KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
K.K.T.C. DR. BURHAN NALBANTOĞLU DEVLET HASTANESİ DİYABET MERKEZİNE BAŞVURAN DİYABETLİ BİREYLERİN UYKU KALİTESİNİN
BESLENME DURUMU VE GLİSEMİK KONTROL İLE İLİŞKİSİ
Diyetisyen Zühal KARAKOÇ
TIBBİ BESLENME TEDAVİSİ ANA BİLİM DALI
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Lefkoşa Ocak, 2020
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
K.K.T.C. DR. BURHAN NALBANTOĞLU DEVLET HASTANESİ DİYABET MERKEZİNE BAŞVURAN DİYABETLİ BİREYLERİN UYKU KALİTESİNİN
BESLENME DURUMU VE GLİSEMİK KONTROL İLE İLİŞKİSİ
Diyetisyen Zühal KARAKOÇ
TIBBİ BESLENME TEDAVİSİ ANA BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ
TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Sevinç YÜCECAN
Lefkoşa Ocak, 2020
ONAY SAYFASI
Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğüne,
Bu çalışmamız jüri üyeleri tarafından Beslenme ve Diyetetik Programında Yüksek Lisans Tezi olarak kabul edilmiştir.
Üye (Jüri Başkanı): Prof. Dr. Sevinç YÜCECAN
(Danışman) Yakın Doğu Üniversitesi
Üye: Yrd. Doç. Dr. Sabiha Gökçen ZEYBEK
Yakın Doğu Üniversitesi
Üye: Yrd. Doç. Dr. Müjgan ÖZTÜRK
Doğu Akdeniz Üniversitesi
ONAY:
Bu tez, Yakın Doğu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri uyarınca yukarıdaki jüri üyeleri tarafından uygun görülmüş ve Enstitü Yönetim Kurulu kararıyla kabul edilmiştir.
Prof. Dr. K. Hüsnü Can BAŞER Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü
BEYAN
Bu tez çalışmasının kendi çalışmam olduğunu, tezin planlanmasından yazımına kadar bütün safhalarda etik dışı davranışımın olmadığını, bu tezdeki bütün bilgileri akademik ve etik kurallar içinde elde ettiğimi, bu tez çalışmayla elde edilmeyen bütün bilgi ve yorumlara kaynak gösterdiğimi ve bu kaynakları da kaynaklar listesine aldığımı, yine bu tezin çalışılması ve yazımı sırasında patent ve telif haklarını ihlal edici bir davranışımın olmadığı beyan ederim.
ZÜHAL KARAKOÇ
TEŞEKKÜR
Yapılan bu çalışma boyunca öneri ve desteği ile yolumu hep aydınlık tutmamı sağlayan başta tez danışmanım sayı değer Prof. Dr. Sevinç YÜCECAN’a
Bu çalışmanın istatistiksel analizlerini yapan sayı değer Prof. Dr. Osman SAKA’ya
Çalışmamın başlamasına öncülük eden çalışma boyunca benimle ilgilenen öneri ve desteği ile yanımda olan saygı değer Yrd. Doç. Dr. Müjgan ÖZTÜRK’e
Çalışmamın sürecinde beni destekleyen yardımlarını esirgemeyen Hocalarım Yrd. Doç. Dr.
Sabiha Gökçen ZEYBEK’e ve Uzm. Dyt. Gülşen ÖZDURAN’a
Gönüllü bir şekilde çalışmaya katılmayı kabul eden KKTC Dr. Burhan Nalbantoğlu hastalarına
Her zaman yanımda olan sevgilerini destekleri ve duaları ile beni destekleyen canım ailem Annem Leyla KARAKOÇ’a, Babam Mehmet Ali KARAKOÇ’a ve diğer yarım olan canım Kardeşim Süleyman KARAKOÇ’a
Teşekkürlerimi sunarım Diyetisyen Zühal KARAKOÇ
ÖZET
Karakoç, Z., KKTC Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Diyabet Merkezinde Tedavi Gören 19 – 69 Yaş Arası Diyabetli Bireylerin Uyku Kalitesinin Beslenme Durumu ve Glisemik Kontrol İle İlişkisinin Değerlendirilmesi. Yakın Doğu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Programı Bilim Uzmanlığı Tezi, Lefkoşa, 2020.
Amaç: KKTC Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Diyabet Merkezinde tedavi gören 19 - 69 yaş grubu diyabetli bireylerin uyku kalitesinin beslenme durumu ve glisemik kontrol ile ilişkisinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Yöntem: Çalışma Mart 2019 – Temmuz 2019 tarihleri arasında KKTC Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet hastanesinde sağlık hizmeti alan 154 diyabetli birey ile hiçbir sağlık sorunu olmadığını beyan eden 154 sağlıklı birey (toplam 308 kişi) ile gerçekleştirilmiştir.
Bireylerin beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzlarının belirlenmesi için anket formu uygulanmış, 24 Saatlik Geriye Dönük Besin Tüketimleri, Besin Tüketim Sıklıkları, Uluslararası Fiziksel Aktivite Kısa Formu ve Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) skorları belirlenmiştir.
Bulgular: Araştırma sonucuna göre bireylerin %63,3’ü (n:195) kadın %36,7’si (n:113) de erkek bireylerden oluşmaktadır. Kötü uyku kalitesine sahip bireylerin %65,9’u (n:139) diyabetli bireylerden ve %34,1’i (n:72) diyabetli olmayan bireylerden oluşmaktadır. Bu verilere göre, diyabetli bireylerin uyku kalitesi diyabetli olmayan bireylerden daha kötüdür (p<0,05). Hem erkek hem de kadın diyabetli bireylerde uyku kalitesi diyabet yaşı, açlık kan şekeri HbA1C ve antropometrik ölçümler arasında herhangi bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Diyabetli olan ve olmayan bireylerde PUKİ puanı ile enerji ve besin öğeleri arasındaki ilişkiye bakıldığından ise anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0,05).
Sonuç: Diyabetli bireylerin uyku kalitesi sağlıklı bireylerden daha kötüdür. Ancak uyku kalitesinin diyabetli bireylerin kan bulguları ve besin alımlarında bir etkisi yoktur. Daha yüksek örneklem sayısı olan prospektif çalışmalar uyku kalitesinin diyabet regülasyonu ve besin alımına etkisi ile ilgili daha doğru bilgiler verebilir.
Anahtar Sözcükler: Diyabet; Beslenme Durumu; Uyku Kalitesi; Pitssburgh Uyku Kalite İndeksi.
ABSTRACT
Karakoç, Z., Evaluation of the Relationship Between Sleep Quality and Glycemic Control of 19- 69 Years Old Individuals with Diabetes, Who Were Treated at Diabetes Center of TRNC Burhan Nalbantoğlu State Hospital. Near East University, Institute of Health Sciences, Nutrition and Dietetics Program Master of Science Thesis, Nicosia, 2020
The aim: The aim of this study is to evaluate the relationship between sleep quality, nutritional status and glycemic control of diabetic outpatients treated in KKTC Dr. Burhan Nalbantoglu State Hospital Diabetes Center between 19-69 years old.
Methodology: The study was conducted between March 2019 and July 2019 in KKTC Dr.
Burhan Nalbantoglu State Hospital with 154 diabetic individuals and 154 individuals who declared that they are healthy (total 308). A questionnaire was used to determine the nutritional habits and lifestyles of the individuals including 24 hour dietary recall, food frequency questionarrie, International physical activity survey (IPAQ) and Pitssburgh Sleep Quality Index (PSQI).
Results: According to the results of the research, 63.3% (n:195) of the individuals are female and 36.7% (n:113) are male. 65.9% (n:139) of individuals who has poor sleep quality have diabetes while 34,1% (n:72) are non-diabetic individuals. According to these data, the sleep quality of individuals with diabetes is worse than those without diabetes (p<0.05). There was no relationship between sleep quality, diabetes age, fasting blood glucose HbA1c and anthropometric measurements in both male and female diabetic individuals (p>0.05). When the relationship between PUKI score and energy and nutrients was examined in individuals with and without diabetes, it was found that there was no significant relationship (p>0.05).
Conclusion: Sleep quality of individuals with diabetes is worser than healthy individuals.
However, sleep quality does not effect blood findings and nutrient intake of individuals with diabetes. Prospective studies with higher sample numbers may provide more accurate information about the effect of sleep quality on diabetes regulation and food intake.
Keywords: Diabetes Mellitus; Nutritional Status; Sleep Quality; Pittsburgh Sleep Quality Index.
İÇİNDEKİLER
Sayfa No
ONAY SAYFASI………...i
BEYAN…………..………...ii
TEŞEKKÜR………...………...iii
ÖZET………..…………...iv
ABSTRACT………..…...………...v
İÇİNDEKİLER……….…...vi
KISALTMALAR……….…..….………...ix
ŞEKİLLER DİZİSİ………...……….………..xi
TABLOLAR DİZİSİ………..………..………...xii
1. GİRİŞ ... 1
1.1. Kuramsal Yaklaşımlar ve Kapsam ... 1
1.2. Amaç ... 1
1.3. Hipotez ... 2
2. GENEL BİLGİLER ... 3
2.1. Diyabetin Tanımı ... 3
2.2. Diyabetin Klinik Bulguları ve Belirtileri ... 3
2.3. Diyabette Tanı, Sınıflama ve İzlem İlkeleri ... 3
2.4. Diyabetin Etiyolojik Sınıflandırılması ... 4
2.5. Diyabet ve Tıbbi Beslenme Tedavisi ... 5
2.5.1. Diyabette Özel Durumlarda Beslenme Tedavisi ... 6
2.5.2. Tıbbi Beslenme Tedavisi Uygulama Aşamaları ... 6
2.6. Uyku ve Evreleri ... 8
2.7. Uyku Gereksinimi ... 10
2.8. Uyku ve Beslenme Durumu İlişkisi ... 11
2.8.1 Karbonhidratlar ... 11
2.8.2. Proteinler ... 12
2.8.3. Yağlar ... 13
2.9. Diyabet ve Uyku ... 14
2.10. Uyku ve Glukoz Metabolizması... 17
3. GEREÇ VE YÖNTEMLER ... 19
3.1. Araştırmanın Şekli ... 19
3.2. Araştırmanın Yapıldığı Yer ve Zaman ... 19
3.3. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi ... 19
3.4. Araştırmanın Değişkenleri ... 19
3.5. Verilerin Toplanması ... 19
3.6. 24 Saatlik Besin Tüketim Kaydı ... 20
3.7. Antropometrik Özellikler ... 20
3.7.1. Vücut Ağırlığı ... 20
3.7.2. Boy Uzunluğu ... 20
3.7.3. Beden Kütle İndeksi ... 21
3.8. Bel ve Kalça Çevresi ... 21
3.9. Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) ... 22
3.10. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ) ... 23
3.11. Biyokimyasal Bulgular... 23
3.12. Verilerin Analizi... 23
4. BULGULAR ... 25
5. TARTIŞMA ... 60
6. SONUÇ VE ÖNERİLER ... 73
6.1. Sonuç ... 73
6.2. Öneriler ... 78
7.KAYNAKLAR ... 79
EKLER
Ek 1. 24 Saatlik Besin Tüketim Formu Ek 2. Besin Tüketim Sıklık Formu Ek 3. Pitssburgh Uyku Kalite İndeksi Ek 4. Fiziksel Aktivite Kısa Formu Ek 5. Anket Formu
Ek 6. Yakın Doğu Üniversitesi Etik Kurul Onay Formu Ek 7. Dr. Burhan Nalbantoğlu Etik Kurul Onay Formu
KISALTMALAR DİZİSİ ADA: Amerikan Diyabet Derneği APG: Açlık Plazma Glukozu BKİ: Beden Kütle İndeksi,
ÇDYA: Çoklu Doymamış Yağ Asitleri
DM: Diabetes Mellitus
DRI: Besin Öğesi Alım Referansları DSÖ: Dünya Sağlık Örgütü
GH: Büyüme Hormonu GI: Glisemik İndeks
HDL: Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein HOMA: Homeostatik Model Değerlendirme IDF: International Diabetes Federation IGF: Bozulmuş Glukoz Toleransı
IPAQ: Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi İGS: İleri Glikozillenme Son Ürünü
KHD: Karbonhidrat
KKTC: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti LDL: Düşük Yoğunluklu Lipoprotein LNNA: Büyük Nötr Amino Asit
NREM: Hızlı Göz Hareketleri Olmayan OGTT: Oral Glukoz Tolerans Testi
PG: Plazma Glukozu
PUKİ: Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi REM: Hızlı Göz Hareketleri
SPSS: Statistical Package for the Social Sciences SSB: Yüksek Şekerle Tatlandırılmış İçecekler SWS:Yavaş Uyku Dalgası
T2DM: Tip 2 Diabetes Mellitus TBT: Tıbbi Beslenme Tedavisi TG: Trigliserid
ŞEKİLLER DİZİSİ
Şekil 2.3.1. Diyabet tanı algoritması
Şekil 2.9.1. Uyku kaybından diyabet riskine neden olan potansiyel yolakların şematik gösterimi
Şekil 2.9.2. Uyku bozukluğu ve diyabet arasındaki çift yönlü ilişki
Şekil 2.10.1. Uyku kısıtlamasını ve bozukluğunun diyabet riskine bağlayan yollar Şekil 4.1.1. Bireylerin diyabet varlığı ve cinsiyetlerine göre dağılımı
Şekil 4.1.2 Bireylerin diyabet varlığı ve yaş gruplarına göre dağılımı
Şekil 4.1.3. Bireylerin cinsiyet ve diyabet varlığına göre sigara kullanma durumlarının dağılımı
Şekil 4.1.4. Bireylerin cinsiyet ve diyabet varlığına göre alkol kullanma durumlarının dağılımı
Şekil 4.3.1. Bireylerin öğün atlama durumlarının dağılımı Şekil 4.3.2. Bireylerin atladıkları öğüne göre dağılımı
Şekil 4.5.1. Bireylerin şiddetli, orta dereceli fiziksel aktivite ve on dakika yürüyüş yapma durumlarının dağılımı
Şekil 4.5.2. Bireylerin IPAQ skorları ile PUKİ puanı arasındaki ilişki
Şekil 4.6.1. Diyabetli ve sağlıklı bireylerin PUKİ puan değerlerinin dağılımı
TABLOLAR DİZİSİ
Tablo 2.2.1 Prediyabet tanı kriterleri
Tablo 2.4.1. Tip 1 ve tip 2 diyabetin ayırıcı tanısı
Tablo 2.6.1. NREM ve REM uykusu sırasında oluşan fizyolojik değişiklikler Tablo 3.7.3.1. WHO BKİ sınıflaması (kg/m²)
Tablo 3.8.1. Cinsiyete bağlı bel çevresi ölçümleri (cm) Tablo 3.8.2. Cinsiyete bağlı bel/kalça oranı
Tablo 4.1.1. Bireylerin genel demografik özelliklerine göre dağılımı
Tablo 4.1.2. Bireylerin diyabet varlığına göre yaş ortalama (x̄ ), standart sapma (S) değerleri
Tablo 4.1.3. Bireylerin diyabet varlığı ve sigara kullanma durumlarının göre dağılımı Tablo 4.1.4.Bireylerin diyabet varlığı ve alkol kullanma durumlarına göre dağılımı
Tablo 4.2.1. Diyabetli bireylerin diyabet haricindeki hastalık, komplikasyon ve cinsiyete göre sağlık durumlarının dağılımı
Tablo 4.3.1. Bireylerin cinsiyete göre beslenme alışkanlıkları durumlarının dağılımı
Tablo 4.3.2. Bireylerin diyabet varlığına göre öğün atlama ve ara öğün tüketim durumlarının dağılımı
Tablo 4.3.3. Bireylerin diyabet varlığı ve beslenme alışkanlıkları durumlarına göre dağılımı
Tablo 4.3.4. Bireylerin diyabet varlığı ile besinlerin tüketim sıklıklarına göre dağılımı Tablo 4.3.5. Bireylerin diyabet varlığına göre günlük enerji, besin ögesi ve posa alımı ortalama (x̄), standart sapma (S), ortanca ve alt-üst değerleri
Tablo 4.3.6. Bireylerin diyabet varlığına göre günlük vitamin ve mineral alımı ortalama (x̄ ) ve standart sapma (S), ortanca ve alt-üst
Tablo 4.4.1. Bireylerin diyabet varlığı ve BKİ sınıflaması dağılımı
Tablo 4.4.2.Bireylerin diyabet varlığı ve cinsiyete göre BKİ sınıflaması değerlerinin dağılımı
Tablo 4.4.3.Bireylerin diyabet varlığı ve cinsiyete göre antropometrik ölçümlerinin ortalama (x̄ ) ve standart sapma (S) değerleri
Tablo 4.5.1. Bireylerin şiddetli, orta dereceli fiziksel aktivite ve on dakika yürüyüş yapma durumlarına göre dağılımı
Tablo 4.5.2. Diyabet varlığına göre bireylerin IPAQ skorlarının dağılımı
Tablo 4.5.3. Bireylerin IPAQ skorları ile PUKİ puanı ve BKİ değerlerinin ortalama (x̄ ) ve standart sapma (S), ortanca ve alt-üst değerleri
Tablo 4.6.1. Bireylerin diyabet varlığı ve Pittsburgh Uyku Kalite puan değerlendirmesine göre dağılımı
Tablo 4.6.2. Bireylerin diyabet varlığı ve cinsiyete göre PUKİ puanlarının ortalama (x̄ ), standart sapma (S), ortanca ve alt-üst değerleri
Tablo 4.6.3. Bireylerin diyabet varlığı ve cinsiyete göre PUKİ puanlamasını oluşturan ana bileşenlerin ortalama (x̄), standart sapma (S), ortanca ve alt-üst değerleri
Tablo 4.6.4. Kadın bireylerin uyku kalitesine göre günlük enerji ve besin öğesi alımlarının ortalama (x̄), standart sapma (S), ortanca ve alt-üst değerleri
Tablo 4.6.5. Erkek bireylerin uyku kalitesine göre günlük enerji ve besin öğesi alımlarının ortalama (x̄), standart sapma (S), ortanca ve alt-üst değerleri
Tablo 4.6.6. Bireylerin diyabet varlığı ve PUKİ Puanları ile enerji, karbonhidrat, protein, yağ, kolestrol, folik asit, C vitamini, çinko, demir, magnezyum, HbA1c düzeyleri arasındaki ilişki
Tablo 4.6.7 Diyabetli bireylerin, PUKİ puanları ile diyabet yaşı, IPAQ skoru, açlık kan şekeri ve antropometrik ölçümler arasındaki ilişki
Tablo 4.6.8. Diyabetli bireylerin PUKİ değerlendirmesine göre kan bulgularının ortalama (x̄), standart sapma (S), ortanca ve alt-üst değerleri
1. GİRİŞ
1.1. Kuramsal Yaklaşımlar ve Kapsam
Beslenme, yaşamımızın her döneminde sağlığın temelini oluşturur. Günümüzde, Dünya’da milyonlarca insan açlık, yetersiz ve dengesiz beslenmenin yol açtığı sorunlar nedeni ile erken yaşta yaşamlarını kaybetmekte veya hayatlarını idam ettiremez duruma gelmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenme sorunlarının varlığı bireylerin sağlığını önemli şekilde olumsuz etkileyen etmenlerden biridir (Seçken ve Morgil, 2000).
Metabolik ve endokrin sistemlerde uykunun modüle edici bir etkisi olduğuna dair kanıt ilk kez kırk yılı aşkın bir süre önce bildirilmiştir. Uyku zamanlamasına ve süresine özellikle, glukoz toleransı, insülin salınımının 24 saatlik örneği ve büyüme hormonu (GH) ve kortizolün bağımlı olduğu bilinirken bunların yanı sıra leptin ve ghrelin gibi iştah düzenleyen hormonların da kısmen bağımlı olduğu bilinmektedir (Morselli L., ve ark. 2012).
Uyku bireylerin duyusal ya da dış etkenler aracılığıyla geri döndürülebilen bir bilinçsizlik halidir ve sadece organizmanın dinlenmesi için gereken hareketsizlik hali değil, tüm vücudu tekrar yeni bir güne hazırlayan yenilenme dönemidir (Karadağ, 2007).
Çalışmalar, kısa uyku süresinin yalnızca ruh hali ve bilişsel işlev üzerinde olumsuz etkileri olmadığını, aynı zamanda aşırı kilo, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıkların gelişimi üzerinde de etkisi bulunduğunu göstermektedir (Diethelm ve ark., 2011).
1.2. Amaç
Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Diyabet Merkezinde tedavi gören diyabetli bireylerin uyku kalitesinin beslenme durumu ve glisemik kontrol ile nasıl bir ilişki gösterdiğini araştırmaktır.
1.3. Hipotez
• Diyabetli bireylerin uyku kalitesi glisemik kontrolü etkiler.
• Diyabetli bireylerin uyku kalitesi sağlıklı bireylerden farklıdır.
• Uyku kalitesi iyi olan bireylerin enerji ve besin ögesi alımları uyku kalitesi kötü olan bireylerden farklıdır.
2. GENEL BİLGİLER
2.1. Diyabetin Tanımı
Diabetes Mellitus (DM), insülin salınımı, insülinin etkisi veya hem insülin salınımında hem de etkisindeki bozukluk nedeniyle ortaya çıkan vücutta hiperglisemi ile karakterize kronik metabolik bir hastalıktır (Yılmaz M. ve ark., 2019).
2.2. Diyabetin Klinik Bulguları ve Belirtileri
‘‘Diyabetin en belirgin klinik bulguları ve belirtileri; ağız kuruluğu, polifaji veya iştahsızlık, polidipsi, poliüri, noktüri, vücut ağırlığında azalma, görmede sorun, el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma, idrar yolu enfeksiyonları, vulvovajinit, vücudun çeşitli bölgelerinde mantar enfeksiyonları, kaşıntı, ciltte kuruma, yorgunluktur’’ (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Tablo 2.2.1. Prediyabet tanı kriterleri (Yılmaz M. ve ark., 2019; Cho ve ark., 2018).
Plazma Glukozu (PG)
Riskli Grup
Açlık mg/dl Tokluk (OGTT 2.
Saat PG (mg/dl) Bozulmuş Açlık
Glukozu (BAG) 100-125
Bozulmuş Glukoz
Toleransı (BGT) 140-199
HbA1c %5.7 – 6.4
2.3. Diyabetin Tanı, Sınıflama ve İzlem İlkeleri
Diyabet taramasından sonra eğer sonuçlar normal değerlerde ise risk taşıyan bireyler için en az 1-3 yılda bir diyabetin tanı kriterleri tekrar edilmelidir (Yılmaz M.
ve ark., 2019).
Şekil 2.3.1. Diyabet tanı algoritması (Yılmaz M. ve ark., 2019).
2.4. Diyabetin Etiyolojik Sınıflandırılması
Tip 1 DM: Genellikle otoimmün bir hastalık olup, pankreas beta hücre yıkımı nedeniyle mutlak insülin eksikliği sonucu oluşur.
a) İmmün Aracılı: Hastaların %95 inde görülür %90’dan daha fazla pankreatik, otoantikorlar pozitiftir.
b) İdiyopatik: Hastaların %5 ini görülür, pankreatik kalsifikasyon görülebilir.
Otoantikorlar negatif seyreder.
Tip 2 DM: Hastalarda insülin direnci ile birlikte göreceli olarak vücutta insülin yetersizliği görülür.
İnsülin direnci artışı ile birlikte ilerleyici insülin salınımında defekt gerçekleşir (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Tablo 2.4.1. Tip 1 ve tip 2 diyabetin ayırıcı tanısı (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Klinik Özellikler Tip 1 DM Tip 2 DM
Başlangıç yaşı Genellikle ≤ 30 yaş Genellikle ≤ 30 yaş Başlangıç şekli Genellikle akut,
Semptomatik
Yavaş, çoğunlukla asemptomatik
Ketozis Sıklıkla var Sıklıkla yok
Başlangıç kilosu Genellikle zayıf Genellikle fazla kilolu/obez Ailede diyabet öyküsü Yok veya belirgin değil Yoğun
C- peptid Düşük Normal / Yüksek /
Düşük Otoantikor (ICA,
AntiGAD,IA2Ab, IAA)
Genellikle pozitif Negatif
Otoimmün hastalık birlikteliği
Var Yok
2.5. Diyabet ve Tıbbi Beslenme Tedavisi
Prediyabet ve DM hastalarında tıbbı beslenme tedavisi (TBT) diyetisyen, veya tercihen diyabet diyetisyeni kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Beslenme, kişiye özel olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme sırasında kişilerin, BKİ değerleri, fiziksel aktivite düzeyi, tıbbi tedavi, laboratuar bulguları, yaşam tarzı değişikliği gibi bulgular değerlendirilmektedir.
Beslenme tedavisinde, kişinin besin tüketimi ve beslenme alışkanlıkları dikkate alınarak, günlük beslenmesi 2-3 ana öğün ve 2-4 ara öğün olacak şekilde öğünlere dağıtılır. Günlük enerji gereksiniminin %45-65’i (en az 130 g) karbonhidratlardan sağlanmalı, 14 g/1000 kkal (25-35 g/gün) posa alımı olarak hesaplanmalıdır. Günlük enerji gereksinimin %30’u ise yağlardan gelecek şekilde hesaplanmalıdır.
Beslenmede doymuş yağ oranı %7’den az olmalı, tekli doymamış yağlar ise bireyin günlük beslenmesinde %12-15 olacak şekilde hesaplanmalıdır. Trans yağlar günlük beslenme de %1’den (2 g/gün) fazla tüketilmemelidir. Kolesterol alımı, 300 mg/gün altında olmalıdır. Diyabetli olmayan popülasyona önerildiği gibi diyet proteininin kalitesi (hayvansal ve bitkisel kaynaklı protein oranı) göz önüne alınarak 0,8-1,0 g/kg
(ideal ağırlık)/gün (%15-20) protein olarak planlanmalıdır. Sodyum alımı; günde 2300 mg’ın altında olacak şekilde tüketilmelidir. Bu da yaklaşık 5 g tuz kullanımı anlamına gelmektedir (Yılmaz M. ve ark., 2019).
2.5.1. Diyabette Özel Durumlarda Beslenme Tedavisi
*Diyabetli bireylerin, beden kütle indeksi (BKİ) 25 kg/m2 üzerinde ise vücut ağırlığının 3-6 ay süresinde %5-7 oranında azaltılması hedeflenmelidir. Bireylerin günlük enerji alım miktarlarının 500-750 kkal azaltılması ayda 2-3 kg vücut ağırlığının azalması ile sonuçlanır.
*Trigliserid değerleri 150 mg/dl’nin üzerinde olması diyabetli bireylerin beslenmelerinde monoansatüre yağ ve omega 3 yağ asitleri artırılmalı ve tüketilen karbonhidrat miktarı ve türü göz önünde bulundurulmalıdır.
*Trigliserid değerlerinin 500 mg/dl’nin üzerinde olması günlük enerji gereksinimin
%15’i yağlardan gelecek şekilde sınırlandırılmalıdır.
*Düşük dansiteli lipoprotein (LDL) düzeylerinin 100 mg/dl’nin üzerinde olması günlük enerji gereksinimin %7’sinden daha az miktarda doymuş yağlar azaltılmalı ve beslenmenin içeriğinde monoansatüre yağlar ve posa miktarları artırılmalıdır.
*Diyabetli bireylerde, diyabete bağlı böbrek hastalığı varlığında ise protein alımı kilogram başına 0,8 g olarak sınırlandırılmalıdır.
*Kan basıncı 130/80 mmHg’nin üzerinde ise sodyum alımı günde 1,5 g olacak şekilde sınırlandırılmalıdır.
2.5.2. Tıbbi Beslenme Tedavisi Uygulama Aşamaları
TBT; dört aşamadan meydana gelen bir tedavi içerir. Bunlar; değerlendirme, beslenme tanısını belirleme, hedef saptama ve izlemdir (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Karbonhidrat
Postprandiyal glukoz dengesinin sağlanması için karbonhidrat alımı büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda diyabetli bireylerde günlük ideal karbonhidrat alımına dair çalışmalar henüz net bir öneri vermemektedir.
Optimal beslenme ilkeleri çerçevesinde günlük kabul edilebilir karbonhidrat alım oranı enerji gereksiniminin %45-60’ı kadardır. Ancak bazı çalışmalarda düşük glisemik indekse sahip karbonhidratlı besinlerin HbA1c değerini %0,2 ile 0,5 oranında azalttığı bildirilmiştir (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Diyabetli bireylerde önerilen beslenme tedavisi şekli, verilen önerileri günlük hayatında uygulayabilecek, basit, sade ve sürdürülebilir olmalıdır. Optimal beslenme ilkeleri çerçevesinde hem diyabetli hem de diyabetli olmayan bireylere rafine karbonhidrat ve şeker alımını azaltmaları, sebze, kurubaklagil, meyve, süt ve ürünleri ve tam tahıllardan gelen karbonhidrat alımını artırmaları önerilmektedir (Yılmaz M.
ve ark., 2019).
Protein
Diyabetli olsun olmasın yetişkinler için önerilen günlük protein alımı 0,8 g/kg’dır (%15-20’si). Diyabete bağlı böbrek hastalığı olanlarda günlük protein alımının 0,8 g altında olması önerilmez çünkü protein miktarlarının azalması ile glisemi düzeyleri, kardiyovasküler risk ölçümleri veya glomerüler filtrasyon oranında azalma önlenemez (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Hayvansal kaynaklı proteinlerin baskın olduğu bir beslenme şeklinde hem diyabet riskini hem de ilerleyici böbrek hasarı ile birlikte ateroskleroz riskini artırdığını bildirmiştir (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Yağlar
Günlük enerji gereksiniminin %20-35’inin yağlardan karşılanması önerilmektedir. Metabolik hedeflere ve kardiyovasküler hastalık risklerine bakıldığında, tüketilen yağların türü, tüketilen toplam yağ miktarından çok daha fazla önemlidir. Bu nedenle doymuş yağ tüketimi günlük enerji gereksiniminin %7’si oranında sınırlandırılmalıdır. Beslenme de doymuş yağların oranını azaltmak için bunun yerine rafine edilmiş karbonhidratlar değil doymamış yağlar eklenmelidir (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Akdeniz diyet modelinin dislipideminin düzeltilmesinde ve glisemik kontrolün sağlanmasında etkili olabileceği yapılan çalışmalar ile göstermiştir. Çalışmalar bu olumlu etkilerini diyetin çoklu ve tekli doymamış yağ asitlerinden zengin içeriği sayesinde olduğunu savunmaktadır (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Tip 2 diyabetli bireylere omega 3 (n-3) yağ asit desteği verilmesi ile kişilerde glisemik kontrolün düzeldiği görülmemiştir (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Mikro Besin Öğeleri ve Takviyesi
Diyabet için bireylerin vitamin, mineral ya da bitkisel takviyelerden yararlanılacağına dair net kanıtlar yoktur (Yılmaz M. ve ark., 2019)
Diyabetlilerin metformin tedavisi almalarında B12 vitamin eksikliği olabilir.
Özellikle anemi veya periferik nöropatisi olup, metformin kullanan hastalarda vitamin B12 düzeylerinin takip edilmesi gereklidir (Yılmaz M. ve ark., 2019; ADA, 2019)
Ek olarak, diyabetli kişilerde glisemiyi iyileştirmek için tarçın, kurkumin, D vitamini veya krom gibi bitkisel besinlerin kullanımını destekleyen kanıtlar da yetersiz kalmaktadır (Yılmaz M. ve ark., 2019; ADA, 2019).
Alkol
Orta derecede alkol kullanımı diyabetli kişilerde uzun süreli kan şekeri kontrolü üzerinde önemli zararlı etkisi yoktur (ADA, 2019). Alkol kullanımı sonucu diyabetli bireylerde hipoglisemi, vücut ağırlığı artışı ve hiperglisemi gelişme riski artmaktadır (Yılmaz M. ve ark., 2019).
Besleyici Değeri Olmayan Tatlandırıcılar
Diyabetli bireylerde besleyici özelliği olmayan tatlandırıcıların glisemik kontrol üzerinde anlamlı bir etkisi olmasa da, genel olarak tüketimlerinden dolayı bireylerin enerji ve karbonhidrat alımını azaltabilir (Yılmaz M. ve ark., 2019).
2.6. Uyku ve Evreleri
Uyku, beslenme gibi yaşamın önemli bir parçasıdır. Uyku, bireylerin etkin olmadığı ve çevreden habersiz olduğu fiziksel ve zihinsel bir dinlenme hali ve beslenme gibi yaşamın önemli bir parçasıdır (Öztürk, 2007). Uyku, insan hayatının 1/3’ünü kapsayan, sağlığın devamlılığını sağlayan insanın temel fizyolojik gereksinimlerinden biri olarak kabul edilmektedir (Güneş ve ark., 2009; Keskin ve Tamam 2018; Eryavuz, 2007). Ortalama insan ömrünün 75 yıl olduğu düşünüldüğünde, insanlar bu sürenin 25 yılını uykuda geçirmektedir (Gökçay ve Arda, 2013). Uyku süresi 1960’da günde 9 saat iken, 2000’li yıllarda günde yaklaşık 7 saate düşmüştür. Yapılan çalışmalar; günlük aktiviteler için daha fazla zamana ihtiyaç duyulmasından dolayı, yetişkin bireylerin üçte birinden fazlasının geceleri 8 saatten daha az bir süre uyuduklarını göstermiştir (Shi ve ark., 2008).
Uyku, hızlı göz hareketi olmayan (NREM) uyku ve hızlı göz hareketi (REM) uykusu olarak iki ana evreden oluşmaktadır (Şahin ve Aşcıoğlu, 2013).
NREM (Non-Rapid Eye Movement) Evresi
NREM evresi, I, II, III, IV evreden oluşur. Her biri farklı beyin aktivitesi ve fizyoloji ile ilişkilidir (Carskadon ve Dement, 2005).
a) Evre I
Bireylerin uykusu NREM evresi 1'de başlar. Bu evre, başlangıç döngüsünde genellikle 1-7 dakika arasında sürer ve toplam uykunun %2 ila 5'ini oluşturur ve gürültü anında bu evrede uyku kolayca bozulur (Carskadon ve Dement, 2005).
b) Evre II
Uyku sürecinin ilk döngüsünde yaklaşık 10 ila 25 dakika sürer ve ard arda gerçekleşen döngüler ile bu süre uzar, sonunda toplam uyku süresinin %45-55'ini oluşturur. Evre 2 uykusunda olan bir bireyin uyanması için evre 1'den daha etkili uyarıcı gerekir (Gais ve ark., 2002).
c) Evre III ve IV
Evre III ve IV, çoğunlukla gecenin 3 te birlik kısmında meydana gelir ve yavaş uyku dalgası (SWS) olarak adlandırılır. Her bir evre ayırt edici özelliklere sahiptir. Evre III sadece birkaç dakika sürer ve uykunun %3-8'ini oluşturur.
NREM aşaması, uyku sürecinin ilk döngüsünde yaklaşık 20-40 dakika sürer ve NREM IV. evresi, uykuyu oluşturan kısmın yaklaşık %10 ila 15’ini kapsar. Uyarılma eşiğinin, IV. aşaması tüm NREM aşamalarının en yükseğidir (Carskadon ve Dement, 2005).
REM (Rapid Eye Movement)
REM uykusu, senkronize olmayan (düşük voltajlı, karışık frekanslı) beyin dalga aktivitesi, kas tonusu ve hızlı göz hareketleri varlığı ile tanımlanır. İlk döngü sırasında, REM süresi sadece 1-5 dakika sürebilir; Ancak, uyku süresi ilerledikçe bu süre artarak uzar (Carskadon ve Dement, 2005).
NREM ve REM uykusu arasında çok sayıda fizyolojik farklılık vardır (Tablo 2.6.1) (Altevogt ve Colten, 2006).
Tablo 2.6.1. NREM ve REM uykusu sırasında oluşan fizyolojik değişiklikler (Altevogt ve Colten, 2006).
Fizyolojik süreç NREM REM
Beyin aktivitesi Uyanıklıkta azalır Beynin motor ve duyu bölgelerinde artış olurken, diğer
bölgeler NREM’e benzer Kalp atış hızı Uyanıklıkta azalır NREM’e göre artar ve değişir
Kan basıncı Uyanıklıkta yavaşlar %30’a kadar artış ve
NREM’den farklı
Sempatik sinir aktivitesi Uyanıklıkta azalır Uyanıklıkta önemli derece artar
Kas tonusu Uyanıklığa benzer
durum
Yok
Beyne kan akışı Uyanıklıkta azalır Beyin bölgesine bağlı olarak NREM evresinden daha fazladır
Solunum Uyanıklıkta azalır NREM evresine bağlı olarak
değişir ve daha fazladır ancak kısa süreli durmalar gösterebilir.
Havayolu direnci Uyanıklıkta artar Uyanıklıkta artar ve değişir
Vücut ısısı Uyanıklık halinden
daha düşük vücut ısısı;
titreme uyanıklık döneminden daha düşük
vücut ısısında başlar
Düzensiz titreme veya terleme
Cinsel uyarılma Nadiren oluşur NREM evresinden daha fazla
2.7. Uyku Gereksinimi
Kişinin uyku ihtiyacı yaş, cinsiyet, beslenme, fiziksel aktivite, sağlık koşulları, çevresel koşullar ve kişisel özellikler gibi genetik ve fizyolojik faktörlere bağlıdır. Ancak, yeterli uykunun basit bir tanımı, kendiliğinden uyanma ile takip edilen ve bir gün dinlenmiş ve yorgunluktan arınmış uyku süresidir (Çelik, 2015).
Bebeklerde uyku gereksinimi 16-20 saat kadardır. Bu sürede ilk yaşlarda, REM uykusu %60-80, daha sonraki yaşlarda ise %20-25 kadardır. Küçük çocuklarda uyku gereksinimi 10-14 saat, adölesanlarda 8-10 saat, yetişkinlerde 6-9 saat ve yaşlılarda ise 5-8 saattir (Çelik, 2015).
2.8. Uyku ve Beslenme Durumu İlişkisi
Yemek yemek hayatın devamlılığı için ne kadar önemliyse uyku da hayatın devamlılığının önemli bir parçasıdır. Uykunun beslenme üzerinde etkili olduğunu gösteren çalışmalar artmaktadır. Hem kesitsel hem de epidemiyolojik çalışmalar, düzenli uyuyan bireylere göre az uyuyan bireylerin, enerji bakımından zengin besinleri (yağlar veya rafine karbonhidratlar gibi) tükettikleri, sebze tüketimlerinin az olduğu ve fazlaca düzensiz yemek yeme alışkanlıklarına sahip olduklarını göstermiştir. (Peuhkuri ve ark., 2012).
Enerji ve besin öğelerinin uyku üzerindeki etkisiyle ilgili yapılan klinik müdahale çalışma sonuçları ise makro ve mikro besin öğeleri alımı ile uyku ve uyku parametreleri arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Hem öğün zamanlaması hem de makro besin içeriğinin, uykuyu etkilediği bilinmektedir. Yatmadan önce tüketilen bir yemek uyku bozukluğuna neden olabilmektedir (Diethelm ve ark., 2011).
2.8.1. Karbonhidratlar
Karbonhidratların farklı metabolizmalara sahip olmaları uyku üzerindeki etkilerinin de farklı olmasına neden olmaktadır. Örneğin; yüksek karbonhidrat içeriği olan bir öğünün, düşük karbonhidrat içeriği olan bir öğüne kıyasla uykuya eğilimin daha fazla olduğu görülmüştür. Düşük proteinli, yüksek karbonhidratlı kahvaltı tüketenlerde ise uyku sersemliğinin daha fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca öğünde protein yerine yağ alımının ya da yüksek glisemik indeksli (GI) karbonhidrat tüketiminin uyku süresini arttırdığı da bildirilmiştir (Diethelm ve ark., 2011) .
Bazı makro besinler, uyku indükleyici bir ajan olan beyin serotonininin bir öncüsü olan triptofan ile uykuyu etkiler (Afaghi ve ark., 2007). Potansiyel mekanizmalar arasında, yüksek karbonhidratlı bir öğün, özellikle yüksek GI’li besinlerin tüketimi, plazma-insülin artışını sağlar; bu, triptofanın kan-beyin-bariyeri boyunca emilimini ve taşınmasını arttırabilirken, yüksek proteinli bir öğün triptofanın emilimi ve taşınmasını azaltabilir. Beyindeki triptofanın mevcudiyeti, davranış modülasyonunda yer alan ve aynı zamanda uyku için hazırlık rolüne sahip olan serotoninin sentezlenmesine ve taşınmasına katkıda bulunur; Ancak, bu varsayımı destekleyen veriler hala eksiktir (Afaghi ve ark., 2007).
Yapılan çalışmalarda, erkeklerde düşük GI besinlerin tüketimine kıyasla karbonhidrat bakımından zengin yüksek glisemik indeks içeriği olan bir akşam
yemeğinden sonra uyku başlangıç süresinde azalma ve gecikme saptanırken, 5 gün boyunca karbonhidrat içeriği çok düşük besinlerin tüketiminin uyku başlangıç süresinde gecikme veya toplam uyku süresinde bir değişime etkisi olmamıştır.
Subjektif uykululuk, karbonhidrat veya yağ bakımından yüksek öğün alımıyla arttığı, ancak makro besin bakımından dengeli veya protein yönünden zengin öğünlerle artmadığı ileri sürülmektedir (Diethelm ve ark., 2011).
Uyku kısıtlaması hem de alışılmış kısa/uzun uyku süresi, vücut ağırlığı artışı, insülin direnci, tip 2 diyabet ve hipertansiyon için risk faktörü olarak öne sürülmüştür (Diethelm ve ark., 2011). Ortaya çıkan genel bir tablo, yüksek yağ içeriğine sahip ve düşük karbonhidrat ile beslenme şeklinin (toplam enerjinin %13-47'si karbonhidrat) (toplam enerjinin %47-77'si yağ) SWS’yi artırabileceğini ve REM uykusunu azaltabileceğini göstermektedir (Afaghi ve ark., 2007). Yüksek glisemik indeksli besinlerin tüketiminin uyku süresini (1,3 dk/gün) arttırdığı bildirilmiştir (Diethelm ve ark, 2011).
Afaghi ve ark. (2008) yaptığı çalışma da iyi uyku kalitesine sahip 14 sağlıklı, obez olmayan erkek (18-35 yaş; vücut kütle indeksi 23,4±1,9 kg/m²) katıldı.
Çalışmaya katılan bireylere yatmadan 4 saat önce 2400 kkal karışık (enerjinin %15.5 protein, %12,5 yağ, %72 karbonhidrat) ya da düşük karbonhidrat içeriği diyet (%38 protein, %61 yağ, %1 den daha az karbonhidrat) uygulandı. Sağlıklı, uyku kalitesi iyi olan bireylerin, kısa süreli düşük karbonhidrat içerikli diyet, kontrol grubundaki karışık diyete kıyasla SWS ve REM uyku yüzdesinde azalma görüldü. Uyku değişiklikleri, düşük karbonhidrat içerikli diyetin yağ içeriğinin metabolizması ile bağlantılı olabileceği görülmüştür (Afaghi ve ark., 2008).
2.8.2. Proteinler
Beslenmeye bağlı uyku modülasyonu, çeşitli nöromediyatörlerin varlığında bir değişiklikten kaynaklanır. Besin bileşenleri arasında aminoasitler, farklı nörotransmitterlerin sentezi için öncü olarak görev görür. Bu özellik triptofan için geçerlidir (Minet-Ringuet ve ark., 2004).
Triptofan; uyku ve uyanıklılıkla ilişkili olan serotonin nörotransmitteri ile melatonin hormonunun öncüsüdür. Beyinde artmış triptofan düzeyleri serotonin sentezini indüklemektedir. Diyetle alınan triptofanın kan-beyin bariyerini geçebilmesi için diyetle alınan diğer büyük nötr amino asitlerden (LNNA) (İsolösin,
lösin, valin, fenilalanin, triptofan, tirozin, histidin, metionin, treonin) plazma konsantrasyonunun daha yüksek olması gerekmektedir. Triptofan/LNAA oranı hem diyet karbonhidratları hem de diyet proteinlerinden etkilenmektedir. Plazmada LNAA konsantrasyonu yüksekse, kan-beyin bariyerinden geçen triptofan miktarı azalmaktadır. Yeterli miktarda triptofan transportu olmadığında ise serotonin ve melatonin sentezlerinde azalmalar görülmektedir (Silber, 2010 ;Yano ve ark., 2013).
Leptin ise; besin alımını azaltan bir tokluk sinyalidir, ayrıca leptin periferik metabolik durum hakkında merkezi sinir sistemine bilgi iletir. Sıçanlarda üzerinde yapılan çalışmalarda sistemik leptin uygulaması, SWS’de bir artışa ve REM uykusunda bir azalmaya neden olmuştur; ancak, bu etkiler, 18 saat boyunca aç bırakılan sıçanlarda benzer etkiyi göstermemiştir. Benzer şekilde, peptidoreksin (hipokretin) başlangıçta besin alımının kontrolüne dahil edildi. Oreksinin de normal uyku düzeninde rol aldığı belirtilmektedir. Örneğin, sıçanlara intraserebroventriküler oreksin verilmesi ile besin tüketiminin artması, uyanıklık artışı, SWS ve REM uykusunda azalmaya neden olur (Lauer ve Krieg, 2004).
2.8.3. Yağlar
Yapılan bir çalışmada;yağ alımı ile kısa uyku (<7 saat / gün) arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur (Cao ve ark., 2016). Ayrıca; yüksek yağlı diyet (%45 yağ) ile beslenen farelerin sirkadiyen saatinde önemli bir değişiklik olduğu gösterilmiştir (Kohsaka ve ark., 2007). Broussard ve arkadaşları ise; 19 sağlıklı genç erkek bireylerle yaptıkları çalışmada dört gece ard arda devam eden 8,5 saat normal uyku ve 4,5 saatlik uyku kısıtlamasını birlikte incelemişler ve serbest yağ asidi, glikoz ve insülinin 24 saatlik kan profillerini aynı anda değerlendirmişlerdir. Araştırma sonuçları; normal uykuya göre uyku kısıtlamasının, gece ve sabahın erken saatlerinde serbest yağ asitleri düzeylerinde artışa neden olduğunu göstermiştir.
Uyku kısıtlamasından sonra insülin duyarlılığı azalmış ve insülin duyarlılığındaki azalma serbest yağ asitleri düzeylerindeki artışla ilişkili bulunmuştur (Broussard ve ark., 2015). Rao ve arkadaşlarının yaptığı diğer bir çalışmada da uyku kısıtlaması sırasında dolaşımdaki serbest yağ asitleri düzeyleri %62 daha yüksek bulunmuş ve artan yağ asit oksidasyonu ile uyumlu olarak, trigliseritler uyku kısıtlaması ile %24 azalmıştır. Toplam kolesterol, LDL kolesterol ve HDL kolesterol değişmemiştir (Rao ve ark., 2015).
Yetişkinlerde, akut uyku kısıtlamasının ghrelin düzeyini arttırdığı ve leptin düzeylerini azalttığı (enerji alımının hormonal düzenleyicileri) kadar glukoz homeostazı ve insülin duyarlılığında da etkili olduğu gösterilmiştir (Fisher ve ark., 2014).
2.9. Diyabet ve Uyku
Günümüzde, 30 ila 64 yaş arasındaki yetişkin erkek ve kadınların %30'undan fazlası 6 saat/geceden daha az uyuduklarını bildirmektedir. ABD'de ortalama uyku süresindeki azalma, obezite ve diyabet prevalansındaki artışla aynı zaman periyodunda meydana gelmiştir. Uyku yetersizliğinin obezite ve diyabet riskine neden olan üç ana yolak Şekil 2.9.1’de gösterilmiştir (Copinschi, 2005).
Obezite kendi başına tip 2 diyabet için önemli bir risk faktörüdür ancak veriler kısa uyku süresinin glukoz metabolizmasını bozabileceğini ve beden kütle indeksindeki (BKİ) değişikliklerden bağımsız olarak diyabet riskini artırabileceğini göstermektedir (Şekil 2.9.1) (Copinschi, 2005).
Şekil 2.9.1. Uyku kaybından diyabet riskine neden olan potansiyel yolakların şematik gösterimi (Copinschi, 2005).
Yetersiz uyku, bireyin diyabetini uygun bir şekilde yönetebilmesine engel olabilir. Böylece, uykunun glukoz seviyeleri üzerindeki etkisinin, diyabet yönetimi üzerindeki etkilerini kısmen ilişkilendirmesi mümkündür. Ek olarak, uyku süresi hastalık kontrolünü etkileyen tek faktör olmayabilir (Güneş, 2018).
Yetersiz uyku; yorgunluk, çabuk yorulma, konsantre olamama, sinirlilik, gündüz aşırı uyuşukluk hali, kas ağrısı gibi belirtilere yol açar. Uyku yetersizliği, bireyin, fiziksel ve duygusal yorgunluğuna neden olur. Gündüz uyku hali, uzun süreli uyku başlangıcı ve gece uyanıklığı, uyku bozukluğunun en erken belirtileridir. Uyku bozukluğunun Tip 2 diabetes mellitus (T2DM) ile hem neden hem de sonuç olarak iki yönlü bir ilişki vardır. Şekil 2.9.2’de T2DM ile uyku bozukluğu, kalitesi ve süresi arasındaki karmaşık neden-sonuç ilişkisi gösterilmektedir. Diyabetli hastalarda uyku düzenini bozan poliüri ve noktüri olabilir. Buna ek olarak, kronik bir yaşam tarzı bozukluğunun psikososyal yükü, duygusal dengeyi bozarak bir hastanın uyku döngüsü üzerinde önemli bir etkiye yol açar. Yetişkin bir birey için en uygun uyku süresi 7 saattir. Bir saatlik uyku süresinde azalma veya artış, sırasıyla %9 ve %14 T2DM riski ile ilişkilidir. (Luyster & Dunbar, 2011).
Şekil 2.9.2 Uyku bozukluğu ve diyabet arasındaki çift yönlü ilişki (Luyster ve Dunbar, 2011).
Diyabetli bireylerde yapılan bir çalışmayı, kontrol grubu ile karşılaştırdıklarında insomnia oranı daha yüksek ayrıca uyku ilacı kullanımı da daha fazla bulunmuştur.
Ciddi insomniası olan ve günde 5 saatten az uyuyan bireylerde ciddi insomniası
olmayan ve 6 saatten daha fazla uyuyanlara göre diyabet gelişme riskinin %300 arttığı görülmüştür (Skomro ve ark., 2001).
Bir kohort çalışması olan uyku kalp sağlığı çalışmasında, geceleri 5 saat veya daha az uyuyan yetişkinlerin (orta yaşlı ve yaşlı), geceleri 7 ila 8 saat uyuyanlara kıyasla diyabet hastası olma riski 2,5 kat daha fazla oluğu saptanmıştır. Geceleri 6 saat uyuduğunu bildiren bireylerin ise diyabet hastalığına yakalanma riski 1,7 kat daha fazla bulunmuştur. Her iki grupta da bozulmuş glukoz toleransı görülme olasılığı daha yüksektir. Daha kısa uyku süreleri ve bozulmuş glukoz toleransı arasındaki ilişki, 11 sağlıklı erkek gönüllünün toplam altı gece boyunca 4 saat uyku ile sınırlandırıldığı deneysel bir çalışma ile de desteklenmektedir (Altevogt ve Colten, 2006).
Bireylerin uyku süresi ve kalitesi yetersiz olduğunda, vücutta enerji dengesini sağlayan hormonların salınımındaki değişimler nedeniyle, hiperglisemi ve insülin direnci gelişme riski artmakta; diyabetli kişilerde diyabete bağlı komplikasyonlar ortaya çıkmaktadır. Yetersiz uyku sonucunda kan şekeri regülasyonu sağlanamamakta ve böylece vücutta kısır bir döngü gelişmektedir. Buna bağlı olarak yetersiz uyku nedeniyle besin alım zamanında ve miktarında da değişme olmaktadır.
Sonuçta, uyku bozuklukları; fazla yeme ve enerji dengesinde bozulmaya yol açarak;
beslenme durumu ve glisemik kontrol üzerine etki etmektedir (Talaz ve Kızılcı, 2015).
Yapılan bir çalışmada uyku süresinin ve kalitesinin, glisemik kontrol ve HbA1c
değerinde önemli bir belirleyici olduğu gösterilmiştir (Trento ve ark., 2008). Diğer bir çalışmada ise, orta yaşlı ve yaşlı bireylerde kısa uyku süresinin diyabet ve bozulmuş glukoz toleransı ile ilişkili olduğu görülmüş ve uyku kısıtlamasının bozulmuş glukoz regülasyonunun bir nedeni olabileceği düşünülmüştür (Satman ve ark., 2013). Tip 2 diyabetli bireylerde kötü uyku kalitesinin yaygın bir sorun olduğu ve gündüz aşırı uykululuk halinin BKİ, glisemik kontrol ve fiziksel aktivite ile ilişkili olduğunu göstermiştir (Kara ve Kılıç, 2015).
2.10. Uyku ve Glukoz Metabolizması
Uyku, normal beyin fonksiyonlarının sürdürülmesinde önemli bir rol oynar.
Uyku yetersizliği sonucu karşılaşılan problemler, aynı zamanda uykunun vücut için önemini anlatan en iyi tablodur. Toplam gece uykusunun azalması veya hiç uyuyamama durumlarında, tüm fiziksel organ ve sistemler ciddi şekilde etkilenir.
Uyku yoksunluğu durumunda genel olarak; immün sistem etkilenir, sistemik inflamasyonun göstergesi olan parametreler ile birlikte birçok hormon miktarında değişme görülür. Uyku sorunu yaşayan bireylerde; depresyon, obezite, hipertansiyon ve diyabet gelişme riskinin yüksek olduğu görülmüştür (Gürel, 2013).
Uyku süresinin kısa olmasının meydana getirdiği metabolik ve hormonal değişikliklerin sonucunda bireylerin daha fazla besin tükettikleri, daha fazla enerji aldıkları ve bunun sonucunda enerji metabolizmasında bozukluklara yol açtığı belirtilmiştir (Bektaş ve Garipağaoğlu, 2016). Uyku kısıtlaması, iştahın artması, daha fazla yemek yeme süresi ve azalan enerji harcaması nedeniyle kilo alımına neden olabilir. Önemli kilo alımı, diyabet gelişim riskini artıran ve buna ilave olarak adipoziteyi artırabilen bir durum olan insülin direncine neden olabilir (Copinschi, 2005). Uyku süresinin kısalmasının, kan basıncının artması, bozulmuş glukoz toleransı ve aterojenik lipid profili ile obeziteye bağlı biyolojik reaksiyonlarla bağlantılı olduğu görülmüştür (Doo ve Kim, 2016).
Normal, sağlıklı bireylerde, glukoz toleransı, gün boyunca, besin kaynaklı glukoza verilen plazma glukoz yanıtlarının, sabah saatlerinde belirgin bir şekilde daha yüksek olduğu ve glukoz toleransının, gece yarısında minimum düzeyde olduğu bilinmektedir. Gece boyunca glukoz toleransındaki daha fazla azalma, uyku oluşumuna bağlıdır. Uyku yetersizliği, enerji harcamasının azalmasına bağlı olarak artan enerji alımı ile enerji metabolizmasında dengesizlik oluşumu sonucunda, obezite riskinin artmasına neden olur (Doo ve Kim, 2016).
Uyku ile ilişkili gece boyunca açlık durumda sabit glukoz seviyelerini korumak için vücut çeşitli mekanizmalarla müdahale eder. Genel olarak glukoz kullanımı, NREM uyku sırasında en yüksek ve en düşük, REM uykusu sırasında da orta seviyelerdedir. Gecenin ilk yarısında glukoz metabolizması yavaşlar, kısmen serebral glukoz alımında belirgin bir azalma ile ilişkili olan SWS’nın baskınlığı nedeniyle ve ayrıca periferik glukozdaki kullanım nedeniyle glukoz seviyelerinde azalma
gerçekleşir. Bu etkiler, gecenin ikinci yarısında, hafif NREM uyku ve REM uykusu baskın olduğunda oluşma olasılığı daha yüksektir ve uyanma olduğunda tersine çevrilir. Uykunun glukoz regülasyonu üzerindeki bu önemli modülatör etkileri, uyku periyodu gündüz meydana geldiğinde de gözlenebilir (Copinschi, 2005).
Yetersiz uyku ile gelen beyin glukoz kullanımının azalması, İnflamatuar sitokinlerin artması, kortizol ve büyüme hormonu (GH) üzerindeki değişiklikler, adipozit fonksiyon bozukluğu ile serbest yağ asitlerinin vücutta artmasına neden olması ile birlikte beta hücre fonksiyon bozukluğu sonucu insülin direncini artırarak glikoz metabolizmasını ve diyabet riskini dolaylı olarak etkilemektedir (Şekil 2.10.1) (Reutrakul ve Van Cauter, 2018).
Şekil 2.10.1. Uyku kısıtlamasını ve bozukluğunun diyabet riskine bağlayan yollar (Reutrakul ve Van Cauter, 2018)
3. GEREÇ VE YÖNTEMLER
3.1. Araştırmanın Şekli
Araştırma, diyabetli bireylerde uyku kalitesinin beslenme durumu ve glisemik kontrol ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla kesitsel bir çalışma olarak yapıldı.
3.2. Araştırmanın Yapıldığı Yer ve Zaman
Araştırma Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Diyabet Merkezi’nde Mart 2019 - Temmuz 2019 tarihleri arasında gerçekleştirildi.
3.3. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi
Bu çalışmada Basit Rastgele Örneklem Yöntemi ile 19 – 69 yaş arası diyabet yaşı en az 1 yıl olan ve diyabet merkezine başvuran diyabetli bireyler ve herhangi bir hastalığı olmadığını beyan eden sağlıklı bireyler örnekleme alınmıştır. Evren Mart ve Temmuz aylarında Diyabet Merkezine başvuran diyabetli bireylerden oluşmakta olup, %95 güvenilirlik %5 hata payı ile 154 diyabetli bireyin çalışmaya dahil edilmesine karar verilmiştir. Gruplar arasındaki karşılaştırmaların etkili olabilmesi açısından aynı sayıda sağlıklı birey de çalışmaya dahil edilmiştir.
Çalışma sırasında bireylerle ‘Teke Tek Görüşme Yolu ile Bilgi Toplama’ ve
‘Konuyla İlgili Belgeler/Yayınlar yoluyla bilgi toplama’ yöntemleri kullanılarak Mart ve Temmuz aylarında Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Diyabet Merkezine başvuran 154 diyabetli ve 154 diyabet tanısı almamış sağlıklı gönüllüye ulaşıldı.
3.4. Araştırmanın Değişkenleri
Araştırmada bağımlı değişken glisemik kontroldür. Bağımsız değişkenler ise;
uyku kalitesi, fiziksel aktivite düzeyi, beslenme durumları ve antropometrik ölçümlerdir.
3.5. Verilerin Toplanması
Araştırmaya katılan bireylere kişisel özelliklerini içeren soruların bulduğu anket formu yöneltilmiştir (EK5).
3.6. 24 Saatlik Besin Tüketim Kaydı
Beslenme durumunun saptanmasında 24 Saatlik besin tüketim kaydı ve besin tüketim sıklığının sorgulanması sıklıkla kullanılan yöntemlerdir (Pekcan, 2008).
Çalışmaya katılan bireylere ‘24 Saatlik Geriye Dönük Besin Tüketim Kaydı’
(EK1) ve ‘Besin Tüketim Sıklığı’ (EK2) uygulanmıştır. Bireylere son 24 saat içinde tükettiği tüm besinler ve içecekler sorulmuştur. 24 saatlik besin tüketimi yöntemi hatırlama veya kayıt tutma tekniği ile saptanmaktadır. Hatırlama; besinlerin porsiyon modelleri, ev ölçüleri ve besin fotoğraf katalogları kullanılarak yapılmakta ve net miktarlar hesaplanmaktadır.
Besin tüketim kayıtları sorgulanırken Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından hazırlanan “Yemek ve Besin Fotoğraf Kataloğu Ölçü ve Miktarlar” kitabının dördüncü baskısı kullanılmıştır.
(Rakıcıoğlu ve ark., 2014).
Tüketilen besinlerin ortalama enerji ve besin ögesi değerleri Türkiye için geliştirilen bilgisayar destekli beslenme programı, Beslenme Bilgi Sistemi 7,2 (BEBİS 7,2) öğrenci versiyonu kullanılarak hesaplanmıştır. Enerji ve besin öğesi alımlarının yeterlilikleri yaş, cinsiyet ve fizyolojik duruma göre önerilen “Besin Öğesi Alım Referansları (DRI)” ile kıyaslanarak gereksinmenin ne kadarını karşıladığı bulunmuştur.
3.7. Antropometrik Özellikler 3.7.1. Vücut Ağırlığı
Beslenme durumu göstergesi olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada vücut ağırlığı 150 kg kapasiteli ve 0,5 kg hassasiyet ile Sinbo SBS- 4427 Dijital Baskül kullanılarak, ağırlık ölçümü sırasında bireylerin tartının orta bölgesinde ağırlığını iki ayağına dağıtacak biçimde yüzü skalaya dönük ve dik durumda ölçülmüştür.
3.7.2. Boy Uzunluğu
Boy uzunluğu, hastalık durumu veya yetersiz beslenmenin izlenmesinde ve vücut ağırlığın yorumlanmasında önemli bir belirleyicidir. Boy uzunluğu ölçümü, ayaklar yanyana ve baş Frankfort düzlemde iken ölçüm yapılmalıdır. Ölçümde stadiometre kullanılır (Pekcan, 2008). Bireylerin boy uzunluğu ayakları kalınlığı
gözardı edilmiş çorap ile ağırlık iki ayağına eşit dağılmış topuklar birleşik ve baş Frankfort düzleminde, kollar iki yana sarkmış durumda, saçlar yeterli miktarda sıkıştırılarak duvar skalası ile ölçülmüştür.
3.7.3. Beden Kütle İndeksi (BKİ)
Zayıflık ve şişmanlık durumunun saptanması amacıyla kullanılan pratik bir yöntemdir. BKİ değerleri tüm yaş grupları için kullanılmaktadır (Pekcan, 2008). BKİ değerleri kilogram cinsinden vücut ağırlıklarının metre cinsinden boy uzunluklarının karesine bölünmesi sonucu elde edilmiştir (vücut ağırlığı (kg)/boy uzunluğu (m²)).
Hesaplanan BKİ değerleri Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sınıflamasına göre sınıflandırılmıştır. Tablo 3.7.3.1’de ise DSÖ’nün yetişkinler için olan BKİ sınıflaması gösterilmiştir.
Tablo 3.7.3.1. WHO BKİ sınıflaması (kg/m²)
BKİ Sınıf
<16,0 Ağır düzeyde zayıf
≥16,0 - < 17,0 Orta düzeyde zayıf
≥18,5 - < 25,0 Normal
≥25,0- < 30,0 Hafif şişman
≥30,0 - < 35,0 1. Derece şişman
≥35,0 - < 40,0 2. Derece şişman
≥40,0 3. Derece şişman
3.8. Bel ve Kalça Çevresi
Bireylerin bel çevresi ölçümleri tek başına da kullanılarak kronik hastalık için riski tanımlayıcı olabilmektedir. Bel çevresi ölçümleri vücutta en alt kaburga kemiği ile kristailiyak arası bulunarak iki kısmın ortasından esnemeyen mezura yardımıyla ölçümüş ve DSÖ’nün sınıflamasına göre sınıflandırılmıştır (Tablo 3.8.1).
Tablo 3.8.1. Cinsiyete bağlı bel çevresi ölçümleri (cm)
Cinsiyet Risk Yüksek Risk
Kadın ≥ 80 cm ≥ 88 cm
Erkek ≥ 94 cm ≥ 102 cm
Kalça çevresi ölçümü bireyin yan tarafında durularak en yüksek noktadan ölçümü esnemeyen mezura kullanılarak ölçülür (Pekcan, 2008). Bel ve kalça oranı değerleri DSÖ’nün sınıflamasına göre sınıflandırılmıştır (Tablo 3.8.2).
Tablo 3.8.2 Cinsiyete bağlı bel/kalça oranı
Cinsiyet Bel/Kalça oranı
Kadın 0,85
Erkek 0,90
3.9. Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ)
Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), 1989 yılında Buyse ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş ve ölçeğin Türkiye’deki geçerlik ve güvenirlik çalışması Ağargün ve arkadaşları tarafından yapılmıştır. Pittsburgh uyku kalitesi ölçeği ile hastada hem uyku kalitesi değerlendirilmekte, hem de gündüz uykululuğu ile ilgili bir sorun olup olmadığı gözden geçirilmektedir. Bu değerlendirmede,
1. Bölüm: Subjektif uyku kalitesi 2. Bölüm: Uykuya geçme süresi 3. Bölüm: Uyku süresi
4. Bölüm: Uyku etkinliği
5. Bölüm: Uykuyu etkileyen durumlar 6. Bölüm: Uyku verici madde kullanımı
7. Bölüm: Gün içinde uyuklama değerlendirilmektedir (Ağargün, 1996).
Ölçek 18 özbildirim sorusundan oluşmaktadır ve son 1 aydaki uyku kalitesini değerlendirmektedir (EK3). PUKİ’ nin 7 bileşeni vardır ve her bir bileşen 0–3 puan arasında değerlendirilmektedir. Toplam puan 0–21 arasında değişmektedir. Toplam puanın 5’ten yüksek olması uyku kalitesinin kötü olduğunu göstermektedir (Ağargün, 1996).
3.10. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ)
Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ) anketi fiziksel aktivite düzeyi belirlemek için geliştirilmiş ve bilimsel araştırmalarda kullanılacak düzeyde geçerlik ve güvenilirliği çeşitli çalışmalarda gösterilmiş bir veri toplama aracıdır. Bu çalışmada anketin Savcı ve arkadaşları tarafından Türkçeleştirilmiş ve üniversite öğrencileri için akselometre kullanarak güvenirlik ve geçerlik düzeyi gösterilmiş olan uyarlaması kullanılmıştır (Savcı ve ark., 2006). "Türkçe anketin ölçüte dayalı (akselometre) geçerlik düzeyi ve test, tekrar-test güvenirliği sırasıyla r= 0.30 ve r=
0,69 olarak rapor edilmiştir" Anket (kısa form) son 7 günde yapılan en az 10 dakikalık fiziksel aktiviteleri sıklık, süre (dakika) ve şiddeti yönünden değerlendirerek harcanan MET (metabolik eşdeğer) değerinin hesaplanmasına dayanmaktadır. MET, kişinin oturur durumda, istirahat halindeyken kullandığı oksijen miktarını belirtir (3.5 ml O₂/kg/dk) (Cengiz ve ark., 2009).
Anket; şiddetli fiziksel aktiviteler, orta şiddette fiziksel aktiviteler ve yürüyüş bölümlerini içeren kısımlardan oluşmaktadır (EK4). IPAQ anketine göre birey
"şiddetli fiziksel aktivitelerde" 8,0 MET, "orta şiddetteki fiziksel aktivitelerde" 4.0 MET ve "yürüyüş"te ise 3.3 MET harcar. Hesaplamada ilgili aktivite grubundan MET değerleri dakika ve sıklık (gün) ile çarpılarak toplam MET değeri elde edilir.
Çarpılan değerler son olarak toplanarak toplam fiziksel aktivite değeri elde edilir (Cengiz ve ark., 2009). Bireylerin IPAQ skorları bu yöntem ile hesaplanmıştır.
3.11. Biyokimyasal Bulgular
Hasta dosyalarından son bir ay içerisinde yapılmış HbA1c (%) ve açlık kan şekeri (mg/dl) değerlerinin bulunduğu biyokimyasal bulgulara bakılmıştır.
3.12. Verilerin Analizi
Çalışmadan elde edilen veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 20 elektronik veri tabanı aracılığıyla elektronik ortama aktarıldı, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri belirlenerek boy uzunluğu, vücut ağırlığı, BKİ değerleri
% (yüzde) frekansı kullanıldı.
Uyku kalite indeksi toplam değerleri, toplam puanları ise yüzde ve frekansları ile ifade edildi. Verilerin varyans ve homojenlikleri test edildikten sonra, gruplar arasındaki farklılıkların belirlenmesinde normal dağılım sağlanması halinde bağımsız
gruplarda t testi (Independent-Samples t test) dağılmadığı durumlarda ise Mann Whitney testi kullanıldı.
İki grup arasındaki farkları değerlendirmek için uygun olduğunda ki -kare testi de kullanıldı. Uyku değişkenleri ve gönüllülerin klinik özellikleri ve beslenme durumu arasında normal dağılım olması halinde Pearson Korelasyon katsayısı, normal dağılım olmadığı durumda ise Spearman korelasyon katsayısı hesaplandı.
4. BULGULAR
4.1. Bireylerin Genel Özellikleri
Çalışmaya 154'ü (%50) diyabetli, 154'ü (%50) diyabetli olmayan toplamda 308 birey dahil edildi. Çalışmaya katılan bireylerin 96’sını (%62,3) diyabetli kadın bireyler ve 99‘unu (%64,3) diyabet tanısı almayan kadın bireyler oluşturmaktadır. Erkek bireylerin ise 58’ini (%37,7) diyabetli bireyler ve 55’ini (%32,1) de diyabet tanısı almayan bireylerdi. Tablo 4.1.1’de görüldüğü gibi yaş grupları ve medeni duruma göre diyabet olanlarla olmayanlar arasında anlamlı bir fark bulunmuş (p<0,05), cinsiyet, eğitim durumu, meslek ve kim ile yaşıyor özellikleri incelendiğinde ise diyabet olanlarla olmayanlar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05).
Anlamlı çıkan yaş değişkeni incelendiğinde farklılığın 19-50 yaş grubu ile 51-64 yaş grubu arasında olduğu ve 51-64 yaş grubundaki diyabetli bireylerin oranının, 19-50 yaş grubundan anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmektedir. Meslek grubunda gözlerdeki 5 ten küçük beklenen değerli göz sayısı toplam göz sayısının %20 sinden fazla (%28) olması nedeniyle p değeri verilmemiştir.
Tablo 4.1.1. Bireylerin genel demografik özelliklerine göre dağılımı
Diyabet var Diyabet yok Toplam p
Cinsiyet S % S % S %
Kadın 96 62,3 99 64,3 195 63,3 0,723
Erkek 58 37,7 55 32,1 113 36,7
Toplam 154 100,0 154 100,0 308 100,0
Yaş grupları
19 – 50 99 64,3 129 83,8 228 74,0
51 – 64 52 33,8 23 14,9 75 24,4 0,000
65 – 69 3 1,9 2 1,3 5 1,6
Toplam 154 100,0 154 100,0 308 100,0
Medeni Durum
Evli 125 81,2 107 69,5 232 75,3
Bekar 29 18,8 47 30,5 76 24,7 0,017
Toplam 154 100,0 154 100,0 308 100
Eğitim Durumu
İlkögretim 58 37,7 40 26,0 98 31,8
Lise 41 26,6 34 22,1 75 24,4
Üniversite 44 28,6 61 39,6 105 34,1 0,059
Yüksek Lisans 9 5,8 14 9,1 23 7,5
Doktora 2 1,3 5 3,2 7 2,3
Toplam 154 100,0 154 100,0 308 100,0
Tablo 4.1.1. Bireylerin genel demografik özelliklerine göre dağılımı (Devamı) Diyabet var Diyabet yok Toplam p
Kim ile yaşıyor S % S % S %
Yalnız 24 15,6 16 10,4 40 13,0
Akraba 1 0,6 1 0,6 2 0,6
Arkadaş 6 3,9 12 7,8 18 5,8
Eş 46 29,9 32 20,8 78 25,3 0,243
Eş ve çocuklar 60 39,0 69 44,8 129 41,9
Anne/baba 12 7,8 17 11,0 29 9,4
Diğer 5 3,2 7 4,5 12 3,9
Toplam 154 100,0 154 100,0 308 100,0
Meslek
Ev hanımı 34 22,1 29 18,8 63 20,5
Serbest meslek 3 1,9 0 0,0 3 1,0
Memur 10 6,5 9 5,8 19 6,2 -
Emekli 35 22,7 12 7,8 47 15,3
Özel sektör 60 39,0 82 53,2 142 46,1
Öğrenci 9 5,8 18 11,7 27 8,8
Diğer 3 1,9 4 2,6 7 2,3
Toplam 154 100,0 154 100,0 308 100,0
Şekil 4.1.1’e bakıldığında, çalışmaya katılan bireylerin çoğu kadın bireylerden oluşmaktadır (195, % 63,3).
Şekil 4.1.1 Bireylerin diyabet varlığı ve cinsiyetlerine göre dağılımı
Şekil 4.1.2’de bireylerin diyabet varlığı ve yaş gruplarına göre dağılımı yer almaktadır. Şekil’e bakıldığında diyabetli bireylerin oranının 50-64 ve 65 yaşından büyük olan grupta, 19-50 yaş grubuna göre daha yüksek oranda olduğu görülmektedir.
Şekil 4.1.2. Bireylerin diyabet varlığına ve yaş gruplarına göre dağılımı
Tablo 4.1.2’de bireylerin diyabet varlığı ve cinsiyetlere göre yaş ortalama, standart sapma, ortanca ve alt-üst değerleri gösterilmektedir. Çalışmaya katılan diyabetli bireylerin yaş ortalamaları 45,52±10,43, diyabetli olmayan bireylerin yaş ortalamaları 40,09±10,30 olarak bulunmuş ve diyabetlilerle diyabet olmayanlar arasında 5 yaş fark bulunmaktadır. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,001) (Tablo 4.1.2).
Tablo 4.1.2. Bireylerin diyabet varlığına göre yaş ortalama (x̄), standart sapma (S) değerleri
Yaş (yıl) Diyabet var Diyabet yok p
N 154 154
0,000***
x̄±S 45,52±10,43 40,09±10,30 İki Ortalama Arası Fark Testi(Student t test) ***p<0,001