• Sonuç bulunamadı

Cezai sorumluluğun kişiselliği ilkesi adli makamlarca da dar kapsamda yorumlanarak, sadece suça konu eylemi bizzat gerçekleştiren kişi ya da kişiler hakkında yargılama süreci işletiliyor

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Cezai sorumluluğun kişiselliği ilkesi adli makamlarca da dar kapsamda yorumlanarak, sadece suça konu eylemi bizzat gerçekleştiren kişi ya da kişiler hakkında yargılama süreci işletiliyor"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Tetiğe basan kişinin kimliğinin tespit edilememesi, hâkim karşısına çıkarılamaması, delil yetersizliği nedeniyle serbest bırakılması, dosyaların zamanaşımına uğraması gibi adil olmayan süreçlerin “olağanlaştırılması” nedeniyle oluşan korku, “Katil kim?” sorusunu taşıyor gündeme.

Ceza Hukuku prensibi olan cezai sorumluluğun kişiselliği ilkesi Türk Ceza Kanunu’nun 20. Maddesindeki tanımıyla, kimsenin bir başkasının eylemi nedeniyle sorumlu tutulamayacağı anlamına geliyor. Diğer yandan, tüzel kişiler hakkında cezai yaptırımların uygulanamayacağı kuralını akla getiriyor.

On sekiz gündür, Türkiye’nin birçok yerinde halka karşı uygulanan şiddet, kamuoyunca devlet şiddeti olarak dile getiriliyor. Ancak kamu tüzel kişiliğinden kaynaklandığı biçiminde izah edilen şiddetin cezai sorumluluğu, bizzat şiddete konu eylemi gerçekleştiren kişi veya kişilere yükleniliyor. Bu noktada, şiddet içeren eylemi bizzat

uygulayanların kimliğinin belirlenebilmesi hususu ön plana çıkıyor. Bu durum ise, dolaylı olarak devlet şiddeti olarak tanımladığımız şiddetin asıl sorumlularının tespiti açısından dar kapsamda bir yorumlamanın önünü açıyor; sonuç itibarıyla adil olmayan yargılama süreçlerini doğuracak bir yanılgıyı ortaya çıkarıyor.

Cezai sorumluluğun kişiselliği ilkesi adli makamlarca da dar kapsamda yorumlanarak, sadece suça konu eylemi bizzat gerçekleştiren kişi ya da kişiler hakkında yargılama süreci işletiliyor. Ancak bir suç ihmal suretiyle de işlenebilir. Bu anlamda, dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hususu da cezai sorumluluk doğuruyor.

Genel tehlike yaratma suçları açısından dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğine ilişkin irdeleme yapılırken, insanların ölümleriyle ya da yaralanmalarıyla sonuçlanan eylemlerde bu husus irdelenmeden, yargılama konusu fiili gerçekleştiren ile fiilden doğrudan zarar gören kişi arasındaki bir uyuşmazlık olarak ele alınıyor ve davanın kapsamı daraltılıyor. Böylece olay toplumsal boyutundan uzaklaştırılıyor. Hal böyle olunca, tetiğe basan kişinin tespit edilememesi durumunda, faili meçhul bir hal ortaya çıkıyor. Ancak, tek fail sadece o tetiğe basan polis değildir.

İdarenin sorumluluğunu doğuran bir eylemin aynı zamanda ceza hukuku anlamında suç niteliği taşıması durumunda, hiyerarşik yapı içerisindeki her kişinin bireysel olarak cezai sorumluluğu da söz konusu olacaktır. Emir komuta zinciri halinde görev yapan kişilerin hukuka aykırı bir emri yerine getirmesi durumunda, kanunsuz emrin yerine getirilmesi yorumuyla emri veren ve emri uygulayanın cezai sorumluluğu doğacaktır.

Öte yandan, ortada bir emir olmamasına rağmen kamu görevlilerinin böyle bir eylemi gerçekleştirmesi durumunda da;

emir vermeye yetkili kişilerin de cezai sorumluluğundan bahsedilebilir. Çünkü suça konu eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine, görevinin gerektirdiği sorumluluğu yerine getirmeyerek böyle bir eylemi gerçekleştirebileceği ortam sağlanmıştır. Bu anlamda, bir polis memurunun emir dâhilinde ya da emir dışında böyle bir eylemi sergilemesi, kendisinin ve hiyerarşik olarak bağlı bulunduğu kişilerin cezai sorumluluğunu doğuracaktır.

Diğer yandan, soruşturulması gereken husus sadece yaralama ya da öldürme ile sonuçlanan olaylar ile

sınırlandırılmamalıdır. Yani, sadece A kişisinin ölümü ya da B kişisinin yaralanması nedeniyle dava açılması bir yanıyla adaletsiz bir durumu da ortaya çıkarıyor. Örneğin, Ethem Sarısülük'ün ölümü ile ilgili soruşturmada ateş eden polis, sadece Ethem'i öldürmek eylemi ile ilgili yargılanacak. Ancak, aynı polis aynı zamanda Ethem’in yanında bulunan kişileri öldürmeye teşebbüs etmenin yanı sıra genel güvenliği tehlikeye düşürme suçunu da işlemiştir. Çünkü o an o bölgede bulunan tüm insanların hayatına kasteden bir eylemi gerçekleştirmiştir. Bu yönüyle, anılan eylem sadece Ethem'e karşı değil, topluma karşı işlenmiş bir suç niteliğindedir. Bu anlamda, tüm yurttaşların şikâyetçi olma hakkı vardır.

Kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanmak, genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçunun işlendiği anlamına geliyor. Genel tehlike yaratan suçlarda, cezai sorumluluk için mutlaka zararlı bir sonucun meydana gelmesi gerekli değildir. Bu nedenle, toplumsal olaylarda yoğun bir şekilde gaz kullanılması, gaz bombaları

kullanılırken hedef gözetilmesi, ses bombası atılması, plastik mermi kullanılması da suçtur. Zira bu eylemler kişilerin hayatı, sağlığı açısından tehlike yaratmakta, kişilerde korkuya, paniğe ve kaygıya yol açmaktadır.

(2)

Bu anlamda, toplumsal olaylar sonrasında, sadece fiziksel şiddet gören, darp raporu olan ya da daha kötüsü ölen kişiler adına suç duyurusunda bulunulması ya da bu eylemler dolayısıyla soruşturma açılması gerektiği yönündeki algı hatalıdır. Zira ölümcül tehlike taşıyan biber gazının kullanılması, ses bombası atılması, gaz bombaları

kullanılırken hedef gözetilmesi, plastik mermi kullanılması demokratik ve meşru bir hakkı kullanmak amacıyla o alanda bulunan her bireyin korku, kaygı ve paniğe kapılmasına yol açıyor. Kişilerin hayatı ve sağlığı açısından tehlike yaratıyor. İnsanlar, can güvenliğinden yoksun bir ortamda demokratik ve meşru haklarını kullanmaya

çalışıyorlar. Dört kişinin yaşamını yitirmesi protesto hakkını kullanan yurttaşların can güvenliğinin olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Böyle bir ortam içerisinde baret, gaz maskesi, fular (özellikle poşu) gibi şeylerin kullanılması, adli makamlarca bir suç işleme belirtisi olarak nitelendiriliyor. Ancak demokratik ve meşru bir hakkı kullanmakta olan kişiler baret, gaz maskesi takarak, fular bağlayarak can güvenliklerini ve sağlık durumlarını korumaya çalışıyor. Bu örnekler, polisin silahlı veya patlayıcı madde kullanarak kişilerde korku, kaygı ve panik yarattığının ve bu anlamda genel güvenliği tehlikeye düşürme suçunu işlediğinin delilleridir.

Bu bağlamda, savunma olarak kullanılan argümanların geliştirilmesi ve uygulanan şiddetin sorumlularının

yargılanması süreçlerinde güçlü deliller haline getirilmesi gerekiyor. Savunmada, eylemin meşruiyetini ispatlama aracı olarak kullanılan deliller, şiddeti uygulayanlara karşı yürütülecek mücadelenin delilleri haline getirilmelidir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Antalya'nın Alanya ilçesinde 2B rayiç bedel fiyatlarına tepki gösteren yaklaşık bin 500 kişi, yolu trafiğe kapatarak yakla şık 2 saat eylem yaptı.. Alanya'da 2B rayiç

600 KİŞİ ADI İÇİN KONU EK

• IV.EVRE:Plasenta ve zarların atılmasından sonra geçen 2-4 saatlik süredir... DOĞUM EYLEMİNDE EVRELERİN SÜRESİ ANNENİN PRİMİPAR YA DA MULTİPAR OLMASINA

uterus kasları kısalarak aşağı doğru basınç oluştururlar.. Kısalmanın devam etmesi, bu segmentin kalınlaşmasına

 Jinekoid Pelvis: Girimi yuvarlak, kalp şeklinde kadın tipi pelvistir. Pelvis girimi, kavitesi ve çıkımı normal bir doğum eylemine izin verecek yapıdadır.

yükümlülüğü gereğince yerine getirdiği hususunda emin olması gerekir....

 Ücüncü İzlem: Lohusanın doğumu takip eden ilk 6-24 saatleri arasında

hastalıklar, gıda güvenliğinin sağlanamaması gibi) farkına varılması sonucunda çevre sorunları için kilometre taşı olarak kabul edilen Birleşmiş Milletler