ANONĠM OLAN TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġĠNÂSÂN ADLI ESERĠN ĠNCELENMESĠ

485  Download (0)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

ĠSLAM TARĠHĠ VE SANATLARI ANABĠLĠM DALI TÜRK DĠN MÛSĠKÎSĠ BĠLĠM DALI

ANONĠM OLAN TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġĠNÂSÂN ADLI ESERĠN ĠNCELENMESĠ

Yüksek Lisans Tezi

Tamer KOBALAS

Tez DanıĢmanı: Prof. Dr. Bayram AKDOĞAN

ANKARA - 2018

(2)

T.C.

ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

ĠSLAM TARĠHĠ VE SANATLARI ANABĠLĠM DALI TÜRK DĠN MÛSĠKÎSĠ BĠLĠM DALI

ANONĠM OLAN TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġĠNÂSÂN ADLI ESERĠN ĠNCELENMESĠ

Yüksek Lisans Tezi

Tamer KOBALAS

Tez DanıĢmanı: Prof. Dr. Bayram AKDOĞAN

ANKARA - 2018

(3)

T.C.

ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

ĠSLAM TARĠHĠ VE SANATLARI ANABĠLĠM DALI TÜRK DĠN MÛSĠKÎSĠ BĠLĠM DALI

ANONĠM OLAN TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġĠNÂSÂN ADLI ESERĠN ĠNCELENMESĠ

Yüksek Lisans Tezi

Tez DanıĢmanı: Prof. Dr. Bayram AKDOĞAN

Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı Ġmzası

……… ………..

……… ………..

……… ………..

……… ………..

Tez Sınavı Tarihi: ………

(4)

TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ

SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE;

Bu belge ile tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranıĢ ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalıĢmada bana ait olmayan tüm veri, düĢünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim. (….. /12/2018)

Tamer KOBALAS Ġmzası

………..

(5)

I

ĠÇĠNDEKĠLER

ĠÇĠNDEKĠLER ………..…….. I KISALTMALAR ...………... III TRANSKRĠBE ALFABESĠ …... IV ÖNSÖZ ……..………... V

GĠRĠġ

A. TEZĠN KONUSU VE AMACI ………....……. 1

B. TEZĠN ÖNEMĠ .………... 1

C. TEZĠN ÇALIġMA YÖNTEMĠ ………. 1

BĠRĠNCĠ BÖLÜM TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġĠNÂSÂN’IN TANITIMI A. ESERĠN TANITIMI ..….……….. 3

B. ESERĠN YAZARI ………... 10

1. TEMELLÜK VE TESÂHÜB KAYDI ……….. 13

2. YAZMAYA GÖRE YAZARIN MÛSĠKÎ HAKKINDAKĠ GÖRÜġÜ ... 15

C. ESERĠN YAZILDIĞI MUHTEMEL TARĠH ….………... 16

D. YAZARIN FAYDALANDIĞI ESERLER ..………... 17

E. SIRALAMA ………...………. 18

1. YAZMADAKĠ SIRALAMA ÜZERĠNE ……….. 18

a. SIRALAMADA TEKRAR EDEN ĠSĠMLER …... 19

b. SIRALAMAYA GÖRE MÛSĠKÎġĠNÂSLAR ………. 21

2. KRONOLOJĠK SIRALAMA …..………... 28

(6)

II

3. ÇALIġMAMIZDAKĠ SIRALAMA ….…….………... 34

F. TRANSKRĠBE ÇALIġMASI ……….. 41

ĠKĠNCĠ BÖLÜM TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġĠNÂSÂN’IN ĠNCELENMESĠ VE MUHTEVĠYATI A. AÇIKLAMALI ANA METĠN ...……… 43

B. TABLO ……….. 189

C. SONUÇ ………. 221

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ESERĠN TRANSKRĠBESĠ, ASLI VE ÖZETĠ A. TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġĠNÂSÂN‟IN TRANSKRĠBESĠ ……… 223

B. TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġÎNÂSÂN‟IN ASLI .……….. 319

C. KAYNAKÇA .……….... 464

D. ÖZET ………. 475

(7)

III

KISALTMALAR

AA. : Atrabü‟l-Âsâr fî Tezkireti Urefâi‟l-Edvâr AĠBÜ. : Abant Ġzzet Baysal Üniversitesi

a.g.e. : adı geçen eser

A.Ü.Ġ.F. : Ankara Üniversitesi Ġlahiyat Fakültesi AÜ. : Ankara Üniversitesi

bkz. : bakınız

BTMA. : Büyük Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi

c. : cilt

DĠA. : Türkiye Diyanet Vakfı Ġslam Ansiklopedisi

Ed. : Edebiyat

M.E.B. : Milli Eğitim Basımevi

Mc. : mecâzî

ö. : ölümü

s. : sayfa

s.a.v. : sallallahu aleyhi ve sellem

S. : sayı

TDEA. : Türk Dili ve Edebiyat Ansiklopedisi TDK. : Türk Dil Kurumu

TDVY. : Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları TMA. : Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi TTK. : Türk Tarih Kurumu

TÜSAV. : Türk Sanatı ve Eğitimi Vakfı

yy. : yüzyıl

(8)

IV

TRANSKRĠBE ALFABESĠ

ا

= A

ذ

= Ẕ

ع

= ʿ

و

= V

ب

= B

ر

= R

غ

= Ġ

ٍ

= H

پ

= P

ز

= Z

ف

= F

ي

= Y

ت

= T

ژ

= J

ق

= Ḳ

ء

= ʾ

ث

= S

س

= S

ك

= K,G

آ

= Ā

ج

= C

ش

= ġ

گ

= G

ِ ا

= Ġ

چ

= Ç

ص

= Ṣ

ڭ

= Ñ

ِ ي

= Ġ

ح

= Ḥ

ض

= Ḍ/Ż

ل

= L

ِ ا

= O,U,Ü

خ

= H

ط

= Ṭ

م

= M

وا

= Ō,Ū,Ü

د

= D

ظ

= Ẓ

ى

= N

(9)

V ÖNSÖZ

Tezkire, belli bir meslekte yetiĢmiĢ kiĢilerin yaĢam öykülerinin anlatıldığı eserlere verilen addır ve ilgili bilim tarihi için vazgeçilmez kaynaklardandır. Gerek edebiyat gerekse din bilimlerinde önemli bir boĢluğu doldurur. Günümüzde biyografi veya otobiyografi de diyebileceğiniz tezkireler, bilimler tarihinin serüveninin (safahatının) kanıtları olarak ehemmiyet arzeder.

Ancak Türk Mûsikîsi tarihi için böyle bir Ģey söylemek zordur. Ne bir kiĢiyi anlatan ne de ansiklopedik anlamda birden fazla kiĢiyi bir araya getiren otobiyografi veya biyografi türü yazma ve telif eserler pek yoktur. Örneğin Türk musikisinin temel direği kabul edilen Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi‟nin ayrıntılı tercüme-i hali elimizde mevcut olsaydı musiki geçmiĢimiz hakkında çok sağlıklı bilgiler elde etmiĢ olacaktık.

Belki de tarihimizde unutulmuĢ yahut hala gün yüzüne çıkmamıĢ Dede Efendi ve Itrî Efendi gibi nice bestekârlarımız mevcuttur.

Elinizdeki çalıĢmada 1920‟lerde yazılan, yazarı bilinmeyen Tezkire-i MûsikîĢinâsân adlı yazmayı inceledik. Tezkire-i MûsikîĢinâsân; mûsikîĢinaslar hakkında yazılmıĢ nadir eserlerden biridir. Türk Mûsikîsi tarihinde tek mûsikîĢinaslar tezkiresi olarak bilinen XVIII. yy.‟da ġeyhülislam Esad Efendi tarafından yazılan Atrabü‟l-âsâr ile söz konusu incelediğimiz eseri kıyasladığımızda içerdiği farklı mûsikîĢinaslar nedeniyle çalıĢmamızın önem kazandığını görmekteyiz. ġu an elimizde bulunan en kapsamlı çalıĢma Yılmaz Öztuna‟nın Büyük Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi‟dir.

Tez çalıĢması için konu araĢtırmaları yaptığım zamanlarda, Osmanlı Türkçesi ile yazılmıĢ mûsikî ile ilgili bir eser çalıĢmayı kararlaĢtırdım. Bu tür çalıĢmaların yapılabilmesi için de Osmanlı Türkçesi‟ne vakıf olmak gerekir. Bu nedenle çalıĢmanın ve araĢtırmanın sonucunda hem Osmanlı zamanında Türk Din Mûsikî hakkında kapsamlı bilgi sahibi olmayı hem de Osmanlı Türkçesi‟ne vakıf olarak öz Türkçemizin rayiha havasını günümüzde solumaya çalıĢtık.

ÇalıĢmamızı üç bölümde sıraladık. GiriĢten sonra eserin tanıtımını, yazıldığı tarihi ve meçhul yazar üzerine yaptığımız çalıĢmayı ele aldık. ÇalıĢmamızın esasını teĢkil eden ikinci bölümü ise Tezkire-i MûsikîĢinâsân‟ın incelenmesine ve muhteviyatına ayırdık. Eserdeki mûsikîĢinâsları da ayrıntılı bir Ģekilde tabloda

(10)

VI

gösterdik. Son bölümde ise eserin transkripsiyonu ve aslını, okuyucunun istifade edebilmesi için ekledik.

Türk Din Mûsikîsi hakkında, Osmanlı Türkçesi ile yazılmıĢ, el yazması eserler pek bulunmamaktadır. Bazı eserler ise farklı ülkelerin kütüphanelerinde sergilenmektedir. Bu eserlerin büyük bir çoğunluğunu ise edvâr kitapları ve mecmualar oluĢturmaktadır. MûsikîĢinasların hayatları hakkında tatmin edici bilgi ve belge pek yoktur. Tüm bu mevcut eserler araĢtırmacılarını beklemektedir. Bu tür eserlerin incelenerek mûsikî dünyasına kazandırılması gerekir.

Öncelikle böyle bir nadide yazma eseri tez çalıĢması olarak kabul eden Prof. Dr.

Bayram Akdoğan‟a çok teĢekkür ederim. Metinleri okumamızda yardımcı olan yazar Ali Osman MuĢ‟a ve çalıĢmamız boyunca desteğini üzerimizden eksik etmeyen aileme de Ģükranlarımı sunarım.

ÇalıĢmamızın faydalı olması temennisiyle…

Tamer KOBALAS 11 Eylül 2018 Atakum / SAMSUN

(11)

1 GĠRĠġ

GiriĢ bölümünde yaptığımız çalıĢmanın muhteviyatını, önemini ve çalıĢma yönteminden bahsettik. Tezin konusu ve amacı baĢlığıyla çalıĢmamız baĢlamaktadır.

A. TEZĠN KONUSU VE AMACI

ÇalıĢmamızın adı Tezkire-i Mûsikîşinâsân‟dır. Bu orijinal yazma eser Türk Mûsikîsi alanında görev yapmıĢ 205 mûsikîĢinâs hakkında biyografik bilgi vermektedir.

Biz eser üzerinde inceleme yapmak suretiyle günümüz mûsikî araĢtırmalarının hizmetine sunmak istedik. .

Tezimizin amacı: kütüphanede unutulmaya yüz tutmuĢ nadide yazma eserin Türk Din Mûsikîsi tarihi vesilesiyle günümüz Türkçesine kazandırıp, köklü tarihimiz ile bağımızı sağlamlaĢtırırak, mûsikî sanatının önemini ortaya koymaktır.

B. TEZĠN ÖNEMĠ

Osmanlı tarihinde mûsikîĢinâslar hakkında yazılmıĢ eser neredeyse yok denecek kadar azdır. Hatta Osmanlı zamanında yazılmıĢ tek mûsikîĢinâslar tezkiresi XVIII.

yüzyılın baĢlarında Es‟ad Efendi‟nin yazdığı Atrabü‟l-Âsâr‟dır diyebiliriz.

MûsikîĢinâsların bir kısmının aynı zamanda Ģâir olması hasebiyle Ģâirler hakkında yazılan müteaddit Ģuârâ tezkirelerinde mûsikîĢinâsların da isimleri geçmekte ve günümüze kadar bu Ģekilde ulaĢabilmektedir.

Hal böyle olunca yazarı meçhul olan ve Osmanlı Ġmparatorlığu‟nun son zamanlarında yazılmıĢ olan bu eser büyük bir önem arzetmektedir. Yaptığımız araĢtırmalar sonucunda meçhul yazarı keĢfetmeye muvaffak olabilseydik bu çalıĢmamız daha da önem arzedecekti fakat maalesef gerçekleĢtiremedik. Bu çalıĢmamızı ise Meçhul Yazar Üzerine baĢlığı altında anlattık. El yazması eseri inceleyerek günümüze kazandırdığımızdan yaptığımız çalıĢmanın değerli olduğunu düĢünüyoruz.

C. TEZĠN ÇALIġMA YÖNTEMĠ

Tezkire-i Mûsikîşinâsân adlı eser üzerine çalıĢmalarımız yaklaĢık iki yıl sürdü.

Eser Osmanlı Türkçesi1 ile yazıldığından ilk önce eseri okumaya çalıĢtık. Eseri okumamız zor fakat anlamamız kolay oldu. Çünkü eserde kullanılan lisan, bugünkü

1 Osmanlı Türkçesi: Osmanlıca olarak bilinen Osmanlı Devleti zamanında kullanılan Türkçe‟nin Arap harfleri ve Osmanlı‟ya mahsus harflerle yazılmasıdır.

(12)

2

dilimizden pek farklı değildi. Lakin bu dilin yazımı Osmanlı Alfabesi ile olduğundan, bizim bu yazıya pek alıĢkın olmayıĢımızdan ve yazarın el yazısının kendine has üslûbundan dolayı okumamız bir hayli zor oldu. Okumamıza yazar Ali Osman MuĢ2, Osmanlı Türkçesi öğretmeni Ġsmail Vanlı, öğretim görevlisi Halil Ġbrahim Haksever3 ve Bedri Mermutlu4 yardımcı oldular. Sosyal medya üzerinde yardımlaĢma gruplarından da istifade ettik.

Okuma çalıĢmalarının sonucunda eserin üzerinde tahkik usulü ile durmaya çalıĢtık. Fakat söz konusu eserin müellifinin meçhul olması ve yaptığımız araĢtırma sonucunda eserin farklı nüshalarının olmaması nedenleriyle çalıĢmamıza araĢtırma ve inceleme yöntemiyle devam ettik.

Birinci bölümde, eser hakkındaki bilgileri ve yaptığımız bu çalıĢmaları Eserin Tanıtımı baĢlığı altında gösterdik. Eserin yazarı meçhul olduğundan, yazarı hakkındaki araĢtırmalarımızı Eserin Yazarı baĢlığı altında belirttik. Eserin içindeki bilgilerden yola çıkarak eserin yazıldığı tarihi belirlemeye çalıĢtık. Yazarın eseri yazarken faydalandığı kaynakları da bir tabloda gösterdik.

ÇalıĢmamızın esasını teĢkil eden ikinci bölümde ise Tezkire-i MûsikîĢinâsân‟ın incelemesini yaptık. Eserdeki bilgileri incelerken Diyanet Ġslam Ansiklopedisi ve Büyük Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi‟nden faydalandık. Ġnceleme sırasında önemli gördüğümüz bilgileri dipnotta gösterdik. Açıklamalı ana metinden sonra eserin genel olarak muhteviyatını içeren bir tablo hazırladık. Üçüncü bölümde ise okuyucunun daha geniĢ istifade edebilmesi için eserin transkripsiyonunu ve aslını yerleĢtirdik.

2 Yazar Ali Osman MuĢ, 1956 doğumlu Ankara Üniversitesi Ġlâhiyat Fak. Mezunudur. Tercüman yazar Endonezya merkezli kitaplar telif etmektedir: Ayrıyeten yerel bir gazetede makaleleri mevcuttur. Bknz:

https://www.kapsamhaber.com/yeni-yazarimiz-ali-osman-mus-un-ozgecmisi-makale,1047.html.

3 Dr. Öğr. Üyesi, Halil Ġbrahim Haksever, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ġlahiyat Fakültesi, Ġslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı, Türk Ġslam Edebiyatı‟nda öğretim üyesidir.

4 Dr. Öğr. Üyesi, Mehmet Bedri Mermutlu, Ġstanbul Ticaret Üniversitesi, Ġnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyoloji Lisans Programı‟nda öğretim üyesidir.

(13)

3

BĠRĠNCĠ BÖLÜM

TEZKĠRE-Ġ MÛSĠKÎġĠNÂSÂN’IN TANITIMI A. ESERĠN TANITIMI

Tezkire-i Mûsikîşinâsân adlı eser yazarı meçhul olarak Ankara Milli Kütüphane‟de yazmalar A 3655 numaralı yerde kayıtlıdır. A5 boyutundaki bu defter (yazma eser), kapakları desenli kâğıt kaplı mukavva bir cilt içindedir. 102 yapraktır.

Sayfalarda numaralandırma mevcut olmayıp, kütüphaneye girmesi sonucunda kurĢun kalemle numaralandırma yapılmıĢtır. Eserin ön kapağını açtığımızda ilk olarak kütüphaneye kayıt yapan kiĢinin “Tezkîre-i Mûsikîşinâsan 2065 Türk Bestekârının alfabetik biyografisi yazarı meçhul – Yz 3655” yazısı ile karĢılaĢıyoruz. Türk Bestekârının denilmesine rağmen eser içerisinde Türk olmayan bestekârlar da mevcuttur.6

Eserde toplam 205 kiĢi anlatılmaktadır. Eserdeki maddelerin içinde anlatılan iki farklı kiĢiyi de kattığımızda 207 kiĢi hakkında blgi veriliyor diyebiliriz. Eserin kapağını ilk açtığınızda karĢınıza çıkan sayfada (ki biz burayı 0a olarak numaralandırdık) 206 Türk Bestekârının alfabetik biyografisi diye de belirtilmiĢtir. Eserde tercüme-i halleri verilenlerin birçoğu Diyanet İslam Ansiklopedisi ve Yılmaz Öztuna‟nın Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi‟nde geçmektedir. Geçen kiĢileri bu ansiklopedilerden ve diğer kaynaklardan inceleyerek dikkate değer yerleri çalıĢmamızda belirttik. Her biri hakkında yeterli bilgi vermeye çalıĢtık.

GiriĢ sayfasının arkasında Eyüplü Mehmed Bey, Mutafzâde Ahmed Efendi, Üsküdarlı Vahip Efendi, Latif Ağa, Behlül Efendi ve Dede Salih Bey‟in adları kurĢun kalemle yazılmıĢ olup yazarın bu 6 kiĢiyi eserinde açıklamayı unutmamak için buraya not ettiğini düĢünüyoruz. Mutafzâde Ahmed Efendi ve Üsküdarlı Vahip Efendi hariç diğer dört kiĢinin tercüme-i halleri eserde mevcuttur. Sonraki iki sayfayı boĢ bıraktıktan sonra Elif baĢlığı altında Ġbrahim Efendi‟yle yazar eserine baĢlamaktadır. Bu sayfayı 1a olarak kabul ediyoruz ki kütüphaneye kayıt yapan kiĢi de eserin sol üst tarafına 1 yazmıĢtır.7 Bu sayfanın altında Milli Kütüphane‟nin kaĢesine rastlıyoruz. Milli Kütüphane‟nin 1a, 7a ve 41a olmak üzere üç farklı yerde kaĢesi bulunmaktadır. 1b

5 Eserde toplam 205 kiĢi anlatılmaktadır.

6 Örneğin 4b‟de Rum olan Îsak (Tanbûrî) ve 27b‟de yine Rum olan Zaharya anlatılmıĢtır. 64a‟da anlatılan Nikoğos Ağa ise Ermeni‟dir.

7 Bkz.: Tezkire-i MûsikîĢinâsân 1a.

(14)

4

numaralı sayfanın üst kısmında 12 Nisan 1973 yazıyor ve bu tarihin eserin kütüphaneye kazanıldığı tarih olduğunu düĢüyoruz. 102b numaralı sayfada ise 100 TL‟ye satın alındığı belirtilmiĢtir. Abdullah Öztemiz8 - Gemlik-„ten satın alınarak kütüphaneye kazanılmıĢ olduğunu 1b numaralı sayfanın üzerindeki nottan anlıyoruz. Sonuç olarak bu yazma eser 12 Nisan 1973 tarihinde 100 TL karĢılında Abdullah Öztemiz‟den satın alınarak Ankara Milli Kütüphane‟ye kazandırılmıĢtır.

1a numaralı sayfada elif baĢlığı altında Ahmed Ağa ile baĢlayarak 69b numaralı sayfada ye baĢlığı altında Yusuf PaĢa ile eserine son verilmiĢtir. 69 numaralı sayfadan sonra da kurĢun kalemle bazı eklentiler yapılmıĢtır.

Eserde mûsikîĢinâslar Osmanlı Alfabesi‟ne göre sıralanmıĢtır. Örneğin elif baĢlığı altında Ahmed Ağa da Ġbrahim Efendi de anlatılmıĢtır. Türkçe Alfabe‟ye göre ise Ahmed Ağa a baĢlığı altında, Ġbrahim Efendi de i baĢlığı altında anlatılması gerekir.

Biz kiĢileri günümüz alfabesine uygun olarak yeniden sıraladık. ÇalıĢmamızın transkribe bölümünde ise yazarın eserinde yazdığı Ģekilde sıralayıp, transkribe ettik.

Eserdeki mûsikîĢinâsları alfabetik sıraya göre sıralarken unvanlarından ziyade isimlerini göz önünde bulundurduk. Örneğin eserin 16a numaralı sayfasında hı harfinin altında Hoca Abdülkadir anlatılmaktadır. Biz, Abdülkadir Merâğî olarak kabul ederek sıralamaya bu Ģekilde koyduk. Fakat hâfız, derviĢ gibi unvanları olup pek Ģöhretli

8 Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu: 1929 senesinde Malatya‟da doğmuĢtur. Ġlk ve orta öğrenimini Malatya‟da tamamlamıĢ, 1957 senesinde Ġstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi‟nden mezun olmuĢtur. Askerlik görevini tamamladıktan sonra çeĢitli hastanelerde doktorluk yapmıĢtır. (Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, eriĢim tarihi 16.05.2018, http://www.biyografya.com/biyografi/1840.)

Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu doktorluğunun yanında aynı zamanda yazar ve Ģâirdir. Zümrüdüanka mahlasıyla hiciv Ģiirleri yazmıĢtır. ġiirlerini çoğunlukla aruz ve hece veznini kullanmıĢtır. ÇeĢitli dergilerde ve gazetelerde Ģiirleri yayınlamıĢtır.

Hacıtahiroğlu, Bursa‟nın Gemlik ilçesinde tedavi gördüğü hastanede 16 Aralık 2015 tarihinde vefât etmiĢ ve Gemlik ġehir Mezarlığı‟na defnedilmiĢtir.

Hacıtahiroğlu çeĢitli eserler meydana getirmiĢtir. Bunlardan en önemlisi muhakkak Mesnevi-i ġerif‟i kendi veznine sadık kalarak, manzum bir halde tercüme ettiği “Mevlanâ Celâleddin Rûmî‟den, Kendi Vezni ile Manzum Mesnevi Çevirisi (1972)” adlı kitabıdır. ġiirlerini içeren Sessiz Gürültü (1972), hiciv ve taĢlamarını içeren Mayın Tarlası ve Isırgan Çiçekleri adlı kitapları da vardır. Ayrıca antoloji olarak Türk Edebiyatında Dinî ve Ahlâkî Şiirleri Güldestesi – Başlangıcından Bugüne Kadar (1963), Hazret-i Peygambere Şiirler Antolojisi – Naatler Güldestesi (1966) toplam altı eseri vardır.

Hacıtahiroğlu‟nun pek çok yazma ve Osmanlı Alfabesi‟yle matbu nevadirden eserler içeren bir kütüphanesi bulunmaktadır. Bu eserleri nasıl elde ettiği malum değildir. Ġncelediğimiz bu kitap da kütüphanesinden Ankara Milli Kütüphane‟ye satın alınma yoluyla dahil olmuĢtur.

Abdullah Öztemiz adına açılmıĢ sosyal medyada (Dr. Abdullah Öztemiz, eriĢim tarihi 16.05.2018, https://www.facebook.com/DrAbdullahOztemiz/.) bir sayfa olup, bu sayfayla oğlu ilgilenmektedir.

Eserimizin yazarı hakkında malumat elde etmek için oğluyla iletiĢime geçtik fakat babaları vefât ettiğinden dolayı maalesef bizlere pek yardımda bulunamadılar.

(15)

5

olmayan kiĢileri ise unvanlarından ayırmayarak o Ģekilde bıraktık. Örneğin; Hâfız Kömür.

Yazarın 26a‟da ra bâbının altında anlattığı Râif Mahmûd Efendi‟yi, kaynaklarda geçtiği Ģekil olan Mahmûd Râif Efendi olarak çalıĢmamızın içinde belirttik.

Bazı kelimeleri günümüz Türkçesine çevirmeyerek hem eserin tarihi havasını kaçırmamayı amaçladık. Hem de o kelimeleri günümüze kazandırmak istedik. Örneğin;

Tercüme-i hâl (biyografi).

Yazar eserde birkaç istisna hariç çoğu yerinde çoğunlukla hicrî tarih kullanmıĢtır. Bu hicrî tarihleri Türk Tarih Kurumu‟nun Tarih Çevirme Kılavuzu9 yardımıyla miladi tarihe çevirdik. Miladi tarih ise sadece 50b numaralı sayfada Kantemiroğlu‟nu anlatırken kullanılmıĢtır. Rumi tarih ise sadece 48b numaralı sayfada Aziz Dede‟yi anlatırken kullanılmıĢtır.

Bazı kelime ve deyimlerden kazandığımız hâleti ruhiye ve hissiyatı karĢılayan günümüz Türkçesine uygun ifade veya kelime bulamadığımızdan o kelimeleri metinde dipnotta açıklayarak günümüze kazandırmaya çalıĢtık. Örneğin; Metfûn (Gönül vermiĢ, tutkun, vurgun).

Yazar, aynı devire ait peĢi sıra gelen mûsikîĢinâsları anlatırken “Bu da aynı devirde yaşamıştır.” (1a, Ahmed Çelebi) gibi ifadeler kullanarak anlattığı kiĢinin, bir önceki kiĢi ile aynı devire ait olduğunu belirtmiĢtir. Biz bu ifadeleri kaldırıp ilgili mûsikîĢinâsın hangi devire ait olduğunu belirterek metine ekledik.

Metinde geçen sultanların hüküm sürdükleri, tahtta bulundukları tarihleri parantez içerisinde belirterek okuyucuların o dönemler hakkında bilgi sahibi olmalarını sağladık.

Metinde eksik olan yerleri, uygun ifadelerle tamamladık. Örneğin 47a numaralı sayfada “…. Sultan Sânî mûsikîşinâslarından ….” diye adı geçen sultanın II. Mahmûd olduğu metnin devamında verilen tarihten anlaĢılmıĢtır. Yine 44a numaralı sayfada

“Sultan Mehmed devri vüzerâsındandır….” diyerek kaçıncı Sultan Mehmed olduğundan bahsedilmemiĢtir. Devamında verilen vefât tarihinden IV. Mehmed olduğu anlaĢılmıĢtır.

9 Türk Tarih Kurumu, Tarih Çevirme Kılavuzu, web, http://www.ttk.gov.tr/genel/tarih-cevirme-kilavuzu/.

(16)

6

Eserin bazı yerlerinde cümleler tamamlanmamıĢ, devamı gelmemiĢtir. Örneğin 36a numaralı sayfanın son bölümünde “…. Dede meseleyi haber alarak aynı makamdan” demiĢ ve cümle havada kalmıĢtır. Yine aynı sayfanın ortasına

“….Hasköy‟de Kalaycı Bahçesi‟nin Rum Kabristanı‟nın kapısında….” demiĢ ve cümle tamamlanmamıĢtır.

54b‟de dipnotta “(1) Yeniköy‟de Hanende Köse Osman Bey – Harbiye Nezareti‟nde Katiblerinden.” denilmiĢ ne ifade ettiği anlaĢılmamıĢtır.

Eserin yazıldığı dili anlamak çok zor değildir. Fakat bazı yerlerde anlam bozukluğu vardır. Örneğin 17a numaralı sayfada “….Hoca Avrupa‟ca tanınmıştır…”

denilmiĢ, Abdülkadir Meraği‟nin Avrupa vilayetlerinde dahi tanındığı vurgulanmıĢtır.

Yazar cümlenin bazı yerlerinde boĢluk bırakmıĢtır. Sonradan tamamlayıp doldurulacakmıĢ gibi kimi cümlelerde parantez içi boĢluk bırakılmıĢ, kimi yerlerde de boĢluk bırakılıp geçilmiĢtir. Örneğin, 67a numaralı sayfada HaĢim Bey anlatılırken

“…Evâhir hayatında sâkindi…” denilip boĢluk bırakılmıĢtır. 4a numaralı sayfada Ġbrahim PaĢa anlatılmaya devam etmiĢ “…bu zât daha sonra sadrazam oldu ve ( ) senesinde padişahın emriyle yatağında öldürüldü.” denilerek vefât tarihi boĢ bırakılmıĢtır. 64b numaralı sayfada da Nuri Bey‟i anlatırken “Bolâhenk ( ) vefâtı…”

denilip vefât tarihi boĢ bırakılmıĢtır.

Yazar 35b numaralı sayfanın sonunda ġâkir Ağa‟yı anlatmaya baĢlamıĢ ve 36a numaralı sayfada devam etmiĢtir. Lakin 35b‟den 36a‟ya geçerken muhtemelen “idhal”

kelimesini yazmayı unutmuĢtur. Bakınız; “….pek çabuk kendisini tanıttırmış ve çavuş ağalara [idhal] edilmiştir….”

Müellifin kendisinin dipnotta gösterdiği açıklamaları metinin uygun yerlerine ilave ederek köĢeli parantez içinde italik olarak belirttik. Eserin otuzdan fazla yerinde dipnotta açıklamalar vardır.

Yazar altı mûsikîĢinâsı eserinde iki yahut üç kez anlatmıĢtır. Tekrar eden bu mûsikîĢinâslar ile ilgili açıklamaları ileride Sıralamada Tekrar Eden Ġsimler baĢlığı altında açıkladık.

(17)

7

Yazma eserde oldukça az da olsa yazım hatası mevcuttur. Örneğin 47a numaralı sayfada çakır-salan ifadesi sad harfiyle yazılması gerekirken, yazar sin ile yazmıĢ ve yazım hatası yapmıĢtır.

Eserin içinde geçen mûsikîĢinâsları yüzeysel bir Ģekilde araĢtırıp, yazarın verdiği bilgileri bu araĢtırma sonucunda değerlendirdik. Farklı bilgileri dipnotlarda açıkladık.

Önemli gördüğümüz bilgileri doğrudan metin içine ekledik. Eserin hacminin çok büyümemesi, bu çalıĢmanın çok meĢakkatli olmaması hem de çok zaman almaması için gerekli araĢtırmalarımızı çok detaya inmeden yaptık. Yoksa 205 mûsikîĢinâsın teker teker detaylı bir Ģekilde araĢtırılıp eserde verilen bilgilerle karĢılaĢtırılması gerçekten uzun sürecekti.

Transkribe bölümünde mûsikîĢinâsların eserlerinin adlarını tırnak içinde göstererek makam ve usûlle karıĢmamasına çalıĢtık. Örneğin Rast kâr “Ez Ģevk-i tü an zülf-i cemal-i tü ne dedim”.

Üçüncü bölümün, Tezkire-i Mûsikîşinâsân‟ın Aslı baĢlığı altında eserin asıl nüshasını ekledik. Bu bölümde eserdeki boĢ sayfaları göstermeyip, sadece kâğıt üzerinde yazı bulunan sayfaları belirttik.

Yazar 28a‟da Zaharya‟da rotüĢ kelimesi kullanılmıĢtır. Fransızca retouche kelimesinden Türkçe‟ye rotüĢ olarak geçen bu kelime kusurları gidermek amacıyla düzeltmek, değiĢtirmek anlamındadır. (TDK.)

Yazar 31b ve 32a numaralı sayfalarda Sadullah Ağa‟dan bahsederken Hacı Sadullah Ağa madde baĢı altına SilahĢör Sadullah Ağa ve Sadullah Efendi‟den bilgiler karıĢmıĢtır. Biz bu üç farklı Sadullah‟ı ayırt etmek için ayrıyeten bir madde baĢı açarak karıĢıklığın önüne geçmeye çalıĢtık.

Yazar 43b numaralı sayfada Itrî‟yi anlatırken sayfanın ortasında farklı bir renk tonunda sonradan ekleyerek yazdığı muhtemel olan notta “bunların ikisinin güftesini Atrabü‟l-Âsâr‟dan aldım” diyerek, doğrudan Atrabü‟l-Âsâr‟dan faydalandığını belirtmiĢtir.

Yazar 54b‟da alıĢılmıĢın dıĢına çıkarak mûsikîĢinâslardan oluĢan bu eserinde mûsikî terimi olan sirto‟yu birkaç cümle ile açıklamıĢtır. Yine 72a‟da armoni ve armoni usûlü‟nü açıklamıĢtır.

(18)

8

Müellif yazma eserin sonunda eserdeki mûsikîĢinâsları içeren bir fihrist yapmıĢtır. Fakat 101b‟de 101. sıradaki ġevki Bey fihristte bulunmasına rağmen, eserin içerisinde anlatılmamıĢtır. ġevki Bey‟in adı eserde sadece bir yerde adı (15a) geçmiĢtir.

Son bölümde eserin kendisinde de görebileceğiniz gibi 0b olarak numaralandırdığımız ikinci sayfada Ģu Ģekilde notlar bulunmaktadır:

“Eyüplü Mehmed Bey, Mutafzâde Ahmed Efendi, Üsküdarlı Vâhip Efendi, Latif Ağa, Behlül Efendi – bahriye nezaretinde katipti.

……. Salih Bey‟in (boşluk) daire başkâtibi Mahmûd” Ġncelediğimiz bu yazma eserin numaralandırılmamıĢ ilk sayfasında isimlerle karĢılaĢıyoruz. Bu bölümler normalde Temellük/Tesâhüb kaydı olarak geçmektedir. Temellük/Tesâhüb kaydı: Mülkiyet kaydı manasına gelen ve kitabın kime ait olduğunu bildiren notlardır. Genellikle cildin iç tarafında veya eserin ilk sayfasında sol üst tarafta bulunur. Bazen bu kısma Ģahsi mühürler de basılmaktadır. Bunlara da temellük mührü denir.10 Fakat yazar incelediğimiz bu yazma eserin ilk sayfasındaki isimleri, eserinde açıklamayı unutmamak için not etmiĢtir. Çünkü ilk sayfada ismi zikredilen Mutafzâde hariç dört kiĢi eserin sonraki sayfalarında açıklanmıĢtır. Fakat 102b ve 103a‟da temellük ve tesahüb kayıdları mevcuttur. Gerekli açıklamalar ileride Temellük ve Tesahüb Kaydı baĢlığı altında açıklanmıĢtır.

Yazar eserin bazı yerlerinde latin harfleriyle de yazılmıĢ bilgiler vardır. Özellikle yabancı terimler latin harflerle yazılmıĢtır. Örneğin 51a numaralı sayfada Dimitri Kantemir‟i anlatırken Kantemir‟in yazdığı eseri “Scrierile muzicale ale lui Dimitrie Cantemir” sayfanın sonunda latin harfleriyle yazmıĢtır.

Eser 102 varak yani 204 sayfa olmasına rağmen, boĢ sayfaları çıkardığımızda eser toplamda 139 sayfa düĢmektedir.

Ankara Milli Kütüphane‟deki eser hakkındaki kayıt kuyudat notları Ģöyledir:

Sıra Açıklama Kaydı

1 Adı Tezkirei Musiki ġinasan

2 Yeri O6 Mil Yz A 3655

10 Bkz: Abdullah RüĢtü KiĢi, “Kitap Terimleri Lügâtçesi”, Din ve Hayat TDV İstanbul Müftülüğü Dergisi, Ankara 2016, S. 16, s. 66.

(19)

9

3 DVD No 197

4 Ölçüleri 205X155 - 190X130 mm.

5 Yaprak Sayısı 102

6 Satır Sayısı 27

7 Koleksiyon Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu

8 Yazı türü Rika

9 Kağıt türü Çizgili defter kağıdı

10 Dil Türkçe

11 Genel notlar Sırtı bordo panditoz bez. Kapakları desenli kağıt kaplı mukavva bir cilt içindedir. Eser bestekârların hayat hikayeleri ile ilgilidir. Bazı yapraklar boĢtur.

Bazı yazılar siyah mürekkep, bazı yazılar kurĢun kalemle yazılmıĢtır. 77a - 98a arası boĢtur. Dizin vardır. Satın alma: Abdullah Öztemiz: 1973 SN 1973-2/309

Yazma eserde boĢ sayfalar da mevcuttur. GiriĢte 1a‟dan önceki iki sayda da boĢ bırakılmıĢtır. Eserdeki boĢ sayfaları aĢağıdaki tabloda gösterdik.

Eserdeki boĢ sayfalar

6b / 8b / 9a / 10b / 18b / 24b / 39a / 52b / 53a / 55b / 56a / 56b / 61b / 66b / 67b / 68a / 68b / 70a / 70b / 71a / 71b / 72b / 77a / 77b / 78a / 78b / 79a / 79b / 80a / 80b / 81a / 81b / 82a / 82b / 83a / 83b / 84a / 84b / 85a / 85b / 86a / 86b / 87a / 87b / 88a / 88b / 89a / 89b / 90a / 90b / 91a / 91b / 92a / 92b / 93a / 93b / 94a / 94b / 95a / 95b / 96a / 96b / 97a / 97b

Eserde sayfanın boĢ olmasına rağmen açıklama ihtiyacı duyulan sayfalar

5b Yazar bu sayfada kurĢun kalem kullanarak 1268‟den 1224‟ü çıkartarak 44 sonucunu bulmuĢtur.

6a Sadece Aleksan Efendi yazıyor.

12b Bu sayfada bir Ģeyler yazılmıĢ gibi görünmesine ragmen 12a‟da yazılanlardan bu sayfaya mürekkep geçmiĢtir

18a Okuyamadığımız bu kelime yazıyor. (Hızır)‟a benziyor.

40a ile Bu iki sayfa arasında üç sayfa tamamen boĢtur. Dat harfi ile baĢlık

(20)

10

41a arası açılmıĢ ve yazarın bu harf ile baĢlayan bir kiĢi yazmamasından bu bölüm boĢ bırakılmıĢtır.

42a KurĢun kalemle Tatyos Efendi‟den bahsedilmiĢtir.

42b 43a‟da Itrî ile ilgili açıklama bir önceki sayfa olan 42b‟de devam edilmiĢtir.

47a Bu sayfanın ortasında kısaca Osman Bey anlatılıyorken sonradan üstüne çizgi çekilmiĢtir.

49b KurĢun kalemle Garbis Efendi ve Aziz Efendi kısaca anlatılmıĢtır.

60a Bu sayfanın alt kısmında üç tane çıkarma iĢlemi yapılmıĢtır.

61a KurĢun kalemle Melekzet Efendi kısaca anlatılmıĢtır.

64b Bu sayfada üç farklı yazı çeĢidi olduğunu düĢünüyoruz. Siyah kalem, mavi kalem ve kurĢun kalemle üç farklı yazım vardır.

72a KurĢun kalemle yazılarak armoni açıklanmıĢtır

98a / 98b Nedim‟in “Yine oldum esiri ah bir şuh-ı sitemkârın” Ģiiri yazılmıĢtır.

98b Bu sayfanın yarısı yırtılarak koparılmıĢtır.

99a “Bir lahzacık olsun…” birĢeyler karalanmıĢtır.

99b Rast‟tan baĢlayarak makamlar sıralanmıĢtır.

100a Üç sütun halinde boĢ bir tablo vardır.

100b Eserde anlatılan kiĢilerin fihristi yapılmıĢtır

102b Eserin son sayfasıdır. 12 Nisan 1973‟te 100 TL‟ye satın alındığı belirtilmiĢtir.

Arka kapağın içi

KurĢun kalemle hem yukarıdan aĢağı, hem de aĢağıdan yukarı olmak üzere zıt yönde Temellük ve Tesâhüb kaydı mevcuttur.

B. ESERĠN YAZARI

Tezkire-i MûsikîĢinâsân‟ın yazarı meçhuldür. Yazmanın müellifinin meçhul olması bizlere ayrı bir çalıĢma alanı sundu. Günümüzden yaklaĢık bir asır önce yazılmıĢ ve yazarı ile alakalı hiçbir yerde bir kayıt-kuyudat bulunmayan bu eserin yazarını araĢtırdık. AraĢtırmamız sonucunda edindiğimiz bilgiler Ģu Ģekildedir:

Öncelikle Ģu kesindir ki bu eser Ankara Milli Kütüphane‟ye Abdullah Öztemiz adlı birinden satın alınmıĢtır. Eserin 1a numaralı sayfasında 309/1973 yazmaktadır. 1b

(21)

11

numaralı sayfanın üst tarafında belirtildiğine göre ise eser 12 Nisan 1973 tarihinde satın alınmıĢtır. Yine aynı sayfada (1b) satan kiĢinin Abdullah Öztemiz – Gemlik olduğu belirtilmektedir. Bu iĢlem sonucunda esere 309 numarası verilmiĢtir. Sonuç olarak bu eser Abdullah Öztemiz‟den 12 Nisan 1973 yılında satın alınarak Milli Kütüphane‟ye kazandırılmıĢtır.

Yaptığımız araĢtırmalar sonucunda Ġstanbul ġehir Üniversitesi‟nin arĢivinde Necip Asım Yazıksız‟ın yaptığı bir musahabe de Tezkire-i MûsikîĢinâsân Hakkında Bir Mütalaa‟ya11 rastladık. Bu mütalaada Nuri ġeyda Bey‟in yazdığı mûsikîĢinâsların tercüme-i hallerini anlatan bir Tezkire-i Mûsikîşinâsân‟dan bahsediliyordu. Ġlk olarak eserimizin yazarını bulduğumuzu düĢündük. Fakat Nuri ġeyda Bey 1901 yılında vefât etmiĢ olması bizleri bu kanıdan vazgeçirdi. Çünkü eserimiz bu tarihten sonra yazılmıĢtı.

Yazar bir de tezkire içerisinde Nuri ġeyda Bey‟in bir makalesinden yararlanmıĢ (29a numaralı sayfa) ve diğer bir yerde de Rauf Yekta Bey ile arasındaki münakaĢadan bahsetmiĢtir. (7a numaralı sayfa) Bunlardan sonuçla yazarın Nuri ġeyda Bey olamayacağına kadar verdik.

Daha sonra kütüphanelerde Tezkire-i Mûsikîşinâsân adlı eserleri araĢtırdık. Aynı isimde Ġstanbul, Millet Kütüphanesi, Ali Emirî Tarih 706 numarada kayıtlı diğer bir esere rastladık. Fakat bu eserin Atrabü‟l-Âsâr‟ın Ali Emirî hattıyla nüshası olduğunu öğrendik.

Ġncelediğimiz bu eser Cem Behar‟ın yazdığı ġeyhülislam‟ın Müziği eserine göre Atrabü‟l-Âsâr‟ın zeylli (eklentili) bir nüshasıdır.12 Atrabü‟l-Âsâr fî Tezkireti „Urefâi‟l- Edvâr13‟da geçen 97 kiĢinin aksine, yalnızca Atrabü‟l-Âsâr‟ın 8b-9a sayfasında geçen Parsâzâde [Abdülbâkî] Efendi, eserimizde madde baĢı olarak geçmemekte, 7b sayfasında Parsa Efendi anlatılırken madde içinde atıf yapılmaktadır. Fakat bu eser Atrabü‟l-Âsâr‟ın zeylinden farklıdır. 97 mûsikîĢinâstan farklı olarak ayrıca 108 mûsikîĢinâs daha anlatılmıĢ ve bazı yerlerde Atrabü‟l-Âsâr‟dan faydalanılmıĢtır.

11

http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11498/21026/001511372006.pdf?sequence=1&is Allowed=y.

12 Cem Behar, Şeyhülislam‟ın Müziği, Yapı Kredi Yayınları, Ġstanbul 2017, s. 13.

13 Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Türkçe Yazmalar 6204 nüshası.

(22)

12

Atrabü‟l-Âsâr ile ilgili yazılmıĢ bir adet yüksek lisans tezi14 ve bir adet de doktora tezi15 bulunmaktadır. Ġki tezi incelememiz sonucunda, çalıĢtığımız bu yazma eser ile ilgili tezler içerisinde hiçbir bilgi bulamadık.

Eserin müellifini bulmak için giriĢimlerde bulunduk. Bütün ihtimalleri araĢtırdık. 24 Kasım 2017 tarihinde Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi‟ne giderek yazma eser uzmanı Emel Hanım‟dan yardım istedik. Kendileri bu konuda pek fazla yardımcı olamayacaklarını teessüfle ifade ederek bizi, Yazma Eserler Kurumu BaĢkanlığı Kitap ġifahanesi‟nde yazma eser uzmanı Murat Serdar Saykal‟a yönlendirdiler. 08 Aralık 2017 tarihinde Murat Serdar Beyle görüĢtük ve eserimizin yazarının Hüseyin Sadettin Arel olabileceğini söyledi. Ve Hüseyin Sadettin Arel‟in eserlerinin Türkiyat Enstitüsü‟nde toplandığını belirterek orada Arel‟in yazılarını inleyebileceğimizi ekledi. Ayrıyeten Prof. Ruhi Ayangil‟e de danıĢmamızı önerdi. 22 Aralık 2017 tarihinde Ġstanbul Üniversitesi Türkiyat AraĢtırmaları Enstitüsü‟ne giderek, Arel‟in yazmalarını inceledik. BaĢlangıçta yazılarını Arel‟e benzetmemize rağmen oradaki araĢtırma görevlisi Harun Korkmaz16, kendi araĢtırma alanının Hüseyin Sadettin Arel olduğunu belirterek, bu yazının Arel‟e ait olmadığını söyledi. Ve eserimizi inceleyerek Mûsikî Tarihi alanında önemli bir çalıĢma olacağını ekledi.

AraĢtırmalarımızda rastladığımız Ali Emirî‟nin el yazmalarına nazaran ve Ali Emirî‟nin yaĢadığı tarihleri de göz önünde bulundurarak, eserimizin müellifinin Ali Emirî olabileceği tahminiyle 12 Ocak 2018 tarihinde Millet Kütüphanesi‟ne gittik.

Tezkire-i Mûsikîşinâsân adlı daha önce bahsetmiĢ olduğumuz esere rastladık.

Ġncelememiz sonucunda bu eserin Atrabü‟l-Âsâr‟ın bir nüshası olduğunu gördük.

Murat Serdar Soykal‟ın bizi bir diğer yönlendirmesi olan Ruhi Ayangil ile 06 ġubat 2018 tarihinde buluĢarak kendilerinden yardım istedik. Eserden birkaç nüsha kendilerine iletmemize rağmen Ruhi Ayangil‟den herhangi bir cevap alamaadık.

Ġbnülemin, HoĢ Sada adlı kitabında; Dede Efendi‟yi anlatırken Dede Efendi‟nin doğum tarihinin dipnotunda17 “Rüsûmat memurlarından Cemil adında birinin Türk

14 Hakkı Tekin, Şeyhülislâm Esad Efendi ve Atrabü‟l-âsâr fî Tezkiret-i Urefâi‟l-Edvâr Adlı Eseri, (BasılmamıĢ Yüksek Lisans Tezi) Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri 1993.

15 Zeynep Sema YüceıĢık, Şeyhülislâm Esad Efendi ve Atrabü‟l-âsâr fî Tezkiret-i Urefâi‟l-Edvâr, (BasılmamıĢ Doktora Tezi) Ġstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ġstanbul 1990.

16 Harun Korkmaz, Ġstanbul Üniversitesi, Türkiyat AraĢtırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Bölümü, AraĢtırma Görevlisi.

17 Ġbnülemin Mahmut Kemal ĠNAL, Hoş Sadâ Son Asır Türk Musikişinasları, Ġstanbul 1958, s. 133.

(23)

13

Mûsikîşinâslarının muhtasar hal tercemelerini yazdığı defterinde Dedenin doğum tarihi 1196 olmak üzere gösterilmektedir.” demektedir. Bizim çalıĢtığımız yazma eserde de Dede Efendi‟nin doğum tarihi 21b numaralı sayfada 1196 olarak verilmiĢtir. Bu bilgiye ulaĢınca eserimizin yazarı hakkında oldukça mühim bir malumat ettiğimizi düĢündük.

Fakat bir sonraki sayfanın dipnotunda18 da Ġbnülemin, “rüsûmat memurlarından Cemil Bey‟in ifadesiyle aynen şöyledir: Oğlum mûsikî sana dadı hakdır. İnşaallah bütün mûsikîşinâsânı koltuklarının altına alırsın.” demiĢtir. Üstteki ifade derterde geçmesine rağmen bu ifade incelediğimiz yazma eserde yer almadığından rüsûmat memurlarından Cemil Bey de incelediğimiz bu eserin yazarı değildir.

ÇalıĢtığımız bu eseri Avni Erdemir, Anadolu Sahası MusikiĢinas Divan ġâirleri eserinde19 Nizârî‟yi anlatırken kaynak olarak göstermiĢ fakat bizim okuduğumuz sûretle okuma hatası yapmıĢtır. “… san‟atkârlıkla te‟mîn-i ma‟îşet iderdi.” demesine rağmen (Bkz. 62a – Nizârî) “… hıdmetkârlıkla te‟mîn-i ma‟îşet iderdi.” diye olması gerekmektedir.

Sonuç olarak yaptığımız araĢmalar neticesinde en azından bu yazma eserin yazarının kimler olamayacağını belirtebiliriz. Nuri ġeyda Bey, Ali Emîrî Efendi, Hüseyin Sadettin Arel ve rüsumat memûrlarından Cemil Bey bu eserin yazarı değildir.

Ayrıca Cem Behar‟ın eserinde belirttiği gibi bu yazma eser Atrabü‟l-Âsâr‟ın zeylli bir nüshası da değildir.

Bize göre müellif, yazasındaki bozukluk itibariye yazar kimliği ön planda olmayan; mûsikîĢinâsların tercüme-i hâllerini yazması itibariyle mûsikî ile alakadar olan ve 1920‟li yıllarda yaĢamıĢ bir zâttır. Yazarın mûsikîĢinâs biri olduğunu varsayarsak, bu eseri mûsikîĢinâsların tercüme-i hallerini öğrenmek amacıyla not ettiği düĢünebiliriz.

Çünkü Atrabü‟l-Âsâr‟daki 97 mûsikîĢinâs yazma eserde mevcut olup, oradaki gibi dili çok süslü ve ağır değildir. Daha yalın ifadelerle kısa bir Ģekilde anlatılmıĢtır. Veyahut yazar alanında tek olan Atrabü‟l-Âsâr‟dan farklı bir kaynak eser ortaya koymaya çalıĢmıĢtır diyebiliriz ki bunda da çok baĢarılı olduğunu söyleyemeyiz.

18 Ġbnülemin, a.g.e., s. 134.

19 Avni Erdemir, Anadolu Sahası Musikişinas Divan Şairleri, Ankara 1999, s. 348.

(24)

14 1. TEMELLÜK VE TESÂHÜB KAYDI

Temellük ve tesâhüb kaydı, yazma veya basma eserin herhangi bir yerinde kime ait olduğunu belirten kayıtlardır. Bu kayıtlar kitabların genellikle 1a sayfasında olabileceği gibi, muhtelif yerlerinde de karĢımıza çıkabilmektedir. Önemli tarihi ve biyografik bilgiler içermesinin yanısıra kitabın macerasını da ortaya koyabilmektedir.20

Eserin ilk sayfalarında temellük ve tesâhüb kaydına rastlamadık. Fakat eserin son sayfasında ve arka kapağın arkasında bazı kayıtlara rastladık ki Ģöyledir:

 102b Antalya …. (tarikle?), Konya vilâyeti Eğirdir ahz-ı asker şu‟besi [asker alımı şubesi] inzibat zabıtı [polis vazifesi gören asker, ordu mensubu] mülâzım-ı evvel [üsteğmen] Niyazi.

Mülazım-ı Evvel Niyazi olarak araĢtırma yaptığımızda 1873 yılında doğan ve 1913 yılında vefât eden Resneli Niyazi Bey adında birine ulaĢmaktayız.21 Askeri bir kimliğe sahip olan Niyazi Bey‟in mûsiki ile ilgili bir tarafınına rastlamadık. Bu kayıttan sadece eserin Niyazi Bey‟in eline ulaĢtığını çıkarabiliriz.

 102b Râmi bostan mahallesi, Mustafa Efendi, 8 ……. sene? (13)28 [1910-11].

Mustafa Efendi‟nin kim olduğu açıkça belirtilmediğinden yaptığımız çalıĢma sonucunda bu kayıt ile ilgili pek bir bilgi bulamadık.

 103a Harem iskelesi şerif kuyusu 68 numero Ziya Bey

Harem Ġskelesi Ġstanbul‟un Üsküdar ilçesinde bulunmaktadır. ġerif Kuyusu adında da bir sokak da Üsküdar‟da bulunmaktadır. Üsküdarlı Ziya Bey, Bestenigâr Ziya Bey, Hoca Ziya Bey ve Hânende Ziya Bey gibi isimlerle de meĢhurdur. Maruf Behlül Efendi‟nin yeğenidir. 1877‟de Üsküdar‟da doğmuĢ, 1923 yılında Mersin‟de vefât etmiĢtir.22

 103a Aksaray Horhor‟da Kızıl Minare mahallesi, 114 numero Remzi Efendi‟nin oğlu, Ali Nâci

20 Orhan Bilgin, “Temellük ve Tesâhüb Kaydı”, DİA., c. 40, Ġstanbul 2011, s. 411-412.

21 Ayrıntılı bilgi için bkz.: Milliyet Gazetesi, Resneli Niyazi, web, eriĢim tarihi 15. 05. 2018, http://www.milliyet.com.tr/2002/03/02/yazar/uras.html.

22 Ayrıntılı bilgi için bkz.: Esendere Kültür Sanat Derneği, “Bestenigar Ziya Bey”, web sitesi, eriĢim 18.05.2018, http://www.eksd.org.tr/bestecilerimiz/bestenigar_ziya_bey.php.

(25)

15

Ġstanbul‟un Fatih ilçesinde Aksaray semti bulunmaktadır. Bu semt içerisinde de Horhor Caddesi yer almakta ve bu cadde üzerinde ise Kızılminare Camii yer almaktadır.

Ali Nâci adında birine ise yaptığımız araĢtırmalar sonucunda ulaĢamadık.

2. YAZMAYA GÖRE YAZARIN MÛSĠKÎ HAKKINDAKĠ GÖRÜġÜ

ġunu ifade etmeliyiz ki öncelikle yazar mûsikî alanında bir eser kaleme almıĢtır.

Ve bu eser mûsikîĢinâsların biyografilerini ve eserlerini ihtiva etmektedir. Bu iki bilgiye nazaran yazarın mûsikî ile alakadar birisi olduğunu söylememiz yanlıĢ olmayacaktır.

Nitekim 44b‟de Nâyî Osman Dede‟yi anlatırken, hicâz âyîn-i Ģerifin güftesi “Men âşık-ı an hüsnem aşkest münâcâtem” olan eserinin sırf hicâz nağmeler içerdiği için hicâz denmesine rağmen yeknesak (tekdüze) olduğunu belirtmiĢtir. Bu bilgiye nazaran yazarın mûsikî kulağına hatta makam bilgisine sahip olduğunu ifade edebiliriz.

Yazarın Ġslâm açısından mûsikî görüĢüne bakacak olursak, en azından böyle bir eser kaleme almasından dolayı mûsikî ile uğraĢmanın Ġslâm dinî açısından bir sakıncasının olmadığını düĢünüyor diyebiliriz. Eserinde mûsikî ile ilgili ayet ve hadis bulunmamaktadır.

Yazar eserinde [23a] Zeki Ağa‟yı anlatırken Ģu kıssayı bizlere aktarmıĢtır: Zeki Mehmed Ağa, muasırı ulemadan Kethüdazâde Efendi‟ye hacca giderek tanbura tövbe edeceğini söylemiĢ. Kethüdazâde de Ģu yolda cevap vermiĢti. “Zeki Ağa! Hacca git fakat tanbura tövbe etme! Hatta Arafat‟ta da çal!” demiĢ ve ona mesnevînin Ģu beyitleri okumuĢtu:

Pes hekîmân gofteend în lahnhâ - Ez devvârı çerh be-giriftîm mâ

Bânk-i gerdişhâ-yı çerhest în ki halk - Mîserâyendeş be-tanbûr u be-halk Neticede bilge kişiler, “Biz, bu makamları gökyüzünün dönüşünden aldık” dediler.

Halkın tanburla çaldıkları ve boğazla söyledikleri, gökyüzünün dönüşlerinin sesidir.

Yani tanbur ve sâir sazlar çalmayı, hançere ile teganni etmeyi, doğanın bir olayı olarak görerek, bunda bir sakınca bulmayarak Zeki Ağa‟nın tanbur çalmaya devam etmesini söylemiĢtir. Yazar da bu kıssayı eserinde bize aktararak mûsikî hakkındaki görüĢlerini ortaya koymuĢtur.

(26)

16

Sesin, Ġslâm dinindeki yeri oldukça önemlidir. Kur‟an-ı Kerim‟de insanın sesini çok yükseltmeyip, mütevazı olması öğütlenmiĢtir.23 Hadis-i Ģeriflerde de Kur‟an-ı Kerim‟in duygulu, hüzünlü bir eda ile okunması övülmüĢtür.24

Osmanlı Devleti zamanında su sesi ve mûsikî tedavi amaçlı kullanılmıĢtır.

Özellikle ruh hastalıkları tedavisinde mûsikî oldukça etkilidir.25 Muhakkak mûsikînin en önemli etkisi insanı olumsuz düĢüncelerden uzaklaĢtırıp hastalığını yenmesine büyük etki edecek moral olmasıdır.

Yapılan araĢtırmalara göre ise müzik aleti çalan çocuğun IQ‟su 7 ile 10 puan arasında artıyor, dil öğrenme ve matematiğe katkısı da fazlalaĢıyor.26 Bütün bu olumlu yönlere baktığımızda mûsikîyi bilinçli ve doğru bir Ģekilde kullandığımızda Ġslam açısından bir sakıncası olmayacağı kanaatindeyiz. Nasıl ki insan hür iradesiyle bıçağı, ekmeği kesmek için de veya bir yakınına zarar vermek için de kullanabileceği gibi mûsikî de Allah‟ın belirlediği kurallar çerçevesinde uygulanmalıdır.

C. ESERĠN YAZILDIĞI MUHTEMEL TARĠH

Eserin yazıldığı tarih tam olarak bilinmemektedir. Lakin metin içerisinde geçen bilgiler doğrultusunda eserin yazıldığı tarihi yakın olarak anlamaktayız. Bakınız 25a numaralı sayfada RâĢid Efendi‟yi anlatırken “yigirmi dört sene evvel vefât etmişdir”

demiĢ ve aynı sayfanın üst tarafında 1338-24=1314 iĢlemini yapmıĢtır. 1338 hicrî tarihinden 24 çıkarılmıĢ ve RâĢid Efendi‟nin vefât tarihi olan 1314 sonucu elde edilmiĢtir. RâĢid Efendi‟nin vefât tarihi kaynaklarda kesin olarak bilinmemektedir. Ama bizim için önemli olan 1338 hicrî tarihidir ki o da 1919-1920 miladî tarihine denk gelmektedir. Ama bu sayfadaki bilgiler kurĢun kaleme benzeyen bir kalemle yazılmıĢtır.

Eserin geneli, bu sayfada yazılan tarihten önce yazılmıĢ olabilir. 60a‟nın altında 1340‟tan 1294 çıkartılmıĢ ve Mustafa Ġzzet Efendi‟nin tahminimizde eserin yazıldığı günden kaç yıl önce vefât ettiği bulunmuĢtur. Buna nazaran ise eser 1921-22 yılında yazılmıĢ olabilir.

23 Lokman, 31/19.

24 El-Buhârî, Sahih-i Buhârî, Kitâbu‟t-Tevhîd, bâb:52; Ebû Dâvud, Sünen, Vitir, 20‟de rivâyet edilmiĢtir.

25 Ruhi Ayangil, “Ruh Hastalıklarının Tedavisinde Mûsikî”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Ankara 1989, c. XXXI, s. 272.

26 Esra Ülkar, “Her notadan IQ yayılıyor”, Hürriyet Gazetesi, web eriĢim 16.07.2018, http://www.hurriyet.com.tr/egitim/her-notadan-iq-yayiliyor-40084588.

(27)

17

50b numaralı sayfada ise “….Romanya Hükûmeti tarafından tesviye edilerek 1911‟de Viyana ve Leibzig‟de şu nâmda basdırıldı." denilerek hem eserin içinde bir milâdî tarih kullanılmıĢ hem de eserin içinde bulunan en son tarih verilmiĢtir. Bu sayfadaki yazı eserin genelindeki yazı tarzında ve mürekkep renginde yazıldığından eser en erken 1911 yılında nihâyete ermiĢ diyebiliriz.

76a numaralı sayfada Giriftzen Nâfiz Bey kısaca anlatılırken yine takriben yigirmi sene evvel vefât etmişdir denilmiĢ fakat Nâfiz Bey‟in vefât tarihi verilmemiĢtir.

Kaynaklara baktığımızda ise verilen bu kısa bilgilerle eĢleĢen Nâfiz Bey bulamadığımızdan bu bilgi eserin yazıldığı târih hakkında bizlere ıĢık tutamamıĢtır.

Sonuç olarak incelediğimiz bu yazma eser günümüzden yaklaĢık bir asır önce yazılmıĢtır. Eserimizde geçen en son tarih 1921-1922 olduğundan, eserin en erken bu tarihlerde tamamlandığını öngörüyoruz.

D. YAZARIN FAYDALANDIĞI ESERLER

Yazar eserini yazarken farklı kaynaklardan faydalanmıĢtır. Bunları da dipnotta açıkladığı gibi metin içerinde aldığı kaynağa atıfta bulunarak da belirtmiĢtir. Yazar ilk dipnotunu 2b numaralı sayfada göstermiĢ, Fatîn‟e göre (1096)‟dır diyerek Fatîn Tezkiresi‟nden alıntı yaptığını belirtmiĢtir. Bir de dipnotta göstermeden metin içinde Evliya Çelebi‟ye göre (1a numaralı sayfa) gibi ifadelerle de farklı kaynaktan yararlandığını göstermiĢtir. Yazarın hangi kaynaklardan faydalandığını aĢağıdaki tablolarda gösterdik.

Tezkireler Geçtiği sayfa

1 Atrabü‟l-Âsâr 41a / 43b / 44a

2 Esrar Dede Tezkiresi 20a / 35a / 44b / 63a / 67a 3 Fatîn Tezkiresi 2b / 4b / 26b / 35b

4 Latîfî Tezkiresi 19a / 27b / 33b / 43a

5 Sâlim Tezkiresi 13a / 25b / 63a

6 Sehî Bey Tezkiresi 19a / 27b / 28b / 34a Tarihler

7 Atâ Bey - Enderun Tarihi 29b / 59a

8 Cevdet Tarihi 26a / 29a

Diğer Kaynaklar

(28)

18

9 Evliya Çelebi 1a / 43a

10 HaĢim Bey Mecmuası 30b / 31a / 45a

11 Hâfız Ġlyas 36a / 39b / 44b / 45b

12 Mesnevi-i ġerif 23a

13 ġehbal (Gazetesi) 45b

Sonuç olarak yazar 13 farklı kaynaktan yararlanmıĢtır. Genel dizinde de bu kaynakların çalıĢmamız içerisinde nerede geçtiklerini görebilirsiniz.

E. SIRALAMA

1. YAZMADAKĠ SIRALAMA ÜZERE

Yazar eserine baĢlamadan önce hiçbir açıklama ve önsöz yapmamıĢ doğrudan eserine baĢlamıĢtır. Yazar eserindeki kiĢileri madde baĢı halinde sıralarken bağdaĢık, özdeĢ bir sıralama olduğunu pek söyleyemeyiz. Günümüz ansiklopedilerinde olduğu gibi, her zaman alfabetik sıralama yaparken tercüme-i halleri verilen mûsikîĢinâsın öz adını esas alarak madde baĢı yapmamıĢtır. Bazen kiĢinin lakabı, sıfatı, nesebi, aile adı veyahut mahlası seçilmiĢtir. Eğer bunlardan biri seçilmiĢse hemen ardından öz adı da verilmiĢtir. Örneğin 1b numaralı sayfada geçen, Âmâ sıfatıyla sıralamaya giren Ġbrahim Efendi “elif” baĢlığı altında, 7a numaralı sayfada geçen Burnaz nâmıyla sıralamaya giren Mehmed Ağa “be” baĢlığı altında sıralamaya sokulmuĢtur.

Bazen de sadece kiĢinin lakabı, sıfatı, nesebi, aile adı veya mahlası seçilmiĢtir.

Örneğin, 2a numaralı sayfada madde baĢı OdabaĢızâde olarak verilen kiĢinin asıl adı Mehmed olup, 11a numaralı sayfada madde baĢı Çuvaldızzâde olarak “cim” baĢlığı altında verilen mûsikîĢinâsın asıl ismi ise Ġsmail‟dir.

Alfabetik sıraya konan mûsikîĢinâs, aynı zamanda Ģâir ise Ģâirin mahlası da hemen ardında gelen metinde ilave edilmiĢtir. 17b numaralı sayfada madde baĢı olarak verilen Halil Efendi‟nin mahlası Zeki, 44a numaralı sayfada ise madde baĢı olarak Osman Çelebi‟nin mahlası Vehbî‟dir.

Bazen de kiĢinin birden fazla lakâbı bulunuyorsa bunlar da belirtiliyor. Örneğin 17b numaralı sayfada madde baĢı olarak verilen Halil Efendi anlatılırken Mahlası Zekî‟dir. Devrân Bacızâde, Çengi Halil, Nasuh Paşazâde dahî derler denilmiĢtir.

(29)

19

Madde baĢı olarak ise 13a‟da Hâfız Kumral Mehmed Efendi ve 43a‟daki Acem Avvâd Mehmed Efendi örnek olarak verilebilir.

Yazar incelediğimiz bu Tezkire-i Mûsikîşinâsân adlı eserinde madde baĢı olarak aldığı kiĢilerin lakaplarının neden verildiğini bazen de açıklamıĢtır. Örneğin 43a numaralı sayfada Andelibî mahlaslı Hasan‟ı anlatırken “Islıkla gayet güzel bülbül taklidi yaptığından ahâli arasında “Bülbül Hasan” denirmiş! Bu münâsebetle andelibî mahlasını taşıyordu.” diye açıklamıĢtır. Ve yine 53b numaralı sayfada ise Kâtibî‟yi anlatırken “Güzel yazı yazdığından bu mahlası almıştır.” diye belirtmiĢtir.

Bazen ise sıralamaya kiĢinin meslek veya sahip olduğu unvan girmiĢtir. 15a numaralı sayfada Hacı Kirâmî Efendi “ha” baĢlığının altına, 19a‟daki DerviĢ Ömer “dal”

baĢlığının altına ve 36b‟deki ġeyh Hüseyin Efendi ise “Ģın” baĢlığının altında anlatılmıĢtır.

