Cumhurbaşkanlığı sistemi ile Parlamentomuz asli işlevlerine yoğunlaşmış olacak

Tam metin

(1)

“Cumhurbaşkanlığı sistemi ile

Parlamentomuz asli işlevlerine yoğunlaşmış olacak”

Ocak 06, 2017 - 5:19:00

Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasının başında İzmir Adliyesi’nde gerçekleştirilen terör saldırısında şehit olanlara Allah’tan rahmet dileyen Yılmaz, şehit polis memuru Fethi Sekin’in kahramanca mücadelesinin hiçbir zaman unutulmayacağını söyledi. "Tıpkı Ömer Halisdemir gibi adını gönlümüze yazdırdı" diyen Yılmaz, Sekin’in Kürt olduğuna işaret ederek, "Allah ondan razı olsun, mekanı cennet olsun. Böyle insanlar, terör eylemlerini yapanların ve arkasındaki yapıların hiçbir zaman başarılı olamayacaklarına en güzel örnek diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Terör örgütleri bir büyük şirketin bayileri gibi çalışıyor"

Yılmaz, 2016’da yaşanan terör hadiselerine işaret ederek, Türkiye’nin çok yönlü bir terör saldırısıyla karşı karşıya olduğuna dikkati çekti. Bir taraftan İslam kavramını suistimal ederek terör eylemleri yapan DEAŞ’ın diğer taraftan İslami bazı kavramları kullanarak çok daha sinsi bir şekilde Türkiye’yi çökertmeye çalışan FETÖ'nün, bir taraftan da etnik kimlik üzerinden terör eylemlerini gerçekleştiren örgütlerin varlığına işaret eden Yılmaz, "Hepsi aynı amaca hizmet ediyor. Bir büyük şirketin bayileri gibi çalışıyorlar. Tabelalar farklı olsa da aynı amaca hizmet eden yapılanmalar" diye konuştu.

Terör örgütlerinin amaçlarını toplumun fark edebildiğini dile getiren Yılmaz, toplumun bu amaçların tam tersine reaksiyonlar göstererek, terör örgütlerini bir anlamda boşa düşürdüğünü söyledi.

"Provokasyonlar sadece sokaklarda değil"

Terörle mücadelede medya başta olmak üzere toplumun bütün kesimlerinin desteğine ihtiyaç

(2)

duyulduğunu ifade eden Yılmaz, terör eylemlerinin birer propaganda eylemi olduğunu ve bu noktada hem geleneksel medyada hem yeni medyada terör eylemlerine karşı güçlü bir duruş gerektiğini anlattı.

Sosyal medyanın hem genel anlamda hem de terörle mücadele anlamında daha fazla tartışılması gerektiğini kaydeden Yılmaz, bu alanda daha iyi düzenlemeler yapılmasının önemine dikkati çekti.

Sadece sokaklarda değil sanal sokaklarda da provokasyonların yapıldığının altını çizen Yılmaz, bunlara karşı uyanık olunmasını istedi.

"Türkiye öz güvenini tazelemiş oldu"

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Yılmaz, "Türkiye'nin bu kadar geliştikten sonra hala birtakım darbe girişimlerine muhatap oluyor olması olumlu bir durum değil. Ama bir taraftan da bu darbe girişiminin başarısız olması, halkın sokaklara inerek demokrasiye, ülkeye, geleceğine sahip çıkması Türkiye için oldukça önemli bir durum. Demokrasimizin, milletimizin ulaştığı olgunluğu gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, bu yaşanan hadisenin ekonomiyi olumsuz etkilediğini ama orta ve uzun vadeli bakıldığında çok daha sağlıklı bir bünyeyle ekonomisini ve siyasetini geliştirme imkanına kavuştuğunu söyledi.

Türkiye'nin bütün bu hain girişimlere, kurumlarını zaafa uğratmaya çalışan yapılanmalara ve bunlarla mücadelenin getirdiği maliyetlere rağmen sınır ötesinde başarılı operasyonlar yaparak dosta düşmana gücünü ispat etmiş olduğuna dikkati çeken Yılmaz, bu anlamda Türkiye'nin öz güvenini tazelemiş olduğunun altını çizdi.

"Türkiye zor dönemi siyasi istikrar ile atlattı"

Ekonomide bir toparlanma olduğunu ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin bu zor dönemi siyasi istikrar ve güçlü yönetimiyle atlattığını dile getirdi. Yılmaz, Türkiye'nin, çevresindeki ve dünyadaki krizlere rağmen ekonomisini büyütmeye devam ettiğini kaydederek, yıl ortalamasının yüzde 3 civarında gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi.

Yılmaz, Türkiye'nin mali disiplinini her şeye rağmen koruduğunu belirterek, 2017'nin 2016'ya göre toparlanmanın devam edeceği bir yıl olacağını söyledi.

"Parlamentomuz asli işlevlerine yoğunlaşmış olacak"

Cumhurbaşkanlığı sisteminin yasama, yürütme ve yargıyı kapsadığını ifade eden Yılmaz, sistemden genel anlamda beklentilerini şöyle sıraladı:

"Birincisi; siyasi istikrarı kalıcı hale getirecek ve kurumsal olarak güvence altına alacak. 14 senedir bir siyasi istikrarımız var ama bu kırılgan bir siyasi istikrar. Cumhurbaşkanımızın liderliği, AK Parti'nin gücüyle sürdürülen bir siyasi istikrar. Sistemin zaaflarını Cumhurbaşkanımız ve AK Parti örtüyor. Ama sistemin zaafları orada duruyor. İkincisi, bu yapılan reformlar daha hızlı daha etkin bir yürütme anlamına geliyor. Üçüncüsü, vesayet yapıları kalıcı bir şekilde ortadan kalkmış olacak. Yasama da yürütme de bu anlamda güçlenmiş olacak.

Dördüncüsü, parlamentomuz asli işlevlerine yoğunlaşmış olacak ve bunları daha nitelikli bir şekilde yapma şansı bulacak. Yürütmenin dışına çıkmış bir yasama hem yasama işlevini daha etkili yapacak hem de denetim işlevini daha etkili yerine getirmiş olacak. Bu yeni sistemle birlikte artık milletvekilleri, başlangıcından itibaren yasa yapma süreci içinde olacaklar. Halkın talepleri yasalara çok daha etkili bir şekilde yansıyacak. Bugünkü Bakanlar Kurulu kararları artık olmayacak. Onun yerine

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri olacak. İdari düzenlemeler de o kararnamelerle yapılacak. Meclis bu

(3)

yüklerden kurtularak daha nitelikli bir kanun yapma süreci göreceğiz.

Beşincisi, Türkiye'de merkez siyaset güç kazanacak. Seçilecek Cumhurbaşkanı en az yüzde 50'nin oyunu almak zorunda. Marjinal siyaset dolayısıyla güç kaybedecek, merkez siyaset güç kazanacak. Bu, siyasetteki kutuplaşmayı azaltacak. Altıncısı, güçlü yürütmenin sadece ekonomide değil, terörle

mücadelede de çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Yedincisi, küresel düzeyde ve bölgemizde risklerin yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz, güçlü bir devlet olmak zorundayız. Güçlü bir devlet olmak için de iyi işleyen bir yönetim sistemimizin olması gerekiyor."

"CHP, bu sistemde en fazla değişen parti olacak"

CHP'nin bu sistemde en fazla değişen parti olacağına inandığını ifade eden Yılmaz, partinin yüzde 50'yi hedeflemek zorunda kalacağına dikkati çekti.

CHP'de "bizden hiçbir zaman cumhurbaşkanı seçilmez, biz hiçbir zaman mecliste çoğunluk olamayız"

şeklinde bir psikoloji olduğunu dile getiren Yılmaz, CHP'nin kendi kurguladığı bir hayaletle savaşan bir görüntüsü bulunduğunu söyledi.

Devletin yapısının ve rejimin değişmediğinin üzerinde duran Yılmaz, CHP'nin ısrarla rejim tartışması oluşturmaya çalıştığını, bunun temelsiz olduğunu, dinamik bir siyasi analiz olmadığını ifade etti.

Diktatörlüğün söz konusu olmadığını tam aksine milli irade ve sivil iradenin güçlendiğini dile getiren Yılmaz, milletin tercihlerinin güçlendirildiğini kaydetti.

İki dönem kuralının önemine işaret eden Yılmaz, "Bitimsiz iktidarlar dönemi bitiyor. En iyi dediğimiz liderler, en fazla iki dönem sürmüş olacaklar" dedi.

"Bizim herkesin katkısına ihtiyacımız var"

Uzlaşmaya dayalı bir değişim yapıldığını anlatan Yılmaz, "Anamuhalafet partisi sürekli uzlaşmadan bahsediyor. Ama bu sürece hiç katkıda bulunmadığını komisyon aşamasında gördük. İnşallah Genel Kurul aşamasında farklı bir üslup benimserler. Bizim herkesin katkısına ihtiyacımız var." diye konuştu.

Önümüzdeki sürecin genel seçim havasında olmayacağının altını çizen Yılmaz, "Ülkemizin geleceği adına bir sistem tercihinden bahsediyoruz. Sadece siyasi partilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin bu kampanyada yer alması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Bu, partilerin işi değil sadece, sivil toplumun, meslek kuruluşlarının, akademik dünyanın, iş dünyasının, herkesin meselesi. Dolayısıyla toplumun bütün kesimleriyle birlikte bir kampanya süreci yaşanacağının altını çizmek isterim."

şeklinde konuştu.

"Türkiye'de bir ekonomik krizden bahsedemeyiz"

Bir soru üzerine içinde bulunulan sürecin bir ekonomik kriz olmadığını vurgulayan Yılmaz, "Kriz kelimesini kullanmamız hiçbir şekilde doğru değil. Teknik anlamda düşünürseniz, Türkiye’de de dünyada da bir krizden bahsedemeyiz. Büyümenin, düşük, dengesiz olduğundan bahsedebiliriz.

Küresel krizin artçı etkilerinin devam ettiğini söylemek bana göre daha doğru." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu OHAL’le geçmişteki OHAL’leri karşılaştırmamak lazım"

Anayasa değişikliğinin olağanüstü hal döneminde gerçekleştirilmesine ilişkin bir soru üzerine Yılmaz,

"Bu OHAL’le geçmişteki OHAL’leri karşılaştırmamak lazım. Ben Bingöl vekiliyim, geçmişteki OHAL'leri gayet iyi biliyorum. Bugünkü OHAL çok farklı bir terör yapılanmasını hedefleyen bir OHAL. Halkın

(4)

gündelik hayatından ziyade, devletin kurumsal yapısını hedefleyen bir OHAL sistemi" dedi.

Bunun halkın bilgilendirilmesini olumsuz etkileyeceğini beklemediğini ifade eden Yılmaz, "Halkımız bilgilenecek ve tercihini özgürce sandıkta yapacaktır. Hiç kimse halkın özgür iradesine bir ipotek koymayacaktır." şeklinde konuştu.

OHAL'in hukuki ve demokratik ülkelerdeki bir düzen olduğunu kaydeden Yılmaz, "OHAL dediğimiz bir hukuksuzluk değil. Tam aksine daha hızlı bir şekilde birtakım tedbirleri hukuk içinde alabilmenin yolu, yöntemidir." ifadesini kullandı.

"CHP, farklı toplum kesimlerine açılmak zorunda kalacak"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bu proje, bu anayasa değişikliği Türkiye Cumhuriyeti tarihine ihanettir. Buna evet diyenler ihanet ediyorlar" şeklindeki değerlendirmesinin hatırlatılması üzerine Yılmaz, şunları kaydetti:

"CHP’nin rasyonel bir değerlendirme yapmadığını, duygusal tepkiler verdiğini düşünüyorum.

Komisyona da gittim, oradaki tartışmaları da izledim. CHP’nin 30 maddede yaptığı bir çalışma var, onu da inceledim. CHP’nin siyaset tarzı ve psikolojisiyle ilgili bir değerlendirme yapmak gerekiyor.

Alışılageldik bir düzenleri var. Belli bir oranda oy alıp Meclis’te hayatlarını devam ettiriyorlar. Bu yeni düzen rahatlarını bozacak. Daha farklı politikalar geliştirmek zorunda kalacaklar. Yüzde 50’yi

hedeflemek durumunda kalacaklar. Daha farklı toplumsal kesimlere CHP açılmak zorunda kalacak.

Bunu göze alamıyorlar, diye düşünüyorum. Bugünkü siyasetleriyle devam ederlerse, iktidar olma şansı bulamazlar."

CHP'nin "konformist" bir yaklaşımı olduğunu dile getiren Yılmaz, "Kullanılan dili tasvip etmek mümkün değil. 'Türkiye'yi kutuplaştıyorsunuz' deyip, keskin kutuplaştırıcı söylemler kullanmanız en hafif

deyimiyle tutarsızlık." dedi.

CHP'nin halktan korktuğunu anlatan Yılmaz, halkın doğru karar vermeyeceğine dair geleneksel bir tutumu olduğunu belirtti. Halka güvenilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, "15 Temmuz’da darbeyi püskürten bu millete herkesin güvenmesi lazım. Ne karar verirse bunu saygıyla karşılamamız lazım.

CHP, halka korkuyla yaklaşıyor. Bu psikolojiyle gittiği için yüzde 50’yi kendisi için bir hayal olarak görüyor." diye konuştu.

"Halkta haklı olarak bir kuşku var"

Halkta son dönemde ABD'ye yönelik haklı olarak bir kuşkunun oluştuğunu belirten Yılmaz, "ABD'de FETÖ yapılanmasının devam ediyor oluşu, bir yandan Türkiye'ye tehdit oluşturan terör örgütlerine destek olunması ilişkilerimiz açısından son derece olumsuz hadiseler... İnşallah bu yeni yönetimle birlikte bu konuda ilerlemeler sağlanır." dedi. Suriye'de insanlık dramı yaşandığını anlatan Yılmaz, kalıcı çözüm için çalışmak gerektiğini söyledi.

Avrupa'da aşırı sağ söylemlerin güç kazanmasının bölge ve Türkiye adına olumlu olmayacağını dile getiren Yılmaz, bu yılın güvenlik ve ekonomik açıdan geçen yıla göre daha iyi olacağına işaret etti.

"Sosyal medyada düzenleme yetmez, farkındalık oluşturulmalı"

Terör olayları sonrası "sosyal medyadaki sorumsuz açıklamaları" dolayısıyla bu platformun güdeme geldiğinin anımsatılması ve bu konuda bir çalışma olup olmadığının sorulması üzerine Yılmaz, sosyal medyanın hukuktan ve ahlaktan bağımsız bir alan gibi görüldüğünü, insanların karşılaştıklarında birbirine söyleyemeyecekleri şeyleri buradan söylediklerini ifade etti.

(5)

Gerçek alandaki sınırlara benzer sınırların sosyal medyada da olduğunu vurgulayan Yılmaz,

düzenlemeyle bu işi engellemenin mümkün olmadığını, farkındalık oluşturmak gerektiğini dile getirdi.

Bu kapsamda, sosyal medya okuryazarlığının önemine işaret eden Yılmaz, sosyal medyadaki bireysel gazetecilerin bilgiyi teyit etmesi gerektiğini kaydetti.

Bu alanda düzenleme gerektiğini, bunun hesap verilebilirlik açısından önemli olduğunu kaydeden Yılmaz, sosyal medyadaki gazeteciliğin bir şekilde tarif edilmesinin önemine değindi. Aksi takdirde bu alanın çok kontrolsüz ve kaotik bir alan olarak topluma zarar vereceğini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla bu düzenlemeleri yapmak durumundayız. Bunu birim olarak MKYK'da, MYK'da gündeme getiriyoruz doğrusu. Ama esas itibarıyla bu işi yapacak olan hükümet. Hükümetimiz, ilgili

bakanlarımızla da bu işi görüşüyoruz. Hükümetimizin belli bir hazırlığı olduğu zaman bunu sizlerle paylaşırız. Ama esas üzerinde durduğumuz, temel hak ve hürriyetlere zarar verici provokatif hadiseler, toplumu çatıştıran nefret suçları niteliğindeki hadiselerin önüne geçilmesi, bu işi doğru yapan

insanların da daha akredite bir şekilde bunu yapmasının önünün açılması."

"Türkiye eski tartışmalara dönmez"

Yaşam tarzı tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine Yılmaz, Türkiye'nin son 15-20 yılda bu çatışmaları aştığını dile getirdi.

Bireysel konulara ilişkin de hukuk nezdinde gerekenin yapıldığını vurgulayan Yılmaz, sosyal medyanın bu alanda kötü kullanıma daha açık olduğunu söyledi. Her konunun siyasallaşmaması gerektiğini belirten Yılmaz, dini, etnik, mezhebi gibi kimliklere saygı gösterilmesinin önemini vurguladı.

Birilerinin ısıtıp ısıtıp eski tartışmaları Türkiye'nin gündemine tekrar sokmaya çalıştığını aktaran Yılmaz,

"Bunun çalışacağı kanaatinde değilim. Çünkü Türkiye birlikte yaşamanın, farklılıkların tadını aldı. Son 10 yılda gerek etnik gerek inanç tartışmaları çerçevesinde, bu farklılıkların bir arada yaşadığı ülke hususu Türkiye'nin normali haline döndü, bundan Türkiye hiçbir şekilde geri dönmez, eski tartışmalara da gitmez. Boşuna çaba sarf ediliyor. Burada bütün kesimlerin aklıselim hareket etmesi ve bu

provokasyonlara prim vermemesi gerektiğini düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"İncirlik'in terörle mücadelede daha etkin kullanılmasını bekliyoruz"

İncirlik Üssü'ne ilişkin AK Parti'nin kurumsal tavrının sorulması üzerine Yılmaz, burasıyla ilgili Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun "kapatılmasının söz konusu olmadığını, üssün terörle mücadelede daha etkin kullanılmasının beklendiğini" açıkladığını anımsattı.

Referandumdaki 60 günlük kampanya süresinde nasıl verim elde edileceğinin sorulması üzerine, Yılmaz, 60 günlük sürenin az olmadığının altını çizdi.

Bunun genel seçim havasında geçmeyeceğini vurgulayan Yılmaz, parti olarak halkı bilgilendirme konusunda çalışmalar yapacaklarını kaydetti. Bunun Türkiye'nin meselesi olduğuna işaret eden Yılmaz, parti dışı kampanya yapıcıların da önemine değindi.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :