ANKARA ÜNİVERSİTESİ

58  Download (0)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

DÖNEM PROJESİ

ARAZİ TOPLULAŞTIRMA ÇALIŞMALARININ ÇEVRESEL, SOSYAL VE EKONOMİK ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: BURSA İLİ

MUSTAFAKEMALPAŞA İLÇESİ PROJESİ ÖRNEĞİ

Özgün Doruk YILDIRIM

GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2017

(2)

i ÖZET

Dönem Projesi

ARAZİ TOPLULAŞTIRMA ÇALIŞMALARININ ÇEVRESEL, SOSYAL VE EKONOMİK ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: BURSA İLİ

MUSTAFAKEMALPAŞA İLÇESİ PROJESİ ÖRNEĞİ Özgün Doruk YILDIRIM

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Günay ERPUL

Bu çalışmanın amacı, arazi toplulaştırma faaliyetlerinin öngörülen faydaları sağlayıp sağlamadığının, faaliyetlerden etkilenen çiftçilerin algısı da dikkate alınarak ortaya konmasıdır. Belirtilen amaçla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Bursa ili, Mustafakemalpaşa ilçesinde gerçekleştirilen Mustafakemalpaşa Güllüce Sulaması, Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi’nden etkilenen çiftçiler ve köy muhtarları ile yapılan anket ve mülakatların bulguları, araştırmacı tarafından proje sahasında yapılan gözlemlerin sonuçları ile idari kayıtların birlikte kullanılması yoluyla değerlendirme yapılmıştır.

Araştırma sonuçlarına göre projenin etkileri; sosyal, çevresel ve ekonomik olarak üç grupta toplanmış ve sonuç olarak projenin genel durum analizi ortaya konulmuştur. Saha çalışmalarının sonuçlarına göre toplulaştırma çalışması ile sulama ve ulaşım ağının düzenlenmesi, tarım arazilerinin düzenlenmesi, toplam parsel sayısının azaltılması ve parsel büyüklüklerinin artırılması mümkün olmuştur. İncelenen arazi toplulaştırma çalışmasının olumlu yönlerine ilave olarak bazı olumsuz yanlarının da olduğu ve proje kararı aşamasında yatırımın ekonomik ve çevresel fayda-masraf analizleri yapılmadan proje uygulama kararının verildiği tespit edilmiş olup, bunun kaynak tahsisinin hatalı olmasına neden olabileceği vurgulanmalıdır.

Projenin yararlanıcıları (çiftçiler) ile idare ve yüklenici firma arasında yeterli iletişimin kurulamaması nedeni ile proje uygulaması sırasında ortaya çıkan sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara karşı etkin önlemlerin alınmasının mümkün olamaması, arazi toplulaştırma projesinin başlıca olumsuz yönleri arasında sayılmalıdır. Projenin tamamlanma tarihi geçmiş olmasına karşın, fiilen proje çalışmalarının tamamlanamamış olması ve düzenlenen parselasyon planlarının kesinleşmemiş olmasının meydana getirdiği sosyal ve ekonomik sorunlar, söz konusu proje kapsamında gerçekleştirilen arazi toplulaştırma çalışmalarının olumsuz etkileri olarak değerlendirilmiştir.Arazi toplulaştırması ile yeterli tarımsal yayım hizmeti ile uygun tarımsal destekleme programlarının uygulamaya konulamaması, hatalı arazi kullanım kararlarının verilmesi ve özellikle çölleşme, erozyon ve iklim değişikliğinin olası zararlarına karşı etkili yerel uygulamaların yapılması ile çevre koruma çalışmalarının proje kapsamında yapılamamış olması, incelenen projenin temel eksiklikleri olarak görülmektedir. Arazi toplulaştırma, sulama, tarla içi geliştirme hizmetleri, drenaj, çevresel, sosyal ve ekonomik etki değerleme gibi bütün yatırımlara karar vermeden önce mevcut durum analizi ve projelerin sosyal fayda-masraf analizlerinin gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarının ilgili alanına girdiği ve bu alanda uzman kişilerin kurum bünyesinde istihdam edilmesinde toplumsal menfaatin bulunduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Ocak 2017, 51Sayfa

Anahtar Kelimeler: Arazi toplulaştırma, sulama ve drenaj, kırsal kalkınma, iklim değişikliği, çölleşme, erozyon ve çok amaçlı arazi kullanım politikalarının tespiti ve uygulanması.

(3)

ii ABSTRACT

Term Project

ASSESSMENT OF ENVIRONMENTAL, SOCIAL AND ECONOMIC IMPACTS IN LAND CONSOLIDATION STUDIES: A CASE STUDY OF

MUSTAFAKEMALPAŞA DISTRICT PROJECT IN BURSA PROVINCE Özgün Doruk YILDIRIM

Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Reel Estate Development and Management

Supervisor: Prof. Dr. Günay ERPUL

The aim of this study is to determine about the land consolidation activities tha tare providing the anticipated benefits by considering the perception of farmers who have been affected by the project activities. The findings of study have been obtained from the field based surveys and interviews that have been conducted with the farmers and village head considering the project entitled “Mustafakemalpaşa Güllüce Irrigation, Land Consolidation and In-field Development Services Project”under the General Directorate of State Hydraulic Works which have been implemented in the Mustafakemalpaşa district of Bursa province. Administrative records together with the results of the observations have also been used in this study. According to the results of the research, there were three groups such as social, environmental and economic have been organised and results of the field studies represents that it was possible to organize the irrigation and transportation network, readjustment of farmland, reduce the total number of parcels and to increase parcel sizes. In addition with positive impacts of the land consolidation study, it should be emphasized that there are some drawbacks of the project, and the project application decision was made during the project decision stage without making details economical and environmental cost-benefit analyses which lead to misallocation of resources.

The main negative aspects of the land consolidation project were lack of sufficient communication between the project beneficiaries (farmers) and the contractor companies, lack of identifying the problems arised during implementation of the project, and lack of effective measures against these problems.

Despite the completion date of the project, the social and economic problems identified by the research that the project activities have not been completed and the planned parcel plans have not been finalized and have not been considered as adverse effects of the land consolidation studies carried out within the scope of the project. It has been seen as a major deficiency of the studied project that land consolidation and adequate agricultural extension services and appropriate agricultural support programs were not implemented, incorrect land use decisions were made, environmental protection studies were not carried out against the possible damages of desertification, erosion and climate change within the scope of the project. Prior to decide investments such as land consolidation, irrigation, field improvement services, drainage, economic, social and environmental impact assessment, it is clear that there is a need of social cost-benefit analysis of the project within the dimension of relevant field of real estate development and management experts and there is need to employ experts in different institutions to gain socio-economic benefit.

January 2017, 51 pages

Keywords: Land consolidation, irrigation and drainage, rural development, climate change, desertification, erosion and determination and implementation of multi objectives of land use policies.

(4)

iii TEŞEKKÜR

Toprak ve su kaynaklarını geliştirme çalışmalarında “gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarına” hem proje geliştirme, proje değerleme ile proje yönetimi ve denetimi alanlarında, hem de arazi edinimi, kamulaştırma ile izleme – değerleme aşamalarında yoğun biçimde gereksinim olmaktadır. Kamu ve özel kurumların artan gereksinimleri dikkate alınarak uluslararası düzeyde akredite olmuş Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nda lisansüstü eğitim yapma ve kariyer olanağını elde etmeyi bir şans olarak değerlendiriyorum. Lisansüstü eğitim programı derslerindeki katıları ve ayrıca proje çalışmalarımı yönlendiren, araştırmalarımın her aşamasında öneri, bilgi ve yardımını esirgemeyerek gelişmeme katkıda bulunan danışman hocam Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi sayın Prof. Dr. Günay ERPUL’a, ve Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı sayın Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ’e ve çalışmalarım süresince özveri göstererek beni destekleyen aileme en derin duygularla teşekkür ederim.

Özgün Doruk YILDIRIM Ankara, Ocak 2017

(5)

iv

İÇİNDEKİLER

ÖZET ... i

ABSTRACT ... ii

TEŞEKKÜR ... iii

SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ ... v

ŞEKİLLER DİZİNİ ... vi

ÇİZELGELER DİZİNİ ... vii

1.GİRİŞ ... 1

1.1 Çalışmanın Önemi ... 1

1.2 Çalışmanın Amacı ... 2

2.KAYNAK ÖZETLERİ ... 5

3. MATERYAL VE YÖNTEM ... 18

3.1 Çalışma Sahası ... 18

3.2 Çalışma Materyali ... 19

3.3 Çalışma Yöntemi ... 19

4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA ... 21

4.1Araştırma Bulguları ... 21

4.1.1 Projenin sosyal etkileri ... 21

4.1.2 Projenin ekonomik etkileri ... 23

4.1.3 Projenin çevresel etkileri ... 27

4.2 Projenin Etkilerinin Genel Değerlendirilmesi ... 27

4.3 Toplulaştırma Projesinin Güçlü ve Zayıf Yönleri İle Fırsat ve Tehditlerin Analizi ... 30

5. SONUÇ VE ÖNERİLER ... 38

KAYNAKLAR ... 42

EKLER ... 44

EK 1 ÇİFTÇİ ANKETİ ... 45

EK 2 MUHTAR ANKETİ ... 48

EK 2 MUHTAR ANKETİ ... 49

ÖZGEÇMİŞ ... 50

(6)

v

SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ

Ha Hektar

m Metre

m2 Metrekare

Kısaltmalar

DSİ Devlet Su İşleri

FAO Food and Agriculture Organization (Gıda ve Tarım Örgütü) GZFT Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar ve Tehditler

TİGH Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri TRGM Tarım Reformu Genel Müdürlüğü

(7)

vi

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 3.1 Çalışma sahasının uydu fotoğrafı ... 18 Şekil 4.1 Toplulaştırma sonrası yaşam standartlarındaki değişim ... 24 Şekil 4.2 Düzenlenen parsellerin köy merkezine uzaklığındaki değişim ... 26

(8)

vii

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 4.1İncelenen Projenin GZFT Analiz Sonuçları ... 31

(9)

1 1. GİRİŞ

1.1 Çalışmanın Önemi

Arazi toplulaştırması, çeşitli nedenlerle parçalanmış, parsel biçim ve boyutları (şekilleri) bozuk olan arazilerin bir araya getirilip şekillerinin düzenlenmesini ifade etmek adına kullanılan bir kavramdır. Bunun yanında, günümüzde tarım arazilerinin düzenlenmesine ilave olarak sulama, drenaj, ulaşım gibi kırsal altyapı hizmetlerinin geliştirilmesini içeren düzenlemeleri ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile çevresel düzenlemeler ve köy yerleşim alanı yenilemesini de içeren bir kavram haline gelerek çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlar da içerir duruma gelmiştir. Günümüzde arazi toplulaştırması, adeta bir kırsal dönüşüm ve kalkınma aracı niteliğini kazanmıştır. Bu koşullarda kırsal alanların kalkınması, tarımsal üretimin kolaylaşması, ekonomik getirinin artırılması, kırsal alanın sadece üretim ve çalışma alanı değil, aynı zamanda estetik ve cazip bir yaşam dâhilinde gezinti alanı haline gelmesi gibi amaçlarla birçok ülkede arazi toplulaştırmanın önemsendiği görülmektedir.

Türkiye’nin üretim faaliyetlerinde kendine yeterli olabilmesi için ekonomik olarak güçlenebilme ve daha üretken olabilme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu amaçla ülkenin tamamına gerekli ve yeterli altyapı hizmetleri ve üretim araçlarını sağlamak ile sağlıklı ve estetik bir yaşam alanı sunarak nüfusun tamamını belirli bir refah düzeyine ulaştırmak gereklidir. İlke olarak kırsal ve kentsel yaşam alanlarındaki gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığı, aksine her birindeki değişimlerin, diğerini çeşitli yollarla etkilediği bilinmektedir. Kentlerin çekici yanlarının gelişme, daha iyi yaşam koşulları ve olanakların olması, köylerden kentlere göçün başlamasının nedenlerinin başında gelmektedir.

Türkiye’de günümüze kadar köylerden kentlere doğru gerçekleşen büyük ve sürekli bir göç olgusu dikkati çekmektedir. Bu göçlerin nedenleri arasında “kentin çekiciliği ve kırsal kesimin iticiliği” olarak özetlenebilecek iki temel unsur sayılmaktadır. Bir başka ifade ile kırsal alandan kentlere olan düzensiz ve sürekli göçlerin nedenleri arasında; (i) kırsal alanların ana ekonomik faaliyeti olan tarımsal üretimin zorluklarından

(10)

2

kaynaklanan ekonomik nedenler, (ii) kırsal yerleşimlerin sosyal yapılarından kaynaklanan itici nedenler ve (iii) kırsal yaşam alanlarının yetersizliği (çevresel nedenler) sayılabilir. Köylerden kentlere olan göçlerin sonucunda; (i) kentlerde işsizlik (köylerden gelen aşırı nüfusu kaldırabilecek bir yapının olmamasından kaynaklı) ve buna bağlı sorunlar, (ii) plansız kentleşme ve kentlerdeki yerleşim sorunları, (iii) köylerdeki genç ve üretken nüfusta azalma ve bunun tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkileri ve (iv) kentlere büyük yığınlar halinde gelen kitlelerin, kent yaşamına uyum sağlayamamaları ve bundan kaynaklanan sosyal sorunlar şeklinde görülen ve kentleri, köyleri ve genel anlamda bütün ülkeyi olumsuz etkileyen unsurlar söz konusu olmaktadır.

1.2 Çalışmanın Amacı

Kırsal alanların sorunlarını çözmeye yönelik bir araç olarak arazi toplulaştırması, ülkenin yerel düzeyde hızlı gelişmesine önemli pozitif katkı yapabilecek ve sosyo- ekonomik avantajları olabilecek bir potansiyele sahiptir. Esasen arazi toplulaştırma çalışmalarının; çevresel, sosyal, ekonomik anlamda faydaları bulunmakta ve çok yönlü etkisi olan bir araç olarak tanımlanması mümkün görülmektedir. Özünde arazi toplulaştırması, arazi piyasası müdahale aracı ve aynı zamanda kırsal kalkınma politikası aracı olarak ele alınabilmektedir.

Arazi toplulaştırması çalışmalarının sosyal boyutu, projenin yürütülmeye başlamasından önce ve yürütülmesi sırasında, projeden etkilenecek hedef kitle (çiftçiler) ile yapılan mülakatlar ve toplantılar ile başlamaktadır. Projenin hayata geçirilebilmesi için çiftçilerin en az yarısından muvafakat alınması gerekmektedir. Parsellerin düzenlenmesi sırasında anlaşmazlıkların gözetilmesi gibi konuların da arazi toplulaştırmasının uzlaşma bağlamında sosyal anlamda göz önüne alınması gereken bir alt kırılımı olarak önem kazanmaktadır. Aynı zamanda kırsal alandaki olanakların geliştirilmesi ve iyi değerlendirilmesini sağlayan yaklaşımların köyden kente göçün azaltılmasında alacağı rol Türkiye’nin geleceği için önem taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nde 1945 yılında

(11)

3

kabul edilen 4760 sayılı Toprak Bayramı Kanunu1, çiftçiyi topraklandırmanın önemini vurgulamaktadır.

Cumhuriyet döneminde arazi piyasalarına müdahale amaçlı ilk yasal düzenleme 1945 tarihli 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu 2 olmuş, ancak bu yasanın uygulaması çok sınırlı düzeyde kalmıştır. Aradan geçen yaklaşık 38 yıl süreden sonra 1973 tarih ve 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu3 ise hiç uygulama olanağı bulunamadan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Son olarak 1984 tarih ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu4, Yönetmelik ve Teknik Talimatlara göre halen ülke düzeyinde birçok il ve ilçede arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülmektedir. Daha sonra yürürlüğe giren 2872 sayılı Çevre Kanunu5, Çevresel Etki Değerleme Yönetmeliği ve son olarak 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu6 ile arazi piyasalarına yapılan müdahalelerin etkisinin de ölçülmesine yönelik yasal altlık oluşturulmuştur.

Arazi toplulaştırması çalışmalarının çevresel etki boyutu 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili mevzuat açısından ele alındığında, erozyon önleyici tesislerin, yan dere yatağı ıslah çalışmalarının ve meraların düzenlenmesi gibi, çevrenin ve doğanın korunması ve iyileştirilmesini sağlamaya yönelik uygulamaları kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu düzenlemeye uygun olarak gerçekleştirilecek çevresel iyileştirmelerin arazi toplulaştırması ile Türkiye’nin karşı karşıya olduğu kuraklık, çölleşme ve erozyon gibi sorunlara karşı önlem alınması, çevresel sorunların önüne geçilmesi ve daha iyi bir çevre oluşturulması fırsatının hedeflendiği gözlemlenmektedir.

Arazi toplulaştırma çalışmalarının ekonomik boyutu da sürdürülebilir tarım ve çıktıları yönünden önem teşkil etmektedir. En temel insan ihtiyaçlarından olan beslenme ihtiyacı ve bu ihtiyacı karşılayan tarımsal üretimin gerçekleştirildiği kırsal alanlar, hem insan

1 T.C. Resmi Gazete, Tarih: 16.06.1945 Sayı: 6033

2 T.C. Resmi Gazete, Tarih: 15.06.1945 Sayı: 6032

3 T.C. Resmi Gazete, Tarih: 19.07.1973 Sayı:14599

4 T.C. Resmi Gazete, Tarih: 01.12.1984 Sayı: 18592

5 T.C. Resmi Gazete, Tarih: 11.08.1983 Sayı:18132

6 T.C. Resmi Gazete, Tarih: 19.07.2005 Sayı: 25880

(12)

4

yaşamı, hem de Türkiye ekonomisi için büyük önem arz etmektedir. Tarımsal faaliyetin en önemli üretim faktörlerinden biri olan arazinin düzenlenmesi ve tarım için ihtiyaç duyulan suyun temin edilmesi, bunların yanında ulaşım ağının da düzenlenmesiyle üretimin kolaylaşması ve düzenli bir şekilde planlanmasıyla tarımsal faaliyetin daha düzenli bir şekilde gerçekleştirilerek en etkin ve verimli hale gelmesi hedeflenmektedir.

Bu araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın amacı ve kapsamı giriş bölümünde, konuyla ilgili araştırmaların incelendiği ve kaynak özetleri ikinci bölümde yer almaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın inceleme konusu proje uygulama sahası, saha araştırması verilerinin elde edilmesi, sınıflandırılması ve incelenme yöntemleri açıklanmaktadır. Dördüncü bölümde araştırma bulguları irdelenerek, bulgulardan elde edilen verilerin sınıflandırılması yapılarak değerlendirilmesi ve kaynak araştırmaları ile elde edilen bilgiler ile birlikte yorumlanmasına yer verilmektedir. Beşinci bölümde ise arazi toplulaştırmasının daha yararlı bir şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlamak için öneriler sunulmaktadır.

(13)

5 2. KAYNAK ÖZETLERİ

Arazi toplulaştırma çalışmalarına ilişkin birçok çalışma bulunmakla birlikte özellikle projelerin etki değerleme çalışmalarının yapılmamış olduğu ve fayda-masraf analizlerine yönelik çalışmaların ihmal edildiği görülmektedir. Araştırma konusu ile ilgili olan seçilmiş kaynakların özetleri aşağıda tarih sırasına göre verilmiştir:

Aktaş vd. (2003) tarafından arazi toplulaştırması kararlarını etkileyen sosyo-ekonomik faktörlerin analizini içeren bildiride; Adana ili, Karataş ilçesi Yemişli köyünde 45 tarım işletmesi ile yapılan anket sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre çiftçilerin toplulaştırma kararına etki eden faktörler ifade edilmiş, toplulaştırmanın benimsenmesinde temel faktör olarak; yapılan toplulaştırma yatırımı sırasında mevcut olan problemlerin mümkün olan en hızlı şekilde çözümlenmesinin gerektiği belirlenmiş, aksi takdirde toplulaştırma yapılması öngörülen yerlerde muvafakat alınmasının zorlaşacağı ifade edilmiştir. Bunun yanında çiftçilerin proje öncesi arazi toplulaştırmasına yaklaşımının olumlu olmasında en fazla proje yürütücüsü kurum ilgilileri ve elemanlarının etkili olduğu belirlenmiştir. Çiftçilerin büyük çoğunluğu, toplulaştırma kararının verilmesindeki en önemli faktör olarak, şahsa ait parsellerin bir araya getirilerek toplanabilmesi olarak belirtmişlerdir. Yatırımcı kuruluşlarda bu konuyla ilgili çalışan personelin sürekliliğinin sağlanmadığı, bunun ise çalışmanın aksamasına ve uzamasına neden olarak olumsuzlukları beraberinde getirdiği görülmüştür. Mevcut problemlerin hızlı bir şekilde çözülebilmesi için; (i) arazi toplulaştırması yapılacak öncelikli köyler belirlenirken, yatırımların en kısa sürede sonuçlanabileceği köylerin dikkate alınması, (ii) arazi toplulaştırmasının tek bir kurum tarafından yapılması, (iii) arazi toplulaştırması yapılırken yeni parsel düzenlemelerinde mümkün olduğunca hassas olunması, (iv) arazi toplulaştırması ile ilgili çalışan teknik personelin sürekliliğinin sağlanması, (v) yatırım öncesi ve yatırım sırasında belli periyotlarda faydalanıcıların proje hakkında bilgilendirilmesi ve (vi) proje öncesi dönemde toplulaştırma kararını etkileyebilecek sosyo-ekonomik faktörlerin dikkate alınarak yatırımların şekillendirilmesi, bunun için araştırma enstitüleri ve üniversitelerden etkin olarak yararlanılması gerektiği ileri sürülmüştür.

(14)

6

Bursalı’nın (2007) “Arazi Toplulaştırması Yapılan Bir Köyde Yeşil Alan ve Rekreasyonel Alan Planlaması: Malatya İli Yeşilyurt İlçesi Görgü Köyü Örneği” adlı çalışmasında; Malatya ili Yeşilyurt İlçesi Görgü Köyünde gerçekleştirilen arazi toplulaştırma projesi incelenmiştir. Arazi toplulaştırmasının son aşamasında halkın sosyal huzur ve refah düzeyini yükseltmek için rekreasyonel ve yeşil alan planlama çalışmaları yapılmıştır. Bu kapsamda köy içi yollar ve kaldırımlar ile ağaçlandırma ve piknik alanları oluşturulmuştur. Köy yerleşimi içerisinde yapılan bu çalışmalar sonucu artan sosyal yaşam kalitesine paralel olarak köyden kente olan göç etme isteğinde önemli bir düşüş beklendiği belirtilmektedir. Fakat rekreasyonel ve yeşil alan planlama çalışmaları arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında devlet yatırımları içerisinde bulunmadığı için yapımı düşünülen söz konusu planların maddi olanaklardaki yetersizlik sebebiyle uygulanamadığı ifade edilmektedir.

Boyraz ve Üstündağ’ın (2008) “Kırsal Alanlarda Arazi Toplulaştırma Çalışmalarının Önemi” adlı makalelerinde; Türkiye ve bazı yabancı ülkelerde arazi toplulaştırması uygulamalarından örnekler verilerek, toplulaştırma çalışmalarının, arazi kullanımı ve kırsal yerleşimler üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Tarımsal nüfusun belirli bir hızla artmasına karşın, artan nüfusun başka sektörlere aynı hızda aktarılamadığı belirtilmiştir. Arazi toplulaştırma ile yapılan düzenlemeler sayesinde sadece tarımsal üretimde enerjinin ve zamanın verimli kullanılmasının yanında, kırsal alanın sosyo- ekonomik sorunlarına çözüm getirilmesinin de önemli olduğu vurgulanmıştır. Arazi toplulaştırmasının sadece tarımsal faaliyetlere yönelik bir uygulama olarak görülmemesi gerektiği; aynı zamanda kırsal yerleşimlerde yaşayan nüfusun çalışma şartlarını da iyileştirerek köyden kente göç olaylarını yavaşlatacak çok yönlü bir planlama şeklinde algılanması gerektiği ifade edilmiştir. Projeleme sırasında gerçekleştirilen teraslama vb.

tarla içi geliştirme hizmetleri sayesinde erozyonun önlenmesi gibi çevre koruma önlemlerinin mümkün olduğu, yine tarla içi geliştirme hizmeti olarak toprağın derinlerine inilerek kırılma işlemlerinin yapılması ile toprağın gevşetilmesi gibi yöntemlerle verim artışının sağlanmasının olanaklı olduğu ifade edilmiştir.

Toplulaştırma planlamasının özellikle gelişmekte olan ülkelerde yaşanan kırdan kente göçleri azalttığı, kırsal alanlarda tarımsal üretim artışına neden olarak kırsal yerleşimleri cazibe merkezleri haline getirdiği ve bu nedenle Türkiye’de yaşanan köyden kente

(15)

7

yoğun iç göç olaylarına karşı önemli bir çözüm önerisi olarak düşünülmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Altıntaş ve Akçay (2009) tarafından yapılan “Arazi Toplulaştırma Uygulamalarında Üreticilerin Toplulaştırmaya Bakış Açılarını Etkileyen Faktörler (Tokat- Erbaa Örneği)”

adlı makalede; 10 köyden 105 adet işletmeci ile yapılan anketlerle elde edilen veriler analiz edilmiştir. Çalışmada arazi toplulaştırması sonrasında ortaya çıkan temel sorunun tesviye sorunu olduğu ve ikinci sorunun ise drenaj kanallarının dolmuş olması olduğu tespit edilmiştir. Arazi toplulaştırmasından memnun olan çiftçilerin en büyük memnuniyet nedeni olarak arazilerin toplu hale gelmiş olması belirtilmiştir. Bunu sırayla sulamanın kolaylaşması, arazilerin şeklinin düzelmesi, arazilere ulaşımın kolaylaşması izlemiştir. Memnun olmayanların gerekçesi ise tesviyenin iyi yapılmamış olması, yeni arazilerinin eskisinden daha verimsiz yerden olması ve toprak ıslahının yapılmamış olmasıdır. Görüşülen çiftçilerin önemli kısmı, toplulaştırma uygulamasını diğer çiftçilere de tavsiye edeceklerini belirtmişlerdir. Toplulaştırmayı olumlu bulan üreticilerin yaş ortalamasının, olumsuz bulanların yaş ortalamasından daha düşük olmasının yanında, toplulaştırmayı olumlu bulan üreticilerin eğitim düzeyinin, olumsuz bulanlarınkinden daha yüksek olduğu belirtilmiştir. Üreticilerin büyük çoğunluğu, toplulaştırmadan sonra işletmede kullanılan işgücü ve makine kullanımı ihtiyacında azalma olduğunu belirtmişlerdir. Yapılan çalışmada, proje öncesi toplulaştırma ile ilgili eğitim çalışmalarına gereken önemin verilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca proje tamamlandıktan sonra uygulama alanlarındaki kontrol hizmetlerinin sağlıklı şekilde yürütülmemesinin, memnuniyetsizlikte önemli rolü olduğu, bu tür olumsuzlukların kötü örneklerin meydana gelmesine neden olacağı ifade edilmiştir.

Çay ve Çevik (2009) tarafından yapılan “Arazi Düzenleme Sonuçlarının Anketlerle Analizi” adlı çalışmada; Burdur ili Kozluca kasabası, Isparta ili Bozanönü Köyü ve Konya ili Güneysınır ilçesi Alanözü kasabasında yapılan toplulaştırma çalışmalarından etkilenen çiftçilerle yapılan anketler kullanılarak çiftçilerin yapılan toplulaştırmadan ne derece memnun oldukları saptanmıştır. Anket çalışması sonuçlarına göre çiftçilerin toplulaştırmanın kendileri için büyük önem arz ettiğini bildikleri halde, toplulaştırmanın içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları sonucuna varılmıştır. Toplulaştırma

(16)

8

çalışmalarında köy yerleşim alanıyla ilgili hiçbir uygulama yapılmadığı ifade edilerek, arazi toplulaştırma çalışmalarında köy yerleşim alanı düzenlemesinin arka planda bırakılmayıp, başlıca hedefler arasında yer alması gerektiği belirtilmiştir.

Sayılı ve Ekinci (2012)tarafından yapılan “Samsun İli Bafra Ovası Arazi Toplulaştırması Projesinde Çiftçi Davranışlarının Belirlenmesi ve Projenin Sosyo- Ekonomik Yararları” adlı çalışmada; Bafra ilçesi Örencik, Yörgüç ve Dedeli Köyleri’nde82 üretici ile anket yapılarak toplanan verilerle projenin sosyal ve ekonomik etkileri değerlendirilmiştir. Toplulaştırma yapılan köylerde yaşlı grupta yer alan üreticilerin oranının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu duruma genç nüfusun kentlere göç etmesi ve kırsal alanla bağlarını tamamen koparmasının önemli neden olduğu ifade edilmiştir. Üreticilerin toplulaştırma bilinç düzeyleri ile gelişmiş tarım teknolojisini benimseme ve uygulama düzeyleri arasında olumlu bir ilişkinin bulunduğu görülmüştür.

Bu ise yenilikçi üreticilerin toplaştırmaya karşı olumlu bir tutum içinde olduklarını göstermiştir. Toplulaştırma projesine karşı çiftçilerin daha çok sosyal faktörler olan yaşam düzeyi, sosyal katılım ve çevresel ilişkileri, yenilikçilikleri ve kitle iletişim araçlarını kullanma sıklıkları ile yakından ilişkili oldukları tespit edilmiştir. Yapılacak yeni projelerde yayım çalışmalarının bu yönde daha özenle yapılmasının, büyük maliyetler ile yapılan bu projelerin başarısını daha da artıracağı ifade edilmiştir.

Ülger ve Çay’ın (2012)“An Assessment About Land Consolidation in Turkey” adlı bildirilerinde; kırsal arazi düzenlemelerinin uygulanmasında ortaya çıkan problemler ele alınmış ve kırsal gelişim için çözüm önerileri getirilmiştir. Türkiye’de tarım alanlarının büyük bölümünün toplulaştırmaya ihtiyaç duyduğu ifade edilirken, arazi toplulaştırması ile sağlanan tarımsal altyapı iyileştirmelerinin korunmasında, arazilerin parçalanmasını önlemenin büyük bir önem teşkil ettiği, bu sağlanmadığı takdirde yapılan iyileştirmelerin sürdürülebilir olmayacağı ifade edilmiştir. Bunun yanında gelişmiş ülkelerde tarımsal nüfusun %10’un altında olması gerektiği gerçeğinin yanında, Türkiye’nin henüz gelişmekte olan bir ülke oluşu, aynı zamanda Türkiye’deki işsizlik ve kırsal kesimdeki nüfus artışı da göz önüne alınarak, çiftçilerin desteklenmesinin gerektiği belirtilmektedir.

(17)

9

Akşit’in (2013) “Arazi Toplulaştırması Üzerine Çiftçi Algısı” adlı makalesinde; Denizli ili Acıpayam ilçesi Yeşildere köyünde çiftçi algısını ölçmek için 31 çiftçi ile görüşme yapılarak toplanan verilerin analizi yapılmıştır. Toplulaştırma süresince belli bir dönem üretim yapılamayacağına dair muvafakatlarını vermiş olmaları nedeni ile çiftçilerin büyük kısmının bir yıl üretim yapamamış olmalarına karşın herhangi bir hak talebinde bulunmadıkları ve kayıplarının karşılanmadığı belirlenmiştir. Kamu yararı güdülerek yapılan bunun gibi projelerin, bazen bütün gelir kaynağı arazisinden sağladığı ürünü olan çiftçilerin ekonomik çıkmaza sokulmasına neden olduğu belirtilmiştir. Arazi maliklerinin yarısına yakını, isteklerinin dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Özellikle toplulaştırma sonrası araziler yeniden dağıtılırken, arazi maliklerinin isteklerinin dikkate alınması konusunda %48,4 oranında olumlu, %58 oranında arazilerin eskisine oranla daha verimsiz yerlerde toplandığı gibi olumsuz algılar tespit edilmiştir. Arazi toplulaştırma çalışmalarında herkesi memnun etmek mümkün olmadığı için bu durumun oluştuğu belirtilmiştir. Arazi toplulaştırması yapıldıktan sonra memnun olmayanların bu görüşte olmalarının nedenlerinin; toprak varlıklarının azalması ve toplulaştırmanın yapıldığı yıl yaşanan tarımsal üretim kaybı ve bundan kaynaklanan zararın karşılanmaması olduğu belirtilmiştir. Fakat çiftçilerin önemli bir kısmının (%71) sulama, ulaşım, yakıt tasarrufu, gübreleme ve araziyi kullanma kolaylığından dolayı toplulaştırma sonrası düzenlemeleri genel olarak olumlu buldukları belirtilmiştir.

Arıcı ve Akkaya Aslan’ın (2014) “Arazi Toplulaştırması Planlama ve Projelemesi” adlı eserinde; Türkiye’de arazi toplulaştırmanın gelişimi, günümüze kadar yapılan arazi toplulaştırma çalışmaları, toplulaştırmayı düzenlemek için çıkarılan yasalar, toplulaştırmanın uygulama aşamaları ve bu uygulamalar sırasında karşılaşılan sorunlar irdelenmiştir. Özellikle uygulama sırasında ve uygulama sonrasında karşılaşılan sorunların en büyük nedeni olarak yüklenici firmaların mülakatları fazla yatırım yapmadan acele ile gerçekleştirmesi ve projenin mühendisler yerine bu konuda yetersiz kişilere yaptırılması gösterilmiştir. İyi bir mülakat çalışmasının, projelemenin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi için önemli olduğu ve yeterli özen gösterilerek yapılması gerektiği belirtilmiştir. Arazi toplulaştırmasının kısa zamanda bitirilmek istenmesi nedeniyle de bir takım sorunlar ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Zaman baskısının; ön çalışmalar, planlama, toprak etütlerinin yapılması, derecelendirme, tarla içi geliştirme

(18)

10

hizmetlerinin gerçekleştirilmesi vb. aşamalarda kendini gösterdiği ve bu çalışmaların aksamasına neden olduğu ifade edilmiştir. Sürenin kısalığı sorununun; planlama, projeleme uygulama çalışmalarının ayrı ayrı düşünülmesi ve ihale edilmesi ile giderilebileceği ifade edilmiştir. Buna ilave olarak ön etütlerin, arazi toplulaştırma çalışmasının başarısında büyük rolü olduğuna değinilmiştir.Ek olarak katılımcıların arazi toplulaştırmasına olan güveninin, parsellerin yeniden dağıtımından sonra tapularını hızlı bir biçimde almalarına bağlı olduğu belirtilmiştir.

Erpul vd. (2014)tarafından yapılan “FAO – Arazi Kullanım Planlamasının Esasları” adlı eserde; arazi kullanım planlaması, fiziksel, sosyal ve ekonomik etkenlerin sistematik bir biçimde değerlendirilmesi olarak tanımlanmıştır. Amacının da yeni ihtiyaçlar ve üretim ilişkileri doğrultusunda, üretimin artırılması ve kaynak sürdürülebilirliğinin karşılanabilecek bir şekilde yatırımcı ve girişimcileri teşvik etmek ve arazi kullanım türlerinin seçiminde yardımcı olmak olduğu belirtmiştir. Aynı zamanda, arazi kullanım planlamasının yararlı olabilmesi için; (i) arazi kullanım değişikliği ihtiyacı veya bazı istenilmeyen değişimleri engellemek için yapılacak girişimler konu ile ilgili halk tarafından kabul edilmesi ve (ii) planı yürürlüğe koyabilecek siyasi istek ve güç olması gerekmektedir. Bunların yanında, arazi kullanım planlamasının disiplinler arası bir çalışma olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle farklı disiplinleri bir araya getiren bir ekibin oluşturulması gerektiği, ulusal ölçekteki bir ekibin örneğin bir toprak etüd uzmanı, bir arazi değerleme uzmanı, bir tarım uzmanı, bir orman uzmanı, bir otlak (mera) ve hayvancılık uzmanı, bir mühendis, bir iktisatçı ve bir sosyologdan oluşabileceği belirtilmiştir. Bunun yanında yerel ölçeğe özgü bir planlama ekibinin ise bir arazi kullanım uzmanı ve bir veya iki yardımcı elemandan oluşabileceği ifade edilmiştir. Ek olarak, yapılan çalışmaların başarılı olabilmesi için planlama sırasında arazi kullanıcılarıyla iletişim sürekliliğinin sağlanmasının gerekliliği ve çiftçilerin süreci benimsemesi için, onların bakış açısı ile anlaşılabilecek yararların sağlaması gerektiği belirtilmiştir.

Erpul vd.’nin (2014)“Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu: Mevcut Durum Analizi” adlı makalesinde, Türkiye’de arazi kullanım planlarının hazırlanabilmesi için detaylı toprak etüt ve haritalama çalışmalarına ihtiyaç bulunduğu, halen bunların

(19)

11

yapılmamış olduğu, çeşitli alanlarda 5403 sayılı Kanun kapsamında yürütülen toprak koruma projeleri kapsamında yapılan toprak etüt projelerinin yaygınlaştırılması için çalışmaların yapılabileceği ifade edilmiştir. Tarım arazilerinin yönetimi konusunda nitelikli insan kaynağı ve teknolojik altyapının oluşturulması, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri çalışmalarının hızlandırılmış olması ve Tarım Bilgi Sistemi çalışmalarına başlanarak etkin arazi yönetimi ve planlamasına yönelinmesinin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun işlerliğini artırmak amacıyla atılan önemli adımlar olduğu, Kanun ile bu çalışmaların birlikte ilerlemesinin Türkiye’de tarım arazilerinin sürdürülebilir kullanımı açısından önemli olduğuna değinilmiştir. 5403 sayılı Kanunun, toprak bozunumu ve erozyon gibi Türkiye’nin doğal kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını tehdit eden konular üzerinde ihtiyaç duyulan adımların atılmasında ciddi yükümlülüklerinin bulunduğu ifade edilmiştir.

Kanunun kapsamında belirtilen planlama araçlarının harekete geçirilmesinin önemli olduğu, aksi takdirde iklim değişikliği ve küresel ısınma, çölleşme, erozyon ve yer altı su kaynaklarının aşırı kullanılması gibi, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını tehdit eden güncel sorunların plan ve projelerde ihmal edilmesinin söz konusu olabileceği vurgulanmıştır. 5403 sayılı Kanunun uygulanmasında ve güncel arazi kullanım planlarının hazırlanmasında karşılaşılabilecek zayıf noktalar arasında, arazi toplulaştırma ile sulama projelerinin uygulanmasındaki koordinasyon eksikliğinin de bulunduğu belirtilmiştir. Buna göre, kanun kapsamında toprak ve su korumalı arazi kullanım planlarının yapılması ve sürdürülebilir arazi yönetim teknolojileri ile yaklaşımlarının arazi kullanım planlarına entegre edilmesinin gerekliliği ifade edilmiştir. Ek olarak, yapılan çalışmalardan elde edilen bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasının ve bu konudaki kamuoyu bilincinin oluşması için gerekli eylemlerin yapılmasının, Kanunun uygulamadaki başarısı üzerinde önemli rol oynayacağı ifade edilmiştir. Arazi toplulaştırma projelerinin tarım üzerine olan etkisinin, toplulaştırma ile birlikte uygulanan diğer tarla içi geliştirme hizmetlerinin uygulanması ile artan bir önem taşıdığı belirtilmiş, toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi ve daha etkili bir şekilde değerlendirilebilmesinin, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin uygulanması ile gerçekleşebileceği; bu entegre yaklaşımların havza planlama ve koruma projelerinin başarıyla uygulanması için son derece önemli olduğu belirtilmiştir.

(20)

12

Kirmikil ve Arıcı’nın (2014)makalesinde; sulama projesinin uygulandığı alanlarda arazi toplulaştırmasının kırsal çevre üzerine etkileri, Bursa ili Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerinde gerçekleştirilen toplulaştırma projeleri örnek alınarak irdelenmiştir. Çalışmada, parsellerin sınırlarını belirtmek için dikilmiş olan ağaçların düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla kesildiğini ve bunun çevresel yapı için zarar oluşturduğunu tespit ederken, toplulaştırma sahasında bulunan ağaçların düzenlemelerin yapılması sırasında sabit tesis olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun yanında, düzenlenen yeni ulaşım ağını oluşturan yollar boyunca ağaçlandırma yapılma fırsatının bulunduğunu, böylece çevresel zararın etkilerinin azaltılabileceği ifade edilmiştir. Ulaşım ağının gelişmesinin, sadece çiftçilerin tarım arazilerine ulaşımının sağlanmasında değil, kırsal turizmin gelişmesinde de olumlu bir faktör olarak kullanılabileceğini, ulaşımın gelişmesinin yanında etkili bir çevre koruma planlamasının kırsal turizmi geliştirerek ekonomik yarar da sağlayabileceği belirtilmiştir.

Küsek’in (2014)Türkiye’de arazi toplulaştırmasının yasal durumu ve tarihsel gelişimini değerlendiren makalesinde; toplulaştırmanın çevresel, sosyal ve ekonomik yararları irdelenmiştir. Köy yerleşim yeri yenilemesi yoluyla sosyal ve çevresel anlamda potansiyel yararların sağlandığı, çevresel gelişmenin sağlanabilmesi için, peyzaj, rekreasyon ve doğa korumaya yönelik alanların; arazi toplulaştırma projelerinde toplam proje alanına oranlı olarak zorunlu biçimde oluşturulması gerektiği, arazi toplulaştırmasının köy yenileme çalışmaları ile koordine edilmediği sürece istenilen kırsal gelişme etkisini sağlayamayacağı vurgulanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre köylerdeki genç nüfusun kentlere göçmesinin önlenebilmesi için köy yenileme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Onuncu Kalkınma Planı Tarımsal Arazilerin Sürdürülebilir Kullanımı Çalışma Raporunda (2013); iklim değişikliği ve kuraklığa karşı yapılması gereken uygulamalara yer verilmiştir. Sürdürülebilirlik ilkesi kapsamında kaliteye dayalı üretim artışı ile gıda güvenliği ve gıda güvenilirliğinin sağlanması için; sulama ve tarla içi hizmetler, meraların ıslahı ve korunması, arazi toplulaştırması, yaygın eğitim-yayım ve tüketici bilinçlendirilmesinin önemli olduğu belirtilmiştir. Tarım arazilerinin sürdürülebilir yönetimine ilişkin olarak dünyada gerçekleştirilen uygulamalarda, ekonomik

(21)

13

işletmeciliğin gereği olan arazi kullanımı ile ilgili sorunların çözümü ile arazinin korunmasına yönelik tedbirlerin alınması üzerine yoğunlaşıldığı belirtilmektedir. Tarım arazilerine ilişkin olarak yaşanan temel sorunların; arazi tasarruf şekli, amaç dışı kullanımlar, arazi bozulumu, arazi parçalılığı ve arazi mülkiyeti ile ilgili olduğu ifade edilmektedir.Bu sorunların giderilmesi için dünyada en yaygın olarak kullanılan aracın, söz konusu sorunları bütüncül olarak ele alan arazi toplulaştırması olduğu belirtilmiştir.

pek çok Avrupa ülkesinde arazi parçalılığının giderilmesinin yanı sıra toprak yapılarının iyileştirilmesi, erozyon ve suyun toprak üzerine olabilecek olumsuz etkileri ile mücadele etmek amacıyla arazi toplulaştırmasına uzun yıllar önce başlamış ve bu çerçevede tarım arazilerinin önemli bir kısmını toplulaştırmış olduğu ifade edilmektedir.

Ayrıca Türkiye’de artmakta olan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin, tarım bilgi sisteminin oluşturulmasına yönelik projeler ve sulama yatırımlarının hızlandırılmasının, bunun yanında tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önlenmesine ilişkin mevzuat çalışmalarının sürdürülebilir arazi kullanımı ve yönetimine ilişkin ümit verici gelişmeler olduğu belirtilmiştir. Buna karşın arazi toplulaştırma ve sulama projelerinin uygulanmasında koordinasyon eksikliklerinin bulunduğu dile getirilmiştir. Mevcut sorunların üstesinden gelinebilmesi için arazi toplulaştırmasında erozyonu önlemeye yönelik tedbirlerin alınmasının gerektiği ve toplulaştırma çalışmalarının hızlanması için özellikle taşra birimlerindeki kapasite ve kurumsal yapılanmaya ilişkin sorunların çözülmesi yönünde çalışmaların yapılması gerektiği belirtilmiştir (Anonim 2014a).

DSİ Genel Müdürlüğü 2015-2019 Dönemi Stratejik Planına göre; DSİ bünyesinde öncelik sıralaması için getirilmiş olan şartlara göre öncelikle arazi toplulaştırması ile her parselin yola ve suya ulaşımı sağlanarak, kamulaştırma ve inşaat maliyetlerinde tasarruf sağlanacaktır. Stratejik bir hedef olarak, sulama projelerinin öncelikle arazi toplulaştırmalı olarak gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Arazi toplulaştırma faaliyetleri ile ilgili olumsuz bir faktör olarak, arazi toplulaştırma faaliyetleri konusunda çiftçi ve köylüye yeterli düzeyde bilgi aktarımının yapılmadığı ifade edilmiştir. Bir sahada sulama projesi gerçekleştirmeden önce arazi toplulaştırması yapılabildiğinde kamulaştırma ödemelerinden, inşaat ve işletme giderlerinden yaklaşık %40 oranında tasarruf sağlanabildiği ifade edilmiştir. Türkiye’de bugüne kadar sulama alanlarında

(22)

14

gerçekleştirilen arazi toplulaştırmasının %10 mertebesinde olduğu, bu oranın yeni projeler sebebiyle %8’e düştüğü belirtilmiştir. Türkiye’de arazi toplulaştırma çalışmalarında gönüllülük ilkesi benimsendiğinden, sulama projesi kapsamında yer alan ve projeden faydalanacak olan çiftçilerin bazı tereddütleri ve ikna olmalarında yaşanan problemlerin toplulaştırmanın başarısını engellendiği de ifade edilmiştir (Anonim 2014b).

İldeniz ve Demiryürek (2015) tarafından yapılan “Samsun İli Bafra İlçesi Sol Sahil Köylerinde Yapılan Arazi Toplulaştırmasına Zorunlu ve İstemli Katılan Çiftçilerin Tutum ve Davranışlarının Karşılaştırılması” adlı çalışmada; Bafra ilçesinde arazi toplulaştırması projesine zorunlu ve istemli olarak katılan çiftçilerin toplulaştırma projesine katılım durumu ile çiftçilerin tutum ve davranışlarını etkileyen faktörler ele alınmıştır. Çalışma kapsamında projeye istemli ve zorunlu olarak katılan çiftçilerin proje öncesinde ve sonrasında parsel sayısı, arazi büyüklüğü, bitkisel üretim durumları, sosyo-ekonomik özellikleri, projeden memnun olma durumları ve projeyi diğer çiftçilere tavsiye etme durumları karşılaştırılmıştır. Çiftçilerin parsel sayısı arttıkça arazi toplulaştırmasına istemli olarak katılma olasılıklarının da arttığı tespit edilmiştir.

Üreticiler, proje kapsamında yapılan hizmetlerden daha iyi yararlandıkları için arazilerinin değerinin arttığını belirtmişlerdir. Arazilerin birleşmesi, arazi değerinin artması ve arazilerinin daha verimli bir yere gelmesinden dolayı projeye istemli olarak katılan çiftçilerin üretim deseninde hububatlardan (buğday, mısır), yem (fiğ) bitkilerine ve ticari değeri yüksek olan çeltik gibi ürünlerin yetiştirilmesine doğru geçiş olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikle çiftçilerin hayvan sayılarının da arttığı belirlenmiştir.

Projeye istemli olarak katılan çiftçilerin bilgilendirme toplantısına daha fazla katıldığı ve arazi toplulaştırması hakkında daha fazla bilgi sahibi oldukları tespit edilmiştir.

Bundan yola çıkılarak çiftçileri yenilikler hakkında bilgilendirmek amacıyla ilgili kuruşlarca köylere belli zamanlarda yayım elemanları gönderilmesiyle çiftçilerin eğitilmesi, sorunlarının dinlenmesi ve yeniliklere karşı sergiledikleri tutum ve davranışların belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

İlhan ve Erpul’un (2015) “Arazi Toplulaştırma Çalışmasında Başarı Analizi: Erzurum İli, Daphan Ovası” adlı bildirisinde; bölgede yapılan arazi toplulaştırma çalışmasının

(23)

15

fiziksel, sosyal ve ekonomik açıdan olumlu ve olumsuz yönleri ele alınmıştır. Dağıtıma esas olan arazi derecelendirmesi yapılırken, taşınmazları olumlu veya olumsuz etkileyen faktörlerin yeterince dikkate alınmadığı ve bu nedenle derecelendirmenin beklenen düzeyde başarılı olmadığı dile getirilmiştir. Doğru bir derecelendirmenin yapılabilmesi için ise taşınmazlar üzerinde değer artışı ve azalışını etkileyen tüm etkenlerin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bunun yanında toplulaştırma sahasında, karayoluna cepheli olan tarım arazilerinde yapılan uygulama imar planlarının, bir süre sonra söz konusu bölgedeki arazilerin parçalara ayrılmasına ve tarım dışı kullanımına yol açtığı, tarım arazilerinin maliklerinin de parsellerini ekonomik getirisi yüksek olan imar parsellerine dönüştürme arzusunda olmasının bu durumu pekiştirdiği saptanmıştır.

Arazilerin parçalılığının azaltılması, sulama ve ulaşım ağının geliştirilmesi, arazi tesviyesinin gerçekleştirilmesi, kadastro çalışmalarından kaynaklı bir takım teknik hataların da giderilerek gelecekte açılması olası davaların önüne geçilmesinin ise, uygulamanın olumlu yanları olduğu belirtilmektedir.

Karagöz vd. (2015)tarafından yapılan “Çölleşme, Kuraklık ve Erozyonun Olası Etkilerinin Türkiye Ölçeğinde Değerlendirilmesi” adlı makalede; Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafi konum, iklim, topografya ve toprak şartları itibarıyla çölleşme ve kuraklığa karşı hassasiyeti yüksek bir ülke olduğu vurgulanmıştır. Türkiye belli aralıklarla kuraklığa maruz kalmaktadır ve 1804, 1876 ve 1926 yıllarında meydana gelen şiddetli kuraklıklar, tarımsal ürünün tamamının kaybına, çiftlik hayvanlarının telef olmasına, çiftçi ve köylülerin evlerini terk etmesine yol açmıştır. Yakın tarihte yaşanan en büyük kuraklık 2008 yılında gerçekleşmiş ve tarım sektörüne maliyeti 1,5-2,0 milyar Avro olmuştur. Makalede çölleşme ve erozyon bakımından, arazisinin büyük kısmı kurak ve yarı kurak bölgede yer alan Türkiye’de özellikle tarım alanlarında uygulanacak planlarda korumalı tarım7sistemlerinin benimsetilmesi ve kademeli olarak geçişin desteklenmesi ve yayım çalışmalarının sağlanmasının su ve rüzgar erozyonundan kaynaklanan çölleşme tehdidinin en aza indirilmesi için önemli olduğu, suyu tasarruflu

7Korumalı tarım; toprak işlemeyi azaltan, değiştiren ve ortadan kaldıran yöntemleri içermektedir. Bir diğer önemli yararı da korumalı tarım sistemlerinde toprakta suyun depolanmasıdır ve özellikle Türkiye gibi çölleşme ve erozyona yüksek duyarlılık gösteren kurak ve yarı kurak bölge topraklarında çölleşme ile mücadelede büyük önem taşımaktadır (Karagöz vd. 2015).

(24)

16

kullanan sistemlerin tarımsal üretimde doğru kullanımının sağlanması için eğitim ve yayım faaliyetlerinin artırılmasının gerektiği belirtilmiştir.

Erpul vd. (2016)tarafından yapılan “Sürdürülebilir Toprak Yönetimi ve Gıda Güvenliği” adlı çalışmada; Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışı dikkate alındığında gıda talebinin de giderek arttığı ve gelecekte de artmaya devam edeceği, nüfustaki hızlı değişimlerin gıda temini için arazi kaynakları üzerinde ciddi baskılar oluşturabileceği ifade edilmiştir. Gıda üretiminin kaynağı olan toprağın bu süreç içinde sürdürülebilir kullanılmaması ve korunmaması halinde geri dönüşümü mümkün olmayacak şekilde kaybedileceğini belirtmiştir.

Karakayacı vd. (2016) tarafından yapılan “Arazi Toplulaştırmasının Arazi Değerine Etkisi; Konya İli Alanözü kasabası Örneği” adlı eserde; 50 adet tarım işletmesi ile yapılan anketlerin analizine dayalı olarak arazi toplulaştırma çalışmaları ile değişen ve gelişen arazi faktörlerinin arazi değerini artırıcı yönde bir sağladığı ve ayrıca çiftçiler arasındaki yol, su ve sınır anlaşmazlıkları ortadan kaldırdığı için sosyal huzurun tesisine de olanak verdiği ve sonuç olarak arazi toplulaştırmanın başlıca yararının çiftçiyi arazisine bağlamak olarak ifade edilebileceği vurgulanmıştır.

Şişman ve Bilgin’in (2016) “Trakya Bölgesinde Arazi Toplulaştırma Uygulamalarının Üretici Boyutundaki Başarısı” adlı makalesinde; Edirne ili İpsala ilçesi Kocahıdır beldesi ve Küçükdoğanca köyünde üreticilerin arazi toplulaştırmasına yaklaşımları, bakış açıları ve bunları etkilediği düşünülen kriterler, anket sonuçlarına göre analiz edilmiştir. Çalışmaya katılan işletme sahiplerinin %92 gibi büyük çoğunluğunun yörede uygulanan arazi toplulaştırma çalışmalarının tarımsal üretimin artmasına katkı sağladığını düşündüğü ve toplulaştırma çalışmalarına bakış açılarının olumlu yönde değiştiği ifade edilmiştir. Üreticilerin kendilerine arazi toplulaştırması ile ilgili yeterli açıklama yapıldığı ve arazi toplulaştırmasına muvafakat verdikleri görülmüştür.

Üreticiler bu projede kendileri ile mülakat yapıldığını, mülakat aşamasındaki isteklerinin büyük ölçüde yerine getirildiğini, projenin askıda kalma süresinin yeterli olduğunu ve askı süresince çalışma sonuçları hakkında kendilerine yeterince açıklama yapıldığını beyan etmişlerdir. Ancak yürütülen toplulaştırma çalışmaları sırasında

(25)

17

mevcut tüzük ve yönetmelikleri içeren özel toplulaştırma kanununun olmaması nedeniyle projelendirme ve uygulamalar sırasında bir takım sorunların yaşandığı, bu sorunlar hızla çözümlenemediği için çalışmaların aksadığı ve projelerin istenilen şekilde yürütülemediği, bu nedenle de yatırımların tamamlanma sürelerinin uzadığı ifade edilmektedir. Belirtilen bu sorunların aşılabilmesi için öncelikli olarak çiftçilerin toplulaştırmanın kapsamı ve sağlanacak faydalar konusunda bilgilendirilmesi gerektiği, çiftçilerin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmamalarının proje yürütücüsü kurumu zor durumda bıraktığı belirtilmektedir. Bunun üstesinden gelmek için, arazi toplulaştırma kapsamında çiftçi eğitim ve yayım programlarına mutlaka yer verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

(26)

18 3. MATERYAL VE YÖNTEM

3.1 Çalışma Sahası

Bu çalışmada örnek olarak Mustafakemalpaşa Güllüce Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi seçilmiş olup, proje DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında ihale edilmiş ve kontrollüğü de yine DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Projenin kapsadığı alan, Güney Marmara ılıman iklim kuşağında yer almakta ve Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesi sınırlarında kalan Güllüce, Ocaklı, Tatkavaklı, Derecik, Koşuboğazı ve Boğazköy adlı mahalleleri kapsamaktadır (Şekil 3.1). Proje alanının 2.126,28 hektar araziyi kapsadığı ve nispeten geniş proje sahasının olduğu görülmektedir.

Şekil 3.1 Çalışma sahasının uydu fotoğrafı

Proje tamamlandığında bölgede kullanılacak olan sulama suyunun, Bursa ili, Mustafakemalpaşa ilçesi Bük Mahallesi’ndeki Devecikonağı Barajı’ndan sağlanması planlanmaktadır. Proje için ihaleye 2010 yılında çıkılmış, çalışmalar ise 2011 yılında başlamıştır. İş süresi yer tesliminden itibaren beş yüz takvim günü olmasına karşın, proje henüz tamamlanmamıştır. Şimdiye dek Boğazköy, Koşuboğazı ve Derecik

(27)

19

Mahalleleri’ne ait parselasyon planları Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) tarafından onaylanmış ve kontrol için Mustafakemalpaşa Kadastro birimine gönderilmiş, ancak kontrolleri henüz tamamlanmamıştır. Ocaklı, Tatkavaklı ve Güllüce Mahalleleri’ne ait parselasyon planları çeşitli sorunlar ve itirazlar nedeniyle yeniden düzenlenmekte olup, henüz tamamlanabilmiş değildir. Projenin sonuçlanması için gerekli şartlar sağlanamadığı için yüklenici firmanın talebi üzerine proje teslim tarihi 29.12.2017 olarak belirlenmiştir.

3.2 Çalışma Materyali

Bu çalışmanın materyalini çalışmanın konusunu oluşturan arazi toplulaştırma projesinin gerçekleşmekte olduğu bölgede yapılan gözlemler, projenin kontrollüğünü üstlenen DSİ Genel Müdürlüğü’nden alınan veriler, çiftçilerle ve mahalle muhtarlarıyla yapılan anketler ve mülakatlarla toplanan veriler oluşturmaktadır. Bu kapsamda toplam71 çiftçi ile anket ve mülakat yapılmıştır.Projeyi yürütmekte olan yüklenici firma yetkilileriyle mülakat yapılması da amaçlanmış fakat firma yetkilileri bu talebe karşılık vermediği için söz konusu amaca ulaşılamamıştır.

3.3 Çalışma Yöntemi

Başlangıçta arazi toplulaştırmasının anlatıldığı ve toplulaştırma çalışmalarının çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerinin ele alındığı kaynaklar incelenmiş ve yapılan incelemeler doğrultusunda elde edilen bilgiler ışığında, anket ve mülakat çalışmaları ile proje sahasında gözlemler yapılmıştır.

Anket ve mülakatlarda yapılandırılmış görüşme kapsamında önceden hazırlanmış formlar8 üzerinden sorular sorulmuş, söz konusu formlardaki sorular zaman içinde düzenlenmiş, yenileri eklenmiş ve karşı tarafta memnuniyetsizlik ve rahatsızlığa neden olan sorular ile etkili bir karşılık alınamayan sorular listeden çıkarılmıştır.

8Bu formlardaki soruların bir kısmı Tayfun Çay ve Hasan Çevik tarafından gerçekleştirilmiş olan Arazi Düzenleme Sonuçlarının Anketlerle Analizi (2009) adlı çalışmadan alınmıştır.

(28)

20

Yapılandırılmış görüşme metodunun dışında, açık uçlu sorular da sorularak, daha önce öngörülemeyen unsurların da ifade edilmesinin sağlanması amaçlanmıştır. Buna ilave olarak DSİ tarafından çalışmaya ilişkin olarak oluşturulmuş veriler incelenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz9 yöntemi uygulanmıştır.

İnceleme sonuçlarına göre projenin çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri ortaya konulmuştur. toplulaştırma projesinin olası bütün etkilerinin irdelenmesine yönelik olarak aşağıdaki seçilmiş sorunlarla araştırma için gerekli olan veriler toplanmış ve elde edilen verilerin analizi yapılarak değerlendirme yapılması yoluna gidilmiştir. Buna göre;

(i) üretimde verimliği artırmaya yönelik; parsellerin düzenlenmesi, sulama, ulaşım ve tarla işi geliştirme hizmetleri ile ilişkili veriler ekonomik, (ii) çiftçilerin arazi toplulaştırmasına yaklaşımları ve konu ile ilgili bilinç düzeyleri, proje sürecinde idare ile ilişkileri ve tarımsal üretim ile kırsal yaşam üzerine yaklaşımları, aynı zamanda birbirleri arasındaki ilişkilere dair veriler sosyal, (iii) çölleşme ve kuraklığa karşı uygulamaların yanında ağaçlandırma ve köy yerleşim alanı düzenlemesine ilişkin veriler çevresel veri olarak sınıflandırılmış ve değerlendirilmiştir.

Çevresel, sosyal ve ekonomik verilerin birbiri ile olan ilişkisi üzerine düşünceler tartışma bölümünde ifade edilmiştir. Arazi toplulaştırma projelerine ilişkin bütün saha çalışmaları ve idari kayıtların birlikte kullanılması ile GZFT Analizi ile değerlendirme yapılarak politika önerilerinin ortaya konulması yoluna gidilmiştir. GZFT Analizi ile toplulaştırma projesinde ya da bir girişimde kurumun, tekniğin, sürecin, durumun veya kişinin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemekte, iç ve dış çevreden kaynaklanan fırsat ve tehditleri saptamak için kullanılan stratejik bir teknik olarak bilinmekte ve kırsal arazi kullanımı ve arazi düzenlemeleri alanında sıklıkla kullanılmaktadır.

9Betimsel Analiz; çeşitli veri toplama teknikleri ile elde edilmiş verilerin, daha önceden belirlenmiş temalara göre özetlenmesi ve yorumlanmasını içeren bir nitel veri analiz türüdür. Bu analiz türünde temel amaç elde edilmiş olan bulguların okuyucuya özetlenmiş ve yorumlanmış bir biçimde sunulmasıdır (Yıldırım ve Şimşek 2003; Özdemir 2010).

(29)

21 4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA

4.1 Araştırma Bulguları

4.1.1 Projenin sosyal etkileri

Çalışma sonuçlarına göre projenin faydalanıcılarının arazi toplulaştırması konusundaki bilgi düzeyleri ve arazi toplulaştırmasının dışında tarımsal üretime ve çalışma biçimine olan yaklaşımlarına ilişkin bilgilere ulaşılmıştır. Ankete katılan çiftçilerin tamamı, arazi toplulaştırmasının onlar için önemli bir konu olduğunu, fakat bu konuya ilişkin bilgi düzeylerinin düşük olduğunu ifade etmiştir. Katılımcıların %98.59’u çok sayıda ve küçük boyutta parsele sahip olmak yerine az sayıda (mümkünse tek) ve büyük boyutta parsele sahip olmayı tercih edeceklerini belirtmişlerdir. Bu etki de arazi toplulaştırma çalışmasına olumlu yaklaşıldığı şeklinde yorumlanabilecektir. Fakat aynı zamanda kendilerine ailelerinden miras kalmış olan arazilere duygusal olarak bağlılık hissettiklerini ve bu nedenle parsellerinin düzenlenmesi sırasında yerlerinin değişmesinden çekindiklerini belirtmişlerdir. Aynı zamanda çok sayıda küçük parsele sahip olunduğunda parselleri satmanın kolay olduğunu, fakat az sayıda büyük parsele sahip olunduğunda bunu gerçekleştirmenin daha zor olduğunu, bu durumun da parsellerin toplu hale getirilmesinden yana bir çekimserlik oluşturduğunu belirtmişlerdir. Çiftçilerin büyük kısmı (%97.18), aile işletmesi gibi ortaklık yoluyla çalışmak yerine tek başına çalışmayı tercih edeceğini ifade etmiştir. Bunun nedeni sorulduğunda ise ortaklık şeklinde çalışıldığında anlaşmazlıkların meydana geldiğini, bundan kaçınmak için bireysel çalışmayı tercih ettiklerini belirtmişlerdir.

İncelenen proje alanındaki köylerde yaşayan nüfusun yaş ortalamasının yüksek olduğu görülmüştür. Anketler ve mülakatlarda gençlerin özellikle ekonomik nedenlerden dolayı köyde kalmak yerine şehirlere yerleşmeyi tercih ettikleri, mevcut ekonomik sorunların çözülmesinin ise bu durumu tersine çevirip göçleri engelleyeceği belirtilmiştir.

(30)

22

Ankete katılanlar içinde, proje sürecine katılımın düşük olduğu görülmektedir.

Anketlere göre çiftçilerin %88.73’ü toplulaştırma ile ilgili bilgilendirme toplantılarına katılmamıştır. Bu toplantılara katılmayan çiftçiler, toplulaştırma yapılacağını mahalle muhtarlarından öğrendiklerini belirtmişlerdir. Toplulaştırma çalışmalarına muvafakat vermediklerini belirtenlerin oranı %87.32 olup, kendileriyle mülakat yapılmadığını belirtenlerin oranı ise %70.42 olmuştur.

Koşuboğazı, Güllüce ve Tatkavaklı Mahallelerinin muhtarları, arazi toplulaştırmasının köylüler arasındaki anlaşmazlıkları çözmede olumlu bir etki sağlamadığını ifade ederken, Koşuboğazı Mahallesi’nde toplulaştırma projesi ile birlikte çiftçiler arasında derecelendirmeden kaynaklı anlaşmazlıkların ortaya çıkmaya başladığını belirtmiştir.

Ankete katılanların %92.95’inin derecelendirmenin iyi yapılmadığı düşüncesinde olması bu durumu doğrulamaktadır.

Projenin sonuçlanmamış ve parsel dağıtımlarının tamamlanmamış olmasının meydana getirdiği çeşitli sosyal sorunlar mevcuttur. Yapılan planlara göre arazilerinin yeri değişen ve eski parselleri farklı çiftçilere verilirken, kendilerine yeni parseller verilen çiftçiler bulunmaktadır. Bu çiftçiler henüz resmi olarak yeni parsellerine sahip hale gelmedikleri için kendilerine verilmiş olan yeni parseli de eski sahipleri kullanmaktadır.

Belirtilen çiftçiler tarımsal üretim amacıyla kullanacak arazi bulamamakta ve elde edecekleri gelirden mahrum kalmaktadırlar. Bu durumun özellikle farklı köyler arasındaki sınır parsellerde meydana gelmesi köyler arasında anlaşmazlığa yol açmaktadır. Dolayısıyla dağıtımların gecikmesi hem sosyal hem de ekonomik sorunlara neden olmaktadır. Muhtarlar ile yapılan mülakatlarda özellikle Koşuboğazı, Güllüce ve Tatkavaklı Mahallelerinde, başlangıçta arazi toplulaştırmasına olumlu yaklaşılırken, projenin uzamasından ve parsellerin dağıtımlarının tamamlanmamasından dolayı fikrini olumsuz yönde değiştiren çiftçilerin bulunduğunun belirtilmesi de bu nedenle meydana gelen sorunların varlığını doğrulamaktadır.

İdare ile faydalanıcılar arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanan sorunların da mevcut olduğu belirlenmiştir. Yapılan mülakatlarda çiftçilerin bir talep ya da şikayetleri olduğunda kimle muhatap olacaklarını bilmedikleri belirtilmiştir.

(31)

23 4.1.2Projenin ekonomik etkileri

Proje kapsamında, önceden 3205 adet olan parsel sayısı 2.189’a düşmüş, ortalama parsel büyüklüğünün 10.255m2’den 14.397m2’ye çıkmıştır. Proje ile ortalama parsel büyüklüğünde % 40,39 oranında artış sağlanmış olup, toplulaştırma sonrası dönemde parsellerin parçalanmasının önlenmesine ağırlık verilmesi gerekli görülmektedir. Proje öncesinde 1.900m olan sulama hattı uzunluğu, proje sonrasında 41.130m olmuştur.

Proje öncesinde sulama hattından faydalanan 187 parsel varken, proje sonrasında bu sayı 2.189’a ulaşmıştır, yani proje ile düzenlenmiş olan tüm parseller sulama hattından yararlanır hale gelmiştir. Proje öncesinde 1205 parsel yola sahipken, yeni düzenleme ile tüm parseller ulaşım ağından yararlanır hale gelmiştir.

Ankete katılan çiftçilerin %91.54’ü çiftçiliği severek yapmadıklarını, bunun temel nedenleri arasında; tarımsal üretimin masraflı ve zahmetli olması, üretimden elde edilen ürünlerden yeterli kazanç elde edilememesi ve devlet desteğinin yetersizliği gibi ekonomik etkenler sıklıkla sayılmaktadır. Muhtarlar ile yapılan görüşmelerde de çiftçilerin genelinin borçlu olduğu dile getirilmiştir. Aynı zamanda ankete katılan çiftçilerin %71.83’ü arazilerinin düzenlenmiş halinin düzenlemeden önceki haline göre daha verimli olacağını düşündüklerini belirtmişlerdir.

Arazi toplulaştırması ile beklenen ekonomik canlanmanın henüz gerçekleşmediği düşüncesinin hakim olduğu gözlenmiştir. Bu durum ise projenin henüz sonuçlanmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Çiftçiler ile yapılan görüşmelerin sonuçlarına göre arazi toplulaştırması projesi ile birlikte bölgede tarımsal ürünlere ilişkin daha iyi pazarlama koşulları oluşması ve tarımsal teşvik programlarının da gerçekleştirilmesinin, ekonomik bir faydanın oluşması için gerekli olduğu fakat bu yönde bir uygulamanın gerçekleşmediği belirtilmiştir. Katılımcıların %73.23’ü mevcut toplulaştırma ile birlikte yaşam standartlarında henüz bir değişim olmadığını bildirmiştir (Şekil 4.1).

(32)

24

Şekil 4.1 Toplulaştırma sonrası yaşam standartlarındaki değişim

Yapılan görüşmelerde Güllüce ve Tatkavaklı Mahallelerinin yakınında yer alan organize sanayi bölgesine yakın olan arazilerin maliklerinin arazi toplulaştırması kapsamında arazilerinin yerlerinin değiştirilmesinden rahatsız olduğu görülmüştür. Aynı zamanda İzmir-Bursa yoluna cepheli arazilerin fiyatlarının yeni yükselmekte olduğu ifade edilmiştir. Arazi malikleri söz konusu taşınmazların tarım arazisi vasfından çıkmasını istediklerini belirterek, bu taşınmazların ileride değerinin daha da artacağını ve bir yatırım aracı olarak değerlendirilebileceğini düşündüklerini, taşınmazlarının yerleri değiştiğinde ise bu yatırım olanağından mahrum kalacakları için haksızlığa uğrayacakları düşüncesinde olduklarını belirtmişlerdir.

Ankete katılan çiftçilerin %70.42’si çalışmalardan zarar gördüklerini belirtmiş, gerekçe olarak da çalışmanın beklenenden fazla uzamasını ve parsel dağıtımlarının hala tamamlanmamış olmasını göstermişlerdir. Bu durum Güllüce, Ocaklı ve Tatkavaklı Mahallelerinde meyveciliğin gerçekleştirilmesini zorlaştırmıştır. Çünkü sahibi kesinleşmemiş taşınmazlarda yeni meyve bahçesi tesis edilememekte veya yonca gibi çok yıllık bitkiler yetiştirilememektedir. Bunun yerine ancak tek yıllık ürünlerin tarımı yapılabilmektedir.

Toplulaştırma sonrası yaşam standartlarındaki değişim

Olumlu Olumsuz

Değişim Olmamıştır

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :