OSMANLI TÜRKÇESİ
OSMANLI TÜRKÇESİNDE EL YAZISI (RİKA) METİNLERİ
5. ÜNİTE
Sunuyu PDF olarak indir
11. SINIF
Okuma Metinlerinden Bazıları
1 2 3
4
Osmanlı Türkçesi 11. Sınıf 5. Ünite: Osmanlı Türkçesinde El Yazısı (Rika) Metinleri dogm.eba.gov.tr dogm.meb.gov.tr
1
Cümel-i Hikemiye
Büyük zatların söylemiş oldukları bir takım hikmetli ve faideli sözlere Cümel-i Hikemiye derler. İşte burada görecek olduğumuz sözler onlardır.
1- Hikmetin başı Allah korkusudur
2- İnsan için kendini bilmek gibi güç bir şey yoktur.
1
3- Belaların en birinci ilacı, sabırdır.
4- Dil kayması, ayak
kaymasından daha fenadır.
5- Kılıç yarası, dil yarasından daha ehvendir.
6- Sükut, pek çok suallere cevap olabilir.
7- Ahmağın kalbi
lisanındadır, akilin lisanı kalbindedir.
8- Musibetlerin çoğu
hiddetten ileri gelir.
1
9- Dost ile öyle geçinmeli ki kadıya muhtaç olmamalı.
10- Bir şeyi birkaç kere düşünmedikçe söyleme.
11- İlim tahsil edip de amel etmeyen, öküzü sürüp de tohum ekmeyen çiftçiye benzer.
12- Fena kimselerle gezen hiçbir vakit iyilik görmez.
13- Cahiller her kimi zem ederse o kimse kâmildir.
14- İnsanların aslına nesline bakma, hünerine bak.
1
15- İnsan her istediğine nail olamaz. Zira rüzgâr bazı kere kaptanın istemediği taraftan eser.
16- Hiddetin evveli deliliktir, sonu pişmanlık.
17- İkbalinden düştüğün zaman yine kendine riayet olunmasını ister isen ikbalde iken herkese ikram ve inayet eyle.
18- Çok gülmek insanın heybetini giderir.
19- Herkes ile anlayabileceği tarzda konuş.
1
20- İçi temiz olan kimsenin dışarısı da temiz olur.
21- Allah’tan merhamet ister isen mahlukuna merhamet eyle.
22- Her şeyin kıymetini erbabı bilir.
23- Nankörlere ihsan etmek körlere mum yakmak demektir.
24- Yetim, babası olmayan değildir; hüneri olmayandır.
25- Akşamın işini sabaha bırakma!
1
26- Göremeyeceğin işi
üzerine alma, veremeyeceğin bir şeyi vadetme!
27- Ötekini berikini senin yanında fasıl eden, seni de ötede beride fasıl eder.
28- Hiçbir şey için kimseyi ta’yip etme zira o şey senin de başına gelir.
29- İnsanların en acizi sırrını ketm edemeyendir.
30- Cahiller ile düşüp kalkan âlim, izzet ve ihtiram
beklemesin.
1
31- Her derdin bir ilacı var fakat ahmaklığın ilacı yoktur.
32- Ölüsü olan bir gün ağlar, delisi olan her gün.
33- Güzel söz söylemek, büyük bir nimettir fakat sükut da ondan pek aşağı kalmaz.
34- Akil isen fena kimselerle iyi geçin. Zira iyi kimseler zaten iyidir.
35- Yaşamak için yemeli, yemek için yaşamamalı.
İbrahim Cudi, Kıraat Türkiye
2
İhtiyar Değirmenci Irmak, bir güzel koruluğun eteğinden, kırmızı yosunlu kayalar üzerinden, allı yeşilli renklerle akıyordu. Köyün kerpiçten yapılmış değirmeni bunun üzerinde çağıltılarla dönüyordu. Ben bu
değirmene yaklaştım; orada boynu çanlı hayvanların yüklerini indirip taşıyan bir delikanlıya, ihtiyar
değirmenciyi sordum. Bu delikanlı bana yarasına
dokunmuşum gibi “o ihtiyar, benim amcam idi; sizlere ömür, geçen kış öldü! ” cevabını verdi.
2
Zavallı adam… bundan üç yıl evvel biz onunla şurada, işte şu söğüt ağaçlarının gölgesinde, baba-oğul gibi baş başa vererek bir çok sabahı beraber
geçirmiştik. Yine bir sabah oturuyorduk. O, bana moskof kavgasını anlatıyor, bu kavgada aldığı yaraların yerlerini
gösteriyordu. Bu sırada yanımıza eski bir çarşafa bürünmüş, yalın ayak, yaşlıca bir kadın gelmişti.
Sırtındaki dağarcığı önümüze koyarak “Oğul uşak iki günden beri açız; Allah rızası için şu arpacığı öğüt!” diye
değirmenciye yalvarmaya başladı.
