• Sonuç bulunamadı

ANADOLU KUYUMCULUĞUNDA ÖZEL BİR TARZ OLAN

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "ANADOLU KUYUMCULUĞUNDA ÖZEL BİR TARZ OLAN"

Copied!
11
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ANADOLU KUYUMCULUĞUNDA ÖZEL BİR TARZ OLAN DİYARBAKIR HASIR BİLEZİĞİ

A SPECİAL STYLE IN ANATOLİA JEWELRY, DİYARBAKIR WEAVEDBRACELET

Yrd. Doç. Dr. Oktay Başak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi

Sanat Tarihi Bölümü [email protected] Özet

Anadolu’nun en eski sakinlerin, yaşam diyarlarından biri olan Diyarbakır, maden sanatı alanında da ilklerin yaşandığı önemli bir kenttir. Yerleşik yaşamın ilk yaşandığı yerlerden olan kent, aynı zamanda Anadolu’da madenden yapılmış ilk takıları kullananların da yurdu olmuştur. İl sınırları içerinde yer alan Çayönü’nde yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bulgular, bu coğrafyada madeni takıların kullanımının Neolitik Döneme kadar gittiğini göstermiştir.

Önemli kültür bölgelerinden olan kent, birçok alanda olduğu gibi, geleneksel el sanatları alanında da ileri bir düzeydedir. Özellikle kuyumculuk geçmişte olduğu gibi günümüzde de en önemli el sanatları arasında varlığını sürdürmektedir. Diyarbakır kuyumculuğu dendiğinde ilk akla gelen ise hiç kuşkusuz Diyarbakır’la özdeşleşmiş, kendine özgü bir tarzı ve tekniği olan gümüş ya da altından yapılan hasır bilezik işlemeciliğidir.

Tamamen el emeği olan bilezikler; Gazi Caddesi üzerinde yer alan Ulu Camii karşısındaki Kuyumcular Çarşısında bulunan atölyelerde üretilmektedir. Genel olarak 18-22 ayar altından yapılan bilezikler, Türkiye’nin geneline değil, Diyarbakır’da ya da sipariş üzerine Türkiye ve Avrupa’daki bazı pazarlara satışı yapıldığından bu özelliğiyle diğer bileziklerden ayrılmaktadır.

Ham maddesi maden olan İlin en önemli el sanatları arasında yer alan altın hasır bilezik işlemeciliğinde kullanılan yapım ve süsleme teknikleri, görsellerle desteklenerek tanıtımı yapılacaktır.

Anahtar kelimeler:Anadolu, Diyarbakır, Maden, Altın, Bilezik.

Abstract

Diyarbakır has been one of the living home of the oldest Anatolian habitants, and it is also a very important city which has broken grounds with niello. The city, which is one of the first places where the settled life was experienced, was also the homeland of those who used mine as ornament for the first time in

Anatolia.Findings from archeological excavations in Çayönü, which is located within the provincial borders, show that the use of metal jewelry in this geography goes as far as the Neolithic period.

The city, which is one of the most important cultural regions, is at an advanced level in the field of traditional handicrafts as it is in many areas. In particular, jewelry continues to exist among the most important handicrafts today as it is in the past.The first thing that comes to mind when you think of Diyarbakır jewelry is undoubtedly that with its unique style and technique weaved /wicker bracelets made of silver or gold.

Completely handmade braceletsare produced in the workshops located on the Jewelry Bazaar opposite the Grand Mosque on GaziStreet.In general, bracelets made from 18-22 carat are custom-made and they are sold in Diyarbakır or in some markets in Turkey and Europe. With this feature they are separated from other

bracelets.

The production and decoration techniques used in gold weaved bracelets’ processing, that are among the most important handicrafts of the province which uses mine as raw materials, will be promoted by supporting visuals.

Key words: Anatolia, Diyarbakir, Mine, Gold, Bracelet

Geçmişte Anadolu’nun birçok yerinde kuyumculuk ile ilgili günümüzde olduğu gibi uğraşılmış, üstün kuyumculuk örnekleri ve yöresel özellik taşıyan takılar yapılmıştır. Altın ve gümüş işlemeciliği ile uğraşılan en önemli yörelerden biri olan Diyarbakır’da, kuyumculuğun temelleri günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce, Yakındoğu insanının konargöçer yaşamdan yerleşik köy yaşantısına adım attığı, Neolitik Dönemin erken evresine değin uzanmaktadır. İlin Ergani ilçesi

(2)

sınırlarındaki Anadolu’nun en eski köylerinden Hilar Köyü sakinleri, bu dönemde nabit bakırdan ilk boncukları yapmışlardır( Bilgi ve diğ.,2004)1(Fot.1a,b,c,d).

Fotoğraf 1a: Hilar Köyü Yakınlarındaki Çayönü Ören Yeri (A.Özdoğan)

Fotoğraf 1b:Malakit (Nabit) Bakır Örneği(M.T.A,Tabiat Müzesi Mineraloji Böl.)

1Hilar Kayalıkları yakınında yer alan Çayönü madencileri;bakırı tavlayarak, yani ısıtarak dövüp levha haline getirdiler ve bu levhalardan boncuklar,küçük iğnecikler ve olta uçları elde ettiler. Böylece insan yaşamında hem yeni bir hammadde ile tanıştı, hem de bu hammaddeyi işlemek için ilk defa ısıdan yararlandı. O zamana kadar soğuktan ve yırtıcı hayvanlardan korunmak için yararlanılan ateş “teknolojik“ amaçlı kullanıldı. Bu yeni buluşla toplumların gelişmesinde en önemli etkenlerden biri olan madenciliğin de temeli atılmış oldu. Ateşin maden sanatında bilinçli bir şekilde kullanılması sonucundan elde edilen ilk ürünlere Çayönü Tepesi’nde rastlarız (MÖ 8200-7500) Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Ünsal Yalçın, “Anadolu Madencilik Tarihine Toplu Bir Bakış Synopsis on AnatolianMining,” Yer Altı Kaynakları Dergisi Journal of Underground Resources. Yıl:5 | Sayı:9 | Ocak 2016 ISSN: 2146-9431.s.3-14.

(3)

Fotoğraf 1c: Doğal Bakırdan Boncuk (M.Özdoğan) Fotoğraf 1d: Boncuk (Bilgi, Ö.,Özbal,H.,ve Yalçın, Ü.)

İlin maden sanatı alanındaki bu köklü tarihi sonraki dönemlerde farklı maden ve tekniklerde gelişerek günümüze değin sürdürülmüştür. 1623-1640 yılları arasında hüküm süren Osmanlı padişahı IV. Murat, Bağdat seferi dönüşü, 71 gün kaldığı Diyarbakır’da, buradaki kuyum ustaların etkisinde kalarak Bağdat’taki İmam-i Azam Türbesi’nin altın işlemeli kapısını, Diyarbakırlı kuyum ustası Ahmet Çelebi’ye yaptırmıştır.2 Araştırma konumuz olan Diyarbakır Hasır Bileziği’nin geçmişi ise 300 yıl öncesine kadar uzanmaktadır.3 1881yılında ili ziyaret eden gezginlerden AmandVonSchweiger- Lerchenfeld, şehri tanımlarken, yerli ustalar tarafından altından çok güzel eserlerin yapıldığına dem vurmaktadır (Pınar, 1999:151). Zaman süzgecinden farklı kültürlerin gelip geçtiği Diyarbakır’ın kültür ve sanatının şekillenmesinde, yerli unsurların yanı sıra özellikle Ermeni ve Süryanilerin katkısı yadsınamaz (Durucu, 2006:17). Yakın bir geçmişe kadar söz konusu unsurlara ait ustaların elinde şekillenen Hasır Bilezik, bugün Ulu Camii karşısındaki tarihi Kuyumcular Çarşısında faaliyet gösteren 10 atölyede yaşatılmaya çalışılmaktadır (Fot.2).

Fotoğraf 2: Eski Kuyumcular Çarşısı

2http://turizm.diyarbakir.bel.tr/tr/i/Seyyahlar%C4%B1n_G%C3%B6z%C3%BCyle_DiYARBAKIR_%C3%87AR%C5%9EILARI_ZANAATLARI (Erişim Tarihi: 10.08.2017) 3http://turizm.diyarbakir.bel.tr/tr/i/Seyyahlar%C4%B1n_G%C3%B6z%C3%BCyle_DiYARBAKIR_%C3%87AR%C5%9EILARI_ZANAATLARI(ErişimTarihi: 10.08.2017)

(4)

Bileziğin Yapım Aşamaları:

Çoğunlukla milyem oranının düşürülmesi sonucu aşına olunan altın sarısı renginden biraz farklı olarak alaşımındaki bakır renginden kaynaklı kızılımsı bir renge sahip olan bilezik, tamamen el işi olup yapımında genellikle 18-22 ayar altın tel kullanılmaktadır.4 Teller, şekil alabileceği kıvama gelinceye değin dövüldükten sonra, belli ölçülerde kesilerek kare şeklinde halkalar elde edilmekte sonrasında bu halkalar, yan yana lehimlenerek bilezik oluşturulmaktadır.

Farklı bir talep olmadığı sürece genellikle 31-32 mikron kalınlığında altın tellerin örülmesiyle elde edilen bileziklerin standart boyu 18.5cm olarak belirlenmiş olmasına karşın, istek üzerine farklı ölçülerde de yapılabilmektedir.

1-Bileziğin yapımına önce istenilen mikron ölçüsündeki altın tellerin hazırlanması ile başlanmaktadır.

(Fot. 3a.b)

Fotoğraf 3 a,b: Hammaddenin Potaya Konulması ve Ergitilmesi (F.Özdemir)

Fotoğraf 4a: Eriyik Haldeki Madenden Çubuk Elde Etmeye Yarayan Kalıp /Şide

4Milyemoranına bağlı olarak, Diyarbakır Hasır Bileziğinin rengi, bazen aşina olunan altın sarısı renginden farklı olarak hafif kızılımsı olabilmektedir.

(5)

Fotoğraf: 4b:Potada Eritilmiş Olan Hammaddenin ŞideyeDökülmesi (F.Özdemir) Soğuduktan sonra şideden alınan çubuklar, istenilen incelik elde edilinceye kadar silindirden geçirilir (Anonim, 2011,s.34)( Fot.5a,b). 5

Fotoğraf 5a: Silindir Makinası Fotoğraf 5b: Telin Silindirden Geçirilerek İnceltilmesi (F.Özdemir)

Silindirden geçirilen teller, sonrasında farklı mikronlara sahip haddelerden (Anonim,2011s.)6geçirilerekteller kullanıma hazır hale getirilir (Fot. 6a,b).

5 Silindir makinesinin üzerinde, birbirinin tersi yönünde dönen iki adet merdane bulunmaktadır. Merdaneler çelik ve taşlanmıştır. Astar (levha) çekiminde kullanılan merdaneler düzdür. Tel için kullanılan merdanelerin üzerinde küçükten büyüğe doğru değişen kanallar bulunur. Üst merdaneler dişliler yardımıyla aşağı yukarı hareket edebilir ve silindirler arası istenilen ölçüye ayarlanabilir. Teller çekilirken büyük kanaldan başlayarak küçük kanala doğru sıra takip edilerek istenilen ölçüye kadar çekilir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Milli Eğitim Bakanlığı Kuyumculuk Teknolojisi Yarı Mamul Hazırlama 215ESB003, Anakara, 2011, s.34.

6 Tellerin veya levhaların, istenilen şekil ve çapta elde edilmesi için değişik profildeki silindirler (merdaneler) ile ortası konik çeklinde delik olan haddelerden geçirilmesi işlemine haddeleme denir. Haddeleme işlemi yapılırken telin ucu biraz dövülerek veya eğelenerek inceltilmelidir (uç açma). Rahat haddeleme yapmak için haddelenecek teller önceden tavlanmalı, bal mumu sürülmelidir. Telin inceltilen kısmı, hadde deliğinin geniş olan tarafından geçirilir ve pense ile çekilir. Çekme işlemi sonunda elde edilecek tel çapı, hadde üzerinde yazan çap kadar olacaktır. Ayrıntılı bilgi ayrıntılı bilgi için bkz. Milli Eğitim Bakanlığı Kuyumculuk Teknolojisi Yarı Mamul Hazırlama 215ESB003, Anakara, 2011, s.33 vd.

(6)

Fotoğraf 6a:Farklı Çaplarda Haddeler

Fotoğraf 6b: Silindirde İnceltilen Telin Haddelerden Geçirilip İnceltilmesi(F.Özdemir)

Daha sonraki aşamada altın tel, bir malafa üzerine sarılır (Fot.7). Dikdörtgen biçimindeki malafa üzerine telin sarılmasından sonra, sarılan teller enine kesilerek kareye yakın dikdörtgen şekilli halkalar oluşturulur (Fot.8).Hazırlanan bu teller tek tek bükme aşamasından geçirilir. Bükülen teller birbirlerine açık olan uçlarından kaynakla birleştirilerek (Fot. 9), çok sayıda telden oluşan hasır örgü şeklinde istenilen mikron ve uzunlukta bir şerit elde edilir (Fot.10).

(7)

Fotoğraf 7: Metal Malafa Örneği

Fotoğraf 8: Kullanıma HazırHalkalar

Fotoğraf 9: Hazırlanan Altın Tellerin Kaynakla Birleştirilmesi

(8)

Tokmak ve eğe ile gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra,şerit şeklindeki ince uzun hasır örgülü levha, malafa üzerinde tekrar tokmakla dövülür ve elle bükülerek normal bilezik görünümüne getirilerek eğelenip düzeltilir (Fot.11a,b). Dahaönce hazırlanmış olan anahtar (Fot.12),bileziğe takılır.Kaşı/tokası üzerine çelik uçlu ince kalemlerledağların arasından güneşin doğuşunun tasvir edildiği bir motifin işlendiği bilezik,7 parlatma işleminden sonra kullanıma hazır hale getirilerek yaklaşık 12 saatlik bir emeğin ardından vitrindeki yerini alır(Fot.13 a,b,c).

Fotoğraf 10: Şerit Halindeki Hasır Örgü

Fotoğraf 11 a. Ahşaptan Malafa Örnekleri

7Diyarbakır hasır bileziğinin en özgün göstergelerinden biri kaşın /toka üstünde yer alan dağların arasından doğan bu güneş motifidir. Bu özellik onu diğer bileziklerden ayıran en önemli ayrıntı olarak karşımıza çıkar.

(9)

Fotoğraf 11 b. Bileziğin Eğelenmesi

Fotoğraf 12: Anahtar

Fotoğraf 13 a,b, Diyarbakır Hasır Bileziği

(10)

https://www.google.com.tr/search?q=diyarbakır+hasır+bileziği (erişim 22.09.2017)

Sonuç ve Öneriler

Mardin ve Batman gibi genellikle yakın illerden talepler olmakla birlikte, bileziğe daha çok iç pazardan talep gelmektedir. Bu yerlerin dışında başta İtalya ve Fransa olmak üzere bazen yurt dışından da talepler olabilmektedir.

Babadan oğula geçerek yaşatılmaya çalışılan bu sanat dalı, yeterli pazar payı bulamaması durumunda yakın bir zamanda önemini yitirebilir.8 Bu değerin korunabilmesi için geleneksel yapım ve süsleme tekniklerinin yanı sıra yenilikçi bir ruhla onu çağın beğenileri doğrultusunda yeniden tasarlayarak daha geniş bir kitlelere hitap etmesi sağlanmalıdır. Aksi halde burada olduğu gibi geleneksellik adına yüzlerce yıl önceki yapım ve süsleme tekniklerinin katı bir şekilde aynen tekrar edilmesi ve geliştirilememesidurumunda, hızla değişim ve gelişim gösteren, farklı beklentilerin olduğu günümüz dünyasında bu sanat dalının zamanla yok olmasına neden olacaktır. 9

Kaynakça

-Anonim (2011). Milli Eğitim Bakanlığı Kuyumculuk Teknolojisi Yarı Mamul Hazırlama 215ESB003,Anakara,Web:megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller_pdf/Yarı%20Mamul.pdf 30.11.2017 tarihinde alınmıştır.

Bilgi, Önder., ÖZBAL, Hadi.,YALÇIN, Ünsal, (2004).“Castings of Copper-Bronze/ Bakır- Tunç Döküm Sanatı,”Anatolia, Cradle Of Castings Anadolu Dökümün Beşiği, İstanbul, s.5.

8Daha çok sipariş üzerine üretilen bileziğin talep olmadığı sürece standart ölçülere sahip oluşu, gelenekselleşmiş tarzının dışında tasarlanıp yapılmaması ve ağır olduğundan maliyetinin yüksek olması gibi etmenlerde, bileziğin pazar payını olumsuz yönde etkilemektedir.

9Geleneksel tekniklerin kullanımı, çağın beğenileri doğrultusunda talep gören bazı sanat dallarında uygulanması kimi zaman bazı sanat dallarının gelişim göstermemesinde etkili olabilmektedir. Özellikle bu sanat dalında olduğu gibi farklı alternatiflerin olduğu alanlarda geleneksel teknik ve modellerin tekrar edilmesi o sanat dalının zaman içerisinde gerilemesine hatta günümüzde olduğu gibi çağa hitap etmediği için yok olmuş birçok mesleğin ortadan kalkmasına yol açabilmektedir.

Bunu yerine özellikle kuyum gibi hem maddi, hem de görselliğin ön planda tutulduğu sanat dallarında çağın beğenileri doğrultusunda ürünlerin yapılmasını gerektirmektedir. Bu perspektifle yapılacak eserlerin, farklı pazarlara ve daha geniş kitlelere hitap etmesinin önünü açacağı düşüncesindeyim. Burada olduğu gibi aynı teknik ve modellin tekrar edilmesi gelenekselliğin korunması adına takdir edilebilir. Ancak geçimini bu sanattan sağlayan ustaların yeterli talep olmaması durumunda günümüzde talep olmadığı için terk edilmiş birçok iş kolunda olduğu gibi, zaman içerisinde başka alanlara yönelmelerine, nihayetinde bu sanat dalının yok olmasına yol açabileceği endişesini taşımaktayım.

(11)

Durucu, Nuri, (2006).“Diyarbakır Kuyumculuğu”, 1.Geleneksel Diyarbakır El Sanatları Sempozyumu, 16-17 Kasım, Bildiri Özetleri, s.17.

Özdemir, M.Fatih, (2010).Beypazarı Telkari İşlemeciliği ve Takı Örneklerinin İncelenmesi ( Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü El Sanatları Eğitimi Ana Bilim Dalı Dekoratif Ürünler Eğitimi Bilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Ankara,.

Pınar, İlhan, (1999).Gezginler Gözüyle Diyarbakır (1701-1924)” Diyarbakır Müze Şehir,İstanbul, 1999,s.151.

Yalçın, Ünsal,(2016). “Anadolu Madencilik Tarihine Toplu Bir Bakış Synopsis on AnatolianMining,” Yer Altı Kaynakları Dergisi Journal of Underground Resources. Yıl:5 | Sayı:9 | Ocak 2016 ISSN: 2146-9431, s.3-14.

İnternet Kaynakları:

http://turizm.diyarbakir.bel.tr/tr/i/Seyyahlar%C4%B1n_G%C3%B6z%C3%BCyle_DiYARBA KIR_%C3%87AR%C5%9EILARI_ZANAATLARI Erişim Tarihi: 10.08.2017

http://turizm.diyarbakir.bel.tr/tr/i/Seyyahlar%C4%B1n_G%C3%B6z%C3%BCyle_DiYARBA KIR_%C3%87AR%C5%9EILARI_ZANAATLARIErişimTarihi: 10.08.2017

http://www.hasgumus.com/diyarbakir-hasiri-orta-boy-pmu654Erişim Tarihi: 27.10.2017

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

www.musicmap.info adre- sinden ulaşabileceğiniz bu web sitesinde, farklı mü- zik türlerinin nasıl ortaya çıktığından detaylı tarihçesi- ne, örnek çalma listelerinden

1979-84 yıllarında Çevre M üsteşarlığında Daire Başkanı olarak çalışan Gürpınar, 1984’te Başbakanlık Çevre Genel Müdürlüğü’nde uzman olarak görev

Evvelki yazılarda yeni göçleri doğuran, 1) Siyasi baskı, 2) İk­ tisadi cezp, 3) Milli tecanüs ih­ tiyacı âmillerinin rol oynadığını görmüştük. Bir

1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde, öngörülen fesih hallerinden birine dayalı olarak veya ölüm nedeniyle iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda, işçinin işe

Nakit Okulu, Külçeciler ve günümüzdeki Paracı ve Yeni Klasik iktisatçılar gibi para arzını merkez bankasının kontrolü altındaki dışsal bir değişken olarak ele

Klinik bulgular değerlendirildiğinde; 30 (%94) hastada ateş, 23 (%72) hastada boğaz ağrısı, 8 (%25) hastada gözde kızarıklık ve göz çevresinde şişlik saptanmış;

Bal peteği demiştim hani eski Mardin için, işte insanlar o peteğin bir yerlerine tutunarak yaşıyorlar arı gibi yahut dala yapışmış yeşil bir tırtıl gibi… Kahvaltı ve