Bunlardan farklı olarak bazen de kiĢinin isminin hiç anılmadan sadece lakabı kullanılarak madde baĢı yapılmıĢtır. Örnek olarak 9b‟deki Tesbihîzâde, 20b‟deki Dellâlzâde ve 54b‟deki Kemânî Ağa verilebilir.

13b‟de madde baĢı olarak verilen Hâfız Kömür ve 15a‟daki Hâfız Portakal ise hem unvanıyla ve lakabıyla kullanılmıĢtır. 41a‟daki Tomtom Ġmamı ise Ġstanbul‟un Tophane semtindeki bir Tomtom Kaptan mahallesinin imamı olduğundan bu nâmla madde baĢı edilmiĢtir. 53b‟de ise Küçük Ġmam ve Küçük Müezzin madde baĢı olarak bulunmaktadır.

Sonuç olarak Tezkire-i Mûsikîşinâsân adlı bu eserimizde yazar tercüme-i halleri verilen mûsikîĢinâsları madde baĢı yaparken tutarlı ve düzenli bir yol tutamamıĢtır.

Bazen kiĢinin direk öz adını, nesebini, mahlasını veya lakabını kullanmıĢtır.

Tahminimizce yazar, kiĢileri o dönemde en çok bilinen, kullanılan veya nasıl ön plana çıkmıĢ ise o Ģekilde eserine geçirmiĢtir. Mûsikî ve sanat çevresinde hangisiyle anılmakta ve hangisiyle öne çıkmıĢsa alfabetik sıraya da bu nitelemeyle girmiĢtir.

Bu bölümde eserdeki mûsikîĢinâsların nasıl sıralandığı gösterilmiĢtir. Ġlk baĢlıkta yazma eserin orijinalinde yazar nasıl bir sıralamaya tabi tuttuysa o Ģekilde tabloya eklenmiĢ, ikinci baĢlıkta mûsikîĢinâsların vefât tarihleri göz önüne alınarak kronolojik bir sıralama yapılmıĢ ve üçüncü bölümde ise çalıĢmamızın içerisinde biz nasıl bir sıralama yaptıysak o Ģekilde tabloya eklenmiĢtir.

(30)

20

a. SIRALAMADA TEKRAR EDEN ĠSĠMLER

Yazar eserin birkaç yerinde madde baĢı olarak aynı kiĢileri göstermiĢtir. Bunlar muhtemelen sonradan kurĢun kalemle yazılıp eklenmiĢtir. Nikoğos Ağa ilk olarak 64a numaralı sayfada eserin genelinin yazıldığı siyah renkli kalemden farklı olarak o dönemlerde kopya kalemine benzer bir kalemle yazılmıĢtır. 65a numaralı sayfada, çoğu bilgiler tekrar edilerek Nikoğos Ağa tekrardan anlatılmıĢtır. 75b‟de ise Nikoğos Ağa ile ilgili bir satırlık kısa bir bilgi kurĢun kalemle verilmeye çalıĢılmıĢsa da tarafımızca tam olarak anlaĢılmamıĢtır. Aynı sayfada madde baĢı olarak Nikoğos Ağa ikinci kez verilmiĢse de bu Nikoğos Ağa diğerinden farklı kiĢidir.

Dede Efendi ise 21b numaralı sayfada anlatılmıĢ olup ve sonraki iki sayfada da eserleri verilmiĢtir. Eserimizin sonlarına doğru 73a ve 73b‟de Dede Efendi muhtemelen kurĢun kalem ile yazılmıĢ olarak tekrardan anlatılmıĢtır. Ġki maddenin içerdiği bilgiler çoğunlukla birbirinin tekrarıdır.

Behlül Efendi 8a numaralı sayfada alıĢmıĢ olduğumuz yazı tarzının dıĢında fakat aynı renkli kalem kullanılarak anlatılmıĢtır. 75a‟da ise kurĢum kalemle Behlül Efendi tekrardan madde baĢı yapılıp bilgiler verilmiĢ, 75b‟de ise bir satırlık pek anlayamadığımız bir cümle ifade edilmiĢtir.

Garbis Efendi ilk olarak 49b numaralı sayfada kurĢun kalemle yazılmıĢ olarak iki satırlık kısa bir bilgi verilmiĢtir. Daha sonra eserimizin sonlarında 76a‟da yine kurĢun kalemle yazılmıĢ olarak bir satır bilgi verilmiĢtir.

Aleksan Ağa 6a numaralı sayfada madde baĢı olarak kurĢun kalemle yazılmıĢ ve boĢ bırakılmıĢtır. 54b‟ye gelince ise Kemânî Ağa maddesi altında yine kurĢun kalemle açıklanmıĢtır. Hacı Kirâmî Efendi de aynı Ģekilde 15a numaralı sayfada kurĢun kalemle madde baĢı olarak yazılmıĢ olup hakkında hiçbir bilgi verilmeyerek boĢ bırakılmıĢtır.

74b‟de ise Hacı Kirâmî Efendi hakkında yarım sayfa bilgi verilmiĢ ve bu eksiklik giderilmiĢtir.

RâĢid Efendi ise 25a numaralı sayfada kurĢun kalem benzeri bir kalemle yazılarak anlatılmıĢ ve 60b‟de Neyzen RâĢid Efendi madde baĢı altında kopya kalemi ile tekrardan açıklanmıĢtır.

Mustafa Ġzzet Efendi 59a numaralı sayfada yazar eserinde genel olarak anlattığı biçimde madde baĢı yapılarak 3 sayfada geniĢçe anlatılmıĢtır. 64a‟da ise Neyzen

(31)

21

Mustafa Efendi madde baĢı altında anlatılan bu kiĢi ise Mustafa Ġzzet Efendi‟nin ta kendisidir. 1245/1829‟da çırak çıkarılması, neyzen olması ve talik-sülüs yazmakla meĢhur olması iki farklı madde baĢı olarak alınan bu kiĢilerin aynı kiĢi olmasının en büyük delillerindendir. Yazar burada açıkladığımız tekrar eden kiĢilerden sadece Mustafa Ġzzet Efendi genel olarak kullanılan yazı rengi ve tarzında yazılmıĢtır.

Sonuç olarak bu 7 mûsikîĢinâs eserin farklı yerlerinde birden çok kez anlatılmıĢ, çoğu yerinde aynı bilgiler tekrar edilmiĢtir.

b. SIRALAMAYA GÖRE MÛSĠKÎġĠNÂSLAR

1a numaralı sayfada elif bâbı altında Ġbrahim Efendi‟den baĢlayarak, 76b‟de DerviĢ Hüseyin ile nihayete eren bu yazma eserde 205 kiĢinin tercüme-i hâli bulunmaktadır. 69b‟de Yusuf PaĢa ile düzenli sıralama bitmiĢ, sonrasında kurĢun kalem ile zeyiller olmuĢtur. Parantez içinde kendilerini tasvir eden önemli unvanları gösterilmiĢtir. Sol sütundaki sıralama devam ederken boĢluk bırakılan mûsikîĢinâslar yazmada birkaç kez madde baĢı yapılarak anlatılan mûsikîĢinâslardır.

Tezkire-i MûsikîĢinâsân 1 1a : Ġbrahim Efendi (Edirneli) 2 : Ahmed Çelebi (Na‟ne) 3 : Ahmed Çelebi (Selanikli) 4 1b : Ahmed Ağa (Mehter) 5 : Âmâ Ġbrahim Çelebi 6 : Âhenî Çelebi (Mehmed) 7 : Emin (Nazîrîzâde) 8 2a : OdabaĢızâde (Mehmed) 9 2b : Ahmed Çelebi (Diyarbakırlı) 10 : Ebûbekir Ağa (Eyüplü) 11 : Ġsmail Ağa (Hasköylü) 12 : Es‟ad Efendi (Şeyhülislam) 13 3a : Ahmed Refi‟ Efendi

14 : Ġbrahim PaĢa (Pargalı) 15 4b : Îsak (Tanbûrî)

16 : Ahmed Hamid Efendi (Nazîfzâde)

(32)

22 17 : Oskiyan (Samatyalı)

18 5a : Ahmed Kâmil Efendi (Kırımlı) 19 : Avvâdiye (Tanbûrî)

20 5b : Ġbrahim Efendi (Âsâriye Hatibi) 6a : Aleksan Efendi (Kemânî Ağa) 21 7a : Burnaz Mehmed Ağa

22 : Baba Nevâyî

23 : Parsâ Efendi (Mehmed) 24 7b : Pîrî Çelebi (Tophaneli) 25 8a : Behlül Efendi (Hânende) 26 9b : Tesbihîzâde (Tophaneli) 27 : Tatar (Gazi Giray Han) 28 11a : Çuvaldızzâde (İsmail)

29 : Çemenzâde (Mehmed Çelebi) 30 : Cevher Ağa (Mustafa)

31 11b : ÇarĢeb Mehmed Ağa 32 : Çilingirzâde (Ahmed Ağa) 33 12a : Cemil Bey (Tanbûrî)

34 13a : Hâfız Kumral Mehmed Efendi 35 : Hâfız Post (Mehmed Çelebi) 36 13b : Habibzâde Abdullah Ağa 37 : Hâfız Kömür (İstanbullu) 38 : Hasan Efendizâde (Kadıköylü) 39 14a : Hasan Ağa (Enfî Burnaz) 40 : Hâfız Rif‟at (Mehmed) 41 : Hacı Ârif Bey

42 15a : Hızır Ağazâde Said Bey 43 : Hâfız Portakal (Kasımpaşalı)

: Hacı Kirâmî Efendi 15b : Hasan Efendi

44 : Hamparsum (Limonciyan) 45 16a : Hoca Abdülkadir (Merâğî)

46 17b : Halil Efendi (Zeki, Devrân Bacızâde)

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :