2007 nin riskleri belirginleşiyor

Tam metin

(1)

Türk Ekonomi Bankası

Haftalık Ekonomi Bülteni

Emin Öztürk

(212) 251 21 21 (1671)

4 Aralık 2006 emin.ozturk@teb.com.tr

2007’nin riskleri belirginleşiyor

Geçen haftadan iz bırakanlar

• AB Komisyonu, Türkiye’nin üyelik görüşmelerinin 8 başlıkta dondurulmasını, kalan alanlarda müzakerelerin sürmesini ama görüşmeler tamamlansa bile Ek Protokol uygulanana kadar bu başlıkların kapanışının yapılmamasını önerdi.

Komisyonun beklenenden daha olumsuz çıkan bu önerileri gelecek hafta yapılacak AB zirve toplantılarında karara bağlanacak

• Ekim ayında dış ticaret açığı beklentilerin bir hayli üzerinde çıkarak 4.4 milyar dolar olarak gerçekleşti; dış ticaret verileri cari işlemler açığının 2006 sonunda 35-36 milyar dolar civarına ulaşabileceğine işaret ediyor

Dış piyasalardaki artışlara paralel olarak benzin ve motorin fiyatları arttırıldı

Brezilya’da kısa vadeli faizler 50 baz puan düşüşle yüzde 13.25’e indi

ABD’de açıklanan verilerin beklenenden zayıf çıkmaya devam etmesi nedeniyle doların Euro karşısındaki değer kaybı geçen hafta da devam etti, 1.3132

civarında haftaya başlayan USD/Euro kuru Cuma günü 1.33’ün üzerine yükseldi Bu haftaya bakış

• Yurt içinde bu haftanın en önemli verisi bugün açıklanan ve beklentilere yakın gerçekleşen Kasım ayı enflasyonuydu; bunun yanında AB üyelik görüşmelerinin gelecekteki seyrine ilişkin haber akışı da önemli

• ABD’de tarım dışı istihdam başta olmak üzere bu hafta açıklanacak veriler

USD/Euro kurunun daha da yükselmesine yol açabilir; ancak çapraz kur bir yana, dikkat edilmesi gereken asıl nokta, ABD’nin resesyona gireceği beklentisinin güçlenmesi durumunda bunun piyasa morali üzerinde yaratacağı etki

Her hakkı saklıdır. İzinsiz çoğaltılamaz. Bu raporda yer alan bilgi ve veriler güvenilir olduğu düşünülen kamuya açık kaynaklara dayanmaktadır. İfade edilen görüşler, tahminler ve beklentiler bu raporun yazıldığı tarih itibariyle yazarın vardığı sonuçları yansıtmaktadır. Türk Ekonomi Bankası’nı bağlamaz. Ticari kararlar için veya yatırım tercihi

yapmak amacıyla kullanılması durumunda Türk Ekonomi Bankası hiç bir sorumluluk üstlenmez.

(2)

AB’ye üyelik süreci 2006’da yerinde saydı, 2007 de benzeri ya da daha kötüsü olabilir.

Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin 2007’de ve devamında nasıl bir seyir izleyeceği konusunda henüz son nokta konulmuş olmamakla birlikte, geçen hafta AB Komisyonu tarafından açıklanan tavsiyeler genel beklentilere göre daha olumsuz bir tavra işaret etmekteydi. Komisyon, Ankara Antlaşması Ek Protokolü Türkiye tarafından uygulamaya sokulmadıkça (daha gündelik deyimle, Rum gemileri Türk limanlarına kabul edilmedikçe) üyelik görüşmelerinin 8 başlıkta dondurulmasını önerdi. Genel beklentinin 5 ya da 6 başlıkta görüşmelerin dondurulması şeklinde olduğu dikkate alındığında, Komisyon tarafından yapılan önerinin oldukça sert bir duruşu yansıttığı söylenebilir. Ancak daha da vahim olan gelişme, diğer başlıklarda müzakerelerin devam etmesi önerilmiş olmakla birlikte bu başlıkların geçici kapanışının yapılabilmesi için bile Ek Protokol’ün uygulanması şartının getirilmiş olmasıdır.

Özetle, Türk limanlarının Rum gemilerine açılması aslında dolaylı olarak üyelik müzakerelerinin tümüne ilişkin bir şart haline gelmektedir.

Burada hatırlanması gereken bir nokta, Olli Rehn’den önce genişlemeden sorumlu Komisyon üyesi olan Verheugen’in görevinden ayrılmadan önce Kıbrıs konusunun Türkiye’nin önüne bir şart olarak konulmayacağını söylemiş olmasıdır. Dolayısıyla, Avrupa Birliği’nin bir “u dönüşü”

yaptığı söylenebilir. Bir başka deyişle, 2004 yılında Türkiye’ye tarih verilirken ve 2005 yılında müzakerelerin fiilin başlaması kararı alınırken AB’de oluşan iradenin 2006 yılında neredeyse yok olduğu görülmektedir.

Kanımızca AB’deki tavır değişikliğinin nedenlerinden bir tanesi, AB’nin lider ülkesi konumunda olan Almanya ve Fransa’daki değişimdir. Bilindiği üzere, Almanya’da Türkiye’nin tam üyeliğine muhalif olan ve tam üyelik yerine özel ortaklık statüsünün daha doğru olacağını savunan Angela Merkel işbaşına gelmiş bulunmaktadır. Bayan Merkel göreve ilk geldiğinde, “ahde vefa ilkesi” uyarınca daha önce Türkiye’ye verilmiş olan söze sadık kalacaklarını, dolayısıyla üyelik şartlarını yerine getirmesi durumunda tam üyeliğe karşı çıkmayacaklarını söylemişti. Ancak, Merkel liderliğindeki Almanya’nın söylemi son dönemde, “Türkiye’nin Ek Protokol’ü uygulamayarak üyelik şartlarını yerine getirmediği, dolayısıyla tam üyeliği hak etmediği”

şekline dönüşmüştür. Fransa’da ise 2004 ve 2005 yıllarında biraz da zoraki olarak Türkiye’nin üyeliğini desteklemiş olan Başkan Chirac’ın görev süresi dolmaktadır. Başkan Chirac’ın yeniden seçilmesi de söz konusu olmadığı için Fransa adına çok fazla ağırlık koyması söz konusu değildir. Bay Chirac’ın veliahdı olarak görülen İçişleri Bakanı Sarkozy ise Türkiye’nin tam üyeliğine karşı olduğunu neredeyse her fırsatta açıkça ifade etmektedir.

Özetle, Almanya’nın ve Fransa’nın 2004 ve 2005 yıllarında olduğu gibi el ele vererek diğer üye ülkeleri Türkiye lehine bir karar için ikna etmeye çalışmaları düşük bir olasılıktır. Türkiye’nin lehine olan cephede ise İngiltere, İtalya ve İspanya gibi ülkeler bulunmaktadır. Ancak bu ülkelerin Birlik içindeki ağırlığının Almanya ve Fransa’ya göre daha düşük olduğu unutulmamalıdır. Türkiye lehine bir başka nokta ise son günlerde uluslararası basında çıkan yorumlarda sürekli olarak “Türkiye’nin stratejik önemi” konusuna değinilmesi ve AB’nin Türkiye’yi dışlamasının çok büyük bir hata olacağının vurgulanmasıdır. Zaten AB üyesi ülkelerin Türkiye konusundaki ikircikli tavrı büyük ölçüde stratejik gereklilikler ile iç politika endişeleri arasında kararlı bir tercih yapamamalarından kaynaklanmaktadır.

Bu belirsizlikler çerçevesinde, gelecek hafta 11-12 Aralık tarihlerinde yapılacak olan dışişleri bakanları zirvesi ile 14-14 Aralık tarihlerinde yapılacak olan liderler zirvesi son derece önemlidir. Komisyon tarafından yapılmış olan önerilerin sözü edilen zirvelerde değiştirilmesi, müzakere şartlarının yumuşatılması ya da daha fazla zorlaştırılması mümkündür. Ancak, iyimser bir bakış açısından değerlendirme yapıldığında bile 2007 yılının Türkiye’nin üyelik görüşmeleri açısından kayıp bir yıl olması olasılığı çok yüksektir. (Bu ise ekonomik, politik ve sosyal reformlar açısından AB çapasının 2007 yılında devrede olmayacağı anlamına gelmektedir.) Gerçekçi bir değerlendirme yapılacak olursa, 2006 yılının da aslında kayıp bir yıl olduğu söylenebilir. 2006 yılında sadece Bilim-Araştırma başlığı 12 Haziran tarihinde açılmış ve içerik olarak yapılacak fazla bir şey olmadığı için aynı gün geçici olarak kapatılmıştır. Söz konusu tarihten itibaren üyelik görüşmeleri aslında fiilen durmuş bulunmaktadır.

(3)

Gelecek hafta yapılacak zirvelerde alınacak kararlar bir yana, 2007 yılını Türkiye-AB ilişkileri açısından zorlaştıracak bir kaç etken daha vardır. Bunlardan bir tanesi, 1 Ocak’tan itibaren 6 aylığına AB dönem başkanlığını Almanya’nın üstlenecek olmasıdır. Angela Merkel’in liderliğindeki bir Almanya’nın dönem başkanlığında Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin sorunlara AB tarafından yapıcı çözümlerin geliştirilmesini beklemek zordur. Türkiye cephesinde ise seçim ortamına girilmekte olduğu için iç politika endişeleri daha da ön plana çıkacak ve muhtemelen AB’nin taleplerine olumsuz yanıt verilmesi eğilimi güçlenecektir. Benzer bir durum Fransa için de söz konusudur. Nisan ayında başkanlık seçimleri yapılacağı için Fransa’da da iç politik kaygılarla Türkiye’nin üyeliğine yönelik tavrın daha da olumsuzlaşması muhtemeldir.

Bütün bu değerlendirmeler ışığında, özellikle gelecek yılın ilk yarısında Türkiye’nin üyelik görüşmelerin en iyi ihtimalle bu yıl olduğu gibi yerinde sayacağı öngörülebilir. Gelecek hafta yapılacak zirvede alınacak kararlara ve önceki paragrafta değinilen nedenlere bağlı olarak, Türkiye-AB ilişkilerinin daha da gerginleşeceği senaryoların oluşturulması ise oldukça kolaydır.

Bunun bir örneği olarak, son iki gündür uluslararası basında Fransa ve Almanya liderlerinin ortak bir öneri geliştirmekte oldukları ve Türk limanlarının Rum gemilerine açılması için Türkiye’ye 18 aylık bir süre tanınmasını teklif edecekleri haberi yer almıştır. Kanımızca söz konusu teklifin ortaya çıkma nedenlerinden bir tanesi, gelecek aylarda tarafların iç politika endişeleri ağır basacağı için görüşmelerde bir ilerleme beklenmemesi ve “de facto” olması beklenen duraklamanın resmiyete de dökülmesi isteğidir. Ancak, limanların açılması konusunda bir son tarih belirlenmesi Türkiye’nin istemediği, Kıbrıs Rum Kesimi’nin ise istediği bir şeydir. Önerinin gerçekleşmesi ve kabulü durumunda bunun yansıması “de facto”

duraklama senaryosuna göre daha olumsuz olacaktır.

Cari işlemler açığı / milli gelir oranı açısından 2006 bir rekor yılı olacak gibi görünüyor.

Geçen hafta Perşembe günü açıklanan verilere göre Ekim ayında dış ticaret açığı 4.4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Oysa Gümrük Müsteşarlığı ve diğer kurumlar tarafından açıklanan öncü veriler Ekim ayı dış ticaret açığının 3.7 milyar dolar civarında olacağına işaret etmekteydi. Geçen yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında ise bu yıl Ekim ayında dış ticaret açığının 1.1 milyar dolar daha yüksek olduğu görülmektedir. (Ekim ayı dış ticaret açığı verileri konusunda daha detaylı bilgi için Eray Berberoğlu’nun “Dış ticaret verileri iyimser olmayı zorlaştırıyor” başlıklı 30 Kasım 2006 tarihli makro bilgilendirme notuna bakılabilir.)

Başta turizm olmak üzere cari işlemlerin hizmetler tarafını oluşturan diğer kalemlerdeki net gelirlerin geçen yıla göre daha düşük olduğu da dikkate alındığında, bu yılın Ekim ayındaki cari açığın geçen yılın aynı ayına göre 1.5 milyar dolarlık artışla 2.4 milyar dolara ulaşması şaşırtıcı olmayacaktır. Ayrıca, TÜİK tarafından önceki aylara ait dış ticaret açığı miktarının 300 milyon dolar kadar yukarı yönde revize edildiği de dikkate alınmalıdır. Bu revizyon doğal olarak önceki ayların cari işlemler verilerinin de aynı yönde ve miktarda revize olmasına yol açacaktır.

Bu bilgiler çerçevesinde, Eylül sonu itibariyle 32.6 milyar dolar olan son 12 aylık cari işlemler açığının Ekim sonu itibariyle yaklaşık 1.8 milyar dolar artış göstererek 34.4 milyar dolara ulaşmasını beklemekteyiz. Gümrük Müsteşarlığı geçici verilerine göre dış ticaret açığının Kasım ayında da geçen yılın aynı ayına göre artmış göründüğü dikkate alındığında, Aralık ayında olumlu bir sürpriz gerçekleşmedikçe, 2006 sonunda cari işlemler açığının 35-36 milyar dolara ulaşabileceği söylenebilir. Bu büyüklükte bir cari açığın tahmini milli gelire oranı ise büyük bir ihtimalle yüzde 9’un üzerinde olacaktır. Dolayısıyla, cari işlemler açığının milli gelire oranı itibariyle 2006 yılının bir rekor yılı olması söz konusudur.

Türkiye kendi akranları arasında görünümü en bozuk ülkelerden birisi konumuna geldi Cari açık ve AB cephesindeki olumsuz gelişmeler ile gelecek yılın seçim yılı oluşu ve enflasyon hedefinden ciddi ölçüde sapıldığı dikkate alındığında reel faizin Türkiye’de neden diğer ülkelere göre daha yüksek olduğunun nedeni büyük ölçüde ortaya çıkmaktadır. Geçen hafta bir toplantıda yaptığımız sunumda kullanmış olduğumuz bir tabloyu burada tekrar etmek bu noktayı göstermek açısından yararlı olacaktır:

(4)

Görüldüğü gibi Türkiye, Arjantin ve Rusya ile birlikte enflasyon sıralamasında en üsttedir.

Ancak, Arjantin ve Rusya cari işlemler fazlasına sahiptir. Cari işlemler açığı sıralamasında ise Türkiye Slovakya’nın ardından ikinci sırada gibi görünmekle birlikte tabloda yer alan verilerin Haziran sonu itibariyle gerçekleşmeler olduğuna dikkat edilmelidir. Önceki bölümde değinildiği gibi, Türkiye’nin 2006 sonunda cari işlemler açığı / milli gelir oranının yüzde 9’u aşması muhtemeldir. Bir başka deyişle, Türkiye en son verileri itibariyle hem enflasyon hem de cari açık konusunda kendi akranları arasında en tepelerde yer almaktadır. Her iki gösterge birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’ye en yakın ülkeler Macaristan ile Güney Afrika’dır.

