Tiirk Kordiyat Dem Arş 2002; 30: 265-268
. . . .
OLGU BILDIRILERI İdiyopatik Hipereozinofilik Sendromlu Bir
Hastada Gelişen Akut Ağır Miyokardit
Prof. Dr. Ercüment YILMAZ, Dr. Serkan GÜVENÇ*, Dr. Orhan KOCAMAN*, Uz. Dr. Esen KIYAN**
iswnbul Üniversitesi, istanbul T1p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dali,
İçHastailklan Anabilim Dali*,
GöğiisHastaliklan Anabilim Da/1**,
İstanbulÖZET
Son
1 ylfdn· ataklar halinde gelen öksiiriik ve nefes
darliği şikayeti bulunan 48
yaşmdakikad1n has/aya
bronşiya/as- flm rams1
konmuş.Bilgisayarli tomografiele
akciğersol alt /obta kistik
bronşekiazi saptannuş.Tedaviye
rağmen şikayetlerinin devanı etmesi üzerine sol alt lobektomi yaptınl
nuş.
Ameliyatlan 1 ay sonra
göğiis ağns1ve nefes
darliğımn artmasi üzerine acil servise
başvurdu.Hasta da kon- jestif kalp
yetersizliğineait klinik bulgular mevcut/u. EKG de
genişORS'Ii
taşikardimevcut/u. Troponin T diizeyi 2
nglnılnin
üzerindeydi. Kan
saymıındalökosit
19500/mnıl,eozinoft/:1 1920/nımJ
bulundu. iv antiarifmik tedavi ile
ta-şikardi ataği son/andınidiktan
sonra çekilen EKG de
sağdal
bloğunun olduğu;takibeden günlerde prekordiyal ele- rivasyon/arda R dalga
progresyonwıdaazalma ve patolo- jik
Qdalgalarmm
gelişmiş olduğusaptandi. Ekokardiyog- rafiele anterior duvarda
ağ1r lıipokinezi,2 (
+)mitral ye-
tersizliği,
orta derecede sol ventrikiil sisto/ik disfonksiyo- nu, hafif perikardiya/ eff üzyon ve ciddi pulmoner hiper- tansiyon saptandi. Heparin, aspirin, nitrogliserin,furose- mid, losartan ve digoksin ile tedavi
başlandi.Parazilik in- feksiyon/ara ve kol/ajen doku hastailkianna yön elik
yapılan biitiin testler negatif sonuç verdi. Hastada idiopatik hipereozinofilik sendrom seyrinde olabilen akut
ağır nıiyokm·dit ve
bunımsonucu
gelişmişolan konjestif kalp ye-
tersizliği
/011/SI konuldu ve
yaiiŞimnallinCI giiniinde 40 mglgiin dozunda metilprednisolon
başlandi.Bu tedavi ile semptomlarmda
diizelnıebelirlendi. Koroner anjiyograft- de koroner arterler normal bulundu. Sol ventrikülograf ide anterolateral hipokinezi, apikal akinezi saptandi.
İkiay sonra
yapılankontrol ekokardiyografiele sol velllrikiil sis- tolik fonksiyonunun daha iyi
olduğu,pulmoner arter ba- smcmm
azaldıği.saptandi.
İdiopatik hipereozinofilik send-romlu bu hastada akli/
ağırmiyokardit
gelişmesinadir rastlanan bir
dunmı olduğuiçin sunulmasi
uygwıbulun-
muştur. Tiirk Kardiyol Dem Arş
2002; 30: 265-268
Anahtar kelime/er: Hip ereozinofilik sendrom, ak/ll
nıiyokm·dit, koroner arter
hastalığıİdiopatik hipereozinofilik sendrom (1-ffiS)
kemik ili-
ğinin devamlı olarak eozinofil ürettiği lökoprolifera- tif bir hastalıktır. Bu hastalığın tanısında
spesifik bir
Alındığı tarih: 6 Kasım 2001, revizyon 11 Şubat 2002
Yazışına adresi: Prof. Dr. Ercüınenı Yılmaz, Dr. Erkin cad.
Karaman.sokak Sağlık apt. no: 2/13 M~zharbey 81300 Kadıköy
Istanbul Iş Tel: 0212-5340000 (2638) Iş Faks: 0212 5340768 e-posta: [email protected]
XVII. Ulusal Kardiyoloji Kongresi'nde poster olarak (P 273)
sunulmuştur.
test yoktur; tanı
genell ikle 3 kriterin
varlığıile ko- nur; a) 6 aydan daha fazla süre
varolan 1500/mm
3de
n fazla eozinofili, b)
parasitİk infeksiyonlar, aller-jik durumlar gibi
diğereoz
inofiliyapan nedenlerin
olmaması,c) Bir veya birden fazla organ tutulumu
(1). Hipereozinofilik
sendromlu
hastalarınmortalite ve morbiditesini belirleyen en önemli faktör kalbin
tutulmasıdır.
Kardiak tutulum HES'
lu vakaların%50-70'inde görülmektedir (!) ve
sıklıklaendomyo- kardiyal fibrozise
bağlırestriktif
kardiyomyopati şeklindeortaya
çıkmaktadır (2), Kliniğimizea
kutağır
miyokardit ve ciddi konjestif kalp
yetersizliğitablosu içinde başvuran HES'lu bir hastanın
sunul -
ması uygun bulunmuştur.
OLGU
Son bir yıldır ataklar halinde halinde gelen öksürük, nefes
darlığı şikayeti bulunan 48 yaşındaki kadın hasta
(BA,
protokolnunıaras1:
1629!2000)
Ocak 2000'de Göğüs Has-talıkları polikliniğimize başvurmuş. Yapılan tetkiklerinde
akciğer radyografisinde sol akciğer bazalinde infiltrasyon;
bilgisayarlı toraks tomografik incelemesinde sol akciğer
alt lobda 4.5x3.5 cm boyutunda sekestrasyon veya kistik
bronşekıazi ile uyumlu olabilecek tezyon saptanmış. Baş
vuru sırasındaki kan sayıınında lökosit 8540/mm\ eozino- fil 1 620/mmJ bulunmuş, çekilen elektrokardiyograını
(EKG) tamamen normalıniş. Bu tetkikler sonucunda bron-
şiyat astım tanısı konularak bronkodilatör tedavi başlan
mış. Tedaviye rağmen nefes darlığı ataklarının sıkiaşması
üzerine Haziran 2000'de yeniden değerlendirilen hastanın
kan sayımında lökosit 12600 /mm\ eozinofil 3400/mın3 bulunmuş; akciğer radyografisi ve bilgisayarlı toraks to- mografisinde ise aynı bulguların devam ettiği saptanmış.
Hastaya yapılan bronkoskopik incelemede endobronşiyal
tezyon saptanmamış ve bronş lavajının sitotojik inceleme- sinde de bir özellik bulunmamış. Sol alt lobdaki lezyonun
astım ataklarını sıklaştırdığı düşüncesiyle Ağustos 2000'de hastaya sol alt lobektomi yapılmış; lobektomi piyesinin patolojik incelemesinde intralober sekestrasyon bulguları
elde edilmiş.
Operasyon sonrası bronşiyat astım için kullandığı ilaçlara devam eden hastanın bir ay sonra ani olarak başlayan efor- la ilişkisiz, retrosternal bölgeye yayılımı olan epigastrik
ağrı, bulantı ve kanlı balgam çıkarma şikayetleri olmuş ve bu şikayetleri 6 gün süren hasta nefes darlığının daha da
artması üzerine hastanemiz iç hastalıkları acil servisine
Ttirk Kardiyol Dem Arş 2002; 30:265-268
8.09.2000 tarihinde başvurdu. Fizik muayenesinde ortop- neik ve taşipneik olduğu gözlenen hastanın arteriyel kan
basıncı 90/60 mmHg, nabız dakika sayısı 180 ve ritmikti.
Üçüncü ve dördüncü kalp sesi duyulmaktaydı, venöz dol-
gunluğu ve ağrılı hepatomegalisi mevcuttu; her iki akciğer
bazalinde solunum sesleri azalmıştı. Akciğer radyografi- sinde kardiyomegali, bilateral plevral effüzyon olduğu gö- rüldü. EKG'sinde sağ dal bloğu paterninde geniş ORS'li sürekli (180/dak) taşİkardi örneği mevcuttu. Ventriküler
taşikardi olabileceği düşünüldü (Şekil 1). Troponin T dü- zeyi 2 ng/ml nin üzerindeydi, CK-MB telkiki normal sınır
larda, LDH düzeyi normalden 2 kat yüksekti. Kan sayı ınında lökosit 19500/mmJ, eozinofil 11920/mmJ bulundu.
