• Sonuç bulunamadı

ATAM. - Biz her şeyi gençliğe bırakacağız Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ATAM. - Biz her şeyi gençliğe bırakacağız Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir."

Copied!
29
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)

2

ATAM

-“Biz her şeyi gençliğe bırakacağız… Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.”

“Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.”

“Çocuklarımızı artık düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi

uyandırmaya çalışılmalıdır.”

“Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden

az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka;

gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi okumaz.

Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir.”

(3)

“Ben Türk çocuğuyum, yer gök inlesin Duysun sesimizi, cihan dinlesin.

Hürriyeti armağan etti bana Ata’m.

Ellerimle yükselecek emanet vatan.

Bayrağım kızıl alev parlıyor, Tarihimden aldığım güç benim. “

Eşsiz bir kahramanlık, muazzam bir bağımsız- lık, umut dolu bir zafer mücadelesinden taşan se- vinçlerin yegane emanetçisi yiğit çoçuklarımız. Ha- yalleri yarınlarımız, varlıkları aydınlığımız, vakur duruşları medeniyetimiz, güçlü iradeleri egemen- liğimiz olan aziz yürekli çoçuklarımız nidalarınız semada ilelebet yankılansın. Yankılandığı her yer toy alanı, hissedildiği her yer vatan yurdu, ulaştığı her yerde şanlı bayrağımız dalgalansın.

“Sevinin küçükler, övünün büyükler” diyerek kutladığımız bayramların en kutsalı, en nadidesi, en özeli 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çoçuk Bay- ramı yine ve yeniden hoşgeldin. Sevginin bu kadar ihtiyaç, inancın bu kadar vazgeçilmez, cesaretin bu kadar kıymetli, her karış vatan toprağının ne denli kıymetli olduğuna şahit olduğumuz yüce şanlı tarihimizi bize her daim hatırlatan küçük hanımlar ve küçük beyler istikbaliniz azim ve umut ışıkları ile her daim dolu olsun.

Ulu önderimizin de dediği gibi “…..sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığı- sınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.

Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.”

Türk milletinin yiğit Türk çoçukları geleceğin te- melleri sizde saklı. Sizin hayalleriniz ülkümüz, sizin mücadeleniz tarihimiz. Kırktuğ’un yağız çoçukları, bu kutlu ve asil yolda varlığınız daim olsun. Var olsun, kutlu olsun bayramınız...

Editör’den Sevgilerle

Tuğba Dinç Günay

İMTİYAZ SAHİBİ

Genç Akademisyenler Derneği Adına Tuba Sarı Çitil

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ve EDİTÖR Tuğba Dinç Günay

YAZI KURULU Duygu Doğuş Nermin Fatma Gülcük

Ayşe Göksu Aykut Sungur Alpaslan Tandırcı GRAFİK TASARIM

Alper Şenadam

SOSYAL MEDYA SORUMLUSU Hamit Berat Kaya

Kapak Fotoğrafı: Tuğrul Arda Eşici ve emeği geçen hakemlerimize

teşekkür ederiz...

(4)

4

Düşünüyorum onu her zaman, İçimden söylüyorum:

Ne kadar da cesurdu.

Bizim için savaştı.

Unutmam asla

O güzel yüzünü, gülüşünü…

Mavi gözlerini, sarı saçlarını Unutmam yaptığın fedakârlıkları.

1923: Ülkemin doğum tarihi.

Onun adını koyan milletimin Gazi’si.

“Ne mutlu Türküm diyene!” diyen, Ülkemin en kıymetlisi.

Bu ülkeyi bize emanet eden Atatürk’e Söz verdik, onu koruyacağız diye.

Savaşacağız gerektiğinde.

Şehitlerimizin hatırasını, Taşıyacağız yüreğimizde.

Mustafa Kemal Elif Bilge Yelok

(5)

5

Bizim Günümüz

Elif Asya Ceran

23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı tarih, çok anlamlı ve önemli. Büyük Önder Atatürk bu özel günü biz gelecek nesillere, çocuklara armağan etti ve bu güne 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını verdi. Bizim görevimiz ise her yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bir önceki yıla göre daha coşkulu, daha heyecanlı şiirlerimizi okuyarak ve milli marşımızı coşkuyla söyleyerek kutlamaktır.

