• Sonuç bulunamadı

Kraniyel Deformitelerin Düzeltilmesinde Fonksiyonel ve Estetik Yaklaşım

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kraniyel Deformitelerin Düzeltilmesinde Fonksiyonel ve Estetik Yaklaşım"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Türk Plast Cer Derg (1993) Cilt: 1, Sayı:l

KRANİYEL DEFORMİTELERİN DÜZELTİLMESİNDE FONKSİYONEL VE ESTETİK YAKLAŞIM

Yücel ERK* *, M.Emin MAVİLİ*, Kemal BENLİ**

* Hacettepe Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi A.B.D.**, Nöroşirurji A.B.D.

ÖZET

Kraniyofasiyel cerrahi kraniyel ve fasiyel deformitelerin dü­

zeltilmesine yönelik tekniklerden oluşan bir disiplindir. Bu türde formiteleri olan hastaların atneliyat öncesi değerlendi­

rilmesi, ameliyatları, ameliyat sonrası izlemleri, bir ekip çalış­

masını gerektirir. Bu ekip Plastik Cerrah, Nöroşirurjiyen, Or­

todontisi, Radyolog, Pediatrisi, Genetikçi, Oftalmolog, KBB uzmanı ve Psikiyatristin katılımları ile oluşturulur. Hacettepe Hastanelerinde 1989-1992 yıllarında kafa kubbesinde doğma- lık şekil bozukluğu olan 4 olguya kraniyofasiyel cerrahi tek­

nikleri ile rekonstrüksiyon uygulanmıştır. Bu olgular 2 trigo- nosefali, 1 paryetal ensefalosel ile komplike turrisefali ve 1 brakisefaliden oluşmuştur. Hastaların hepsinde şekil bozuklu­

ğu gösteren kemikler çıkarılmış, uygulanan çeşitli osteotomi- lerle istenilen şekil verildikten sonra, tekrar kafa kubbesinin oluşturulmasında kulllanılmışlardır. Hastalar ameliyat Öncesi ve sonrası dönemlerde, konvensiyonel radyoloji, sefalometrik çalışmalar, aksiyel ve koronal CT ve MRÎ ile değerlendirilmiş­

lerdir. Hastaların izlemlerinde komplikasyon gözlenmemiştir.

Anahtar Kelime : Kranial Deformite

Kraniyofasiyel cerrahi, kraniumun, orbitalann, yüz kemiklerinin ve çenenin doğmalık ve edinsel deformite- lerini düzeltmeye yönelik cerrahi girişimlerden oluşur.

Kraniyofasiyel deformitesi olan bir hastanın cerrahi te­

davisinde iki temel amaç vardır:

1) Kraniyel dekompresyonla kafa İçi basıncının dü­

şürülerek normal gelişimin sağlanması,

2) Normal veya normale yakın özelliklerde kafa ve yüz şekli elde edilebilmesi. (1,2)

Bu amaçlara yönelik olarak, literatürde 19. yüzyıl­

dan bu yana yer alan "strip kraniektomi" teknikleri kra­

niyel dekompresyonu sağlamakta yeterli olmuşlarsa da, İstenilen kraniyofasiyel formun elde edilmesinde yeter­

siz kalmışlardır.(3,4) Kafa İçi basınç artması ile karakte- rize; trigonosefali, brakisefali, turrisefali gibi kraniyoste- noz sendromlannın cerrahi tedavisinde günümüzde önerilen ve uygulanan yöntem, hastaların 2 yaşından önce ameliyat edilmeleri, intrakraniyel dekompresyon ve kraniyofasiyel şekillendirmenin aynı seasnsta yapıl­

ması yönündedir.(5,6) Kliniğimizde bu prensiplere uygun olarak, 2 trigonosefali, 1 brakisefali ve 1 ensefa- loselle komplike turrisefali olgusu olmak üzere toplam 4 olguya kafa içi basıncını düşürmeye yönelik girişimlerle

SUMMARY

Craniofacial surgeıy consists o f techniques fo r correction o f cranial and facial deformities. Treaîment o f craniofacial de­

fo rmities requires a team approach. The te om consists ofPlas- tic Surgeon, Neurosurgeon, Orthodontist, Radiologists, Pedi- atrician, Geneticist, Ophthalmologist, Otolaryngologist and Psychiatrist. In this paper we present four cases with cranio­

facial deformities, treated at Hacettepe University Hospital betvveen the years 1989 and 1992. Two cases with trigonocep- haly and a case o f turricephaly complicated with parietal en- cephalocele were treated by cranial vault remodeling techni- que. One case yvith severe frontal retrusion was treated by advancing the frontal bone 30 mm. Patients were evaluated with conventional radiograph, cephalometric analysis axial and coronal CT sections and MRIbothpreoperatively anpos- toperatively. Wefaced no complication in the follosv up peri- od.

Key Words : Cranial Deformity

kafaya şekil vermeye yönelik girişimler aynı seansta uy­

gulanmıştır. Bu çalışmada bu hastalara uygulanan cerra­

hi teknik ile olguların ameliyat öncesi ve sonrası fotoğ­

raf, sefalogramlar, aksiyel tomografi ve manyetik rezonansla görüntüleme yöntemleriyle elde edilen so­

nuçları sunulmuştur.

OLGULAR VE YÖNTEM

1989-1992 yılları arasında kraniyofasiyel şekil bo­

zukluğu olan 4 olgu bu deformitelerinin düzeltilmesi amacıyla Hacettepe Tıp Fakültesi Hastanesinde meliyat edildi. İki trigonosefali, bir turrisefali ve bir brakisefali­

den oluşan bu 4 olgu ameliyat öncesi ve sonrası dönem­

lerde, olguların özelliğine göre, konvensiyonel radyog­

rafi, sefalometrik analiz, bilgisayarlı tomografi, 3- boyutlu CT ve MRI ile değerlendirildiler. Olgular ameli­

yat sonrası 6 ay -2.5 yıl izlendiler.

CERRAHİ TEKNİK Trigonosefali:

Anterior fossa ve alında üçgen şekline deformite ile karakterize hastalar, ameliyat (incesi radyografi ve aksi­

ye! CT ile değerlendirilerek ameliyata alındılar. Genel 9

(2)

anestezi altında ve hasta sırtüstü yatar pozisyonda yapı­

lan ameliyatlarda, bitemporal korona! insizyonla, subpe- riostal planda kraniyel kemikler eksplore edidı. Frontal ve paryetal kemikler açılan "Burr" deliklerinin tel teste­

re ile birleştirilmesiyle çıkartılarak dışarı alındı (Şekil la). Orta hatta sagital sinüs üzerine düşen bölgede dura­

nın devamlılığını bozmamak için özel dikkat sarfedildi.

Yeniden rekonstürkte edilecek kraniumun eskisinden daha geniş yüzeyli olması nedeniyle daha fazla kemik gerektiği için bir miktar paryetal kemik tanjansiyel ola­

rak ikiye ayrılıp hem iç hem de dış laminalan rekons- trüksiyon amacıyla kullanıldı (Şekil 1b). Tek parça ha­

linde dışarı alman frontal ve paryetal kemikler için kortekslerine yapılan çok sayıda ve yönde parsiyel oste- otomilerle zayıflatıldı (Şekil lc). Kemik grefüeri hem birbirlerine hem de diğer kraniyel kemiklere paslanmaz çelik tellerle tesbit edildi (Şekil İd). Dura ipek dikişlerle kraniyuma asılarak epidural aralıkta ölü boşluk oluşması engellendi. Hemovak konulduktan sonra insizyonlar prolen dikiş materyeli ile kapatıldı. Ameliyat sonrası, hastaların klinik izlemlerinde ve çekilen aksiyel CTlerde düzelme saptandı, relaps gözlenmedi (Şekil 2a, 2b).

KRANİYEL DEFORMÎTE

teki 5 cm çapındaki bir defektten beyin dokusunun deri altına hemiye olduğu gözlendi (Şekil 3a). Genel aneste­

zi altında yan oturur pozisyonda ameliyata alman hasta­

nın kraniyumu bitemporal korona! insizyonla eksplore edildi. Daha önce geçirilmiş ameliyat nedeniyle altında­

ki duraya sıkıca yapışmış olan deri beyin dokusuna zarar vermeden dikkatlice diseke edildi. Kitlenin çepe­

çevre diseksiyonundan sonra kemik kenarlarına ulaşıldı, buradan itibaren diseksiyona subperiostal planda devam edildi. Defekti içeren paryetal kemikler ve frontal kemik osteotomilerle serbestleştirilerek dışarı alındı. Dışarı alı­

nan kemikler iç kortekslerine yapılan parsiyel osteoto­

milerle şekillendirildikten sonra, paryetal kemikler fron­

tal kemiğin yerine, fronîal kemik de paryetal kemiğin yerine yerleştirilerek tellerle tesbit edildi (Resim 5c).

Paryetal kemikte olan ancak rekonstrüksiyon sonrası frontal bölgeye yer değiştiren 5x5 cm boyutlarındaki kemik defekti split kalvaryel kemik greftleri ile tamir edildi. Kafanın vertikal boyutunun kısalması sonucu artan 3 cm eninde saçlı deri parçası eksize edilerek in- sizyon kapatıldı. Hastanın ameliyat sonrası izleminde kraniyofasiyel şeklin beyin üzerine bası yapmadan ve resorbe olmadan kaldığı gözlendi (Şekil 3b, 4a, 4b).

Şekil 1 . Trigonosefali olgularındaki ameliyat aşamaları; a) Frontal ve paryetal bölgenin subperiostal planda ekspores edilmesi, b) Paryetal kemikten birşeridin ikiye ayrılması, c) Kemiklerin iç kortekslerine yapılan parsiyel osteotomilerle şekillendirilmesi, d) şekil verilen kemiklerin tellerle tesbiti

Paryetal ensefalosel ile komplike turrisefali:

Paryetal ensefalosel ile komplike turrisefali nede­

niyle kliniğimize başvuran 8 yaşında erkek hastanın 1 yaşındayken başka bir hastanede ameliyat edildiği ancak kafadaki kitlenin beyin dokusu olduğunun anlaşılması üzerine cilt insizyonunun kapatılarak ameliyata son ve­

rildiği öğrenildi. Hastam fizik muayene, radyogramlar ve MRI ile değerlendirilmesi sonucunda paryetal kemik-

10

Brakisefali:

Brakisefali nedeniyle kliniğimize başvuran hastanın muayenesi ve sefalogramlanmn incelenmesi sonucu frontal kemiğin normal olması gereken yerden 3cm. ge­

ride bulunduğu saptandı. Genel anestezi altında sırtüstü yatar pozisyonda ameliyata alman hastanın frontal ve anterior paryetal bölgesi bitemporal korona! insizyonla

(3)

Şekil 2. a) 3 yaşında birtrigonosefali olgusunun ameliyat ön­

cesi görünümü,b) Hastanın ameliyat sonrası görünümü

Şekil 3. Paryetal ensefaloselle komplike turrisefali olgusu­

nun; a) Ameliyat öncesi koronal MRI görüntüsü, b) Ameliyat sonrası koronal MRI görüntüsü,

Türk Plast Cer Derg (1993) Cilt:l, Sayııl subperiostal planda eksplore edildi. Frontal kemiğin an- terior fossadan diseksiyonunu tamamlayabilmek için paryetal kemkiîer üzerinde yaklaşım sağlayıcı osteotomi yapıldı. Anterior fossaya ulaşıldıktan sonra orbita tava- mnnda nasofrontal bölgede ve orbita lateral duvarmda osteotomiler yapılarak frontal kemik tamamen serbest­

leştirilip dışarıya alındı (Şekil 5a). Temporal bölgedeki osteotomi merdiven basamağı tarzında yapılarak 3 cm anteriora alman frontal kemiğin daha s tabii olarak yeni yerine tesbit edilmesi için zemin hazırlandı (Resim 5b).

Frontal kemiğin iç korteksinin incelenmesinde kemiğin beyin giruslanna uyacak tarzda girintiler ve çıkıntılar oluşturduğu gözlendi (Şekil 6a). Bu düzensizliklerin kafa içi basıncının uzun süreli yüksek kalmasına sekon- der olarak geliştiği düşünüldü. Frontal kemiğin 3 cm ileri alınması ile anterior fossa ve orbita volümlerinde önemli ölçüde artış sağlandı. Tellerle tesbit edilen fron­

tal kemiğin stabilizasyonmıu arttırmak amacıyla, iliak kemikten alman kemik grefüeri ile basamak osteotomi- sinin yapıldğı bölgeler desteklendi (Şekil 6b). Frontal kemiğin ileri alınması ile relatif olarak geride kalan burun yüzün yeni yapışma uyum sağlaması amacıyla 3x2x1 cm boyutlarında bir kemik grefti de burun dorsu- muna yerleştirildi. Ameliyat sonrasi izleminde frontal kemiğin ilerletildiği yerde s tabii olarak kaldığı görüldü.

Tartışma

Strip kraniyotomiler kafa içi basmcmın artmasını, hidrosefaliyi, motor-mental retardasyomı ve görme bo­

zukluklarım engellemede belirli ölçüde başarılı olmuş-

Şekil 4 - Paryetal ensefaloselle komplike turrisefali olgusunun; a) Ameliyat öncesi ön-arka görünümü, b) Hastanın ameliyat sonrası görünümü.

11

(4)

KR ANI YEL DEFORMtTE

Şekil S. Brakisefali olgusunun ameliyat aşamaları : a) Fron- talkemiğin 30 mm anteriora alınması, b) temporal bölgedeki basamak osteotomisi,

Şekil 6. a) Frontal kemik iç kodeksindeki uzunsüreli basmç artış ma bağlı düzensizlikler, b) kemiklerin yeni pozisyonları­

na tellerle tesbiti.

Şekil 7. a) Brakisefali olgusunun ameliyat öncesi sol yan görüntüsü, b) Brakisefali olgusunun ameliyat sonrası sol yan görünümü.

lar s a da kafaya istenilen şekli vermede veya kafa gelişi­

mini normal yörüngesine oturtmakta yetersiz kalmakta­

dırlar. (3,4) Basit kraniyektomiîerin kraniyostenoz olgu­

larını düzeltmekte yetersiz kaldığını gören birçok cerrah, temelde kafa kemiklerinin radikal bir şekilde çı­

karılıp çeşitli yöntemlerle şekil verildikten sonra tekrar kraniyum rekonstrüksiyonunda kullanılmalarını esas

alan teknikler tarif etmişlerdir.(5,6,7) Kraniyofasiyel cerrahinin erken yaşlarda yapılmasıyla sağlanan olumlu gelişmeler, bu tür serilerin uzun süreli gözlemleri ile or­

taya konmuştur.(8) Bu açılardan kliniğimizde kraniyos­

tenoz olguları eğer zamanında müracaat etmişlerse, 1 ya­

şından önce ameliyat edilmektedirler. Trigonosefali için

(5)

tariflenen ameliyat tekniği İle ameliyat edilen hastalar­

da, hem intrakraniyel bölgenin dekompresyonu, hem de kafaya şekil verme aynı seansta gerçekleştirildiğinden, ikinci bir ameliyata, dolayısıyla bu ameliyata bağlı komplikasyonlara neden olunmam aktadır.

Beyin dokusunun paryetal bölgedeki bir kemik de- fektinden hemiasyonu ile karakterize ensefaloselin komplike ettiği turrisefali olgularında da son zamanlar­

daki eğilim hem defektin onanmmm hem de kraniuma şekil verilmesi operasyonunun aynı seansta yapılması yönündedir. (7) Daha önce ameliyat olması nedeniyle duranın cilt altına yapışık olduğu bu olguda diseksiyon sonrasında, hemiye kısım etrafındaki kemiğin çıkarıl­

masından sonra dahi, beyin dokusunun deforme şeklini koruduğu gözlendi. Bu olgumuzda yeni oluşturulan kal- variyumun vertikal boyutunun daha kısa olmasına dik­

kat edildi, ancak kitle ve beyin üzerine aşın basınç uy­

gulanmasından kaçınıldı.

Kraniumun antero-posterior boyutunun kısalığı ile karakterize brakisefali olgularında alının diğer yüz yapı- lanndan geride ve geniş durmasıyla hem kozmetik so­

runlar, hem de kafa içi basıncının artması ile fonsiyonel sorunlar ortaya çıkmaktadır. Hastanın gerek klinik ge­

rekse de ameliyat bulgulan uzun süreli bir kafa içi ba­

sınç artışı varlığını gösterse de hastamızda buna bağlı olarak herhangi bir motor veya mental gelişme geriliği yoktu. Olgunun yaşı nedeniyle yapılacak girişim fonsi­

yonel olmaktandaha çok estetik amaç taşıyordu. Bu has­

tada gerçekleştirilen 30 mm'lik frontal kemik ilerletil­

mesi istenilen estetik sonucun elde edilmesinde yeterli oldu. Literatürde erişkin hastalarda frontal kemiğin an- terior fossada geniş ölü boşluklar bırakılacak şekilde

öne alınmasının, enfeksiyona ve kemik resorbsiyonuna yol açacağı şeklinde görüşler varsa da, duranın ilerleti­

len kemiğe asılması ve atravmatik cerrahi teknik bu komplikasyonu önleyecektir.

Dr. Emin Mavili Hacettepe Tıp Fakültesi Plastik Cerrahı ABD 06100 Ankara KAYNAKLAR

1. Tessier P, The definitive plastic surgical treatment of the severe facial defonnities of cranofacial dysostosıs, Plast Reconstr Surg 48: 419-442, 1971.

2. McCarthy JG, Coccaro PJ, Epstein F, Converse JM. Early skeletal release in the infant with craniofacial dysostosis.

The role of the sphenozygomatic suture. Plast Recontstr Surg 62:335-346, 1987.

3. Shilillito 1 Jt., Matson DD: Craniostenosis : a review of 519 surgical patients. Pediatrics 41: 829-832,1968.

4. Friede H, Trigonocephaly : clinical and cephalometric as- sessment of craniofacial morphology İn operated and non- operated patients, Cleft Palate J. 27: 362, 1990,

5. Marchac D, Reiner D. Craniofacial surgery for craniosy- nostosis improves facial growth: a personal case review.

Ann. Plast. Surg. 14:43-54, 1985.

6. Stricker M., Vander Meulen J., Raphael B., Mazzola R.:

Surgery of craniofacial malfomations, in: Craniofacial malfomations, eds. M. Stricker, J. C. Van der meulen, B.

Raphael, R. mazzola, D.E. tolhurst (Churchül Livingstone London Melbourne and New York) 1990, pp. 389-550 7. Berman D.E., and Persing, J. A. Total cranial vault recon-

struction for parietal encephalocele. Plast. reconstr. Surg, 86:554, 1990.

8. McCarthy, T, Epstein, F., Sadove, M, Early surgery for craniofacial synostosis: An 8-year experience, Plast. Re­

constr. Surg. 3: 521, 1984.

Türk Plast Cer Derg (1993) Cilt: 1, Sayı:l

Referanslar

Benzer Belgeler

The researcher extracted the Pearson correlation coefficient between intellectual humility and openness to experience according to the age group variable, and to find

Gymnasts in this study demonstrated a higher incidence of balance and superior joint position sense in the- ir ankle than the nongymnastic group as measured by the one-legged

Bazı olgularımızda alveol ve bronşiollerin içi temiz olup interalveolar doku monosit, lenfosit, histiosit ve tek tük plasma hücre infiltrasyon u ile

“Endüstrileşmenin yarattığı iş temposunun hız- lanması işçi sağlığını olumsuz etkilemiş ve bant tipi üretim iş stresini artırmıştır“ önermesi film izlen-

In this respect, Angelo’s abuse of justice through the strict enforcement of law by disregarding its spirit; and the Duke’s abuse of justice through the employment of disguise and

Hastaların anestezi türüne göre DK-40 Ölçeği genelinden ve ölçekte bulunan ağrı alt boyutundan aldıkları puanlar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı

ameliyat öncesi fizyolojik ve psikolojik durumuna, ameliyatın büyüklüğüne ve ameliyat sonrasında komplikasyon gelişip gelişmediğine bağlıdır.  Taburcu edilmeden

Ameliyat sonrası hipoksemi ve atelektazi gibi pulmoner komplikasyonların gelişme riski de artmıştır çünkü obes hastaların solunum kaslarının etkinliği azaldığı