Bu bölümün ilk paragrafında değinildiği üzere, cari açık ve enflasyona ilave olarak Türkiye’nin makro görünümünü bozan diğer iki etken ise son dönemde AB ile ilişkilerin gerginleşmesi ve seçimlerin yaklaşmasıdır. Bu yılın başlarından itibaren Türkiye’nin makro görünümünün bozulması ile birlikte piyasaların algıladığı risk artmış ve bu durum faizlere de yansımıştır. Bir başka deyişle, tabloda yer alan ve Türkiye’de diğer ülkelere göre belirgin ölçüde yüksek olan faiz düzeyi artan risk algılamasının bir sonucu olarak da görülebilir.

Bu Bültende geçen hafta ve önceki hafta da vurguladığımız gibi Türkiye’ye ilişkin risk algılamasının artmasıyla birlikte global piyasa şartlarındaki olumlu gelişmelere karşı yurt içi piyasa tepkilerinin görece sınırlı kaldığı ama olumsuz gelişmelerin fazlasıyla etkili olduğu asimetrik bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu durumu daha iyi açıklamak için 2002-2005 döneminde sürekli birlikte hareket eden Türkiye ile Brezilya borsa endekslerinin 2006 yılı başından itibaren birbirinden kopmuş olduğunu gösteren aşağıdaki grafiği kullanmaktayız:

2004 2005 2006 2004 2005 2006 2004 2005 2006

sonu sonu Ekim sonu sonu ilk yarı sonu sonu Kasım

Türkiye 9.4 7.7 10.0 -5.2 -6.4 -7.6 18.00 13.25 17.50

Polonya 4.4 0.7 1.2 -4.2 -1.4 -2.0 6.50 4.50 4.00

Çek Cumh. 2.8 2.2 1.3 -6.0 -2.1 -3.2 2.50 2.00 2.50

Rusya 11.7 10.9 9.2 9.9 10.9 11.2 13.00 12.00 11.00

Macaristan 5.5 3.3 6.3 -8.6 -7.4 -7.1 9.50 6.00 8.00

Slovakya 5.9 3.7 3.7 -3.6 -8.6 -9.0 4.00 3.00 4.75

G. Afrika 3.4 3.6 5.3 -3.4 -4.2 -6.1 7.50 7.00 8.50

Arjantin 6.1 12.3 10.5 2.2 1.9 1.0 5.75 6.75 9.00

Brezilya 7.6 5.7 3.3 1.9 1.8 1.4 17.75 18.00 13.25

Meksika 5.2 3.3 4.3 -1.1 -0.6 0.0 9.50 8.25 7.00

TÜFE enflasyonu

(% yıllık) Cari denge / Milli gelir (%)

Politika faizleri (Yıllık basit %)

2006'da Brezilya ve Türkiye borsaları

30000 32000 34000 36000 38000 40000 42000 44000 46000 48000

2.1.06 25.1.06

17.2.06 12.3.06

4.4.06 27.4.06

20.5.06 12.6.06

5.7.06 28.7.06

20.8.06 12.9.06

5.10.06 28.10.06

20.11.06 Dalgalanma öncesi

Kasım ayı

BOVESPA İMKB100

(5)

Mayıs-Haziran aylarındaki dalgalanma öncesinde Brezilya borsası genelde yukarı doğru hareket ederken İMKB’nin dalgalı ama yatay bir seyir izlediği görülmektedir. Dalgalanma sırasında ise İMKB’deki düşüş Brezilya borsasına göre daha sert olmuştur. Ekim ayından itibaren yurt dışı piyasalarda risk alma iştahı yeniden artışa geçtiğinde ilk başlarda hem Brezilya hem de Türkiye borsa endeksi yükselmiş ama Kasım ayında AB konusundaki gerginliğin armasıyla birlikte İMKB endeksi yönü aşağıya çevirirken Bovespa endeksi yukarı yöndeki hareketini sürdürmüştür.