2
Değirmenci, kadıncağızın şu acıklı hâline
dayanamayarak kalkıp dağarcığı eline almış ve benim yüzüme bakarak için için demişti ki:
“Yoksulluk… işte bir yara daha ki demin sana
gösterdiğim yaralardan derin! ”
2
Ey değirmenci, ey benim aziz dostum! İşte senin o dört taşı çeviren
değirmenin yine
dönüyor; Kelkit Irmağı yine çağlıyor. Sen bunları, daha bir çok şeyleri hep burada bırakıp gittin.
Ancak bugün senin
gittiğin, yarın topumuzun gideceği o yere sen yalnız bir şey götürdün:
2
O yoksul kadıncağızın sıcak arpa ekmeğinden duman çıkarken yetim çocuklarıyla sana ettiği duaları…
Mehmet Emin
(Süleyman Şevket, Güzel Yazılar 1)
3
Sultan Mahmud’la Kayıkçı Sultan Mahmud, ekseriya bir derviş suretinde devre çıkar, gezermiş. Sarayına gitmek için bir sabah, biner eski bir kayığa padişah. Elde keşkül, belde kühne bir kemer;
“Baba, beni Topkapı'ya götür.” der.
3
Nerden bilsin müşterisi bir hünkâr olduğunu bu zavallı ihtiyar! Çeker durur kayıtsızca küreği, dolu kendi kaygısıyla yüreği. Her gün böyle dalgalarla uğraşır, kayık gelir Topkapı’ya yanaşır.
3
Sultan Mahmud çıkar çıkmaz sahile, kayıkçı der: “Derviş Baba, dur hele! ”
“Yanlışlıkla bir Osmanlı altını
bırakmışsın, yüz para ver, al şunu! ” Sultan Mahmud için için gülümser: “Senin olsun bırakacağım altını..” der.
3
İşi anlar hemen zeki ihtiyar, der ki “Gitme, sana bir çift sözüm var. ” “Derviş Baba, hakikaten eğer sen, göründüğün gibi
böyle dervişsen. ” “Bu verdiğin para çoktur, al geri; yüz paradır hizmetimin değeri. ”
3
“Yok, eğer sen şu sarayda oturan
devletliysen iş değişir o zaman. ” “Tali’ bana her gün böyle yar
olmaz, hakkımı ver, bu verdiğin para az! ”
Orhan Seyfi Bey
(Süleyman Şevket, Güzel Yazılar 2)
4
Büyük Annemin Masalı Duymuş büyük
ninemden annem, demişti bir gün: Evvel zamanda, yokmuş iffetçe kimse düşkün;
hep doğruluk
yüzünden, âlem güzel yaşarmış, ancak fakir ve aciz tek bir zavallı
varmış.
4
Toprakla uğraşırken dağlarda, kırda ölgün;
bazen de yük taşırken
köy yollarında bir gün;
4
Bir taze elma
bulmuş, gayet güzel kızarmış; birden alıp ısırmış, çok iştihası varmış. Lakin o anda atmış! Zira bu hak yemektir,
sormaksızın ısırmak cürüm işlemek
demektir.
4
Gönlüm inanmak ister, Naklettiğim bu hâle.
Tarihi çok bilenler,
Hükmettiler muhale.
4
Sormuş hemen kimindir, tahkik için yorulmuş; bir zatı söylemişler, gitmiş, bağında bulmuş. Çoktur demiş kusurum, lütfen helal edin siz! Almış cevabı lakin! Âmâ, sağır ve dilsiz, bir tanecik kızım var şayet kabul edersen etmem o hakkı dava; makul olur ne dersen.
4
Hak var, nasıl desin yok?
Biçare ağlamış çok, Olsun bu bir keffaret
«Aldım» demiş nihayet.
4
Bir gün nikah edilmiş, üç gün düğünle dernek,
Zevceyle mümkün olmuş, damat için görüşmek.
Bakmış ne kör ne dilsiz, emsali yok bir afet!
Sormuş: Kusurunuz yok, bilmem nedir ki hikmet?
4
Evvelce bahsederken Duydum kayın pederden;
Güya sağır ve dilsiz, Âmâ imişsiniz siz?
4
Gülmüş evet demiş kız;
gıybette dilsizim ben.
Kördür, tecessüs etmez, herkes emin gözümden.
Söylenmiş olsa bir sır derler: Bu kız, sağırdır!
4
Duymuş büyük ninemden annem, hikâye etti:
Dermiş, kızım, o devrin her derdi böyle bitti.
Zirâ ki doğrulukmuş insanların şiarı,
Bir şanlı memleketmiş Osmanlılık diyarı!..
Siraceddin Bey
(Süleyman Şevket, Güzel yazılar 2)
Bu sunu içinde Milli Eğitim Bakanlığına ait ders kitaplarındaki çizimler kullanılmıştır. Telif Hakları mahfuzdur.
Etkinlikler
Tıkladıktan sonra Listele butonuna basınız. Değerlendirme Etkileşimli Kitap