• Sonuç bulunamadı

İspanyol basınında Türk milli mücadalesi (1918-1923)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İspanyol basınında Türk milli mücadalesi (1918-1923)"

Copied!
660
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İSPANYOL BASININDA TÜRK MİLLİ MÜCADELESİ (1918-1923)

DOKTORA TEZİ

Esin TÜYLÜ TURAN

Enstitü Anabilim Dalı : Tarih

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Enis ŞAHİN

Temmuz– 2019

(2)
(3)
(4)

ÖNSÖZ

Osmanlı Devleti ile tarihî bağları olan ve kuruluş yıllarından itibaren etkileşim içerisinde bulunan İspanya, iki devlet arasında dostluk ilişkilerinin kurulduğu 1782 yılından itibaren, Osmanlılara karşı her daim dostane hareket etmiş ve eski düşmanına karşı herhangi bir siyasî veya askerî birlikteliğin içerisinde yer almamıştır. Osmanlı Devleti’nin sona ermesi ile sonuçlanan I. Dünya Savaşı sırasında da İspanya, tarafsızlığını ilan ederek, Osmanlı Devleti’nin karşısında yer almamıştır. Bununla birlikte, hem İspanya Hükümeti hem de İspanyol basını, yaşanan gelişmeleri yakından takip etmiştir. Özellikle Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasını müteakiben başlayan Türk Milli Mücadelesi sırasında İspanyol gazete ve dergilerinde Türkiye ve Osmanlılarla ile ilgili haberlerin büyük bir ivme ile artış gösterdiği görülmektedir. Bu çalışma vasıtası ile Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve genişleme yıllarındaki düşmanı ve duraklama döneminden itibaren ise dostu olan İspanyolların gözünden Türk Milli Mücadelesi’nin ele alınmasına çalışılmıştır. Bu çerçevede, İspanyol gazetelerinde Türkiye ve Milli Mücadele ile ilgili haber ve yorumlar derlenerek ve yorumlanarak, Milli Mücadele’ye farklı bir bakış açısı kazandırılmaya çalışılmıştır.

Bu çalışmanın konusunun belirlenmesinden savunma sürecine kadar yardımlarını, görüşlerini ve önerilerini esirgemeyen değerli hocam Prof. Dr. Enis Şahin’e kalbî teşekkürlerimi sunarım. Çalışma sırasında Doktora Araştırma Bursu çerçevesinde verdikleri destekten dolayı Türk Tarih Kurumu’na ve yetkililerine teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca çeviri süresinceki yardımlarlarındam dolayı arkadaşım Sertuğ Galip İnan’a, beni her zaman destekleyen aileme, tez yazım sürecinin her aşamasında desteğini ve bilgisini esirgemeyen ve tüm zorluklarda yanımda duran değerli eşim Tufan Turan’a tüm kalbimle teşekkür ederim.

Bu çalışmayı, kızım Zehra Ece Turan’a ithaf ediyorum.

Esin Tüylü Turan 18.07.2019

(5)

İÇİNDEKİLER

KISALTMALAR………..…viii

ÖZET………...ix

SUMMARY………...x

GİRİŞ ………...1

BİRİNCİ BÖLÜM: MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI VE TATBİKATI………...16

1.1. Mondros Ateşkes Antlaşması………...16

1.1.1. Ateşkesin İmzalanması………...19

1.1.2. Ateşkese İlk Tepkiler………...22

1.1.3. Ateşkes Antlaşmasının Maddeleri………...25

1.2. Ateşkesle İlgili Yorum ve Değerlendirmeler………...……..………….…………..30

1.3. Ateşkesin Tatbikatı………...42

1.3.1. Türkiye'yi Paylaşma Projeleri………...42

1.3.2. İslam Dünyasında Ateşkes Sonrasında Meydana Gelen Karışıklıklar...55

1.4. İstanbul'un İşgali (13 Kasım 1918)………...59

İKİNCİ BÖLÜM: BARIŞ GÖRÜŞMELERİNDE “TÜRK MESELESİ”………...65

2.1. Paris Barış Konferansı………..65

2.1.1. Konferans Öncesinde Barışla İlgili Beklentiler………..65

2.1.2. Konferans Müzakereleri……….69

2.1.2.1. Türkiye'nin Katılımından Önceki Müzakereler………...69

2.1.2.2. Türkiye'nin Konferansa Katılması………...84

2.1.2.3. Türkiye'nin Konferansı Terk Etmesi………...95

(6)

ii

2.1.2.4. Türk Heyetinin Konferansı Terk Etmesinin Ardından Yapılan

Görüşmeler………..95

2.1.2.5. Türkiye’ye Yönelik Amerikan Mandası Meselesi………...101

2.1.3. Konferans Sırasında Türkiye'yi Paylaşma Projeleri……….107

2.1.3.1. İstanbul’un İşgaline Kadar Türkiye’yi Paylaşma Planları………...107

2.1.3.2. İstanbul'un İşgalinin Ardından Türkiye’nin Paylaşılması Meselesi………124

2.2. Birinci Londra Konferansı (12 Şubat-10 Mart 1920)……….128

2.3. İstanbul'un Resmî İşgali (16 Mart 1920)………138

2.3.1. Paris Barış Konferansı Sırasında İstanbul’la İlgili Planlar…………...139

2.3.2. Londra Konferansı Öncesinde İstanbul’la İlgili Düşünceler………143

2.3.3. Londra Konferansı’nda İstanbul’un Durumu………...145

2.3.4. Londra Konferansı Sonrası İstanbul’la İlgili Gelişmeler………...147

2.3.5. İtilâf Orduları İstanbul’da……….148

2.4. San Remo Konferansı (18-26 Nisan 1920)……….155

2.5. Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)………...168

2.5.1. Barış Antlaşması Taslağının Türk Heyetine Teslimi (11 Mayıs 1920)..168

2.5.2. Barış Antlaşması’nın İçeriği……….171

2.5.3. Barış Antlaşması’nın İmzalanması………...177

2.5.4. Barış Antlaşması’nın Sonuçları ve Antlaşmaya Tepkiler………...183

2.6. Sevr Antlaşması’nın Revizyonu……….191

2.6.1. Henüz İmzalanmayan Antlaşma’nın Gözden Geçirilmesi………...191

2.6.2. Boulogne Sur Mer Görüşmeleri………...193

2.6.3. Spa Konferansı (5-16 Temmuz 1920)………...194

2.6.4. İmzalanmasının Ardından Sevr’in Revizyonu Meselesi………..196

2.7. İkinci Londra Konferansı (21 Şubat-12 Mart 1921)………...203

(7)

iii

2.7.1. Konferansın Hazırlık Safhası………...203

2.7.2. Konferansın Açılışı ve Türk Talepleri...209

2.7.3. Konferans Müzakereleri………...212

2.8. Türk-Yunan Barışına Yönelik Arabuluculuk Girişimleri………...220

2.9. Cenova Konferansı………...226

2.10. Dışişleri Bakanları Konferansı (23 Mart 1922)………...229

2.11. Toplanamayan Konferans: Venedik……….234

2.11.1. Yeni Barış Projesi………...235

2.11.2. Cenova Konferansı Öncesinde Propagandalar………...237

2.11.3. Venedik Konferansı………242

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: ANADOLU’DA MİLLÎ YAPILANMA, CEPHELER VE ASKERÎ ZAFER……….248

3.1. Milli Mücadelenin Yapılanması ve Başlaması………...248

3.1.1. İzmir'in İşgali………249

3.1.2. İtilâf İşgallerine Tepkiler ve Milli Mücadele’nin Yapılanması………254

3.1.2.1. Anadolu’da Direnişin Başlaması…...………..………256

3.1.2.2. Milli Mücadele Organizasyonu………260

3.1.2.2.1. Sivas Kongresi………...262

3.1.2.2.2. Ali Rıza Paşa Hükümeti ve Amasya Görüşmeleri…...264

3.1.2.2.3. Mustafa Kemal Paşa ve Milli Mücadelenin Anadolu’da Yayılması………..270

3.1.2.3. TBMM'nin Açılması ve Sonrasındaki Gelişmeler………...274

3.2. Milli Mücadelede Cepheler………279

3.2.1. Güney Cephesi………...279

3.2.1.1. Türk-Fransız Çatışması………...279

(8)

iv

3.2.1.2. Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)……….286

3.2.1.3. Türk-İngiliz Çatışması………...289

3.2.2. Doğu Cephesi: Türk-Ermeni-Rus İlişkileri………..291

3.2.2.1. Mondros'tan Sonra Ermeni Meselesi………...291

3.2.2.2. Doğu Cephesi'nde Türk-Ermeni Savaşı………...303

3.2.2.3. Moskova Barışı ve Türk-Rus İlişkileri………...305

3.2.3. Batı Cephesi………...308

3.2.3.1. Yunan İşgali Projesi………...308

3.2.3.2. Yunan İşgalinin Başlaması………...313

3.2.3.2.1. Batı Anadolu'da Yunan İşgalleri………...313

3.2.3.2.2. Trakya'da Yunan İşgalleri……….318

3.2.3.2.3. Türk-Yunan Savaşları………...320

3.2.3.2.4. Türk İleri Harekâtı……….322

3.3. Türk Zaferi ve Sonuçları……….335

3.3.1. Büyük Taarruz Öncesi Gelişmeler………...335

3.3.2. Büyük Taarruz ve Zafer………339

3.3.3. Türk Zaferinin Yankıları………...348

3.3.4. Mülteciler Meselesi………...356

3.3.5. Büyük İzmir Yangını………363

3.3.6. Trakya Sorunu………..366

3.4. Mudanya Ateşkes Antlaşması………379

3.4.1. Türk Zaferi Sonrası Barış Görüşmeleri………...379

3.4.2. Konferansın Toplanması………..389

3.4.3. Konferans Müzakereleri………...395

3.4.4. Ateşkesin İmzalanması………...409

3.4.5. Ateşkesin Yankıları………...413

(9)

v

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: LOZAN BARIŞ KONFERANSI VE

ANTLAŞMASI………...416

4.1. Lozan Barış Konferansı’nın İlk Evresi………...416

4.1.1. Barış Konferansı Toplama Planları………..416

4.1.2. Türkiye’de Saltanatın Kaldırılması………...418

4.1.2.1. Kararın Alınması………...418

4.1.2.2. Saltanatın Kaldırılmasına Tepkiler…………...423

4.1.2.3. “Sultan'ın Kaçışı”.………...424

4.1.3. Konferans Organizasyonu ve Tarafları………427

4.1.4. Konferansın Açılışı………...436

4.1.4.1. Konferans Öncesi Son Gelişmeler………...436

4.1.4.2. Konferansın Açılışı ve İlk Oturum………...442

4.1.5. Konferans Komisyonları………...444

4.1.5.1. Bölgesel ve Askeri Meseleler Komisyonu………...445

4.1.5.1.1. Boğazlar Meselesi………...445

4.1.5.1.2. Trakya ve Avrupa Sınırı Meselesi……….460

4.1.5.1.3. Musul Sorunu………464

4.1.5.2. Ekonomi ve Finans Komisyonu………...469

4.1.5.2.1. Osmanlı Borçları Meselesi………469

4.1.5.2.2. Kapitülasyonlar Meselesi………..471

4.1.5.2.3. Savaş Tazminatı Meselesi………...473

4.1.5.3. Azınlıklar Komisyonu………..475

4.1.5.3.1. Türkiye'deki Yabancıların Durumu………...475

4.1.5.3.2. Mübadele Meselesi………481

4.1.5.3.3. Patriklik Meselesi………...484

4.1.5.3.4. Ermeni Meselesi………....486

(10)

vi

4.1.6. Konferans Müzakerelerinin Kesilmesi……….488

4.1.6.1. Müzakerelerin Zora Girmesi………...488

4.1.6.2. İtilâf Devletlerinin Barış Teklifleri………...494

4.1.6.3. Müzakerelerin İlk Evresinin Sona Ermesi………...503

4.1.7. Türk-İngiliz Anlaşmazlığı………511

4.1.7.1. Tarafsız Bölgelerin Korunması………...511

4.1.7.2. Çanak Krizi………...519

4.1.7.3. İstanbul ve İzmit'in Korunması………532

4.1.7.4. İzmir Sorunu………543

4.2. Lozan Barış Konferansı’nın İkinci Evresi………..550

4.2.1. Müzakerelerin Kesilmesinin Ardından Yaşananlar………...550

4.2.2. Türk Karşı Barış Teklifi………...554

4.2.2.1. Teklifin Hazırlanması ve Sunulması………554

4.2.2.2. Londra Konferansı (21 Mart 1923) ve Türk Karşı Teklifi………...560

4.2.3. Müzakerelerin Yeniden Başlaması………...562

4.2.4. Konferans Müzakereleri………...566

4.2.4.1. Politik Konular………...567

4.2.4.1.1. İşgalin Sonlandırılması ve Sınırların Belirlenmesi……...567

4.2.4.1.2. Suriye Meselesi………...575

4.2.4.2. Finansal ve Hukukî Konular………...578

4.2.4.2.1. Türkiye’deki Yunan Bankalarının Kapatılması…………580

4.2.4.2.2. Chester Projesi Sorunu………...582

4.2.4.2.3. Osmanlı Borçları Sorunu………...584

4.2.4.2.4. Kapitülasyonlar ve Hukukî Meseleler………...589

4.2.4.2.5. Tazminat ve Tamirat Sorunu………...596

4.2.4.2.6. Ticaretle İlgili Konular………...598

(11)

vii

4.3. Lozan Barış Antlaşması'nın İmzalanması ………...600

4.3.1. Antlaşmanın İmzalanması………600

4.3.2. Antlaşmanın İmzalanmasının Yankıları………...606

SONUÇ……….609

KAYNAKÇA………615

EKLER……….630

ÖZGEÇMİŞ……….646

(12)

viii

KISALTMALAR

Bkz. : Bakınız.

S. : Sayfa

C. : Cilt

Çev. : Çeviren

ÇTTAD : Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi

Der. : Derleyen

Ed. : Editör

Haz. : Hazırlayan

OTAM : Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi

TTK : Türk Tarih Kurumu

(13)

ix

Sakarya Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Özeti

Yüksek Lisans Doktora

Tezin Başlığı: İspanyol Basınında Türk Milli Mücadelesi (1918-1923) Tezin Yazarı: Esin Tüylü Turan Danışman: Prof. Dr. Enis Şahin/

Kabul Tarihi: 18/07/2019 Sayfa Sayısı: 660 Anabilim Dalı: Tarih

Mondros Mütarekesi’nin ardından İtilaf devletleri Osmanlı Devleti’nin farklı bölgelerinde işgallere başlamış ve savaş öncesinde ve sırasında üzerinde uzlaştıkları Türkiye’yi paylaşma projelerini yürürlüğe koymaya çalışmışlardır. Bu işgallere karşı Anadolu’da milliyetçi bir hareket doğmuş ve işgallerin ilk anından itibaren direniş de başlamıştır. Kuva-yı Milli’ye adı verilen düzensiz birliklerle başlayan bu direniş hareketi, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basmasının ardından organize bir hareket olma yolunda ilerlemiştir. Mustafa Kemal Paşa tarafından kısa süre içerisinde örgütlenen Türk Milli Mücadelesi, Doğu, Güney ve Batı Anadolu’da düşmana karşı şiddetli bir mücadele içerisine girmiştir. Milli Mücadele’yi en çok meşgul eden cephe ise Batı cephesi olmuştur. İzmir’in işgali ile başlayan Yunan yayılmacılığına karşı milliyetçi Türk birlikleri uzun süren savaşlar sonucunda dur diyebilmiştir. 1922 yılı yaz aylarında Türk ileri harekâtı başlamış, Yunan ordularını önüne katan Türk birlikleri İzmir’e kadar ilerlemişler ve Anadolu’yu işgalcilerden temizlemişlerdir.

Türk Milli Mücadelesi sadece cephelerde savaşılarak kazanılmamıştır. Bu mücadelenin bir de diplomasi ayağı bulunmaktadır. Özellikle 1920 yılından itibaren Mustafa Kemal Paşa ve Ankara Hükümeti, politik başarılar da elde etmeye başlamışlardır. Rusya, Fransa ve İtalya ile birbiri ardına imzalanan antlaşmalar neticesinde, İngilizler tek başlarına bırakılmıştır. Aynı politika Türk zaferinden sonra Mudanya ve Lozan konferanslarında da izlenmiş ve bu sayede Türkiye için en elverişli koşullarda bir barış ortamı sağlanmıştır. 1920 yılında Sevr Antlaşması ile Türkiye’ye dayatılan ağır şartlarla Lozan Antlaşması’nın maddeleri kıyaslandığında Türk Milli Mücadelesinin diplomatik başarısı da ortaya çıkmaktadır.

Bu çalışma ile tüm bu askerî ve diplomatik gelişmeler, I. Dünya Savaşı’nda ve Milli Mücadele döneminde Türkiye’ye karşı dostluğunu ve tarafsızlığını bozmamış bir devlet olan İspanya’da yayım hayatını sürdüren gazeteler üzerinden izlenmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede, İspanya Milli Kütüphanesi ve İspanya Eğitim, Kültür ve Spor Bakanlığı bünyelerindeki iki gazete arşivinde bulunan koleksiyonlarda yapılan taramalarda İspanyol basınının, Milli Mücadele’yi yakından takip ettiği görülmüştür.

Tespit edilen yaklaşık 15.000 kayıttan Türk Milli Mücadelesi ile ilişkili olan 8000 civarında haber tercüme edilerek, konunun akışı bu haberler üzerinden sağlanmıştır.

Türk Milli Mücadelesini basın üzerinden takip etmeye çalışan farklı çalışmalar yapılmış olmakla birlikte, tarafsız bir ülke basınına göre yapılan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Oldukça yoğun bir propaganda savaşının yaşandığı Milli Mücadele döneminde, İspanyol basını tarafsızlığını ve özgürlüğünü devam ettirerek asparagas haberleri ayırt etmiş ve hem müttefikler hem de Türklerle ilgili oldukça önemli yorum ve değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Bu çalışmanın önemli bir parçasını bu yorum ve değerlendirmeler oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler: İspanyol Basını, Osmanlı Devleti, Milli Mücadele, Mustafa Kemal Paşa, Lozan Antlaşması

X

(14)

x

Sakarya University

Institute of Social Sciences Abstract of Thesis

Master Degree Ph.D.

Title of Thesis: Turkish National Struggle in the Spanish Press (1918-1923) Author of Thesis: Esin Tüylü Turan Supervisor: Professor Enis Şahin

Accepted Date: 18/07/2019 Number of Pages: 660 Department: History

After the Mudros Armistice, The Allies had started military occupation in different parts of the Ottoman Empire and tried to put in force the partition projects of Turkey which the Allies were accorded before and during the First World War. Against these occupations a nationalist movement raised in Anatolia and the movement started a resistance from the beginnings of the occupations. The resistance movement which has started with the irregular forces called National Forces, made progress in the path of being an organized movement, after Mustafa Kemal Pasha landed to Samsun. Turkish National Struggle that was organized in a short time by Mustafa Kemal Pasha, entered in an intense conflict in Eastern, Western and Southern Anatolia. Western front was the most engaging front of the National Struggle. Turkish forces could suppress the Greek expansionism which was started with the occupation of Smyrna after perennial wars. Turkish advance movement has started in the summer of 1922 and drove Greek armies till Smyrna and wiped out all the occupiers from the Anatolia.

Turkish National Struggle not only met with success by military operations but also in the diplomatic field. Especially after the year 1920, Mustafa Kemal Pasha and Ankara Government also started to gain political victories. Signing sequentially agreements with Russia, France and Italy, Turkish Government made Great Britain stand alone.

Same politics was followed after the Turkish victory in the Mudanya and Lausanne conferences and thus peace with best conditions for Turkey was settled. If one compares the armistice of Sevres which has severe requirements for Turkey with the articles of Lausanne Peace Agreement, he/she can see the diplomatic victory of the Turkish National Struggle.

With this work, all these military and diplomatic developments were tried to succeed by the newspapers which were published in Spain who didn’t damaged her friendship and neutrality against Turkey in the First World War and the National Struggle era. In this frame, with a search in the newspaper archives of Spanish National Library and Spanish Ministry of Education, Culture and Sports it was seen that Spanish press was keeping abreast of the National Struggle. Almost 8000 news which are related to the National Struggle within 15 thousand determined registers were translated and the flow of the work was set on these news.

There are also different works which are trying to follow the National Struggle from the press but we couldn’t identify one which is related to the press of a neutral state. In the National Struggle era, there has also been a propaganda war between the Allies and Turkey. In this era, continuing its neutrality and liberty Spanish press differentiated fake news and published important comments and evaluations concerned both the Allies and Turkey. These comments and evaluations constitutes an important part of this work.

Keywords: Spanish Press, Ottoman Empire, the National Struggle, Mustafa Kemal Pasha, Lausanne Peace Agreement.

X

(15)

GİRİŞ

Beşeriyetin başlangıcından beri, insanlarda öğrenme ve öğrendiklerini kendilerinden sonrakilere aktarma arzusu bulunmaktadır. Nesilden nesle bilgi aktarımı yapılabilmesi için iki temel buluş vardır: Yazı ve basın1. Basın, bulunduğu tüm ülkelerde, insanlar için her türlü bilgiyi öğrenmek için bir araçtır. Kolay erişilebilirdir, herkese yakındır, kalıcıdır, etkili bir iletişim aracıdır ve toplumun ve bireyin mükemmelleşmesini arzulayan insanların evrendeki gelişmeleri öğrenmeleri için çok gereklidir2. İnsanların yakın ve uzak çevrelerde gerçekleşen olaylar hakkında bilgi alabilmelerini sağlayan gazeteler ve dergiler, okuyucularına dünyayı tanıtmayı amaçlamaktadırlar. XIV. yüzyıldan itibaren örnekleri görülmeye başlasa da, basının gelişimi, dünyada okuma yazma oranlarının arttığı XIX. yüzyılda gerçekleşmiştir3. Nitekim XIX. yüzyılın başlarında gazeteler, bugünkü gibi günlük formatta yayınlanmaya ve gerçekleşen olayları ertesi gün okuyucularına iletmeye başlamışlardır4.

Basın, özellikle de gazeteler, kamusal ve endüstriyel özgürlüğün korunması konusunda halkın gerçek temsilcisidir. Bu nedenle de hem yayımlandığı ülkelerde hem de dış memleketlerde gazetelerin çok sayıda temsilcileri bulunmaktadır. Basın, sadece bilgi vermeyi amaçlamamakta, bunun yanı sıra kültürel, edebî, sanatsal farkındalığı arttırmayı da hedeflemektedir. Gazete koleksiyonlarında, XVIII. yüzyıldan itibaren yayımlanan gazeteler ve dergiler incelendiğinde, bu alanlarda merak giderici ve faydalı haberler yapıldığı görülmektedir5.

Günümüzde basın denildiğinde akla, kitle iletişim haberleşme araçları olan gazeteler, dergiler, radyo ve televizyon gelmektedir. Bu araçlardan günlük olarak milyonlarca insan faydalanmaktadır6. Ancak bu çalışmada ele alınan tarih aralığında, basın kaynaklarından en yaygın olanları gazete ve dergilerdi. Gazete adının menşei, 1563 yılına dayanmaktadır.

1 Don Juan Moraleda y Esteban, Historia y Evolucion de la Prensa Toledana y Mission de la Misma en el Orden Social, Toledo, 1908, ss. 1-3.

2 Don Manuel Muñoz Alvarez, Memoria Sobre la Libertad Politica de la Imprenta, Sevilla, 1809, s. 2.

3 Oya Tokgöz, Temel Gazetecilik, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara, 1981, s. 3-5.

4 Miki Tanikawa, “What Is News? What Is the Newspaper? The Physical, Functional, and Stylistic Transformation of Print Newspapers, 1988–2013”, International Journal of Communication, XI, 2017, s.

3519.

5 William A. Dill, Growth of the Newspapers in the United States, Master Thesis, University of Kansas, Department of Journalism, Kansas, 1928, s. 5-6.

6 Tokgöz, Temel Gazetecilik, s. 4.

(16)

2

Venedik’te Fogli d’Avizzi adıyla çıkarılan bültenlerin belirli yerlerde okunması karşılığında ödenen bakır paranın adı olan “Gazeta” daha sonra yaygınlaşarak haber bültenlerinin ismi haline gelmiştir7. Gazetenin tanımına ilişkin XX. yüzyıl boyunca çalışmalar yapılmıştır. 1930 yılında Eric W. Allen tarafından yapılan tanımlama, yaygın olarak kabul edilmiştir. Allen’a göre, gazeteler, düzenli yayımlanmalı, mekanik olarak üretilmeli yani baskı yoluyla çoğaltılmalı ve ücretini ödeyen herkesin erişimine açık olmalıydı. Bunlara ilaveten, içeriği farklı konulardan oluşmalı, güncel ve düzenli yayımlanmalıydı8.

Dergiler ise düzenli aralıklarla çıkan, belirli bir veya birkaç ilgi alanına göre haber, makale, inceleme, eleştiriler edebî yazılar veya belirli bir konuda derlemeleri içeren ve genellikle resimli olarak basılan süreli yayımlardır. Dergilerin olayları ele alış şekli gazetelere göre daha farklıdır. Dergiler, bir önceki sayıdan itibaren geçen sürenin bilançosunu yapan, özgün eserler ortaya koyan ve uzman görüşlerine yer veren genellikle aylık veya üç aylık olarak yayımlanan süreli yayımlardır. Dergilerde, metinlerin yanında resimler de aktarılmaktadır9. Gazeteler konuları genel hatları ile sunarken, dergiler ise ayrıntılı şekilde ele almaktadır. Olaylar haber değerini kaybettiğinde gazetenin bir değeri kalmazken, dergilerde ise zaman sorunsalı bulunmamaktadır10.

Gazeteler, kısmen geleneksel haber verme işlevleri, kısmen radyo ve televizyonların incelemeye zaman ayıramadıkları uluslararası haberleri ele almaları, kısmen görüş ve makaleleri ve kısmen de hükümetlerinin veya yayımlandıkları bölgelerin kaygı ve görüşlerini yansıttıkları için yaygın bir şekilde okunmaktadır. Gazeteler, ticarî başarısızlık, hapse girme ve hatta kapatılma risklerini göze alarak yayım yapan ve bu çerçevede değer ve kaygıları topluma aktaran unsurlardır. Gazetelere inanılırlık ve etkinlik kazandıran ise toplum ve hükümettir. Basın özgürlüğünün bulunmadığı bir ortamda bir gazete için en büyük iltifat “sansür”dür11. Nitekim gazetenin sansüre uğraması, genellikle haberlerinin gerçeği yansıttığını da ortaya koymaktadır.

7 E. Özgür Gönenç, “Türk Basınında Fransız Modeli ve Etkileri”, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, sayı: 19, İstanbul, 2004, s. 94.

8 Shannon E. Martin, “Newspaper History Traditions”, The Function of Newspapers in Society: A Global Perspective, ed. Shannon E. Martin and David A. Copeland, Praeger Publishers, Londra, 2003, s. 2.

9 Aslı Yapar, “Türk Dergiciliğinin Sorunları”, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, sayı. 10, İstanbul, 2000, s. 67-68.

10 Kenan Demir, “Osmanlı’da Dergiciliğin Doğuşu ve Gelişimi”, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, sayı. 9, Iğdır, Nisan 2016, s. 74-75.

11 Martin Walker, Basının Gücü, çev. Gülden Şen, Ad Kitapçılık AŞ, İstanbul, 1999, s. 8-10.

(17)

3

Bu çerçeve içerisinde, dünyada modern anlamda ilk basın kaynağı, Pekin’de 911 tarihinde kurulan ve 1361’de haftalık olarak yayımlanmaya başlanan Kin Pan gazetesidir.

1805 yılından itibaren de günlük olarak yayımlanmaya başlayan bu gazete, günde üç baskı yapmaktaydı. Sabah baskısı sarı, öğle baskısı beyaz ve akşam baskısı da gri olarak yayımlanan Kin Pan, bilinen ilk gerçek gazetedir. Avrupa’da ise XV. yüzyıldan itibaren ifade özgürlüğünün başlaması ve bilgi edinme ve yayma faaliyetlerinin önem kazanması ile gazeteler belirmeye başlamıştır12. Gazeteler, Çin’de basın faaliyetinin başlamasından yaklaşık 6 asır sonra Avrupa’da yayımlanmaya başlamıştır. Avrupa’da basının geç başlamasının temel nedeni de XV. asırdan önce ifade özgürlüğünün olmamasına bağlanmaktadır.

Aslında Avrupa’da basının başlangıcı Romalılara dayandırılmaktadır13. Roma tarihini ve imparatorların vecizelerini yazmak için binlerce yazar görevlendirildiği ve yazılan vecizelerin kopyalarının satışa sunulduğu bilinmektedir14. Ayrıca, Orta Avrupa’da ticaretin gelişmesine bağlı olarak, XIV. yüzyıldan itibaren örnekleri bulunan tüccar mektupları ve raporlar, gazetelerin Avrupa’daki en erken örneklerinden birini oluşturduğu düşünülmektedir. Avrupa’da Aydınlanma hareketinin başlamasının ardından halkta ve politik çevrelerde haber alma ihtiyacı daha da artmıştır. XV. yüzyılda Türklerin Avrupa içlerine kadar yaptıkları seferler sırasında da bir mektup ağı oluşturulmuş ve Türk ordusunun hareketleri anlık olarak Avrupa merkezlerine bildirilmiştir. Bu mektuplar, Avrupa’da haber dağıtımı yani gazeteciliğin başlangıcı sayılmaktadır15. Gazeteler Avrupa’ya Çin’deki haliyle giriş yapmamıştır. İlk gazeteler olarak adlandırılabilecek eserler tüccar mektuplarıdır. Avrupa’da basının oluşum sürecinde Osmanlı Devleti’nin önemli bir rolü olduğu da görülmektedir.

Bununla birlikte, 1566 yılına kadar Avrupa’daki haber dağıtımı örneklerinin günümüz gazetelerine benzemediği de açıktır. Avrupa’da gazete ve dergi formatlarına uygun olarak yayımlanan ilk basın kaynağı, Venedik’te aylık yayımlanmaya başlayan ve İtalya’nın ilk gazetesi olan Notizie Scritte’dir. Notizie Scritte, matbu değil, yazma olarak

12 Moraleda y Esteban, Historia y Evolucion de la Prensa, s. III.

13 Romalıların Acta Diurna adlı yayını içerisindeki bilgilerin doğruluğuna şüpheyle bakılmasına rağmen yazılı basının ilk örneği olarak gösterilmektedir. Bkz. James Grant, The Nespaper Press: Its Origin, Progress And Present Position, c. I, Tinsley Brothers, London, 1871, s. 2.

14 George Henry Pane, History of Journalism in the United States, D. Appleton and Company, New York- Londra, 1920, s. 2.

15 Nermin Abadan, “Gazeteciliğin Gelişim Safhaları”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, XVI/1, Mart 1961, s.119-120.

(18)

4

çoğaltılmaktaydı. Avrupa’da bilinen ilk baskıyla çoğaltılan gazete ise Viyana’da 1568’de çıkmaya başlayan Gazetta’ydı16. Avrupa’da modern anlamda gazetecilik, XVI. yüzyılda İtalya’da yayımlanan Notizie Scritte (Yazılı Haberler) ile başlamış ve bu tarihten itibaren Avrupa’nın diğer devletlerinde de gazeteler kurulmuştur.

Haberlerin gazete serileri şeklinde yayımlanması, Avrupa’da gazeteciliğin babası olarak bilinen Nathaniel Butters’ın Londra’da 23 Mayıs 1622’de haftalık olarak planladığı Weekly Newes’in ilk sayısını çıkarmasıyla birlikte başlamıştır. Bu haftalık gazeteyi takiben kısa süre içerisinde Avrupa’nın farklı ülkelerinde yeni gazeteler yayım hayatına girmişlerdir17. Avrupa’da yayımlanmaya başlayan bu gazeteler, başlangıçta monarşi ve kilise propagandası yapmak amacı taşıyorlardı18. O dönemin en önemli gazetelerinden biri Fransız La Gazette gazetesidir19. 30 Mayıs 1631’de Theophraste Renaudot tarafından çıkarılmaya başlanan La Gazette, daha sonra isim değiştirerek Gazette de France adıyla 1900 yılına kadar yayımlanmaya devam etmiştir20.

Basın, İspanya’ya da erken bir dönemde girmiştir. Fransız La Gazette’den ismini alan ilk İspanyol gazetesi La Gaceta, Kral VI. Felipe (1621-1665) döneminde, 1661 tarihinde yayım hayatına başlamıştır. Resmi yayım organı olarak 1959 yılına kadar aralıksız devam eden ve daha sonra Boletin Oficial de Estado adını alan gazetede toplamda 1.450.000 civarında haber bulunmaktadır21. XVIII. ve XIX. yüzyıllarda22, özellikle de 1868 Eylül Devrimi’nden23 itibaren, politik gazetelerin kurulması ile birlikte basın kaynaklarının sayısı hızla artmıştır24.

16 Grant, The Nespaper Press, s. 6-7.

17 Pane, History of Journalism, s. 3.

18 M.C. Barrès-Baker, An Introduction to the Early History of Newspaper Advertising, Brent Museum and Archive occasional publications, Londra, 2006, s. 4.

19 Moraleda y Esteban, Historia de la Prensa, s. 4.

20 Abadan, “Gazeteciliğin Gelişim Safhaları”, s. 124-125.

21 Ayrıntılı bilgi için bkz. Maria Verónica de Haro de San Mateo, Historia de la Prensa a través de los periódicos y las revistas de información general. Selección de artículos para el estudio de la Historia del Periodismo Español, Murcia, 2011.

22 La Gaceta’dan sonra kurulan ilk gazete, 1737 yılında yayım hayatına başlayan Diario de los Literatos de España’dır. Bkz. Moraleda y Esteban, Historia de la Prensa, s. 4.

23 1866 yılında İspanya’da Kraliçe II. Isabel’e karşı başlayan liberal hareket, 18 Eylül 1868’de Cadiz şehrinde okunan bildirinin ardından bir isyana dönüşmüştür. Kraliçeyi tahtından eden ve İspanya’da Birinci Cumhuriyet’in kurulması ile sonuçlanan bu hareket, kaynaklarda 1868 Eylül Devrimi olarak geçmektedir.

Bkz. Tufan Turan, Osmanlı Devleti- İspanya İlişkileri, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih ABD, Basılmamış Doktora Tezi, Sakarya, 2013, s. 215-216.

24 Moraleda y Esteban, Historia de la Prensa, s. IV.

(19)

5

Gazetelerin kurulma çalışmalarının ardından İspanya’da basın özgürlüğü tartışmaları da başlamıştır25. Bu çerçevede ilk tartışmalar, Fransız İhtilali sırasında esir düşen ve 1808 yılında özgürlüğüne ve tahtına yeniden kavuşan VII. Fernando zamanına rastlamaktadır.

Fernando basına çok şiddetli bir sansür uygulamıştır. O’nun tahttan inmesinden sonra 1810 yılında, Cadiz Sarayı bir ferman yayımlayarak ilk kez basına özgürlük tanımıştır.

Kısa süren bu özgürlük ortamında birbirine zıt politik söylemleri olan gazeteler birlikte basılmışlardır. VII. Fernando’nun 1814’te tekrar tahta geçmesi ile bu özgürlük sona ermiştir. 1815 yılından, II. Isabel’in tahttan uzaklaştırıldığı 1868 Devrimi’ne kadarki süreçte basına ciddi bir sansür uygulanmıştır. 1869 İspanya Anayasası’nda basın özgürlüğü, “vatandaşların terk edilemez bir hakkıdır” ifadesi ile garanti altına alınmıştır.

Bu dönemden itibaren Franco’nun diktatörlük dönemine kadar İspanya basını özgür bir ortamda yayım yapmışlardır26. Bu çerçevede, gazeteciler bütün olayları istedikleri gibi yorumlayabilmişler ve istedikleri her olayı da gazetelere haber olarak yansıtabilmişlerdir.

İspanyol basınındaki bu özgürlük ortamında, bu çalışmanın konusu olan Türk Milli Mücadelesi de yoğun bir şekilde işlenmiş ve özgürce yorumlanmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan Lozan Barış Antlaşması’na kadarki yaklaşık 5 yıllık süreç içerisinde İspanya gazetelerinde 7.500 civarında haber tespit edilmiştir. Tespit edilen bu haberlerin çevirileri sırasında bazı haberlerin Milli Mücadele ile ilgisiz oldukları görülmüştür. Sonuç olarak bu çalışmanın konusu içerisine giren 34 gazeteden 5.813 haber tercüme edilmiş ve tasnifleri yapılarak çalışmanın farklı başlıkları altında kullanılmıştır. Bu çalışmanın detayları incelendiğinde, pek çok bilginin Türk kaynaklarının bakış açısıyla yansıtıldığı görülmekle birlikte, daha az olsa da bazılarının ise çok farklı yönleriyle ortaya konulduğu, konuyla ilgili farklı yorum ve değerlendirmeler yapıldığı fark edilecektir. Bu durum, eserdeki pek çok bilginin “bilinenlerin tekrarı gibi” algılanmasının ötesinde, İspanyol basınının kullandığı bilgi kaynakları ve ajansların güvenirliğini ortaya koyan bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Tabi ki konuyla ilgili bilgilerin örtüşmesi, her hadisenin mutlaka aynı bakış açısıyla ele alındığı ve gazete sütunlarına yansıtıldığı anlamına da gelmemektedir. Bazen aynı hadise ile ilgili yapılan değerlendirme ve yorumlar, çok şaşırtıcı bir mahiyette tezahür edebilmektedir. Bu da farklı kültürlere ve dinlere mensup olan Türkiye ve İspanya taraflarının temel bakış açıları ve politikalarındaki

25 İlk tartışmalarla ilgili bkz. Muñoz Alvarez, Memoria, s. 3-32; Modesto Sanchez Ortiz, El Periodismo, Madrid, 1903, 51-63.

26 Miriam Orozco Núñez, El Nacimiento de la Prensa de Masas en Europa: El Caso de España, Cadiz, 2016, ss. 13-19.

(20)

6

farklılıklarından kaynaklanan saikler sebebiyle olsa gerektir. Bu çerçevede aşağıda yer alan gazeteler (en çok atıf yapılandan en az yapılana doğru sıralanmış) bu çalışmada kullanılmış ve İspanyol basınının bakış açısıyla Türk Millî Mücadelesi’nin ayrıntıları ortaya konulmaya çalışılmıştır:

El Sol gazetesi, mühendis Nicolás María de Urgoiti tarafından Madrid’de kurulmuştur.

Zamanının en iyi Avrupa gazetelerinden biri ve en iyi İspanyol gazetesi olarak değerlendirilen El Sol, 1 Aralık 1917 tarihinde yayım hayatına başlamış ve 1939 yılına kadar yayımlanmaya devam etmiştir27. Bu çalışmada ele alınan tarihî süreç içerisinde, 1919 yılının Mayıs-Ağustos ayları, 1920 yılının ikinci yarısı ve 1921 yılının Nisan-Eylül ayları arasında bazı nüshalar İspanya Milli Kütüphanesi kataloğunda bulunmadığı için bu nüshalarda yer almış olabilecek muhtemel haberler çalışmada kullanılamamıştır. El Sol gazetesinden 895 habere atıf yapılmıştır.

El Heraldo de Madrid, demokrat eğilimli bir gazete olarak Felipe Ducazcal tarafından kurulmuştur. 1893 yılından itibaren Liberal Parti’nin yayım organı olmuştur. 1906 yılında İspanya Editör Topluluğu’na bağlanmış ve liberal eğilimli haberciliğe devam etmiştir. I.

Dünya Savaşı yıllarında habercilik anlayışı değişmiş ve her eğilimden haberler yayımlamıştır. Gazete, 29 Ekim 1890 tarihinde yayım hayatına başlamış ve 26 Mart 1939’a kadar aralıksız yayımlanmıştır. 1939 yılında bu gazetenin yerini El Diario Madrid gazetesi almıştır28. El Heraldo de Madrid gazetesinden kullanılan haber sayısı 650’dir.

La Correspondencia de España, İspanya’da şirket gazeteciliğinin ilk temsilcisi olarak 1848 yılından itibaren yayım hayatında bulunmaktadır. Bütün siyasî eğilimlerden bağımsız bir şekilde yayımlanan gazetenin ilk adı Carta Autógrafa’dır. İspanya Milli Kütüphanesi’ndeki gazete kataloğu 1860 yılı başından 27 Haziran 1925’e kadar devam etmektedir29. Tamamen bilgilendirici bir yapıda haberler yayımlayan La Correspondencia de España’dan 627 haber kullanılmıştır.

Başlığının hemen altında “Siyasi gruplarla ilişkisi olmayan bu gazetenin tek amacı gerçekleri söylemektir” yazan La Accion gazetesi, Manuel Delgado Barreto tarafından

27 “El Sol”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?lang=es&q=id:0000182002, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

28 “El Heraldo de Madrid”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0000384902& lang=es, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

29 “La Correspondencia de España”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:000000 0000

&lang=es, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

(21)

7

kurulmuştur. Gazetede, ulusal ve uluslararası gelişmeler, sosyal kronikler, spor ve edebiyata yer verilmiştir. 28 Şubat 1916- 21 Mayıs 1924 tarihleri arasında yayımlanan gazete, ekonomik sorunlar nedeniyle kapatılmıştır. Gazetenin personeli bir yıl sonra kurulan diktatörlük yayım organı La Nacion’un çalışanlarının büyük kısmını oluşturmuşlardır30. Bu gazetede tespit edilen 562 haber çalışmaya dâhil edilmiştir.

El Globo, Muhafazakâr çizgideki Partido Republicano’nun (Cumhuriyetçi Parti) birincil yayım organı olarak Emilio Castelar tarafından kurulmuştur. 25 Mart 1875-31 Mayıs 1932 tarihleri arasında yayımlanan gazetenin ilk adı Diario Ilustrado’dur. 1880’li yıllardan itibaren oldukça genç bir ekip tarafından çıkarılan gazete, kısa sürede İspanya’nın tirajı en yüksek gazetelerinden biri olmuştur31. Yüzyıl sonlarına doğru liberal çizgiye kayan El Globo gazetesinden 545 habere atıf yapılmıştır.

Jose Nicolas de Urgoiti tarafından kurulan La Voz gazetesi, bir bağımsız akşam gazetesi olarak yayım hayatına başlamıştır. 1 Temmuz 1920-27 Mart 1939 tarihleri arasında yayım yapan gazete, Primo Rivera diktatörlüğü taraftarı olmuş ve Berenguer Hükümeti aleyhine yayımlar yapmıştır. El Heraldo de Madrid’in en büyük rakiplerinden biridir. 19 M30 yılında cadde satışlarına başlayarak tirajını 130.000’e çıkarmıştır32. Siyaset, ulusal ve uluslararası politika haberleri, bölgesel haberler ve reklamlar içeren La Voz gazetesinden 504 haber kullanılmıştır.

Diego Coello y Quesada tarafından 1849’da kurulan La Epoca gazetesi, 20. yüzyıl başlarında Madrid politik basınının duayeni olmuştur. 1936’daki hükümet darbesine kadar yayım hayatını sürdüren gazete siyasî eğilim olarak orta görüştedir. 1 Nisan 1849- 31 Mart 1936 tarihleri arasında yayımlanan gazetede ulusal ve uluslararası politika, bölgesel ve ulusal gelişmeler ve finans alanlarında haberler bulunmaktadır33. Bu gazeteden yapılan atıf sayısı 496’dır.

Candido Nocedal tarafından 1875 yılında kurulan El Siglo Futuro gazetesinin alt başlığı Katolik Günlük’tür. 1879 yılına kadar açık bir şekilde muhafazakâr Karlist yapısını ortaya

30 “La Accion”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0003460442&lang=es, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

31 “El Globo”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0001066898&lang=es, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

32 “La Voz”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0000707686&lang=es, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

33 “La Epoca”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0000000021&lang=es, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

(22)

8

koymasa da zamanla Karlistlerin resmi yayım organı haline gelmiştir. Gazetede, doktrin makaleleri, çoğu başka gazetelerden toplanan ve bir kısmı da Fabra Ajansı’nın telgraflarından oluşan ulusal ve uluslararası siyasî, dinî ve ekonomik haberler yer almıştır.

19 Mart 1875- 18 Temmuz 1936 tarihleri arasında yayımlanan34 gazeteden atıf yapılan haber sayısı 397’dir.

El Liberal gazetesinden ayrılan Luis de Oteyza önderliğinde bir ekip tarafından 1919 yılında kurulan La Libertad gazetesi, 1939 yılına yani İspanyol Sivil Savaşı’na kadar yayım hayatına devam etmiştir. Sanat, sosyal yaşam, edebiyat, ulusal ve uluslararası politika, ekonomi ve sporla ilgili haberler sunan gazete, 21 Aralık 1919- 26 Mart 1939 tarihleri arasında yayımlanmıştır35. 1920’li yıllarda İspanya’nın en çok satan gazeteleri arasında giren La Libertad’daki 373 haber kullanılmıştır.

El Imparcial gazetesi doğrudan politikacı Francisco Javier de Burgos’la bağlantılı olarak 1921 yılında kurulmuştur. 19. yüzyılın ilk yarısında, İspanya’daki ilk anayasal dönemde, aynı isimle İspanya’nın farklı bölgelerinde yayım yapan gazeteler bulunmaktadır.

Yenilikçi-liberal bir çizgide olan gazete, 10 Eylül 1921-30 Haziran 1922 tarihleri arasında yayımlanmıştır36. Bu kısa süre içerisinde, Türk Milli Mücadelesine ilişkin yayımladığı 306 habere atıf yapılmıştır.

El Dia, 1908-1916 yılları arasında yayımlanan El Dia de Madrid gazetesinin devamı olarak Camilo Hurtado de Amézaga tarafından kurulmuştur. Monarşi ve orta seviye liberal eğilimdeki gazete, 2 Aralık 1916- 31 Aralık 1919 tarihleri arasında yayımlanmıştır. Genel bilgi gazetesi olarak, ulusal ve uluslararası politika, ekonomi, endüstri, ticaret, sanat ve spor alanlarında haberler içermektedir37. El Dia’da yayımlanan 153 haber çalışmaya d3ahil edilmiştir.

La Correspondencia Militar, yaklaşık yarım düzine askerî-politik gazeteden biridir. 1877 yılında, askeri gelişmeleri aktarmak için akşam gazetesi olarak yayım hayatına başlamıştır. Kurucusu ve ilk direktörü Terakkiperver Cumhuriyet Partisi üyesi ve eski

34 “El Siglo Futuro”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0000000226&lang=es, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

35 “La Libertad”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0002602191&lang=es, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

36 “El Imparcial”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0000189234&lang=es, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

37 “El Dia”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0003467109&lang=es, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

(23)

9

süvari kumandanı Emilio Prieto y Villarreal’dir. 25 Şubat 1897- 30 Haziran 1932 tarihleri arasında yayımlanan gazetenin38 yapısı gereği, Milli Mücadele’nin asker gelişmelerine yer verilmiştir. Gazetede yer alan 145 habere atıf yapılmıştır.

El Pais, 1881’de El Progreso gazetesinin kapanmasının ardından, Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’nin yeni bir yayım organına ihtiyaç duyması üzerine, 1887 yılında Antonio Catena Muñoz tarafından kurulmuştur. Kısa sürede popülerlik kazanan ve Madrid’in en büyük cumhuriyetçi gazetesi olan El Pais, 22 Haziran 1887- 9 Şubat 1922 tarihleri arasında yayımlanmıştır39. Gazetede yer alan haberlerden 57’si kullanılmıştır.

Orta seviye liberal cumhuriyetçi eğilimde olan El Liberal gazetesi, 1879 yılında Eduardo Gasset y Artime tarafından kurulmuş ve Franco’nun diktatörlüğüne kadar aralıksız yayımlanmıştır. 15 Temmuz 1879- 26 Mart 1939 tarihleri arasında yayımlanan40 gazeteden yapılan atıf sayısı 29’dur.

Alt başlığı “Denizcilik ve Ticaret Dergisi” olan Vida Maritima, Denizcilik Kulüpleri Federasyonu’nun yayım organıdır. 10 Ocak 1902- 15 Mayıs 1934 tarihleri arasında yayımlanan dergide41 yer alan 18 haber çalışmaya dâhil edilmiştir.

La Lectura Dominical, Francisco de Paula Garzón y Álvaro López Núñez tarafından Basın Havariliğinin yayım organı olarak 1894’te kurulmuştur. Genel itibariyle dinî içerikli haberlere rastlanmaktadır. 7 Ocak 1894- 11 Temmuz 1936 tarihleri arasında yayımlanan gazeteden42 14 habere atıf yapılmıştır.

España, gazeteci José Ortega y Gasset tarafından haftalık bir gazete olarak 1915’te kurulmuştur. Politik, felsefi, edebî, sosyal ve kültürel içerikli haberler veren gazete, 29 Ocak 1915- 29 Mart 1924 tarihleri arasında yayımlanmıştır43. Gazeteden14 haber kullanılmıştır.

38 “La Correspondencia Militar”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0001801 740&lang=es, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

39 “El Pais”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0001648645&lang=es, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

40 “El Liberal”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0001066755&lang=es, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

41 “Vida Maritima”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0002741281&lang=es, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

42 “La Lectura Dominical”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0001571715 &lang=es, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

43 “España”, http://hemerotecadigital.bne.es/details.vm?q=id:0003360211&lang=es, Son Erişim Tarihi:

21.01.2019.

(24)

10

Yukarıda sayılan gazetelere ek olarak az sayıda atıf yapılan gazeteler de mevcuttur. Buna çerçevede, Nuestro Tiempo (Madrid- 1 Ocak 1901- 31 Aralık 1926) ve Vida Financiera (Madrid- 10 Ocak 1913- 10 Haziran 1933) gazetelerinden 4’er haber çalışmada işenmiştir. La Nacion (Madrid- 23 Ekim 1916- 31 Aralık 1918), Madrid Cientifico (Madrid- 1 Ocak 1897- 31 Aralık 1936), Nuevo Mundo (Madrid- 3 Ocak 1895- 28 Aralık 1933), Caras y Caretas (Arjantin- 8 Ekim 1898- 7 Ekim 1939), Alrededor del Mundo (Madrid- 9 Haziran 1899- 1 Eylül 1930) ve La Lectura (Madrid- 1 Ocak 1901- 30 Eylül 1920) gazetelerinden 2’şer haber kullanılmıştır. Hojas Selectas (Barselona- 1 Ocak 1902- 31 Aralık 1921), El Motin (Madrid- 10 Nisan 1881- 11 Eylül 1926), La Escuela Moderna (Madrid- 1 Ocak 1892- 1 Aralık 1934), Voluntad (Madrid- 12 Ekim 1919- 1 Kasım 1920), España y America (Madrid, 1 Ocak 1903- 31 Aralık 1927), Anuario de Ferrocariles Españoles (Madrid- 1 Ocak 1893- 31 Aralık 1927), Boletin Mensual de la Sociedad de Naciones (Cenevre- 1 Ocak 1922- 1 Aralık 1939) ve La Hormiga de Oro (Barselona- 1 Ocak 1884- 16 Temmuz 1936) 44 gazetelerinden de 1’er habere atıf yapılmıştır.

İspanyol Basınında Türk Milli Mücadelesi (1918-1923) başlıklı bu çalışmada, Mondros Mütarekesi’nden başlayarak Lozan Antlaşmasına kadarki süreç içerisinde, uluslararası gelişmelerin, Türkiye’yi paylaşma tasarılarının, Mondros’un uygulanma süreçlerinin, manda ve himaye meselesinin, diplomatik mücadelelerin, TBMM’nin kurularak Anadolu ve Trakya coğrafyasında yeni bir devletin hayat bulduğu gelişmeler ayrıntılarıyla ele alınmış, bu süreç gerçekleştirilirken gerek silahlı ve gerekse diplomatik alanda savaşlar, Mudanya Mütarekesi ve Lozan Barışı ile sonuçlanan Türk Milli Mücadele’sinin İspanya basınındaki yansımaları incelenmiştir.

Çalışmanın Konusu

Osmanlı Devleti ile İspanya, Avrupa'nın diğer bir ifadeyle Akdeniz’in iki ayrı ucunda yer alan devletlerdir. Coğrafi uzaklıklarına rağmen bu iki devlet, kuruluşlarından itibaren, benzer tarihi süreçler yaşamışlardır. Kuruluş, yükseliş ve gerileme dönemleri eş zamanlı olarak devam eden iki devletten İspanya'nın Katolik Hıristiyan dünyasının lideri konumunda olduğu sıralarda, Osmanlı Devleti de İslam dünyasının liderliğini sürdürüyordu. Birbirleriyle sınır komşusu olmamalarına rağmen, Osmanlı-İspanya

44 İlgili gazetelerin hepsi ile ilgili ayrıntılı bilgiler İspanya Milli Kütüphanesi’nin dijital Basın Arşivi’nde bulunmaktadır. Bkz. “Biblioteca Nacional de Espana, Hemeroteca Digital”, http://hemerotecadigital.bne.es/index.vm, Son Erişim Tarihi: 21.01.2019.

(25)

11

ilişkileri çatışma süreci ile başlamıştır. Gerek Akdeniz hâkimiyetini sağlamak ve gerekse dünya hâkimiyetini kurma ve dinlerini yayma düşünceleri ile karşı karşıya gelmişler ve XV. ve XVI. yüzyıllar boyunca mücadele etmek durumunda kalmışlardır45. Bu mücadele ve savaş hali 1582 yılında iki devlet arasında imzalanan ateşkes ile sona ermiştir. Bununla birlikte, iki ülke arasında barış antlaşmasının imzalanması 200 yıl sonra gerçekleşebilmiş ve bu süreçte iki taraf da kendi içişleri ve diğer büyük sorunlarıyla meşgul olmuşlardır.

XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren, yaşadıkları dâhili ve harici sorunlar nedeniyle taraflar barış antlaşmasının imzalanması yolunda adım atmışlar ve yeni bir dost ve müttefik kazanmayı hedeflemişlerdir. Bu hedef doğrultusunda imzalanan 14 Eylül 1782 tarihli Dostluk ve Ticaret antlaşması, iki ülke arasındaki diplomatik ve ticari ilişkileri başlatmış ve bu ilişkiler hızlı bir gelişim göstermiştir.

19. yüzyılda taraflar arasındaki ilişkiler artarak devam etmiş ve dostluk ve ticaret ilişkileri imzalanan yeni antlaşmalar ile perçinlenmiştir. İspanya, Osmanlı Devleti'ne karşı girişilen ittifak projelerine katılmayı reddetmiş ve Osmanlı'ya karşı diğer dost devletlere olduğu gibi tarafsız tutum sergilemiştir. Bununla birlikte, örneğin 1853-1856 Kırım Savaşı sırasında tarafsızlığını ilan etmiş olmasına rağmen, Rus gemilerini İspanyol limanlarından çıkararak, Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldığını açıkça ortaya konmuştur. Osmanlı Devleti, aynı savaş sırasında maddi darlık yaşayıp borç alma düşüncesine girdiği sırada ilk aklına gelen devletlerden biri de İspanya olmuştur46. İspanya, I. Dünya Savaşı sırasında da Osmanlı Devleti’ne karşı dostluk ve tarafsızlık politikasını sürdürmüştür. Benzer politikalar, Türkiye Cumhuriyeti devletinin tarih sahnesine çıktığı evrede de devam etmiştir.

Bu genel çerçeve içerisinde bu çalışmanın yapılmasındaki amaç, Osmanlı Devleti'nin dostları arasında yer alan ve ele alınan 1918-1923 yılları arasındaki dönemde kendisine karşı tarafsızlığını korumuş olan İspanya'da Türk Milli Mücadelesi’ne, Türklere ve Türkiye'ye karşı bakış açısının ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda, Osmanlı Devleti'nden yeni bir devlete geçiş sürecinde haricî devletlere karşı verilen Milli Mücadele döneminde

45 Bu benzerlikler ilk kez Muzaffer Arıkan tarafından tespit edilmiştir. Bkz. Muzaffer Arıkan, “XIV-XVI.

Asırlarda Türk -İspanyol Münasebetlerine Toplu Bir Bakış”, Ankara Üniversitesi Dil-Tarih, Coğrafya Fakültesi Dergisi, c: 23, sayı: 3-4, Ankara, 1968, s. 239-240.

46 Osmanlı Devleti ile İspanya arasındaki ilişkiler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. İspanya Türkiye: 16.

Yüzyıldan 21. Yüzyıla Rekabet ve Dostluk, ed. Pablo Martin Asuero, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2006; Türkler ve Deniz, ed: Özlem Kumrular, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2007; Muzaffer Arıkan, XIV.-XVI. Yüzyıllarda Türk-İspanyol İlişkileri Ve Denizcilik Tarihimizle İlgili İspanyol Belgeleri, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Ankara, 1995.

(26)

12

yaşanan askerî ve diplomatik olay ve gelişmelerin İspanya basınında nasıl yankı bulduğu, İspanya kamuoyundaki Türk ve Türkiye imajlarının nasıl olduğu ve bu imajda dönemsel olarak değişkenlikler olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

Çalışmanın ilk bölümünde, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanma süreci, antlaşmanın şartları, antlaşmaya tepkiler ve antlaşmanın sonuçları ele alınmıştır. Bu çerçevede, mütareke sonrasında Türkiye’yi paylaşma projeleri de incelenmiş ve İspanya basınının bu projeleri nasıl yorumladığı ortaya konulmuştur. Yine İspanya basınının mütareke ile ilgili yorumları da tespit edilmiştir.

Çalışmanın ikinci bölümünü Mudanya Ateşkes Antlaşması’na kadarki süreçte, müttefik devletlerle Osmanlı Devleti arasında yapılan barış müzakereleri incelenmiştir. Bu çerçevede, İspanya basınına mensup gazete ve dergilerin bu görüşmeleri nasıl ele aldıkları ve yorumladıkları ortaya konulmuştur. İstanbul’un fiili işgali ve Sevr Antlaşması’nı da içeren bu bölümde, sürecin akışı İspanya basınından takip edilmiştir. Haberlerde bu konularla ilgili yer alan önemli tespitler ve yorumlar, çalışmanın yine ikinci bölümünün konusunu oluşturmuştur.

Çalışmanın üçüncü bölümü, Milli Mücadele’nin askerî ve diplomatik alandaki gelişmelerinden meydana gelmektedir. İzmir’in işgalinden Mudanya Ateşkes Antlaşması’na kadarki süreçte yaşanan askerî gelişmeler, ihtilaflar, çatışmalar ve savaşlar bu bölümün konusu olmuştur. İspanyol gazetelerinde yer alan haberler üzerinden Milli Mücadele’deki cephelerde yaşananlar, Türkiye’deki politik gelişmeler ve Mudanya Konferansı süreci aktarılmıştır. Bu bölümün önemli konularından biri de İspanyolların Türk askerî zaferine bakış açılarının ve bu zaferi nasıl yorumladıklarının ortaya konulması olmuştur.

Çalışmanın son bölümünü, Türk zaferi sonrasında başlayan Lozan Barış Konferansı’nın iki evresi, müzakerelerde komisyonların çalışmaları, bu dönemde yaşanan Türk-İngiliz çatışması ve Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması süreci oluşturmaktadır.

Bu çalışmada, Milli Mücadele sürecinin tamamı İspanya basını üzerinden ele alınmış ve İspanyol gazetelerinde yer alan haberler, makaleler ve yorumlar incelenerek bu süreç kaleme alınmıştır. Haberler arasındaki boşlukların doldurulması, haberler arası geçişlerin ve akışın sağlanabilmesi amacıyla tabii olarak basılı kaynaklardan da faydalanılmıştır.

(27)

13 Çalışmanın Önemi

Yukarıda değinildiği üzere, İspanya’da 1869 anayasasının ilanıyla başlayan özgür basın dönemi, Franco’nun diktatörlük dönemine (1939-1975) kadar devam etmiştir. Bu süreçte basın üzerindeki devlet ve kilise baskıları ortadan kalkmış ve tarafsız gazetecilik politikası izlenmiştir. Bu çerçevede, İspanya basınında Türkiye ve Türk Milli Mücadelesi ile ilgili verilen haberler ve yapılan yorumlar da tarafsız gazeteciliğin ürünleri olmaları açısından oldukça önemlidir. Nitekim yaşanan gelişmeler yansız bir şekilde işlenmiş ve İspanya kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Çalışmada ele alınan dönemle ilgili İspanya'da Türk ve Türkiye imajı veya Türk Milli Mücadelesi’nin yansımalarını belirlemeye yönelik herhangi bir akademik çalışma bulunmamaktadır. İspanya, Osmanlı Devleti ile aynı tarihsel süreçleri yaşamış ve iki devlet altın çağlarını ve yıkılış süreçlerini birlikte yaşamışlardır. Böyle bir benzerlikten dolayı İspanya basın ve kamuoyu Osmanlı Devleti’ndeki gelişmeleri yakından takip etmiştir. İspanya, Osmanlı Devleti'yle 1782 yılında imzaladığı Barış, Dostluk ve Ticaret Antlaşması’ndan beri onunla dostluk ilişkilerini bozacak herhangi bir oluşumun veya ittifakın içerisinde yer almamıştır. Osmanlı Devleti’ne karşı tarafsızlığını her daim koruyan ve Türkiye’ye karşı objektif bakabilen bir Avrupa ülkesi olan İspanya'da Türk Milli Mücadelesi imajının nasıl olduğu ve İspanyolların ilgili dönemde Türkiye ve Türklerle ilgili görüşlerinin nelerden ibaret olduğu, günümüze uzayan tüm süreçte karanlıkta kalmaktaydı. Bu tez çalışmasının yapılmasındaki en önemli neden ve beklenti, bu boşluğun doldurulması endişesidir ki, bu çalışma ile bu eksikliğin giderilmesine çalışılmıştır.

Çalışmanın Amacı

Bu çalışmanın temel amacı, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından Osmanlı Devleti’nin içerisinde bulunduğu durumun ve Türk Milli Mücadelesi’nin başlangıcı, gelişimi ve sonuçlarının, yüzyıllarca Osmanlı Devleti’nin dostu olan ve ona karşı hiçbir ittifak veya oluşumun içerisine girmeyen bir devletin basınında nasıl ele alındığını ve kamuoyuna nasıl yansıtıldığını ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde, Türk Milli Mücadelesi’nin tüm safahatı İspanya basın kaynaklarında yer alan haberlere dayanarak yapılacaktır.

(28)

14 Çalışmanın Yöntemi

Bu tez çalışmasında, John W. Creswell ve Vicki L. Plano Clark tarafından kaleme alınan

“Karma Yöntem Araştırmaları Tasarımı ve Yürütülmesi47” adlı kitapta açıklanan Karma Metot kullanılmıştır. Buna göre, tezde incelenen haberlerin analizi, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu yöntemin kullanımı, araştırma problemlerinin daha iyi anlaşılabilmesini sağlamaktadır. Creswell ve Clark’ın ortaya koyduğu üzere, dört farklı çeşit karma metot bulunmaktadır. Bu çalışmaya uygun bulunarak kullanılacak olan metot ise Açıklayıcı Karma Metot olarak belirlenmiştir. Bu yöntemde, öncelikle nicel araştırma yapılarak veriler elde edilmekte ve ardından da nitel araştırma yöntemi ile bu veriler nitel verilere dönüştürülmektedir.

Bu model çerçevesinde, tezin ilk aşamasını, nicel araştırma ve veri toplama safhası oluşturmuştur. Bu safhada, çalışmanın ana kaynakları olan İspanyol gazete ve dergi haberleri, Biblioteca Nacional de España (İspanya Milli Kütüphanesi) ve Ministerio de Cultura y Deporte de España (İspanya Kültür ve Spor Bakanlığı) bünyelerinde yer alan gazete arşivlerinden tespit edilmiştir. Tespit edilen haberler, Türk Milli Mücadelesi temin edilmiş ve İspanyolca’dan Türkçe’ye tercüme edilerek, kullanılır hale getirilmiştir. İkinci olarak, gazete haberlerindeki boşlukların doldurulabilmesi ve haberler arası geçişin sağlanabilmesi amacıyla kullanılacak olan konuyla ilgili literatür kaynakları tespit edilmiş, bu kaynaklardan fişlemeler yapılmış ve çalışmada kullanılabilecek bilgiler haline dönüştürülmüştür.

Kaynakların toplanması ve tercüme ve tasniflerin tamamlanmasının ardından, çalışmanın nitel veri analizi safhası başlamıştır. Bu safhada, öncelikle kullanılır hale getirilen verilerden tezin kaynak havuzu oluşturulmuştur. Bu işlemin tamamlanmasının ardından, bütün kaynaklar okunarak konu başlıkları tespit edilmiştir. Birbiriyle ilişkili veriler bir başlıkta toplanmış ve veri parçalarının bir araya getirilmesi ile NOD’lar oluşturulmuştur.

Bir anlamda alt konu başlıkları olan NOD’lar, yapılan okumalar ve taramalar sırasında aynı konu ile ilişkili veri parçalarının bir araya toplanması ile ortaya çıkarlar. Bu işlemin uygulanması ile İspanya kamuoyunda Türk Milli Mücadelesi ile ilgili haberler, alt konu başlıklarına göre tasnif edilmiştir.

47 John W. Creswell, Vicki L. Plano Clark, Karma Yöntem Araştırmaları Tasarımı ve Yürütülmesi, Anı Yayıncılık, Ankara, 2014.

(29)

15

Yapılan veri analizleri sırasında elde edilen bulguların incelenmesiyle, İspanyolların 1918-1923 yılları arasında Türkiye, Türkler ve Türk Milli Mücadelesi’ne nasıl baktıkları, Milli Mücadele’nin İspanya basınında nasıl takip edildiği ve yorumlandığı, diplomatik gelişmeler karşısında İspanya basınının ve kamuoyunun nasıl bir tutum sergilediği hakkında tespitler yapılmıştır. Tez çalışmasının genel akışı, İspanyol gazetelerinin haberleri üzerinden sağlanmış ve bu haberler arasındaki boşlukların giderilmesi ve gazeteler arası geçişlerin sağlanabilmesi için ikinci elden kaynaklar ve araştırma eserleri kullanılmıştır.

(30)

16

BİRİNCİ BÖLÜM: MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI VE TATBİKATI

1.1. Mondros Ateşkes Antlaşması

I. Dünya Savaşı’na son veren ateşkes antlaşmalarından biri olan Mondros Mütarekesi, İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanmış ve ertesi gün yürürlüğe girmiştir48. Osmanlı tarafını oldukça zor bir duruma sokan ve ağır şartlar içeren ateşkesin imzalandığı süreçteki diplomatik ve askeri durum Osmanlıların aleyhine seyretmekteydi. Osmanlı Hükümeti’ni barış istemeye sevk eden süreci anlamak için öncelikle müttefik devletlerin durumuna göz atmak gerekir. İlk olarak, 8 Ağustos 1918’de İngiliz ve Fransız müşterek kuvvetleri, Somme ile Luce arasındaki Alman cephesini yarmışlar ve bunun üzerine Alman orduları geri çekilmeye başlamıştır. İtilaf Devletleri’nin bu askerî başarısından sonra önce Eylül ayı sonlarında Avusturya barış talebinde bulunmuş ve ardından da 4 Ekim gecesi Almanya, Bern’deki sefareti aracılığıyla Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson’a barış talebini iletmiştir49. Henüz Osmanlı Devleti ateşkes ve barış girişimlerine girişmeden, Avusturya ve Almanya bu konuda adım atmışlardı.

Bulgaristan’ın durumuna bakılacak olursa, İtilaf Devletleri, 12 Eylül 1918 tarihinde Dobropolya Muharebesi ile Bulgar cephesini de yarmayı başarmışlardır. Bu mağlubiyetin ardından Bulgaristan barış istemek zorunda kalmış ve 29 Eylül’de İtilaf Devletleri ile Bulgaristan arasında ateşkes antlaşması imzalanmıştır. Almanya’nın mağlubiyeti, İtilaf Devletleri’ne maden ve sanayi bölgesi olan Ren bölgesini, Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi ise Osmanlı Devletinin başkentine giden yolu açmıştır50. Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi ile Berlin ile İstanbul arasındaki iletişim kesilmiş ve Avrupa ve İspanya basınlarında Osmanlıların savaştaki durumu gündemi meşgul etmeye

48 Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918- 11 Ekim 1922), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1989, s. 1.

49 Ali Türkgeldi, Moudros ve Mudanya Mütarekelerinin Tarihi, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü Yayımları, Ankara, 1948, s. 5-8.

50 Yusuf Hikmet Bayur, Türkiye Devletinin Dış Siyasası, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1995, s.

14.

Referanslar

Benzer Belgeler

• Ayrıca İngilizler tarafından dünya sporuna kazandırılan ve oldukça popüler olan golf oyununun çevgen ve polo oyunlarından esinlenilerek üretildiği bilinmektedir.. •

İstanbul-İzmir yolculuğunu 3.5 saate indirecek olan ve temeli geçen hafta Başbakan Tayyip Erdoğan'ın katıldığı görkemli bir törenle at ılan Gebze-Orhangazi-İzmir

45. madde ile ilgili de ilk paragrafın sonuna “Ek A’da saptanan esaslara göre kurulmuş” ibaresi getirilmiştir. maddeye kadar olan kara, deniz ve hava askerî

171/2014: Mehmet Akif Caddesi No:90 (Kumsal Parkı Girişi) adresinde bulunan Büfe’nin Şahin Özcan adına olan kira sözleşmesinin Aralık 2015 yılı sonuna kadar

Jack Kirby ve Steve Ditko’nun belli açılardan hakkının yendiği kesin olsa da, bunların sorumlusu Stan Lee mi, veya Stan Lee bilinçli olarak böyle bir durum için mi

Tablo 16‟da görüldüğü gibi; “İlköğretim sekiz yıllık müzik öğretim programı kazanımlarının desteklenmesi açısından, çok sesli eğitim müziklerinin

Şeyhülislam Mustafa Sabri, Rıza Tevfik, Süleyman Şefik Paşa gibi üst düzey görev almış 25 kişi 8 Kasım’da Sarayburnu Parkı’na yakın demirlenmiş olan İngiliz

Bir poster ise iletişim aksaması nedeniyle posterler arasında yer alamamış, ancak kongrede sergilen- miş ve tartışması yapılmıştır.. Bu poster özeti bu