Öncü rehber, kural ve meşruiyettir

Tam metin

(1)

Öncü rehber, kural ve meşruiyettir

Ağustos 13, 2015 - 7:51:00

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, hükümet kurma süreci kapsamında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesinin ardından AK Parti Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Koalisyon görüşmeleri çerçevesinde ulaştığımız sonuçları ele alırken, kimse ne karamsarlığa ne de bazı çevreler herhangi bir fırsatçılığa yönelmesin. Milletimizin verdiği ödevi, görevi yapmaya sürdürmeye kararlıyız. Devlet işleyişinde bir an dahi tereddüde mahal yoktur, olmayacaktır" dedi.

Konuşmasına, terör örgütlerine karşı yürütülen operasyonlarda gayret sarf eden Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet birimlerine takdirlerini sunarak başlayan Davutoğlu, şehitlere Allah’tan rahmet, yaralanan güvenlik görevlilerine de şifa dileklerini iletti.

Davutoğlu, 7 Haziran seçimlerinin ülkenin önüne yeni bir tablo çıkardığını belirterek, "Biz her vesileyle vurguluyoruz; birçok konuşmamda zikrettiğim gibi bizim siyaset felsefemizde millet amirdir, devlet ve devlet adamları memurdur. Milletin kararı her şeyin üstündedir. Millete görev verilmez, millet görev verir. Millete ödev çıkarılmaz, millet size ödev verir. Dolayısıyla 7 Haziran seçimlerinin çıkardığı tablo, bize verilen birçok ödevin bütün devlet adamlarımız tarafından, siyasi parti liderlerimiz tarafından değerlendirmesini zorunlu kılan birçok yeni unsuru barındırmıştır" diye konuştu.

Seçimlerin üzerinden 2 ayı aşkın sürenin, hükümet kurma görevini almasının üzerinden de 1 ay geçtiğini hatırlatan Davutoğlu, Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimiyle yapılan görüşmelerin hangi siyasi zemininde, hangi etik ve siyasi çerçevede cereyan ettiğini bütün milletimin yakından görmesinin, idrak etmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.

"Millet ödev verir" ve "Milli iradenin üstünde başka irade olmaz" dediklerini vurgulayan

Davutoğlu, "Millet görev vermişse millet sen hata yaptın, bu görevi tekrar düşün demeden önce milletin verdiği görevi doğru idrak etmek gerekir diye 7 Haziran akşamından itibaren çok yoğun

(2)

Davutoğlu, 7 Haziran seçimleriyle ilgili ilk seçim neticeleri ortaya çıktığında, AK Parti Genel Başkanı ve ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenmiş Başbakan olarak, tefekkür etme imkanı bulduğunu, kendi payına, millet tarafından üç önemli ödevin tevdi edildiği kanaatine ulaştığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Şu ana kadar da bu üç önemli ödevi yapmak üzere milletin huzurundayız. Birincisi, yüzde 41

nispetinde bir oy oranıyla milletimiz AK Parti'ye şunu demiştir: 'Ben 13 yıllık iktidardan sonra, sana tek başına iktidar olma imkanı vermemişsem de ülkeyi yönetme sorumluluğunu, en iyi senin tarafından yerine getirileceğine inanıyorum.' Başka siyasi yelpaze olsaydı, yüzde 41 ile belki de tek başına iktidar olurduk. Ama almamız gereken ilk şey şuydu: 'Ülke sizden gayret ve fedakarlık bekliyor. Herhangi bir şekilde parti çıkarını düşünmeden hükümet olma sorumluklarını yerine getirin.'

Şimdi bütün milletime seslenmek istiyorum, 7 Haziran akşamı AK Parti balkonundan yaptığım konuşmada, bu ülkeyi hükümetsiz bırakmayacağımız ve kaos ya da kriz çıkarmak isteyenlere fırsat vermeyeceğimiz, her an ülkeyi yönetme sorumluluğunun müdrik bir parti olarak gereğini yapacağımızı ifade etmiştim. Şimdi iki ayı aşkın geçen sürede eminim milletimizin her bir ferdi, bize oy vermiş olsun olmasın, bu konuda üstlendiğimiz sorumluluğun gereğini yapmış olduğumuzu izlemektedir."

"Kimse ne karamsarlığa ne de bir fırsatçılığa yönelmesin"

Davutoğlu, bu iki ay içinde çok zor süreçlerden geçildiğini, ülkenin geniş kapsamlı ve eş zamanlı üç terör örgütünün saldırısına maruz kaldığını söyleyerek, şunları kaydetti:

"Geçici bir hükümet sorumluluğunu üstelenmiş bir başbakan olarak, bir an dahi tereddüt etmemiş olduğumuza millet ve tarih şahittir. Ülkemize bu güvenlik riski söz konusu olduğunda, devletimiz ve devletin mekanizmaları milletimizin talepleri doğrultusunda harekete geçirildi ve o günden bugüne 2 polis memurumuza Ceylanpınar'da, askerlerimize Diyarbakır'da, birçok yerde saldırılarına ve DEAŞ'tan, PKK'dan gelen saldırılar karşısında her türlü güvenlik tedbirini aldık, almaya devam edeceğiz. Bunu zikretme sebebim şudur, biraz sonra koalisyon görüşmeleri çerçevesinde ulaştığımız sonuçları ele alırken, kimse ne karamsarlığa ne de bazı çevreler herhangi bir fırsatçılığa yönelmesin. Milletimizin verdiği ödevi, görevi yapmaya sürdürmeye kararlıyız. Devlet işleyişinde bir an dahi tereddüde mahal yoktur, olmayacaktır. Yine ekonomik olarak dünya piyasalarındaki ciddi daralmalara rağmen hükümet olarak, Bakanlar Kurulu olarak gereken her tür tedbiri, et fiyatları gibi bir konuda, daha mikro düzeyde dahil olmak üzere aldık, almaya devam edeceğiz. Bir an dahi ülkeyi hükümetsiz bırakmaya, yönetim boşluğuna düşürmemeye gayret ettik. Bu bizim ilk ödevimizdir. Milletimizin buna şahit olduğuna eminim.

İkinci ödevimiz, madem ki oylarımızda düşme yaşanmıştır, AK Parti, millet, milli irade bize 'Kendinize, bir anlamda muhasebe edin ve kendinizi değerlendirin' demiştir. Bu bir mesajdır, bu bir ödevdir.

Bunun gereği için de 7 Haziran'dan, 8 Haziran'dan bu yana partimizin bütün kademelerinde dün de MYK'da geniş olarak acaba o güçlü kurucu değerlerimiz, ilkelerimiz etrafında ne tür muhasebe yapmak ve parti olarak ne tür tedbirler almamız hususunda son derece samimi ve açık yürekli bir iç

muhasebeyi de başlattık, sürdürüyoruz ve eğer herhangi bir yerde hata, milletimizin yanlış algıladığı bir durum varsa bunların düzeltilmesi yönünde parti içi bütün mekanizmaları harekete geçireceğimizi bir kez daha teyiden vurgulamak istiyorum.”

Davutoğlu, 14 Ağustos'un AK Parti'nin kuruluş yıl dönümü olduğunu belirterek, "Daha nice 14 yıllara.

AK Parti, sadece Türkiye'nin değil dünyanın da en önemli siyasi hareketi olarak yoluna devam edecektir. Bundan da kimsenin tereddüdü olmasın" diye konuştu.

"Bizim için öncü rehber, kural, meşruiyettir"

(3)

Seçimlerde, milletin verdiği üçüncü ödeve de değinen Davutoğlu, "Üçüncü ödev olarak milletimiz şunu vermiştir, 7 Haziran'da, eğer bundan sonra hükümet edilecekse ülkeyi hükümetsiz bırakmamak için uzlaşı kültürü içinde oturun ve konuşun. Hiçbir partinin tek başına iktidar olmaması şu demek; siyasi partiler bir araya gelerek, bir hükümet ortaklığı kuracak demek. Hiç kimseye bu yetkiyi tek başına devredilmemişse bu koalisyon görüşmelerinin yapılmasından daha doğal bir durum yoktur" diye konuştu.

Davutoğlu, 8 Haziran'dan sonra kendileri için öncü ve rehber kuralın meşruiyet olduğuna işaret ederek,

"Hem ahlaki, etik hem siyasi meşruiyetin gereği neyse onu yaparız, onun dışına çıkmayız. O günden bugüne de açık yüreklilikle tam özgüven içinde söylüyorum, bütün çabalarımız meşruiyet çizgisinde yürümüştür. Meclis Başkanı seçtik, en ufak bir usul ve etik hatası yapmaksızın TBMM'nin itibarını koruyan seçim süreci yaşadık" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Erken seçime gidilmesi felaket senaryosu değildir. 'Erken seçim Türkiye'ye bir yıl kaybettirir, beş yıl kaybettirir', bu tür şeylerle de kimse gerilmesin. Seçim, aşı olmak gibidir. Aşı olduğunuzda bazen, istemediğiniz zamanda küçük bir sızı hissedebilirsiniz. Ama aşı bünyeyi sıhhate kavuşturur. Aşıdan korkmamak lazım. Eğer aşı olacaksanız da zamana yaymamak lazım. Aşı, olabilecek hastalığı ne zaman engelleyecekse o zaman" dedi.

Bir gazetecinin, "Aklınızdaki tam formül MHP'nin desteklediği AK Parti azınlık hükümeti midir"

sorusu üzerine Davutoğlu, "3-4 alternatif daha olduğunu, bunların hepsini görmesi gerektiğini" söyledi.

"Bazı alternatiflerin erken zikredilmesinin olabilecek alternatifleri imkansız kılabildiğini" belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Sadece olan süreçle ilgili zihnimdekileri kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşırım ama olabilecek

süreçlerle ilgili şimdiden kanaat beyan etmem o sürecin yürümesini de imkansızlaştıracağı için hiçbir zaman bunu yapmadım, yapmam. Kamuoyuna şeffaflık, zihninizdeki harekat tarzının baştan beyan edilerek, sizin ve muhataplarınızın hareket alanını daraltmak değil olan süreçlerle ilgili kamuoyunu şeffaf şekilde bilgilendirmek."

Konuyu Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleriyle de paylaştığını, tekrar paylaşacaklarını, değerlendireceklerini dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eskilerin güzel bir tabiri vardır, 'Üzerinde bir uyumakta fayda var' denir. Ani tepki, fevri tepki özellikle devlet hayatında doğru değildir. Hele bu yeni tabloyu açıklıkla paylaştım. Bu gece üzerinde hep beraber tefekkür ederiz, tezekkür ederiz, bir uyuruz. Ama zihnimizde yapmayacağım şeyleri söyleyeyim, olmayacak şeyleri söyleyeyim: Bir saniye dahi bu ülkeyi hükümetsiz bırakmayız. Bir saniye dahi kriz ortamının oluşmasına izin vermem. Bu benim siyasi kariyerime de mal olsa, partimin çıkarına da mal olsa bizler, partimiz ise ülkemiz için varız. Bizler hepimiz ülkemiz için varız. Buna izin vermem. Demokratik hukuk meşruiyetinden sapmaya izin vermem. Olağanüstü bir duruma,

baypaslara, siyasi etiğe aykırı tavırlara, diyaloğun kopmasına izin vermeyiz."

"Her şeyin normal seyri içerisinde olması gerektiğine inanmış birisiyim"

Davutoğlu, "AK Parti'nin kongre tarihinin ertelenmesi söz konusu mu" sorusuna da şu yanıtı verdi:

"Kongre konusunda yetkili kurullarımızla konuşuruz. Ama ben her şeyin zamanında yapılması gerektiğine ve her şeyin normal seyri içerisinde olması gerektiğine siyasi prensip, felsefe olarak inanmış birisiyim. Türkiye'de de olağanüstü bir durum yok. AK Parti'de de olağanüstü durum yok. Her şey doğası içinde seyrediyor. Herkes sakin olsun. Görecekler ki inşallah önümüzdeki aylarda

(4)

"Görüşme sonrası Sayın Cumhurbaşkanı ile temasınız oldu mu" sorusu üzerine Davutoğlu, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile mutat devlet görüşme günü olduğunu hatırlattı.

Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Sabah Genelkurmay Başkanımızın veda ziyareti, arkasından Sayın Kılıçdaroğlu ile yaptığımız görüşme sebebiyle fiilen bu gerçekleşemedi. Kendisi de Ankara dışına çıkıyor. Dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu ile yaptığım görüşme sonrasında telefonla hem haftalık görüşmenin bazı ana doneleri var, devlet

işleyişiyle ilgili bilgi verdim, o da bazı kanaatleri serdetti. Çünkü bu normalde haftalık görüşme

günümüzdü. O arada da zaten Sayın Kılıçdaroğlu ile olan görüşmem, size de naklettiğim çerçeveyi çok daha özet şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızla da paylaştım. Size aşikar olan Sayın

Cumhurbaşkanımıza halihazırda aşikardır."

"En kısa zamanda olmasını tercih ederim"

Davutoğlu, "Kasım ayında mı seçim düşünüyorsunuz" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Dikkat ederseniz dikkatli bir dil kullandım. Millet ödev verdi biz dönüp millete, ilk gün de söyledim bunu, 'Sen yanlış iş yaptın, erken seçime gidiyoruz' ya da millete küsüp sitem edip, 'Benim 13 yıllık iktidarımın getirdiği kazanımları madem beğenmedin, ben kenarda durayım' demedik. Gereğini yaptık, o ödevin hakkını vermeye çalıştık. Hepsi yapıldıktan sonra erken seçime gidilmesi felaket senaryosu değildir. 'Erken seçim Türkiye'ye bir yıl kaybettirir, beş yıl kaybettirir', bu tür şeylerle de kimse gerilmesin. Seçim, aşı olmak gibidir. Aşı olduğunuzda bazen, istemediğiniz zamanda küçük bir sızı hissedebilirsiniz. Ama aşı bünyeyi sıhhate kavuşturur. Aşıdan korkmamak lazım. Eğer aşı olacaksanız da zamana yaymamak lazım. Aşı, olabilecek hastalığı ne zaman engelleyecekse o zaman. Dolayısıyla Sayın Bahçeli ile MHP ile yapacağımız temaslar sonrasında eğer bir erken seçim tablosu çıkarsa mümkün olan en kısa zamanda aşıyı olup, sıhhatli bünyeye kavuşmak gerekir. Onun için de en kısa zamanda olmasını tercih ederim. Beklenti ve erken seçimin uzun zamanlara yayılması ekonomiyi de olumsuz etkiler, belirsizliklerin artmasıyla birtakım puslu havayı seven çakalları ülkemize salar.

Bunun için gereğini yaparız, en kısa zamanda erken seçimin yoluna bakarız."

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Dürüstçe bir istişarede bulunduk, sonucunda geldiğimiz husus şudur, bu diyalogların karşılıklı anlayış içinde sürdürülmesi, ancak şu anda bir hükümet ortaklığı gerçekleştirecek zeminin olmadığı yönünde bir kanaat hasıl olmuştur" dedi.

Değişik yerlerden gelen eleştirilere veya yanlış anlamalara hiçbir şekilde mahal bırakmadan görevini yürütmeye çalıştığını ifade eden Davutoğlu, ülkeyi hükümetsiz bırakmamak adına koalisyon

kurma yönündeki temasları sürdürdüğünü anlattı.

Seçimlerin ardından, birçok partinin kapılarını diğer partilere ve özellikle de AK Parti'ye kapattığına dikkati çeken Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan hükümet kurma yetkisini aldığı gün bütün partilerle ve sivil toplumla temas edeceklerini açıkladığını anımsattı.

Sadece siyasi parti lideriyle görüşmediğini, hükümet kurma görevini aldığından itibaren değişik yelpazedeki toplum kesimleri ve sivil toplum kesimleriyle görüşmeler yaptığını aktaran Davutoğlu, şöyle konuştu:

"9 Temmuz'u müteakip 13 Temmuz'da Sayın Kılıçdaroğlu ile 14 Temmuz'da Sayın Bahçeli ile 15 Temmuz'da HDP eş genel başkanlarıyla görüşmeler gerçekleştirdim. Her görüşmenin arkasında sizleri bilgilendirdim ve şunu söyledim, 'Hangi partiyle koalisyon imkanı varsa derinleştirerek bu görüşmeleri sürdüreceğiz. Belli bir aşamaya geldikten sonra da diğer partilerle de görüşmelerimizi devam

ettireceğiz. Yani CHP ile görüşürken MHP ile ve diğer toplum kesimleriyle de görüşmelerimizi

(5)

sürdüreceğiz.' Nitekim, Meclis'te grubu bulunan üç partiyle de görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmeler neticesinde Sayın Kılıçdaroğlu ile yaptığımız görüşmede bir hükümet oraklığı için ortak bir zemin olup olmadığını tayin etmek üzere istikşafi görüşmeleri başlatma kararı aldık. Sayın Bahçeli, sonraki görüşmenin her zaman olabileceği prensibi etrafından bu zeminin olmadığını ifade etti. Zaten HDP eş başkanlarıyla görüşmelerimizin mahiyetini biliyorsunuz. Baştan kendilerinin bazı tavırları nedeniyle herhangi bir hükümet ortaklığının olmadığı aşikardı."

İstikşafi görüşmelerin AK Parti tarafından Ömer Çelik'in, CHP tarafından da Haluk Koç'un koordinasyonunda başladığını ve yaklaşık 35 saat sürdüğünü ifade eden

Başbakan Davutoğlu, görüşmelerle temel devlet ve hükümet meseleleri ile parti politikalarının gözden geçirildiğini ve takdire şayan bir anlayış ve üslupla çok önemli müktesebatların

oluşturulduğunu bildirdi.

Davutoğlu, istikşafi görüşmelerin Türk demokrasi tarihinde iki partinin karşılıklı olarak yaptıkları en derinlikli ve en açık görüşmeler olduğunu ve ortaya çıkan raporun da en kapsamlı müktesebattan oluşan metin sayılabileceğini kaydetti.

İstikşafi görüşmeleri başlı başına bir kazanım olarak değerlendiren Davutoğlu, "Bu Türkiye'de uzun on yıllar boyunca ülkenin en büyük iki partisinin arasında beklenen, talep edilen ama gerçekleşmeyen bir diyalogdan önemli bir semeresidir. Emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyorum. Ayrıca 13 Temmuz'dan bu yana Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibine başta tespit ettiğimiz prensiplere, ilkelere, üslup kurallarına riayetler dolayısıyla teşekkür ediyorum. Her iki tarafta bu görüşmelerin doğasını

etkileyecek olumsuz bir tavır sergilememeye özen gösterdi. Bu medeni bir ilişkidir. Bu siyasi etiğe dayalı üslubu millet tarafından da belirlenmiş bir yöntemdir" diye konuştu.

"Dış politika ve eğitim başta olmak üzere çok derin görüş ayrılıkları oldu"

CHP ile hükümet kurma görüşmelerinin açık, ilkeli ve şeffaf yürüdüğünün altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İki farklı siyasi akımdan, kökeni yüzyılı aşkın geçmişi olan farklı siyasi kanatlar ile entelektüel arka planlardan gelen siyasi partiler olarak derin görüş ayrılıklarımızın olduğu bir vakadır. Bunu da hiçbir zaman reddetmek mümkün değil. Üzerinde ittifak edilen bazı husular olduğu da aşikardır. Nitekim metinleri ben ilk olarak okuduğumda, üzerinde mutabık kalınacak hususların düşünülenden daha fazla olduğunu görmekten memnun oldum. Ancak başta dış politika ve eğitim olmak üzere, bazı alanlarda da çok derin görüş ayrılıkları olduğu, reform ve restorasyonun hükümetleri kavramları arasındaki farktan da kaynaklanan bir yeni ortaklık kurmak açısından bazı temel anlayış farklılıklarının olduğu ve bunun da doğal olduğu aşikar. Geçtiğimiz pazartesi dört buçuk saate yakın tek tek bu dosyaları gözden geçirdik ve bazı derin görüş ayrılığı nedeniyle uzun dönemli bir hükümet ortaklığı halinde ileride doğabilecek sıkıntılar da göz önünde bulundurarak, başka seçenekleri de değerlendirmek üzere CHP'ye özellikle üzerinde mutabık kaldığımız hususların olduğu süreli bir reform hükümeti kurularak seçimleri de göz önünde bulunduran bir yaklaşımla birlikte bir çalışma yapmayı ve bu tablo sonrasında da yine aynı duyarlılık ve karşılıklı anlayış içinde ülkeyi seçim öncesinde hükümetsiz bırakmamak, seçim sonrasında hangi tablo çıkarsa çıksın Türk siyasi zeminini istikrara kavuşturmak yönünde teklifte bulunduk."

"Kılıçdaroğlu, kısa dönemli hükümet konusundaki kaygılarını ifade etti"

Görüşmeler sırasında karşılıklı güvenin arttığı, üslup ve usul anlamında karşılıklı anlayışa dayalı

siyasette yumuşamanın yaşandığı bir atmosferi görmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

(6)

"Kılıçdaroğlu, partisinin MYK'sında yaptığı istişarelerde uzun dönemli bir koalisyon konusunda daha olumlu ancak kısa dönemli süratle reforma odaklı hükümet konusundaki kaygılarını ifade ettiler.

Samimi, dürüst, karşılıklı anlayış içerinde onların 12 yıllık muhalefet, bizim 12 yıllık bir iktidar

birikimimizden feragat ve fedakarlık etmeden dürüstçe bir istişarede bulunduk, sonucunda geldiğimiz husus şudur, bu diyalogların karşılıklı anlayış içinde sürdürülmesi, ancak şu anda bir hükümet ortaklığı gerçekleştirecek zeminin olmadığı yönünde bir kanaat hasıl olmuştur."

"Müzakere yöntemi örnek teşkil edecek güzel bir timsalini oluşturdu"

Her şeyden önce milletin, iç ve dış siyasi çevrelerin söz konusu sonucu olumsuz bir gelişme olarak görmemesi gerektiğini belirten Davutoğlu, her şeyin meşruiyet çizgisinde ve halkın önünde cereyan ettiğini açıkladı.

Davutoğlu, yürütülen müzakerelerde anlaşmanın ve anlaşamamanın doğal iki sonuç olduğunu ifade ederek, "Önemli olan hangi sonuca ulaştığını kadar bu sonuca ulaşırken sergilediğiniz

tavırdır, yürüttüğünüz müzakere yöntemidir. Bunun eminim ileri dönemlerde de örnek teşkil edecek güzel bir timsalini oluşturduğumuz kanaatindeyim. Ancak geldiğimiz noktada kitlelerimizin de farklı talepleri göz önüne alınarak, çok sayıda kamuoyu anketi yaptırdık. Tabanlarımızın beklentilerindeki farklılıklar da göz önünde bulundurularak şu aşamada bir koalisyon ortaklığı, bir hükümet ortaklığı yapmanın zemininin oluşmadığı kanaatine vardık" dedi.

Söz konusu kararın Türkiye'nin yönetim boşluğuna düşeceği anlamına gelmeyeceğine vurgu

yapan Davutoğlu, "Halkımız, tek parti olarak hükümeti kurma görevini bize vermemiştir ama en büyük parti olarak ülkeyi yönetme sorumluluğunu vermiştir. Yeni bir hükümet yapısı çıkana kadar bunu tam bir sorumluluk bilinciyle yapacağımızdan bütün milletimizin emin olmasını isterim" diye konuştu.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :