' ) O G % ^ L
-LL
D A H İ Ş A İ R İ N !
Varol Lüsyen, tavaf et ey nur !,¿dediği karısı
Bayan Lüsyen’ kendi kalemile
A B D U LH A K
HÂMİDi yazıyor
13 Nisam» P erşem b e
gü n ti b a ş ltv a ra k
VAKİT gazetesin
de okuyacaksınız
Bundan tam ye d i yıl evvel, büyük Türk şairi A b d u lh a k Hâm ıri Tarhan d ü nya h a ya tın a gö zle rin i k ap a d ı. O gü n d e n b u gü n e kaçlar, A b d u lh a k H â m id için bir çok şeyler ya zıld ı; fa k a t asıl A b d u ilıa k H â m id h â lâ ya zılm a d ı, bir çok cepheleri, o ld u k ça ya k ın la rın a oile k ap alıdır. H ayır, b öyle söylem iyelim . Fakat g e re k e d e b iya t tarihi miz, g e re k cem iyet tarihim iz b a k ım ın d a n bu çok mühim sim a etra fın d a söylenen sözler, o n a atfedilen m enkıbelerin ç o ğ u hakikate uym az. O n u n eserini a n la m a k ve lâyıkile izah e d ip d e ğ e rle n d ire
bilm ek için hayatının, karakterinin hususî cepheleri ü ze rind e tam bir vukuf sa h ib i olm ak şarttır.
işte V a k it gazetesi, size bunu »emin edecektir. V e b unu A b d u l h a k H â m id in en yakın, en se vd iğ i y a d ig â rın ın , ha ya tının so n yirm i beş yılı b e ra b e r geçm iş ola n refikası B a y a n Lüsyen T a rh a n ’ın ke n d i kalem ile temin edecektir.
Lüsyen T a rh a n ’ın A b d u lh a k H â m id h a k k ın d a k î h a tıraları k ıy metli bir vesika, d eğ e rli bir izah ve tefsir o ld u ğ u k a d a r zevkte o k u n a ca k bir ha ya t hikâye sid ir.
B a ya n Lüsyen hayatını Türk e d e b iyatının d â h î bir v a r lığ ın a v a k f etmişti; şim di de H â m id i ta v a f ede n bir nur o la ra k hâtıralarını Türk e d e b iya tın a tevdi ediyor. B a ya n Lüsyenin müm taz üslûbu şim d iye k a d a r intişar etmiş F ra n sızc a eserlerini o k u ya n la rın meçhulü d e ğ il dir. Şim d i d e onu kendi g ö z ü n d e n ge çm iş b ir Türkçe ile b üyük Hâ» m id ’in d evam ı g ib i ta n ıy a c a k la rın a eminiz.
.kak
midse dair hatıralar
Biiyük şairin hususî hayatından şimdiye kadar neşredilmemiş resimler ('ism en Avrupada, kısmen İslanbvlda edilmiş bu resimler hakkında
tefrikalarımızda ayrıca izahat verilecek) .
1 13 Nisan Perşembe gCinû VAKİT gazetesinde başlıyor
(Hatıralardan b:r parça)
S a k ın fikilerim e h e rh a n gi bir b a ş- kasın ıkin d e n fa z la d e ğ e r verdiğim s a nılm asın. Elbette d iğ e r b azıların fn s a n ’at, e d e b iva f ve ya ve sik a la ra d a ya n m a k b a k ım la rın d a n d a h a fa zla kıymet vardır. Fakat ne y a p s a la r bu sahife le re k o y m a ğ a ça lışa ca ğım e d a yı bulam azlar. Zira b a şk a h e rh a n gi biri A b d u lh a k h a m id b a h sin d e benim k a d a r y a k ın , benim k a d a r işin için d e değillir. Kuvvetli ve sikaları elm ide bulunan “ mazi,, ve sa hip o la m a m ış lardır. O n su z vollarını şaşırırlar ve ya hiç d e ğ ilse bilm edikleri bir ülkede d o laşır gib i yanılırlar; çok kere tabirlere
va rın c a y a k a d a r karıştırırlar; H a m id a - ne tavır ve hareketleri o n a y a k ıştı ram azlar, ki, tek b a şın a bu m eziyet yüzünd en o tavır ve hareketlerin H a - m id ’e aidiyetlerini kabul güçleşir, h e le tefsir tehlikeli bir hâle gelir.
Bazı b ü y ü k a d a m la rın a ksine ve bu sebepten n a d ir d e h a la ra ya kın o- la ra k A b d u lh a k h a m id ’in eseri h a ya iile meşrut değildir. Bu m evzud a d erinleş miş tetkikler y a p m a d a n , m ütahassis o lm a d a n H a m id 'in felsefesine va rm a k im kânsızdır. Bu a d a m b izd e n o d e re ce büyüktür kî, b a m b a şk a d ır. H e rke se kabili tatbik ola n ölçülerin uygun ge le m iye ce ğ i k a d a r d e ğ işik nisbetler- de..
İstanbula ilk geldikleri zam ana ait bir hâtıra
(Hatıralardan bir parça)
. . . İlk defa, ra stlad ığım ız o a k şam nasıl ge çti?. Şim d i tekrar ke n d i mizi b ir salonun köşesine yerleşm iş görüyorum . Y o ru lm a d a n , ad e tâ ke n d i m izden g e çe re k ge v e ze lik ediyoruz. A r a sıra ehem m iyetsiz bir suale ce v a p verm ek m ecburiyetile ayrılıyor, fa k a t ç a b u c a k buluşuyoruz ve o za - m an d a h a iyi b a ş b a ş a kalabiliyoruz. Sa n k i bir seven bizi çe kiyo r ve b irb i rim izden a yırm a k için ge re kli cehd ve g a y re t d a h a şim d id e n b ize pek m ua z zam gö rünüyor.
Biri, elbisem in ta h a f re ngine tel mih e dince ( o d e vird e siya h hemen d aim a yaşlı k a d ın la rc a giyilirdi) A b
-d ü lh a kh a m i-d itiraz etti. A la c a b u la ca giyinm iş olan ge n ç a rk a d a şla rım d a n ayırsın d iye bu rengi seçtiğim i sö y le dim. O za m a n çiçe ğin renksizliğin rengi old u ğ u için siya hı se vd iğ in i söyledi.
— Siyahı, sizi siyahlı gö re c e ğ im i önce de n se zinle diğim için severim.
— Siya h, matem rengi d e ğ ilm id ir ya ?..
— Telâkkiye b a ğ lı; b azı milletler de matem re ngi b e ya zd ır.
— Y a Türklerce?..
— B izde matem yoktur. Hiç o lm a z sa belli edilm ez. Kalp te saklanır. D ı şa rıya hiç birşey oksetm ez. İnsanın k end inde siyah örtü oluşu, üstünde o- luşundan beterdir.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi