T. C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ (TEFSİR)
ANABİLİM DALI
TEVRAT, İNCİLLER VE KUR’ÂN’DA H-S-B KÖKÜNÜN SEMANTİK AÇIDAN İNCELENMESİ
Doktora Tezi
Saida SAİPOVA
Ankara-2017
T. C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ (TEFSİR)
ANABİLİM DALI
TEVRAT, İNCİLLER VE KUR’ÂN’DA H-S-B KÖKÜNÜN SEMANTİK AÇIDAN İNCELENMESİ
Doktora Tezi
Saida SAİPOVA
Tez Danışmanı
Prof. Dr. Halis ALBAYRAK
Ankara-2017
TEZ ONAY SAYFASI
T. C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ (TEFSİR)
ANABİLİM DALI
TEVRAT, İNCİLLER VE KUR’ÂN’DA H-S-B KÖKÜNÜN SEMANTİK AÇIDAN İNCELENMESİ
DOKTORA TEZİ
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Halis ALBAYRAK
Tez Jürisi Üyeleri
Adı ve Soyadı İmzası
Prof. Dr. Halis ALBAYRAK (Danışman) …………
Prof. Dr. Nahide BOZKURT …………
Prof. Dr. İdris ŞENGÜL ………....
Prof. Dr. İsmail ÇALIŞKAN ………….
Yrd. Doç. Dr. Harun ŞAHİN ………….
Tez Sınavı Tarihi: 29.09.2017
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE
Bu belge ile bu tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim. (______/______/______).
Tezi Hazırlayan Öğrencinin Adı ve Soyadı Saida SAİPOVA
İmzası
..……….
V
İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR……….VIII ÖNSÖZ………X
GİRİŞ……….………....
131. ARAŞTIRMANIN KONUSU VE ÖNEMİ………..13
2. ARAŞTIRMANIN AMACI………...22
3. ARAŞTIRMANIN METODU ………..………23
4. ARAŞTIRMANIN PLANI ………33
BİRİNCİ BÖLÜM
TEVRAT’TA “HSB” KÖKÜ………..351.1. İBRANİCE SÖZLÜKLERDE “HSB” KÖKÜ………..……..37
1.1.2. “HSB” KÖKÜNÜN TEVRAT SÖZLÜKLERİNDEKİ ANLAMLARI………...39
1.2. “HSB” KÖKÜNÜN TEVRAT’TAKİ KULLANIMLARI………43
1.2.1. “Hsb” Kökünün Tevrat’ta Fiil Olarak Kullanılması………..44
1.2.2. “Hsb” Kökünün Tevrat’ta Eril İsim Olarak Kullanılması……….…78
1.2.3. “Hsb” Kökünün Tevrat’ta Özel Eril İsim Olarak Kullanılması…….86
1.2.4. “Hsb” Kökünün Tevrat’ta Dişil İsim Olarak Kullanılması………….90
VI
İKİNCİ BÖLÜM
İNCİL’LERDE “HSB” KÖKÜ………..…...95
2.1. İNCİL’LERDE “HSB” KÖKÜNÜN KARŞILIĞI OLAN KELİMELER……….………100
2.1.1. “Hsb” Kökünün Yunanca Kutsal Kitap Sözlüklerindeki Anlamları…100 2.1.2. “Hsb” Kökünün Süryanice Kutsal Kitap Sözlüklerindeki Anlamları..102
2.2. İNCİL’LERDE “HSB” KÖKÜNÜN ANLAMLARI……….103
2.2.1. “Hsb” Kökünün İncil’lerde Fiil Olarak Kullanılması……….105
2.2.2. “Hsb” Kökünün İncil’lerde İsim Olarak Kullanılması………116
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KUR’ÂN’DA “HSB” KÖKÜ………...1223.1. “HSB” KÖKÜNÜN ETİMOLOJİK YAPISI……….123
3.2. “HSB” KÖKÜNÜN ANLAM TAHLİLİ……….124
3.2.1. İlk Dönem Arapça Sözlüklerde “Hsb” Kökü………...125
3.2.2. Kur’ân Sözlüklerinde “Hsb” Kökü………128
3.3. KUR’ÂN’DA “HSB” KÖKÜ VE TÜREVLERİ………..130
3.3.1. Kur’ân’da “Hsb” Kökünün Türevleri………138
VII
3.3.2. “Hsb” Kökünün Kur’ân’da Fiil Olarak Kullanılması………138
3.3.3. “Hsb” Kökünün Kur’ân’da İsim Olarak Kullanılması………..143
3.4. TEFSİRLERDE “HSB” KÖKÜ………149
3.5. Pragmatik (Edimbilim) Bilimi Açısından İbrahim Sûresi 41. Âyetin İncelenmesi………..156
3.6. “HSB” KÖKÜNÜN SEMANTİK ANALİZİ……….158
SONUÇ……….………...
169BİBLİYOGRAFYA………..
…172ÖZET
………...………..……….…....182ABSTRACT………….……….…………....
184VIII KISALTMALAR
a.g.e. : Adı geçen eser A. Ü. : Ankara Üniversitesi
alm. : Almanca Bkz. : Bakınız
Çev. : Çeviren
D.İ.A. : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
fr. : Fransızca
Hz. : Hazreti ing. : İngilizce
İSAM : İslam Araştırmaları Merkezi
KJV : King James Version M.Ü. : Marmara Üniversitesi
Ph.D. : Doctorate of Philosophy RSV : Revised Standard Version s. : Sayfa
S. : Sayı
SSSR : Soyuz Sovetskih Sotsialistiçeskih Respublik
IX T.D.K. : Tük Dil Kurumu
T.D.V. : Türkiye Diyanet Vakfı
tah. : Tahrir tr. : Türkçe
trsz. : Tarihsiz
U.S.A. : United States of America Y.K.Y. : Yapı Kredi Yayınları
Yay. : Yayınları
X ÖNSÖZ
Kur’ân-ı Kerim Allah tarafından inzal edildiği tarihten bu yana her cenahtan insanın ilgi duyduğu bir kitap olmuştur. Arapça olarak indirilen Kur’ân pek çok dünya dillerine çevrilmiştir. Kur’ân’ı doğru okumak ve yorumlamak bilim insanlarının ve düşünürlerin görevidir.
Kur’ân’ı açıklama ve yorumlama işi Müslümanların ilmî geleneğinde Tefsir adıyla anılmıştır. Son dönem çalışmalarında görülen Kur’ân’ın semantik incelemesi, tefsir alanına metodik açıdan bir zenginlik katmıştır. Tezimizde art zamanlı (diachronic) semantik inceleme ile “hesap” kavramının türediği “hsb” kökünün, Tevrat, İncil ve Kur’ân’daki anlam çerçevesini tespit etmeye çalıştık. Bundan dolayı tezimizde karşılaştırmalı çalışma yöntemini de kullandık. Amacımız, filolojik bir araştırma olan art zamanlı semantik yöntemi “hsb” kökü bağlamında Tevrat, İncil ve Kur’ân’a uygulamaktır.
Bu çalışma, “hsb” kökü üzerine yapılmış olan semantik bir araştırmanın ürünüdür. Araştırma bir Giriş, üç ana Bölüm ve bir de Sonuç’tan oluşmaktadır.
Giriş bölümünde, Kur’ân’ı incelemede Semantik yöntemin önemi ele alınmıştır.
I. Bölümde, Tevrat’ta “hsb” kökü ve türevlerinin anlamları tespit edilmiştir.
II. Bölümde ise İncil’de “hsb” kökü ve türevlerinin anlamları Yunanca (Septuagint), Süryanice ve Latince metinlerde tespit edilmiştir. “Hsb” kökünün tesbiti Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncil’leriyle sınırlı tutulmuştur.
XI III. Bölümde ise “hsb” kökü ve türevlerinin Kur’ân’da hangi anlamlarda kullanıldığı araştırılmıştır. Sonuçta da “hsb” kökünün her üç kutsal metnin muhtevasında yerleşmiş olan anlamlar karşılaştırılmıştır.
Tez konusunun tespit edilmesi ve araştırmanın yapılması aşamalarında zamanını benim için esirgemeyen, tezde kullandığım bazı yabancı dilleri araştırma yapabilecek seviyede bana kazandıran ve bu süreçte ahirete irtihal eden kıymetli hocam Prof. Dr. Salih Akdemir’e Allah’tan rahmet dilerim.
Tezin şekil ve muhteva bakımından titiz bir incelenmesine kadar hemen her tür katkıyı yapan, onun özgün bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayan, değerli zamanını hiç esirgemeden mümtaz emekleri ile bana ışık tutan saygıdeğer danışman hocam Prof. Dr. Halis Albayrak beyefendiye en içten teşekkürlerimi sunarım.
Tez hakkında değerlendirme ve önerilerde bulunan hocalarım (rahmetli) Prof.
Dr. İbrahim Sarıçam’a ve Prof. Dr. İdris Şengül’e teşekkür etmeyi borç bilirim.
Değerli zaman ve çabalarını esirgemeden tezimin muhtevasını ölçüp biçen sevgili hocam Prof. Dr. Nahide Bozkurt hanımefendiye ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
Başta Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu olmak üzere, sevgili hocalarım Prof. Dr.
Şevki Saka’ya, Prof. Dr. Ahmet Nedim Serinsu’ya, Prof. Dr. Mehmet Paçacı’ya, Prof. Dr. Mehmet Akif Koç’a, Yrd. Doç. Dr. Esra Gözeler’e bütün emeklerinden dolayı teşekkür etmeyi borç bilirim.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne 1998 yılında misafir öğrenci olarak ilk kez geldiğimden itibaren 2011 yılına kadar 12 yıllık bir eğitim süreci içerisinde
XII beni maddî ve manevî açıdan destekleyen, eğitim ile beraber, kültürel ve sosyal yaşamıma katkı sağlayan Türkiye Diyanet Vakfı’na, Türkiye Diyanet Vakfı Kız Öğrenci Yurdu’na ve İslam Araştırmaları Merkezi’ne ne kadar teşekkür etsem az sayarım.
Ayrıca, beni yalnız hissetirmeyen sevgili ebeveynim ve kardeşlerime, meslektaşım Mürsel Atamov ve emeği geçen bütün arkadaşlarıma bana sağladıkları bütün desteklerinden dolayı en içten teşekkürlerimi arz ederim.
Saida SAİPOVA
Ankara 2017
13
GİRİŞ
1. ARAŞTIRMANIN KONUSU VE ÖNEMİ
Tevrat, İnciller ve Kur’ân’da H-S-B Kökünün Semantik Açıdan İncelenmesi başlıklı araştırmamızın konusu, hesap kavramının türediği “hsb” kökünün, vahiy geleneğinde taşıdığı anlamların art zamanlı (diachronic) metot ile incelemesidir. Araştırmamız,
“hsb” kökünün vahiy geleneğinde ilk kez incelenmiş olması bakımından özgündür.
“Hsb” kökü, Tevrat, İncil ve Kur’ân’da ortak kullanılan bir köktür.
Nitekim, Charles C. Torrey (ö. 1956) The Commercial-Theological Terms in the Koran (Kur’ân’da Ticarî Teolojik Kavramlar) adlı doktora tezinde “hsb” kökü üzerinde inceleme yapmıştır. Torrey, Kur’ân’ın teolojik terminolojisinin ticarî bağlamdaki konuları içerdiğini ileri sürmüştür.1 Örneğin, Kur’ân’ı okuyan her insan
“hesap” kavramı ile mutlaka karşılaşacaktır.2 Yine Torrey’a göre,
Allah her kişiyi hesaba çekecektir. Her iyi ameli için kişi mükafatlandırılacak, her kötü ameli için ise cezalandırılacaktır. Hesap, bireyin amellerinin Allah tarafından Ahiret’te incelenmesine denir.3 Hesap, Allah ve insan arasındaki bir iletişimdir. “Hesap” kavramı ile ilgili bilgiler Kur’ân’da en çok ilk Surelerde4 yer alıyor.5
1 Charles C. Torrey, The Commercial-Theological Terms in the Koran, A Dissertation, Leyden-E. J. Brill 1892, s. 1.
2 Charles C. Torrey, a.g.e., s. 1.
3 Charles C. Torrey, a.g.e., s. 8.
4 Torrey burada Mekkî sureleri kastetmiş olabilir.
5 Charles C. Torrey, a.g.e., s. 9.
14 Torrey, “hesap” kavramı ile ilgili sonuca varırken, Eski Ahit ve Yeni Ahit’te bu kavramın Kur’ân’da yer aldığı konseptte kullanılmadığını iddia etmeye çalışmıştır:
Eski Ahit’te, Kur’ân-ı Kerim’de kullanılan “hesap” kavramına nadiren rastlamak mümkündür. Eski Ahit’te “Hüküm Günü (judgement)” denildiği zaman daha çok bireyleri değil, ulusları ilgilendiren kavram akla gelmektedir. “Hüküm” kavramının fanî dünya için kullanılan anlamlarını ise Eski Ahit’te istisnaî olarak izlemek mümkündür. Yeni Ahit’te Kıyamet günü “Hüküm Günü” olarak tasvir edilmiştir. Yani hesap günü değildir.
“Yevmu’l Hisab (Hesap Günü)” ise matematiksel “hesap”, “tartı”, “ödeme”
kavramlarının bir benzerini ifade etmektedir. Buna göre, Allah’ın bireyin eylemlerini muhasebeye çekmesi hakkındaki bilgi hem Eskit Ahit hem de Yeni Ahit konseptine yabancıdır.6
İslâm ilimlerinin Kur’ân-ı Kerim üzerinde geliştirdiği tarihî ilmî birikim ve Tefsir metodolojisini gözardı etmek, Kur’ân’a parçacı yaklaşmak ve tarihî gerçeklerin kanıtsal yapısını dikkate almamak, demektir. Oysa, Kur’ân muhtevası bir bütünlüğü oluşturmaktadır. Nitekim, Prof. Dr. Halis Albayrak Kur’ân’ın Bütünlüğü Üzerine Kur’ân’ın Kur’ân’la Tefsiri adlı eserinde şöyle bir açıklamada bulunuyor:
Peygamber (s.a.)’den sonra, Kur’ân’ı anlama ve açıklama işi, hiçbir zaman herhangi bir kişinin veya grubun tekelinde olmamıştır. Fakat Kur’ân’ı anlama gayretinde olan bazı kimseler bazan metod açısından tutarsızlıklarıyla, bazan da şahsî düşüncelerini ön plana çıkarmalarıyla, ona
6 Charles C. Torrey, a.g.e., s. 13, 14.
15 kendi doğrularını onaylatmak istemişlerdir. Bu şekildeki yaklaşımlar, Kur’ân’ın bütünlüğüne gölge düşürmüş ve onun, zaman zaman hatalı yorumlanmasına yol açmıştır. Bu tür davranışlar, günümüzde de görülmektedir.7
Kur’ân üzerine yaptığı semantik çalışmaları ile tanınan Japon asıllı akademisyenlerden biri de Toshihiko Izutsu’dur. Kur’ân’ın bütünlüğü ile ilgili olarak şöyle der:
Kur’ân’da kelimeler arası ilişki de son derece ilgi çekicidir. Meselâ, Allah, selâm, nebî, îmân vs. gibi çok önemli Kur’ân sözlerini toplayıp, Kur’ân’da ne anlama geldiklerine bakmakla mananın kavranabileceği zannedilir. Fakat hakikatte mesele, öyle sanıldığı kadar basit değildir. Çünkü bu kelimeler, Kur’ân’da birbirinden ayrı, yalın halde bulunmazlar. Herbirinin diğeriyle yakın bir ilişkisi vardır. Bu kelimeler, müşahhas anlamlarını, birbirleriyle olan bu ilişki sisteminden alırlar. Diğer bir ifadeyle bunlar, kendi aralarında büyük-küçük çeşitli gruplar teşkil ederler ve birbirlerine muhtelif yollarla bağlanırlar. Bu suretle sonunda gâyet düzenli bir bütün, son derece karışık kavramsal bir münasebet ağı kurarlar. İşte önemli olan husus, bu anlam sistemini yakalamaktır.8
7 Hâlis Albayrak, Kur’ân’ın Bütünlüğü Üzerine Kur’ân’ın Kur’ân’la Tefsiri, Şûle Yayınları, İstanbul 1992, s. 9.
8 Toshikio Izutsu, Kur’ân’da Allah ve İnsan, (Çev. Süleyman Ateş), Pınar Yayıncılık, Ankara 1975, s. 15, 16.
16
“Hsb” kökünü inceleme konusu yapan bir başka Batılı araştırmacı ise Louis Gardet (1905-1986)’tir. Gardet, Encyclopaedia of Islam maddesinde “hisâb”
kavramı ile ilgili aşağıdaki açıklamaları yazıyor:
Allah’a hesap vermek anlamında “hesap.” Her ne kadar Kur’ân’da “hesap”
kavramı “hesaplamak” anlamında kullanılmış olsa da bu kavramın en çok Allah’ın Âhiret Gününde insanı hesaba çekmesi, şeklinde geçtiğini söyleyebiliriz. “Yevmü’l-hisab” hesapların sorulduğu gündür, onun eş anlamı ise “Yevmiddîn”’dir. Eskatolojik olarak “hesap” Allah’a kulları tarafından verilen hesaptır. Allah herkesi ayrı-ayrı hesaba çekecektir.
Özellikle de inançsız kişileri.9
Gardet, Torrey’den farklı olarak, “hesap” kavramını İslami mantalite açısından yorumluyor, diyebiliriz.
Arap Dili ve Edebiyatı uzmanı, Rus Müsteşrık Ignatiy Yulianoviç Kraçkovskiy, Kur’ân üzerine hazırladığı çalışmalarının birinde, Rahman sûresi 5.
âyetle ilgili yorum yaparken نابْسُحِب (bihusbân) kelimesini ِِنابَسْحَي (yahsebân) şeklinde okumak istemiştir. Çünkü kelimenin ِِنابَسْحَي (yahsebân) şeklinde okunduğu zaman kendinden bir sonraki cümlede yer alan نادجسي (yescudân) kelimesi ile bağlam kurabileceğini düşünmüştür.10 Yani Kraçkovskiy’nin anlatmaya çalıştığı husus, “Güneş ve Ay hesaplarlar”, “Bitkiler ve Ağaçlar secde ederler” şeklindeki anlam bağlamıdır. Bu iki cümlenin felsefî boyutu ise, güneş ve
9 L. Gardet, “Ḥisāb”, Encyclopaedia of Islam, Second Edition, Edited by: P. Bearman, Th. Bianquis, C.E.
Bosworth, E. van Donzel, W.P. Heinrichs. Consulted online on 03 March 2017 http://dx.doi.org/10.1163/1573-3912_islam_COM_0291.
10 I. Y. Krachkovskiy, Koran, MPO “Voloknor”-SP “Trekingtur”, Moskva 1990, s. 616.
17 ayın günlük takvimi ortaya koyma özelliğine sahip olmaları, bitki ve ağaçların ise secde halinde olmalarıdır.
Araştırdığımız verilere dayanarak “hsb” köküyle ilgili kapsamlı çalışmaların mevcut olmadığını söyleyebiliriz. Nitekim, İslâm İlimlerinde de “hsb” kökü ile ilgili derin bir çalışma yoktur.
İslâm literatüründe “hsb” kökü ile ilgili aşağıdaki bilgilere yer verilmiştir:
Hesap (باسحلا) mükellef insanların dünyadaki inanç ve davranışlarından dolayı âhirette hesaba çekilmeleri anlamında bir terim. Sözlükte “saymak, hesap etmek”, ayrıca mufâale babından olmak üzere “hesaba çekmek” mânasında masdar olan “hesap (hisâb)” kelimesi “sayma, sayım” anlamında isim şeklinde de kullanılır. Terim olarak insanların hesaba çekilecekleri âhiret safhalarından birini ifade eder.
Kur’ân-ı Kerîm’de terim niteliğinde olmak üzere hesap kavramı fiil ve ism-i fâil şeklinde geçtikten başka hesap kelimesi yer aldığı kırka yakın âyetin çoğunda yine terim anlamında kullanılmıştır. Bunların dördü “ِْباَسِحْلاِ ُِم ْوَي” (hesap günü), biri “ُِباَسِحْلاُِِموُقَيَِِمْوَي” (hesabın kurulacağı gün) terkipleri içinde geçmektedir. Kur’ân terminolojisinde hesap, genellikle kötü davranışların dünyada ve özellikle âhiretteki yansımaları ve sahiplerinin cezalandırılması mânasına gelmektedir. Bununla birlikte iyi davranışların âhirette mükâfatlandırılması anlamı da vardır. Kıyamet gününde insanların Allah tarafından hesaba çekileceğini haber veren âyetler genellikle hesap konusunun mânevî-ahlâkî olacağını ifade eder.
18 Yine Kur’ân’da aynı konuyu dile getiren ve özellikle hak ile bâtılın ayırt edileceğini ifade eden bir kavram da “ل ْصَف”dır. “نِّدلاُِِم ْوَي (ceza günü)” tamlaması da “hesap” kavramını pekiştirmektedir. “Hüküm” kavramı da çeşitli fiil ve isim sigalarıyla kırk iki âyette Allah’a izâfe edilmiştir.11
Yukarıdaki verileri karşılaştırarak, aşağıdaki düşünceleri söylemek mümkündür: Charles Torrey, yazdığı doktora tezi için bir tespit arayışı içindedir, dolayısıyla, vahiy geleneğinden yararlanmaktan kaçınmamıştır. Torrey’nin amacı,
“hesap” kavramının Teolojik Ticarî nitelikte olduğunu ortaya koymaktır. Louis Gardet’in “hesap” kavramı üzerindeki değerlendirmesi İslâmi gelenek çerçevesinden farklı değildir. Ignatiy Yulianoviç Kraçkovskiy,12 Arap dili ve edebiyatı ve Kur’ân üzerinde kendine özgü yöntemler ile çalışan Musteşrıklerden biridir. Nitekim, “hsb”
kökü üzerinde değerlendirme yaparken, filolojik ve anlamsal incelemeyi öne sürmüştür. “Hsb” kökü İslâmi literatürde, filolojik, tarihsel incelemeden ziyade, inançsal değerler üzerinden dikkate alınmıştır.
Araştırmamız Kur’ân’ın filolojik13 incelemesine yatkındır. Çünkü kullandığımız metot, Kur’ân’ın semantik incelemesidir.
Araştırmamızda “hsb” kökünün asıl kök anlamı, art zamanlı semantik metot ile ortaya konulmaya ve kökün tarihsel süreçte geçirdiği anlam değişiklikleri tespit edilmeye çalışılmıştır.
11 Emrullah Yüksel, “Hesap”, İslam Ansiklopedisi, T.D.V. Yayınları, İstanbul 1998, XVII, s. 240.
12 Bkz: Saida Saipova, İgnatiy Yulianoviç Kraçkovskiy ve İman Valeriya Porohova’nın Rusça Kur’ân Tercümeleri, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2006.
13 Filoloji (tr: betikbilim, ing: philology, fr: philologie, alm: philologie), bir toplumun ve kültürün kullandığı dili, araç olarak kullanan ve o toplumun tarih ve kültürünün rekönstrüksiyonunu yapan bilim dalıdır. (Metin Alparslan, Hititolojiye Giriş, Türk Eskiçağ Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2009, s. 37).
19 Tablo 1, Kur’ân’ın semantik incelemesinin çağdaş yöntemlerden biri olduğunu gösteriyor:
Tablo 1 : Kur’ân İlimleri (Ulumu’l Kur’ân) ve Tefsirin Kullandığı İlimler14
Kur’ân İlimleri (Ulumu’l Kur’ân) Tefsirin Kullandığı İlimler
Ulumu’l Kur’ân, inişi, tertibi, toplanması, yazılması, okunması, tefsiri, icâzı, nâsihi, mensuhu ve hakkındaki şüphelerin giderilmesi açısından Kur’ân ile ilgili olan ilimlerdir. Ulumu’l-Kur’ân’ın temel konusu Kur’ân ve özel inceleme alanına giren meselelerdir. Kur’ân ilimleri, Kur’ân’ın iç düzeni, isimleri ve onun bir kitap haline gelişinin tarihi; Kur’ân’ın yazılması, okunması, âyetlerin ve surelerin düzenlenmesi, Kur’ân’ın toplanarak bir araya getirilmesi Kur’ân’ın dilsel özellikleri gibi konuları ele almıştır.
I. Klasik İlimler a) Dil Bilimleri
1. Sarf-İştikak 2. Nahiv 3. Belagat II. Nakli Bilimler
a) Hadis b) Siyer c) Tarih III. Çağdaş İlimler
a) Semantik (Anlambilim) b) Semiyotik
(Göstergebilim) c) Antropoloji d) Arkeoloji
14 Mehmet Paçacı, İdris Şengül, A. N. Serinsu, Esra Gözeler, Kur’ân ve Hadis İlimleri, İlitam Yay., Ankara 2006, s. 25.
20 e) Hermeneutik
Araştırmamızın sınırlılığını belirleyen art zamanlı semantic metodun önemi hakkındaki bilgileri aşağıdaki paragraflarda sergiledik.
Tefsir Kur’ân’ın dilbilimsel çözümlemesini yapan bir disiplin olduğu için semantik bilimi ile örtüşen bir tarafı bulunmaktadır. Özellikle XX. yüzyılda çağdaş dönemin gereksinimlerine göre gelişen bu disiplinin kendisine konu aldığı dilbilim İslam uygarlığında olduğu gibi, İslam öncesi Yunan felsefesinde de ele alınmıştır.
Anlambilim kabaca dilin en küçük öğesi olan kelimenin kök anlamından başlayarak onun dilde diğer kelimelerle oluşturduğu anlam ilişkisini (synchronic/eş zamanlı) ve zaman içerisinde geçirdiği anlam değişimlerini (diachronic/art zamanlı) ele alan ve inceleyen bir disiplindir. Bu bakımdan Kur’ân ilimleri arasında bulunan, vücuh ve nezair15, garibu’l-Kur’ân16 vb. konu başlıkları ile örtüşen yanları bulunmaktadır.
Ayrıca mecaz, istiare, kinaye gibi edebi sanatların kullanımı sırasında meydana gelen anlam değişmeleri de tefsir ve anlambilimde ortak olarak çalışma konusu yapılmaktadır. Bu bakımdan Kur’ân üzerinde yürütülen semantik çalışmalar, esasen
15 Kur’ân-ı Kerim’de, çeşitli manalarda kullanılan müşterek lafızların mevcût olduğu müşahede edilir.
Bir kelimenin bir âyette ifade ettiği mana ile, yine aynı kelimenin diğer âyetlerde ifade ettiği anlamlar aynı olmamaktadır. İşte biz buna tefsir ilminde “vücûh” diyoruz. Bunun aksine de, yani çeşitli birçok kelimenin aynı manayı ifade etmesine “nezair” denir. Kur’ân’ın iyi anlaşılması ve bilinmesi için, tefsir ilminde öğrenilmesi lazım mühim hususlardan biri de şüphesiz “vücûh ve nezâir”dir. (İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü, T.D.V. Yay., Ankara 1998, s. 184; es-Suyûtî, el-Itkân fi Ulûmi’l-Kur’ân, Kahire, trsz., I, s. 42).
16 Garib kelimesi, yabancı ve acîb manasınadır. Lugât ilminde Kur’ân ve hadislerin yabancı kelimelerini, hadis ilminde Peygamberin eshabından biri tarafından rivâyet edilmemiş, olan münferid hadisleri, ve arûz ilminde el-Mütedârik denilen nâdir bir vezni irâe için kullanılan istilahtır. (İsmail Cerrahoğlu, “Garib”, İslam Ansiklopedisi, T.D.V. Yay., Ankara 1996, XIII, s. 379).
21 daha önce Kur’ân üzerinde yapılmış çalışmaları farklı bir bilimin ışığında yeniden ele almaktadır.17
Kur’ân, ilk muhataplarının İslam’ın öğretilerini kavrama sürecindeki ihtiyaçlarına ve olayların gelişimine göre farklı zamanlarda, Arapça olarak inmiştir.18 Kur’ân’ın ilk muhatapları olan Arapların, Kur’ân’ı anlamakta dil bağlamında ciddi bir sıkıntılarının olmadığı bilinmektedir.19 Kur’ân’ı anlama çabaları, bir taraftan gelenekten gelen metotlarla sürdürülürken, bir taraftan da yeni yöntem arayışları içerisinde girilmiştir. Günümüzde de Kur’ân’ın anlaşılması ve yorumlanması noktasında metodolojik çalışmalar, geçmişe göre daha kapsamlı bir şekilde yapılmaktadır.20 Prof. Dr. Salih Akdemir bu konuda, dilin doğası gereği, sürekli bir biçimde anlam değişiklilerine uğradığını, bu değişikliklerin zamanla kutsal metinlerin yanlış anlaşılmaları sonucunu doğurduğunu, söylemektedir.21 Emin el- Hûli konuyla ilgili şöyle açıklama yapmıştır:
Kur’ân’ın anlaşılması için yapılacak bir çalışma kelimelerin incelenmesi ile başlar. Araştırmacının bu sırada, kelimelerin manalarının zaman içinde gösterdiği değişmeleri göz önünde bulundurması gerekir; çünkü amaç, Kur’ân’ı Hz. Peygamberin ve ashabının anladığı gibi anlamaya çalışmaktır.
Bu yüzden araştırmacının, bu kelimelerin ilk olarak ortaya çıktıkları sırada ve onların ilk okuyucusu olan Hz. Muhammed tarafından okunduğunda,
17 Mehmet Paçacı, İdris Şengül, A. N. Serinsu, Esra Gözeler, a.g.e., s. 31.
18 Mehmet Paçacı, Kur’ân’a Giriş, İSAM Yay., İstanbul 2006, s. 63.
19 Dücane Cündioğlu, Anlamın Tarihi, İkinci Baskı, Kitabevi Yay., İstanbul 2014, s. 45.
20 Halis Albayrak, a.g.e, s. 12.
21 Salih Akdemir, Kur’ân Çevirilerinde Yöntem Sorunu, (Yayınlanmamış Kitap).
22 onun etrafında bulunan kimselerin onlardan ne anladıklarını tespit etmeye bilhassa dikkat etmesi gerekir.22
Arapça’nın hususiyetlerinin ve Kur’ân’da kullanılan kelimelerin, Kur’ân’ın indirildiği dönemde hangi anlamlarda kullanıldıklarının bilinmesinin, tefsirin, olmazsa olmaz ilk şartı olduğunu ifade eden Halis Albayrak,23 Kur’ân’ın indirildiği dönemde anlaşıldığı gibi anlaşılmasının önemine vurgu yapmaktadır: Çünkü Kur’ân’ı doğru anlamanın temel şartlarından biri, onu, indiği dönemdeki Arap dilinin bütün hususiyetleri çerçevesinde incelemektir. Kelimelerin, Kur’ân’ın indirildiği dönemde karşıladıkları mânâları tespit etmektir. Yani, Kur’ân’ın ilk muhataplarının kelimelerden anladıkları mânâya ulaşmaktır.24
2. ARAŞTIRMANIN AMACI
Tevrat, İncil ve Kur’ân Samî dil ailesine mensup dillerle (İbranice, Süryanice ve Arapça) yazılmış Kutsal Kitaplardır. Her üç kutsal kitabın aynı dil sınıfına ait dillerle yazılmış olması, ortak kavram ve kelimeleri bünyelerinde bulundurmaları ihtimal ve imkânını da birlikte getirmektedir.
Art zamanlı semantik metot ile “hsb” kökünün incelemesini yapmak, her şeyden önce karşılaştırmalı bir metodu kullanmamızı gerekli kılmıştır. Amacımız Tevrat, İncil ve Kur’ân’da “hsb” kökünün kök anlamlarına inmek, analizlerde bulunmak ve ortaya çıkan sonuçların karşılaştırmasını üç kutsal kitap çerçevesinde yapmaktır. Tezimiz Tefsir alanında semantik yöntemi uygulamaya çalışmakla sınırlı
22 Emin El-Hûli, Kur’ân Tefsirinde Yeni Bir Metod, (Çev. Mevlüt Güngör), İstanbul 1995, s. 85.
23 Halis Albayrak, a.g.e., s. 136.
24 Halis Albayrak, a.g.e., s. 144.
23 kalmayıp, üç büyük dinin temel kavramlarından birini incelemek suretiyle tespitler yapmak ve böylece mütevazı bir akademik katkıyı ortaya koymamızı sağlayacaktır.
“Hsb” kökünün akademik alanda kapsamlı bir şekilde çalışılmamış olması bu kökün ele alınması ihtiyacını doğurmuştur. Çünkü “hsb” kökü her üç Kitap’ta sıklıkla karşılaştığımız bir köktür. Tezimizin evrensel boyutta hazırlanmasını sağlamaya çalışmak da amacımızdır.
3. ARAŞTIRMANIN METODU
Konumuzun araştırılmasında art zamanlı (diachronic) semantik metot kullanılmıştır.
Semantik metot metnin dil yönünden incelenmesinde başvurulan bir metottur. Art zamanlı semantik metot, kelime ve kavramların ilk anlamlarının belirlenmesinde ve kavram kargaşasının önlenmesinde ilk başvurulacak metotlardan biridir. Çünkü bu metot ile dilin zaman içinde geçirdiği değişiklikleri incelemek mümkündür.25
XIX. yüzyılın ortalarına doğru bilim dünyasında ortaya çıkan ve aynı yüzyılın sonlarına doğru gelişen semantik, dilin doğrudan anlam boyutunu ele almaktadır.26 Semantik, dilbilimin bir dalıdır. Dilbilimsel anlamı araştırmaya kendini adamıştır.
Bir dil sistemi içerisinde ibarelerin yorumlanmasıdır.27
Türkçe’de semantik; anlam bilim, göstergelerle ya da sözcüklerle ve önermelerle, onların dile getirdiği anlam arasındaki bağlantıyı inceleyen bilgi dalı
25 Salih Akdemir, Son Çağrı Kur’ân, Ankara Okulu Yay., Ankara 2004, s. XI.
26 Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2000, s. 30.
27 Chierchia Gennaro, Meaning And Grammar: An Introduction to Semantics, MIT Press Cambridge, Mass 1990, s. 1.
24 olarak tanımlanır.28 Robert Palmer semantiği “anlama çalışma ve araştırmalarına işaret etmek için kullanılan teknik bir terim” olarak tanımlamaktadır.29 Bir dilin anahtar terimleri üzerindeki tahlili çalışma olarak semantiği tanımlayan İzutsu ise bu tür çalışmaların amacını şöyle açıklamaktadır: “Bu çalışma yalnız konuşma âleti olarak değil, bundan daha önemli olmak üzere kendilerini kuşatan dünya hakkındaki anlayış ve düşüncelerinin de âleti olarak o dili kullanan halkın, dünya hakkındaki düşüncelerini kavramak için yapılır.”30
Semantik, sadece kelimenin anlamını oluşturan kök manaya inmek değil, aynı zamanda onun bu kök anlamından hareketle tarih boyunca kazandığı anlamların bir analizini yapmak ve gerek bu anlamların ve gerekse türevlerin içinde ilk (kök) mananın olup olmadığına bakmaktır.31
Dildeki göstergelerin, toplumun yaşayışıyla, geçirdiği sosyal ve kültürel değişmelerle sıkı sıkıya ilişkili olduğu bilinmektedir. Yani dil yalnız başına değişmemekte, içinde bulunduğu kültürün bütününün devinimine ayak uydurmaktadır. Onun için kültürün bütününün bir andaki durumu dilde de kendini açığa vurur. Her dilin kendine göre bir dünya görüşü vardır. Her dilde bu evrenin düzeninin başka bir biçimde yorumlandığı görülür.32
28 Bedia Akarsu, Felsefe Terimleri Sözlüğü, Altıncı Baskı, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, trs., s. 23.
29 Frank Robert Palmer, Semantik Yeni Bir Anlam Bilim Projesi, (Çev. Ramazan Ertürk), Kitabiyat, Ankara 2001, s. 11.
30 Toshihiko Izutsu, a.g.e., s. 17.
31 Mehmet Soysaldı, Kur’ân’ı Anlama Metodolojisi, Fecr Yay., Ankara 2001, s. 35.
32 Macit Gökberk, Değişen Dünya Değişen Dil, Üçüncü Baskı, Y.K.Y., İstanbul 2000, s. 73, 74.
25 Eski Yunan’dan beri dil sorunlarından, düşünürlerin en çok ilgisini çeken konulardan biri anlam değişmeleridir. Anlam değişmesi; bir sözcüğün daha önce gösterdiği kavramdan az çok uzaklaşması ya da yeni bir kavramı yansıtması durumudur. Yani anlam değişmesi dendiği zaman gönderge ile sözcük, daha doğrusu gösterenle gösterilen arasında kurulmuş olan ilişkinin az çok değişmesi söz konusudur.33 Bu bağlamda, anlam değişmelerini aşağıdaki gibi gruplayabiliriz:
a. Anlam Daralması: Bir kelime, eskiden anlattığı bir nesnenin, ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelirse, buna anlam daralması adı verilir. Örneğin: Eski Türkçe’de uzun yıllar hem kız hem erkek çocuklar için kullanılan “oğul” sözcüğü bu gün yalnız erkek çocuklar için kullanılmaktadır.
b. Anlam Genişlemesi: Bir varlığın bir türünü ya da bir bölümünü anlatan, kullanılış alanları dar olan şeyleri gösteren kelimelerin zamanla o varlığın bütününü, bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesi, daha geniş alanlarda kullanılan şeyleri yansıtması, demektir. Örneğin:
“Nemrut” bir tarihi kişiyken bugün bu sözcük “acımasız, suratsız, sert”
anlamlarında kullanılarak genişlemiştir.
c. Anlam Kayması (başka anlama geçiş): Bir kelimenin eskiden yansıttığı kavramdan tamamen ayrı yeni bir kavramı yansıtır duruma gelmesine anlam kayması denir.34 Örneğin: Cahiliye döneminde “melek”
kelimesi, tanrı niteliğinde tapılmaya layık ruhanî bir varlığı ifade ederken, Kur’ân kontekstinde bu kelime anlam kaymasına uğrayarak,
33 Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil, T.D.K. Yay., Ankara 2000, s. 211, 212.
34 Doğan Aksan, a.g.e., s. 120, 121.
26
“tanrılık” vasfını kaybetmiş, yerini “yaratılmış ve sürekli Allah’a itaat eden varlık” anlamını kazanmıştır.35
Pierre Guiraud (ö. 1983) isimli dilbilimci, sözlüklerde meydana gelen anlam değişmelerine yol açan nedenleri;
a) Tarihsel nedenler ya da bilimlerde, tekniklerde, kurumlarda, törelerde görülen değişimler;
b) Dilsel nedenler ya da seslere, biçimlere, söz dizimine ilişkin nedenlerden doğan değişimler;
c) Toplumsal nedenler;
d) Ruhsal nedenler;36 şeklinde tasniflemiştir.
Izutsu’ya göre Kur’ân’ın kavram dünyası üç farklı zaman diliminden oluşmaktadır:37
1. Kur’ân’dan önce bedevî Arapların kullandıkları kavramlar.
2. Mekke’deki ticarî ve ekonomik hayatın sonucu olarak tüccarların kullandıkları kavramlar.
3. Arabistan yarımadasında yaşayan Yahudilerin ve Hıristiyanların kullandıkları kavramlar.
Eş zamanlı ve art zamanlı semantik kavramlarıyla semantik çalışmalarına yeni bir boyut getiren dilbilimci, Ferdinand de Saussure (ö. 1913)’dur. Dilbilimde durgun
35 Toshihiko Izutsu , a.g.e., s. 23, 25.
36 Pierre Guiraud, Anlambilim, (Çev. Berke Vardar), Multilingual, İstanbul 1999, s. 213.
37 Toshihiko Izutsu, a.g.e., s. 15.
27 ve gelişmeli olgular arasında karşıtlık olduğunu dile getiren Saussure’a göre dilbilim gibi değerlerle uğraşan bilimlerde araştırmacılar, zamandan soyutlanmış değerler dizgesiyle bu değerlerin zaman açısından sunduğu görünümü birbirinden ayırmadan araştırmalarını sağlam bir şekilde düzenleyemezler. Saussure, zamandan soyutlanmış değerler dizgesini, aşağıdaki şemada yatay eksende, bu değerlerin zaman açısından sunduğu görünümü ise dikey eksende göstermiştir.38
C (ART ZAMANLILIK EKSENİ)
A B (EŞ ZAMANLILIK EKSENİ)
D
Kur’ân öncesi vahiy metinlerinin tahlil edilmesi Kur’ân’ın daha iyi anlaşılmasında önem kazanmaktadır. Çünkü Tevrat, İncil ve Kur’ân orijinallikleri bakımından vahiy ürünü metinlerdir.39
Burada tezin malzemesini oluşturan Samî dilleri önem kazanmaktadır. Samî dilleri kuzeydoğuda Babil’den güneybatıda Etiyopya’ya kadar uzanan bir coğrafyaya
38 Ferdinand De Saussure, Dilbilim: Genel Dilbilim Dersleri, (Çev. Berke Vardar), İstanbul 1998, s.
124, 127.
39 Baki Adam, Kur’ân’ın Anlaşılmasında Tevrat’ın Rolü, İslami Araştırmalar, Ankara 1996, IX, s. 167.
28 ait dil grubudur. Yahudilerin ve Müslümanların etkisi ile de dünyada bir çok bölgeye dağılmışlardır.40
Her ne kadar Samî dilleri arasında en geç ortaya çıkan Arapça olduğu görülse de Arapça hepsinin türediği arketipe (ursemitisch) diğerlerinden daha yakındır.
Coğrafik durumları ve tek düze çöl hayatı cahiliyyesi onların Samî karakterini aynı ailenin diğer insanlarından saf olarak korumuş ve böylece bozulmamıştır.41 Ayrıca Samî dilleri içinde en zengin kelime hazinesine Arapça sahiptir. Arapça, Samî dilinin en eski formlarını en iyi şekilde korumuştur.42
Arapça’nın Samî dilleri içerisinde prototipe en yakın dil olduğunu ortaya koyan Salih Akdemir, kendisinden önce de Eberhard Schrader, C. Brockelmann, G.
Contenau, Winckler, Tiele, Jacques de Morgan, L. Caetani gibi araştırmacıların da Arapçanın prototip Samî dili olduğunu tesbit ettiklerini dile getirmektedir.43 Akdemir, hazırladığı tablolar vasıtasıyla fonetik açıdan da Arapçanın Samî dillerinin prototipi olmaya en layık dil olduğunu ortaya koymuştur.44
Aşağıdaki tablo diğer Samî dillerinin Arapçaya oranla daha fazla harf/ses kaybına uğradığını göstermektedir:
40 S. Moscati, A. Spitaler, E. Ullendorff, W. Von Soden, An Introduction to the Comparative Grammar of the Semitic Languages, Otto Harrassowire, Wiesbaden 1980, s. 1.
41 Reynold A. Nicholson, A Literary of the Arabs, Cambridge University Press, Cambridge 1969, s. XVI.
42 Heinrich Speyer, “Semitic Languages and Literature”, The Universal Jewish Encyclopedia, New York 1948, IX, s. 474.
43 Salih Akdemir, Kur’an Çevirilerinde Yöntem Sorunu, Basılmamış Kitap.
44 Salih Akdemir, a.g.e.; Ayrıca bkz: Bahattin Dartma, “Kur’an Kelimesinin Semantik Ahalizi Üzerine”, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, IV, S. III, Ankara 2004, s. 14, 15.
29 Tablo 2 : Samî Dillerinde Ses Kayıpları45
Proto-Samî Akkadça Arapça İbranice Aramîce-Süryanice
ا é é ا א ܐ
ب b/v b ب ב ܒ
ت t t ت ת ܬ
ث th - ث - -
ج j g ج ג ܓ
ح ḩ h ح ח ܚ
خkh - خ - -
د d d د ד ܕ
ذ dh - ذ - -
ر r r ر ר ܪ
ز z z ز ז ܙ
س s s س ס ܣ
Ś - - - -
ش sh š ش שׁ ܫ
ص ş/s ã ص צ ܨ
ض ḑ - ض - -
ط ţ ù ط ט ܛ
ظ ẓ - ظ - -
ع ‘ é ò ع ע ܥ
غ gh g غ - -
ف f/p p ف פ ܦ
ق q q ق ק ܩ
ك k k ك כ ܟ
ل l l ل ל ܠ
م m m م מ ܡ
ن n n ن נ ܢ
ه h h ه ה ܗ
Tablo 2 incelendiğinde açıkça görüleceği üzere Akkadça, İbranice ve Süryanice’de önemli ölçüde harf/ses kaybının meydana geldiği görülecektir. Proto-
45 Salih Akdemir, a.g.e.; Ayrıca bkz: Maria Edwina Wright, “Studies in Semitic Historical Semantics:
Words for 'Man' and 'Woman' ”, Harvard University Unpublished PhD Thesis, Massachusetts 1996, s.
12, 13.
30 Semitik’le karşılaştırdığımızda Akkadça’da altı, İbranice ve Süryanice’de46 yedi harfin mevcut olmadığını görürüz.
Arapça fonetik bakımından proto-tipe en uygun dil olmasının yanı sıra, fiil sistemi açısından da ona en yakın dildir. Arapça’da 15 olan fiil kalıbı sayısı, İbranice’de 5’e, Süryanice’de ise 3’e düşmüştür. Akkadça’da ise sık kullanılmayan ve fiil köküne “tn”, “štn”, “ntn” takılarının eklenmesiyle elde edilen dört kalıbın dışında daha sık kullanılan yedi kalıp vardır. Böylece Akkadça’da on bir fiil kalıbı olduğu görülmektedir.47 Fiil kalıbı sayısı bakımından İbranice ve Süryanice oldukça zayıftır ancak İbrani dilinde yazılan dilbilgisi kitaplarında bizim sözünü ettiğimiz beş kalıp yerine yedi kalıptan söz edilmektedir.48 Bu kaynaklarda sözü edilen fazladan iki kalıp “piel” ve “hiphîl” kalıplarının meçhul şekilleridir. Eğer kalıp sayılarına meçhul fiilerin kalıplarını da ekleyecek olursak bu takdirde Arapça’daki kalıp sayısının 30 olduğunu söylememiz gerekecektir.49
Tablo 3 : Arapça’daki Fiil Kalıpları Şunlardır:50
لعف
- fa‘aleلعف
-fa‘aleلعاف
-fâ‘aleلعفا
-ef‘aleلعفت
-tefa‘aleلعافت
- tefâ‘aleلعفنا
- infa‘aleلعتفا
- ifta‘aleلعفا
-if‘alleلعفتسا
- istef‘aleلاعفا
-if‘âlleلعوعفا
- if‘av‘aleلوعفا
- if‘avveleللنعفا
- if‘anleleیلنعفا
- if‘anlâ
46 Bkz: Wheeler M. Thackstone, Introduction to Syriac, Maryland 1999, s. X, XII.
47 John Huehnergard, A Grammar of Akkadian, Atlanta, Georgia 1997, s. 253.
48 Bkz: Lewis Glinert, Modern Hebrew: An Essential Grammar, London and New York 1994, s. 53, 71.
49 Salih Akdemir, “Sempozyum ve Tefsir Dersleri ile İlgili Genel Değerlendirme”, Kur’ân’ın Doğru Anlaşılması Açısından Kur’ân Öncesi Mekke Toplumu, 8. Türkiye Tefsir Akademisyenleri
Buluşması, İstanbul 2011, s. 465.
50 W. Wright, A Grammar of the Arabic Language, London 1951, I, s. 29.
31 Tablo 4 : İbranice ve Süryanice’deki Fiil Kalıpları Aşağıdaki Tabloda Verilmiştir:51
Arapça Ketebe
بتك
Kettebe
بّتك
Ektebe
بتكا
İnketebe
بتكنا
-İbranice
Kâtav
בתכ
Yazdı PAAL
Kîttev
בתיכ
Yazdırdı PİEL
Hiktîv
ביתכה
Yazdırdı HİPHİL
Nikhtav
בתכנ
Yazıldı NİFAL
Hitkattev
בתכתה
Yazıştı HİTPAEL
Süryanice
Ktav
ܒܬܟ
Yazdı
Kattev
ܒܬܟ
Yazdırdı
Akhtev
ܒܬܟܐ
Yazdırdı
Etktev
ܒܬܟܬܐ
Yazıldı
Etkattav
ܒܬܟܬܐ
Yazdırıldı
Ettaktav
ܒܬܟܬܬܐ
Yazdırıldı
İki tabloyu karşılaştırdığımızda özellikle üç fiil kalıbının hemen bütün dillerde varlığını koruduğunu görmekteyiz. Yalnız İbranice’de if’âl kalıbının başındaki “
ا
”harfi “
ه
” harfine dönüşmüştür. Aynı duruma bugün bile bazı Arap lehçelerinde tanık oluyoruz.52Bir kökten türemiş olan bütün kelimeler bir şekilde o kökün anlamını bünyelerinde barındırdıkları için fiillerin kök anlamlarının doğru olarak belirlenmesi son derece önemli bir konudur. Zira birçok kök fiilin gerçek kök anlamı, zaman içinde meydana gelen anlam değişimleri yüzünden kaybolmuştur. Pek çok etkenin yol açabileceği bu anlam değişmelerinin en önemli nedeni, kök anlamdan çıkmış olan türev anlamların, zamanla kök anlamların yerini almalarıdır. Kaybolan bu kök
51 Salih Akdemir, a.g.e, 2011, s. 465.
52 Salih Akdemir, a.g.e., 2011, s. 466.
32 anlamları yeniden bulmada Karşılaştırmalı Sami dilleri araştırmaları, çok önemli katkılar sağlayabilir. Yukarıda yer verdiğimiz iki örnekte görüldüğü ve daha pek çok fiil kökünde olduğu gibi İbranice ve Süryanice kökler ile Arapça kök arasındaki fark sadece telaffuz bakımındandır.53
Kur’ân’ın doğru anlaşılabilmesi yani Hz. Peygamber ve onun güzide arkadaşlarının onu anladıkları gibi anlaşılabilmesi için, kaybolmuş olan kök anlamların mutlaka belirlenmesi gerekir. Bunun da tek yolu, Sami dillerinde yapılacak olan art zamanlı semantik çalışmalardır.54
Biz bu çalışmamızda “hsb” kökünün Kur’ân’da geçen anlamını, Eski Ahit, İncil’ler ve Kur’ân-ı Kerim çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz art zamanlı (diachronic) semantik inceleme metoduyla tespit etmeye çalıştık.
Araştırmamızın özelliğini belirleyen diğer bir husus, Pragmatik bilime (Edimbilim) yer verilmesidir. 21. yüzyılda dilbilimi alanında gelişen Pragmatik, Semantikle karşı görülse de bu disiplin, semantiğin dildeki anlam (meaning) analizinde yeterli bir araç olmadığı için ortaya atılmıştır. Semantik, anlamı, dilin kendi içerisinde incelerken, pragmatik dilsel anlamı bağlam (context) içerisinde inceler. Semiyotik araştırmacısı Charles Morris, bahisle ilgili üç temel branşı şu şekilde sıralamaktadır: sentaks “işaretlerin birbiri ile etkileşimi”, semantik “işaret ve objelerin etkileşimi, işaretler uygulanabilir”, pragmatik “işaret ve yorumlayıcıların etkileşimi.55
53 Salih Akdemir, a.g.e., 2011, s. 464.
54 Salih Akdemir, “Müzakere (Yeni Anlama Yöntemlerinin İmkan ve Sınırları)”, Güncel Dinî Meseleler Birinci İhtisas Toplantısı (Tebliğ ve Müzakereler), Ekim 2003, s. 468, 469.
55 Stephen C. Levinson, Pragmatics, Cambridge University Press, London-New-York, s. 1.
33 Kur’ân’ı tarihî olgusal bir metin olarak okuduğumuz zaman, Pragmatik (Edimbilim) bilminden yararlanmamız kaçınılmazdır. Çünkü Kur’ân, “hitap eden ve muhatap olan” bağlam konteksti özelliğindeki yapıya sahiptir.
Tevrat, İnciller ve Kur’ân’da H-S-B Kökünün Semantik Açıdan İncelenmesi şeklinde belirlenen tezimizin araştırılmasında kullanılan yöntemi kısaca maddeler şeklinde açıklayacak olursak:
1. Tez konusu, Kur’ân’da 103 defa geçen h-s-b kökünün filolojik ve etimolojik yapısını tarihî olgusal veriler çerçevesinde art zamanlı semantik metot ile tespit edilmesi açısından belirlenmiş ve seçilmiştir.
2. Tezin taslak yapısı hazırlanmış, esas kaynaklar belirlenmiş ve tezde kullanılacak olan klasik diller (Süryanice, İbranice, Eski Yunanca, Latince, Arapça) etüt edilmiştir.
3. Tezin temel kaynakları; Ahd-i Atik, İncil, Kur’ân, Klasik Sözlükler ve Dilbilimine ait olan verilerdir.
4. Tez ile ilgili kaynaklar Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi başta olmak üzere, İSAM kütüphanesi, A.Ü. Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi kütüphanesi, Bişkek Eyalet (Kırgızistan) kütüphanesinden taranmıştır.
5. Tezde kapsam ve sınırlılıklar dikkate alınmıştır.
4. ARAŞTIRMANIN PLANI
Araştırmamız Giriş ve Üç Bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmamızın konusu, önemi, amacı ve metodu hakkında bilgi verilmiştir.
34
“Tevrat’ta Hsb Kökü” başlıklı birinci bölümde önce “hsb” kökünün sözlük anlamları tespit edilmeye çalışılmış, daha sonra Yahudi kutsal kitabındaki farklı kullanımları (fiil ve isim olarak kullanımları) tespit edilmiştir. Bu kullanımların yer aldığı âyetler, orijinal İbranice metinleri ile ilk çevirileri olarak bilinen Yunanca (Septuagint) ve Latince (Vulgate) çevirileriyle ele alınmıştır. Ayrıca âyetlerin İngilizce (KJV, RSV) ve Türkçe çevirilerine de yer verilmiştir.
“İncil’lerde Hsb Kökü” başlıklı ikinci bölümde “hsb” kökünün önce Yunanca, Süryanice sözlüklerdeki anlamları tespit edilmiştir. Daha sonra kökün İncil’lerdeki farklı kullanımları tespit edilmiştir. Bu kullanımların yer aldığı âyetlerin önce Yunanca (Septuagint) metinleri, daha sonra Süryanice ve Latince (Vulgate) çevirileri incelenmiştir. Ayrıca âyetlerin İngilizce (KJV, RSV) ve Türkçe çevirileri de ele alınmıştır.
“Kur’ân’da Hsb Kökü” başlıklı üçüncü bölümde ise Arapça sözlüklerde “hsb”
kökü ve türevlerine verilen anlamlar tespit edildikten sonra Kur’ân’da ve tefsirlerde
“hsb” kökünün hangi anlamlarda kullanıldığı araştırılmıştır. Rusça meallerden I. Y.
Kraçkovskiy’nin ‘Koran’ çevirisinden istifade edilmiştir. Aynı zamanda, Pragmatik (Edimbilim) metottan da istifade edilmiştir.
Sonuçta ise “hsb” kökünün Tevrat, İncil ve Kur’ân’da yer aldığı anlamları karşılaştırılmıştır.
35
BİRİNCİ BÖLÜM
TEVRAT’TA “HSB” KÖKÜ
Hinduizm’in Vedalarından sonra, bugün mevcut olan kutsal kitapların tarih bakımından en eskisi, Yahudiliğin kutsal kitabı Eski Ahid’in ilk bölümü olan Tevrat’tır. Tarihi, M.Ö. XIII.yüzyıla kadar dayanan Tevrat, Yahudilerin dinî ve gayri dinî hayatı ile ilgili kural ve hükümler ihtivaâ etmektedir. Bunun yanında o, tarih öncesi ve sonrası olaylardan bahsetmekte, şahısların özgeçmişi hakkında bilgi vermektedir. Bundan dolayı Tevrat, özellikle son asırda, ilim adamlarının dikkatini çekmiş; üzerinde, gerek sosyal, gerek tabiat bilimleri açısından birçok çalışma yapılmıştır.56
Eski Ahit 46 kitaptan oluşmaktadır. Bu kitaplar; Yasa, Peygamberler ve Yazılar olmak üzere üç gruba ayrılmaktadırlar. TaNaK kelimesi bu üç sözün kısaltılmış şeklidir; Torah, Nebi’im, Ketubim.57
Eski Ahit’in büyük bir kısmı İbranice yazılmıştır.58 M.Ö. III. asır ile M.S.IV.
asırda geçerli olan klasik birçok dilde tercümesi yapılmıştır. Bu tercümelerin çoğu tarih içinde kaybolup gitmiş, ancak bazıları bugüne kalabilmiştir. Bunların en
56 Baki Adam, Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat, 3. Baskı, Seba İlmî Araştırmalar Dizisi, Ankara 1977, s.
V.
57 Lawrence Boadt, Reading The Old Testament-An Introduction, Published by Paulist Press, New York 1984, s. 15.
58 Ömer Faruk Harman, Ahd-i Atîk, DİA, I, İstanbul 2000, s. 495.
36 meşhurları, Yunanca “Septuagint”, Süryanice “Targum”, Süryanice “Peshitta” ve Latince “Vulgate”dir.59
Yahudilerin yerleştiği dönemde Babil’in günlük konuşma dili olan Süryanice, o zaman Yakın doğuda yaygın durumdadır. Babil’de Süryanice konuşan ve bu dili ana dil olarak benimseyen Yahudiler, Ezra döneminde Babil sürgününden döndükten sonra Filistin’deki İbranice Tevratı anlatmakta güçlük çekmişlerdir. Süryanice’nin Babil sürgünü döneminde Yahudilerin ana dili haline gelmesi sebebi ile, Tevrat’ın Süryanice birçok tercümesi yapılmıştır.60
Helenistik dönemde (M.Ö. III- M.S. IV. asır) Yunan kültürünün Filistin’e hâkim olması üzerine, Yahudiler arasında helenleşme başlamış ve bazı bölgelerde Yunanca İbranice’nin yerini almıştır. Septuagint, Tevrat’ın Yunanca konuşan İskenderiye cemaatine kazandırılması için yazılmıştır. Septuagint, Tevrat’ın bilinen nüshalarının en eskisidir.61
Aslında Tevrat, Yunanca’ya birçok defa tercüme edilmiştir. Ancak bunlar arasında en önemlisi Septuagint adı verilen “Yetmişler” tercümesidir. Rivâyete göre, Kral Ptolemee II Philadelphe’nin (285-246) arzusu üzerine Başkâhin Eleazar, Kudüs’ten İskenderiye’ye yetmiş iki kişi göndermiş, beraberinde altın harfler ile yazılmış bir nüsha götüren bu heyet, Pharos adasında yetmiş iki günde Tevrat’ı
59 Baki Adam, Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat, 3. Baskı, Pınar Yayınları, İstanbul 2010, s. 19.
60 Baki Adam, a.g.e., s. 19, 20.
61 Baki Adam, a.g.e., s. 23, 24.
37 İbranice’den Yunanca’ya çevirmiştir.62 Tevrat’ın bu tercümesine yetmiş iki kişi tarafından tercüme edildiği için “Yetmiş” anlamında “Septuagint” denmiştir.63
Tevrat’ın önemli tercümelerinden biri olan Latince “Vulgate” metni ise Papanın talimatı üzerine St. Jerome tarafından yapılmıştır. Jerome, daha sonra
“Vulgate” (yaygın) adını alacak olan tercümesini M.S. 405’te tamamlamıştır.
Jerome’nin tercümesi, Trente Konsili (1546-1563) tarafından muteber nüsha olarak ilan edilmiştir. 1592’de neşredilen yeni Vulgate metni, bütün kiliselerce kullanılacak yegâne metin olarak kabul edilmiştir.64
1.1. İBRANİCE SÖZLÜKLERDE “HSB” KÖKÜ
Kökü sözlüklerden tespit etmek ilmî çalışmamızın önemli aşamasıdır. Sami dillerinde sözcüklerin esas üç kökten türediği bilinmektedir. Dolayısıyla, bir kök pek çok anlamı izah eden kelimelerin temel objesi olabilmektedir.
Öncelikle, Martin R. Zammit’in A Comparative Lexical Study of Qur’anic Arabic kitabından “hsb” kökünü araştırdık. Bu eser, bir etimolojik sözlük olmayıp, Sami dillerdeki sözcüklerin ilişkilerini araştıran bir çalışmadır. Amacımız, “hsb”
kökünün diğer Sami dillerinde kullanılmış olup olmadığını tespit etmektir.
HSB Arapça hasiba: 1. Düşünmek, sanmak; 2. Hesaplamak,
62 Ö. Faruk Harman, a.g.e., s. 495.
63 Baki Adam, a.g.e., s. 24.
64 Ö. Faruk Harman, a.g.e., s. 496.
38 Ge’ez hasaba: 1. Düşünmek; 2. Hesaplamak; 3. Saymak,
GAE (Güney Arap Epigrafik)
Süryanice h’sab: 1. Saymak; 2. Dikkate almak; 3. Düşünmek; 4. Plan,
Süryanice h’sab: (İncil Süryanicesi) 1. Düşünmek, hesaplamak, İbranice hasab: 1. Düşünmek, hesaplamak,
Fenike hsb: 1. Muhasebeci; 2. Plan yapmak,
Ugarit htbn: 1. Açıklamak, Akkadça hasabu: 1. Saymak.65
Sözlükten “hsb” kökünün 8 Sami dilinde kullanıldığını tespit ettik. Ayrıca, kökten türeyen kelimelerin fiil şeklinde “düşünmek, sanmak, hesaplamak, saymak, dikkate almak, plan yapmak, açıklamak,” isim şeklinde ise “plan, muhasebeci”
anlamlarına geldiğini öğrendik.
Karşılaştırmalı sözlükten anlaşılacağı üzere “hsb” kökünün kök anlamı
“düşünmek, sanmak, hesaplamak, saymak, dikkate almak ve açıklamak”tır.
“Hsb” kökünün Tevrat’taki kullanımına geçmeden önce Tevrat sözlüklerindeki anlamlarını incelememiz uygun olacaktır. Kökü doğrudan tespit etmek araştırmamızın temel prensibidir. Sözlükler kronolojik tertibe göre sıralanacaktır.
65 Martin R. Zammit, A Comparative Lexical Study of Qur’anic Arabic, Koniklijke Brill NV, Brill Leiden- Boston-Köln 2002, LXI, s. 140.
39
1.1.2. “HSB” KÖKÜNÜN TEVRAT SÖZLÜKLERİNDEKİ
ANLAMLARI
Kökün anlamlarını tespit etmek için başvurduğumuz Tevrat sözlükleri ve köke verilen anlamlar aşağıda kronolojik tertipte sıralanacaktır.
a. W. H. Barker, Hebrew Lexicon66
Elimize ulaşan eski sözlüklerden birinde kökle ilgili aşağıdaki anlamlar verilmiştir:
בשח (haşav): Bir şeye bir şeyi eklemek; düşünmek, farz etmek, saymak, sanmak, oyalamak, süslemek, suçlamak, icat etmek, atfetmek,
בשח (heşev): Cihazlar, süs, desenli iş, ןובשח (heşbon): Hesap, sebep, cihaz,
תונבשח (heşbnot): İcat, buluşlar, yaratıcılık, cihazlar,
הבשהמ (mahşva): Düşünce, cihaz, amaç, niyet, buluş, icat, ustaca iş.
b. Julius Fuerst And Samuel Davidson, A Hebrew and Chaldee Lexicon to the Old Testament67
בַשָׁח (haşav): Bağlamak,
בַשְׁחֶנ (nehşav): Sayılmak, sanılmak, בֵשִׁח (hişev): Yapay yapmak, birleştirmek, בֶשֵׁח (heşev): Kuşak, kemer,
ןוֹבְּשֶׁח (heşbon): Hesaplama, hesap,
ןוֹבָשִׁח (hişabon): 1. Kuşatan, çevreleyen, kapsayan; 2. Buluşlar, yaratıcılık, icat.
66 W. H. Barker, Hebrew Lexicon, Molt Obedient Humble Servant, Free-School, Carmarthen 1776, s.
73.
67 Julius Fuerst And Samuel Davidson, A Hebrew And Chaldee Lexicon To The Old Testament, Fifth Stereotype Edition, Edinburgh 1885, s. 498, 499, 500.
40 c. Karl Feyerabend, A Complete Hebrew English Pocket Dictionary to the
Old Testament68
בַשָׁח (haşav): Saymak, suçlamak, atfetmek, değer vermek, hesaplamak, düşünmek, birleştirmek, tasarlamak, icat etmek.
בַשְׁחֶנ (nehşav): Sayılmak, hesaba alınmak, hatırı sayılmak.
בֶשֵׁח (heşev): Kuşak, kemer,
ןוֹבְּשֶׁח (heşbon): Hesaplama, hesap, açıklama, muhakeme, mantıklı düşünme, ןוֹבָשִׁח (hişabon): Cihaz, alet, makine, buluş, icat, yaratıcılık, savaş motoru.
d. Marcus Jastrow, A Dictionary of the Targumim, the Talmud Babli and Yerushalmi, and the Midrashic Literature69
M.Ö. 2-1. yüzyıldan M.S. 9. yüzyıla kadar oluşturulan Yahudi literatürü dikkate alınarak hazırlanmış bir sözlük olan Marcus Jastrow’un sözlüğündebu kökle ilgili şu bilgiler bulunmaktadır:
ב ַשָׁח (haşav): 1. Düşünmek, niyet etmek, tasarlamak; 2. Dikkate almak, ilgili olmak; saymak,
ביֵשֲׁח (haşev): Plan yapmak, saymak, hesaplamak, אָב ָשַׁח (haşava): Muhasebeci, hesap makinesi,
ןוֹבּ ְשֶׁח (heşbon): 1. Hesap, toplam; sorumluluk; ceza ve ödül; 2. İşte çabukluk.
e. William Gesenius, Edward Robinson, Hebrew and English Lexicon Of The Old Testament70
68 Karl Feyerabend, A Complete Hebrew English Pocket Dictionary To The Old Testament, Langenschiedt, Third Edition, Berlin-Schöneberg, trsz., s. 113.
69 Marcus Jastrow, A Dictionary Of The Targumim, The Talmud Babli And Yerushalmi, And The Midrashic Literature, Ex Libris, New York 1903, II, s. 508, 509.
41 a. (Qal) ב ַשָׁח (haşav)
1. Düşünmek, saymak, sanmak,
2. Tasarlamak, düzen kurmak, entrika çevirmek,
3. Saymak, tasarlamak,
4. Değer vermek, önem vermek, ilgili olmak,
5. Marifetli ve sanatsal işleri icat etmek,
b. (Niphal) ב ַשְ חֶנ (nehşav)
1. Sayılmak, düşünülmek, saygı ile anılmak, 2. Hesaplanmak, hükmedilmek,
c. (Piel) ב ַשׁׅח (hişav)
1. Bir şey üzerinde düşünmek, hesaba katmak, dikkate almak, 2. Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak, planlamak,
3. Saymak, hesaplamak,
d. (Hithpael) בָשַ ח ְתִי (yithaşav)
Kendini saymak, kendini dikkate almak.
Sözlükte verilen isimlerden örnekler:
בֶשֵ ח (heşev): Ustaca işler,
70 William Gesenius, Edward Robinson (Translated by), Hebrew And English Lexicon Of The Old Testament, Clarendon Press, Oxford 1959, s. 362, 364.
42 הָבֻשֲ ח (haşuva): İtibar, saygı, önem, düşünce,
בוּשַ ח (haşuv): Düşünceli, saygılı, anlayışlı, ןוֹבְּשֶ ח (heşbon): Hesaplaşma, sayma, hesap,
ווֹבָשַׁח (haşabon): Cihaz, makine, icat, הבָשֲ חַמ (mahaşava): Düşünce, sanı, fikir.
f. H. W. F. Gesenius, Hebrew and Chaldee Lexicon to the Old Testament71 בַשָׁח (haşav): 1. Düşünmek, odaklanmak, meditasyon yapmak; 2. Değer vermek, dikkate almak; 3. Atfetmek, suçlamak,
בַשַׁח (haşav): Hesaba katmak, hesaplamak, saymak, hükmetmek, בֶשִׁח (hişev): Kuşak, kemer, örgü,
הנָדְבִשַׁח (haşbadana): Haşbadana (Tevrat’ta şehrin ismi), הבֻשֲׁח (haşubah): Haşubah (Tevrat’ta Zerubbebel’in ismi),
ןוֹבְּשֶ ח (heşbon): Sebep, kavrayış, anlayış; Heşbon şehri (Tevrat’ta).
“Hsb” kökünün, Tevrat’taki kullanımlarını İbranice sözlüklerde değerlendirdiğimizde karşımıza şu anlamlar çıkmaktadır:
Fiil olarak, “bir şeye bir şeyi eklemek, düşünmek, farz etmek, saymak, sanmak, oyalamak, süslemek, suçlamak, icat etmek, atfetmek, bağlamak, sayılmak, sanılmak, yapay yapmak, birleştirmek, değer vermek, hesaplamak, tasarlamak, hesaba alınmak,
71 Heinrich Wilhelm Friedrich Gesenius, Hebrew And Chaldee Lexicon To The Old Testament, U.S.A.
1996, s. 331.