Meclisimiz kolay açılmadı, bu vatan kolay kazanılmadı. Bunu bilelim ki bizden sonraki nesil- lere de 23 Nisan’ı sıradan bir gün sanmasınlar, coşkusuz kutlamasınlar. Atamızın emanetine sahip çıksınlar.

Bu yılki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı elimizdeki Türk bayrakları, dilimiz- deki marşımızla gururla kutlayalım. Tüm dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarım. ATAM sana teşekkür ederiz.

(6)

6

Türkçemiz

Mehmet Sungur Kılıç

Diller, her milletin kendi toplum yapısına göre geliştirip şekillendirdiği özel bir anlaşma sistemi- dir. Bu sistemin temeli, tarihin bilinmeyen bir zamanında oluşmuştur. Dünya’da bugün tespit edi- lebilen 7 binden fazla farklı dil vardır. Dünya üzerinde var olan çeşitli toplulukların aynı kökten geldikleri, ortak bir geçmişe ve dile sahip oldukları çok eski zamanlardan beri araştırılan ve kabul edilen bir fikirdir. Araştırmacıların ortak bir tarih ve köken birlikteliğine dair ilk araştırmaları sema- vi dinlerdeki bilgiler üzerinedir. Bu araştırmalar neticesinde aynı kökten geldiklerini düşündükleri toplulukların aynı dili konuştuğu da fark edilmiştir.

Ural Altay bölgesi dilleri bağlamında Kuzey Asya bölgesindeki herkes Avrupalılar tarafından Tatar olarak adlandırılmıştır. Asya’nın kuzeyindeki dilleri Tatar dilleri adı altında toplayarak Johann von Strahlenberg tarafından ilk sınıflandırma yapılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre Türkçe Ural-Altay Dil Ailesi’nin Altay grubuna mensuptur. Ural dil grubu içerisinde Fin-Ugor ve Samoyed dil ailesi yer almaktadır. Altay dil ailesinde olan diğer diller ise şunlardır:

Moğolca, Tunguzca, Mançuca, Japonca, Korece’dir.

Ural-Altay kuramı üzerine Türkiye’de son çalışmayı kelime ortaklıkları, biçim özellikleri bakımından değerlendiren Ege Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Osman Karatay, Ural-Altay Kuramı adlı eseri ile yapmıştır. Karatay’ a göre

“Ural-Altay Dil Ailesi içinde yer alan dillerin kelimelerine bakılarak akrabalık konusu ele alınmıştır.

Bu dillerde kullanılan sayılar, birincil akrabalık ve organ isimleri, zamirler, temel sıfat ve fiiller çok fazla muhatap olduğumuz hayvanlar, doğa olayları ve varlıkların isimleri akraba olan dil ailelerin- de biçimsel olarak değişikliğe uğramış olsalar bile en ilkel zamanlardan beri bu kelimelerin var olduğu ve yerlerini koruduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda ödünçleme, alıntı, verinti, etimolo- ji, semantik, komşuluk ve akrabalık ilişkisi kavramları tanımlanarak, kelimelerin aynı dil ailesinde yer alan dillerdeki örnekleri ile gösterilmiştir. Bu düşünceden hareketle bilim adamları günümüz- de var olan dillerin ata dillerinden ne kadar uzaklaştığını tespit etmeye çalışmışlardır. Bu konuda en çok dikkati çeken dil ise Türkçedir. Çünkü Türkçe temel kelimeler bakımından eski Türkçeden itibaren çok az değişikliğe uğramıştır. Bundan dolayı dilbilimcilerin çoğu Türkçeyi muhafazakâr diller arasında göstermektedir.”

Dilbilimcilere göre diller arasında karşılaştırma yapıldığı zaman 25 tane ortak kelimeye ulaşıldığın- da diller arasında akrabalığın konuşulabileceği belirtilmiştir. Dil ailesinde yer alan bazı dil grupla- rının birbirleri ile akrabalık durumları bilim dünyasında kabul görürken, bazı dil gruplarının akra- balığı tartışma konusudur. Altay grubunda yer alan diller arasındaki benzerlik yapılan araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır. Türkçemizin Dünya üzerinde çok geniş bir alanda yaşatıldığı ortaya kon- muştur.

(7)

7

Bir de Bir Çocuktan Dinleyin

Reyyan Sude Ceyhan

Evet, herkes hangi konudan bahsedeceğimi biliyor. 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAY- RAMI. Sıkıcı olup da aynı cümleleri tekrar etmeyeceğim. Peki, tüm dünya çocuklarının önem verdi- ği 23 NİSAN nedir ve neden herkes bunun hakkında konuşuyor? Ben size ilk nedenini söyleyeyim.

Kurtuluş savaş’ında askerlerimizi, komutanlarımızı, çocuklarımızı kaybettik ama onlar yüzünden o kadar kişiyi kaybetmemize rağmen tüm dünyadaki çocuklara bu bayramı hediye ettik. İkinci olarak bu bayram tüm dünya çocuklarının bayramıdır kesinlikle din, dil, ırk veya herhangi bir sınıf ayrımı yapmaz. Ama bu bayramda sadece çocuklar mutlu olmuyor öğretmenler, aileler, idareciler, devlet büyükleri ve diğer herkes, neden mi? Çünkü çocuklar o gün kendilerini kanıtlıyorlar ve o gün çocuklara sorumluluklar veriliyor ve yetişkinlerde bunu görüp derin bir oh çekiyor bu vatana, millete, ulusa bizim gibi çocukları bıraktıkları için gurur duyuyorlar. Hem ne demiş MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘’BÜTÜN ÜMİDİM GENÇLİKTEDİR.’’Peki bu bayram sadece çocuklarla mı kalıyor?

Tabii ki hayır. Adı üstünde ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI. İlk olarak egemenlik nedir ona değinmek istiyorum. Egemenlik herhangi bir şey konusunda karar verme yetkisi demektir. Buradan yola çıkarsak ulusal egemenlik ne demektir? Bir ulusun kendi kaderini belirlemesi, kararını vermesi ve kendi yöneticisini seçebilmesine ULUSAL EGEMENLİK denir. Peki, sizin için 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ne ifade ediyor? Benim aklıma anında oy sandıkları, millet, ulus, vatan ve mutlu çocuklar gibi kavramlar geliyor. Ama bunun nedeni bayramın adında geçmesi değil eğer bir devlet egemen değilse o zaman orda ne düzgün eğitim görülebilir, ne çocuklara iyi davranılır, nede kız çocukları okula gidebilir. İşte o zaman orası ne GERÇEK bir devlet, ne GERÇEK bir ulus, ne de GERÇEK bir vatan olur. İşte orası o zaman sadece canlıların ve beton yığınlarının olduğu bir toprak parçası olur hatta toprak parçası bile değil bir hapishane olur. Peki, sizlere soruyorum siz öyle bir yere vatanım der misiniz? Hayır demezsiniz diyemezsiniz çünkü vatan orda kendini iyi hissettiğin kendin olduğun seninle aynı kültürü paylaşan insanların olduğu yerdir herkesin kendini gerçekten evinde hissettiği sokakta hava dondurucu bir soğukluktan bile olsa sıcak bir yuvada gibi hissettiğin yerdir işte bu yüzden siz o egemenliği olmayan hapishaneye vatanım diyemezsiniz.

Belkide ATATÜRK bu yüzden bu bayrama bu ismi vermiş. Ama bu isimin verilmesinin bir nedeni daha var ATATÜRK bize bu vatanı emanet etti tüm ümidinin yeni nesil olduğunu çok büyük işler başaracağımızı söyledi işte bu yüzden bize bu günü hediye etti çünkü o gün TBMM açıldı o gün TÜRKİYE bambaşka bir ülke oldu ve bize o yüzden milletimizin en güzel gününü verdi 23 NİSAN.

Aslında ATATÜRK burada çocuklara da bir mesaj vermek istedi buradaki devlet büyüklerinin hepsi- nin gelip geçici olduğunu ve gelecek nesillerin bu ay yıldızlı bayrağı devralacağını söylemiş ve bu günü bizlere hediye ederek belli etmiştir. Tüm dünya çocuklarının ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINI kutluyorum.

(8)

8

ZAMAN MAKİNESİ ZAMAN MAKİNESİ

Bilge Kağan Şahin

Ben Bilge kağan. Yanımda Çağrı ve Arda var. Biz bir bilim adamıyız ve bu yapacağımız şey çok önemlidir. Benim aklımda birden fazla soru işareti var. Mesela ABD ne zaman yıkılır. Çünkü ABD Trump döneminde Avrupa›yı düşmanı ilan etti ve Türkiye’yi tehdit ediyor. Bu tehdit NATO birliğinin çöktüğü anlamına geliyor. Avrupa Birliği eksilecek mi? Çünkü Birleşik Krallık ayrılmak istemekte.

Almanya ve Yunan savaşı çıkar mı? Çünkü Yunanistan borcunu hala ödemedi. Almanya ile arası çok bozuk. Türkiye ve Suriye savaşır mı? Çünkü Suriye katliam yapmaya başladı. Ve daha çok şey. Ben çok fazla mühendislik okudum. Bunlar uçak, yazılım, yapı ve fazladan Almanca. Kelimeleri basit.

Mesela “wie lt bist du” bu Almanca birkaç kelimeden oluşan cümle. Yaşın kaç demek.

Yeşil : grnün Pembe : rosa

Gri : grau

Mavi : blau Beyaz : weib

Turuncu : orange Kırmızı : rot Kahverengi : braun Siyah : schwarz Mor : lila.

en güzeli ise yazıldığı gibi okunur. İngilizce ile nerede ise aynı. Fiiller var. Telefon “Telefonnuma”

demek bu benim garibime gitti.

Zaman makinesi yaptık bununla geçmişe gitmek için sabırsızlandık. Binip geçmişe gittik. Ama bi- raz fazla gittik. Tahmin edin nereye gittik.

... Tamam tamam söylüyorum. Dünya bile oluşmadan önceye gittik. Dünya binkbenk ile oluş- muş. Ama garipdirki hiç birşey olmadı nefes alabiliyorum. Sanırım yanımızdan geçen asteroitler.

İçindeki oksijeni saçtı. Biz öyle düşündük. Makineye bindik ve dünyanın oluşumundan biraz önce- ye gittik. Dünya resmen kaynayan bir kazandı. Ama güneşten bile sıcak. Sanırım güneş daha yaş- lanmamış. Daha dede olmamış. Sonra buzul çağa gittik. Dünya’nın her yeri eksilerdeydi. Buzdan bir tabaka. Bu arada nedense tabaka denince benim aklıma, tabak geliyor. İlk canlının zamanına gittik. Biz bu canlıya “Öküz Bacaklı” diye isim verdik ama meğer bir ismi varmış. Ama çok bacaklı.

Ooo orada ahtapota benzeyen bir canlı var. Neyse denizin içinde baca gibi bir şeyler vardı. Gerçi burası deniz mi belli değil. Derken meteor yağmuru başladı. Meteor düşer düşmez ayağımdaki

(9)

9

su yükselmeye başladı. Başka bir yere gidelim dedik. Dinozor çağına gittik ama çok garip bir şey oldu. Dinozorun midesinde idik. Burası gerçekten sıcak. Biz kendi zamanımıza döndük ve çalış- malara başladık. Bir kazı alanına girdik. Burası Bermuda şeytan üçgeni ile çevrili. Sanırım Bermuda adasındaydık. Kazı yaptık ama hiçbir şey çıkmadı. Cezayir’deki anıt taşlara makine ile gittik. Burası on iki tehlikeli yerden bir tanesi. Kazı yaptık ama bir yeşil şey çıktı. Sanırım Çağrı Kral Şakir Mikrop Avcılarının zamanına ışınlanıp, oradan sandık almıştı. Açtık ve içinden yeşil büyük bir virüs çıktı.

Makine birdenbire çalıştı ve Selçuklu dönemine gittik. Virüs yanımdaydı. Hemen kaçıp uzaklaştık.

Yanımıza Allah’tan yaptığımız eşyaları almıştık. Onların hepsini ben ve Çağrı taşıdı. Bir yere geldik.

Bu yere evimizi kurmak uygun olabilirdi. Geldiğimiz yerlere görünmez kamera yerleştirdik.

Betonlar ile evimizi yaptık. Evi ikiye böldük. Bir kısmı laboratuvar, diğer kısmı normal evdi. On iki odası vardı ev kısmının. Dört oda benim, dört oda Arda›nın, dört oda ise Çağrı›nındı. Kamera sis- temini çalıştırdık. Birde ne görelim virüs herkesi yeşile dönüştürmüş ve deli etmiş idi. Virüs büyü- yordu. Virüs daha sadece İzmir civarındaydı. İsfihanda bir yarışma düzenlendi. İcat yarışması. Biz bu yarışa katıldık ve hile yaptık. Fotoğraf makinesini götürdük. Bin dokuz yüzlü yıllarda kullanılan model. Elbette kazandık. Eve doğru yol aldık. Ancak ne yazık ki peşimize takılan askerleri fark et- mek çok vakit aldı. Biz onları fark edince evin üstüne tırmandık ve saklandık onlar gidince eve girdik. O zaman anlamıştık Melikşah zamanında olduğumuzu. Artık devlet de peşimize takıldı. Bir süre kameraları izledik. Bir an önce geri dönmek istiyorduk. Makineyi çalıştırdık tam gidiyoruz diye sevinirken, makine durdu. Meğer makineyi çalıştıran anahtarı gelirken düşürmüşüz ve hiç iyi olma- dı. Dışarıda gezerken bir kişi sultanın mektup gönderdiğini söyledi. Mektupta şöyle diyordu: “Tes- lim olun! Bizi uğraştırmayın.” diyordu ancak biz tam bu yere bir kutu yaptık postalar buna konulsun diye belirttik. Biz de cevap yazdık. Ben başımızı belaya soktum. Teslim yok! Biz olayın farkındaydık.

Yanında ödülü de bağışladım. Ne olur ne olmaz diye eve kapandık. Posta geldi ve savaş çıktı. Ka- meralardan hep tedbirini almıştık. Elimizde kitap kalmamıştı. Hep beraber Şelemzar›a kitap alma- ya gittik. Kılık değiştirdik. Kütüphaneye girdik ve kitap aldık. Çevri yapmak gerekti. Yazılar Arap alfabesinden oluşuyordu. Anahtarı da arıyorduk. O olmadan dönemezdik. Kitapları iade etmek için tekrar yola koyulduk. Verip eve geri döndük. Anahtarı bulmuştuk ancak bu olan biteni düzeltmeliy- dik. Benim bir planım vardı. Teslim olalım dedim. Teslim olduk zindana atıldık. Şimdi daha güven- deydik. Sakladığım kitaptan baktık. Çözüm aradık. Sonunda galiba bulduk. Ancak bunun için balık lazımdı. Virüs yıllardır kapalı bir alanda kalmıştı. Havasız ve soluksuzdu resmen. Bu durumda balık- ların solunum sistemi bir çözüm olabilirdi. Arda kırık bir parça gördü. Bu parça ile kaçabilirdik. Kilidi inceledik ve olamaz dedik. Tam olarak iki kat yüksekteydik. Çağrı buldum dedi. Meğer kaybettiği sodayı bulmuş. Benim aklımdaki planda bu idi. Sodayı aldım ve açtım. Bana sadece kapağı lazımdı.

Yanıma aldığım kumu kullandım. Bu kum çimento kumu. Kapağı çember haline soktum ve deliğe yerleştirdim. Delikte anahtarın şeklini aldı. Kumu üstüne döktük ve gizledik. Su döktük. Kaçmak artık çok kolaydı. Zaten Sultan tarafından bizzat sorgulanacaktım. Zaten bu nedenle gelmiştik. Ha- rekete geçme vakti artık geçiyordu. Virüsten haber verecektim. Bu saraydaki çoğu askerin gideceği anlamına geliyordu. Bu şeyleri söylemek için sorguya gittim. Gitmeden koluma dişçilerin dişimize yaptığı iğneden koluma birkaç defa yaptım. Acı çekmemek için. Sorguya çekildim. Yakalanmamak için yumurta aldım yumuşaktır ve içine boya koydum. Her yerime koydum. Önce bir şey anlatma- dım ciddi olduğumu bilsinler diye. Biraz oyunculuk yaptım. Sonra virüsün varlığından anlattım.

Herkes çalışmalara başladı. Ama biz çoktan bulmuştuk. Zindana geri döndüm. Anahtar hazırdı.

(10)

10

Üstünü betonla kapladık. Anahtar hazırlandı. Ki- lidi açmadan önce virüsler içeri girdi. Küçük vi- rüs büyüyordu. Askerlerin hepsi saraydan çıkıp saldırıya geçti. Biz çıktık. Gelen askerleri silahlar ile vurduk. Saraydan çıktık. Kale surları yüksek- ti. Aralarda çıkıntılar vardı. Tırmanarak kaçtık.

İnmesi kolaydı. İndik ve hemen dereye koştuk.

İlaç bulunmuştu. Planım vardı. Anlattım. Plan şuydu. Virüsü işaretlenen yere çekecektik. Uçu- rumun altına. Arda ve Çağrı kaçarken merdiven kafalarına sıkışmıştı. Silahlara dezenfektanı dök- tük. Ancak canavarın azından içeri girmeliydi.

Arda ve Çağrı uçurumda yakalandılar. Aşağısı görünüyordu. Mikroplar geliyordu. Arda dedi ki:

- Kurtulmamızın tek bir yolu var Çağrı hazır mısın?

- Çağrı: hayır değilim - Arda: o zaman atlaaaa - Hep birden: neeeee

Aşağı atladılar. Canavarın ağzı açıldı ve dezen- fektan işe yaradı. Virüs küçüldü. Herkes eski ha- line döndü. Dans edip eve döndük, evin yolunu bulmuşlardı. Eşyalar enkazından sığdı. İçeri gir- diler ve biz kendi zamanımıza geri döndük.

Ateş yaktık ve makineyi ateşe attık. Bu çok kötüydü. Ama sinirle attık. Neyse ki alev alma- dan çıkardık. Makine ne olur ne olmaz diye yine de beklemekteydi.

Buradan bir ders çıkarın. Bazen birlik ve be- raberlik ile koca sorunları halledersiniz. Bazı olumsuz durumlar işinize gelebilir. Değer olarak üstün olan şeyler size çok büyük sorunlar aça- bilir. Mesela fabrikalar. Fabrikada patronunuz ve elmas üretiyorsunuz. Elmaslar sadece size gidi- yor. Ama hava kirleniyor hava kirlenince insan- lar ölüyor ve bazıları sinirleniyor. Halk kapınıza dayana bilir. Sevdikleriniz ölebilir. Çevreyi koru- yalım, birliği artıralım. Hoşçakalın!!!

(11)

11

Ekin Manav

(12)

12

23 Nisan Özel Söyleşisi

Ceren Nur Çetin ile

(13)

13

1. Çocuklarımıza kitap sevgisini nasıl aşılarız?

Çocuklarımıza kitap sevgisini aşılamak için önce- likle kendimiz kitapları sevmemiz gerekiyor.

Kitap okumayı sevmeyen ebeveyne sahip çocuklar da kitap okumayı sevmiyor maale- sef. Bunu bir örnekle daha somutlaştırmak istiyorum anne karnında bile çocuklar anne ne yerse doğduklarında aynı şeyleri yedikleri gözlenmiş, çocuk damak tadını bile anne karnında oluşturmaya başlıyor. Kısacası birey anne karnında maruz kaldığı zengin uyarıcı çevreyle dünyaya geliyor ve bilinçli anneler son dönem doğmamış bebeklerine kitaplar okuyor, masallar anlatıyor, işte kitap sevgisinin tohumları bu dönemde atılıyor.

Bu şekilde geçen gebelik dönemi çocuğun dil gelişimini de temellendiriyor. Tek tav- siyem kitap okuma davranışını geliştirmek isteyen ebeveynlere bu konuda çocuklara olumlu rol model olmaları.

2. Çocuklarımıza hangi gelişim döneminde nasıl kitaplar okumalı ya da okutmalıyız?

Öncelikle yeni doğan bebekler görme netliğini henüz kazanmadığı için ilk üç aylık dö- nemde siyah kırmızı ve beyaz renklerden oluşan kartlarla bebekle sohbet edilmeli.

Oyun dönemi çocuklarda bol resimli, az yazılı, dikkat çekici kitaplar seçilmeli ve bu dönemde kitap okurken kullanacağınız ses tonu çok önemlidir. Dikkat süreleri kısa ol- duğu için ses tonuna dikkat edilmeli. Ayrıca bu dönemde duyusal kitaplar kullanılması çok önemli, çocuk dünyayı duyuları aracılı- ğıyla algılıyor. Farklı duyularına hitap eden kitaplar seçmek çocuğun farklı deneyimler edinmesini sağlar. Bu aynı zamanda zihinsel becerilerini destekleyici olur.

Oyun döneminden sonraki dönemdeki kitaplar, yazılar için de oyun dönemine göre biraz daha fazla dikkat çekici renkleri ve resimleri olan kitapları tavsiye ediyorum. Son olarak hangi dönem için kitap seçimi yapılırsa ya- pılsın öncelikle çocuğun yaşı ve gelişim özel- likleri dikkate alınmalı.

3. Çocuklarımızın gelecekte iyi birer okuyucu olması için neler yapmalıyız?

İlk ve tek tavsiyem ebeveyn olarak öncelikle kendiniz iyi bir okuyucu olup olumlu rol mo- del olmalısınız. Çocukla birlikte okuma saat- leri düzenleyebilirsiniz, bu da iyi bir okuyucu yetiştirme basamaklarından sayılabilir.

4. Çocuklarımıza değerler eğitimini vermeye başlamanın bir zamanı var mı ve değerlerin önemini nasıl hissettirebiliriz?

Kendimizin yaşamadığı hiçbir şeyi çocuğumuzu da yaşatamayız. Ebeveyn olarak öncelikle bizim değerlerimiz olmalı ve bu değerlere uygun yaşamalıyız. Bunun bir yaşının oldu- ğunu düşünmüyorum fakat değerler dedi- ğimiz şeyler aslında soyut kavramlardır ve çocuklar 11 yaş öncesi soyut kavramları kav- ramakta zorlanabilirler. 11 yaş öncesi çocuk- larda değerler somutlaştırılarak çocuklara öğretilebilir. Örneğin çocuğa saygı kavramını öğretiyorsunuz. Bayramlarda büyüklerini ziyaret etmek, birine zarar verdiğinde özür dilemek, teşekkür etmek gibi yaşam be- cerileri içinde saygı unsuru bulundurur ve çocuklar bunları yaşayarak öğrendiklerinde somut deneyimler sunmuş oluyorsunuz.

İnsan sosyal bir varlıktır ve ilk önce aile için- de sosyalleşir sonra okul ve toplumda sosyal gelişimini sürdürür. Ebeveyn olarak çocuk ilk sosyal alanı içinde iyi ve ahlaklı insan olma- yı öğrettiğimizde aslında değerler eğitimin temellerini de atmış oluyoruz. Değer dediği- miz şey toplumdan topluma değişir evrensel olan iyi insan olmaktadır. Bunu gerçekleştir- mek kalıpları yıkarak olacaktır.

5. Çocuklarımızın teknoloji kullanımını nasıl azaltabilir ve güvenli şekilde kullanmalarını sağlayabiliriz?

Çocukların teknoloji kullanımı pandemi ile bir- likte kanayan yaramaz. Toplumda sıklıkla duyarız yaygın gelişimsel bozukluk diye bir kavram halk arasında en çok bilineni ko- nuşulanı otizmdir. Otizm konusunda şimdi söyleyeceklerimle ilgili bilimsel bir çalışma

(14)

14

var mı bilmiyorum ama gözlemim şu yönde bir genetik yolla gelen otizm var bir de insan yapımı otizm... evet, doğru duydunuz insan yapımı otizm. Kulağa değişik geliyor farkın- dayım ama son dönem teknolojinin gelişi- miyle ve anne babanın yoğunluğunu artma- sıyla çocukların çok fazla telefon tablet ve televizyona maruz kalması ve anne babanın çocuğu duygusal anlamda yalnız bırakması insan yapımı otizmin temellerini atıyor. Yal- nız bıraktığınız çocuğun annesi babası arka- daşı sadece 3T oluyor. Çocuk da tek yönlü iletişim otizm belirtileri gösteriyor. İnsan yapımı otizmin tedavisi de bence gene in- san eliyle gerçekleşiyor. Çocuğun hayatında 3T’yi kısıtladığınızda iletişim kurduğunuzda sosyal duygusal gelişimini desteklediğinizde çocuğunuzu kurtarabiliyorsunuz. Bunun aksi durumunda o çocuk teknolojinin içinde ken- dine bir dünya kuruyor ve bu dünyada yok olup gidiyor.

Teknoloji kullanımını çocuğu saatlerce yalnız bırakmayarak ve onunla kaliteli zaman ge- çirerek azaltabilirsiniz. Yalnız kalan çocuklar teknoloji bağımlısı oluyorlar.

Güvenli bir şekilde teknoloji kullanımı çocuğun özdenetimini gelişmiş olmasıyla sağlanabilir.

6. Sevginin her şeyin özü olduğunu biliriz ve bu güzel eylemin çocuklarımız için önemi nedir?

Çocuk tek bildiği bir sevgi çeşidi var oda koşul- suz sevgidir. Çocuğun doğası da sadece bu sevgiye alışıktır. Biz çocuğa koşullu sevgiyi öğretiriz. İyi bir insanın en önemli özelliği insanı, doğayı, hayvanı her şeyi koşulsuz sevmesidir. KOŞULSUZ SEVİLEN ÇOCUK KO- ŞULSUZ SEVER.

7. Çocuklarımızla nasıl etkili iletişim kurarız ve onların ilgi alanlarını nasıl keşfederiz?

Her birey farklıdır. Herkesin aynı olduğu bir dün- yada insan çobanı diye de bir meslek olur diye düşünüyorum. Her çocuğun düşünme şekli, algılama düzeyi farklıdır ve iletişim becerileri de farklı şekillerde kurulur. Sağlıklı iletişim nasıl kurarız sorusunu sorarsanız ile- tişim engellerinin kalkmasıyla mümkün olur.

Saatlerce sağlıklı iletişimi konuşabiliriz ama temelinde empati kurabilme vardır. Empati kurabildiğinde çocuğunuz da sağlıklı ilişkiler kurabilir.

İlgi alanlarını keşfetmenin tek yolu onlara yaşan- tılar sunmaktır. Hiç spor deneyimi olmamış, hiç müzik yaşantısı olmayan bir bireyin spo- ra ilgisi var, müziğe ilgisi var diyemeyiz. Bu sebeple çocuğa zengin uyarıcı sunmalıyız ancak bu şekilde ilgi alanlarını keşfedebiliriz.

(15)

15

Tuğrul Arda Eşici

(16)

16

(17)

17

Göktuğ Turna

(18)

18

(19)

19

İlbilge Atbaşı

(20)

20

Muhammet İlteriş Çitil

(21)

21

(22)

22

Mete Üçüncü

(23)

23

Güntülü Aybüke Atalay

(24)

24

Oğuz Kağan Özel

(25)

25

(26)

26

FOTO-ÖYKÜ

Emel Beyaz

Küçük hanımlar, küçük beyler!

Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.

Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.

Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.

Sizlerden çok şey bekliyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk

(27)

27

(28)

28

(29)

29

KIRKTUĞ

KIRKTUĞ Ç Ç O O C C U U K K OKUMALARI OKUMALARI

Rüzgar Olmak İsteyen Çocuk / Başak Sayan Rüzgar Olmak İsteyen Çocuk / Başak Sayan Dağdak kaynak / Tal p Apaydın

Dağdak kaynak / Tal p Apaydın

Bunun Adı F ndel / Andrew Clements Bunun Adı F ndel / Andrew Clements Yasas n Ç Harf Kardeşl ğ / Beh ç Ak Yasas n Ç Harf Kardeşl ğ / Beh ç Ak

Ben B r Gürgen Dalıyım / Hasan Al Toptaş Ben B r Gürgen Dalıyım / Hasan Al Toptaş Ülkücü Al / Ünver Oral

Ülkücü Al / Ünver Oral

Ar tmet k İy Kuşlar Pek y / Cemal Süreya Ar tmet k İy Kuşlar Pek y / Cemal Süreya Dedem n Bakkalı / Şerm n Yaşar

Dedem n Bakkalı / Şerm n Yaşar Pr mo Türk Çocuğu

Pr mo Türk Çocuğu / / Ömer Seyfett n Ömer Seyfett n

Son Ada'nın Çocukları / Zülfü L vanel

Son Ada'nın Çocukları / Zülfü L vanel

Pembe İnc l Kaftan / Ömer Seyfett n

Pembe İnc l Kaftan / Ömer Seyfett n

Referanslar

Benzer Belgeler

1927 yılında ilki kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sırasında gerek Himaye-i Etfal Cemiyeti gerekse Mustafa Kemal Paşa ve Başvekil, yarının sahipleri

Kadıköy Belediyesi Halis Kurtça Çocuk Kültür Merkezi 6-9 YAŞ.. Eğitmen:

Bu eseri daha önce düzenlenen hiçbir yarışmaya göndermediğimi bu hususun tespiti halinde yarışma dışı kalmış sayılacağımı kabul ettiğimi ve ödülü almış olmam

armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı..

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 18 YAŞ VE ALTI ONLİNE HIZLI SATRANÇ TURNUVASI.. Τελευταία

bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılın- da Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır.. 1979'da,

Bu dönemde 0-6 yaş arasındaki korunmaya ihtiyacı olan çocuklar için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı çocuk bakım yuvaları ve Çocuk Esirgeme

ATATÜRK, BU KIYMETLİ GÜNÜ ÇOCUKLARA ARMAĞAN ETMİŞTİR Cumhuriyet Halk Partisi Polatlı İlçe Başkanı Bilal Haşim Avcı 23 Nisan Ulu- sal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve