• Sonuç bulunamadı

AHMED CAM NAMEKI ile ILG~I ŞiiR VE MENKIBELERDE SULTAN

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "AHMED CAM NAMEKI ile ILG~I ŞiiR VE MENKIBELERDE SULTAN"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Türk Dünyası Araştırmaları Ekim 2004

" " "• . ....

AHMED CAM NAMEKI iLE· ILG~I ŞiiR

VE MENKIBELERDE SULTAN

SENCER'İN ŞAHSİYETİ

Yard. Doç. Dr. Abdulvahap YILDIZ*

*="=

Yard. Doç. Dr. A bdullah EKINCI.

ÖZET

Seııcer, 479/1086-87'de Sincar'da doğdu ve 551 ve- ya 552/JJ 56-57'de öldü. Sancar 4 Eylül 1119 yılmda 24 ya-

şıııda iken Bağdad 'da lıii!..iimdarlık iddiasmda bıılııridıı.

0111111 Jıİ'ilciimdarlık dö11emi lııızursıızlııklarla geçıııe­

si11e rağme11, daha soııra!...i döııeııılerde parlak bir idare ser- giledi. Sarayında oııııııla birlikte olaıı bıı dönemin biiyiik

şairleri, Eııveri. Mıı 'izzf. Adib SCıbir ve diğer ö11em/i şair­

lerle arkÇ1daşlık etmekte idi. Sııltaıı Se11cer Şeylı A/ımed Cam l:lamekf ile manevi bir irtibatı vardı ve Me 'dtib{ıd köyünde ommla göriiştii. Daha sonra şeyh bıı köyde vefat <flti ve Sııl­

tan Sencer omm aıııs111a burada bir mescit inşa etti.

Analıtar Kelimeler: Sıılta11 Sencer, Alımed-i Cami,

Ntiıııekf, Pir-i Cam Jendepil, Zendefi/, Şeyh A/ımed, Becel.

Selçuklular İslam dünyasının liderliğini ele almadan önce, lslam dünyası siyasi ve sosyal birliktelikte~ yoksundu. Devletin kuruluşundan itibaren Sultanlar, aı'im ve sufi- lere itibar göstermiştir. Onlarla birlikte olmak onların hoşnutluğunu kazanmak sultan- ların önemli bir görevi olarak görülmüştür. Selçuklu Sultanları Sünni İslam'a muarız olan siyasi ve sosyal oluşumlarla mücadelede, alim ve sufi hüviyetli şahsiyetlerin de desteğini almışlardır. Bu destekle İslam dünyasının bütünlüğünü sağlamayı başarmış-

• Harran Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Öğretim Üyesi.

•• Harran Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Öğretim Üyesi.

--

.. -

- ···-

_,--

111

(2)

2 TÜRK DÜNYASI A,RAŞTIRMALARI

!ardır. Aynı şekilde ilmi müesseselerin yayılmasına yardımcı oldukları gibi, ilim ehline medrese, hangah ve ribat yaptırıp, ulemaya bol ihsanda ve ilcraınlarda bulundular. Bu yüzden sultanların saraylan ulema, şuara ve marifet ehliyle dolup taşmaktaydı.1

Devrin büyük alimlerinden Kuşeyri, Cüveyni, Şafii alimi Abdurrahman ed-Davudi' ve devrin büyük sufılerinden Ebu Ali el-Faramedi', Ebu Ali ed-Dakkiik, es-Sülemf ile Enveıi, Raşidüddin Vatvat, Mu'izi, Adib Sabir gibi alim ve sufiler Selçuklq Sultanlann- ca korunmuş ve destek görmüşlerdir.3 Alimleri ve sufıleri koruyan ve kollayan Selçuklu Sultanlanndan biri de hiç şüphesiz ki Sultan Sencer'dir. Sultan Sencer ile Ahmed Ciim Nameki ile ilgili olarak kaynaklarda geçen menkıbe ve şiirler Selçuklu Sultanının alim ve sufılere yönelik tavnnı göstermesi açısından ilginçtir. Bu nedenle bu çalışmamızda Sultan Sencer ve Nameki' ile ilgili menkıbe ve şiirleri incelemeye çalışacağız. Bu menkı- . be ve şiirlerin içeriği daha çok tasavvuf erbabının bakış açısını aktarmış olsa .da Suitiıri ..

Sencer'in alim ve Sufilere yaklaş_ı,ttunı göstepnesi açısından .Önemlidir. ~ . ·,. '"·'~:.

~ . . . '":'. .. :-. . .• : .. . ~=· ~-.:-.. ~ ... : q!,;;.

Sultan Sencer'in Dönemi ŞJYasi ve ilmi Yapılanmaya Genel Ifü Ba~ş . \·~ · ·::;:· · Sultan Sencer Büyük

Selçukİu Sultanı Melikşatı'ın oğll}ctui; 'j.79Z .;i:.(f8~~~

e·I-te2ii:

re bölgesindeki Sincar'da. dünyaya geldi. Sencer cfaha küçi}k y~Şlar<lfifae:vl.et hizme- tinde bulunarak doğuda çıkan isyanları bastırdbY~pttgtbu bifŞiınl-ar, üzefoine Hora- san melikliğine atandı. 1102'de Selçuklu Devidl'ne saldıran Karahanlı Hükümdarı Kadir Han'ı yenen ve öldüren Sencer, Daha sonra 1

n

S'de Gaznelileri Selçukluya ta- bi kıldı. Babası Melikşah'ın siyasetini takip eden Sencer, Horasan'dan itibaren devle- tin doğusunda Selçuklu düzenini yeniden kurdu. Berkyaruk'tan sonra tahta geçen Sultan Muhammed Tapar'ın ölÜmü üzerine 18 Nisan 1l18'de küçük yaştaki oğlu Mahmud, Büyük Selçuklu Devleti tahtına Çıkarilırken, Sencer de·Mahmud'a tabi ol- mayı reddederek 14 Haziran 1l18'de Hor~san'da bağımsızlığını ilan etti .. 11 Ağustos 1119 yapılan savaşta yeğenini mağlup eden Sencer, Büyük Selçuklu Sultaoı oldu.

Horasanı başkent yaptı. Bundan sonra yaptığı ·büyük savaşlarda galip gelen Sencer'e Sultanü'l-azam unvanı verildi. Sencer, l 132'de Karahanlıların, l 136'da Gaznelilerin, 1141 'de Karahitaylılaqn ve 1 14 ?'de Harezmlilerin isyanını bastırdı. Daha sonra 1152'de Gurluları mağlup etti. Fakat l 153'te Oğuz Yabgu ile Belh'te yaptığı savaŞta yenilince esir düştü. Buradaki üç yıllık esaretten sonra Nisan l l 56'da kurtarıldı. An- cak yaklaşık bir sene sonra 29 Nisan l 157'de 91 yaşında iken Merv'de vefat etti Bu- rada kendisinin yaptırdığı türbeye defnedildi:4. . · . 1 Useyri. Merizen Sald Merizen, el-Hayiııu·t-İ/miyyeji'l-lrakji'l-Asri"s-Selçııki. Mekkc. 1407/1987. s. 173;

Ahmet Ocak. Se/ç11klıılarııı Dini Siyaseti, İsıanbul, 2002, s. 120-121,

2 İbnu'-1-Kesir, el-Bidrıye ve'ıı-Nifı{lye, Xll, Kahire. 1992. s. 120, 151; İbnu'I-Esir,el-Krııııilfi'ı Tarih. X, Beyruı, 1982, s. 101; Süleyman At~,Sii/cmi ve TasawujiTefsiri. İstanbul, 1969, s. 221; Ahmet Ocak,a.g.e ..

s. 124-125.

3 Devlatşah, Tezkire-İ Deı•letşalı. C. 1, Çev: Necati Lugal, isıanbul, 1994, s. 143-156; Brown, Edward G., A literaıJ• Hıstoıyof Persia. C. II, Cambridge at ıhe University Press 1956, s. 307-308.

4 Geniş bilgi için bkz. er-Ravendi, Muhammed b. Ali b. Süleyman, Ralıaıii's-sudur· ve Ayetii's-Sürıir,

Çcv: Ahmed Aıeş, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1957, s. ·163-195; KerimUddln Mahmud-i Ak- saray!, Müsaıııeretırl-Alıbtir, Çev: Mürsel Öztürk, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2000, s. 17-18;

M. Altay Köymen. "Seıicer", İslam Ansiklopedisi, C. X, İstanbul, 1980, s. 487; Köymen,Bii)'ük Se/çuk- lıılar İmparatorluğuııda Oğuz İsyam, AÜDTCFD, C. V, Sayı 2, Ankara, 1947, s. 167-173; Ali Sevim-Er- doğan Merçil, Selçuklıı Deı•leıler Tarilıi, Ankara. 1995, s. 200-202: Ahmed bin Mahmud, Selçuk-Nrıme, C. il, Ha.z: Erdoğan Merçil, İstanbul, 1977, s. 43-82; İbrahim Kafesoğlu, Hare::ııışalılar Devleti Tarilıi, 1992, Ankara, s. 25-30; Erdoğan Merçil, Müslüman Türk Devletleri Tari/ıi, Ankara. 2000, s. 66-67; Os- man Turan. Selçııklar Tarihi ve Tıirk-İslam Medeniyeti. İstanbul, 1993, s. 236-248; Turan, Türk, Cilıaıı Hakimiyeti Mefkıiresi Tarilıi, İstanbul, 1994, s. 195-201. ·

112

(3)

A. YlLOIZ- A. EKİNCİ! ŞİİR VE MENKIBELERDE SULTAN SENCER'İN ŞAHSİYETİ 3

21 yıl Horasan melikliği, 39 yıl sultanlık toplam altmış seneye yakın Selçuklarda hüküm süren Sultan Sencer, Ehl-i sünnet itikadında, bid'atlara karşı çıkan ilim ve alimlere sevgi ve hürmet gösteren bir devlet adamıydı.5 Barthold, Sencer'in .okuma yazma bilmediğini öne sürmekteyse de Osman Turan bunu tekzip etmektedir.6 Zira Sencer, mükemmel bir kütüphane vücuda getirmiş, ilim ve alimleri himaye ettiği gi- bi bi;ı:zat kendisinin de hadis ilmi ile meşgul olduğu ve farsça şiir söylediği ifade , edilmektedir.7 60 yıl boyunca başkenti olan Merv şehri devrin kültür ve medeniyet şehri olmuş, İdaresi altında bulunan Horasan, Maveraünnehir, Harezm gibi şehirler­

de de canlı bir ilim hayatı vardı. Sencer döneminde özelikle f[orasan bölgesi bütün İslam dünyasına din ve ilim adamı yetiştiren bir merkez olmı.İŞtur.8 Sarayı alim, şair, tabip, matematikçi ve filozoflarla dolup taşıyordu.9 Bazı alimlerden bizzat kendisi eser yazmalarını istemiştir. ·Mesela, Ömer b. Sehlan es-Savi'den (öl. 1145) Risiile-i Seııceriyye adlı eseri yazmasını bizzat Sultan Sencer istemiştir. ıo

Senıcer din ve bilim _adamlarına maddi yardımda bulunmaktan geri kalmazdı. 504/

1110 tarihinde Kasım Cagi'ye bir mektup göndermiş, mektubunda Şeyh Yusuf Heme~

danl'ye hürmetlerini bildirerek tekkenin dervişleri için 50.000 altın gönderdiğini be- lirtmiştir.11 Bir rivayete göre bir defa beş gün zarfında alim, şair, tabib ve filozoflara, 700.000 dinar nakit, 1000 atlas elbise pek çok at ve sair eşyayı ihsan etmiştir. 12

Sencer'in zahid ve evliyaya da tam bir itikadı vardı. Kaynakların belirttiğine gö- re zaman, zaman İmam Gazafi (öl. 505/1111 ), Süveyd-i Sincan, gibi dönemin meŞ­

hur mutasavvıfları ile vakit geçirirdi. Sencer din adamlarının ve zahitlerin kendisine nasihatte bulunmalarını da arzu ederdi. İmam Gazali'nin kendisine nasihatler içeren bir mektup gönderdiği bilinmektedir. 13

Ahmed.:j Cami Nam eki İle Bağfantılı Şiir ve Menkıbelerde Sultan Sencer Ahmed-i Cami, 44 l/1049'de Horasan'ın Keşmir bölgesindeki Naınek köyünde dünyaya geldi. Asıl ismi Ahmed, babasının adı Ebi'l-Hasan, künyesi, Ebu Nasr'dır.

Şeyhü'l-İslam, Şeyh-i Cam, Pir~i Cam ve özelikle Jendepil (Zendefil), Mu'ine'd-dln, Kutbu'l-Evtad, ürivanlanyla bilinir. Sahiibi Cerir b. Abdullah el-Beceli'nin soyun- dan geldiği için Şeyh Ahmed el-Arabi, Ahmed el-Beceli ismi ile de tanınır. Doğduğu Horasan'ın Niiınek köyüne nisbetle Ahıned-i Nameki, daha sonra yerleştiği Cam şehrine nisbetle de Ahıned-i Cam veya Ahıned-i Cami olarak da anılmaktadır· Genç- lik dönemini ayyaş ve avare geçiren Nameki, daha sonra 22 yaşında tövbe ederek

dağda inzivaya çekildi. On sekiz yıl boyunca devam eden inziva hayatında fıkıh, ke- lam, hadis tefsir edebiyat, tasavvuf konusunda bilgi sahibi oldu. MeşhGr sufi Ebu

5 Mehmet

Şerafeddin Yalıkaya, "Seııcer

ve Gazali", Darü'l-Fünün

İlahiyat Fakülte~i Mecmuası,

Evkaf

Matbaası, lstanbul, 1341/1925, s. 40.

6 Osman Tu~an, Selçııklar Tarihi ve Türk-İslam Medeııiyeti, s. 339.

7 Mehmet Şerafeddin Y:ıltkaya, "Se11cer ve Gazali", a.g.111., s. 40: Osman Turan. Tarihi Akışı İçinde Di11 l'e Medeniyet, isıanbul, 1998, s. 174.

8 Nuri Ünlü. Is/ani Tarihi, İstanbul, 1997, s. 447.

9 er-Ravendi, Muhammed b. Ali b. SUleyman. a.g.e .. s. 167: Osman Turan, Selçuklar Tarihi ve Tıirk İs-

(am Metfeııiyeıi. Ankara, 1965, s. 236-240. .

ıo Es-Savi, Ömer b. Sehlan, Risôle-i Seııceriyye. ııeşr, Mehmet Altay Köymen. Doğu Dilleri, C. 1, Sayı, 3,

Ankara, l 969. s. 23. -

11 M. Fuad Köprülü. Tiirk Edebiyaımda İlk Mıııasavvıjlar, Ankara, 1966, s. 57 ..

1~ Osman Turan, Selçuklar Tarihi ve Tiirk İslam Medeiıiyeıi, Ankara. 1965. s. 236.

13 Mehmet Şerafeddin Ya it kaya, a.g.111., s. 39-85.

, .,,!·-

113

(4)

TÜRK OÜNYASI ARAŞTIRMALARI

Said-i Ebu'ı-Hayr (öl. 444/1052) Hz. Ebu Bekir'den kendisine intikal eden hırkanın ilerde ortaya çıkacak olan Niimeki'ye verilmesini, oğlu Ebu Tahir'e vasiyet etmiş, oğlu da bu vasiyeti yerine getimıiştir. Camiyye tarikatının14 kurucusu mutasavvıf­

şair olan Nameki sünnl bir mutasavvıf olup insanları zühd, takva, aşk ve irnısamaha­

ya davet eder. Kırk yaşında ik~n inzivayı terk ederek irşadla meşgul olmuş, 1 O mu- harrem 536.(15Ağustos1141) de Cam şehri yakınlarında Me'diibad (Melıdabiid) kö- yündeki meşhur zaviyesinde vefat etti ve buraya defnedildi.

Ciimi'nin eserleri tasavvuf, iidiib, nıevzi'a, ve nasihat ile ilgili konuları içermek- tedir. Eserler sade bir uslupla Farsça olarak yazılmıştır. Miftfilıii'n-necfıı, Üns (E;ıis) ii 'ı-ıfı 'ibin sirfıı ii 'lllilıi '1-ııİiistakiııı, Ravzaıii 'l-miizııibin, Risli/e-i Semerkwu/iyye, Di-

1•{111. Bilıarii '/-Hakika, Kiiniizii '1-lıikıııe, Srfıcii 's-s{i 'irin, Ka/enderııfiıııe gibi eserleri bulunmaktadır. Ayrıca kayııaklarcla ismi geçen Fiitıi 'r-rıilı, İ'tikfidııaıne, Mıılwbbet­

ııfıme. Ziilıdiyfiı, Sı/z ıı Gıidfız ve es-Sırrii '1-ıııekıııiıı ve '/-ikdii '1-manzfıın fi 't-ıı/sııııôt

adlı eserleri ise günümüze kadar ulaşmamıştır.15

Seııcer"in bugün de manevi nüfuzu devam ettiği kabul edilen ve bazı kayıtlara göre 300.000 bazılarına göre ise 600.000 kişinin hidayetine sebep olan Ahmed-i Cami (441/1049-536/1141) (öl. 536/J 141) ile görüşmüş olmakla beraber, manevi bir irtibatı da vardı.16

Hafız-i Şirazi'nin bu şiirinden anlaşıldığına göre Hafız-i Şiraz! gibi ünlü kişilerin de Cami ile manevi bir irtibatları olmuştur .

.Jc>4-

t-:-1

uı...;: ~o.ı.;,.j j.;:~<.S\c.:....ılı-44-.ı ..r>Jô.26.

Ey Sabti (riizgarı) git. Hafız. Ccimi 'niıı mürididir.

Bıı kıı/daıı, Şeylı-i Ctim 'a kul/uğıı ıı/aştır. 17 ·

Canıi'nin ismini duyan Sultan Scncer kendisi ile görüşmek için Me'dabad köyü- ne gelerek Cami ile göıiişmüş ve şeyhe gönül bağlamıştır. Sencer 533/l 138 yılında Cam!'nin mezarının yanına beyaz kubbeli bir mescit yaptırınış.18 Ayrıca Cam'nin hiingiilıınııı yapımında, teberrük olarak birkaç kerpiç de omuzlarında taşımıştır.19 Halen Ciiıni'nin hiingiilıında bulunan şu şiirler bunu. teyid etmektedir:

Hazreti Je11depi/'i11 oniiııde

S eııcer ·eıpıç /.:. . çe /.:. ·en /.:. .. , ·o e o ., muştur. -?I)

14

Ahmed Cii;n Nümcki'yc nisbet edilen bu

tarikaı. Ciinıi hayaııa

iken bir tarikat

kurmamış,

olmakla bir- likte ölümünden sonra etrafında toplanan müridleri ve halifoleç! onun fikirlerini Horasan, Tiirkisıan ve Anadolu'da yayarak. Böyle bir ıarikaıııı orıaya çıkmasına ön ayak olmuşlardır. Ilıı dervişler~ de Camiler adı \'erilmişıir. Geniş bilgi için bakİnız: Süleyman Uludağ,Cam~ı:f·"; DİA. C: Vll. isıanbul, 1993, s. 36.

15 Ahmcd-i Gııni hayatı ve eserleri için bkz: Cümi, Ahmcd-i tJamcki, Üıısii'ui 'ibiıı srtiıii'l/alıi'l-111iisıakiı;ı,

Çaphane-i Düver pcnah. Tahran, 1350; Siileynı:ın Uludağ, "Crimi, Alımed-i Ntimeki", DİA, C. VII, s. 99; Ka- sıın Gani. Tarilı-i Tas.<m·ı·ı!/'der İm11, il. Basım, İsfond. 1330 (Hicri şemsi.); Muhammed Cevad Şcıns,Alı­

ıııed-i Cfiııı, Dairetü'l-M<ıarif Büzürg-i İslanii, C. Vll, Tahran. 1315. s. 30-3 l; Bcvcndge, A.S., "Cfımi tllı­

ııı<'d". İı\.:C. 111. isıanbul, 1963, s. 15; Ali Fazıl'ın Ahmed Ciim Naıneki'nin,Mijialıu'/.Nectil kitabına yaz- dığı giriş, Tahran, 1373, s. 1-51; Cami, Abdurrahman b. Ahmcd,Nefalilllii'l-Üııs, Tahran. 1337. s. 357-366.

16 Süleyman Uludağ. "Cfımi, Alııııcd-i Nfımeki', a.g,e .. C. Vll. s. 99; lv.anow. W. A .. Bıograplıy of

slıayklı dlı11111d-1 Jam, Thc Journal of the Royal Asiaıic Soccı, 1917, Loııdon, s. 315-321.

17 Kasını Gani, a.g.e., s. 481.

ıs Muhammed Cevad Şems,a.,ı:.c .. s. 31.

19 Ali Fazıı·ııı Ahmed cam Naıııcki'nin,Mifıa/111'/-Nectit kiıabına yazdığı giriş, Tahran, 1373, s. 50.

20 :\li Fazıl, a.g.e .. s. 50 .. 11.t

(5)

A. YILDIZ".. A. EKİNCİ / ŞİlR VE MENKIBELERPE SULTAN SF.NCER'İN ŞAHSİYETİ S

Ey ev/iyii '11111 reisi emirler senin köleııdir.

Se11cer senin içiıı ke17ıiç çekmekten iftihar duyar. 21

r'~.JI ~J~ ~ JJ ü İ ylS •4L.

Biz hepimiz o kap111111 köpeğ(ı:iz

Onıııı diiş111a11111111 lıançeriyhY

Kerpiç çeken gibi Senceriz Ey Zindefıl Ey Şeylı-i Ca111. ıı

Jl.f.'

J.,:.. ı.fa.JJ '--/ ~JÜ JIJJ J~ ol..!ı.Jt ~ J.ı... v-'4-J..>.>o. İ l:ı J~->i\J ü\.:j .ı...l

Adil ve adaletli Sıılıa11 Seııcer 0111zı111a kerpiçi koydu Dile geldi ve şöyle dedi Ey Alı111eı Cfımf 111eded2~

Sultan Senccr ayrıca antika değere sahip gümüş kaplama bir ibrik ve abdest leğenini

Cfüni'ye hediye etmiştir. Bunlar bu gün şeyhin medfün olduğu hüngiihıoda bulunan kü- çük bir müzede cam fanus içinde muhafaza edilmektedir. Günümüzde bile bu leğen ve

ibriğe bir miktar su konulur, özelikle Hindistan Afganistan ve Pakistan'dan gelen ziya- retçiler teberrüken bu sudan birkaç damla şifa niyetine içerler.25 Taİ1miııimize göre Ciimi ile bu kadar irtibatı olan Sencer hfingiihın yapımında maddi katkıda da bulunmuştur.

Cami, Ravzatii '1-Miiznibiı.ı ve cemıetii '1-miiştakin adlı eserini Sultan Sencer adına 526/1131 tarihinde kaleme alınış2(' ve kendisine hediye etıniştir.27 Ciiıni bu kitabın ön- sözünde Seneer için şunları kaydetmektedir: "alemin padişalıı, şalılar111 ·şalıı, batı ve

doğıımm siirurıı, Horasa11 '111 lıiikiimdarı, cilıa11111 pelı/iva111, yeıyiizii11ii11 güneşi, 111ii- 111i11l<!'ri11 siirıırıı. dinsizlerin diişmam, Jı.1fiislii111a11/arı11 velisi, dervişlerin korııyııcıısıı, zayıfların sığıııağı Alparsllan oğfu Melikşalı oğlu Sultan Seııcer. Al/alı ıııillkiiııii daim

kılsm. Devletinin lıiıııayesinde, bir çok cesur emirler, sağlam dindarlar. Fer/ıad gibi

~ııvvetli l..ııllar, giizel ok ataıı ve ordular yenen savaşçı askerler, akıllı ve doğru yola ileten vezirler, gönlii ııya111k edipler, fcJziletli önderler, bıılı111111aktaydı. "28

Cami,

Sencer'in ordusunda bulunan bazı şahısların kendi lcriııi manevi dereceler- de gördüklerini söyleyip şöyle devam eder: "Sııltan Senecr' in ordugahında binlerce

kişi olduğunu duydum bunların bir kısım kendilerine zahit, bir kısmı evtfıd, bir kısmı · da cihanın kutbu demişler. Bunların hepsi yalan s'öylüyor" deyip onlara şöyle seslen-

21 Ali Fv.ıl. a.g.e., s. 50.

n -- Ali Fazıl, a.g.e., s. 50.

23 Ali Fazıl, a.g.e., s. 50.

24 Ali Fazıl. a.g.e .. s. 50.

25 Ali Fazıl, a.g.e .• s. 50.

26 Muhammed Taki Daniş Pcju,Asôr l'C Sıılıaıuiıı-i Şeylı-i Cônı, Fcrheng-i Iran Zemin, C. I. s. 280.

27 Muhammed Cev:id Şems,a.g.e., s. 32; Heshmaı. Moayyad, Afıııuıd-e J,iııı, Elr., C. 1. Landon. 1984, s. 648.

~8 Muhammed Taki Daniş Peju, a.g.e .. s. 281.

115

- r-

(6)

6 TÜRK DÜNYASI ARAŞTIRMALARI

mektedir "ey civanmert olmayan, ey Allah 'tan korkmazlar, Allıib 'tan utanmıyor mu- sunuz böyle bir iddiada bulunuyorsunuz."29

Kendisi ile Sencer arasında geçen bir menkıbeyi Cami, şöyle nakletmektedir: Bir gün iki kişi gelip bana şöyle dedi: "Biz dönemin padişahı .olan Melikşah oğlu Sencer'i sana emanet ettik. Ona hayır-duada bulunman· gerekir." Dedim: "Yüce Allah bunu· uy- gun görürse yaparım." "Allah seni başarılı kılsın deyip uzaklaştılar." Bir gün öğleden

önce idi. O iki şahıs tekrar gelip bana şöyle dediler: "Ey Ahmet! Sultan Sencı,r'e yar-

dımcı ol. Bu gece bardağındaki şerbete zehir katacaklar." Gece yarısından sonra beni

alıp Merv şehrinin kapısına götürüp, bana şöyle dediler: "Sultanın sarayına git ve Sul-

tanın başucundaki zehir katılmış bardaktaki şerbeti dök ve geri dön." Aynısını yaptım.

Derler ki bir saat sonra Sultan Sencer uyandı. Bardaktaki şerbeti içmek istedi.

Fakat bardağı yerde boş buldu. Bayan hizmetçiye şerbeti ne yaptın diye sordu. Hiz- metçi "Ben içmedim." diye cevap verdi. Sultan: "Fakat kadeh yerde boş duruyor.

Peki sen içmedin de o halde kim içti ·ve ne oldu." Sencer hizmetçiye iki kamçı vurdu. "Sana uyuma demedim mi?" Hizmetçi "uyumadım" dedi. Sencer, "Eğer bu

sır çözülmezse seni yok ederim." şeklinde tehditte bulundu.

Şerbete, Karaca Saki'nin hanımı Türkan Hatun, Karaca'nın vasıtasıyla·zehir kat-

mış, ve sultanın başucuna koymuştu. Bundan dolayı Karaca Saki, bütün gece Sulta- nın ölüm haberini bekliyordu. Sabah Sultanın ölüm haberi gelmeyince, Sencer bu durumu öğrenmiş olduğunu zannedip korktu. Sonra hanımıyla beraber Irak tarafın­

daki ıktalarına gittiler. Sultan dönmeleri için elçi gönderdiyse de Karaca Saki dön- m.eyi reddettiği gibi savaş hazırlığına da başladı. Bir müddet geçtikten sonra Kara~

ca'nın gelmeyeceğini anlayan Sencer, Irak'a askeriyle· birlikte hareket etti. Sencer

yapılan savaşta başta bozguna uğradı.

Şeyh Ahmed-i Cami o zaman Cam dağlarında ibadet ile µıeşguldu. Sultan Sen- cer'in savaşta mağlup olduğu, kendisine haber verdiler. Şeyh, Sencer'in yanına var- dı. Sencer'in bozguna uğradığını gördü. Şeyh, sultanın atının dizginlerini tuttu ve Karaca'yı yanına getireceğim, diyerek uzaklaştı Şeyh dönüşte Karaca'yı yakalayıp, Sencerin huzuruna getirdi Sencer bunu görünce atından indi ve Şeyh'e doğru geldi.

Kim olduğunu sordu. Şeyh şöyle dedi: "Bana Ahmed Ebu'l-Hasan derler" Sencer:

"Bana olanları anlatır mısın?" Şey.h dedi ki; "Kaç yıl önce manevi canipten seni ba- na emanet edip, sana hayır duada bulunmamı arziıladılar. Ben de seni koruyorum"

Karaca sen.in yerine başkasını sultan yapmak arzusuna kapıldı. Karaca'nın hanımı, kendisinin vasıtasıyla senin şerbetine zehir kattı. Bu konu bana manevi canibten ha- ber verildi. Ben de gelip şerbeti döktüm. Sonra Sencer, Karaca'ya seslendi. "Niçin isyan ettin?" Karaca Saki "Seni öldürüp baskı altına alacağım birini sultan yapmayı

umuyordum. Hanımım Türkan Hatun'a s~na içirmek' üzere. zehir verdim. Bilmiyo- rum sana kim haber verdi ve içmedin. Ben de canımdan korktum ve kaçtım."30

29 Muhammed Taki Daniş Peju,a.g.e .. s. 270-271.

30 lvanow, W. A., Bıograplıyofs/ıayklr Al111ıad-1 Janı, The Joumal of the Raya! Asiatic Socet, 1917, Lon- don, s. 315-321. Sencer ile Karaca Saki arasında geçen bu savaş tarihi kaynaklarda şöyle anlatılmaktadır:

Sultan Mes'ud ve Sencer Dinever yakınlannda karşılaştıla~. Mes'ud halife Müsterşid'i beklediği için sa- vunma savaşı yapmaktaydı. Sultan Sencer'in karşısında savaş düzeni alması nedeniyle onunla savaşmak­

tan başka .bir çaresi kalmamıştı. Sultan Sencer, ordusunun sağ kanadına Tuğrul, Kumaç, ve emir-i emiranı yerleştinııiş, sola kanada ise bir grup emirle Harezmşah Atsız'ı koymuş, kendisi de on bin atlıyla merkez- de yer almaktaydı. Melik Mes'ud ise sağ kanadına Karaca Saki ile emir Kızıl'ı, sol kanadına da Barankuş (Yannkuş), Bozdar, Yusuf Çavuş ve öteki emirleri yerleştinnişti._Mes'ud'uiı ordusu otuz bin kişiden oluşmaktaydı. Savaş başladığı zaman Atabek Karaca, Sultan Sencer'in onünde fillerin de bulunduğu mer- keze saldırdı. Karaca saldınya geçtiği zaman Melik Tuğrul ile Harezmşah Atsız onun g~risinde kaldı .

ll6

(7)

A. YILDIZ- A. EKİNCİ / ŞİiR VE MENKIBELERDE SULTAN SENCER'İN ŞAHSİYETİ 7 Geriye kalan olayları ise İbrahim bin.Ali Said, şöyle rivayet eder: "Şeyh Zura- bad'a gelerek 4 Hangah inşa etti ve bir müddet burada kaldı.' Sonra Cam şehrinin Me'dabad köyüne giderek burada ikamet etti. Sultan Sencer, Merv'den Şeyh'i ziya- ret için Me'dabad'a gitti. Şeyh, Sencer'i merasimle karşıladı. O gün Şeyh'in Me'da- bad hangahının üstü daha örtülmemişti. Sencer, kerpiç· taşımak istediğini ve buna mani olunmamasını Şeyh'ten istedi. Bunun üzerine Ser:ıcer duvarın üzerine konul- mak üzere kerpiç taşıdı. Şeyh: "Niçin böyle yaptın?" diye Sencer'e sordu. Sencer

"Ahiret ·için birşeyim yok. Ahirette bana ne sevabın var diye sorarlarsa, Şeyh Ah- med-i Cami' in kerpiç taşıyıcısıyım derim."31 dedi.

Sonuç olarak denilebilir ki, Sultan Sencer, ilim ve kültüre önem vermiş, kendisi de bir kütüphane vücuda getirmiştir. Sencerin ilmi ve dini konularda merakını mucib hususlarda, din alimlerine danıştığı görülmektedir. Bu çerÇevede ilme verdiği öne-

min yanı-sıra bizzat kendisi de ilimle uğraşmış ve kendi döneminde yaşayan alimleri

bu konuda teşvik etmiştir. Nitekim es-Savi'nin Risale-i Seııceriyye adlı eseri yazma- sını, bizzat Sultş.iı Sencer'in istediği ifade edilmektedir. Alim, şair, tabip ve filozof- lara bol ihsanlarda bulunduğu ve himaye ettiğini gönnekteyiz.

Sencer'in ilmi kişiliği bir tarafa ehl-i tasavvuf ile olan ilişkileri ortaçağ İslam dünyasının bir özelliği olarak dikkate değer bir mahiyet arzetmektedir. Sencer'in Ha-

rezın seferi sırasında bir zahidin halk adına aracı olması ve ona hürmeten Sencer'in halka iyilik yaptığı görülmektedir. Sencer'in melikliği zamanında Gazali ile münase- bette bulunduğu ve kendi yanına çağırarak nasihatlerini dinlediği ve tahtına otur- duğu da bilinmektedir. Sencer'in din adamlannı nasihatlerini dinlemeyi sevdiği ve onlara saygı gösaterdiği konusunda kaynaklar ittifak etmektedir. Nitekim Ahmed-i Cami ile olan münasebetleri, aralarındaki geçen menkıbeler bize bunu göstermekte- dir. Sencer'in dinde asla sapkınlıklara izin vermediği on bin batıniyi öldürerek bunu göstedliğini bilmekteyiz. Bu husus.lar, Sencer'in hüsn-i itikadını ve İslam dinine olan hürmetini gösteren numunelerden sadece bir kısmıdır. Caıni'nin hangahını yapımın­

da kerpiç taşımaktan bile geri kalmamış, ayrıca Sencer, Cami'nin hangalıının yanın- da bir mescit de inşa etmiştir. 1

Bugün de manevi nüfuzu devam ettiği kabul edilen Sünni bir mutasavvıf olan Ahmed· Cam Nameki, binlerce insana yol göstermiş," hatta Hafız-i Şirazi gibi meş­

hurlar' da Cami'ye·mürit olmuştur.

KAYNAKÇA

l. Ahmed bin Mahmud, Selçıık·Niiıııe, C. II, Ha.ı;: Er(loğan Merçil, İstanbul, 1977.

2. Aksarayi, Kerimüddin Mahmud, Miisameretii'l-Alıbıir, Çev: Mürsel Öztürk, Türk Ta- rih Kurumu Basımevi, Ankara. 2000.

3. Ateş, Süleymen. Siilemf ve Tasavvufi Tefsiri, İstanbul, J 969.

4. Brown, Edward· G_., A Literary Hıstory of Persia, C. ll. C:ambridge at the University

Press 1956. - · ·

..

Belki de Scncer düzme bir geri çekilme taktiğini uygulatmış böylece Kanıca"Saki'nin kuvvetlerini çember içine almışlardır. Karaca Saki birkaç yerinden yanılıınıncaya kadar!yi~iıçe sav~ıı ise de sav~ı Sulıan Sencer kazandı. (25 Mayıs 1132). Bunun üzerine Melik Mes'ud savaş meydanından kaçmak zorunda kal- dı. Sultan Sencer savaşıan sonnı otağına giderek tutsak alınan Kanıca'yı huzuruna getintip, ona "Benimle

savaşmakla neyi elde edeceğini umuyordun?" dedi. Atabeg Karaca da "Ben seni öldürüp baskı altına al-

cağım birini sultan yapmayı umuyordum." cevabını verdi. Bunun üzerine Sencer onu öldüntü. Bkz.

İbnu'l Esir. El-Kıiıııilfi'r-Tarilı, (Çev: Abdulkerim Özaydm) C. X, lsıanbul, 1991, s. 533-534; Ali Sevim- Erdoğan Merçil,Se/çıık/ıı Devletleri Tnrilıi, Ankara, 1995, s. 213.

31 .• -

Jvanow, W., a.g.e., s. 315-321.

117

(8)

8 TÜRK DÜNYASI ARAŞTIRMALARI

5. Beverdıdge, A. S., "Cfııııf A/1111ecl", İslam Ansiklopedisi, C. llJ, İstanbul, 1963.

6. Ciimi. Abdurrahman b. Ahmed. Neftılıaıii'l-Üm. neşr.. Mehdi Tevhidi Pur, Tahran 1337.

7.Cfimi, Alımed-i N5mcki. Miftalıii'11-Neclır. neşr., Ali Fazıl. Tahran, 1373.

8. · , Üıısil'rfı 'ibfıı srfııii'lliilıi 'l-ıııiiswki111, C. I, ııeşr., Ali Fazıl Çaphanc-i

Dfiver penah, Tahran. 1350. · ·

9. Devletşah, Tezkire-i Devleışa/ı, C. !, Çev: Necati Lugal, İstanbul, 1994.

10. Heshmat, Moayyad, Alııııcul-e }{1111, Elr., C. l. Londoıı, 1984.

11. Ivanow, A., Bıograplıy ofslıaykh Ahmad-ı Jam. w., Tlıc Joıımcıl of ılıe Roycıl Asiaıic So-

ceı, 1917. Landon.

12. İbnu'l-Esir, e/-Kfı111i/ji'ı-Tcırilı. Çev: Abdulkerim Özaydın, B:ıh:ır Yayınlan, C. X, İstan- bul, 1991. ·

13. • İbnu'l-Esir, e/-Kfııııi/ji"t Tarih. C. X. Beyrut, 1982.

14. İbn Kesir, e/-Bid{lyı: ı•ı: '11-Nilıciye. C. Xll. K:ıhire. 1992.

15. Kasım, Gani. Tcırilı-i Tassciwııfdcr İraıı, U. Basım, İsfcnd, 1330.

16. Kafesoğlu, İbrahim, Hcırezmşalılar Deı•leıi Tarihi. Tiirk Tarih Kurumu, 3. Baskı, 1992, Ankara.

17. Köprülü, M. Fuad, Tiirk Edeb~ı·aıı11da İlk Mıııasawıjlar, Ankara. 1966.

18. Köynıeıı. M. Altay, "Sı:ııcer". İslam Ansiklopedisi, C. X, İstanbul, 1980.

19. , Biiyiik Se/çııklıılcır İmpcıratorliığrıııda Oğıı= İ.ı:vam, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. V, Sayı, Ankara, 1947. s. 167-173.

20. Merçil, Erdoğan, 1Wiislii111cııı Tiirk Devler/eri Tarihi, Ankara. 2000.

21. Muhammed Cevad Şems, Ahmed-i Cam, Dairelıi '/-ı'v/aarif Biizıirg-i İslami, C. VU, Tah- ran, 1375.

22. er-Ravendi, Muh:ımnıed b. Ali b. Süleyman. Ralwıii's-.mdıır ı•e Ayetii's-siiriir, Çev:

Ahmed Ateş, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara. 1957.

23. Muhammed Taki Daniş Pcju, Asar ve Sıılıaııaıı-i Şeylı-i Ciim Ferheng-i İran Zemin, 2. Basını, C. 1, Basım yeri yok, 1353-1332.

24. Ocak. Alırnet, Selçııklıılar111 Diııi Siyaseıi, İstanbul. 2002.

25. es-Sfivi, Ömer b. Selılun, (Selçııklıı Devri Kcıy11akları11a Diiir Araşlırmalar) Ri.wilı:-i Sı:ııcı:riyyı:, neşr., Mehmet Altay Köyıneıı, Doğu Dilleri, C. 1, Sayı 3, Ankara, J 969.

26. Sevim, Ali -Erdoğan Merçil, Selçııklıı Deı•/eılı:r Tarilıi. Ankara, 1995:

27. Turan, Osm:ın, Selçııklar Tarilıi ve Tiirk İslam ı'V!edeııiyeıi. 4. Bsk., Boğaz İçi Yayın-

ları, İstanbul, 1993. ·

28. , Tarilıi Akışı. İçiııde Diıı ve Mı:deııiyeı. Boğaz içi Yayınları, İstanbul, 1998

29. , Tiirk Cilıcııı Hcıkimi_ı•eıi Mejkıirı:si Tarilıi. C. 1, 7. Baskı, Boğ:ız İçi Ya- yınları, İstanbul, 1994.

30. Uludağ, Süleyman, "C{lmf. Alııııed-i Nfımeki", Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedi- si,

c.

vıı. İstanbul, 1993.

31. Useyri, Merizeıı Said Mcrizeıı, el-Hay:itu'l-İlıııiyy~ fı'l-frıık li'l-Asri's-Selçuki. Mek-

ke· 1407 fi 987. · ·

32. Ünlli. Nuri, İslam Tarilıi, 2. Baskı, Marmara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Vakfı Ya- yınları No:51, İstanbul, 1997.

33. Yaltkaya, l\~ehnıct Şerafeddin, "Seııcer ı•e Gazali'', Darü'l-Füııüıı İlahiyiit Fakiiltesi Mccınuası, Evkaf Matbaası, İst:ınbul, 134111925.

J 18

Referanslar

Benzer Belgeler

Özdal, Cevdet Yakupoğlu, Gülnar Kara, İlyas Topçu, Mehmet Oktan, Meral Kuzgun, Murat Çiftçi, Ramazan Sonat, Remzi Aydın and Vecihi Sefa Fuat Hekimoğlu who contributed

Dilin iki yanından ve üst azı dişler bölgesinden ض harfi çıkar. Fakat ed-Dânî dilin yan tarafından çıkan harfler iki tanedir diyerek ض ve ل harflerini bu grupta

deki uzmanlar tarafından gerçek- rilen ve Van Gogh’un sağlık dos- ırı ile yazdığı çok sayıdaki mektu- inclenmesine dayanan geniş kap­ ılı araştırmayla ilgili

Erkeği asıl suçlu gösteren ve sanki kadını düşünüyormuş gibi yapanların asıl amacı, küreselci çeteye karşı omuz omuza direnen kadın ve erkeği birbirine hasım

İlk eşi Kutey- le’den Abdurrahman ve Esmâ, Ümmü Rûmân’dan Abdullah ve Âişe, Esmâ bint Umeys’ten Muhammed ve Hâbibe bint Hârice’den Ümmü Külsûm isminde

3 Felsefeyi̇ Hayata Geçi̇ren Adam: Sokrates Düşünce tarihinin üzerinde en çok konuşulan, en ünlü filozof- larından olmasına rağmen Sokrates’in kendisine ait bir eserinin

Bu hadis mütevatir olup, burada konumuz bu hadisin sıhhatini ispatlamak olmadığı için hadisin tariklerini zikretmeyeceğim. Zira sıhhati hakkında bir görüş ayrılığı

Hanife'nin konuyla ilgili olarak Vasıyye'de istişhad ettiği ayetler de şunlardır. &#34;Onlar cennelliklerdir, orada ebedi