• Sonuç bulunamadı

Ekosistemlerin Türk Sigorta Sektörünün gelecekteki iş yapış modellerine etkisi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "Ekosistemlerin Türk Sigorta Sektörünün gelecekteki iş yapış modellerine etkisi"

Copied!
239
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ FİNANS ENSTİTÜSÜ

SİGORTA VE RİSK YÖNETİMİ ANABİLİM DALI SİGORTA VE RİSK YÖNETİMİ DOKTORA PROGRAMI

EKOSİSTEMLERİN TÜRK SİGORTA SEKTÖRÜNÜN GELECEKTEKİ İŞ YAPIŞ MODELLERİNE ETKİSİ

Doktora Tezi

Pınar ARSLAN 200000097

İstanbul, 2021

(2)

T.C.

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ FİNANS ENSTİTÜSÜ

SİGORTA VE RİSK YÖNETİMİ ANABİLİM DALI SİGORTA VE RİSK YÖNETİMİ DOKTORA PROGRAMI

EKOSİSTEMLERİN TÜRK SİGORTA SEKTÖRÜNÜN GELECEKTEKİ İŞ YAPIŞ MODELLERİNE ETKİSİ

Doktora Tezi

Pınar ARSLAN 200000097

Danışman: Prof. Dr. Suna ÖZYÜKSEL

İstanbul, 2021

(3)

ONAY SAYFASI

(4)

ÖZET

Çalışmada ekosistemlerin Türk sigorta sektörünün gelecekteki iş yapış modellerine etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Nitel veri toplama tekniği kullanılarak ele alınan bu araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Nitel araştırma aşamasında seçilen Hayat dışı ve Hayat & Emeklilik şirketlerindeki yöneticiler ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerde yöneticilerin, şirketlerindeki mevcut iş yapış modelleri ve geleceğe yönelik stratejileri analiz edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Katılımcıların tamamı iş süreçlerinde ekosistemlerinin var olduğunu söylerken, mevcut ekosistemlerinin başka bir ekosistemin parçası olup olmadığı konusunda kararsız kalmışlardır. Hayat &

Emeklilik şirketleri iş yapış modellerinde kendilerini banka ekosistemlerinin, “zorunlu parçası” olarak değerlendirirken, hayat dışı sigorta şirketleri ise kendi ekosistemlerinin mevcudiyetini ve hatta diğer ekosistemlerin kesişiminde oluşan bir sistemi tanımlamaktadırlar. Hayat dışı sigorta şirketlerinde en önemli dağıtım kanalları acenteler olarak görülmekte iken, Hayat & Emeklilik şirketlerinde ise bankaların asıl oyuncular olduğu düşünülmektedir. Elde edilen bulgulara göre sigorta şirketlerinin yeni bir ekosistem kurma ya da başka bir ekosisteme dâhil olmasının rekabet avantajları açısından beklentileri; müşteri sayılarının, poliçe üretim adetlerinin ve dolayısıyla kazançlarının artacağı yönündedir. Ayrıca satış kanallarının sayısındaki artış, müşteri veri analizi ile yeni ekosistemlerin kapsayıcılığının genişlemesi şirketlerin rekabet güçlerini artıracak önemli faktörler olarak değerlendirilmektedir.

Anahtar kelimeler: Ekosistem, İş Ekosistemi, Ekosistem Çeşitleri, Sigorta Sektörü, Türk Sigorta Sektörü, Sigortacılık İş Yapış Modelleri.

(5)

ABSTRACT

In this study, it is aimed to reveal the effects of ecosystems on future business models of Turkish insurance sector. Semi-structured interview technique was used in this study, which was handled by using qualitative data collection technique. During the qualitative research phase, interviews were held with company executives in selected non-life and life & pension companies. During the interviews, their current situation at company’s business model and future strategies were analyzed and explained. While all participants said that their ecosystems are existed, and they are unsure whether their existing ecosystems are part of other ecosystems or not. While Life & Pension companies consider it to be a "mandatory part" of bank ecosystems, non-life insurance companies define their business model as a system formed at the intersection of other ecosystems beside their own ecosystem applied for the main-operations. While non- life insurance companies consider agencies as the most important distribution channels, Life & Pension companies declare that the banks are the main players on their business activities. According to the findings obtained, the expectations of insurance companies in terms of competitive advantages of establishing a new ecosystem or being included in another ecosystem are that the number of customers, the number of policy production and thus their earnings will increase. In addition, they see the expansion in the number of sales channels and the increase in the inclusiveness of new ecosystems with customer data analysis as an important factor that will improve their competitiveness.

Keywords: Ecosystem, Business Ecosystem, Ecosystem Types, Insurance Sector, Turkish Insurance Sector, Insurance Business Models.

(6)

ÖNSÖZ

Türk sigortacılık sektöründeki geleneksel iş yapış modellerinde, dünyadaki değişen ve dönüşen ekosistem algıları ve uygulamaları ile beraber sigorta şirketlerindeki etkilerini araştırmak amacıyla yaptığım çalışmanın değişen dünya ile beraber uygulama prensiplerinin de Türk sigortacılık sektörünün gelecekteki iş yapış modelleri üzerinde etkisini anlamaya katkıda bulunacağını ve sektöre faydalı olabilmeyi umut ediyorum.

Tez çalışmamın bütün aşamalarında öncelikle değerli vaktini sonrasında tüm bilgi ve deneyimlerinin yanında önerileri ve yönlendirmeleri için danışman hocam Sayın Prof.

Dr. Suna Özyüksel’e, bu uzun ve zorlu süreçte tüm tez komitelerinde değerli görüşlerini ve önerilerini en yapıcı şekilde paylaşan Sayın Prof. Dr. Ünal Halit Özden ve Sayın Prof. Dr. Özlem Deniz Başar hocalarıma teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Doktora süreci boyunca manevi destekleri ile beni yalnız bırakmayan ilk öğretmenim anneme, tüm eğitim hayatım boyunca bize hep destekçi olan babama ve kahramanlarımdan biri ağabeyim Deniz Arslan’a tüm değerli destekleri için sevgi ve teşekkürlerimi sunarım.

(7)

İÇİNDEKİLER

Sayfa No.

ÖZET ... iii

ABSTRACT ... iv

ÖNSÖZ ... v

İÇİNDEKİLER ... vi

TABLOLAR LİSTESİ ... xi

ŞEKİLLER LİSTESİ ... xii

KISALTMALAR ... xiv

GİRİŞ ... 1

1. EKOSİSTEMLERİN VE SİGORTA ŞİRKETLERİ İŞ YAPIŞLARININ KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVESİ ... 3

1.1. Biyolojik Ekosistemlerin Kavramsal ve Teorik Çerçevesi ... 3

1.1.1. Ekosistem Tanımı ... 3

1.1.1.1. Biyolojik Ekosistemlerin Önemi ... 5

1.1.1.2. Biyolojik Ekosistemlerin Özellikleri ... 6

1.1.1.3. Biyolojik Ekosistemlerin Organizasyonu ... 7

1.1.2. İş Ekosistemlerinin Kavramsal ve Teorik Çerçevesi ... 9

1.1.2.1. İşletme Literatüründe Ekosistem Kavramlarının Gelişimi ... 9

1.1.2.2. İş Ekosistem Kavramsal Tanımı ve Önemi ... 12

1.1.2.2.1. Konut Ekosistemi ... 15

1.1.2.2.2. Mobilite Ekosistemi ... 18

1.1.2.2.3. Sağlık Ekosistemi ... 20

1.1.2.2.4. B2B & B2C Ekosistemi ... 22

1.1.3. İş Ekosisteminin Kavramsal ve Teorik Çerçevesi... 25

1.1.3.1. Moore’un İş Ekosistemi ... 28

1.1.3.2. Iansiti ve Levien’in İş Ekosistemi ... 29

1.1.3.3. Power ve Jerjian’ın İş Ekosistemi... 31

1.1.3.4. Diğer Katkıda Bulunanlar ... 32

(8)

1.1.3.5. Bazı Ekosistem Çeşitleri ve Önemi ... 33

1.1.3.5.1. Dijital Ekosistem ... 34

1.1.3.5.2. İnovasyon Ekosistemi ... 40

1.1.3.5.3. Bilgi Ekosistemi ... 42

1.1.3.5.4. Girişimcilik Ekosistemi ... 44

1.1.3.5.5. Veri Paylaşım Ekosistemi ... 48

1.1.4. Sigorta Sektöründe İş Ekosistem Tanımı ... 49

1.1.4.1. Geleneksel Sigorta Ekosistem Tanımı ve İşleyişi ... 49

1.1.4.2. Yeni Nesil Sigortacılık Ekosistemi ... 52

2. DÜNYA SİGORTA SEKTÖRÜNDE UYGULANAN EKOSİSTEMLERİN VE SİGORTA ŞİRKETLERİ EKOSİSTEMLERİNİN İNCELENMESİ .... 60

2.1. Dünya Sigorta Sektörünün Değerlendirilmesi ... 60

2.2. Dünyadaki Bazı Ekosistem Örneklerinin İncelenmesi ... 64

2.2.1. Konut Ekosistemi–Pexa Uygulaması ... 65

2.2.2. Mobilite Ekosistemi–Grab Uygulaması ... 69

2.2.3. Sağlık Ekosistemi–Vitality Uygulaması ... 75

2.2.4. Sigorta Ekosistem Uygulamalarının İncelenmesi ... 82

2.2.4.1. Ping An Sigorta Ekosistemi ... 82

2.2.4.2. Sigorta Ekosistemi İş Modeli ... 83

2.2.4.2.1. Akıllı Şehir ve Konut Alt Ekosistemi ... 86

2.2.4.2.2. Otomobil Alt Ekosistemi ... 87

2.2.4.2.3. Sağlık Alt Ekosistemi ... 89

2.2.4.2.4. Finans Alt Ekosistemi ... 91

2.2.4.3. Rekabet Avantajı ... 92

2.2.4.4. Allianz Sigorta Ekosisteminin İncelenmesi ... 93

2.2.4.4.1. Sigorta Ekosistemi İş Modeli ... 96

2.2.4.4.1.1. Konut Alt Ekosistemi ... 98

(9)

2.2.4.4.1.2. Mobilite Alt Ekosistemi ... 100

2.2.4.4.1.3. Sağlık Alt Ekosistemi ... 101

2.2.4.4.1.4. Finans Alt Ekosistemi ... 102

2.2.4.4.2. Rekabet Avantajı ... 104

2.2.4.5. Zhong An Sigorta Ekosistemi ... 106

2.2.4.5.1. Sigorta Ekosistemi İş Modeli ... 107

2.2.4.5.1.1. Seyahat Alt Ekosistemi ... 110

2.2.4.5.1.2. Otomobil Alt Ekosistemi ... 111

2.2.4.5.1.3. Sağlık Alt Ekosistemi ... 112

2.2.4.5.1.4. Finans Ekosistemi ... 114

2.2.4.5.1.5. Yaşam Tarzı Alt Ekosistemi ... 116

2.2.4.5.2. Rekabet Avantajı ... 117

3. TÜRK SİGORTA SEKTÖRÜNDE EKOSİSTEMLERİN İNCELENMESİ ... 119

3.1. Türk Sigorta Sektörünün Değerlendirilmesi ... 119

3.2. Türkiye’deki Bazı Ekosistem Uygulama İncelemeleri ... 125

3.2.1. Sağlık Sektörü Genel Değerlendirilmesi ... 125

3.2.2. Sağlık Ekosistem Uygulama İncelemesi - SenCard ... 127

3.3. Otomotiv Ekosistemi Uygulama İncelemesi ... 130

3.3.1. Otomotiv Sektörü Genel Değerlendirmesi ... 130

3.4.2. Vdf Ekosistem Uygulama İncelemesi ... 132

3.4. Türk Sigorta Sektöründeki Ekosistem Uygulamalarının İncelenmesi ... 134

3.5. Türk Sigorta Şirketlerinde Uygulanan Ekosistem Modelleri ve Gelecekteki Stratejilerine İlişkin Bir Mülakat Uygulaması ... 136

3.5.1. Araştırmanın Yöntemi ... 136

3.5.2. Nitel Boyutta Geçerlik ve Güvenirlik ... 137

3.5.3. Veri Toplama Yöntemi... 139

3.5.4. Verilerin Analizi ... 139

3.5.5. Örneklem Büyüklüğü ve Kısıtlılıklar Yöntemi ... 141

3.6. Nitel Analiz Bulgularının Değerlendirilmesi ... 145

(10)

3.6.1. Sigorta Şirketlerine Ait Analizler Bulgular ... 145

3.6.1.1. Demografik Bulgular ... 145

3.6.1.1.1. Şirketteki Pozisyonunuz Nedir? ... 146

3.6.1.1.2. Kaç Senedir Bu Şirkette Çalışıyorsunuz? ... 147

3.6.1.1.3. Toplam Sektördeki Çalışma Süreniz Nedir? ... 148

3.6.2. Sigorta Şirketlerine Ait Nitel Analizler ... 148

3.6.2.1. Şirketinizin Sektördeki Konumu Nedir? ... 150

3.6.2.2. Mevcut Şirket Ekosisteminizden Bahseder misiniz? ... 152

3.6.2.2.1. Ekosisteminiz Var mı? ... 154

3.6.2.2.2. Var ise; Şirketinizdeki Ekosistemi ve Ekosistemdeki İş Birliklerinizi Nasıl Tanımlarsınız? ... 154

3.6.2.2.3. Ne Zaman Başladı ve Ne Kadar Süredir Devam Ediyor? Ekosisteminiz İçerisinde Kaç Tane Farklı Katılımcı Var? ... 159

3.6.2.2.4. Mevcut Ekosisteminiz Rekabet Gücünüzün, Gelirinizin ve Müşteri Sayınızın Artırılmasını Destekliyor mu? ... 161

3.6.2.2.5. Yok ise; Kurmayı Düşünüyor musunuz? ... 163

3.6.2.3. Sigorta Sektöründe Ekosistem Uygulamalarının Mevcut Yapısı ve Gelecekteki Durumu Nasıl Olacaktır?... 163

3.6.2.3.1. Türk Sigorta Şirketlerinin Kendi Ekosistemleri Var mı? ... 167

3.6.2.3.2. Yoksa Sigorta Şirketleri Bir Ekosistemin Parçası mı? ... 168

3.6.2.3.3. Olacağını Düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız Ne Zaman? ... 170

3.6.2.3.4. Sigorta Sektöründe Ekosistem Uygulamalarının Sigorta Sektöründeki Şirketlerin Kendi Ekosistemlerinin Oluşturmalarının Ne Zaman Ve Kaç Sene İçerisinde Yaygınlaşacağını Düşünüyorsunuz? ... 172

3.6.2.4. Yeni Ekosistem Kurulması Hakkında Düşünceleriniz Nelerdir? ... 175

(11)

3.6.2.4.1. Şirketinizin Kendi Ekosistemini Kurması Rekabet

Gücünü Artırır mı? ... 176

3.6.2.4.2. Avantajlarınız Nelerdir? ... 177

3.6.2.4.3. Dezavantajlarınız Nelerdir? ... 180

3.6.2.4.4. Önünüzdeki Fırsatlar Nelerdir?... 182

3.6.2.4.5. Bununla İlgili Bir Fizibilite Çalışması Yaptınız mı? Buraya Yapacağınız Yatırımınızın Size Geri Dönüşünün Kaç Senede Olacağını Tahmin Ediyorsunuz? ... 185

3.6.2.4.6. Yeni Platform Tabanlı Çoklu Hizmet Ekosistemi Kurmak İsteseniz ... 187

3.6.2.5. Başka Bir Ekosisteme Dâhil Olmak Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? ... 189

3.6.2.5.1. Başka Bir Ekosisteme Dâhil Etmek Rekabet Gücünü Artırır mı? ... 193

3.6.2.5.2. Başka Bir Ekosisteme Dâhil Olma Fırsatlarınız Nelerdir? ... 194

3.6.2.5.3. Başka Bir Ekosisteme Dâhil Olmak için Avantajlarınız ve Dezavantajlarınız Nelerdir?. 195 3.6.2.6. Ekosistem Kurmanın ya da Başka Ekosisteme Dâhil Olmanın Rekabet Avantajları Neler Olacaktır? ... 196

3.6.2.6.1. Kazancınızı Nasıl Artıracaktır? ... 197

3.6.2.6.2. Müşteri Sayınızı Nasıl Etkileyecektir? ... 198

3.6.2.6.3. Poliçe Üretim Adetinizi Nasıl Etkileyecektir? . 198 3.6.2.6.4. Kendi Ekosistemini Kurması Rekabet Avantajı Getirir mi ? Getirmez mi? ... 199

3.6.2.6.5. Ya da Başka Bir Ekosisteme Dâhil Olmak Rekabet Gücünü Artırır mı Yoksa Azaltır mı? ... 199

SONUÇ ... 201

EKLER ... 208

KAYNAKÇA ... 212

(12)

TABLOLAR LİSTESİ

Sayfa No.

Tablo 1. B2B ve B2C Arasındaki Fark ... 23

Tablo 2. İş Ekosistemleri Modelleri ... 27

Tablo 3. Girişimci Ekosistem Modelinin Sekiz Bileşeni ... 47

Tablo 4. Dünyada İsteğe ve Kullanıma Bağlı Sigorta Talepleri ... 60

Tablo 5. Dünyada Sigorta Tercihlerinde Yapılan Araştırmalarda Kullanılan Kanallar ... 61

Tablo 6. Dünya 2019 Yılı Prim Üretimi Dağılımı ... 63

Tablo 7. Yıllık Bazda Dağıtım Kanallarının Hayat Dışı Branşta Payı ... 123

Tablo 8. Yıllık Bazda Dağıtım Kanallarının Hayat Branşındaki Payı ... 124

Tablo 9. Nitel Analiz Örneklem Planı ve Kodları ... 145

Tablo 10. Şirketinizin Sektördeki Konumu Nedir? ... 150

Tablo 11. Şirketinizin Sektördeki Pazar Payı ... 152

Tablo 12. Mevcut Şirket Ekosistemi ... 153

Tablo 13. Mevcut Şirket Ekosistemi ve Gelecekteki Yapısı ... 164

Tablo 14. Yeni Ekosistem Kurulması ... 176

Tablo 15. Başka Bir Ekosisteme Dâhil Olmak ... 190

Tablo 16. Ekosistem Kurmanın ya da Başka Ekosisteme Dâhil Olmanın Rekabet Avantajları ... 197

(13)

ŞEKİLLER LİSTESİ

Sayfa No.

Şekil 1. Konut Ekosistemi ... 16

Şekil 2. Konut Endüstrisi Ekosistem Bileşenleri ... 17

Şekil 3. İş Ekosisteminin Bir Görünüşü ... 30

Şekil 4. Dijital İş Ekosistemleri ... 37

Şekil 5. Koltai’nin Girişimcilik Ekosistemi Modeli ... 46

Şekil 6. Geleneksel Sigorta Değer Zinciri Ekosistemi ... 51

Şekil 7. Farklı Ekosistemlerin Merkezindeki Sigorta Şirketleri ... 58

Şekil 8. Dünya Sigorta Sektörü Prim Üretimi ... 62

Şekil 9. Dünya Sigortacılık Birincil Prim Üretimi Sıralaması ... 63

Şekil 10. Seçilen Ülkelerin Sigorta Penetrasyonu; 2019'da GSYİH'nın Yüzdesi Olarak Primler ... 64

Şekil 11. Ekosistem İllüstrasyonu ... 65

Şekil 12. Gayrimenkul Yatırım Yönetimi Pazar Büyüklüğü ... 66

Şekil 13. Küresel Emlak Piyasa Büyüklüğü ... 67

Şekil 14. Küresel Pazar Büyüklüğü Tahminindeki Değişim ... 67

Şekil 15. CBA Ev Satın Alma Ekosistemi ... 68

Şekil 16. Küresel Mobilite Ekosistemi Pazar Durumu ... 70

Şekil 17. Çin Mobilite Yatırımları 2017 ... 70

Şekil 18. Küresel Otomotiv Üretimi (.000) ... 71

Şekil 19. Tüketicilerin Mobilite Tercihleri (%) ... 72

Şekil 20. Küresel Mobilite Hizmetleri Pazar Büyüklüğü ... 73

Şekil 21. Grab Ekosistemi ... 75

Şekil 22. 2019'daki ve 2026 Tahmini Küresel Dijital Sağlık Pazarı Büyüklüğü ... 76

Şekil 23. Brüt Sigorta Primi ... 77

Şekil 24. Normalize Edilmiş Faaliyet Karı ... 78

Şekil 25. Şirketin Ana Faaliyetlerindeki Yeni İş Gelirleri ... 78

Şekil 26. Vitality Küresel Sigorta İş Ortakları ... 81

Şekil 27. Dünyada B2B ve B2C E-Ticaret ... 81

Şekil 28. Ping An Sigorta Ekosistemi ... 85

Şekil 29. Ping An Akıllı Şehir ve Konut Alt Ekosistemi ... 86

Şekil 30. Ping An Otomobil Alt Ekosistemi ... 87

(14)

Şekil 31. Allianz Sigorta Ekosistemi İş Modeli ... 97

Şekil 32. Allianz Şirketi Rolleri ... 105

Şekil 33. Zhong An İş Modeli ... 108

Şekil 34. Türk Sigorta Sektörünün Aktif Büyüklüğü ... 121

Şekil 35. Brüt Prim Üretimi ... 122

Şekil 36. Sigorta Penetrasyonu; 2019'da GSYİH'nın Yüzdesi Olarak Primler... 122

Şekil 37. BES Katılımcı ve Sözleşme Başına Fon Büyüklükleri... 124

Şekil 38. Türkiye’de Toplam Sağlık Harcamaları ... 125

Şekil 39. Kişi Başına Sağlık Harcamaları ... 126

Şekil 40. Sigortalı Sayısı ... 127

Şekil 41. SenCard İş Modeli ... 128

Şekil 42. Sen Card Ekosistemindeki İş Ortakları Faaliyet Kolları ... 129

Şekil 43. Trafiğe Kaydı Yapılan Taşıt Sayısı ... 130

Şekil 44. Toplam Otomotiv Satışları ... 131

Şekil 45. Kullandırılan Kredi Miktarı ve Kişi Sayısı Dönemsel ... 131

Şekil 46. Trafik Poliçe Adet... 132

Şekil 47. Kasko Poliçe Adet ... 132

Şekil 48. Vdf İş Modeli ... 133

Şekil 49. Sigorta Şirketi Ekosistemi ... 135

Şekil 50. Hayat Dışı Sigorta Şirketleri Pazar Payları ... 142

Şekil 51. Hayat Dışı Sigorta Şirketleri Pazar Paylarının Yüzdesel Dağılımı ... 142

Şekil 52. Hayat Branşı Pazar Payları ... 143

Şekil 53. Hayat Branşında Yüzdesel Pazar Payları Dağılımı ... 143

Şekil 54. Hayat & Emeklilik Şirketlerinin Katılım Fon Tutarına Göre Pazar Payları ... 144

Şekil 55. Hayat & Emeklilik Şirketleri Pazar Payları ... 144

Şekil 56. Mülakata Katılan Hayat Dışı ve Hayat & Emeklilik Şirketleri Dağılımı . 146 Şekil 57. Mülakat Yapılan Şirket Temsilcilerinin Pozisyonları ... 146

Şekil 58. Mülakat Yapılan Şirket Temsilcilerinin Mevcut Şirketlerinde Çalıştıkları Süre ... 147

Şekil 59. Mülakat Yapılan Şirket Temsilcilerinin Sektörde Çalıştıkları Süre ... 148

(15)

KISALTMALAR

AB : Avrupa Birliği

ABD : Amerika Birleşik Devletleri AI : Yapay Zeka

API : Uygulama programlama arayüzü Ar-Ge : Araştırma ve Geliştirme

AUM : Yönetim Altındaki Varlık BES : Bireysel Emeklilik Sistemi B2B : İşletmeden işletmeye iş modeli

B2B2C : İşletmeden işletmeye-müşteriye iş modeli B2C : İşletmeden müşteriye iş modeli

BİT : Bilgi ve İletişim Teknolojileri CEO : Yönetim Ofisleri Şefi

EGM : Emeklilik Gözetim Merkezi

EMEA : Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi ERP : Kurumsal kaynak planlaması

ESG : Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim GPS : Küresel Konumlama Sistemi

GSYİH : Gayri Safi Yurt İçi Hasıla GWP : Brüt Yazılan Prim

ICT : Bilgi ve iletişim teknolojisi IoT : Nesnelerin interneti

KOBİ : Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler KVKK : Kişisel Verilerin Korunması Kanunu OECD : Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü OEM : Orijinal ürün üreticisi

OSD : Otomotiv Sanayi Derneği

P2P : İki veya daha fazla istemci arasında veri paylaşmak için kullanılan bir ağ protokolü

RAND : Güney Afrika Para Birimi RMB : Renminbi (Çin’in resmi parası) SAAS : Hizmet olarak yazılım

(16)

SMS : Kısa Mesaj Hizmeti SOA : Servis odaklı mimari STK : Sivil Toplum Kuruluşları TL : Türk Lirası

TSB : Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği TÜİK : Türkiye İstatistik Kurumu

vb. : ve benzeri vd. : ve diğerleri

5G : Yeni nesil kablosuz telefon teknolojisi

(17)

GİRİŞ

Sigortacılık, gelişmiş ülke ekonomilerindeki önde gelen finansal hizmetlerden biridir.

Sigorta sektörünün gelişmişlik düzeyi, ülkenin ekonomik durumunu gösterir. Çünkü bir ülkenin ekonomik gelişimi, kişi ve kuruluşlar için yeni risklerin ve aynı zamanda fırsatların ortaya çıkması anlamına gelir. Bu risklerle karşılaşıldığında, olası mali kayıplar önceki dönemlere göre daha büyük olacaktır. Bu nedenle sigortacılık sektörünün gelişimi ekonomik kalkınma kadar önemlidir. Gelişmiş sigorta sektörü, piyasanın ihtiyaç duyduğu birçok alanda kolaylıkla çeşitlendirilmiş hizmetler sunacak ve müşteri odaklı yaklaşımla ihtiyaçlara yönelik fırsatlar yaratacaktır. Gelişen ve değişen dünya iş yapış modellerindeki yaygınlaşan ekosistem yapıları ile beraber sigorta sektöründeki geleneksel iş yapış modellerinin merkezinde yer alan ürün yerine müşterinin konumlanacağı bir revizyona gidildiği görülmektedir.

Ekosistemlerin sigorta sektörünün gelecekteki iş yapış modellerine etkisinin ortaya konulmasının amaçlandığı ve nitel veri toplama tekniklerinde olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılan bu araştırma üç bölümden oluşmuştur.

Araştırmanın ilk bölümünde ekosistemlerin ve sigorta şirketleri iş yapış modellerinin kavramsal çerçevesi ortaya konulmuştur. Bu anlamda biyolojik ekosistem tanımı yapılmış olup iş ekosistemlerinin kavramsal çerçevesi; konut, mobilite, sağlık, B2B, B2C ve B2B2C ekosistemleri altında değerlendirilmiştir. Ardından sigorta sektöründe iş ekosistemi tanımlanmış, geleneksel sigortacılık ve teknolojinin etkileri ile iş yapış modellerindeki değişimler ortaya konulmuştur.

Araştırmanın ikinci bölümünde ise dünyada gelir bakımından bazı öncü sektörlerde uygulanan ekosistemlerin ve sigorta şirketleri ekosistemlerinin incelenmesi planlanmıştır. Bu bağlamda sigorta sektörü ile ekosistem iş birlikleri içeren konut, mobilite ve sağlık ekosistem uygulamaları incelenmiştir. Aynı bölümde dünyadaki sigorta sektöründe uygulama örneklerine yer verilmiş, Ping An, Allianz ve Zhong An sigorta şirketlerinin iş modelleri, ekosistemleri ve rekabet avantajları ortaya konulmuştur.

(18)

Araştırmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye’den ekosistem uygulamaları ve sigorta sektöründe uygulanan ve önümüzdeki yıllarda meydana gelecek ekosistem iş birlikleri ortaya konulmak istenmiştir. Bu bağlamda Türkiye’de sigorta sektörünün güncel durumuna değinilerek, Türkiye’deki ekosistem uygulamalarının incelemesine yer verilmiştir. Görüşmeler kapsamına alınan şirketlerle geleneksel yapı ve konvansiyonel dünya içindeki ekosistemlerinin nereye doğru evrildiği, bu evrildiği yerde ekosistemlerin içerisindeki mevcut durumun nasıl farklılaşacağı, ne tür yeni paydaşlar olabileceği, stratejik anlaşmaların nasıl şekilleneceği, bu anlaşmalar içerisinde farklı birtakım iş birliklerinin olup olamayacağı, geleneksel sigorta hizmetlerinin ötesine taşabilecek bir takım hizmetlerinde olabilirliği, evrildiği yerdeki riskler, tehditler ve fırsatların neler olduğunu ihtiva eden bir çalışma formu düzenlenerek çevirimiçi görüşmeler yapılmış ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır.

(19)

1. EKOSİSTEMLERİN VE SİGORTA ŞİRKETLERİ İŞ YAPIŞLARININ KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVESİ

1.1. Biyolojik Ekosistemlerin Kavramsal ve Teorik Çerçevesi

1.1.1. Ekosistem Tanımı

Ekosistem terimi ilk olarak 1935’te İngiliz ekolojist Arthur Tansley tarafından yayınlanan bir yayında ortaya çıkmıştır. Ekosistemler küçük bir gölet ya da bütün bir orman gibi çok farklı boyutlarda olabilmektedir. Farklı ekosistemler genellikle çöller, dağlar veya okyanuslar gibi coğrafi engellerle ayrılmakta veya göller, nehirler gibi başka türlerle izole edilmektedir. Bu sınırlar asla katı olmadığından, ekosistemler birbirine karışmaya eğilimlidir. Sonuç olarak, kullanılan ölçeğe bağlı olarak tüm dünya tek bir ekosistem olarak görülebilir veya birden çok ekosisteme bölünebilmektedir (Jackson, 2011, s.3).

Yirminci yüzyılın başlarına dayanan ekosistem düşüncesi, ekoloji biliminin temel bir bileşenidir. Ekoloji bilimi ise organizmalar ile doğal çevrelerinin biyolojik ve biyolojik olmayan bileşenleri arasındaki ilişkileri incelemektedir (Mars, Bronstein ve Lusch, 2012, s.271). Bir ekosistem, bitkilerin, hayvanların ve diğer organizmaların yanı sıra hava ve yerkürenin birlikte çalışarak bir yaşam balonu oluşturduğu coğrafi bir alanı temsil etmektedir. Ekosistemler, biyotik ve abiyotik parçalar içermektedirler. Biyotik faktörler arasında bitkiler, hayvanlar ve diğer organizmalar, abiyotik faktörler arasında ise; kayalar, sıcaklık ve nem bulunmaktadır (Nationalgeographic, 2020).

Ekosistemler girdi olarak dışarıdan bir kaynaktan (güneş) enerji alıp, enerjiyi düzeltip, kullanmaktadır ve nihayetinde ısıyı çıktı olarak uzaya yaymaktadırlar. Bir ekosistemin fiziksel bir ortamı veya faktörleri, biyolojik bileşenleri ve aralarındaki etkileşimleri vardır. Herhangi bir ekosistem, bir dizi abiyotik ve biyotik faktör ve işlevlerle karakterize edilmektedir. Bir ekosistemdeki organizmalar genellikle birbirleriyle ve çevreleriyle iyi dengelenmiştir. Yeni çevresel faktörlerin veya yeni türlerin ortaya çıkması, sonunda bir ekosistemin çökmesine ve yerel türlerinin çoğunun ölümüne yol açan feci sonuçlar doğurabilmektedir. Bir ekosistemde, tüm canlıların içinde yaşadıkları bir habitat veya fiziksel bir alan vardır. Bir organizmanın yaşam alanı

(20)

birçok farklı alanı da içerebilmektedir. Örneğin, bir fare tarlada, bahçede ve hatta bir evde görülebilmektedir (Balasubramanian, 2008, s.1).

Bir ekosistem dört temel bileşenden meydana gelmektedir. Bunlar; cansız varlıklar (inorganik ve organik maddeler), primer üreticiler (yeşil bitkiler- ototroflar), tüketiciler (bitkisel ve hayvansal maddeleri yiyenler- hetotroflar) ve ayrıştırıcılardır (bakteri ve mantarlar- saprofitler).

Ekosistem kavramı, istenen denge durumunun kararlılığını spesifik olarak düzenleyen veya koruyan belirli işlevsel özelliklere sahiptir (Jackson, 2011, s.3). Bir ekosistemdeki her faktör, doğrudan veya dolaylı olarak diğer tüm faktörlere bağlıdır.

Örneğin, bir ekosistemin sıcaklığındaki bir değişiklik, genellikle orada hangi bitkilerin büyüyeceğini etkilemektedir.

Ekosistemler, çok büyük veya çok küçük olabilirler. Gelgit havuzları, okyanusun gelgit çıkarken bıraktığı göletler küçük ekosistemler olarak tanımlanmaktadır.

Dünyamızı düşünecek olursak da tüm yüzeyi, birbirine bağlı bir dizi ekosistemden oluşmuştur. Ekosistemler genellikle daha büyük bir biyomda birbirine bağlıdır.

Biyomlar, kara, deniz veya atmosferin büyük bölümleridir. Örneğin ormanlar, göletler, resifler ve tundralar bir tür biyomdurlar. İçlerinde yaşayan bitki ve hayvan türlerine göre çok genel olarak düzenlenmektedirler. Her ormanda, her bir gölette vb. birçok farklı ekosistem bulunması mümkündür.

Literatürde başka bir çalışmaya göre ise, doğada yer alan bir ekosistem, etkileşen organizmaların ve fiziksel çevrelerinin biyolojik bir topluluğudur. Topluluk ve çevresi arasındaki karmaşık bir ilişki ve ara bağlantılar içermektedir. Ekosistemdeki her şeyin önemli bir rolü vardır ve tipik olarak, sağlıklı bir ekosistemde yaşayanların çeşitliliği bulunmaktadır. Her bir ekosistemin sağlıklı kalmasını sağlamaya yardımcı olan bir niş kitle bulunmaktadır. Tüm münferit parçalar dengeli bir sistem oluşturmak için birlikte çalışmaktadır. Ekosistemin bir kısmında problem var ise sistemin diğer tüm bölümleri de bu durumdan etkilenmektedir. Örneğin, toprakta yeterli su yoksa bitkiler ölmekte, beslenmek için bu bitkilere muhtaç olan hayvanlar ölmekte ve bu hayvanlarla yaşamını devam ettiren diğer hayvanlar da zincirleme şekilde ölmekte ya da acı çekmektedir (Iansiti ve Levien, 2004, ss.89-90).

(21)

Biyolojik ekosistem ise işlevsel hedefi bir dengeyi sürdürmek olan bir bölgenin, canlı kaynak habitatları ve bireyleri arasındaki karmaşık bir ilişkiler kümesi olarak açıklanabilmektedir (Jackson, 2011, s.4).

Ekologlar, biyolojik sistemlerin örgütlenmesini bir hiyerarşi oluşturmak için düşünmektedirler. Belirli bir bölgedeki bireysel organizmalar, aynı türden organizma grup etkileşimleri (popülasyonlar olarak adlandırılır), daha büyük tür grupları (topluluklar olarak adlandırılır) arasındaki tür çiftleri arasındaki etkileşimler ve topluluklar arasındaki etkileşimler ve çevrelerinin biyolojik olmayan bileşenleri bulunmaktadır (Mars vd., 2012, s.271).

Literatürde farklı bir kaynakta ise biyolojik ekosistem, bir bölgedeki tüm canlı organizmaları (biyotik faktörler) ve bir birim olarak birlikte çalışan fiziksel ortamlarını (abiyotik faktörler) içeren bir sistem olarak tanımlanmaktadır. İstenilen seviyelerde bir popülasyon veya besin değişimini sürdürmek için nispeten kararlı bir koşul kümesinin mevcut olduğu bir veya daha fazla denge durumu ile de karakterize edilmektedir (Jackson, 2011, s.2).

Biyolojik ekosistemler, kaynak ve bilgi akışlarıyla bağlantılı ayrı ayrı işleyen bölmeler içermektedir. Bu nedenle en azından yüzeysel düzeyde, paralelliklere açık bulunmaktadırlar. Değişime açık dünya için yeni bir mercek ya da metafor aramak, sıklıkla içgörü, teori ve perspektif yaratılması açısından biyolojik ekosistemlere yönelimi sağlamaktadır (Mars vd., 2012, s.271).

1.1.1.1. Biyolojik Ekosistemlerin Önemi

Ekosistemler temel ekolojik süreçleri düzenlemekte, yaşam sistemlerini destekleyip, istikrarı sağlamaktadırlar (Pacala ve Kinzig, 2002, s.18). Ekosistem, bitkiler, hayvanlar, insanlar, mikro organizmalar ve bunların cansız çevrelerinden oluşan bir ağdır. İnsanların refahı, ekosistemlerin sağlığı ile yakından ilişki içinde olup bu sistemler, barınma, gıda ve su gibi çeşitli kaynaklar ve hizmetler ile iklimi düzenlemek için birbirine bağlıdır (Balloni de Azevedo ve Silveira, 2012, s.5).

Tüm ekosistemlerde canlı ve cansız öğeler üç temel işlev ile birbirlerine bağlanmaktadırlar. Bunlar; enerji akışı, kimyasal madde döngüleri ve popülasyon

(22)

denetimleridir. Ekosistemler, enerji ve besin giriş-çıkışlarının devamlılığının olduğu açık sistemlerdir.

Ekosistemlerin hem tür çeşitliliği ile ilgili olan yapıları hem de işlevleri bulunmaktadır. Ekosistem, organizmanın ve çevrelerinin birbirleriyle etkileşime giren temel işlevsel birimidir. Ekosistemin işlevi enerji akışı, ayrışma, besin döngüsü ve ana biyomlarla ilgilidir. Bir ekosistemin yapısı, temel olarak belirli bir habitattaki besinlerin miktarı ve dağılımı dâhil olmak üzere çevrenin organizmaları ve fiziksel özelliklerinin bir açıklamasıdır. Aynı zamanda bölgede hâkim olan iklim koşulları hakkında da bilgi sağlamaktadır (Pacala ve Kinzig, 2002, s.18).

İnsanlar da ekosistemlerin düzgün işleyişine ve insanlığa sunduğu hayatî önemdeki hizmetlere oldukça bağlı varlıklardır. Başka bir deyişle, ekosistem hizmetleri “insanlık için yararlı olan ekosistem işlevleri kümesidir”. İnsanlar, doğal ekosistemlerin insan toplumlarını desteklemeye yardımcı olduğunu uzun zamandır bilmelerine rağmen,

“ekosistem hizmetlerinin” açıkça kabul edilmesi ve tanınması nispeten yeni bir olgudur (Şekercioğlu, 2010, s.1).

1.1.1.2. Biyolojik Ekosistemlerin Özellikleri

Biyolojik ekosistemler yüzlerce hatta binlerce tür içerebilmekte, ancak bazı türleri bunların yapılandırılmasında daha fazla rol oynamaktadırlar. Bazılarına kilit taşı türü denilmektedir: bunlar ekolojik olarak diğer birçok baskın aktöre bağlı olan türlerdir.

Kaldırılırlarsa, ekosistemin bir bütün olarak çökeceği düşünülmektedir (kilit taşı kaldırılmışsa yapısal bir kemer gibi çökmeler olabileceği düşünülebilir). Diğer türlere ise ekosistem mühendisleri denir, çünkü faaliyetleri (önceden belirlenmemiş olsa da) diğer türlerin güvendiği yaşam alanlarını oluşturur ve değiştirirler. Mesela barajı inşa eden bir kunduz, ekolojik bir mühendisliğin başlıca örneklerinden sayılmaktadır.

Biyolojik ekosistemler içinde etkileşen türler, son derece uzmanlaşmış, oluşumlarda faydalıdan zararlıya varıncaya kadar değişik görevler üstlenmektedir. Karşılıklılık, her iki aktör grubuna da fayda sağlayan etkileşimlerdir. “Artı / artı etkileşimler”, karşılıklı olarak kârlı (veya olumlu) olan etkileşimi içermektedir. Örneğin Afrika ekosisteminde, akasyalar ve onları koruyan besledikleri karıncalar son derece uzmanlaşmış bir

(23)

karşılıklılık örneği olurken, diğer etkileşimler sadece bir aktör için kârlı olabilmektedir. Bunlar diğer aktörler için tarafsızdırlar (ya da “artı / sıfır etkileşimler”) ya da onun için zararlıdırlar. Bir türün diğeri tarafından tüketilmesi (örneğin, akasya yaprakları yiyen zürafalar) böyle bir ‘‘artı / eksi etkileşime ‘‘örnek olabilmektedir. Son olarak, etkileşimler her iki aktöre de zarar verebilmektedir (rekabet, bir ‘‘eksi / eksi etkileşimi ‘‘). Her iki aktör için ‘eksi’ olan etkileşimler çok büyük dikkat çekmekte ve çoğu ekosistem ekolojisti tarafından, biyolojik ekosistemlerin nasıl işlediğini şekillendirme konusunda, en kritik noktalar oldukları iddia edilmektedir.

Biyolojik ekosistemlerdeki değişim oranı oldukça yavaş olabilir. Biyolojik bir ekosistemin var olması sağlıklı, işlevsel ve kalıcı olduğu anlamına gelmemektedir.

Biyolojik bir ekosistem, bir dizi çevresel koşul altında sağlıklı, işlevsel ve kalıcı olabilmekte, ancak bir başka ekosistem aynı koşullar altında sağlıklı olamayabilmektedir. Ekosistem ekolojistlerinin karşılaştığı en büyük zorluk, hali hazırda sağlıklı sistemlerin bozulabileceği koşulları belirleme konusu olmaktadır.

Buradaki genel nokta, bir dereceye kadar biyolojik ekosistemlerin kaderini tahmin edebilmek için dışsal koşullara bakılması gerekliliğidir (Bascompte, 2009, s.417).

1.1.1.3. Biyolojik Ekosistemlerin Organizasyonu

Biyolojik ekosistemleri anlamak için, bunların bir hiyerarşi oluşturan süreçler tarafından organize edildiğini bilmek gerekmektedir. Bireysel organizmalar, çevreleriyle ve birbirleriyle etkileşmektedirler ve bu etkileşimler ile ortaya çıkan bir dizi, iç içe geçmiş ilişki ağları ekosistemleri oluşturmaktadır. Organizmaların kendileri doğal seleksiyonla şekillenmektedirler ve iyi performans gösterenler (hayatta kalma ve üreme ile ölçülmektedir) varlıklarına devam edebilirken, kötü performans gösterenler yok olmaktadırlar (Fuentes vd., 2008, s.142).

Aşağıdaki örnek, biyolojik ekosistemlerin nasıl organize edildiğini, nasıl işlev gördüklerini ve ne kadar karmaşık olabileceğini göstermektedir. Afrika ekosistemi üzerinde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı araştırmaya göre; bu sistemdeki kilit bitki türleri akasya ağaçlarıdır. Akasya ağaçları, bitkiyi besleyen diğer böceklere agresif bir şekilde saldıran bir karınca grubuna nektar salgılamaktadır. Zürafalar gibi büyük memelilerin otlama faaliyetleri ise, akasyaların büyüme formunu

(24)

değiştirmektedir, ancak faydalı karıncaları da zararlı olanlara kıyasla tercih etmektedir.

Bu nedenle, akasyalardan beslenen memeliler, dolaylı olarak akasyaların faydalı karıncalarını tercih etmektedirler. Doğanın dengesi ve akasyalar için bu durum daha iyidir, çünkü küçük otoburlar, zürafalar gibi büyüklerden daha fazla hasar vermektedirler (Miller, 1996, s.1139). Söz konusu bu ekosistemde, memeliler, karıncalar ve akasyalar karmaşık bir etkileşim ağına sahiptirler. Deneyler, memelilerin birkaç yıl boyunca engellenmeleri ile akasyaların büyümesinin, veriminin kötüleştiğini göstermiştir. Akasyalar, bu ekosistemdeki diğer türler için büyük öneme sahip birer kaynaktırlar. Ekosistem içerisinde yer alan her türün bir görevi bulunmaktadır. Aynı örneğe yine dönecek olursak; memeliler yok edilirse, akasya ağaçları büyüyerek zararlı karıncalara fayda sağlayacaktır. Bu durumda Akasya ağaçlarının sayıca hızla azalmasına, dolayısıyla tüm ekosistemin zarar görmesine yol açacaktır. Bu son derece karmaşık görünse de bazıları pozitif ve bazıları da negatif olan yerel bir tür arasındaki çoklu etkileşimlerden ortaya çıkan nispeten basit bir biyolojik ekosisteme güzel bir örnek olmaktadır (Miller, 1996, s.1139).

Biyolojik ekosistemin ana tanımlayıcısı biyo çeşitlilik veya tür çeşitliliğidir. Teknik olarak çeşitlilik, kaç türün bulunduğunu ve bireylerin türler arasında nasıl dağıldığını belirten bir ölçüdür; bununla birlikte, yaygın olarak, mevcut türlerin sayısını ifade etmektedir. Bir ekosistemin pertürbasyona (dış kaynaklı şoklar) direncinin uzun süredir tür çeşitliliği ile ilişkili olduğu düşünülürken, daha çeşitli sistemler daha yüksek kararlılık göstermektedir. Çünkü en azından bazı bileşenlerin değişen koşullara dayanabildiği görülmektedir (Ives ve Carpenter, 2007, s.59).

Literatürde başka bir çalışmada ise ekosistemlerin bir tür seçime tabi tutulabileceğinden bahsedilmektedir. Esneklik kazandıran özelliklere sahip olanlar, olmayanlardan daha uzun süre varlıklarını devam ettirebilmektedirler (Bascompte, 2009, s.417).

Moore’un iddiasına göre, bazı türlerin nesli tükenmiştir, bazıları ise şiddetli koşullara rağmen hayatta kalmayı başarmış ve hayatta kalanlar da kendilerini yeni koşullara adapte etme yeteneğine sahip olanlar olmuştur.

(25)

1.1.2. İş Ekosistemlerinin Kavramsal ve Teorik Çerçevesi

1.1.2.1. İşletme Literatüründe Ekosistem Kavramlarının Gelişimi

Çağdaş iş dünyası, artık her sektörün, her işletmenin yapmasını gerektiren inovasyon sayesinde varlığını devam ettirmektedir. İş birliği ve birlikte farklılıklar yaratma sayesinde, sadece müşterilerin ihtiyaçları karşılanmaktadır. Aynı zamanda organizasyonlar kendi aralarında belirli pazar ilişkileri kurarken iş birliğine dayalı ağlar oluşturmaktadırlar. Organizasyonlar arası ilişkiler, araştırmacıları genellikle bir organizasyonun başarısını stratejik bir kaynağa veya ilişkisel bir görüşe atfetmeye çalışmaktadırlar (Nelson, Winter, 1982, s.135).

İnovasyon ve girişimcilik konusunda önde gelen bir otorite olan Peter F. Drucker için fırsat, yenilikçi fikirlerin pazara girmesine yardımcı olan herhangi bir beklenmedik olay olabilmektedir. Bu tür olaylar, endüstri veya pazar yapısında beklenmedik demografik değişikliklere karşı yeni bilgi ve reaksiyon gerektirmektedir. Sağlıklı bir ekosistemin gerekli adımları hakkındaki fikirleri Moore’un sürdürülebilir bir iş ekosisteminin gerekli adımlarıyla örtüşen ve bu alandaki diğer önemli iki teorisyen olan, Iansiti, M. ve Levien R.’nin, kilit taşı stratejisi yoluyla iş dünyasında simbiyotik ilişkilere (tamamlayıcı ilişki) odaklanmaktadır. Iansiti ve Levien, kendi hayatta kalmalarını ve refahlarını garanti altına almak amacıyla kilit taşı adını verdikleri şirketlerin, ekosistemi bir bütün olarak teşvik etmeye çalıştıklarına inanmaktadırlar.

Daha sonra, temel taşların birçok yönden avantajlı bir konumda olduğunu, çünkü biyolojik ekosistemlerde “kilit taşların”, ekosistemlerin kütlesinin yalnızca küçük bir parçası olmasına rağmen sistem çapında bir rol oynadığını savunmaktadırlar (Moore, 1996, s.16).

Türlerin ve işletmelerin ihtiyaçları hemen hemen aynıdır; hayatta kalabilmek için biyolojik bir ekosistemde bolluğa ve çeşitliliğe ihtiyaç duyan türler gibi, işletmelerin de buna ihtiyacı bulunmaktadır. Moore, iki ekosistem arasındaki önemli bir fark olan biyolojik ekosistemin doğal, iş ekosisteminin ise insan egemen olduğunu söylemektedir (Moore, 1996, s.17).

(26)

Ekosistem düşüncesi, ekonomide ve iş dünyasında derin bir değişimi yakalayan şirketlere yeni bir bakış ve zihniyet sağlamaktadır. İlişkilerin, ortaklıkların, ağların, ittifakların ve iş birliklerinin önemi elbette yeni değildir ancak gittikçe büyümekte olduğu fark edilmektedir (Deloitte, 2020).

İş ekosistemleri, hem iş birliği hem de rekabetin giderek daha karmaşık hale gelen modelleri aracılığıyla, yeni değer yaratan ve yakalayan çeşitli aktörlerden oluşan dinamik ve birlikte gelişen topluluklar olarak tanımlanmaktadır.

Ekosistemler, çeşitli kuruluşların ve genellikle birlikte ölçek oluşturabilen, tek bir kuruluşun yeteneklerinin ötesinde pazarlara hizmet edebilen bireylerin katılımını sağlamakta ve teşvik etmektedirler. Bu durum, sağlıklı bir ekosistem için gerekli çeşitliliği sağlamaktadır. Ekosistemdeki aktörler, giderek çoğalan ve yayılmakta olan bağlanabilirlik, iş birliği araçlarını ve teknolojilerini, yerleştirdiği ekosistemde bir şekilde koordine edilmesi zor olan tarafların yönetiminde yer almaktadır. Her ekosistemin merkezinde, birlikte değer yaratmak için değer mekanizmaları tarafından yönlendirilen çeşitli mevcut kaynaklar üzerinde çalışan ve bunları bütünleştiren bir aktör vardır.

Ekosistemdeki katılımcılar ise ekosistemi ortak “müşterekler” olarak sürdürmeye ve korumaya, topluca beslemeye, ortak çıkarlar doğrultusunda amaç ve değerlerini geliştirmeye teşvik eden çoklu kombinasyon etkileriyle birbirine bağlamaktadırlar.

Hiyerarşik yapıdan bağımsız olarak, müşterekler genellikle ortak veya tamamlayıcı kültürel özellikler etrafında ağlar oluştururlar. Örneğin, orman endüstrisindeki, kâğıt ve ambalaj işletmeleri, belirli doğal kaynakların pazar uygulamasına odaklanan ortak bir mantık ve dünya görüşünü paylaşırlar. Bununla birlikte, rakip kuruluşlar arasında bağlar da oluşturulabilmektedir. Böylece, örgütsel ekosistemler, mantık ve dünya görüşlerinin desteklediği kuruluşlar arasında bazen tamamlayıcı ancak genelde rekabet eden karmaşık bağların oluşmasıyla ortaya çıkmaktadırlar. Örgütsel ekosistemlerin ortaya çıkmasına yol açan daha geniş koşullara rağmen, bireysel kuruluşların sistem genelinde değişmesi muhtemel amaçları, hedefleri ve gündemleri bulunmaktadır.

Durağan olmayan örgütsel ekosistemlerin, çoğu zaman kasıtlı olarak tasarlanmış mekanik sistemler yerine zaman içinde gelişen organik yapılar olarak görülmesi gerekmektedir (Stanczyk, 2017, s.269).

(27)

Hayatın temel bir parçası ile ilgili tüm ihtiyaçları karşılayan bir uygulama düşünülecek olursa, bu hizmetler bir dizi farklı şirket tarafından sağlanabilir, ancak bu sağlayıcıların tümü artan trafik, müşteri memnuniyeti ve veri üreten bir ekosistemin avantajlarından yararlanmaktadır. Bir ekosistemin yalnızca bir alana odaklanma gerekliliği olmadığı gibi birçok hizmet kolu seyahat, eğlence, giyim gibi ihtiyaçları karşılamak için tek bir ekosistem oluşturulabilmektedir. Ekosistem ne kadar büyük olursa hiper ölçekli verimliliklerin potansiyel faydaları da o kadar büyük olmaktadır.

Biyolojik muadillerinde olduğu gibi, örgütsel ekosistemler çok çeşitli aktörler ve organizasyonları içermektedirler. Bazı kuruluşlar, daha sonra ekosistemlerin bağımlı hale geldiği kilit taşları olarak ortaya çıkmaktadırlar. Mesela, orman endüstrisi ekosisteminde, kereste hasat eden şirketler, bu tür işletmeler tarafından tedarik edilen hammaddeler olmadan diğer orman endüstrilerinin faaliyet gösteremeyeceği için,

“kilit taşı” oyuncuları olarak kabul edilmektedirler. Örgütsel ekosistemler, diğer kuruluşların faaliyet gösterdiği koşulları oluşturan, şekillendiren ve değiştiren endüstrileri de kapsamaktadırlar. Mesela orman endüstrisi söz konusu olduğunda, hükümetler endüstrinin nasıl çalışacağını belirleyen ve düzenleyen politikaları şekillendirip uyguladıkları için bir “mühendis” gibi düşünülebilmektedirler (Mars vd., 2012, s.274).

Biyolojik ekosistemlerdeki türlerin aksine, örgüt ekosistemlerindeki liderler gelecekteki koşulları tahmin etme, riski ve belirsizliği azaltmak için tasarlanmış stratejiler ve yapılar (ör. Kurumlar) oluşturma potansiyeline sahiptirler. Elbette, bu tür proaktif planlamanın bozulmayı önleyeceğine dair bir garanti bulunmamasıyla birlikte, özellikle toplumun daha büyük kesiminin yararına evrimleşmeyen örgütsel ekosistemler ortadan kaldırılmaya veya eski haline gelmesi yönünde çalıştırılacaktır (Board & National Research Council, 2013).

Teknolojideki değişim ve gelişimle birlikte her alanda olduğu gibi sektörler kendi yaratmış oldukları ekosistemlerde de yenilenmeye geçmişlerdir. Bu değişim ve gelişimler de kuşkusuz yeni ekosistem anlayışlarının ve yapılarının doğmasını mecbur kılmıştır. Ekosistem kavramını anlamlı kılan kilit unsur ise endüstriyel toplumdan bilgi toplumuna geçiş olarak tanımlanmaktadır. Eski iş dünyasının yeni iş dünyasına göre en önemli farklılıklarından biri de yine “yeni bir iş ekosistemi oluşturmak” olmaktadır.

(28)

Her şirketin; müşterileri, tedarikçileri, ürün ve hizmet sağlayıcılarını içeren bir değer zinciri bulunmaktadır. Bu değer zincirinin de üzerinde, iş modeline bağlı daha geniş iş ortaklıkları ile beraber müşterisine ürün ya da hizmet yelpazesini genişlettiği kendi sahip olduklarının dışına çıkarak oluşturduğu müşteri ihtiyaçlarına cevap verecek bir iş ekosistem modeli olarak sunulacak yapıdan söz edilmeye başlanmıştır.

1.1.2.2. İş Ekosistem Kavramsal Tanımı ve Önemi

İş ekosistemi kavramı ilk olarak 1993 yılında, Moore tarafından ortaya çıkmış ve tedarik zincir ağı teorilerini, üniversiteler, endüstriler, dernekler ve diğer paydaşlar gibi kuruluşları ve bunların etkileşimlerini de içerecek şekilde genişletmiştir. O yıllardan itibaren, birkaç endüstriyel uygulayıcı, belirsizliğin zorluklarını ve ortakların birlikte çalışabilirliğiyle ilgili gereksinimleri açıklamak için iş ekosistemi konseptini benimsemiştir. Bu kavram, endüstriyel sistemlerin birlikte evrim sürecini ve iş fırsatlarıyla dolu dinamik ortamlarını vurgulamayı amaçlamaktadır. İş ekosistemleri, birincisi yaşam döngüsü ve ikincisi paydaşlar olmak üzere iki bölüme ayrılabilmektedir. Moore’a göre iş ekosistemi yaşam döngüsü doğum, gelişme, yetkiler ve yenilenmeyi içermektedir. İş ekosistemi paydaşları, iş ekosistemi yaşam döngüsü boyunca belirli iş birlikçi davranışları göstermektedirler. Örneğin, bir iş ekosisteminin ilk aşamalarında, ayrı rollere sahip parçalanmış endüstriyel sistemler bulunabilir. Ekosistemin gelişmesi ile beraber birkaç baskın tedarik zinciri ön plana çıkarken daha ileriki aşamalarda tüm paydaşlar için değer yaratmada iyi kurulmuş bir endüstriyel sistemin başarılı bir şekilde uygulanmaya başlandığı gözlemlenmektedir (Rong vd., 2015, s.42).

İş ekosistemi, müşterileri için değer yaratan, bütünsel bir sistem üreten şirketler ağı olarak ifade edilmektedir. Bir iş ekosistemi, belirli bir ürün veya hizmetin hem rekabet hem de iş birliği yoluyla sunulmasında yer alan tedarikçiler, distribütörler, müşteriler, rakipler, devlet kurumları vb. gibi katılımcıların dâhil olduğu ağ olarak tanımlanmaktadır. Buradaki fikir, ekosistemdeki her bir katılımcının diğerlerini etkilerken aynı zamanda diğerlerinden etkilendiği ve biyolojik bir ekosistemde olduğu gibi hayatta kalabilmek için her bir varlığın esnek ve uyarlanabilir olması gereken sürekli gelişen bir ilişki yaratmasıdır.

(29)

Ekosistemler, yeniliği yönlendiren bir olgudur çünkü şirketlerin ortakları, tedarikçileri ve müşterileri arasında kurdukları ağ ile yeni değer yaratmaları ve elde etmeleri için birbirine bağlamasına olanak tanır. Ekosistemler ayrıca yeni başlayanlar ve yerleşik firmalar arasında sağlıklı rekabeti ve iş birliğini kolaylaştırır. Ekosistem stratejileri hem ana işi büyüterek hem de portföyü yeni ürün ve hizmetler ile genişleterek önemli değerler üretebilir. Ekosistem, başlangıçta şirketin daha fazla iş birlikçi kanal üzerinden mevcut ürünü daha fazla müşteriye satmasını sağlarken ekosistem kurulup ve istenen ölçeğe ulaştığında, şirket daha kapsamlı hizmet teklifleri sunabilir duruma gelmektedir.

Günümüzdeki iş ekosistemi tanımına kadar, müşterisine yalnızca kendi sunduğu ürün ve hizmeti en iyi şekilde sunabilmek için oluşturduğu ve dâhil olduğu ekosistem iş birliklerinden yola çıkılırken, literatürde başka bir kaynakta ise; yeni nesil iş ekosistemlerinde geleneksel değer zinciri görüşünün aksine iş ekosistemi, yalnızca bir işletmenin değer zincirini değil, aynı zamanda tamamlayıcı ürünler veya hizmetler üreten diğer sektörlerden şirketler gibi oldukça dolaylı rollere sahip olanları da içeren dinamik bir sistem görünümü sunmaktadır. Bugün aynı görüşe göre rekabet eden sadece işletmeler değil iken iş ekosistemleri arasında rekabet oluşmakta ve yeni iş ekosistemleri tanımlanmaktadır. İş ekosistemleri değer yaratmak ve nihayetinde rekabet avantajı kazanmak için yeni fırsatlara kapı açmaktadırlar. Bir iş ekosistemindeki konumlara bakılmaksızın, ekosisteme katkı sağlayanlar normalde ekosistemin bir bütün olarak evrimine ve genişlemesine yol açan ekosistem liderleri tarafından oluşturulan platformlara yatırım yapmaktadırlar (Baghbadorani ve Harandi, 2012, s.82). Platform, belirli bir topluluğun veya ekosistemin birbiriyle etkileşime girecek ve değer yaratacak şekilde organize edilme şeklidir. Bir platform, genellikle ekosistemi bir araya getirmeye ve etkileşimlerin gerçekleşmesi için sürtünmeyi azaltmaya odaklanır. Etkileşim sürtünmesi, bir kullanıcının ürünün arayüzüyle etkileşimde bulunurken yaşadığı zorluğu ifade eder. Bu da müşterilerin hedeflerine ulaşmasını engelleyebilecek kullanıcı arayüzünün tüm yönlerini kapsamaktadır.

İş ekosistemlerinin sağlığına ve düzenlenme ilkelerine bakıldığında aşağıda yer alan literatür bilgilerine ulaşılmaktadır. Ekosistemin sağlığı; sağlamlık, üretkenlik ve yenilik olarak üç boyutta değerlendirilmektedir. Sağlamlık, Iansiti ve Levien (2004) tarafından önerilen, sürdürülebilirliğe ulaşmak anlamına gelmektedir. Yazarlara göre

(30)

sağlıklı ekosistem, sürdürülebilir kalkınma koşullarını karşılayabilmesi için çevresel değişikliklere kolayca uyum sağlamalıdır. Üretkenlik ise ekosistemin etkinliğini gösteren temel unsurdur. Daha ileri gitmek ve biyolojik bir ekosistemle analoji yaparak, iş ekosistemlerinin bu yönü, aktörlerin mevcut kaynakları önemli sonuca dönüştürme ve iş için değer yaratma becerisini yansıtmaktadır. Yenilik boyutunda ise Iansiti ve Levien tarafından da belirtildiği gibi, bir ekosistemin “sağlıklı” durumunu ortaya çıkarmak için yalnızca sağlamlığını ve üretkenliğini ölçmek yeterli değildir (Galateanu ve Avasilcai, 2013, s.83).

Ekosistemin düzenlenme ilkelerine bakıldığında ise birbirine bağlılık, çeşitlilik ve karmaşıklık boyutları ön plana çıkmaktadır. Birbirine bağlılık özelliği, ekosistemin aktörleri arasında kurulan ilişki türlerini içermektedir. Birbirine bağlılık, farklı kuruluşlar arasındaki iş birliği yoluyla aktörler arasındaki ikili ilişkileri ortaya koymaktadır. Çeşitlilik ilkesi ise teknolojik süreçlerin örgütsel faaliyete katılımını temsil eder ve bir sistemin istikrarını göstermektedir. Bununla birlikte bir iş ekosisteminin ne kadar karmaşık olabileceğini anlamak önemlidir. Bu ilke, iş ekosistemi unsurları arasındaki etkileşimlere dayalı karmaşık ve sistemik bir analiz sonucunda ortaya çıkmaktadır (Galateanu ve Avasilcai, 2013, s.83).

Ekosistemleri kurmak yeni stratejik çerçeveler gerektirir. Bir şirket yeni bir ekosisteme girmeyi veya yeni bir ekosistem kurmayı düşünürken dikkate alması gereken faktörler vardır. Ekosistemde, bir şirket artık yalnızca kendi başına inovasyona konsantre olamaz, aynı zamanda başkalarına nasıl değer yaratacağına da odaklanması gerekir.

Çoğu zaman başarılı ekosistemler, temel alanlarını, alan dışı bazı ürün veya hizmetlerle birleştirerek kendi değer önerilerini genişleterek bunu başarırlar.

Ekosistemlerdeki katılımcı şirketlerin de değişen piyasa koşullarına uyum sağlaması gerekir. Bunun nedeni ise, nihai müşterinin ihtiyaçlarının ve rakiplerle iş birliği yapma arzu ve yeteneğinin hızlı aynı zamanda çarpıcı bir şekilde değişebilmesidir.

Ekosistemlerde şirketlerin diğer şirketlerle ilişkilerini yönetebilmeleri de önemli bir konu olmaktadır. Bu ise, şirketler için zor olabilmektedir. Şirketin ekosistemle ilgili olarak vermesi gereken stratejik kararlardan biri de kendisini kaç ekosisteme ya da şirketi kaç farklı ekosistemi dâhil edeceği noktası olmaktadır (Lyytikäinen, 2020).

(31)

Diğer taraftan ekosistem stratejileri sürekli olarak yeniden değerlendirilmeli ve uyarlanmak durumudadır. Ekosistem yaşam döngüsü üç büyük aşamadan oluşmaktadır; bunlar tohumlama, yetiştirme ve beslemedir. Tohum aşaması, aktörler, altyapılar vb. ile ilgili tüm genel hazırlıkların yapılması gereken başlangıç aşaması anlamına gelir. Yetiştirme aşamasında kuruluşlar, uygun ortamı yaratarak yeniliklerin oluşumunu desteklemelidir. Besleme aşaması ise, kuruluşların, ekosistem ortamının koşullarını işlemek ve geliştirmek için sürdürülebilir tutması gereken aşamayı oluşturmaktadır. Ancak iş ekosistemlerinin yaşam döngüsü bir süreç olarak da düşünülebilir. Ekosistemin yaşam döngüsüne ilişkin süreç görünümü, yaşam döngüsünü birden çok farklı ve daha somut aşamaya bölmeye izin vermektedir. Süreç, bir şirketin ne tür bir ekosistem oluşturmak istediğinin analiziyle başlar. Bu netleştikten sonra bir şirket, ekosistemin tasarımını da düşünmeli ve ortakları hesaba katmalıdır. Bir sonraki adım ise planlanan eylemlerin gerçek altyapılara dönüştürüldüğü ve gerçek aktörlerle doldurulduğu proje ve dağıtım aşamasıdır (Lyytikäinen, 2020).

Aşağıdaki kısımda ise literatüre dayalı olarak teorik şekilde; konut, mobilite, sağlık, B2B ve B2C ekosistemleri açıklanmaya çalışılmaktadır.

1.1.2.2.1. Konut Ekosistemi

Konut, sektörel anlamda bakıldığında nihai bir üründür. Bu doğrultuda her ekonomik sektörde olduğu gibi katma değeri ve “çoğaltıcı etkileri” düşünüldüğünde, kamu bağlamında vergi, harç ve diğer türlerde makroekonomik boyutları da ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde konut ekosisteminin mikro ekonomiden ziyade makroekonomik boyutları ön plana çıkmaktadır.

Konut ekosistemi genel olarak değerlendirildiğinde müşterinin ihtiyacına yönelik sunulacak ürün ve hizmet yelpazesinde yer alan ekosisteme katkı sağlayıcılarından başlıcaları inşaat sektörünün tüm faaliyet kollarında hizmet verenlerden en önemlileri arasında bankalar, sigortacılar, nakliye şirketleri, güvenlik şirketleri ve emlak danışmanları bulunmaktadır.

(32)

Şekil 1. Konut Ekosistemi

Şekil 1’de yer aldığı gibi konut ekosistemini dört ana başlık altında değerlendirmek mümkündür. İlk başlık olan satın alma bacağında; satın alma planlaması, konut aramak, satın alma işleminin gerçekleştirilmesi, mortgage finansmanının geliştirilmesi, taşınma, konut içi yenileme ile beraber mülk içindeki eşyanın yanı sıra konutu sigortalamak yer almaktadır. İkinci başlık olan kiralama altında ise ev sahipleri için kiracı bulmak, kira sözleşmelerinin yürütülmesi ve kiralık mülkleri yönetmek, daha sonrasında mülk sahipleri ve aynı zamanda kiracılar için mülk kiralama ekonomisini değerlendirip finansman seçeneklerini değerlendirmek ve sonrasında yeni bir mülke taşınmak ya da kira sözleşmesini yenilemek gibi işlemler yer almaktadır.

Üçüncü başlıkta yer alan konut içinde yaşamak altında; konut içerisindeki yaşantıyı yönetmek, tesisat ihtiyaçlarından güvenlik sistemlerinin kurulmasına ve satın alınan hizmetler doğrultusunda finansal ürünlerin yenilenmesi dâhil işlemler yer almaktadır.

Son başlık altında yer alan satışta ise mülkün piyasaya sürülmesi, satışın yönetilmesi, finansman seçeneklerinin geliştirilmesi ve taşınmanın organizayonu yer almaktadır (McKinsey and Company, 2018).

Konut endüstrisi ekosistemine katkı sağlayan iş birlikçilerini, ekosistem içerisindeki rollerine ve sahip oldukları katkı süreçlerine göre aşağıdaki şekil 2’de gösterildiği gibi altı ana başlık altında değerlendirmek mümkündür.

(33)

Şekil 2. Konut Endüstrisi Ekosistem Bileşenleri

Gayrimenkul geliştiriciler; arazi satın almayı, binaların inşasını, tadilatını ve bitmiş gayrimenkulün son kullanıcılara satılmasını veya kiralanmasında hizmet verenlerdir.

Aracılar, devlet tarafından emlakçılık yapmaya uygunluk verilen, mülk alıcıları ve satıcıları arasındaki bir işlemi kolaylaştırmaya yardımcı olan ve gerektiğinde ekip ile beraber hizmet veren şirketlerdir. Görevleri, taraflardan birini temsil etmek ve mümkün olan en iyi şartlarla müşterilere satın alma ve/veya satış yapmalarına yardımcı olmaktır.

Satış ve pazarlama hizmetleri verenler ise yapmış oldukları binaları ve evleri satmak için gayrimenkul danışmanlarıyla birlikte çalışırlar. Bu firmalar, tüm pazarlama materyallerini oluşturmak ve tamamlanmış evleri satmak için satış temsilcilerini de kullanarak bir komisyon kazancı elde ettikleri, tipik olarak yeni proje binalara ve evlere odaklanmaktadırlar.

Mülk yönetimi hizmeti verenler ise mülk sahipleri adına belirli bir ücret karşılığı kira toplamak, kiralık ya da satılık daireleri alıcılara göstermek, mülk içi eksiklikleri gidermek, gerektiğinde onarımları yaptırmak gibi mülk sahiplerinin gayrimenkul yatırımlarının değerini korumak için gerekli tüm süreçlerin yönetimini yapanlardır.

Mülk alım ve satışlarında olduğu gibi aynı zamanda mülk iyileştirme işlerinde de finanse etmek için borç kullanıldığından, kredi verenler konut sektöründe çok önemli bir rol oynamaktadır. Borç veren kurumlar arasında özel ve kamu bankaları ile özel borç veren kurumlar yer alabilmektedir.

(34)

Son olarak da sektörün çeşitli hizmet ve servis ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olan profesyonel hizmet sağlayıcıları vardır. Yukarıda bahsedilenlerin dışında sektördeki hizmet veren diğer uzmanlara örnek olarak muhasebeciler, avukatlar, iç mimarlar, müteahhitler, inşaat işçileri, nakliyeciler gibi çeşitli işlerde yer alan uzmanlar verilebilir.

Bir konut ekosisteminin en önemli bileşenlerinden birisi olan finansman kaynağı sağlayan kurumlardan bankalar nezdinde amaç yalnızca gelirleri artırmak olmayıp, aynı zamanda kritik bir müşteri kitlesi oluşturmak ve onlara uçtan uca çözümler sunmaktır. Yakın gelecekte bankalar satın alma yolculuğunda müşterilerine ana faaliyet kolunda destek oldukları borçlanma taleplerine cevap verirken birçok doğal çapraz satış fırsatlarını değerlendirerek (örneğin, ev temizliği ve taşınma gibi) hem ek gelir hem de öz sermaye getirisi de sağlayacaktır. Ancak yolculuktaki pek çok nokta mevcut becerilerinin dışında olduğundan, bankalar yeni bir pazara yeni bir yaklaşım getiren yerleşik uzmanlarla veya şirketlerle ortaklık kurma yolunu tercih etmektedirler.

1.1.2.2.2. Mobilite Ekosistemi

Mobil (mobile) kelimesi, "hareket edebilen ve sabit olmayan" anlamına gelen İngilizce kökenli bir kelimedir. Mobilite kavramı "hareket etme veya hareket ettirilme yeteneği"

başka bir pozisyona hızlı ve kolay adapte olabilme kabiliyeti, bir yerden diğerine hızla hareket etme becerisi olarak ifade edilmektedir (Başkaya, 2010). Hareketlilik kavramı,

"hareket halindeyken planlarını ve projelerini yürütme yeteneğine sahip kişiler" olarak da tanımlanabilir (Boons ve Kesselring, 2004). Hareketlilik kavramını, bulunduğu yere bakılmaksızın hareket halindeyken bile bilgiye erişebilen ve işlem yapabilen bir teknoloji şeklinde ifade etmek de mümkündür.

Tarihsel olarak, ulaşım endüstrisi büyük ölçüde doğrusal değer zincirleri boyunca gelişimine devam etmiştir. Bunların hepsi gelişen teknoloji ile tanımlanan yeni mobilite ekosistemi kavramı altında gelir fırsatlarını yakalamak isteyen çeşitli sektör birleşmesi olarak tanımlanmaya başlanmıştır. Sonuçta birbirine bağlı değer zincirlerinden oluşan karmaşık bir ağ yapısı meydana gelmiştir. Otomotiv, ulaşım ve daha geniş çerçevede yer alan mobilite pazarı, insanların ve ürünlerin taşınma şeklini

(35)

temelden değiştiren dönüşümsel bir sosyal, teknolojik ve ekonomik değişim geçirmektedir.

Otomotivde ortaya çıkan yenilikler ve ulaşım sistemlerindeki gelişim; sosyal eğilimlerin de etkisiyle mevcut sistemlerde önemli bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Bu değişimin net kapsamı tam olarak öngörülebilir olmasa da değişimin öncüsü olan aktörler, mobilite ekosisteminin mevcut yapısında, iş modellerinde ve rekabetçiliğinde yeni değerler ortaya koymaktadırlar (Galus vd., 2012).

Mobilite ekosistemi, farklı ulaşım modları ve kullanıcıları ile birbirlerini etkileme şekillerini içeren bir yapı olarak tanımlanabilmektedir. Yeni mobilite kanallarının (örneğin, araç çağırma ve araba paylaşımı) geliştirilmesi ve teknolojideki ilerlemelerle birlikte, bu ekosistem, bağlantılı araçlardan paylaşımlı sürüşlere ve sonrasında otonom araçlara kadar gelecekte daha da entegre bir hal almasının kaçınılmaz olacağı beklenmektedir.

Mobilite ekosistemi işleyişine bakıldığında ulaşım sistemlerinin geleceğine yönelik çeşitli görüşler ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki sektör içindeki bakış açısına göre ekosistemin ve içindeki varlıkların temel yapılarında önemli değişiklikler olmayacağı üzerinedir. Bu durumda mobilite ekosistemi lineer olarak gelişimine devam edecektir.

Bu düşünceye göre ulaşım sistemleri günümüzdeki gibi olacak, otomotiv sistemleri özel sahiplik anlayışıyla devam edecek ve insanların kullanımına devam edilecektir.

Diğer düşünceye göre ise gelecekte ulaşım sistemlerinde oldukça keskin ve radikal dönüşümler olacaktır. Buna göre sürücüsüz ve otonom araçlar ile yepyeni bir mobilite ekosistemi ortaya çıkacaktır. Teknoloji devlerinin önemli bir aktör olduğu bu görüşle birlikte, trafik yoğunluğunun azalacağı, kazaların ve enerji talebinin minimuma ineceği öngörülmektedir. Bununla birlikte mobilite ekosistemindeki bu gelecek öngörüsünün gerçekleşmesi halinde ulaşım maliyetleri de azalacak ve erişilebilirliğin artacağı düşünülmektedir (Deloitte, 2015).

Ulaşım alanında, trafik sistemleri, otomotiv sektörü ve diğer birçok sektöre entegre bir dijitalleşme trendi ortaya çıkmıştır (Kasser vd., 2017). Mobilite ekosisteminde özellikle elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla beraber şarj üniteleri, alternatif yakıt, elektrik ve enerji hizmetleri ile birlikte yeni trendlerin ortaya çıkması hizmet bileşenlerini de değiştirmesi kaçınılmazdır. Bu yeni mobilite anlayışıyla birlikte

(36)

altyapının oluşturulması, bu gelişen değer zincirine odaklanmış yeni iş modelleri ve fırsatlarını de beraberinde getirmektedir (Kässer vd. 2017).

Mobilite ekosistemindeki dönüşümle birlikte otomobiller, bilgisayar ve akıllı telefonlar gibi birer “cihaz” haline gelecektir. 5G ile birlikte veri toplayan ve analiz edebilen yeni otonom araçlar ile teknoloji stabilitesi de olumlu etkilenecektir (Rieck vd., 2017). Araç kullanıcıları, kesintisiz bir dijital deneyim yaşayacaklardır. Mobil hizmetlerinin yaygınlaşması ile birlikte araçların servis sonrası hizmetlerle ilgili bakım maliyetleri de azalacaktır. Kullanıcılar, araçlarla daha yakın etkileşim içinde olacak, kullanım metotları değişecektir (Bormann vd., 2018).

Birbiri ile bağlantılı pek çok sistemden oluşacak olan bu yeni mobilite anlayışı ile birlikte gelecekte “bağlantılı olma” ve “bağlanabilirlik” kavramları ön plana çıkacaktır. Bu durumda da veriye dayalı iş modelleri daha rekabetçi bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Yeni mobilite ekosistemi ile birlikte paylaşım ekonomisi, bağlanabilirlik, e-mobilite ve otonom sürüş gibi konuların önemi artacak, otomotiv sistemlerinde mobil hizmetlere ağırlık verilecektir.

Ekosistemler, tüm değer zincirini kapsamında kullanıcıların uçtan uca bir müşteri yolculuğunun ve tek erişimli bir ağ geçidi aracılığıyla çok çeşitli ürün ve hizmetler için çekici bir müşteri deneyiminin keyfini çıkarabileceği müşteri merkezli, birleşik bir değer teklifi oluşturmaktadır. Mobilite oyuncuları, bu ekosistemler aracılığıyla müşteri davranışları ve tercihleri hakkında daha derin bilgiler edindikçe, müşterilerine hem zaman hem de maddi açıdan daha fazla kolaylık ve tasarruf sağlayan ürünler veya hizmetler sunma konusunda giderek daha fazla güçleneceklerdir.

1.1.2.2.3. Sağlık Ekosistemi

Sağlık ekosistemi, tedavi ve bakım hizmeti verenler, sağlık tedarikçileri, sağlık kuruluşları, bilgi sistemleri ve hastalar (müşteriler) gibi pek çok katılımcıdan oluşmaktadır (Serbanati vd., 2011: 14). Bir sağlık ekosisteminde yer alan rakipler, birlikte var olan ve sürekli değişen parçaların sağladığı bir ortamda hayatta kalmayı öğrenerek uyum sağlarlar (Kernick, 2004). Sağlık alanında, ekosistemler bireylerin sağlık sonuçlarını iyileştirebilecek, erken ölümleri önleyebilecek ve birçokları için

Referanslar

Benzer Belgeler

Kullanıcı gereksinimlerine ilişkin verileri toplamak amacıyla İç Mimarlık Bölümü Yüksek Lisans ve Lisans programlarında yer alan mobilya tasarımı dersleri kapsa-

Hasta ve kontrol grubunun menstrual sikluslarının üçüncü ve beşinci günleri arasında; östrojen (E2), seks hormon bağlayıcı globülin (SHBG), serbest testosteron

Aynı zam anda vosvos sevgisinin bir hastalık olduğu ve bir kez vosvos kullanm aya başlayan kişinin bir daha başka araba kullanamayacağını belirtmektedirler..

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ihale üzerinde bırakılan isteklinin sundukları belgelerle Kamu İhale Genel Tebliği’nin 10/A maddesi uyarınca

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM MESLEKİ AMAÇ TAŞIMAYAN GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ I.. MESLEKİ AMAÇ TAŞIMAYAN GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ KURMA KOŞULLARI VE

Çeşitli sanayi sektörlerinde agresiv ortamda kullanılan Tic-Me seramik ve metal malzemelerinden sermet ürünleri imalatı (küresel ve sürgülü vanalar, santrifüj pompalar

Sözleşmesi Feshedilen İşçilerin Fesih Tarihinden İtibaren Altı Ay Geçmeden Geçici İş İlişkisi Kapsamında Çalıştırılamaması Kuralının Geçici Mevsimlik

Toplumun büyük bölümünün meslek ahlakıyla ilgilenmemesi toplumda meslek ahlakını oluşturacak ve işlemesini sağlayacak bir takım meslek gruplarının organize