T.C.
SAKARYA ÜNVERSTES
SOSYAL BLMLER ENSTTÜSÜ
KAYNAKLAR IIINDA MUKADDES
EMÂNETLERN TARH
YÜKSEK LSANS TEZ
Abdulmecit ENTÜRK
Enstitü Anabilim Dalı : Tarih
Enstitü Bilim Dalı : Ortaça Tarihi
Tez Danıması: Prof. Dr. Mevlüt KOYUNCU
EYLÜL – 2012
BEYAN
Bu tezin yazılmasında bilimsel ahlâk kurallarına uyuldu÷unu, baúkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunuldu÷unu, kullanılan verilerde herhangi bir tahrifat yapılmadı÷ını, tezin herhangi bir kısmının bu üniversite veya baúka bir üniversitedeki baúka bir tez çalıúması olarak sunulmadı÷ını beyan ederim.
Abdulmecit ùENTÜRK 26/09/2012
ÖNSÖZ
ønsanlar sevdikleri kimselerden kalan hatıraları gözleri gibi korurlar, sahip oldukları eúyalar içerisinde onlara ayrı de÷er atfederler ve sevdiklerinden ayrılık elemlerini, onlardan kalan hatıralarla bir nebze olsun gidermeye çalıúırlar. Maddi hatıralar içerisinde úüphesiz en de÷erlileri, Allah tarafından insanlara rehber olarak gönderilen ve en mükemmel insan olan peygamberlere ait hatıralardır. Hz. Dâvud, Hz. Mûsâ ve Hz. øsâ’dan kalan eúyalar, bu peygamberlere tâbi olanlarca büyük hürmet görerek korunmaya çalıúılmıútır. Müslümanlar da Peygamberlerin en sonuncusu ve en büyü÷ü olan Hz. Muhammed’in hatıralarına, dünyadaki hiçbir maddî eúya ile kıyas edilmeyecek derecede hürmet göstermiúlerdir. Sahâbe, kudsî hayatı olanca teferruâtıyla hadis, siyer ve tarih kitaplarında kaydedilen Hz. Muhammed’in söz ve fiillerinin muhafazasına bütün kuvvetleriyle çalıútıkları gibi; ondan geriye kalan eúya ve hatıraları da büyük bir ta’zîm ve hürmetle muhafaza etmiúlerdir. Sahâbeden sonra gelen Müslümanlar da, Hz. Peygamberin hatıralarını hürmetle muhafaza etmiúler;
sonraki asırlara intikâl ettirerek günümüze ulaúmalarını sa÷lamıúlardır.
Peygamberlerden sonra insanların en faziletlileri olan sahâbeye ve büyük dinî úahsiyetlere ait olan hatıra eúyalar da Müslümanlarca hürmet görmüú ve muhafaza edilmeye çalıúılmıútır.
Tezimizde Hz. Muhammed’den, di÷er bazı peygamberler ile sahâbe ve din büyüklerinden kalan hatıra eúyaların geçmiúten günümüze intikâl keyfiyeti, Ortaça÷
klâsik øslâm eserleri ile Yakınça÷ Osmanlı kaynakları incelenmek suretiyle ortaya konulmaya çalıúılmıútır.
Yazılma aúamasında tezimi sabırla kelime kelime inceleyerek önerileriyle bana sürekli yol gösteren danıúmanım faziletli hocam Prof. Dr. Mevlüt Koyuncu’ya, kıymetli hocam Prof. Dr. Mustafa Demir’e yardımlarından dolayı cân u gönülden teúekkür ediyorum. Çalıúmam sırasında çok yararlandı÷ım øSAM Kütüphanesinin de÷erli kurucularına da minnettârım. Uzun süren çalıúmam sırasında zaman zaman zorluk çeken eúime, Hafsa Senâ’m ile Mehmed’imin úefkatli annelerine muhabbetim ebedîdir.
Abdulmecit ùENTÜRK 26/09/2012
i
ÇNDEKLER
KISALTMALAR ... iii
ÖZET ... iv
SUMMARY ... v
GR ... 1
BÖLÜM 1: TARH BOYUNCA ÇETL TOPLUM VE DNLERDE KUTSAL EYA ANLAYII - MUKADDES EMÂNETLERLE LGL TERMLER ... 17
1.1. Çeúitli Toplum ve Dinlerde Kutsal Eúya Anlayıúı ... 17
1.1.1. øbtidâi Toplum ve Kültürlerde Kutsal Eúya Anlayıúı ... 17
1.1.2. Câhiliyye Devri Araplarında Kutsal Eúya Anlayıúı ... 18
1.1.3. Yahudilik ve Hıristiyanlıkta Kutsal Eúya Anlayıúı ... 19
1.1.4. øslâmiyette Kutsal Eúya Anlayıúı ... 22
1.2. Mukaddes Emânetlerle ølgili Terimler ... 24
1.2.1. Mukaddes/Kutsal ... 24
1.2.2. Emânet ... 26
1.2.3. Mukaddes Emânetler ... 26
1.2.4. Teberrük ... 27
BÖLÜM 2: MUKADDES EMÂNETLERN OSMANLI’YA NTKÂL VE MUHTEVÂSI ... 28
2.1. Mukaddes Emânetlerin Osmanlı’ya øntikâli ... 28
2.2. Mukaddes Emânetlerin Cins ve Adet Olarak Muhtevâsı ... 29
2.2.1. øslâm Kaynaklarına Göre Mukaddes Emânetlerin Cins ve Adedi ... 30
2.2.2. Osmanlı Kaynaklarına Göre Mukaddes Emânetlerin Cins ve Adedi ... 31
2.2.3. Topkapı Tahrir Komisyonuna Göre Mukaddes Emânetlerin Cins ve Adedi..45
BÖLÜM 3: Hz. PEYGAMBERE AT MUKADDES EMÂNETLER VE MUKADDES EMÂNETLERE GÖSTERLEN LG ... 52
3.1. Hz. Peygambere Ait Mukaddes Emânetler ... 52
3.1.1. Hz. Peygamberin Vücûduna Ait Parçalar ... 52
3.1.2. Hz. Peygamberin Giydi÷i Eúyalar ... 56
3.1.3. Hz. Peygamberin Kullandı÷ı Eúyalar………..…...74
ii
3.1.4. Hz. Peygamberin Ayak øzleri ... 87
3.1.5. Hz. Peygamberin Mektupları………...………...96
3.1.6. Hırka-i ùerîf Câmii Hizmet Vakfı’nda Bulunan Mukaddes Emânetler…...116
3.1.7. øsmet Efendi Tekkesi’ndeki Emânet (Gömlek-i ùerîf)………...117
3.2. Mukaddes Emânetlere Gösterilen ølgi... 118
3.2.1. Sahâbenin Hz. Peygamberin Vefatından Önce Eúyasına Gösterdi÷i ølgi ... 118
3.2.2. Sahâbenin Hz. Peygamberin Vefatından Sonra Eúyasına Gösterdi÷i ølgi .... 120
3.2.3. Halifelerin Hz. Peygamberin Eúyasına ølgi ve Alâkası ... 121
3.2.4. Halk Tabakasının Hz. Peygamberin Eúyasına ølgi ve Alâkası ... 122
3.2.5. Mukaddes Emânetleri Kabul Etmeyenler ... 124
BÖLÜM 4: DER MUKADDES EMÂNETLER ... 125
4.1. Hz. Muhammed’den Önceki Peygamberlerden Kalan Mukaddes Emânetler ... 125
4.2. Sahâbeden Kalan Mukaddes Emânetler ... 134
4.2.1. Sahâbeye Nisbet Edilen Kur’an-ı Kerîmler………..………….…..134
4.2.2. Sahâbeye Ait Kullanım Eúyaları……….……….151
4.2.3. Sahâbeye Ait Kılıçlar ve Bazı Harp Aletleri………...155
4.3. Bazı øslâm Büyüklerine Ait Emânetler ... 163
SONUÇ ... 168
KAYNAKLAR ... 170
EKLER ... 182
ÖZGEÇM ... 233
iii
KISALTMALAR
BOA : Baúbakanlık Osmanlı Arúivi SK : Süleymaniye Kütüphanesi TEM : Türk øslâm Eserleri Müzesi TSMA : Topkapı Sarayı Müzesi Arúivi TSMK : Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi TS.MA.d. : Topkapı Sarayı Müzesi Arúivi Defteri TTKD : Topkapı Tahrir Komisyonu Defteri
iv
SAÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tez Özeti Tezin Baúlı÷ı: Kaynaklara Iúı÷ında Mukaddes Emânetlerin Tarihi
Tezin Yazarı: Abdulmecit ùENTÜRK Danıúman: Prof. Dr. Mevlüt KOYUNCU Kabul Tarihi: 26 Eylül 2012 Sayfa Sayısı: v (ön kısım) + 233 (tez) Anabilimdalı: Tarih Bilimdalı: Ortaça÷ Tarihi
Hz. Muhammed’den önceki peygamberlere âit eúyalar, kendilerine tâbi olanlarca mukaddes birer emânet düúüncesiyle asırlarca muhafaza edilmiútir. Aynı úekilde Hz. Muhammed’den geriye kalan eúyalar da, baúta sahabîler ve sonra gelen halifeler tarafından büyük bir ta’zim ve hürmetle asırlarca korunmuútur.
Yüzyıllarca özenle korunan mukaddes emânetlerden bir kısmının muhtevası ve sonraki asırlara intikâl keyfiyetleri klâsik øslâm kaynaklarında belirtilmiútir. Osmanlı kaynakları, Osmanlı döneminde ortaya çıkan ve Topkapı Sarayı’na getirilen bazı mukaddes emânetleri zikretmektedir. XX. yüzyıla ait bazı kaynaklar da, Osmanlı sonrası ortaya çıkan bir kısım mukaddes emânetler hakkında bilgi vermektedirler. Ayrıca kaynaklarda geçmeyen fakat belirli âileler tarafından korunarak günümüze kadar gelen bazı mukaddes emânetlerin bulundu÷u da bilinmektedir. Gerek kaynaklarda geçen ve gerekse belirli úahıslarda bulunan mukaddes emânetleri, muhtevaları ve tarihî intikâl keyfiyetleri bakımından inceleyen araútırma sayısı ne yazık ki yok denecek kadar azdır. Bu durum, mukaddes emânetlerin muhtevası ve tarihî intikâl keyfiyetleri hakkında ciddi bir araútırma yapmanın gereklili÷ini ortaya koymaktadır. Bu çalıúmada mukaddes emânetler, kaynaklara göre muhtevaları ve tarihî intikâl keyfiyetleri yönünden incelenmiútir.
Araútırmanın giriú kısmında, çalıúmada yararlanılan kaynakların isimleri ve çalıúma ile ilgili hangi konuyu içerdikleri kısaca belirtilmiútir. Birinci bölümde, tarih boyunca çeúitli toplum ve dinlerde kutsal eúya anlayıúı; ayrıca øslâm düúüncesine göre eúyanın mahiyet ve kudsiyeti anlatılmıú ve mukaddes emânetlerle ilgili terimler hakkında bilgi verilmiútir. økinci bölümde, mukaddes emânetlerin Osmanlı’ya intikâli ve cins ve adet olarak muhtevası açıklanmıútır.
Üçüncü bölümde, Hz. Peygambere ait mukaddes emânetler ve bunların klâsik øslâm kaynakları ıúı÷ında tarihî intikal seyirleri ve ayrıca sahabîlerden itibaren mukaddes emânetlere Müslümanlarca gösterilen ilgi ve alâka izah edilmiútir. Dördüncü bölümde, Hz.
Muhammed’den önceki peygamberlere, sahabîlere ve øslâm büyüklerine ait eúyalar anlatılmıútır.
Anahtar kelimeler: Peygamber, Mukaddes Emânet, Muhteva, Kaynak, Araútırma
v
Sakarya University Institute of Social Sciences Master’s Thesis Title of the Thesis: History of Holy Relics According to the Sources
Author: Abdulmecit ùENTÜRK Supervisor: Prof. Dr. Mevlüt KOYUNCU Date: 26 Eylül 2012 Nu. of Pages: v (pre tex) + 233 (main body) Department: History Subfield: Medieval History
Articles of prophets, before the Prophet Muhammad have been preserved for centuries by their followers who believed that they were holy relics. In the same way, the remaining articles of the Prophet Muhammad have been preserved for centuries first by his Companions and then the Caliphs with great care and deference.
Some of the contents of the sacred relics that were protected for centuries and their ability of passage to next generations is highlighted in the classical Islamic sources. The Ottoman sources cite some of the holy relics, which were found during the Ottoman era and brought to the Topkapi Palace. Some holy relics that emerged after the Ottomans are also mentioned in some of the 20th century sources. In addition, some of the holy relics that are not mentioned in the sources but preserved by the certain families are known to have survived to this very day.
Unfortunately, there is no research viewing holy relics that are mentioned in the sources as well as owned by certain persons in terms of their content and their historic transition ability.
Studies that are made related to relics include only a limited number of the holy relics. These facts emphasize the need to do serious research regarding to the content and historic transition ability of holy relics.
The names of the sources used for the study and what subjects they contain were briefly explained in the preamble of the research. In the first section, the study talks about the holy relics in various communities and religions throughout history, also explains the true nature and highness of relics according to Islamic thought and terms concerning the holy relics. In the second section, the transition state of holy relics to the Ottoman Empire and variety and number of the holy relics related to the contents were explained. øn the third section the holy relics of prophet Mohammad; their historic transition state in the light of classical Islamic sources, and moreover, the interest and relevance of the holy relics from the Muslims since the Companions. The fourth section relates to the holy relics of prophets before Mohammad, companions and other leaders of Islam.
Keywords: Prophet, the Relics, Content, Source, Research
ϭ
GR
Araútırmanın Amacı, Önemi, Sınırları, Yöntemi Amacı
Hz. Peygamberin sahâbe tarafından muhafaza edilen eúyalarının bir kısmı, ilk Emevî halifesi Hz. Muâviye ve daha sonraki halifeler tarafından hilâfet merkezlerinde toplanmaya baúlanmıútır. Emevîler’den Abbâsiler’e intikâl eden, Mo÷ol iúgali sırasında ise Mısır’a götürülen bu eúyalar, 1517’de Sultan I. Selim’in Mısır’ı fethetmesiyle Osmanlı devletine intikâl etmiú ve Topkapı Sarayı’nda özel bir dâireye konulmuúlardır.
Topkapı Sarayı’nda Hz. Peygambere ait mukaddes emânetlerden baúka, bazı peygamber, sahâbe ve øslâm büyüklerine ait eúyalar da zaman içerisinde biriktirilmiútir.
Osmanlı devletinin son zamanlarında kadar Topkapı Sarayı’na mukaddes eúya akıúı devam etmiútir.
Günümüzde gerek Topkapı Sarayı’nda ve gerekse baúka yerlerde mevcut olan mukaddes emânetleri tesbit etmek; øslâm kaynakları ile Osmanlı kaynaklarında geçen bilgiler yardımıyla bunların hem muhtevalarını hem de intikal keyfiyetlerini ortaya çıkarmak, araútırmanın amacını oluúturmaktadır.
Araútırmanın Önemi
Mukaddes emânetlerin nelerden ibaret oldu÷u, günümüze kadar kimler vasıtasıyla ve nasıl intikâl ettikleri konusu ülkemizde yeterince incelenmemiútir. Kaynakların Arapça olması ve kaynak bilgilerinin hem kısa hem de da÷ınık bir surette bulunması, araútırmaların sınırlı kalmasının baúlıca sebeplerindendir. Ayrıca neredeyse tamamı ülkemizde bulunan mukaddes emânetlerin devlet koruması altında olması ve müzede belirli kiúilere zimmetlenmesi, herhangi bir araútırmacının bunlar üzerinde inceleme ve araútırma yapmasına imkân tanımamaktadır. ùimdiye kadar yapılan sınırlı sayıdaki araútırmalar ise ço÷unlukla görsel nitelikte olup, mukaddes emânetlerin muhtevaları ve tarihî durumları hakkında yeterli bilgi ihtiva etmemektedirler. Bu çalıúmada mukaddes emânetlerin kaynaklar ıúı÷ında muhtevaları ve tarihi durumları ortaya konulmaya çalıúılmıútır.
Ϯ
øslâm dünyasında mukaddes emânetlere bakıú hususunda farklı görüúler vardır. Nitekim Vehhâbiler’in evliyâya, türbe ve kabirlere ve kutsal eúyaya saygı göstermeyi úirk saydıkları bilinmektedir. Bu araútırmada mukaddes emânetlere do÷ru bir bakıú açısı sa÷layacak ölçüler de verilmeye çalıúılmıútır.
Araútırmanın Sınırları
Hadîs ve siyer kitapları, Hz. Peygamberin gerek sa÷lı÷ında kullandı÷ı ve gerekse vefatından sonra terekesi hükmünde miras bıraktı÷ı eúyaları hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir. Ancak araútırmamız, Hz. Peygamberin bütün eúyalarını de÷il; vefatından sonra korunarak istikbâle intikâl etmiú olan ve günümüzde de varlı÷ı bilinen eúyalarını kapsamaktadır.
Mukaddes emânetlerin incelenilecek döneminin sınırını belirlemek araútırmanın önemli bir sorunu olmuútur. Çünkü bugün bilinen mukaddes emânetler tek bir zamanda toplanmamıú, sayıları asırlar geçtikçe birikerek artmıútır. Meselâ Hz. Peygamberin günümüze ulaúan birkaç mektubu her ne kadar eski øslâm eserlerinde zikredilmiúse de;
bunlar ancak ondokuzuncu asrın ikinci yarısı ile yirminci asrın ilk yarısında ortaya çıkarılmıútır. Dolayısıyla çalıúmanın çerçevesi, sadece Osmanlı öncesi mukaddes emânetlerle sınırlandırıldı÷ında, Osmanlı döneminde ortaya çıkan mukaddes emânetler araútırmanın kapsamı dıúında kalmıú olacaktır. Bu durum konunun bütünlü÷ü açısından uygun olmayaca÷ından; Asr-ı Saâdet’ten Osmanlı devletinin son dönemine, hatta yirminci yüzyılın sonlarına kadar uzanan geniú bir zaman dilimi üzerinde çalıúılması uygun görülmüútür.
Çalıúmada öncelikle ço÷unlu÷u Topkapı Sarayı Müzesi’nde mevcut olan Hz.
Peygambere âit mukaddes emânetler hakkında bilgi verilmiútir. Ayrıca Topkapı Sarayı Müzesi dıúında, örne÷in Kerkük’te bulunan seccâde-i úerîf ve muhtelif yerlerde bulunan nâme-i Nebevîler de çalıúmanın kapsamı içine alınmıútır. Nâme-i Nebevîler’den bir kısmı hakkında verilen bilgiler, Hz. Peygamber dönemi belgeleri üzerinde önemli araútırmaları bulunan Muhammed Hamidullah’ın çalıúmalarına dayanmaktadır.
Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan; Hz. Muhammed’den önce gelen bazı peygamberler ile sahâbe ve øslâm büyüklerine ait bir kısım eúyalar da araútırmamızın konusu çerçevesinde kaynaklar ıúı÷ında tanıtılmaya çalıúılmıútır.
ϯ
Araútırmanın Yöntemi
Araútırmaya, hadîs, siyer ve tarih kitaplarındaki, Hz. Peygamberin kullanım eúyalarının anlatıldı÷ı bölümler incelenerek baúlanılmıútır. Hadîs ve siyer kitapları incelendi÷inde, bunların Hz. Peygamberin hayatta iken kullandı÷ı eúyaları hakkında ayrıntılı bilgiler içermelerine ra÷men, sonraki asırlara intikâl eden eúyaları ile ilgili çok az bilgi verdikleri görülmüútür. Ayrıca bu emânetlerin elden ele intikalleri ve âkibetleri konusunda tarihî kaynaklarda farklı bilgiler bulundu÷u tesbit edilmiú; bu farklı rivâyetlere yer verilerek de÷erlendirmelerde bulunulmuútur.
Osmanlı kaynakları, mukaddes emânetlerin tarihsel süreç içerisinde sonraki asırlara intikâl keyfiyetleri hususunda yok denecek kadar az bilgi içermektedirler. Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’dan getirerek Topkapı Sarayı’na koydu÷u ve müteâkib dönemlerde sayıları artan mukaddes emânetler, Osmanlı kaynaklarında genellikle liste halinde ve toplu olarak zikredilmektedir. Ancak kaynaklar arasındaki bilgiler -emânetlerin cins ve adedi bakımından- biraz farklılık arzetmektedir. Çalıúmamızda mukaddes emânetler, farklı kaynaklardaki bilgiler ıúı÷ında cins ve adet bakımından karúılaútırmalı olarak incelenmiútir.
Çalıúmamız dört ana bölümden oluúmaktadır. Giriú kısmında araútırmanın amacı, önemi, sınırları ve yöntemi yanında; yararlanılan kaynakların tanıtımı yapılmıútır.
Birinci bölümde tarih boyunca çeúitli toplum ve dinlerde var olan kutsal eúya anlayıúı hakkında bilgi verilmiú ve mukaddes emânetlerle ilgili ıstılâhî terimler açıklanmıútır.
økinci bölümünde, mukaddes emânetlerin Osmanlı’ya intikâli ve muhtevası açıklanmıútır. Üçüncü bölümde, Hz. Peygambere ait mukaddes emânetler ve mukaddes emânetlere gösterilen ilgi hakkında bilgi verilmiútir. Dördüncü bölümde ise, Hz.
Muhammed’den önceki bazı peygamberlere, sahâbe ve øslâm büyüklerine ait emânetler hakkında bilgi verilmiútir.
Bu araútırmada özellikle Osmanlı kaynaklarının verdikleri bilgiler geniú yer tutmaktadır. Bunun sebebi, Osmanlı kaynaklarının klâsik øslâm kaynaklarına oranla çok daha fazla mukaddes emânet içermeleri ve emânetleri liste halinde toplu olarak zikretmeleridir. Osmanlı dönemi, mukaddes emânetlerin günümüze ulaúmasında yegâne köprü konumundadır.
ϰ
Osmanlı kaynaklarının çalıúmaya dercedilen metinleri, geçmiúle gelecek arasında kültürel bir ba÷ oluúturması gayesiyle sadeleútirilmemiútir.
Kaynaklar ve Araútırmalar a. Kaynaklar
a.a. slâm Kaynakları
Araútırmamızda hadîs, siyer ve tarih eserlerine öncelik verilmiútir. øslâm kaynakları, Hz.
Peygamber’in sa÷lı÷ında kullandı÷ı elbise, silah ve di÷er kullanım eúyaları hakkında tafsilâtlı bilgiler vermiúlerdir. Fakat Hz. Peygamberin vefatından sonra onun hatırasını taúıyan (bizzat kullandı÷ı, belli úahıslara hediye etti÷i vb.) ve asırlarca saygı ile Müslümanlarca korunan eúyaları hakkındaki verdikleri bilgiler ise çok sınırlıdır. Bunun en önemli sebebi, Asr-ı Saâdet’ten Osmanlı dönemine kadar kadar geçen süre içerisinde, mukaddes emânetlerin farklı zamanlarda elde edilerek hilâfet merkezlerinde toplanmaları ve elde edilenlerin de hükümdar ve halîfe mührüyle kilitli sandıklarda saklanmıú olmalarıdır.
Di÷er taraftan Hz. Dâvud, Hz. øsâ ve Hz. Yahyâ gibi bazı peygamberlere âit eúyalar hakkında øslâm kaynaklarında bilgi bulunmamasına ra÷men, Yahudi ve Hıristiyan kaynaklarında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Evliyâ Çelebi gibi bazı øslâm müellifleri bu eúyalara dair mezkûr kaynaklardan alıntılar yaparak eserlerinde zikretmiúlerdir.
Burada çalıúmada yararlanılan øslâm kaynakları kısaca tanıtılacak, konu ile ilgili kayıtlarına ise araútırmanın ilgili bölümlerinde yer verilecektir.
½
½
½
½Hadis Kitapları: Kütüb-i sitte denilen altı büyük hadîs kitabı Hz. Peygamberin yaúantısının bütün safhalarını en ayrıntılı bir úekilde anlatmaktadır.
Kütüb-i sittenin içinde en önemlisi ømam Buhârî (ö. 256/869)’nin meúhur eseri Sahîh-i Buhârî olup onlarca úerhi yapılmıútır. Bu çalıúmada Sahîh-i Buhârî’nin úerhi olan Tecrîd-i Sarîh ve Fethu’l-Bârî adlı eserlerden istifade edilmiútir.
Ebu’l-Abbâs Zeynüddîn Ahmed ez-Zebîdî (ö. 893), Muhammed bin øsmâil el- Buhârî’nin Sahih-i Buhârî adlı hadis külliyâtını “et-Tecrîdu’s-sarîh li-ahâdîsi’l-câmii’s- sahîh” adıyla ihtisar etmiútir. Diyanet øúleri Baúkanlı÷ı Zebîdî'nin bu muhtasarını
“Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve ùerhi” ismiyle Türkçe’ye
ϱ
tercüme ettirerek 13 cilt halinde neúretmiútir (Zebîdî, Sahih-i Buhâri Muhtasarı Tecrid-i Sarîh Tercemesi ve ùerhi, trc. Kâmil Miras, Ankara 1984). Hz. Peygamberin elbiseleri ve kullanım eúyaları, çeúitli hükümdarlara gönderdi÷i øslâma dâvet mektupları gibi konularda bu eserden istifade edilmiútir.
Sahîh-i Buhârî’nin araútırmamızda kullandı÷ımız di÷er bir úerhi olan Fethu’l-Bârî bi- úerhi Sahîhü’l-Buhârî (øbn Hacer Askalânî, Fethu’l-Bârî bi-úerhi Sahîhü’l-Buhârî, Polen Yayınları, østanbul 2006), büyük hadis âlimi øbn Hacer el-Askalânî (ö.852/1449)’nin eseridir. Bu kayna÷ın, Hz. Peygambere ait elbise ve di÷er bazı kullanım eúyaları hususunda verdi÷i bilgilerinden istifade edilmiútir. Ayrıca øbn Hacer el-Askalânî’nin Ricâlü’l-Hadis sahasındaki biyografik eseri el-øsâbe fî Temyîzi’s- Sahâbe (øbn Hacer Askalânî, el-øsâbe fî Temyîzi’s-Sahâbe, I, IV, Beyrut 1995)’de, mukaddes emânetlerden hırka-i saâdet hakkında bilgi verilmektedir.
½
½
½
½Siyer-i Nebevîler: Hz. Peygamberin günlük hayattaki hareket tarzlarını, yaúantısını, emir ve tavsiyelerini, øslâmiyeti tebli÷ini, harplerini, kısacası hal ve tavırlarının bütününü içine alan eserlere siyer-i Nebevî denilmektedir.
Çalıúmada, siyer müellifi øbn Hiúâm (ö. 218/833)’ın Sîret-i øbn-i Hiúâm adlı eserinden;
Hz. Peygamberin bazı mektuplarını içeren bahislerinden yararlanılmıútır (øbn Hiúâm, Es-Sîretü’n-Nebeviyye, terc. Hasan Ege, østanbul 1994).
Meúhur muhaddis ve tarihçi Ebû Nuaym el-Isbahânî (ö.430/1038)’nin Delâilü’n- Nübüvve adlı eserinde, mukaddes emânetlerden sakal-ı úeriflerle ilgili önemli bir rivayet zikredilmektedir (Isbahânî, Delâilü’n-Nübüvve II, thk. Muhammed Revvâs Kal’acı- Abdulberr Abbas, Beyrut 1991).
Hadis ve fıkıh âlimi Beyhakî (458/1066)’nin Delâilü’n-Nübüvve (Beyhakî, Delâilu’n- Nübüvve, Beyrut 1985) adlı eserinde, Hz. Peygamberin Bedir muhaberesinde iki sahabîye vermiú oldu÷u asâların mu’cize olarak kılıca inkılâb etmesi ve sahabîlerin bu kılıçları kudsî birer emânet olarak muhafaza etmeleri anlatılmaktadır.
Devrinin hadis imamı olarak anılan Kadı øyâz (544/1149), ùifâ-i ùerîf (Kadı øyâz, ùifâ-i ùerîf, Çev. Naim Do÷an-Hüseyin S. Do÷an, østanbul 1993) adlı eserinde, Hz.
Peygamberin vefatından sonra eúyasına karúı sahâbenin gösterdi÷i hürmet ve ta’zim hakkında örnekler vermektedir.
ϲ
øbnu’l-Cevzî (597/1201), Hz. Peygamberin yaúantısını anlattı÷ı el-Vefâ bi-Ahvâli’l- Mustafâ (øbnu’l-Cevzî, el-Vefâ bi-Ahvâli’l-Mustafâ, Beyrut) adlı eserinde, Hz.
Peygamberin bazı eúyasının Emevî halifesi Ömer b. Abdülaziz tarafından özel bir odada korundu÷unu ve halifenin bu eúyaya büyük bir hürmette bulundu÷unu zikretmektedir.
øbn Seyyidi’n-Nâs (ö.734/1334) Uyûnu’l-Eser (øbn Seyyidi’n-Nâs, Uyûnu’l-Eser fî fünûni’l-me÷âzî ve’ú-úemâil ve’s-siyer, Beyrut 1992) adlı meúhur ve muteber siyerinde, Hz. Peygamberin Uhud Harbi’nde Abdullah b. Cahú’a verdi÷i bir asânın mu’cize olarak kılıca inkılâb etti÷ini ve Abdullah b. Cahú’ın vârislerinin bu kılıcı Bo÷a et-Türkî’ye 200 dinara sattı÷ını bildirmektedir.
ùirazlı Atâullah b. Fazlullâh (ö. 926/1520)’ın Farsça telif etti÷i ve Benlizâde Mahmûd (ö. 1138/1725) tarafından Türkçe’ye tercüme edilen Ravzatu’l-Ahbâb fî Siyeri’n-Nebî ve’l-Âl ve’l-Ashâb (Atâullah b. Fazlullâh Hüseynî eú-ùirâzî, Ravzatu’l-Ahbâb fî Siyeri’n-Nebî ve’l-Âl ve’l-Ashâb, trc. Benlizâde Mahmûd, Süleymaniye Kütüphanesi, Aúir Efendi, nr. 246) adlı eserde, Ömer b. Abdülaziz’in odasında muhafaza edilen Hz.
Peygamberin metrûkâtı zikredilmektedir. Eserde øbnu’l-Cevzî’nin zikretmedi÷i Hz.
Peygambere ait iki eúya daha belirtilmektedir.
½½
½½Tabakât: Çalıúmamızda hâl tercümesi mâhiyetinde olan tabakât kitaplarından da istifade edilmiútir.
øbn Sa’d (ö. 230/845)’ın Tabakâtu’l-Kübrâ (øbn Sakd, Tabakâtu’l-Kübrâ, Beyrut) adlı eserinde, Enes b. Mâlik’in Hz. Peygamberin sakal-ı úerîfine gösterdi÷i çok dikkat çekici hürmet zikredilmektedir.
øbn Sellâm el-Cumahî (ö. 231/846), Arap úâirlerinin tabakalarını belirtti÷i Tabakât-ı Fuhûlu’ú-ùukarâ (øbn Sellâm el-Cumahî, Tabakât-ı Fuhûlu’ú-ùukarâ, Kahire 1974) adlı eserinde, Hz. Peygamberin Bürde-i ùerîfi’nin úâir sahabî Ka’b b. Züheyr’e verilmesini ve daha sonra halifelere intikal etmesini anlatmaktadır.
½
½
½
½Tarihler: øslâm tarihleri mukaddes emânetlerin tarihî seyirleri hakkında çok önemli bilgiler içermektedirler. Fakat bilgiler da÷ınık, kısa ve kaynaklar arasında da bazı farklılıklar bulunmaktadır.
ϳ
Taberî (ö. 310/923), Tarihu’r-Rusûl ve’l-Mülûk (øbn Cerîr-i Taberî, Tarihu’r-Rusûl ve’l- Mülûk, Dımeúk 2007) adlı eserinde Hz. Peygamberin sonraki asırlara intikâl eden
“Aneze” adlı harbesi hakkında önemli bilgi vermektedir.
Nesep âlimi ve tarihçi øbn Kelbî (ö. 204/819)’nin Kitâbu’l-Esnâm’ı (øbn Kelbî, Kitâbu’l-Esnâm, trc: Beyza Düúüngen, Ankara Üniversitesi ølahiyat Fakültesi Yayınları, Ankara 1969), Câhiliyye devri putları hakkında yegâne kaynak olup, çalıúmada bu kayna÷ın Câhiliyye devri Arapları’nın dinî inançları konusunda verdi÷i bilgilerinden istifade edilmiútir.
Ebû’l-Velîd Ezrakî (ö. 250/864)’nin Ahbâru Mekke (Ezrakî, Ahbâr-u Mekketi’l- Müúerrefe, Göttingen 1275) adlı eseri, øslâmiyet’ten önceki Araplar’ın kutsal eúya anlayıúı hakkında çok önemli bilgiler içermektedir.
Meskûdî (ö. 345/956), Mürûcu’z-Zeheb’in (Meskûdî, Mürûcu’z-Zeheb ve Mekâdinü’l- Cevher, Mısır 1965) Hz. Peygamber döneminden Abbâsi halifesi Mutî-Lillâh’a kadar øslâm tarihini anlattı÷ı ikinci bölümünde, mukaddes emânetlerden bir kısmının Emevîler’den Abbâsîler’e intikâl etmesi hakkında son derece önemli bilgiler vermektedir.
Ebu’l-Fidâ øbn Kesîr (ö. 774/1373)’in büyük tarihçiler arasında yer almasını sa÷layan el-Bidâye ve’n-Nihâye (øbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, Cize 1997) adlı eserinde, Hz.
Peygamberin Bürde-i ùerîfi, kılıçları, lihye-i úerîfleri vesair eúyaları hakkında çok önemli bilgiler verilmektedir. øbn Kesîr, Fezâilu’l-Kur’ân (øbn Kesîr, Fezâilü’l-Kur’ân, Beyrut 1987) adlı eserinde de, Hz. Osman’ın ømam Mushafı’nın tarihi hakkında önemli bilgiler vermektedir.
Memlûk tarihçisi, âlim ve münúi’i olan Kalkaúandî (ö. 821/1418)’nin Subhu’l-Akúâ (Kalkaúandî, Subhu’l-Akúâ, Beyrut 1987) adlı eseri çalıúmamızda oldukça istifade etti÷imiz bir kaynak olup, mukaddes emânetlerin tarihini ve halifeler tarafından hilâfet sembolü olarak kullanılan mukaddes emanetleri zikretmesi açısından son derece önemlidir.
Makrîzi (ö. 845/1442)’nin ømtâ’ul-Esmâk (Makrîzi, ømtâ’ul-Esmâ’ bimâ li-Nebiyyi mine’l-Ahvâli ve’l-Emvâli ve’l-Hafedeti ve’l-Metâk, 1999) adlı eserinde Hz.
ϴ
Peygamber’in Ka’b b. Züheyr’e verdi÷i Bürde-i ùerîf’in Emevîler’e intikâl úekli hakkında bilgi verilmektedir.
Celâleddin es-Suyûtî (ö. 911/1505) øslâm halifelerinin tarihini anlattı÷ı Tarihu’l-Hulefâ (Suyûtî, Tarihu’l-Hulefâ, tahk. Muhammed Muhyiddin Abdulhamîd, Mısır 1952) adlı önemli eserinde Hz. Peygamberin hırka-i saâdeti hakkında “ùimdiye kadar halifeler elinde tedâvül eden Bürde-i Nebeviyye’nin durumu” baúlıklı bir fasıl açmıú, hırkanın tarihçesi hakkında son derece önemli bilgiler vermiútir. Bu eser çalıúmamızın en önemli kaynaklarındandır.
½
½
½
½Fıkıh ve Akâid:
Vehhâbîler’in fikir babalarından ve meúhur imamlardan olan øbn Teymiye (ö. 728/1328) Akâid sahasında yazmıú oldu÷u øktizâü’s-Sırâti’l-Müstakîm (øbn Teymiye, øktizâü’s- Sırâti’l-Müstakîm Muhâlefeti Ashâbi’l-Cahîm, Kahire 1950) adlı eserinde, günümüzde mukaddes emânetler arasında zikredilen Hz. Peygamberin bazı taúlardaki ayak izlerinin gerçek olmadı÷ını ve böyle úeyleri iddiâ etmenin batıl oldu÷unu söylemektedir.
Çalıúmamızın kadem-i saâdetler bahsinde, øbn Teymiye’nin bu konudaki görüúüne yer verilmiútir.
Ahmed bin el-Acemî (1086/1676), Tenzîhu’l-Mustafâ el-Muhtâr ammâ Lem Yüsbet mine’l-Âsâr (Ahmed b. el-Acemî, Tenzîhu’l-Mustafâ el-Muhtâr ammâ Lem Yüsbet mine’l-Âsâr, Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi, nr. 3611) adlı yirmi varaktan oluúan küçük risâlesinin tamamında, Hz. Peygamberin ayak izinin taúa çıkmasının sahih olup olmadı÷ını eski kaynaklara nakillerde bulunarak izah etmeye çalıúmıútır. Bu risaledeki görüúlere de kadem-i saâdetler bahsinde yer verilmiútir.
a.b. Osmanlı Kaynakları
Tarih kitapları ve arúiv vesikalarından oluúan Osmanlı kaynakları, øslâm kaynaklarına nisbeten gerek cins gerekse sayı bakımından çok daha fazla mukaddes emânet içermektedirler. Ayrıca Osmanlı kaynakları mukaddes emânetleri genelde liste halinde zikretmektedirler.
ϵ
½Osmanlı Tarihleri
16. yüzyıl tarihçisi Selânikî Mustafa Efendi (ö. 1008/1600), 1563-1599 arası Osmanlı tarihini anlattı÷ı eseri Târih-i Selânikî’de (Selânikî Mustafa Efendi, Târih-i Selânikî, haz. Mehmet øpúirli, østanbul 1989), Osmanlılar’ın en çok hürmet gösterdi÷i mukaddes emânetlerden olan sancak-ı úerîfin ordu ile beraber çeúitli harplere götürülmesi ile ilgili önemli bilgiler vermektedir.
Seyyid Lokman (ö. 1008/1600’lü yılların baúı)’ın østanbul Üniversite Kütüphanesi F.
1404’de kayıtlı Farsça ùehinúâhnâme’sinde (Hüsamettin Aksu, “Sultan III. Murad ùehinúahnâmesi”, Sanat Tarihi Yıllı÷ı, IX-X, 1979-1980) dönemin önemli olayları 58 minyatürle tasvir edilmektedir. Eserdeki iki minyatür, Hz. Peygambere ait bir kılıcın Sultan III. Murad’a takdim ediliúini gösterdi÷inden konumuz açısından büyük önem taúımaktadır.
Sultan I. Ahmed’in imamı olan Mustafa Sâfî (ö. 1025/1617)’nin meúhur eseri Zübdetü’t-Tevârih’de (Mustafa Sâfî, Zübdetü’t-Tevârih, Süleymaniye Kütüphanesi, Veliyyüddin Efendi, nr. 2429) mukaddes emânetler cins ve adet olarak liste halinde zikredilmektedir.Konu ile ilgili en eski Osmanlı kayna÷ı olmasından dolayı araútırmamız için çok büyük bir öneme sahiptir.
Evliya Çelebi (ö. 1682)’nin dünyaca meúhur eseri Seyahatnâme (Evliya Çelebi, Seyahatnâme, TSMK, Ba÷dat 303), Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır hazinesinden alınarak østanbul’a getirilen mukaddes emânetlerin Osmanlılara intikâlini anlatan çok önemli bir kaynaktır. Özellikle mukaddes emânetlerin Mısır hazinesinden alınması hakkında verdi÷i bilgiler emsalsiz olup baúka hiçbir kaynakta yoktur. Seyahatnâme’de, Kahire’de Sultan Gavri türbesinde Hz. Peygamberin bazı mukaddes emânetlerinin mevcut oldu÷u zikredilmekte; özellikle bu türbedeki Hz. Peygamberin kadem-i saâdeti ile alâkalı Sultan I. Ahmed’in gördü÷ü çok manidar bir rüya hâdisesi de anlatılmaktadır.
XVII. asrın meúhur tarihçisi Nakîma (ö. 1128/1716), Târih-i Nakîmâ (Nakîmâ Mustafa Efendi, Târih-i Na’îmâ, haz. Mehmet øpúirli, Ankara 2007) adlı eserinde Topkapı Sarayı Hırka-i Saâdet Dâiresi’nde bulunan mukaddes emânetlerin listesini vermektedir.
ϭϬ
Silahdâr Târihi’nin müellifi Silahdâr Fındıklılı Mehmed A÷a (ö. 1724), Osmanlı tarihi üzerine te’lif etti÷i çok önemli eseri Silahdâr Târihi’nde (Fındıklılı Mehmed A÷a, Silahdâr Târihi, østanbul 1928), Hz. Peygamber’in sancak-ı úerîfi hakkında çok önemli bilgiler vermektedir.
Sâmi Efendi (ö. 1733), Târih-i Sâmi (Arpaemînizâde Mustafa Sâmi Efendi, Târih-i Sâmî, Beyazıt Kütüphanesi, Veliyyüddin Efendi, nr. 2371) adlı eserinde, Hz.
Peygamberin kadem-i úerîfinin Topkapı Sarayı’ndaki Hazine-i Hümâyun dâiresinde tesâdüfen bulunmasını, Eyüp’te medfun sahabî Ebâ Eyyûbe’l-Ensârî’nin türbesine nakledilmesini ve türbe içinde kadem-i úerîf için özel bir yer yapılmasını ayrı bir fasıl halinde anlatmaktadır.
Seyyid Mehmed Hakim Efendi (ö. 1184/1770), Vekâyi’-i Devlet-i Aliyye be-Kalem-i Seyyid Mehmed Hakim (Seyyid Mehmed Hakim Efendi, Vekâyi’-i Devlet-i Aliyye be- Kalem-i Seyyid Mehmed Hakim, TSMK, Ba÷dat 231) adlı vekâyiknâmesinde, hırka-i saâdetin sahabî Kakb b. Züheyr’e verilmesini özet olarak anlattıktan sonra Emevîler’den Mısır sultanlarına ve onlardan da Osmanlı sultanlarına intikâli etti÷ini zikretmektedir.
Mehmed Münîb Ayntâbî (ö. 1238/1823), Âsâru’l-Hikem fî Nakúi’l-Kadem (Mehmed Münîb Ayntâbî, Âsâru’l-Hikem fî Nakúi’l-Kadem, Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmud Efendi, nr. 2184) adlı küçük risâlesinde, Hz. Peygamberin kadem-i úerîfinin taú ve kayalara te’sir etmesinin mümkün oldu÷unu isbat etmeye çalıúmakta; Sultan I.
Abdülhamid devrinde ùâm’dan østanbul’a getirilen kadem-i úerîfin, Hz. Peygamber devrinde ùâm’da nasıl oluútu÷unu ve østanbul’a nasıl getirildi÷ini anlatmaktadır.
Tayyarzâde Ahmed Atâ (ö. 1880), Topkapı Sarayı’ndaki çeúitli teúrifat kâidelerinden bahsetti÷i Târih-i Atâ (Tayyarzâde Ahmed Atâ, Târih-i Atâ, østanbul 1291/1874-75) adlı eserinde, her sene Ramazan ayının on beúinde yapılan hırka-i saâdet ziyareti merasiminin icrâsı hakkında çok orijinal bilgiler vermektedir.
Eyüb Sabri Paúa (ö. 1304/1890)’nın Mir’atu’l-Haremeyn (Eyüb Sabri Paúa, Mir’at-ı Haremeyn, østanbul 1301/1883-84) adlı eserinde, mukaddes emanetlerin listesi yanında tarihleri ile ilgili de çok önemli bilgiler verilmektedir. Bu eser de çalıúmamızın önemli bir kayna÷ıdır.
ϭϭ
Cebbarzâde Mehmed Ârif Bey (ö. 1339/1920)’in 1321/1903’te te’lif etti÷i Metrûkât-ı Mukaddese-i Risâlet (Cebbarzâde Mehmed Ârif b. ùâkir, Metrûkât-ı Mukaddese-i Risâlet, østanbul Belediyesi Atatürk Kitaplı÷ı Osman Ergin Tükçe Yazmaları, nr. 1560) adlı küçük risâle, Hz. Peygamberin kullanım eúyaları ve terekesi hakkında kısa bilgiler verilmekte, bu meyanda bazı emânetlerin sonraki asırlara intikâl keyfiyetinden de bahsedilmektedir.
½
½
½
½Osmanlı Arúivleri
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Ortaça÷’daki øslâm devletleri arúiv malzemesi bakımından çok fakirdir. Nitekim Emevî ve Abbâsî dönemlerine ait herhangi bir arúiv malzemesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu dönemlere ait mukaddes emânetlerle ilgili resmi hiçbir belge yoktur. Osmanlı Devleti’nin ça÷daúı ve mukaddes emânetlerin Osmanlı’dan önceki muhafızı olan Memlûkler’le ilgili az sayıda arúiv belgesi (fermanlar, resmî yazıúmalar, tapu taramaları vs.) bulunmaktadır. Mısırlı araútırmacı Muhammed Muhammed Emîn, Memlûkler’den intikâl eden ve günümüzde Kahire arúivlerinde bulunan yaklaúık 1000 adet arúiv vesîkanın katalo÷unu “Fihrist vesâiki’l- Kâhire hattâ nihâyeti asr-ı selâtînu’l-memâlîk” adıyla yayınlamıútır. Katalogdaki vesîkalar, hicrî 239-922/milâdî 853-1516 yılları arasını kapsamaktadır. Bu önemli çalıúma sayesinde inceleme imkânı buldu÷umuz Kahire arúiv vesîkalarının tamamı;
temlîk, isbât, ikrâr, intikâl, istibdâl, tekâbül, isbât-ı mülkiyet, ikrâr-ı mülkiyet, vakıf, tesâdük alâ istihkâk fî vakf, ta’dîl-i úurût-ı vakf, feshu’l-akd gibi daha çok vakıf ve arâzi sistemi ile alâkalı mevzuları içermektedir. Az bir kısmı da hibe, icâr, ikrâr, alım-satım, rehin gibi konularla ilgilidir (Muhammed Muhammed Emîn, 1981: 1-30). Sonuç olarak Kahire arúivlerinde mukaddes emânetlerle ilgili Memlûklü dönemine ait herhangi bir arúiv belgesi bulunmamaktadır.
Topkapı Sarayı Müzesi Arúivi (TSMA) ve Baúbakanlık Osmanlı Arúivi (BOA)’nde bulunan defter ve belgelerden oluúan Osmanlı arúiv kaynakları ise mukaddes emânetler konusunda son derece önemli bilgiler içermektedirler. TSMA, Osmanlı Devleti’nin klâsik dönemine ait çok miktarda ve eúi bulunmaz vesikalara sahiptir. Yalnız uzmanlarca yapılan tasnif çalıúmasından dolayı TSMA’da araútırma imkânı úimdilik yok denecek kadar sınırlı oldu÷undan, burada konumuzla ilgili vesika taraması yapılamamıútır.
ϭϮ
BOA, her araútırmacı gibi bize de konumuzla ilgili belgelere ulaúma imkânı sa÷ladı÷ından her türlü övgüye lâyık bir kurumdur. Yakın zamanda TSMA’daki kırk bine yakın defterin mikrofilmi bu kuruma verilerek araútırmacıların istifadesine sunulmuú, böylece TSMA’dan da yararlanma imkânı do÷muútur. Bu defterler içerisinde ayrı bir çeúit olan “teberrükât defterleri” çalıúmamızın en önemli kaynaklarındandır.
Ayrıca çalıúmamızda, BOA’daki birçok belgeden de yararlanılmıútır.
Osmanlı arúiv vesikaları, mukaddes emânetler hususunda her ne kadar Osmanlı tarihlerine göre daha geç döneme ait kayıtlar ihtiva etseler de, mukaddes emânetlerin cins ve adedi bakımından çok daha önemli ve ayrıntılı bilgilere sahiptirler.
Defterler: Osmanlı arúivlerinde, Osmanlı saray ve devlet teúkilâtına ait çok çeúit ve özellikte defterler bulunmaktadır. Bunlar içerisinde, eúya defterleri, ceyb-i hümâyun1 ve harc-ı hâssa2 defterleri ve daha geç dönemlerde tutulmaya baúlanan teberrükât-ı seniyye defterleri 3 mukaddes emânetlerin cins ve adetleri hakkında önemli bilgiler içermektedirler.
Mukaddes emânetlerden bahseden tesbit edebildi÷imiz en eski defter, Sultan IV.
Mehmed (ö. 1693) zamanında, 1054-1073/1644-1662 yılları arasında Harem-i Hümâyûna alınan eúyaları gösteren bir eúya defteridir4. Emânetlerin kaydedildi÷i ilk ceyb-i hümâyûn ve harc-ı hâssa defterinin tarihi de tesbit edebildi÷imiz kadarıyla 1120/1708’li yıllara, Sultan III. Ahmed (ö. 1736)’in saltanat dönemine tekâbül etmektedir. Ancak bu iki defterde de mukaddes emânetlerden sadece birkaçı zikredilmektedir.
ϭ<ůĂƐŝŬ ĚƂŶĞŵĚĞ ƐĂĚĞĐĞ ƉĂĚŝƔĂŚŦŶ ĐĞƉ ŚĂƌĕůŦŒŦ ŬŽŶƵŵƵŶĚĂ ŽůĂŶ ŚĂnjŝŶĞ͘dĂŶnjŝŵĂƚΖƚĂŶ ƐŽŶƌĂ ƚĂŚƐŝƐąƚͲŦ ƐĞŶŝLJLJĞ ǀĞ
ĚŝŒĞƌ ŚĂƐŦůąƚ ŽůŵĂŬ ƺnjĞƌĞ͕ ƉĂĚŝƔĂŚŦŶ ďƺƚƺŶ ŐĞůŝƌůĞƌŝŶŝŶ ƚŽƉůĂŶĚŦŒŦ ǀĞ ďƵŶĂ ƉĂƌĂůĞů ďŝĕŝŵĚĞ ^ĂƌĂLJΖŦŶ ŝĚĂƌĞƐŝŶĞ ǀĞ
ƉĂĚŝƔĂŚĂ Ăŝƚ ŚĂƌĐĂŵĂůĂƌŦŶ ƚĂŵĂŵŦŶŦŶ LJĂƉŦůĚŦŒŦ ďŝƌ ŬƵƌƵŵ ŚąůŝŶĞ ŐĞůŵŝƔƚŝƌ͘ ϭϱ ,ĂnjŝƌĂŶ ϭϴϰϳ ƚĂƌŝŚŝŶĚĞ ΗĞLJďͲŝ
,ƺŵąLJƸŶ,ĂnjŝŶĞƐŝΗƚĂďŝƌŝ͕ ďƺŶLJĞƐŝŶĚĞ LJĂƉŦůĂŶ ĚĞŒŝƔŝŬůŝŬůĞƌ ĕĞƌĕĞǀĞƐŝŶĚĞ LJĂLJŦŵůĂŶĂŶ ŝƌąĚĞͲŝ ƐĞŶŝLJLJĞ ŝůĞ Η,ĂnjŝŶĞͲŝ
,ąƐƐĂΗ ŽůĂƌĂŬ ĚĞŒŝƔƚŝƌŝůŵŝƔƚŝƌ ;ĞǀůĞƚ ƌƔŝǀůĞƌŝ 'ĞŶĞů DƺĚƺƌůƺŒƺ KƐŵĂŶůŦ ƌƔŝǀŝ ĂŝƌĞ ĂƔŬĂŶůŦŒŦ͕ ĂƔďĂŬĂŶůŦŬ
KƐŵĂŶůŦƌƔŝǀŝZĞŚďĞƌŝ͕7ƐƚĂŶďƵů͕ϮϬϭϬ͕Ɛ͘ϮϱϯͿ͘
Ϯ^ĂƌĂLJĚĂ ďŝƌ ŬŦƐŦŵ ŵĂƐƌĂĨůĂƌ ŝĕŝŶ ĂLJƌŦůĂŶ ƉĂƌĂŶŦŶ ŬŽŶƵůĚƵŒƵ ĚŽůĂďŦŶ ĂĚŦ ;DĞŚŵĞƚ ĞŬŝ WĂŬĂůŦŶ͕ KƐŵĂŶůŦ dĂƌŝŚ
ĞLJŝŵůĞƌŝǀĞdĞƌŝŵůĞƌŝ^ƂnjůƺŒƺ͕/͕7ƐƚĂŶďƵů͕ϭϵϴϯ͕Ɛ͘ϳϯϮͿ͘ƵĚŽůĂƉƚĂŶLJĂƉŦůĂŶŚĂƌĐĂŵĂůĂƌŚĂƌĐͲŦŚąƐƐĂĚĞĨƚĞƌůĞƌŝŶĞ
ŬĂLJĚĞĚŝůŝƌĚŝ͘
ϯŵąŶąƚͲŦ ŵƺďąƌĞŬĞ ĚĞĨƚĞƌůĞƌŝ ĚĞ ĚĞŶŝůĞŶ ƚĞďĞƌƌƺŬąƚ ĚĞĨƚĞƌůĞƌŝ͕ ďĂƔƚĂ ,nj͘ WĞLJŐĂŵďĞƌĞ͕ ĚŝŒĞƌ ƉĞLJŐĂŵďĞƌůĞƌĞ͕
ƐĂŚĂďŠůĞƌĞ ǀĞ 7Ɛůąŵ ďƺLJƺŬůĞƌŝŶĞ Ăŝƚ ĞƔLJĂŶŦŶ͖ <ąďͲŝ DƵĂnjnjĂŵĂ ǀĞ DĞƐĐŝĚͲŝ EĞďĞǀŠ͛ĚĞŶ ŐĞůĞŶ ĞƔLJĂŶŦŶ͖ ďŝƌĕŽŬ
ƉĞLJŐĂŵďĞƌ ǀĞ ĞǀůŝLJą ŵĂŬďĞƌůĞƌŝŶĚĞŶ ŐĞƚŝƌŝůĞŶ ŵĞnjĂƌ ƂƌƚƺůĞƌŝ ǀď͘ ĞƔLJĂŶŦŶ LJŽŬůĂŵĂ ǀĞ ƐĂLJŦŵůĂƌŦŶŦŶ ŬĂLJŦƚůĂƌŦŶŦ
ŝĕĞƌŵĞŬƚĞĚŝƌ͘ dŽƉŬĂƉŦ ^ĂƌĂLJŦ͛ŶĚĂŬŝ ,ŦƌŬĂͲŝ bĞƌŠĨ KĚĂƐŦ͛ŶĚĂ ǀĞ ŵąŶĞƚ ,ĂnjŝŶĞƐŝ͛ŶĚĞ ŵĂŚĨƵnj ďƵůƵŶĂŶ ŵƵŬĂĚĚĞƐ
ĞŵąŶĞƚůĞƌŝŶnjĂŵĂŶnjĂŵĂŶƐĂLJŦŵǀĞLJŽŬůĂŵĂůĂƌŦŶŦŶLJĂƉŦůŵĂƐŦǀĞƚĞďĞƌƌƺŬąƚĚĞĨƚĞƌůĞƌŝŶĞŬĂLJĚĞĚŝůŵĞƐŝ͕KƐŵĂŶůŦůĂƌ͛ĚĂ
ďŝƌŐĞůĞŶĞŬŝĚŝ͘
ϰK͕d^͘D͘Ě͘ϰϭϱϱ͘
ϭϯ
Araútırmamıza göre en az 1140/1727’lı yıllardan itibaren baúlayıp Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine kadar muntazaman tutulan teberrükât-ı seniyye defterleri, mukaddes emânetlerin özel kayıt defterleri mahiyetindedirler. En az 200 senelik bir zaman dilimini kapsayan bu defterlerdeki kayıtlar, mukaddes emânetlerin cins ve adet olarak muhtevası hakkında çok önemli bilgiler vermektedir.
Belgeler: Osmanlı arúiv belgeleri hırka-i saâdet, sancak-ı úerîf ve sakal-ı úerîf baúta olmak üzere pek çok mukaddes emânete dair önemli bilgilere sahiptirler. 19. yüzyılda ilk defa ortaya çıkarılan Hz. Peygamberin øslâma davet mektuplarından birkaçı ile Hz.
Peygambere ait olup Hz. Osman’a verildi÷i bildirilen seccâde-i úerîfe ile ilgili belgelerde verilen bilgiler, baúka hiçbir araútırmada yer almadı÷ından, çalıúmamızın en orijinal kısmını oluúturmaktadırlar.
b. Araútırmalar
Corci Zeydan (ö. 1914) Tarihu’t-Temeddünü’l-øslâmî adlı eserinde, mukaddes emânetlerin küçük bir listesini zikretmiú; ayrıca halifelerce hilâfet sembolü olarak kullanılan Hz. Peygambere ait bazı mukaddes emânetlere yer vermiútir. Çalıúmamızda bu eserin, Zeki Mugâmiz tarafından “Medeniyyet-i øslâmiyye Tarihi” adıyla Osmanlı Türkçe’sine yapılan tercümesinden istifade edilmiútir.
Mısırlı araútırmacı ve tarihçi Ahmed Teymûr Paúa (ö. 1930)’nın el-Âsâru’n-Nebeviyye adlı eseri, büyük ço÷unlu÷u østanbul’da, az bir kısmı di÷er øslâm beldelerinde bulunan mukaddes emanetlerin tarihini derli toplu anlatan ilk eserdir. Hz. Peygambere ait hırka-i saâdet, sancak-ı úerîf, kadem-i úerîf, sakal-ı úerîfler, kılıç ve yüzük gibi birçok mukaddes emânetin tarihi hakkında bilgi vermektedir. Özellikle klâsik øslâm kaynaklarının incelenmesi ile telif edilmiú olması, esere kaynak niteli÷i kazandırmaktadır.
3 Nisan 1924’te müze yapılan Topkapı Sarayı’nın ilk müdürü Tahsin Öz (ö. 1973), mukaddes emânetleri ilk defa kapalı kutulardan, bohçalardan çıkartarak temizli÷ini yaptırmıú, envanter defterlerini tanzim ettirmiú ve üzerlerinde incelemeler yaptıktan sonra Hırka-i Saâdet Dâiresi ve Emânât-ı Mukaddese adlı müstakil bir eser neúriyle Türkiye’de ilk defa ilim dünyasına tanıtımını yapmıútır. Hacimce küçük olan eserinde, mukaddes emânetler evsafıyla beraber kısaca tanıtılmakta, klâsik øslâm kaynaklarında
ϭϰ
belirtilen tarihî intikâl keyfiyetlerine ise çok az de÷inilmektedir. Bununla beraber Hırka- i Saâdet Dâiresi ve mukaddes emânetler hakkında ülkemizde yapılmıú ilk çalıúma olması bakımından, mukaddes emânetler mevzuunda önemli bir baúvuru kitabıdır.
øsmail Hakkı Uzunçarúılı (ö. 1977), Osmanlı Devletinin Saray Teúkilâtı adlı eserinde, sancak-ı úerîf hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. Eserde di÷er mukaddes emânetlerden de bahis vardır.
Hz. Peygamberin günümüze kadar gelen øslâma dâvet mektuplarını büyük bir gayretle tesbit ederek neúreden Muhammed Hamidullâh (ö. 2002)’ın øslâm Peygamberi adlı eseri, mukaddes emânetler içerisindeki nâme-i Nebevîler (Hz. Peygemberin mektupları) konusunda önemli bir baúvuru kayna÷ımız olmuútur.
Topkapı Sarayı Müzesi’nde bir müddet mukaddes emânetlerin sorumlu uzmanlı÷ını yapan Hilmi Aydın, Hırka-i Saâdet Dâiresi ve Mukaddes Emânetler adlı ve daha çok görsel nitelikli eserinde, hem teúhirde olan hem de emânet deposunda muhafaza edilen birçok mukaddes emânetin foto÷rafını yayımlamıútır. Eser, mukaddes emânetleri görsel olarak en güzel resimleyen kitaptır.
Çalıúmamızda sahâbeden kalan mukaddes emânetlerden Kur’an-ı Kerîmlere, özellikle de Topkapı Sarayı’ndaki Hz. Osman’ın Kur’an-ı Kerîmine yer verdi÷imizden; Hz.
Osman’a nisbet edilen üç ayrı Kur’an-ı Kerim nüshasını tıpkıbasımlarıyla beraber neúreden Tayyar Altıkulaç’ın, Hazret-i Osman’a øzâfe Edilen Mushaf-ı ùerîf-Topkapı Sarayı Müzesi Nüshası; Hazret-i Osman’a Nisbet Edilen Mushaf-ı ùerîf-Kahire el- Meúhedü’l-Hüseynî Nüshası; Hazret-i Osman’a Nisbet Edilen Mushaf-ı ùerîf TøEM Nüshası adlı eserlerinden yararlanılmıútır. Altıkulaç ayrıca, Yemen’in baúkenti Sanǥa’da bulunan ve Hz. Ali’ye nisbet edilen Kur’ân-ı Kerîm üzerinde de bir çalıúma yapmıú ve tıpkıbasımını “Hz. Ali’ye Nisbet Edilen Mushaf-ı ùerîf-Sanǥa Nüshası” adıyla neúretmiútir.
Margolıouth, The Muslem World dergisindeki “The Relıcs Of The Prophet Mohammed”
baúlıklı makâlesinde, Hz. Peygambere ait bazı mukaddes emânetler hakkında klâsik øslâm kaynaklarına dayanarak bilgiler vermektedir.
ϭϱ
J. A. Mac Culloch’un ERE (Encyclopedia of Religion and Ethics)’de yayınlanan
“Relıcs” baúlıklı makalesi, çeúitli ilkel toplumlarda, medeni milletlerde ve Hıristiyanlıkta kutsal eúya anlayıúı hakkında bilgi vermektedir.
Nebî Bozkurt’un mukaddes emânetlerle alâkalı DøA’da neúredilen “Dendân-ı Saâdet”,
“Kadem-i Saâdet”, “Sakal-ı ùerîf” baúlıklı makaleleri; ayrıca “Mukaddes Emânetlerin Tarihi ve Osmanlı Devleti’ne øntikâli” adlı makâlesi, çalıúma konumuz hakkında akademik anlamda yapılan de÷erli araútırmalardandır.
ϭϲ
BÖLÜM 1: TARH BOYUNCA ÇETL TOPLUM VE DNLERDE
KUTSAL EYA ANLAYII VE MUKADDES EMÂNETLERLE
LGL ISTILÂHÎ TERMLER
1.1. Çeúitli Toplum ve Dinlerde Kutsal Eúya Anlayıúı
ølkel kabul edilenlerden, beúerî ve vahye dayananlara kadar hemen hemen bütün dinlerin mensubları, geçmiúe ait bazı hatıra eúyaya önem vermiúlerdir. Bu tür eúyalar, farklı toplumlarda de÷iúik anlam ve önem arzederler. Bir kısım din mensubları bunlara tapınma derecesine varan bir saygı gösterirken, bazıları bunların metafizik gücüne inanmakta, bir muska (rukye) ve tılsım olarak kullanmakta, bazılarında ise sahibine duyulan aúırı bir sevginin ifadesi olarak korunmaktadır. Bu tür hatıra eúyaya Arapça eser (ço÷ulu âsâr) tabir edilir. Batı dillerinde ise bunlara relic, relique; yani “kutsal hatıra eúya” denilmektedir. Bu tür eúya en ilkel toplumlardan geliúmiú toplumlara kadar bütün topluluklarda de÷iúik úekillerde kendini göstermektedir (Bozkurt, 1997: 7).
1.1.1. btidâi Toplum ve Kültürlerde Kutsal Eúya Anlayıúı
ølkel toplumlarda ölü bir insanın ruhu, gücü ve vasıfları; onun vücudunda, herhangi bir parçasında, eúyalarında veya ölünün daha önceden temas halinde oldu÷u herhangi bir nesne parçasında olabilece÷ine inanılırdı. Her kim bu eúyaları giyer, taúır, dokunur, bu eúyalara dua eder veya de÷iúik amaçlarla kullanırsa fayda görebilirdi. Nitekim Avustralya kabilelerinde düúmanların özelliklerine, meziyetlerine sahip olmak için onların yenilmesi, böbreklerinin ve ya÷larının alınıp vücut için ya÷layıcı olarak kullanılması yaygın bir gelenekti. Aynı úekilde, ölmüú düúmanın kalıntıları, koruma amacı ile de giyilirdi. Do÷u Afrika’da düúman, ölü bir savaúçının vücudunu keúfetti÷inde; onun kas, burun, küçük parmak ve ayak parma÷ı gibi parçalarını cazibe için kullanırdı. Bunlar kül haline getirilip, e÷er yemek içine karıútırılmıyorsa bir çanta içine dikilip boyunluk olarak giyilirdi. Birçok kabilede iyileútirmek, ya÷mur ya÷dırmak, cezbetmek, hırsızları uzak tutmak gibi sihirli dini ayinler ölü insanların vücut parçalarıyla yapılırdı. El ve ayak parmakları, kol kemikleri, saç ve diúler, çene kemikleri gibi vücudun bazı parçaları kutsal olarak görülürdü (Mac Culloch, 1980: 650-652).
ϭϳ
Eski Türkler’in “tu÷”larında yaban sı÷ırı kutuz’un boncuklarla süslenmiú kuyru÷u bulunurdu. Çok eski ça÷larda tu÷ ve onun boncukları büyülü sayılır, onda savaú ilahının bulundu÷una inanılırdı. Mo÷ollar Müslüman olup Türkleútikten sonra bile tu÷u takdis âyini yapmıúlardı (ønan, 1976: 156).
Ebû Reyhan-ı Birûnî, Kimaklar’da, içindeki suyun azlı÷ına ra÷men ne kadar alınırsa alınsın suyu bitmeyen küçük bir su çukurunun bulundu÷unu ve bu civarda bulunan Guz Türkleri’nin bu çukurun kenarında, üzerinde izler bulunan bir taú parçasını takdis ve ona secde ettiklerini kaydeder (Birûnî, 1923: 264).
Politeist Yunan’da efsânevî veya gerçek kahramanlardan kalan hatıra eúyaya sahip olmak bir úehrin korunmasında önemli sayılırdı. Mısır, Kelt, Çin ve Hind kültürlerinde de bir aziz, kahraman veya ataya ait eúya büyük bir dinî önemi hâizdi. Budist toplumlarda Gautama Buddha’nın selefi Kâsyapa’dan kalan hatıralar stupalarda muhafaza edilir ve büyük bir hürmet görür. Budistler bizzat Buddha’nın kendinden kalan hatıralara hürmeti dinî bir görev olarak emretti÷ine inanırlar. Buddha’nın dört köpek diúi, iki köprücük kemi÷i ve bir alın kemi÷i “yedi büyük emânet” olarak telâkki edilir. Indus’un batısında bir yerde bulunan Kasyapa’nın ayak izleri de önemli bir hatıra olarak kabul edilir. Ayrıca Sri Lanka’da Adem da÷ında bulunan dev bir ayak izini andıran çukurluk, Budistlerce Buddha’ya, yerli Müslüman halkça Hz. Ademe izâfe edilerek ziyâret edilir (Bozkurt, 1997: 7-8). øbn Batuta bu izi görmüú ve Seyahatnâmesi’nde ondan söz etmiútir (øbn Battûtâ, IV, 1997: 88).
Budizm’deki bir inanca göre Buddha, ilâhi ilhama incir a÷acının altına oturdu÷u sırada nâil olmuútu. Bundan dolayı incir a÷acı bugün bile Budistlerce mukaddes sayılan ve ibadet edilen bir a÷açtır. Hint gelene÷inde taú, süreklili÷i ve bozulmazlı÷ı temsil etti÷inden kutsaldı ve babadan o÷ula devredilen böyle “kutsal” taúlar vardı (Demirci, 1985: 38).
1.1.2. Câhiliyye Devri Araplarında Kutsal Eúya Anlayıúı
øslâmiyet’ten önce Araplar’ın büyük bir kısmı putperestti. Bir kısmı Hıristiyanlık ve Yahudili÷e meyletmiú, az bir kısmı da tırnak kesmek, gusül almak ve sünnet olmak gibi Hz. øbrahim ve Hz. øsmail’in úerîatlarından kalma hükümlerle amel etmekteydi.
Zamanla Hz. øsmail’in dininin tahrif edilmesiyle Araplar, taú ve a÷aç gibi maddelerden
ϭϴ
yapılmıú putlara kutsallık isnâd ederek tapmaya baúladılar.
Cahiliye devri Arapları, Kâbe’yi tavaf ettikten sonra Kâbe ve Mekke’ye hürmetlerinden dolayı, bu civârdaki taúlardan yanlarına alarak beraberlerinde götürürlerdi. Nerede konaklarlarsa onu bir yere koyup tıpkı Kâbe’yi tavaf ettikleri gibi kendilerine u÷ur getirsin (teyemmünen) diye ve hürmet ve muhabbetlerini ifade amacıyla etrafında tavaf ederlerdi. øbn Kelbî’ye göre bu davranıúları onları gitgide hoúlarına giden úeylere ibâdet etmeye, putperestli÷e götürdü (øbn Kelbî, 1969: 26-27). Böylece asıl dinlerini unuttular, øbrahim ve øsmail’in dinini baúkasıyla de÷iútirdiler.
Mekke’de yüzlerce yıl korunan hatıra eúyanın baúında Hacerü’l-Esved ve Makâm-ı øbrahim gelmekteydi. Araplar Hacerü’l-Esved’e ayrı bir önem ve kudsiyet atfederlerdi.
Hz. øbrahim’den itibaren devam edegelen hac ve tavaf ibâdetinin önemli bir ö÷esi olması dolayısıyla onu âdeta Kâbe’nin kudsiyetinin sembolu sayarlardı (Ö÷üt, XIV, 1996: 433). Ebû Kubeys da÷ında bulunan mescidin mihrabı karúısındaki hücre, Nuh tufanı zamanında Hacer-i Esved’in muhafaza edildi÷i yer oldu÷u inanıúı dolayısıyla halk tarafından ziyaret edilirdi (Seydiúehrî Mahmud Es’ad, 1995: 287).
Kâbe’nin inúası sırasında Hz. øbrahim’in iskele olarak kullandı÷ı ve üzerinde davet görevini ifa etti÷i Makâm-ı øbrâhim adlı taú, Câhiliye devrinde de Hz. øbrahim’in bir hatırası sayılarak muhafaza edilmiútir (Bozkurt, XXVII, 2003: 412).
Kâbe’de bulunan hatıra eúyadan biri de Hz. øbrahim’in kurban etti÷i koçun bir çift boynuzu idi. Ezrakî, Müslim b. Hâlid ez-Zencî’den rivayet etti÷ine göre, Hz. øbrahim’in kurban etti÷i koçun boynuzları Kâbe’nin dâhilinde duvara asılı olarak bulunuyordu.
Boynuzlar Kâbe’nin içine giren kimsenin boyu yetiúecek yükseklikteydi. Beytullâha güzel kokular sürüldü÷ü zaman bu boynuzlara da sürülür, süslendi÷i (ΔϴϠΣ) zaman bunlar da süslenirdi (Ezrakî, I, 1275: 106).
1.1.3. Yahudilik ve Hıristiyanlıkta Kutsal Eúya Anlayıúı
Yahudilikte mutlak kutsal olan, øbranice Yahve diye isimlendirilen Allah ve O’na nisbet edilen nesnelerdir. Bütün nesnelerin Allah’a nisbetle kutsallık kazanmasına en iyi örnek Ahid Sandı÷ı’dır. Eski Ahid’e göre “Ahid Sandı÷ı”, “Süleyman Mâbedi”, mâbeddeki eúyalar, ibadet malzemeleri kutsaldır (Demirci, XXVI, 2002: 496).
ϭϵ
Hristiyanlıkta kutsal eúyaya verilen önem di÷er dinlere göre daha ileri derecededir.
Özellikle Rumlar Hz. øsâ’nın eúyalarını muhafaza edip mucizelerini de kitaplarda tahrir etmiúlerdir. Evliya Çelebi, Hz. øsâ’ya nâzil olup on iki havârisiyle beraber yemek yedi÷i ilâhi sofranın kalıntılarının5 Kudüs civarındaki Hayhun adlı bir manastırda, tunç sandıklar içinde bulundu÷unu bildirir (Evliya Çelebi, TSMK, B.303, V, 1156: vrk.
163a). Ayrıca, Kudüs’teki Kamâme Kilisesi’nde mücevher bir sanduka içinde Hz.
øsa’nın naǥlını, siyah hırkası, hurma lifi kuúa÷ı, siyah amâmesi ve bir de sahîh bir øncili bulundu÷unu söylemektedir (Evliya Çelebi, TSMK, B.303, V,1156: vrk. 164b).
Remle’de bulundu÷unu haber verdi÷i, Hz. øsâ’nın hımârının (erkek eúek) kemikleri Maltalı hristiyanlar tarafından buradan alınarak Akka kalesine götürülmüútür (Evliya Çelebi, TSMK, B. 303, V, 1156: vr. 85b)
Evliyâ Çelebi’nin Yunan tarihçilerinden nakletti÷ine göre, Hz. øsâ’nın do÷umundan 328 sene sonra østanbul’u bina eden Konstantin’in annesi Helene, Hz. øsâ’nın asıldı÷ı iddiâ edilen a÷acın haç úeklindeki üç parçasını Kudüs’te gömüldü÷ü yerden çıkartmıú ve mücevherli altın bir sandık içine koymuútur. østanbul’a gelirken büyük bir alayla Makedonya’ya girip altın sandık içindeki haçları, “Îsâ’nın yâdigârıdır” diyerek Konstantin’e hediye etmiú, Konstantin de haçları yüzüne gözüne sürüp koruma altına almıútır (Evliya Çelebi, TSMK, B.303,V, 1156: vrk. 165a-b).
Evliya Çelebi’nin nakletti÷ine göre Yahudi bir melik tarafından úehid edilen Hz.
Yahyâ’nın baúı, mücevherli bir altın kâse içinde ùam’daki Emevî Câmii’ne; cesedi de Nablus yakınındaki Sebastiye úehrine defnedilmiútir. Maltalı Hristiyanlar, daha sonra Hz. Yahya’nın cesedini buradan kaçırmıúlar ve yüzyıllarca ellerinde saklamıúlardır.
(Evliya Çelebi, TSMK, B.303, V, 1156: vrk. 85b). Evliya Çelebi’nin verdi÷i bu bilgiler, Hıristiyanların Hz. øsâ ve Hz. Yahyâ’ya ait hatıralara büyük önem verdiklerini göstermektedir.
ϱƵƐŽĨƌĂŝůĞŝůŐŝůŝ,ƺƐĞLJŝŶͲŝŝƐƌŠ͕͞ZŝƐąůĞͲŝ,ĂŵŠĚŝLJĞ͟ĂĚůŦĞƐĞƌŝŶĚĞ͕bĂĨŝŝDƺĨƚƺƐƺ^ĞLJLJŝĚŚŵĞĚďŝŶĂŚůĂŶ͛ŦŶ^ŝLJĞƌͲŝ
bĞƌŝĨŬŝƚĂďŦŶĚĂŐĞĕĞŶƔƵnjĂƌŝĨŶƺŬƚĞLJŝĂŶůĂƚŦƌ͗͞ďƵĞŬŝƌ7ďŶdĂLJLJŝď7ƐƚĂŶďƵů͛ƵŶĨĞƚŚŝŶĚĞŶƂŶĐĞĞůĕŝůŝŬǀĂnjŝĨĞƐŝLJůĞZƵŵ
<ĂLJƐĞƌŝŶĞ ŐƂŶĚĞƌŝůŵŝƔƚŝ͘ Ƶ njĂƚŦŶ ďƺLJƺŬ ďŝƌ 7Ɛůąŵ ąůŝŵŝ ŽůĚƵŒƵŶƵ <ĂLJƐĞƌ ŚĂďĞƌ ĂůŦŶĐĂ ŵƺŶąnjĂƌĂ ŝĕŝŶ ĞŶ ŵĞƔŚƵƌ
ƉĂƚƌŝŬůĞƌŝŶŝŚĂnjŦƌůĂĚŦ͘<ŽŶƵƔŵĂĞƐŶĂƐŦŶĚĂďŝƌƉĂƚƌŝŬ͕ĐĂďĂƐŝnjŝŶůĞLJĂƌĂƐŦŶĚĂĂŬƌĂďĂůŦŬŵŦǀĂƌĚŦŬŝ͕ŝŬŝƉĂƌĕĂŽůƵƉĚĂ
LJĂůŶŦnjƐŝnjĞŐƂƌƺŶĚƺ͊ĚĞŵŝƔ͘KnjĂƚĚĂĐĞǀĂďĞŶ͕zĂ7ƐĂ͛ŶŦŶƐŽĨƌĂƐŦLJůĂƐŝnjŝŶŬĂƌĚĞƔůŝŒŝŶŝnjŵŝǀĂƌĚŦŬŝ͕ĂLJůĂƌĐĂƐŝnjĞŝŶŵŝƔ
ĚĞ ĐŝǀĂƌŦŶŦnjĚĂ ďƵůƵŶĂŶ zƵŶĂŶůŦůĂƌůĂ zĂŚƵĚŝůĞƌ ǀĞ DĞĐƵƐŝůĞƌ ŚĂďĞƌĚąƌ ŽůĂŵĂŵŦƔůĂƌĚŦƌ͊Η ďƵLJƵƌŵƵƔ͟ ;,ƺƐĞLJŝŶͲŝ ŝƐƌŠ͕
ZŝƐąůĞͲŝ,ĂŵŠĚŝLJLJĞ͕ƚĞƌĐ͘ǀĞƔĞƌŚ͗DĂŶĂƐƚŦƌůŦ7ƐŵĂŝů,ĂŬŬŦ͕ŚĂnj͘DƵŚĂŵŵĞƚ^Ăŝƚ<ŽŶĂƌ͕7ƐƚĂŶďƵů͕ϮϬϬϴ͕Ɛ͘ϲϲͿ͘
ϮϬ
Yeni kurulan kiliselerin de÷erini artırmak ve ilgi toplamak için kutsal kabul edilen hâtıra eúyalar oldukça etkili olmaktaydı. Bu bakımdan bunlardan biri veya birkaçının bulunmadı÷ı kilise hemen hemen yok gibiydi. Bir azizin elbisesi, mendili, mezarından getirilen bir avuç toprak yerli halk gözünde bunların bulundu÷u kilisenin de÷erini artırıyordu (Bozkurt, 1997: 8).
Hz. Meryem’in Beytullahim’e giderken elinde bulundurdu÷u söylenen tas, su içti÷i kap, oturdu÷u tabure, eúyalarının parçaları ve saç tokası gibi kalıntılarından Hıristiyanlar altıncı ve yedinci yüzyıllarda bahsediyorlardı. Hıristiyanlı÷ın ilk dönemlerinde bir azizin ruhunun dâima türbesi yakınında bulundu÷una inanılır ve ondan kalan eúya burada muhafaza edilirdi. Dördüncü yüzyılın ortasından itibaren ölüleri hatırlamak için yapılan kiliseler ve onlara ait eúyaların getirilip bu kiliselerde bulundurulması bir gelenek olmuútu. Bu tür gelenekler o kadar yaygınlaútı ki, kutsal emanetler olmadan hiçbir kilisenin noksansız olamayaca÷ına inanılırdı. Bu tür kutsal eúyalar bazen kiliselerin kapılarına yerleútirilmiú ve dindar insanlar tarafından saygı gösterilerek öpülmüútür. Hatta bu tür eúyalar kiliselerin çeúitli yerlerine konulmuú, bazı kutsal eúyalar da kutuların içinde saklanmıútır. Bu eúyalar dini törenlerde sergilenmiúve dindar Hıristiyanlar bu eúyalarla kutsanmıútır. Kutsal eúyalara olan hürmet zamanla onların mucizevi olduklarına dair bir inanıú geliútirmiútir. Kutsal eúyalar sayesinde, ölü bir azizin ruhu veyahut onun ola÷anüstü merhameti ile iliúkilendirilmek sayesinde, kendilerinin de tıpkı daha önce yaúamıú bir aziz gibi mucizevi güçlere sahip olabileceklerine inanıyorlardı. ølk zamanlarda, kutsal eúyalar bir nazarlık gibi boyuna takılmıú veyahut bir yüzük olarak giyilmiúti. Azizlere ait kutsal eúyaların, insanları úeytan ve kötü úerlerden koruyaca÷ı inanıúı vardı. Savaúçılar kutsal eúyaları kılıçlarının kabzalarına ba÷lamıú, krallar onları taclarının içinde saklamıúlardı. Bir rivayete göre, Hıristiyan azizlerinden St. Thomas Aquinas kutsal eúyaların boyunda takılmasının uygun oldu÷unu ve bunun koruyucu bir güç teúkil etti÷ini vurgulamıútı. Ancak bazı Hristiyan düúünürleri bu inanıúları mübâla÷alı bularak protesto etmiúlerdir. Onaltıncı yüzyıldan bu yana kutsal eúyaların kullanımı reformcu kiliselerde terkedilmiútir. Yine de yüce ve büyük bir insana ait olan eúyalar, mektuplar, kitaplar, süsler veyahut benzeri úeyler belli bir derecede de÷erli sayılmıú, protestan ve katolik mezhebinde olanlarca hürmet görmüútür (Mac Culloch, X, 1980: 653-659).
Ϯϭ
IV. Haçlı Seferi (1203-1204) sırasında østanbul, Haçlılar ve Venedikliler tarafından vahúice tahrip edilip ya÷malandı÷ında Hristiyanlarca kutsal sayılan bazı eúyalar da çalınmıútı. Tarihçi Geoffroi de Villehardouin bu olayı úöyle tasvir etmiútir:
“Fransa’dan gelen baúrahip Martin, kutsal emânetlerin yerini açıklamadı÷ı takdirde Pantokrator Kilisesi’nin yaúlı papazını açıkça ölümle tehdit etti, bunun üzerine ihtiyar papaz demir bir sandık açtı. Martin ihtirasla titreyerek iki elini birden sandı÷a daldırdı. Kendisi ve yardımcısı aceleyle eteklerini toplayıp kutsal emanetleri doldururlar. Gemilere do÷ru koúarlarken onu tanıyanlar kendisine bir úeyler topladın mı diye sorunca, baúrahip mutlu bir úekilde gülümseyip “iyi iú yaptık” cevabını verdi. Çalınıp götürülenler içinde Hazret-i øsâ’nın kanından bir damla, Kutsal Haç’ın bir parçası, Aziz Yuhannes’den bir parça, Aziz Yakub’un bir kolu, Aziz Kosmas’ın bir aya÷ı, Aziz Laurentius’un bir diúi ve 28 erke÷e, 8 kadına ait kutsal eúya vardı” (Demirkent, 1997: 177-178).
østanbul’dan çalınan ganimet ve kutsal eúyaların bir kısmı bugün Venedik’te San Marco Kilisesi’ndeki müzede sergilenmektedir (Demirkent, 1997: 178).
XV. yüzyıl baúında, 1404 yıllarında Timur nezdine elçi olarak giderken Bizans imparatoru II. Manuel (1391-1425) zamanında østanbul’a u÷rayan øspanya elçisi Clavijo, østanbul’da birçok kilisede hayli miktarda kutsal eúya gördü÷ünü belirtir.
Örne÷in Saint John (Hz. Yahya) Kilisesi’i ziyaret gitti÷inde Hz. Yahya’nın kolunu (Clavijo, 1993: 42); bir sandık içinde korunan Hz. øsâ’nın son yeme÷i esnasında Juda’ya verdi÷i ekmek parçasını, Longsinüs’ün mızra÷ı ile yaralandı÷ı zaman Hz. øsâ’nın vücudundan akan kanın saklandı÷ı altın kutuyu, sandıktaki kırmızı bir kadife parçası üzerinde Yahudiler tarafından yolunmuú Hz. øsâ’nın saç ve sakalından birkaç kılı, yine sandıktaki bir kutu içinde Hz. øsâ’nın elbisesinden bazı parçaları (Clavijo, 1993: 51-52);
Saint Mary kilisesinde Hz. Yahya’nın di÷er kolu ile Hz. øsâ’nın çarmıha gerildi÷i haçın parçasını gördü÷ünü bildirmektedir (Clavijo, 1993: 43).
1.1.4. slâmiyette Kutsal Eúya Anlayıúı
Hakikî tevhid dini olan øslâmiyet, putperestli÷i imha, Allah’ın vahdâniyet akidesini te’sîs, cinlere, perilere, taúlara ibadeti ilgâ ve bütün hurafeleri yok etmiútir.
Hıristiyanlıkta oldu÷u gibi mukaddes suların, kendisinden meded beklenen eúyâların, putlar ve azizlerin bu dinde yeri yoktur.
øslâm inancına göre, her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’dan baúka hiçbir mevcûdun kudsiyeti yoktur, mukaddes olamaz. Çünki bütün varlıklar âciz, fakir ve kusurlu yaratılmıúlardır. Bununla beraber Allahu Teâlâ’ya mensûp olan, dinen pâk,
ϮϮ
nezih ve manevî büyüklü÷ü hâiz olan úeylere mukaddesât denilmekte (Bilmen: 430);
meded beklenilmemek úartıyla bunlara hürmet ve ta’zimde bulunmak tavsiye edilmektedir. øslâm dini, Cenâb-ı Hak dıúındaki bütün varlıklara ve eúyaya, ancak úirki îma etmiyecek úekilde saygı ve ba÷lılık gösterilmesine izin vermektedir. Bir varlı÷ın zâtına Allah ve peygamberi düúünmeden aúırı ra÷bet göstermek dinen do÷ru de÷ildir.
Nitekim bazı ehl-i úî’a, Hz. Ali’ye aúırı muhabbet gösterdiklerinden sapkınlı÷a düúmüúlerdir. Bunun gibi herhangi maddî bir eúya veya nesneye taparcasına saygı ve ba÷lılık göstermek de dinen menedilmiútir. Örne÷in, sahâbe ve sonraki Müslümanların Kâbe duvarındaki Hacerü’l-Esved denilen taúı selâmlamaları ve saygıyla öpmeleri; taúı sevmek, taútan meded beklemek, ondan hayır veya menfaat temenni etmek için de÷il, Cennet’ten getirilen mübârek bir taú olması dolayısıyladır. Nitekim Hz. Ömer’in sözü buna delildir. Hz. Ömer bir haccında Hacerü’l-Esved’e yaklaúarak öpmüú ve: “Çok iyi bilirim ki, sen zarar ve menfaati olmayan bir taú parçasısın! E÷er Resûlullah’ın seni öptü÷ünü görmeseydim aslâ seni öpmezdim” demiútir. Kurtubî’ye göre Hz. Ömer bu sözüyle, cahil kimselerin Hacerü’l-Esved’in selâmlanmasını (istilâm), Araplar’ın cahiliyyede yaptıkları gibi bazı taúlara tazim göstermek úeklinde anlamalarından endiúe etti÷inden, Hacerü’l-Esved’i öpmenin sadece Hz. Peygambere ittibâ anlamında yapıldı÷ını, yoksa taúın fayda ya da zarar veremiyece÷ini ders vermek istemiútir (Hâfız øbn Hacer, IV, 2006:109).
Müslümanların Hz. Peygambere ait lihye-i saâdet, hırka-i saâdet ve di÷er hatıraları ziyaret ederek hürmet ve taǥzimde bulunmaları; onlara tapınma ve onların maddelerinden fayda bekleme úeklinde algılanmamalıdır. Bu hatıralar yüce bir mânayı, kâinatın yaratılıúının sebebi olan Zât’ın mânevî úahsiyetini hatırlatmakta; ona salavât getirmeye ve úefâatini talep etmeye birer vesile olmaktadırlar. Nitekim Asr-ı Saâdetin muzaffer komutanı Hâlid bin Velid, baúındaki külâhında Hz. Peygamberin birkaç adet lihye-i saâdetini taúıyordu. Hâlid, Hz. Peygamberin duâsı ve lihye-i saâdetlerin bereketi vesileyle girdi÷i her savaúı kazanmıútır (Beyhakî, VI, 1985: 249). Aynı úekilde, Osmanlı ordusunun Hz. Peygamberin sancak-ı úerîfi ile hırka-i úerîfini harp meydanlarına götürmeleri, bunların kudsî sahibinin vesilesiyle (tevessül) yümn ve berekete vesile olabilmek düúüncesinden kaynaklanıyordu. 17. yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden Mustafa Sâfî, E÷ri seferinde Osmanlı ordusunun ma÷lup olaca÷ı sırada Sultan III. Mehmed (ö. 1603)’in Hz. Peygamberin hırka-i saâdetini eline alarak alâ