• Sonuç bulunamadı

Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri: 20. Yüzyıl Başında İdeal Bedene Dair Kavramlar Betül B. Oğuz

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri: 20. Yüzyıl Başında İdeal Bedene Dair Kavramlar Betül B. Oğuz"

Copied!
17
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Araştırma Makalesi/Research Article http://dergipark.org.tr/ssrj http://socialsciencesresearchjournal.com

Oğuz, B. B. (2021). Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri: 20. Yüzyıl Başında İdeal Bedene Dair Kavramlar.

Social Sciences Research Journal, 10 (3), 614-630.

Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri: 20. Yüzyıl Başında İdeal Bedene Dair Kavramlar Betül B. Oğuz

0000-0002-6743-6293 [email protected]

Özet

19. yüzyıldan itibaren Sanayi Devrimi’nin etkisi ile yapılan buluşlar ve teknolojik gelişmeler modern hayatın temellerini atmıştır. Batıda kurulan modern yaşam standartları Tanzimat dönemiyle birlikte Osmanlı Devleti’nde başlayan değişim sayesinde, gündelik hayata da sirayet etmiştir. Cumhuriyet’in ilanı ile yerleşecek olan gündelik hayattaki modern alışkanlıklar 20. yüzyılın başında pek çok yazıda ve eserde farklı başlıklarla ele alınmıştır. Bu çalışma kapsamında temel alınan Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri isimli kitap da içeriği ve verdiği tavsiyelerle söz konusu yeni hayatın pratiğini işlemektedir. Kitap, 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başlarında yaşamış ve son derece velût bir yazar olan Avanzâde Mehmet Süleyman tarafından kaleme alınmıştır. Eser günümüzdeki diyet kitaplarının son dönem Osmanlı devrindeki bir benzeridir. Şişmanlığın zararları, kimlerin nasıl zayıflayıp şişmanlayabileceği gibi konuları ele alan kitapta çeşitli tarifler, reçeteler ve tavsiyeler de yer almaktadır.

Avanzade’nin telif ettiği bu eserde ele alınacak nokta ise sağlıklı yaşama dair kullanılan kelime ve kavramların günümüzdeki kavram alanları ile karşılaştırılmasıdır. Şişmanlığın ve zayıflığın 20. yüzyılın başındaki tarifini sunan bu kitapta, söz konusu kavramlarla ilgili olarak kullanılan isimler, sıfatlar ve fiillerin zaman içerisinde farklılaşıp farklılaşmadıkları, bir diyet kitabının söz varlığının günümüzdeki kullanımlar ile karşılaştırılması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Beden, Şişmanlık, Zayıflık, Avanzâde M. Süleyman, Gündelik Hayat

Fatigue Methods and Weight Loss Remedies: Concepts of the Ideal Body at the Beginning of the 20th Century

Abstract

Inventions and technological developments made with the effect of the Industrial Revolution since the 19th century have led to the establishment of modern life. The modern living standards established in the West have also spread to daily life, thanks to the change that started in the Ottoman Empire with the Tanzimat period. The modern habits in daily life, which will be settled with the proclamation of the Republic, have been discussed under different titles in many articles and works at the beginning of the 20th century. The book called Fatigue Methods and Weight Loss Remedies, which is based on this study, also deals with the practice of the new life in question with its content and recommendations. The book was written by Avanzade Mehmet Süleyman, a very prolific writer who lived in the late 19th and early 20th centuries. The work is similar to today's diet books in the late Ottoman period. There are various recipes, prescriptions, and recommendations in the book, which deals with the harms of obesity, who can lose weight and how. The point to be discussed in this work, which Avanzade has written, is the comparison of the words and concepts used in healthy living with today's concept fields. In this book, which presents the definition of obesity and thinness at the beginning of the 20th century, whether the nouns, adjectives and verbs used in relation to the concepts differ over time, and the comparison of the vocabulary of a diet book with the daily usages is the aim of this study.

Key Words: Body, Obesity, Weakness, Avanzâde M. Süleyman, Daily Life

(2)

Giriş

İnsanın tarih boyunca öncelikle sağlığı için sonrasında ise hem sağlık hem de estetik kaygılarla bedeni üzerinde

“norm” kabul edilen ölçüleri sağlamaya gayret ettiği bilinmektedir. Türkçeye Fransızcadan geçmiş olan diyet sözcüğü öncelikle beden üzerindeki sağlık kaygısını ifade etmektedir. Güncel Türkçe Sözlük’te “diyet” kelimesi

“Sağlığı korumak veya düzletmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim” anlamı ile tanımlanmıştır.

Birey için ideal ve norm olan bedene ulaşmak yüzyıllardır süregelmiş bir çabadır. Öyle ki “bilinen ilk diyet tarifi M.Ö. 2500 yılında Babil’de bulunan taş tabletlerde” (Kutluay Merdol, 1996, s. 7) yer almıştır. Beslenmenin hatta sağlıklı beslenme ve diyetin toplumsal algısı 20. yüzyılın başına kadar doğrudan sağlık ve tedavi kavram alanlarında ele alınmıştır. Hipokrat’ın “Besinle tedavi edebileceğiniz hâllerde ilaç tavsiye etmeyiniz” (Kutluay Merdol, 2016, s. 2) sözü yiyeceklerin tedavide araç olarak kullanımının ikonlaşmış bir örneğidir. Tedavi ve sağlık için kullanılan diyetler, 20. yüzyıldan itibaren ideal olan bedeni korumaya yönelik bir hâl almıştır. Burada 20.

yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmelerin insanın hareket ve fiziksel aktivitesini düşürmesi de etkilidir. Beden gücüyle yapılan üretimin yerini teknolojik alet ve aygıtlara bırakması daha hareketsiz bir yaşam biçiminin oluşmasına sebep olmuştur (Baysal, 1999, s. 2).

Elbette toplumsal olarak değişen teknoloji, gelişen tıp bilgisi toplumun norm kabul ettiği ideal beden tasavvurunu da değiştirmiştir. Bedenle ilgili değişen normlarda en dikkate değeri bedenin sağlık için korunması ve iyi bakılması gereken bir araç olmaktan çıkarak merkez ve özne konumunu almış olmasıdır. “Bedene ve bedenin yüzeyini düzeltmeye dönük olan bu algıda ideal insandan anlaşılması gereken şey, içinde yaşadığımız dünyanın taleplerine yanıt verebilen ideal bir bedendir (Karal, 2020, s. 37). Buna bağlı olarak idealize edilen yeni beden için her dönemde yeni alışkanlıklar ve bedeni korumaya yönelik uygulamalar geliştirilmiştir.

Bu çalışmada ele alınan Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri isimli kitap da 20. yüzyılın başında sağlıklı, iyi, ideal ve norm olan bedenin ölçütlerini ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonunda Latin harflerine aktarılmış olarak verilen metin bir bütün olarak okunduğunda yüzyılda değişen toplumsal sağlık ve beden algısı açıkça görülecektir. Kitabın yazarı Avanzâde Mehmet Süleyman kendi dönemi içinde yalnızca diyet ve beslenme ile ilgili değil, farklı konu başlıklarındaki diğer eserleriyle de söz konusu algının değişmesine katkı sağlamış isimlerden biridir.

Avanzâde Mehmet Süleyman

Meşrûtiyet Dönemi aydınlarından kabul edilen Avanzâde Mehmet Süleyman, 1871-1922 yılları arasında yaşamıştır. Avanzâde M. Süleyman farklı konu başlıklarından fazla sayıda eser kaleme almış olması rağmen kendisi hakkında yapılan çalışmalarda hayatı hakkında az bilgiye sahip olunduğuna dikkat çekilmiştir. İlk olarak Beşiktaş Askerî Rüştiyesi’ni tamamlayan Avanzâde M. Süleyman, Darülfünun Tıp Fakültesi Eczacılık bölümünü bitirmiştir. Yazar, hayatı boyunca hem askeriyede hem de tıbbiyede aldığı eğitim uyarınca farklı görevler üstlenmiş (mülazım-ı evvel, Sıhhıye-i Askeriye Tercüme İstatistik kısmında memuriyet, Eczacı müfettişliği, Ceride-i Tıbbiye-i Askeriye muharrirliği, Ecza müfettişliği, Muavin-i Tabib, Muharrir Binbaşı) ayrıca muallim muavini olarak Fransızca ve Fizik derslerine de girmiştir (Erdoğan Çeltik, 2017, s. 8).

Avanzâde M. Süleyman telif ve tercüme olmak üzere toplam 135 eser sahibidir (Erdoğan Çeltik, 2017, s. 11). Bu eserler içerisinde yukarıda da belirtildiği gibi tıptan tarihe, yemek tarifinden atasözlerine, romandan edebiyat tarihine, yıldız-nameden kıyafetnameye kadar (Bozkurt, 2013, s. 50) farklı başlıkları ele almıştır. Söz konusu 135 eserin elliden fazlası Avanzâde’nin yaptığı tercümelerdir1. Seher Erdoğan Çeltik’in kendisi üzerine yaptığı doktora tezinde Avanzâde Mehmet Süleyman’ın verdiği 135 eser 13 farklı başlıkta tasnif edilmiştir. Bu başlıklar sırasıyla;

1. Romanlar 2. Hikâyeler

3. Aile Hayatına Dair Eserler

4. Almanya ve Almanlar ile İlgili Eserler 5. Japonya ve Japonlar ile İlgili Eserler 6. Kadınlar Üzerine Yazılan Eserler 7. Meslekî Eserler

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

1 http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/mehmet-suleyman-avanzade (Erişim Tarihi: 02.07.2021)

(3)

8. Sağlıklı Beslenme ve Yemek Kültürü Üzerine Eserler 9. Seçkiler

10. Siyasî ve Tarihî İçerikli Eserler 11. Takvimler

12. Tılsım, Sihir, Büyü vs. Popüler Kültür Konulu Eserler 13. Süreli Yayınlar (2017, s. 16).

İrvin Cemil Shick, “Aile Aşçısı 100 Türlü Sebze, 100 Türlü Çorba, 100 Türlü Yumurta Pişirmek Usulleri” adıyla seçme bir kitap yayınlamıştır. Söz konusu kitap Avanzade M. Süleyman’ın hayatı ve eserleriyle ilgili geniş bir giriş bölümüne sahiptir. Bu eserde Shick Avanzâde’yi hem farklı konu başlıklarını ele alması, kadın konusuna yaklaşımı hem de verdiği tüm bilgileri sunma biçimi bakımından Borges, Ahmed Mithat Efendi ve Reşat Ekrem Koçu ile karşılaştırmıştır (Schick, 2015).

Bunca farklı başlıkta ve yüzü geçkin sayıda eser vermiş olan Avanzâde eserlerinde değişmekte olan topluma tavsiyelerini sunmuştur. Burada dikkat çeken ise Avanzâde Mehmet Süleyman’ın, eserlerinin çoğunu kadınlar için ve kadınlara sosyal yaşamda ve ev yaşamı içinde yol göstericilik misyonuyla (Kanter, 2012, s. 151) kaleme almış olmasıdır.

İdeal Beden ve Kavram Dünyası

Avanzâde M. Süleyman’ın kaleme aldığı 135 eser içerisinde 10’a yakını sağlıklı beslenme ve yemek tarifleri ile ilgilidir. Bu eserler; Sıhhat Mutfağı, Sıhhat, Kuvvet ve Melahat Nokta-i Nazarından Ne Yemeli ve Nasıl Yaşamalı?, Aile Aşçısı 100 Türlü Çorba Pişirmek Usûlü, Aile Aşçısı 100 Türlü Yumurta Pişirmek Usûlü ve Aile Aşçısı 100 Türlü Sebze Pişirmek Usûlü’dür. Bu eserler verilen tarifler çıkarıldığında hacimce küçük eserlerdir.

Örneğin Nasıl Yemeli ve Nasıl Yaşamalı; isimli kitap 36 sayfadan oluşmaktadır.

Bu çalışma kapsamında ele alınan Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri isimli kitap da yukarıda sayılan sağlıklı beslenme başlığında yer alan eserlerdendir. Eser 1335/1919 yılından İstanbul’da Kütüphane-i Sıhhat serisinin 4. kitabı olarak Kader Matbaası’nda yayınlanmıştır.

Eserin kapağında kitabın “ailelere mahsus” olduğu belirtilmiştir. Yine kapakta eserin tanıtımı “Hayat ve sıhhatini sevenlere bu mühim ve sıhhi eseri bi’l-hassa tavsiye ederiz” cümlesi ile yapılmıştır. Kitabın iç kapağında ise eserdeki bölümler sıralanmıştır. Bu bölümler şöyledir:

Nasıl semirilmeli?

Kimler semirir kimler semirmez?

Semirmek için usuller, çareler ve tertipler Şişmanlar ne suretle zayıflar?

Fart şişmâne tabir olunan şişmanlar bu dertten ne suretle kurtulabilirler?

Hem bu başlıklarda hem de kitabın adında görülebileceği üzere Avanzâde M. Süleyman’ın şişman kelimesi yerine semiz ve şişmanlamak fiili yerine semirmek fiilini öncelemiştir.

Semirmek kelimesi Türkçe sözlükte 1945 yılındaki ilk baskıdan itibaren bulunabilmektedir. 1945 ila 1983 yılları arasında semirmek kelimesinin anlamı “semiz hâle gelmek” şeklinde verilmiştir. Semirmek kelimesinin anlamında şişmanlamak ifadesinin kullanılması ise ancak 1988 yılında olmuştur. Kelimenin 1988 yılında Türkçe Sözlük’te yer alan anlamı günümüze kadar değişmeden gelmiştir. Bu anlam; “Besili, yağlı bir duruma gelmek, semizlemek, şişmanlamak” şeklindedir. Derleme Sözlüğü’nde her ne kadar semirmek fiili yer almasa da semirek “şişmanlama, semirme” (2009, s. 3580) kelimesi bulunmaktadır. Günümüzde semirmek kelimesini hiçbir diyet kitabında bulmak mümkün değildir demek yanlış olmayacaktır. Bunun sebebi ise semirmek fiilinin algısının insan ile değil hayvanlarla ilişkilendirilmesidir. Nitekim Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te yer alan semirmek maddesinde Burhan Felek’ten alıntılanan cümle bu duruma örnektir: “İnsan semirmez, hayvan semirir” (2016).

Semir- fiili gibi semiz ismi de insan yerine hayvan için kullanılan kelimelerden biridir. Türkçe Sözlük’ün ilk baskısından itibaren hem verilen tanımlarda hem de örneklerde bu durum açıkça görülebilmektedir. Semiz kelimesi Türkçe Sözlük’ün ilk baskısında ve 1955 yılındaki ikinci baskısında aynı anlam ile yer almıştır: “Eti yağı çokça olan (eti yenen hayvan). Semiz tavuk. Semiz bir inek”. Sonraki baskılarda ise tavuk ve inek örnekleri kalsa da kelimenin anlamındaki “eti yenen hayvan” ibaresi kaldırılmıştır. Kelimenin 1988 yılından itibaren ise iki anlamla tanımlandığı görülmektedir: “1. Şişman: 2. Eti, yağı çok olan, tavlı”. Bu iki tanım Güncel Türkçe Sözlük’te de aynı şekilde kullanılmaya devam etmektedir.

(4)

Avanzâde M. Süleyman kitabında her ne kadar semir-, semizle-, semizce, şişmanca gibi kullanımları tercih etmiş olsa da şişman ismi ve şişmanla- fiilini de kullanmıştır. Burada dikkat çeken şey ise şişman / şişmanla- kelimelerini tek başına değil mutlaka semir-, semizle-, semiz kelimeleri ile birlikte kullanmış olmasıdır. Kitabın ilk cümlesi dahi “Şişmanlamak daha doğrusu semirmek isteyenler pek çok olduğu gibi şişmanca ve semizce bulunup da zayıflamak arzusunda bulunanlar da az değildir” şeklindedir. Kitabın yazıldığı dönemden bugüne bakıldığında; yukarıda da belirtildiği gibi günümüzde insan bedeni ile ilgili bir tarifte şişmanlık kavramı tercih edilmektedir. Ancak eser içerisindeki kulanım biçimi şişman/şişmanla- biçimlerinin o dönem için daha az kullanıldığını işaret etmektedir. Nitekim 1935 yılında Dil Devrimi sürecinde Öz Türkçeleşme kapsamında yayınlanan Osmanlıcadan Türkçeye Karşılıklar Kılavuzunda bulunan “semen” maddesine karşılık olarak şişmanlık değil “semizlik, yağ” (s.140) tanımı girilmiştir.

Bu noktada semen kelimesinin eser içindeki kullanım şekline geçmeden önce şişman ve şişmanla- kelimelerine yer vermek gerekmektedir. Yukarıda semir- ve semiz kelimelerinin Türkçe Sözlük’teki anlamları verilirken şişman kelimesinin kullanılmadığı dikkat çekmiştir. Buna benzer bir şekilde şişman kelimesinin anlamında da semir- ve/veya semiz kelimelerini bulmak mümkün değildir. Eserde her ne kadar bu üç kelime birbiri ile birlikte ve birbirinin yerine kullanılmış olsa da sözlüklerde bu birlikteliği bulmak mümkün değildir. Şişman kelimesi Türkçe Sözlük’te ilk baskıdan itibaren yer almıştır. Kelime sözlüğün 1974 yılında yayınlanan 6. baskısına kadar aynı anlamla yer almıştır: “Derisinin altında fazla yağ toplanmasından vücudunun her tarafı şişmiş olan (kimse):

Şişman çocuk”. Bu tanımdan sonra günümüze kadar gelen tanımda burada verilen tanım değişmemiş yalnızca bu tanıma bir kelime ilave edilmiştir: mülahham. Mülahham kelimesi 1935 yılında yayınlanmış Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzunda da şişman kelimesine karşılık olarak verilmiştir (s. 272). Söz konusu kılavuzda dikkat çekici bir nokta ise şişman kelimesine karşılık olarak mülahham kelimesinin yanı sıra bir Bak. ibaresinin eklenmesi ve burada da etleç kelimesinin yer almasıdır. Etleç kelimesi Türkçe Sözlük’ün 1945, 1955, 1959 ve 1966 yıllarında yayınlanmış ilk dört baskısında “fazla şişman, mülahham” tanımı ile yer almış ancak sonraki baskılarda ve sözlüğün günümüzdeki nüshasında kullanılmamıştır. Ayrıca mülahham kelimesi ele alınan eserde de hiç geçmemektedir.

Yeniden semen kelimesine dönmek gerekirse, bu kelime eser içerisinde de geçmektedir. Söz konusu kelime, Avanzâde M. Süleyman’ın bedeni sınıflandırmalarından biridir. Eserde insan bedeni temelde semiz, zayıf ve orta hâl şeklinde tasnif edilmiştir. Avanzâde bu tasnif içerisinde ideal olan bedeni ise “Bir vücut ne kuru ve zayıf ne de yağlı ve semiz olmalıdır” cümlesi ile tarif etmektedir.

Bu üç aşamanın kendi içindeki derecelerinden biri ise semen kelimesi ile ilgilidir. Bu kelime günümüzdeki obez kelimenin karşılığında “fart semen” biçiminde kullanılmıştır. Kelime tek başına ise kuvvet ve can kelimeleri ile birlikte kullanılmıştır.

Fart semen ifadesinin kullanımı ise yazar tarafından açıklanmak ihtiyacı hissedilmiştir. Fart semen bir yerde “Fart semenden yani çok semizlikten veya şişmanlıktan” şeklinde izah edilirken bir başka yerde ise “fevkalâde semizlik veya şişmanlık” şeklinde tanımlanmıştır. Semen kelimesi de tıpkı semiz ve semir- kelimelerinde olduğu gibi Türkçe Sözlük’te ilk baskıdan itibaren yer almıştır. Kelimenin anlamı Güncel Türkçe Sözlük’e kadar tüm sözlüklerde aynı tanımla yer almıştır: “Semizlik, Semen peyda etmek, şişmanlamak”. Günümüzde ise Güncel Türkçe Sözlük’te yalnızca “semizlik” anlamı kalmıştır. Türkçeye Arapçadan geçen semen sözcüğü yerini günümüzde obez sözcüğüne bırakmıştır. Obez sözcüğü ise Türkçeye Fransızcadan geçmiş ve Türkçe Sözlük’te 2005 yılında yer bulabilmiştir. Kitapta ayrıca obez kelimesinin karşılığı olarak fart semen ifadesinin yanı sıra ifrat derecede semiz ifadesi de kullanılmıştır.

Avanzâde, ideal bedeni sadece tanımlamakla kalmamış günümüzde beden kitle endeksi, boy-kilo oranı gibi kalıplarla kullandığımız ölçülerin ilk örneklerinden birini tablo halinde vermiştir. Kendisine göre ideal vücut ölçülerindeki en kısa boy 1,49 santim ve bu boyun ideal ağırlığı de 46,5 kilodur. Verdiği tablodaki en uzun boy oranı ise 1,72 santimdir ve bu kilodaki birisinin ağırlığı da 71,50 kiloyu geçmemelidir. Verilen bu normun altında kalanlar; zayıf, zaifü’l-bünye, nahif, nahifü’l-bünye olarak adlandırılmıştır. Ayrıca kimlerin bu durumda olduğu ve şişmanlamak isteyebilecekleri de “vücutları kuvvetten yıpranmış, hastalıktan yeni kalkmış, vücutları neşv ü nemâdan geri kalmış, çok çocuk doğurarak duçar zayıf ve nâtüvânî olmuş, mihan ve meşak sebebiyle yorgun düşmüş, el-hâsıl kansız, zayıf ve genç vücutlarla semirmek arzusunda bulunan gençler ve muhtelif yaşlarda bulunan erkekler ve kadınlar” ifadesiyle geniş bir biçimde açıklanmıştır. Kitapta şişmanlamanın yolları zayıflama çarelerinden daha fazla yer bulmuştur. Avanzâde’ye göre insanın zayıfı makbüldür ve zayıflık kuru ve kansız bir vücut demek değildir.

Daha önce de söz edildiği gibi Avanzâde ideal beden için her ne kadar orta hâl gibi bir ölçüt vermiş olsa da zayıf olanı makbul görmektedir. Norm içerisinde yer alan ve daha önce orta hâl olarak tanımlanan bedenler ise kitapta canlı ve kanlı, güçlü ve kuvvetli ifadeleri ile tarif edilmiştir.

(5)

Şişmanlık ise yukarıda da belirtilen kelime ve kavramların yanında lüzumundan ziyade semiz vücutlar olarak adlandırılmış ve gündelik hayattan çeşitli örnekler verilerek şişmanlığın zararlarına dikkat çekilmeye çalışılmıştır.

Avanzâde Mehmet Süleyman bu örneklerde, şişman bedene sahip kişilerin denize düştüklerinde kurtulma ihtimallerinin az olacağından, yazın terlediklerinde vücutlarının kokacağından, ibadet etmekte zorluk çekeceklerinden ve dar yerlerden geçemeyip tramvaya veya vapura yetişemeyeceklerinden söz etmektedir. Hatta daha ileri giderek bir evlilikte hem kadın hem de erkeğin şişman olması durumunda çocuk sahibi olamayacaklarını dahi iddia etmektedir.

Sonuç

Avanzâde Mehmet Süleyman 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında yaşamış bir eczacı olarak ve birbirinden oldukça farklı alanlarda yüzden fazla eser vermiştir. Bu çalışma kapsamında ele alınan Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri isimli kitabı da kendisin sağlıklı beslenme konusunda yazdığı eserlerinden biridir. Her ne kadar bu makalede ideal ve norm olan beden etrafındaki kelimeler ele alınmış olsa da 20. yüzyılın başında kaleme alınmış bu eserde hem toplumsal kabuller hem de beslenme ile ilgili pratikleri bulabilmek mümkündür. Bu pratiklerin aradan geçen yüz yıl içerisinde ne derece değiştiğini birkaç örnekle detaylandırmak da mümkündür.

Avanzâde M. Süleyman eser içerisinde şişmanlamak ve zayıflamak için hem bitkisel hem de kimyasal terkiplerden oluşan reçeteler sunmuştur. Yazarın fikrine göre gençler ve zenginler şişmanlayabilir ancak ihtiyarlar ve fakirler şişmanlayamazlar. Ayrıca Avanzâde’nin semirmek ve zayıflamak konusunu ele alırken ortaya koyduğu cinsiyetçi yaklaşım da oldukça dikkat çekicidir. Yazara göre taşralı kadınlar daha sağlam fikirli ve daha vücutludurlar. Bu kadınlar kitapta “zavallı” olarak nitelenmekte ve sabahtan akşama kadar çalıştıkları ifade edilmektedir. Taşralı kadınların aksine şehirli kadınlar ise “daima hâl-i istirahatte” görülmektedir, vücutlarını yormazlar, çalışmazlar. Ten-perver oldukları için de sağlam vücutlu ve fikirli kabul edilemezdirler.

Eser içerisinde yukarıda da görülebileceği gibi şişmanlıkla ilgili kelime ve kavramlar zayıflıkla ilgili kelime ve kavramlara göre daha fazladır. Bunun sebebi ise kitapta şişmanlamanın yollarına zayıflamaktan daha fazla yer verilmesidir. Avanzâde M. Süleyman verdiği bir bilgide, “gençlerin onda sekiz veya dokuzu zayıftır” demektedir.

Oysa günümüzde “Türkiye Avrupa’da obezite sıklığı açısından birinci sırada yer almaktadır” (Mara Uysal, 2019, s. 5).

Burada verilen örneklerde görüldüğü gibi ele alınan kitabın yazılmasından bugüne toplumsal cinsiyet, sağlıklı yaşam gibi konularda bakış açıları oldukça değişmiştir. Bu değişimi kelimeler bazında takip edebilmek de mümkündür. Günümüzde diyet, sağlıklı yaşam, beslenme biçimleri oldukça popüler başlıklardır. Diyetisyenlik bir meslek olarak verilen obezite oranları göz önüne alındığında oldukça sık bir şekilde karşılık bulmaktadır.

Ancak tercih edilen kelime ve kavramların neredeyse tamamıyla farklılaştığı da görülebilmektedir. Semiz, semiz- , semir- gibi kavramlar zaman içerisinde anlamlarını değiştirmemiş olsalar da kullanım alanları insan bedeninden hayvan bedenine doğru bir geçiş yaşamıştır.

Ek: Semirmek Usulleri ve Zayıflamak Çareleri

Ucuzca ve Kolayca Semirmenin ve Şişmanlamanın Çareleri

Şişmanlamak daha doğrusu semirmek isteyenler pek çok olduğu gibi şişmanca ve semizce bulunup da zayıflamak arzusunda bulunanlar da az değildir.

Zaîf ve nahifü’l-bünye olup da semirmek isteyen erkekler dediğimiz gibi pek azdır. Her şeyde ifrat iyi bir şey olmadığı malum olup bu cümleden olmak üzere lüzumundan ziyâde semiz vücutlar da hoşa gitmez. Bir vücut ne kuru ve zayıf ne de yağlı ve semiz olmalıdır.

Eminiz ki kadınlarımızdan çoğunun arzu eyledikleri şey de budur. Fakat bu arzularına yine kolay kolay muvaffak olamazlar. Evvelâ doğarken zayıf doğarlar. Çünkü sağlam peder ve valideden doğanlar o derece zayıf olmazlar.

Saniyen sâika-i şebâbet ve gafletle ettikleri sû-i isti’mâlât sebebiyle semiremezler. Dimağı aşk ve sevda ile meşgul ve malûl bir adamın semirmesi imkansızdır. Gençlerin onda sekizi ve dokuzu zaîf-ül-bedendir. Bu gibiler boş yere para sarf ederler, her türlü vesâite müracaat ederler ve pek beyhûde olarak üzülürler. Çürük temel üzerine büyük bir bina kurmaya benzer ki bunun husûlü imkânsızdır.

Avrupa’da dikkat edilmiş ve istatistiklerle sâbit olmuştur ki zevk ve sefaya, sefahate, sevdaya ayş ü işrete meyl ve inhimak gösterilen memleketlerdeki ahali ekseriyetle kuru denecek derecede zayıf ve solgundur.

Semirmeye mâni olan esbâb-ı kaviyyeden biri de gam ve kederdir. Zihni derd-i maişetle meşgul ve mütefekkir bir adam semiremez.

(6)

Her yerde taşralı kadınlar daha sağlam fikirli ve daha vücutludurlar. Bu zavallılar sabahtan akşama ve akşamdan sabaha kadar çalışırlar. Bu sebeple maddi ve manevi bir yorgunluğa mâruz bulunurlar. Evlerini erkeklerden ziyâde düşünenler bunlardır. Derd-i maişetten az ve çok arâh bulunsalar daha sağlam ve geç ölürler. Şehirli kadınlar dâima hâl-i istirâhattedirler. Vücutlarını yormazlar. Çalışmazlar. Ten-perverdirler bu sebeple sağlam vücutlu ve sağlam fikirli addolunamazlar. Çalışmadıktan başka “zihnen de meşguldürler” bu sebeple semirmeleri müşküldür.

Az zamanda bunlar bir çiçek gibi sararıp solarlar. Bu bahsin ehemmiyet ve nezâketine mebnî tehir ile semizlemek ve ifrat derecede semiz olup da zayıflamak arzusunda bulunanlar için vesâyâ-i lâzımede bulunalım.

Zayıf Olup Da Semizlemek Arzusunda Bulunanlar Ne Yapmalıdırlar?

Bu arzuda bulunanlar da âtîdeki kavâid-i sıhhiyeye riâyet etmelidirler:

1-Sabahleyin biraz kahvaltı etmeden sokağa çıkmamalı.

2-Yağlı, şekerli, nişastalı şeyler yemeli. Tereyağı, süt ve yağlı çörek, peynir ve kaymak da çok yemelidir.

3-Evde yapılmış hâlis ve hilesiz biradan iki nihâyet üç bardak (yirmi dört saatte) yağlı, ballı ve tatlı mevâdı ziyâdece yemelidir.

4-Çay, kahve ve sütlü kahve içmekten ihtirâz etmeli. Buna mukâbil hâlis ve sütsüz çikolata fâide-i matlûbeyi hâsıl edemez. Çikolatadan maksat hâlis kakaodur. Bunun tuzu vardır. Su ile kaynatılıp şeker ilave ediliyor.

Güzel, nefis bir meşrub husule gelir.

Dikkat etmelidir ki çikolatanın esasını teşkîl eden kakao tozu pek ziyade hile kaldırır. Derinine çürük şey karıştırılır.

5-Mümkün olduğu kadar çok uyumalı mağmûm ve mahzun olmamaya, zihni her ne ile olursa olsun şiddetle yormamaya, dikkat ve gayret etmeli. Lâakal dokuz on saatten az uyumamalı

6-akşamları erkenden yatağa girip uyumalı. Yorgun düşmekten sakınmalı yani maddi ve manevi yorgunluklardan üzüntülerden ve kederlerden sakınmalı bu gibi şeyler semirmeye manidir.

7-Öğle yemeklerinden sonra bir iki saat yatıp uyumalıdır.

8-Daima zevkli ve eğlenceli yerlerde bulunmalı ve yeis ve kelâl verecek acıklı, hüzünlü manzaralardan yerlerden ve sıkıntı veren adamlardan uzak bulunmalı.

İşte semirmek ve semiz olup da zayıflamak isteyenlere kolay ve bi’n-nisbe masrafsız bir usul. Azdan çok anlayanlar iş bu vesâyeden ciddi surette istifade ederler.

Kimler semirir, kimler semirmez?

Bir genç semirir, bir ihtiyar semirmez. Zengin semizler, fakir semizlemez insan daima hava, gıda dua ve istirahat ve saadetle semirir. Rutubetli, güneşsiz dar ve mukassî yerlerde semirmek kâbil değildir.

Semirmek isteyen gamsız ve kasavetsiz olmalı. Daima şen ve şâtır bulunmalı. Tatlı ve zararsız ezvâk ve eğlencelere iştirak etmeli. Azotlu gıdalar yemeli. Her gün sabah ve akşam muntazam ve mükemmel yemek yemeli.

Zihin her türlü meşgaleden âzâde olmalı. Bir amale gibi maddeten pek ziyâde çalışan ve evlâd ü iyâlinin temîn-i maişetini düşünen bir adam ile gece ve gündüz meşgul dimağda bulunan bir muharrir ve müellif semiremez.

Dimağ ve vücut her şeyden âzâde olmalı ki semirmek keyfiyeti husule gelebilsin. Zafiyet daha ebeveynden evlada ırsen intikal edebilir. Bunu başka suretle de ifade ve tarif edebiliriz. Esasen zaîfü’l-bünye bir pederle bir validenin evladı ekseriyetle zayıf olur. Valide veya pederden biri veya ikisi semiz olursa doğan çocuk da semiz veya semizce olur.

Çocuğun neşv-ü nemâsıyla beraber teşkilat-ı bedeniyyesinin tamamı inkişafı için çocukluğa mahsus rahatsızlıklardan ve hastalıklardan âzâde bulunmalıdır. Ortada neşv ü nemâyı geri bırakan sebep veya sebepler mevcut bulundukça çocuk semiremez.

Bu suretle büyümüş olan çocuk ileride de semiremez. Hâtim-i ömrüne kadar gençliğindeki bünyesini muhafaza eder. Bazı bünyeler asla semirmez. Yolculuğun, uzun seyahatlerin de semirmek hususunda tesir-i azîmi vardır.

Havanın, suyun, gıdanın tebdilât-ı dâimesi vucûdu kuvvetlendirerek semirtir.

Zaîfü’l-bünye olan mevsim sayfta rahat eder. Mevsim-i şitâda ise kansızlığı yüzünden üşür. Semiz olan ise mevsim-i sayfta sıcaktan terler, yol yürüyemez. Elhâsıl hiçbir suretle rahat edemez. Yalnız kişinin üşümemek suretiyle fayda-mend olabilir, o kadar…

Şişmanlık mâmulat-ı cinsiyye nokta-i nazarından mûcib-i suûbet ve müşkilat olacağından zürriyete mânidir. Zevç ve zevceden biri veya ikisi şişman olan bir ailenin evladı olamaz. Olsa da ikiyi geçemez.

(7)

Semirmek İçin Ne Yapmalı?

Tehlikesiz bir surette semirmek mümkündür. Semirmek arzusunda bulunan erkekler kadar kadınlar da vardır.

Kadınlarımız hemen ekseriyetle denecek derecede nahîfü’l-bünye oldukları için semirmek arzu ve merakında bulunan kadınlar erkeklerden daha çoktur.

Hangisi çok olursa olsun, her adam semirebilir mi, semiremez mi? Mesele bundadır. Evvel emirde bu suale cevap verilmekle bazı bünyeler vardır ki ne kadar çalışılsa yine semiremez.

Semirmek ya deva veya gıda ile olur. Deva arsenik emlâhından ibarettir. Bazı adamlar semirmek için muttasıl arsenik alırlar. Hâlbuki bu deva vücutta terakim eder, süratle çıkmaz. Bu sebeple ara sıra fâsıla vermek lâzımdır.

Biz burada mahsursuz tehlikesiz semirmek usulünden bahsedeceğiz.

Gıda ile semirmek bahsinde evvela hazım ve temsîlin iyi ve tam olmasına yani alınacak gıdanın vücutta tamamıyla eriyip sinmesine dikkat etmelidir. Fena bir hazım ve temsil başlıca iki sebepten ileri gelir.

1-Tehyicât-ı asabiyye 2-İnkibaz

Bilhassa tehyicât-ı asabiyye ile zayıf düşenlere Almanyalı doktorun biri tecrübelerine istinaden “yatak” ve

“kuraklık” tavsiye ediyor. Semirmek üzere kendisine müracaat edenleri iki hafta pencereleri kapalı ve içerisi kuraklık bir odada yatakta yatırıyor. Yalnız günde iki saat hava almalarına müsaade ediyor.

Doğrusunu söylemek lazım gelirse doktor, semirmek arzusunda bulunan insanları hindi vesâire gibi âdeta besiye yatırıyor.

Malûmen: beside istirâhat-ı kemâle lazım semirecek kimse fikren ve bedenen yorulmayacak ve vücudunu iyi yemeklerle besleyecek. İşte Almanyalı doktorun semirmek için tavsiye eylediği usul.

Fikren ve bedenen ne kadar çok çalışılırsa vücut ile dimağ ne kadar yorulursa insan o nispette zayıf düşer.

Tehlikeden âri olarak sade ve kolay bir surette semirmek arzusunda bulunanlara bir müddet tam manâsıyla istirâhat lâzımdır.

Vaktini yatakta geçirecek, hiçbir işle meşgul olmayacak, zihnini yormayacak ve hafif ve sade olmakla beraber vücuda yarayacak şeyler yiyecek…

Bu usûlün tarz-ı icrâsına gelince: evvela üç gün süre ile sütten başka ağzına bir şey koymamak. Üç gün şekerli ve sıcak olmak üzere üçer litre süt içecek. Fakat kutu sütü olmayacak. Bir litre, bir iki okka demektir.

Dördüncü günü sabah yemeği sebze çorbası veya tirit, unla taamı ya et veya balık ile hafif bir sebze bir tatlı çörekten ibaret olacak. Biraz da bira içecek.

Akşamüzeri yani dokuz on raddelerinde çay fincanıyla sıcak ve halis çikolata içecek ve bir de şekerli çörek yiyecek. Saat on bir, on iki raddelerinde sıcak bir çorba ile yumurta, sebze ve bir tatlı yiyecek. Üzerine de arzuya göre ya bira veya süt içecek:

Bu tarz tagaddî ve takviyye, en muannid za’fiyyeti ve ne verasetini denilen sinir zayıf ve ıstırabını giderir. Şu şart ile ki tarif eylediğimiz usûl kemâl-i sabır ve tahammül ile icra ve takip edilmelidir. En küçük bir kayıtsızlık veya noksan bu usûlü tesirsiz bırakabilir.

Altıncı günü hasta daha doğrusu besiye yatan adam kalktığı zaman kendisinde sinine nazaran on sene evvelki gençliği ve o gençliğe mahsus kuvvet ve kudreti hisseyler. Vücutça da semireceği gibi, semirmek istidadını da kesbeyler.

Tehyîcât-ı asabiyye ile inkıbâza Karşı teâabir-i sıhhî bütün sinir ağrılarına, ıstıraplarına ve bu meyanda titizlik, sayıklama, bayılma, ağlama gibi zayıf ve sinirli kadınlara ârız olan hallere tehyîcât-ı asabiyye denilir.

Semirmek usûlünü takip edenler katiyyen kabız olmamaya dikkat etmelidir. Kabızlık baş gösterir göstermez tenkıye vesâire gibi sade ve kolay usullerle def ve izalesi çaresine tevessül etmelidir.

Kabızlıkta semirme esnasında ârız olur. Çünkü îtiyad değiştiriliyor ve hareket ediliyor, muttasıl yatılıyor. Bu sebeple kabızlık tabiidir.

Kabızlık ârız olunca yenilen şeyler midede hazım olmaz. Hazım ve temsil fiili husule gelmeyince kabızlık devam eylediği müddetçe semirme keyfiyeti de geri kalır.

Bundan başka hazmı güç ve faydasız şeylerden sakınmalı, kahve ve çay gibi şeyleri içmemeli ve âtîdeki mevâdı intihâb etmemelidir.

(8)

Yumurta, balık, zeytin yağlı sardalye, kızarmış et, tereyağıyla yapılmış tatlı çörek, ve taze ve nefis peynir, patates, hafif ve mugaddi sebze, pişmiş salata, olgun meyveler bilhassa elma, armut ve üzüm gibi.

Yemeklerden sonra hafif gezintiler yapmalı, havadar yerlerde seyir ve tenzihte bulunmalı ve hazma mâni olmayacak kadar uyumalıdır.

1-Sabah kahve altısı: çorba, yumurta, sütlü kahve ve tereyağlı etmek.

2-İki saat sonra: büyük fincan ile ılık olarak şekerli süt.

3-Bundan iki saat sonra: büyük hazmı kolay ve faydalı sebzelerden bir yemek.

4-Saat dokuzda: büyük bir fincan ılık şekerli süt.

5-Saat on birde: bir fincan çikolata, krema muhallebi ve sütlaç gibi bir şey yemeli.

6-Yine bir fincan halis olmak şartıyla çikolata, krema veya muhallebi. Avrupa’dan gelip şehrimizde satılan Nestle ve emsâli küçük teneke kutulardaki sütleri kullanmamalı.

7-Saat yarımda bir de hafif ve mugaddi iki türlü bir taam.

8-Yatmazdan evvel büyük bir fincan ile ılık ve şekerli süt içmeli

Bu usule iki üç hafta devam eden bir erkek veya kadın semirir. Daha ziyade devam ederse daha iyi olur. Kabızlık zamanlarında da sekiz maddeden ibaret usûl hareket ve taama devam edilir.

Ahtâr: zayıf olup da semirmek veya semiz olup da zayıflamak mizacın tebdil ve tâdili demektir. Mesela bir adam semirmek istiyor. Hangi mizaçta bulunuyorsa onu tebdil etmek lazımdır. Semiz bir adamın zayıflaması da bu demektir. Bazı bünyeler çok ve bazıları az ve bir takımları da çok semirebilirler. Bir şahsa yalnız bir gıda veya deva semirmek için kifayet eyler. Bazısına da aynı zamanda birkaç deva ve gıda vermek icap eder. Meşrubat kuhûliyye İspirtosu bi’n-nisbe az olanı -az olmak şartıyla- bir müddet kullanmakla istifade edilir. Miktarı arttırıldığı taktirde semirmeye mukabil ciğerleri çürütmek, mideyi ve vücudu tahrip ederek zarar görmek muhakkaktır.

En iyi ve eski ve aynı zamanda tatlı [Malaga şarabı gibi tıbbî olursa daha iyidir] bir şarap, bira, Sidrî denilen gazlı elma şarabı, şampanya vücuda yarar.

Bazı bünyeler yalnız meyvelerden ve sebzeden, bazıları da etli gıdalar vasıtasıyla semirebilir.

Ne Suretle Semirmeli, Ne Vasıta İle Zayıflamalı?

Genç kızlarla delikanlılar ve orta yaşlı erkeklerle kadınlar arasında zayıflar çoktur. Onda dokuz nispette za’fiyyetten ve bu nispette de fart semânetten yani şişmanlıktan şikâyet edilir. Bu istatistik ile sâbit olmuş bir hakiktir.

Za’fiyyet ve nehâfet esbâb-ı muhtelifeden ileri gelir. Bu sebeple zaîfü’l-bünye olanlar bir ilaç alarak az az zamanda hemen semirmek isterler ki bi’t-tabîî bu mümkün olamaz.

Sû-i isti’mâlât sebebiyle yıpranmış olan bir vücut neşv ü nemâdan geri kalmış demek olacağından zayıf ve nahîf olur. Böyle bir vücudu semirtmek ve kuvvetlendirmek güç olur.

Tütün, meşrubat-ı kuhûliyye fart iştigal, ziyade sıcak ve soğuk, yeis ve keder ızdırabât-ı maneviyye Aşk ve hayalet, malihulya ilâ âhir gibi ahvâl-i insânî zayıflatır ve vereme kadar götürür ahvâl-i mezkûre ile ma’lûl olan bir vücûdu da kuvvetlendirmek ve semirtmek müşküldür.

Bu sebeple canlı ve kanlı, güçlü ve kuvvetli olmak ve bâ-husûs herkesin şiddetle arzu eylediği böyle bir nimete nâil olmak için yegâne çare “gençliği iyi kullanmak”tan ibarettir.

İhtiyarlıkta bir genç gibi yaşamak ve huzur ve saadetle evkat-güzâr ve az çok ezvak ve huzûzât-ı dünyeviyyeden hassa-mend olmak için gençlikte âkilâne ve müdebbirâne hareket etmek lazım gelir. Hevâ-yı nefsânîyyeye uymak, vücûdu çürütmek ve dert sahibi olmak demektir ki verem illeti de bunda dahildir.

Her ne suretle olursa olsun zayıf ve nahifü’-l-vücûd olanlara bugün tebâbette en ziyade tavsiye olunan devalar arsenik, çelik ve fosfat emlâhıdır.

Arsenik ve fosfat mürekkebâtı vücuttaki kanı arttırır, kuvvetlendirir, adelâta yani etlere kuvvet verir, kemikleri büyültür. Göğse ferahlık, ciğerlere vesait ve teneffüse suhulet bahşeder. Her türlü sû-i isti’mâlâtta bulunmuş olanlar yalnız bu iki cismin mürekkebâtından bile müstefit olabilirler.

(9)

Balık yağı, gliserü fosfatlı çelik, gliseru fosfatlı iyod-u sanî, ceviz yaprağı şurupları içmekten, fosforlu ve çilekli makulat yemekten maksat takviyye-i vücuttur. Bu türlü ilaçlar neşv ü nema ve takviyyeden geri kalmış olan vücutların zâyiâtını temin ve telâfi eyler.

Tamir ve telafi edeceği ilaçlar arasında da en ziyade gliseru fosfat emlâhı şayan -ı tavsiyedir. Âtîdeki tertip her hâlde nef’ ve müesserdir. Her ne suretle olursa olsun ve vücutlarını yıpratmış olanlar, semirmek isteyenler, kuvvetsizler ve dermansızlar, hastalıktan yeni kalkanlar, dizlerinde fevkalade zayıf hissedenler, ihtiyarlar ve bi’t- tahsis gençler bu ilaçtan fevkalade istifade ederler. Bir defa yaptırılarak kullanılacak tertibin ne kadar icaz-nemâ olduğu anlaşılır.

Bu ilacı tertip eden Avrupa’dan en mümtaz atibbâsından Biridir. Tertibi bugün Avrupa’da ve Amerika’da büyük bir şöhret kazanmış ve makbûliyyet-i ammeye mazhar olmuştur.

Bu ilaçtan zayıf ve nahif olanlar umumiyetle istifade edebilirlerse de tesir-i kat’îsini derhal his ve müşahede edemezler. Bununla beraber beş on gün zarfında vücutlarında fazla bir nevtin mevcûdiyetini hissedebilirler.

Bir yaşından yüz yaşına kadar olan erkekler ve kadınlar için bundan daha nef’î ve daha müyesser bir ilaç olamaz.

Tabâbet-i hazırada gliseru fosfatlar büyük ve mühim bir amil ve müessirdirler.

Ale’l-umum zayıflara karşı kemal-i muvaffakiyetle kullanılan gliseru fosfat emlâhıdır. Yeni doğan çocuklara yedirilen bulamaç gibi gıdalara ilave ve devam edildiği takdirde çocukların kemikleri büyür ve vücutları fevkalâde bir surette neşv ü nema bulur. Zaten Avrupa’da çocuk gıdalarına esasen fosfat emlâhı da ilave edilecek iken bazılar yine ilave edilmemekte, ve bazılarına da pek az ilave edilmektedir ki icra edilen müteaddit tahliller neticesinde bu hakikât-ı tazhîr eylemiştir.

Zayıflara mahsus bu ilaçtan gençliğe mahsus sû-i isti’mâlattan vücutları kuvvetten yıpranmış, hastalıktan yeni kalkmış, vücutları neşv ü nemâdan geri kalmış, çok çocuk doğurarak duçar zayıf ve nâtüvânî olmuş, mihan ve meşak sebebiyle yorgun düşmüş, el-hâsıl kansız, zayıf ve genç vücutlarla semirmek arzusunda bulunan gençler ve muhtelif yaşlarda bulunan erkekler ve kadınlar bu devayı bî-nazîrdan şâyân-ı hayret bir surette istifâde ederler.

Şu hakikati de unutmamalıdır ki fena ve râtıb bir yerde ikamet edenlere vücudu iyi gıdalarla besilemez, maddi ve mânevî duçar meşak ve mezâhim olanlar, fevkalâde isti’mâlatta bulunanlar ve tütün ve işret, uykusuzluk ve bunlara mümasil sû-i isti’mâlâtta bulunanlar bu ilaçtan gereği gibi, müstefit olamazlar.

Çünkü bir küpe, mevsıllığını açık bırakarak yukarıdan su koymakla o küp asla doldurulamaz. Bunun gibi bir taraftan takviye-i vücuda çalışmakla beraber diğer taraftan maddi ve mânevi zayiatta bulunanlar bir şey kazanamazlar.

Âkil bir adam yalnız kanakanadan bile istifade eder ve pek büyük fayda görür. Aksi hâlde eczâhânedeki ilaçları yutsa beyhudedir.

Gliseru fosfat emlâhı arsenik emlâhı gibi tesirini az zamanda gösteremez. Bunu da hatırdan çıkarmamalıdır. Buna mukâbil tedricî bir surette vücûdu kuvvetlendirir, kemikleri büyütür, enlerini ziyadeleştirir, iştihâyı artırır, açlık hissettirir ve yemek yedirdikçe sahibine verdiği kuvveti muhakkak surette fark ve hissettirir.

Sararıp solmuş, rengi uçmuş, gözlerinin feri kaçmış kanı çekilmiş, teverrüm etmiş veya etmekte bulunmuş olanlara seyelân-ı ebyaz veya emrâz-ı rahimiyye vesâirden mustarip bulunan zayıf, kansız ve asabî kadınlar gliseru fosfat emlâhından adeta yeniden vücûda gelmişçesine iktisâb-ı kuvvet ve hayat ederler.

Memleketimizde asabîlere pek ziyâde tesâdüf edilmektedir. Mübalâğasız onda sekizimiz asabîdir desek itirâf-ı hakîkat etmiş oluruz.

Bu sebeple asabiyetin yani sekizliğinin hangi derecesinde bulunulursa bulunsun umûmiyetle tavsiye ettiğimiz bu ilaçtan fayda görülür. Bu meyanda şerâit-i sıhhîyye-i sâireye de riâyet edildiği takdirde asabiyetten tahlis güriban olunabilir demekte kendimizi haklı görürüz.

Biraz yukarıda beyan dermeyân eylemiş olduğumuz üzere vücûda (17) yeniden kuvvet verdirmek veya mevcut kuvveti arttırmak için, iyi hava, iyi gıda ve iyi deva lazım oluğu asla unutulmalıdır.

Bu nokta-i mühimmeye dikkat ve ri’âyet edenler ilanlara fevâid-i mevhûmesi medh-u-senâ olunan kuvvet, şebâbet, yok bilmem ne ilaçlarına asla muhtaç olamazlar.

Sû-i isti’mâl neticesinde zayıf ve iktidarsız düşenler başka bir ilaç almayarak yalnız bu devaya muntazaman devamları sayesinde yeniden kuvvet ve kudret kesbederler ve bu sayede yıpranmış ve zail olmuş bulunan kuvvet ve vücutlar ile evlâd ü iyal sahibi olarak bu vatan-o muazzeze birçok efrad yetiştirmiş olurlar.

(10)

İşte tertip:

Glycéro-phosphate de chaux 3,0 Glycéro-phosphate de soude 1,0 Glycéro-phosphate de magnésie 1,0 Glycéro-phosphate de potasse 1,0 Glycéro-phosphate de fer 0,50 Teinture de noix-vomique 0,50

Maltine 0,50

Pepsine 2,0

Extrait de noix de kola 5,0

Sirop de cérise ou un autre Sirop 300,0 f.s. A Sirop qui doit étre limpide et ne pas laisser de dépot

Bu berrak ve leziz şuruptan sabah ve akşam yemeklerinden biraz evvel veya esnâ-yi taâmda birer yemek kaşığı içilir. Uykusuzluğa duçar olanlar yalnız sabah yemeğinden bir kaşık içip akşam yemeğinden içemezler.

Sabah ve akşam yemeklerinde büyük adamlar birer kaşığı alırlar. On beş yaşına kadar olan gençler yevmiyye iki tatlı kaşığı ve daha küçük çocuklar günde iki kahve kaşığı ahz ü şurb ederler.

Mide hastalıklarına duçar olanla da bu şuruptan müstefîd olabilirler. Bazı mide hastalıkları bu şurupla mündefi olur. Az zamanda midelerindeki âlâm ve ıstıraptan bu sayede kurtulurlar. Çünkü ilacın derûnunda en güzel ve en kuvvetli mide ilaçları da tabir-i âhirle mideye yarayan devalar da vardır.

Dokuz türlü mevâd-i musire ve nâfî’yi hâvî olan bu şurubun derûnunda mide ilaçlarından başka çelik ve fosfor da mevcuttur. Buna birkaç ay devam edenlerin mideleri ve kuvve-i hâfızaları kuvvetlenir. Bu sebeple mekteplilere ve ale-l-umum gençlere pek nâfî’dir.

Vücudun kanını canını arttırmak, semirmek ve kuvvetlenmek için gayet nâfî’ ve müyesser bir tertip yazıyoruz.

Zayıflar ve kansızlarla semirmek isteyen gençler bundan pek ziyâde müstefit olurlar.

Glesero fosfat dü şü 5 gram

İyodür dö fer 2 gram

Arsinikit sod 0,05 santigram

Su 300 gram

karıştırılır. Yevmiye üç yemek kaşığı içilir. Bu tertibin Fransızcasını da bir veçhe zir yazıyoruz.

Glycéro-phphate de chaux 5,0

İodure de fer 2,0

Arséniate de soude 0,05

Eau 300,0

d.3. cuilerées a soupe par jour

Bu tertipte semirmek ve kuvvetlenmek için en ziyade müsta’mel <<çelik>>, <<arsenik>> ve << gliseru fosfat düşü>> vardır. Başka türlü hiçbir tertibe lüzum ve ihtiyaç yoktur. Bu hususta bu, birinci deva olmak üzere addolunabilir.

Vâkıâ semirmek için her vücudun mutlaka mürekkep bir mahluta ihtiyacı yoktur. Basit bir deva da semirmek keyfiyetini husûle getirebilir. Yalnız bir gıdaya veya yalnız bir devaya bir müddet devam etmekle semirilebilir.

(11)

Devalar meyânında en müsta’meli ve en makbulü iyot. Çelik fosfor, hasseten arsenik, gliseru fosfat emlâhı…ilâ âhirihi vesâiredir.

Semirmek için aynı zamanda devaya ve gıdaya devam olunursa az zamanda maksat husûle gelebilir. Semn iki türlüdür: biri << semn-i kâzib>> diğeri <<semn-i sâdık>>’tır. Semirmek usûlüne ibtidâr olunduğu günden itibaren ara sıra tartılmalıdır. Sıklet-i beden azıcık artıyor veya tedrîcen -velev ki az olsa da- husûle gelirse usûl-ü mezkûreye devam olunur.

Bazen tebdil-i havada bazen de görülecek istifadenin tebdil-i havadan avdette zuhuru gibi semirmek husûsunda da bir usul tatbik ve takip olunduktan birkaç ay sonra istifâde-i matlûbe hiss ve müşâhede olunur .

Arsenikli Banyo

Arsenik, semirmek ve kuvvetlenmek için en iyi bir devâdır. Tebâbetde kesretle müsta’meldir. Zayıf ve nahif vücutlara da kuvvet ve semen verir. Nefis kesikliklerine, kansızlığa, zayıflığa, dermansızlığa karşı birebirdir.

Ağrılar ve sızılara, yellere gayet nâfî’dir. Sinirli ve zaîfü’l-bünye kadınlar su ile tedaviden çok fayda görürler.

Kâbilse her gün yapılacak soğuk veya ılık banyo veya duşun vücudu kuvvetlendirmeye çok yardımı vardır.

Hele buna yani her banyoya bir kilo matbah tuzu da ilave edilecek olursa iki kat faydası görülür. Zayıf, düşkün, dermansız ve küçük vücutlar için bunun ve kallavî banyoların pek ziyade faydası vardır.

Semirmek İçin İlaç

Tıbben batıda insanı semirtmek için arsenik kullandığını yukarıda yazmış idik. Arseniğe dair biraz daha malumat verelim:

Mide ve bağırsak için kuvvetlendirici ve uyandırıcı gibi güzel ve kıymettar bir ilaç olup kansızlığa uğrayanlar için emsalsiz bir devadır.

Kanın ve teneffüs borularının tazyikinde tagaddînin, cildin ve cümle asabiyenin yani sinirlerin rahatsızlığında pek ziyade istifade edilir.

Arsenik, pek ziyade suya ve me’kûlâta karıştırılarak verilir. İştiha-yı tezyîd eder ve kuvve-i bedenîyeyi artırır.

Cilde tarâvet ve halâvet vermekle beraber tezyid-i latâfetine de hizmet eder.

Vücuda semn verir yani insanı semizletir. Nefes borularına vüs’at, serbestlik ve kuvvet verir. Kanın kırmızı küreyvâtını tezyîd etmek suretiyle çoğaltılır ve vücuttaki harâreti artırır. Sinirlere bi’l-husus a’zâ-yı tenâsüliyyeye kuvvet verir.

Sinir ağrılarına, müzmin romatizmaya yani yel ağrılarına, şeker illetine, egzama ile ekser cilt hastalıklarına ve müzmin göğüs hastalıkları, vereme ve her türlü zaîfete karşı gayet nâfî’dir.

Ve kötü çıbanlara, boğaz urlarına ve bu gibi vücutta hasıl olan her türlü fenalıklara karşı gayet müyesser ve gayet nâfî’ bir ilaçtır.

Arsenik, vücut dahilindeki a’zânın kuvvet ve âfiyetine, vücudun güzelliğine, hizmet eder. Elhasıl arsenik kadar vücutta her suretle noksan nâfî’ ve kıymettar ilaç yoktur denilse caizdir.

Arsenik En Ziyade Müsta’mel Mürekkebât-ı Bir Veche-i Zîrdir:

Hâmiz arseniği (asid arsenyu) yevmiye 8,1 miligram verilir.

Arsinikit sod (Arsenyet de sod) yevmiye 12: 3 miligram verilir.

Foler (likör dö folor) yevmiye 20:5 damla verilir.

Bundan başka daha bir takım mürekkabâtı varsa da en ziyade müsta’mel olanları bunlardır. En son frengiye karşı keşfolunan 608 ve 814 ilaçları da arsenik mürakkebâtındadır.

Bir de arsenikli maden suları vardır ki bunlar da maden suyu gibi kullanılır ve terkiplerindeki arsenikten istifade edilir.

Ziyade miktarda aldığı takdirde arsenik sem gibi tesir eder. Buna da sebep arseniğin bazı devalar gibi vücuttan çabuk çıkmasıdır. Bazı devalar vardır ki günler, haftalar ve aylarca vücutta kalır.

Arseniğin panzehri (piroksid dö fer volatino)’dur. Yahut âtîyedeki tertip yaptırılıp icabında kullanılır.

(12)

Manizi kalsine 12 gram Birflor de fer 3 gram

Mâ’ mukattar 230 gram

Bundan her beş dakikada bir yemek kaşığı alınıp içilir. Kansız ve nahif vücutlara, frengililere ve veremlilere göğsünden mustarip bulunanlara, gençlik sû-i isti’mâlâttan hırpalanan vücutlara, semirmek merakında olanlara elhâsıl bütün zayıf ve kansız olanlara arsenik kan, can ve semen verir.

Avrupa’da bunu dağlara inip çakmak mecburiyetinde bulunan insanlara hayvanlara yedirirler ki yorularak solumasınlar ve kuvvetlensinler.

Zayıf bünyeler, kansız vücutlar için deniz, deniz suyu, banyosu adeta kimyadır. Lenfevî vücutlara karşı tesiri seri’

ve muhakkaktır.

Soğuk su, vücuda kuvvet verir. Semirmeye hizmet eder. Adalâtın yani vücudun etlerini ve sinirlerini kuvvetlendirir. Lenfevî mizaçta bulunanların mizaçlarını ıslah eder. Köşek ve yumuşak etleri kuvvetlendirir. Cilt vasıtasıyla olan ifrâzâtı ve safra ifrâzātini temin eder.

Birayı çok içmek suretiyle sû-i isti’mâlde bulunanlar semirirler ve şişmanlanarak yürüyemezler. Tevsî’-i mide hastalığına uğrar.

Semirtmeye hadim mevâd-i gıdâiyyeyi bir veçhe zir yazıyoruz. Tereyağı, bal, yumurta, havyar, badem, fıstık, balık ve emsali mahlukat-i bahriyye, kuru fasulye, bezelye, nohut, patates, süt, kaymak, taze peynir, nişastalı mevâd-ı gıdâiyye, yağlı, hamurlu ve tatlı yemeklere et suyu, paça, işkenbe çorbası, balık yağı, gliseru fosfatlı çelik veya iyot tanin şurubu, ceviz yaprağı şurubu da aynı hassayı hâizdir.

Şişmanlıktan Müşteki Bulunanlar ne Yapmalıdır?

Fart semenden yani çok semizlikten veya şişmanlıktan şikâyet edenler için bir cedvel derç ediyoruz. Bu cedvel ile sin ve sıklet-i beden arasındaki irtibat ve münasebet (vâhid-i kıyas) bilinmelidir ki mukâyeseye medar olsun.

1.46 yani bir metro ve kırk altı santimetro irtifâ’ındaki adamın sıkleti yani ağırlığı 44,500 yani kırk dört buçuk kilo olmalıdır.

1,49 metro boyundaki bir adamın sıkleti 46.500 kilo olmalıdır.

1,52 metro boyundaki bir adamın sıkleti 47,500 kilo olmalıdır.

1,54 metro boyundaki bir adamın sıkleti 50 kilo olmalıdır.

1,57 metro boyundaki bir adamın sıkleti 51,500 kilo olmalıdır.

1,60 metro boyundaki bir adamın sıkleti 55 kilo olmalıdır.

1,64 metro boyundaki bir adamın sıkleti 62 kilo olmalıdır.

1,67 metro boyundaki bir adamın sıkleti 64 kilo olmalıdır.

1,70 metro boyundaki bir adamın sıkleti 76 kilo olmalıdır.

1.72 metro boyundaki bir adamın sıkleti 71.500 kilo olmalıdır.

Şişman bir erkek veya kadının boyu ile ağırlığı arasında hissolunacak surette bir fark görüldüğü takdirde sûret-i âtîye üzere hareket etmesi lazım gelir:

Bir şişman için yapılması câiz olmayan mevâd-ı gıdâiyye:

Ekmek

Yağ ve tereyağı Ekmek çorbası Salçalar Yağlı balıklar

Çiğ yemekler ve ham meyveler Kuzu kulağı

Domates

(13)

Baharat Lahana Hamur işleri Sütlü me’kûlât Pasta ve şekerlemeler

Yemek arasında soğuk meşrubatlar

Bir şişman için yapılmasında beis olmayan mevâd-ı gıdâiyye:

Bisküvit yahut kızarmış ekmek Yumurta

Zayıf sucuk vesâire Kızarmış etler

Zayıf yani yağsız balıklar Yeşil sebzeler

Patates ve yer elması Kuru meyve ezmeleri Meyveler

Kuru çörekler Kompostolar

Sıcak meşrubat: çay, ıhlamur, papatya menku’ları gibi ki esnâ-yı ta’âmda alınır. Mütemmim gibi alınacak ilaçlar da mevâd-ı âtîyeden ibarettir.

Aç karnına karlıspad tozu

Hafif ve gayet sıcak iki fincan çay

Bir saat sonra bir bardak maden suyu içilecek Sık sık talimler ve idmanlar

Münebbih banyo

Şişmanlar için en birinci deva << hareket>>’tir.

Zararsız bir surette itiyâdât daima ya tebdil ve tâdil etmeli yağsız veya hiç olmazsa gayet, az yağlı yeşil sebzeler, şekersiz meyve kompostolarıyla rafadan yumurta yemeli

Bundan mâada yevmiye en az iki litre (mümkün olduğu kadar sıcak olmak şartıyla) su içmelidir. Yemek aralarında, keza sıcak sular içilir. Gayet sıcak olan suyu dudakları ve ağzı yakmamak için küçük kadehlerle içilmeli. Sıcak su, zayıflamak için en müessir ve basit bir çaredir.

Gerek yemek ve gerek sıcak su meselesini on on beş gün muntazaman takip ve fâidesi hissedildiği taktirde devam etmeli. Aksi hâlde beyhude devam ederek vücudu yormamalıdır.

Bazı şişmanlıklar az zamanda kısmen olsun kâbil-i tedâvi ve tâdil olduğu hâlde bazıları da pek müşkilat ve batâet kâbil-i tadil ve azaldır.

Avrupa meşâhir-i etıbbâsından biri tehlikesiz olmak üzere zayıflamak için icrâsı kolay bir usul tarif ediyor. Bu zatın fikrince yemek yemek için asla meyl ve rağbet göstermemeli. Gayet az yemeli bu suretle iştiha kapanır.

İştihanın tenakûzu zayıflamaya kapı açmak demektir.

Zayıflamak arzusunda bulunanlar yağlı ve tatlı ve hamurlu ve terkibinde nişasta bulunan me’kûlât yememelidir ve mümkün mertebe aç kalmalıdır. Günlerini riyâzatla geçirmelidirler. İçecekleri suda dökülmemiş yağmur ve hava görmemiş inbik suyu olursa daha iyidir.

Hareket ve istirâhata gelince:

(14)

Mümkün olduğu kadar rahat etmekten oturmaktan sakınmalıdır. Birçok yorucu iş görmeli, pek yol yürümeli ata, arabaya binmeli. Vücut rahata vardıkça şişmanlık mündefi’ olamaz.

Her şeye sabır ve mütehammil olmakla beraber zayıflamak için çok elma yemelidir. Esas itibariyle semirmeye ve şişmanlamaya hizmet eden şeyler bir veçhe derç olundu:

Vücudu yormamak İstirâhatle vakit geçirmek Gamsız ve kasavetsiz olmak

Yağlı ve tatlıya pek ziyade rağbet göstermek gibi hallerdir. Zayıflamak için de bilhassa kanaatkarlığı ele almalı.

Az yemeli çok su içmeli. İbadet ve riyâzatta bulunmalı. Vücudu hafif işlerde bulundurarak ve yorarak çalışmalı.

Vücut istirahatten ve yemekten kurtulunca zayıflamaya başlar. İnsanın zayıfı makbuldür. Zayıflığın her hususta kaidesi vardır. Zayıflık kuru ve kansız bir vücut demek değildir. Denize düşen bir şişmanın kurtulmak ihtimali azdır. Atik ve çabuk olamaz. Mevsim-i sayfta terlenerek vücudu kokar. İbadet ve taatte bulunamaz. Dar yerlerden geçemez. Tramvaya, arabaya vapura yetişemez.

Hele şişman zevç ve zevce olursa evlat da vücuda getiremeyeceklerinden adeta birer fâidesiz mahluk addolunurlar. Hülasa-i kelam: boğaza düşkünlük ve rahatlık vücudu semirtir. Bundan şikâyet edenler iki şey ile kurtulabilirler ki bunların biri “kanaatkarlık” diğeri de “çalışkanlık”tır.

Semizlerin ve Şişmanların Nazar-ı Dikkatine

Fevkelade semiz ve şişman olanlar için “hareket” en birinci derecede bir deva bulunduğu beyân-ı ve dermeyân eylemiştik.

Fi’l-hakîka hareket şişmanlara birinci derecede lazım olan bir şeydir. Hareketten maksat, vücudu rehavet ve atalete terk eylememek, ten-perverliğe düşmemektir.

Sabahları ve akşamları birer ikişer saat yürümek, yemeklerden sonra yatıp uyumayarak biraz gezinmek, evde mümkün olabildiği kadar idman yapmak “hareket”ten ma’duttur yürümek de bir nevi tedavidir.

Bazı adamlar ve birtakım hastalar vardır ki bunlar için meşâ ve hareket bir nevi tedavidir ki fart semâne denilen şişmanlık da bu cümledendir.

Yürümenin fevâidi fahr-i kâinat efendimiz hazretlerinin zaman-ı saadetlerinden beri tanınmış ve kabul olunmuştur. Hakkında hadis-i şerif bile vardır.

Hareket, kuvvet demektir. Hareketsiz herhangi bir cisim atâlet ve harabeye mahkumdur. Hayat sahibi her mahlukun daima hareket ve faaliyette bulunması lazımdır. Yürümekten maksat da daima hareket ve faaliyette bulunmak demektir ki semiz ve zayıf veya orta hâlde bulunanlar için de hareket ve faaliyetin lüzumu fevkaladesi vardır.

Bazı adamlar vardır ki kalkmak, gezinmek, iş görmek ve yürümek için üşenirler. Bu gibi adamlar rehâvet ve meskenet kaplar. Bu kabil adamlar hasta addolunur. Sağlam addolmazlar. Bu gibileri tedavi ve tenkıye için yürütmelidir.

Yürümekle birtakım hastalıklar tedavi olunur. Tıbben yürünmenin pek büyük faydası vardır. Hastalıktan kalkanlar yürümeye ve bu suretle iktisâb-ı kuvvet eylemeye muhtaçtırlar. Yalnız mesele yürümeyi bilmektedir.

Semizlikten ve şişmanlıktan müşteki bulunanlar tarif ettiğimiz usul dahilinde yürümelidir ve daima hareket ve na’ālitte bulunmalıdırlar.

Herkes yürür ve fakat yürümeyi bilmeyerek hareket eyler. Her türlü talimlerin, idmanların, jimnastiklerin en amelesi ve en faydalısı << yürümek>>tir.

Bunun âhiresi kolayca ve her zaman kâbil-i tatbik bulunduğu için bilâ-istisna her fert yapabilir. Her gün mutlaka iki saat yürümelidir. Her yarım saatte otuz dakika istirahat etmek şarttır. Şu hâlde iki saat zarfında dört defa otuz dakika durulacak demektir.

Zorla yürümek veya yorulduktan sonra yürümek hiçbir faydayı mucip değildir. A’zâ-yı vücûdiyyenin elastkiyyetine yorularak yürümekten bir fayda gelmez. Arzu ve hâhişle ve usulüyle yürünecek olursa bilakis a’zâ- yı vücuttan her biri sûret-i müyesser ve mufîdede tenbih ve takviye eyler. Tedavi nokta-i nazarından her hâlde yevmiye on kilometrodan ziyade yol yürümelidir.

(15)

Bacaklarınız zayıf ve kuvvetsiz ise veya hastalıktan yeni kalkmış iseniz kısa adamlarla yürüyünüz. Yevmiye iki saat yürümeyi asla terk etmeyiniz. Şu kadarla onar dakikadan ibaret dört fasılalı zamanlarda oturunuz veya uzanarak yatınız.

Koşa koşa, eğri büğrü ve delice yürümemeli. Bilakis gayet tabiî bir hâlde yürümelidir. Ayaklarınızı, bacaklarınızı adeta sürüklercesine yürümeyiniz. Yorgunluğunuz bir kat daha artar ve vücutça da istifade etmezsiniz.

Sinir za’îfiyetini, sinir hastalığını, kansızlığı, za’îfi bedeniyyeyi bu sayede tedâvi ve tahfîf edebilirsiniz. Sû-i isti’mâlât neticesi zayıf düşen gençlere âdet-i şehriyyesini muntazaman görmeyen nisvandan bu usulden pek ziyade istifade ederler.

Yalnız umumi bahçelerde, eğri büğrü, inişli yokuşlu yerlerde bu yürümek usulünü takip ettirmek geniş düz yerlerde kırlarda ve ağaçlık yerlerde yürümelidir. Daha ziyade fayda görülür.

Müsait yer bulunamazsa evleriniz bahçesinde bu da mümkün olmazsa uzunca koridorlarda, sofalarda odalarda yürüyünüz.

Açık hava dar yerlerde ve kurak zamanlarda yürümek şüphesiz fayda-i azimeyi muciptir.

Rutubetli, sisli, yağışlı havalarda yol yürümemeli ve seyr-i tetrihte bulunmalı. Böyle zamanlarda ev içlerinde yürümelidir. Yürüyeceğim diyerek öğle ve ikindi vakitlerinde, güneşin kızgın zamanlarında yürümeye kalkışmamalıdır.

Daima sabahları yemekten evvel yürümeye dikkat ve gayret etmelidir ki hayır görülsün. Akşam üzeri yürümek de faydalıdır. Her hâlde tarif ettiğimiz bu usulde tevfikan yürünecek olursa vücuda pek çok fayda görülür.

Zayıf olanlar yürümeye semirmeye başlarlar ve semiz olanlar da bu sayede vücutlarını işleterek semizlikten kurtulmaya başlarlar.

Fart semâne yani fevkalâde semizlik veya şişmanlık hakkında Avrupa meşâhir atibbâsından doktor << Neruda Çeki>>’nin Kamus-i Tıbbîsinden de ettiği fıkranın nakil ve tercümesi münâsip addedildi: fart semâne vücudun teşkilât-ı tâbiyyesi hengâmında ensice-i şahmiyyenin tekâmül ve tekâfüsünden, ziyade beslenip kabarmasından ileri gelir. Bu semizlik bütün vücutta bilhassa cilt altında, karında boyunda, çenede, göğüste ve kalçada baş gösterir. Madde-i şahmiyyenin terâküm ve tezâyüdüyle şekl-i beden tebdil eder. Yakışıklı bir vücut yakışıksız bir şekle girer.

Matbu’ ve mütenâsib bir vücut davul gibi olur. Vücuttaki şekil ve nispeti bozduğu gibi fart semene, şahsın halâvet ve latâfetini de giderir. Aynı zamanda sıhhatte haleldar olur.

Her gün yediğimiz yağlı maddeler umumiyetle fiil-i teneffüsün ve harâret-i bedeniyyenin husûlünde hadimdir.

Madde-i şahmiyye, ‘uzviyetimizin ihtiyacı derecesinde bulunmadığı ve ‘uzviyetimiz miktar-ı matlûbe de bundan müstefid olmadığı taktirde madde-i şahmiyye kalbe, ciğerlere, böbreklere, ‘azâlete, karaciğere ve bağırsaklara hücum ve istila eyler ve bu suretle ‘uzviyeti tazyik ve vazifesini tas’îb eyler.

Bu sebeple der ki şişman kimse daima bî-huzurdur. Rahat rahat teneffüs edemez. Yatsa da kalksa da daima rahatsızdır. Yol yürüyemez, bedenin kısm-ı ‘ulyâsı yani belden yukarısı geriye, baş yukarıya temâyül eder. Daha doğrusu baston yutulmuş gibi baş dimdik bir vaziyet alır. Kollar, arkaya doğru gider.

Hazım ve temessül keyfiyeti zahmet ve müşkîlatla vuku bulur. Yemeklerden sonra bir şişman galabe-i nevm ile uyumaya mecbur olur. Uyumamak istediği hâlde bu isteğine mukavemet edemez. Uyuduğu hâlde uykusunda rahatça nefes alıp veremez, uyuyamaz.

Nefes tıkanıklığı, şeker illeti, albümin hastalığı yani yumurta akının vücutta terakümü gibi hastalıklara şişmanlarda kesretle tesadüf olunur.

Şişmanların ömrü az ve kısa olur mevt, birdenbire ‘âriz olarak şişmanı alıp götürür. Mesela şeker illetinde bu hâle tesadüf olunur.

Şişmanlık kalp hastalığı da tevlîd edip bazen inkıtâ’-i teneffüse uğratmak suretiyle hayat-ı hâtime-keş olur.

Bu sebeple lüzumundan ziyade semizler, şişmanlar gece gündüz rahatsızlık içinde bulunurlar. Sıhhatleri de daima muhtell addolunabilecekken bu dertten müştekî bulunanlar bu kitâbede münderic tedâbir-i sıhhîyyeye müracaatla şişmanlıklarını tâdil ve izâle etmeleri sıhhat ve menfaatleri namına tavsiye edilir.

Bundan başka bir de semizliğin vardır ki hemen şişmanlığa yakın veya muâdildir. Semizliğin bu ifrat derecesinde bulunan adamda hakiki bir şişman kadar daima münselib-ül huzurdur. Rahat ve serbestçe yol yürüyemez.

Müsterihâne yatıp uyuyamaz. Mevsim-i sayfta buram buram ter dökerek su içinde kalır. Tuvalet yapamaz. Taharet ve nazâfette bulunamaz kalçaları ve karnı büyür. Vücut, mihcem bir şekil alır. Boyun vücuda gömülür ve

(16)

kalınlaşır. Velhasıl vücuttaki şekil ve tenasüp kaybolur. Matbu’ bir endam, bu suretle biçimsiz ve şekilsiz bir hâle gelir.

Binaenaleyh semirmeye başlayan bir adam daha ziyade semirerek şişman olmadan hemen tedâbir-i lâzimeyi ittihaz ederek semizliğin ayarlamasına mâni olmalıdır.

Çok semiz ve şişman bir erkek de ve kadın da nazara hoş ve latif görünmez.

Elhasıl ifrat derece semiz veya şişman bir adam hakkında ne kadar yazı yazılsa yine azdır. Rahatsızlığın nevi ve derecesi hakkıyla tarif ve tavsif edilemez.

Semizlik ve şişmanlık neden husûle gelir ve çare izâlesi neden ibarettir?

Ol emirde semizliğin neden ileri geldiğini araştırmalıdır. Semizleyen adam, çok yemek yer mi? Meşrubat-ı kuhûliyye şurbuna devam ediyor mu? Ten-perverlikte bulunuyor mu? Çok uyku uyuyor mu? Bilhassa karaciğeri ne hâlde? Safrası derece-i kifâyede ifraz olunuyor mu? Bunları tahkik etmeli.

Semiz ve şişman kadınlarda daha birtakım rahatsızlıklar husûle gelir ki bunları (kadın hastalıkları) namındaki eserimizde bildireceğiz.

Semizlikten ve şişmanlıktan kurtulmak için birtakım ilaçlar tavsiye edilmekte ise de bunlardan hakkıyla hayr-ü- menfaat görülmemekte ve kullanılan ilaçla azim miktarda vücuda çoğalmış ve toplanmış olan madde -i şahmiyyeyi eriterek izale edememektir.

Semizlikten şişmanlıktan kurtulmak için evvel emirde vücutta pek fazla teraküm etmiş olan madde-i şahmiyyeyi eritmek, hayat için elzem olan harâret-i bedeniyyeyi husûle getirmek lâzımdır. Madde-i şahmiyye yani yağ eritecek şahıs da zayıflamaya başlar.

Semânetin derecesine göre üç beş ayda tedavi olunabilir. Bu hususta âlim-i tabâbet bir takım ilaçtan başka bir de Meksikalı Doktor <<Jawa>>’nın çay ile banyosunu tavsiye eylemektedir;

Bu çay ne suretle isti’mâl olunur? Banyoya konulacak devadan ibarettir? Nasıl yapılır? Tedavi müddetince ne yiyip içilir? Bunun için <<kütüphane-i sudî>> vasıtasıyla sâhib-i esere müracaat edildikte mufassal bir program alınır ve bu program mucibince emr-i tedâvi ve teşfiye tatbik ve temin edilmiş olur.

Hariçten mektup vasıtasıyla da müracaat olunabilir.

Kaynakça

Ayverdi, İ. (2016). Misalli Büyük Türkçe Sözlük, İstanbul: Kubbealtı Yayınları.

Baysal, A. (1999). Yeni Bir Yüzyıla Girerken Diyet, Diyetle İlintili Hastalıklar Ve Diyetetik Ürünler, Beslenme Ve Diyet Dergisi/ J Nutr And Diet, 28 (2), (Ss. 1-6).

Bozkurt, Es. (2013). Meşrutiyet Dönemi’nde Çok Kimlikli Bir Mütercim: Avan-Zâde Mehmed Süleyman, Cü Sosyal Bilimler Dergisi, C.37/2 (Ss. 49-63).

Erdoğan Çeltik, S. (2017). Avanzade Mehmet Süleyma Kültür Ve Edebi Hayatımıza Katkıları, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ve Edebiyatı Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi.

Kanter, B. (2012). Kadın Hakları Savunuculuğunda Avanzade Mehemt Süleyman, Erdem Dergisi, S. 63, (Ss. 127- 151).

Karal, S. (2020). Neo-Öznenin Bedensel İnşası: Popüler Diyet Kitapları Üzerine Bir İnceleme, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Kutluay Merdol, T. (1996). 30. Yılımızda Dünya Diyetisyenliği, Beslenme Ve Diyet Dergisi / J Nutr And Diet, 25 (1). (Ss. 7-11).

Kutluay Merdol, T. (2016). Beslenme Ve Diyetetik Biliminin Dünü, Bugünü Ve Geleceği, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 1 (1), (Ss. 1-5).

Mara Uysal, A. (2019). Obez Bireylerde Bozulmuş Beden Algısı Oranı Ve Kabul Edilen İdeal Beden Şeklinin Belirlenmesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi-Kartal Dr. Lütfü Kırdar Sağlık Araştırma Ve Uygulama Merkezi Tıpta Uzmanlık Tezi.

Schick, İ. C. (2015): Aile Aşçısı 100 Türlü Sebze, 100 Türlü Çorba, 100 Türlü Yumurta Pişirmek Usulleri, İstanbul: Ruhun Gıdası Kitaplar.

Türkçe Sözlük, (1945). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

(17)

Türkçe Sözlük, (1955). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçe Sözlük, (1959). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçe Sözlük, (1966). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçe Sözlük, (1974). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçe Sözlük, (1983). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçe Sözlük, (1988). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçe Sözlük, (1998). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçe Sözlük, (2005). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçe Sözlük, (2011). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu. (1935). İstanbul: Devlet Basımevi.

Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, (2009). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

İnternet Kaynakları https://sozluk.gov.tr/

http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/mehmet-suleyman-avanzade

Referanslar

Benzer Belgeler

yüzyıl bir tarafta profesyonel savaş çığırtkanlarının dünya nüfusunu azaltmaya yönelik olan ve daha biri bitmeden biri başlayan başarılı operasyonları ile karşı

M alatya’da yürütülen bir çalışmada üzerinde çalışılan 15 kızılcık genotipinin meyve ağırlığı ve boyutları, çekirdek ağırlığı ve boyutları,

Şimdiye kadar yukarıda bahse ilikle­ rimin hepsi Dram kısmına aitti, çün­ kü daha memleketimizde komedi tiyat­ rosu diye bir teşekkülün mevcudiye­ tini

ölçüde sergilenen ritmik yapı aynı zamanda bir gitar tekniği de olan staccatto 18 (Şekil 4) tekniği ile sergilenip, habanera etkisini daha iyi bir şekilde

Özel günlük, edebî günlük, siyasi günlük, gezi günlüğü, hapishane günlüğü, hastalık günlüğü… Öte yandan günlükler, genel olarak içe ya da dışa dönük

(Atasoy 2013: 308/313) cümlesinde metin içerisinde verilen örneklere paralel olarak, yukarı-aşağı yönelimlerinde yukarı kavramının olumlu, aşağı kavramının

3 Ana Britannica’nın yapmıĢ olduğu tanım daha geniĢtir ve imtiyazı alan kiĢi veya iĢletmenin kriterlerinde bir sınırlama yapmamaktadır; yani herkese açık

Bayezid hâkimiyetine (1481-1512) kadar olan dönem Dubrovnik ve Osmanlı Ġmparatorluğu arasındaki iliĢkilerin baĢlangıcını teĢkil etmektedir. Bu iliĢkiler Osmanlıların