Simurg un yılı: İran ın yeniden yükselişi

Tam metin

(1)

Güncel konularla her Çarşamba

Neredeyse 400 yıldır değişmeyen 560 km’lik ortak sınırın varlığı nedeniyle İran’daki hareketlerin Ortadoğu’da yaratacağı köklü etkileri yakalamak da Türkiye açısından yaşamsal derecede önemli. Geçtiğimiz hafta sonunda İran’da tarihi bir gelişme daha yaşandı: BM Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran’ın nükleer anlaşmaya uyduğunu ilan etti ve hemen akabinde, AB, ABD ve BM 2011’den bu yana İran’a uyguladıkları ekonomik yaptırımların nükleer programı ile bağlantılı kısımlarını kaldırdılar.

Kısacası, Ortadoğu’da hem siyasal hem de ekonomik dengeler kökünden değişmiş oldu

İran’da hareket demek, Ortadoğu’da büyük yansımalar demek.

Önümüzdeki on yıl sadece Suriye ve Irak’ta sınırların yeniden belirlenmek üzere olması açısından değil; ABD’nin bölgeden bir anlamda “çekilmesi”, müttefiklerinin “dengelenmesi” ve İran’ın yeniden yükselişine kapının aralanması açısından da çok köklü değişimlerin yaşandığı bir dönem olarak tarihe geçebilir.

Simurg’un yılı: İran’ın yeniden yükselişi

Suriye ve Irak’ta hayatı paramparça eden iç savaşın evrimini, küresel aktörlerin bu savaştaki rollerini ve

Ortadoğu’da giderek daha fazla söz sahibi olmaya gayretli görünen Türkiye açısından bu gelişmelerin yansımalarını

20 Ocak 2016

anlamaya çalışmak uzunca bir zamandır gereklilik halinde.

Diğer yandan, neredeyse 400 yıldır değişmeyen 560 km’lik ortak sınırın varlığı nedeniyle İran’daki hareketlerin

Ortadoğu’da yaratacağı köklü etkileri yakalamak da Türkiye açısından yaşamsal derecede önemli. Keza, geçtiğimiz hafta

Haftanın Ortası

Grafik 1: İran Petrol ve Petrol Ürünleri İhracatı (milyon varil/gün)

Kaynak: World Bank, Egeli & Co.

(2)

sonunda İran’da tarihi bir gelişme daha yaşandı.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Temmuz 2015’de İran ile ekonomik yaptırımların kaldırılması karşılığında atom silahı elde edemeyeceğini garantileyecek şekilde nükleer programını sınırlandırması üzere imzaladığı Ortak Kapsamlı Eylem Planı gereğince; İran’ın nükleer anlaşmaya uyduğunu ilan etti. Hemen akabinde, AB, ABD ve BM 2011’den bu yana İran’a artan bir şekilde uyguladıkları ekonomik yaptırımların nükleer programı ile bağlantılı kısımlarını kaldırma kararını açıkladılar.

Kısacası, Ortadoğu’da hem siyasal hem de ekonomik dengeler kökünden değişmiş oldu.

Siyasal anlamda, ABD’nin 1978 İran Devrimi’nden bu yana iyice belirgin çizgilerle Ortadoğu’da izlediği “Suudi Arabistan ve İsrail ile güçlü ittifak”

stratejisinin artık yerini

diplomasi üzerinden şekillenen

“dengeleme siyasetine” bıraktığı netleşmiş oldu. Bunun açılımı, Ortadoğu’da petrol üretiminin zirve noktasından aşağılara dönmeye başladığı bir yüzyılda, ABD’nin bölgeden “mümkün”

olduğunca çekilmek isteğinde oluşu ve Ortadoğu’da dengeleri belirlemeyi bölgede yaşayan ülkelere bırakma kararı.

ABD’nin bu tercihi başlı başına

Suudi Arabistan-İran-İsrail arasındaki mezhepsel bilek güreşi kadar etnik dengeler üzerinden de gelecek yıllarda bizi meşgul edecek bir konu.

Özellikle, Suudi Arabistan’ın Şii dini lider Nemr’i idam edip Tahran’ı kışkırtma çabasının İran ve ABD arasında diplomasi ile çözülmesi; Nemr’in infazının ardından Tahran’daki Suudi Elçiliğini basan İranlıların BM’ye izahat vererek hızlıca

cezalandırılması; İran

Cumhurbaşkanı Ruhani’nin bu süreçte içerde ABD ve

Suudilere karşı sertlik yanlılarını bastırması bile yepyeni bir dönemin başladığının habercisi.

Ekonomik açıdan ise hemen söylenebilecek çok şey var İran Grafik 2: Ortadoğu Etnik ve Mezhep Dağılım

Kaynak: University of Nebraska-Omaha, Huffington Post, Egeli & Co.

(3)

3 ile ilgili. Keza, İran

ekonomisinin toparlanması için diplomasiden çok daha

fazlasına ihtiyaç var.

Ekonomik yaptırımların kalkması ne anlama geliyor?

Her şeyden önce “uygulama günü” adı verilen ve nükleer anlaşmanın yaptırımların kaldırılması ile taçlanışının neden beklendiği gibi 2016 ortalarında değil de yılın başında geldiğinin önemli bir açıklaması var; o da 26

Şubat’ta İran’da hem İslami Danışma Meclisi hem de Uzmanlar Meclisi seçimlerinin yapılacak olması. İran’da yenilikçi kanadın temsilcisi Cumhurbaşkanı Ruhani bu seçimlere yaptırımların kaldırılmasının yarattığı rüzgârla girmek ve

muhafazakârlara karşı zaferi garantilemek istiyor.

Diğer yandan yaptırımların kaldırılması İran için ekonomik anlamda bütün problemlerin

hemen sona ermesi anlamına gelmiyor.

Bir kere, BM ve AB’nin kaldırdığı ekonomik

ambargolar sayesinde İran’ın ambargo öncesi önemli ticari ortağı olan Avrupa’ya petrol satışlarının önü tamamıyla açılmış oluyor. Zaten Ruhani de 25-26 Ocak’ta İtalya’ya, 27 Ocak’ta da Paris’e geçerek Avrupa ile ticari bağlantılarını yeniden güçlendirmeye

başlayacak. Hatta Ruhani’nin Papa ile bile randevusu var.

Fakat ABD’nin kaldırdığı ambargolar sonucunda İran bankaları yeniden uluslararası finansal sisteme dönebilseler de ABD’nin İran ile ekonomik ilişkilerinde hala çok önemli kısıtlamalar devam edecek.

Dünya petrol rezervlerinin % 10’una sahip İran ekonomisi petrol üreten benzerlerinde olduğu gibi, yüksek oranda petrol gelirlerine bağımlı durumda. Devlet petrol ve petrol ürünleri üreten şirketler yoluyla ekonominin % 35’ini doğrudan, % 45’ini ise

“bonyad” olarak adlandırılan vakıflar aracılığı ile elinde Grafik 3: İran Ekonomik Göstergeler

Kaynak: The Economist, Egeli & Co.

(4)

tutmakta. “İran Devrim Muhafızları” ise, işte bu %80 içinde önemli bir paya sahip.

ABD’nin İran’a uyguladığı ambargolar sadece nükleer hevesi ile bağlantılı değil;

kökenleri 1978’lere kadar geri gitmekte ve temelde İran’daki insan hakları ihlallerine

dayanmakta. Dolayısıyla ABD İran’la ilişkisinde diplomatik bir devrim başlatmış olsa da

ekonomik anlamda ilişkiler çok daha geriden gelmek

durumunda. Keza, ABD halen İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı herhangi bir ekonomik birim ile ticari ilişkileri yasaklar listesinde koruyor. Bu gerçek bile, ABD’nin İran “açılımını”

ekonomik nedenlere dayanarak

değil, jeopolitik hedeflere dayanarak attığını kanıtlıyor zaten.

Buna karşın, İran’ın petrol üretim tesislerine yapması gereken yaklaşık 150 milyar dolarlık güncelleme yatırımı ve İran Havayollarının uçak alım/

yenileme ihtiyacı nedeniyle İran havacılık sektörü harcamaları Avrupalı şirketlere olduğu kadar ABD’li şirketlere de açık

durumda. İran zaten şimdiden 114 tane yeni Airbus siparişi vermiş durumda.

İran’ın ambargoların kaldırılması sonrasında en büyük avantajlarından bir tanesi, yurtdışında

dondurulmuş yaklaşık 102 milyar dolar değerindeki

varlıklarının serbest bırakılmış olması. Önemli not ise, İran Merkez Bankası’nın söz konusu rakamın sadece 30 milyar dolarının kullanılmasının mümkün olduğu açıklaması.

Bir de tabi, İran’ın silah satın almak için 35 sene önce ABD’ye yolladığı ve o zamandan beri geri alamadığı 400 milyon doların üzerine bir de 1,3 milyar dolar faiz kazancı ilk etapta hemen ödenecek. Yine de Al Arabiya kaynaklarına göre ilk etapta hemen 32,6 milyar dolar gibi bir rakamın

ekonomiye enjekte edilecek olması, artacak petrol

satışından gelecek kaynakla birleştiğinde İran ekonomisinin 2016-2018 dönemine hızlı bir giriş yapacağı anlamına geliyor.

Altyapı başta olmak üzere petrol dışı sektörlere de yatırım yapmayı planları dâhiline koyan Ruhani hükümeti ise, düşük kalacak petrol fiyatına rağmen İran’da büyümenin kalabalık orta sınıf üzerinden uzun yıllar devam ettirilebileceğini

anlatıyor.

İran elindeki 30-40 milyon varil stok sayesinde ambargonun kalktığı haftayı izleyen Tablo 1: İran’ın Yurtdışında Dondurulmuş Fonları

Kaynak: İran Merkez Bankası, Egeli & Co.

(5)

5 günlerden başlayarak petrol

ihracatını günde 500,000 varil artırabileceğini açıkladı. İran stoklarını eritene kadar yaklaşık üç ay bu stratejiyi devam ettirebilir. 28 dolar civarına kadar gerileyen petrol fiyatına rağmen, kaybettirildiği pazar payını geri kazanma hırsındaki İran’ın piyasaya süreceği yeni petrolü varili 20- 22 dolara kadar düşük bir fiyattan satabileceği yazılanlar arasında. Şu anda günde 1,1 milyon varil petrol ihraç eden İran, kısa vadede petrol üretim tesislerine çekmeyi planladığı 30 milyar dolarlık yatırımla, ihracatını ambargo öncesindeki günlük 2,2 milyon varile hızlıca çıkarmayı hedefliyor. Ülkenin günlük toplam petrol üretimi şimdilerde 3,1 milyon varil seviyesinde ki bu da ambargo

öncesinde 4 milyon varil seviyesindeydi.

Ekonomik yaptırımların ardından İran ekonomisi…

İran’ın harcayacağı paranın yanında ülkeye yatırım

yapacaklar açısından nasıl bir potansiyel vaat ettiğini

anlamak için genel

makroekonomik verilerinin

üzerinden hızlıca geçmekte fayda var.

400 milyar dolar civarında seyreden GSMH’si ile İran, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi içinde Suudi

Arabistan’ın ardından ikinci en büyük ekonomi; dünyada ise 18. sırada. Yaklaşık 80

milyonluk nüfusunun %60’ı 30 yaşın altında ve tüketme hevesi Grafik 4: İran Toplam Petrol Üretimi ve Tüketimi

Kaynak: EIA, Egeli & Co.

Tablo 2: IMF’nin Temel İran Ekonomisi Senaryosu

Kaynak: IMF Article IV Review December 2015, Egeli & Co.

(6)

içinde. Genel işsizlik oranı %11 -12 aralığında seyrederken, genç işsizlik oranı %25ler civarında; işte tam da bu yüzden gelecek iki senede 8,5 milyon yeni iş yaratması çok önemli. İslam Cumhuriyeti’nin genç yeni nesil arasında

desteğini koruyabilmek de işin bir başka açısı.

2000-2011 artasında yılda ortalama %5,5 büyüyen İran ekonomisi, yaptırımların ardından 2012’de %6,8 ve 2013’te %1,1 daralmış durumda. Petrol ihracatında

kaybettiği Avrupa pazarını kısmen Çin’e yöneltmeyi başararak 2014’te %2,8 büyüyen İran ekonomisi bu sefer de yaptırımların kalkacağı beklentisiyle ertelenen tüketim nedeniyle 2015’te büyüme kaydedememiş durumda.

Kaynak: World Bank, Egeli & Co.

Grafik 6: İran – İlk 10 İthalat Ortakları 2000 ve 2014 Grafik 5: İran – İlk 10 İhracat Ortakları 2000 ve 2014

Kaynak: World Bank, Egeli & Co.

(7)

7 2012-2014 arasında toplamda

ihracatta 20 milyar dolardan fazla kaybı var; yani toplam yıllık ihracatının %30’u

neredeyse. Enflasyonda ise % 45’lerden Ruhani’nin gelişiyle değişen para ve maliye

politikaları sonrasında, %15’ler civarına inilmiş durumda. IMF ve Dünya Bankası tahminlerine göre yaptırımların kalkmasının ardından petrol satışlarının artması, işlem maliyetlerinin düşmesi, ertelenen

harcamaların gerçekleşmesi ve beklenen doğrudan yatırımlarla bağlantılı olarak büyüme

2016’da %7’ye yaklaşacak ve 2020’ye kadar yeniden

ortalamada %5’lere oturacak.

İran üzerindeki ambargoların kalkması ise dünya ekonomisini iki kanal üzerinden doğrudan etkileyecek. İlki elbette petrol fiyatları. Zaten Suudi

Arabistan’ın stratejisi ile günlük petrol arzı talebin kabaca 2,5 milyon varil üzerinde

seyrederken, orta vadede İran’dan günde 1 milyon varil daha eklenecek olması fiyatlar üzerinde Dünya Bankası’na göre %10-15’lik baskının daha oluşma potansiyelini taşıyor.

Bu da OPEC politikası veri olarak alınırsa, varil başına petrol fiyatının 20 dolar seviyesinin de altını

görebilmesi demek. Petrol üretim maliyeti 2 dolar

civarında olan İran, satış fiyatı 5 dolar dahi olsa bu üretimi

yapacağını çoktan açıklamış durumda. İran yönetimi kısaca lafı Suudi Arabistan düşünsün demeye getiriyor.

Diğer yandan 2000’lerin başında İran petrol ihracatının üçte birini en büyük ticaret ortakları olan Almanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan’a yapmaktaydı.

Ahmedinejat’ın Cumhurbaşkanı olmasını izleyen dönemde İran’ın doğuya yönelerek değişen dış politikasıyla bu ticaret giderek zayıfladı;

ambargolar sonucunda sıfıra kadar indi. 2011 itibarıyla

İran’ın en büyük ticaret ortakları Çin, Hindistan ve Güney Kore haline geldi.

Grafik 7: İran’a Doğrudan Yatırımlar ve Sektörlere Göre Dağılımı

Kaynak: World Bank,Egeli & Co.

(8)

2012’de yaptırımlar devreye girerken Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri de İran’ın önemli ticaret ortaklarına arasında girse de toplam

ihracatında da 20 milyar doların üzerinde kayıp olduğunu

hatırlatmak gerek.

Şimdi ambargonun kalkmasının ardından bu bozulan resmin yavaş yavaş eskiye dönmeye başlaması bekleniyor. Dünya Bankası’nın hesaplarına göre, İran’ın İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa, Hollanda, Japonya ve hatta Türkiye’ye satışlarının artması olası.

Doğrudan yatırımlar ise, İran’ın ambargo sonrası dönemde büyümesine önemli katkı

sağlayacak etkenlerin başında gelmekte. 2000-2011 arasında yılda ortalama 4 milyar dolar doğrudan yatırım çekmeyi başaran İran’da doğal olarak petrol ve imalat sanayi bu kaynağın kanalize olduğu öncelikli sektörlerdi. Petrol sektörü başta olmak üzere ekonomik ambargoların 2012’den itibaren artması ile bu rakam dörtte bir seviyesinin bile altına geriledi ortalamada.

Şimdi, küresel ekonominin değişen şartlarında gelişmekte olan piyasalardan sermaye kaçması beklenmesine rağmen, İran’a yatırım amaçlı girecek paranın artması bekleniyor.

Petrol üretimine devam edebilmesi için son üç yılda

Çinli ve Rus firmalara sırtını dayanan İran, bu alanda yeniden ABD ve Avrupa sermayesine ev sahipliği yapmaya başlayacak. Dünya Bankası’nın hesaplarına göre 2016’da 3-4 milyar dolar doğrudan yatırım çekmesi beklenen İran için bir kaç yıl boyunca bu rakam çift hanelere çıkabilecek. Petrol sektöründen başlayarak dalga dalga diğer sektörlere iletilen kaynaklar ise zaten önümüzdeki beş senede İran’da çok kuvvetli bir büyüme eğiliminin yakalanmasını

sağlayacak. Özellikle petrol dışı alan söz konusu olduğunda son üç yılda %50 daralan otomotiv ve ilaç sektörü önümüzdeki iki

Grafik 8: İran Büyüme, Büyümenin Sektörlere Göre Dağılımı ve İşsizlik

Kaynak: World Bank, Egeli & Co.

(9)

9 yılda bu sıçramanın önderleri

haline gelecek.

Orta ve uzun vadeli bu ekonomik beklentilerin

gerçekleşebilmesi için, elbette İran’ın nükleer anlaşma

şartlarına bağlı kalması

gerekiyor. Anlaşmaya bağlılık ise Cumhurbaşkanı Ruhani’den öteye İran siyasetinde birçok aktörün 2013-2015 döneminde olduğu şekilde bir araya

gelmeye devam etmesi gerektiği anlamına geliyor.

İşte bu da Şubat sonunda İran’da yapılacak seçimleri oldukça önemli hale getiriyor.

İran’da iç siyaset de önemli gelişmelere gebe…

İran’da siyaset son iki

cumhurbaşkanlığı seçimlerinde elle tutulur hale gelecek

şekilde, muhafazakâr ve yenilikçiler olmak üzere iki cepheye bölünmüş durumda.

Ancak dışardan bakışla yenilikçi deyince, İslam

Cumhuriyeti’nin temellerine bir karşı duruş anlaşılmamalı;

keza İran’da çoğulcu bir siyasi yapı anayasaya aykırı. İran, İslam devrimi sonrasında Şii bir Ayetullah (fetva verme yetkisine sahip üst düzey din adamı) olarak belirlenen Ruhani Lider tarafından

yönetilen teokratik bir devlet.

Cumhurbaşkanı da ancak dini liderle aynı frekansta olursa seçilebilme şansına sahip.

Buna rağmen, İran’da Haziran 2013’te yapılan seçimde, nükleer program nedeniyle uygulanan uluslararası yaptırımları kaldırma ve ekonomide önemli adımlar atma sözü veren Hasan Ruhani sürpriz derecede kuvvetli bir destekle Cumhurbaşkanı seçildi.

2016 başı itibarıyla ambargonun kalkmasıyla gelinen noktada hiç kuşkusuz İran’da

cumhurbaşkanına şu anki dini lider Hamaney’in de mutlak desteği söz konusu. Hamaney ve Ruhani’yi kadim düşman ABD ile işbirliğine motive eden ortak nokta hiş kuşkusuz yıllar süren yaptırımların ardından İran’da kamu kaynaklarının tükenmeye yakın oluşu ve ekonomik büyüme sağlanmaması halinde İslam Devrimi’nin dahi tehlikeye girebilecek oluşu.

Ancak, İran içindeki asıl

sürtüşmenin tam da bu noktadan sonra alevlenmesi bekleniyor.

Keza, önümüzdeki yıllarda, İran’da ekonomik sistemin

yenilenmesi, dünya ile bağlarının Grafik 9: ABD-İran İlişkileri

Kaynak: The Economist, Egeli & Co.

(10)

güçlendirilmesi ve bunun için de siyasi sistemin de daha ılımlı bir şekle sokulması gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Ruhani ve 1988’de İran-Irak savaşının sona erdirilmesinden sonra şimdi de ambargonun kaldırılmasında diplomasi yeteneğini konuşturan Dışişleri Bakanı Zarifi, ABD ile

yakınlaşmayı ve bu sayede ekonomik rahatlamanın kendilerine politik kaldıraç olarak dönmesini

arzulamaktalar. Dini lider Hamaney, Devrim Muhafızları ve İran’daki köklü dini

yapılanma ise halen ABD’yi baş düşman olarak adlandırıyor.

İran’da aşırı dincilerin ABD ile Suudi Arabistan ile yeni gerginliklere neden olmaya çalışabilecekleri bir yana;

ABD’de de yaklaşan seçimler de Cumhuriyetçilerin İran’a baskı üzerinden oy kazanma

çabalarına sahne yaratabilir.

İran’a dönersek, şimdi 76 yaşında olan dini lider Ali

Hamaney, 1989’da Humeyni’nin ölümünün ardından seçilmişti.

Seçilmesinden bu yana da din adamı kimliğinden çok siyasi

hamleler ve bağlantılarla İran’ın en üst otoritesi konumuna yükseldiği

tartışmaları hala yapılmakta.

Dolayısıyla, hemen önümüzde 26 Şubat’ta İran’da yapılacak iki seçimden bir tanesinin dini lideri seçme yetkisine sahip

“İslami Danışma Meclisi” için oluşu kritik önemde. Keza bu Meclis’in görev süresi sekiz yıl.

Ağırlıkla üyelerinin “yenilikçi”

kanattan gelmesi beklenen bu Meclis, eğer görev süresi içinde sağlık problemleri yaşadığı bilinen Hamaney ölürse, yeni dini lideri de seçecek. Yeni seçilecek dini liderin de ılımlılar arasından gelmesi, İran’da yavaş yavaş gözlemlenen değişimin

katalizörü olabilecek. İsim avantajıyla rakipleri baştan eleyen “torun” Humeyni’nin yenilikçiler tarafında

seçimlerde bu Meclis’e aday olması, İran’ın geleceği

açısından da önemli bir işaret.

Bu seçimlerin bir diğer önemi de göreve geldiği 2013

ortasından bu yana eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejat zamanında seçilen Meclis’in gidip, yerine gelmesi beklenen

reformistlerle ekonomik dönüşüm yolunda daha büyük adımlar atabilme şansı.

İran’da hareket demek,

Ortadoğu’da büyük yansımalar demek. Önümüzdeki on yıl

sadece Suriye ve Irak’ta sınırların yeniden belirlenmek üzere olması açısından değil; ABD’nin

bölgeden bir anlamda

“çekilmesi”, müttefiklerinin

“dengelenmesi” ve İran’ın yeniden yükselişine kapının aralanması açısından da çok köklü değişimlerin yaşandığı bir dönem olarak tarihe geçebilir.

Türkiye şimdilik Suudi

Arabistan’la daha sıkı fıkı olmayı tercih etse de, mevcut pragmatik yönetim anlayışı çok geçmeden İran’la ilişkilerin de yeniden düzenlenmesini gerektirecek gibi görünüyor.

İran’da Ruhani Lider ve Cumhurbaşkanı

Bu son bölüm, merak edenler için İran’daki siyasi yapının biraz daha detaylandırılmış halini anlatıyor.

1,300 yıllık monarşi dönemi 1979 İslam Devrimi ile kapanan

İran’da yönetim, adı cumhuriyet

(11)

11 olsa da esasında bir teokrasi.

Din adamlarından oluşan bir siyasi grubun toplumsal olaylarda liderlik edebilecek konuma gelişinin kökleri 1900’lerin başlarına dayanıyor İran’da. 80 milyona yaklaşan nüfusuyla ve 55 milyonu bulan kayıtlı seçmeniyle İran’da çoğulcu bir siyasi yapılanma anayasa ile yasaklanmış durumda. Siyasi düzenin yasama ve yargı ayaklarını Ruhani Lider, Danışmanlar Konseyi, Anayasa Koruma Konseyi ve Uzmanlar Meclisi Konseyi oluşturuyor. İran’da yürütme tarafında ise

seçilmişler olarak Cumhurbaşkanı, İslami Danışma Meclisi ve Bakanlar Kurulu var.

Ulema arasından seçilen ve ölene kadar görevde kalan

“Ruhani Lider” sistemin en tepesinde ve birincil görevi de İslam’ın güdümünde kalacak şekilde İran’ın çıkarlarını anayasaya dayanarak

korumak. Siyasi otoritenin de başı kabul edilen Ruhani Lider, yasama-yürütme-yargı

arasındaki denge sağlanırken karar mercii konumunda.

Adalet, ordu, polis, medya,

dini kurumlar, üniversite gibi bir ülkedeki tüm temel kurumlar Ruhani Lider’e bağlı. İran’ın iç ve dış politikalarında yönü belirleyen en üst düzey yetkili;

Cumhurbaşkanı’nın da herhangi bir politika değişikliğinde onayını almasını gerektiği kişi. Ruhani Lider, siyasi ve dini etkinliğinin yanında aynı zamanda

“başkumandan” statüsünde; yani iç ve dış güvenliğe ilişkin tüm konuları Ruhani Lider

belirlemekte. Anayasadan gelen muazzam yetkileri ile Ruhani Lider bugün İran’da hangi

partinin siyasi anlamda seçimlere girebileceğinden hangi seçilmiş bakan ya da devlet görevlisinin konumunda kalıp

kalamayacağına karar verebilmekte.

Sekiz yıllığına seçilen

“Danışmanlar Konseyi”, Ruhani Lider’i seçen birim. İleri seviye İslam hukukçularından

oluşmakta. Ruhani Lider’e dönemi boyunca danışmanlık vermekle yükümlü.

12 kişiden oluşan “Anayasa Koruma Konseyi” için altı üye Ruhani Lider tarafından

belirleniyor; diğer altı üyeyi ise Grafik 10: İran Karar Alma Mekanizmaları

Kaynak: Bilgesam, Egeli & Co.

(12)

İran Meclis’i seçmekte. Anayasa Koruma Konseyi, Meclis’te alınan kararların dini olarak

uygunluğunu, cumhurbaşkanını ve meclisi denetleme yetkisine sahip. Hangi adayın seçimlerde cumhurbaşkanı adayı

olabileceğine, Meclis seçimlerine katılabileceğine de karar

vermekte.

1988’de İran’ın ilk Ruhani Lider’i Humeyni’nin talimatıyla kurulan ve üyeleri Ruhani Lider

tarafından atanan “Uzmanlar Meclisi Konseyi” Anayasa

Koruma Konseyi ile Meclis arasındaki çatışmaların, uyumsuzlukların çözülmesi ile görevli.

“Cumhurbaşkanı” dört yıllığına en fazla iki kez üst üste halk tarafından seçimle iş başına gelir. Anayasada yer aldığı şekliyle, İran’da cumhurbaşkanı olabilmenin en önemli koşulu İran İslam Cumhuriyeti

esaslarına ve Şii Mezhebine bağlı olmak. Hükümet ve bakanlar kurulunun başı olan

cumhurbaşkanı, İran’ın

yurtdışında temsilinden ve anlaşmaların imzalanmasından sorumlu; yürütmenin başı olarak da ulusal plan ve bütçenin

yönetiminden meclis adına yükümlü. Diğer yandan yürütmenin başı olan

cumhurbaşkanının, ordu dâhil birçok önemli kurum ve kuruluş üzerinde yetkisi yok.

Cumhurbaşkanlığı makamı batılı anlamda bir devlet başkanlığı gibi değil, daha çok bir icra

kurulu başkanlığı görüntüsünde.

İletişim: Güldem Atabay Şanlı Direktör, Araştırma ve Strateji

+90 533 347 82 06

guldem.atabaysanli@egelico.com

Bu doküman Egeli & Co. Portföy Yönetim A.S. (“Egeli & Co.“ Mersis No: 0-3254-1422-0400018) tarafından hazırlanmıştır. Egeli & Co. SPK düzenlemelerine tabi ve SPK tarafından düzenlenen yetki belgesine sahip, kendine değer yaratmaya adamış bağımsız bir portföy yönetim şirketidir. (Yetki belgeleri: 10.07.2015 PYŞ /PY.34 –YD.14/638). Portföy yönetimi ve yatırım danışmanlığı hizmeti veren Egeli & Co. 2002 yılından bu yana, dürüst ve seçkin yaklaşımı ile yerli ve yabancı kurumsal yatırımcılara, aile şirketlerine ve özel bireysel portföylere hizmet etmektedir. Başarısı, yatırımcıları için yurtiçi ve yurtdışında geliştirdiği finansal ürünler ile değer yaratma becerisinden gelmektedir. Egeli &

Co.’yu diğerlerinden ayıran fark alternatif varlık sınıflarına ve yatırım temalarına odaklanmasıdır. Egeli & Co. Türk sermaye piyasalarındaki alternatif yatırım temaları alanında bulunan geniş bilgi, tecrübe ve geçmiş performansı ile yatırımcıları için uzun vadeli yatırımlarla önemli getiriler yaratmaktadır.

YASAL UYARI: İşbu araştırma raporu, ticari iletişim ve ticari elektronik ileti olmayıp sadece ekonomik konjonktür ile ilgili bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu rapor ve yorumlardaki yazılar, bilgiler ve grafikler, ulaşılabilen kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil, suret ve nam altında olursa olsun herhangi bir karara dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan, yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla derlenmiştir. Bu belgedeki bilgilerin doğruluğu, güvenirliliği ve güncelliği hakkında gerekli özeni göstermekle birlikte bu bilgilerin güvenirliliği, doğruluğu, güncelliği ve eksiksizliği hakkında hiçbir garanti vermemektedir. (Varsa) Yürürlükteki herhangi bir yasa veya düzenleme ile sorumluluğun sınırlandırması ölçüde tasarruf olarak, Egeli & Co., yöneticileri, çalışanları, temsilcileri ve ajansları bu belgenin içeriği, hatası veya eksiklerinden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan (ihmal olup olmadığı ya da başka bir şekilde olursa da) ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin

uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz. Herhangi bir şirket, sektör, hisse veya yatırım için detaylı ve tam bir analiz değildir. Egeli & Co. her an, hiçbir şekil ve surette ön ihbara ve/veya ihtara gerek kalmaksızın söz konusu bilgileri, tavsiyeleri değiştirebilir ve/

veya ortadan kaldırabilir. Bu rapor hangi amaçla olursa olsun çoğaltılamaz, dağıtılamaz ve yayınlanamaz.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :