• Sonuç bulunamadı

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI"

Copied!
25
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

EDEBİYAT / EDEBİYATIN BİLİMLERLE İLİŞKİSİ

Edebiyat; duygu, düşünce ve hayalleri söz ya da yazıy- la en güzel biçimde anlatma sanatıdır. Edebiyatın özünde güzellik, estetik duygusu vardır. Edebiyatın kökeni Arapça

“edeb” kelimesidir. Yazarlara göre değişen edebiyat tanım- larından bazıları şunlardır:

Edebiyat; tarihsel, sosyal ve kültürel olandan hareketle dille gerçekleştirilen güzel sanat etkinliklerine ve eserlerine verilen genel addır. (Şerif Aktaş)

Edebiyat; malzemesi dil, kaynağı yaşantılar ve hayal gücü olan bir yaratıcılık, başka deyişle bir sanat dalıdır.

(Gürsel Aytaç)

Edebiyatla bilim arasında farklı şekillerde ilişki söz ko- nusudur. Bu ilişkinin temelinde her ikisinin de insan etkinliği olması vardır. Edebiyat da bilim de insana yöneliktir, insan içindir.

Edebiyat ve bilim birbirinden farklı yöntemler kullanır.

Edebiyat kendi alanındaki üretiminde öznel bir bakışla gü- zelliğe ulaşmayı, kişiye estetik zevk kazandırmayı amaç-

lar. Bilim ise deney, gözlem, araştırma vb. yöntemlerle ger- çeğe ve doğru bilgiye ulaşmayı amaçlar.

Edebiyat kendi alanındaki etkinliklerini gerçekleştirirken bilimden yararlanır. Edebiyat öncelikle psikoloji, sosyoloji, tarih, felsefe gibi sosyal bilimlerle doğrudan ilişki içindey- ken fizik, kimya, biyoloji gibi deneysel bilimlerle dolaylı bir ilişki içindedir.

Edebiyat bilimi, bilim de edebiyatı etkiler. Bu anlamda edebiyatla bilim arasındaki ilişkinin karşılıklı olduğu unutul- mamalıdır.

SORULAR

1- (I) Arapça “edeb (ahlak)” kökünden türetilen “edebiyat”

kelimesinin ilk defa Tanzimat Dönemi’nde kullanılmaya başlandığı görülür. (II) Ondan önce bu alan için “ilm-i edeb”,

“şiir ve inşa” gibi ifadeler kullanılmaktadır. (III) Edebiyat ke- limesi o yıllarda Fransızca “littérature” sözcüğünün Türk- çedeki karşılığı olarak düşünülmüş ve kullanılmıştır. (IV) Bugüne gelindiğinde tam bir tanımı yapılamasa da olay, düşünce, duygu ve hayalleri sözlü ya da yazılı olarak güzel ve etkili bir biçimde nakletme sanatı şeklinde düşünülebilir.

(V) O hâlde bu görsel sanat türünün temel malzemesinin dil olduğu sonucuna varılabilir.

Numaralanmış cümlelerden hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

Cevap: E

3- Bilinç akımı tekniği, - - - - edebiyata armağanıdır. Bu

tekniği denemek isteyen bir edebiyatçı ister istemez bilinçte ve bilinçaltında yer alanlarla ilgili tahlillere gitmekte, dolayı- sıyla eserine ruhsal bir derinlik kazandırmaktadır. Peki, ne- dir özetle bu teknik? Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılmasıdır.

Bu parçadaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi ge- tirilmelidir?

A) sosyolojinin B) felsefenin C) psikolojinin D) tarihin E) fiziğin

Cevap: C

4- İyi bir edebiyatçı olmak öncelikle sağlam bir hayal gücü

ister. Bilhassa geçmiş asırları göz önünde canlandırmak için hayal gücü bilgi kadar önemlidir. Hayal edilenleri baş- kaları açısından görünür kılabilmek için buna bir de - - - - gücünü eklemek gerekir.

Bu parçadaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi ge- tirilmelidir?

A) anlatma B) soyutlama C) karşılaştırma D) dinleme E) anlama

Cevap: A

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

EDEBİYAT/ EDEBİYATIN BİLİMLERLE İLİŞKİSİ

KONU

Sınıf-9

(2)

EDEBİYATIN GÜZEL SANATLARLA İLİŞKİSİ

Edebiyat; duygu, düşünce ve hayalleri söz ya da yazıyla en güzel biçimde anlatma sanatıdır. Sanat eserleri estetik duygularla ortaya çıkmıştır. Sanat eseri tektir ve biriciktir.

Sanat eserinin estetik bir değer taşıması ve estetik bir kay- gıyla oluşması gerekir.

Güzel sanatlar; işitsel (fonetik), görsel (plastik) ve dra- matik (ritmik) sanatlar olmak üzere üç gruba ayrılır.

İşitsel (Fonetik) Sanatlar: edebiyat, müzik Görsel (Plastik) Sanatlar: resim, heykel, mimari

Dramatik (Ritmik) Sanatlar: tiyatro, sinema, dans, bale, opera

Edebiyat diğer güzel sanat dallarından, kullanılan mal- zeme ve kendisini ifade ediş tarzı bakımından ayrılır. Ede- biyat dışındaki güzel sanat dallarının malzemesi boya, alçı, taş, ağaç gibi maddi unsurlarken işitsel sanatlar içinde yer alan edebiyatın malzemesi dildir. Aynı zamanda diğer sa- nat dallarıyla verilen eserleri açıklamak için kullanılan ede- biyat, bu yönüyle de öteki sanat dallarından ayrılır.

SORULAR

1- Müzik sanatından yazın sanatına, plastik sanatların

tüm kollarından gösteri sanatlarına kadar birçok alan, bir başka disiplinle beraber, sanatın üretim alanlarını genişletip sınırları ortadan kaldırarak arayışlarını çoğu kez disiplinler arası yürütmektedir. Günümüz sanatlarına baktığımızda video sanatı, dijital sanat ve diğer birçokları isimlerinde di- siplinler arası bilgiyi barındırmaktadır. Disiplinler arası ça- lışmalar geçmişten bugüne hâlâ devam etmektedir. Birçok sanatçı diğer disiplinlerden etkilenerek bunları eserlerine yansıtmıştır.

Aşağıdaki durumlardan hangisi bu parçadaki açık- lamayı örneklemez?

A) Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Mahur Beste” ve “Huzur”- da günlük hayatı ya da İstanbul manzaralarını anlatırken ünlü ressamların tablolarına göndermeler yapması

B) Andre Gide’in “Pastoral Senfoni” isimli eserini Alman besteci Beethoven’ın 6. senfonisinden esinlenerek yaz- ması

C) Ahmet Mithat Efendi için romanın toplumun sosyo-kül- türel yapısını, bu alanlardaki temel sorunlarını yansıtma ve halkı bilgilendirme vasıtası olması

D) Kemal Tahir’in “Devlet Ana” romanında anlatıcının yer yer tarihî kaynaklardan alıntılar yaparak okuyucuya bilgi vermesi

E) Moliere’in “Cimri” adlı oyununun, ismini başkahramanı Harpagon’un kişilik özelliğinden alması

Cevap: E

2- Edebiyat dışındaki bütün güzel sanatlar -resim, musiki,

dans, heykel, mimari vb.- kültür sahasına girdiği gibi, güzel sanatların dışında insanoğlunun elinden çıkma eşya, yiye- cek, içecek, elbise, silah, alet vesaire de kültür sahasına girer. Böyle olmakla beraber, ben şahsen edebiyatı hemen hemen kültüre denk buluyorum. Denklik ayniyet demek de- ğildir. Aynadaki hayal, kendisine yansıyan eşyaya benzer.

Edebiyat, bu manada kültürün aynadaki aksine benzetilebi- lir. Bu demektir ki kültür sahasında ne varsa onların hepsi- nin yansımalarını edebiyatta bulmak mümkündür.

Bu parçadan hareketle,

I. Edebiyat, hayata tutulmuş bir aynadır.

II. Edebiyat için bir tanım yapılamaz.

III. Edebî verimler, kültürel yapıdan bağımsız olarak ele alı- namaz.

IV. Edebî metinler sıradan sözlerle veya cümlelerle oluştu- rulamaz.

cümlelerinden hangileri bu paragrafta söylenenlerle benzer bir iletiye sahiptir?

A) Yalnız I.

B) I ve III.

C) II ve III.

D) II ve IV.

E) III ve IV.

Cevap: B

3- Leonardo da Vinci sanatı evrene ilişkin bir bilgi türü ola-

rak görür. Bu bakış, sanat ve bilim arasındaki güçlü bağı işaret eder ki uzunca bir süre dünyada sanat ile bilgi ara- sında kopukluk olmadığı düşüncesi hâkim olmuştur. Bugün de her ne kadar farklı disiplinler olarak bilinseler ve arala- rında amaç, yöntem ve dil bakımından birtakım farklılıklar bulunsa da bu iki disiplin birbirlerini beslemeye hatta zaman zaman bir diğerinin sınırlarında yürüyüş yapmaya devam eder. Örneğin bilimin sanata etkisi konusunda ilginç bir ilişki türü bilimsel üretimlerin âdeta sanatsal bir objeye dönüş- mesidir. Hubble uzay teleskobu ya da siborg mühendisli- ğindeki gelişmeler bugün insanları Picasso’nun resimleri kadar heyecanlandırıyor, yeni çağrışımlara kapı açıyor.

Bu parçaya getirilebilecek en uygun başlık aşağıdaki- lerden hangisidir?

A) Sanat Nedir?

B) Bilimin Tarihî Gelişimi C) Sanatsal Bilim

D) Sanat-Bilim Etkileşimi E) Edebiyat Bilimi

Cevap: D

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

EDEBİYATIN GÜZEL SANATLARLA İLİŞKİSİ

KONU

Sınıf-9

(3)

METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI

Temelde şiir ve düzyazı biçiminde gruplanan metinler;

gerçeklikle ilişkileri, işlevleri, yazılış amaçları, hedef kitle- leri, kullanılan anlatım biçim ve teknikleri vb. ölçütlere göre sınıflandırılabilir.

Metinler, sanat metinleri (edebî metinler) ve öğretici (bil- gilendirici) metinler olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca sanat metinleri ve öğretici metinler de kendi içinde gruplandırılır.

Sanat metinleri; edebî bir heyecan uyandırmak, estetik zevk ve anlayış kazandırmak amacıyla yazılır. Coşku ve heyecanı dile getiren metinler (şiir), öyküleyici (anlatmaya bağlı) metinler (masal, fabl, destan, hikâye, roman), gös- termeye bağlı metinler (tiyatro) sanat metinleridir.

Öğretici metinler; tanıtmak, bilgi ve haber vermek, uyar- mak, düşündürmek, kanıları değiştirmek, yönlendirmek gibi amaçlarla yazılır. Tarihî metinler, felsefi metinler, bi- limsel metinler, gazete çevresinde gelişen metin türleri (makale, deneme, sohbet, fıkra, eleştiri, mülakat, röportaj, haber yazıları), kişisel hayatı konu alan metin türleri (anı, günlük, gezi yazısı, biyografi / otobiyografi, mektup) öğre- tici metinlerdir.

DİLİN KULLANIMINDAN DOĞAN TÜRLERİ

Bir dilin kullanımında, bölgesel ve kültürel farklılıklar so- nucu, dil içindeki çeşitlenmelerle ağız, şive ve lehçe oluşur.

Dilin belirli çevrelerdeki özel kullanımıyla da argo ve jargon oluşur.

Ağız: Bir dilin bir ülke sınırları içindeki farklı yerleşim

bölgelerinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılaşan konuşma biçimidir: Kayseri ağzı, Erzurum ağzı, Trakya ağzı...

Şive: Bir dilin, yazılı kaynaklarla izlenebilen tarihî gelişi-

mi içinde ayrılmış kollarıdır. Şiveler; bir milletin tarihî, siya- si, sosyal ve kültürel nedenlerle farklı yurt coğrafyalarına dağılmasıyla ortaya çıkar: Azeri Türkçesi, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi vb. Şiveler arasındaki ses, şekil ve ke- lime farklılıkları anlaşmayı engelleyecek kadar derin değil- dir.

Lehçe: Bir dilin, tarihî gelişimi içinde yazılı kaynaklarla

izlenemeyen dönemlerinde ayrılmış kollarıdır. Türk dilinin Çuvaş lehçesi ve Yakut lehçesi gibi. Lehçeler arasındaki ses, şekil ve kelime farklılıkları anlaşmayı güçleştirecek kadar derindir. Bu durum daha çok tarihî, siyasi ve coğrafi

nedenlerden kaynaklanır.

Argo: Ortak dilden ayrı olarak belirli toplulukların ses,

yapı, söz dizimi ve anlam bakımından farklılık gösteren dili veya kelime dağarcığıdır. Farklı bir anlaşma biçimi sağla- mak üzere oluşturulur. Argo oluşturulurken ortak dildeki kelimelere özel anlamlar verilir, bazı kelimelerde değişiklik yapılır; dilin lehçelerinden, eskimiş ögelerinden ve yabancı kelimelerden yararlanılır. Argo, çoğunlukla kaba bir söyle- yiş özelliği gösterir.

Jargon: Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak

dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı- dır.

Standart (Ölçünlü) Dil: Bir dili toplum olarak konuşan

ve yazanların hep birlikte uydukları, ağız özelliklerinden arındırılmış, belirli ölçü ve kurallara bağlı ortak dildir. Bir milletin yazılı kültürünün oluşmasında dilde anlaşma ve birlik sağlanması gerekir. Bunun için dildeki ağızlardan yaygın ve işlenmiş olanı ortak kültür dili durumuna gelir.

Standart dilin kuralları yazım kılavuzlarında ve sözlüklerde belirtilir. Standart Türkçe, İstanbul Türkçesi esas alınarak biçimlendirilmiş olan konuşma ve yazı dilidir.

SORULAR

1- Türkiye Türkçesinde son yıllarda özellikle televizyon,

gazete ve İnternet başta olmak üzere çeşitli kitle iletişim araçlarının güçlü etkisiyle konuşma dilinde var olan birçok unsurun yazı diline yansıtılmaya çalışıldığı görülmektedir.

Örneğin “- - - -” şeklindeki bir yazım bunun tipik bir örneğidir.

Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu parçadaki boş- luğa getirilemez?

A) Kapıyı kitlediğimden emin değilim.

B) Zonguldak’a ne gün yağmur yağdı?

C) Sendeki dede yadigârı saate noldu?

D) Terziye kaç dakkada giderim.

E) Onlar burdan asla ayrılmazlar.

Cevap: B

2- I. Gün bitti.

Ağaçta neşe söndü.

Yaprak ateş oldu, kuş da yakut;

Yaprakla kuşun parıltısından Havuzun suyu erguvana döndü

II. Güneş ışığı, atmosferden geçerken saçılıma uğrar.

Tüm renkleri barındıran beyaz ışıktan; yüksek enerjili mavi ışık, düşük enerjili kırmızı ışığa göre daha fazla saçılır. Bu durum beyazın içindeki maviyi azalttığından Güneş’in daha kırmızı görünmesine sebep olur.

Bu metinlerin karşılaştırılması ile ilgili aşağıdakiler- den hangisi söylenemez?

A) I. metin edebî, II. metin ise öğretici bir metinden alın- mıştır.

B) I. metin duygu, II. metin bilgi odaklıdır.

C) I. metinde nesnel bir bakış açısı varken II. metinde öz- nellik söz konusudur.

D) I. metinde dil sanatsal işlevde, II. metinde ise gönder- gesel işlevde kullanılmıştır.

E) I. metinde hissettirme, sezdirme, ikinci metinde ise ha- berdar etme esastır.

Cevap: C

3- Bir sanatkârın eserleri başka bir sanatkârınkinden ayrı

bir karakter taşıdığı gibi aynı sanatkârın muhtelif eserleri de birbirinden ayrı çehreler arz eder.

Bu parçada edebî eserler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?

A) Özlülüğü B) İnandırıcılığı C) Tutarlılığı D) Özgünlüğü E) Evrenselliği

Cevap: D

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI

KONU

Sınıf-9

(4)

İLETİŞİM

İletişim duygu, düşünce ve bilgilerin türlü yollarla başka- larına aktarılmasıdır. İletişim insanların temel ihtiyaçların- dandır. İnsanların duygularını, düşüncelerini ve hayallerini başkalarıyla paylaşma ihtiyacı iletişimi ortaya çıkarmıştır.

İnsanlık tarihi kadar eski olan iletişim, tarihî süreç içinde gelişmiş ve biçimlenmiştir. Sosyal ortamda en etkili ve ge- lişmiş iletişim aracı olarak dil kullanılmıştır.

İletişimin Ögeleri

İletişim, sosyal yaşamda gerçekleşen bir süreçtir. Bu süreç iletişim ögeleriyle biçimlenir. Bu ögeler; gönderici, alıcı, ileti, kanal, geri bildirim, kod ve bağlamdır.

Gönderici (Kaynak): İletişimi başlatan ögedir. Amacı-

na uygun bir bilgiyi, isteği, düşünceyi alıcıya gönderir.

Alıcı: Kodlanmış iletiyi alan, ona anlam verip kodu çö-

zen iletişim ögesidir. İletişimin tam olarak gerçekleşebilme- si için alıcının göndericiye geri bildirimde bulunması gere- kir.

İleti (Mesaj):

Göndericinin düşüncelerinin, isteklerinin, duygularının görsel veya işitsel hâle dönüşmüş şeklidir. İle- ti konuşma, yazı, hareket, resim vb. şekilde gönderilebilir.

Kanal: İletinin alıcıya ulaşmasında kullanılan yol ve

araçtır. Işık, hava, ses vb. iletiyi alıcıya taşıyan kanaldır.

İnsan duyu organlarıyla iletiyi alır ve anlamlandırır.

Geri Bildirim (Dönüt): Göndericinin iletisine alıcının

verdiği karşılıktır. Gönderici, iletinin anlaşılıp anlaşılmadı- ğını geri bildirim sayesinde öğrenir.

Kod (Şifre): İletinin özel bir tarzda düzenlenmiş hâlidir.

İletişimin gerçekleşebilmesi için göndericinin ve alıcının aynı kodu bilmesi gerekir. Türkçe konuşan bir kişinin ileti-

sinin alıcı tarafından anlaşılabilmesi için alıcının da Türkçe bilmesi gerekir. Dil, iletiyi ulaştırmak için kullanılan en yay- gın koddur. Kodlar bireyin yaşadığı kültürel çevreye bağlı olarak anlam kazanır.

Bağlam: İletişime katılan ögelerin birlikte oluşturduğu

ortamdır. Bağlamsız bir iletişim düşünülemez.

Dilin İşlevleri

• Sanatsal işlev

• Heyecan bildirme işlevi

• Dil ötesi işlev

• Alıcıyı harekete geçirme işlevi

• Kanalı kontrol işlevi

• Göndergesel işlev

Anlatımın Özellikleri

Açıklık:

Anlatımın belirsizlik taşımaması, net olması- dır. Metinde yoruma göre değişmeyen ifadelere yer verilir.

Noktalama işaretleri yerli yerinde kullanılır. Tartışmaya yol açmayacak bir anlatım söz konusudur. Metinden herkes aynı anlamı çıkarır.

Akıcılık: Anlatımın ses akışına uygun olmasıdır. Metin-

de okunması kolay ifadelere yer verilir. Akıcılığı engelleyen ses ve ahenk kusurlarından kaçınılır.

Yalınlık: Anlatımda gereksiz ayrıntılardan, süslü ve sa-

natlı söyleyişlerden kaçınmaktır. Uzun cümleler, imgeler, sanatlı ve süslü anlatım yalınlığı bozar. Anlatımda kolay anlaşılır bir dil tercih edilir.

Duruluk: Anlatımda gereksiz sözlere yer vermemektir.

Bir söz cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında da-

ralma veya bozulma olmuyorsa o söz gereksizdir.

Düşünceyi Geliştirme Yolları

Bir konuda ileri sürülen düşünceyi geliştirmek, destek- lemek, inandırıcı kılmak ve düşüncenin etkisini artırmak amacıyla birtakım yollara başvurulur.

Başlıca düşünceyi geliştirme yolları şunlardır:

Tanımlama: Varlık ya da kavramların belirgin özellikle-

riyle tanıtılmasıdır. Sözü edilen varlık ya da kavramla ilgili

“nedir, kimdir” sorularının karşılığıdır.

Örnekleme: Düşünceyi somut kılmak için örneklerden

yararlanmaktır. Amaç, anlatılanların daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır.

Tanık Gösterme:

Düşünceyi desteklemek amacıyla konuyla ilgili söz sahibi, güvenilir bir kişinin sözünden ya- rarlanmaktır.

Karşılaştırma: Aralarında benzerlik ya da karşıtlık bu-

lunan varlık veya kavramların bu özelliklerinin ortaya kon- masıdır. Anlatılanlar, kavramlar arasındaki benzer ve farklı özellikler yardımıyla daha anlaşılır hâle gelir.

Sayısal Verilerden Yararlanma: Düşünceyi güçlü kıl-

mak için sayısal verilerin kullanılmasıdır. Okuyucu, sayısal verilerin etkisiyle düşünceyi daha inandırıcı bulur.

Somutlama: Soyut kavramların somut bir varlıkmış gibi

anlatılmasıdır. Somutlama; istiare, kişileştirme, benzetme gibi sanatlar yardımıyla sağlanır. Benzetilen varlığın kimi özellikleri yardımıyla soyut kavram, zihinde canlanır ve an- lam kazanır.

Benzetme: Aralarında çeşitli ilgiler bulunan varlık veya

kavramlardan benzerlik bakımından nitelikçe zayıf olanın güçlü olana benzetilerek anlatılmasıdır.

SORULAR

1- Ali Bey, komşusu ile sohbet ederken ertesi gün bahçe-

ye inip kuru yaprakları toplayacağını söyler.

Ali Bey’in komşusu aşağıdakilerden hangisini söy- lerse dili göndergesel işlevde kullanmış olur?

A) Meteorolojiye göre yarın hava yağmurlu olacakmış.

B) Harika! İşte benim çevre dostu komşum.

C) O zaman gel de bendeki tırmığı vereyim.

D) Geçen gün diktiğimiz fidelere de su tutar mısın?

E) Yaprak sıkılmıştı ağaçtan / Bahaneydi sonbahar

Cevap: A

2- Karın lapa lapa yağdığı anlarda bir adam alelacele ec-

zaneye girdi ve tuttuğu buruşuk kâğıdı ıslak elleriyle kalfaya uzatıverdi. Kalfa, kâğıdı almadı; adama kaşıyla diğer müş- terileri gösterdi. Bunun üzerine adam başını eğerek sıranın en arkasına geçti.

Bu parçada iletişim ögeleri ile ilgili aşağıdaki eşleş- tirmelerden hangisi yanlıştır?

A) Adam-Gönderici B) Eczane-Bağlam C) Diğer müşteriler-Alıcı

D) Adamın sıraya geçmesi-Geri bildirim E) Kalfanın mimiği-Kanal

Cevap: C

3- Dil, yalnızca insanlara özgü bir yetenektir. Hayvanlar

da gerek ses gerek hareketler yardımıyla birbirleriyle ileti- şim kurar, bazıları birkaç cümle de olsa insan dilini anlama- yı öğrenebilir ama insan dilini hayvan dillerinden ayıran iki temel fark vardır: İnsan dili; hayvan dilleri gibi kalıtım yoluyla değil, toplum içinde öğrenerek elde edilir. Ayrıca insan dili- nin sesleri değişir ama hayvanlar hep aynı sesleri çıkarırlar.

Çıkardığı sesleri, sistem hâline getirmeyi yalnızca insanlar başarmıştır.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Karşılaştırma B) Benzetme C) Örnekleme D) Öyküleme E) Tanık gösterme

Cevap: A

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

İLETİŞİM

KONU

Sınıf-9

(5)

H LNž\H ²\N¸ \DÅDQP¿Å

\DGD\DÅDQDELOLUROD\

YH\DGXUXPODU¿QNLÅL\HU

YH]DPDQDED½O¿RODUDN

RNX\XFXGDKH\HFDQYH

]HYNX\DQG¿UDFDNÅHNLOGHDQODW¿OG¿½¿

N¿VDHGHEªW¸UG¸U

;,9\¸]\¿OGDýWDO\DQHGHEL\DW¿QGD

%RFFDFFLRÜQXQ %RND£\R \D]G¿½¿

'HFDPHURQ 'HNDPHURQ DGO¿HVHU

KLNž\HW¸U¸Q¸QLON²UQH½LNDEXOHGLOLU

7¸UNHGHEL\DW¿QGD7DQ]LPDWÜWDQ

²QFHKLNž\HW¸U¸Q¸Q\HULQLKDON

KLNž\HOHULGHVWDQODUPDVDOODU

PHVQHYLOHUYH'HGH.RUNXW+LNž\HOHUL

WXWPDNWD\G¿

%DW¿O¿DQODPGDKLNž\H7¸UN

HGHEL\DW¿QD7DQ]LPDWÜODJLUPLÅWLU

$KPHW0LWKDW(IHQGLÜQLQ/HWžLIL

5LYž\žWDGO¿HVHULLONKLNž\H

²UQHNOHULQGHQGLU/HWžLIL5LYž\žWÜWD

\HU\HUJHOHQHNVHOKLNž\HQLQDQODW¿P

²]HOOLNOHULQHUDVWODQ¿U7HNQLND£¿GDQ

J¸£O¸%DW¿O¿²UQHNOHUHEHQ]H\HQLON

KLNž\HLVH6DPLSDÅD]DGH6H]DLÜQLQ

.¸£¸NÄH\OHUDGO¿HVHULGLU

+LNž\HW¸U¸Q¸QEDÅDU¿O¿²UQHNOHUL

6HUYHWLI¸QXQ'²QHPL0LOOª(GHEL\DW

'²QHPLYH&XPKXUL\HW'²QHPLÜQGH

YHULOPLÅWLU*¸Q¸P¸]GHKLNž\H

\HQLDQODW¿PEL£LPOHULYHWHNQLNOHUL

GHQHQHUHNHGHEªW¸UOHUL£LQGH

JHOLÅLPLQLV¸UG¸UPHNWHGLU

Hikâyenin bölümleri VHULP

G¸½¸P£²]¸PÅHNOLQGHGLUDQFDN

ED]¿KLNž\HOHUGHEXE²O¸POHU

EXOXQPD\DELOLU6HULPE²O¸P¸\HU

YH]DPDQ¿QEHOLUWLOGL½LNLÅLOHULQ

WDQ¿W¿OG¿½¿ROD\¿QDQODW¿OPD\D

EDÅODQG¿½¿E²O¸PG¸U'¸½¸P

E²O¸P¸ROD\¿QRNX\XFXGDPHUDN

GX\JXVXROXÅWXUDFDNÅHNLOGHLÅOHQGL½L

E²O¸PG¸U„²]¸PE²O¸P¸ROD\ODU¿Q

G¸½¸POHULQLQ£²]¸OG¸½¸E²O¸PG¸U

2NX\XFXGDPHUDNX\DQG¿UDQVRUXODU

EXE²O¸PGHFHYDSODQ¿U

+LNž\HQLQ\DS¿XQVXUODU¿NLÅLOHU

ROD\²UJ¸V¸PHNžQ \HU ]DPDQG¿U

+LNž\HGHDQODW¿ODQROD\ODU¿

YH\DGXUXPODU¿\DÅD\DQ

NDKUDPDQODUKLNž\HQLQ

NLÅLNDGURVXQX

ROXÅWXUXU%XNLÅLOHU

NXUPDFDNLÅLOHUGLU

2OD\²UJ¸V¸

KLNž\HNLÅLOHULQLQ

EDÅ¿QGDQJH£HQ

ROD\ODUGL]LVLGLU

KLNž\HGHNLDQD

ROD\DED½O¿N¸£¸N

ROD\ODU¿QSHÅSHÅH

V¿UDODQPDV¿\OD

ROXÅXU

Mekân, ROD\¿Q

JH£WL½L\HU\DGD\HUOHUGLU

<D]DUROD\¿QDN¿Å¿L£LQGHD\U¿QW¿\D

JLUPHGHQPHNžQ¿WDQ¿W¿U

Zaman, ROD\¿QEDÅODQJ¿F¿QGDQ

ELWLÅLQHNDGDUJH£HQV¸UHGLU2OD\

EDÅWDQVRQDGR½UXYHULOHELOHFH½L

JLELEXV¿UDODPD\DX\XOPDGDQ

GDYHULOHELOLU=DPDQD£¿N£D

EHOLUWLOHELOHFH½LJLELVH]GLULOHELOLUGH

$QODW¿F¿KLNž\HGHNLROD\¿DQODWDQ

NLÅLGLU$QODW¿F¿\D]DU¿QNHQGLVLGH½LO

NXUPDFDELUNLÅLGLU+LNž\HGHROD\ODU

ELULQFLYH\D¸£¸QF¸NLÅLDQODW¿F¿Q¿Q

D½]¿QGDQDQODW¿O¿U

%DN¿ÅD£¿V¿DQODW¿F¿Q¿QKLNž\HGHNL

NLÅLROD\\HUYH]DPDQ¿HOHDO¿Å

EL£LPLYHEXQODUDNDUÅ¿WDN¿QG¿½¿

WXWXPGXU˜£HD\U¿O¿U

+žNLP 7DQU¿VDOûODKL 

%DN¿Å$£¿V¿$QODW¿F¿ROD\ODUDYH

NDKUDPDQODUDKžNLPGLU2OD\ODU¿Q

QDV¿OJHOLÅHFH½LQLELOLUYHJ²U¸U

2OD\ODU¿DQODW¿UNHQNDKUDPDQODU¿Q

DNO¿QGDQJH£HQOHULYHSVLNRORMLOHULQL

\DQV¿W¿U%XEDN¿ÅD£¿V¿QGDDQODW¿F¿

¸£¸QF¸NLÅLGLU

.DKUDPDQ %HQ %DN¿Å$£¿V¿

2OD\ODUKLNž\HNDKUDPDQODU¿QGDQ

ELULQLQD½]¿\ODDQODW¿O¿U2OD\ODU¿

\DÅD\DQNDKUDPDQROD\ODU

NDUÅ¿V¿QGDNLL]OHQLPYHWXWXPXQX

NHQGLEDN¿ÅD£¿V¿\OD\DQV¿W¿U%XEDN¿Å

D£¿V¿QGDDQODW¿F¿ELULQFLNLÅLGLU

*²]OHPFL 0¸ÅDKLW

.DPHUDPDQ %DN¿Å$£¿V¿$QODW¿F¿

J²UG¸NOHULQLWDQ¿NROGXNODU¿Q¿

DNWDU¿U+LNž\HNDKUDPDQODU¿Q¿Q

DNO¿QGDQJH£HQOHULELOPH]

$QODW¿F¿Q¿QDQODW¿P¿J²UG¸NOHUL\OH

V¿Q¿UO¿G¿U1HVQHOELUWXWXPVHUJLOHQLU

%XEDN¿ÅD£¿V¿QGDDQODW¿F¿¸£¸QF¸

NLÅLGLU

%LUPHWLQGHELUGHQID]ODDQODW¿F¿

YHEDN¿ÅD£¿V¿EXOXQDELOLUDQODW¿F¿Q¿Q

GH½LÅPHVLQHJ²UHEDN¿ÅD£¿V¿GD

GH½LÅHELOLU

7HPDV¿NRQXVXYH£DW¿ÅPD

XQVXUODU¿LOHKLNž\H

\D]¿OG¿½¿G²QHPLQ

VL\DVLHNRQRPLN

N¸OW¸UHO

²]HOOLNOHULQL

\DQV¿W¿U

Tema,

KLNž\HGHNL

WHPHOGX\JX

YH\DG¸Å¸QFHGLU

VR\XWYH

JHQHOGLUVHYJL

GRVWOXNYE

.RQXKLNž\HGHNL

GX\JXYH\DG¸Å¸QFHQLQ

VRPXWELUGXUXPDED½O¿

RODUDNHOHDO¿QG¿½¿ROJXGXUWHPD\¿

V¿Q¿UODQG¿U¿U7¸UNL\HÜGHDLOHED½ODU¿

YE.DUÅ¿ODÅPDROD\£HYUHVLQGH

JHOLÅHQHGHEªPHWLQOHUGH£DW¿ÅPDODU¿

ROD\KDONDODU¿Q¿YH\D\HQLGXUXPODU¿

ROXÅWXUDFDNÅHNLOGHNDKUDPDQODU¿Q

\¸]\¸]HJHOPHOHULGLU

„DW¿ÅPDKLNž\HGHNDUÅ¿WGX\JX

G¸Å¸QFHYHLVWHNOHULQNLÅLOLN

²]HOOLNOHULQLQELUDUDGDVHUJLOHQPHVL

LOHRUWD\D£¿NDQGXUXPGXU2OD\ODU¿Q

GD\DQG¿½¿DV¿O²JHGLUPHUDN

GX\JXVXQXFDQO¿WXWDUKD\DOJHU£HN

£DW¿ÅPDV¿YE

+LNž\HOHUJHQHO

RODUDNROD\KLNž\HVL

YHGXUXPKLNž\HVL

ROPDN¸]HUHLNL\H

D\U¿O¿U

2OD\+LNž\HVL

%XWDU]KLNž\HQLQ

WHPHOLELUROD\

DQODW¿P¿QDGD\DQ¿U

2OD\KLNž\HVLQGH

NDKUDPDQODU¿QYH

£HYUHQLQWDVYLULQH²QHP

YHULOLURNX\XFXGDPHUDN

YHKH\HFDQGX\JXVXX\DQG¿U¿O¿U

)UDQV¿]\D]DU*X\GH0DXSDVVDQW

*L\G²0RSDVDQ WDUDI¿QGDQ

JHOLÅWLULOHQEXKLNž\HW¸U¸QH

0DXSDVVDQWWDU]¿KLNž\HGHGHQLU

2OD\KLNž\HVLQLQ7¸UNHGHEL\DW¿QGDNL

EDÅO¿FDWHPVLOFLOHUL“PHU6H\IHWWLQ

5HILN+DOLG.DUD\YH5HÅDW1XUL

*¸QWHNLQÜGLU

'XUXP+LNž\HVL2OD\ODUGDQ£RN

J¸QO¸N\DÅDP¿QELUNHVLWLQLHOHDO¿S

DQODWDQKLNž\HW¸U¸G¸U'XUXP

KLNž\HVLQGHUXKVDO£²]¸POHPHOHUH

D½¿UO¿NYHULOLUROD\LNLQFLSODQGDNDO¿U

%XWDU]KLNž\HGHVHULPG¸½¸P

£²]¸PEXOXQPD]RNX\XFXQXQ

PHUDNGX\JXVXQDVHVOHQLOPH]

5XV\D]DU$QWRQ„HKRYWDUDI¿QGDQ

JHOLÅWLULOHQEXKLNž\HW¸U¸QH„HKRY

WDU]¿KLNž\HGHGHQLU'XUXP

KLNž\HVLQLQ7¸UNHGHEL\DW¿QGDNL

EDÅO¿FDWHPVLOFLOHUL0HPGXKÄHYNHW

(VHQGDOYH6DLW)DLN$EDV¿\DQ¿NÜW¿U

“\N¸OH\LFLPHWLQOHUGH²\N¸OHPH

YHEHWLPOHPHDQODW¿PEL£LPOHULQGHQ

\DUDUODQ¿O¿U

“\N¸OH\LFL$QODW¿P “\N¸OHPH 

2OD\DQODW¿P¿QDGD\DQDQDQODW¿P

EL£LPLGLU%XDQODW¿PEL£LPLQGH

RNX\XFX\XROD\L£LQGH

\DÅDWPDNDPD£ODQ¿U

“\N¸OH\LFLDQODW¿PGD

NLÅLOHUROD\²UJ¸V¸

PHNžQYH]DPDQ

²JHOHULEXOXQXUILLO

YHILLOLPVLOHUH£RN£D

\HUYHULOHUHNNLÅLOHU

KDUHNHWKžOLQGH

\DQV¿W¿O¿U

%HWLPOH\LFL$QODW¿P

%HWLPOHPH 9DUO¿NODU¿

GXUXPODU¿]LKLQGH

FDQODQG¿UPD\¿DPD£OD\DQ

DQODW¿PEL£LPLGLU%HWLPOH\LFL

DQODW¿PGDV¿IDWODUNXOODQ¿ODUDN

YDUO¿NYHGXUXPODUD\¿UWHGLFL

²]HOOLNOHUL\OHYHULOLU“]QHO

RODQODU¿QDL]OHQLPVHO

QHVQHORODQODU¿QD

D£¿NOD\¿F¿EHWLPOHPH

GHQLU“]QHODQODW¿PO¿

EHWLPOHPHOHUGH

RNX\XFX\DL]OHQLP

ND]DQG¿UPDN

QHVQHODQODW¿PO¿

EHWLPOHPHOHUGHELOJL

YHUPHNDPD£ODQ¿U

“\N¸OH\LFLPHWLQOHUGHJ²VWHUPH

GL\DORJL£NRQXÅPDELOLQ£

DN¿Å¿ WDKNL\HHWPH NLÅLWDQ¿W¿P¿

ROD\DQODW¿P¿JHUL\HG²Q¸ÅL£

£²]¸POHPH²]HWOHPH SDVWLÅ

SDURGLYHLURQLJLELDQODW¿P

WHNQLNOHULQGHQ\DUDUODQ¿O¿U

*²VWHUPH 6DKQHOHPH 2OD\ODU

NLÅLOHUYDUO¿NODURNX\XFX\DGR½UXGDQ

VXQXOXU$QODW¿F¿RNX\XFXLOH

HVHUDUDV¿QDJLUPH]2NX\XFXQXQ

GLNNDWLHVHU¸]HULQGH\R½XQODÅ¿U

%XWHNQLNWHNLÅLOHULQNRQXÅPDODU¿YH

KDUHNHWOHUL\DQV¿W¿ODUDNRNX\XFXQXQ

NHQGLVLQLHVHULQNXUPDFDG¸Q\DV¿QGD

KLVVHWPHVLVD½ODQ¿U*²VWHUPH

WHNQL½LGL\DORJL£

NRQXÅPDYH\DELOLQ£

DN¿Å¿ÅHNOLQGH

RODELOLU

'L\DORJ

.DKUDPDQODU¿Q

NDUÅ¿O¿NO¿

NRQXÅPDODU¿QD

GD\DQDQ

DQODW¿P

WHNQL½LGLU

0HWQHDN¿F¿O¿k ND]DQG¿U¿U

'L\DORJWHNQL½LQGH

NRQXÅPDODUNLWDEL

GH½LOGLU.DKUDPDQODU

VRV\DOVWDW¸OHULQHX\JXQEL£LPGH

NRQXÅWXUXOXU

û£.RQXÅPD.DKUDPDQODU¿QL£VHO

NRQXÅPDODU¿Q¿DNWDUPD\DGD\DQDQ

DQODW¿PWHNQL½LGLUý£NRQXÅPD

WHNQL½LQGHNDKUDPDQ¿QGX\JXYH

G¸Å¸QFHOHULVHVOLG¸Å¸QPHÅHNOLQGH

\DQV¿W¿O¿U%XDQODW¿PWHNQL½LQGH

NDKUDPDQNDUÅ¿V¿QGDELULYDUP¿ÅJLEL

NHQGLNHQGLQHNRQXÅXU

%LOLQ£$N¿Å¿*HQHOOLNOH;;\¸]\¿O

PRGHUQURPDQYHKLNž\HVLQGH

NXOODQ¿OP¿ÅELUDQODW¿PWHNQL½LGLU

%XWHNQLNWHGHL£NRQXÅPDGD

ROGX½XJLELNLÅLOHULQL£G¸Q\DODU¿

]LKLQOHULQGHQJH£LUGLNOHULGR½UXGDQR

NLÅLOHULQD½]¿QGDQNHQGLNHQGLOHULQH

NRQXÅPDODU¿ÅHNOLQGHYHULOLU.DKUDPDQ

DQODW¿F¿YHEDN¿ÅD£¿V¿V²]NRQXVXGXU

DQFDNELOLQ£DN¿Å¿QGDL£NRQXÅPDGDQ

IDUNO¿RODUDNF¸POHOHUDUDV¿QGDPDQW¿N

LOLÅNLVL]D\¿IW¿U'DKD£RNVHUEHVW

£D½U¿Å¿P\ROX\ODELUG¸Å¸QFHGHQELU

EDÅNDG¸Å¸QFH\HDWODQ¿U%XWHNQLNWH

G¿ÅG¸Q\D\DDLWQHVQHOHUPRWLIOHU

ELOLQ£DOW¿Q¿KDUHNHWHJH£LUHQVHUEHVW

£D½U¿Å¿P²JHOHULRODUDNLÅOHYJ²U¸U

%LOLQ£DN¿Å¿LOHL£NRQXÅPDWHNQL½L

JHQHOOLNOHL£L£HNXOODQ¿O¿U

Sorular

6RUX

, +LNž\H ²\N¸ \DÅDQP¿Å\DGD

\DÅDQDELOLUROD\YH\DGXUXPODU¿Q

NLÅL\HUYH]DPDQDED½O¿RODUDN

RNX\XFXGDKH\HFDQYH]HYN

X\DQG¿UDFDNÅHNLOGHDQODW¿OG¿½¿N¿VD

HGHEªW¸UG¸U ,, +LNž\HGHJHQHOOLNOH

ROD\WHNNLÅLVD\¿V¿D]YHWHNER\XWOX

]DPDQYHPHNžQDQODW¿P¿\¸]H\VHO

ROXS£R½XNH]X]XQF¸POHOHU

NXOODQ¿OPD] ,,, \¸]\¿OGDýWDO\DQ

HGHEL\DW¿QGD%RFFDFFLRÜQXQ\D]G¿½¿

Þ'HFDPHURQßDGO¿HVHUKLNž\H

W¸U¸Q¸QLON²UQH½LNDEXOHGLOLU

,9 %DW¿O¿DQODPGDKLNž\H7¸UN

HGHEL\DW¿QD7DQ]LPDWÜODJLUPLÅROXS

$KPHW0LWKDW(IHQGLÜQLQÞ/HWžLIL

5LYž\žWßDGO¿HVHULLONKLNž\H

²UQHNOHULQGHQGLU 9 7HNQLND£¿GDQ

J¸£O¸%DW¿O¿²UQHNOHUHEHQ]H\HQ

LONKLNž\HLVHÄHPVHWWLQ6DPLÜQLQ

Þ.¸£¸NÄH\OHUßDGO¿HVHULGLU

%XSDU£DGDQXPDUDODQP¿Å

F¸POHOHULQKDQJLVLQGHELOJL\DQO¿Å¿

YDUG¿U"

$ ,% ,,& ,,,' ,9( 9

&HYDS(

6RUX

,“PHU6H\IHWWLQ2UKDQ.HPDO

+DOGXQ7DQHUYH%LOJH.DUDVX

JLELLVLPOHUPRGHUQKLNž\HFLOL½LQ

HGHEL\DW¿P¿]GDNLEDÅDU¿O¿

WHPVLOFLOHULQGHQELUND£¿G¿U

,,+LNž\HOHUGHGX\JXODQG¿UPDN

YHKH\HFDQODQG¿UPDNWDQ£RN

G¸Å¸QG¸UPHNHVDVW¿U

,,,0RGHUQKLNž\HQLQRUWD\D

£¿NPDV¿QGDUHDOL]PDN¿P¿£RNHWNLOL

ROPXÅWXU

,9+LNž\HNLÅLOHUROD\²UJ¸V¸

£DW¿ÅPDNRQXWHPDDQODW¿F¿YH

EDN¿ÅD£¿V¿JLELXQVXUODUGDQROXÅXU

9+LNž\HOHUPHNWXSJ¸QO¸NDQ¿

JH]L\D]¿V¿EL£LPLQGHNXUJXODQDELOLU

1XPDUDODQP¿ÅF¸POHOHULQ

KDQJLVLQGHKLNž\HW¸U¸LOHLOJLOL\DQO¿Å

ELUELOJLYHULOPLÅWLU"

$ ,% ,,& ,,,' ,9( 9

&HYDS%

6RUX

ýVWDQEXOÜXLONJ²UG¸½¸QGHE¸W¸Q

$QDGROX£RFXNODU¿JLELÅDÅ¿SNDOG¿

2UPDQJLELPLQDUHOHUGD½WHSHVL

JLELNXEEHOHUNDWNDW\DS¿ODUYH

EXQFDLQVDQ<DN¿QGDEXÅHKLU

GHQL]HEDWDUGL\HG¸Å¸QG¸“\OH\D

EXQFDD½¿UO¿½¿XIDF¿NNDUDSDU£DV¿

QDV¿O£HNHU"1H\DQDEDNVDQGHQL]

+HOH6DUD\EXUQXÜQGD²\OH\¸NVHN

\DS¿ODU²\OHNDO¿QGXYDUODUYDUNL

ED\D½¿NRUNWXÞ%XQODU¿\DSDQ

XVWDODUGHQL]LKL£G¸Å¸QPHPLÅOHUß

GHGL0HKPHWNHQGLNHQGLQHÞ+HS

EXUD\D\DSDFD½¿Q¿]DELUD]GDEL]LP

RUDODUD\DSVDQ¿]DKH\XVWDODUß

%XPHWLQGHDÅD½¿GDNL\DS¿

XQVXUODU¿QGDQKDQJLVLEHOLUJLQ

GH½LOGLU"

$ 0HNžQ

% =DPDQ

& .LÅL

' 2OD\'XUXP

( $QODW¿F¿

&HYDS%

s12 /LVH

7¸UN'LOLYH(GHEL\DW¿6¿Q¿I

+ý.$<(

KONU

(Ýí7í0('(67(.

5 Ekim 2020 Pazartesi

"OMBUǯN5FLOJLMFSJ

)JL¼ZF5ÖSMFSJ

"OMBUǯN#JÁJNMFSJ

MATERYAL OGM

ORTAP)Zd7D'E>DmmZ>m)m

(6)

Lise s9

(Ýí7í0('(67(.

(NLPˆDUĕDPED

.218“=(7ý

O lay Hikâyesi: Bu

tarz hikâyenin temeli bir olay DQODW¿P¿QD

GD\DQ¿U2OD\KLNž\HVLQGH

NDKUDPDQODU¿QYH£HYUHQLQ

WDVYLULQH²QHPYHULOLU

RNX\XFXGDPHUDNYHKH\HFDQ

GX\JXVXX\DQG¿U¿O¿U)UDQV¿]

\D]DU*X\GH0DXSDVVDQW

*L\G²0RSDVDQ WDUDI¿QGDQ

JHOLÅWLULOHQEXKLNž\HW¸U¸QH

0DXSDVVDQWWDU]¿KLNž\H

GHGHQLU2OD\KLNž\HVLQLQ

7¸UNHGHEL\DW¿QGDNLEDÅO¿FD

WHPVLOFLOHUL“PHU6H\IHWWLQ

5HILN+DOLG.DUD\YH5HÅDW

1XUL*¸QWHNLQÜGLU

Refik Halit Karay

6HUYHWL)¸QXQGHUJLVLYH

7HUF¸PDQ¿$KYžOJD]HWHVLQGH

LON\D]¿ODU¿\D\¿PODQG¿

'²QHPLQ£HÅLWOLGHUJLOHULQGH

.LUSLWDNPDDG¿\OD\D]G¿½¿

KLFLY\D]¿ODU¿\ODWDQ¿QG¿

)HFULDWLHGHEªWRSOXOX½XQD

NDW¿OG¿6RQUDNL\¿OODUGD0LOOª

(GHEL\DWDQOD\¿Å¿QDX\JXQ

HVHUOHUYHUPH\HEDÅODG¿

+LNž\HURPDQWL\DWUR

DQ¿I¿NUDYEW¸UOHUGHHVHUOHU

YHUGL*¸£O¸J²]OHP\HWHQH½L

YHNHQGLQH²]J¸¸VOXEX\OD

7¸UNHGHEL\DW¿QGDROD\

KLNž\HFLOL½LQLQ²QGHJHOHQ

WHPVLOFLOHULQGHQELULROGX

0HPOHNHW+LNž\HOHUL

*XUEHW+LNž\HOHULDGO¿

KLNž\HOHULýVWDQEXOÜXQ

ý£\¸]¸<H]LGLQ.¿]¿6¸UJ¸Q

'LÅL“U¸PFHN%XJ¸Q¸Q

6DUD\O¿V¿.DG¿QODU7HNNHVL

DGO¿URPDQODU¿YHPL]DKLKLFLY

W¸U¸QGH\D]G¿½¿.LUSLQLQ

'HGLNOHUL\D]DU¿QWDQ¿QP¿Å

HVHUOHULQGHQGLU

7˜5.'û/û9(('(%û<$7, 6¿Q¿I

SORU 1

<LQHELUOLNWHR\QX\RURNXOGDQHYH

ELUOLNWHG²Q¸\RUGXN%LUJ¸QKDYD£RN

V¿FDNW¿%¸\¸N+RFDEL]H\DU¿PJ¸QO¸N

WDWLOYHUGL7¿SN¿SHUÅHPEHJ¸QN¸

JLEL0¿VW¿NÜODVRND½¿QWR]ODU¿L£LQGH

\DYDÅ\DYDÅ\¸U¸\RUGXN%HQWHULPL

VLOHPHGL½LPL£LQ\¸]¸PV¿U¿OV¿NODPG¿

%¸\¸NJHQLÅELU\ROGDQJH£L\RUGXN

.HQDUGD\¿½¿OP¿ÅELUGXYDU¿Q

WHPHOOHULYDUG¿%LUGHQELUH

NDUÅ¿GDQLULNDUDELUN²SHN£¿NW¿

.RÅDUDNJHOL\RUGX$UNDV¿QGDQ

ELUND£DGDPNDO¿QVRSDODUOD

NRYDO¿\RUODUG¿%L]HÞ.D£¿Q¿]

ND£¿Q¿]¿V¿UDFDNßGL\HED½¿UG¿ODU

.RUNWXNÅDÅ¿UG¿N“\OHNDOG¿N“QFH

EHQELUD]NHQGLPLWRSOD\DUDNÞ$PDQ

ND£DO¿PßGHGLP*²]OHULDWHÅJLEL

SDUOD\DQN²SHNEL]H\HWLÅPLÅWL2

]DPDQ0¿VW¿NÞ6HQDUNDPDVDNODQß

GL\HKD\N¿UG¿

%XSDU£DGDDÅD½¿GDNLDQODW¿P

EL£LPOHULQGHQKDQJLVLD½¿UEDVPDNWDG¿U"

$ 0L]DKL

% %HWLPOH\LFL

& $£¿NOD\¿F¿

' “\N¸OH\LFL

( 'HVWDQV¿

 &HYDS'

SORU 2

+LNž\HURPDQWL\DWURDQ¿I¿NUDJLEL

ELU£RNHGHEªW¸UGHHVHUYHUHQ5HILN

+DOLG.DUD\  J¸£O¸J²]OHP

\HWHQH½LYHNHQGLQH²]J¸¸VOXEX\OD

7¸UNHGHEL\DW¿QGDROD\KLNž\HFLOL½LQLQ

²QGHJHOHQWHPVLOFLOHULQGHQELUL

ROPXÅWXU$QDGROXÜ\XNRQXHGLQHQ

KLNž\HOHULQ\DQ¿V¿UD2UWD'R½X

LQVDQ¿Q¿QW²UHYH\DÅDP¿Q¿DQODWW¿½¿G¿Å

G¸Q\DGDROXSELWHQOHULPHUNH]HDODQ

KLNž\HOHUGH\D]P¿ÅW¿U*XUEHWWHPDV¿Q¿

²\N¸OHULQGHEDÅDU¿LOHLÅOHPLÅWLU

%XELOJLOHUHJ²UHDÅD½¿GDNL

PHWLQOHUGHQKDQJLVLQLQ5HILN+DOLW

.DUD\ÜDDLWROGX½XV²\OHQHPH]"

$ .DVDEDQ¿QKHUWDUDI¿QGDQJHOHQ

HOOHULVHSHWOLV¿UWODU¿]HPELOOLNDUQ¿

DF¿NP¿ÅDFHOHFLELUKDON²Q¸QHJHOHQ

WH]JžKDH½LOHUHNUDVWJHOGL½LEDO¿½¿

NDYUD\¿SNRNOD\DUDNKHUG¸NNžQGDQ

IL\DWVRUDUDNX]XQX]XQGRODÅ¿\RUGX

% 7RNPDNODU¿QGHULQJ¸PE¸UW¸OHUOH

NDON¿SLQGL½LGLEHNWDÅODU¿²Q¸QGH

N¿]ODUEX½GD\G²Y¸\RU£HÅPHEDÅ¿QGD

NDG¿QODUWD\DU¿\RODNDGDUEDNUD£ODU

£XYDOODUWHNQHOHU\D\P¿ÅEXOJXU

\¿N¿\RUJ¸QHÅOLPH\GDQF¿NODUGD

£RUDS²UHQLKWL\DUODUVHULOLWDQHOHUL

bekOL\RUGX

& 1HUHGHVLQ"%HQELU£XNXUGD\¿P

\RNKD\¿URGDPGD\¿P+DQLELOLUVLQ

KHUWDUDI¿NHOLPHOHUOH£HYULOLRGDPGD

ý£LPGHKHSVHQKHSEDÅNDODU¿%HQ

GL\RUXPEDÅNDODU¿ROPDGDQEDÅNDODU¿QD

WXWXQPDGDQEHQEHQLPOHE²\OH

\DSD\DOQ¿]G¿ÅDU¿DG¿PDWDPDP

' +DOHSÜWHJ¸QHÅWDÅGXYDUO¿DN

VRNDNODU¿QFHQGHUHVLQHW¿NDQG¿½¿L£LQ

ELUQHYL¿Å¿NGXPDQ¿G¿U'XPDQJLEL

ID]ODNR\XER½XFXžGHWDLVOLJ²]

\XPGXUXFXYHÅDÅ¿UW¿F¿G¿U

( ÄLPGLRQXQGDNXÅDNO¿HQWDULVL

FHNHWLWDNNHVLYDUG¿6D£ODU¿Q¿QRUWDV¿

HOD\DV¿NDGDUV¿I¿UPDNLQHLOHNHVLOPLÅ

DOQ¿QDSHU£HPOHUX]DW¿OP¿ÅW¿*XUEHWWH

GHULJLELVHUW\D\YDQWDQG¿UHNPH½LQH

GHDO¿ÅP¿ÅW¿

  &HYDS'

SORU 3

,+DW¿UO¿\RUXPGDGHGHPLQ

DQODWW¿½¿PDVDOODU¿QELULQGHGHQL]

GL\HELUÅH\YDUG¿6XJLELELU

ÅH\PLÅNDUDODU¿QELWWL½L\HUGH

EDÅODUP¿Å'¸Q\DQ¿QXFX\PXÅ

,,%LUN¿ÅJ¸Q¸DNÅDP¿2GDEDÅ¿

WDUDIODU¿QGDELUSROLVNDUDNROX%LUND£

D\DNPHUGLYHQL£¿N¿SJHFHJ¸QG¸]

D£¿NGXUDQNDS¿GDQJLULQFHGDUFD

ELUDUDO¿NWDEXOXQXUVXQX]ýNL\DQGD

NDS¿ODU6ROGDQELULQFLNDS¿.RPLVHU

RGDV¿Q¿QNDS¿V¿<DQLEHQLPNDS¿P

,,,2SHUÅHPEHJ¸Q¸Q¸VDEDKWDQ

DNÅDPDNDGDURNX\DUDNJH£LUPLÅWLP

%LUND£$YUXSDPDJD]LQLVRQUa da o ]DPDQJD]HWHOHUGHQELULQLQWHIULND

HWWL½L\HUOLELUURPDQE¸W¸QJ¸Q¸P¸

GROGXUPXÅWXGL\HUHNEDÅODG¿

DQODWPD\D

,9$UW¿NQHNDS¿ODU¿NLOLWOH\HFHN

QHGHDQDKWDUODU¿YD]RQXQL£LQH

DWDFDNW¿P.LPVH\H\DUDQDPDG¿½¿PD

J²UHLONHOHULPGHQYD]JH£HFHNWLP

.DKYDOW¿GDQVRQUDEXODÅ¿NODU¿GD

\¿NDPD\DFDNW¿P

96DQL%H\RUWDER\OXEHQ

WDQ¿G¿½¿P]DPDQN¿UVDNDOO¿JHQLÅ

atletikY¸FXWOXPDYLJ²]O¸ELUDGDPG¿

%LU]DPDQ£DUN£¿\¸]EDÅ¿O¿½¿\DSP¿ÅW¿

)DNDWJHGLNOLPL\GLPHNWHSWHQPL

\HWLÅPLÅWL"%XQXL\LELOPL\RUXP

1XPDUDODQP¿ÅF¸POHOHULQKDQJLVLQGH

GL½HUOHULQGHQIDUNO¿ELUDQODW¿F¿Q¿QEDN¿Å

D£¿V¿YDUG¿U"

$ ,% ,,& ,,,' ,9( 9

 &HYDS&

SORULAR

.˜0(/(5'(7(0(/.$95$0/$5

KONU

0$7(0$7û. 6¿Q¿I

$/7.˜0(

A

YH

B

KHUKDQJLLNLN¸PH

ROPDN¸]HUH

A

N¸PHVLQLQ

KHUHOHPDQ¿D\Q¿]DPDQGD

B

N¸PHVLQLQGHHOHPDQ¿ROX\RU

LVH

A

N¸PHVLQH

B

N¸PHVLQLQ

DOWN¸PHVLGHQLUÞ

A B

EL£LPLQGHJ²VWHULOLU

$\Q¿GXUXPÞ

BŠ A

ÞLOHÞ

B

N¸PHVL

A

N¸PHVLQLNDSVDUß

EL£LPLQGHGHLIDGHHGLOLU

A

N¸PHVLQLQ

B

N¸PHVLQGHQ

IDUNO¿HQD]ELUWDQHHOHPDQ¿

YDUVD

A

N¸PHVL

B

N¸PHVLQLQ

DOWN¸PHVLGH½LOGLUÞ

AŒ B

” LOHJ²VWHULOLU

6258

$ N¸PHVLQLQDOWN¸PHVD\¿V¿ND£W¿U"

$ 

% 

& 

' 

( 

 &HYDS&

6258

$ YH% N¸PHOHULL£LQ$%NRÅXOXQDX\JXQND£

WDQH.N¸PHVL\D]¿ODELOLU"

$ 

% 

& 

' 

( 

  &HYDS(

6258

$N¸PHVLQLQHOHPDQVD\¿V¿D]DOW¿OG¿½¿QGDDOW

N¸PHVD\¿V¿D]DOPDNWDG¿U%XQDJ²UHN¸PHVLQLQ HOHPDQVD\¿V¿DUW¿U¿O¿UVDDOWN¸PHVD\¿V¿ND£ROXU"

$ 

% 

& 

' 

( 

 &HYDS'

A



B

YH

C

KHUKDQJLN¸PHOHUROPDN¸]HUH

%RÅN¸PHKHUN¸PHQLQDOWN¸PHVLGLU

I  A

+HUN¸PHNHQGLVLQLQDOWN¸PHVLGLU

A A

+HUN¸PHHYUHQVHON¸PHQLQDOWN¸PHVLGLU

A E

$/7.˜0(6$<,6,

n

N¸PHQLQHOHPDQVD\¿V¿Q¿J²VWHUPHN¸]HUHELU

N¸PHQLQDOWN¸PHVD\¿V¿Þ

2

nßNXUDO¿LOHEXOXQXU

“=$/7.˜0(

n

HOHPDQO¿ELUN¸PHQLQNHQGLVLKDUL£W¸PDOW

N¸PHOHULÞ²]DOWN¸PHxGL\HDGODQG¿U¿O¿U

%LUN¸PHQLQ²]DOWN¸PHVD\¿V¿Þ

2

n

 1

ßNXUDO¿LOH

EXOXQXU

(Äý7.˜0(/(5

A

YH

B

LNLN¸PHROPDN¸]HUH

A

YH

B

N¸PHOHULQLQ

W¸PHOHPDQODU¿D\Q¿LVHEXN¸PHOHUHHÅLWN¸PHOHU

GHQLUYH

A B

ÅHNOLQGHJ²VWHULOLU

(½HUN¸PHOHUELUELULQHHÅLWGH½LOVH

Az B

ÅHNOLQGH

J²VWHULOLU

GLU

$/7.˜0(1ý1“=(//ý./(5ý

ĞƌƐĚŦ͗DĂƚĞŵĂƚŝŬ

^ŦŶŦĨŦ͗ϵ͘^ŦŶŦĨϮ͘ĞƌƐ

zĂLJŦŶdĂƌŝŚŝ͗ϬϳŬŝŵϮϬϮϬ

<ŽŶƵPnjĞƚŝ

KÜMELER

KÜMELERDE TEMEL KAVRAMLAR-2

ALT KÜME

A ve B ŚĞƌŚĂŶŐŝŝŬŝŬƺŵĞŽůŵĂŬƺnjĞƌĞ A ŬƺŵĞƐŝŶŝŶŚĞƌĞůĞŵĂŶŦĂLJŶŦnjĂŵĂŶĚĂ B ŬƺŵĞƐŝŶŝŶĚĞ

ĞůĞŵĂŶŦŽůƵLJŽƌŝƐĞ A ŬƺŵĞƐŝŶĞ B ŬƺŵĞƐŝŶŝŶ alt kümesi denir. " A B ΗďŝĕŝŵŝŶĚĞŐƂƐƚĞƌŝůŝƌ͘

LJŶŦĚƵƌƵŵ " BŠ A " ile " B ŬƺŵĞƐŝ A ŬƺŵĞƐŝŶŝŬĂƉƐĂƌΗďŝĕŝŵŝŶĚĞĚĞŝĨĂĚĞĞĚŝůŝƌ͘

A ŬƺŵĞƐŝŶŝŶ B ŬƺŵĞƐŝŶĚĞŶĨĂƌŬůŦĞŶĂnjďŝƌƚĂŶĞĞůĞŵĂŶŦǀĂƌƐĂ A ŬƺŵĞƐŝ B ŬƺŵĞƐŝŶŝŶ ĂůƚŬƺŵĞƐŝ

ĚĞŒŝůĚŝƌ͘Η AŒ B ΗŝůĞŐƂƐƚĞƌŝůŝƌ͘

>d<mDE7EP>>7<>Z7

A , B ve C ŚĞƌŚĂŶŐŝŬƺŵĞůĞƌŽůŵĂŬƺnjĞƌĞ͖

¾ ŽƔŬƺŵĞŚĞƌŬƺŵĞŶŝŶĂůƚŬƺŵĞƐŝĚŝƌ͘ I  A

¾ Her ŬƺŵĞŬĞŶĚŝƐŝŶŝŶĂůƚŬƺŵĞƐŝĚŝƌ͘ A A

¾ ,ĞƌŬƺŵĞĞǀƌĞŶƐĞůŬƺŵĞŶŝŶĂůƚŬƺŵĞƐŝĚŝƌ͘ A E

¾ (A  B) š (B  C) Ÿ (A  C)

ALT KÜME SAYISI

n ŬƺŵĞŶŝŶĞůĞŵĂŶƐĂLJŦƐŦŶŦŐƂƐƚĞƌŵĞŬƺnjĞƌĞďŝƌŬƺŵĞŶŝŶĂůƚŬƺŵĞƐĂLJŦƐŦ " 2 n ΗŬƵƌĂůŦŝůĞďƵůƵŶƵƌ͘

KONU

SORULA R

MATERYAL OGM

ORTAP)Zd7D'E>DmmZ>m)m

Referanslar

Benzer Belgeler

Amaç: Vertebral metastaz, Tip 1 vertebra plato değişikliği ve spondilodiskitli olgularda non-Carr-Purcell-Meibom-Gill (Non-CPMG) single-shot fast- spin-echo (SS-FSE) difüzyon

Virjin ve virjin olmayan erkek yaş grupları arasındaki spermatofor yatırımı farklılığını görmek amacıyla ANOVA (tek yönlü varyans) analizi yapılmış ve

藥科作業-影片欣賞 上課老師:吳建德 撰寫人:張韶芸 學號: B303097081 心得:

Uluslararası Halk Kültürü ve Sanat Etkinlikleri ve Sempozyumu” Karma Sergi: “Çocuk Gelin” (Çarık) Kahraman Kazan Belediye Sarayı /(12-14 Ekim 2017)

Nazım Birimi: ……….. Şiiri oluşturan en küçük yapıya nazım birimi denir. En küçük nazım birimi beyittir Dört dizenin ya da iki beytin birleşmesiyle oluşan nazım

Bazı sanat tarihçileri tarafından Pop Sanat akımının ilk kolaj örneği olarak gösterilen Richard Hamilton’un, “Günümüz Evlerini Bu Denli Farklı, Çekici Kılan Tam

Bilfen O kulları'nda başarılı öğrencilere burs olarak verilmesi kaydıyla bugüne kadar yayınlanan ve bundan sonra yayınlanacak tüm kitaplarından elde