Lidokain perfüzyonu başlandıktan 15 dakika sonra taşikar
disi sonianan ve sinus ritınine dönen hastanın çekilen kontrol EKG de sinus taşikardisi ( 130/dakika) ve sağ dal
bloğu olduğu tespit edildi (Şekil 2). Kalb hızı yavaşladık
tan sonra sağ dal bloku düzeldi. Üç EKG birlikte değerlen
dirildiğinde geniş ORS'Ii taşikardinin sağ dal blok! u supra- ventriküler taşikardi olduğuna karar verildi. Yatışının al-
tıncı gününde çekilen EKG de sağ dal bloğunun kayboldu-
ğu, V 1 ve V2 derivasyon larında patolojik Q dalgasının yerleşmiş olduğu; ayrıca prekordiyal deri vasyonlarda da R dalga progresyonunun azalmış olduğu tespit edildi (Şekil
3). Ekokardiyografik incelemede anterior duvarda ağır hi- pokinezi, apikal akinezi, orta derecede sol venırikül sisto- lik disfonksiyonu (Ejeksiyon fraksiyonu %44), 2 (+) mitral
yetersizliği, hafif perikardiyal effüzyon ve ciddi pulmoner hipertansiyon (Pulmoner arter basıncı 63 mmHg) saptandı.
Hastaya konjestif kalp yetersizliği tanısı konularak aspirin, heparin, nitrogliserin, furosemid, losartan ve digoksin te- davisi başlandı. Ayıncı tanı açısından yaptırılan akciğer
ventilasyon/perfüzyon sintigrafisinde pulmoner emboli
açısından düşük olasılıklı sonuc elde edildi.
Ayıncı tanı açısından parazilik infeksiyenlara ve kollajen doku hastalıkianna yönelik yapılan bütün testler negatif sonuç verdi. Periferik kandan yayma preparaııaki eozino-
filler olgun görünümdeydi. Hastanııı genel durumunun kö- tü olması nedeniyle kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi
yapılmadı. Hcınogram kontrollerinde eozinofi I sayısı
14400/mmJ düzeyine kadar yükseldi. Hemaıoloji ve göğüs hastalıkları konsülıasyonu yapıldıktan sonra idiopatik hi- pereozinofilik sendroma bağlı akut ağır miyokardit ve bu- nun sonucu gelişmiş olan konjestif kalp yetersizliği tanısı
konulan hastaya yatışının altıncı gününde metilprednisolon 40 mg/gün dozunda tedaviye eklendi. Günlük hemogram kontrollerinde eozinofil düzeyleri hızla düşmeyc başlayan hastanın sıeroid tedavisinin beşinci günü eozinofil düzeyi 680 /mm3 bulundu. Steroid tedavi ile birlikte hastanın semptomlarında da belirgin düzclıne oldu. On gün içinde
taşikardisi düzeldi, üçüncü kalp sesi kayboldu. Konjestif kalp yetersizliği tam olarak kontrol altına alındıktan sonra servisimizeya ı ışının yirminci gününde hemodinamik ince- leme yapıldı. Koroner anjiyografide koroner arıerler nor- mal bulundu, sol ventrikülografide anıerolateral hipokine- zi, apikal akinezi saptandı. Sol venırikül diastol sonu ba-
sıncı 20 mmHg ve ejeksiyon fraksiyonu %40 bulundu. Ya-
ıışının yirmiikinci günü hastaneden çıkarılan hastanın al-
mış olduğu ınctilprednisolon dozu iki haftada bir 4 mg
azaltılmaya başlandı.
Ayaktan kontrole çağrılan hastanın iki ay sonra yapılan
kontrol ekokardiyografik incelemede sol ventrikül sistolik fonksiyonunun daha iyi olduğu (Ejeksiyon fraksiyonu
%45), pulmoner arter basıncınııı 47 mmHg ya düştüğü saptandı. Thalyum-20 1 ile yapılan dipiridamol mi yokard perfüzyon sintigrafisinde anterior ve inferolaıeral duvarlar- da stress fazında hipoperfüze olarak izlenen alanların rest görüntülerde dolduğu saptandı. Bu durum anterior ve infe- rolateral duvarlarda iskemi olarak değerlendirildi. Medikal tedavisine devam edilen hastanın kardiyoloji ve göğüs has-
talıkları poliklinikleri tarafından yapılan 3 ay aralıklı konı
rollerinde kalp yetersizliğinin kompanse durumda olduğu
ve nefes darlığı şikayetinin büyük oranda kaybolduğu tes- pit edildi.
Şekil 1. Acil serviste çekilen EKG'de 180/dak hızında sağ dal blok paıerni gösteren geniş ORS'Ii ıaşikardi
266
E. Yılmaz ve ark.: idiyopatik Hipereozinofilik Sendromlu Bir Hastada Gelişen Aklll Ağır Miyokardit
Şekil 2. Lidokain perfüzyonundan sonra sin us ritmine giren hastanın çekilen EKG'sinde sin us taşikardisi ve sağ dal bloğunun gelişmiş oldu-
ğu görülmektedir. Tüm derivasyonlarda geniş ORS'li taşikardi esnasında görülen ORS karligürasyonu ile aynı morfolojinin olması, taşikardi atağının sağ dal bloklu supraventriküler taşikardi olduğunu göstermektedir.
Şekil3. Hastanın yatışının altıncı gününde çekilen EKG'de sağ dal bloğunun kaybolduğu; V 1-V2 derivas yonlarında patolojik Q dalgalarının
ortaya çıktığı ve prekordiyal R dalga progresyonunun azaldığı görülmektedir.
TARTIŞMA
Etyolojiye
bakılmaksızın,belirgin derecede yüksel-
miş
eo zinofili
durumlarındakardiyak bozukluklar ortaya
çıkabilmektedir (3),Eozinofiller her türlü do- kuyu infiltre edebilmekle birlikte, e n
yoğuntutulu- rnun kalp te
olduğu gösterilmiştir.Kardiyak disfonk- siyon, özellikle HES'de, en önemli mortalite ve mor-
bidite nedenidir
(4).Organ infiltrasyon u sonucu deg- ranülasyon ile eozinofi llerden
salgılanan farklıpro- teolitik enzimler organ
hasarınayol açabilmektedir
(3).
Eozinofili ile
ilişkilikalp hasannda
sıklıklaorta-
ya
çıkantablo 3 evrede (nekrotik evre, trombotik ev-
re ve fibrotik evre) meydana gelen endomiyokardial
fibros ise
bağlı,kardiyomegali, kapak yet ersizlikleri,
Türk Kardiyol Dem Arş 2002; 30:265-268
kalp
yetersizliğigibi klinik
bulgularınön planda ol-
duğu
restriktif kardiyomyopatidir
(1),Dilate kardi- yomyopati
(5),asimetrik septal hipertrofi (6) ve kons- triktif perikardit
(7,8)daha nad ir görülen klinik tablo-
lardır.
Eozinofillerden
salgılanankimyasal maddele- rin sorumlu
tutulabileceğikoroner arter
vazospazmına
bağlıani
göğüs ağrısıve EKG
değişiklikleriile ortaya
çıkan"variant
angina"lıbir vaka
(9)ile miyo- kard infarktü
sü geçiren akut nekrotizaneozinofilik miyokarditli bir vaka
bildirilmiştir (10).Sunduğumuz
vakada 9
aydırbilinen ve herh angi bir nedenin tespit
edilemediğieozinofili sözkon usuydu_
Tanı
kriterlerine
uymasınedeniyle HES
tanısıkon- du, ancak kalp
yetersizliğive
taşiaritmi varlığınede- niyle gene l durumu
bozulmuşolan hastaya kemik
iliği
aspirasyonu ve biyopsis i
yapılmasıuygun bu-
lunmadı.
Eoz inofilinin %70'in üstüne
çıkması,nefes
darlığının artması
üzerine
steroid tedavisine vakit kaybetmeden
başlandı.Hasta koroner anj iyografiye
alındığında
steroid tedavisinin ondördüncü günün- deydi ve eozinofil
sayısınormal
değerlere düştüğüiçin endomiyokardiyal biyopsi
yapılmadı.Bu neden- lerle koroner arterleri tamamen normal bulunan va- kadaki patolojik s üreç kesin olarak
aydınlatılamamışoldu.
Yakamızdakitablonun hipereozinofilik send- rom seyrinde görülebi len akut
ağırmiyokard it komplikasyonu
sonucu gelişenkonjestif kalp yeter-
sizliği olduğu düşünüldü.
Sonuç olarak,
özgeçmişinde bronşiyal astım varlığı,kan
sayımında şiddetlieozinofilisi olan vakalarda, EKG
değişikliğiile birlikte akut
göğüs ağrısıortaya
çıktığında
akut nekrotizan miyokarditin
düşünülmesi gerektiğive koroner anjiyografi ile koroner arterie- rin normal
bulunmasıdurumunda
tanıyı doğrulamak amacıylaerken dönemde miyokard biopsisi
yapılma-268
sı gerektiği kanısına varılmıştır.
Tedavi edilmeyen
vakaların