• Sonuç bulunamadı

TÜRK SİYASETİNDE REFAH PARTİSİ DENEYİMİ: GELENEK, İDEOLOJİ VE POLİTİKA

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "TÜRK SİYASETİNDE REFAH PARTİSİ DENEYİMİ: GELENEK, İDEOLOJİ VE POLİTİKA"

Copied!
457
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANA BİLİM DALI

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER PROGRAMI DOKTORA TEZİ

TÜRK SİYASETİNDE REFAH PARTİSİ DENEYİMİ: GELENEK, İDEOLOJİ VE

POLİTİKA

ÖMER BAYKAL 15716001

TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. ÖMER ÇAHA

İSTANBUL 2017

(2)

T.C.

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANA BİLİM DALI

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER PROGRAMI DOKTORA TEZİ

TÜRK SİYASETİNDE REFAH PARTİSİ DENEYİMİ: GELENEK, İDEOLOJİ VE

POLİTİKA

ÖMER BAYKAL 15716001

TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. ÖMER ÇAHA

İSTANBUL 2017

(3)
(4)

iii

ÖZ

TÜRK SİYASETİNDE REFAH PARTİSİ DENEYİMİ: GELENEK, İDEOLOJİ VE POLİTİKA

Ömer BAYKAL

Eylül, 2017

Türk Siyasetinde Refah Partisi Deneyimi: Gelenek, İdeoloji ve Politika adlı çalışmamız temel düzeyde 12 Eylül sonrası çok partili hayatın yeniden tesis edilmesi ile iktidar mücadelesine dahil olan ve 1998 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Refah Partisi’nin politik düşüncesini ve iktidar deneyimlerini ele almaktadır. Teorik olarak modern siyasete ait kavramlar ve çağdaş siyasal gelişmeye ait eleştirel yaklaşımlar ele alındıktan sonra, Milli Görüş Hareketinin bir temsilcisi olarak Refah Partisi’nin gelenek içerisindeki yeri sorgulanmış; kendisinden önce ve sonra var olan politik deneyimlere ne düzeyde aracılık ettiği gelenek içi bir tartışma üzerinden sınanmıştır. İkinci olarak Refah Partisi’nin ideolojik tahlili politik aktörler ve siyasal teoriye ait devlet, demokrasi, ekonomi, laiklik ve insan hakları kavramlarına üzerinden incelenmiştir. Modern Türk siyasetinde iktidar mücadelesi veren Refah Partisi’nin Türk modernleşmesine bakışı, İslamcılık söylemi ve din anlayışı ayrıca ele alınmıştır. Türk siyasetinin yaşadığı yapısal kriz ile geliştirilen Adil Düzen söylemi üzerinden üretilen meclis içi muhalefet ile yerel iktidar başarısının ne ölçüde merkezi iktidar başarısına katkı yaptığı değerlendirilmiştir.

Refah Partisi’nin Doğru Yol Partisi ile yaptığı koalisyon ve iktidar süresince cari rejimin gösterdiği politik refleks 28 Şubat askeri müdahalesi üzerinden ele alınmıştır.

Milli Görüş hareketi ve Refah Partisi, Türk siyasal hayatında cari olan iktidar bölünmelerinin ötesinde ortaya koydukları düşünce ve pratikler ile alternatif bir siyaset iddiasında olmuşlardır. Türk siyasal hayatı için Milli Görüş hareketinin alternatif bir politika ürettiği iddiası ele alınarak sorgulanmıştır. Böylece Refah Partisi’nin Milli Görüş hareketine ve modern Türk siyasetine olan katkısı çözümlenmeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Refah Partisi, Milli Görüş, Adil Düzen.

(5)

iv

ABSTRACT

WELFARE PARTY EXPERIENCE IN TURKISH POLITICS: TRADITION, IDEOLOGY AND POLITICS

Ömer BAYKAL Eylül, 2017

“Welfare Party Experience in Turkish Politics: Tradition, Ideology and Politics”

addresses the political thought and power experience of the Welfare Party, which was included in the struggle for power with the reestablishment of the multi-party life after 12 September and closed by the Constitutional Court in 1998. After discussing the theoretical concepts of modern politics and the critical approaches to contemporary political development, the role of the Refah Party in tradition as a representative of the Milli Görüş Movement was questioned; it has been tested through an in-context discussion of how it mediates with existing political experiences before and after it. Secondly, the ideological analysis of the Welfare Party is examined based on the political actors and the political theory of state, democracy, economy, secularism and human rights. The view of the Refah Party towards Turkish modernization, Islamic discourse and understanding of religion have also been discussed. It has been assessed the effect of the Fair Order developed by Welfare Party and the structural crisis of Turkish politics on the success of central government of Welfare Party. The political reflex of the current regime during the coalition with the True Path Party was addressed through the February 28th military intervention. The Milli Görüş Movement and the Refah Party have been in the opinion of an alternative politics with the thoughts and practices they have put forth beyond the current divisions of power in the Turkish political life. It was questioned about the Turkish political life that the Milli Görüş Movement produced an alternative policy. So, the contribution of the Refah Party to the Milli Görüş Movement and modern Turkish politics has been tried to be solved.

Key Words: Welfare Part, National Outlook Movements, Justice Order.

(6)

v

ÖN SÖZ

Türk Siyasetinde Refah Partisi Deneyimi: Gelenek, İdeoloji ve Politika başlığını taşıyan çalışmamız, 12 Eylül sonrası yeniden tesis edilen çok partili hayat içerisinde mücadele veren; önceleri sessiz ve selefi konumundaki partilerin sınırları içerisinde, 1990 sonrasında ise dil değişimine ve genişlemeye bağlı olarak güç kazanan Refah Partisi’nin politik varoluşunu, ideolojisini ve iktidar deneyimini ele almaktadır.

Refah Partisi’nin kendinde önce var olan Milli Nizam Partisi ve Milli Selamet Partisi’nin devamı olarak Milli Görüş Hareketi’nin içerisinde mücadele vermesi geleneğin devamı olarak okunmayı zorunlu kılmaktadır. Refah Partisi sadece kendisini konumlandırdığı Milli Görüş geleneği içerisinde değil İslamcı siyasetin de ana akım temsilcisi olması bakımından çok daha büyük ve tarihsel bir resmin içerisinde yer almaktadır. İslamcılık düşüncesi ve Milli Görüş hareketinin mevcut siyasi düzen ile olan gergin yapısına rağmen Refah Partisi’nin modern Türk siyasetinde verdiği mücadele, sahip olduğu ideolojiyi geleneksel ve modern düşünce ile telif etmeye sevk etmiştir. Sistem ve aktörleri tarafından rejim dışı olmakla itham edilen Refah Partisi geliştirdiği dil ve kazandığı toplumsal kesimler ile önce yerel daha sonra merkezi idarede kazandığı başarı ile Türk siyasetinde önemli bir aktör haline geldi. İslamcı siyasetin kendi sınırlarını da aşarak kitlesel bir mahiyet kazanmasında Refah Partisi deneyimi önemli bir rol oynamıştır. Dünü ve bugünü birleştiren bir aktör olarak Refah Partisi Türk siyasetinin en kritik varoluşunu ifade etmektedir. Bu amaçla refah partisi, gelenek, ideoloji ve politika bağlamında ele alınarak çözümlenmeye çalışılmıştır.

Çalışmamızda akademik literatürün yanında birinci derecede Refah Partisi’ne ait kaynaklar kullanılmış ve parti adına siyaset yapmış yöneticiler ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Yargı kararları ile partiye ait kaynakların büyük oranda imha edilmesi Türkiye’de sadece partilerin hukuki niteliğinin değil hafızalarının da silinmesine neden olmaktadır. Yakın bir zamanda kapanmasına, bir hareket olarak Milli Görüş’ün devam etmesine ve parti mensubu kişiler tarafından arşiv çalışması yürütülmesine rağmen partiye ait kaynakların çok azının mevcut olması tez süresince önemli bir sorun olarak karşıma çıktı. Bu noktada mevcut kaynakların temini hususunda yardımcı olan Milli Görüş Hareketi’nin düşünce kuruluşu ESAM’a ve kıymetli yöneticilerine teşekkür borç bilirim.

Sorularımıza büyük bir açıklıkla cevap veren ve çalışmamızın eksikliklerini gidermemize yardımcı olan kıymetli Oğuzhan Asiltürk, Recai Kutan, Ahmet Tekdal, Bülent Arınç, Nejdet Külünk, Nevzat Laleli, Arif Ersoy, Arif Calban, Şükrü Karatepe, Yasin Hatipoğlu, Halil Ürün, İhsan Aktaş, Mustafa Yeneroğlu, Mustafa Yılmaz, Fethullah Erbaş, Oya Akgönenç ve Salim Uslu’ya değerli yardımlarından dolayı teşekkür ederim. Politik hafıza ile gerekli iletişimi kurmamı sağlayan eğitimci-sosyolog Erol Erdoğan’a verdiği destekten dolayı kendisine müteşekkirim.

(7)

vi

Tüm entelektüel ürünler gibi akademik çalışmalar da bir tarafta “kafa konforu” diğer tarafta disiplin eşliğinde yürütülmektedir. Benim için her ikisini sağlayan isim kıymetli hocam, tez danışmanın Ömer Çaha’dır. Ömer Hocayı nev-i şahsına münhasır kılan orijinal fikirleri, velut yazarlığı ve seyyahlığının ötesinde bu “ülkenin insanı” olmasıdır. Hocam, “evlat” diye seslenip gösterdiği o hoşgörülü tavır sayesinde her zaman ve her konuda kapısını çalınacak engin bir liman olmuştur.

Diğer taraftan Ömer Hocanın zaman zaman “üstat” diye seslenişi hiyerarşik değil eşit bir ilişki kurduğuna işaretti. Doktora yeterlilik aşamasında ve tez çalışmasında verdiği kıymetli destek, gösterdiği hoşgörü için Ömer Hocama ne kadar teşekkür etsem azdır. Ömer Hoca, üniversite hocalığının kıyısında yer alan doktor adayları için gösterdiği ilkeler ile takip edilmesi gereken ender isimlerden birisidir.

Tez jürimde yer alan Prof. Dr. Cengiz Çağla, Prof. Dr. Michelangelo Guida, Prof.

Dr. Şenol Durgun ve Prof. Dr. Mehmet Akif Okura hocalarıma verdikleri destek, yaptıkları kıymetli katkılar için teşekkürler.

Doktora tezi her ne kadar bir konu etrafında mahdut ve derinlemesine bir çabayı gösterse de gerisinde entelektüel bir birikimi ortaya koymaktadır. Bizim gibi akademinin dışında olan isimleri bu alana sevk eden Atilla Yayla, Vedat Bilgin, Kadir Cangızbay, Muhittin Bilge, Bekir Berat Özipek, Erdinç Yazıcı, Alev Erkilet, M. Lütfullah Karaman hocalarıma ve kıymetli dayım Ümit Hüseyin Güney’e verdikleri destekten dolayı teşekkür ederim.

Doktora eğitimimin önemli bir kısmı iş hayatım ile birlikte devam etti. Bu zorlu süreci benim için kolaylaştıran Yıldız Holding’in üst düzey yöneticisi Mehmet Evrenol’a şükranlarımı sunarım.

Doktora tezi büyük oranda İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Kütüphanesinde kaleme alındı. Eşsiz bir çalışma ortamının sağlanması ve ilgili kaynakların temini hususunda verdikleri destekten dolayı İSAM Kütüphanesi yöneticileri ve çalışanlarına teşekkür ederim.

Soğuk Ankara akşamlarında beni misafir etmenin yanında mülakatlara iştirak eden, ulaşamadığım kaynakları TBMM ve Milli Kütüphane’den temin eden kıymetli dostum Huzeyfe Arslan’a ne kadar teşekkür etsem azdır.

Sadece doktora sürecinde değil tüm hayatım boyunca varlıklarını arkamda hissettiğim, beni yalnız bırakmayan anne ve babama yapılacak bir teşekkürün ne kadar az kalacağını bilerek onlara şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varsınız.

Doktora sürecinin büyük kısmını benimle birlikte öğrenci devam eden, sıkıntılarımızı paylaştığım, dünün öğrencisi bugünün üniversite hocası olan ablam Elif’e verdiği cesaret, şevk ve destek için nihayetsiz teşekkürler. Gelecek günlerin çok daha da iyi olacağı temennisi ile.

Sadece doktora yazım aşamasında değil yeterlilik ve ders aşamasından itibaren akademik çalışmalarımın tüm ağırlığını benimle birlikte çeken, üzerimdeki yükü hafifleten ve yaşadığım tüm duraksamalarda bana güç veren eşim Nur’a yapılacak teşekkürün kuru kalacağını bilerek şükranlarımı sunuyorum. Çalışmamı sevgili eşime, kıymetlime, Nur’uma atfediyorum.

Eyüp, Ağustos, 2017 Ömer BAYKAL

(8)

vii

İÇİNDEKİLER

ÖZ ... iii

ABSTRACT ... iv

ÖN SÖZ ... v

KISALTMALAR ... ix

1. GİRİŞ ... 1

2. SOSYAL VE SİYASAL TEORİ OLARAK MODERNİTE ... 13

2.1. Modern Siyasetin İnşası ... 13

2.1.1. Modern Toplum ve Birey ... 17

2.1.2. Modern Siyasetin Sınırları ... 25

2.1.3. Modern Siyasetin Ontolojisi: Tarih, Doğa ve Biçim Olarak Devlet ... 29

2.2. Modern Toplumun Aracı Kurumu Olarak Siyasal Partiler ... 42

2.2.1. Tipolojilerine Göre Siyasal Partiler ... 46

2.2.2. Siyasi Partileri Tasnif Problemi ... 51

2.3. Avrupa Merkezciliğin Eleştirisi ve Muhalif Bir Siyaset Olarak İslâmcılık ... 53

3. MUHALİF BİR HAREKET OLARAK MİLLİ GÖRÜŞ GELENEĞİ ... 73

3.1. Milli Nizam Partisi ... 73

3.1.1. Milli Nizam Partisi’nin Kuruluşu ... 73

3.1.2. Milli Nizam Partisi’nin İdeolojik Dayanakları ... 78

3.1.3. 12 Mart Askeri Muhtırası ve Milli Nizam Partisi’nin Kapatılması ... 86

3.2. Milli Selamet Partisi ... 88

3.2.1. Milli Selamet Partisi’nin Kuruluşu ... 88

3.2.2. Milli Selamet Partisi’nde Örgüt ve İdeoloji ... 89

3.2.3. Milli Selamet Partisi ve İktidar Deneyimi ... 96

3.2.4. 12 Eylül Askeri Darbesi ve Milli Selamet Partisi’nin Kapatılması ... 103

3.3. Refah Partisi ... 105

3.3.1. Refah Parti ve Milli Görüş Hareketi’nin Kitleselleşmesi ... 105

3.3.2. Refah Partisi’nin Milli Görüş İçerisindeki Yeri ... 109

3.4. Fazilet Partisi ... 112

3.4.1. Fazilet Partisi ve Milli Görüş Hareketinde Kırılma ... 112

3.4.2. Fazilet Partisi ve Milli Görüş Hareketinde İdeolojik Dönüşüm ... 113

3.4.3. Fazilet Partisi Sonrası Milli Görüşteki Siyasal Tecrübeler ... 114

3.5. Siyasi Bir Gelenek Olarak Milli Görüş Hareketi ... 115

4. REFAH PARTİSİ’NDE ÖRGÜT VE POLİTİK AKTÖRLER ... 128

4.1. Aşkın Bir Lider Olarak Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan . 128 4.1.1. Erbakan’ın Kariyeri ... 131

4.1.2. Erbakan’ın Politik Üslubu ... 133

4.1.3. Erbakan’ın Politik Düşüncesi ... 138

4.1.4. Erbakan’ın Türk Siyasetine Katkısı ... 142

4.2. Refah Partisi’nde Örgüt ve Kimlik ... 145

4.3. Refah Partisi Hanımlar Komisyonu ve Kadın Aktörler ... 150

4.4. Refah Partisi ve Gençlik Örgütlenmesi ... 159

4.5. Refah Partisi ve Avrupa Milli Görüş Teşkilatı ... 164

5. REFAH PARTİSİ VE İDEOLOJİ ... 170

5.1. Refah Partisi’nde Politik Dilin Seyri ... 170

(9)

viii

5.1.1. 12 Eylül Rejimi ve Refah Partisi’nin Seksenler Siyaseti ... 172

5.1.2. Refah Partisi’nde Politik Söylem Değişikliği ve Kitlesel Siyaset ... 185

5.2. Refah Partisi ve Politik Kavramların Anlamı ... 199

5.2.1. Refah Partisi ve Devlet Kavramının İçeriği ... 199

5.2.2. Refah Partisi ve Demokrasi Kavramının Seyri ... 202

5.2.3. Refah Partisi’nin Laiklik Perspektifi ... 205

5.2.4. Refah Partisi’nin İnsan Hakları Anlayışı ... 208

5.2.5. Refah Partisi’nin Milliyetçilik Anlayışı ve Kürt Sorununa Bakışı ... 210

5.2.6. Refah Partisi’nin Ekonomi Politiği ve Adil Düzen ... 220

5.3. Refah Partisi’nin Türk Modernleşmesine Bakışı ... 227

5.4. Refah Partisi’nde İslamcılık Düşüncesi ve Din Söylemi ... 232

6. REFAH PARTİSİ VE İKTİDAR DENEYİMİ ... 241

6.1. Refah Partisi’ne İktidara Yolunu Açan Temel Unsurlar ... 241

6.1.1. Türk Siyasetinin Yapısal Krizi ve Refah Partisi Deneyimi ... 241

6.1.1.1. 12 Eylül Sonrasında Merkez Solun İnşası ve Krizi ... 241

6.1.1.2. Doksanlar Siyasetinde Merkez Sağın Krizi ... 249

6.1.1.3. Alternatif Siyaset olarak Refah Partisi’nin Yükselişi ... 256

6.1.2. Refah Partisi’nin Parlamento İçi Muhalefet Deneyimi (1991-1995) ... 259

6.1.3. Refah Partisi’nin Mahalli İktidar Deneyimi ... 271

6.2. Refah Partisi’nin Merkezi İktidar Tecrübesi ... 287

6.2.1. 24 Aralık 1995 Milletvekili Seçimleri ve RP’nin Sisteme İlerleyişi ... 289

6.2.2. Refahyol Koalisyonun Kuruluşu ... 293

6.2.3. Refahyol Koalisyonu ve İç Siyaset ... 294

6.2.4. Refahyol İktidarı ve Refah Partisi’nin İslamcı Pratikleri ... 299

6.2.5. Refahyol Dönemi ve Dış Politika ... 304

6.2.6. Refahyol Koalisyonu ve Ekonomi ... 307

6.3. 28 Şubat Askeri müdahalesi ve Refah Partisi’nin Kapatılması ... 309

6.3.1. 28 Şubat Askeri Müdahalesi ... 309

6.3.2. Refahyol İktidarının Sonu ... 317

6.3.3. Refah Partisi’nin Kapatılması ... 318

7. KATMANLI SİYASET VE ALTERNATİF POLİTİKANIN İNŞASI .... 323

7.1. Osmanlı-Türk Siyasal Hayatında İktidar-Muhalefet Birikimi ... 323

7.1.1. Geç Osmanlı İmparatorluğunda Muhalefet Deneyimi ... 324

7.1.2. I. TBMM’de Siyasi Ayrışma ve Politik Muhalefet ... 337

7.1.3. Kemalist Rejimin İnşası ve Muhalefet Deneyimleri ... 339

7.1.4. Çok Partili Hayata Dönüş ve Merkez Sağın Kuruluşu ... 342

7.1.5. “Ortanın Solu” Düşüncesi ve Merkez Solun İnşası ... 350

7.1.6. Dualist İktidarın Çözülmesi ve Alternatif Siyasetin Kuruluşu ... 353

7.2. Refah Partisi ve Alternatif Politikanın İnşası ... 355

7.2.1. Refah Partisi ve Geleneğin İnşası ... 356

7.2.2. Katmanlı Siyasetin İnşası ... 364

8. SONUÇ ... 385

KAYNAKÇA ... 396

(10)

ix

KISALTMALAR

age: Adı geçen eser agm: Adı Geçen makale

AİTİA: Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi AK Parti: Adalet ve Kalkınma Partisi

ANAP: Anavatan Partisi AP: Adalet Partisi

AMGT: Avrupa Milli Görüş Teşkilatı AYM: Anayasa Mahkemesi

BTP: Büyük Türkiye Partisi der.: Derleyen

DİSK: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DP: Demokrat Parti

DSP: Demokratik Sol Parti DYP: Doğruyol Partisi

CHP: Cumhuriyet Halk Partisi CGP: Cumhuriyetçi Güven Partisi Ed.:Editör

FP: Fazilet Partisi HP: Halkçı Parti

HEP: Halkın Emek Partisi

IGMG: İslam Toplumu Millî Görüş IDP: Islahatçı Demokrasi Partisi İTÜ: İstanbul Teknik Üniversitesi MÇP: Milliyetçi Çalışma Partisi MDP: Milliyetçi Demokrasi Partisi MGK: Milli Güvenlik Kurulu’nda MGP: Milli Güven Partisi

MGV: Milli Gençlik Vakfı MNP: Milli Nizam Partisi MP: Millet Partisi

MSP: Milli Selamet Partisi MTTB: Milli Türk Talebe Birliği

MÜSİAD: Müstakil İş Adamları Derneği RP: Refah Partisi

SCF: Serbest Cumhuriyet Fırkası SHP: Sosyal Demokrat Halkçı Parti

SSCB: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği SODEP: Sosyal Demokrat Parti

SP: Saadet Partisi

TESEV: Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı TBB: Türkiye Barolar Birliği

(11)

x

TBMM: Türkiye Büyük Millet Meclisi TİP: Türkiye İşçi Partisi

TOB: Türkiye Odalar Birliği

TOBB: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TPCF: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası t.y.: tarih yok

yay. haz.: Yayına hazırlayan YDH: Yeni Demokrasi Hareketi YÖK: Yükseköğretim Kurumu YSK: Yüksek Seçim Kurulu YTP: Yeni Türkiye Partisi y.y.: Yayın yeri yok y.y.: Yayınevi yok

(12)

1

1. GİRİŞ

Siyasal partiler bir program doğrultusunda, sahip oldukları değerler, ideolojiler, kendilerini konumlandırdıkları tarihi olaylar ve kişiler, partiye yön veren liderler ve temsil ettikleri toplumsal taban dahilinde siyasi iktidarı ele geçirmek amacıyla örgütlenmiş tüzel kişilerdir. Muhtelif kişilerin belli idealler etrafında bir araya gelerek olağan ya da sıra dışı yollarla yönetimi ele geçirme ve toplum üzerinde söz sahibi olma iddiası insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte bu amacın siyasal partiler üzerinden yapılması modern dönemlere ait bir olgudur. Dolayısıyla bireysel, toplumsal ve siyasal alan üzerinde kökten belirleyici olan modern dönem, iktidar ilişkilerinin kurulması ve işleyişi anlamında dünya ölçeğinde farklı bir resim ortaya koymaktadır.

Avrupa’da yaşanan bilimsel, ekonomik, kültürel ve siyasal tecrübeler, Batı’nın kendini konumlandırdığı merkezi pozisyon neticesinde Batı dışı toplumlar aleyhine işleyen, kapatılması ve telafisi güç neticeler doğurdu. Batılı elitler kadar kendi toplumlarını Batı ekseninde dönüştürme gayreti içerisine giren Batı dışı yönetici sınıflar, Batı’nın bir “iç dönüşüm” olarak yaşadığı değişimi, Batı’nın kendi tarihselliğinden kopartarak taklit etme, uyarlama ve tepeden dayatma çabasına girerek modernleşme adı verilen siyasal gelişme örneklerini sergilemişlerdir. Batı modernitesine ait büyük bir resimden bahsedilmekle beraber Batı dünyası da kendi içerisinde yaşadığı dönüşümler açısından bir hayli zengin, zaman zaman birbiriyle taban tabana zıt ve çelişik bir birikim ortaya koyması bakımından mütecanis bir entelektüel birikim olmaktan bir hayli uzaktır. Sonuç olarak, Batı’nın siyasal gelişme evresini ikinci el olarak kendi coğrafyalarına tatbik eden Batı dışı toplumların modernleşme deneyimleri, tarihsel ve ontolojik olarak modernitenin özgünlüğünden sahip oldukları kültür uyarınca farklılaşmışlardır.

Türk siyasal hayatı olarak ifade edilen ve Osmanlı imparatorluğunun fiilen son bulup Türkiye Cumhuriyeti’nin henüz resmen kurulmadığı; “iktidar boşluğu” olarak açıklanabilecek I. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile başlatılan modern Türkiye, büyük oranda Osmanlı İmparatorluğunun yaşamış olduğu yenileşme

(13)

2

hareketlerinin bir sonucu olarak devraldığı siyasi tecrübe, insan kaynağı ve hukuk birikimi üzerine inşa olmuştur. Kendileri de Osmanlı okullarında eğitim almış, modernleşme olgusunun yoğun epistemik etkisinde kalmış orta ve üst düzey devlet görevinde bulunan Batılılaştırıcı Kemalist elitlerin, Osmanlı geçmişine karşı gösterdikleri reddiyeci tutuma ve kopuş tezine rağmen Modern Türkiye’nin siyasal birikimi büyük oranda Osmanlı İmparatorluğundan iktibas edilen anayasal gelişme tecrübesine, siyasal partiler deneyimine, kurumsal yenileşmeye ve modernleştirici elitlerin sınıfsal karakteri üzerine bina edilmiştir. Mahiyet bakımından Osmanlı ve Türk modernleşmeleri birbirleri ile kayda değer farklılıkları barındırmakla beraber süreklilik ilişkisi göz ardı edilemeyecek düzeyde önemlidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ve kurucu ideolojisi olarak Kemalizm, yeni bir ülke, tarih, kimlik, inanç ve toplum inşa etme gayreti olarak hegemonik bir mahiyete sahip olmuştur. Cumhuriyet döneminde modern olanın temel düzeyde, Kemalist değerler, kişiler ve kurumlar etrafında örüldüğü ifade edilebilir. Siyasal ve hukuki olanın sınırları modernliğin ve Kemalist ideolojinin çizdiği çeper dahilinde işlemiştir.

Cumhuriyet döneminde alternatif modernleşme ve Batılılaşma arayışları olmakla birlikte hiçbirisi baskılayıcı ve belirleyici Kemalist düşüncesinin sınırlarını aşmada yeterli düzeyde başarılı olamamış ve resmi kapanın içerisinde iktidar mücadelelerini yürütmüşlerdir.

Türk siyasetine politik rengini veren ana aktör, Kemalizm’in taşıyıcısı, sistemin kurucusu olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir (CHP). Türk siyaseti, faklı dönemlerde, muhtelif isimler altında, bir çok muhalif aktör üretmesine rağmen CHP sistemin katalizatörü olarak, tek-parti döneminde tartışılmaz güç, çok-partili hayatta da uzun süre devletin gayrı resmi temsilcisi olarak politik mücadele içerisinde yer almış en önemli tüzel kişiliktir. CHP, demokratik işleyişin güç kazanmasına koşut olarak siyasi tekelini yitirdiği dönemde dahi bürokrasi, devlet güdümlü burjuvazi ve entelektüel destek ile resmi ideolojinin varlığını tahkim edebilmiştir. Sistemin merkezine görece uzak fakat merkezin içinden çıkan, merkez ile dirsek teması olan siyasal partilerin sınırlı muhalefeti, iktidar ilişkilerinin belli çeper içerisinde işlemesine neden olmuş; siyasal muhalefetin ölçüsü, siyasete rengini veren devlet aygıtının, resmi ideolojinin ve onun politik ve toplumsal güçlerinin sınırlılığı ve imkanı derecesinde gerçekleşmiştir.

(14)

3

Osmanlı Türk siyaseti, modernleşme deneyimi ile birlikte kayda değer oranda muhalefet birikimi üretmiştir. Bunlardan bazıları entelektüel sınırlılık içerisinde kalırken bir kısmı siyasal parti üzerinden işlemiş ve görece iktidar imkanı bulmuştur.

Fakat devlet kavramının Osmanlı-Türk siyasetindeki merkeziliği ve aşkın konumu, muhalefetin dozajını sınırlaması nedeniyle, tüm politik deneyimler oldukça

“içeriden” konuşmak zorunda bırakılmıştır. Türk siyasetinin içeriden, sınırlı ve merkeze bağımlı muhalefet deneyimine karşı Refah Partisi (RP), 1970 yılında Milli Nizam Partisi’nin (MNP) kuruluşu ile siyasal hayata dahil olan, sağ siyasetin şemsiyesinden koparak özerkleşme iddiasında bulunan, sahip olduğu dini çekirdek ile İslamcı siyasetin ana akım temsilcisi, Milli Görüş hareketinin 1980 sonrasındaki taşıyıcısı olarak Türkiye’de özgün bir deneyim sunmuştur. Bu süre zarfında, İslâmcı siyaseti konsolide ve massetme, toplumsal tabanı kitleselleştirme ve sonuç itibariyle iktidarı ele geçirmesiyle, sistemin karşısında bulunan bir partinin sistemin merkezine doğru ilerlemesi Türk siyasal hayatı ve siyaset bilimi açısından dikkat çekicidir.

Bu noktada, RP’nin kuruluşu, toplumsal taban değişimi, partinin siyasal dilinin şekillenişi, yerel ve merkezi iktidar deneyimi, partinin sisteme karşı yaklaşımı ve sistemin partiye karşı gösterdiği tutum bilimsel açıdan incelenmeyi gerektirmektedir.

Bunun yanında, her ne kadar cari rejimin yargı ve bürokrasi üzerinden partini siyasi ömrünü bitirmesi ve halefi konumundaki partinin RP’nin sahip olduğu cepheden dili devam ettirme imkanı bulamasa da, bir hareket olarak Mili Görüş hem kurumsal hem de dip dalga İslâmcı siyasetin politik varoluşunu 2000 sonrasında AK Parti’ye tahvil etmiş ve iktidar yolculuğunu farklı söylemler dahilinde kendi mecrasında akıtmıştır.

Dolayısıyla Milli Görüş hareketinden çıkan ve kitle partisi konumunu alan muhafazakar siyasetin anlaşılması açısından 1990’lar siyasetine ve RP partisine bakılması ayrıca gerekmektedir. Bu bağlamda RP’deki dil değişimi, kendi dönemi ile sınırlı kalmayan 21. yüzyıl siyasetini şekillendiren politik bir deneyim olarak siyaset bilimi alanındaki akademik çalışmalara büyük bir malzeme tahkim etmektedir.

Milli Görüş hareketi içerinde mahdut bir muhalefetten sonra, geçirdiği değişim ile iktidar olmayı başarabilen RP’nin anlaşılması ve kendisinden sonra siyasal alana çıkacak partilere insan ve söylem kaynağı olması nedeniyle, gelenek, ideoloji ve politika bağlamında RP olgusunu Türk siyasal hayatı bağlamında ve siyaset bilimi literatürü içerisinde çalışmayı tercih ediyor ve önemsiyoruz.

(15)

4

Bu noktada çalışmamız esası, 1983 yılında kurulan ve 1998 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan RP’nin modern Türk siyasal yaşamı içerisindeki yerinin belirlenmesidir. Çalışmamızda, RP’nin, sadece bir siyasal parti olmaktan öte bir hareket olarak geldiği gelenek ile olan ilişkisi incelenerek Milli Görüş Hareketi içerisindeki konumu tespit edilecektir. Türk siyaseti ve Milli Görüş hareketi bağlamında, iç içe geçmiş iki büyük tarihsellik açısından RP’nin tetkik edilmesinin yolu, partinin sahip olduğu insan kaynağı ve ideolojisinin ele alınmasıdır. Ayrıca, RP’nin yerel ve merkezi iktidar deneyimi konu edilerek sahip olduğu idealler ile reel siyaset arasındaki ilişki siyaset bilimi açısından değerlendirilecektir.

“Türk Siyasetinde Refah Partisi Deneyimi: Gelenek İdeoloji ve Politika” başlıklı çalışmamız kendi içerisinde temel odaklanmaları ve alt sorunları ihtiva etmektedir.

• Cari rejim açısından sistem dışı görülen Refah Partisi’nin Türk siyasetindeki yerinin tespit edilmesi,

• Refah Partisi’nin Türk Modernleşmesine olan katkısının ölçülmesi,

çalışmamızın ana odaklarıdır. Bu iki husus kendi içerişinde alt problemleri ihtiva etmektedir. Bu sorular şu şekil sıralanabilir,

§ Bir gelenek olarak Milli Görüş içerişinde Refah Partisi’nin yeri nedir?

§ Refah Partisi “geleneğin” değişimi hususunda Milli Görüş hareketine hangi katkıları yapmıştır?

§ İdeolojik aktörlerdeki değişimi ne ölçüde Refah Partisi’nin başarısını etkilemiştir?

§ Milli Görüş hareketindeki değişim Türk siyasetini hangi düzeyde etkilemiştir?

§ Refah Partisi ve İslamcı siyaset etkileşimi ne düzeyde gerçekleşmiştir?

§ Refah Partisi siyasi partiler tipolojisinde klasik bir konuma sahip midir?

§ Refah Partisi’nin ideolojik söyleminde modern kavramlar hangi düzeyde yer almaktadır?

§ Refah Parti Türk siyaseti açısından sistem dışı bir aktör müdür?

§ Refah Partisi siyasi partiler düzleminde hangi aktörlerin yerini doldurmaktadır?

§ Refah Partisi’nin iktidar deneyimi idealizm ve politika geriliminde hangi sonuçları doğurmuştur?

(16)

5

RP, Milli Görüş hareketi olarak ifade edilen, liderliğini Necmettin Erbakan’ın yaptığı İslamcı siyasetin en önemli tüzel temsilcisidir. Milli Görüş hareketinin temelleri Erbakan’ın müstakiller hareketi olarak bilinen bağımsız siyaset tecrübesine dayanmaktadır. Hareketin kurumsallaşması, önce Milli Nizam Partisi aracılığıyla daha sonra da Milli Selamet Partisi (MSP) ile devam etmiştir. 12 Eylül döneminde tüm siyasi partilerin kapatılması ile duraksayan hareket, çok partili hayata dönüş ile RP adı altından siyasete yeniden dahil olmuştur. 1998 Yılında RP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmadan önce “yedek” parti olarak Fazilet Partisi (FP) kurulmasına karşın FP’nin de RP ile aynı kaderi yaşadığı görülecektir. Mukabilinde 2001 yılında Milli Görüş Hareketi Saadet Partisi (SP) ve Adalet ve Kalkınma Parti (AK Parti) olarak ikiye ayrılmıştır. Bir varoluş mücadelesi olarak, kerhen yeni adlar ile siyasete dahil olan partiler benzer söylem, ideal, insan kaynağı ile politik mücadeleyi sürdürmüş olmakla birlikte zamanın ruhu ve politik varoluşun zorlamasıyla kayda değer farklılıkları da ihtiva etmektedirler. Çalışmamızda, siyasal bir “gelenek” sorunsalı olarak Milli Görüş hareketi ele alınarak RP’nin bu gelenek içerişindeki konumu tespit edilmeye çalışılacaktır.

RP, merkez sağ ve sol partiler ile milliyetçi partiler karşısından sahip olduğu konum ile Türk siyasetinden özgün bir yer edinme gayretinde bulunmuştur. Partisinin ideolojik olarak kendisi tanımlayışı, partiye diğer partilerce yüklenen anlam, devletin RP’yi sistem karşısından konumlandırması ve akademik ve popüler düzeyde parti ideolojisi hakkında yapılan birbirinden farklı tasvirler, Türk siyasetinde varlık bulmuş, toplumsal taban edinmiş, öncesi ve sonrası ile siyasal sürekliliğe katkı vermiş, özgün bir retorik üretmiş olan önemli bir politik aktörün ideolojik olarak doğru çözümlenmesini zaruri kılmaktadır. Dolayısıyla çalışmamızın temel problematiklerinden birisi de RP’nin sahip olduğu ideolojinin açığa çıkarılmasıdır.

Çalışmamızda da görüleceği üzere RP’yi tasvir eden en önemli anahtar kavramlardan birisi de iktidar merkezliliktir. RP, tüm siyasal mücadelesini, sahip olduğu ideallerin gerçekleşmesi amacıyla seçim kazanma ve iktidar olma ideali etrafında yürütmüştür.

Seçim kazanma ve iktidar olmanın temel yolu, modern siyasal yapı içerisinde sistem nezdinde muteber ve meşru olmaktan geçmektedir. RP, Osmanlı’dan Cumhuriyete intikal eden muhalefet kültürünün 1970 ile başlayan 12 Eylül sonrası yeni bir isim ile devam en önemli halkalarından birisidir. RP’nin modern ve demokratik biçimine

(17)

6

karşın bir öz ve retorik olarak sahip olduğu İslâmcı ideolojisi, partiyi ana akım Türk siyasetinden bir hayli saptırmış ve muhalif bir karakter kazandırmıştır. Bu bağlamda, iktidar olma ve siyaseten meşruiyet kazanma ile İslâmcı bir ideoloji üzerinden resmi ideoloji hegemonyasına cevap verme arasındaki salınım RP’nin muhalefet dozajını ölçme ve muhalefet birikimine yaptığı katkıyı sınama bakımından önemli ipuçları vermektedir. Çalışmamızın cevap bulmaya çalıştığı en önemli sorulardan birisi RP’nin sistem karşısındaki konumu, muhalefet söyleminin dozajı, sahip olduğu eleştirel söylemin seyri ve bunun reel siyasetteki karşılığıdır.

RP, Kemalist modernleşme tarafından, sahip olduğu İslâmi kodlar nedeniyle sistem dışı addedilip; ihtiva ettiği “gerici” söylem nedeniyle ana akım “çağdaş” Türk siyasetinden sapma olarak tasvir edilmesine rağmen, modernitenin biçimlendirdiği birçok çağdaş ıstılahı politik ideolojisine yedirmekten çekinmemiş ve bu kavramlar etrafında Türk siyasetinde meydana gelen yapısal sorunların çözümü olarak da yine moderniteyi adres göstermiştir. Ayrıca, RP teorik düzlemde modernleşme arayışında olmamakla birlikte, iktidar mücadelesi verdiği siyasal alana soktuğu yeni aktörler, söylemler ve araçlar ile modernleşme sürecine dolaylı yoldan katkı vermiştir. Bir tarafta modernlik karşıtı olarak ifade edilen ve sistem tarafından ötekileştirilen, diğer yandan modernist olarak tasvir edilen RP’nin Türk modernleşmesine yapmış olduğu katkının ölçülmesi çalışmamızın önemli arayışlarından birisi olacaktır.

Türk siyasal hayatında siyasi partiler çoğunlukla ideolojik kaygılar nedeniyle yargı eliyle kapatılmaya maruz kalmışlardır. Partiler, benzer isim, ideoloji, toplumsal taban ve insan kaynağı aracılığıyla yollarına devam etmekle beraber sistem, uzunca süre parti kapatma geleneğini yargısal aktivizm üzerinden sürdürmüştür. Bu gelenek, sonuç itibariyle Türkiye’de geniş bir “partiler mezarlığının” ortaya çıkmasına neden oldu. Siyasi parti kapatma kararlarının en büyük sorunu, kapatılma sonucunda parti evraklarının yargı kararlarıyla el konulması ve imha edilmesidir. Yargı kararlarıyla hukuki kişiliğini yitiren siyasi partiler aynı zamanda “hafıza yitimi” ile karşılaşmışlardır. Tüm kısıtlara rağmen, çalışmamızda partiye ait birinci el kaynakların kullanılması hedeflenmiştir.

Çalışmamızın konusu geleneğe sahip, ideolojik rezervleri olan ve iktidar koltuğuna sahip bir parti olması nedeniyle parti hakkında bilgi verecek birinci el kaynaklar öncelikle incelenmiştir. Çalışmamızın birincil kaynağı parti ideolojisi hakkında temel teşkil eden parti programıdır. RP parti programı kadar halef ve selef konumundaki

(18)

7

Milli Görüş partilerine ait programlar da ele alınarak karşılaştırmalı bir çalışma yapılmış ve dil değişimi ortaya konulmuştur. Parti programının birincil düzeyde ele alınması diğer nedenleri partinin kuruluş aşamasında siyasi konjonktürün ne ölçüde partiye tesir ettiğidir. Ayrıca, partiler temel ideolojik sabiteler üzerine kurulmakla birlikte önemli söylem değişiklikleri geçirmektedirler. Bu noktada yaşanan değişimin anlaşılması açısından parti programı önemli bir kaynak teşkil etmektedir. İkinci kaynak olarak parti tüzüklerinden faydalanılmıştır. Partiler ideolojileri temel düzeyde parti programına yansırken parti örgütü ve işleyişi kendisini tüzüklerde ifade etmektedir. Parti organları, örgütlenmesi, görev dağılımı, disiplin mekanizmaları ve finansmanı konularının anlaşılması açısından parti tüzüğü incelenmiştir. Üçüncü olarak, partilerin icra ettikleri faaliyetleri gösteren faaliyet raporları değerlendirilmiş ve ne düzeyde sahip olunan paradigmaların fiiliyata döküldüğü ele alınmıştır.

Siyasi partilerin tüzükte belirtilen periyodlar dahilinde olağan kongreler düzenlemektedirler. Çalışmamızda kuruluştan itibaren parti kongreleri ele alınmış ve partiye hakim olan siyasi söylemin seyri periyodik olarak ölçülmüştür. Çalışmamızda kullanılan bir başka önemli kaynak başta parti lideri başta olmak üzere kamuoyu üzerinde tesiri olan parti mensuplarının beyanatlarıdır. Çalışmamızda özellikle yazılı medya takip edilerek parti hakkında beyanatlar değerlendirilmiştir. Ayrıca, parti lideri, yöneticileri ve parti adına söz söyleme yetkisinde olan düşünürlerin verdikleri konferanslar tetkik edilmiştir.

Siyasi partilerin en önemli var oluşu seçim dönemlerinde gösterdikleri başarılardır.

Başta Milli Görüş partileri dahil olmak üzere sağ partiler Türkiye’de bir seçim hareketi olarak çalışmışlar ve buradan elde edecekleri başarı üzerinden iktidarı hedeflemişlerdir. Çalışmamızda, seçim afişleri ve seçim beyannameleri ele alınarak hangi sorunlara odaklanıldığı, ne tür vaatlerde bulunulduğu ve sorunların toplumsal anlamda hangi katmanlara dönük olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca parti tipolojisinin anlaşılması açısından seçim faaliyetlerinin ne düzeyde profesyonel olarak yapıldığı incelenmiştir. Seçim sonuçları ele alınarak partinin katmanları ve toplumsal tabanı, bölgesel başarıları ve ideolojik karşılığı anlaşılmaya çalışılmıştır.

RP, geliştirdiği dil değişikliği, kurduğu siyasi ittifaklar ile 1991 yılında meclise dahil olmayı başarmış ve mahdut sayılabilecek milletvekili ile önemli bir muhalefet üretmiştir. Çalışmamızda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tutanakları incelenerek RP’nin hangi yasama faaliyetlerine, net tür araçlar ile katıldığı, hangi

(19)

8

argümanları geliştirdiği ve ne tür konulara odaklandığı ortaya konulmuştur. Ayrıca, yasama grubunun yaptığı meclis grup toplantıları incelenmiştir. Çalışmamıza kaynak teşkil eden diğer bir kaynak, RP’nin iktidara taşınması noktasında DYP ile yapılan koalisyon protokolüdür.

RP selefi konumundaki Milli Görüş partileri tarafından kapatılma ile karşılaşmış ve Anayasa Mahkemesi’nin yargısal aktivizmine maruz bırakılmıştır. Bu noktada partinin mahkeme savunmaları da önemli bir kaynağı oluşturmaktadır.

İlk el olarak ifade edilebilecek bir başka kaynak parti mensubu kişilerin kaleme aldığı kitap ya da makalelerin incelenmesidir. Ayrıca çalışmamızda parti içerisinde görev yapmış olan ya da parti ile ilişkisi bulunan kişiler ile sözlü mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakat seçimi, parti organik yapısı dikkate alınarak yapılmıştır.

Genel başkan, MKYK üyesi, genel başkan yardımcısı, milletvekili, belediye başkanı, il teşkilat yöneticisi, medya temsilcisi, gençlik kolları yöneticileri, yurt dışı teşkilatı sorumlusu ve sınıfsal temsili olan sendika yöneticileri gibi farklı tecrübelere odaklanılmış, tarihsel ve teorik görüşmeler yapılmıştır.

İkincil olarak, bilimsel düzeyde yapılmış yüksek lisans ve doktora tezleri ile ilmi makale, kitap ve araştırmalar ve yakın dönem gazete, dergi arşivleri çalışmamız için önemli bilgi kaynağı oluşturmuştur. Çalışmamızda başta İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Kütüphanesi olmak üzere Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, TBMM, Milli Kütüphane, Beyazıt Devlet ve Bilim ve Sanat Vakfı Kütüphaneleri koleksiyonlarından faydalanılmıştır.

Çalışmamıza merkezinde yer alan, RP’yi anlamak adına yardımcı ve işlevsel bir mahiyet taşıyan beş anahtar kavram yer almaktadır. Bunlardan ilki yukarıda belirtilen “iktidar merkezlilik” diğer dördü de “gelenek”, “muhalefet”, “katmanlı siyaset” ve “hareket” kavramlarıdır. Gelenek ve geleneksel olan modernitenin inşasında, çağdaş, yeni ve devrimci olanın karşısından olan; bugünü değil dünü ve geçmişi gösteren bir kavramsallaştırmadır. Weber, geleneği, “ezeli geçmişin iktidarı”

anlamında, toplumların hatırlaması mümkün olmayacak kadar eski olan ve kabul edilmesi gereken görenekler olarak ifade eder.1 Gelenek sayesinde, dün, bugüne taşındığı gibi geleceğe de ilham olma noktasında korunması zorunlu bir hafıza olarak

1 Max Weber, Sosyoloji Yazıları, çev. Taha Parla, (İstanbul: Hürriyet Vakfı Yayınları, 1987), 81.

(20)

9

kabul edilmiştir.2 Bir başka husus, geleneksel olanın, tecrübi olarak birikenin aynı şekilde devam etmediği, bir dip dalga sürekliliğe karşı önemli değişimler etrafında yenileşerek geleneğe katkı verdiğidir.3 Çalışmamızda, gelenek/geleneksel olan iki cihetle kullanılmıştır. Bir yönüyle gelenek, ortak bir tarihsel ve zihinsel mirası, şuuru, inancı, kültürü ve kaderi ifade etmektedir. Geleneksel olanın ikincisi ve doğrudan siyasal pratiğe bakan yüzü ise, sadece muhafazakar ve İslamcı siyaset bakımından değil, pozitivist/evrimci siyasetin katkı verdiği modernleşmeci pratiklerin de -tüm köktencilik iddialarına karşı- tarihsel bir birikim şeklinde ilerlediği; kendisinden önce devraldığı siyaset yapma biçimlerini, eylemlerini ve tutumlarını kendilerinden sonrakilere aktarması yoluyla önemli bir sürekliliği sağlamasıdır. Gelenek kavramının aşkın ve ideal boyutunun aksine hareket kavramı somut ve inşa edilebilir niteliktedir. Hareket, siyasi, toplumsal ve hukuki olarak var olan; lider, teşkilat ve organizasyon itibariyle somut çıktıları olan politik sürekliliğe işaret etmektedir.

Diğer bir anahtar kavram olan muhalefet ise, temel düzeyde, bir görüşe, bir tutuma ve davranışa karşı olma, uymama, başka türlü olma ya da karşıtlık anlamında tanımlanmaktadır:4

“Geniş anlamda, belli bir toplumsal formasyonda, herhangi biri zaman sürecinde, var olan siyasal rejime ve içerisinde yaşanan sosyo-ekonomik düzene veya bunlardan yalnızca birine ya da sadece siyasal iktidarı ellerinde bulunduranlara ve/veya bunların faaliyetlerine karşı olmayı, bunları, karşılığında alternatif bir program ya da bir öneri sunarak veya sunmayarak, yasal sınırlar içerisinde veya yasal sayılmayan çeşitli yollara başvurarak eleştirmeyi ve bu arada istenilen amaç doğrultusunda etki ve sonuçlar yaratmayı içeren bir olgu, bir davranış”

Çalışmamızın esasa konusu siyasal partilerin iktidar mücadelesi olması nedeniyle, muhalefet kavramının ihtiva ettiği parlamento içi-parlamento dışı ayrımında, kavramsallaştırmamızı parlamento içi ile sınırlı tuttuk. Fakat bu kavram, seçim sonuçları açısından mecliste temsil edilip edilmeme açısından değil, siyasi parti sıfatına haiz olup olma noktasına odaklanmaktadır. Dolayısıyla parlamentoda temsil edilme imkanı bulunmamakla beraber, bir parti iktidarın işleyişine karşı eleştirel bir siyaset geliştirebiliyorsa onun parlamento içi temsil yürüttüğü kabul edilecektir.

2 Halis Çetin, “Gelenek ve Değişim Arasındaki Kriz: Türk Modernleşmesi”, Doğu Batı Dergisi, s.25 (2004): 19.

3 Ömer Çaha, “Muhafazâkar Düşüncede Toplum”, Liberal Düşünce Dergisi, s.34 (2004):17.

4 Nükhet Durgun, Siyasal Muhalefet, (Ankara: Birey ve Toplum Yayınları, 1984), 8.

(21)

10

Muhalefete ait ele aldığımız ikinci kriter muhalefetin anayasal sınırlar içerisinde olup olmamasıdır. Anayasal olma kriteri, siyasal arayış içerisindeki kişi, kurum ya da organizasyonların gerçekleştirmek istedikleri politik hedefler amacıyla yürüttükleri faaliyetlerin ne düzeyde anayasal sınırlar içerinde kaldığı ile ilgilidir. Siyasal partiler bir ideal olarak mevcut siyasal ve anayasal düzenin dışına çıkan, sistemi değiştirecek radikal unsurlar ihtiva etmekle beraber, kullandıkları yöntemlerin meşru sınırlar içerisinde olması onları anayasal ve muteber hale getirmektedir. Bunun Batı demokrasileri açısından en iyi örneği, komünist partilerin geliştirdikleri Batı Marksizm’idir. Türkiye örneğinde de, İslâmcı olarak ifade edilen partilerin ideal ve söylemleri ile pratikleri arasındaki fark, ana akım İslamcı siyaseti -Milli Görüş Partilerini- meşru bir muhalefet hareketi haline getirmiştir. Her ne kadar yüksek mahkeme tarafından mevcut siyasal partiler kapatılmış olsalar da demokratik örgütlenme, siyasal pratikler, insan kaynağı, seçim yarışını kazanma ve kamuoyu desteği bu tip partilerin sistem içerinde kayda değer oranda meşru olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, çalışmamıza konu olan, muhalefet tecrübesine katkı veren tüm partiler söylem ve ideal düzeyinde resmi sınırları zorlasalar dahi biçimsel olarak anayasal sınırlar içerisinde muhalefet ürettikleri kabul edilecek ve tetkik edilecektir.

RP deneyimi, geçirdiği yapısal değişim, söylem yenilenmesi ve sonucunda kazandığı toplumsal taban ile sadece kendi dönemi açısından değil Türk siyaseti için gelecek yüzyılı da belirleyecek radikal bir dönüşümü tetiklemiştir. Belirtilen dönüşümün açıklanması açısından çalışmamızda kullanılan kavram “katmanlı siyasettir”.

Katmanlı siyaset tanımlaması, örgüt, söylem ve siyasal taban bağlamında üç ayağa oturmaktadır. Katmanlı siyaset, her bir unsurun genişleme, değişim ya da iç mücadele neticesinde partinin sahip olduğu geleneksel unsurlarını kaybetmeden, onların üzerine yeni unsurların katılmasını ifade etmektedir. Bu değişim halkası esas olarak 1990 sonrasında gerçekleşmeye başlamış ve iktidarın elde edilmesi noktasında önemli sonuçlar doğurmuştur. RP’nin yaşadığı değişimin iç sınırlarına rağmen katmanların ilerlemesi Milli Görüş hareketini olgusal anlamda devamı olan partiler tarafından sürdürülmüştür. Katmanlı siyasetin varlığı mevcut rejim karşısında alternatif siyasetin inşasına imkan vermiştir.

Çalışmamız giriş ve sonuç bölümleri dahil olmak üzere toplam sekiz bölümden oluşmaktadır. İkinci kısım modernitenin teorik çözümlemesi ve eleştirel okumalarını

(22)

11

barındırmaktadır. Bu ilk kısım çalışmamızın temelini teşkil eden teorik bölümü ifade etmektedir. Üçüncü bölüm muhalif bir hareket olarak Milli Görüş geleneğini konu almaktadır. Dördüncü bölümde RP’nin politik aktörleri, beşinci bölümde ise ideolojik unsurları ele alınmaktadır. Altıncı bölüm tarihsel ve teorik olarak çözümlenen RP’nin siyaset patiğini iktidar kavramını merkeze alarak yorumlama çabasındadır. Yedinci bölüm, Türk siyasetindeki iktidar-muhalefet ilişkilerini tarihsel olarak ele aldıktan sonra Milli Görüş hareketinin temsilcisi olan RP’nin alternatif siyaset üretme imkanını konu olmaktadır.

İlgili başlıkların ayrıntısına indiğimizde her bir bölümün temel düzeyde birkaç soruna odaklandığı ve çalışmanın bütününe katkı yaptığı görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere iktidara varma gayesiyle kurulmuş olan siyasal partiler, hukukî, yönetsel ve işlevsel niteliklerini kurulu oldukları modernitenin temel argümanları üzerine oturmaktadırlar. Dolayısıyla modern Türk siyasal hayatının ve bu alan üzerinde işleyen iktidar ilişkilerinin anlaşılması için öncelikle modern düşünceye ait insan, toplum, ekonomi ve siyaset düşüncesinin açıklanması gerekmektedir. Modern siyasetin tanımı ve karşısında konumlandırdığı geleneksel toplumlardaki iktidar ilişkilerinden farkının ne olduğu ortaya koyularak modernlik deneyimini yaşayan Türk siyasetinin teorik çözümlemesi temel odak noktası haline getirilecektir.

Modernite Batı’ya ait tarihsel bir olgu olmakla beraber, modernliğin ürettiği kavramların Batı dışı coğrafyalara uygulanmasını ele alan modernleşme teorileri ve siyasal gelişme kavramsallaştırması, teorik çalışmamızın önemli bir alt başlığını teşkil etmektedir. Modernitenin İslamcılık düşüncesine tesiri ve İslamcılığın moderniteye olan cevabı, RP’nin modernlik ile olan etkileşimi çalışmamız açısından birinci derecede önem taşımaktadır.

Üçüncü bölümde RP’nin politik aktörlerinden aşkın lider Necmettin Erbakan, parti örgütü, Hanımlar komisyonu, gençlik örgütü olarak Milli Gençlik Vakfı ve yurt dışı yapılanması olarak Avrupa Milli Gençlik Teşkilatı incelenecektir. Aktör ve siyaset ilişkisinde, sadece parti-ideoloji-iktidar üçgeninde değil bir gelenek olarak Milli Görüş hareketinin insan kaynağı açısından hangi seyri izlediği ve yaşanan değişimin Türk politik deneyimini nasıl şekillendirdiği sorunsal haline getirilecektir.

RP’nin ideolojik unsurlarının ele alındığı dördüncü bölümde öncelikle, partinin 1990 öncesi ve sonrası yaşadığı dil değişimi temel odak noktası haline getirilecektir. Bu bölümde, Milli Görüş hareketine dahil edilen “Adil Düzenin” salt retorik mi yoksa

(23)

12

temeli somut ilkeler aracılığıyla doldurulmuş siyasi bir ideoloji olup olmadığı tartışılacaktır. Daha sonra politik bir parti olarak RP’ye ait devlet, demokrasi, laiklik, insan hakları, milliyetçilik ve adil ekonomi düzeni kavramları incelenerek yukarıda belirtilen modernlik ve İslamcılık arasındaki etkileşimin mahiyeti ortaya konulacaktır.

Altıncı bölüm ise iktidar deneyimi olarak RP ele almaktadır. 1990 Öncesi MSP tabanında siyaset yapan RP, 1990 sonrasında önce yerel yönetimlerde ciddi başarılar göstermiş, burada kazandığı sinerji ile merkezi iktidar koltuğuna oturmuştur. Bu başlıkta iktidar merkezli bir hareket olarak RP deneyiminin idealizm ile olan mesafesi, politika ve ideoloji arasındaki gerilim sınanacaktır.

Yedinci bölümde, Osmanlı-Türk siyasetine ait iktidar-muhalefet ilişkileri ortaya koyduktan sonra RP’nin alternatif ve mevcut siyaset ilişkilerinin dışında bir siyaset üretip üretememe kapasitesi, ortaya konulacaktır. Sekizinci yani son bölüm ile tespit edilen hususlar genel olarak değerlendirilerek çalışma sona erdirilecektir.

(24)

2. SOSYAL VE SİYASAL TEORİ OLARAK MODERNİTE

Siyaset bilimi açısından modernite, kökleri Avrupa merkezli olarak onuncu yüzyıl sonrasına dayanan, güç ilişkilerinin merkezileşme sürecine tekabül etmektedir.

Modernite ile birlikte birey, toplum ve siyaset yaşanan devrim tecrübeleri neticesinde önemli ölçüde değişime uğramış; birey siyasetin merkezine doğru kayarak iktidar ilişkilerinin belirleyeni olmuştur. Üretimin kişisel tüketim ötesinde piyasa için yapılması, devletin bürokrasi üzerinden devasa boyutlara ulaşması aynı zamanda hukuk aracılığıyla sınırlandırılma gayreti; ulus devletin demokrasi ile otoriterizm arasındaki salınımı, laiklik ortaya çıkışı, ideolojilerin çeşitlenmesi ile iktidar ilişkilerinin bir tarafta kamusal hale gelmesi ve yayılması diğer taraftan özelleşmesi ve daralması üzerinden çift yönlü bir seyir izlemesi moderniteyi sosyal ve siyasal alanın en önemli belirleyeni haline getirmiştir. Batı dışı coğrafyaların modernleşme tecrübesinin anlaşılması ve nasıl bir tepki uyandırdığının çözümlenmesi açısından modernitenin birey, toplum ve siyaset ilişkilerinin ele alınması ve nasıl bir seyir izlediğinin ortaya konulması siyaset bilimi açısından birinci derecede önem arz etmektedir. Bu bölümde modern siyasetin kuruluşu, araçları ve değişim karşısında gösterilen politik tepkisi incelenecektir.

2.1. Modern Siyasetin İnşası

Moderne ait olan kavram ve uygulamalar, 17. yüzyıl sonrasında Batı Avrupa’da köklü kırılmalar neticesinde ortaya çıkmış siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel değişimlere gönderme yapmaktadır. Modern olan bu yönüyle radikal bir dönüşüm neticesinde meydana gelen, sadece Batı Avrupa coğrafyası ile sınırlı kalamayacak kadar geniş, zihinsel ve kurumsal yenileşmeleri ifade etmektedir.5 Eski olanın geride kalması, çağın, anlık olanın, gündeliğin öne çıkması sebebiyle geçmiş karşısında moda olan, modern kavramıyla ifade edilmiştir.6 Modern kavramı, köken itibariyle, M.S. 5. yüzyılda Latince modernus kelimesinden türemiş olup, antik, eski olmayan

5 Alain Touraine, Modernliğin Eleştirisi, çev. Hülya Tufan, (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2005), 23. 6 Abel Jeanniere, “Modernite Nedir?” der. Mehmet Küçük, Modernite Versus Postmodernite, (Ankara: Vadi Yayınları: 2000): 111.

(25)

14

anlamında kullanılmıştır. Ayrıca, Roma’nın putperest geçmişiyle Hristiyanlığı ayıran dönemi7 ifade etmesi anlamında geçmiş dinsel inanışların reddi bakımından 17.

yüzyıl anlamını çağrıştıran bir kullanımı da bulunmaktadır. Modern olan, yönetsel, siyasi ve ekonomik olduğu kadar toplumsal, bireysel ve hayatın en kılcal noktasına kadar sirayet edebilen bir durum olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple, modern olan, sahip olduğu gelişme ve ilerleme sayesinde, durdurulamaz, geriletilemez ve tersine çevrilemez bir sürece gönderme yapmaktadır.

Batı Avrupa için modernitenin tesis edilmesi dört devrimin neticesinde gelişmiştir:

bilimsel, siyasal, teknik ve endüstriyel devrimler. Dört devrim içerisinde diğerlerini önceleyen, diğerlerinin önünü açan ise bilimsel devrimdir. Moderniteye ruhunu veren ise bilimsel devrim neticesinde üretilen bilgi ve onun somut çıktılarıdır.

Dolayısıyla, bilimsel devrim bir yönüyle endüstiriyel devrimin önünü açarken, diğer taraftan sahip olunan bilgi ile kendini ve çevresini yöneten, doğaya ve evrene hakim olan insanı inşa etmeye çalışmıştır. Bilimsel devrim, Hıristiyanlığın yükselişinden bugüne cereyan eden olaylar arasında tüm yaşananları gölgede bırakacak, Rönesans ve Reform’u sıradan olaylar dizisine indirgeyecek bir değişim olarak kabul edilmiştir. Modern dünyanın ve modern zihniyetin temel kökeni olarak bilimsel devrim gösterilmiştir.8

Modernitenin oluşmasında rol oynayan en önemli devrimlerden bir diğeri siyasal devrimlerdir. Siyasal devrim neticesinde modern devletin ilk formu inşa edilmeye başlamıştır. İngiliz ve Amerikan devrimleri sonrasında Fransa’da vuku bulan devrim,9 siyasal açıdan parçalı ve hetorejen bir özellik arz eden iktidarı, kral etrafında toplayarak siyasi, ekonomik ve askeri anlamda merkezileştirmeyi hedeflemektedir. Fransa Kralı XIV. Louis’in 1655 yılında parlamentoda sarf ettiği devlet benim cümlesi, kralın maddi vücudu haricinde soyut olarak sahip olduğu bedenin devletle özdeşleştiğine işaret etmektedir.10 Siyasal devrimin bir ileri aşaması, kralın şahsında soyutlaşan devletin halk ya da ulus egemenliğinde somutlaşmasıdır. Bu ise modern ulus devlet formunu dışa vurarak, evrensel niteliğe haiz siyasal bir biçim olarak tüm dünyaya tatbik edilecektir.

7 Nermin Abadan Unat, “Sosyal Bilimlerde Yeni Gelişmeler: Modernizm-Postmodernizm”, Toplum ve Bilim Dergisi, s.48-49 (1990): 6.

8 Steven Shapin, Bilimsel Devrim, (İstanbul: Dönüşüm Yayınları, 2000), 1.

9 Konuyla ilgili bkz. David Parker, Batı’da Devrimler ve Devrimci Gelenek 1560- 1991, çev. Kemal İnal, (Ankara: Dost Yayınları, 2000).

10 Fatih Duman, “Devlet”, ed. Halis Çetin, Siyaset Bilimi, (Ankara: Orion Kitabevi, 2012): 99.

(26)

15

Kültürel devrim, bilimsel ve siyasal devrimlere kıyasla daha uzunca bir sürede meydana gelen, entelektüel niteliği ile siyasal ve bilimsel devrime özünü veren, aydınlanma olarak adlandırılan düşünce hareketidir.11 Aydınlanma düşüncesinin düşünsel boyuttan eyleme dökülüp cisimleşmesi İngiliz devrimiyle başlayan Fransız Devrimiyle biten siyasal aktivizmim neticesinde gerçekleşmiştir. Bir fikir ve süreç olarak aydınlanma, mit, hurafe ve önyargı ile bu düşünceleri üreten dinsel kurumların son bulmasını, buna karşın özgürleştirici olarak aklın dolaşıma sokulduğu yeni bir dönemi işaret etmektedir. Akıl Çağı olarak da tanımlanan aydınlanma düşüncesi, bilginin kaynağını ve bu bilgi üzerinden inşa edilecek toplumsal ve siyasal projenin akılla bulunması gerektiği esasına dayanması sebebiyle geleneksel olanın karşısına konumlanmaktadır.12 Bilginin kaynağını bizatihi kendisinde bulacak olan modern birey, bundan böyle kendi kurallarını kendi için inşa edecek ve herhangi bir bilgiyi ödünç almasına gerek kalmayacaktır. Bu düşünce, Batı Avrupa için farklı deneyimler ve perspektifler neticesinde çıkmakla beraber, ilerleme düşüncesi, hepsini ortak bir noktada toplayabilmiştir.13

Aydınlanma çağı olarak adlandırılan on sekizinci yüzyılın ön tarihine bakıldığında Kartezyen felsefenin, aydınlanma düşüncesi üzerinde büyük bir etkisi olduğu görülmektedir.14 Descartes’in öncülüğünde on yedinci yüzyılda ortaya çıkan Kartezyen felsefe, ortaçağ düşüncesinin temeli olan “düzen” kavramının eleştirisi üzerine kuruludur. Bu düzen, akıl yoluyla ya da bu aklın neticesinde harekete geçecek eylemle değiştirilmesi mümkün olmayan, ezeli ve ebedi bir yapıya gönderme yapmaktadır.15 Descartes’in yapmaya çalıştığı, düzenin bizatihi akıl ve eylem işbirliğiyle tanımlanması ve değiştirilmesidir. Bunun için insan zekasının kendi muhakemesine dayanarak metotlu bir kuşkuyla yola çıkması ve doğaya hükmedebilecek bir efendi olacağı fikrine haiz olmasıdır.

17. Yüzyıldan itibaren, bilim terimi klasik kullanımını aşarak dönemin ruhuna uygun olarak modern bilim içeriğiyle kullanılmıştır. Modern bilim, olgulardan yola çıkarak belirli yasalara oradan teorilere ulaşmayı ve bu teori neticesinde kontrol edilebilir ve

11 Jeannire, age, 100.

12 Ahmet Çiğdem, Aydınlanma Düşüncesi, (İstanbul: İletişim Yayınları, 2003), 14.

13 Toplumsal tarihin daha iyiye gitmesi olarak kavranan ilerleme düşüncesi, barındırdığı iyimserlik ile sadece Batıya değil Batı dışı toplumlara da bilimsellik, özgürlük, eşitlik ve kalkınma fikri olarak yayılmıştır Konuyla ilgili bkz. Levent Köker, “Yok Olmanın Eşiğinde Bir Fikir: İlerleme” Toplum ve Bilim Dergisi, s.27 (1984): 194.

14 Çiğdem, age, 19.

15 Tülin Bumin, Tartışılan Modernlik: Descartes, (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2005), 48.

(27)

16

evrensel anlamda genişletilebilir bir bilgi dünyası inşa etmeyi hedeflemektedir.16 Modern dönemlerin bilimselliği ise pozitivist anlayış etrafında şekillenmiştir.

Aydınlanma düşüncesi neticesinde ortaya çıkan pozitivizm, dönemin epistemolojik temelini oluşturmanın yanında politika, hukuk, sosyoloji ve felsefe gibi modern dönemin yaygın bilim dalları açısından da temel bir metot teşkil etmiştir. Pozitivizm terimi, rasyonel olanın irrasyonel olana, köleci olan karşısından özgür olana ve doğal olmayan karşısından doğal olana yönelmeyi ifade etmektedir.17 Fransız pozitivizminin ilk kurucusu Saint Simon olmakla beraber bilim dünyasında pozitivizmi yaygın şekilde kabul görmesini sağlayan Auguste Comte olmuştur.

Antony Giddens, pozitivizmin gelişiminde iki ayrı evreye işaret etmektedir. İlki, toplumsal kuramda merkezileşen, pozitif felsefe olarak ifade edilen dönemdir. Bu evre Comte’un çalışmalarında18 karşılık bulmuştur. İkinci evre ise epistemoloji ile ilgili gelişmelerdir.19

Pozitivist anlayış, insan zihninin, özne olarak, doğada ya da toplumda cereyan eden gerçekliği yani nesneyi kavramasıdır. Pozitivizm, felsefi gelenek bakımından ampirizmden gelmektedir. Amprizim ise, dış gerçekliğin, görülebildiği ya da sınanabildiği takdirde bilgi olarak kabul edilmesi tezine dayanır. Aksi taktirde, olgusal içerikten yoksun ve sınanamayan bilgi bilimsel nitelikte değildir.20 Bilginin, dış gerçeklikte ve sınanabilir düzlemde bilimin ilgi alanına girmesi, “öz” ile olan rabıtasını koparmasıyla ilgilidir. Doğal olarak, metafiziğin soruları ve sorunları felsefenin ilgi alanından çıkmıştır.21

16 Doğan Özlem, “Türkiye’de Pozitivizm ve Siyaset”, ed. Uygur Kocabaşoğlu, Modern Türkiye’de Siyâsi Düşünce, Modernleşme ve Batıcılık, (İstanbul: İletişim Yayınları, 2004): 452.

17 agm, 453.

18 Comte, toplumların üç önemli mesafeyi kat ettiklerinden bahsederek bunları şöyle sıralar: teolojik hal, metafizik hal ve pozitif hal. İlk aşamada, insanlar olayların açıklamasında doğaüstü varlıkları görürken, ikinci aşamada insan düşüncesi, erdem, özgürlük ya da adalet gibi soyut kavramlarla açıklamaya çalışır. Son aşamada ise, gözlem ile görünen gerçekliği bulur, yasalar çıkartır ve bunu evrensel olarak tatbik eder. Son aşama, insan aklının değişmez, nihai ve kesin hali olarak kabul edilmiştir. Konuyla ilgili bkz. Doğan Ergun, 100 Soruda Sosyoloji El Kitabı, (Gerçek Yayınevi, 1979), 40. Comte’u, Üç Hal Yasasına götüren yaşadığı çağ itibariyle vuku bulan devrimlerdir.

Devrimlerin sebep olacağı kargaşa ve şiddet ortamına karşın, toplumsal reform ve evrimci geçiş ile düzen muhafaza edilirken ilerleme düşüncesi doğrultusunda tarihsel ilerleme belirtilen yönde gerçekleşecektir. Comte’dan önce, daha ağır pozitivist metinler bulunmakla beraber onu kurucu bir yere yerleştiren husus, insan bilgisinin silsile halinde ilerleyeceğini belirtip pozitif aşamaya evirilmesi için gerekli bilimsel, moral, politik ve estetik sistemin kurulmasıydı. Konuyla ilgili bkz. Ahmet Çiğdem, Toplum: Kavram ve Gerçeklik, (İstanbul: İletişim Yayınları, 2006), 33.

19 Anthony Giddens, “Pozitivizm ve Eleştiricileri”, çev. Levent Köker, Tom Bottomore, Robert Nisbet, Sosyolojik Çözümlemenin Tarihi, (İstanbul: Kırmızı Yayınları, 2014): 267.

20 Levent Köker, İki Farklı Siyaset, (Ankara: Vadi Yayınları, 1998), 22.

21 Özlem, Türkiye’de Pozitivizm ve Siyaset, ed. Kocabaşoğlu, age, 455.

(28)

17

Bilimsel bilginin elde edilmesi için izlenmesi gereken temel aşamalar vardır.

Öncelikli olarak dış gerçekliğin gözleme tabi tutulması ve deneyimlenmesi gerekmektedir. Dış gerçeklikten elde edilen bilgi neticesinde kapsayıcı, genel geçer bir kanaat oluşur. Tümevarımsal bilgi neticesinde elde edilen teori sayesinden tümdengelim hipotezler üretebilmektedir. Bu varsayımlar, tekrardan dış gerçekliğin gözlenmesi ile sınanarak yasa hükmünü kazanmaktadır. Böylece, gözlenip teorize edilen sonrasından sınanıp yasalaşan bilgi her türlü gerçekliği açıklamaya sahip bilimsel bir anahtar haline gelmektedir.22

2.1.1. Modern Toplum ve Birey

İnsanların birbirleriyle olan ilişkileri geleneksel ya da modern dönem ayrımına bakmaksızın tarihin her döneminde mevcuttur. Fakat modern toplumsal yapının sahip olduğu temel kabuller gereği birçok noktada insan ilişkileri geleneksel toplumsal yapıdan ayrışmıştır. Farklılaşmanın temel unsuru öncelikle toplumsal yapının ölçek bakımından genişlemesidir. Nüfusun artışı ve iletişim ağlarını genişlemesi ile birlikte uzak ilişkiler yaygınlaşmıştır. Bürokratik işleyişin ve piyasanın genişlemesiyle beraber bireylerin kurumsal ilişkileri de artmaya başlamıştır. Tüm bu yaygınlığa rağmen, modern ilişkilerin, geleneksel bire bir ve sosyal ilişkiye kıyasla mesafeli ilişkiler olduğu göze çarpmaktadır.23 Bir başka farklılaşma, geleneksel toplum içerisinde mevcut bulunan, yakın, küçük ve sıkı dayanışmanın modern toplumda gevşek, karmaşık, çok yönlü ve mesafeli bir ilişkiye dönüşmesidir. Geleneksel yapıda toplumsal ilişkiler dayanışmacı bir mahiyette olduğu için ilişkilerin benzer bir yönü varken bu durumun modern toplumda çoğulculaştığı görülmektedir. Çoğulculaşmanın neticesi ise, yaşamdaki değişmelere bağlı olarak ilişkilerin hızlı bir şekilde sonlanması, farklılaşması ve içeriğinin değişmesidir.24

İnsan ilişkilerinin farklılaşması modern toplumsal yapının temel unsuru olan iş bölümünü doğurmuştur. Toplum içerisinde her biri farklı nitelikte bilgiye sahip belirli konuda uzmanlaşmış insanlar, hayatlarının devamı açısından diğer insanlarla zorunlu bir ilişkiye girmektedirler. Bu ilişkiler dayanışma kavramı üzerinden çözümlenmiştir. Emile Durkheim, modern ve geleneksel topluma ait düşüncelerini,

22 Köker, age, 23.

23 Hans Van Der Loo, Williem Van Reijen, Modernleşmenin Paradoksları, (İstanbul: İnsan Yayınları, 2003), 85.

24 age, 86.

Referanslar

Benzer Belgeler

meye çalışılmıştır. Burada önerilen tanımlamaya göre; sirotik hastalarda kronik kardiyak disfonksiyon; bilinen diğer kardi- yak hastalıkların yokluğunda, strese

Update of phase I study of Imatinib (STI571) in advanced soft tissue sarcomas and gastrointestinal stromal tumors: a report of the EORTC Soft Tissue and Bone Sarcoma Group. Verweij

Türklerin dışındaki toplumların damak tadı yoğurda uygun düşmediğinden, yoğurt binlerce yıl Türklere özgü bir yiyecek olarak kalmıştır.. Bunda Türkle- rin yerleşik

Meriç nehri üzerinde Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmış olan 12 kemerli yeni köprü.... birine eşit boy ve çapta dört

Kayığın iki ucu her istikamete gidebilecek surette birbi­ rinin aynıdır; en ufak bir harekette sallanır, sahilden yaydan fırlamış bir ok gibi uzakla­ şır,

In conclusion, this study demonstrated that the knot technique, consisting of wedge excision of soft tissue without affecting the nail itself, is a simple technique to treat

İURY ölçeği ve İKİSİ ölçeğinden alınan puanlara göre katılımcıların eğitimlerinin ilaç kullanmaya ilişkin sağlık inançları ve ilaca uyum ve reçete

Dolay›s›yla bir y›ld›z›n neden oldu¤u mikromerceklenme olay› bir ay kadar sürebilirken, gaz devi gezegenlerin yol açt›¤› etki, günlerle, Dünyam›z kütlesine