• Sonuç bulunamadı

LİPİD METABOLİZMASI I

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "LİPİD METABOLİZMASI I"

Copied!
30
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

LİPİD METABOLİZMASI I

(2)

Lipidlerin yapısı ve görevleri

• 1.Suda erimezler, eter, kloroform, benzen, aseton gibi yağ eriticilerde erirler,

• 2.Yağ asitlerinin esteridirler ya da esterleşebilirler

• 3.Canlı organizmalarca kullanılabilirler.

(3)

• Lipidler geniş ölçüde hücre fonksiyonlarına katılan çok heterojen moleküllerdir. Lipidlerin en basit grubu uzun zincirli doymuş ve doymamış yağ asitlerinden oluşur.

• Lipidler genellikle kompleks karışımlar halinde bulunurlar ve bulundukları bitkisel ve hayvansal dokulardan sıcak alkol ve eter vb organik çözücülerle ekstrakte edilirler.

• Biyolojik membranların yapısına girerler:

• –Fosfogliseridler

• –Sfingolipidler

• –Steroller (kolesterol)

• Safra tuzları lipid sindiriminde önemlidir.

• •Steroid hormonlar hücre metabolizmasını düzenler.

• •Vit D Ca/P metabolizmasını düzenler.

(4)

• • Yağlar enerji/kütle üretimi açısından karbon-

hidratlardan yaklaşık 6 kez daha güçlüdür.

• • Anhidr halde depolanırlar

• • Karbon atomları düşük

okside haldedir

(5)

Hayvansal organizmalarda, lipidlerin dağılımı:

sabit kısım : hücre membranlarının yapısal lipidleri

enerji durumuna göre değişken kısım : rezerv (depo) lipidler

• 97 % = trigliseridler

• 2 % = fosfolipidler

• < 0,1% = kolesterol

(6)

Triakilgliseroller yağ doku hücrelerinde depolanır ve memelilerde en büyük enerji deposudur

Yağ asitleri 4 büyük fizyolojik role sahiptir

1. Fosfolipidlerin ve glikolipidlerin kurucusudur (hücre membranlarının kurucu elemanı)

2. Proteinlere kovalan bağlanırlar

3. Yakıttır ve yakıt deposudur (trigliseridler)

4. Hormonlar ve hücre içi haberciler (sinyal moleküller) (uzun

zincirli yağ asitleri)

(7)
(8)

Diyet lipidlerinde bol bulunan 5 yağ asidi :

Palmitik asit

Oleik asit

Linoleik asit

Araşidonik asit

Eicosapentaenoik asit

(9)

Yağ asitlerinin biyosentezi

Sitoplazmada de novo yağ asidi biyosentezinin ilk basamağı asetil CoA’nın irreversibl bir reaksiyonda malonil CoA’ya karboksilasyonudur.

Asetil CoA karboksilaz, prostetik grup olarak biotin

içerir. Aktivitesi, palmitoil CoA tarafından azaltılır; sitrat tarafında arttırılır.

• Malonil CoA, karnitin açiltransferaz I’i inhibe eder; beta

oksidasyon bloke olur.

(10)

Yağ asitlerinin biyosentezi

• İnsülin hücreye glukoz girişini arttırarak, glikoliz ve pentoz fosfat yolunu hızlandırarak asetil CoA ve NADPH miktarını dolayısıyla lipogenezi ve asetilCoA karboksilazı aktive eder.

• Epinefrin ve glukagon cAMP konsantrasyonunu

arttırarak protein kinaz aktivasyonu sonucu asetilCoA karboksilazın fosforilasyonunu arttırır ve lipogenez inhibe olur.

• Sonuç olarak , karbonhidratca beslenme asetil CoA

miktarını arttıracağından lipogenez hızlanır.

(11)

• Palmitat, yağ asidi sentaz tarafından sentez edilen en uzun zincirli yağ asididir.

Daha uzun zincirli doymuş

yağ asitlerinin ve doymamış

yağ asitlerinin sentezi başka

reaksiyonlarda gerçekleşir.

(12)

Memelilerde yağ asitlerinin desatürasyonu, karaciğerdeki mikrozomal enzimler sayesinde

gerçekleşir. Palmitatın desatürasyonu ile palmitoleat

16:1(

9

) oluşur; stearatın desatürasyonu ile oleat 18:1(

9

)

oluşur.

(13)

• Memelilerde linoleat 18:2(

9,12

) ve -linolenat 18:3 (

9,12,15

) sentez edilemezler.

• Linoleat ve -linolenat, diğer ürünlerin sentezi için gerekli prekürsörler olduklarından, memeliler için

esansiyel yağ asitleridirler; diyetteki bitkisel gıdalarla

alınmaları gerekir.

(14)

ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ

(Omega-3 ve Omega-6 Yağ Asitleri)

• Belirli yağ asitlerinin vücut için esansiyel olduğu fikri, ilk olarak Evans ve Burr tarafından 1929 yılında ortaya atıldı. Yağsız diyetle beslenen fareler üzerinde yapılan araştırmada;

büyümenin gecikmesi, böbrek fonksiyon bozuklukları, cilt

sorunları, üreme fonksiyon bozuklukları gibi rahatsızlıklar

bulundu. Ancak söz konusu araştırma, sorunun yağ asidi

eksikliğinden değil, linoleik asit (omega-6) adlı yağ asidi

eksikliğinden kaynaklandığını gösterdi. Vücudun üretemediği ve

mutlaka besinler yoluyla alınması gereken bu yağ asidi çeşidi o

yıllarda esansiyel yağ asidi olarak adlandırıldı. Araştırmalar

devam ettikçe, linolenik asidin (omega-3) de vücut için

esansiyel olduğu saptandı ve bugün yapılan birçok araştırma,

omega-3 ve omega-6 esansiyel yağ asitlerinin dengede

alınmasının sayısız faydalar getirdiğini göstermektedir.

(15)

ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ

(Omega-3 ve Omega-6 Yağ Asitleri)

• Linoleik asit major omega-6 yağ asidi ve -linolenik asit major

omega-3 yağ asididir. Vücutta linoleik asit araşidonik aside

metabolize olur. -linolenik asit ise eikosapentaenoik aside

(EPA) ve dokosahexaenoik aside (DHA) metabolize olur.

(16)

• ESANSİYEL YAĞ ASİDİ EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLEN SEMPTOM VE BULGULAR

• Hafıza ve mental fonksiyonlarda zayıflama

• Görme fonksiyonunda azalma

• Pıhtılaşma eğiliminde artma

• İmmun fonksiyonlarda azalma

• Trigliserid ve kolesterol seviyesinde artma

• Membran fonksiyonlarında bozukluk

• İnfantlarda ve çocuklarda büyüme geriliği

• Omega 6 deficiencies are associated with scaly skin

• Ekzema

• Seboreik dermatit

• Saç dökülmesi

• Erkeklerde infertilite

• Kan dolaşımında olumsuz etki

• Kan basıncında artma

• Yara iyileşmesinde yavaşlama

(17)

Trigliserid biyosentezi

• Trigliserid sentezi, hormonlar vasıtasıyla düzenlenir. İnsülin, glukozun trigliseride dönüşümünü uyarır; glukagon ve epinefrin asetil CoA’dan yağ asidi oluşumunu inhibe ederler.

• Trigliseridler gliserol-3-fosfat ve yağ açil CoA prekürsörlerinden sentezlenir.

• Gliserol-3-fosfat, iki yolda oluşturulur; ya glikoliz

sırasında oluşan dihidroksiaseton fosfattan NADH

bağımlı sitozolik gliserol-3-fosfat dehidrojenaz

etkisiyle meydana gelir ya da gliserolden ATP bağımlı

gliserol kinaz etkisiyle meydana gelir.

(18)

• Trigliseridler ve fosfatidil etanolamin gibi

gliserofosfolipidler, gliserol-3-fosfat ve yağ açil CoA prekürsörlerinden sentezlenirler ve sentezlerinde birkaç enzimatik basamak ortaktır.

• Gliserol kinaz aktivitesi, yağ dokuda düşüktür. Bu

nedenle gliserol, yağ dokuda trigliserid sentezi için

kullanılamaz; karaciğerde kullanılır.

(19)

Gliserol-3-fosfat ile 2 molekül yağ açil CoA, açil transferazlar tarafından katalizlenen iki kademeli bir reaksiyonda birleşirler ve 1,2-diaçilgliserol-3-fosfat (fosfatidat) oluşur.

Trigliserid sentez yolunda fosfatidat, fosfatidat fosfataz

vasıtasıyla, 1,2-diaçilgliserol oluşturmak üzere hidroliz

edilir. 1,2-diaçilgliserol, üçüncü bir yağ açil CoA ile

reaksiyonlaşarak trigliseride dönüşür ki reaksiyonu açil

transferaz katalizler.

(20)

• Karbohidrat ve proteinlerin fazla miktarda alınması durumunda glukoz ve amino asitlerden trigliserid oluşur ki bu olay liponeojenez olarak tanımlanır.

• Liponeojenez, dihidroksiaseton fosfat ve gliserol-3-fosfat

üzerinden doğrudan trigliserid sentezi şeklinde olduğu

gibi, mitokondride pirüvattan oluşan asetil CoA

üzerinden önce yağ asidi sentezi şeklinde de olabilir.

(21)

Kolesterol biyosentezi

Kolesterol en çok karaciğerde olmak üzere hemen her dokuda

sentez edilir. Organizmanın kolesterol ihtiyacının en büyük

kısmı kolesterol biosentezi ile sağlanır. Kolesterol

biyosentezinde kolesterol molekülü izopenteryl pirofosfat ve

onun izomeri olan dimetilallil pirofosfat monomerleri ile ilgili

bir dizi prenil (dehidroizopren) transfer reaksiyonlarında

polimerize olan 6 izopren ünitesinden sentez edilir.

(22)

• Kolesterol sentezinin ön maddesi asetil-CoA olup bu sentez

mevalonik asit ve squlen üzerinden yürür. Başlangıçta bir mol

asetil-CoA bir mol asetoasetil-CoA ile kondanse olur ve 3-

hidroksi-3-metil-glutaril-CoA (HMG-CoA) oluşur. Daha sonra

HMG-CoA, HMG-CoA redüktaz adlı enzimin ve NADPH'ın

etkisiyle, mevalonik asit (3,5-dihidroksi-3-metilvalerik asit)'e

indirgenir.

(23)

• Mevalonat üç ayrı kinaz tarafından fosforile edilerek 3-Fosfo-5- pirofosfo mevalonat'ı oluşturur. Yapıda 5. karbondaki pirofosforil grubu prenil molekülleri transfer edildikçe ayrılır. Yapıdan 3 fosfat ve bir CO2'in ayrılması ile de izopenteril pirofosfat oluşur. Bir izomeraz bunu dimetil allil pirofosfata izomerize eder.

• Bundan sonra prenil transferi gerçekleşir. Bu transfer için

izopenterylpirofosfat ve dimetilallil pirofosfatın ortamda dengeli bir

karışım oluşturmaları gereklidir.

(24)

Skualenden, skualenin hidroksilasyonu ve halka

kapanması reaksiyonlarından sonra, lanosterol oluşur.

Lanosterol'ün kolesterole dönüşümüne kadar en az 25 reaksiyonun olduğu

bildirilmektedir.

Lanosterolden 3 metil grubunun CO2 şeklinde ayrılması ile

zymosterol oluşur. Zimosterolde çift bağ yer değiştirerek

desmosterol'ü ve desmosterolün yan zincirindeki çift bağın

hidrojenasyonu ile kolesterol meydana gelir.

Squalen

Lanosterol

Kolesterol

(25)

Kolesterol sentez yolunda hız sınırlayıcı basamak, HMG- CoA redüktaz tarafından katalizlenen, HMG-CoA’nın mevalonata dönüşümü basamağıdır. HMG-CoA redüktaz, henüz tanımlanmamış kolesterol türevleri ve mevalonat tarafından allosterik olarak inhibe edilir.

Yüksek intrasellüler kolesterol, HMG-CoA redüktazı inhibe

eder ve aynı zamanda yeni enzim moleküllerinin sentezini

yavaşlatır.

(26)

HMG-CoA redüktaz, hormonal olarak da düzenlenir.

Glukagon, fosforilasyon suretiyle HMG-CoA redüktazın inaktivasyonunu uyarır.

İnsülin ise defosforilasyon suretiyle HMG-CoA redüktazın aktivasyonuna yardım eder.

(27)

Yüksek intrasellüler kolesterol, depolanma için kolesterolün esterleşmesini artıran açil-CoA- kolesterol açil transferaz (ACAT) enzimini aktive eder.

ACAT karaciğer parankimal hücrelerde, adrenal korteksde, barsaklarda ve arteriyal duvarlarda bulunan bir enzimdir ve serbest kolesterolün ester kolesterole çevrimini ve dokuda depolanmasını sağlar.

Lesitin-kolesterol açil transferaz

•LCAT KC’ de sentezlenir ve dolaşımda HDL partikülü ile beraber dolaşır. HDL’ nin periferik dokulardan topladığı kolesterolün

esterleşmesini ve HDL’ içinde kalmasını sağlar.

•Bu enzim lesitinin 2. Pozisyonundaki yağ asidinin kolesterole aktarılmasını sağlar. LCAT enzimi Apo AI tarafından aktive edilmektedir.

Lesitin + Kolesterol  lizolesitin + Kolesterol esteri

(28)

Normal kan plazmasında ortalama olarak % 200 mg total kolesterol bulunur.

Bunun 2/3 kadarı ester kolesterol ve 1/3’ü serbest kolesterol halindedir. Ester kolesterolde kolesterolün büyük bir kısmının hidroksil grubu oleik asitle daha az bir kısmının hidroksil grubu ise palmitik ve stearik asitlerle esterleşmiştir.

Kan plazmasındaki serbest kolesterol, dokularla plazma arasında devamlı olarak alınıp verilir. Bu sebeple, kan plazmasının kolesterol düzeyindeki değişiklikler organizmanın kolesterol durumu hakkında bir fikir verir.

Kolesterol memelilerde dışkı ile atılan sterollerin, safra asitlerinin ve steroid hormonların biyosentezinde öncül maddedeir. Kolesterol karaciğerden özellikle safra ile salgılanır, barsaklara geçer ve emilir.

Emilen kolesterol lenf ve kan yolu üzerinden karaciğere gelir ve tekrar

safra ile salgılanır. Yani kolesterol entero-hepatik dolaşıma uğramaktadır

.

(29)

Kolesterolün Akıbeti

• Omurgalılarda kolesterol sentezinin çoğu karaciğerde gerçekleşir.

• Karaciğerde sentezlenen kolesterolün az bir kısmı

hepatositlerin membranlarına katılır, fakat çoğu safra

asitleri veya kolesterol esterleri şeklinde karaciğerden

ayrılır.

(30)

Steroid hormonlar kolesterolden köken alırlar

Safra tuzları ve Vit D aktif metabolitleri kolesterolden sentezlenir

Referanslar

Benzer Belgeler

Çal›flmam›zda hidroksietil selüloz - gliserol do¤um jeli kullan›m› ile do¤umun birinci ve ikinci evresinin is- tatistiksel olarak k›sald›¤›n›, yan› s›ra

Son adet tarihlerini hat›rlayan, antenatal bak›m için seçilen kliniklere kay›t için baflvuran, gönüllü olarak bilgilendirilmifl onam formunu imzalayan ve bakteriüri

[8] Prenatal tan› alan 324 olgunun izlendi¤i, 56 olgunun prenatal as- pire edildi¤i, toplam 380 fetal over kisti olgusunu içeren meta-analizde en s›k torsiyon izlenen olgular›n

Fiziksel muaye- ne endikasyonlu serklaj (PEIC) uygulanan hastalarda ise bu ortalama de¤erler serklaj haftas› için 18 hafta 5 gün, do¤um haftas› için 28 hafta 3 gün, do¤um

Lütfi K›rdar Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hasta- nesi’nde son dönem böbrek yetersizli¤i sebebiyle renal transplantasyon yap›l›p, son 2 y›l içerisinde gebelik elde

Adli T›p Raporu’nda: “Gebenin normal spontan yolla do¤uma al›nmas› karar›n›n t›bben do¤ru oldu¤u, do¤umdan 11 gün sonraki baflvurusunda intraoperatif gözleminde

Çal›flmaya dahil edilme kriterleri T1–S1 seviyeleri aras›nda bulunan aç›k nöral tüp defekti, 19+0 ile 27+6 gebelik haftas›nda olma, serebellar herniyasyon varl›¤›,

Recep Tayyip Erdo¤an Üniversitesi T›p Fakültesi, Kad›n Hastal›klar› ve Do¤um Anabilim Dal›, Rize. Amaç: Sezaryen skar gebeli¤i (SSG), nadir bir gebelik