T.C.
PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ İSLAMİ İLİMLER ENSTİTÜSÜ
TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
BAHÂÜDDİN el-KAZVÎNÎ’NİN SİRÂCÜ’L-ʻUKÛL İSİMLİ ESERİ ve KELÂMÎ GÖRÜŞLERİ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Hazırlayan Fatih Mehmet SAVAŞ
DENİZLİ, 2022
T.C.
PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ İSLAMİ İLİMLER ENSTİTÜSÜ
TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
BAHÂÜDDİN el-KAZVÎNÎ’NİN SİRÂCÜ’L-ʻUKÛL İSİMLİ ESERİ ve KELÂMÎ GÖRÜŞLERİ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Fatih Mehmet SAVAŞ
Tez Danışmanı: Doç. Dr. Fatih İBİŞ
Enstitü Anabilim Dalı : Temel İslam Bilimleri
Enstitü Bilim Dalı : Kelam ve İslam Mezhepleri Tarihi
“Bu tez sınavı 17.06.2022 tarihinde yapılmış olup aşağıda isimleri bulunan jüri üyeleri tarafından oy birliği ile kabul edilmiştir.”
JÜRİ ÜYESİ KANAATİ
Prof. Dr. Ramazan BİÇER BAŞARILI
Doç. Dr. Fatih İBİŞ BAŞARILI
Dr. Öğr. Üyesi Fatih TOPALOĞLU BAŞARILI
BEYAN
Bu tezin tasarımı, hazırlanması, yürütülmesi, araştırmalarının yapılması ve bulgularının analizlerinde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini;
bu çalışmanın doğrudan birincil ürünü olmayan bulguların, verilerin ve materyallerin bilimsel etiğe uygun olarak kaynak gösterildiğini ve alıntı yapılan çalışmalara atıfta bulunulduğunu beyan ederim.
Fatih Mehmet SAVAŞ 17.06.2022
i
ÖNSÖZ
Bahâüddin Ebû Muhammed Tâhir b. Ahmed b. Muhammed el-Kazvînî (ö.
580/1184) VI./XII. asırda İran coğrafyasında yaşamış bir âlimdir. İtikadda Eş‘arî, amelde Şâfiî mezhebine mensuptur. Onun mezhebî bağlılığı eserlerinde yararlandığı kaynaklar ve benimsediği genel görüşler üzerinde etkisini hissettirmektedir. Kendisi ve eserleri hakkında akademik düzeyde birkaç çalışma dışında hiçbir araştırma bulunmamaktadır. Kazvînî’nin pek çok alanda eserleri bulunmaktadır. Edebiyat, Arap dili, sarf, nahiv, kelâm, kıraat ve tasavvuf onun eser telif ettiği başlıca alanlardır.
Kazvînî’nin çeşitli alanlardaki çalışmaları çok yönlü bir âlim olduğunun göstergesidir. Onun ilmî birikiminde etkili olan faktör hiç şüphesiz küçük yaşlardan itibaren ilmî merakı ve öğrenme aşkıdır. Kendisi ömrünün en güzel çağlarını Kur’an ve kıraat ilmiyle iştigal ederek geçirdiğini belirtmektedir. Bunun yanında pek çok farklı bölgeye ilmî seyahatler yapmıştır. Bu vesileyle muhtelif ilim adamlarıyla tanışma ve birbirinden farklı metotları öğrenme fırsatı bulmuştur.
Hayatının özellikle ilk ve son dönemlerini geçirdiği Kazvîn bölgesindeki mevcut siyasî ve sosyal ortam onun fikrî altyapısını şekillendiren en önemli unsurlardan biri olarak kabul edilebilir. Nitekim yaşadığı dönemde onun bulunduğu bölge Bâtınîlerin üssü konumundaki Alamut Kalesi’ne çok yakın bir mevkide bulunmaktaydı. Bu sebeple farklı düşüncelerle karşılaşmış, kendisine yöneltilen sorulara cevaplar aramış ve inandığı değerleri tahkik seviyesinde araştırma gayreti içerisinde olmuştur. Bu perspektiften bakıldığında Kazvînî’nin görüşleri ve düşünceleri daha anlamlı hale gelecektir.
Kazvînî’nin eserleri arasında hacim itibariyle en kapsamlı olanı kelâm alanında telif etmiş olduğu Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci'l-uṣûl adlı eseridir. Üzerine herhangi bir akademik çalışma bulunmayan bu eser, çalışmamızın temelini oluşturmaktadır. Bu çalışmada Sirâcü’l-ʿuḳūl başta olmak üzere ihtiyaç nispetinde Kazvînî’nin diğer eserlerinden de yararlanarak onun kelâmî görüşleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Çalışmanın giriş kısmında öncelikle konu, amaç, yöntem ve kaynaklar belirtildikten sonra Kazvînî’nin hayatına yer verilmiştir. Birinci ve ikinci bölümde de Kazvînî’nin kelâmî görüşleri ele alınmıştır. Onun kelâmî görüşleri usûl-i selâse olarak nitelendirilen ilâhiyyât, nübüvvât ve sem‘iyyât konuları etrafında şekillenmektedir. Bu doğrultuda birinci bölümde Kazvînî’nin ele aldığı ilâhiyyât bahisleri işlenmiştir. İkinci
ii
bölümde ise sem‘iyyât başlığı altında nübüvvât ve meâd konuları aktarılmıştır.
Kazvînî’nin bu konularla ilgili ele aldığı meselelere tek tek değinilmiştir.
En büyük şükranı mevcudâtı yoktan var eden ve varlığından haberdar eden Allah Teâlâ’ya arz ediyorum. Bu çalışmanın; konusunun belirlenmesinde, yürütülmesinde ve son şeklini almasında büyük pay sahibi olan kendisinin bilgi ve tecrübelerinden son derece istifâde ettiğim kıymetli hocam Doç. Dr. Fatih İBİŞ’e şükranlarımı sunuyorum.
Çalışmanın yürütülmesi için gerekli olan yazma eserleri temin eden İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi yetkililerine ve çalışanlarına teşekkür ediyorum. İlahiyat Fakültesi yıllarından itibaren ilminden yararlanma imkânı bulduğum değerli hocam Hasan DURAL’a da çok teşekkür ediyorum. İlmî çalışmalarım başta olmak üzere bana her alanda çok büyük destek veren eşime ve varlığı başlıca bir şükür sebebi olan kızıma şükran duygularımı sunuyorum. Başta büyüklerim olmak üzere bugüne kadar üzerimde emeği olan herkese teşekkürü bir borç bilirim.
Fatih Mehmet SAVAŞ İstanbul 2022
iii
Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tez Özeti Tezin Başlığı: Bahâüddin el-Kazvînî’nin Sirâcü’l-ʻUkûl İsimli Eseri ve Kelâmî Görüşleri Tezin Yazarı: Fatih Mehmet SAVAŞ Danışmanı: Doç. Dr. Fatih İBİŞ
Kabul Tarihi: 17 Haziran 2022 Sayfa Sayısı: vii (ön kısım) + 128 (tez) Anabilim Dalı: Temel İslam Bilimleri Bilim Dalı: Kelam ve İslam Mezhepleri Tarihi
Hicrî altıncı asırda yaşamış olan Bahâüddin el-Kazvînî pek çok ilim dalında eser telif etmiş çok yönlü bir âlimdir. Özellikle Arap dili, kıraat ve kelam ilmindeki yetkinliği başta çağdaşları olmak üzere birçok âlim tarafından dile getirilmiştir. Bu çalışmada onun kelam ilmi alanında telif etmiş olduğu Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci'l-uṣûl adlı eseri esas alınarak onun kelâmî görüşlerine yer verilmiştir.
Çalışmanın giriş bölümünde Kazvînî’nin hayatı, yaşadığı dönem, eserleri ve ilmî kişiliği ele alınmıştır. Kazvînî’nin kelâmî görüşleri çalışmada iki bölüm altında işlenmiştir. Birinci bölüm onun ilâhiyyât bahisleri çerçevesinde ele aldığı konulardan oluşmaktadır. Bu bölümde ilâhiyyât; Allah’ın varlığı, zâtı ve sıfatları, kelâmullah, haberî sıfatlar, arşa istivâ, Allah’ın kürsîye inmesi, rü’yetullah, rüyada Allah’ı görmek ve kulların filleri ve kesb konuları çerçevesinde şekillenmektedir. İkinci bölümde ise sem‘iyyât bahisleri nübüvvât ve meâd olmak üzere iki ana başlık altında işlenmiştir. Nübüvvât konuları; peygamberlerin gönderilmesi, peygamberliğin delilleri, mûcize, sihir, keramet, kehanet ve Hz. Muhammed’in peygamberliğinin ispatı olarak ele alınmıştır. Meâd konularına ise; kıyâmet, yeniden diriliş, hesap süreci, âhiret âlemi, cennet ve cennet nimetleri başlıkları altında yer verilmiştir.
Çalışmanın amacı; Kazvînî’nin kelam konularını ele alırken kullandığı yöntemin ortaya konulmasıdır. Ayrıca yaşadığı dönemin soru ve sorunlarına çözüm üretme şeklinin ön plana çıkarılması amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimler: Kelam, Kazvînî, Sirâcü’l-ʿuḳūl, Ehl-i sünnet, Usûl-i selâse.
iv
Pamukkale University Institute of Islamic Sciences Abstract of Master Thesis Title of the Thesis: Bahāuddīn al-Qazwīnī’s Work Entitled Sirāj al-uqūl and His Theological Views
Author: Fatih Mehmet SAVAŞ Supervisor: Assoc. Prof. Fatih İBİŞ
Date: 17 June 2022 Nu. of pages: vii (pre text) + 128 (main body)
Depertmant: The Basic Islamic Sciences Subfield: Kalam and History of Islamic Sects
Bahāuddīn al-Qazwīnī, who lived in the sixth century Hijri, is a versatile scholar who has written works in many branches of science. His competence in the Arabic language, recitation and kalam was expressed by many scholars, especially his contemporaries. In this study, his theological views are analyzed on the basis of his work called Sirāj al-uqūl fī minhāj al-uṣūl, which he wrote in the field of theology.
In the introduction part of the study, Qazwīnī’s life, the era he lived in, his works and scholarly personality were discussed. Qazwīnī’s theological views are covered in two parts in the study.
The first part consists of the subjects he dealt with in the framework of theology. In this section, the subjects revolve around the Divine; The existence of Allah, His esence and attributes, kalamullah, al-sifat al-khabariyya, rising over the throne, Allah’s descent to the pulpit, ru’yatullah, seeing Allah in dreams, and the actions and kasb of people. In the second part, the sam’iyyāt, the topics are covered under two main headings, namely nubuwwah and ma’ād. The topics discussed under nubawwah are the sending prophets, proofs of prophethood, miracle, magic, karama, prophecy and proofs of Muhammad’s prophethood. As for the subjects of ma’ād; eschatology, resurrection, reckoning, the hereafter, paradise and the blessings of paradise.
The purpose of this study is to reveal the method that Qazwīnī used while dealing with the issues of kalam. In addition, it is aimed to bring to the fore the way of producing solutions to the questions and problems of the period in which he lived.
Keywords: Kalam, Qazwīnī, Sirāj al-uqūl, Ahl al-sunna, Usūl al-thalatha(The Three Methods).
v
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ ... i
ÖZET………. iii
ABSTRACT………... iv
İÇİNDEKİLER ... v
KISALTMALAR ... vii
GİRİŞ ... 1
I. ÇALIŞMANIN KONUSU ... 1
II. ÇALIŞMANIN AMACI ... 1
III. ÇALIŞMANIN YÖNTEMİ ... 2
IV. ÇALIŞMANIN KAYNAKLARI ... 2
V. KAZVÎNÎ’NİN HAYATI VE İLMÎ KİŞİLİĞİ ... 3
A. Hayatı ... 3
B. Yaşadığı Dönem ... 19
BİRİNCİ BÖLÜM İLÂHİYYÂT I. HUDÛS (İMKÂN) DELİLİ ... 21
II. ALLAH’IN ZÂTI VE SIFATLARI ... 25
III. KELÂMULLAH... 33
A. Kelâm Sıfatı ... 34
B. Kelâmın Birliği ... 34
C. Cebrâil’in (a.s.) Dihye Suretinde Vahiy Getirmesi ... 35
D. Kelâm-ı Nefsînin İspatı ... 36
E. Kelâmullah’ın Ses ve Harften Münezzeh Olması ... 36
F. Hanbelî Mezhebinin Kelâmullah Hakkındaki Görüşleri ... 38
IV. HABERÎ SIFATLAR ... 43
A. Arşa İstivâ ... 43
B. Allah’ın Kürsîye İnmesi ... 46
V. RÜ’YETULLAH ... 47
VII. RÜYADA ALLAH’I GÖRMEK ... 52
VIII. KULLARIN FİİLLERİ VE KESBİN İSPATI... 55
A. Mezheplerin Kesb Konusundaki Görüşleri... 56
B. Kesb Konusundaki Kapalılığın Giderilmesi ... 60
vi
İKİNCİ BÖLÜM SEM‘İYYÂT
I. NÜBÜVVÂT... 66
A. Peygamberlerin Gönderilmesi ... 66
B. Peygamberliğin Delilleri ... 70
C. Mûcize, Sihir ve Şa‘beze İlişkisi... 71
D. Mûcize, Keramet ve Kehanet İlişkisi ... 74
E. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Peygamberliğinin İspatı ... 78
II. MEÂD ... 83
A. Kıyâmet Alâmetleri ve Kıyâmetin Kopması ... 83
B. Yeniden Diriliş ... 90
C. Hesap Süreci ... 98
D. Âhiret Âlemi ... 105
E. Cennet ve Cennet Nimetleri ... 106
SONUÇ ... 112
KAYNAKÇA ... 115
EKLER ... 122
ÖZ GEÇMİŞ ... 129
vii
KISALTMALAR
b. : bin, ibn (Oğlu) b.y. : Basım Yeri Yok Bk. / bk. : Bakınız
c.c. : Celle celâluh çev. : Çeviren ed. : Editör haz. : Hazırlayan Hz. : Hazreti md. : Madde nşr. : Neşreden r.a. : Radıyallahu anh TDV : Türkiye Diyanet Vakfı thk. : Tahkik Eden
ts. : Tarihsiz vb. : ve benzerleri vd. : ve diğerleri y.y. : Yayıncı Yok
1
GİRİŞ
I. ÇALIŞMANIN KONUSU
Kelâm ilmi, ilk dönemlerden itibaren İslâm’ın fikrî yapısını oluşturmuş, iç ve dış tehditlere karşı İslâm itikadını korumuş ve İslâm’ın savunuculuğu görevini üstlenmiştir.
Bu yüzden şer’î ilimlerin başı (re’sü’l-ulûm) olarak nitelendirilmiştir. Bu itibarla kelâm ilmiyle iştigal etmiş olan her âlim dinin umdelerine karşı şüpheleri ve dine yönelik saldırıları bertaraf etme rolünü üstlenmiştir. Bahâüddin el-Kazvînî’nin de böylesine bir misyon üstlendiği gözlemlenmektedir. Zira onun eserlerinde yer verdiği konuların büyük çoğunluğu döneminde tartışılan dinî meselelerden oluşmaktadır.
Bu çalışmada hicrî altıncı asırda yaşamış olan Bahâüddin el-Kazvînî’nin kelâm ilminde usûl-i selâse olarak adlandırılan ilâhiyat, nübüvvet ve sem‘iyyât konularına yaklaşım ve delillendirme tarzı ele alınmıştır. Bu minvalde kaleme aldığı Sirâcü'l-ʿuḳūl fî minhâci'l-uṣûl adlı eseri ve yeri geldiğinde diğer eserleri çerçevesinde konular işlenmiştir. Bu çalışmada Kazvînî’nin kelâmî görüşlerinin yansıtılması hedeflendiği için kelâm alanı dışındaki meselelere yer verilmemiştir.
II. ÇALIŞMANIN AMACI
Hicrî altıncı asır İslâm dünyasında sosyal ve siyasal olarak çeşitli sorunların yaşandığı bir dönemdir. Özellikle Bâtınîlerin nüfuz kazandığı ve her geçen gün İslâm toplumuna ve İslâm devletlerine karşı ciddi bir tehdit oluşturduğu bir asırdır. Bu bağlamda çalışmamızın konusunun odak noktası olan Bahâüddin el-Kazvînî, Bâtınî tehdidine karşı ilmiyle ve kalemiyle bir mücadele yürütmüştür. Çalışmada Kazvînî bağlamında bilginlerin yaşadıkları dönemin sorunlarına karşı nasıl bir tutum sergiledikleri ve İslâm’ın karşı karşıya olduğu iç ve dış tehditlere karşı nasıl mücadele yürütükleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Çalışmadaki öncelikli hedef, kelâmî konular etrafında şekillenen tartışmaları Kazvînî’nin perspektifinden aktarmaktır. Ayrıca müellifin eserinde konuları ele alırken izlediği süreci ve delillendirme yaparken kullandığı yöntemi ortaya koymaktır.
Kazvînî’nin Sirâcü’l-ʿuḳūl adlı eserinin ana omurgasını usûl-i selâse konuları oluşturmaktadır. Eserde konusal bazda belirli bir sıralama gözetilmeksizin meseleler bâblar halinde ele alınmıştır. Binaenaleyh eserde usûl-i selâse konuları da belirli bir
2
sıralamayla yer almamaktadır. Dolayısıyla bu çalışma müellifin eserde yer vermiş olduğu her bir konu hakkındaki görüşlerinin tek bir başlık altında toplanması işlevini de yerine getirmeyi amaçlamaktadır. Bu şekilde bâblar halinde dağınık olarak bulunan konulardan birbiriyle ilişkili olanlar tek bir başlık altında toplanmıştır. Bu açıdan çalışmamız eserin başlıklandırılması görevini de yerine getirmiş olmaktadır.
III. ÇALIŞMANIN YÖNTEMİ
Çalışmada öncelikle Kazvînî’nin hayatı hakkında literatürde bulunan bilgiler taranmıştır. Sonrasında ona nispet edilen eserler araştırılmış ve eserlerin hangi ilim dalıyla ilgili olduğu belirlenmiştir. Ardından kelâm alanıyla ilgili olan eserleri incelenmiştir. Kazvînî’nin günümüze ulaşmış olan eserleri yazma eser halinde mevcuttur. Bu sebeple eserleri hakkında bilgilendirmeler yapılmış, günümüze ulaşmayan eserleri de ismen zikredilmiştir.
Çalışma iki bölümden müteşekkildir. Birinci bölümde Kazvînî’nin ilâhiyyât konularına dâir görüşlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde Sirâcü'l-ʿuḳūl fî minhâci'l- uṣûl adlı eserinde ele aldığı nübüvvât ve sem‘iyyât konuları birbiriyle ilişkili maddeler altında toplanmıştır.
IV. ÇALIŞMANIN KAYNAKLARI
Çalışmanın temel kaynağı Kazvînî’nin Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci'l-uṣûl adlı eseridir. Bu tezin konusu belirlendiğinde Sirâcü’l-ʿuḳūl adlı eser henüz matbu olarak neşredilmemişti. Tezde eserin merkeze konulmasının sebebi yazma nüshalar üzerinden hem eseri tanıtmak hem de müellifin görüşlerini serimlemekti. Ancak tez sürecinde eser neşredilmiş olup burada matbu nüsha ile elde ettiğimiz mahtut nüshalar arasında karşılaştırmalar yaparak Kazvînî’nin görüşleri verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanında çalışmada onun diğer eserlerinden de istifade edilmiştir. Sirâcü’l-ʿuḳūl’ün Süleymaniye kütüphanesinde dört tane yazma nüshası bulunmaktadır. 2020 yılında Abdülmevlâ Hâcil tarafından 440 sayfadan oluşan bir tahkiki yapılmıştır.1 Bunun dışında müellife ait matbû bir eser bulunmamaktadır.
1 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl fî minhâci’l-usûl, thk. Abdülmevlâ Hâcil (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2020).
3
Kazvînî’nin hayatı için Râfiî’nin et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn adlı eserinden yararlanılmıştır.2 Kazvînî’yle ilgili yapılan bazı akademik çalışmalardan da istifade edilmiştir. Bu konuda Türkiye’de yapılmış olan bir doktora tezi ve üç bilimsel makale bulunmaktadır. Kazvînî’nin Arap dili alanında telif ettiği Ġāyetü’t-ta‘rîf fî ilmi’t-taṣrîf adlı eserinin tahkiki doktora tezi olarak yapılmıştır.3 Şerḥu bed’i’n-naḥv min kelâmi’t- Tirmizî adlı eserinin muhtevası ile ilgili bilimsel bir makale mevcuttur.4 Kelâm alanında telif ettiği Aḳīdetü’s-sünnet ve’l-cemâat adlı eserinin tercüme ve değerlendirmesi olarak bilimsel bir makale yazılmıştır.5 Tasavvuf alanındaki Ḥallü’l-ʻaybe ʻan hâli’l-ğaybe adlı eserinin ise tahkikini esas alan bir makale mevcuttur.6 Çalışmada ayrıca ihtiyaç nispetinde kitap ve makale düzeyinde kelâm kaynaklarından ve Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nden istifade edilmiştir.
V. KAZVÎNÎ’NİN HAYATI VE İLMÎ KİŞİLİĞİ A. Hayatı
Kazvînî, Bessü’ş-şekvâ adlı risâlesinde kendi hayatına dair bilgilere yer vermekteyse de bu eser günümüzde mevcut değildir. Ancak Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn adlı eserinde Kazvînî’nin Bessü’ş-şekvâ adlı risalesine atıf yaparak onun eserinde yer aldığı şekliyle hayatına dair bilgilere yer vermektedir.7 Bu sebeple Râfiî’nin et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn adlı eseri, Kazvînî’nin hayatını öğrenmek adına en güvenilir kaynak olma vasfını taşımaktadır.
1. Kişisel Hayatı
Kazvînî’nin (ö. 580/1184) tam adı Ebû Muhammed Tâhir b. Ahmed b.
Muhammed el-Kazvînî’dir. Bazı eserlerde Bahâüddin, en-Neccâr, el-İmâm, Mecdü’l-
2 Ebü’l-Kāsım Abdülkerîm b. Muhammed b. Abdilkerîm el-Kazvînî el-Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, thk. Azîzullah el-Attarîdî (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1408).
3 Lütfullah Yavuz, Bahauddin Ebu Muhammed Tahir b. Ahmed b. Muhammed el-Kazvînî ve Gâyetu’t- ta’rif min usuli’t-tasrif İsimli Eserinin Tenkitli Neşri (İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Doktora Tezi, 2001).
4 Mehmet Faruk Çifçi, “İmam en-Neccâr ve Şerhu nahvı̇’l-bedv Adlı Eserı̇ (Hakîm et-Tı̇rmı̇zî’nı̇n Fı̇ı̇le Dayalı Nahı̇v Teorı̇sı̇)”, The Journal of Academic Social Science Studies 31 (2015), 113-133.
5 Zübeyr Bulut, “İmam en-Neccâr Tâhir b. Ahmed el-Kazvînî’nin Manzum Akidetü Sünnet ve Cema’at Risalesi Bağlamında Kelâmî Görüşlerinin Değerlendirilmesi”, Şarkiyat 9/1 (30 Nisan 2017), 273-296.
6 Said Nuri Akgündüz, “Ebû Muhammed Tâhir b. Ahmed el-Kazvînî en-Neccâr’ın (575-1179-80) Hallu’l-’aybe and Hâli’l-Ğaybe Adlı Risalesi Tahkiki”, İslâm Hukuku Araştırmaları Dergisi 27 (2016), 691-712.
7 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 96-104.
4
İslâm lakaplarıyla anılmaktadır.8 Rafiî’nin vermiş olduğu bilgiye göre Kazvînî, hicrî beşinci asrın sonunda 493/1099 yılında Kazvin’de doğmuştur.9 Edebiyat, Arap dili, sarf, nahiv, kelâm, kıraat ve daha birçok alanda yetkinliği bulunan bir âlimdir.10 Ancak diğer ilimlere nazaran Arap dili alanında meşhur olmuştur.11 Pek çok ilim dalında eser telif etmiştir. Nazar ve istidlâl yönüyle öne çıkan bir âlim olan Kazvînî’nin eserlerine bakıldığında kelâm ilminde son derece yetkin bir âlim olduğu göze çarpmaktadır.12 Şafiî mezhebine mensup olan Kazvînî itikadda ise Eş‘arîliği benimsemektedir. Zira
“fakihlerimiz” diye bahsederken Şafiî âlimleri kastetmesi,13 “büyük meşâyihimiz” diye Ebû İshâk el-İsferâyînî (ö. 418/1027) ile Ebü’l-Meâlî el-Cüveynî’yi (ö. 478/1085) zikretmesi bunu doğrulamaktadır.14 Sûfî bir yaşantıya sahip olan Kazvînî, 58015 yılında vefat etmiştir.16 Kazvîn’de medfun olup mezar taşının üzerinde şu beyitler yazılıdır:17
“İki levhanın bir denizi kapatması zamanın acayipliklerinden bir acayipliktir.”18
8 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Şerḥu bed’i’n-naḥv min kelâmi’t-Tirmizî (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Şehit Ali Paşa, 1216), 15a; Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en- Neccâr el-Kazvînî, el-Yâḳūt fî tesbîḥi’l-mülk ve’l-melekût (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, 1363), 24a.
9 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 104.
10 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/96; Ebü’l-Hayr Şemsüddin Muhammed b. Muhammed b.
Muhammed b. Alî b. Yûsuf İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye fî ṭabaḳāti’l-ḳurrâʾ (b.y.: Mektebetü İbn Teymiyye, 1351), 1/339; Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 5.
11 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/96.
12 Ebû Abdillâh Şihâbüddîn Yâkūt b. Abdillâh el-Bağdâdî er-Rûmî el-Hamevî, Muʿcemü’l-üdebâʾ (İrşâdü’l-erîb ilâ maʿrifeti’l-edîb), thk. İhsan Abbas (Beyrut: Dâru’l-Ğarbi’l-İslâmî, 1414), 4/1456;
Ebü’s-Safâ (Ebû Saîd) Salâhuddîn Halîl b. İzziddîn Aybeg b. Abdillâh es-Safedî, el-Vâfî bi’l-vefeyât, thk. Ahmed el-Arnaût - Mustafa Türkî (Beyrut: Dâru İhyâi’t-Türâs, 1420), 16/225.
13 Bk. Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Ḥallü’l-ʻaybe ʻan hâli’l-ğaybe (İstanbul:
Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, 1363), 173b.
14 Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 85.
15 Bazı eserlerde Kazvînî’nin 756 yılında vefat ettiğine dair hatalı bir bilgi mevcuttur. Bk. Hamevî, Muʿcemü’l-üdebâʾ (İrşâdü’l-erîb ilâ maʿrifeti’l-edîb), 4/1456; İsmail b. Muhammed Emîn b. Mîr Selîm el-Bağdâdî el-Bâbânî, Îżâḥu’l-meknûn fi’ẕ-ẕeyli ʿalâ Keşfi’ẓ-ẓunûn, nşr. Mehmet Şerefettin Yaltkaya, Kilisli Rifat Bilge (Beyrut-Lübnan: Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, ts.), 4/7; Ali Rıza Karabulut - Ahmet Turan Karabulut, Mu’cemü’t-târîhi’t-türâsi’l-İslâmî fî mektebâti’l-âlem (el- Mahtûtât ve’l-matbû’ât) (Kayseri: Dâru’l-Akabe, 1422), 2/1304. Ancak 756 yılı Kazvînî’nin vefat tarihi değil onun Sirâcü'l-ʻukûl fî minhâci'l-usûl adlı eserinin Süleymaniye Kütüphanesi Cârullah 483’te kayıtlı nüshanın istinsah tarihidir. Ayrıca bu eserin Kudüs’teki nüshasındaki istinsah tarihi 800 olarak geçmektedir. Bu eserin Kazvînî tarafından telif edildiği tarih ise 570’tir. Bk. Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Cârullah, 483), 81b; Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Cârullah, 484), 140a; Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 411.
16 Hamevî, Muʿcemü’l-üdebâʾ (İrşâdü’l-erîb ilâ maʿrifeti’l-edîb), 4/1456; Safedî, el-Vâfî bi’l-vefeyât, 16/225.
17 رحب ىلع نيحوللا قابطإ رهدلا بجع نم ةبوجعأ
18 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Nûru’l-ḥaḳīḳa ve nevru’l-ḥadîḳa fî isbâti’l-ma’rife (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Şehit Ali Paşa, 1216), 46a.
5 2. İlmî Kişiliği
Kazvînî eğitim hayatına çocukluk yıllarında başlamıştır. Ömrünün en güzel dönemini Kur’an’ı hıfzederek geçirdiğini, kıraat ilmini öğrenme konusunda çaba sarf ettiğini ve daha sonra Kur’an’ın anlam dünyasına nüfuz etme amacına matuf olarak ilim hayatına devam ettiğini kendi ifadelerinden öğrenmekteyiz. Arap diline verdiği önem sebebiyle önce Arap çevrelerinde yaygınlıkla kullanılan İbnü’s-Sikkît’in (ö. 244/858) el-Elfâẓ19 adlı sözlüğünü, Sa‘leb’in (ö. 291/904) Kitâbü’l-Faṣîḥ20 adlı eserini öğrenmiştir.21 Daha sonra ise bu alanda daha geniş bilgiler ihtiva eden İbnü’s-Sikkît’in (ö. 244/858) bir başka eseri Iṣlâḥu’l-manṭıḳ,22 İbn Kuteybe’nin (ö. 276/889) Edebü’l- kâtib23 adlı eserlerini ve Arap dili alanında daha birçok eseri okumuştur. Böylece Arap diline hâkim olma yolunda ilerleme kaydederek kelime dağarcığını genişletmiştir.
Mektup, makâmat, atasözleri, hikâye, meşhur hutbe ve vaazlarda geçen bazı terkipleri ezberlemeye öncelik vermiştir. Üstün bir gayretle şiir ezberlemeye yönelmiştir. “Şairler zamanın dilidir, şairlerin sözleri zaman üstü ifadeler içerebilir” diyerek şairliğe verdiği öneme işaret etmektedir. Bizzat kendisi ezberinde iki yüz bin beyit bulunduğunu ikrar etmektedir. Nazımda kabiliyetli olan Kazvînî, kendine ait bazı şiirlerle de eserlerini zenginleştirmektedir.24
Kazvînî aynı zamanda nahiv ilmine ayrı bir önem vermektedir. Zira o, nahvin karmaşık meseleleriyle ilgilendiğini, hiç doymak bilmeksizin bir açlıkla bu ilimden faydalanmakta olduğunu söylemektedir. İran şehirlerinden biri olan Sâve’de Ebü’l-Feth b. Seleme diye tanınan bir mağribî ile karşılaştıktan sonra Abdülkāhir el-Cürcânî’nin (ö.
471/1078-79) nahiv metoduna yönelmiştir. Bu metodu öğrenmek amacıyla mezkûr zâtın yanında bir süre kalmıştır. Bu süre içerisinde, Ebü’l-Kāsım ez-Zeccâcî’nin (ö. 337/949) nahve dair kaleme aldığı el-Îżâḥ adlı eserine Cürcânî’nin yapmış olduğu şerhten bu metodu öğrenmeye çalışmış ve zorlandığını ifade etmiş olsa da Allah’ın yardımıyla
19 Ebû Yûsuf Ya‘kūb b. İshâk İbnü’s-Sikkît, Kitâbü’l-Elfâẓ, thk. Fahreddîn Kabâve (Beyrut: Mektebetü Lübnan, 1998).
20 Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Yahyâ b. Zeyd b. Yesâr (Seyyâr) eş-Şeybânî Sa’leb, Kitâbü’l-Faṣîḥ, thk. Âtıf Medkûr (Kahire: Dâru’l-Meârif, 1983).
21 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/97; Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 7.
22 Ebû Yûsuf Ya‘kūb b. İshâk İbnü’s-Sikkît, Iṣlâḥu’l-manṭıḳ, thk. Ahmed Muhammed Şâkir - Abdüsselâm Muhammed Hârûn (Kahire: Dâru’l-Meârif, ts.).
23 Ebû Muhammed Abdullāh b. Müslim b. Kuteybe ed-Dîneverî İbn Kuteybe, Edebü’l-kâtib, thk.
Muhammed ed-Dâlî (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, ts.).
24 Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 348; Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/97.
6
üstesinden geldiğini anlatmaktadır.25 Kazvînî, bir topluluktan Arap dili ve edebiyatı âlimi İbn Cinnî’ye (ö. 392/1002) ait Sırru ṣınâʿati’l-iʿrâb adlı eseri duymuş ve bu esere yönelmiştir. Bu eser İbn Cinnî tarafından Arap alfabesindeki harflerin mahreç ve sıfatlarını, i‘lâl, ibdâl, idgam, kalb ve hazif gibi birtakım özelliklerini incelemek üzere kaleme alınmıştır.26
İlim yolculuğuna Rey şehrine giderek devam eden Kazvînî, burada önemli dil ve lugat alimlerinin eserlerini okuma fırsatı bulmuştur. Arapçayı Farsça eserlerden öğrenen Kazvînî, Ahmed b. Muhammed el-Meydânî’ye (ö. 518/1124) ait Arapça-Farsça bir sözlük olan es-Sâmî fi’l-esâmî adlı eseri ile Farsça bir nahiv kitabı olan el-Hâdî li’ş-şâdî adlı eseri, Meydânî’nin öğrencisi olan Ebü’l-Fütûh b. Hasen b. Sa’d el-Kâtib27 adındaki bir gence okumuştur.28 Kazvînî’nin ilim yolculuğunun bir sonraki durağı Tüster şehri olmuştur. Arap dili eğitimine devam eden Kazvînî, Tüster’de şiirle alakalı bazı dersler de almıştır.29
Kazvînî, Arap dili dışında daha birçok ilme vakıf olduğunu bizzat kendisi dile getirmektedir. Bu ilimler arasında garîbü’l-Kur’ân, garîbü’l-hadîs, fıkıh, ferâiz, tefsir, vaaz, ilm-i hilâf, usûl, delâilü’t-tevhîd ve tasavvufu zikretmektedir.30
a. Hocaları ve Öğrencileri
Kazvînî ilim yolculuğuna çok genç yaşlarda başlamış birçok önemli eseri bazı hocalardan okuma ve dinleme fırsatı bulmuştur. İlminden istifade ettiği hocaları hakkındaki bilgiye Râfiî’nin et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn adlı eserinden ulaşmaktayız.
• Ebû İshak İbrâhim b. Abdülmelik eş-Şehâzî31 (ö. 531/1137): Kazvînî, kıraat alanında kendisinden istifade ettiği bu hocasından Ebû Ma’şer et-Taberî’ye (ö.
478/1085) ait et-Telḫîṣ fi’l-ḳırâʾâti’s̱-s̱emân adlı eseri dinlemiştir.32
25 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/97-98.
26 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/98; Mehmet Yavuz, “İbn Cı̇nnî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 1999), 19/399.
27 Hakkında herhangi bir bilgiye rastlayamadık.
28 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/98; Zülfikar Tüccar, “Meydânî, Ahmed b. Muhammed”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Ankara: TDV Yayınları, 2004), 29/502.
29 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/98.
30 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/98.
31 Kazvînî’nin hocası hakkında ayrıntılı bilgi için bk. Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 2/114-115.
32 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/102.
7
• Kadı Ebü’l-Kāsım Abdülmelik b. Ahmed b. Muhammed33 (ö. 534/1139-1140):
Kazvînî bu hocasından Hasan b. Abdullah el-Askerî’ye (ö. 382/992) ait olan et- Taṣḥîf ve’t-taḥrîf adlı eseri dinlemiştir.34 Bu eser nadir karşılaşılan ve anlaşılması zor terimler hakkındadır. Ayrıca hadis ve şiirlerde geçen, hatalı rivayet edilen nakillerdeki özel isimlere de değinmektedir.35
• Zemahşerî (ö. 538/1144): Zemahşerî, Arap dili ve edebiyatı başta olmak üzere pek çok ilim dalında meşhur olmuş bir âlimdir. Kazvînî, Zemahşerî ile Rey şehrinde karşılaşmış ve onun bazı eserlerini kendisinden dinleyerek ilminden istifade etmiştir.36
• Kadı Nâsıhuddin Ebû Bekir Ahmed el-Errecânî (ö. 544/1149): Kazvînî, Tüster şehrinin kadısı olan bu şairden Arap dili ve şiir alanında bazı dersler almıştır.
Kazvînî bu hocasının yaşının doksanlara yaklaştığını, şiir ve edebiyatta yetkin olduğunu dile getirmektedir. Ayrıca o, hocasının şiir ve edebiyat alanında Büveyhî vezirlerinden Ebü’l-Fazl İbnü’l-Amîd (ö. 360/970) ile Sâhib b. Abbâd’ı (ö. 385/995) dahi geçtiğini söylemektedir.37
• Ebü’l-Alâ el-Hemedânî (ö. 569/1173): Kıraat ve hadis ilmindeki bilgisiyle meşhur olan Ebü’l-Alâ el-Hemedânî aynı zamanda Arap dili, tarih ve ensâb ilimlerinde de kendisini yetiştirmiştir. Hanbelî mezhebine mensup bu âlimin sünnete sıkı sıkıya bağlı olduğu bilinmektedir.38 Kazvînî, Hemedan’da kaleme aldığı Risâletü’l-îmâ ilâ lafẓı mâ adlı eserinin icazetini bu hocasından almıştır.39
• Şeyh ez-Zâhid Ahmed b. Muhammed et-Tîrî: Kazvînî Rey’de Hatîb et-Tebrîzî (ö.
502/1109)’nin el-Kâfî fi’l-ʿarûż ve’l-ḳavâfî adlı eserini, Zevzenî’nin (ö. 486/1093) Sırrü’l-edeb40 ile Arapça masdarların Farsça karşılıklarını ifade eden el-Meṣâdir adlı eserini bu âlimden okumuştur. Kaynaklarda bu âlim hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir.41
33 Ayrıntılı bilgi için bk. Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/260-268.
34 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/102.
35 Ahmet Turan Arslan, “Askerî, Hasan b. Abdullah”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 1991), 3/491.
36 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/98.
37 Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 10-11; Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/98.
38 Tayyar Altıkulaç, “Ebü’l-Alâ el-Hemedânî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul:
TDV Yayınları, 1994), 10/286.
39 Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 408.
40 Kaynaklarda Zevzenî’ye ait böyle bir eser bulunmamaktadır.
41 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/98.
8
Kazvînî bazı eserlerinde kendisinden hadis rivayet ettiği hocalarını zikretmektedir.
Bu isimler; Abdülkerîm b. Muhammed b. Hâmid Ebû Mansûr b. Ebü’l-Mehâsin et- Tûsî42 ile Ebû Harb el-Mutahher b. Ali el-Abbâsî el-Hemedânî’dir.43
Kazvînî’nin öğrencileri hakkında ayrıntılı bilgi mevcut değildir. Ancak onun bilgi birikimini aktararak bazı alanlarda dersler verdiği malumdur. Örneğin Muhammed b.
Hüseyin b. Muhammed b. Îsâ el-Beyyâ’ el-Kazvînî adlı kimse Kazvînî’den kitaplar okuyarak lugat alanında kendisini geliştirmiştir.44 Kazvînî’nin bir başka öğrencisi ise yeğeni Muhammed b. Ebû Ya‘lâ’dır. (ö. 596/1199-1200) Nahivde ve aruzda yetkin bir hatip olan Muhammed b. Ebû Ya‘lâ edebiyat alanında dayısından eğitim almıştır.45 Kazvînî’nin iyi bir rüya yorumcusu46 olduğunu da yeğeni Muhammed b. Ebû Ya‘lâ’nın bir rüyasını yorumlaması ve bu yorumun gerçekleşmesinden öğrenmekteyiz.47 Kazvînî’nin hadis alanında yetkin olduğu da Muhammed b. Rûşenâ’î Ebû Bekir el- Hemedânî’ye48 569 yılında bir hadis cüzü okutmasından anlaşılmaktadır.49
b. Eserleri
Kazvînî, ilim hayatının erken dönemlerinden itibaren eser telif etmeye başlamıştır.
Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl adlı eserinin sonunda telif etmiş olduğu eserleri ihtiva eden bir fihriste yer vermektedir. O güne değin telif ettiği eserleri ismen de olsa zikretmiş olması önemli bir husustur. Eserlerinden bazıları yaşadığı dönemde şöhret bulmuş, ilim ehli tarafından övülmüş, takdirle karşılanmıştır.50 Her müellifin eserlerini evladı mesabesinde gördüğünü düşünmektedir. Bu yüzden kendi eserlerinin de tahrif ve intihale maruz kalmaması için emek hırsızlığını ağır ifadelerle eleştirmektedir.
42 Kazvînî bu hocasından “ َّاللَ رِفْغَتْسَأف يِبْلَق ىَلَع ُناَغُيَل ُهَّنِإ” hadisini rivayet etmiştir. Bu zatın hadis ve ilim erbabından bir kimse olduğu dışında hakkında bir bilgiye rastlayamadık. Bk. Bahâüddîn Tâhir b.
Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Şerḥu ḥadîs̱ “ َّاللَ رِفْغَتْسَأف يِبْلَق ىَلَع ُناَغُيَل ُهَّنِإ” (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Şehit Ali Paşa, 1216), 9a; Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/209.
43 Kazvînî bu zâhid âlimden 516 yılında hadis rivayet ettiğini zikretmektedir. Bu âlim hakkında bir bilgiye ulaşamadık. Bk. Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Şerḥu’t-tesbîhâti’l- meşhûra “Sübhâne zi’l mülk ve’l-melekût” (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Şehit Ali Paşa, 1216), 11b.
44 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 1/268.
45 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 2/55-56.
46 Kazvînî’nin Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl adlı eserindeki bir babda rüya ile ilgili ayrıntılı bilgiler vermesi bu bilgiyi doğrulamaktadır. Bk. Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 261-278.
47 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/102.
48 Bu şahıs hakkında ayrıntılı bilgi mevcut değildir. Ancak 514 yılında doğduğu bilinmektedir. Bk.
Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 1/290-291.
49 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 1/291.
50 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/99.
9
Eserlerinin orijinalliğinin korunması ve başkalarının bu eserleri kendi eserleri gibi göstermesine engel olmak adına “babasına mensubiyetini inkâr eden evladın lanetlenmesi ile ilgili hadisi”51 zikretmektedir.52
Kendisi başka eserleri özetlemediği gibi kendi eserlerinin de özetlenerek değiştirilmesini istemez. Bir kimsenin eserinde değişiklik yapan veya ziyade-noksan kılan kimseleri sanki bir insanı kesmiş, paramparça etmiş kimseler olarak değerlendirir.
Bunu ise bir nükte ile izah eder: Câhiz’in (ö. 255/869) eserindeki bazı kısımları çıkarmak suretiyle özetleyen bir kimse onun yanına gelir. Câhiz kınama sadedinde
“Musannif, musavvir gibidir. Ben eserimi tasvir ederken iki gözlü yapmıştım. Sen onun birini kör etmişsin. İki kulağı, iki eli vardı. Sen onların birini kesmişsin.” der. Bu sözler üzerine adam utanır ve yaptığına pişman olur.53
Şu an mevcut olmasa da Kazvînî’ye ait yaklaşık altmış küsur eserden bahsedilmektedir. Kelâm alanıyla ilgili telif ettiği ve günümüze ulaşmış olan bazı eserleri hakkında birtakım bilgiler vereceğiz ancak çalışmanın uzamaması adına diğer alanlarda telif ettiği eserlerin ismini vermekle yetineceğiz. Bu minvalde eserleri hakkındaki bilgiye ulaşmak için Sirâcü’l-ʿuḳūl adlı eserinin sonundaki fihrist ile İbnü’s- Sâî’nin ed-Dürrü’s-semîn fî esmâi’l-musannifîn adlı eserinden istifade edilmiştir.
aa. Kelâm
• Tenzîhü’l-ḥaḳ ve bed’ü’l-ḥalḳ: Kazvînî bu eseri 570 yılında Ramazan ayında
“Târiîn” diye anılan Bâtınî dâileri tarafından kendisine bazı sorular yöneltilmesi üzerine kaleme almıştır. Kazvînî’ye sorulan, anlaşılması güç bu sorular yaratılışın başlangıcı ve Hakk’ın tenzihi konusundadır. Bu soruları şu şekilde zikredebiliriz:54
1- Allah Teâlâ gökleri ve yeri altı günde yarattığını bildirmektedir. Zaman/gün kavramı daha önceden mevcut değilken bu nasıl mümkün olabilir?
2- Göklerin ve yerin yaratılışının “altı gün”de olmasının, altı sayısının zikredilmesinin hikmeti nedir?
51 Ebû Abdillâh Muhammed b. Yezîd Mâce el-Kazvînî İbn Mâce, Sünenü İbn Mâce, thk. Muhammed Fuâd Abdülbâkī (b.y.: Dâru İhyâi’l-Kütübi’l-Arabî, ts.), “Hudûd”, 36 (No. 2609).
52 Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 406.
53 Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 406.
54 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Tenzîhü’l-ḥaḳ ve bed’ü’l-ḥalḳ (İstanbul:
Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, 1363), 1b.
10
3- Kur’an’daki âyetler gökler ve yerin yaratılış önceliği konusunda birbiriyle çelişmektedir. Önce gökler mi yoksa yer mi yaratılmıştır?
4- Apaçık birçok mevcudat müşahede edilirken meşâyihin “lâ mevcûde illallah”
sözünün anlamı nedir?55
Kazvînî onların şüphelerine mahal vermemek adına yöneltilen bu sorulara hemen bir gecede cevap vererek bu risaleyi kaleme almıştır. Hızlıca yazdığı risalenin bir nüshasını Zencan’a gönderip oradaki bazı âlimlerden bu risalenin lafız ve mana yönünden incelenmesini talep etmiştir. Onlar da risâledeki bazı lafız ve manaların kapalı olması sebebiyle bazı yerlerin daha anlaşılır, açık yazılmasını istemişlerdir. Kazvînî hemen gerekli düzeltmeleri yapmıştır.
Zencan’daki âlimler meselelerin anlaşılmasını sağlamak adına cennet ve cehennemin hakikatini, mülk ve melekût âlemindeki yerlerini ihtiva eden beşinci bir soru eklemişlerdir. Kazvînî bu zor soruları Hakîm et-Tirmizî’nin (ö.
320/932) ʿİlmü’l-evliyâʾ adlı eserinden istifade ederek cevaplamıştır.56 Eser günümüze ulaşmış olup yedi babdan müteşekkil Arapça olarak elimizde mevcuttur.57
• Misfâtu’s-sıfât ve’r-reddü ʻale’n-nüfat: Kazvînî bu eseri 572 yılında Garre’de Allah’ın sıfatlarını beyan etmek üzere kaleme almıştır.58 Böylece Allah’ın sıfatları konusunda insanları teşbih ve ta‘tile düşmeksizin sahih düşünceye yönlendirmeyi, Allah’ın yardımıyla batıl düşünceleri ve dalâlet fırkalarının şüphelerini yok etmeyi hedeflemektedir. Bu eserde Kitap ve sünneti delil göstererek Allah’a ait kırk beş tane sıfatı zikretmekte ve ardından her birini ayrı ayrı izah etmektedir. Bu sıfatları ise mânevî sıfatlar, bedenî fiiller, cismin cüz’leri ve a’yânlarla ilişkilendirilen sıfatlar olmak üzere dört kısma ayırmaktadır.59 Mânevî sıfatlara ilim, kudret vb. sıfatları; bedenî fiillere nüzulü, mecîi’ni (gelmesi); cismin cüz’lerine yüz, el gibi uzuvları ve a’yânlara
55 Kazvînî, Tenzîhü’l-ḥaḳ ve bed’ü’l-ḥalḳ (Esad Efendi, 1363), 1b.
56 Kazvînî, Tenzîhü’l-ḥaḳ ve bed’ü’l-ḥalḳ (Esad Efendi, 1363), 1b.
57 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Tenzîhü’l-ḥaḳ ve bed’ü’l-ḥalḳ (İstanbul:
Süleymaniye Kütüphanesi, Şehit Ali Paşa, 1216), 1a-8b; Kazvînî, Tenzîhü’l-ḥaḳ ve bed’ü’l-ḥalḳ (Esad Efendi, 1363), 1b-10b.
58 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Misfâtu’s-sıfât ve’r-reddü ʻale’n-nüḥat (İstanbul:
Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, 1363), 136b-147b.
59 Kazvînî, Misfâtu’s-sıfât ve’r-reddü ʻale’n-nüḥat (Esad Efendi, 1363), 136b.
11
(eşyalara) ise rida ve izarı örnek olarak vermektedir. Kazvînî insanların Allah’ın sıfatlarına inanç konusunda teşbih, ta’til veya te’vil yoluyla fırkalara ayrıldığına da ayrıca değinmektedir. Bu eser Arapça olarak telif edilmiş olup Kazvînî’nin günümüze ulaşan eserlerindendir.60
• Aḳīdetü’s-sünnet ve’l-cemâat: Kazvînî bu eseri Ehl-i sünnet akidesini öz bir şekilde ifade etmek amacıyla hicrî 570 yılından sonra kaleme almıştır. Çünkü 570 yılında telif etmiş olduğu Sirâcü’l-ʿuḳūl adlı eserinin sonundaki fihristte kendi eserlerine yer vermesine karşın bu eseri zikretmemiştir. Yetmiş üç beyitten61 oluşan Arapça bir manzume olarak telif ettiği bu eser Kazvînî’nin nazımdaki kabiliyetini göstermektedir. Bu eserinin ahirette cehennemden kurtuluşuna vesile olmasını arzuladığını kendisi bizzat ifade etmektedir. Bu akaid risalesi ile Bâtınîler gibi sapkın fırkaların görüşleri ile Muʿtezile’nin düşüncelerinin yanlışlığını ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu risalede ele aldığı temel konular ise; imanın mâhiyeti, Allah’a iman, Allah’ın sıfatları, rü’yetullah, efâl-i ıbâd, istitaat, tevlîd, rızık, nübüvvet, Hz. Muhammed’in peygamberliği, ahirete iman, semiyyat konuları, dört halife ve sahabenin faziletidir.62 Eser günümüze ulaşmıştır aynı zamanda bu risalenin anlaşılmasını sağlamak adına tercüme ve izahının yapıldığı bir makale bulunmaktadır.63
• Mesâlikü’l-bahs an medâriki’l-ba‘s:64 Kazvînî’nin bu eseri günümüzde mevcut olmadığı için hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşamadık. Ancak bu esere Sirâcü’l- ʿuḳūl adlı eserinde ruhlar ve öldükten sonra dirilme konusunda iki kez65 atıfta bulunması bu eserin kelâm eseri olduğuna işaret etmektedir.
60 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Misfâtu’s-sıfât ve’r-reddü ʻale’n-nüḥat (İstanbul:
Süleymaniye Kütüphanesi, Şehit Ali Paşa, 1216), 37b-46a; Kazvînî, Misfâtu’s-sıfât ve’r-reddü ʻale’n-nüḥat (Esad Efendi, 1363), 136b-147b.
61 Bu risalenin sonunda şiirin devamı niteliğinde olmayıp küçük harflerle yan tarafında yazılmış üç beyit daha bulunmaktadır. Ancak bu beyitlerin Kazvînî’ye ait olmadığını düşündüğümüz için şiirin beyit sayısı yetmiş üç olarak belirtilmiştir. Bk. Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Aḳīdetü’s-sünnet ve’l-cemâat (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Lâleli, 3701), 177a.
62 Kazvînî, Aḳīdetü’s-sünnet ve’l-cemâat (Lâleli, 3701), 175a-177a.
63 Bulut, “İmam en-Neccâr Tâhir b. Ahmed el-Kazvînî’nin Manzum Akidetü Sünnet ve Cema’at Risalesi Bağlamında Kelâmî Görüşlerinin Değerlendirilmesi”, 273-296.
64 İbnü’s-Saî bu eserin ismini “Mesâlikü’l-bahs” olarak vermiştir. Bk. Ebû Tâlib Tâcüddîn Alî b.
Enceb b. Osmân el-Hâzin el-Bağdâdî İbnü’s-Sâî, ed-Dürrü’s-semîn fî esmâi’l-musannifîn, thk.
Ahmed Şevkî Benîn - Muhammed Saîd Henşî (Tunus: Dâru’l-Ğarbi’l-İslâmî, 1430), 401.
65 15 ve 19. bab.
12
• Naḳżu’ṭ-ṭâ’lim ve keşfü’t tefhîm: Kazvînî bu eseri Farsça kaleme almıştır.66 Günümüze ulaşmayan bu eser hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşmamakla birlikte bu eserin Emir Muzafferuddîn Alp Argu adına telif edildiği şeklinde bir bilgi mevcuttur.67 Ayrıca eserin adı Kazvînî’nin yaşadığı dönemdeki Bâtınî (Tâlimî) hareketine reddiye niteliğinde olduğu için bu eserin kelâm alanında olduğu söylenebilir.
• Yevâḳītü’l-ulûm ve derâri’n-nücûm: Bu eser Farsça olarak kaleme alınmış olup usulü’d-din, fıkıh usulü, hilaf ilmi, mezhep ilmi, ferâiz, meani’l-Kur’an, garibü’l-Kur’an, garibü’l-hadis, sebeb-i nüzul, meani’ş-şi’r, kıraat, Arap dili, nahiv gibi pek çok ilim dalıyla ilgili otuz bölümden oluşmaktadır. Ayrıca her bölüm içerisinde de on iki mesele barındırmaktadır. Kazvînî’nin68 ilmî yetkinliğinin ispatı olan bu eser günümüze ulaşmıştır.69
• Nûru’l-hakîka ve nevru’l-hadîka fî isbâti’l-ma‘rife:70 Kazvînî’nin mârifet konusunda Arapça olarak kaleme aldığı meşhur bir eserdir. Kazvînî bu eseri için
“mârifet konusunda çok hoş, latif bir kitap” diye bahsetmektedir.71 Kazvînî’nin eserlerinden bazısı daha hayattayken şöhret bulmuş, övgüyle anılmıştır. Örneğin bu eser; çağdaşı meşhur fakih ve şair Ahmed b. Hasneviyye ez-Zübeyrî72 (ö.
564/1168-1169) tarafından övgüye73 mazhar olmuştur. Bu eser için manzum ifadelerle şunları söylemektedir: “Senin kitabın hakikat için parlak bir nur, muhtevası bahçenin keskin kokulu bir çiçeği / Senin namın beldenin doğusunda ve batısında, hayırla dilden dile dolaşacak.”74 Meşhur fakih ve şair
66 İbnü’s-Sâî, ed-Dürrü’s-semîn fî esmâi’l-musannifîn, 401.
67 Yavuz, Bahauddin Ebu Muhammed Tahir b. Ahmed b. Muhammed el-Kazvînî ve Gâyetu’t-ta’rif min usuli’t-tasrif İsimli Eserinin Tenkitli Neşri, 61.
68 Bu yazma eserin müellifi olarak katalogda “Şihabüddin Radıyyülislâm Muhammed Tâhir b. Ahmed”
ismi verilmiştir. Ancak bu eserin Kazvînî’ye ait olduğu kendi ifadeleriyle sabit olduğu için bu bilginin hatalı olduğunu söylemek mümkündür.
69 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Yevâḳītü’l-ulûm ve derâri’n-nücûm (Çorum:
Hasan Paşa Kütüphanesi, Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi, 3117); Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en- Neccâr el-Kazvînî, Yevâḳītü’l-ulûm ve derâri’n-nücûm (Kütahya: Vahîd Paşa Kütüphanesi, Vahîd Paşa İl Halk Kütüphanesi, 1516); İbnü’s-Sâî, ed-Dürrü’s-semîn fî esmâi’l-musannifîn, 401.
70 Bu kitabın ismi İbnü’s-Sâî’nin eserinde “Nûru’l-hakîka ve nûru’t-tarîka” olarak geçmektedir. Bk.
İbnü’s-Sâî, ed-Dürrü’s-semîn fî esmâi’l-musannifîn, 401.
71 Kazvînî, Sirâcü’l-ʻukûl, 21.
72 Ahmed b. Hasneviyye ez- Zübeyrî hakkında ayrıntılı bilgi için bk. Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 2/159-163.
73 Bu eser hakkında övgüyle bahseden başka kimseler ve sözleri için bk. Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 99-101.
74 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/99.
13
Abdurrahman b. Muhammed el-Kerecî (590/1193-1194) ise bu eserin bölümlerindeki eşsiz üslûbu gördükten sonra dilinden şu sözlerin döküldüğünü ifade etmektedir: “(Bu eşsiz eseri) inceledim ve gördüm ki hakikat katında insanlığın kurtarıcısı / Nuru kâinata hakikati gösteren apaçık bir vahiy gibi, içerisinde firaset çiçekleri bulunan (bu eşsiz eser) sanki bir hakikat bahçesi gibi.”75
Kazvînî Sirâcü’l-ʿuḳūl adlı eserinin ilk babı olan mârifetullah konusunda bu esere iki kez atıfta bulunmuştur. Eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm mârifet konusundaki hak-batıl fırkalar ve istidlal keyfiyeti hakkındadır.
Bu bölüm mârifet konusundaki fırkaların ihtilafları, aklî delillerle mârifetin ispatı, mârifet denizinde yüzebilmek için örnekler ve yaratılan şeylerden nazârî delillerin istihracı olmak üzere dört babdan oluşmaktadır. İkinci bölüm mârifeti kabul etmeyenlerin aklî ve naklî delilleri hakkındadır. Bu bölüm ihâta ve keyfiyeti reddedenler, inkârcıların mârifetle neyi kastettikleri, cahillikleri sebebiyle mârifeti inkâr edip te’vilde bulunanlar ve mârifeti reddedenlerin sunduğu aklî gerekçeler olmak üzere dört babdan oluşmaktadır. Üçüncü bölüm imamların mârifet konusundaki fetvaları ve açıklamalarını konu edinir. Bu son bölüm ise teşbih ehline karşı olan fetvalar, fetvalardaki kelimelerin açıklamaları, ilhad ile ta’til ehline karşı olan fetvalar ve Hâlık ile halk arasındaki mümâseletin kesilmesi, teşbih harfinin düşürülmesi olmak üzere dört babdan müteşekkildir.76
• Sirâcü'l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl: Çalışmanın temel kaynağını oluşturan bu eser;
Kazvînî’nin kelâm alanında telif ettiği en kapsamlı eseridir.77 Arapça olarak kaleme alınmış olan eser; kırk babdan müteşekkildir. Ayrıca eserin başında bir temhid ve sonunda da bir hâtime kısmı bulunmaktadır. Kazvînî temhid kısmında bu eserin telif sebebi olarak bazı imamların kendisine kırk meseleye dair sorular
75 Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn, 3/99.
76 Kazvînî, Nûru’l-ḥaḳīḳa ve nevru’l-ḥadîḳa fî isbâti’l-ma’rife (Şehit Ali Paşa, 1216); Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Nûru’l-ḥaḳīḳa ve nevru’l-ḥadîḳa fî isbâti’l-ma’rife (İstanbul:
Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, 1363).
77 Sirâcü'l-ʿuḳūl fî minhâci'l-uṣûl adlı kelâm eserinin Kazvînî’ye ait olduğunu dile getiren kaynaklar için bk. Ömer Rızâ Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn (Beyrut: Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, ts.), 5/33;
Bâbânî, Îżâḥu’l-meknûn fi’ẕ-ẕeyli ʿalâ Keşfi’ẓ-ẓunûn, 4/7; İsmail b. Muhammed Emîn b. Mîr Selîm el-Bağdâdî el-Bâbânî, Hediyyetü’l-ʿârifîn esmâʾü’l-müʾellifîn ve âs̱ârü’l-muṣannifîn (İstanbul:
Maârif Vekâleti Matbaası, 1951), 1/431; İbnü’s-Sâî, ed-Dürrü’s-semîn fî esmâi’l-musannifîn, 401;
Karabulut - Karabulut, Mu’cemü’t-târîhi’t-türâsi’l-İslâmî fî mektebâti’l-âlem (el-Mahtûtât ve’l- matbû’ât), 2/1324.
14
yöneltmesini göstermektedir. Bu sâikle yöneltilen soruların ehemmiyetine ve açıklama gerektirmesine binaen Sirâcü’l-ʿuḳūl’ü kaleme aldığını belirtmektedir.
Eserdeki bâblar; usûl-i selâse olarak nitelendirilen ilâhiyât, nübüvvet ve sem‘iyyât bahisleri etrafında şekillenmektedir. Bu üç ana konu dışında bazı meseleler de ele alınmıştır ancak bu konulardan bazıları bizâtihi tasavvuf alanına girmektedir, bazıları da dönemin bilimsel kabullerinden hareketle oluşturulmuş olmasının yanında bir takım sorunlu rivayetlere dayanan meselelerdir.
Ayrıca eserde her bâbın sonunda Kazvînî’nin nazımdaki yeteneğinin ispatı mâhiyetinde bir münâcât bölümü bulunmaktadır. Kazvînî eserin sonuna çocukluğundan itibaren telif ettiği eserlerin fihristini koymuş ve bu eserlerin bazısıyla ilgili kısa bilgilendirmelerde bulunmuştur.
Kazvînî’nin kelâm alanındaki yetkinliğini göstermek adına bu eserin günümüze ulaşmış olması önem arz etmektedir. Dört tane nüshası78 Süleymaniye Kütüphanesinde bulunmaktadır.79 Şehit Ali Paşa, 1216’da bulunan nüsha diğer nüshalarla karşılaştırıldığında eksiklikler barındırmaktadır. Yaklaşık olarak 80 varaktan oluşmaktadır. Cârullah, 483’deki nüsha h. 570 (1174) yılında müellifin arkadaşı ve kâtibi olan Ahmed b. İbrâhim es-Sâvî tarafından istinsah edilen 140 varaktan oluşan bir nüshadır. Cârullah, 484’deki nüsha 140 varaktan;
Esad Efendi, 1363’deki nüsha ise 106 varaktan oluşmaktadır. Bu eserin 2020 yılında Abdülmevlâ Hâcil tarafından tahkik edilmiş 440 sayfadan oluşan bir neşri mevcuttur.
ab. Tasavvuf
• Beyânü’l-esrâr li’t-tâlibîn: Kazvînî’nin Arapça olarak telif ettiği bu eser günümüzde mevcuttur. Sirâcü’l-ʿuḳūl’ün sonunda isimleri zikredilen eserler arasında yer almaması sebebiyle bu eserin Sirâcü’l-ʿuḳūl’den sonra kaleme alındığını söylemek mümkündür. Hz. Peygamber’in nurunun yaratılması ile
78 Kazvînî adına kayıtlı dört nüsha dışında Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl adlı eserin bir nüshası da Süleymaniye Kütüphanesi’nin Ayasofya 1848 numaralı koleksiyonunda Muhammed b. Muhammed el-Berî adına kayıtlıdır. Diğer dört nüsha ile karşılaştırıldığında bu nüshanın onlarla aynı eser olduğu görülecektir. Kanaatimizce eseri bağışlayan kişinin adı, müellif ismi olarak kaydedilmiş olmalıdır.
79 Kazvînî, Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl (Cârullah, 483); Kazvînî, Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl (Cârullah, 484); Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Şehit Ali Paşa, 1216); Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Sirâcü’l-ʿuḳūl fî minhâci’l-uṣûl (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, 1363).
15
başlayan bu eser toplamda yirmi fasıldan müteşekkildir. Kelâm alanında kataloglanmışsa da bu eser tasavvuf konularını ihtiva etmektedir. Ancak rü’yetullah gibi bazı kelâmla ilgili konulara yer vermesi hasebiyle çalışma için önem arz etmektedir.80
• Şerḥu tesbîḥatü’l-ebdâl ve ma’ne’l-cemâl ve celâl (Şerḥu’t-tesbîhâti’l-meşhûra
“Sübhâne zi’l mülk ve’l-melekût”)81
• Ḥallü’l-ʻaybe ʻan hâli’l-ğaybe: Günümüze ulaşmış olan bu eser Arapça olarak telif edilmiştir.82 Eserde; sekr, mahv ve fena halindeki kalp erbabının gaybetlerinin83 hükmü izah edilmektedir. Özellikle cezbe halinde abdestin bozulup bozulmadığını ele alan eser tasavvuf-fıkıh ilişkisini ele alması bakımından dikkat çekicidir. On babdan müteşekkildir. Bu bölümlerin konuları ise şu şekildedir: Şafiî fakihlerin abdesti bozan şeyler konusundaki fetvaları, gaybetin mertebeleri hakkında mutasavvıfların sözleri, kalbin sıfatı ile mülk- melekût âlemine yönelişi, kalbin iki yönden gaybet halindeki keyfiyeti, bâtının vasıfları ile şeytanın ifsâdı, abdestte azaların sayısının beşe has kılınması, cünüplükte bedenin tümünü yıkamanın hikmeti, ağır mükellefiyetler konusunda insanların eşit olması, gaybet ehlinin abdestinin sıhhatine deliller ve gaybet ehlinin sınıflarıdır.84
• el-Yâḳūt fî tesbîḥi’l-mülk ve’l-melekût: Arapça olarak kaleme alınmış olan bu eser; “ ِض ْرَ ْلْا َو ِتا َو ٰمَّسلا ِتوُكَلَم يف اوُرُظْنَي ْمَل َوَا”85 âyeti kerimesinin açıklaması mahiyetindedir.86 Eser dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm melekût âleminin bilgisi; ikinci bölüm mülk âleminin bilgisi; üçüncü bölüm yedi gök, arz ve içindekilerin tesbihatının ispatı; son bölüm ise bu tesbihatların vasfı ve
80 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Beyânü’l-esrâr li’t-tâlibîn (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, 1363).
81 Kazvînî, Şerḥu’t-tesbîhâti’l-meşhûra “Sübhâne zi’l mülk ve’l-melekût” (Şehit Ali Paşa, 1216), 11b- 15a; Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Şerḥu’t-tesbîhâti’l-meşhûra “Sübhâne zi’l mülk ve’l-melekût” (İstanbul: Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi, 1363), 200b-205b.
82 Bahâüddîn Tâhir b. Ahmed en-Neccâr el-Kazvînî, Ḥallü’l-ʻaybe ʻan hâli’l-ğaybe (İstanbul:
Süleymaniye Kütüphanesi, Şehit Ali Paşa, 1216), 19b-24a; Kazvînî, Ḥallü’l-ʻaybe ʻan hâli’l-ğaybe (Esad Efendi, 1363), 173b-179b.
83 Bu tasavvuf terimi, sâlikin kendisine gelen vârid ve ilhamın tesiriyle şuurunu kaybetmesini ifade etmektedir. Ayrıntılı bilgi için bk. Mehmet Akkuş, “Gaybet”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 1996), 13/409.
84 Kazvînî, Ḥallü’l-ʻaybe ʻan hâli’l-ğaybe (Esad Efendi, 1363), 173b.
85 el-A’râf 7/185.
86 Kazvînî, el-Yâḳūt fî tesbîḥi’l-mülk ve’l-melekût (Esad Efendi, 1363), 118b.