.s.
57 Çardak, ç r-t k – (османски, персијски и казански турски) чардак, сојеница, осма-трачница, тераса, вењак. (Türkçe-Rusça Sözlük, Moskova 19 , 1 0. “Cојеница”, Sırpçada “kazık temelli ev”.
58 İngilizce'den Türkçeye yazar tarafından çevrilmiştir.
59 Gezi Eskişehir sınırları içinde Sakarya Nehri boyunca sürmekteydi. Kitabı Almancadan çeviren Prof. Dr. Zeki Karakaya’ya “çardak ev”in özgün metinde hangi sözcüğün karşılığı olduğu soruldu. Metinde “hütten” sözcüğünün geçtiğini belirtti (Karakaya, 2020).
Resim 14. Çardak (Türklerin Viyana kuşatması sırasında (1 .,
1 . yüzyıl) kullanılan bir gözetleme kulesi), Avusturya,
Steiermark'ta Burgau yakınlarında bulunan çardağın 199 yılında rekonstrüksiyonu.
(Kaynak: Herzi Pinki, WikiCommons)