Brezilya ile Türkiye’nin borsa endekslerinin ya da para birimlerinin neden farklı hareket ettiği konusunda farklı açıklamalar getirmek elbette mümkündür. Ancak, burada vurgulamaya çalıştığımız nokta, global piyasalardaki rüzgarın yönüne bağlı olarak tüm gelişmekte olan piyasalar genellikle aynı yönde etkilenmekle birlikte özellikle 2006 yılından itibaren etkilenme dozunun epeyce farklılaşmış olmasıdır. Hatta daha da ileri giderek, makro görünümü fazlaca bozulan ülkelerin dış piyasalardaki olumlu rüzgara rağmen satış dalgası ile karşılaşmasının mümkün olduğu da söylenebilir. Buna örnek olarak, bu yılın ilk aylarında Macaristan’ın durumu ile Kasım ayında Türkiye’nin durumu gösterilebilir.

Son dakika: Kasım ayı verileri enflasyon görünümünde önemli bir değişiklik yaratmadı.

Bugün açıklanan Kasım ayı enflasyonu piyasa beklentileri doğrultusunda yüzde 1.29 olarak gerçekleşmiş bulunmaktadır. Bu sonuçla birlikte yıllık enflasyon biraz gerileyerek yüzde 9.86’ya inmiştir. Yılın ilk 11 ayında oluşan birikimli enflasyon ise yüzde 9.40’a ulaşmıştır. Aralık ayı enflasyonunun yüzde 0.55’in altında kalması durumunda 2006 yılı enflasyonunun tek haneli, daha yüksek bir sonuç çıkması durumunda ise çift haneli olması söz konusudur. TÜFE enflasyonunun detaylarına bakıldığında gıda ve giyim fiyatlarının mevsimlik şartlar uyarınca yüksek oranda arttığı görülmektedir. (Kasım ayı enflasyon verileri konusunda daha detaylı bilgi için Eray Berberoğlu’nun “Enflasyon cephesinde yeni bir şey yok gibi” başlıklı 4 Aralık 2006 tarihli makro bilgilendirme notuna bakılabilir.)

Kasım ayı verileri enflasyon görünümünde olumlu ya da olumsuz yönde kayda değer ölçüde değişikliğe yol açacak nitelikte değildir. Buna bağlı olarak Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun Aralık ayında yapacağı toplantıda faizlerde değişiklik yapmasını beklememekteyiz.

(6)

Ekonomi gündemi 4 Ar

5 Ar

6 Ar 7 Ar

8 Ar

Mali araçların getirileri

%

İ İ Do Kur İ Eur

Makroekonomik veriler

Cari Fiy

2003 topla 2004 topla 2005.I 2005.II 2005.III 2005.IV 2005 topla 2006.I 2006.II 2006 ilk

atlarla ve Dolar Bazında Milli Gelir

Cari fiyatlarla GSMH Dolar bazında GSMH (Milyar YTL) (% değişim) (Milyar USD) (% değişim)

m 356.7 29.7 239.2 32.3

m 428.9 20.3 299.5 25.2

94.5 17.4 71.3 18.3

109.5 14.5 80.2 22.1

149.5 12.1 111.4 22.3

132.9 11.2 98.0 18.8

m 486.4 13.4 360.9 20.5

107.3 13.5 80.5 12.9

132.9 21.3 91.6 14.2

6 ay 240.2 17.7 172.1 13.6

alık Pazartesi Türkiye: TÜFE ve ÜFE enflasyon verileri (Kasım 2006) AB: Euro-bölgesi TÜFE (Ekim 2006)

alık Salı Türkiye: Hazine YTL cinsi iskontolu tahvil ihalesi (Vade: 12.12.2007) Türkiye: Hazine YTL cinsi iskontolu tahvil ihalesi (Vade: 13.08.2008) ABD: ISM hizmetler endeksi (Kasım 2006)

ABD: Fabrikalardan siparişler (Ekim 2006)

ABD: Tarım dışı verimlilik ve işçi maliyeti (3. çeyrek, 2006) AB: Euro-bölgesi PMI hizmetler endeksi (Kasım 2006) AB: Euro-bölgesi perakende satışlar (Ekim 2006)

alık Çarşamba Türkiye: Çeyreklik sanayi üretimi endeksi (3. çeyrek, 2006) Almanya: Fabrikalardan siparişler (Ekim 2006)

alık Perşembe Türkiye: Dış ticaret endeksleri (Ekim 2006) ABD: Yeni işsizlik başvuruları (2 Aralık 2006)

ABD: Devam eden işsizlik başvuruları (25 Kasım 2006) AB: ECB faiz kararı

İngiltere: BoE faiz kararı

alık Cuma Türkiye: Aylık sanayi üretimi endeksi (Ekim 2006) ABD: Tarım dışı istihdam (Kasım 2006)

ABD: İşsizlik (Kasım 2006)

ABD: Ortalama haftalık kazanç (Kasım 2006) ABD: University of Michigan güveni (Aralık 2006) Almanya: Dış ticaret (Ekim 2006)

Almanya: Sanayi üretimi (Ekim 2006)

Yılbaşından

Haftalık beri Yıllık

MKB-100 (dolar bazında) 3.79 -10.52 -6.46

MKB-100 (YTL bazında) 1.63 -3.98 -0.26

lar kuru (YTL/ABD$) -2.07 7.32 6.63

sepeti (0.5ABD$+0.5Euro) -1.36 14.25 13.82

MKB DİBS performans endeksi (15 ay) 0.38 11.44 12.59

obond (03/15) 0.27 -2.04 -0.86

(7)

Üret Y

Ta Sanay İ T Ul Mali k İ G G

M Y

Ö Dev Br Br

Mal ve hiz Mal ve hiz

D

Aksi belirtilmedikçe mily

İ İ T

İ

Aksi belirtilmedikçe mily

Ya Ar T

Ya

Aksi belirtilme

Ya Ar T Ya Ya

im Yöntemine Göre Milli Gelir ve Sektörel Büyüme Hızları ıllık % reel değişim

2004 2005 2005 2005 2005 2005 2006 2006 2006

Toplam I II III IV Toplam I II İlk 6 ay

rım 2.0 4,3 8,2 7,5 -0,1 5,6 6.2 -1.1 1.3

i 9.4 6,6 3,9 5,7 10,1 6,5 4.5 10.5 7.7

nşaat 4.6 20,6 25,4 25,6 14,8 21,5 26.7 13.7 19.3

icaret 12.8 7,0 5,0 7,5 9,9 7,4 7.0 7.3 7.2

aştırma ve haberleşme 6.8 6,8 4,7 8,0 15,2 8,8 3.3 4.3 3.8

uruluşlar 1.1 0,7 0,3 -0,5 -1,2 -0,2 -0.5 -1.3 -0.9

thalat vergisi 26.2 8,7 8,8 14,7 16,2 12,2 15.3 13.1 14.2

ayri Safi Yurtiçi Hasıla 8.9 6,6 5,5 7,7 9,5 7,4 6.5 7.5 7.0 ayri Safi Milli Hasıla 9.9 7,5 4,7 8,0 10,2 7,6 6.4 8.5 7.5

illi Gelir Harcama Bileşenlerinin Büyüme Hızları ıllık % reel değişim

2004 2005 2005 2005 2005 2005 2006 2006 2006

I II III IV I II

zel tüketim harcaması 10.1 4.1 3.9 10.4 16.7 8.8 8.6 10.1 9.4 let tüketim harcaması 0.5 4.4 4.0 3.2 0.0 2.4 8.1 18.0 13.5 üt özel yatırımlar 45.5 8.8 18.4 29.0 41.6 23.6 30.4 14.8 21.5 üt devlet yatırımları -4.7 30.7 30.2 38.2 17.1 25.9 34.5 -11.3 1.0

met ihracatı 12.5 14.0 6.7 3.9 10.9 8.5 3.5 4.3 3.9 met ithalatı (-) 24.7 10.6 9.1 11.2 15.3 11.5 8.2 10.0 9.2

ış Ticaret Verileri

ar USD

Ekim Ekim Değişim Ocak-Ekim Ocak-Ekim Değişim

2005 2006 (%) 2005 2006 (%)

hracat 6.8 6.8 -0.2 60.3 67.8 12.5

thalat 10.1 11.2 10.8 95.4 112.3 17.7

icaret dengesi -3.3 -4.4 33.3 -35.1 -44.5 26.7

thalatın Ana Mal Gruplarına Göre Dağılımı ar USD

Ekim Ekim Değişim Pay Ocak-Ekim Ocak-Ekim Değişim Pay

2005 2006 (%) (%) 2005 2006 (%) (%)

tırım malları 1.7 1.7 0.9 15.5 16.2 17.8 9.7 15.8

a mallar 7.0 8.1 15.2 72.3 67.5 80.7 19.5 71.9

üketim malları 1.3 1.2 -10.3 10.5 11.2 13.2 18.4 11.8

kıt İthalatı ve diğer ithalat dikçe milyar USD

Ekim Ekim Değişim Ocak-Ekim Ocak-Ekim Değişim

2005 2006 (%) 2005 2006 (%)

kıt ithalatı 2.2 2.4 8.7 17.0 23.4 38.1

a malı ithalatı 7.0 8.1 15.2 67.5 80.7 19.5

oplam ithalat 10.1 11.2 10.8 95.4 112.3 17.7

kıt hariç ara malı ithalatı 4.8 5.7 18.1 50.6 57.3 13.3

kıt hariç ithalat 7.9 8.8 11.4 78.5 88.9 13.3

(8)

En

%

T ( ( ( ( ( (F) (E (G) (F) v (

Üret T Petr Petr

T

% G Alk G

Konut ve k Ev e Sa Ul Haber E E Lok Di

flasyon Verileri

Aylık Kümülatif Yıllık (Kasım) (İlk 11 ay) (Son 12 ay)

üketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) 1.29 9.40 9.86

A) Mevsimlik ürünler hariç 0.27 9.62 10.58

B) İşlenmemiş gıda ürünleri hariç 0.80 9.04 9.76

C) Enerji hariç 1.36 9.34 9.86

D) (B) ve (C) 0.80 8.90 9.77

E) (C) ve alkollü içkiler ile tütün hariç 1.47 9.64 9.83

) ve fiyatı yönetilen ürünler 1.57 11.12 11.38

e (B) 0.95 11.01 11.65

H) (D) ve alkollu içkiler, tütün, altın hariç 0.78 8.80 9.13

ici Fiyatları Endeksi (ÜFE) -0.29 11.72 11.67

arım -0.09 3.64 5.43

İmalat sanayi -0.36 12.26 11.61

ol ürünleri -2.88 14.62 11.84

ol ürünleri hariç ÜFE -0.09 11.50 11.66

ÜFE Ana Kalemleri

Aylık Kümülatif Yıllık (Kasım) (İlk 11 ay) (Son 12 ay) ıda ve alkolsüz içecekler 2.71 10.51 10.22

ollü içecekler ve tütün 0.01 5.05 10.21

iyim ve ayakkabı 4.80 3.98 3.37

ira 1.30 13.23 13.73

şyası -0.48 7.16 8.28

ğlık 0.17 7.91 8.01

aştırma -0.28 9.75 9.55

leşme -0.15 1.48 1.23

ğlence ve kültür -1.86 6.97 7.49

ğitim -0.11 7.69 7.69

anta ve oteller 0.71 13.19 13.77

ğer mal ve hizmetler 0.81 12.46 15.16

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :