Dijital Dönem

24  Download (0)

Tam metin

(1)

Diş’te

Dijital Dönem

2’de 6’da Rektörlüğün 9 Birimine

01-31 Ocak 2017 • Basım Tarihi: 17 Şubat 2017 • Sayı: 202 • www.ankara.edu.tr

Profesörlük

Belgelerini Aldılar

Tarım

Öğreniminin 171. Yılı

HASVAK ve Mavi Meleklerden Anlamlı Katkı

5’te

ISO 9001 KYS Belgesi

Mobil Uygulama

Eğiticilere Eğitim Desteği

Güney Kore Köprü

11’de

13’te

Ankara Valisi Üniversitemizde

ANKÜ

Öğrencileri Anıtkabir’de

21’de 7’de

4’te

Nazi Soykırım Kurbanları Anıldı

12’de

6’da

Huzurevi’ne Gitmek İstemiyorlar Huzurevi’ne Gitmek İstemiyorlar Huzurevi’ne Gitmek İstemiyorlar

8’de

18’de

(2)

Ü

niversitemiz Diş Hekimliği Fakültesi, son yıllarda sağlanan gelişmiş üstün teknolojik olanaklar sayesinde Ülkemizdeki en gelişmiş dijital diş hekimliği merkezi olma yolunda öne çıktı. Diş Hekimliği Fakültemizde hali hazırda dijital uygulamalarda kullanılan bilgisayarlı tomografi cihazı, farklı özelliklere sahip üç adet ağız içi tarayıcısı, bir adet ölçü-model tarayıcısı, bir adet klinik tipi kazıma

aynı zamanda Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçarslan dijital yolculuklarını şöyle özetledi:

“Bu sistemle, 1990’lı yılların başında, danışmanlığını Prof. Dr.

Ufuk Hasanreisoğlu’nun yaptığı, Diş Hekimi Fuat

Kesim’in CAD-CAM konulu doktora tezi ile tanışan Fakültemiz, 2000’li yılların başına kadar tüm dünya ile benzer şekilde bu alandaki teknolojik gelişmelerin yetersizliği nedeniyle bir süre uzak kalmış, 2012 yılında Protez Kliniğimize alınan dijital ağız içi tarayıcı ve klinik tipi kazıma cihazı cihazı ve bir adet de

laboratuvar tipi yüksek hassasiyetli kazıyıcı bulunuyor. Bu sistemin verimli çalışabilmesi için Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçarslan’ın yönetiminde başta Protetik ve

Restoratif Diş Hekimliği alanlarında çalışan doktoralı-uzman genç akademisyenlerden oluşan bir “Ankara Diş” ekibi kuruldu. Ekiple birlikte bu alanda hem akademik, hem de klinik çalışmaları başlattıklarını belirten

Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçarslan, bu sürecin disiplinler arası uyumlu çalışmanın da güzel bir örneği olacağını belirtiyor.

Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr.

Gürkan Gür: “Bugüne kadar her zaman ilklerin fakültesi olan Fakültemizin bu alanda da sadece ulusal değil, uluslararası düzeyde ses getireceğine inanıyorum.”

Diş’te

Dijital Dönem

(3)

YENİ KAZANIMLAR

Ankara

3

ile süreci tekrar tâkip etmeye başlamıştır.

Yürütücülüğünü yaptığım ve 2016

yılında tamamlanan projemizin

sonucunda hem diş hekimliği araştırma alanlarına, hem klinik uygulamalarına ve hem de lisansüstü eğitimlerine katkıda bulunacak şekilde model tarayıcı ve laboratuvar tipi kazıma cihazı ile yürütücülüğünü Prof.

Dr. Okan Akçam’ın yaptığı projeyle farklı özellikteki bir başka ağız içi tarayıcısının alınması ve Prof. Dr. Kaan Orhan’ın ‘Görüntü Arşivleme ve İletişim Sistemlerini (Picture Archiving Communication Systems - PACS)’ kurması sayesinde Fakültemiz, ülkemizdeki en gelişmiş dijital diş hekimliği merkezi olma yolunda öne çıkmıştır. Güçlü eğitim kadromuzla

Fakültemizdeki araştırma olanaklarının arttırılması ve lisansüstü eğitim programlarının yürütülmesi kadar, özellikle serbest çalışan diş hekimlerinin yaşam boyu öğrenme çabalarına Üniversitemizin Sürekli Eğitim Merkezi ve Uzaktan Eğitim Merkezi gibi birimleri ile işbirliği içerisinde destek vermeyi hedeflemekte ve bu alanda güvenilir bir eğitim modeli oluşturmayı amaçlamaktayız.”

Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gürkan

Gür de “Bugüne kadar her

zaman ilklerin fakültesi olan Fakültemizin bu alanda da sadece ulusal değil, uluslararası düzeyde ses getireceğine inanıyorum.

Uzmanlık alanımla ilgili olduğu için bizzat kendim de bu uygulamayla ilgileniyorum ve sürece katkıda bulunan herkesle gurur duyuyorum” dedi.

D

iş hekimliği araştırma ve uygulama alanlarındaki en hızlı gelişen ve günümüzde en popüler olan branş,

“Dijital Diş Hekimliği” olarak karşımıza çıkıyor. Dijital diş hekimliği, aslında neredeyse tüm diş hekimliği uzmanlık alanlarını ve teşhisten tedaviye kadar pek çok çalışma disiplinini içerisinde barındırıyor.

Günümüzde dental CAD-CAM uygulamaları diye dar bir alanda

sınırlandırılıyor gibi görünse de aslında dijital diş hekimliği, bilgisayarlı tomogrofi gibi cihazlarla detaylı görüntülerin elde edilmesi, bu görüntülerin değerlendirilmesi, aktarılması veya bunlar üzerinden çeşitli rehberlerin hazırlanması, ölçü alınması, son derece gelişmiş materyaller kullanılarak hızlı ve kaliteli restorasyon ve protezlerin üretilmesi, alçı modellerin yerine 3 boyutlu yazıcılardan üretilen modellerin kullanılması ve ortodontik modellerin dijital olarak elde edilmesi gibi bir çırpıda sayılabilecek dijital yenilikler olarak karşımıza çıkıyor.

Dijital diş hekimliğinin, teşhis amaçlı kullanımı dışındaki en yaygın uygulama alanları şüphesiz ki Bilgisayar Destekli Ölçü (Computer Aided Impression - CAI), Bilgisayar Destekli Tasarım (Computer Aided Design - CAD) ve Bilgisayar Destekli Üretim (Computer Aided Manufacturing - CAM) uygulamalarıdır. Günümüzde büyük ilgi odağı olan “Dijital Gülüş Tasarımı” da bu uygulamalar kapsamına girmektedir.

Dijital ölçü, konvansiyonel ölçülerin hastalarda yarattığı rahatsızlık hissini ortadan kaldırdığı gibi aynı zamanda yine konvansiyonel ölçülerden elde edilen modellerdeki olası detay kayıplarını da ortadan kaldırmaktadır.

Dijital gülüş tasarımı; hastaya yapılacak olan restoratif ve bilhassa estetik işlemlerin daha herhangi bir girişimsel işlem

yapılmadan önce hastaya sanal olarak gösterilmesine olanak sağlamaktadır. Bu yöntemle hastanın onayladığı restorasyonlar dijital olarak bilgisayar yazılımları ile üretim için tasarlanmakta ve yine bilgisayar

destekli frezeleme makinaları ile fabrikasyon olarak standart olarak üretilmiş malzeme bloklarından (seramik, zirkonya, metal veya kompozit) kazınarak üretilmektedir.

Böylece klasik yollarla günlerce süren üretim süreci, bu teknoloji kullanılarak restorasyonun niteliğine ve büyüklüğüne bağlı olarak birkaç saatten en fazla birkaç güne kadar kısaltılmış olmaktadır.

(4)

A

nkara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü öğretim üyesi ve Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü Prof. Dr. Emine Özmete tarafından yürütülen, TÜBİTAK/

SOBAG’ın desteklediği

“Türkiye’de Kuşaklararası Dayanışmanın

Değerlendirilmesi Projesi”nin sonuçları, 17 Ocak 2017 tarihinde düzenlenen toplantıyla kamuoyuna duyuruldu.

Mayıs 2015-Kasım 2016 tarihleri arasında Türkiye’nin çeşitli yörelerinden 12 ilde 4100 kişiyle yapılan görüşmelerin sonuçlarının

açıklandığı toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş, Üniversitemiz yöneticileri, öğretim üyeleri, bürokratlar ve huzurevinde kalan yaşlılar katıldı.

“2050’de Nüfusumuz Duracak ve

Azalacak”

YAŞAM Müdürü Prof.

Dr. Emine Özmete, dünyadaki yaş oranlarının yükseldiğini, 2050 yılında dünyadaki her beş kişiden birinin 65 yaşının üzerinde olacağını söyledi.

Türkiye’de şu anda nüfus artış oranının % 1.34, yaşlı nüfus oranının ise

% 8.2 olduğunu belirten Prof. Dr. Emine Özmete, 65 yaşın üzerindeki kişi sayısının yaklaşık 6 milyon olduğunu kaydetti. Türkiye’de her 100 çalışandan yapılan kesintilerle şu anda 12 yaşlıya bakıldığını, 2030 yılına gelindiğinde ise bu sayının 19’a çıkacağını anlatan Prof. Dr. Emine Özmete, “Türkiye’de şu anda ortalama yaş 31’e yakın. 2023’te nüfusumuzun % 50’sinin 34 ve daha büyük yaşta olmasını bekliyoruz.

2050’ye geldiğimizde de bu 43 yaşa çıkacak. Ve öyle ki 2050’de nüfusumuz duracak ve azalacak. Bu senaryoyu bozacak en önemli şey doğurganlık

hızının 2,5 ve üzerinde olması.” dedi.

Yaptıkları araştırmanın sonuçlarını da anlatan Prof. Dr. Emine Özmete, yaşlıların kendi evlerinde yaşamak istediklerini ama çocuklarının kendilerini sıklıkla ziyaret etmesini, kendileri gelemiyorsa bir bakıcı ayarlamalarını beklediklerini belirterek,

“Bu noktada evde bakım hizmetlerini, merkezi yönetim tarafından kurumsal hale getirip, illerde bakıcı havuzu oluşturup ihtiyaç duyulan tüm yaşlılara bu bakıcıları servis etmemiz gerekiyor.

Çoğu yaşlı bunun parasını ödemeye hazır ama güvenli ve yetenekli bakıcı aramakta sorun var.” dedi.

“Projeler Ortaya Konulması Gerekiyor”

Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş de kuşaklararası dayanışma kültürünün hem vicdanî, hem dinî, hem de insanî sorumluluk olduğunu, bu sorumluluğu herkesin yerine getirmesi ve bunu da bütün kuşaklara aktarması gerektiğini söyledi. Kuşaklararası dayanışmanın geliştirilmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Erkan

Huzurevine Gitmek

İstemiyorlar

Prof. Dr. Emine Özmete’nin yürütücülüğünü yaptığı

“Türkiye’de Kuşaklararası

Dayanışmanın Değerlendirilmesi Projesi” sonuçlandı...

Projeden Çıkan Sonuçlar:

- Yeniden evlenmeyi düşünen yaşlılar arasında kadınların oranı % 3.2 iken, bu oran erkeklerde

% 25.8’e yükselmektedir.

- 20-54 yaş grubundaki her dört çocuktan biri ebeveynleri ile birlikte yaşamaktadır.

- Yaşlıların yaklaşık dörtte biri ekenomik olarak ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir.

- Yaşlıların yarısından fazlası yaşlılığın ölüme hazırlık olduğunu düşünmektedir.

- Yaşlılar daha çok oğulları ile görüşmektedirler.

Kız çocukları ile görüşme sıklıkları daha azdır.

- Yetişkin çocukların % 38.8’i maddi olanakları olmadığı için anne-babasına bakamadıklarını belirtmektedirler.

- Yaşlılar, oğulları-gelinleri, kızları-damatları ile birlikte onların evinde oturmayı istemekte ve huzurevine gitmeyi istememektedirler.

- Hem yaşlılar hem de yetişkin çocuklar en çok televizyon, bilgisayar gibi teknolojilerin ailede fazla kullanılmasının kuşaklar arası dayanışmayı engellediğini belirtmektedirler.

(5)

SOSYAL SORUMLULUK

Ankara

5

İbiş, “Bakanlıkların yanı sıra, üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarına, yerel yönetimlere iş düşüyor.

Bu yönde projeler ortaya konulması gerekiyor. Biz de Ankara Üniversitesi olarak her zaman bu tür projelerin içinde yer alıyoruz.” dedi. Yaşlı insanların, birikimleriyle, değerleriyle, geleneklerdeki sahiplenmeleriyle, tarihi dinamikleri hafızalarında kaydetmeleriyle aslında bugünden yarına, dünden bugüne en iyi büyükelçiler olduğunu da belirten Prof. Dr. Erkan İbiş, “Üç kuşağın bir arada bulunması çocuklar için de çok eğitici ve öğretici.” dedi.

“İçinde Yaşlı Olan Evden Bereket Eksik Olmaz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, yaşlıların giderek yalnızlaştığı bir dünyada yaşadığımızı, yaşam abidelerimiz olan yaşlıların toplumsal hayattan uzaklaştırılarak, kendi kaderlerine terk edildiğini söyledi.

Yaşlıların kültürümüzdeki yerinin, hürmet makamı olduğunu belirten Emine Erdoğan, “İçinde yaşlı olan evden bereket eksik

T

ürkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı (HASVAK) ile hastalara gönüllü destek sağlayan “Mavi Melekler” grubu, Üniversitemiz İbni Sina Hastanesi’nde tedavi olan parkinson hastası Buse Akın’a bir akülü sandalye armağan etti. İbni Sina Hastanesi Ortopedi Servisi’ne de iki normal tekerlekli sandalye bağışlandı. Tekerlekli sandalyelerin teslim edilmesi nedeniyle 23 Ocak 2017 tarihinde bir tören düzenlendi. Törene Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Bahattin Güzel, HASVAK Kurucu Başkanı Engin Öztürk, HASVAK Yöneticileri ve üyeleri ile “Mavi Melekler” grubu üyeleri katıldı.

Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş,

HASVAK’ın, hayırseverlik ve sosyal sorumluluk bilinciyle çok önemli çalışmalara imza attığını, hastanelerde yatan hastalara da önemli katkılar yaptığını söyledi. Bugün yapılan tekerlekli sandalye bağışının da bunun küçük bir örneği olduğunu belirten Prof. Dr. Erkan İbiş, “Sosyal sorumluluk bilinciyle, paylaşma, dayanışma, birlik beraberlik içinde birbirimize destek olmaya çok ihtiyacımız var.” dedi.

HASVAK Kurucu Başkanı Engin Öztürk de Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş’in desteğiyle Ankara Üniversitesi’nde güzel çalışmalar

yaptıklarını belirterek, “Ama bugünkü olay bizim için çok önemli. Aramızdaki Mavi Melekler, hiçbir maddi katkı almadan hastalarımızın duasını almaya koşuyorlar. Mavi Melekler bundan sonra diğer servislere de gönüllü hizmet verecekler.

Bizim ödülümüz, hastalar tarafından güzel övgü almak.” dedi.

HASVAK ve

Mavi Meleklerden Anlamlı Katkı

olmaz. Yaşlıların olduğu evde büyüyen çocuklar, bilgeliğe, tecrübeye, aidiyet duygusuna daha yakın olurlar. İçinde yaşlı olan ev, geleneğin, kültürün, değerlerin öğrenildiği bir okul gibidir.” dedi.

“Yol Gösterici Olacak”

Projenin, değişen aile yapıları, sosyal ihtiyaçlar ve bundan sonra dikkat edilmesi gereken konular hakkında yol gösterici olacağını da belirten Emine Erdoğan, “Nitekim, araştırma kapsamında gördüğümüz önemli bir şey var. Yaşlılarımızın devletten beklentisi, huzurevlerinin sayısının arttırılması değil, evde bakım hizmetlerinin desteklenmesi yönündedir.

Bu da göstermektedir ki yaşlılarımız, hayatlarının bu en yorgun dönemini evlerinde, evlat ve torun sıcaklığını hissederek geçirmek istemektedir.

Bu noktada yeni tedbirler almalı, şehirlerimizi inşa ederken, yaşlıları hayattan tecrit eden değil, onları toplumsal hayata dahil eden sistemler kurmalıyız.” dedi.

“Yaşlıların Aile İçindeki Fonksiyonları Desteklenmeli”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ise geniş aile yapısından çekirdek aile yapısına geçişin, kuşaklar arasındaki bağları zayıflattığını dile getirdi. Kuşaklar arası dayanışmayı güçlendirmek için yaşlıların aile

içindeki fonksiyonlarının desteklenmesi gerektiği üzerinde duran Fatma Betül Sayan Kaya, bu amaçla “Türkiye’de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı”nı hazırlayarak aile odaklı hizmet modellerini yaygınlaştırdıklarını belirtti.

(6)

Ü

niversitemiz Akreditasyon, Akademik Değerlendirme ve Kalite Koordinatörlüğü’nün bir süredir yürütmekte olduğu çalışmalarda sona gelindi. Üniversitemiz Rektörlüğü’ne bağlı 9 hizmet birimi ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi (KYS) belgesi aldı. Geçtiğimiz aylarda kalite belgesini alan Strateji, Personel, İdari ve Mali İşler, Kütüphane ve Dokümantasyon, Bilgi İşlem ve Öğrenci İşleri Daire Başkanlıkları ile Belge Yönetimi ve Arşiv Sistemi Koordinatörlüğü’ne, Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğü ve Genel Sekreterlik de katıldı. BAP Koordinatörü Prof. Dr. Şeyhmus Yardımcı ile Genel Sekreter Serpil Güner, 24 Ocak 2017 tarihindeki Senato toplantısında belgelerini QSI Certification&Inspection’ın Genel Müdürü Okay Kayhanlı’dan aldı.

Akreditasyon, Akademik Değerlendirme ve Kalite Koordinatörü Prof.

Dr. Ali Sınağ, kalite belgesini almanın aslında kalite yolculuğunda ilk adım olduğunu, bundan sonra bunun fakülteler özelinde genelleştirilmesini ve akreditasyon çalışmalarıyla eşgüdümlü götürülmesini

hedeflediklerini söyledi. Prof. Dr. Ali Sınağ, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı ile Hukuk Müşavirliği’nin çalışmalarının da bitmek üzere olduğunu belirtti.

ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi Belgesini veren kuruluş olan QSI

Certification&Inspection’ın Genel Müdürü Okay Kayhanlı da Ülkemizde yönetim sistemlerinin

belgelendirilmesi konusunda hizmet veren, uluslararası akreditasyona sahip bir kurum olduklarını belirterek,

“Ankara Üniversitesi’yle yaklaşık iki yıldır çalışıyoruz. Üç birimle başlayan yolculuk şu anda 11 birime ulaşmış durumda. Rektörlükte kurulan bu sistemi umarım tüm üniversiteye yaygınlaştırırsınız. Bizlerin görevi, tamamıyla tarafsız ve bağımsız bir denetim yaparak yönetim sisteminin uygunluğunu teyit etmek. Yapmış olduğumuz denetimlerde, yönetim sistemi açısından uygun olduğunuz belgelendi.” diye konuştu.

Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş, Üniversitemizdeki ulusal ve uluslararası akreditasyon süreçlerinin bundan sonra da devam edeceğini belirterek, “Kalite ve akreditasyon süreçleri zorlu süreçler. Bu süreçler sabır, çalışma ve kararlılık ister. En önemli başarı sürdürülebilir başarıdır. Yöneticilerimizin ve öğretim üyelerimizin bunu da ortaya koyacaklarından eminim.” dedi.

Rektörlüğün 9 Birimine ISO 9001 KYS Belgesi

Ü

niversitemiz Öğrenci ve Bilişim Koordinatörlüğü, öğrencilere yönelik Ankara Üniversitesi Resmi Mobil Uygulaması başlattı.

Uygulama ile ders programı, sınav sonuçları, devam raporu, transkript, bölüm ve fakülte sayfaları, Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı ile Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı duyuruları, güncel duyurular, yemek listesi ve akademik takvim bilgilerine ulaşılabiliyor.

Mobil

Uygulama

(7)

Ankara

7

ETKİNLİKLER

Ü

niversitemizde 2016 yılında Profesörlük kadrolarına atanan öğretim üyeleri, profesörlük belgelerini, 24 Ocak 2017 tarihindeki Senato toplantısında aldı.

Törende bir konuşma yapan Rektörümüz Prof.

Dr. Erkan İbiş, profesörlük belgesi takdim törenini gelenekselleştirdiklerini ve belgeleri Senato toplantısı sırasında verdiklerini belirterek, “Bu

Profesörlük Belgelerini Aldılar

törenler, bir araya gelmek, paylaşmak ve kurum kültürünü birbirimize aktarabilmek için çok önemli.

Bu kurum var olduğu için bizler de varız. Kurumun daha güçlü olabilmesi, aidiyetin zenginleşmesi için neler yapılabileceğini herkesin düşünmesi lazım.

Çalışarak, üreterek, katkı sağlayarak, kurumu daha ileriye götürerek sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.” dedi.

Risk Değerlendirmesi ve

Acil Durum Ekipleri Oluşturuldu

İ

ş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini

düzenlemek amacıyla Resmi Gazete’de 20 Haziran 2012 tarihinde yayımlanan ve 1 Temmuz

2017 tarihinde yürürlüğe girecek olan “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”nun gerektirdiği koşulları yerine getirmek üzere Üniversitemizde yoğun bir çalışma yürütülüyor.

Üniversitemizdeki çalışmalar çerçevesinde tüm Fakülte, Yüksekokul, Enstitü ve birimlerimizde

“Risk Değerlendirmesi

ve Acil Durum

Ekipleri” oluşturularak görevlendirmeler yapıldı.

Üniversitemiz birimlerinin İşveren Vekilleri, İş Sağlığı ve Güvenliği uzman ve hekimleri ile birim temsilcileri, 18 Ocak 2017 tarihinde Rektörlükte bir araya gelerek yapacakları işlerle ilgili

bilgilendirildiler.

Görevliler, iş

yerlerindeki çalışma ortam ve koşullarıyla ilgili risk değerlendirmesini belli aralıklarla tespit ederek Rektörlüğe bildirecek, Rektörlük de bu tespitlere göre gerekli önlemleri alacak. Ayrıca çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinden de geçecek.

(8)

Tarım Öğreniminin 171. Yılı

Ü

lkemizde tarım öğrenimine başlanmasının 171. yıl dönümü, Üniversitemiz Ziraat Fakültesi ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın (ZMO) 10-11 Ocak 2017 tarihlerinde düzenlediği

“Türkiye’nin Hayvansal Üretimi (Mevcut Durum ve Gelecek)” konulu sempozyumla kutlandı.

Sempozyumun açılışına Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Bakanlık bürokratları, Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş, Üniversitemiz yöneticileri, tarım meslek kuruluşlarının temsilcileri, öğretim üyeleri ve

öğrenciler katıldı.

“Girişimci Ziraat Mühendisleri

Yetiştirmeyi Hedefliyoruz”

Ziraat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gökhan Söylemezoğlu, ziraat mühendislerinin işsizlik sorununa dikkat çekti. Ülkenin ithalat bağımlılığını engelleyecek ve ihracat potansiyelini

arttıracak girişimci ziraat mühendisleri yetiştirmeyi hedeflediklerini belirten Prof. Dr. Gökhan Söylemezoğlu, “Eğitim öğretim yapılanmamızı, dünyada görev alabilecek düzeyde yabancı dili olan, girişimci, özel sektörün isteklerine ve talebine karşılık verebilecek ziraat mühendisi yetiştirmek üzere

yeniden konuşlandırmaya başlıyoruz.” dedi.

Ülkemizdeki mevcut ziraat fakültelerinin, bölgelerinde tarıma hizmet edecek şekilde konuşlandırılması gerektiğini de belirten Prof.

Dr. Gökhan Söylemezoğlu, tüm fakültelerde aynı bölümlerin değil,

bölgelerine hizmet edecek şekilde uzmanlaşacak bölümlerin olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör de ülkemiz tarımını geliştirmek, dışa bağımlı hale getirmeden insanlarımızı beslemek, tarımsal sanayiye hammadde sağlamak için rasyonel tarım politikalarına ve bu politikaları geliştirecek ve uygulayacak olan ziraat mühendisleri, su ürünleri

mühendisleri, balıkçılık teknolojileri mühendisleri ve tütün teknolojisi mühendislerine her zaman ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

“Nitelikli Eğitime İhtiyacımız Var”

Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş de ülkemizde gıdaya dayalı sektörün güçlendirilmesinin, milli ekonomi diye tanımlanan tarım ekonomisinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

Ülkemizin, coğrafi ve iklim koşulları ile sektördeki insanların çalışkanlıkları açısından şanslı bir bölgede bulunduğunu belirten Prof.

Dr. Erkan İbiş, “Bizim bu potansiyeli mutlaka daha fazla çalışarak, daha fazla üreterek, araştırarak ve eğitim öğretime daha fazla önem vererek daha üstün bir katma değere dönüştürmemiz gerekiyor.

Dünyayı değiştirmek istiyorsak eğitilmiş insanlara ve nitelikli eğitime ihtiyacımız var. Bunlara sahip olamazsanız geleceğinizi planlayamıyorsunuz, güçlü olamıyorsunuz, sürdürülebilir

olamıyorsunuz, hayatta kalamıyorsunuz demektir.”

dedi.

“Gıdaya Erişim Savaşları Olacak”

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ise dünya nüfusunun 2050 yılında 9,5 milyara ulaşacağını, bugün üretilen ürünlerin

% 60 üzerinde üretim gerçekleştirilemezse, bugün mevcut olan 2 milyar aç ve yoksul insana yeni aç ve yoksulların ekleneceğini söyledi. Önümüzdeki 10 yılları bekleyen savaşlar ve çatışmaların, gıdaya erişim savaşları olacağını da dile getiren Bakan Faruk Çelik, “İhtirasların değil ihtiyaçların esas alındığı bir üretim ve tüketim modeline geçmek durumundayız.”

dedi. Toprağını iki yıl ekmeyen kişilerin tarlasını Bakanlığın ekeceğini, kira parasını da tarla sahibinin hesabına yatıracaklarını belirten Bakan Faruk Çelik,

“Şu andaki mevcut tohum rezervlerimizi üç kat arttıracak bir çalışmayı gerçekleştirerek, tohumculuk konusunda Türkiye’yi ilk beşe, ilk ona sokacak çalışmaların startını da verdiğimizi belirtmek istiyorum. Bu sene ilk yerli amaç tavuğumuzu piyasaya süreceğiz. Hayvancılık yapmak isteyenlere meraları tahsis edeceğiz. Kullananlar da merayı ıslah edecek.” dedi.

(9)

Ankara

9

ETKİNLİKLER

T

arım öğrenimine başlanmasının 171. yıl dönümü töreninde, Ziraat Mühendisleri Odası Bilim,

Hizmet ve Teşvik Ödülleri, Ziraat Mühendisleri Özel Ödülü, meslekte 50’nci yıl ve meslekte 35’inci yıl ödülleri sahiplerine verildi. Ziraat Fakültemiz emekli öğretim üyesi

Prof. Dr. Oktay Gürkan, “Böcek fizyolojisi alanında çalışmaları,

ar-ge, inovasyon ve girişimcilik konularında örnek çalışmaları, Türk tarımına ve tarımsal öğretime, ziraat mühendisliği mesleğine yaptığı üstün hizmetler” nedeniyle hizmet ödülünü, Ziraat Fakültemiz öğretim

üyesi Doç. Dr. Emre Keskin, “Su ürünleri alanında biyoteknolojik

çalışmaları, yeni nesil eDNA Barkodlama Kiti adını taşıyan projenin liderliği, su ürünleri alanında nitelikli bilimsel araştırma- geliştirme çalışmaları” nedeniyle teşvik ödülü, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Böcek Şenlik Okulu’nun gönüllü ekoloji eğitmeni İsmail Atay, “Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilik konularında öncü çalışmaları, Ankara Üniversitesi Teknokent Kuluçka Merkezi’nde Ar-Ge firması kurarak sürdürdüğü çalışmalar, araştırmacı ve yönetici olarak girişimcilik başarısı” nedeniyle teşvik ödülünü aldı.

Öğretim

Elemanlarımıza Ödüller

İki gün süren sempozyum çerçevesinde “Türkiye’de Et-Süt Üretimi”, “Türkiye’de Su Ürünleri, Yumurta Tavuğu, Arı ve Diğer Kanatlılar Yetiştiriciliği”, “Yem

Üretimi, Çayır Mera ve Küresel Isınma”, “Süt-Et Sanayi ve Sorunları”, “Örgütlenme ve Destekler”

ve “Türkiye’nin Bitmeyen Çilesi: Hayvan, Hayvansal Ürünler ve Üretim Unsurları İthalatı” başlıklı oturumlar ile “Görsellerle Anadolu’da Tarım”

başlıklı bir sunu gerçekleştirildi.

Ü

niversitemiz Ziraat Fakültesi Toprak ve Bitki Besleme Bölümü, Ziraat Mühendisleri Odası ve Türkiye Toprak Bilimi Derneği, “5 Aralık Dünya Toprak Günü” etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Tarım Politikalarının Belirlenmesi Açısından Sürdürülebilir Toprak ve Gübre Yönetimi Çalıştayı”nı, 5 Aralık 2016 tarihinde Ziraat Fakültesi Dekanlık Konferans Salonu’nda gerçekleştirdi. Çalıştay çerçevesinde, Prof. Dr.

Günay Erpul, Dr. Bülent Sönmez, Abdülkadir Karakuş, Prof. Dr. Engin Yurtseven, Prof. Dr. İlhami Bayramin, Prof. Dr. Emine Olhan, Doç. Dr. Ertuğrul Aksoy ve Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın katılımıyla

“Tarım Politikalarının Belirlenmesi Açısından Sürdürülebilir Arazi ve Toprak Yönetimi” ve Prof. Dr. Aydın Güneş, Prof. Dr. Habil Çolakoğlu, Yard. Doç. Dr. Hakan Çakacı, Yaşar Orhan, Esin Mertol, Dr. Kadriye Kalınbacak, Levent Gelgeç ve Fuat Kalkan’ın katılımıyla “Tarım Politikalarının Belirlenmesi Açısından Sürdürülebilir Gübre Yönetimi” başlıklı paneller gerçekleştirildi.

“Tarım Politikalarının Belirlenmesi Açısından Sürdürülebilir Toprak ve Gübre Yönetimi Çalıştayı”nda sanayileşme, şehirleşme, ulaşım ve turizm vs. amaçlı alansal planlamaların, arazi ve toprak varlıklarımız üzerinde oluşturduğu baskı ile toprak işlevlerinin bozulmasına ve tehlikeli olarak toprak-altı ve toprak-üstü ekosistem hizmetlerinin kaybolmasına neden olduğu kaydedildi. Türkiye’de arazi kullanma planlarında uygun sulama

yöntemlerinin seçimi ve sulama kaynaklı toprak tuzluluğu konularının önem taşıdığı belirtildi.

“Tarım Politikalarının Belirlenmesi Açısından Sürdürülebilir Gübre Yönetimi” başlıklı panelde ise organik, inorganik ve mikrobiyal gübrelerin yeri ve önemi, gübreler ile ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ilgili mevzuatları ve bu mevzuatların uygulanmasındaki aksaklıklar, gübreler ve

gübreleme ile ilgili öncelikli araştırma konuları, inorganik gübrelerin veya hammaddelerinin ithalatında karşılaşılan sorunlar tartışıldı. Organik ve inorganik gübrelerin birbirinin alternatifi

olmadığı, bu nedenle hem organik hem de inorganik gübrelerin birlikte kullanımının teşvik edilmesi gerektiği kaydedildi.

5 Aralık Dünya

Toprak Günü

(10)

Ü

niversitemiz Hizmet İçi Eğitim Koordinatörlüğü, Üniversitemiz öğretim üyeleri için 5-16 Aralık 2016 tarihleri arasında

“Eğiticilerin Eğitimi Sertifika Programı”

gerçekleştirdi. Eğitime katılan 50 öğretim üyesi, 5 Ocak 2017 tarihinde Rektörlükte düzenlenen törenle belgelerini aldı.

Hizmet İçi Eğitim Koordinatörü Prof.

Dr. İnayet Aydın,

“Eğiticilerin Eğitimi Programı” çerçevesinde öğretim üyelerimiz için dördüncü programı tamamladıklarını, Üniversitemiz genelinde 230 öğretim üyesinin bu programa katıldığını söyledi. Prof. Dr.

İnayet Aydın, araştırma görevlilerimiz için de bu programları yürütmeye başladıklarını, onlar

için de ikinci programın devam ettiğini, programın sonuçlanmasıyla 143 araştırma görevlisinin,

“Eğiticilerin Eğitimi Programı” katılım belgesini alacağını kaydetti.

Rektörümüz Prof.

Dr. Erkan İbiş de

“Eğiticilerin Eğitimini”

çok önemsediklerini belirtti. “Eğiticilerin Eğitimi” konusunda Üniversitemizde geçmişten beri yoğun çalışmalar bulunduğunu ama bunu kendi yönetimlerinde daha üst düzeye çıkarttıklarını belirten Prof. Dr. Erkan İbiş, “Bundan sonra biraz da zorunluluk haline getiriyoruz bunu.

Atama kriterleri yeniden gözden geçiriliyor.

Temel madde olarak bu sertifikayı isteyeceğiz. Her basamakta, herkesten bu sertifikayı isteyeceğiz.”

dedi.

Üniversitemiz Öğretim Üyeleri İçin

Eğiticilerin Eğitimi Sertifika Programı

İlahiyat Fakültemize Ziyaret

Alman Basın Kuruluşundan

A

lmanya merkezli basın kuruluşlarından Rheinpfalz üyesi bir grup gazeteci, Ilja Tüchter başkanlığında 20 Ocak 2017 tarihinde İlahiyat Fakültemizi ziyaret etti. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal tarafından makamında kabul edilen heyete Fakültedeki eğitim hakkında bilgi verildi. Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan soydaşların daha nitelikli din hizmeti almaları için başlatılan Uluslararası İlahiyat Programı’nın içeriği ve amaçları hakkında görüşmeler yapıldı.

Eğitim programı çerçevesinde Prof. Dr. Erten Gökçe “Sınıf Yönetimi ve İletişim”, Prof. Dr. İnayet

Aydın “Akademik Etik”, Prof. Dr. F. Dilek Gözütok

“Öğretim Yaklaşımları, Yöntem ve Teknikleri”, Prof.

Dr. Fahrettin Özdemirci “E-Beyas Uygulamaları”, Prof. Dr. Doğan Atılgan “İntihal Programı Kullanımı”, Prof. Dr. Ayşen Apaydın “Akademik Danışmanlık ve OBS Uygulamaları”, Prof. Dr. Müge Artar ve Yrd. Doç. Dr. Eylem Gökçe Türk “Öğrenme Psikolojisi”, Prof. Dr. Nurettin Şimşek ve Doç. Dr.

Ayfer Alper “Öğretimde Materyal Tasarımı”, Prof.

Dr. Rıfat Miser ve Doç. Dr. Hayat Boz “Yetişkin Eğitimi”, Doç. Dr. Fatma Mızıkacı “Öğretim Programlarını Hazırlama”, Doç. Dr. Ayşe Okvuran

“Eğitimde Yöntem Olarak Drama”, Yrd. Doç. Dr.

Kaya Burak Öztürk ve Yrd. Doç. Dr. Artuk Ardıçoğlu

“Eğitim Öğretim ile İlgili Yükseköğretim Mevzuatı”, Yrd. Doç. Dr. Cem Babadoğan “Bologna Süreci ve Eğitim Yeterliliklerinin Belirlenmesi”, Yrd. Doç. Dr.

Ömer Kutlu ve Yrd. Doç. Dr. Ergül Demir “Ölçme ve Değerlendirme” konularını anlattı.

(11)

Ankara

11

ETKİNLİKLER-SOSYAL SORUMLULUK

Ü

niversitemiz ANKÜSEM ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri (CTE) Genel Müdürlüğü arasında eğiticilerin eğitimi hakkında 10 Haziran 2016 tarihinde imzalanan işbirliği protokolü çerçevesinde CTE

eğiticilerine 60 saat eğitim verildi. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan katılımcılara, 5 Ocak 2017 tarihinde Rektörlükte düzenlenen törenle sertifikaları verildi.

“Doğru Yerdesiniz”

ANKÜSEM Müdürü Prof. Dr.

Mualla Selçuk, ANKÜSEM kurulduğundan beri 68 bin yetişkine eğitim verildiğini, ANKÜSEM’in, bir köprü gibi kuramdan uygulamaya yol

gösterdiğini ve üniversite toplum buluşmasının önemli bir örneğini verdiğini dile getirdi. Prof.

Dr. Mualla Selçuk, “Adalet Bakanlığımızla yaptığımız bu programın çok özel bir değeri var. Burası Ankara Üniversitesi, Cumhuriyetin ilk üniversitesi. Doğru yerdesiniz. Bundan sonra siz eğitici olacaksanız, aklın ve bilimin yolundan gideceksiniz. Biz, ilk emri oku olan bir geleneğin mensubuyuz.” dedi.

Eğiticilere Eğitim Desteği

“Reform Hareketinin Önemli Ayaklarından Biri”

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım da ceza infaz sistemindeki reform hareketinin önemli ayaklarından birinin infaz sistemi içeresinde görev alan personelin çağdaş infaz anlayışına uygun eğitimi olduğunu söyledi.

Enis Yavuz Yıldırım,

“Ceza infaz sistemimizin güvenlik kadar önemli bir diğer alanı eğitim ve iyileştirmedir. Önceleri

el yordamıyla, sadece tecrübelerin aktarımıyla,

pratikle yaptığımız eğitim çalışmalarını artık yavaş yavaş daha bilimsel, daha akademik, daha doktriner şekilde yapma zorunluluğumuz olduğunun bilinci içerisindeyiz. Bu sertifika eğitimi de ceza infaz eğitimi içindeki en önemli aşamalardan birisi. Artık sadece kişisel kabiliyetlerine ve mesleki tecrübelerine bakmaksızın eğitici eğitimi almış uzmanlarımız, hocalarımız, arkadaşlarımız vasıtasıyla alanda eğitim bekleyen arkadaşlarımıza çok daha iyi dokunabileceğimizi çok daha etkili

dokunabileceğimizi biliyorum.” dedi.

“Mesleki Bilgiler 5-10 Yılda Bir Değişiyor”

Rektörümüz Prof.

Dr. Erkan İbiş de eğitime önem vermeyen toplumların gelişmesi, ilerlemesi ve varlığını sürdürebilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Eğitim amaçlı kullanılan mesleki bilgilerin 5-10 yılda bir önemli değişime uğradığını belirten Prof.

Dr. Erkan İbiş, “Bizim de sürekli değişim, sürekli yenilenme içinde olmamız gerekiyor. O yüzden Üniversite olarak eğiticilerin eğitimine çok önem veren bir kurumuz. Üniversitemizin yöneticileri, ben de dahil sık sık bu tür eğitimlere gireriz. Pek çok konuda kendimizi yenileme, belki de aynaya bakma fırsatını da bu eğitim sürecinde görebiliriz. Bu eğitimler aynı zamanda dayanışma kültürünü ve kuruma aidiyeti de arttırıyor.” diye konuştu.

(12)

İ

kinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından soykırıma uğratılan Yahudileri ve diğer etnik gruplardan insanları anmak için düzenlenen

“Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Töreni”, “Yaşamamak ve Yaşatmamak için Unutmamak” başlığıyla, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Üniversitemizde gerçekleştirildi. Rektörlük 100. Yıl Salonu’nda 27 Ocak 2017 tarihinde gerçekleştirilen törene, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş, kordiplomatik mensupları, Türk Yahudi Toplumu temsilcileri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

Üniversitemizin Kitapları Armağan Edildi

Törende konuşmaların yanı sıra müzik dinletileri ve Holokost kurbanları anısına mum

yakma töreni gerçekleştirildi.

Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş, Türk Yahudi Toplumu ve

Türkiye Hahambaşılığı Vakfı Başkanı İshak İbrahimzadeh ile Uluslar Arası Holokost Anma İttifakı Türk Heyeti Başkanı Dışişleri Bakanlığı Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Aylin Taşhan’a, Üniversitemiz tarafından hazırlanan “İkinci Vatan ve Ankara Üniversitesi” ve

“Ankara Üniversitesi’nin Kuruluş Yıllarındaki Yabancı Bilim İnsanları”

adlı kitapları armağan etti.

“Güçlü Bir Uyarı”

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş,

Holokost’tan alınması gereken en önemli dersin, nefrete ve ötekileştirmeye karşı sessiz kalınmaması gerektiği olduğunu söyledi. Holokost’un, bir ülkeyi yönetenlerin belirli bir dinî ve etnik grubu hedef alarak, ülkenin sorunlarının kaynağı olarak onları suçlayıp,

çözümü kin yoluyla basitleştirmesinin nelere yol açabileceğini gösteren, tarihten bize seslenen güçlü bir uyarı olduğunu belirten Tuğrul Türkeş,

“Buna karşın günümüzde, özellikle bazı Avrupa ülkelerinde ideolojilerini ve söylemlerini antisemitizm, İslamofobi ve yabancı düşmanlığı gibi siyasî motiflerle besleyen siyasî hareketlerin güçlenmekte olduğunu gözlemliyoruz.

Bu siyasî hareketlerin kullandığı ırkçı ve nefreti körükleyen söylemlerin son yıllarda yaşanan ırkçı saldırılara da zemin oluşturduğunu üzüntüyle takip ediyoruz.” dedi.

Antisemitizm, İslamofobi ve yabancı düşmanlığının, zaman zaman ülkemizdeki marjinal çevrelerde de

etkili olduğunu belirten Tuğrul Türkeş, “Nefret suçlarına karşı sıfır tolerans göstermekten başka hiçbir seçeneğimiz yoktur.” dedi.

“Yaşanılan Acıları Anlamak, Hissetmek”

Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş de Holokost’un, ırkçılık ve ayrımcılık bataklığına saplanıldığında insanın insana nasıl

zulmedebileceğinin, sınırsız kötülükler yapabileceğinin tüm çirkinliği ile ortaya konulması, insanlığın insan eliyle yok edilmesi, insana dair tüm ahlakî değerlerin, masumiyetin, merhametin, vicdanın, insanlığın sıfırlanması olduğunu söyledi. İnsanlığın ise dil, din, renk, cins, köken farkı gözetmemek olduğunu belirten Prof.

Dr. Erkan İbiş, “Eşitliği

Nazi Soykırım Kurbanları Anıldı

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ve Büyükelçilerin Katılım ve Katkılarıyla

Müzik dinletilerini Prof. Ebru Karaağaç (keman), Prof. Yeşim Alkaya Yener (piyano), Doç. Burak Karaağaç (kontrabas) ve Prof. Dr. Hasan Yener (bariton) ile Chaim Chitrik ve Rabbi Mendy Chitrik sundu.

(13)

ULUSLARARASILAŞMA-ETKİNLİKLER

Ankara

13

Ü

lkemizdeki görevine kısa süre önce başlayan İsrail’in Ankara Büyükelçisi Eitan Ne’ah 24 Ocak 2017, ABD Büyükelçiliği Kültür Programları Ateşesi Angela Williams 19 Ocak 2017, Macaristan’ın Ankara Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Ferenc Kékesi de 25 Ocak 2017 tarihlerinde Üniversitemizi ziyaret ederek Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş’le görüştü.

Görüşmelerde, ülkelerindeki üniversiteler ile Ankara Üniversitesi tarafından ortak yürütülebilecek programlar hakkında fikir alışverişinde bulunuldu.

Diplomatlar

Üniversitemizde

ve hiçbir kimliğin bir diğerine üstünlüğünün olmadığını kabullenmek, dünya vatandaşı olabilme bilincine ulaşmaktır.

Hoşgörüsüzlükten, her türlü nefret söyleminden ve şiddetten uzak

durmaktır. Yaşanılan acıları anlamak, hissetmek ve içselleştirmektir.” dedi.

“Kardeşlikten, Barıştan Yanayız”

Holokost sırasında acı çeken ve can verenleri, yaşadıklarının acısını halen yüreklerinde barındıranların verdiği mücadeleyi ve gelecek nesiller için ders mahiyetindeki acıları unutmamak gerektiğini de anlatan Prof. Dr. Erkan İbiş,

“Ankara Üniversitesi olarak dün olduğu gibi bugün de kardeşlikten, barıştan, uzlaşmadan, insanlık için birlik beraberlikten yanayız. Masumlara yönelen ırkçılığa, yabancı düşmanlığına, nefret söylemlerine, ayrımcılığa ve insan yaşamını tehdit eden her türlü eyleme, teröre, savaşa karşıyız.

İnsanlık katillerine, Holokost’un sorumlularına lanet olsun diyoruz.” dedi.

Uluslar Arası Holokost Anma İttifakı Türk Heyeti Başkanı Dışişleri Bakanlığı Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Aylin Taşhan da Holokost’un asla tekrarlanmaması

gereken büyük bir vahşeti simgelemesine rağmen bugün de dünyanın farklı yerlerinde anti semitizm, ırkçılık, yabancı düşmanlığı gibi olguların, İslamofobi ve Hıristiyan karşıtlığını da bünyesine katarak yeniden yükselişte olduğunu söyledi. Holokost ve anti semitizm bağlantılı çatı kuruluşlarıyla da işbirliği yaptıklarını belirten Aylin Taşhan, Holokost konusundaki araştırma etkinliklerine de mümkün olduğunca destek sağladıklarını sözlerine ekledi.

“Holokost Anlatılmalı, Öğretilmeli”

Törene katılamayan Türkiye Hahambaşısı Rav İsak Haleva’nın mesajını, Türk Yahudi Toplumu Genel Koordinatörü Deniz Saporta okudu. Rav İsak Haleva mesajında, Holokost’un unutulmaması ve unutturulmaması gerektiğini belirterek,

“Holokost anlatılmalı, öğretilmelidir. Çünkü her nesil, tarihten hesap sormak adına değil ama geçmişin izdüşümündeki yanlışlardan, sonraki nesillerin evrensel doğruları damıtmasına ortam hazırlama sorumluluğunu taşımak durumundadır. Holokost örgün ve yaygın öğretim müfredatlarının ayrılmaz bir parçası olmalıdır.” dedi.

A

nkara Valisi Ercan Topaca, 25 Ocak 2017 tarihinde Rektörlüğümüzü ziyaret ederek Rektörümüz Prof.

Dr. Erkan İbiş ve Rektör Yardımcılarımızla bir araya geldi. Ankara Üniversitesi’nin ülkemizin bilim ve kültür yaşamına yaptığı çok değerli katkıların ele alındığı görüşmeye Vali Yardımcısı Kemal Karadağ, Ankara İl Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan ve İl Jandarma Komutanı 1. Yardımcısı Albay Gökhan Çiloğlu da katıldı.

Vali Ercan Topaca, Ankara Üniversitesi’nin anı defterine şunları yazdı:

“Ülkelerin ve kurumların gerçek güçleri kurumsal yapı ve kültürlerine bağlıdır. Ankara Üniversitesi de Cumhuriyetimizle birlikte kurulmuş çok köklü kurumsal yapısı ve kültürü ile bütün üniversitelerimize örnek bir üniversitedir. Bilime yaptığı katkılar ve yetiştirdiği çok değerli insanlarla ülkemize çok önemli katkılar da yapmıştır. Üniversitemizin bu anlamdaki başarısının devamını dilerim.”

Ankara Valisi

Üniversitemizde

(14)

Ü

niversitemizde 1 Şubat 2010 tarihinde kurulan Su Yönetimi Enstitüsü (ENSTİTÜSU) yedinci yılını doldurmanın onurunu taşıyor.

ENSTİTÜSU, kuruluş misyonu ve vizyonu doğrultusunda yerel, bölgesel ve küresel ölçekte su kaynaklı problemlerin çözümüne yönelik araştırma ve eğitim faaliyetlerine hızla devam ediyor.

Ülkemizde bir üniversite çatısı altında kurulan ve su konusunda faaliyet gösteren iki enstitüden biri olma ayrıcalığını taşıyan ENSTİTÜSU, Cumhuriyetimizin köklü bir çınarı olan Üniversitemizin taze filizlenen bir dalı olarak, geçmişten bugüne biriktirdiğimiz araştırma, eğitim ve topluma hizmet değerlerimizi geleceğe taşımayı ve evrensel boyutlara ulaştırmayı amaç ediniyor.

Uluslararası Projeler ENSTİTÜSU’da kurulduğu günden bugüne, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve İngiltere Hükümeti tarafından desteklenen toplam 270.000 $ bütçeli üç proje tamamlandı.

Ağırlıklı olarak ülkemizin 16 özel çevre koruma bölgesinden birisi olan Gölbaşı

Özel Çevre Koruma Bölgesi’ne odaklı yürütülen projelerde iklim değişimine uyum, çiftçi ve teknik personel eğitimi, modern sulama yöntemleri, demonstrasyon alanları kurulması, tarımsal amaçlı kullanılan yeraltı sularının kalite değerlendirmesi gibi konularda araştırma ve eğitim faaliyetleri yürütüldü. British Council destekli projeden bir adet uluslararası yayın ve iki adet sözlü sunumlu uluslararası konferans tebliği üretildi.

Enstitü Müdürü Doç.

Dr. Gökşen Çapar yaptıkları bilimsel

çalışmalarla ilgili şunları söyledi:

“- Üniversitemizin Gölbaşı 50. Yıl Yerleşkesi’nin sulama

suyu ihtiyacını çözmek üzere adımlar atılmış, gerek Gazi Üniversitesi ile su paylaşımı konusunda protokol imzalanması, gerekse Yabancı Diller Yüksekokulu’nda bulunan çatı yağmur suyu hasadı sisteminin geliştirilmesi ve damla sulama sistemi kurularak çim alanların sulanması konularında büyük emek harcanmış, Üniversitemizin şebeke suyu kullanımından kaynaklanan masraflarının azaltılmasına katkıda bulunulmuştur.

Yaz Okulu Düzenlendi - Kurumlar arası işbirliğini güçlendirmek ve toplumda suyun önemi konusunda farkındalığı arttırmak amacıyla, 2013 yılında NIHA Vakfı ile birlikte TÜBİTAK destekli

bir Yaz Okulu düzenlenmiştir.

Geri Kazanım Projesi - TÜBİTAK 1003 - Öncelikli Alanlar Ar- Ge Projeleri Destekleme Programı kapsamında yaklaşık 250.000 $ bütçe ile desteklenen ve endüstriyel atıksu yönetimi konsepti altında tekstil-ipek sektörü atıksularından su ve diğer değerli hammaddelerin geri kazanımına odaklanan projemiz ise devam

etmektedir. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde atıksuların artık bir hammadde kaynağı olarak görülmeye başlandığı gerçeğinden hareketle, söz konusu projemizde ileri arıtma yöntemleri uygulanarak biyomedikal, tekstil ve kozmetik gibi alanlarda hammadde olarak kullanılma potansiyeline sahip değerli bir protein

Su Yönetimi Enstitüsü 7 Yaşında

ENSTİTÜSU, kurulmasının üzerinden geçen 7 yılda ulusal ve uluslararası yayınlar yaptı. Yaz okulu, panel, çalıştay ve projeler

gerçekleştirdi. Yeni anabilim dalları, YÖK’ten onaylı lisansüstü programlar açıldı. ERASMUS işbirliği ve yabancı dilde eğitim

adımları atıldı. Çevre Koordinatörlüğü’ne destek verildi.

(15)

ETKİNLİKLER

Ankara

15

geri kazanılabilmektedir.

Ülkemizde halen atıksularla birlikte atılan bu protein hem çevre kirliliğine hem de ekonomik kayıplara neden olmaktadır.

Üniversite-Sanayi İşbirliği

- Enstitümüzün yoğun çabaları ve Rektörlüğümüzün desteği ile 2015 yılında kurulan Su Yönetimi Enstitüsü Laboratuvarı, Üniversitemizdeki ilklerden biri olarak, su ve atıksu analizleri, içme suyu ve atıksu arıtımı, atıksulardan su ve diğer hammaddelerin geri kazanımı ve membran teknolojisi uygulamalarına olanak sağlayan altyapısı ile büyük önem verdiğimiz Üniversite-Sanayi işbirliği çerçevesinde yeni projeler gerçekleştirmek için olanak yaratmıştır. Ankara Sanayi Odası Yönetimi ile Ankara 1. Organize Sanayi Bölgesi için içme suyu arıtma tesisi tasarımı ve atıksu yönetimi konusunda bir işbirliği başlatılmıştır.

Yüksek Lisans Projeleri

- ENSTİTÜSU,

Üniversitemize ve ülkemize lisansüstü eğitimde de ilkleri yaşatmış, iki yeni Anabilim Dalı kurulmasına öncülük etmiştir. Dış İşleri Bakanlığı ile imzalanan protokol çerçevesinde hız kazanan ve tüm ders programı Enstitümüz tarafından hazırlanan

‘Disiplinlerarası Su Politikaları ve Güvenliği Anabilim Dalı’, YÖK’ten onay alarak Sosyal

Bilimler Enstitüsü bünyesinde kurulmuş, ilk defa 2015- 2016 Eğitim-Öğretim yılında Su Politikaları ve Güvenliği Tezli Yüksek Lisans Programı’na öğrenci alınmıştır. Üniversitemizin uluslararasılaşmaya verdiği önem ve ülkemiz ihtiyaçları göz önüne alınarak, 2017- 2018 Eğitim-Öğretim yılında tamamen İngilizce yürütülecek programa öğrenci alınmasına karar verilmiştir. Enstitümüzün büyük emekleri ve Sosyal Bilimler Enstitümüzün gayretleri ile devam eden programlarla, Üniversitemiz su politikaları ve güvenliği konusunda geleceğin liderlerini yetiştirmeye ve ülkemizde su konusunda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların uzman ihtiyaçlarını karşılamaya büyük katkı yapacaktır.

- Yine Enstitümüz

tarafından programı hazırlanan ve önerilen ‘Disiplinlerarası Entegre Su Yönetimi Anabilim Dalı’, Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde kurulmuştur.

Entegre Su Yönetimi Yüksek Lisans Programlarına öğrenci kabulü için hazırlıklar devam etmektedir. Her iki Anabilim Dalı ve ilgili programlar, tamamen ilgili kurumların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ve uluslararası örnekler incelenerek

oluşturulmuştur.

‘İşbirliğine Hazırız’

Dünyanın ve ülkemizin gündeminde en üst sıralarda yer alan ‘su’ konusunda Ankara Üniversitesi olarak böyle büyük adımlar atmış olmanın gururunu taşıyoruz. Disiplinler arası bir konu olan su, herkesindir.

Enstitümüz, Üniversitemizin tüm fakülteleri, bölümleri, anabilim ve bilim dalları ile daha fazla işbirliği yapmak için çalışmalarına azimle ve heyecanla devam etmektedir. Daha nice 7 yıllara ENSTİTÜSU!”

T

ürkiye ilaç endüstrisinin köklü ve öncü kuruluşu İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) ile Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi arasında eğitim alanında işbirliği protokolü imzalandı. Protokolle, ilaç endüstrisinin gereksinimlerine uygun donanımda eczacı yetiştirmek ve eczacıların istihdam olanaklarını artırmak hedefleniyor.

İEİS Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, ilaç endüstrisinin geleceğine yatırım yapan işbirliklerini sürdürdüklerini belirterek,

“Geçtiğimiz yıllarda farklı üniversitelerle işbirliği protokolleri imzaladık. Bunlara Ankara Üniversitesi’nin de eklenmiş olmasından mutluluk duyuyoruz. Söz konusu protokolle üniversite ve sanayi arasındaki bağın daha da kuvvetleneceğine inanıyoruz.” dedi.

Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gülbin Özçelikay da öğrencilerin, ilaç sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünü karşılayacak eğitimi almasının hem gençlerin iş olanaklarını arttıracağını hem de sanayiye katma değer olarak döneceğini belirterek, “Öğrencilerin okulda öğrendikleri teorik bilgiyi sanayide yapacakları stajla pekiştirmeleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlara çözüm üreterek deneyim kazanmaları açısından da bu işbirliği büyük fayda

sağlayacaktır.” dedi.

Eczacılık

Fakültemiz ile İEİS Arasında

İşbirliği Protokolü

İmzalandı

(16)

A

nkara Üniversitesi ile Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı’nın (TÜSİAV) oluşturduğu “Üniversite- İş Dünyası İş Birliği Platformu”nun ikincisini düzenlediği “Endüstri 4.0 Çalıştayı”, 26 Ocak 2017 tarihinde OSTİM Organize Sanayi Bölge

Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. Toplantıda, dijitalleşme ve teknolojinin gücüyle dünyada etkisini hızla arttıran

“Endüstri 4.0” tüm yönleriyle ele alındı.

“Daha Hızlı, Verimli ve Etkin”

“Türkiye Endüstri 4.0’ın Neresinde?” temasıyla düzenlenen toplantıda konuşan Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş, teknolojinin baş döndürücü hızla ilerlediğini belirterek, “Sanki bir selin içinde akıp gidiyoruz. Amaç insan, toplum ve dünya. Daha hızlı, verimli, etkin ve maliyeti düşük ürünlere ulaşabilmek.” dedi.

Toplumun aceleci bir yapıda olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Erkan İbiş, şunları söyledi:

“Acele edelim ama değerleri, ürünleri ve bilgiyi sindirip de adım atmayı becermemiz gerekiyor. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya eğilimli bir toplum olduğumuz için başarısızlıkla çok karşılaşıyoruz.

Oysa önce bilgi sahibi olup, o bilgiyi sindirip fikir sahibi olmaya dönüştürebilirsek başarımız çok daha ön plana çıkacaktır. Yol haritasını iyi belirlememiz, platform oluşturmamız gerekiyor. STK’lardan kamuya üniversitelerden yerel yönetimlere herkesin içinde olduğu platformlarda 4.0 tüm yönleriyle ele alınmalı.

Bireysel anlayış terk edilmeli, takım çalışması yapılmalı.

4.0’ın başında da sonucunda da insan var. Yenilikçi, değişimci inovatif, girişimci, araştıran, sorgulayan insanlara ihtiyacımız var.”

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir de artık bilginin çok hızlı üretildiğini belirterek,

“Bu hızlı değişime hepimizin ayak uydurması lazım. Endüstri 4.0 aşamasına

geldiğimiz zaman işler biraz daha karmaşıklaşıyor. Makineler birbirleriyle konuşuyorlar ve işleri kendi kendilerine yapıyorlar.

Endüstri 4.0 dönüşümüne ayak uyduramazsak çok yüksek beceri isteyen ürünler haricindeki çok uç ürünlerde üretim yapan firmalarla rekabet edemeyiz.” dedi.

“Farklı Noktaya Gelebiliriz”

Samsung Türkiye Kamu Sektörü ve Dış İlişkiler Ülke Direktörü Erdem Erkul da her gün yeni markalar

Endüstri 4.0 Toplantısı

OSTİM’de

Gerçekleştirildi

ve teknolojilerin insanların hayatına girdiğini belirterek,

“Bugün Endüstri 4.0 dediğimiz kavramın yerine belki üç yıl sonra başka kavramlar kullanacağız. Bugün Endüstri 4.0’ı konuşuyor olmak çok önemli. Ülke olarak teknoloji alanında çok farklı noktaya gelebiliriz. Burada ürettiğimiz herhangi bir ürünü dünyanın başka noktasına tanıtmak artık çok kolay.” dedi.

OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın, “Biz başkalarının tasarladığı ürünleri üretebiliyoruz. Bir ürünü tasarlamak ve icat etmek çok farklı kabiliyet istiyor. Endüstri 4.0 için tasarım ve makineyi üreten makineyi kendimiz yapmalıyız.

Bu anlamda üniversitenin, sanayinin hem içinde hem de yanında olması lazım.” dedi.

TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak ise Endüstri 4.0’ın, ekonominin temel taşlarını sürekli değiştirdiğini belirterek,

“Bunu idrak edemeyen birey, kurum ve kuruluşlar yarının dünyasında yer alamayacak.” şeklinde konuştu.

“İnternet Okuryazarlığını Yaymak Gerekiyor”

Toplantıda konuşmaların ardından “Endüstri 4.0 Kobileri Nasıl Etkileyecek ve Üniversite İşbirliği” başlıklı panel gerçekleştirildi.

Samsung Türkiye Strateji Direktörü Can Kuterdem’in yönettiği panelde, Ankara Üniversitesi TEKNOKENT Yönetim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Ali Sınağ, Infoteks Teknoloji Genel Müdürü Mustafa Yavuz ve 8A Uzay ve Havacılık Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kotan yer aldı.

Prof. Dr. Ali Sınağ, ülkemiz eğer Sanayi 4.0 dönüşümünü ve değişimini sağlayamazsa millilikten ve yerlilikten uzaklaşılacağını söyledi. Toplumun her

köşesine internet okuryazarlığını yaymanın önemine işaret eden Prof. Dr. Ali Sınağ, “Eğer akıllı evler, akıllı cihazlar yapılacaksa bunları kullanacak toplum bireylerini de eğitmek gerekiyor” dedi. Prof. Dr. Ali Sınağ, KOBİ’lerde doktoralı insan kaynağının istihdamına yönelik uluslararası teşviklerin kullanılması gerektiğini, KOBİ’lerin, büyüme odaklı uluslararası destek programlarından daha fazla yararlanması gerektiğini kaydetti.

(17)

SOSYAL SORUMLULUK-ETKİNLİKLER

Ankara

17

Ü

niversitemiz Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Nur Tekmen tarafından ilk olarak 2008 yılında Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda düzenlenen “Türk Dilleri Japonca Öğretimi Semineri”nin beşincisi yine Prof. Dr. Ayşe Nur Tekmen başkanlığında 21-22 Ocak 2017 tarihlerinde, Japan Foundation’ın katkılarıyla düzenlendi.

Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda düzenlenen seminerin birinci günü öğleden önceki

Japonca Öğretimi Semineri

M

eksika Büyükelçiliği, Üniversitemiz Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde (LAMER) yer alan, Türkiye’nin ilk Latin Amerika uzmanlık kütüphanesine kitap bağışında bulundu.

Bağışlanan 374 adet kitap arasında sosyoloji, pedagoji, felsefe ve siyaset bilimi başta olmak üzere pek çok bilimsel çalışma yer alıyor.

LAMER’de düzenlenen kitap bağışı törenine

LAMER Müdürü Prof. Dr. Mehmet Necati Kutlu, Ankara Üniversitesi Dış İlişkiler Koordinatörü Yrd. Doç. Dr.

İlhan Karasubaşı ve Meksika Büyükelçisi Martha Bárcena Coqui katıldı.

Törenin ardından Meksikalı yazar Rafael Bernal’ın Türkiye’de ilk defa yayımlanan, “Moğol Komplosu”

kitabının tanıtım toplantısı gerçekleştirildi.

Meksika Büyükelçisine teşekkür eden LAMER Müdürü Prof. Dr. Mehmet Necati Kutlu, bu bağışın iki ülke arasındaki kültürel işbirliğini arttıracağını ve bağışlanan 374 eserin Latin Amerika araştırmacıları için eşsiz bir kaynak olacağını söyledi. Meksika Büyükelçisi Martha Bárcena Coqui ise bu bağışı yapıyor olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Meksika Büyükelçiliği’nden LAMER Kütüphanesi’ne

Kitap Bağışı

oturuma Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Hiroshi Oka ve eşi ile Büyükelçiliğin Kültür ve Basın İşleri Danışmanı Fumiko Matsuzawa ve Başkatip Hidetaro Chokki de katıldı.

Osaka Üniversitesi Japon Dili ve Kültürü Merkezi’nden Prof. Dr. Yasuo Iwai ve Dr. Mami Murata’nın davetli konuşmacı olarak katıldığı seminere Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan’dan 7 kişi olmak üzere toplam 15 kişi bildiriyle, 35 kişi de dinleyici olarak katıldı.

(18)

Güney Kore Köprü

Dalı arkeologları ile Kore Üniversitesi arkeologlarını Anadolu’nun zengin kültürel mirasının tanıtılması amacıyla bir araya

getirdiğini, böylelikle kendisi ve meslektaşı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu’nun konferans vermek üzere Güney Kore’ye davet edildiklerini, özellikle Anadolu’da yazılı dönemin başladığı Asur Ticaret Kolonileri Çağı ile Hitit Kültürü’nü Kore Üniversitesi’nde tanıtma olanağı elde ettiklerini belirterek, “Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş’in, Kore Üniversitesi’yle imzaladığı iyi niyet antlaşması, Anabilim Dalımızla Kore Üniversitesi arasında yeni bir işbirliğine vesile oldu. 2016 Haziran ayında Kore Üniversitesi (Sejong) Rektörü Prof. Dr. Jeong Gyu Sun himayesinde, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hong-Jong Lee ile gerçekleştirilen yeni bir protokol çerçevesinde Güney Koreli arkeoloji öğrencilerinin, bilgi ve deneyimlerini arttırmak için Ankara Üniversitesi’nce sürdürülen arkeolojik kazılara gönderilmesine karar verildi. 2020 yılına kadar sürecek protokol çerçevesinde ilk etapta Hatti, Asur Ticaret Kolonileri ve Hitit yerleşimlerine bir ay

süreyle Güney Koreli 12 lisans öğrencisi davet edildi.

Prof. Dr. Hong-Jong Lee başkanlığındaki bir heyetle ülkemize gelen öğrenciler, Orta Anadolu’da sürdürülen kazılarımıza gruplar halinde katıldılar. Birer kültür elçisi olarak ülkemize gelen öğrenciler, sadece kendi alanlarında bilgi ve becerilerini arttırmakla kalmadılar, aynı zamanda Türk halkının yaşam şeklini ve kültürel değerlerini de yakından görme fırsatı elde ettiler. Bu etkinliğin ardından da Prof. Dr. Hong-Jong Lee, Anabilim Dalımız

öğrencilerini, sömestr tatilinde ülkelerine davet etti.

İki ülke arasında böylesine bir etkinlik, arkeoloji alanında ilk kez gerçekleşmektedir. Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş’in yüksek öğretimde uluslararasılaşma

faaliyetlerine verdiği önem çerçevesinde, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı bu tür işbirliği ve değişim programlarına katkıda bulunmayı sürdürecek.” dedi.

“İletişim Kurun”

Rektörümüz Prof. Dr.

Erkan İbiş de

öğrencilerimizin, Dünyanın öteki ucunda ama Türkiye’ye dost bir ülkeye gittiklerini, Kore’nin, kültürüyle,

insanlarının sıcaklığıyla ve Türk sevgisiyle bambaşka bir ülke olduğunu belirterek,

“Zamanınızı iyi değerlendirin. Oranın kültürüne dair mümkün olduğu kadar fazla bilgi edinmeye çalışın. Daha az uyuyun, daha çok iletişim kurun, daha çok konuşmaya, öğrenmeye çalışın. Ülkemizi en iyi şekilde temsil edin.”

dedi.

“Koreli Hocalar da Türkiye’ye Gelsin”

Öğrencilerimize hitap eden Kore Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Yunsoo Cho da “Güney Kore’ye gittiğinizde, Türkiye’de çok sayıda arkeolojik kazı alanının ve önemli ören yerlerinin mevcut olduğunu, Türkiye’de farklı uygarlıklara ait zengin kültürel mirasın bulunduğunu Koreli öğrenci ve hocalara anlatın ki onlar da Türkiye’ye gelsin.” dedi.

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekan Vekili Prof.

Dr. İhsan Çiçek ise arkeoloji alanında iki üniversite öğrencilerinin karşılıklı olarak birbirini tanımasının, gelecek için çok büyük bir yatırım olduğunu belirterek, bu girişime katkı verenlere teşekkür ettiğini dile getirdi.

Görüşmeye katılan öğrenciler de Güney Kore’de alacakları eğitimin,

kendilerini geliştirmek ve ileri teknolojileri öğrenmek için büyük bir olanak olduğunu ve orada Ankara Üniversitesi’ni en iyi şekilde temsil edeceklerini söylediler.

Ü

niversitemiz Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı’ndan 12 öğrenci, Kore Üniversitesi ile Ankara Üniversitesi arasındaki akademik işbirliği anlaşması çerçevesinde, üç haftalık bir eğitim için Güney Kore’ye gitti. Arkeolojideki modern teknikleri,

restorasyon- konservasyon yöntemlerini öğrenerek Kore arkeolojisini ve kültürel mirasını tanıma olanağı bulacak olan öğrencilerin her türlü gereksinimleri Kore Üniversitesi tarafından karşılanacak.

Öğrencilerimiz, Güney Kore’ye hareket etmeden önce 27 Ocak 2017 tarihinde Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş’i ziyaret ederek, verdiği destek için teşekkür etti.

Ziyarete Kore Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Yunsoo Cho, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekan Vekili Prof.

Dr. İhsan Çiçek, Uluslararasılaşma ve Uluslararası Öğrenci Koordinatörü Prof. Dr. Sibel Süzen, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr.

Tayfun Yıldırım ile Prof. Dr.

Fikri Kulakoğlu katıldı.

İki üniversite arasındaki akademik ilişkiler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Tayfun Yıldırım, Kore Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Yunsoo Cho’nun, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim

Üniversitemizin yürüttüğü kazılarda yaklaşık bir ay süreyle görev alan Güney Koreli arkeoloji öğrencilerinin ardından şimdi de Üniversitemizin

arkeoloji öğrencileri Güney Kore’ye gitti.

(19)

ETKİNLİKLER

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde

Ü

niversitemiz Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde ilk dersin verilmesinin 81. yıl dönümü, 9 Ocak 2017 tarihinde Fakültede düzenlenen törenle kutlandı. Üniversitemiz yöneticileri ve öğretim üyelerinin katıldığı tören, Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı öğrencilerinin sunduğu konserle başladı. Törende, Üniversitemizin duayen öğretim üyelerinden Prof.

Dr. Zeynep Korkmaz ve Prof. Dr. Berin U.

Yurdadoğ birer konferans verdi.

“İlk Dersi Afet İnan Verdi”

Törenin açılış

konuşmasını yapan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) Dekan Vekili Prof. Dr. İhsan Çiçek, DTCF’nin, Cumhuriyetin en önemli projelerinden birisi olduğunu, Atatürk’ün bu projeyi uzun zaman planladığını ve çevresinde tartıştığını söyledi.

Fakültenin Halkevi Salonu’nda yapılan açılış törenini Atatürk, Afganistan Dışişleri Bakanı Serdarbey

Ankara

19

Muhammed Han, Afganistan Büyükelçisi Sultan Ahmet Han ve Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras’ın locadan izlediğini belirten Prof.

Dr. İhsan Çiçek, “Kültür Bakanı Saffet Arıkan açılış konuşmasında, özellikle Batılılarca taraflı olarak ele alınan Türk algısının yıkılması için DTCF’nin öneminden bahsetmiştir.

Afet İnan kürsüye gelerek tarih bilgisi ve bunun kaynakları hakkında bilgi verdiği ilk dersi sunmuştur.

Bu şekilde Türk dilinin, tarihinin, coğrafyasının, kültürünün araştırılarak modern cumhuriyetin temellerini oluşturacak proje hayata geçirilmiş oluyordu.” dedi. Prof. Dr.

İhsan Çiçek, DTCF’nin, Türk ve Türkiye tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek olan Sümerce ve Hititçe’den Latinceye ve Yunanca’ya, Antik doğu ve batı dilleri yanında modern diller ile coğrafya, felsefe, sosyoloji, psikoloji, antropoloji gibi sosyal bilimlerin farklı alanlarında eğitim veren bir bilim kuruluşu olduğunu,

Türkiye’de tiyatro eğitiminin, konservatuvar dışında bilimsel düzeyde verildiği ilk bölüm olan Tiyatro Bölümü’nü de bünyesinde barındırdığını sözlerine ekledi.

“Herhangi Bir Edebiyat veya Beşeri Bilimler Fakültesi Değil”

Prof. Dr. Zeynep Korkmaz DTCF’nin, Türk dilini, Türk tarih ve coğrafyasını yabancı araştırmacıların maksatlı ve politik değerlendirmeleri dışında kendi kaynaklarına inerek kapsamlı biçimde araştıracak, tarihi belgelere dayanarak ortaya koyacak nitelikte bir bilim kuruluşu olduğunu, bu fakültenin, herhangi bir edebiyat veya beşeri bilimler fakültesi olarak değil, özel bir ad ile kurulmuş olmasının, bu bilim yuvasında yapılacak çalışmaların niteliğiyle ilgili bir adlandırmanın ifadesi olduğunu söyledi.

“Halka Açık

Konferanslar Verilirdi”

Prof. Dr. Berin U.

Yurdadoğ da Hukuk ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün

bizzat Atatürk’ün emriyle kurulduğunu söyledi.

Atatürk’ün dil üzerinde çok fazla durduğunu, tarihin de doğru inceleyip doğru sonuçlara varmak ve bunu doğru olarak ifade etmek için gerekli olduğunu düşündüğünü belirten Prof.

Dr. Berin U. Yurdadoğ,

“Atatürk, coğrafyanın da yaşamı ilgilendirdiğini, bu nedenle coğrafya üzerinde iyi durulması gerektiğini söylüyor” dedi. Öğrenciliği yıllarında DTCF’de verilen eğitimi de anlatan Prof. Dr.

Berin U. Yurdadoğ, kendi bölümleri dışında, istedikleri bölümlerin derslerini, o bölümlerin hocasının izniyle izleyebildiklerini söyledi. O dönemlerde DTCF öğretim üyelerinin her hafta mutlaka halka açık bir konferans verdiklerini anlatan Prof. Dr. Berin U.

Yurdadoğ, “Yani kendi öğrencilerini yetiştirirken, halka da kendinden birşeyler vermesini bilirlerdi. Farabi Salonu’nda her hafta cumartesi günleri CSO konserleri verilirdi. Yunus Emre Oratoryosu’nun dünya prömiyeri 5 Mayıs 1946’da DTCF’de yapıldı.” dedi.

İlk Dersten Bugüne 81 Yıl

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :