• Sonuç bulunamadı

Kâzım Karabekir'in siyasal kişiliğinin dönemin siyasetinde etkisi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kâzım Karabekir'in siyasal kişiliğinin dönemin siyasetinde etkisi"

Copied!
113
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

KÂZIM KARABEKİR’İN SİYASAL KİŞİLİĞİNİN DÖNEMİN SİYASETİNDE ETKİSİ

SİYASET BİLİMİ VE EKONOMİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Ufuk ÇETİN

Tez Danışmanı

Dr. Öğretim Üyesi Süleyman ÖZMEN

İSTANBUL-2020

(2)
(3)

TEZ TANITIM FORMU

YAZAR ADI SOYADI : Ufuk ÇETİN TEZİN DİLİ : Türkçe

TEZİN ADI : KÂZIM KARABEKİR’İN SİYASAL KİŞİLİĞİNİN DÖNEMİN SİYASETİNDE ETKİSİ

ENSTİTÜ : İstanbul Rumeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ANABİLİM DALI : Siyaset Bilimi ve Ekonomi

TEZİN TÜRÜ : Yüksek Lisans TEZİN TARİHİ : 20.06.2020 SAYFA SAYISI : 115

TEZ DANIŞMANLARI: Dr. Öğretim Üyesi Süleyman ÖZMEN

DİZİN TERİMLERİ :

Kazım Karabekir, Siyasi Hayat, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet.

TÜRKÇE ÖZET: Osmanlının son döneminde önemli subaylardan biri ve aynı zamanda İttihat ve Terakki Cemiyetinin kurucuları arasında olan bunun akabindede II.

Meşrutiyetin ilan edilmesine etki eden ve devamında Türk Kurtuluş Savaşı’nda önemli görevler üstlenen komutanlardan biri olan Kâzım Karabekir Paşa 1882 yılında İstanbul da dünyaya gelir. 1900 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1903 yılında Erkan-ı Harp Mektebi’ne, başlar. 1905 yılında sınıf birincisi olarak Harp Akademisi’ni bitirir ve askerlik hayatına 1906 yılında Manastır’da önyüzbaşı olarak görevine başlar.

Aynı dönemde uzun yıllar adından söz ettirecek olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olur. İttihatçılar grubuna katılarak siyasi hayatına ilk adımını atmış, İttihat ve Terakki de önemli görevlerde bulunan Kâzım Karabekir Paşa aynı başarısını askeri görevinde de sürdürmüştür. Birinci Dünya Savaşında birçok başarılı görevde bulunur. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile ayrılmasının ardından Otuz Ekim 1918 tarihinde ağır maddeler içeren Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayınca ülkenin kurtulması için çözüm yolları aramaya başlamış, Mustafa Kemal Paşa, önderliğindeki Kurtuluş Savaşında unutulmayacak başarılar elde etmiştir. Bu tezde Kazım Karabekir’in Türk Siyasi Hayatındaki rolü ele alınacaktır.

DAĞITIM LİSTESİ : 1. İstanbul Rumeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne 2. YÖK Ulusal Tez Merkezine

(4)

ii

KÂZIM KARABEKİR’İN SİYASAL KİŞİLİĞİNİN DÖNEMİN SİYASETİNE ETKİSİ

SİYASET BİLİMİ VE EKONOMİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Ufuk ÇETİN

Tez Danışmanı

Dr. Öğretim Üyesi Süleyman ÖZMEN

İSTANBUL-2020

(5)

BEYAN

T.C. İstanbul Rumeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Lisansüstü Tez/Proje Yazım kılavuzu yazım kurallarına uygun olarak hazırladığım bu Tez/Proje içindeki tüm veri, bilgi ve dokümanların doğru ve tam olduğunu, akademik etik ve ahlak kurallarına uygun bir şekilde elde edildiğini belirtirim.

Lisansüstü Tez/Proje Yazım çalışmasında kullandığım verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı ve çalışmanın özgün olduğunu bildiririm.

Aynı zamanda bu çalışmanın özünde olmayan tüm materyal ve sonuçları tam olarak aktardığımı ve yararlandığım bütün kaynakları atıf yaparak belirttiğimi ve bu Lisansüstü Tez/Proje Yazım sırasında patent ve telif haklarının ihlal edici bir davranışımın olmadığını belirtir; aksi bir durumda aleyhime doğabilecek tüm hak kayıplarını kabullendiğimi beyan ederim.

Ufuk ÇETİN Tarih:

İmza:

(6)

T.C.

İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ

LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

Ufuk ÇETİN “Kazım Karabekir’in Siyasal Kişiliğinin

Dönemin Siyasetinde Etkisi” adlı tez çalışması, jürimiz tarafından Siyaset

Bilimi ve Ekonomi Anabilim Dalında YÜKSEK LİSANS tezi olarak kabul edilmiştir.

Başkan

Prof. Dr. R. Kutay KARACA Üye

İstanbul Aydın Üniversitesi

Üye

Doç. Dr. Ali DENİZLİ Üye

İstanbul Rumeli Üniversitesi

Üye

Dr. Öğr. Üyesi Süleyman ÖZMEN Danışman

İstanbul Rumeli Üniversitesi

Yukarıdaki imzaların, adı geçen öğretim üyelerine ait olduğunu onaylarım.

ONAY

... / ... / 2020

(7)

I

ÖZET

Osmanlının son döneminde önemli subaylardan biri ve aynı zamanda İttihat ve Terakki Cemiyetinin kurucuları arasında olan bunun akabinde de II. Meşrutiyetin ilan edilmesine etki eden ve devamında Türk Kurtuluş Savaşı’nda önemli görevler üstlenen komutanlardan biri olan Kâzım Karabekir Paşa 1882 yılında İstanbul da dünyaya gelir. 1900 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1903 yılında Erkan-ı Harp Mektebi’ne, başlar. 1905 yılında sınıf birincisi olarak Harp Akademisi’ni bitirir ve askerlik hayatına 1906 yılında Manastır’da önyüzbaşı olarak görevine başlar.

Aynı dönemde uzun yıllar adından söz ettirecek olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olur. İttihatçılar grubuna katılarak siyasi hayatına ilk adımını atmış, İttihat ve Terakki de önemli görevlerde bulunan Kâzım Karabekir Paşa aynı başarısını askeri görevinde de sürdürmüş, Birinci Dünya Savaşında birçok başarılı görevde bulunur. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile ayrılmasının ardından 30Ekim 1918 tarihinde ağır maddeler içeren Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayınca ülkenin kurtulması için çözüm yolları aramaya başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa, önderliğindeki Kurtuluş Savaşında unutulmayacak başarılar elde eder.

Bu olayların sonucunda 17 Kasım 1924’te Türkiye Cumhuriyetinin teşkilatlı olarak kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasında Liderlik yaparak ilk muhalefet partisi lideri olur. Şeyh Sait isyanını bastırmak için çıkarılan Takrir-Sükûn(Suskunluk Yasası) kanunu ile Üç Haziran 1925 yılında kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nda yeterince aktif rol oynamasa da mecliste yapılan oturumlarda, basında ve parti müzakerelerinde yeterince adından söz ettirmiş, Mecliste partisi adına en fazla konuşma yapan ikinci milletvekili olmuş, eğitim, askeri ve ekonomi alanında düşüncelerini defalarca dile getirerek, partisini basın aracılığıyla çoğu yerde tanıtmış ve partisini savunmaktan geri durmayarak ülkenin geleceği için fikirlerini çekinmeden açıklamıştır.

Takrir-i Sükûn yasası ile partisi kapatılınca bunu sert bir dille eleştirmiş ve bu olayı tarihi bir hata diyerek bir düşüncede bulunmuş, partisinin kapatılma nedenini ise çoğunluğu sağlama korkusu olarak gördüğünü de sözlerinde açıklar. Partisinin kapatılması siyasi yaşamını etkilememiş ve milletvekilliği devam etmiş, mecliste eski Terakkiperver’li arkadaşlarıyla muhalefetini sürdürmeye devam etmiştir. Atatürk’e yapılan İzmir suikast girişimi ve İstiklal Mahkemelerinde yargılanması ile Karabekir siyasi yaşamına ara vermek zorunda kalır.

Atatürk’ün ölümüne kadar siyasetten uzak duran Karabekir, 1939 yılında İstanbul’dan milletvekili seçilerek tekrardan meclise girmiş, 1946 ve 1948 yılları arasında Meclis

(8)

II

Başkanlığı görevinde yer almış ve bu görevini yaptığı sırada 1948 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.

Anahtar Kelimeler: Kâzım Karabekir, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM), Milli Mücadele.

(9)

III

ABSTRACT

One of the most important officers in the last period of the Ottomans, and at the same time among the founders of the Committee of Union and Progress of this, II. Kazim Karabekir Pasha, who was one of the commanders who influenced the proclamation of the Constitutional Monarchy and then took important roles in the Turkish War of Independence, was born in 1882 in Istanbul.

After graduating from Kuleli Military High School in 1900, he started Erkan-ı Harp Mektebi (Military Academy) in 1903. In 1905, he graduated from the Military Academy as the first in his class and began his military service in 1906 as a front-line officer at the Monastery.

During the same period, he became a member of the Committee of Union and Progress that would make his name known for many years. Kazım Karabekir Pasha, who had taken the first step in his political life by joining the Committee of Union and Progress, had the same success in military duty. When Mondrostreaty was signed, Mustafa Kemal began to look for solutions for the liberation of the country. Mustafa Kemal achieved unforgettable achievements during the War of Independence. However, because he was not asked to state his opinions about the Revolutions after the War of Independence, he had conflicts and disputes with Mustafa Kemal.

On November 17, 1924, Kazım Pasha became the leader of the first oposition party, against Atatürk, by establishing Progressive Republican Party. Even though the Terakiperver Cumhuriyet Fırkası, which was closed down on June 3, 1925, did not play an active role with the Takrir-i Sükûn (Silence Law) law issued to suppress the Sheikh Sait rebellion, he made a name for himself in the sessions, press and party negotiations. He repeatedly expressed his thoughts in the fields of education, military and economy, introduced his party through the press in many places, and without hesitation defending his party, expressed his ideas for the future of the country.

When his party was closed with the Takrir-i Sükün law, he criticized it sharply and made a thought saying that it was a historical mistake, and explained that he saw the reason for the closure of his party as a fear of providing the majority.The closure of his party did not affect his political life and he continued to be a member of parliament. Staying away from politics until the death of Atatürk, Karabekir was elected as a deputy from Istanbul in 1939 and re-entered the parliament. Between 1946 and 1948, he served as the President of the Assembly.

Keywords: Kazim Karabekir, the Union and Progress Party, the Progressive

Republican Party, Grand National Assembly of Turkey (Parliament), the National

Struggle,

(10)

İÇİNDEKİLER

ETİK ... II ABSTRACT………...III ÖZET ... IV İÇİNDEKİLER ... VII GİRİŞ………..1 1.BİRİNCİ BÖLÜM TERAKKİPERVER FIRKASINA GİDEN ZAMAN VE KÂZIM

KARABEKİR…...19 ( Türkiye Büyük Millet Meclisi Açılışından Önce Yaşanılan Siyasal Olaylar)

1.1.Paşalar Açısından Kurtuluş

Çareleri………...19 1.2.Mustafa Kemal Paşa Açısından Kurtuluş

Çaresi……….………..20 1.3.Ali Fuat Paşa Açısından Kurtuluş

Çaresi………20 1.4.Refet Bey Açısından Kurtuluş

Çaresi……….21 1.5.Rauf Bey Açısından Çözüm

Yolları………...22 1.6.Kâzım Karabekir ve Çözüm

Yolları………...23 1.7.Amasya Genelgesi……….…………26 1.8.Erzurum

Kongresi………..…………28 1.9.Sivas Kongresi ve Fikir

Ayrılıklar……….………….30 1.10.Subaylar

Toplantısı……….…………35 1.11.I.TBMM

Dönemi………...…………..38 1.11.1.I.TBMM’de iki Grup Ortaya

Çıkar………...40

(11)

1.12.Saltanat Makamının

Kaldırılması………43 1.13. II.TBMM Dönemi Yaşanan

Olaylar………...46 1.14.Halk Fırkasının

Kurulması………48 1.15.Cumhuriyetin İlan

Edilmesi………...48 1.16.Cumhuriyetin İlanına

Eleştiriler………..50 1.17.Kâzım Karabekir’in Cumhuriyetin İlanına

Tepkisi………..51 1.18.Halifelik Makamının Kaldırılması ve Kâzım Karabekir Paşa’nın

Tepkisi………...55

2. İKİNCİ BÖLÜM

(Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının Açılması ve Kâzım Karabekir’in TCF’ deki Çalışmaları)

2.1.Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının

Açılması………...57 2.2.Kâzım Karabekir’in Terakkiperver Fırkası İçin Yaptığı

Çalışmalar………...61 2.3.Terakkiperver Fırkasının Açılmasına Karşı Oluşan

Tepkiler………...64 2.4.Atatürk’ün Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının Açılmasının Açılmasına Karşı

Tavrı………..64 2.5. Medyanın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının Açılışına Karşı

Tutumu……….………65 2.6.Kâzım Karabekir’e Karşı Oluşan

Tepkiler………...66 2.7.Kâzım Karabekir’in Partiyi Kuranla İle

İletişimi………..………67 3. BÖLÜM

3.1.Kâzım Karabekir’in TCF’ deki Çalışmaları………...69 3.2.Kâzım Karabekir’in Parti Başkanı Olarak TBMM’DEKİ

Faaliyetleri………69

(12)

3.3.Kâzım Karabekir ve Taraftarlarının Meclis Dışındaki

Faaliyetleri………74 3.4.Şeyh Sait Ayaklanması, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının Kapatılmasına Giden Yol………..75 3.5.Kâzım Karabekir’in Şeyh Sait Ayaklanmasına ve TCF’NİN Kapatılmasına

Tepkisi………...………...79 3.6.Kâzım Karabekir ve Dostlarının Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın Kapatılmasından Sonra Yaptıkları Çalışmalar………...84 3.7.İzmir Suikastı Teşebbüstü ve Kâzım Karabekir’in Parti Başkanı Olarak İstiklal

Mahkemesinde Yargılanması………86 4.Sonuç……….96 Kaynakça………...98

(13)

GİRİŞ

1789 Fransız İhtilalı’nın etkisi ile sınırlarında çok uluslu milletleri bulunduran devletlerin topraklarında (Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorlukları) isyanlar çıkmış ve sonunda milletler kendi devletini kurarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Osmanlı Devleti ve Avusturya-Macaristan milliyetçilik akımından olumsuz etkilenmişlerdir.

Avrupa’da ve Balkanlarda artan milliyetçilik etkisinden dolayı topraklarında farklı ulusları barındıran Osmanlı Devleti dış güçlerin etkisi ile önemli oranda toprak kaybeder. Milliyetçilik etkisi sadece bağımsızlık mücadelesi veren devletleri etkilememiş aynı zamanda Osmanlı aydınları ve Osmanlı Subayları da milliyetçiliğin verdiği etki ile Türklük bilincini ön plana atarak Osmanlı Subayları tarafından 1895 ve 1908 yılları arasında kurulan Jön Türkler grubu ile faaliyet göstermişler, daha sonra İttihat ve Terakki adı altında toplanarak örgütlenirler. Dönemin padişahı Kızıl Sultan lakabını taktıkları II. Abdülhamit’e Meşrutiyeti kabul ettirerek Osmanlı Devletinde rejim değişikliğine vesile olurlar.

Bu cemiyetin bünyesinde Kurtuluş Savaşı’nı yaparak yıkılmaya yüz tutmuş Osmanlı Devleti’nden çağdaş bir devlet kuracak olan Osmanlı Subayları bulunmaktaydı.Bunlar sırasıyla: Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay, Fethi Okyar gibi Kurtuluş Savaşının önemli komutanları olurlar.

Yirminci yüzyılın başlarında Dünyadaki güçlü devletler kendi aralarında gruplaşmış İtilaf ve İttifak grubunu oluşturarak I. Dünya Savaşını kaçınılmaz bir hale getirmişlerdir. Dünyada her şey o zaman bir kıvılcıma bakıyordu. Sonunda Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun veliahttı bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülünce bu olay savaş için yeterli bir sebep haline gelmiştir. Avusturya- Macaristan Sırbistan’a karşı savaş açar. Rusya, Sırbistan’ı destekler ve herkesin beklediği I. Dünya Savaşı (28 Temmuz 1914)başlar.

Savaşın başladığı sıralarda Osmanlı Devleti tarafsızlığını korumaya çalışsa da daha sonra Almanya’nın yanında İttifak bloğunda savaşa girmiştir. ( 29 Ekim 1914).Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşından mağlup olup büyük oranda toprak kaybederek savaştan ayrılmasının ardından 30 Ekim 1918’de ağır maddeler içeren Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalayarak Anadolu, İtilaf Devletleri tarafından

(14)

işgal edilmeye başlanmıştır. Bu işgallere karşı Türk Milleti Mustafa Kemal Paşa, önderliğinde bağımsızlık mücadelesine girer ve bu bağımsızlık mücadelesi içinde yeni devlet kurmak için çetin mücadeleler verecek olan komutanların içinde Kâzım Karabekir Paşa da vardır.

Kâzım Karabekir Paşa Osmanlı’nın Anadolu da terhis edilmeyen en büyük ordusu olan 15.Kolordu Komutanıydı1.Kurtuluş Savaşı boyunca Atatürk’ün en yakınlarından ve en büyük destekçilerinden biri olarak Doğu Anadolu’da Ermenilerle verilen mücadelede zaferle ayrılır ve ardından Gümrü Antlaşmasını imzalayarak Doğu sınırımızın güvenliğini sağlamış, bunun sonucunda ise Batı Cephesine de önemli desteklerde bulunmuştur2.Karabekir Paşa yeni devletin kurulmasında da hemen her konuda önemli görevleri üstlenmekten geri durmamış; ancak kurucu kadro içindeki bu birliktelik görüş ayrılıkları nedeniyle uzun ömürlü olmamıştır3. Yaşanan bu fikir ayrılıkları Cumhuriyetin kurulmasıyla daha da derin bir hal alarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurulmasına (17 Kasım 1924) neden olmuştur.

Kurulan yeni partinin başına Kâzım Karabekir geçer ve parti yedi ay kadar Türk Siyasi hayatında rol oynayan bu parti İngiltere’nin de kışkırtması ile çıkan Şeyh Sait ayaklanması ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapanma sürecini hızlandıracak ve çıkartılan Takrir-i Sükûn (Suskunluk Yasası) ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (3 Haziran 1925) kapatılmıştır. Yaklaşık bir yıl sonra da Atatürk’e İzmir’de yapılması planlanan suikast ortaya çıkmıştır, ardından daKâzım Karabekir Paşa ve partinin önemli isimleri İstiklal Mahkemelerinde yargılanmış,İstiklal Mahkemelerinde yargılanan Kâzım Karabekir Paşa davadan aklanmış; ama bu davadan sonra kendisi için zor günler başlamıştır. 1938 yılına kadar siyasetten uzak tutulan Kâzım Karabekir Paşa daha sonradan 1946-1948 döneminde TBMM başkanlığı görevinde bulunmakta iken hayata gözlerini yummuştur.

Kâzım Karabekir 1882 yılında İstanbul da Küçük Paşa semtinde dünyaya gelir, Karabekir’in soyu Karamana bağlı Kasaba köyünden gelmektedir. Kendisinin anlatımına göre Karaman havalisi derebeylerindendir4. Kasaba köyü bir Selçuklu köyü olarak bilinmektedir. Daha sonra ise Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi’nde adı Zaferi yad – Garifiyat- Gar fiyat olarak değişime uğrar5. Kâzım

1Fahrettin Kırzıoğlu, Kâzım Karabekir, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1991,s. 27.

2Kemal, Karpat,H, Kısa Türkiye Tarihi, İstanbul, 2012, s.130.

3 Karpat, a.g.e, s.145-146.

4Ali Güler, Emrinizdeyim Paşam, Kâzım Karabekir, Yılmaz Basım İstanbul, 2015, s.11.

5Güler, a.g.e,s.11.

(15)

Karabekir’in atalarından bildiği en eski isim isem Musa Karabekir’dir, bu isim Kâzım Karabekir’in dedesinin babasının adıdır6.Babasının hayatı da Kâzım Karabekir’in hayatı gibidir. Babası Kırım Savaşına 16 yaşında gönüllü olarak yazılarak savaşa katılmış, ardından Sivastopol ve Silistre Muharebelerinde bulunmuş bu muharebelerde gazi olmuş Mehmet Emin Paşadır. Mehmet Emin Paşa’nın Vatana hizmeti bunlarla sınırlı kalmamış, Binbaşı iken Kastamonu Alaybeyliği bunun yanı sıra İskilip’te Yarbaylık yaparken Kaymakamlık görevini de üstlenmiştir, bu görevlerden sonra sırasıyla Hakkâri, Van ve Harput, ardından son görev yeri olan Mekke de vekâleten valilik görevini yürüttüğü sırada kolera salgınına yakalanarak hayata gözlerini yummuştur.

Kâzım Karabekir’in annesi Havva Hanım ise tıpkı Kâzım Karabekir gibi İstanbul Küçük Mustafa Paşa semtinde 1857 yılında dünyaya gelmiştir. Anneannesi Ziynet Hanımda İstanbul Küçük Mustafa Paşa semtinde doğmuştur7. Büyükannesi Hanife Hanımın soy bağı Bartın’a dayanmaktadır. Havva Hanımın babası Hilmi Bey Karantina memurluğu yaptığı sıralarda Enderun’a alınarak görevini orada sürdürmüştür. Daha sonra ticarete atılarak hayatını ticaretle uğraşarak idame ettirmiştir. Kâzım Karabekir, 1917 yılında Diyarbakır’da Kolordu Komutanlığı Yaptığı sıralarda Annesi Havva Hanımın vefat haberini almıştır8.

Kâzım Karabekir’in öğrenim hayatı üç yaşında iken yani, 1885 yılında başlamış9,Kâzım Karabekir’in küçük yaşta okul hayatına başlamasının sebebi Ağabeyi Hulusi ile okula gidip gelmesi ailesi tarafından uygun görülmesi sonucu çok küçük yaşta okul hayatına ilk adımını atmıştır. Kâzım Karabekir’in Zeyrek’teSübyan mektebine başladığı yıllarda Babası Mehmet Emin Bey Hakkâri’de Alay bey görevindedir.

Babası Mehmet Emin Bey’in tayini Van’a çıkınca Kâzım Karabekir okul hayatına Van’da devam etmek zorunda kalmış10.Karabekir, ailesi üç yıl kadar Van’da ikamet ettikten sonra baba Mehmet Emin Bey’in tayini Harput’a çıkar. Kâzım Karabekir ikinci bir defa okul değiştirmek zorunda kalır. Ancak burada da bir yıldan daha az bir süre kalmış; çünkü Baba Mehmet Emin Bey’in 1890 yılında tayini Hicaz’a çıkar, burası aynı zamanda Mehmet Emin Bey’in son görev yeridir. Kâzım

6Kırgızoğlu, Kâzım Karabekira.g.e, s.4-5.

7Kazım Karabekir, Hayatım, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2014, s. 25.

8Ali Çiftçi, Kâzım Karabekir’in Siyasal Hayatı(Yayımlanmamış Doktora Tezi),Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, Ankara, 2005, s. 4.

9Çiftçi,a.g.e, s. 28.

10Karabekir, a.g.e, s. 27.

(16)

Karabekir yaz tatilini tamamladıktan sonra Hicaz’a babasının yanına geçer11.Eğitim yaşamı babasının tayinlerinden dolayı sık sık okul değiştirmek zorunda kaldığı için zor olmuştur. Hicaz’da nihayet ilköğrenimi tamamlayıp ilk şahadetnamesini yani, diplomasını alır. Karabekir ve ailesi Mekke’de üç yıl kalırlar 1893 yılında Mekke’de başlayan kolera salgınına yakalanan baba Mehmet Emin Bey kolera hastalığına yenik düşerek vefat eder, ardından Mekke’ye defnedilir12.

Mehmet Emin Bey’in ölümü üzerine Karabekir ailesi İstanbul’a döner. Öğrenim hayatına Fatih Askeri Rüştiyesinde(ortaokul) abisi Hulusi ile devam eden Kâzım Karabekir, üçüncü sınıfta iken ilerde Türk Siyasi Hayatına ilk olarak adımını attığı İttihat ve Terakki Cemiyetiyle tanışır. Karabekir, en büyük abisi Hamdi Bey’in kitaplarını okuyarak Fransız devrimi hakkında fikir sahibi olur. Yine abisi Hamdi Bey’e gelen gizli gazeteler sayesinde İttihat ve Terakkiden haberi olur13.

Fatih Askeri Rüştiyesi’ni birincilikle bitirir. 1896 yılında Kuleli Askeri İdadisine (Lise) başlayan Karabekir’in Türklük bilinci başlamıştır.14.Girit’e özerklik verilmesi ve ardından Taselya’nın elden çıkması Kâzım Karabekir’i çok üzer.Karabekir dinsel bağnazlığa karşı durarak Türklük bilincini daha çok benimser15.

Kâzım Karabekir, Kuleli Askeri İdadisini (Lise) ikincilikle bitirmiş, bundan sonra ise 14 Mart 1900 (Rumi takvime göre 1 Mart) tarihinde İstanbul Harbiyesi’ ne (Askeri Okul) başlar16.Harp Akademisi’nde ikici sınıfta okuduğu zaman Arap, Şam ve Bağdatlı arkadaşlarının ayrılıkçı hisler beslediklerini gözlemlemiş17,ayrıca Müslüman toplumlarında da aynı durumu gözlemleyen Karabekir, kendisini Türkler ve Türklük ile ilgili araştırma yapmak için çalışmalar yapar ve aynı zamanda Almancayı ve Rusçayı öğrenmiş, Karabekir, Kuleli Askeri Lisesinde ikinci sınıfa geçtikten sonra Kuleli lisesi Pangaltı’ ya taşınmıştır18.

Harp okulunda piyade sınıfına geçirilen Karabekir üç yıl üst üste sınıf birincisi olarak mezun olmayı başarmıştır. Piyade Mülazımı (teğmen) rütbesi ile Erkan- Harp

11Karabekir,a.g.e, s. 45.

12Karabekir, a.g.e, s. 71.

13Karabekir,a.g.e, s. 97.

14Kırzıoğlu, a.g.e, s. 8.

15Çİftçi, a.g.e, s. 8.

16Güler, a.g.e, s. 29.

17Haddizatında Karabekir’in düşünceleri hamasetten uzak bir gerçeklikti. Zira İngilizler daha 1860 tarihinde Suriye’nin Osmanlı’dan ayrılması üzerine çalınmaya başlamış ve 1885 tarihinde bu çalışmaları meyvesini vermiştir. Arap Milliyetçilerinden oluşturulan Genç Suriye komitesinin

Amerika’daki çalışmaları Arap milliyetçiliğinin daha o zamanlarda geldiği noktayı ortaya koymaktadır.

Başbakanlık Arşivi, Y.PRK. TKM, :13/34 (29. 2. 1305); Karabekir, a.g.e, s. 218.

18Çiftçi, a.g.e, s. 9.

(17)

(Kurmay Sınıfına) ayrılarak ve 1903 tarihinde Harp Akademisi’ne katılır. Kâzım Karabekir, kurmay eğitimini almaya başlamadan önce Harp Akademisi mezunu öğrencileri arasında kura çekilir, kurada Kâzım Karabekir’e İstanbul çıkar.

İstanbul’da kalmak isteyen akademiden mezun olmuş öğrenciler diğer öğrencilere yüklü miktarda para vererek becayiş (yer değiştirme) yoluyla yer değişikliği yaparlar.

Kâzım Karabekir de ailesini maddi sıkıntılarından dolayı 44 altın karşılığında yerinde değişiklik yapmış ve üç senesi de Harp Akademisi’nde geçmiştir.(1903,1904,1905).Bu seneler Makedonya’da Sırp, Bulgar ve Rum isyanlarının yaşandığı senelerdir. İsyanın en önemli noktası ise Karabekir’in babası Mehmet Emin Bey’in bir zamanlar Jandarma Komutanı olarak da görev yaptığı hatta kardeşi Hulusi Bey’in o dönemde görev yaptığı yer olan Manastır ve çevresidir.

Karabekir, abisi Hamdi Bey vesilesiyle tanıdığı İTC’ (İttihat ve Terakki Cemiyeti) den milliyetçilik fikri hakkında fikir sahibi olmuş ve kendisinde de Türklük bilinci belirginleşmeye başlamıştır.

Harp Akademisinden 5 Kasım 1905 tarihinde sınıf birincisi ve Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olan Karabekir’e bu başarılarından dolayı ona Harp Akademisinden on kıt’a görevinde yer alması için teklif gelir. Karabekir, kendisine sunulan bu teklifi geri çevirerek, kura çeker ve kurada ona Edirne İkinci Ordu çıkar, burada bir süre görev yapar. Ama kendisi Makedonya’da görev yapmak istemektedir. Bu amacını gerçekleştirmek için Akademi Müfettişi İsmail Paşa’yı ikna ederek kendisini Üçüncü Orduya, yani Makedonya’ya aldırır. Karabekir, istediğini elde eder. Üçüncü Ordu’nun Selanik ve Manastır olmak üzere iki tane merkezi bulunmaktaydı. Karabekir, Manastır’da On Beşinci Süvari Alayında Beşinci bölük komutanı rütbesi ile staja başlar19. Stajını yaptığı dönemde Bulgar çeteleri ile savaşan Karabekir birkaç defa ölümden döner.

Harp akademisinde okuduğu yıllarda burada geleceğin ünlü komutanları ve ünlü isimleri ile tanışarak arkadaş olur. Kâzım Karabekir, Kazım Özalp ve Nuri Conker ile sınıf arkadaşıydı. İsmet İnönü kendisinden bir alt sınıfta okumuştu. Ama İsmet İnönü ile samimi bir arkadaşlığı vardır. Cemal Paşa ile Akademi’de ikinci sınıfta okuduğu yıl tanışmıştı. Enver Paşa, Fethi Okyar ile 1906 yılında Manastır’da görev yapmakta iken tanışırlar. Kâzım Karabekir’in İTC’ ye girmesine Enver Paşa vesile olur.O yıllarda Enver Paşa Kurmay Binbaşı rütbesindeyken Kâzım Karabekir de Kurmay Yüzbaşı rütbesindedir. Kâzım Karabekir Manastır’da görev yaptığı

19Karabekir, a.g.e,s. 18-184.

(18)

dönemde Resneli Niyazı ile Çerkez Ethem’in kardeşi olan Tevfik Efendi ile birlikte görev yaparlar20.

Mustafa Kemal, akademide Kâzım Karabekir’den bir üst sınıftaydı. Kâzım Karabekir’in Mustafa Kemal ile ne zaman tanıştığı konusunda çeşitli iddialar ortaya atılmaktadır. Karabekir, yazdığı eserlerinde Mustafa Kemal ile ne zaman tanıştığını yazmaz. Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk adlı eserinde Mustafa Kemal ve Kâzım Karabekir’i Kâzım Karabekir birinci sınıfta okumaktayken 1900 tarihinde kendisinin tanıştırdığını eserinde yazar21.

Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam adlı biyografisinde bahsettiği şekilde ise Mustafa Kemal ve Kâzım Karabekir’in tanışıklığının Harbiye (1900) yâda Erkan-ı Harp (1902) yıllarına dayandığını belirtmektedir22. Kâzım Karabekir’in Askeri Rüştiye üçünçü Sınıftayken İTC’NİN varlığından abisi Hamdi Beye gelen gazetelerle haberdar olduğunu kendisi hayatım ve İttihat ve Terakki adlı kitaplarında bahsetmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyetine Enver Paşa vesilesiyle 1906 tarihinde girerek ardından Manastır Şubesinin başına geçer.Kâzım Karabekir’in İTC’YE katılmasının sebeplerinden biri temel dünya görüşünün benzerlik göstermesinin yanı sıra kişisel nedenlerde bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi da Karabekir’in babası Mehmet Emin Bey’in Sultan Abdülmecit’in öldürülmesinden sorumlu tutulması ve yıllarca sürgün hayatı yaşaması ve bunun beraberinde görevde terfi etmesinin 20 yıl geriye bırakılmasıdır. Babasının yaşadığı bu olaylar Karabekir’in II. Abdülhamit’e olan kinini artırmış, aynı zamanda İTC’ ye olan ilgisini de arttırmıştır. Karabekir, İTC’

ye katıldıktan sonra Manastır’da İttihat ve Terakki Cemiyetine üye kazandırmak için özverili çalışır. Manastır’daki İTC yapılanmasında Kâzım Karabekir ve arkadaşlarının ciddi çalışmaları sonucu kendisinin de ifade ettiği gibi şu isimleri kazandırılır:Bahriye sınıfından Rauf (Orbay) bey, Nesneli Niyazi’nin dağa çıkarak başlattığı ayaklanmayı bastıran Şemsi Efendiyi vuran Atıf Efendi23, kardeşi Yüzbaşı Hulusi Bey, Edirne’de İsmet İnönü24, Seyfi Bey gibi birden çok subay ve devlet adamının cemiyete girmesini sağlar.

20Çiftçi, a.g.e, s. 11-12.

21Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk, İnkılâp ve Aka Kitapevleri, İstanbul, 1967, s. 30.

22Şevket Süreyya Aydemir Tek Adam, Remzi Kitapevi, 28. Özel Basım, İstanbul, 2011, s. 98.

23 Kazım Karabekir, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2014. s. 67.

24 Her ne kadar Kâzım Karabekir, İsmet Bey’i İTC’ ye kendisinin kazandırdığını belirtse de İsmet Bey, kendisin Fethi ve Refet Beylerin kazandırdığını belirtmektedir; İsmet İnönü, Hatıralar I, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1985, s. 39.

(19)

Manastırdaki stajını tamamladıktan sonra 6 Eylül 1906 tarihinde İstanbul’daki Pangaltı Harbiye Mektebinde görevlendirilir. Burada Tabiye (Askeri Stratejist) olarak yeni görevine başlar. Karabekir, İstanbul’da Harbiye’de görevde bulunduğu zamanlarda da İTC’nin yapılanması için aktif görevlerde bulunarak Cemiyetin gelişmesi için aktif rol oynar. Kazım Karabekir, İttihat ve Terakki Cemiyeti adlı kitabında İstanbul’daki fedai grubunu kendisinin kurduğunu ve kendisinin de bir fedai olduğunu eserinde kaleme almıştır25.

Meşrutiyet ilan edildikten sonra özgürlükçü yaşam sekiz ay kadar sürer. Kısa süren bu özgürlükçü ortam 13 Nisan 1909 (31 Mart) tarihinde İstanbul’da çıkan ayaklanma ile bitmiş26, bu ayaklanma İTC’ nin düzeni sağlayacak kadar yeterli olmadığını göstererek tescillemiştir.Kâzım Karabekir o sıralar Edirne’de bulunan İkinci Orduda Üçüncü Tümene Kurmay Başkanı olarak ataması gerçekleşir.

Kâzım Karabekir, Otuz Bir Mart ayaklanmasının bastırılmasında aktif olarak görevde bulunur. Ayaklanmayı bastıran hareket ordusu iki tümenden oluşmaktaydı.

Bir tanesi Hüseyin Hüsnü Paşa’nın komuta ettiği tümen, Hüseyin Hüsnü Paşa’nın Kolağası (Ön Yüzbaşı) Mustafa Kemal Paşadır. Diğer tümen ise Edirne İkinci Ordudan Şevket Turgut Paşa’nın katıldığı tümendi. (Şevket Turgut Paşa’nın Kurmay Başkanlığını ise Yüzbaşı Kâzım Karabekir yapar.)

Kâzım Karabekir Edirne İkinci Ordu Üçüncü Tümen Komutanlığındaki görevini 1910 senesine kadar sürdürmüş, buradaki görevini tamamladıktan sonra ise 1910 yılında Arnavutluk’taki ihtilalın çıktığı zamanlarda Mürettep Kolordu Harekât Şube Müdürlüğü görevinde bulunmaktaydı27. İsyan sırasında gösterdiği faydalı işlerden dolayı kendisine Mecidi ve Osmanî gibi Nişanlar verilir. İsyanı bastırıldıktan sonra tekrar Edirne’ye döner ve Onuncu Tümende Kurmay Başkanlığı görevine başlar.

27 Nisan 1912 tarihinde Binbaşılığa yükseldikten bir süre sonra Balkan Savaşı patlak verir, savaş başladığı zaman Kâzım Karabekir Edirne Kalesinde bulunmaktadır, Edirne’nin uzun süre direndiği zamanlarda Müstahkem Mevkiindeki Onuncu Tümende Kurmay Başkanı görevini yürütmektedir. Uzun süre direniş gösterilir, ama açlık ve cephane izlikten dolayı direniş başarısızlıkla sonuçlanır. 22

25Karabekir, a.g.e, s. 163.

26Faroz, AHMAD, İttihat ve Terakki, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2004, s. 67.

27Kâzım, Çavdar, Kâzım Karabekir, Sobe Matbaası, İzmir, Yayın Yılı Yok, s. 14.

(20)

Nisan 1913 tarihinde Edirne, Bulgarlar tarafından alınmış28, Kâzım Karabekir de Bulgarlar tarafından esir alınarak Sofya’ya gönderilir. Osmanlı Devleti, İkinci Balkan Savaşını kazanarak Edirne’yi geri almıştır.

29 Eylül 1913 yılında Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Anlaşması şartları na göre:Kâzım Karabekir’in Beş ay süren esaret hayatı sona erer. Kendisi Esaret hayatının ardından İstanbul’a döner, Balkan Savaşı bittikten sonra Karabekir, 1914 tarihinde kırk beş gün süren Avrupa yolculuğuna çıkmıştır. Karabekir, Birinci Dünya Savaşı başlamadan birkaç ay önce İstanbul’da Genelkurmay İstihbarat Şubesinde Alman askeri yetkilileri ile beraber çalışmaktaydı. Birinci Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914’te Avusturya- Macaristan’ın Sırbistan’a savaş açması ile 1 Ağustos 1914’te de Almanya’nın da Rus Çarlığına Savaş ilan etmesi de eklenince hemen herkesin beklediği Birinci Dünya Savaşı başlamıştır29.

Karabekir’in Birinci Dünya Savaşındaki ilk görev yeri 8 Ocak 1915 tarihinde İran Harekâtına memur olarak katılmakla görevi başlamış; fakat daha sonra yapılan bir değişiklik ile görev yeri değiştirilerek İstanbul Kartal 14. Tümen Komutanlığı’na atanmış buradaki görevi ise; Marmara ve Kara deniz kıyılarındaki tahkimat işleri olmuştur30.Karabekir, İstanbul’daki görevinden sonra emrindeki tümeni ile birlikte Çanakkale’de görev yapması için görevlendirilmiş, Çanakkale Savaşı’nda Kereviz Dere’de üç buçuk ay kadar Fransızlar ile savaşmış, Karabekir’in Kereviz Derede Fransızlar ile yaptığı bu savaşta başarılı olmasından dolayı kendisine Muharebe Gümüş Liyakat ve Harp Madalyası verilir.

Karabekir’in Gelibolu da gösterdiği başarılı mücadelesinden sonra 14 Aralık 1915tarihinde kendisine Miralay yani Albaylık rütbesi verilir. Karabekir, 26 Eylül 1915 tarihinde Birinci Ordu Kurmay Başkanlığına atanmış; ama Çanakkale Cephesi Komutanı Liman Sanders Kurmay Başkanlığına daha Kıdemli Albayların getirilmesini istemiş vebunu konuyu ileri sürmüştür.Karabekir, cephe komutanının bu çıkışmasının ardından Galiçya Cephesine gidecek olan ordunun Kurmay Başkanlığına atanmış, daha sonra görev yeri değiştirilerek Irakta bulunan 6. Ordu Komutanı Von der Goltz Paşanın yanında Kurmay Başkanlığına getirilmiştir31.

28Kazım, Karabekir, Bulgaristan Esareti ve Hatıralar-Notlar, Emre Yayınları, İstanbul, 2003, s. 25.

29Norman Stone, Birinci Dünya Savaşı, Doğan Kitap, İstanbul, 2010, s. 35.

30Kırzıoğlu, a.g.e, s. 14.

31Kırzıoğlu,a.g.e, s. 15.

(21)

Kâzım Karabekir bir buçuk sene Irak cephesinde kalmış ve altı ay kadar İngilizlerle savaşmış, Irak Cephesinde görevini yapmaktayken on sekizinci Kolordu komutanlığına atanmıştır. Karabekir’in sürekli görev yerinin değişmesindeki neden;

Enver Paşa’nın Alman hayranlığı etkisinde kalması ve orduyu yanlış komuta etmesinden dolayı Karabekir yapılan bu askeri hamlelere itiraz etmiş ve itiraz ettiği yerlerde de tayini çıkartılır.

Von Der Goltz Paşanın 6 Nisan 1916 tarihinde Kut-ülAmare’ de İngilizleri kuşattığı sırada Tifüs hastalığından ölümünden dolayı yerine Enver Paşa’nın amcası Halil (Kut) Paşa atanır. Kuşatma altında bulunan İngilizler 29 Nisan 1916 tarihinde, Karabekir, Halil Paşa ile yaşadığı sorunlardan dolayı başka bir yerde görev alma isteği üzerine Lice’deki İkinci Orduya bağlı İkinci Kafkas Ordusu Komutanı Cafer Tayyar Paşa ile yerleri değiştirilerek,1917 yılında İkinci Orduya bağlı İkinci Kafkas Ordu Komutanlığına gönderilmiştir.32Kâzım Karabekir, Kafkas cephesinde Üçüncü Orduda görev yapan Ordu Komutanı Vehip Paşanın talebi üzerine Karargâh Merkezi Refahiye’de bulunan Üçüncü Orduya ordusunu dâhil ettiren,Karabekir ardından 28 Ocak 1918 tarihinde Birinci Kafkas Kolordusu Komutanlığına atanır33. Kâzım Karabekir, 1918 senesi içerisinde birçok başarıya imza atarak1877 tarihinde Ruslarla yapılan ve herkesçe bilinen meşhur 93 Harbinde Ruslara kaptırılan ve kırk yıla yakın bir süre Rusların elinde bulunan Sarıkamış ve Kars’ı Ruslardan alarak vatan toprağına kattığı sıralarda Üçüncü Orduda Birinci Kafkas komutanlığı görevini üstlenmiştir34.Osmanlı Devletinde Doğu illerinde Ermeni saldırılarının artmasından dolayı 5 Şubat 1918 tarihinde Erzincan Anlaşmasının geçerliliğini Osmanlı Devleti artık tanımadığını ilan ederek Vehip Paşa Komutasındaki Üçüncü Orduyu savaş için harekete geçirir.

Kâzım Karabekir, Vehip Paşanın komuta ettiği Üçüncü Ordu ile birlikte Yirmi Altı Şubat 1918 tarihinde Erzincan’ı tekrar topraklarımıza katmıştır35.Bu sırada 3 Mart 1918 tarihinde Osmanlı Devleti ile Rusya arasında BrestLitovks Anlaşması imzalanmış, Kâzım Karabekir, Üçüncü Ordu Komutanı Vehip Paşa’nın Emrine karşın 11 Mart 1918 tarihinde Erzurum’u almak için taarruza geçer ve bir gün sonra Erzurum’u düşman işgalinden kurtarmış, bunun yanı sıra 25Nisan 1918 tarihinde de Kars Ermenilerden alınarak vatan toprağına katılmıştır.36Karabekir’in gösterdiği bu

32Kırzıoğlu,a.g.e, s. 16-17.

33Kırzıoğlu, a.g.e, s. 16-17.

34 Çavdar, Kâzım Karabekir, a.g.e, s. 46.

35Çavdar,a.g.e, s. 46.

36Kazım Karabekir, I. Dünya Savaşı Anıları, s. 710-712.

(22)

başarılarından dolayı kendisine Tümgeneral/ Mirliva verilerek paşalığa yükseltilmiş, Karabekir aynı zamanda Osmanlı Devletinde Paşalığa yükseltilen son subay olur.

Kâzım Karabekir Paşa, Rusya ile sınır güvenliğini sağladıktan sonra harekâtını ilerleterek Ermenileri yenmiş ve Gümrü’yü Ermenilerden alarak vatan topraklarına dâhil ederek, Ahıska ve Ahılek’de alınması sonucu zor durumda kalan Ermenistan hükümeti barış istemek zorunda kalmış, Ermenistan Hükümeti ile 14 Haziran 1918 tarihinde Batum Anlaşması imzalanmış37.

Kâzım Karabekir Paşa, Ermenistan harekâtından sonra İngiliz güdümünde olan İran Azerbaycan’a harekât başlatmış, Tebriz’i almak isteyen İngiliz Ordusu ile çok çetin bir savaştan sonra 5 Eylül 1918 tarihinde İngilizleri yenerek Tebriz’e girmiş ve ardından karargâhını buraya taşır. Karabekir Paşa, Haziran 1918 tarihinde Doğu Orduları Grup Komutanı olarak atanan Halil(Kut) Paşa’nın 6 Ekimdeki verdiği emir üzerine Birinci Kafkas Kolordusu ile birlikte Tarhan’a harekât hazırlığında iken Filistin Cephesinden gelen bozgun haberlerinden dolayı kendisine gelen emir üzerine harekâttan vazgeçerek Nah civan’a komuta ettiği ordusu ile birlikte geri çekilmiştir38. 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes anlaşması imzalanmış, anlaşmanın imzalanmasından sonra kendisine İstanbul’dan gelen emir şu yöndedir:

Karabekir Paşaya ordusunun lağvedildiği ve İstanbul’a geri dönmesi istenir.

Mondros Ateşkes Anlaşması şartlarına göre Osmanlı birlikleri 1914 senesindeki sınırlarına çekilmek zorunda kalmışlardır.

Kâzım Karabekir Paşa, yukarıda da bahsedildiği gibi ordusunun lağvedildiğinden ve İstanbul’a çağrılmasından söz ederken Sadrazam ve Harbiye Nazırı Mareşal/Müşir Ahmet İzzet Paşa’nın Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti verileceğini duyduğunu söyler39. Ziya Tütüncü ise ‘’Kâzım Karabekir Paşa’’adlı eserinde kaynak göstermeden böyle bir durumdan söz eder40. Sina Akşın de

‘’İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele’’ isimli eserinde kabine değişiklinden dolayı Kâzım Karabekir’in Genel Kurmay Başkanı olamadığını eserinde kaleme alır41. Takvim yaprakları 28 Kasım 1918’i gösterdiğinde42, Kâzım Karabekir Paşa İstanbul’a geldiğinde, İstanbul Boğazında İtilaf Devletlerinin (İngiltere ve Fransa) gemilerini görür bu duruma çok üzülür ve şu tarihi sözünü söyler: ‘’Tek dağ başı

37Kazım Karabekir, Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik, Emre Yayınları, IV, İstanbul,1994,s. 297- 301.

38Karabekir, Birinci Dünya Savaşı Anıları, s. 371.

39Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz, I, Emre Yayınları, İstanbul, 2003, s. 78.

40Ziya Tütüncü, Kâzım Karabekir Paşa, Milliyetçi Yayınlar, İstanbul, 1975, s. 19.

41Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele, Mutlakıyete Dönüş (1918-1919), I, s. 75.

42Karabekir, a.g.e, s. 84-87.

(23)

mezar oluncaya kadar uğraşmalı’’ der. Daha sonra kurtuluş mücadelesine o gün ant içtiğinden söz etmektedir. Bu amaçla İstanbul’da bir takım görüşmelerde bulunur.İstanbul’daki ilk görüşmesini ise Albay İsmet ( İnönü) Bey ile yapar.

Kâzım Karabekir Paşa, İsmet Bey ile yaptığı bu görüşmede genç komutanların Anadolu’ya görevlerinin başına dönmeleri gerektiğini ve kendisinin de tayinin doğuya ettireceğini, bütün genç komutanların İstanbul da toplanmalarının doğru olmadığını, İsmet Beyle yaptığı görüşmede Doğuda milli bir Türk hükümetinin kurulması düşüncesinde olduğunu söylemiştir43. Karabekir Paşa’nın bu görüşüne göre düşmana uzak olan Doğu Anadolu da Doğuyu kurtaracak olan kurulacakolan bu hükümetin daha sonra geriye kalan Anadolu topraklarının da kurtarılabileceğini,bu görüşüne dayanak olarakda Doğu Anadolu da bulunan 15. Kolordu komutanlığını dayanak göstermektedir44.

6 Aralık 1918 tarihinde Cuma günü Selamlık Töreninde Padişah Vahdettin ile bir görüşme yaptığını ve Padişah Vahdettin’e barış sağlanmadan ordunun zayıflatılmaması gerektiğini, bunun beraberinde genç komutanların tekrardan Anadolu’ya dönüp görevlerinin başında olmaları gerektiğini, Padişah Vahdettin ise kendisine şu sözleri söyler: ‘Sizin gibi genç, mert, şayan-ı itimat kumandana malik olmakla ben ve milletim iftihar eder.’’ Sözüyle Padişah Vahdettin’in kendisine övgü dolu sözlerle karşılık verdiğini,bu konuşmanın kendisinin ve diğer Türk Komutanlarının üzerinde etkili olduğunu ve bu konuşmanın ardından komutanlar Anadolu’ya görevlerinin başına geçerler45. Kâzım Karabekir Paşa, 23 Aralık 1918 tarihinde Harbiye Nazırı Cevat Paşa ve Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak ile de görüştükten sonra kendisinin Tekirdağ’daki 14. Kolorduya tayini çıktığı haberini aldıktan sonra 13 Mart 1919 tarihinde eski görev yeri olan On Beşinci Kolorduya atanır46. Erzurum merkezli bu ordunun adı 5 Nisan 1919 senesine kadar adı Dokuzuncu Ordu olarak görevini icra eder, bu tarihten sonra On Beşinci Kolordu olarak değiştirilmiştir.47.

Kâzım Karabekir Paşa’nın İstanbul’da görüşme yaptığı diğer bir kişi ise ziyaret Mustafa Kemal Paşadır. Mustafa Kemal Paşa ile yaptığı görüşmede bazı konularda görüşürler, kendisi Mustafa Kemal Paşa’yı Milli Mücadele için Anadolu’ya davet

43 Karabekir, İstiklal Harbimizin Esasları(Yakılan Kitap), Sinan Matbaası ve Neşriyat Evi, İstanbul, 1972, s. 29.

44Karabekir,a.g.e.s. 29-30.

45Karabekir, a.g.e, s. 31.

46Tütüncü, a.g.e, s. 21.

47Sabahattin Selek, Anadolu İhtilalı, I, Kastaş Yayınları, İstanbul, 1987, s. 109.

(24)

eder. Karabekir Paşa Mustafa Kemal Paşa’ya şu durumda İstanbul’da durmakla elle tutulur bir sonuç alınamayacağını, burada ancak İtilaf Devletlerinin çıkarlarına göre hareket edilebileceğini, daha önce İsmet Bey’e söylediği sözleri Mustafa Kemal Paşa’ya da şu sözleri söyler: Doğu Anadolu’da kurulacak olan Mili bir hükümet sayesinde hem Doğu Anadolu kurtulacak Doğu Anadolu kurtulduktan sonra vatanın geri kalan topraklarını kurtarabileceklerini, Doğu Anadolu’da halen birliklerini dağıtmayan ordularının olduğunu, bunun beraberinde İtilaf Devletlerinin I. Dünya Savaşından bitkin çıktığı için zor bir savaşı göze alamayacaklarını, İtilaf Devletlerinin Doğu Anadolu’yu işgal edebileceklerini zannetmediğini, ayrıca mücadelenin Rumlar ve Ermenilerle yapılacağını da sözlerine ekler.

Tekrardan Mustafa Kemal Paşa’ya Anadolu’ya gelmesi öncelikli olarak Doğu Anadolu’ya gelmesinin Milli Mücadele için şart olduğunu, Mustafa Kemal Paşa da Kâzım Karabekir Paşa’ya düşüncelerinden dolayı birçok konuda hakverdiğini, Anadolu’ya gelmek için elinden geleni yapacağını dile getirmiştir48. Uğur Mumcu’nun Kâzım Karabekir anlatıyor eserinde ise Mustafa Kemal Paşa’nın bu görüşmeyi yalan olduğunu söylemiştir49. Kâzım Karabekir Paşa yukarıdaki anlattığı olaylara dayanarak Milli Mücadele fikrinin kendisinin bulduğunu iddia etmektedir.Karabekir Paşa’nın savunduğu bu iddia ileride yaşanacak olan siyasi sonuçların doğurmasına neden olmuş, 1930’lu yıllarda Karabekir Paşa’nın eserleri toplatılıp yakılacak ve evraklarına el koyulacaktır. Bu olaylar günümüze kadar gelecek olan siyasi bir ayrımın başlamasına neden olacaktır. Bu tartışmalar neticesindemilliyetçi ve muhafazakâr fikirlerini savunan bazı çevreler Atatürk’e karşı Kâzım Karabekir’in adını ön plana çıkartacaklar hatta ismini bayraklaştırmaya kadar gidecekler bir muhalefet grubu olma yönünde gideceklerdir. Gerçekten, böyle bir görüşme yapılmış mıdır? Yapılmış ise de görüşmenin aslı nedir? İki kişi arasında yapılan ve iki kişi arasında cereyan ettiği iddia edilen görüşmenin gerçek yüzünün ispatlanması oldukça zor gözükse de bu konuşma büyük bir tartışma ortamı yaratır.

Mustafa Kemal Paşa böyle bir görüşmenin yapılmadığını söylemiş,Kâzım Karabekir Paşa Ali Fuat Cebesoy50, Kılıç Ali Paşa ve Mustafa Kemal’e yakın olan isimlerden Ruşen Eşref Ün Aydın gibi isimler görüşmenin yapıldığını söylemektedirler. Ama Kâzım Karabekir Paşa, görüşme ile ilgili iki ayrı yerde farklı durumdan bahsederek çelişkiye düşer. 1933 tarihinde Milliyet Gazetesinde

48Karabekir, a.g.e, s. 109.

49 Uğur Mumcu, Karabekir Anlatıyor, Um: ag Yayınları, Ankara, 2014, s. 179-18.

50Hamdi Gürler, Paşaların Gözüyle Milli Mücadele, Vadi Yayınları, Ankara, 2007, s. 144.

(25)

yayımlanan tartışmaların birinde Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal Paşa’nın yanında bulunduğu zamanda konuştukları odaya birinin girdiğini, odaya giren kişiyi Mustafa Kemal Paşa Ruşen Eşref olarak tanıtarak ve daha sonra ise Mustafa Kemal Paşa bu kişiyi dışarı çıkarttığını söyler51. Kâzım Karabekir Paşa, İstiklal Harbimiz adlı eserinde ise yanlarında yakın dostlarından biri olduğunu Mustafa Kemal Paşa ile yalnız görüşeceklerini, daha sonra bu kişiyi kendisi ile tanıştırdıktan sonra dışarı çıkardığını söyleyen Kâzım Karabekir Paşa, bu kişinin Ruşen Eşref olduğunu daha sonra öğrendiğini söyler52.

Ruşen Eşref ise böyle bir görüşmenin yaşandığını; ama Kâzım Karabekir Paşa’nın anlattığı gibi olmadığını söyleyen Ruşen Eşref, daha çok Kâzım Karabekir Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşadan tavsiye dinler gibi oturduğunu söyler53. Kılıç Ali ise 1955 tarihinde bir yayım evinde çıkan Kılıç Ali ‘’Hatıralarını Anlatıyor’’ adlı eserinde böyle bir görüşmenin yapıldığını; ama bu görüşmenin yapıldığını kendisine Mustafa Kemal Paşa’nın anlattığını Hatıralarında kaleme alır54.

Kâzım Karabekir Paşanın, Mustafa Kemal Paşaya şu sözleri söylediğini:

“…Ben on beşinci kolorduya tayin edildim. Şarka gidiyorum. Orada bütün kuvvetimi hazırlayarak kuracağın milli teşebbüsün bir nüvesini teşkil edeceğim ve seni de reis olarak tanıyacağım...”

Yukarıda anlatılan farklı görüşlerin kısaca özeti; Mustafa Kemal Paşa’nın kabul etmemesine rağmen böyle bir görüşme yapıldığını, görüşmenin içeriğinin nasıl olduğunu, hem Kâzım Karabekir Paşa, hem de Ruşen Eşref net olarak hatırlayamamaktadırlar. Kâzım Karabekir Paşa, 3 Mayıs 1919 tarihinde Eski görev yeri olan 15. Kolordu komutanlığında görevine başlar. Bu kolordu, 5 Nisan 1919’a kadar Dokuzuncu Kolordu olarak sürdürmüştür55. Mustafa Kemal Paşa Dokuzuncu Ordu müfettişi ( 15. Hazirandan 1919’dan sonra ise Üçüncü Ordu müfettişi olur.) 16 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul’dan ayrılmış ve görev yeri olan, Samsun’a vardığında takvim yaprakları 19 Mayıs 1919’u göstermektedir56. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsundaki resmi görevi Mütareke şartlarının uygulanması için görevlendirilmiştir.

Ama Mustafa Kemal Paşa İtilaf Devletlerinin çıkarına ters düşen işler yapınca

51Çiftçi, a.g.e, s. 37.

52Karabekir, a.g.e,s. 108.

53Çiftçi ,a.g.e, s. 38.

54Ali Kılıç, Kılıç Ali Hatıralarını Anlatıyor, Sel Yayınları, İstanbul, 1955, s. 15.

55Kılıç,a.g.e,s. 119

56Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, I, Bilgi Yayınları, Ankara, 2004, s. 175.

(26)

İngilizler Mustafa Kemal Paşa’yı İstanbul’ a geri çağırmak için çalışmalarını hızlandırmışlardır.

Samsun’a vardıktan iki gün sonra yani, 21 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa Kâzım Karabekir Paşa’ya telgraf çekerek bir an evvel kendisi ile görüşmek istediğini, İstanbul’a çağırıldığından dolayı istifa edeceğini, eğer istifa etmesi durumunda Kâzım Karabekir Paşa’nın kendisine destek olup olmayacağına dair bir soru sormuş Kâzım Karabekir Paşa ise bu istifa kararının doğru bir davranış olduğunu ve kendisini destekleyeceğini söylemiştir.57. Kâzım Karabekir’in Milli Mücadeledeki yaptığı çalışmalarının yeterince görülmediği gözükmektedir. Ama yaptığı bu yazışmalar kendisin ne kadar önemli işlere imza attığını gözler önüne sermektedir.

Yapılan bu görüşmelerin ardından Mustafa Kemal Paşa Amasya da Türk Komutanları ile bir görüşme ayarlar. Bu görüşmeye: Ankara’dan Yirminci Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa, Erzurum’dan On Beşinci Kolordu komutanı Kâzım Karabekir Paşa, Konya İkinci Ordu Müfettişi Cemal Paşa, Sivas’tan Üçüncü Kolordu komutanı Refet Bey ve İstanbul’dan yola çıkıp İzmir üzerinden Ankara’ya 8 Haziran tarihinde varan Rauf Bey ile de görüşmeye başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı üzerine yapılan görüşmeye Ali Fuat Paşa Refet Paşa ve Rauf Beyler görüşmede bizzat bulunurken Cemal Paşa ve Kâzım Karabekir Paşalar bizzat katılmasalar da Amasya Görüşmesini desteklemişlerdir.

Amasya Görüşmelerinden alınan kararlardan sonra Kâzım Karabekir Paşa kontrolünde doğu illerinin durumunu görüşmek için Erzurum’da kongre düzenlenmesi için karara varılır. Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey Erzurum’a kongreye katılmak için Erzurum’a doğru yola çıkmışlar, Mustafa Kemal Paşa, Rauf Orbay ve beraberindekiler 3 Haziran 1919 tarihinde Erzurum’a gelmişler, Erzurum’da kendilerini Kâzım Karabekir Paşa ve beraberinde büyük bir kalabalık karşılamıştır58. Gelişen bu zaman diliminde Mustafa Kemal Paşa ve İstanbul Hükümeti arasında ilişki oldukça gerilmiş, takvim yaprakları 23 Haziran 1919’u gösterdiğinde ise İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal Paşa’yı görevden almış59, 7 Temmuz’ u 8 Temmuz’a bağlayan gecede artık aradaki gerginlik artarak devam etmiştir.İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal Paşa’ya son kez çağrıda bulunarak

57Karabekir, a.g.e, s. 175.

58Ergün Aybars, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, s. 154.

59Karpat, a.g.e, s. 119.

(27)

İstanbul’a dönmesi için son emrini verir. Mustafa Kemal Paşa, da gelen bu son emri kabul etmez. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, 9.Ordu Müfettişliği görevinden İstanbul Hükümeti tarafından alınmış, bunun üzerine aynı gün Mustafa Kemal Paşa, askerlik mesleğinden istifa ettiğini Harbiye Nazırına bildirmiştir.

Kâzım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın askerlik görevinden istifa ettikten sonra Milli Mücadelenin gidişatını değiştiren davranışlar sergiler ve bunun beraberinde Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadelenin lideri olması için önemli işlere imza atar.Önce o hemen herkesin bildiği sözünü söyler: “Hepimiz Emrinizdeyiz Paşam” daha sonra yazılı belge sunarak Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadelenin lideri olduğunu yazılı olarak da tesciller. Kâzım Karabekir’in bu sözü söylemesi üzerine Mustafa Kemal Paşa, çok duygulanmış ve Kâzım Karabekir Paşa’ya defalarca sarılarak ve defalarca Kâzım Karabekir Paşa’yı öpmüştür60. Bu olayların yaşandığı sıralarda Kâzım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın tutuklanıp İstanbul’a gönderilmesi için defalarca emir alır.

Erzurum Kongresi Kâzım Karabekir’in fikri liderliği ve Doğu Anadolu’daki, Doğu Karadeniz’deki Milli Varlığımıza yararlı cemiyetlerin sayesinde toplanmıştır.

Kongrenin toplanma amacı Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinin durumunu görüşmek için toplanmaktır. Ama Bu durumun haricinde bir başka husus için de yani, Ermeni çetelerinin saldırılarına karşı çözüm aramak için de toplanır.

Erzurum Kongresi görünürde bölgesel sorunlar için toplanır; ama aldığı kararlar açısından ulusal kongre olarak tarihe geçer61.

Erzurum Kongresi 23 Temmuz ve 7 Ağustos 1919 tarihinde tamamlanmış, kongre Erzurum merkezli Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (ŞAMC) kurulması için karar almış ve doğu bölgesindeki milli varlığımızın yararına çalışan Vilayet-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti dâhil olmak üzere, cemiyetlerin de ŞAMC’ YE katılması kabul görmüştür62.

Sivas Kongresi 4 Eylül–11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanmış,Kâzım Karabekir Paşa, Sivas Kongresinde bizzat bulunmasa da yakından takip etmeye çalışır. Doğru bulmadığı konuları kongrede bulunanlara telgraf yolu ile bildirmiş, Kurtuluş Savaşı süresince On Beşinci Kolordu komutanlığı görevinde bulunmuş,bu

60Karpat, a.g.e s. 323-324.

61Aybars, a.g.e, s. 158.

62Akşin, a.g.e, s. 480.

(28)

sırada Doğuda İngilizlerin desteğiyle Ermeni çetesi Taşsak bölgede yaptığı saldırılardan dolayı Ermenistan üzerine bir sefer düzenleme fikri gündeme gelir. 22 Eylül 1920 tarihinde TBMM tarafından görevlendirilen Kâzım Karabekir Paşa, kendisine verilen görevden altı gün sonra, yani 28 Eylül 1920 tarihinde Ermenistan üzerine harekâtı başlatmış63, bu harekâtın yapılmasındaki amaç: Kars, Ardahan, Artvin( Batum ilçesi dâhil) Ermenilerden geri almak, Ermenilerin bölgedeki etkinliğini kırarak Türkiye’nin Doğu sınırlarını güven altına almaktan ibarettir. Harekâtın sonunda 30 Eylül’de Sarıkamış, 30 Ekim’de Kars ve ardından 7 Kasım’da da Gümrü kurtarılarak vatan toprağına dâhil edilmiştir64.

Kâzım Karabekir Paşa’nın komuta ettiği bu askeri harekât zaferle sonuçlanmış, bu zafer aynı zamanda Kurtuluş Savaşında kazandığımız ilk zaferdir.

Bu zaferden sonra ele geçirilen silahlar Doğu- Batı Cephesine nakledilerek, doğu sınırımız güvenli hale gelir. Kurtuluş Savaşı zaferinden sonra Kâzım Karabekir Paşa 15 Ekim 1922 tarihinde Ankara’ya gelmiş ve Edirne Milletvekili olarak TBMM’ de görev almaya başlamış65, 17 Şubat 1923’te Türkiye’de ilk defa toplantısı yapılan İzmir İktisat Kongresinde başkanlık yapmış, 29 Haziran 1923’te yapılan TBMM ikinci dönem seçiminde Bu defa İstanbul Milletvekili seçilerek meclise girer ve İstanbul’dan Milletvekili seçildiği dönemde fiili olarak Doğu Cephesi Komutanı görevinde bulunmaktadır.21 Kasım 1923 tarihinde "Milli Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı" gösterenlere meclis tarafından yeşil ve kırmızı renklerden oluşan İstiklal Madalyası ödülüne layık görülür. Kâzım Karabekir, 21 Ekim 1923 tarihinde I. Ordu Müfettişliğine atanmıştır. Bu görev aynı zamanda Kâzım Karabekir’in son askeri görevidir. Bu görevinde bir sene beş gün kaldıktan sonra 26 Ekim 1924 tarihinde görevinden istifa ederek askerlik mesleği sona erer. Bundan sonraki yaşamında yani hayata gözlerini yumduğu 1948 senesine kadar, siyasi hayatta adından söz ettirir.

Araştırmanın konusu: Kâzım Karabekir’in Türk Siyasi Hayatındaki rolü olacaktır. Kendisinin Enver Paşa’nın da etkisi ile İttihat ve Terakkiye Manastır’da görev yapmakta iken 1906 tarihinde üye olarak siyasi hayata ilk adımını atmıştır.

İnsanların siyasi, felsefi, dini vs. Gibi konularda ailelerinden etkilendikleri görülmektedir. Kâzım Karabekir’in de tıpkı diğer insanlarda olduğu gibi siyasi görüşünün belirginleşmesinde de ailesinin etkili olduğu görülmektedir. Birde buna

63Karabekir, a.g.e,s. 728.

64Karabekir, a.g.e, s. 845-847.

65Karabekir, a.g.e, s. 845-847.

(29)

babası Mehmet Emin Bey’in Sultan Abdülmecit’in öldürülmesinden dolayı sürgün yemesi ve rütbesinin yirmi sene yükseltilmemesi Kâzım Karabekir’in II. Abdülhamit’e kişisel olarak zıt olması ve beraberinde okulda Arap öğrencilerin Arap milliyetçiliği yapmaları Kâzım Karabekir’in İttihat ve Terakkiye sempatisini arttırmıştır.

Karabekir, İttihat ve Terakki Cemiyetine subay ve bürokrat kişileri cemiyete kazandırarak aktif roller üstlenerek, cemiyette Türklük bilinci giderek güçlenir.

Manastırdan İstanbul’a döndüğünde cemiyet için Fedailer Grubunu kendisinin kurduğunu ‘’İttihat ve Terakki ‘’adlı kitabında kaleme alır ve Manastırda cemiyetin şube başkanlığını da yapar.Kâzım Karabekir, 17 Kasım 1924’te Cumhuriyet Halk Firması’na (CHF) muhalif olarak kurulacak olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasına kurucularının içerisinde bulunacak ve ardından kısa bir süre sonra partinin genel başkanı olacaktır.

İngilizlerin desteği ile Doğuda çıkan Şeyh Sait İsyanından dolayı dönemin Başbakanı İsmet Paşa Takrir- i Sükûn (Suskunluk Yasasını) çıkartır. İsyanın tehlike doğurması düşüncesinden dolayı ülkede tedbirler alınmaya başlanmış, bu tedbirlerin bir tanesi de hükümete karşı muhalif parti olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılması da gündeme gelir. Daha sonraki gelişmeler muhalefete karşı daha sert tedbirler alınmasına ortam hazırlayacak, Atatürk’e yapılması planlanan İzmir Suikast girişimi bir dönüm noktası olarak tarihteki yerini alır. Bu suikast girişimi sonrası Kâzım Karabekir ve arkadaşları bu olayın sorumlusu olarak gösterilecekler ve yargılanıp bu davadan beraat edeceklerdir.

Kâzım Karabekir TBMM ikinci dönemi sona erince milletvekilliği sona erdirilmiş ve ordu açığında bulunduğu zamanda 5 Aralık 1927 tarihinde emekli olur. Yaşanan bu gelişmelerden sonra uzun bir zaman dinlenmeye çekilmek zorunda bırakılan Kâzım Karabekir Paşa, dönemin hükümetiyle ters düşmesinden dolayı sıkıyönetim altında tutulması istenen seksen dört kişinin başında yer alarak on yıl takip ve gözaltında tutulmuştur. Hatıralarını yazdığı ‘İstiklal Harbimiz’ adlı kitabı dönemin hükümetinin kararı ve Takrir-i Sükûn (Suskunluk Yasası) gereğince kitap toplatılıp piyasaya sürülmeden yakılmıştır.Kâzım Karabekir,Atatürk’ün ölümünden sonra yeniden siyasi yaşamını sürdürmek için 1939 seçimlerinde İstanbul’dan milletvekili seçilerek meclise girmiş,1943-1946 yılları arasında da milletvekilliği görevinde bulunmuş, ardından 5 Ağustos 1946 tarihinde yapılacak olan TBMM başkanlığı seçimlerinde Meclis Başkanı seçilmiş, Kâzım Karabekir 26 Ocak 1948 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu,Ankara’da hayata gözlerini yummuştur.

(30)

Kâzım Karabekir’in hayatı ve askerlik yaşamı hakkında birden çok araştırma yapılmış,hayatını konu alan eserlere bakıldığında Fahrettin Kırzıoğlu, Kazım Çavdar, Ali Gülerin ‘Kâzım Karabekir’ adlı eserleri Kâzım Karabekir’in hayatını konu alan bilindik eserlerdir. Bu eserler Kâzım Karabekir’in soyunu, ailesini ve hayatını konu alan önemli bilgiler içermektedir. Kâzım Karabekir’in askerlik yaşamını konu alan eserlere baktığımızda Muhammet Erat, Erol Evcin ve Cemalettin Taşkıran’ın Yüksek Lisans Tez çalışmaları bulunmaktadır. Siyasi hayatındaki araştırmalara bakınca Ali Çifti’nin Doktora çalışması olan “Kâzım Karabekir’in Siyasal Hayatı”dır

(31)

1. BİRİNCİ BÖLÜM

TERRAKKİPERVER FIRKASINA GİDEN ZAMAN VE KÂZIM KARABEKİR Türkiye Büyük Millet Meclisi Açılışından Önce Yaşanılan Siyasal Olaylar

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı sonrasında Otuz Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamış, imzaladığı bu antlaşmanın Yedinci Maddesine göre Osmanlı Devleti fiilen sona erer. Söz konusu bu Yedinci Maddeye göre İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edebilecek herhangi bir bölgeyi işgal etme hakkına sahiptir. Bu durum ülkenin topraklarını işgale açık bir duruma getirir. Bu durumu fırsat bilen İngiltere, Fransa, İtalya gibi sömürücü devletler Osmanlı topraklarını kendi aralarında paylaşmışlardır. Birinci Dünya savaşının verdiği bitkinlik ve yılmışlık Türk halkının üzerinde etkili olmuş, ülkenin çeşitli yerlerinde ise halk işgallere karşı direniş örgütleri kurmaya başlar. Ülkenin içerisinde yaşanan bu hazin durum karşısında altı yüz yıl boyunca saltanat sürmüş olan İstanbul Hükümeti tepkisiz bir şekilde olan biteni seyreder.

İstanbul Hükümetinin verdiği imtiyazlar ve gösterdiği yumuşak politikalar bir sonuç vermez. Ülkenin askeri bir müdahale ile kurtulacağına inan askerler ve münevver kişiler bulunur. Askerin ve aydın kişilerin kurtuluş yolları araması sarayı, askerden ve milletten kopma noktasına getirir. Sarayın halkı düşünmek yerine kendi çıkarlarını düşünmesi, halkın mili bilincini uyandıracak gereken müdahaleyi yapamaması sonucunda Türk askerinin genç subayları Türk halkının bağımsız yaşama duygusuna sahip çıkarak Türk Kurtuluş Savaşını başlatırlar. Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir Paşa, Refet Bele, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi subaylar Osmanlı Devletinin yıkılmasının ardından çağdaş medeniyetler ile yarışacak bir devletin kuruculuğunu üstlenirler.

1.1.Paşalar Açısından Kurtuluş Çareleri

Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra askeri birlikleri dağıtılan Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir Paşa, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele Başkent

Referanslar

Benzer Belgeler

29 Aralık 1916 tarihli İngiliz savaş kabinesi toplantısında Balkanlarda Almanya, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti’nin yürüttüğü faaliyetleri anlatan bir istihbarat

İşte bu, o ışık varlıkların, Hare gezegeninin sahipleri Lû’ların hikâyesi.... Bizim bildiğimiz yedi renkli renk tayfından başka bir tayf daha var Lû’ların

Millî Mücadele’nin Ardından İstanbul’a Dönüş ve İlk Gelişmeler Kâzım Karabekir Paşa, İstanbul Milletvekili ve Birinci Ordu Müfettişi sıfatlarıyla ilk İstanbul

Üreme araflt›rmac›lar›, meni ak›nt›s› içinden yüksek kaliteli spermleri seçmek için yeni bir yöntem belirlediler: Elektrik ak›m› kullan- mak.. Sa¤l›kl›

Her mezarın içini görüyormuşçasına pencereleri Abbasağa Mezarlı­ ğına bakan Beşiktaştaki Madam Mari pansiyonundan yıllarca bir türlü ay- rılmaımasile,

Tam bir demokrasinin şartların­ dan biri de ademi merkeziyettir: Ülkenin muhtelif mıntaklarına ve bilhassa bizde köy ve belediye şeklinde görünen komünlere

Günümüzde Talas, Kentsel, Arkeolojik, Tarihi sit alanları olarak ilan edilip korunan tarihi doku, bu dokunun hemen yanıbaşında yer alan ve geçmiş tarihli

Süperfisial keratektomi sonrası uygulanan konjunktival flepin kangal ırkı köpekte ilk kez rapor edilen korneal dermoid olgusunun sağaltımında başarılı olduğu