SOSYAL BİLİMLERDE
Editör
Doç. Dr. Sevcan YILDIZ
YAZARLAR
Doç.Dr. Sevcan YILDIZ Doç.Dr. Yasin ÖZKARA Öğr.Gör.Dr. Murat ÇAY Öğr.Gör.Dr. Yasemin BİLİŞLİ
Öğr.Gör. Hasan ŞAHİN Öğr.Gör. Kürşat KARIŞMAZ Öğr.Gör. Levent ALPASLAN Öğr.Gör. Özhan Nebi SOYSAL
Esra KARLIOVA SOYSAL Hande DÖNDÜRÜR Kübra GÖYMEN
SİSTEMATİK DERLEME 1
SOSYAL BİLİMLERDE
SİSTEMATİK DERLEME
EDİTÖR
Doç. Dr. Sevcan YILDIZ
YAZARLAR
Doç.Dr. Sevcan YILDIZ Doç. Dr. Yasin ÖZKARA Öğr. Gör. Dr. Yasemin BİLİŞLİ Öğr. Gör. Dr. Murat ÇAY Öğr. Gör. Hasan ŞAHİN
Öğr. Gör. Özhan Nebi SOYSAL Öğr. Gör. Levent ALPASLAN Öğr. Gör. Kürşat KARIŞMAZ Esra KARLIOVA SOYSAL Kübra GÖYMEN
Hande DÖNDÜRÜR
1
Copyright © 2020 by iksad publishing house
All rights reserved. No part of this publication may be reproduced, distributed or transmitted in any form or by
any means, including photocopying, recording or other electronic or mechanical methods, without the prior written permission of the publisher,
except in the case of
brief quotations embodied in critical reviews and certain other noncommercial uses permitted by copyright law. Institution of Economic
Development and Social Researches Publications®
(The Licence Number of Publicator: 2014/31220) TURKEY TR: +90 342 606 06 75
USA: +1 631 685 0 853 E mail: [email protected]
www.iksadyayinevi.com
It is responsibility of the author to abide by the publishing ethics rules.
Iksad Publications – 2020©
ISBN: 978-625-7279-39-0 Cover Design: Kürşat KARIŞMAZ
November / 2020 Ankara / Turkey Size = 16 x 24 cm
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ ... 1 Doç. Dr. Sevcan YILDIZ
BÖLÜM 1: ... 5 DİJİTAL DÖNÜŞÜM ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 2013-2020
Öğr.Gör. Hasan Şahin
BÖLÜM: 2 ... 23 ALTERNATİF TURİZM ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 1994-2020
Öğr. Gör. Özhan Nebi SOYSAL
BÖLÜM: 3 ... 39
SAĞLIK İLETİŞİM ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN
SİSTEMATİK DERLEMESİ: 2001-2020 Öğr. Gör. Dr. Yasemin BİLİŞLİ
BÖLÜM: 4 ... 55 DİJİTAL DİPLOMASİ ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 2015-2020
Esra KARLIOVA SOYSAL
BÖLÜM: 5 ... 69 SANAL GERÇEKLİK ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 1996-2020
Kübra GÖYMEN
BÖLÜM 6: ... 88
GPS ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK
DERLEMESİ: 1992-2020 Hande DÖNDÜRÜR
BÖLÜM 7: ... 109 MEDYA OKURYAZARLIĞI KONUSUNDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 2008-2020
Öğr. Gör. Dr. Yasemin BİLİŞLİ Doç Dr. Yasin ÖZKARA
BÖLÜM 8: ... 125 YAHUDİLİK KONUSUNDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 1990 – 2020
Öğr. Gör. Özhan Nebi SOYSAL Öğr.Gör. Levent ALPASLAN
BÖLÜM 9 ... 143 ÇOCUK SUÇLULUĞU KONUSUNDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 1989-2020
Öğr.Gör.Dr. Murat ÇAY
BÖLÜM 10 ... 161 MADDE BAĞIMLILIĞI KONUSUNDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 1987-2020
Öğr.Gör.Dr. Murat ÇAY
BÖLÜM 11……….177 BİLGİSAYAR OYUN ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 1996-2020
Öğr. Gör. Kürşat KARIŞMAZ
BÖLÜM 12……….208 İKONOGRAFİ ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 1995-2020
Doç. Dr. Sevcan YILDIZ Öğr. Gör. Kürşat KARIŞMAZ
ÖNSÖZ
Bu çalışma, Türkiye’de Sosyal Bilimler alanında çeşitli konularda yazılmış olan yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlilik tezlerinin sistematik derlemesi yapılmıştır. Çalışmada Türkiye Sosyal Bilimler alanında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi'nde yer alan konularla ilgili tezler incelenmiştir. Çalışmalar, yıl, üniversite, enstitü, anabilim dalı, özgün dil, danışman unvanı, konu, yöntem ölçütleri temel alınarak doküman analizine ve sistematik delemeye dayalı, betimsel amaçlı nitel bir araştırma özelliğini taşımaktadır. Çalışmalar sonucunda elde edilen bulgular ile Sosyal Bilimler alanında çeşitli konularda yapılan çalışmaların kapsamlı olarak değerlendirilmesi bakımından ilgili alanyazına katkı sağlayacağı ve bu yöndeki mevcut boşluğu doldurması amaçlanmaktadır.
Çalışmanın yapısı gereği nitel araştırma yöntemi kullanılan1 bu çalışmalarda Sosyal Bilimler alanında çeşitli konularla ilgili sistematik derlemeler oluşturulmuştur. Sistematik derleme özelliliğine sahip olan çalışmalar, belirlenen zaman dilimlerinde, mevcut durum saptaması amaçlı araştırma yapılarak o durumun hayat çizgisini ve eğilimlerini gösterebilmesi açısından önemli bulunmaktadır2.
1Silverman, D. (2005). Doing Qualitative Research. Sage Publications, London.
2 Üsdiken B. ve Pasadeos, Y. (1993). "Türkiye'de Örgütler ve Yönetim Yazını", Amme İdaresi Dergisi, 26 (2), s. 73-98.
Çalışmaların amacında uygunluk3 durumu gözetilmektedir.
Araştırmaların evreni Türkiye'de tezlerin arşivlendiği Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Ulusal Tez Merkezi'ne teslim edilmiş ve sosyal bilimlerin çeşitli konularında yazılmış tezlerden oluşmaktadır.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Ulusal Tez Merkezi sisteminden yazarların çalışma alanlarına ait anahtar kelimeler kullanılarak tezlere ait bilgiler taranmıştır.
Örneklem belirlenirken amaçlı örneklem yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmıştır. Evren ulaşılabilir nitelikte olduğu için başlığında yazarların çalışma alanlarına ait anahtar kelimelerin geçtiği tezler, çalışmaların örneklemini oluşturmaktadır. Sistemdeki sosyal bilimler alanındaki yazarların konularıyla ilgili tüm tezler yıllar itibariyle derlenmiştir.
Çalışmalarda ilk olarak nitel yöntemlerle toplanan veriler sayısal veriler aracılığı ile nicel forma dönüştürülmüştür. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler aracılığıyla niceliksel olarak açıklanmış ve yorumlanmıştır4.
Çalışmaların problematiğini cevaplayabilmek için veriler işlenerek aralarındaki örüntüleri saptamak amacıyla içerik analizi yapılmış ve elde edilen bulguları araştırma hedefleri kapsamında sınıflandırılarak açıklanarak yorumlanmıştır. Araştırmanın uygunluk ölçütlerinin
3 Creswell, J. W. (2007). Qualitative Inquiry and Research Design: Choosing Among Five Approaches, Thous and Oaks, Sage Publications, California.
sağlanması konusunda, iç geçerlilik (inandırıcılık), dış geçerlilik (aktarılabilirlik) ve iç güvenilirlik (tutarlılık) ve dış güvenirlik (teyit edilebilirlik) ölçütlerinin kullanılmıştır. Bu anlamda iç geçerlilik için araştırma kapsamına alınan tezler, belirlenen ölçütler doğrultusunda teker teker incelenmiş ve kodlanmıştır. Dış geçerlilik için elde edilen veriler analitik genelleme bağlamında incelenmiştir. İç güvenilirlik konusunda ulaşılan veriler alan uzmanı görüşüne başvurularak sağlanmıştır. Alan uzmanından tarafından yapılan farklı değerlendirme sonuçları birbirlerinden bağımsız olarak sağlamaları yapılmıştır. Böylelikle değerlendiricilerin uyumlu oldukları tespit edilmiştir. Çalışmalara ait çıkarımlar uzman görüşe danışılarak dış güvenirlik incelemesi yapılmıştır. Son olarak uzman görüş ile bir araya gelinerek dış güvenirliğe ilişkin değerlendirmelerde ve geri bildirimlerde bulunulmuştur.
Editör
Doç.Dr. Sevcan YILDIZ
BÖLÜM 1:
DİJİTAL DÖNÜŞÜM ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 2013-2020
Öğr. Gör. Hasan ŞAHİN
Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler MYO, Antalya. [email protected]
GİRİŞ
Gündelik hayatta çok sık kullanılmaya başlanan “dijital dönüşüm”
kavramını daha iyi açıklayabilmek ve mantığını kavrayabilmek için öncelikli olarak kelime öbeğinin etimolojik kökeni ile birlikte ne anlama geldiğini somutlaştırmak gerekmektedir. Etimoloji, birçok durumun daha iyi anlaşılması açısından bize sık sık yol gösteren bir bilim dalı olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, “Alfabe”
kelimesinden yola çıkacak olursak; Alfabe, Türkçeye devşirme bir kelime olup aslı İngilizcede “Alphabet” olarak karşımıza çıkan bir sözcüktür. Öz Türkçedeki karşılığı “Abece” olan bu sözcüğün ortaya çıkışı incelendiğinde karşımıza Latincede yer alan ilk iki harf, (A) Alpha ve (ß) Beta’nın birleşiminden oluşan bir sözcük olarak karşımıza çıktığı görülmektedir. Dijital sözcüğünü incelediğimizde ise karşımıza yine Türkçeye devşirilmiş bir kelime olarak çıkmaktadır.
Dijital kelimesinin kökeni incelendiğinde İngilizcede yer alan “Digit”
sözcüğünün Latincede “Digitus” sözcüğünden geliyor olmasıdır ve bu kelimenin anlamı da “parmak” demektir. O dönemde parmakla sayan, Roma rakamı kullanan insanlar tarafından “sayı, sayma işlemi” için kullanılmaktadır. Bu kavramdan türeyen ve parmakla ilgili, parmakla yapılan manasına gelen “Digitalis” de digital kelimesini ortaya çıkarmaktadır. Bu durum zamanla digit/sayı, dijital/sayısal şeklinde sayısallaştırma olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Kısaca günümüzde çağa adını veren ve aslında “parmak” anlamına gelen bu kelimenin, antik çağların “parmakla sayma” eyleminden türediği görülmektedir.
Dijitalleşmenin temelinde sayılar vardır. Bu durumu bir örnekle açıklayacak olursak; çocukların çizimler ve boyamalar yaptığı kitaplar içerisinde her sayı belli bir renk ile (1-Kırmızı, 2-Beyaz gibi) ifade edilmektedir. Başlangıcında sadece sayılar olan bu kitapta çocuklar boyama işlemini bu sayede yapabilmektedirler. Sayılar, bilgisayar sistematiği içerisinde önemli bir fonksiyona sahiptir. Bilgisayarda tüm resimler, renkler sayılar ile ifade edilmektedir. Sadece renkler değil aynı zamanda harfler de sayılar ile ifade edilmektedir. Bilgisayarda klavye üzerinde yer alan tuşlara her bastığınızda her bir harf bir sayıya dönüştürülmektedir. Örneğin “F” harfi 70 sayısına, “I” harfi 73 sayısına denk gelmektedir ve bu durumun avantajı ise sayılarla hesap yapılabilmesi, sayıların saklanabilmesi ve dönüştürülebilmesidir. En önemli avantajlarından birisi de geri çağırıldıklarında orijinal ile kopya arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Örneğin, renkli bir resmin fotokopisi çekildiğinde her kopya ile birlikte renklerin solduğu görülmektedir. Bunun sonucunda kopyadan kopyaya resim kötüleşmekte ve tanınmayacak hale gelmektedir. Sayılar açısından baktığımızda kopyalama işlemi sonucunda onların da baskı kalitesi düşmekte ama sayıların değerleri hala okunabilmektedir. Dijitalin avantajı ise burada karşımıza çıkmaktadır. Sayılar okunabilmekte ve tekrar renklere dönüştürülebilmektedir böylece orijinal ile kopya arasında hiçbir fark oluşmamaktadır. Bu durumu dijital fotoğraflar açısından değerlendirdiğimizde bu fotoğrafların en büyük avantajı, binlerce resim noktasından yani piksellerden meydana geldiği için her resim noktasının kendisine özgü bir renk sayısı vardır. Milyonlarca
bu işlem belki aylarca sürecektir ancak dijital bir fotoğraf makinesi sayesinde bu işlemin sonucu anında karşımıza çıkmaktadır.
Günümüzde gelişen ve değişen teknolojik koşullar neticesinde dijitalleşme ile başlayan süreç hayatımızı tamamen dönüştürmeye devam etmektedir. Kimlik numaralarımız ile başlayan bu durum, sonrasında çipli kimlik kartına kadar devam etmekte olup, hayatımızı idame ettirebilmek için yeme, içme gibi davranışlarımız dışındaki tüm ihtiyaçlarımız dijitalin bir parçası haline gelmektedir. Böylelikle hayatın merkezi haline gelen dijitalleşme aynı oranda hayatı dönüştürmeye ve bizleri dijital dönüşümün bir parçası yapmaya devam etmektedir.
Dijitalleşme ve Dijital Dönüşüm kavramlarını ayrı ayrı ele almak gerekmektedir. Dijitalleşme içerisinde birçok teknolojik gelişme (Nesnelerin İnterneti-IoT, 3D Yazıcılar, Akıllı Telefonlar, Yapay Zeka, Büyük Veri, Bulut Bilişim, Dronlar, Robotlar vb.) barındırmaktadır. Bu süreçte yer alan teknolojik altyapıya sahip olunarak kullanılması faaliyeti dijitalleşme olarak nitelendirilebilir ancak dijital dönüşüm kavramını açıklarken bu teknolojilerin iş süreçlerine entegre edilerek verimliliği artırmaya yönelik olarak kullanma süreci şeklinde ifade etmemiz gerekmektedir. Çünkü Dijital Dönüşüm kavramı hayatımıza Endüstri 4.0 ile girmeye başlamıştır.
Endüstri 4.0 kavramı ise; bir üretim tesisinde üretimin sensörler yardımı ile gerçekleşmesi, sonrasında takibinin yapılması, yapay zeka tarafından analiz edilmesi ve bu sürecin otomasyonunun sağlanması şeklinde açıklanabilmektedir. Sadece teknolojik altyapının transferi
kurum için dijitalleşmeyi ifade ederken bu teknolojik alt yapının kurumun yapısı içinde yer alan tüm katmanlara (AR-GE, üretim, pazarlama, kurumsal iletişim, kurum kimliği, kurum kültürü, müşteri ilişkileri yönetimi vd.) entegre edilmesiyle birlikte bir geribildirimin alınması durumunda karşımıza dijital dönüşüm kavramının vücut bulmuş hali çıkmaktadır.
Dijital dönüşümün unsurları; “İnsan, Süreç ve Teknoloji” şeklindedir.
Bu üç unsur aynı anda sürecin içerisine dahil olduğunda gerçek anlamda dijital dönüşüm gerçekleşebilmektedir. Dijital dönüşüm devingen bir yapıya sahiptir. Dünü, bugünü ve yarını birlikte ele alarak sürekli biçimde kendini geliştirmek durumundadır. Bu nedenle dijital dönüşümün temel felsefesi değişim olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde bu süreçle birlikte değişimi yakalayanlar, dijital dönüşümün parçası olarak varlığını sürdürebilirken bu değişime ayak uyduramayanlar da kaybolmaya mahkum olacaklardır.
Günümüze gelmeden önce ilk teknolojik gelişme insanların Aşölyen’i bulmasıyla başlar. Aşölyen/Acheuleen: Paleolitik Çağ'da Homo Sapiens ve Homo Erektus'unavlanmak ve savaşmak için kullandıkları uzun bir çubuğun ucuna sabit bir şekilde bağlanmış taş ya da kemik parçalarından oluşan baltaya verilen addır5. Bu aletin bulmasıyla başlayan süreç insansı robotlar ile devam etmekte olup insanoğlunun yaratıcılığının sınırlarının ne kadar geniş olduğunu gözler önüne
5Öztürk, Ö. (2005). Karadeniz: ansiklopedik sözlük (Vol. 1). Heyamola Yayınları.
sermektedir. İşte bu yaratıcılık süreçlerinin birer parçası olarak da dijitalleşme/sayısallaştırma, dijitalleştirme ve dijital dönüşüm kavramları karşımıza çıkmaktadır.
Dijitalleşme/Sayısallaştırma (Digitization): "Sayısallaştırma" ve
"dijitalleştirme", yakından ilişkili olan ve literatürde sıklıkla birbirinin yerine kullanılan iki kavramsal terimdir. Her terim ayrı ayrı ayrıntılı bir şekilde ele alınmalıdır. Sayısallaştırmayı analog bilgi akışlarını dijital yapılara dönüştürmenin temel süreci olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. Dijitalleşmeyi ise, sosyal yaşamın birçok alanının dijital iletişim ve medya altyapıları etrafında yeniden yapılandırılma şekli olarak tanımlayabiliriz.
Dijitalleşme, araştırma ve analiz konusunda uzmanlaşmış, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en büyük bilgi teknolojisi danışmanlık şirketi olan Gertner IT Sözlüğü’nde şu şekilde tanımlanmaktadır;
sayısallaştırma, dijital etkinleştirme olarak da bilinen analogdan dijitale geçiş sürecidir. Başka bir deyişle, sayısallaştırma analog bir süreci alır ve sürecin kendisinde herhangi bir yapısal değişiklik olmaksızın onu dijital bir forma dönüştürür. Onlarca yıldır olduğu gibi bugün de işletmelerde dijitalleşmenin birçok örneği bulunmaktadır.
Bunlar; el yazısı veya daktiloyla yazılmış bir metnin dijital bir dökümana dönüştürülmesi, bir müziğin LP plaklardan MP3’e dönüştürülmesi veya VHS kasetlerden videoya dönüştürülmesi
gibidir. Bunlar dijitalleştirmeye verilebilecek olan birçok örnekten sadece birkaç tanesidir6 (Bloomberg, 2018).
Oxford İngilizce Sözlüğü (OED), 1950'lerin ortalarına kadar bilgisayarlarla birlikte “dijitalleştirme” ve “dijitalleştirme”
terimlerinin ilk kullanımlarını araştırmaktadır. OED'de sayısallaştır- ma; analog verilerin (görüntüler, videolar ve metinler) dijital forma dönüştürülmesi şeklinde tanımlanır. Dijitalleştirme ise dijitalleşmenin aksine, dijital veya bilgisayar teknolojisinin bir kuruluş, endüstri, ülke vb. tarafından benimsenmesi veya kullanımının artması anlamına gelir şeklinde ifade etmektedir7.
Kısaca özetleyecek olursak dijitalleştirme/sayısallaştırma, süreçleri veya iş akışlarını dijitalleştirmek ve otomatikleştirmek amacıyla fiziksel bir öğenin analogdan dijitale veya dijital temsiline dönüşümü olarak karşımıza çıkmaktadır8.
Dijitalleştirme (Digitalization): "Dijitalleşme" teriminin bilgi iletişim teknolojilerinin artması ile birlikte çağdaş kullanımına baktığımızda ilk olarak North American Review'de yayınlanan 1971 tarihli bir makalede karşımıza çıkmaktadır9. Robert Wachal, 1971
6 Bloomberg, J. (2018). Digitization, digitalization, and digital transformation:
confuse them at your peril. Forbes. Retrieved on August, 28, 2019.
7 Brennen, S. and Kreiss, D. (2014), Digitalization and Digitization, Retrieved from http://culturedigitally.org/2014/09/digitalization-and-digitization.
8 i-SCOOP I. “Digitization, digitalization and digital transformation: the differences”, Retrieved from https://www.i-scoop.eu/digitization-digitalizationdigita
yılında yayınlanan bu makalesinde dijitalleşmenin toplum üzerindeki etkilerini açıklamaktadır. Wachal, dijitalleşmeyi modern dünyanın çok önemli olmasa da anahtar özelliklerinden biri olarak görmekteydi 10. Gertner IT Sözlüğü ise dijitalleştirmeyi tanımlarken; dijitalleştirme, bir iş modelini değiştirmek ve yeni gelir ve değer üreten fırsatlar sağlamak için dijital teknolojilerin kullanılmasıdır; dijital bir yapıya geçiş sürecidir şeklinde ifade etmektedir.
Özünde dijitalleşme, dijital teknolojileri ve verileri kullanarak, gelir elde etmek için, süreçleri dijital ortama revize ederek uyarlamak ve dijital çalışma ortamı yaratmaktır.
Dijital Dönüşüm (Digital Transformation): Dijital dönüşüm, dijitalleşmenin ötesinde bir kavramdır. Dijital dönüşüm dijitalleşmeden oldukça farklıdır. Dijital dönüşüm daha geniş bir ifadeyle dijital teknolojilerin uygulanmasının yanı sıra, kurumsal değişim gerektiren müşteri odaklı stratejik iş dönüşümünü ifade etmektedir.
Dijital dönüşüm kavramı, kurumların dijital ortama uyum sağlamak için teknolojiyi tüm süreçlerinde kullanmaları olarak tanımlanabil- mektedir. Dijital dönüşüm, yalnızca kurumların ya da bir şeylerin değil nesnelerin, makinelerin de birbirleriyle bağlantılı olduğu yeni bir safhaya doğru ilerlemekte ve dört temel unsur çerçevesinde; müşteri talepleri ve kitlesel özelleştirme, verinin değeri ve yeni iş modelleri,
10 Kohont, A. Tılen Gorenšek. International Journal of Euro-Mediterranean Studies.
kaynak kısıtları ve sürdürülebilirlik ve yatırıma ve nitelikli işgücüne geçiş olarak şekillenmektedir (TÜSİAD, 2017).
Dijital Ekonomi üzerine MIT Sloan Girişimi'nde Baş Araştırma Bilimcisi olan George Westerman dijital dönüşüm ile ilgili görüşlerini şu şekilde ifade etmektedir; dijital dönüşümü doğru şekilde yapmak, tırtılın kelebeğe dönüşmesi gibidir. Ancak, dijital dönüşümü yanlış uyguladığımızda, elimize geçen sadece hızlı bir tırtıl olacaktır, der.
Dijital dönüşüm ve inovasyona giden yolda, verileri ve süreçleri dijitalleştirmek tek başına yeterli bir çözüm değildir. Dijital dönüşüm sadece dijitalleşme ile sınırlı kaldığında kurumlar gelişen dünya düzeninde küreselleşmeye ayak uydurmaya çalışan, üretmeden sadece tüketen yapılar olarak karşımıza çıkacaklardır. Bu durumda çağa ayak uyduramayan kurumların varlığının çok kısa süreceğinin bir göstergesidir. Burada yapılması gereken niceliksel gelişim yerine niteliksel gelişimde bulunmaya çalışmaktır. Dijitalleşmenin felsefesini algılayarak bunu dijital dönüşüme çevirmek günümüzde kurumların birincil görevi olarak karşımıza çıkmaktadır.
1. DİJİTAL DÖNÜŞÜM ALANINDA YAPILMIŞ OLAN TEZLERE YÖNELİK ARAŞTIRMA
1.1. Araştırmanın Bulguları
Bu başlık altında araştırmanın temel ve tamamlayıcı sorunsallarına yanıtlamaya yönelik analiz sonuçları yorumlanmıştır.
Tablo 1: Dijital Dönüşüm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Yıl Bazında Dağılımları
Yıllar 2013 2016 2018 2019 2020 Toplam
Tez Sayısı 1 1 2 16 9 29
Tablo 1 incelendiğinde Dijital Dönüşüm konusunda en fazla tezin 2019 yılında yazıldığı görülmektedir. Yıllar itibariyle bakıldığında genel olarak 2019 yılından sonra artış gözlenmesi beklenirken 2020 yılında bir düşün gözlenmektedir. Dijital Dönüşüm konusu Türkiye’de tez literatürüne 2013 yılında girmiştir. 2013 ve 2016 yıllarında birer tez yazıldığı görülmektedir. YÖK tez arşivinden alınan bilgilere göre ilk doktora tezi 2016 yılında yazılmıştır ve o yıl alanda yazılan tek tez olma özelliğine sahiptir.
Tablo 2: Dijital Dönüşüm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Üniversite Bazında Dağılımları
Üniversite Tez
Sayısı Üniversite Tez Sayısı
Atılım 1 Kocaeli 2
Bahçeşehir 4 Marmara 3
Boğaziçi 3 Ondokuz Mayıs 1
Celal Bayar 1 Sabancı 1
Fırat 1 Sakarya 1
İstanbul 3 Selçuk 1
İstanbul Teknik 2 Süleyman Demirel 1
Kadir Has 1 Yeditepe 1
Kırklareli 1 Yıldız Teknik 1
Toplam 29
Tablo 2’de Dijital Dönüşüm konusunda yapılmış olan tezlerin üniversite bazında dağılımlarına yer verilmiştir. Tabloda görüldüğü üzere en fazla tezin yazıldığı üniversite Bahçeşehir (4 adet) ve Boğaziçi, İstanbul ve Marmara (3 Adet)’dir. Sıralamayı İstanbul Teknik ve Kocaeli Üniversitesi izlemektedir. Diğer üniversitelerde birer tez yazılmıştır.
Tablo 3: Dijital Dönüşüm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Enstitü Bazında Dağılımları
Enstitü Tez Sayısı
Fen Bilimleri 8
Sosyal Bilimler 19
Mühendislik ve Fen Bilimleri 1
Lisansüstü Eğitim 1
Toplam 29
Dijital Dönüşüm alanında yapılmış olan tezlerin enstitü bazında dağılımları Tablo 3’de verilmiştir. En fazla tezin Sosyal Bilimler Enstitüsünce (19 adet) yapıldığı görülmektedir. Bu rakamı sırası ile Fen Bilimleri (8 adet), Mühendislik ve Fen Bilimleri ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü (1’er adet) takip etmektedir.
Tablo 4: Dijital Dönüşüm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Anabilim Dalı Bazında Dağılımları
Anabilim Dalı Tez Sayısı
İletişim 1
Halkla İlişkiler ve Tanıtım 1
İşletme 7
Endüstri Mühendisliği 5
Teknoloji ve Bilgi Yönetimi 1
Yönetim ve Bilişim Sistemleri 1
Yazılım Mühendisliği 1
Enformatik 1
Havacılık Yönetimi 1
Mühendislik Yönetimi 1
Gazetecilik 1
Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği 1
Radyo, Televizyon ve Sinema 1
Sosyoloji 2
İktisat 2
Bilgisayar Mühendisliği 1
Halkla İlişkiler 1
Toplam 29
Tablo 4’te Dijital Dönüşüm alanında yapılmış olan tezlerin anabilim dalına göre dağılımlarına yönelik bulgular verilmiştir. Tablo 4 incelendiğinde en fazla tezin İşletme Anabilim Dalında (7 Adet) ayrıca Endüstri Mühendisliğinde de 5 Adet tezin yazıldığı görülmektedir.
Tablo 5: Dijital Dönüşüm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Özgün Dilleri Bazında Dağılımları
Dil Tez Sayısı
Türkçe 23
İngilizce 6
Toplam 29
Çalışma kapsamındaki tezlerin çoğunluğunun Türkçe (23 adet), kalan tezlerin İngilizce (6 adet) olarak yazılmış olduğu Tablo 5’de görülmektedir.
Tablo 6: Dijital Dönüşüm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Danışman Unvanları Bazında Dağılımları
Danışman Ünvanı Tez Sayısı
Prof. Dr. 7
Doç. Dr. 15
Dr. Öğr. Üyesi 5
Dr. 2
Toplam 29
Tablo 6’da Dijital Dönüşüm alanında yapılmış olan tezlerin danışman unvanları verilmiştir. En fazla tez danışmanlığını doçent doktor (15 Adet) unvanına sahip öğretim üyeleri yaparken onları sırasıyla profesör doktor (7 Adet), doktor öğretim üyesi (5 adet) ve Doktor (2 Adet) unvanına sahip öğretim elemanlarının takip ettiği görülmekte- dir.
Tablo 7: Dijital Dönüşüm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Yöntem Bakımından Dağılımları
Yöntem Tez Sayısı
Nitel 29
Toplam 29
Dijital Dönüşüm alanında yapılmış olan tezlerin yöntem bakımından dağılımlarına yönelik bulgular Tablo 7’de verilmiştir. Yapılan
araştırma göstermektedir ki, araştırma kapsamındaki tezlerin tümü nitel araştırma yöntemi (29 Adet) kullanılmıştır.
Tablo 8: Dijital Dönüşüm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Tür Bakımından Dağılımları
Türü Tez Sayısı
Yüksek Lisans 27
Doktora 2
Toplam 29
Tablo 8 incelendiğinde, Dijital Dönüşüm alanında yazılan tezlerin çoğunluğunun yüksek lisans olduğu görülmektedir. 2 adet de doktora tezi yazılmıştır.
2. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Çalışma Türkiye’de Dijital Dönüşüm konusunda Yüksek Öğretim Kurumu Tez Arşivi'nde yer alan 29 tez üzerinden yürütülmüştür.
Araştırma yıl, üniversite, enstitü, anabilim dalı, özgün dil, danışmanın unvanı, yöntem ölçütleri ve tez türü temel alınarak doküman analizine ve sistematik delemeye dayalı, betimsel amaçlı nitel bir araştırma özelliğini taşımaktadır.
Türkiye’de Dijital Dönüşüm konusunda çalışmalar 2013 yılında başlamış olup ilk doktora tezi 2016 yılında yazılmıştır. Konuyla ilgili genel olarak yüksek lisans tezi yazılmıştır. En fazla tez 2019 yılında yazılmıştır. 2020 yılı henüz bitmediği için yorum dışı bırakılmıştır.
Üniversite bazında incelendiğinde en fazla tez Bahçeşehir (4 adet) ve Boğaziçi, İstanbul ve Marmara (3 Adet) Üniversitesinde yazılmıştır.
Sosyal Bilimler Enstitüsünde 19, Fen Bilimlerinde 8 adet tez yazılmıştır. Anabilim dalları dikkate alındığında İşletme Anabilim Dalında (7 Adet) ayrıca Endüstri Mühendisliği Anabilim Dalında ise 5 Adet tez yazıldığı görülmektedir. Çok çeşitli anabilim dalında Dijital Dönüşüm konusunun çalışılmış olması konunun disiplinlerarası bir nitelik taşıdığını da ayrıca göstermektedir. Tezlerin çoğunluğunun profesör ve doçent unvanlı öğretim üyeleri tarafından yönetildiği görülmüştür. Çalışmalarda tümünde nitel yöntemin kullanılmış olduğundan dolayı alanın nitel araştırmalara daha yatkın olduğunu söyleyebiliriz. Sayısal olarak yüksek lisans tezleri fazladır.
Sonuç olarak söz konusu çalışmada Dijital Dönüşüm konusunda yapılmış tezlere ilişkin bir sistematik derleme yapılarak ilgili alana dair yaklaşık 7 yıllık dönemin genel bir analizi yapılmaya çalışılmıştır.
Çalışma bir başlangıç niteliğinde olup daha sonraki çalışmalara alt yapı oluşturacak niteliktedir.
KAYNAKÇA
Bloomberg, J. (2018). Digitization, digitalization, and digital transformation: confuse them at your peril. Forbes. Retrieved on August, 28, 2019.
Brennen, S. and Kreiss, D. (2014), Digitalization and Digitization, Retrieved from http://culturedigitally.org/2014/09/digitalization- and-digitization/
Gartner IT Glossary. https://www.gartner.com/it-glossary/d
i-SCOOP I. “Digitization, digitalization and digital transformation: the differences”, Retrieved from https://www.i-scoop.eu/digitization -digitalizationdigital-transformation-disruption/
i-SCOOP II. Moving From Digitization to Digitalization, Retrieved from https://www.i-scoop.eu/information-management/moving- digitizationdigitalization/
Kohont, A. Tılen Gorenšek. International Journal of Euro- Mediterranean Studies.
Öztürk, Ö. (2005). Karadeniz: ansiklopedik sözlük (Vol. 1). Heyamola Yayınları.
BÖLÜM: 2
ALTERNATİF TURİZM ALANINDAYAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ: 1994-2020
Öğr. Gör. Özhan Nebi SOYSAL
Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler MYO, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı, Antalya, TÜRKİYE, [email protected]
GİRİŞ
Turizm olayı ve kavramı için çok çeşitli tarifler ortaya konmuştur.
Bunlar arasında genel kabul görmüş birkaç tanesi; Turizm kazanç sağlama amacına yönelik olmamak ve sürekli yerleşmemek koşuluyla insanların bir yerlere seyahatleri ve orada konaklamalarından doğan aktivitelerin bütünüdür11.
Uluslararası turizm sözlüğünde ise turizm, zevk için yapılan geziler ve seyahatleri yapmak için gerçekleştirilen insan faaliyetlerinin tümü olarak açıklanmaktadır.
Bir başka tanıma göre ise turizm, sürekli yaşanılan yerlerden başka bir yere farklı nedenlerle gerçekleştirilen, bir yıldan kısa bir günden uzun seyahatleri içerir. Yakın zamana kadar bu seyahatler deniz, kum, güneş amacı ile yapılırken; günümüzde alternatif faaliyetler ön plana çıkmaktadır12.
Alternatif turizm kavramı ise, geleneksel turizme yeni bir boyut getirmek amacıyla, yeni turistik ürünlerin bir araya getirilmesi ve turizmde çeşitlilik üzerine ortaya çıkmıştır. Alternatif turizmin ortaya çıkmasındaki temel neden; insanların seyahatler konusunda farklılaşan beklentilerine cevap vermek, ülkelerin turizme kaynak olarak kullanabileceği potansiyelleri daha verimli kullanmalarını sağlayarak sosyal, ekonomik, kültürel kazanımları arttırmaktır13.
11Bayer, M. Z., 1992, Turizme Giriş, İşletme Fakültesi Yayın No: 253, İstanbul
12Albayrak, A., 2013, Alternatif Turizm, Detay Yayıncılık, Ankara
13Tapkı, S., 2020, Kırsal Yerlerin Gelişimi için Alternatif Turizm Olanakları Üzerine Bir Model Önerisi: Yozgat Örneği, Doktora Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi
Turizmin dünyada gelişen tüm olay ve olumsuz durumlar karşısında en kırılgan sektörlerin başında geldiğinin ifade edilmesi gerekse de alternatif turizm şekilleri ile iyice zenginleşen günümüz turizmi, çok yönlü faaliyet yapısı itibariyle dünyada en hızlı gelişen sektörlerden birisi olma özelliğini artırarak korumaktadır. Bu gelişmenin temelinde, özellikle kalkınmış sanayi toplumlarındaki artan refah düzeyinin, kentlerden ve yarattığı stresten kaçışı hızlandırması, buna paralel olarak gelişip çeşitlenen alternatif turizm çeşitleri ve ulaşım olanakları ile de insanların doğa ile bütünleşme arzularını tatmin etme girişimlerinin çoğalması yatmaktadır.
Alternatif turizm, doğadan çevreye zarar vermeden faydalanmayı amaçlayan faaliyetlerden oluşan doğa dostu bir turizmdir. Bu sebeple, doğal ve kültürel değerleri gelecek nesillere aktarması ve çevreye getirdiği avantajları ile alternatif turizm en uygun turizm olarak kabul edilebilir14. Alternatif turizm, çevreye karşı hassaslığının yanında, kültürel kaynakların korunması, yerel halkın bilinçlendirilmesi ve yaşam kalitesinin artmasına pozitif katkı sağlar. Ayrıca yeni iş sahaları oluşturarak yerelin refah düzeyinin artmasını sağlarken, ülke cari gelirlerine yüksek miktarda olumlu etkide bulunur. Bu özelliği ile ülkemiz ekonomisin en büyük sorunlarında biri olan cari açığın azaltılmasına çare olabilecekken henüz hak ettiği ilgiyi görememiş ve gerekli yatırımı alamamıştır. Üstelik bu pastadan büyük paylar alan
14Kılıçaslan, C., B. Deniz, T.H. Göktuğ, B. Kara ve E. Kutsal, 2011, Evaluation of
birçok ülkeden fazla olan alternatif turizm kaynaklarımızın yeterince değerlendirilememesi, ülkemiz adına ayrıca kaynak israfı olmaktadır.
Alternatif turizm çeşitleri olarak;
Doğa Temelli Alternatif Turizm: Doğal güzelliği yüksek ve çekiciliği bozulmamış alanlarda yapılan turistik faaliyetler bu kapsamda değerlendirilmektedir. Kamp ve karavan turizmi başta olmak üzere, agro turizm, yayla turizmi, kırsal turizm ve benzeri turistik faaliyetleri içinde barındıran alternatif turizm çeşididir. Ayrıca deniz, akarsu, dağ ve mağara turizmlerinin yapıldığı noktalar, doğal yollardan oluşmuş ve o haliyle korunabilmiş ise, turistik faaliyetin gerçekleştiği yer itibariyle doğa temelli alternatif turizm çeşitleri arasında gösterilmelidir.
Kültür Turizmi: Tarihsel süreçte turizm faaliyetini başlatan en önemli etkenlerden birinin merak olduğunu söylemek mümkündür. Bu noktada tüm keşiflerin kaynağı olan merak, turistik ürünlerin keşfinde de başrolde olmuştur. Bu kapsamda yapılan gezilerin ilkel kültür turizmi faaliyeti olarak tanımlamamız yanlış olmaz.
Modern bir bakışla ise kültür turizmini, “bir bölgede yaşayan bir insan grubuna özgü somut ve soyut özelliklerinin, ziyaretçinin ilgi ve amacına göre gerçek ortamında deneyimlenmesi için yapılan seyahat”
olarak tanımlamak mümkündür15.
15Bahçe, A.S., 2009, Kırsal Gelişimde Kültür Turizmi Modeli, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 25, Kütahya
Sağlık Turizmi: Sağlık hizmetleri genel müdürlüğünce yapılan tanıma göre sağlık turizmi, kısaca bireylerin hem koruyucu hem tedavi edici hem rehabilite edici hem de sağlık geliştirici hizmetleri almak amacı ile yaşadıkları ülke dışında ziyaretleridir16. Sağlık turizmi her ne kadar uluslararası bir turizm çeşidi olarak tanımlanmış olsa da aynı amaçlarla yurtiçinde yaşanan turizm hareketlerini de bu kapsamda değerlendirmek doğru olacaktır.
Sağlık turizmi kendi içinde, tıbbi tedavi hizmetlerinin sağlandığı medikal turizm, yaşlı insanların bakım hizmetlerinin sağlandığı yaşlı turizmi, şifalı sulardan yararlanılan termal turizm, engellilerin tedavi ve tatil ihtiyaçlarının karşılandığı engelli turizmi ve boş zamanı sağlıklı değerlendirmeyi içeren rekreasyonel turizm gibi çeşitlere ayrılmaktadır.
Spor Turizmi: TÜRSAB’ın spor turizmi raporunda spor turizmi, sportif faaliyetler amacıyla seyahat edenlerin oluşturduğu turizm çeşidi olarak tanımlanıyor. Bazı kesimler spor turizmini sadece aktif olarak spor yapan kişiler kapsamında değerlendirirken, bazıları da yapılan sporu seyretmek için seyahat edenleri de kapsama dahil ediyor17.
Popüler kitle sporların yanında yapılabilmesi için uygun alanların bulunması zorunlu doğa sporlarının varlığı da spor turizmini hızlandıran bir başka nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. Kayak ve
16
sörf çeşitleri, paraşüt çeşitleri, dalgıçlık, rafting, dağcılık ve avcılık gibi doğa sporlarını, turistik merkeze özgü doğa sporlarına örnek olarak gösterebiliriz.
İnanç Turizmi: İnsanların devamlı ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına, dini inançlarını gerçekleştirmek ve inanç çekim merkezlerini görmek amacıyla yaptıkları turistik amaçlı gezilerin turizm olgusu içerisinde değerlendirilmesi “İnanç Turizmi” olarak tanımlanabilmektedir. Bir diğer ele alınış şekli ise kutsal yerlerin yerli ve yabancı turistlerce ziyaret edilmesinin turizm olgusu içerisinde değerlendirilmesi şeklinde olup en basit tanımı ile inanç turizmi kutsal yerlere yönelik turizm etkinlikleri olarak tanımlanmaktadır18.
İnsanların dini ihtiyaçlarını gidermek ve ibadet gerçekleştirmek için bir bölgeden diğerine seyahat etmesi, kendi bölgesi bakımından pasif inanç turizmi olarak değerlendirilirken, gidilen bölge açısından aktif inanç turizmi olarak adlandırılmaktadır.
Yukarıda açıklanan en önemli alternatif turizm çeşitlerinin yanında 3.
yaş turizmi, gençlik turizmi, macera turizmi, gastroturizm gibi gelişmekte olan alternatif turizm çeşitleri olduğunu da belirtmek gerekmektedir.
18Çakmak, T. F., 2014, İnanç Turizminin Turistik Destinasyon Pazarlamasındaki Yeri ve Önemi: Göbeklitepe Örneği, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Turizm İşletmeciliği Yüksek Lisans Tezi, İstanbul
1. ALTERNATİF TURİZM ALANINDA YAPILMIŞ OLAN TEZLERE YÖNELİK ARAŞTIRMA
1.1. Araştırmanın Bulguları
Bu başlık altında araştırmanın temel ve tamamlayıcı sorunsallarına yanıtlamaya yönelik analiz sonuçları yorumlanmıştır.
Tablo 1: Alternatif Turizm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Yıl Bazında Dağılımları
Yıllar 1994 1995 1996 1998 2001 2004 2006 2007 2009 2011 2013 2014 2016 2017 2018 2019 2020 Toplam
Tez Sayısı
1 2 1 1 2 3 2 2 2 1 2 1 2 4 1 15 1 43
Tablo 1 incelendiğinde alternatif turizm konusunda en fazla tezin açık arayla 2019 yılında yapıldığı görülmektedir. Yıllar itibariyle bakıldığında genel olarak 2017 yılından sonra artış gözlenmektedir.
Alternatif turizm konusu Türkiye’de tez literatürüne 1994 yılında girmiştir. 2000’li yıllara kadar fazla çalışılan bir konu olmadığı görülmektedir. Buna rağmen YÖK tez arşivinden alınan bilgilere göre ilk doktora tezi 1995 yılında yazılmıştır.
Tablo 2: Alternatif Turizm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Üniversite Bazında Dağılımları
Üniversite Tez
Sayısı Üniversite Tez
Sayısı Abant İzzet Baysal
Üniversitesi 2 İstanbul Teknik
Üniversitesi 1
Afyon Kocatepe
Üniversitesi 1 İzmir Kâtip Çelebi
Üniversitesi 1
Akdeniz Üniversitesi 1 Kahramanmaraş Sütçü
İmam Üniversitesi 1 Ankara Üniversitesi 1 Karadeniz Teknik
Üniversitesi 3
Atatürk Üniversitesi 2 Marmara Üniversitesi 1 Balıkesir Üniversitesi 1 Mersin Üniversitesi 1 Burdur Mehmet Akif
Ersoy Üniversitesi 1 Muğla Sıtkı Koçman
Üniversitesi 1
Çanakkale 18 Mart
Üniversitesi 2 Ortadoğu Teknik
Üniversitesi 2
Dokuz Eylül
Üniversitesi 1 Sakarya Üniversitesi 1
Düzce Üniversitesi 1 Selçuk Üniversitesi 4 Gazi Üniversitesi 2 Süleyman Demirel
Üniversitesi 1
Hasan Kalyoncu
Üniversitesi 1 Tekirdağ Namık Kemal
Üniversitesi 1
İskenderun Teknik
Üniversitesi 1 Yıldız Teknik
Üniversitesi 3
İstanbul Üniversitesi 5
TOPLAM 43
Tablo 2’de Alternatif turizm konusunda yapılmış olan tezlerin üniversite bazında dağılımlarına yer verilmiştir. Tabloda görüldüğü üzere en fazla tezin yapıldığı üniversite İstanbul Üniversitesi (5 adet) ve Selçuk Üniversitesi (4 adet)’dir. Sıralamayı Karadeniz Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Abant İzzet Baysal
Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi izlemektedir.
Diğer üniversitelerde birer tez yazılmıştır.
Tablo 3: Alternatif Turizm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Enstitü Bazında Dağılımları
Enstitü Tez Sayısı
Fen Bilimleri 11
Sosyal Bilimler 31
Eğitim Bilimleri 1
Toplam 43
Alternatif turizm alanında yapılmış olan tezlerin enstitü bazında dağılımları Tablo 3’de verilmiştir. En fazla tezin Sosyal Bilimler Enstitüsünce (31 adet) yapıldığı görülmektedir. Bu rakamı sırası ile Fen Bilimleri (11 adet) ve Eğitim Bilimleri (1 Adet), takip etmektedir.
Tablo 4: Alternatif Turizm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Anabilim Dalı Bazında Dağılımları
Anabilim Dalı Tez
Sayısı Anabilim Dalı Tez Sayısı Aile Ekonomisi ve
Beslenme Eğitimi 1 Peyzaj Mimarlığı 5
Bölgesel Araştırmalar 1 Siyaset Bilimi ve Kamu
Yönetimi 1
Coğrafya 3 Turizm işletmeciliği 20
İşletme 3 Turizm ve Otel
İşletmeciliği 2
Mimarlık 5 Yönetim ve
Organizasyon
1 Orman Mühendisliği 1
Tablo 4’te Alternatif turizm alanında yapılmış olan tezlerinin anabilim dalına göre dağılımlarına yönelik bulgular verilmiştir. Tablo 4 incelendiğinde en fazla tezin Turizm İşletmeciliği 20 adet, Mimarlık ve Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dallarında 5 er adet ayrıca Coğrafya ve İşletme Anabilim Dallarında da 3 er adet tez yazıldığı görülmektedir.
Tablo 5: Alternatif Turizm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Özgün Dilleri Bazında Dağılımları
Özgün Dil Tez Sayısı
Türkçe 43
İngilizce 0
Toplam 43
Çalışma kapsamındaki tezlerin hepsinin Türkçe (43 adet), olarak yazılmış olduğu Tablo 5’de görülmektedir. Bu durum ülkemizde bu konuda yapılan tez çalışmalarının uluslararası kaynaklar arasına girmelerini engellemektedir.
Tablo 6: Alternatif Turizm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Danışman Unvanları Bazında Dağılımları
Danışman Ünvanı Tez Sayısı
Prof. Dr. 15
Doç. Dr. 15
Dr. Öğr. Üyesi 12
Öğr. Gör. 1
Toplam 43
Tablo 6’da Alternatif alanında yapılmış olan tezlerin danışman unvanları verilmiştir. En fazla tez danışmanlıklarını profesör doktor (15 Adet) unvanına sahip öğretim üyeleri ve doçent doktor (15 Adet), unvanına sahip öğretim üyeleri yapmıştır. 12 Adet tez doktor öğretim üyeleri tarafından yürütülürken, 1995 tarihli bir teze öğretim görevlisi danışmanlık yapmıştır.
Tablo 7: Alternatif Turizm Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Yöntem Bakımından Dağılımları
Yöntem Tez Sayısı
Nitel 18
Nicel 19
Nitel + Nicel 6
Toplam 43
Alternatif Turizm alanında yapılmış olan tezlerin yöntem bakımından dağılımlarına yönelik bulgular Tablo 7’de verilmiştir. Yapılan araştırma göstermektedir ki, araştırma kapsamındaki tezlerin büyük bir çoğunluğunda nitel araştırma yöntemi (18Adet) ve nicel araştırma yöntemi (19 Adet) kullanılmıştır. İlgili çalışmalarda hem nitel hem de nicel yöntemin birlikte kullanıldığı tez sayısı ise 6 adettir.
Tablo 8: Kültürel Miras Alanında Yapılmış Olan Tezlerin Tür Bakımından Dağılımları
Türü Tez Sayısı
Yüksek Lisans 32
Doktora 11
Toplam 43
Tablo 8 incelendiğinde, Kültürel Miras alanında yazılan tezlerin çoğunluğunun yüksek lisans tezi (32 Adet) olduğu görülmektedir.
Ayrıca bu konuda 13 adet doktora tezi yazılmıştır.
2. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Turizm en basit hali ile, kişilerin çeşitli sebeplerle ikametgahlarından başka bir yere seyahat ederek, orada geceleme yapması olarak tanımlanabilir. Tanımda geçen çeşitli sebepler vurgusu ise turizmin çok boyutluluğunu ön plana çıkarmaktadır. Turizmin sadece gezme- görme-eğlenme faaliyeti olmadığını gösteren bu boyutlardan biri de Alternatif Turizm olgusudur. Alternatif turizm ise, Türkiye özelinde deniz-kum-güneş turizmi olan geleneksel turizme yeni bir boyut katmak ve çeşitlendirmek üzere yapılan tüm turizm faaliyetlerini kapsayan genel bir kavram olarak kullanılmaktadır.
Alternatif turizm Türkiye’de, başta turizm işletmeciliği, coğrafya, tarih, mimarlık, ormancılık ve orman mühendisliği, peyzaj mimarlığı gibi çeşitli bilim dallarıyla ilişkilendirilmiş ve çok boyutlu olarak araştırılmıştır. Buna rağmen literatüre baktığımızda alternatif turizm ile ilgili çok fazla çalışma yapılmamış olup konunun önemi son
yıllarda kavranmaya başlanmıştır. Bu araştırma, Türkiye’de Alternatif Turizm konusunda yazılmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin sistematik derlemesidir. Çalışmada alternatif turizm konusunda Yüksek Öğretim Kurumu Tez Arşivi'nde yer alan 43 tez incelenmiştir.
Çalışma, yıl, üniversite, enstitü, anabilim dalı, özgün dil, danışman unvanı, konu, yöntem ölçütleri temel alınarak doküman analizine ve sistematik derlemeye dayalı, betimsel amaçlı nitel bir araştırma özelliğini taşımaktadır.
Sonuç olarak çalışma sonucunda elde edilen bulgular ile alternatif turizm konusunda yapılan çalışmaların kapsamlı olarak değerlendirilmesi bakımından ilgili alan yazına katkı sağlayacağı ve bu yöndeki boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.
KAYNAKÇA
Albayrak, A., 2013, Alternatif Turizm, Detay Yayıncılık, Ankara.
Bahçe, A.S., 2009, Kırsal Gelişimde Kültür Turizmi Modeli, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 25, Kütahya.
Bayer, M. Z., 1992, Turizme Giriş, İşletme Fakültesi Yayın No: 253, İstanbul.
Creswell, J. W. (2007). Qualitative Inquiry and Research Design:
Choosing Among Five Approaches, Thousand Oaks, Sage Publications, California.
Çakmak, T. F., 2014, İnanç Turizminin Turistik Destinasyon Pazarlamasındaki Yeri ve Önemi: Göbeklitepe Örneği, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Turizm İşletmeciliği Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.
https://saglikturizmi.saglik.gov.tr/Eklenti/10944/0/02pdf.pdf, erişim:
15.10.2020.
https://www.tursab.org.tr/apps/OldFiles/dosya/12195/tursab-spor- turizmi-raporu_12195_5670173.pdf, erişim: 15.10.2020.
Kılıçaslan, C., B. Deniz, T.H. Göktuğ, B. Kara ve E. Kutsal, 2011, Evaluation of tourism alternatives in the national park of Dilek Peninsula Büyük Menderes Delta, Procedia Social and Behavioral Sciences, 270-279.Üsdiken B. ve Pasadeos, Y.
(1993). "Türkiye'de Örgütler ve Yönetim Yazını", Amme İdaresi Dergisi, 26 (2), s. 73-98.
Silverman, D. (2005). Doing Qualitative Research. Sage Publications, London.
Tapkı, S., 2020, Kırsal Yerlerin Gelişimi için Alternatif Turizm Olanakları Üzerine Bir Model Önerisi: Yozgat Örneği, Doktora Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul.
Üsdiken B. ve Pasadeos, Y. (1993). "Türkiye'de Örgütler ve Yönetim Yazını", Amme İdaresi Dergisi, 26 (2), s. 73-98.
Yıldırım, A. ve Şimşek, H. (2011). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Seçkin Yayıncılık, Ankara.
BÖLÜM: 3
SAĞLIK İLETİŞİM ALANINDA YAPILMIŞ TEZLERİN SİSTEMATİK DERLEMESİ:
2001-2020
Öğr. Gör. Dr. Yasemin BİLİŞLİ
Akdeniz Üniversitesi, SBMYO, Ç.M.H. Antalya, Türkiye. [email protected]
GİRİŞ
Bu araştırmanın amacı, Türkiye bağlamında sağlık iletişimi alanında yapılmış tezlere sistematik bir derleme yaparak genel bir çerçeve sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de sağlık iletişimi alanında yapılmış tezlerin yıl, tez türü, üniversite, enstitü, anabilim dalı, kullandığı dil, danışman unvanı ve yöntem kriterleri bakımından dağılımı nasıldır?" sorunsalına yanıt aranmaktadır. Cevaplanması hedeflenen alt sorunsallar: 1) Sağlık İletişimi alanında yapılmış tezlerin yıl bazında dağılımları nasıldır? 2) Sağlık İletişimi alanında yapılmış tezlerin türlerine göre dağılımı nasıldır? 3) Sağlık İletişimi alanında yapılmış tezlerin üniversite bazında dağılımları nasıldır? 4) Sağlık İletişimi alanında yapılmış tezlerin enstitü bazında dağılımları nasıldır? 5) Sağlık İletişimi alanında yapılmış tezlerin anabilim dalı bazında dağılımları nasıldır? 6) Sağlık İletişimi alanında yapılmış tezlerin kullandığı dil bakımından dağılımları nasıldır? 7) Sağlık İletişimi alanında yapılmış tezlerin danışmanın unvanları bakımından dağılımları nasıldır? 8) Sağlık İletişimi alanında yapılmış tezlerde kullanılan yöntem bakımından dağılımları nasıldır? Çalışmanın evrenini, incelemenin amacı dâhilinde uygunluk kriterleri (Creswell, 2007) göz önünde bulundurularak Yüksek Öğretim Kurumu Tez Arşivi'nde sağlık iletişimi alanında yapılmış tezler oluşturmaktadır.
Çalışmanın örneklemini ise araştırma sorusunun yanıtlanmasında yeterli olacağı düşünülen erişime açık olan tezler oluşturmaktadır. Bu nedenle örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme dayalı ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden
sistematik derleme kullanılmıştır. Ancak çalışmada niteliksel olarak toplanan veriler değerlendirilirken sayısal ifadeler aracılığı ile niceliksel olarak sunulmuştur. Bu noktada ise tanımlayıcı istatistik ve grafiklerle sunuş gerçekleştirilecektir.
Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ile sağlık iletişimi alanında yapılan tez çalışmaları ayrıntılı olarak değerlendirmesi bakımından ilgili alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı durumu değil, bunun yanında bireyin ruhsal, fiziksel ve sosyal olarak da tam bir iyilik halinde olması olarak tanımlamıştır (https://www.who.int/about/who-we-are/constitution). Bu tanım sağlığın sadece tıbbi boyutunun değil aynı zamanda sosyal boyutunun da önemine dikkat çekmektedir. Bu tanımda birey, psikolojik, bedensel ve sosyal nitelikleriyle bir bütün olarak değerlendirilmek- tedir. Ancak 1986 yılında DSÖ, tanımdaki birtakım eksiklikler neticesinde, sağlık konusundaki sorumluluğu, sağlık sektörünün sorumluluğundan çıkararak, sağlık için ön koşullar ve sağlığı geliştirme amaçlı politik araçları belirlemiştir. Bununla birlikte hastalık riskleriyle başa çıkmada bireysel bilincin güçlendirilmesi ve sosyal çevrenin sağlığa uygun hale getirilmesi olarak oluşturulması yönünde karar alınmıştır. Burada bireysel bilincin geliştirilmesi kısmı büyük ölçüde sağlık iletişimini içermektedir. Bireylerin sağlık sorunlarıyla ilgili bilinç düzeyi arttıkça, sağlığa ilişkin risklerle başa çıkma durumu da yükselmektedir (Okay, 2009: 13-14).
Sağlık tanımının sosyal boyutu iletişim alanında da kendine geniş çaplı yer ve uygulama alanı bulmaktadır. Yeni bir kavram olan sağlık iletişimi, birçok disiplinin katkısı ile günden güne gelişerek toplum yararı için kullanılmaktadır. Sağlık iletişimi, sağlık sorunlarıyla mücadeleyi hedefleyen çalışmalarda ve sağlığın geliştirilmesiyle ilgili alanlarda önemli katkılar sağlamaktadır.
Sağlık iletişiminin ilgi alanı; bireylerin sağlığı, yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi, ulusal ve evrensel sağlık programlarının hazırlanması gibi birçok konuyu kapsamaktadır. Bu doğrultuda sağlık iletişimi hem kişilerarası iletişim düzeyinde hem de kitle iletişimi düzeyinde ele alabileceğimiz bir konudur. Sağlık iletişimi, sağlık hizmetlerinin tanınması, bireylerin sağlıkla ilgili doğru bilgilerle bilgilendirilme- sinin sağlanması, sağlık tutumlarının değiştirilmesi, sağlık davranışlarının geliştirilmesi hedeflerini içermektedir (Çınarlı, 2008:
45). Sağlık iletişimi alanında yapılan çalışmalarda temelde aşağıdaki konulara odaklanılmaktadır (Wright, vd., 2013).
- Sağlık konusundaki kavramlara ve mesajlara karşı bireylerin duyguları, tutumları ve inançları
- Hasta ile sağlık profesyonelleri arasındaki iletişim
- Sağlık kurumlarındaki yönetici ile çalışanlar arasındaki iletişim - Sağlık ve hastalık konusunda anlayış ve inançların farklı
kültürlerdeki durumu
- Bireylerin sağlık davranışlarında değişiklik sağlamak amacıyla sağlık kampanyalarının geliştirilmesi
- Sağlık ile ilgili spesifik konuları anlamada kitle iletişim araçlarının rolü
- Sağlık bilgisinin dağıtılması, benzer sağlık problemini yaşayan bireylerin iletişim kurması ve hastalarla iletişimin güçlendirilmesinde iletişim teknolojilerinin rolü
Sağlık iletişimin temel amacı, toplumun tamamına; özellikle de sağlık konusunda dezavantajlı kesimlere ulaşarak halk sağlığının gelişmesi için yapılması gerekenlerin kabulünü sağlayarak uygulanmasına katkıda bulunmaktır. Bu bağlamda sağlık iletişimi alanında yapılan çalışmalar halk sağlığına vereceği katkılardan dolayı da oldukça değerlidir.
1. SAĞLIK İLETİŞİM ALANINDA YAPILMIŞ OLAN TEZLERE YÖNELİK ARAŞTIRMA
1.1. Araştırma Bulguları
Bu başlıkta araştırmanın temel ve tamamlayıcı sorunsallarının yanıtlarına ilişkin analiz sonuçları tablolar ve açıklamaları ile ayrıntılı bir şekilde verilecektir.
Tablo 1: Sağlık İletişimi Alanında Yapılmış Tezlerin Yıl Bazında ve Türlerine Göre Dağılımlarına Yönelik Bulgular
YILLAR TOPLAM
2001 2004 2008 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020
Tez türü Yüksek Lisans
1 - 2 3 1 2 - 11 6 9 6 6 7 1 55
Tıpta Uzmanlık
2 2
Doktora
1 - 3 1 4 4 3 1 3 - 4 1 - 25
Toplam
1 1 2 6 2 6 4 14 7 14 6 10 8 1 82
Araştırmaya dâhil edilen tezlerin yıllara ve tez türüne göre dağılımları Tablo 1’de verildiği gibidir. İlgili tablo incelendiğinde sağlık iletişimi alanında yapılan tezlerin 55 âdetini yüksek lisans, 2 adetini tıpta uzmanlık ve 25 adetini de doktora tezi oluşturmaktadır. Çalışmalar 2001 yılında 1 adet tez ile başlamasına rağmen 2002, 2003 yıllarında bu alanda herhangi bir çalışma yapılmadığı, 2004 yılında da bir adet
tez yapılmasının ardından 2005, 2006, 2007 yıllarında da yine çalışma yapılmadığı görülmektedir. En fazla tezin ise 2014 ve 2016 yıllarında (14’er adet) olduğu görülmektedir. Ayrıca 2004ve 2020 yılında 1adet, 2008 ve 2011 yıllarında 2 adet, 2013 yılında 4 adet, 2010, 2012 ve 2017 yıllarında 6 adet, 2015 yılında 7 adet,2019 yılında 8 adet ve 2018yılında 10 adet tezinin yapıldığı görülmektedir.
Tablonun geneli değerlendirildiğinde; sağlık iletişimi alanındaki tez çalışmalarının çoğunluğunu yüksek lisans tezi oluşturmakta iken tıpta uzmanlık alanında da 2 adet tez olduğu görülmektedir. Öte yandan sağlık iletişimi alanındaki tez çalışmaları her ne kadar 2001 yılında yapılmaya başlanmış olsa da 2010 yılından itibaren ivme kazanmıştır.
Şekil 1:Sağlık İletişimi Alanında Yapılmış Tezlerinin Yıl Bazında ve Türlerine Göre Dağılımlarına Yönelik Bulgular