• Sonuç bulunamadı

(1)1.GİRİŞ 1.1 Kuramsal Yaklaşımlar Sağlık fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali ve hastalık ile sakatlıkların olmaması durumudur (Pekcan, 2003, s.53)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "(1)1.GİRİŞ 1.1 Kuramsal Yaklaşımlar Sağlık fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali ve hastalık ile sakatlıkların olmaması durumudur (Pekcan, 2003, s.53)"

Copied!
143
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1.GİRİŞ 1.1 Kuramsal Yaklaşımlar

Sağlık fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali ve hastalık ile sakatlıkların olmaması durumudur (Pekcan, 2003, s.53).

Bireyin, ailenin, toplumun birinci amacı, sağlıklı ve üretken olmaktır. Sağlıklı ve üretken olmanın simgesi, bedenen, aklen, ruhen ve sosyal yönden iyi gelişmiş bir vücut yapısı ve bu yapının bozulmadan uzun süre işlemesidir. İnsan sağlığı;

beslenme, kalıtım, iklim ve çevre koşulları gibi birçok etmenin etkisi altındadır. Bu etmenlerin başında beslenme gelir (Baysal, 2002, s.9).

Beslenme, açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da canının çektiği şeyleri yemek içmek değildir. Beslenme; sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması gereken bir eylemdir (Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi, 2004, s.7). Beslenme sağlığın temel koşulu;

belirleyicisidir (Pekcan, 2003, s.53).

Sağlık ve beslenme ilişkisi üzerinde dünyanın birçok yerinde araştırmalar yapılmakta ve değişik veriler ortaya konmaktadır. Bu veriler epidemiyolojik araştırmalardan, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerden, insanlar üzerinde yapılan klinik çalışmalardan sağlanmaktadır (Baysal ve diğerleri, 2002, s.14).

Dünya Sağlık Örgütü(WHO)nün ‘Diyet, Beslenme ve Kronik Hastalıkların Önlenmesi’ raporunda kronik hastalıkların dünyada çok hızlı bir şekilde arttığı ve 2001 yılında tüm dünya genelinde rapor edilen 56.5 milyon ölümün % 60 ından bu hastalıkların sorumlu olduğu ayrıca tüm dünyada görülen hastalıkların % 46 sının kronik hastalıklar olduğu belirtilmiştir. Aynı raporda, 2020 yılına kadar kronik hastalıkların ölümlerin dörtte üçünün nedeni olarak sorumlu tutulacağı ve gelişmekte olan ülkelerde görülen toplam ölümlerin %71’inin iskemik kalp hastalıkları,

%75’inin inme, %70’inin diyabet nedeniyle olacağının öngörüldüğü belirtilmektedir (WHO, 2003, s.5). Sağlıksız beslenme hastalıkların en önemli nedenidir (Pekcan, 2003, s.53). Günümüzde obezite, diyabet, kronik kalp hastalıkları, kanser ve osteoporoz gibi kronik hastalıkların diyetle ilişkili olduğu ve optimal beslenme ile bu hastalıkların risklerinin azaltılabileceği bilinmektedir (WHO, 2003, s.6).

(2)

1.2. Amaç ve Hipotez

Bu çalışma, K.K.T.C. Magosa şehrine bağlı kırsal bölgede yaşayan 19-65 yaş arası yetişkin bireylerin besin tüketim durumlarının saptanması, antropometrik ölçümlerinin belirlenmesi, diyet önerileri çerçevesinde besin çeşitliliğinin belirlenmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür.

(3)

2.GENEL BİLGİLER 2.1 Besin ve Sağlık İlişkisi

Sağlıklı yaşam biçimi; yaşam boyu tüm bireylerin sağlığının korunması, geliştirilmesi, yaşam kalitesinin artırılması ve sağlıklı yaşam (sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlığının benimsenmesi, sigara içme alışkanlığının önlenmesi) biçimlerinin benimsenmesi, varolan ve yaşam kalitesini bozan beslenme sorunlarının (protein-enerji yetersizliği, demir yetersizliği anemisi, iyot yetersizliği hastalıkları, raşitizm, diş çürükleri, şişmanlık vb.) en aza indirilmesi, diyete bağlı kronik hastalıkların (koroner kalp hastalıkları, hipertansiyon, bazı kanser türleri, diyabet, osteoporoz vb.) önlenmesi ve tedavisine yönelik yaşam şeklinin iyileştirilmesi, çevre koşullarının düzeltilmesi ve geliştirilmesi olarak tanımlanmaktadır (Yücecan, 2002, s.94).

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ nün 2002 yılında yayınladığı rapora göre her yıl dünyaya gelen 30 milyon bebekten %23.8’ i düşük doğum ağırlığına sahiptir . Beş yaş altı çocukların %27’ si (168 milyon) zayıftır. Gelişmekte olan ülkelerde 5 yaş altı çocuklar arasında görülen ölümlerin (10.9 milyon) %60’ ı malnütrisyonla ilişkilidir. WHO, DALYs (disability-adjusted life years/yeti kaybına uyarlanmış kaybolan yaşam yılları) olarak ifade edilen kayıp sağlıklı yıl yaygınlığındaki farklı tehditlerin etkisini karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirmek için bilimsel verileri kullanan bir çerçeve programı geliştirmiştir. Yeti kaybına uyarlanmış kaybolan yaşam yılı, ölüm ve hastalık konusundaki farklı tehditlerin etkilerini göz önünde bulundurmaktadır. Yeti kaybına uyarlanmış kaybolan yaşam yılı, sağlıklı bir yaşam yılı kaybına eşittir. Malnütrisyon nedeniyle yeti kaybına uyarlanmış kaybolan yaşam yılı, yaklaşık 138 milyon (%9.5) yıldır (WHO, 2002, s.2).

Dünyada 2.2 milyar insan iyot yetersizliği riski altındadır ve dünyada 1 milyardan daha fazla insan guatr hastasıdır. Global olarak iyot yetersizliği hastalıklarına bağlı DALYs değeri, yaklaşık 2.5 milyon (%0.2 ) yıldır (WHO, 2002, s.14).

Gelişmekte olan ülkelerde perinatal mortalitenin 1/5’ inin ve maternal mortalitenin 1/10’ inin nedeni, demir yetersizliği anemisidir. Toplam olarak, dünya çapındaki ölümlerin 800.000 (%1.5)’i ve bütün erkek ölümlerinin %1.3’ü ve bütün

(4)

kadın ölümlerinin %1.8’i demir eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Demir yetersizliğine bağlı sağlıklı yaşam yılı kaybı (DALYs) , 35 milyon ( %2.4) yıldır (WHO, 2002, s.6).

Global olarak tüm çocukların %21’inde vitamin A yetersizliği vardır.

Dünyadaki tüm ölümlerin 800.000 (%1.4) i ve bütün erkek ölümlerinin %1.1’ i ve bütün kadın ölümlerinin %1.7 si vitamin A yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

Vitamin A yetersizliğine bağlı DALYs değeri, hastalıkların global yükünün %1.8’

ini oluşturmaktadır (WHO, 2002, s.1).

Toplam olarak, dünya çapındaki ölümlerin 800.000 (%1.4)’i, bütün erkek ölümlerinin %1.5’i ve bütün kadın ölümlerinin %2.9’ u çinko yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Çinko yetersizliğine bağlı DALYs değeri ise 28 milyon yıldır (WHO, 2002, s.7).

Günümüzde diyete bağlı kronik hastalıkların; ölümlerin %60’ında, hastalıkların % 46’ sında temel neden olduğu belirtilmektedir. 2020 yılında gelişmekte olan ülkelerde görülen toplam ölümlerin %71’ i iskemik kalp hastalıkları,

%75’i inme, %70’i diyabet nedeniyle olacağı öngörülmektedir WHO, 2002, s.2).

Dünyada yetişkin bireylerin 1 milyon’ u hafif şişman, 300 milyon’u klinik olarak şişmandır. BKI=>21 kg/m2 olması; diyabet (%58), iskemik kalp hastalıkları (%21) bazı kanser türlerine (%8-42) neden olmaktadır. Çocuklarda prevelans yükselmektedir, Yüksek BKI ile ilgili DALYs değeri kadınlarda erkeklere kıyasla daha yüksektir WHO, 2002, s.3). Tablo-1’ de; ağırlık kazanımı ve şişmanlık riskini etkileyen etmenler görülmektedir (WHO, 2003, s.61).

(5)

Tablo-1: Ağırlık kazanımı ve şişmanlık riskini etkileyen etmenler

Kanıtlar Kesin

Azalan Risk Düzenli fiziksel aktivite Diyet posasının yüksek tüketimi

İlinti Yok Artan Risk Hareketsiz yaşam Enerjisi yüksek, Mikro besin öğelerinden fakir besinlerin fazla tüketimi

Mümkün Çocuklar için okul ve ev koşullarında sağlıklı besin seçimi Emzirme

Enerjisi yüksek ve fast-food besinlerin fazla tüketimi Şekerli içeceklerin fazla tüketimi

Sosyoekonomik koşullar Muhtemel Düşük glisemik

indeksli besinler

Diyetin protein içeriği ile bir ilintisi yok

Büyük porsiyonlar Çok düşük enerjili diyetler Alkol

Yetersiz Yeme sıklığının artırılması

Dünyada şu anda 150 milyon diyabetli vardır ve bu sayının 2025 yılında iki katına çıkması beklenmektedir. Adölesan ve gençlerde tip 2 diyabet prevelansı yükselmektedir. Diyabetli olan bireylerde ölüm riski sağlıklı bireylere kıyasla 1.5-2.5 kez daha fazladır (WHO, 2003, s.70). Yaşam biçiminde az bir değişiklik ve özellikle fiziksel aktivitenin artırılması tip 2 diyabet vakalarını %60 oranında önlemektedir (Tablo-2)( WHO, 2003, s.73).

(6)

Tablo-2: Tip 2 diyabet riskini etkileyen etmenler

Kanıtlar Azalan risk Artan risk

Kesin Hafif şişman ve şişman bireylerde ağırlık kaybı

Fiziksel aktivite

Hafif şişman ve şişman Abdominal şişmanlık Hareketsiz yaşam Maternal diyabet

Mümkün Diyet posası Doymuş yağ

İntrauterin büyüme geriliği Muhtemel n-3 yağ asitleri

Düşük glisemik indeksli besinler Emzirme

Toplam yağ alımı Trans yağ asitleri

Yetersiz Vitamin E Krom Magnezyum Az alkol tüketimi

Fazla alkol tüketimi

Dünyada görülen toplam ölümlerin (15.3 milyon) üçte biri kardiyovasküler hastalıklar sonucu görülmektedir (WHO, 2003, s.81). Prematür koroner kalp hastalıklarının %80’ inin nedenini; sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, sigara kullanımı oluşturmaktadır ( Tablo-3)( WHO, 2003, s.81).

Serebrovasküler hastalıkların %62’ sine , iskemik kalp hastalıklarının %49’

una hipertansiyon neden olmaktadır. Toplam olarak dünya çapındaki ölümlerin % 13’ ü (7.1 milyon) yüksek kan basıncından kaynaklanmaktadır (sistolik >115 mmHg). Hipertansiyona bağlı DALYs değeri 64.3 milyon (%4.4) yıldır WHO, 2002, s.17).

Kolesterol; ateroskleroz oluşumunda anahtar bileşendir. Yüksek kolesterol iskemik kalp hastalıkları, iskemik inme ve diğer vasküler hastalıklar riskini artırmaktadır. Global serebrovasküler hastalıkların %18’ ine, global iskemik kalp hastalıklarının %56’ sına yüksek kolesterol neden olmaktadır. Dünyada; gelişmekte olan ülkeler ile düşük ve orta gelirli ülkelerde kardiyovasküler hastalıkların DALY değeri %86 dır. Toplam olarak dünya çapındaki ölümlerin % 7.9’ u (4.4 milyon)

(7)

yüksek kolesterol’den kaynaklanmaktadır ve yüksek kolesterol’ e bağlı DALYs değeri 40.4 milyon (%2.8) yıldır (WHO, 2002, s.17).

Tablo-3: Kardiyovasküler hastalıklar riskini etkileyen etmenler

Kanıtlar Azalan risk İlinti Yok Artan risk Kesin Düzenli fiziksel aktivite

Linoleik asit

Balık ve balık yağı (EHA* ve DHA**)

Sebzeler ve meyveler Potasyum

Az alkol tüketimi (KKH)

Vitamin E

suplemanı Miristik ve palmitik asit Trans yağ asitleri Yüksek tuz tüketimi Şişmanlık

Yüksek alkol tüketimi (kalp krizi)

Mümkün α- Linolenik asit Oleik asit Diyet posası Tam tahıl ürünleri Fındık, fıstık vb.(tuzsuz) Bitki sterolleri/stanoller Folat

Stearik asit Diyet kolesterolü Filtre edilmemiş, kaynamış kahve

Muhtemel Flavonoidler Soya ürünleri

Laurik asitten zengin yağ Yetersiz fetal beslenme β-karoten desteği Karbonhidratlar Demir

Yetersiz Kalsiyum Magnezyum

Vitamin C

*EHA: ekosapentaenoik asit **DHA:dokosahekzanoik asit

Kanser olgularının 2000-2020 yılları arasında gelişmekte olan ülkelerde % 73, gelişmiş olan ülkelerde ise %29 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Kanser olgularının gelişmekte olan ülkelerde % 30’ u, gelişmiş olan ülkelerde ise %20’ si

(8)

diyete bağlı oluşmaktadır (Tablo-4)(WHO, 2003, s.95). Bazı kanser türlerininin (meme –postmenopozal-, kolon, endometrium, böbrek ve özafagus-adenokarsinoma) 1/5-1/3 oranında nedeninin; sağlıksız vücut ağırlığı ve hareketsiz yaşam olduğu belirtilmektedir (WHO, 2003, s.96). Optimal beslenme, normal vücut ağırlığı ve fiziksel aktivite ile kanser olgularının 1/3 ü önlenebilmektedir (WHO, 2003, s.60).

Tablo -4 : Kanser oluşum riskini etkileyen etmenler

Kanıtlar Azalan risk Artan risk

Kesin Fiziksel aktivite (kolon) Hafif şişman ve şişman (özafagus, kolorektum, meme, endometrium, böbrek)

Alkol (ağız boşluğu, farenks, larenks, özafagus, karaciğer, meme)

Aflotoksin (karaciğer) Mümkün Sebze ve meyve (ağız

boşluğu, özafagus, mide, kolorektum) Fiziksel aktivite (meme)

İşlenmiş et (kolorektum) Tuzlu besinler ve tuz (mide)

Çok sıcak içecek ve besin (ağız boşluğu, farenks, özafagus)

Muhtemel/Yetersiz Posa Soya Balık

n-3 yağ asitleri Karotenoidler

Vitamin B2, B6,folat, B12, C, D, E Kalsiyum, çinko ve selenyum Besin ögesi olmayan bileşenler (allium bileşenleri, flavonoidler, isoflavonlar,lignanlar

Hayvansal yağ Heterosiklik aminler Polisiklik aromatik hidrokarbonlar Nitrozaminler

Diş çürükleri ile beslenme arasında sıkı bir ilişki vardır. Diş çürükleri beslenmeyi olumsuz etkilediği gibi, hatalı beslenme de diş çürüklerine ve ağız

(9)

sağlığının bozulmasına yol açmaktadır (Tablo-5)( WHO, 2003, s.105) Kişi başına düşen ortalama çürük, eksik, dolgulu daimi diş sayısı olarak tanımlanan DMFT indeksi, 12 yaş için düşük gelirli ülkelerde 1.9, orta gelirli ülkelerde 3.3, yüksek gelirli ülkelerde ise 2.1 olarak belirlenmiştir (WHO, 2003, s.106).

Tablo 5 : Diş çürükleri riskini etkileyen etmenler

Kesin Flor (lokal ve sistematik) Nişasta tüketimi (örneğin çiğ ve pişmiş nişasta; pirinç, patates, ekmek, kek, bisküvi hariç)

Basit şeker miktarı, basit şeker tüketim sıklığı

Mümkün Sert peynir Şekersiz sakız

Taze meyve

Muhtemel Xylitol Süt

Diyet posası

Yetersiz beslenme

Yetersiz Taze meyve Kuru meyve

Osteoporoz, kemik kitlesinin azalması ve kemik dokudaki yapısal değişiklikler sonucu kemik kırılganlığında atma ile karakterize, etiyolojisi multifaktöriyel olan metabolik bir kemik hastalığıdır (Tablo-6). Kalça kırığı insidansının ise 2050 yılında yaşlı insan nüfusunun artması nedeniyle 4 misli artacağı ileri sürülmektedir . Kalça kırığı insidansı kadınlarda %75 oranında daha yüksektir (WHO, 2003, s.129).

Ayrıca yetişkin bireylerin %60’ı yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmamaktadır. Hareketsiz yaşam kadınlar, yaşlılar ve düşük SED’ de yaşayan bireyler arasında daha yaygındır. Adölesan döneminde kızlar erkeklere kıyasla daha az aktifdir. Hareketsiz yaşam; kardiovasküler hastalık ve inmelerden ölümleri iki katına çıkardığı gibi kardiovasküler hastalık, tip 2 diabet ve şişmanlık oluşum riskini de iki kat artırmaktadır (Yücecan, 2008, s.4)

(10)

Tablo-6: Osteoporoz riskini etkileyen etmenler

Kanıtlar Azalan risk İlişki yok Artan risk

Kesin* Vitamin D Kalsiyum Fiziksel aktivite

Yüksek alkol alımı Düşük vücut ağırlığı

Muhtemel Sebze ve meyve Az alkol alımı Soya

Fosfor Yüksek tuz tüketimi Düşük protein alımı*

Yüksek protein alımı

*Yaşlı bireyler için **Suyun flor içeriği:0.7-1.2 mg/L

Optimal beslenmede ; “minumum hastalık riski, maksimum iyi hal/sağlık

“dolayısıyla “maksimum sağlıklı yaşam” hedeflenmektedir. Epidemiyolojik ve klinik araştırmalardan sağlanan veriler diyetle ilintili kronik hastalıkların oluşumunda optimal beslenme ve yaşam biçiminin etkili olduğunu göstermektedir (Yücecan, 2008, s.1). Optimal beslenme ilkeleri aşağıda belirtilmiştir.

• Çeşitli besinleri tüketin. Çeşitlilik, optimal beslenme ve sağlığın temelidir.

Hiçbir besin tek başına vücudun ihtiyacı olan tüm besin öğelerini içermez.

Besinlerin her birinde ayrı özellikte ve vücut çalışmasında ayrı işlevi olan değişik türde besin öğeleri vardır. Bu besin öğelerinin diyetteki oranları birbirlerinin emilim, metabolizma ve gereksinimi etkiler (Duyff, 2003, s.247).

Ayrıca optimal beslenme için tüketilen besinler sadece elzem olan besin öğelerini içermez, sağlığın korunması, geliştirilmesi ve diyete bağlı kronik hastalıkların önlenmesinde etkinlik gösteren fitokimyasallar adı verilen biyoaktif bileşenleri de içerir (Ferrari, 2003, 251). Vücudun gereksinimi olan besin ögeleri ve diğer sağlıklı öğeleri yeterli miktarlarda almak için her öğünde dört ana besin grubundan (süt ve ürünleri et, yumurta, kurubaklagil, sebze ve meyveler, tahıllar) önerilen düzeylerde tüketmek, besinleri besin öğesi kayıplarını önleyecek ilkeler doğrultusunda hazırlayıp, pişirip, saklamak gerekir (Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi, 2004, 15).

(11)

• Boya uygun beden ağırlığınızı koruyun. Bunun için enerji alımınızı enerji harcamanıza eşit olacak şekilde ayarlayın. BKİ (kg/m2)’ nin 18.5-24.9 arasında olması önerilmektedir (WHO, 2003, s.6). BKI>21 kg/m2 olması;

diyabet (%58), iskemik kalp hastalıkları (%21) ve bazı kanser türlerine (%8- 42) neden olmaktadır (WHO, 2002 s.2). Vücuttaki yağ dağılımını gösteren diğer ölçütler ise bel kalça oranı ile bel çevresidir. Bel-kalça oranı kişinin bel çevresinin kalça çevresine bölünmesiyle elde edilir. Bel-kalça oranı erkekler için 1.0, kadınlar için 0.8 ve altında, bel çevresi değerleri ise erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm ve altında olmalıdır (WHO, 2003, s.6)(Tablo-7).

Bunların üzerindeki değerlerin tip 2 diyabet, dislipidemi, hipertansiyon ve kardiovasküler hastalıklar için risk etmeni olduğu belirtilmiştir (Molarius, 1999, s.116).

Tablo-7:BKİ ve bel çevresine göre şişmanlık sınıflaması

_____________________________________________________________

Bel çevresine göre hastalık riski*

E, < 102 cm E, > 102 cm Sınıflama BKİ (kg/m2) K, < 88 cm K, > 88 cm____

Zayıf <18.5 Yok Yok Normal 18.5-24.9 Yok Yok Hafif şişman 25.0-29.9 Artar Yüksek Şişman

I 30.0-34.9 Yüksek Çok yüksek II 35.0-39.9 Çok yüksek Çok yüksek III (aşırı şişman) >40.0 Aşırı yüksek Aşırı yüksek _____________________________________________________________

* Tip 2 diyabet, dislipidemi, hipertansiyon, KVH

• Yağ, doymuş yağ, kolesterol tüketimini azaltın. Yağ, sağlık için gerekli bir besin ögesidir. Ancak fazla yağ, özellikle doymuş yağ ve kolesterol tüketimi , sağlığı olumsuz yönde etkiler. Yüksek yağ tüketimi şişmanlık riskini artırır.

(12)

Vücutta yağ dokusunun artması, insülin direncine ve hiperinsülinemi’ ye neden olur. Şişman ve diabetik kişilerde inatçı yüksek plazma insülin seviyesi hipertansiyon, ateroskleroz, hipertrigliseridemi, hiperkolesterolemi oluşumunu destekler, HDL- kolesterol düzeyinin azalmasına neden olur (FAO, 1994, s. 9). Ayrıca aşırı yağ tüketimi özellikle meme, prostat, testis, rahim, yumurtalık ve kolon-rektum kanserlerinin oluşum riskini de yükseltir (FAO, 1994, s. 9). Sağlıklı bir diyet için diyet yağının yağ asidi örüntüsü 1/3 doymuş, 1/3 tekli doymamış, 1/3 çoklu doymamış civarında olacak şekilde ayarlanmalıdır (FAO, 1994, s. 9). Bu dengeyi sağlamak için doymuş yağı çok içeren kırmızı et ve et ürünleri, yağlı süt ve süt ürünleri diyette yer aldığında görünür yağ olarak zeytinyağı ve bitkisel sıvıyağ kullanılmalıdır. Diyet kolesterolünün 300 mg/gün altında tutulmasına dikkat edilmelidir. Bunun için tam yağlı süt ve süt ürünleri yerine yağı azaltılmış ve yağsız süt ve süt ürünlerini, yağlı etler yerine yağsız ya da yağ az olanları tercih etmeli, kırmızı et yerine yağı az ve çoğunlukla doymamış yağ içeren tavuk ve balık eti, kurubaklagiller tüketilmelidir. Ayrıca besinlerin hazırlanması ve pişirilmesinde fazla yağ kullanımını gerektirmeyen yöntemler (haşlama, ızgara, fırında pişirme vb.) tercih edilmeli, etle pişirilen yemeklere kesinlikle yağ koymamalı, yemeklere yağı yakmadan eklemeli, kızartmalardan kaçınmalı, pasta, kek, kurabiye, börek vb. hamur işlerinde çok fazla yağ kullanıldığı için bunlardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

• Diyette kompleks karbonhidrat içeren tam tahıl ürünleri, kuru baklagiller, sebze-meyve tüketimini artırın. Tam tahıl ürünleri, kuru baklagiller, sebze ve meyveden zengin diyet; vitamin, mineral, posa ve diğer besin ögesi olan ve olmayan ögeleri içerir. Kuru baklagiller protein yönünden de zengindirler. Bu besinlerin önerilen düzeylerde tüketimi koroner kalp hastalığı ve bazı kanserler gibi sağlık sorunları riskini azaltır (Duyff, 2003, s.

78). Diyetle alınan antioksidan vitaminler ve antioksidan özellikler gösteren fenolik bileşiklerin en iyi kaynakları sebze ve meyvelerdir (Moure, 2001, 145). Farklı sebze ve meyveler farklı besin bileşenlerinden zengin oldukları için, sebze ve meyve tüketiminde çeşitlilik sağlanması önemlidir. Optimal beslenme için günde 3-5 porsiyon sebze, 2–4 porsiyon meyve tüketmek

(13)

gerekir. Alınan sebze ve meyvenin en az iki porsiyonu yeşil yapraklı sebzeler, portakal, limon gibi turunçgiller olmalıdır. Yapılan çalışmalar sebze ve meyve tüketimi ile kardiyovasküler hastalıklar, bazı kanser türleri, inme, Alzheimer hastalığı, katarakt ve yaşla ilintili fonksiyonel kayıp riskinin azalması arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu göstermekte, bu etkinin sebze ve meyvelerin içerdiği diyet posası, folat, potasyum ve vitamin C, vitamin E, β-karoten gibi antioksidan vitaminler dışında güçlü antioksidan etkinlik gösteren biyoaktif fitokimyasal bileşenlere bağlı olduğu belirtilmektedir (Trichopoulou; 2003, s.63) (Tablo-8). Bunun için beyaz ekmek yerine kepekli ekmeği tercih etmek, bir öğünde et, tavuk, balık, yumurta yenirse, öbür öğünde kuru baklagilleri tercih etmek, her öğünde sebze ve meyve yemeğe çalışmak gerekir.

• Basit şeker alımını azaltın. Tüketilen pek çok besinde şekerler bir veya başka şekilde karbonhidrat olarak bulunur. Tahıl ürünleri, sebze ve meyvelerdeki kompleks karbonhidratlar da sindirim sırasında şekere parçalanır. Tüm şekerler vücutta kaynaklarına bakılmaksızın benzerdirler ve aynı şekilde görev alırlar. Ancak aşırı saflaştırılmış tahıl ürünleri ve saf şeker tüketiminin artması diş çürüklerine neden olur. Koroner kalp hastalıkları, şişmanlık ve Tip 2 diyabet riskini artırır (Duyff, 2003, s.120). Özellikle koroner kalp hastalığa yatkınlığı olan bireylerde diyetteki miktarı minimum düzeylerde tutulmalıdır. Bunun için reçel, marmelat, bal gibi tatlıların tüketimini sınırlandırmak, kek tatlı ve hamur işlerini azaltmak, kolalı içecekler, şekerli konserve meyve suları, şekerli bisküviler yerine taze meyve suları , meyve ve sebze tüketmek , çay ve kahveye şeker koymamak ya da konulan şekeri azaltmak gerekir.

• Günlük tuz (<5 g/gün) ve sodyum (<2 g/gün) tüketiminde aşırıya kaçmayın. Sodyum, bir besin ögesidir. Çeşitli besinlerin bileşiminde bulunur. Tuz ise sodyum ve klordan oluşur. Yüksek tuz tüketimi hipertansiyon, osteoporoz ve mide kanser oluşum riskini artırabilir (WHO, 2003, s. 17). Bu nedenle sodyum ve tuzun orta düzey tüketimi için daha çok taze sebze ve meyve tüketin. Tuz yerine lezzet verici olarak baharat ve çeşitli

(14)

otları kullanmayı deneyin. Besin etiketlerinde de sodyum ile ilgili bilgileri okumaya özen gösterin.

• Sıvı tüketimini artırın. Günlük su ihtiyacı vücudun kullandığı enerji miktarına bağlı olarak değişir. Yetişkinlerde enerji harcamasının her kalorisi başına 1-1.5 ml gereklidir. Her 1000 kalori için 1-1.5 litre veya günlük 2000 kalorilik diyette yaklaşık 8 bardak su alınmalıdır (Duyff, 2003, s. 78). Kafein içeren kahve, çay ve bazı alkolsüz içecekler ile alkollü içecekler vücuda su sağlayan iyi kaynaklar değildirler. Kafein ve alkol, diüretik etki göstererek ve idrarda artış yaparak vücuttan su kaybına neden olur. Kafeinsiz içeceklerin diüretik etkisi yoktur. Kahve, çay, alkollü ve alkolsüz içecekler, meyve suyu gibi beslenmenize katkıda bulunmaz.

• Alkol kullanmayın, ya da en aza indirin. Alkollü içecekler kalori verir, fakat elzem besin ögesi sağlamaz, dolayısı ile vücut için besleyici değildir.

Fazlası yüksek tansiyon, inme, koroner kalp hastalıkları, bazı kanserler, doğumsal defektler, karaciğer ve pankreas hastalıkları gibi pek çok sağlık sorununa neden olur ve besleyici yiyeceklerin tüketimini engelleyebilir.

Önerilen düzey; K: 1 tek (15 g alkol)/gün; E: 2 tek (30g alkol)/gün) dir (Krauss, 2000, s.2284) .

• Egzersiz yapın. Aktif yaşam şekli yaşam kalitesini artırır. En az 5, tercihen 7 gün / hafta 45-60 dakika yürüyün. Fiziksel aktivite düzenli ve kontrollü yapıldığı takdirde ağırlık kaybı ve korunmasına yardımcı olur, koroner kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet, osteoporoz, bazı kanser türleri (kolon, meme, prostat), depresyon riski azalır (WHO, 2003, s.81)

• Sigara içmeyin. Sağlıklı yaşam biçimi; sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlığının benimsenmesi, sigara içme alışkanlığının önlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Sigara ve tütün tüketimi kalp atışını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, ritim bozukluklarına yol açar ve kandaki oksijen seviyesini düşürür.

Ayrıca sigara dumanında damar duvarına zarar verici maddeler bulunduğu görülmüştür. Böylece kolesterol duvarlarda kolayca birikebilmektedir. Sigara içimi 25- hidroksi vitamin D3 ün etkin şekli olan 1.25-dehidroksi vitamin D3`e dönüşümünü azaltır. Kandaki C vitamini düzeyini düşürür. Ayrıca osteoporozdan korunmak için de sigara içilmemelidir (WHO, 2002, s. 16)

(15)

2.2. Besin Çeşitliliği

Besin çeşitliliği; belirli bir dönemde tüketilen farklı besin veya besin gruplarının sayısı olarak tanımlanmaktadır (Fanelli ve Stevenhagen, 1985, s.1570).

Bu belirli dönem bir gün ile üç gün arasında değişmektedir, bununla birlikte yedi gün de sık olarak kullanılmaktadır (Ruel, 2002, s.2).

Diyette çeşitliliğin sağlanması ile daha iyi bir sağlık düzeyi arasında önemli bir ilişkinin olduğu düşünülmektedir (Jonathan ve Hodgson, 1993, s.137). Bununla birlikte besin çeşitliliği yeterli olmayan diyetlerin, mikro besin öğelerinin yetersiz alınmasına ve düşük enerji alınmasına sebep olacağı ayrıca kronik hastalıkların oluşumuna katkı sağlayacağı bildirilmektedir (Maunder, 2001, s.13).

Steyn ve arkadaşları, Güney Afrika’da 2200 çocuk ile yürüttükleri çalışmaları sonucunda besin çeşitliliği skorlamalarının diyetteki mikrobesin öğeleri yeterliliğinin saptaması için, hızlı ve basit belirleyiciler olduğunu bildirmişlerdir(Steyn ve diğerleri 2005, 644).

Yine Fernandez ve arkadaşları, besin çeşitliliği ile kolorektal kanser arasındaki ilişkiyi incelemiş ve erkeklerde daha yüksek oranda olmak üzere kolon kanseri ve rektal kanser ile besin çeşitliliği arasında ters ilişki olduğunu göstermişlerdir (Fernandez ve arkadaşları, 2000, s.11).

Wahlquist ve arkadaşları ise, Tip II Diabetes Mellitus’lu hastalar ile sağlıklı bireyler üzerinde yaptıkları çalışmada, besin çeşitliliği ile makrovasküler hastalık riskleri arasında ters bir ilişki olduğunu saptamışlardır (Wahlquist ve diğerleri, 1898, s.515).

(16)

3.BİREYLER VE YÖNTEM 3.1. Araştırma Yeri, Zamanı ve Örneklem Seçimi

Bu araştırma, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet Magosa şehrine bağlı kırsal bölgede yaşayan 19- 65 yaş arası 193 yetişkin birey üzerinde Haziran 2009 - Eylül 2010 tarihleri arasında yapılmıştır. Bu bireylerin 70’i erkek, 123’ü ise kadındır.

Erkek bireylerin %30’u 19-30 yaş grubunda, %47.1’, 31-50 yaş grubunda ve

%22.9’u 51-65 yaş grubunda, kadın bireylerin %39.8’i 19-30 yaş grubunda, %43.9’u 31-50 yaş grubunda ve %16.3’ü 51-56 yaş grubundadır.

3.2.Araştırma Genel Planı

Araştırmaya katılan tüm bireylere ilişkin bilgiler (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, medeni durum, sigara kullanımı, alkol kullanımı, hastalık durumu, ilaç kullanımı, herhangi bir diyet uygulama durumu, son 6 ay içerisinde vücut ağırlığındaki değişiklik durumu) hazırlanmış anket formundaki (EK1) soruların bireylerin doğrudan kendilerine sorularak elde edilmiştir. Beslenme durumlarının değerlendirilmesi için “24 saatlik bireysel besin tüketim yöntemi” ve “ besin tüketim sıklığı yöntemi” kullanılmıştır. Bu verilerden bireylerin diyet örüntüleri ve besin çeşitliliği belirlenerek, besin çeşitliliği ile enerji ve besin öğeleri arasındaki ilişki irdelenmiştir.

3.3 Verilerin Toplanması ve Değerlendirilmesi 3.3.1. Antropometrik Ölçümler

Vücut Ağırlığı: Vücut ağırlığı ölçümü beslenme durumunun göstergesi olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Ağırlık; vücuttaki yağ, protein, su ve kemiklerin toplamıdır. Bireylerin vücut ağırlığı elle taşınabilir 0.5 kg’a duyarlı baskül ile az giysili ve ayakkabısız olarak ölçülmüştür (Pekcan, 1995, s.17).

Boy Uzunluğu: Boy uzunluğu ölçümünde, ayaklar yan yana ve baş franfort düzlemde (göz üçgeni ve kulak kepçesi üstü aynı hizada) iken ölçüm yapılmıştır.

Boy uzunluğu ölçümü için esnemeyen mezür kullanılmıştır (Pekcan, 1995, s.17).

(17)

Bel Çevresi:. Bel çevresi ölçümü tek başına da kullanılmakta ve kronik hastalıkların riski için tanımlayıcı olabilmektedir. Erkek bireyler için bel çevresinin 102 cm’den, kadın bireyler için 88 cm’den fazla olması yüksek risk olarak tanımlanmaktadır. Bel çevresi, en alt kaburga kemiği ile kristailiyak arası bulunarak, orta noktadan geçen çevre mezür ile ölçülmüştür (Pekcan, 2008,s.19).

Beden Kütle İndeksi (BKİ): BKİ bireylerin beslenme durumunun boy ve ağırlık yardımıyla anlaşılmasında kullanılan bir parametredir. Ağırlık (kg)/boy² (m²) formülü ile hesaplanır. BKİ’lerine göre bireyler aşağıdaki kriterlere göre değerlendirilmiştir (Pekcan, 1995, s.17).

Beslenme durumunun BKİ’ye göre değerlendirilmesi (Pekcan, 1995, s.17):

3.3.2 Besin Tüketim Durumlarının Saptanması

Bireylerin besin tüketim durumları “24 saatlik bireysel besin tüketim yöntemi” kullanılarak belirlenmiştir. “24 saatlik bireysel besin tüketim yöntemi”

bireylerin bir gün boyunca aldığı besinlerin tür ve miktarlarının saptanıp enerji ve besin öğelerinin miktarlarının belirlenmesi temeline dayanmaktadır. Bireylerin evde tükettikleri yemeklerin birer porsiyonlarına giren besin miktarları kendilerine veya hazırlayan kişilere sorularak belirlenmiştir. Bireylerin tüketim miktarlarını daha doğru hatırlamaları ve ifade etmelerine yardımcı olmak için , ‘Ölçü ve Miktarlar ile Besin ve Yemek Fotoğraf Kataloğu’ kullanılmıştır (Rakıcıoğlu, 2006). Ev dışında tükettikleri yemeklerin birer porsiyonlarına giren besinlerin miktarları ise “Standart

(18)

Yemek Tarifleri”’nden yararlanılarak hesaplanmıştır (Merdol, 1994 ve Baysal ve diğerleri, 2000). Tüketilen besinlerin ortalama enerji ve besin öğesi değerleri

“Bilgisayar Destekli Beslenme Programı, Beslenme Bilgi Sistemi (BeBİS)”

kullanılarak hesaplanmıştır. Bireylerin tükettikleri enerji ve besin öğelerinin yeterliliği RDA 2001 önerilerine göre değerlendirilmiştir. Değerlendirmede kesişim noktaları (cut-off points) olarak önerilen günlük tüketimin (2/3 = %67 = %70) (±

%33) değerleri hesaplanmıştır. Enerji ve besin öğelerini önerilen düzeyde tüketenler yeterli (± %33), önerilen değerin altında tüketenler yetersiz (<%33), üstünde tüketenler ise fazla (> %33) olarak kabul edilmiştir.

3.3.3. Besin Çeşitliliğinin Saptanması

Besin çeşitliliğinin saptanması amacıyla Healthy Eating Indeks (Sağlıklı Yeme İndeksi) 1999-2000 verilerinden yararlanılmıştır. Bu doğrultuda, besin çeşitliliği, bireylerin bir günlük besin tüketiminde tükettikleri farklı çeşitteki yiyecek çeşitlerinden 8 farklı besin baz alınarak belirlenmiştir. Ve Sağlıklı Yeme Indeksi skorları ile değerlendirilmiştir. Bu skorlar 0, 5 ve 10 puan olarak kategorize edilmiştir. Eğer bir kişi, bir günde 8 veya daha fazla çeşit besinden en az yarım porsiyon tükettiyse ‘10’puan, 3 çeşitten fazla ve 8 çeşitten az besinden yarım porsiyon veya daha fazla tükettiyse ‘5’ puan, 3 çeşit veya daha az çeşitte besinden yarım porsiyon veya daha fazla tükettiyse ‘0’ puan olarak kabul edilmiştir. Yani; her bir besin grubunun en az yarım porsiyonu besin çeşidi olarak sayılmıştır. Aynı çeşitten olan fakat farklı pişirme yöntemi ile hazırlanan besinler tek çeşit olarak kabul edilmiştir. Örneğin; kızarmış patates ile haşlanmış patates tek çeşit besin olarak sayılmıştır. Bununla birlikte, farklı çeşitte besinler ise farklı grup besin olarak sayılmıştır. Örneğin; çipura ve levrek farklı balık çeşitleri olduğu için her biri farklı çeşit olarak değerlendirilmiştir (Basiotis ve diğerleri, 2002, s.6).

(19)

Besin Çeşitliliği Skorları

Besin Çeşidi Sayısı Skor

≤ 3 çeşit 0 4-7 çeşit 5

≥ 8 çeşit 10

3.3.4. Verilerin İstatistiksel Değerlendirilmesi

Veri toplama aracı olarak kullanılan ankete verilen yanıtlar bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS 15.0.0 yardımıyla çözümlenmiştir.

Bireylerden elde edilen verilerin aritmetik ortalama (X ), standart sapma (S), ortanca ve alt-üst değerleri saptanmıştır. Uygulanan anket formunda sayımla belirtilen veriler sayı ve yüzde olarak değerlendirilmiştir.

Çözümlemelerde frekans ve yüzde dağımları, iki değişkenin karşılaştırılmasında veri setinin niteleğine göre parametrik testler olan Student t testi ikiden fazla değişkenin olduğu karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ise (α=0.05) olarak seçilmiştir.

(20)

4.BULGULAR 4.1.Bireylerin Genel Özellikleri

Araştırmaya katılan bireylerin yaş, cinsiyet, eğitim ve medeni durumlarına göre dağılımları Tablo 1.’de verilmiştir.

Erkek bireylerin %2.9’u okur-yazar, %10.0’u ilkokul mezunu, %12.9’u ortaokul mezunu,%34.3’ü lise mezunu, %21.4’ü üniversite mezunu ve %18.6’sı lisans üstü mezunu, kadın bireylerin ise %2.4’ü okur-yazar, %15.4’ü ilkokul mezunu,

%4.9’u ortaokul mezunu,%5’i lise mezunu, %25.2’si üniversite mezunu ve %17.1’i lisans üstü mezunudur. Erkek bireylerin yaş ortalaması 46.0±5.7, kadın bireylerin yaş ortalaması 56.3±4.6’dır. Erkek bireylerde en genç birey 21 en yaşlı birey 64, kadın bireylerde en genç birey 19 ve en yaşlı birey 65 yaşındadır. Erkek bireylerin

%74.3’ü, kadın bireylerin %68.3’ü evlidir.

