EDEBİYAT / EDEBİYATIN BİLİMLERLE İLİŞKİSİ
Edebiyat; duygu, düşünce ve hayalleri söz ya da yazıy- la en güzel biçimde anlatma sanatıdır. Edebiyatın özünde güzellik, estetik duygusu vardır. Edebiyatın kökeni Arapça
“edeb” kelimesidir. Yazarlara göre değişen edebiyat tanım- larından bazıları şunlardır:
Edebiyat; tarihsel, sosyal ve kültürel olandan hareketle dille gerçekleştirilen güzel sanat etkinliklerine ve eserlerine verilen genel addır. (Şerif Aktaş)
Edebiyat; malzemesi dil, kaynağı yaşantılar ve hayal gücü olan bir yaratıcılık, başka deyişle bir sanat dalıdır.
(Gürsel Aytaç)
Edebiyatla bilim arasında farklı şekillerde ilişki söz ko- nusudur. Bu ilişkinin temelinde her ikisinin de insan etkinliği olması vardır. Edebiyat da bilim de insana yöneliktir, insan içindir.
Edebiyat ve bilim birbirinden farklı yöntemler kullanır.
Edebiyat kendi alanındaki üretiminde öznel bir bakışla gü- zelliğe ulaşmayı, kişiye estetik zevk kazandırmayı amaç-
lar. Bilim ise deney, gözlem, araştırma vb. yöntemlerle ger- çeğe ve doğru bilgiye ulaşmayı amaçlar.
Edebiyat kendi alanındaki etkinliklerini gerçekleştirirken bilimden yararlanır. Edebiyat öncelikle psikoloji, sosyoloji, tarih, felsefe gibi sosyal bilimlerle doğrudan ilişki içindey- ken fizik, kimya, biyoloji gibi deneysel bilimlerle dolaylı bir ilişki içindedir.
Edebiyat bilimi, bilim de edebiyatı etkiler. Bu anlamda edebiyatla bilim arasındaki ilişkinin karşılıklı olduğu unutul- mamalıdır.
SORULAR
1- (I) Arapça “edeb (ahlak)” kökünden türetilen “edebiyat”
kelimesinin ilk defa Tanzimat Dönemi’nde kullanılmaya başlandığı görülür. (II) Ondan önce bu alan için “ilm-i edeb”,
“şiir ve inşa” gibi ifadeler kullanılmaktadır. (III) Edebiyat ke- limesi o yıllarda Fransızca “littérature” sözcüğünün Türk- çedeki karşılığı olarak düşünülmüş ve kullanılmıştır. (IV) Bugüne gelindiğinde tam bir tanımı yapılamasa da olay, düşünce, duygu ve hayalleri sözlü ya da yazılı olarak güzel ve etkili bir biçimde nakletme sanatı şeklinde düşünülebilir.
(V) O hâlde bu görsel sanat türünün temel malzemesinin dil olduğu sonucuna varılabilir.
Numaralanmış cümlelerden hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
Cevap: E
3- Bilinç akımı tekniği, - - - - edebiyata armağanıdır. Bu
tekniği denemek isteyen bir edebiyatçı ister istemez bilinçte ve bilinçaltında yer alanlarla ilgili tahlillere gitmekte, dolayı- sıyla eserine ruhsal bir derinlik kazandırmaktadır. Peki, ne- dir özetle bu teknik? Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılmasıdır.
Bu parçadaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi ge- tirilmelidir?
A) sosyolojinin B) felsefenin C) psikolojinin D) tarihin E) fiziğin
Cevap: C
4- İyi bir edebiyatçı olmak öncelikle sağlam bir hayal gücü
ister. Bilhassa geçmiş asırları göz önünde canlandırmak için hayal gücü bilgi kadar önemlidir. Hayal edilenleri baş- kaları açısından görünür kılabilmek için buna bir de - - - - gücünü eklemek gerekir.
Bu parçadaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi ge- tirilmelidir?
A) anlatma B) soyutlama C) karşılaştırma D) dinleme E) anlama
Cevap: A
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
EDEBİYAT/ EDEBİYATIN BİLİMLERLE İLİŞKİSİ
KONU
Sınıf-9
EDEBİYATIN GÜZEL SANATLARLA İLİŞKİSİ
Edebiyat; duygu, düşünce ve hayalleri söz ya da yazıyla en güzel biçimde anlatma sanatıdır. Sanat eserleri estetik duygularla ortaya çıkmıştır. Sanat eseri tektir ve biriciktir.
Sanat eserinin estetik bir değer taşıması ve estetik bir kay- gıyla oluşması gerekir.
Güzel sanatlar; işitsel (fonetik), görsel (plastik) ve dra- matik (ritmik) sanatlar olmak üzere üç gruba ayrılır.
İşitsel (Fonetik) Sanatlar: edebiyat, müzik Görsel (Plastik) Sanatlar: resim, heykel, mimari
Dramatik (Ritmik) Sanatlar: tiyatro, sinema, dans, bale, opera
Edebiyat diğer güzel sanat dallarından, kullanılan mal- zeme ve kendisini ifade ediş tarzı bakımından ayrılır. Ede- biyat dışındaki güzel sanat dallarının malzemesi boya, alçı, taş, ağaç gibi maddi unsurlarken işitsel sanatlar içinde yer alan edebiyatın malzemesi dildir. Aynı zamanda diğer sa- nat dallarıyla verilen eserleri açıklamak için kullanılan ede- biyat, bu yönüyle de öteki sanat dallarından ayrılır.
SORULAR
1- Müzik sanatından yazın sanatına, plastik sanatların
tüm kollarından gösteri sanatlarına kadar birçok alan, bir başka disiplinle beraber, sanatın üretim alanlarını genişletip sınırları ortadan kaldırarak arayışlarını çoğu kez disiplinler arası yürütmektedir. Günümüz sanatlarına baktığımızda video sanatı, dijital sanat ve diğer birçokları isimlerinde di- siplinler arası bilgiyi barındırmaktadır. Disiplinler arası ça- lışmalar geçmişten bugüne hâlâ devam etmektedir. Birçok sanatçı diğer disiplinlerden etkilenerek bunları eserlerine yansıtmıştır.
Aşağıdaki durumlardan hangisi bu parçadaki açık- lamayı örneklemez?
A) Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Mahur Beste” ve “Huzur”- da günlük hayatı ya da İstanbul manzaralarını anlatırken ünlü ressamların tablolarına göndermeler yapması
B) Andre Gide’in “Pastoral Senfoni” isimli eserini Alman besteci Beethoven’ın 6. senfonisinden esinlenerek yaz- ması
C) Ahmet Mithat Efendi için romanın toplumun sosyo-kül- türel yapısını, bu alanlardaki temel sorunlarını yansıtma ve halkı bilgilendirme vasıtası olması
D) Kemal Tahir’in “Devlet Ana” romanında anlatıcının yer yer tarihî kaynaklardan alıntılar yaparak okuyucuya bilgi vermesi
E) Moliere’in “Cimri” adlı oyununun, ismini başkahramanı Harpagon’un kişilik özelliğinden alması
Cevap: E
2- Edebiyat dışındaki bütün güzel sanatlar -resim, musiki,
dans, heykel, mimari vb.- kültür sahasına girdiği gibi, güzel sanatların dışında insanoğlunun elinden çıkma eşya, yiye- cek, içecek, elbise, silah, alet vesaire de kültür sahasına girer. Böyle olmakla beraber, ben şahsen edebiyatı hemen hemen kültüre denk buluyorum. Denklik ayniyet demek de- ğildir. Aynadaki hayal, kendisine yansıyan eşyaya benzer.
Edebiyat, bu manada kültürün aynadaki aksine benzetilebi- lir. Bu demektir ki kültür sahasında ne varsa onların hepsi- nin yansımalarını edebiyatta bulmak mümkündür.
Bu parçadan hareketle,
I. Edebiyat, hayata tutulmuş bir aynadır.
II. Edebiyat için bir tanım yapılamaz.
III. Edebî verimler, kültürel yapıdan bağımsız olarak ele alı- namaz.
IV. Edebî metinler sıradan sözlerle veya cümlelerle oluştu- rulamaz.
cümlelerinden hangileri bu paragrafta söylenenlerle benzer bir iletiye sahiptir?
A) Yalnız I.
B) I ve III.
C) II ve III.
D) II ve IV.
E) III ve IV.
Cevap: B
3- Leonardo da Vinci sanatı evrene ilişkin bir bilgi türü ola-
rak görür. Bu bakış, sanat ve bilim arasındaki güçlü bağı işaret eder ki uzunca bir süre dünyada sanat ile bilgi ara- sında kopukluk olmadığı düşüncesi hâkim olmuştur. Bugün de her ne kadar farklı disiplinler olarak bilinseler ve arala- rında amaç, yöntem ve dil bakımından birtakım farklılıklar bulunsa da bu iki disiplin birbirlerini beslemeye hatta zaman zaman bir diğerinin sınırlarında yürüyüş yapmaya devam eder. Örneğin bilimin sanata etkisi konusunda ilginç bir ilişki türü bilimsel üretimlerin âdeta sanatsal bir objeye dönüş- mesidir. Hubble uzay teleskobu ya da siborg mühendisli- ğindeki gelişmeler bugün insanları Picasso’nun resimleri kadar heyecanlandırıyor, yeni çağrışımlara kapı açıyor.
Bu parçaya getirilebilecek en uygun başlık aşağıdaki- lerden hangisidir?
A) Sanat Nedir?
B) Bilimin Tarihî Gelişimi C) Sanatsal Bilim
D) Sanat-Bilim Etkileşimi E) Edebiyat Bilimi
Cevap: D
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
EDEBİYATIN GÜZEL SANATLARLA İLİŞKİSİ
KONU
Sınıf-9
METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI
Temelde şiir ve düzyazı biçiminde gruplanan metinler;
gerçeklikle ilişkileri, işlevleri, yazılış amaçları, hedef kitle- leri, kullanılan anlatım biçim ve teknikleri vb. ölçütlere göre sınıflandırılabilir.
Metinler, sanat metinleri (edebî metinler) ve öğretici (bil- gilendirici) metinler olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca sanat metinleri ve öğretici metinler de kendi içinde gruplandırılır.
Sanat metinleri; edebî bir heyecan uyandırmak, estetik zevk ve anlayış kazandırmak amacıyla yazılır. Coşku ve heyecanı dile getiren metinler (şiir), öyküleyici (anlatmaya bağlı) metinler (masal, fabl, destan, hikâye, roman), gös- termeye bağlı metinler (tiyatro) sanat metinleridir.
Öğretici metinler; tanıtmak, bilgi ve haber vermek, uyar- mak, düşündürmek, kanıları değiştirmek, yönlendirmek gibi amaçlarla yazılır. Tarihî metinler, felsefi metinler, bi- limsel metinler, gazete çevresinde gelişen metin türleri (makale, deneme, sohbet, fıkra, eleştiri, mülakat, röportaj, haber yazıları), kişisel hayatı konu alan metin türleri (anı, günlük, gezi yazısı, biyografi / otobiyografi, mektup) öğre- tici metinlerdir.
DİLİN KULLANIMINDAN DOĞAN TÜRLERİ
Bir dilin kullanımında, bölgesel ve kültürel farklılıklar so- nucu, dil içindeki çeşitlenmelerle ağız, şive ve lehçe oluşur.
Dilin belirli çevrelerdeki özel kullanımıyla da argo ve jargon oluşur.
Ağız: Bir dilin bir ülke sınırları içindeki farklı yerleşim
bölgelerinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılaşan konuşma biçimidir: Kayseri ağzı, Erzurum ağzı, Trakya ağzı...
Şive: Bir dilin, yazılı kaynaklarla izlenebilen tarihî gelişi-
mi içinde ayrılmış kollarıdır. Şiveler; bir milletin tarihî, siya- si, sosyal ve kültürel nedenlerle farklı yurt coğrafyalarına dağılmasıyla ortaya çıkar: Azeri Türkçesi, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi vb. Şiveler arasındaki ses, şekil ve ke- lime farklılıkları anlaşmayı engelleyecek kadar derin değil- dir.
Lehçe: Bir dilin, tarihî gelişimi içinde yazılı kaynaklarla
izlenemeyen dönemlerinde ayrılmış kollarıdır. Türk dilinin Çuvaş lehçesi ve Yakut lehçesi gibi. Lehçeler arasındaki ses, şekil ve kelime farklılıkları anlaşmayı güçleştirecek kadar derindir. Bu durum daha çok tarihî, siyasi ve coğrafi
nedenlerden kaynaklanır.
Argo: Ortak dilden ayrı olarak belirli toplulukların ses,
yapı, söz dizimi ve anlam bakımından farklılık gösteren dili veya kelime dağarcığıdır. Farklı bir anlaşma biçimi sağla- mak üzere oluşturulur. Argo oluşturulurken ortak dildeki kelimelere özel anlamlar verilir, bazı kelimelerde değişiklik yapılır; dilin lehçelerinden, eskimiş ögelerinden ve yabancı kelimelerden yararlanılır. Argo, çoğunlukla kaba bir söyle- yiş özelliği gösterir.
Jargon: Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak
dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı- dır.
Standart (Ölçünlü) Dil: Bir dili toplum olarak konuşan
ve yazanların hep birlikte uydukları, ağız özelliklerinden arındırılmış, belirli ölçü ve kurallara bağlı ortak dildir. Bir milletin yazılı kültürünün oluşmasında dilde anlaşma ve birlik sağlanması gerekir. Bunun için dildeki ağızlardan yaygın ve işlenmiş olanı ortak kültür dili durumuna gelir.
Standart dilin kuralları yazım kılavuzlarında ve sözlüklerde belirtilir. Standart Türkçe, İstanbul Türkçesi esas alınarak biçimlendirilmiş olan konuşma ve yazı dilidir.
SORULAR
1- Türkiye Türkçesinde son yıllarda özellikle televizyon,
gazete ve İnternet başta olmak üzere çeşitli kitle iletişim araçlarının güçlü etkisiyle konuşma dilinde var olan birçok unsurun yazı diline yansıtılmaya çalışıldığı görülmektedir.
Örneğin “- - - -” şeklindeki bir yazım bunun tipik bir örneğidir.
Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu parçadaki boş- luğa getirilemez?
A) Kapıyı kitlediğimden emin değilim.
B) Zonguldak’a ne gün yağmur yağdı?
C) Sendeki dede yadigârı saate noldu?
D) Terziye kaç dakkada giderim.
E) Onlar burdan asla ayrılmazlar.
Cevap: B
2- I. Gün bitti.
Ağaçta neşe söndü.
Yaprak ateş oldu, kuş da yakut;
Yaprakla kuşun parıltısından Havuzun suyu erguvana döndü
II. Güneş ışığı, atmosferden geçerken saçılıma uğrar.
Tüm renkleri barındıran beyaz ışıktan; yüksek enerjili mavi ışık, düşük enerjili kırmızı ışığa göre daha fazla saçılır. Bu durum beyazın içindeki maviyi azalttığından Güneş’in daha kırmızı görünmesine sebep olur.
Bu metinlerin karşılaştırılması ile ilgili aşağıdakiler- den hangisi söylenemez?
A) I. metin edebî, II. metin ise öğretici bir metinden alın- mıştır.
B) I. metin duygu, II. metin bilgi odaklıdır.
C) I. metinde nesnel bir bakış açısı varken II. metinde öz- nellik söz konusudur.
D) I. metinde dil sanatsal işlevde, II. metinde ise gönder- gesel işlevde kullanılmıştır.
E) I. metinde hissettirme, sezdirme, ikinci metinde ise ha- berdar etme esastır.
Cevap: C
3- Bir sanatkârın eserleri başka bir sanatkârınkinden ayrı
bir karakter taşıdığı gibi aynı sanatkârın muhtelif eserleri de birbirinden ayrı çehreler arz eder.
Bu parçada edebî eserler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Özlülüğü B) İnandırıcılığı C) Tutarlılığı D) Özgünlüğü E) Evrenselliği
Cevap: D
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI
KONU
Sınıf-9
İLETİŞİM
İletişim duygu, düşünce ve bilgilerin türlü yollarla başka- larına aktarılmasıdır. İletişim insanların temel ihtiyaçların- dandır. İnsanların duygularını, düşüncelerini ve hayallerini başkalarıyla paylaşma ihtiyacı iletişimi ortaya çıkarmıştır.
İnsanlık tarihi kadar eski olan iletişim, tarihî süreç içinde gelişmiş ve biçimlenmiştir. Sosyal ortamda en etkili ve ge- lişmiş iletişim aracı olarak dil kullanılmıştır.
İletişimin Ögeleri
İletişim, sosyal yaşamda gerçekleşen bir süreçtir. Bu süreç iletişim ögeleriyle biçimlenir. Bu ögeler; gönderici, alıcı, ileti, kanal, geri bildirim, kod ve bağlamdır.
Gönderici (Kaynak): İletişimi başlatan ögedir. Amacı-
na uygun bir bilgiyi, isteği, düşünceyi alıcıya gönderir.
Alıcı: Kodlanmış iletiyi alan, ona anlam verip kodu çö-
zen iletişim ögesidir. İletişimin tam olarak gerçekleşebilme- si için alıcının göndericiye geri bildirimde bulunması gere- kir.
İleti (Mesaj):
Göndericinin düşüncelerinin, isteklerinin, duygularının görsel veya işitsel hâle dönüşmüş şeklidir. İle- ti konuşma, yazı, hareket, resim vb. şekilde gönderilebilir.
Kanal: İletinin alıcıya ulaşmasında kullanılan yol ve
araçtır. Işık, hava, ses vb. iletiyi alıcıya taşıyan kanaldır.
İnsan duyu organlarıyla iletiyi alır ve anlamlandırır.
Geri Bildirim (Dönüt): Göndericinin iletisine alıcının
verdiği karşılıktır. Gönderici, iletinin anlaşılıp anlaşılmadı- ğını geri bildirim sayesinde öğrenir.
Kod (Şifre): İletinin özel bir tarzda düzenlenmiş hâlidir.
İletişimin gerçekleşebilmesi için göndericinin ve alıcının aynı kodu bilmesi gerekir. Türkçe konuşan bir kişinin ileti-
sinin alıcı tarafından anlaşılabilmesi için alıcının da Türkçe bilmesi gerekir. Dil, iletiyi ulaştırmak için kullanılan en yay- gın koddur. Kodlar bireyin yaşadığı kültürel çevreye bağlı olarak anlam kazanır.
Bağlam: İletişime katılan ögelerin birlikte oluşturduğu
ortamdır. Bağlamsız bir iletişim düşünülemez.
Dilin İşlevleri
• Sanatsal işlev
• Heyecan bildirme işlevi
• Dil ötesi işlev
• Alıcıyı harekete geçirme işlevi
• Kanalı kontrol işlevi
• Göndergesel işlev
Anlatımın ÖzellikleriAçıklık:
Anlatımın belirsizlik taşımaması, net olması- dır. Metinde yoruma göre değişmeyen ifadelere yer verilir.
Noktalama işaretleri yerli yerinde kullanılır. Tartışmaya yol açmayacak bir anlatım söz konusudur. Metinden herkes aynı anlamı çıkarır.
Akıcılık: Anlatımın ses akışına uygun olmasıdır. Metin-
de okunması kolay ifadelere yer verilir. Akıcılığı engelleyen ses ve ahenk kusurlarından kaçınılır.
Yalınlık: Anlatımda gereksiz ayrıntılardan, süslü ve sa-
natlı söyleyişlerden kaçınmaktır. Uzun cümleler, imgeler, sanatlı ve süslü anlatım yalınlığı bozar. Anlatımda kolay anlaşılır bir dil tercih edilir.
Duruluk: Anlatımda gereksiz sözlere yer vermemektir.
Bir söz cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında da-
ralma veya bozulma olmuyorsa o söz gereksizdir.
Düşünceyi Geliştirme Yolları
Bir konuda ileri sürülen düşünceyi geliştirmek, destek- lemek, inandırıcı kılmak ve düşüncenin etkisini artırmak amacıyla birtakım yollara başvurulur.
Başlıca düşünceyi geliştirme yolları şunlardır:
Tanımlama: Varlık ya da kavramların belirgin özellikle-
riyle tanıtılmasıdır. Sözü edilen varlık ya da kavramla ilgili
“nedir, kimdir” sorularının karşılığıdır.
Örnekleme: Düşünceyi somut kılmak için örneklerden
yararlanmaktır. Amaç, anlatılanların daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır.
Tanık Gösterme:
Düşünceyi desteklemek amacıyla konuyla ilgili söz sahibi, güvenilir bir kişinin sözünden ya- rarlanmaktır.
Karşılaştırma: Aralarında benzerlik ya da karşıtlık bu-
lunan varlık veya kavramların bu özelliklerinin ortaya kon- masıdır. Anlatılanlar, kavramlar arasındaki benzer ve farklı özellikler yardımıyla daha anlaşılır hâle gelir.
Sayısal Verilerden Yararlanma: Düşünceyi güçlü kıl-
mak için sayısal verilerin kullanılmasıdır. Okuyucu, sayısal verilerin etkisiyle düşünceyi daha inandırıcı bulur.
Somutlama: Soyut kavramların somut bir varlıkmış gibi
anlatılmasıdır. Somutlama; istiare, kişileştirme, benzetme gibi sanatlar yardımıyla sağlanır. Benzetilen varlığın kimi özellikleri yardımıyla soyut kavram, zihinde canlanır ve an- lam kazanır.
Benzetme: Aralarında çeşitli ilgiler bulunan varlık veya
kavramlardan benzerlik bakımından nitelikçe zayıf olanın güçlü olana benzetilerek anlatılmasıdır.
SORULAR
1- Ali Bey, komşusu ile sohbet ederken ertesi gün bahçe-
ye inip kuru yaprakları toplayacağını söyler.
Ali Bey’in komşusu aşağıdakilerden hangisini söy- lerse dili göndergesel işlevde kullanmış olur?
A) Meteorolojiye göre yarın hava yağmurlu olacakmış.
B) Harika! İşte benim çevre dostu komşum.
C) O zaman gel de bendeki tırmığı vereyim.
D) Geçen gün diktiğimiz fidelere de su tutar mısın?
E) Yaprak sıkılmıştı ağaçtan / Bahaneydi sonbahar
Cevap: A
2- Karın lapa lapa yağdığı anlarda bir adam alelacele ec-
zaneye girdi ve tuttuğu buruşuk kâğıdı ıslak elleriyle kalfaya uzatıverdi. Kalfa, kâğıdı almadı; adama kaşıyla diğer müş- terileri gösterdi. Bunun üzerine adam başını eğerek sıranın en arkasına geçti.
Bu parçada iletişim ögeleri ile ilgili aşağıdaki eşleş- tirmelerden hangisi yanlıştır?
A) Adam-Gönderici B) Eczane-Bağlam C) Diğer müşteriler-Alıcı
D) Adamın sıraya geçmesi-Geri bildirim E) Kalfanın mimiği-Kanal
Cevap: C
3- Dil, yalnızca insanlara özgü bir yetenektir. Hayvanlar
da gerek ses gerek hareketler yardımıyla birbirleriyle ileti- şim kurar, bazıları birkaç cümle de olsa insan dilini anlama- yı öğrenebilir ama insan dilini hayvan dillerinden ayıran iki temel fark vardır: İnsan dili; hayvan dilleri gibi kalıtım yoluyla değil, toplum içinde öğrenerek elde edilir. Ayrıca insan dili- nin sesleri değişir ama hayvanlar hep aynı sesleri çıkarırlar.
Çıkardığı sesleri, sistem hâline getirmeyi yalnızca insanlar başarmıştır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Karşılaştırma B) Benzetme C) Örnekleme D) Öyküleme E) Tanık gösterme
Cevap: A
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
İLETİŞİM
KONU
Sınıf-9
H LN\H²\N¸\DÅDQP¿Å
\DGD\DÅDQDELOLUROD\
YH\DGXUXPODU¿QNLÅL\HU
YH]DPDQDED½O¿RODUDN
RNX\XFXGDKH\HFDQYH
]HYNX\DQG¿UDFDNÅHNLOGHDQODW¿OG¿½¿
N¿VDHGHEªW¸UG¸U
;,9\¸]\¿OGDýWDO\DQHGHEL\DW¿QGD
%RFFDFFLRÜQXQ%RND£\R\D]G¿½¿
'HFDPHURQ'HNDPHURQDGO¿HVHU
KLN\HW¸U¸Q¸QLON²UQH½LNDEXOHGLOLU
7¸UNHGHEL\DW¿QGD7DQ]LPDWÜWDQ
²QFHKLN\HW¸U¸Q¸Q\HULQLKDON
KLN\HOHULGHVWDQODUPDVDOODU
PHVQHYLOHUYH'HGH.RUNXW+LN\HOHUL
WXWPDNWD\G¿
%DW¿O¿DQODPGDKLN\H7¸UN
HGHEL\DW¿QD7DQ]LPDWÜODJLUPLÅWLU
$KPHW0LWKDW(IHQGLÜQLQ/HWLIL
5LY\WDGO¿HVHULLONKLN\H
²UQHNOHULQGHQGLU/HWLIL5LY\WÜWD
\HU\HUJHOHQHNVHOKLN\HQLQDQODW¿P
²]HOOLNOHULQHUDVWODQ¿U7HNQLND£¿GDQ
J¸£O¸%DW¿O¿²UQHNOHUHEHQ]H\HQLON
KLN\HLVH6DPLSDÅD]DGH6H]DLÜQLQ
.¸£¸NÄH\OHUDGO¿HVHULGLU
+LN\HW¸U¸Q¸QEDÅDU¿O¿²UQHNOHUL
6HUYHWLI¸QXQ'²QHPL0LOOª(GHEL\DW
'²QHPLYH&XPKXUL\HW'²QHPLÜQGH
YHULOPLÅWLU*¸Q¸P¸]GHKLN\H
\HQLDQODW¿PEL£LPOHULYHWHNQLNOHUL
GHQHQHUHNHGHEªW¸UOHUL£LQGH
JHOLÅLPLQLV¸UG¸UPHNWHGLU
Hikâyenin bölümleri VHULP
G¸½¸P£²]¸PÅHNOLQGHGLUDQFDN
ED]¿KLN\HOHUGHEXE²O¸POHU
EXOXQPD\DELOLU6HULPE²O¸P¸\HU
YH]DPDQ¿QEHOLUWLOGL½LNLÅLOHULQ
WDQ¿W¿OG¿½¿ROD\¿QDQODW¿OPD\D
EDÅODQG¿½¿E²O¸PG¸U'¸½¸P
E²O¸P¸ROD\¿QRNX\XFXGDPHUDN
GX\JXVXROXÅWXUDFDNÅHNLOGHLÅOHQGL½L
E²O¸PG¸U²]¸PE²O¸P¸ROD\ODU¿Q
G¸½¸POHULQLQ£²]¸OG¸½¸E²O¸PG¸U
2NX\XFXGDPHUDNX\DQG¿UDQVRUXODU
EXE²O¸PGHFHYDSODQ¿U
+LN\HQLQ\DS¿XQVXUODU¿NLÅLOHU
ROD\²UJ¸V¸PHNQ\HU]DPDQG¿U
+LN\HGHDQODW¿ODQROD\ODU¿
YH\DGXUXPODU¿\DÅD\DQ
NDKUDPDQODUKLN\HQLQ
NLÅLNDGURVXQX
ROXÅWXUXU%XNLÅLOHU
NXUPDFDNLÅLOHUGLU
2OD\²UJ¸V¸
KLN\HNLÅLOHULQLQ
EDÅ¿QGDQJH£HQ
ROD\ODUGL]LVLGLU
KLN\HGHNLDQD
ROD\DED½O¿N¸£¸N
ROD\ODU¿QSHÅSHÅH
V¿UDODQPDV¿\OD
ROXÅXU
Mekân, ROD\¿Q
JH£WL½L\HU\DGD\HUOHUGLU
<D]DUROD\¿QDN¿Å¿L£LQGHD\U¿QW¿\D
JLUPHGHQPHNQ¿WDQ¿W¿U
Zaman, ROD\¿QEDÅODQJ¿F¿QGDQ
ELWLÅLQHNDGDUJH£HQV¸UHGLU2OD\
EDÅWDQVRQDGR½UXYHULOHELOHFH½L
JLELEXV¿UDODPD\DX\XOPDGDQ
GDYHULOHELOLU=DPDQD£¿N£D
EHOLUWLOHELOHFH½LJLELVH]GLULOHELOLUGH
$QODW¿F¿KLN\HGHNLROD\¿DQODWDQ
NLÅLGLU$QODW¿F¿\D]DU¿QNHQGLVLGH½LO
NXUPDFDELUNLÅLGLU+LN\HGHROD\ODU
ELULQFLYH\D¸£¸QF¸NLÅLDQODW¿F¿Q¿Q
D½]¿QGDQDQODW¿O¿U
%DN¿ÅD£¿V¿DQODW¿F¿Q¿QKLN\HGHNL
NLÅLROD\\HUYH]DPDQ¿HOHDO¿Å
EL£LPLYHEXQODUDNDUÅ¿WDN¿QG¿½¿
WXWXPGXU£HD\U¿O¿U
+NLP7DQU¿VDOûODKL
%DN¿Å$£¿V¿$QODW¿F¿ROD\ODUDYH
NDKUDPDQODUDKNLPGLU2OD\ODU¿Q
QDV¿OJHOLÅHFH½LQLELOLUYHJ²U¸U
2OD\ODU¿DQODW¿UNHQNDKUDPDQODU¿Q
DNO¿QGDQJH£HQOHULYHSVLNRORMLOHULQL
\DQV¿W¿U%XEDN¿ÅD£¿V¿QGDDQODW¿F¿
¸£¸QF¸NLÅLGLU
.DKUDPDQ%HQ%DN¿Å$£¿V¿
2OD\ODUKLN\HNDKUDPDQODU¿QGDQ
ELULQLQD½]¿\ODDQODW¿O¿U2OD\ODU¿
\DÅD\DQNDKUDPDQROD\ODU
NDUÅ¿V¿QGDNLL]OHQLPYHWXWXPXQX
NHQGLEDN¿ÅD£¿V¿\OD\DQV¿W¿U%XEDN¿Å
D£¿V¿QGDDQODW¿F¿ELULQFLNLÅLGLU
*²]OHPFL0¸ÅDKLW
.DPHUDPDQ%DN¿Å$£¿V¿$QODW¿F¿
J²UG¸NOHULQLWDQ¿NROGXNODU¿Q¿
DNWDU¿U+LN\HNDKUDPDQODU¿Q¿Q
DNO¿QGDQJH£HQOHULELOPH]
$QODW¿F¿Q¿QDQODW¿P¿J²UG¸NOHUL\OH
V¿Q¿UO¿G¿U1HVQHOELUWXWXPVHUJLOHQLU
%XEDN¿ÅD£¿V¿QGDDQODW¿F¿¸£¸QF¸
NLÅLGLU
%LUPHWLQGHELUGHQID]ODDQODW¿F¿
YHEDN¿ÅD£¿V¿EXOXQDELOLUDQODW¿F¿Q¿Q
GH½LÅPHVLQHJ²UHEDN¿ÅD£¿V¿GD
GH½LÅHELOLU
7HPDV¿NRQXVXYH£DW¿ÅPD
XQVXUODU¿LOHKLN\H
\D]¿OG¿½¿G²QHPLQ
VL\DVLHNRQRPLN
N¸OW¸UHO
²]HOOLNOHULQL
\DQV¿W¿U
Tema,
KLN\HGHNL
WHPHOGX\JX
YH\DG¸Å¸QFHGLU
VR\XWYH
JHQHOGLUVHYJL
GRVWOXNYE
.RQXKLN\HGHNL
GX\JXYH\DG¸Å¸QFHQLQ
VRPXWELUGXUXPDED½O¿
RODUDNHOHDO¿QG¿½¿ROJXGXUWHPD\¿
V¿Q¿UODQG¿U¿U7¸UNL\HÜGHDLOHED½ODU¿
YE.DUÅ¿ODÅPDROD\£HYUHVLQGH
JHOLÅHQHGHEªPHWLQOHUGH£DW¿ÅPDODU¿
ROD\KDONDODU¿Q¿YH\D\HQLGXUXPODU¿
ROXÅWXUDFDNÅHNLOGHNDKUDPDQODU¿Q
\¸]\¸]HJHOPHOHULGLU
DW¿ÅPDKLN\HGHNDUÅ¿WGX\JX
G¸Å¸QFHYHLVWHNOHULQNLÅLOLN
²]HOOLNOHULQLQELUDUDGDVHUJLOHQPHVL
LOHRUWD\D£¿NDQGXUXPGXU2OD\ODU¿Q
GD\DQG¿½¿DV¿O²JHGLUPHUDN
GX\JXVXQXFDQO¿WXWDUKD\DOJHU£HN
£DW¿ÅPDV¿YE
+LN\HOHUJHQHO
RODUDNROD\KLN\HVL
YHGXUXPKLN\HVL
ROPDN¸]HUHLNL\H
D\U¿O¿U
2OD\+LN\HVL
%XWDU]KLN\HQLQ
WHPHOLELUROD\
DQODW¿P¿QDGD\DQ¿U
2OD\KLN\HVLQGH
NDKUDPDQODU¿QYH
£HYUHQLQWDVYLULQH²QHP
YHULOLURNX\XFXGDPHUDN
YHKH\HFDQGX\JXVXX\DQG¿U¿O¿U
)UDQV¿]\D]DU*X\GH0DXSDVVDQW
*L\G²0RSDVDQWDUDI¿QGDQ
JHOLÅWLULOHQEXKLN\HW¸U¸QH
0DXSDVVDQWWDU]¿KLN\HGHGHQLU
2OD\KLN\HVLQLQ7¸UNHGHEL\DW¿QGDNL
EDÅO¿FDWHPVLOFLOHULPHU6H\IHWWLQ
5HILN+DOLG.DUD\YH5HÅDW1XUL
*¸QWHNLQÜGLU
'XUXP+LN\HVL2OD\ODUGDQ£RN
J¸QO¸N\DÅDP¿QELUNHVLWLQLHOHDO¿S
DQODWDQKLN\HW¸U¸G¸U'XUXP
KLN\HVLQGHUXKVDO£²]¸POHPHOHUH
D½¿UO¿NYHULOLUROD\LNLQFLSODQGDNDO¿U
%XWDU]KLN\HGHVHULPG¸½¸P
£²]¸PEXOXQPD]RNX\XFXQXQ
PHUDNGX\JXVXQDVHVOHQLOPH]
5XV\D]DU$QWRQHKRYWDUDI¿QGDQ
JHOLÅWLULOHQEXKLN\HW¸U¸QHHKRY
WDU]¿KLN\HGHGHQLU'XUXP
KLN\HVLQLQ7¸UNHGHEL\DW¿QGDNL
EDÅO¿FDWHPVLOFLOHUL0HPGXKÄHYNHW
(VHQGDOYH6DLW)DLN$EDV¿\DQ¿NÜW¿U
\N¸OH\LFLPHWLQOHUGH²\N¸OHPH
YHEHWLPOHPHDQODW¿PEL£LPOHULQGHQ
\DUDUODQ¿O¿U
\N¸OH\LFL$QODW¿P\N¸OHPH
2OD\DQODW¿P¿QDGD\DQDQDQODW¿P
EL£LPLGLU%XDQODW¿PEL£LPLQGH
RNX\XFX\XROD\L£LQGH
\DÅDWPDNDPD£ODQ¿U
\N¸OH\LFLDQODW¿PGD
NLÅLOHUROD\²UJ¸V¸
PHNQYH]DPDQ
²JHOHULEXOXQXUILLO
YHILLOLPVLOHUH£RN£D
\HUYHULOHUHNNLÅLOHU
KDUHNHWKOLQGH
\DQV¿W¿O¿U
%HWLPOH\LFL$QODW¿P
%HWLPOHPH9DUO¿NODU¿
GXUXPODU¿]LKLQGH
FDQODQG¿UPD\¿DPD£OD\DQ
DQODW¿PEL£LPLGLU%HWLPOH\LFL
DQODW¿PGDV¿IDWODUNXOODQ¿ODUDN
YDUO¿NYHGXUXPODUD\¿UWHGLFL
²]HOOLNOHUL\OHYHULOLU]QHO
RODQODU¿QDL]OHQLPVHO
QHVQHORODQODU¿QD
D£¿NOD\¿F¿EHWLPOHPH
GHQLU]QHODQODW¿PO¿
EHWLPOHPHOHUGH
RNX\XFX\DL]OHQLP
ND]DQG¿UPDN
QHVQHODQODW¿PO¿
EHWLPOHPHOHUGHELOJL
YHUPHNDPD£ODQ¿U
\N¸OH\LFLPHWLQOHUGHJ²VWHUPH
GL\DORJL£NRQXÅPDELOLQ£
DN¿Å¿WDKNL\HHWPHNLÅLWDQ¿W¿P¿
ROD\DQODW¿P¿JHUL\HG²Q¸ÅL£
£²]¸POHPH²]HWOHPHSDVWLÅ
SDURGLYHLURQLJLELDQODW¿P
WHNQLNOHULQGHQ\DUDUODQ¿O¿U
*²VWHUPH6DKQHOHPH2OD\ODU
NLÅLOHUYDUO¿NODURNX\XFX\DGR½UXGDQ
VXQXOXU$QODW¿F¿RNX\XFXLOH
HVHUDUDV¿QDJLUPH]2NX\XFXQXQ
GLNNDWLHVHU¸]HULQGH\R½XQODÅ¿U
%XWHNQLNWHNLÅLOHULQNRQXÅPDODU¿YH
KDUHNHWOHUL\DQV¿W¿ODUDNRNX\XFXQXQ
NHQGLVLQLHVHULQNXUPDFDG¸Q\DV¿QGD
KLVVHWPHVLVD½ODQ¿U*²VWHUPH
WHNQL½LGL\DORJL£
NRQXÅPDYH\DELOLQ£
DN¿Å¿ÅHNOLQGH
RODELOLU
'L\DORJ
.DKUDPDQODU¿Q
NDUÅ¿O¿NO¿
NRQXÅPDODU¿QD
GD\DQDQ
DQODW¿P
WHNQL½LGLU
0HWQHDN¿F¿O¿k ND]DQG¿U¿U
'L\DORJWHNQL½LQGH
NRQXÅPDODUNLWDEL
GH½LOGLU.DKUDPDQODU
VRV\DOVWDW¸OHULQHX\JXQEL£LPGH
NRQXÅWXUXOXU
û£.RQXÅPD.DKUDPDQODU¿QL£VHO
NRQXÅPDODU¿Q¿DNWDUPD\DGD\DQDQ
DQODW¿PWHNQL½LGLUý£NRQXÅPD
WHNQL½LQGHNDKUDPDQ¿QGX\JXYH
G¸Å¸QFHOHULVHVOLG¸Å¸QPHÅHNOLQGH
\DQV¿W¿O¿U%XDQODW¿PWHNQL½LQGH
NDKUDPDQNDUÅ¿V¿QGDELULYDUP¿ÅJLEL
NHQGLNHQGLQHNRQXÅXU
%LOLQ£$N¿Å¿*HQHOOLNOH;;\¸]\¿O
PRGHUQURPDQYHKLN\HVLQGH
NXOODQ¿OP¿ÅELUDQODW¿PWHNQL½LGLU
%XWHNQLNWHGHL£NRQXÅPDGD
ROGX½XJLELNLÅLOHULQL£G¸Q\DODU¿
]LKLQOHULQGHQJH£LUGLNOHULGR½UXGDQR
NLÅLOHULQD½]¿QGDQNHQGLNHQGLOHULQH
NRQXÅPDODU¿ÅHNOLQGHYHULOLU.DKUDPDQ
DQODW¿F¿YHEDN¿ÅD£¿V¿V²]NRQXVXGXU
DQFDNELOLQ£DN¿Å¿QGDL£NRQXÅPDGDQ
IDUNO¿RODUDNF¸POHOHUDUDV¿QGDPDQW¿N
LOLÅNLVL]D\¿IW¿U'DKD£RNVHUEHVW
£D½U¿Å¿P\ROX\ODELUG¸Å¸QFHGHQELU
EDÅNDG¸Å¸QFH\HDWODQ¿U%XWHNQLNWH
G¿ÅG¸Q\D\DDLWQHVQHOHUPRWLIOHU
ELOLQ£DOW¿Q¿KDUHNHWHJH£LUHQVHUEHVW
£D½U¿Å¿P²JHOHULRODUDNLÅOHYJ²U¸U
%LOLQ£DN¿Å¿LOHL£NRQXÅPDWHNQL½L
JHQHOOLNOHL£L£HNXOODQ¿O¿U
Sorular
6RUX
,+LN\H²\N¸\DÅDQP¿Å\DGD
\DÅDQDELOLUROD\YH\DGXUXPODU¿Q
NLÅL\HUYH]DPDQDED½O¿RODUDN
RNX\XFXGDKH\HFDQYH]HYN
X\DQG¿UDFDNÅHNLOGHDQODW¿OG¿½¿N¿VD
HGHEªW¸UG¸U,,+LN\HGHJHQHOOLNOH
ROD\WHNNLÅLVD\¿V¿D]YHWHNER\XWOX
]DPDQYHPHNQDQODW¿P¿\¸]H\VHO
ROXS£R½XNH]X]XQF¸POHOHU
NXOODQ¿OPD],,,\¸]\¿OGDýWDO\DQ
HGHEL\DW¿QGD%RFFDFFLRÜQXQ\D]G¿½¿
Þ'HFDPHURQßDGO¿HVHUKLN\H
W¸U¸Q¸QLON²UQH½LNDEXOHGLOLU
,9%DW¿O¿DQODPGDKLN\H7¸UN
HGHEL\DW¿QD7DQ]LPDWÜODJLUPLÅROXS
$KPHW0LWKDW(IHQGLÜQLQÞ/HWLIL
5LY\WßDGO¿HVHULLONKLN\H
²UQHNOHULQGHQGLU97HNQLND£¿GDQ
J¸£O¸%DW¿O¿²UQHNOHUHEHQ]H\HQ
LONKLN\HLVHÄHPVHWWLQ6DPLÜQLQ
Þ.¸£¸NÄH\OHUßDGO¿HVHULGLU
%XSDU£DGDQXPDUDODQP¿Å
F¸POHOHULQKDQJLVLQGHELOJL\DQO¿Å¿
YDUG¿U"
$,%,,&,,,',9(9
&HYDS(
6RUX
,PHU6H\IHWWLQ2UKDQ.HPDO
+DOGXQ7DQHUYH%LOJH.DUDVX
JLELLVLPOHUPRGHUQKLN\HFLOL½LQ
HGHEL\DW¿P¿]GDNLEDÅDU¿O¿
WHPVLOFLOHULQGHQELUND£¿G¿U
,,+LN\HOHUGHGX\JXODQG¿UPDN
YHKH\HFDQODQG¿UPDNWDQ£RN
G¸Å¸QG¸UPHNHVDVW¿U
,,,0RGHUQKLN\HQLQRUWD\D
£¿NPDV¿QGDUHDOL]PDN¿P¿£RNHWNLOL
ROPXÅWXU
,9+LN\HNLÅLOHUROD\²UJ¸V¸
£DW¿ÅPDNRQXWHPDDQODW¿F¿YH
EDN¿ÅD£¿V¿JLELXQVXUODUGDQROXÅXU
9+LN\HOHUPHNWXSJ¸QO¸NDQ¿
JH]L\D]¿V¿EL£LPLQGHNXUJXODQDELOLU
1XPDUDODQP¿ÅF¸POHOHULQ
KDQJLVLQGHKLN\HW¸U¸LOHLOJLOL\DQO¿Å
ELUELOJLYHULOPLÅWLU"
$,%,,&,,,',9(9
&HYDS%
6RUX
ýVWDQEXOÜXLONJ²UG¸½¸QGHE¸W¸Q
$QDGROX£RFXNODU¿JLELÅDÅ¿SNDOG¿
2UPDQJLELPLQDUHOHUGD½WHSHVL
JLELNXEEHOHUNDWNDW\DS¿ODUYH
EXQFDLQVDQ<DN¿QGDEXÅHKLU
GHQL]HEDWDUGL\HG¸Å¸QG¸\OH\D
EXQFDD½¿UO¿½¿XIDF¿NNDUDSDU£DV¿
QDV¿O£HNHU"1H\DQDEDNVDQGHQL]
+HOH6DUD\EXUQXÜQGD²\OH\¸NVHN
\DS¿ODU²\OHNDO¿QGXYDUODUYDUNL
ED\D½¿NRUNWXÞ%XQODU¿\DSDQ
XVWDODUGHQL]LKL£G¸Å¸QPHPLÅOHUß
GHGL0HKPHWNHQGLNHQGLQHÞ+HS
EXUD\D\DSDFD½¿Q¿]DELUD]GDEL]LP
RUDODUD\DSVDQ¿]DKH\XVWDODUß
%XPHWLQGHDÅD½¿GDNL\DS¿
XQVXUODU¿QGDQKDQJLVLEHOLUJLQ
GH½LOGLU"
$0HNQ
%=DPDQ
&.LÅL
'2OD\'XUXP
($QODW¿F¿
&HYDS%
s12 /LVH
7¸UN'LOLYH(GHEL\DW¿6¿Q¿I
+ý.$<(
KONU
(Ýí7í0('(67(.
5 Ekim 2020 Pazartesi
"OMBUǯN5FLOJLMFSJ
)JL¼ZF5ÖSMFSJ
"OMBUǯN#JÁJNMFSJ
MATERYAL OGM
ORTAP)Zd7D'E>DmmZ>m)m
Lise s9
(Ýí7í0('(67(.
(NLPDUĕDPED.218=(7ý
O lay Hikâyesi: Bu
tarz hikâyenin temeli bir olay DQODW¿P¿QD
GD\DQ¿U2OD\KLN\HVLQGH
NDKUDPDQODU¿QYH£HYUHQLQ
WDVYLULQH²QHPYHULOLU
RNX\XFXGDPHUDNYHKH\HFDQ
GX\JXVXX\DQG¿U¿O¿U)UDQV¿]
\D]DU*X\GH0DXSDVVDQW
*L\G²0RSDVDQWDUDI¿QGDQ
JHOLÅWLULOHQEXKLN\HW¸U¸QH
0DXSDVVDQWWDU]¿KLN\H
GHGHQLU2OD\KLN\HVLQLQ
7¸UNHGHEL\DW¿QGDNLEDÅO¿FD
WHPVLOFLOHULPHU6H\IHWWLQ
5HILN+DOLG.DUD\YH5HÅDW
1XUL*¸QWHNLQÜGLU
Refik Halit Karay
6HUYHWL)¸QXQGHUJLVLYH
7HUF¸PDQ¿$KYOJD]HWHVLQGH
LON\D]¿ODU¿\D\¿PODQG¿
'²QHPLQ£HÅLWOLGHUJLOHULQGH
.LUSLWDNPDDG¿\OD\D]G¿½¿
KLFLY\D]¿ODU¿\ODWDQ¿QG¿
)HFULDWLHGHEªWRSOXOX½XQD
NDW¿OG¿6RQUDNL\¿OODUGD0LOOª
(GHEL\DWDQOD\¿Å¿QDX\JXQ
HVHUOHUYHUPH\HEDÅODG¿
+LN\HURPDQWL\DWUR
DQ¿I¿NUDYEW¸UOHUGHHVHUOHU
YHUGL*¸£O¸J²]OHP\HWHQH½L
YHNHQGLQH²]J¸¸VOXEX\OD
7¸UNHGHEL\DW¿QGDROD\
KLN\HFLOL½LQLQ²QGHJHOHQ
WHPVLOFLOHULQGHQELULROGX
0HPOHNHW+LN\HOHUL
*XUEHW+LN\HOHULDGO¿
KLN\HOHULýVWDQEXOÜXQ
ý£\¸]¸<H]LGLQ.¿]¿6¸UJ¸Q
'LÅLU¸PFHN%XJ¸Q¸Q
6DUD\O¿V¿.DG¿QODU7HNNHVL
DGO¿URPDQODU¿YHPL]DKLKLFLY
W¸U¸QGH\D]G¿½¿.LUSLQLQ
'HGLNOHUL\D]DU¿QWDQ¿QP¿Å
HVHUOHULQGHQGLU
75.'û/û9(('(%û<$7, 6¿Q¿I
SORU 1
<LQHELUOLNWHR\QX\RURNXOGDQHYH
ELUOLNWHG²Q¸\RUGXN%LUJ¸QKDYD£RN
V¿FDNW¿%¸\¸N+RFDEL]H\DU¿PJ¸QO¸N
WDWLOYHUGL7¿SN¿SHUÅHPEHJ¸QN¸
JLEL0¿VW¿NÜODVRND½¿QWR]ODU¿L£LQGH
\DYDÅ\DYDÅ\¸U¸\RUGXN%HQWHULPL
VLOHPHGL½LPL£LQ\¸]¸PV¿U¿OV¿NODPG¿
%¸\¸NJHQLÅELU\ROGDQJH£L\RUGXN
.HQDUGD\¿½¿OP¿ÅELUGXYDU¿Q
WHPHOOHULYDUG¿%LUGHQELUH
NDUÅ¿GDQLULNDUDELUN²SHN£¿NW¿
.RÅDUDNJHOL\RUGX$UNDV¿QGDQ
ELUND£DGDPNDO¿QVRSDODUOD
NRYDO¿\RUODUG¿%L]HÞ.D£¿Q¿]
ND£¿Q¿]¿V¿UDFDNßGL\HED½¿UG¿ODU
.RUNWXNÅDÅ¿UG¿N\OHNDOG¿NQFH
EHQELUD]NHQGLPLWRSOD\DUDNÞ$PDQ
ND£DO¿PßGHGLP*²]OHULDWHÅJLEL
SDUOD\DQN²SHNEL]H\HWLÅPLÅWL2
]DPDQ0¿VW¿NÞ6HQDUNDPDVDNODQß
GL\HKD\N¿UG¿
%XSDU£DGDDÅD½¿GDNLDQODW¿P
EL£LPOHULQGHQKDQJLVLD½¿UEDVPDNWDG¿U"
$0L]DKL
%%HWLPOH\LFL
&$£¿NOD\¿F¿
'\N¸OH\LFL
('HVWDQV¿
&HYDS'
SORU 2
+LN\HURPDQWL\DWURDQ¿I¿NUDJLEL
ELU£RNHGHEªW¸UGHHVHUYHUHQ5HILN
+DOLG.DUD\J¸£O¸J²]OHP
\HWHQH½LYHNHQGLQH²]J¸¸VOXEX\OD
7¸UNHGHEL\DW¿QGDROD\KLN\HFLOL½LQLQ
²QGHJHOHQWHPVLOFLOHULQGHQELUL
ROPXÅWXU$QDGROXÜ\XNRQXHGLQHQ
KLN\HOHULQ\DQ¿V¿UD2UWD'R½X
LQVDQ¿Q¿QW²UHYH\DÅDP¿Q¿DQODWW¿½¿G¿Å
G¸Q\DGDROXSELWHQOHULPHUNH]HDODQ
KLN\HOHUGH\D]P¿ÅW¿U*XUEHWWHPDV¿Q¿
²\N¸OHULQGHEDÅDU¿LOHLÅOHPLÅWLU
%XELOJLOHUHJ²UHDÅD½¿GDNL
PHWLQOHUGHQKDQJLVLQLQ5HILN+DOLW
.DUD\ÜDDLWROGX½XV²\OHQHPH]"
$.DVDEDQ¿QKHUWDUDI¿QGDQJHOHQ
HOOHULVHSHWOLV¿UWODU¿]HPELOOLNDUQ¿
DF¿NP¿ÅDFHOHFLELUKDON²Q¸QHJHOHQ
WH]JKDH½LOHUHNUDVWJHOGL½LEDO¿½¿
NDYUD\¿SNRNOD\DUDNKHUG¸NNQGDQ
IL\DWVRUDUDNX]XQX]XQGRODÅ¿\RUGX
%7RNPDNODU¿QGHULQJ¸PE¸UW¸OHUOH
NDON¿SLQGL½LGLEHNWDÅODU¿²Q¸QGH
N¿]ODUEX½GD\G²Y¸\RU£HÅPHEDÅ¿QGD
NDG¿QODUWD\DU¿\RODNDGDUEDNUD£ODU
£XYDOODUWHNQHOHU\D\P¿ÅEXOJXU
\¿N¿\RUJ¸QHÅOLPH\GDQF¿NODUGD
£RUDS²UHQLKWL\DUODUVHULOLWDQHOHUL
bekOL\RUGX
&1HUHGHVLQ"%HQELU£XNXUGD\¿P
\RNKD\¿URGDPGD\¿P+DQLELOLUVLQ
KHUWDUDI¿NHOLPHOHUOH£HYULOLRGDPGD
ý£LPGHKHSVHQKHSEDÅNDODU¿%HQ
GL\RUXPEDÅNDODU¿ROPDGDQEDÅNDODU¿QD
WXWXQPDGDQEHQEHQLPOHE²\OH
\DSD\DOQ¿]G¿ÅDU¿DG¿PDWDPDP
'+DOHSÜWHJ¸QHÅWDÅGXYDUO¿DN
VRNDNODU¿QFHQGHUHVLQHW¿NDQG¿½¿L£LQ
ELUQHYL¿Å¿NGXPDQ¿G¿U'XPDQJLEL
ID]ODNR\XER½XFXGHWDLVOLJ²]
\XPGXUXFXYHÅDÅ¿UW¿F¿G¿U
(ÄLPGLRQXQGDNXÅDNO¿HQWDULVL
FHNHWLWDNNHVLYDUG¿6D£ODU¿Q¿QRUWDV¿
HOD\DV¿NDGDUV¿I¿UPDNLQHLOHNHVLOPLÅ
DOQ¿QDSHU£HPOHUX]DW¿OP¿ÅW¿*XUEHWWH
GHULJLELVHUW\D\YDQWDQG¿UHNPH½LQH
GHDO¿ÅP¿ÅW¿
&HYDS'
SORU 3
,+DW¿UO¿\RUXPGDGHGHPLQ
DQODWW¿½¿PDVDOODU¿QELULQGHGHQL]
GL\HELUÅH\YDUG¿6XJLELELU
ÅH\PLÅNDUDODU¿QELWWL½L\HUGH
EDÅODUP¿Å'¸Q\DQ¿QXFX\PXÅ
,,%LUN¿ÅJ¸Q¸DNÅDP¿2GDEDÅ¿
WDUDIODU¿QGDELUSROLVNDUDNROX%LUND£
D\DNPHUGLYHQL£¿N¿SJHFHJ¸QG¸]
D£¿NGXUDQNDS¿GDQJLULQFHGDUFD
ELUDUDO¿NWDEXOXQXUVXQX]ýNL\DQGD
NDS¿ODU6ROGDQELULQFLNDS¿.RPLVHU
RGDV¿Q¿QNDS¿V¿<DQLEHQLPNDS¿P
,,,2SHUÅHPEHJ¸Q¸Q¸VDEDKWDQ
DNÅDPDNDGDURNX\DUDNJH£LUPLÅWLP
%LUND£$YUXSDPDJD]LQLVRQUa da o ]DPDQJD]HWHOHUGHQELULQLQWHIULND
HWWL½L\HUOLELUURPDQE¸W¸QJ¸Q¸P¸
GROGXUPXÅWXGL\HUHNEDÅODG¿
DQODWPD\D
,9$UW¿NQHNDS¿ODU¿NLOLWOH\HFHN
QHGHDQDKWDUODU¿YD]RQXQL£LQH
DWDFDNW¿P.LPVH\H\DUDQDPDG¿½¿PD
J²UHLONHOHULPGHQYD]JH£HFHNWLP
.DKYDOW¿GDQVRQUDEXODÅ¿NODU¿GD
\¿NDPD\DFDNW¿P
96DQL%H\RUWDER\OXEHQ
WDQ¿G¿½¿P]DPDQN¿UVDNDOO¿JHQLÅ
atletikY¸FXWOXPDYLJ²]O¸ELUDGDPG¿
%LU]DPDQ£DUN£¿\¸]EDÅ¿O¿½¿\DSP¿ÅW¿
)DNDWJHGLNOLPL\GLPHNWHSWHQPL
\HWLÅPLÅWL"%XQXL\LELOPL\RUXP
1XPDUDODQP¿ÅF¸POHOHULQKDQJLVLQGH
GL½HUOHULQGHQIDUNO¿ELUDQODW¿F¿Q¿QEDN¿Å
D£¿V¿YDUG¿U"
$,%,,&,,,',9(9
&HYDS&
SORULAR
.0(/(5'(7(0(/.$95$0/$5
KONU
0$7(0$7û. 6¿Q¿I
$/7.0(
A
YHB
KHUKDQJLLNLN¸PHROPDN¸]HUH
A
N¸PHVLQLQKHUHOHPDQ¿D\Q¿]DPDQGD
B
N¸PHVLQLQGHHOHPDQ¿ROX\RU
LVH
A
N¸PHVLQHB
N¸PHVLQLQDOWN¸PHVLGHQLUÞ
A B
”EL£LPLQGHJ²VWHULOLU
$\Q¿GXUXPÞ
B A
ÞLOHÞB
N¸PHVLA
N¸PHVLQLNDSVDUßEL£LPLQGHGHLIDGHHGLOLU
A
N¸PHVLQLQB
N¸PHVLQGHQIDUNO¿HQD]ELUWDQHHOHPDQ¿
YDUVD
A
N¸PHVLB
N¸PHVLQLQDOWN¸PHVLGH½LOGLUÞ
A B
” LOHJ²VWHULOLU6258
$ N¸PHVLQLQDOWN¸PHVD\¿V¿ND£W¿U"
$
%
&
'
(
&HYDS&
6258
$ YH% N¸PHOHULL£LQ$%NRÅXOXQDX\JXQND£
WDQH.N¸PHVL\D]¿ODELOLU"
$
%
&
'
(
&HYDS(
6258
$N¸PHVLQLQHOHPDQVD\¿V¿D]DOW¿OG¿½¿QGDDOW
N¸PHVD\¿V¿D]DOPDNWDG¿U%XQDJ²UHN¸PHVLQLQ HOHPDQVD\¿V¿DUW¿U¿O¿UVDDOWN¸PHVD\¿V¿ND£ROXU"
$
%
&
'
(
&HYDS'
A
B
YHC
KHUKDQJLN¸PHOHUROPDN¸]HUH%RÅN¸PHKHUN¸PHQLQDOWN¸PHVLGLU
I A
+HUN¸PHNHQGLVLQLQDOWN¸PHVLGLU
A A
+HUN¸PHHYUHQVHON¸PHQLQDOWN¸PHVLGLU
A E
$/7.0(6$<,6,
n
N¸PHQLQHOHPDQVD\¿V¿Q¿J²VWHUPHN¸]HUHELUN¸PHQLQDOWN¸PHVD\¿V¿Þ
2
nßNXUDO¿LOHEXOXQXU=$/7.0(
n
HOHPDQO¿ELUN¸PHQLQNHQGLVLKDUL£W¸PDOWN¸PHOHULÞ²]DOWN¸PHxGL\HDGODQG¿U¿O¿U
%LUN¸PHQLQ²]DOWN¸PHVD\¿V¿Þ
2
n1
ßNXUDO¿LOHEXOXQXU
(Äý7.0(/(5
A
YHB
LNLN¸PHROPDN¸]HUHA
YHB
N¸PHOHULQLQW¸PHOHPDQODU¿D\Q¿LVHEXN¸PHOHUHHÅLWN¸PHOHU
GHQLUYH
A B
ÅHNOLQGHJ²VWHULOLU(½HUN¸PHOHUELUELULQHHÅLWGH½LOVH
Az B
ÅHNOLQGHJ²VWHULOLU
GLU
$/7.0(1ý1=(//ý./(5ý
ĞƌƐĚŦ͗DĂƚĞŵĂƚŝŬ
^ŦŶŦĨŦ͗ϵ͘^ŦŶŦĨϮ͘ĞƌƐ
zĂLJŦŶdĂƌŝŚŝ͗ϬϳŬŝŵϮϬϮϬ
<ŽŶƵPnjĞƚŝ
KÜMELER
KÜMELERDE TEMEL KAVRAMLAR-2
ALT KÜME
A ve B ŚĞƌŚĂŶŐŝŝŬŝŬƺŵĞŽůŵĂŬƺnjĞƌĞ A ŬƺŵĞƐŝŶŝŶŚĞƌĞůĞŵĂŶŦĂLJŶŦnjĂŵĂŶĚĂ B ŬƺŵĞƐŝŶŝŶĚĞ
ĞůĞŵĂŶŦŽůƵLJŽƌŝƐĞ A ŬƺŵĞƐŝŶĞ B ŬƺŵĞƐŝŶŝŶ alt kümesi denir. " A B ΗďŝĕŝŵŝŶĚĞŐƂƐƚĞƌŝůŝƌ͘
LJŶŦĚƵƌƵŵ " B A " ile " B ŬƺŵĞƐŝ A ŬƺŵĞƐŝŶŝŬĂƉƐĂƌΗďŝĕŝŵŝŶĚĞĚĞŝĨĂĚĞĞĚŝůŝƌ͘
A ŬƺŵĞƐŝŶŝŶ B ŬƺŵĞƐŝŶĚĞŶĨĂƌŬůŦĞŶĂnjďŝƌƚĂŶĞĞůĞŵĂŶŦǀĂƌƐĂ A ŬƺŵĞƐŝ B ŬƺŵĞƐŝŶŝŶ ĂůƚŬƺŵĞƐŝ
ĚĞŒŝůĚŝƌ͘Η A B ΗŝůĞŐƂƐƚĞƌŝůŝƌ͘
>d<mDE7EP>>7<>Z7
A , B ve C ŚĞƌŚĂŶŐŝŬƺŵĞůĞƌŽůŵĂŬƺnjĞƌĞ͖
¾ ŽƔŬƺŵĞŚĞƌŬƺŵĞŶŝŶĂůƚŬƺŵĞƐŝĚŝƌ͘ I A
¾ Her ŬƺŵĞŬĞŶĚŝƐŝŶŝŶĂůƚŬƺŵĞƐŝĚŝƌ͘ A A
¾ ,ĞƌŬƺŵĞĞǀƌĞŶƐĞůŬƺŵĞŶŝŶĂůƚŬƺŵĞƐŝĚŝƌ͘ A E
¾ (A B) (B C) (A C)
ALT KÜME SAYISI
n ŬƺŵĞŶŝŶĞůĞŵĂŶƐĂLJŦƐŦŶŦŐƂƐƚĞƌŵĞŬƺnjĞƌĞďŝƌŬƺŵĞŶŝŶĂůƚŬƺŵĞƐĂLJŦƐŦ " 2 n ΗŬƵƌĂůŦŝůĞďƵůƵŶƵƌ͘
KONU
SORULA R
MATERYAL OGM
ORTAP)Zd7D'E>DmmZ>m)m