• Sonuç bulunamadı

Küllük olan gülistan

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Küllük olan gülistan"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

50 Yıl önceki : 20

Küllük Olan Gülistan

eçen nüshada Tepebaşı Kışlık Tiyatrosunun es ki zamanından, fakat sadece binasından bahset - miştim. Bahçesi üzerine de birşeyler söylemeden, hâtı - ralarımı tazelemeden, öte yandaki komedi kısmına at­ lamak, haksızlık ve hâtıraya hürmetsizlik olur.

Bugün yeşil saha diye, aksine güdük hale konarak küçültülmüş, küllüğe çevril­ miş, ortasındaki harabeye uygunlaştırılmış bulunan bu bahçe eskiden, hem daha bü yüktü, hem daha ağaçlıklı, hem de epeyce bakımlı idi.

Edebiyatımızda da yeri olduğunu unutmıyalım: Ha- lid Ziyanın ilk meşhur ro­ mantik romanı (Mavi ve Siyah) o bahçenin lokanta kısmında verilen bir ziyafet le başladığı gibi, Hüseyin Cahidin modern teknikli, realist romanı (Hayâl İçin­ de) de aynı bahçeyi olduk­ ça canlı tasvirlerle anlatır.

Biz —yâni Fecriatîciler— Tepebaşı muhabbetini, yazı tarzları gibi onlardan benim semiştik. Hele Yakub Kadri ile ben, baş müdavimlerden idik. Maamafih içimizde, Küllük kahvesine giden de vardı. Tepebaşı, erkekle ka­ dının, tabiatiyle Iııristiyan kadınının birlikte oturup iç­ tiği, dönüp dolaştığı bir yer olduğundan dolayı hoşumu - za giderdi.

Peçesiz, çarşafsız, tayyör­ lü veya roblu, başlarında u-

zun iğnelerle tutturulmuş

çiçekli, kordelâlı hasır şap - kalar, Fransızca romanlarda resimlerini seyredip, tasvir­ lerini okuduğumuz cinsten kadınları, toplu halde orada bulurduk; kendimizi keen - ne Avrupanın bir köşesinde tahayyül ederdik.

Hele İstanbul tarafından gelenler için öyle bir muhit değişikliği ki, en aşağı Atina veya Bükreş’e seyahat gibi bir şey!. Ötede «ksam ezan­ ları okunup, sokaklarda el etek çekilirken ve şehir

ka-Yazan :

Refik Halid Karay

ranlığa gömülürken, burada bahçeye hayat ve hareket dolar, ışıklar yanar, orkestra çalar, kadeh tokuşturulur, randevular alınır, gece pro - gramları kararlaştırılırdı.

Bizim nesilden evvelkiler, hattâ daha öncekiler zama - nında da Tepebaşı bahçesi, en rağbette ve en kibar eğ­ lence, yemek ve içki yerle - rinden biri olmuştu. Etrafı yüksek demir parmaklıklar la fırdolayı çevrili idi; zira girmek için 1 kuruşluk du - huliye bileti almak lâzımge- lirdi. Belediye geliri!.

Belediye malı olduğundan dır ki, bizim nesil orada iki Şehreminine de rastlardı:

Önceleri Ridvan Paşa, is - tibdadın son yıllarında da Reşit Paşa. Birincisini pek az hatırlarım, çocukken... Göztepe’de vurup öldürmüş lerdi. İkincisi, Hürriyetin i- lânı sırasında epeyce taşkın lıklara uğradı, sürgünleri boyladı, fakat ömrü vefâ et­ ti, mütareke devrinde bir a- ralık Dahiliye Nazırlığı bile etti!.

Bu yakışıklı Paşa Carmen operasını severdi, mızıka, sı rası gelmeden birdenbire o- nu çalmağa başladı mı, an - lardık ki Şehremini bahçe­ yi teşrif buyurmuş. Tuhafı şu idi ki, Paşa, eserin beste­ sini kendisi yapmışçasma:

— Bizim Carmen’i çalıyor lar.

Der, hoşlanırmış; öyle an­ latırlardı. Abdülhamid rica­ linden çoğu, küçücük şeyler den hoşlanan hoş, çocuksu insanlardı.. Bahçenin asıl şöhretini sağlayan bir de­ virde, müziği idi. Evvelâ

Bahriye Miralaylarından,

ecnebi aslından Lange Be - yin —ufaktefek, üniformalı ve harmanı giymiş bir zat— idare ettiği bando mızıka, o­

rasını Viyana’nm bir köşe - sine çevirir, öyle bir müzik havası verirdi. Sonra orkes­ tra şefliğinde yine Bahriye Miralayı Zati Bey bulundu ki, asıl bu sanatkâr, bilhas­ sa ecnebi muhite parmak ı- sırtırdı.

Vakta ki Meşrutiyete eriş tik, yeni yeni rical peyda ol du, bu sefer de bahçeye on­ lar devama başladı. Şeyhül­ islâm olmadan evvel Hayri Efendi bile gelirdi. Kendisi ni birkaç defa Talât Paşa — henüz Beydi— ce mebus Ka rasu Efendi ile birlikte ora­ da görmüştüm. Şimdi ismi, cismi ve oynadığı mühim rolleri unutulan bu Selânik­ li Musevi, bir aralık, dahilî siyasetin esrarlı bir kutbu i- di. Sultan Hamide hal’ ka - rarım bildirecek heyete onu da sokmuşlardı. İyi bir a - dam mıydı, kötü mü, fena şeyler mi yaptı, iyi şeyler mi? Anlayamadık gitti. Şu var ki, rivayete göre, padi - şah, heyette bulunmasından ötürü, azamî derecede üzül­ müştü; zira ârına gitmişti.

Bahçe yeri için kimi, vak­ tiyle mezarlık olduğunu söy ler; kimi bir tepenin başı! Ne zaman bahçe haline geti

rildi? bilmiyoruz. Ancak

meşhur Beyoğlu yangınında oraya harikzedelcr için ça­ dırlar kurulduğuna göre, geniş bir arsa olması icabe- diyor.

Ne yazık ki bir şehir tari­ himiz yok. Hoş, henüz tam mânasiyle bir şehir de yok ya!.

Tepebaşı bahçesinin key - fini önce Balkan Harbi ka - çırdı; Birinci Dünya Harbin de büsbütün söndü. Mütare­ kede canlanamadı; Cumhu - riyette mahud bar münase - betiyle bir an parladıktan sonra, bizler için tatlı bir hâ tıradan ibaret kaldı. Sîzler için ise ne bahçedir, ne yeşil saha. Acı veya tatlı tek hâ­ tıra bırakmıyan bir küllük. Halbuki bir insan gülistanı idi.

Referanslar

Benzer Belgeler

Öncesinde güvenlik kameralarına yansıyan bin- lerce hırsızlık görüntüsünü inceleyen yapay zekâ, hır- sızların davranışlarında sıradan insanların fark etmek-

Bunda asarı atiqaya ehemmiyet vermekte geç kaldığımızı, hatta bundan bir kaç sene evvel Qibnstaki bir Amerika konsoliunun oradan bir müze dolduracak kadar asarı

Böylece hem bölge halkının durumundan haberdar olarak gizli gizli eski dinlerini yaşamalarını engelleyecek, hem de Müslüman Araplar vasıtasıyla onların Đslamiyet’i

Sonuç olarak başta sorulan soruya geri dönüp, konuyu toparlayacak olursak; geçtiğimiz haftalarda bu sayfalarda tartıştığımız gibi ortada sosyal medya

Sonuç olarak, çalışmaya katılan öğretmenlerin danışman ve eğitimci rollerine, inme risk faktörlerine sahip olmalarına ve inme için riskli yaş

Tuba auditiva ve cavum tympani birinci yutak kavsinin endoderminden bilateral olarak gelişen evaginasyonlarla meydana gelir.. Birinci yutak kavsi mezenşiminden ise çene

Şebeke borucuklarının geri kalan kısmı ise intra hepatik safra kanallarını, duodenum divertkülünden ayrılan ve borucuklar şebekesinin başlangıcı olan ilk kol da

Cloaca zarının rectum karşısındaki kısmı anüs zarı , sinus ürogenitalis karşısındaki kısmı ürogenital zar (membrana ürogenitalis) olarak isimlendirilir..