Erkek bireylerin %30’u 19-30 yaş grubunda, %47.1’, 31-50 yaş grubunda ve

%22.9’u 51-65 yaş grubunda, kadın bireylerin %39.8’i 19-30 yaş grubunda, %43.9’u 31-50 yaş grubunda ve %16.3’ü 51-56 yaş grubundadır.

(21)

Tablo 4.1- Bireylerin eğitim düzeyi, yaş, cinsiyet ve medeni durumlarına göre dağılımları (%)

Okur-yazar İkokul Ortaokul Lise Üniversite Lisans üstü Toplam Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın (n:2) (n:3) (n:7) (n:19) (n:9) (n:6) (n:24) (n:43) (n:15) (n:31) (n:13) (n:21) (n:70) (n:123) 19-30 yaş - - - - 33.3 50.0 37.5 37.2 53.3 67.7 7.7 42.9 30.0 39.8 31-50 yaş 100.0 - 14.3 47.4 22.2 16.7 50.0 55.8 33.3 25.8 84.6 57.1 47.1 43.9 51-65 yaş - 100.0 85.7 52.6 44.4 33.3 12.5 7.0 13.3 6.5 7.7 - 22.9 16.3

Toplam 2.9 2.4 10.0 15.4 12.9 4.9 34.3 35.0 21.4 25.2 18.6 17.1 36.3 63.73 46.0 56.3 56.7 52.4 42.0 37.8 35.8 34.6 34.2 30.0 38.8 30.8 39.2 36.2

S 5.7 4.6 6.1 5.4 13.3 16.7 12.2 10.4 12.2 8.8 6.7 6.1 12.4 12.0 Ortanca 46.0 59.0 57.0 52.0 37.0 34.5 33.5 34.0 30.0 29.0 39.0 31.0 36.5 33.0

Alt 42.0 51.0 47.0 46.0 28.0 19.0 21.0 19.0 22.0 20.0 29.0 22.0 21.0 19.0 Üst 50.0 59.0 64.0 65.0 60.0 61.0 61.0 59.0 64.0 60.0 51.0 45.0 64.0 65.0 Evli 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 66.7 62.5 60.5 60.0 54.8 76.9 71.4 74.3 68.3 Bekar - - - 33.3 37.5 39.5 40.0 45.2 23.1 28.6 25.7 31.7

Toplam 2.9 2.4 10.0 15.4 12.9 4.9 34.3 35.0 21.4 25.2 18.6 17.1 100.0 100.0

X

(22)

Bireylerin meslek gruplarına göre dağılımı Tablo 2.’de verilmiştir. Erkek bireylerin %38.6’sı kamu sektöründe, %4.3’ü işçi, %18.6’sı serbest meslek sahibi,

%2.9’u çiftçi, %4.3’ü çiftçi, %7.1’i öğrenci, %5.7’si emekli ve %18.6’sı özel sektörde görev yapmaktadır. Kadın bireylerin %24.4’ünün ev hanımı olduğu,

%21.1’inin kamu görevlisi, %8.1’inin serbest meslek sahibi, %8.9’unun öğrenci olduğu ve %27.6’sının özel sektörde görev yaptığı saptanmıştır.

Tablo 4.2.- Bireylerin meslek durumlarına göre dağılımları (%)

Erkek Kadın Toplam

Meslek Grubu n % n % n %

Ev hanımı 0 0.0 30 24.4 30 15.5

Kamu 27 38.6 26 21.1 53 27.5

İşçi 3 4.3 2 1.6 5 2.6

Serbest meslek 13 18.6 10 8.1 23 11.9

Esnaf 2 2.9 0 0.0 2 1.0

Çiftçi 3 4.3 1 0.8 4 2.1

İşsiz 0 0.0 4 3.3 4 2.1

Örgenci 5 7.1 11 8.9 16 8.3

Emekli 4 5.7 3 2.4 7 3.6

Özel sektör 13 18.6 34 27.6 47 24.4

Diğer(*) 0 0.0 2 1.6 2 1.0

Toplam 70 100.0 123 100.0 193 100.0

(23)

Tablo 3.’te araştırmaya katılan bireylerin yaş gruplarına göre sağlık ve vitamin-mineral kullanma durumlarının dağılımı verilmiştir. Erkek bireylerin

%29’unun sağlık problemi olduğu, sağlık problemi olan erkek bireylerin %5.7’sinin kalp-damar, %28.6’sının hipertansiyon, %31.4’ünün kolesterol, %14.3’ünün diyabet problemi olduğu saptanmıştır. Kolesterol problemi olan şişman erkek bireylerin

%33.3’ü 19-30 yaş grubunda, %46.7’si 31-50 yaş grubunda ve %40.0’ı 51-65 yaş grubundadır.

Araştırma sonuçları 19-30 yaş grubu erkek bireylerin %11.1’inin, 31-50 yaş grubu erkeklerin %66.7’sinin ve 51-65 yaş grubu erkeklerin %22.2’sinin diyet uyguladıklarını göstermektedir.

Kadın bireylerin %43.9’unun sağlık problemi olduğu, sağlık problemi olan kadın bireylerin %12.8’inin hipertansiyon, %20.5’inin kolesterol, %10.3’ünün diyabet, %7.7’sinin şişmanlık problemi olduğu saptanmıştır. 19-30 yaş grubunda yer alan kadın bireylerin %16.7’sinin, 31-50 yaş grubunda yer alan kadın bireylerin

%26.9’unun ve 51-65 yaş grubunda yer alan kadın bireylerin %50.0’sinin kolesterol problemi olduğu saptanmıştır.

Kadın bireylerin 19-30 yaş grubunda %20.7’sinin, 31-50 yaş grubunda

%51.7’sinin ve 51-65 yaş grubunda ise %27.6’sının diyet uyguladıkları belirlenmiştir.

(24)

Tablo 4.3. Bireylerin yaş gruplarına göre sağlık ve diyet uygulama durumları 19-30 yaş 31-50 yaş 51-65 yaş Toplam

n % n % n % n %

Erkek

Sağlık Sorunu

Yok 18 85.7 17.0 51.5 6.0 37.5 41.0 58.6

Var 3 14.3 16.0 48.5 10.0 62.5 29.0 41.4

Toplam 21 100.0 33.0 100.0 16.0 100.0 70.0 100.0 Hastalık

Kalp damar 0 0.0 0.0 0.0 2.0 20.0 2.0 5.7

Hipertansiyon 1 33.3 3.0 20.0 6.0 60.0 10.0 28.6

Kolesterol 0 0.0 7.0 46.7 4.0 40.0 11.0 31.4

Diyabet 0 0.0 3.0 20.0 2.0 20.0 5.0 14.3

Sismanlik 1 33.3 0.0 0.0 0.0 0.0 1.0 2.9

Astim 0 0.0 1.0 6.7 0.0 0.0 1.0 2.9

Diğer(*) 1 33.3 4.0 26.7 0.0 0.0 5.0 14.3

Diyet Uygulama Durumu

Uygulayanlar 1 11.1 6 66.7 2 22.2 9 100.0

Uygulamayanlar 20 32.8 27 44.3 14 23.0 61 100.0

Toplam 21 30.0 33 47.1 16 22.9 70 100.0

Kadın

Sağlık Sorunu

Yok 35 71.4 28.0 51.9 6.0 30.0 69.0 56.1

Var 14 28.6 26.0 48.1 14.0 70.0 54.0 43.9

Toplam 49 100.0 54.0 100.0 20.0 100.0 123.0 100.0 Hastalık

Kalp damar 0 0.0 1.0 3.8 1.0 7.1 2.0 2.6

Hipertansiyon 0 0.0 3.0 11.5 7.0 50.0 10.0 12.8

Kolesterol 2 16.7 7.0 26.9 7.0 50.0 16.0 20.5

Diyabet 0 0.0 1.0 3.8 7.0 50.0 8.0 10.3

Sismanlik 2 16.7 2.0 7.7 2.0 14.3 6.0 7.7

Osteoporoz 0 0.0 0.0 0.0 2.0 14.3 2.0 2.6

Gastrit 0 0.0 1.0 3.8 0.0 0.0 1.0 1.3

Astim 1 8.3 1.0 3.8 0.0 0.0 2.0 2.6

Troid 0 0.0 3.0 11.5 0.0 0.0 3.0 3.8

Hipoglisemi 0 0.0 1.0 3.8 0.0 0.0 1.0 1.3

Anemi 1 8.3 1.0 3.8 0.0 0.0 2.0 2.6

Reflu 0 0.0 1.0 3.8 0.0 0.0 1.0 1.3

Hipotansiyon 0 0.0 2.0 7.7 0.0 0.0 2.0 2.6

Spastik kolon 0 0.0 2.0 7.7 0.0 0.0 2.0 2.6

Ulser 0 0.0 2.0 7.7 0.0 0.0 2.0 2.6

Chrons 0 0.0 0.0 0.0 1.0 7.1 1.0 1.3

Diger(**) 6 50.0 11.0 42.3 0.0 0.0 17.0 21.8

Diyet Uygulama Durumu

Uygulayanlar 6 20.7 15 51.7 8 27.6 29 100.0

Uygulamayanlar 43 45.7 39 41.5 12 12.8 94 100.0

Toplam 49 39.8 54 43.9 20 16.3 123 100.0

(*) Safra Taşı (2), Ülseratif Kolit (1), Epilepsi(1), Bel fıtığı(2)

(**) Romatizma(3), Ülseratif Kolit(1), Bel fıtığı(2), Varis(1), Polikistik over(2), Hipofiz adenomu(1), Gut(2), Yüz felci(1), Boyun fıtığı(3)

(25)

Tablo 4.1. ve Tablo 4.2.’de erkek ve kadın bireylerin eğitim düzeylerine göre sigara ve alkol kullanma durumlarına göre dağılımları verilmiştir.

Erkek bireylerin %45.7’si hiç sigara içmemiş, %24.3’ü içmiş ve bırakmış ve

%30.0’u sigara içmektedir. İlkokul mezunu erkek bireylerin %28.6’sı , ortaokul mezunlarının %66.7’si, lise mezunlarının %41.7’si, üniversite mezunlarının %6.7’si ve lisans üstü mezunlarının %7.7’si sigara içmektedir. Erkek bireylerin %52.9’u alkol kullanmaktadır. Alkol kullanan erkek bireylerin %22.2’si bir seferde 5 kadehten fazla, %86.1’i haftada 1-14 kadeh arası alkol tüketmektedir.

Kadın bireylerin %65.9’u hiç sigara içmemiş, %14.6’sı içmiş ve bırakmış ve

%19.5’i sigara içmektedir. İlkokul mezunu kadın bireylerin %21.1’i, ortaokul mezunlarının %33.3’ü, lise mezunlarının %20.9’u, üniversite mezunlarının %22.6’sı ve lisans üstü mezunlarının %9.5’i sigara içmektedir. Kadın bireylerin %13.0’ü alkol kullanmakta olup alkol kullanan kadın bireylerin %20.0’si bir seferde 4 kadehten fazla, %100.0 haftada 1-7 kadeh arası alkol tüketmektedir.

(26)

Tablo 4.4.1- Erkek bireylerin eğitim düzeylerine göre sigara ve alkol kullanım durumları

Okur-yazar İkokul Ortaokul Lise Üniversite Lisans üstü Toplam

Erkek n % n % n % n % n % n % n %

Sigara İçme Durumu

Hayır.hiç içmedim 0 0.0 3 42.9 2 22.2 7 29.2 11.0 73.3 9.0 69.2 32.0 45.7

İçtim ve bıraktım 1 50.0 2 28.6 1 11.1 7 29.2 3.0 20.0 3.0 23.1 17.0 24.3 Evet.içiyorum 1 50.0 2 28.6 6 66.7 10 41.7 1.0 6.7 1.0 7.7 21.0 30.0 Toplam 2 100.0 7 100.0 9 100.0 24 100.0 15.0 100.0 13.0 100.0 70.0 100.0

Sigara Miktarı

1-4 adet 0 0.0 1 50.0 1 16.7 0 0.0 0.0 0.0 0.0 0.0 2.0 9.5 5-9 adet 0 0.0 0 0.0 0 0.0 0 0.0 1.0 100.0 0.0 0.0 1.0 4.8 10-19 adet 0 0.0 0 0.0 2 33.3 6 60.0 0.0 0.0 0.0 0.0 8.0 38.1 20 ve üzeri adet 1 100.0 1 50.0 3 50.0 4 40.0 0.0 0.0 1.0 100.0 10.0 47.6 Toplam 1 100.0 2 100.0 6 100.0 10 100.0 1.0 100.0 1.0 100.0 21.0 100.0

Alkol Kullanma Durumu

Evet 1 50.0 3 42.9 6 66.7 13 54.2 8.0 53.3 6.0 46.2 37.0 52.9 Hayır 1 50.0 4 57.1 3 33.3 11 45.8 7.0 46.7 7.0 53.8 33.0 47.1 Toplam 2 100.0 7 100.0 9 100.0 24 100.0 15.0 100.0 13.0 100.0 70.0 100.0

Günlük Alkol Miktarı

5 kadeh ve üzeri 0 0.0 0 0.0 1 16.7 4 30.8 2 25.0 1.0 20.0 8.0 22.2 5 kadehten az 1 100.0 3 100.0 5 83.3 9 69.2 6 75.0 4.0 80.0 28.0 77.8 Toplam 1 100.0 3 100.0 6 100.0 13 100.0 8 100.0 5.0 100.0 36.0 100.0

Haftalık Alkol Miktarı

1-14 kadehten az 1 100.0 2 66.7 5 83.3 12 92.3 6.0 75.0 5.0 100.0 31.0 86.1

14-21 kadeh arası 0 0.0 1 33.3 1 16.7 1 7.7 1.0 12.5 0.0 0.0 4.0 11.1 21 kadeh ve üzeri 0 0.0 0 0.0 0 0.0 0 0.0 1.0 12.5 0.0 0.0 1.0 2.8

Toplam 1 100.0 3 100.0 6 100.0 13 100.0 8.0 100.0 5.0 100.0 36.0 100.0

(27)

Tablo 4.4.2- Kadın bireylerin eğitim düzeylerine göre sigara ve alkol kullanım durumları

Okur-yazar İlkokul Ortaokul Lise Üniversite Lisans üstü Toplam

Kadın n % n % n % n % n % n % n %

Sigara İçme Durumu

Hayır.hiç içmedim 1 33.3 13 68.4 4 66.7 27 62.8 19 61.3 17 81.0 81 65.9

İçtim ve bıraktım 2 66.7 2 10.5 0 0.0 7 16.3 5 16.1 2 9.5 18 14.6 Evet.içiyorum 0 0.0 4 21.1 2 33.3 9 20.9 7 22.6 2 9.5 24 19.5 Toplam 3 100.0 19 100.0 6 100.0 43 100.0 31 100.0 21 100.0 123 100.0

Sigara Miktarı

1-4 adet - - 2 50.0 1 50.0 4 44.4 1 12.5 1 33.3 9 34.6 5-9 adet - - 1 25.0 0 0.0 1 11.1 4 50.0 1 33.3 7 26.9 10-19 adet - - 0 0.0 1 50.0 1 11.1 2 25.0 1 33.3 5 19.2 20 ve üzeri adet - - 1 25.0 0 0.0 3 33.3 1 12.5 0 0.0 5 19.2

Toplam - - 4 100.0 2 100.0 9 100.0 8 100.0 3 100.0 26 100.0

Alkol Kullanma Durumu

Evet 0 0.0 2 10.5 0 0.0 4 9.3 4 12.9 6 28.6 16 13.0

Hayır 3 100.0 17 89.5 6 100.0 39 90.7 27 87.1 15 71.4 107 87.0 Toplam 3 100.0 19 100.0 6 100.0 43 100.0 31 100.0 21 100.0 123 100.0

Günlük Alkol Miktarı

4 kadeh ve üzeri - - 0 0.0 - - 0 0.0 1 20.0 2 33.3 3 20.0 4 kadehten az - - 1 100.0 - - 3 100.0 4 80.0 4 66.7 12 80.0

Toplam - - 1 100.0 - - 3 100.0 5 100.0 6 100.0 15 100.0

Haftalık Alkol Miktarı

1-7 kadeh arası - - 1 100.0 - - 3 100.0 5 100.0 6 100.0 15 100.0

Toplam - - 1 100.0 - - 3 100.0 5 100.0 6 100.0 15 100.0

(28)

Erkek bireylerin geneline bakıldığında %34.3’ünün vitamin-mineral tableti kullandığı saptanmıştır. Yaş gruplarına göre vitamin mineral kullanma durumlarının dağılımı ise; 19-30 yaş grubunda yer alan erkeklerin %33.3’ü, 31-50 yaş grubundakilerin %39.4’ü ve 51-65 yaş grubunda yer alan erkek bireylerin %25.0’i vitamin mineral tableti kullanmaktadır.

Kadın bireylerin; 19-30 yaş grubunda yer alanların %49.0’unun, 31-50 yaş grubunda yer alanların %40.7’sinin ve 51-65 yaş grubunda yer alanların %35.0’inin vitamin-mineral tableti kullandığı, tüm kadın bireylerin geneline bakıldığında

%53.0’ünün vitamin-mineral tableti kullandığı saptanmıştır.

Tablo 4.5.1- Erkek bireylerin yaş gruplarına göre vitamin ve mineral kullanım durumları

19-30 yaş 31-50 yaş 51-65 yaş Toplam

Erkek N % N % n % n %

Vitamin-mineral

Kullanan 7 33.3 14 41.2 4 25.0 25 34.3

Kullanmayan 14 66.7 20 58.8 12 75.0 46 65.7

Toplam 21 100.0 34 100.0 16 100.0 71 100.0

Kullanma süresi

1 haftadan az 2 28.6 4 28.6 1 25.0 7 28.0

1 hafta - 1ay 2 28.6 5 35.7 3 75.0 10 40.0

1-6 ay 3 42.9 1 7.1 0 0.0 4 16.0

6-12 ay 0 0.0 4 28.6 0 0.0 4 16.0

Toplam 7 100.0 14 100.0 4 100.0 25 100.0

Kullanma amacı

Tedavi amaçlı 2 28.6 11 78.6 1 25.0 14 56.0

Tedavi amaçlı değil 5 71.4 3 21.4 3 75.0 11 44.0

Toplam 7 100.0 14 100.0 4 100.0 25 100.0

Halen Kullanma Durumu

Kullanan 1 14.3 4 28.6 1 25.0 6 24.0

Kullanmayan 6 85.7 10 71.4 3 75.0 19 76.0

Toplam 7 100.0 14 100.0 4 100.0 25 100.0

Öneren

Doktor 2 28.6 8 57.1 2 50.0 12 48.0

Diyetisyen 0 0.0 1 7.1 0 0.0 1 4.0

Eczacı 1 14.3 1 7.1 0 0.0 2 8.0

Akraba/Arkadaş 1 14.3 0 0.0 1 25.0 2 8.0

Kendi kararı 2 28.6 4 28.6 1 25.0 7 28.0

Diğer 1 14.3 0 0.0 0 0.0 1 4.0

Toplam 7 100.0 14 100.0 4 100.0 25 100.0

(29)

Tablo 4.5.2-Kadın bireylerin yaş gruplarına göre vitamin ve mineral kullanım durumları

19-30 yaş 31-50 yaş 51-65 yaş Toplam

Kadın N % n % n % n %

Vitamin-mineral

Kullanan 24 49.0 22 40.7 7 35.0 53 43.1

Kullanmayan 25 51.0 32 59.3 13 65.0 70 56.9

Toplam 49 100.0 54 100.0 20 100.0 123 100.0

Kullanma süresi

1 haftadan az 3 12.5 1 4.5 0 0.0 4 7.5

1 hafta - 1ay 10 41.7 7 31.8 3 42.9 20 37.7

1-6 ay 7 29.2 6 27.3 0 0.0 13 24.5

6-12 ay 4 16.7 8 36.4 4 57.1 16 30.2

Toplam 24 100.0 22 100.0 7 100.0 53 100.0

Kullanma amacı

Tedavi amaçlı 15 62.5 17 77.3 6 85.7 38 71.7

Tedavi amaçlı değil 9 37.5 5 22.7 1 14.3 15 28.3

Toplam 24 100.0 22 100.0 7 100.0 53 100.0

Halen Kullanma Durumu

Kullanan 8 33.3 13 59.1 4 57.1 25 47.2

Kullanmayan 16 66.7 9 40.9 3 42.9 28 52.8

Toplam 24 100.0 22 100.0 7 100.0 53 100.0

Öneren

Doktor 20 83.3 17 77.3 7 100.0 44 83.0

Eczacı 2 8.3 2 9.1 0 0.0 4 7.5

Akraba/Arkadaş 0 0.0 1 4.5 0 0.0 1 1.9

Kendim karar vererek aldım 1 4.2 2 9.1 0 0.0 3 5.7

Diğer 1 4.2 0 0.0 0 0.0 1 1.9

Toplam 24 100.0 22 100.0 7 100.0 53 100.0

(30)

Tabla 4.6.’da bireylerin yaş gruplarına göre son 6 ay içindeki vücut ağırlık durumları verilmiştir. Son 6 içerisinde erkek bireylerin %47.1’inin vücut ağırlıklarında herhangi bir değişme olmadığı, %31.4’ünde artma olduğu,

%15.7’sinde azalma olduğu tespit edilirken, kadın bireylerin %26.8’inin vücut ağırlıklarında herhangi bir değişme olmadığı, %30.1’inde artma olduğu, %37.4’ünde azalma olduğu tespit edilmiştir.

Tablo 4.6- Bireylerin yaş gruplarına göre son altı ay içindeki vücut ağırlık durumları

19-30 yaş 31-50 yaş 51-65 yaş Toplam Vücut

Ağırlığı Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın n % n % n % n % n % n % n % n %

Değişmedi 8 38.1 9 18.4 1 7 51.5

1

9 35.2 8 50.0 5 25.0 3

3 47.1 33 26.8

Artma 8 38.1 1

7 34.7 1

0 30.3 1

4 25.9 4 25.0 6 30.0 2

2 31.4 37 30.1

Azalma 4 19.0

1

9 38.8 5 15.2 1

9 35.2 2 12.5 8 40.0 1

1 15.7 46 37.4 Bilmiyorum 1 4.8 4 8.2 1 3.0 2 3.7 2 12.5 1 5.0 4 5.7 7 5.7 Toplam

2 1 100.

0 4 9 100.

0 3 3 100.

0 5 4 100.

0 16 100.

0 2 0 100.

0 7 0 100.

0 12 3 100.

0

Tablo 4.7.’de bireylerin yaş gruplarına göre antropometrik ölçümlerinin ortalama ve standart sapma değerleri verilmiştir.

Tüm erkek bireylerin vücut ağırlıkları ortalaması 86.03±15.05 kg, 19-30 yaş grubundakilerin 89.74±19.96 kg, 31-50 yaş grubundakilerin 84.93±11.69, 51-65 yaş grubundakilerin 83.40±13.74 kg bulunmuştur. Erkek bireylerin vücut ağırlıkları arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli değildir (p=0.38>0.05).

Erkek bireylerin boy uzunlukları incelediğinde 19-30 yaş grubundakilerin 178.86±7.14 cm, 31-50 yaş grubundakilerin 175.48±7.22 cm, 51-65 yaş grubundakilerin 170.63±5.25 cm, tüm erkek bireylerin boy uzunlukları ortalaması

(31)

175.39±7.34 cm’dir. Erkek bireylerin yaş gruplarına göre boy uzunlukları arasındaki fark istatistiksel açıdan önemlidir (p=0.00<0.05).

Erkek bireylerin bel çevresi uzunlukları incelendiğinde, tüm erkek bireylerin bel çevresi uzunlukları ortalaması100.81±11.99 cm bulunmuştur. Yaş gruplarına bakıldığında 19-30 yaş grubunda yer alan bireylerin bel çevresi uzunluk ortalaması 98.81±14.25 cm, 31-50 yaş grubundakilerin 99.97±8.89 cm ve 51-65 yaş grubundakilerin 105.19±13.93 cm dir. Erkek bireylerin yaş gruplarına göre bel çevresi uzunlukları arasındaki fark istatistiksel olarak önemsizdir (p=0.24>0.05).

Erkek bireylerin tümünün BKİ ortalaması 27.95±4.43’dür. Bu değer 19-30 yaş grubu için 27.99±5.77, 31-50 yaş grubu için 27.60±3.63 ve 51-65 yaş grubu için 28.60±4.11 olarak bulunmuştur. Erkek bireylerin yaş gruplarına göre BKI değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak önemsizdir (p=0.76>0.05).

Tüm kadın bireylerin vücut ağırlıkları ortalaması 68.27±16.50 kg’dır. Bu değer 19-30 yaş grubu için 63.91±16.46 kg, 31-50 yaş grubu için 68.92±15.52, 51-65 yaş grubu için 77.20±16.04 kg’dır. Kadın bireylerin vücut ağırlıkları arasındaki fark istatistiksel açıdan önemlidir (p=0.01<0.05).

Kadın bireylerin boy uzunlukları incelediğinde 19-30 yaş grubundakilerin 164.14±7.79 cm, 31-50 yaş grubundakilerin 163.0±5.06 cm, 51-65 yaş grubundakilerin 158±35±7.01 cm, tüm kadın bireylerin boy uzunlukları ortalaması 162.7±6.83 cm’dir. Kadın bireylerin yaş gruplarına göre boy uzunlukları arasındaki fark istatistiksel açıdan önemlidir (p=0.00<0.05).

Kadın bireylerin tümünün BKİ ortalaması 25.75±6.15 bulunurken, 19-30 yaş grubundaki kadın bireylerin 23.47±5.20, 31-50 yaş grubundaki kadın bireylerin 25.99±6.08 ve 51-65 yaş grubundaki kadın bireylerin 30.69±5.68 olarak bulunmuştur. Kadın bireylerin yaş gruplarına göre BKI değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0.00<0.05).

Kadın bireylerin bel çevresi uzunlukları incelendiğinde, tüm kadın bireylerin bel çevresi uzunlukları ortalaması 82.0±16.35 cm bulunmuştur. Yaş gruplarına bakıldığında 19-30 yaş grubunda yer alan kadın bireylerin bel çevresi uzunlukları ortalaması 76.33±14.68 cm, 31-50 yaş grubunda yer alan kadın bireylerin 82.51±13.52 cm ve 51-65 yaş grubunda yer alan kadın bireylerin ise 94.55±20.31 cm

(32)

olarak bulunmuştur. Kadın bireylerin yaş gruplarına göre bel çevresi uzunlukları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0.00<0.05).

Tablo 4.7- Bireylerin yaş gruplarına göre antropometrik ölçümlerinin ortalama ve standart sapma değerleri dağılımları

19-30 yaş 31-50 yaş 51-65 yaş Toplam

S S S S p

Erkek

Ağırlık(kg) 89.74 19.96 84.93 11.69 83.40 13.74 86.03 15.05 0.38 Boy (cm) 178.86 7.14 175.48 7.22 170.63 5.25 175.39 7.34 0.00 BKİ 27.99 5.77 27.60 3.63 28.60 4.11 27.95 4.43 0.76 Bel çevresi(cm) 98.81 14.25 99.97 8.89 105.19 13.93 100.81 11.99 0.24

Kadın

Ağırlık(kg) 63.91 16.46 68.92 15.52 77.20 16.04 68.27 16.50 0.01 Boy (cm) 164.14 7.79 163.00 5.06 158.35 7.01 162.70 6.83 0.00 BKİ 23.47 5.20 25.99 6.08 30.69 5.68 25.75 6.15 0.00 Bel çevresi(cm) 76.33 14.68 82.51 13.52 94.55 20.31 82.00 16.35 0.00

Tablo 8.’de farklı eğitim düzeylerindeki kadın ve erkek bireylerin BKİ değerlerine göre dağılımı verilmiştir.

Erkek bireylerin %25.7’sinin 18.50-24.99, %44.3’ünün 25.00-29.99,

%22.9’unun 30.00-34.99 arasında BKİ değerine sahip olduğu saptanmıştır. İlkokul mezunu erkek bireylerin %42.9’u, lise mezunlarının %58.3’ü, üniversite mezunlarının %40.0’ı ve lisans üstü mezunlarının %61.5’i 25.00- 29.99 arasında BKİ değerine sahiptir.

Kadın bireylerin %44.7’sinin 18.50-24.99, %30.1’inin 25.00-29.99,

%8.94’ünün 30.00-34.99 arasında BKİ değerine sahip olduğu saptanmıştır. İlkokul mezunu kadın bireylerin %47.4’ü, ortaokul mezunlarının %33.3’ü, lise mezunlarının

%30.2’si, üniversite mezunlarının %19.4’ü ve lisans üstü mezunlarının %28.6’sı 25.00-29.99 arasında BKİ değerine sahiptir.

X X X X

(33)

Tablo 4.8- Bireylerin eğitim düzeylerine göre BKİ dağılımları

Okur-yazar İkokul Ortaokul Lise Üniversite Lisans üstü Toplam

BKI n % n % n % n % n % n % N %

Erkek

18.50-24.99 1 50 0 0 5 55,556 5 20,833 5 33,33 2 15,38 18 25,71 25.00-29.99 0 0 3 42,857 0 0 14 58,333 6 40 8 61,54 31 44,29 30.00-34.99 0 0 4 57,143 2 22,222 3 12,5 4 26,67 3 23,08 16 22,86 35.00-39.99 1 50 0 0 1 11,111 2 8,3333 0 0 0 0 4 5,714 40.00 ve üstü 0 0 0 0 1 11,111 0 0 0 0 0 0 1 1,429

Toplam 2 100 7 100 9 100 24 100 15 100 13 100 70 100

Kadın

18.50 ve altı 0 0,0 0 0,0 0 0,0 2 4,7 7 22,58 1 4,762 10 8,13 18.50-24.99 1 33,3 2 10,5 3 50,0 21 48,8 14 45,16 14 66,67 55 44,72 25.00-29.99 1 33,3 9 47,4 2 33,3 13 30,2 6 19,35 6 28,57 37 30,08 30.00-34.99 0 0,0 5 26,3 1 16,7 4 9,3 1 3,226 0 0 11 8,943 35.00-39.99 1 33,3 1 5,3 0 0,0 2 4,7 1 3,226 0 0 5 4,065 40.00 ve üstü 0 0,0 2 10,5 0 0,0 1 2,3 2 6,452 0 0 5 4,065

Toplam 3 100,0 19 100,0 6 100,0 43 100,0 31 100 21 100 123 100

Bel Çevresi

Erkek

94 cm altı 0 0,0 2 28,6 5 55,6 8 33,3 11 73,33 12 92,31 38 54,29 94-101 cm arası 0 0,0 1 14,3 0 0,0 8 33,3 1 6,667 1 7,692 11 15,71 101 cm üstü 2 100,0 4 57,1 4 44,4 8 33,3 3 20 0 0 21 30

Toplam 2 100,0 7 100,0 9 100,0 24 100,0 15 100 13 100 70 100

Kadın

80 cm altı 0 0,0 7 36,8 1 16,7 20 46,5 9 29,03 8 38,1 45 36,59 80-87 cm arası 0 0,0 2 10,5 3 50,0 6 14,0 9 29,03 3 14,29 23 18,7 87 cm üstü 3 100,0 10 52,6 2 33,3 17 39,5 13 41,94 10 47,62 55 44,72

Toplam 3 100,0 19 100,0 6 100,0 43 100,0 31 100 21 100 123 100

(34)

Araştırmaya katılan bireylerin yaş gruplarına göre günlük öğün tüketim durumları Tablo 9.’da verilmiştir.

Tablo 9 incelendiğinde erkek bireylerin %34.3’ünün günde iki ana öğün,

%61.4’ünün günde üç ana öğün tükettiği saptanırken, kadın bireylerin %28.5’inin günde bir öğün, %68.3’ünün günde iki ana öğün tükettiği saptanmıştır. Bireylerin ara öğün tüketim durumlarına bakıldığında erkeklerin %30.0’unun, kadınların

%29.3’ünün günde 2 ara öğün tükettiği saptanmıştır.

Tablo 10 incelendiğinde ise erkek bireylerin %59.3’ünün ve kadın bireylerin

%65.0’inin her gün düzenli kahvaltı yaptıkları saptanmıştır.

Bireylerin yaş gruplarına göre günlük çay, kahve ve su içme miktarları ve yemeklerin tadına bakmadan tuz serpeme alışkanlıklarının dağılımı Tablo 11. ve Tablo 12.’de verilmiştir.

Erkek bireylerin, 19-30 yaş grubunda %90.5’i, kadın bireylerin %49.0’u, 31- 50 yaş grubunda yer alan erkeklerin %63.6’sı, kadınların %59.3’ü ve 51-65 yaş grubunda yer alan erkeklerin %87.5’i, kadınların %70.0’i günde 8 bardak ve üzeri su tüketmektedir. Erkek bireylerin tümü incelendiğinde %18.6’sının günde 4-7 bardak arası ve %77.1’inin günde 8 bardak ve üzeri su tükettiği saptanırken, kadın bireylerin

%35.0’inin günde 4-7 bardak arası ve %56.9’unun 8 bardak ve üzeri su tükettiği saptanmıştır.

Erkek bireylerin %61.1’inin, kadın bireylerin %62.2’sinin çay içtikleri tespit edilirken, kahve içenlerin oranı erkeklerde %85.2, kadınlarda % 84.6’dır.

Erkek bireylerin %70.0’inde yemeklerin tadına bakmadan tuz serpme alışkanlığı bulunurken, bu oran kadın bireyleri %74.0’tür. Hem kadın hem de erkek bireylerde yemeklerin tadına bakmadan tuz serpme alışkanlığı en çok 51-65 yaş grubunda yer alanlarda görülmektedir.

Tablo 10.’da bireylerin cinsiyet ve yaş gruplarına göre fast food tüketim sıklıklarının dağılımı verilmiştir. Tablo 10’a bakıldığında araştırma kapsamına alınan erkek bireylerin %24.3’ünün haftada bir, %17.1’inin haftada iki ya da üç,

%12.9’unun haftada dört-beş gün ve %18.6’sının ayda bir kez fast food tükettiği saptanmıştır. Ayrıca erkek bireylerin %10’u hiç fast food tüketmemektedir.

(35)

Kadın bireyler incelendiğinde %30.9’unun haftada bir, %11.4’ünün haftada iki ya da üç ve %17.1’inin ayda bir kez fast food ürünü tükettiği saptanmıştır. Hiç fast food ürünü tüketmeyen kadın bireylerin oranı %21.1’dir.

Bireylerin cinsiyet ve yaş gruplarına göre besin etiketi okuma durumları incelendiğinde (Tablo 11) , erkek bireylerin %61.4’ünün, kadın bireylerin

%81.3’ünün besin etiketi okudukları tespit edilmiştir. 19-30 yaş grubunda yer alan erkek bireylerin %52.4’ünün, kadın bireylerin %85.7’sinin, 31-50 yaş grubunda yer alan erkeklerin %75.8’inin, kadınların %83.3’ünün, 51-65 yaş grubunda yer alan erkeklerin %43.8’inin, kadınların %65.0’inin besin etiketi okudukları saptanmıştır

(36)

Tablo 4.9- Bireylerin yaş gruplarına göre günlük öğün tüketim durumlarının dağılımları

19-30 yaş 31-50 yaş 51-65 yaş Toplam

Öğün n % n % n % n %

Ana Öğün

Erkek

Bir öğün 0 0.0 3 9.1 0 0.0 3 4.3

İki öğün 7 33.3 11 33.3 6 37.5 24 34.3

Üç öğün 14 66.7 19 57.6 10 62.5 43 61.4

Toplam 21 100.0 33 100.0 16 100.0 70 100.0

Kadın

Bir öğün 1 2.0 3 5.6 0 0.0 4 3.3

İki öğün 20 40.8 11 20.4 4 20.0 35 28.5

Üç öğün 28 57.1 40 74.1 16 80.0 84 68.3

Toplam 49 100.0 54 100.0 20 100.0 123 100.0

Ara Öğün

Erkek

Hiç 2 9.5 8 24.2 3 18.8 13 18.6

Bir öğün 5 23.8 9 27.3 7 43.8 21 30.0

İki öğün 10 47.6 9 27.3 2 12.5 21 30.0

Üç öğün 3 14.3 5 15.2 4 25.0 12 17.1

Dört öğün 1 4.8 1 3.0 0 0.0 2 2.9

Beş öğün 0 0.0 1 3.0 0 0.0 1 1.4

Toplam 21 100.0 33 100.0 16 100.0 70 100.0

Kadın

Hiç 6 12.2 7 13.0 1 5.0 14 11.4

Bir öğün 11 22.4 11 20.4 3 15.0 25 20.3

İki öğün 17 34.7 16 29.6 3 15.0 36 29.3

Üç öğün 14 28.6 17 31.5 10 50.0 41 33.3

Dört öğün 1 2.0 2 3.7 1 5.0 4 3.3

Beş öğün 0 0.0 0 0.0 2 10.0 2 1.6

Altı öğün 0 0.0 1 1.9 0 0.0 1 0.8

Toplam 49 100.0 54 100.0 20 100.0 123 100.0

(37)

Tablo 4.10- Bireylerin yaş gruplarına göre kahvaltı yapma durumları

19-30 yaş arası 31-50 yaş arası 51-65 yaş arası Toplam

Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın

Düzenli Kahvaltı n % n % n % n % n % n % n % n %

Yapan 9 37.5 36 59.0 13 68.4 36 63.2 10 90.9 21 84.0 32 59.3 93 65.0 Yapmayan 15 62.5 25 41.0 6 31.6 21 36.8 1 9.1 4 16.0 22 40.7 50 35.0

Tablo 4.11- Bireylerin yaş gruplarına göre çay, kahve ve günlük su tüketim durumları

19-30 yaş arası 31-50 yaş arası 51-65 yaş arası Toplam

Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın

n % n % n % n % n % n % n % n %

Çay İçme

İçen 14 58.3 35 57.4 13 68.4 39 68.4 6 54.5 15 60.0 33 61.1 89 62.2 İçmeyen 10 41.7 26 42.6 6 31.6 18 31.6 5 45.5 10 40.0 21 38.9 54 37.8

Kahve İçme

İçen 18 75.0 48 78.7 18 94.7 52 91.2 10 90.9 21 84.0 46 85.2 121 84.6 İçmeyen 6 25.0 13 21.3 1 5.3 5 8.8 1 9.1 4 16.0 8 14.8 22 15.4

Günlük Su İçme Miktarı

1 - 3 Bardak 0 0.0 2 4.1 3 9.1 7 13.0 0 0.0 1 5.0 3 4.3 10 8.1 4 - 7 Bardak 2 9.5 23 46.9 9 27.3 15 27.8 2 12.5 5 25.0 13 18.6 43 35.0 8 bardak ve üzeri 19 90.5 24 49.0 21 63.6 32 59.3 14 87.5 14 70.0 54 77.1 70 56.9 Toplam 21 100.0 49 100.0 33 100.0 54 100.0 16 100.0 20 100.0 70 100.0 123 100.0

(38)

Tablo 4.12- Bireylerin yaş gruplarına göre tuz kullanma alışkanlık durumları

19-30 yaş arası 31-50 yaş arası 51-65 yaş arası Toplam Yemeklerin Tadına

Bakmadan Tuz Serpme Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın

Alışkanlığı n % n % n % n % n % n % n % n %

Evet 9 42.9 17 34.7 9 27.3 14 25.9 3 18.8 1 5.0 21 30.0 32 26.0 Hayır 12 57.1 32 65.3 24 72.7 40 74.1 13 81.3 19 95.0 49 70.0 91 74.0 Toplam 21 100.0 49 100.0 33 100.0 54 100.0 16 100.0 20 100.0 70 100.0 123 100.0

Referanslar

Benzer Belgeler

İstanbul'da Mecidiye Köyündeki bu köşkün te- melleri su geçmesine mani olmak için kısmen.. Tricosal sıvası

• Çiğ yumurta akında yer alan protein yapısında avidin adlı bileşik biotini bağlar, emilimini önler. • Yumurta pişirildiği zaman, avidin inaktif duruma geçer ve

tanb tana tanb. 1

[r]

[r]

[r]

 Keten tohumu yağı bitkisel omega yağ asidi

AKŞ ve TSH düzeyi patolojik olanlar dışlanarak yapılan analizde; psoriazisli hasta grubu ve kontrol grubu arasında plazma homosistein, folik asit, vitamin B12, vitamin