• Sonuç bulunamadı

View of Korunan Alanlar, Ekolojik İşlevleri ve Geleceğe Yönelik Tahminler

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "View of Korunan Alanlar, Ekolojik İşlevleri ve Geleceğe Yönelik Tahminler"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Özet

Biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülmesinde, ekolojik döngünün sağlanmasında ve toplumların refah düzeylerinin artırılmasında korunan alanlar çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlamda temiz su, gıda, temiz hava ve sağlık gibi yaşamsal unsurların devamlılığının sağlanması açısından korunan alanların gerekliliği tartışılamaz. Bu çerçevede Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN), korunan alanları “doğayla birlikte ekosistem hizmetlerinin ve kültürel değerlerin uzun dönem korunmasını sağlamak için yasa veya diğer etkili araçlarca tanımlanmış, ayrılmış ve yönetilen coğrafi alandır.’ şeklinde tanımlamaktadır. Ülkemizde korunan alanlar 6831 sayılı orman kanunu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ve 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında değerlendirilmektedir.

Korunan alanların varlıklarının devam ettirilmesi yasa ile güvence altına alınmışsa da bazı kriterleri dikkate alarak kestirimler yapılmalı, gelecekte korunan alanların durumu analiz edilmeli ve ekolojik işlevlerinin sürdürülmesine yönelik değerlendirmeler yapılmalıdır. Çalışmada ülkemizde korunan alan miktarının 1958-2010 yılları arasındaki değişimi üzerinde, nüfus, okuma yazma bilen kişi sayısı, orman alanı miktarı ve cari üretici fiyatlarıyla kişi başına GSMH ($) gibi değişkenlerin etkileri araştırılmıştır. Bağımsız değişkenler regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Sözü edilen sayısal analizlere ek olarak ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanan gelişmeler de ele alınmış ve ülkemizde korunan alan miktarı, korunan alanların gelecekteki durumu ve ekolojik işlevler konusundaki gelişmeler değerlendirilmiştir.

Sayısal analizler sonucunda, belirlenen değişkenlerin korunan alan miktarını 1958-2004 dönemi için %94,7 ve 2005-2010 dönemi için %98,7 oranında etkilediği ortaya konmuştur. Ayrıca, nüfusun artması ile korunan alan miktarının azalacağı, ancak okuma yazma bilen kişi sayısının, orman alanı miktarı ve GSMH’nin artması ile korunan alan miktarının artacağı belirlenmiştir. Dolayısı ile gerek ulusal gerekse uluslararası süreçler de dikkate alındığında Türkiye’nin gelecekte korunan alan miktarında bir artış olacağı öngörülmektedir. Korunan alan miktarının artması ekolojik dengenin devamlılığı, sürdürülebilir kaynak yönetiminin sağlanması, biyolojik çeşitliliğin korunması ve toplumun bu kaynaklardan beklentilerinin karşılanmasında olumlu katkılar sağlayacaktır.

Protected Areas, Ecologic Functions and Predictions towards Future

Abstract

Protected areas play important roles in terms of protecting and sustaining biodiversity, maintaining ecological cycle and increasing societies’ level of welfare. Thus, protected areas have undoubtedly essential functions regarding sustainability of vital elements of life like clean water, food security, clean air and health. International Union for Conservation of Nature (IUCN) define protected area as “a clearly defined geographical space, recognized, dedicated and managed, through legal or other effective means, to achieve the long-term conservation of nature with associated ecosystem services and cultural values”. Protected area related issues are evaluated in the context of Forest Law (No: 6831), National Parks Law (No: 2873) and Environment Law (No: 2872) in Turkey.

Although the sustainability of protected areas’ existence is assured by the laws it essential to analyze the future of protected areas, make related projections and evaluate the sustainability of their ecological functions. In this paper, the effects of the selected variables like population, number of literacy, forest area, on the change of protected area amount between 1958 and 2010 years are investigated. The effects of independent variables are evaluated by regression analysis. Except the quantative analysis, the developments in national and international levels, the amount of protected areas, the future of protected areas and the developments related their ecological functions are considered.

The findings showed that the determined variables have 94.7 % effect on protected area in 1958-2004 and 98.7 % effect on protected area in 2005-2010 amounts. Furthermore, it was found out that by the increment of population the protected area amount will decrease but by the increment of number of literacy, forest area and gross national products this amount will also increase. In the light of these findings and also national and international trends it is forecasted that the amount of protected areas will increase. Thus the increment of protected areas make contributions in terms of continuity of ecological balance, maintaining sustainable natural resources management, protecting biological diversity and meeting the demands of society on these resources.

Korunan Alanlar, Ekolojik İşlevleri ve Geleceğe Yönelik Tahminler

Hasan Tezcan YILDIRIM1 Seçil YURDAKUL EROL1

1

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Ormancılık Politikası ve Yönetimi Anabilim Dalı, İstanbul

*Corresponding author: E-mail: [email protected]

(2)

GİRİŞ

Yer yüzeyindeki ekosistemler, yanlış ve aşırı kullanım, nüfus artışı, toplumsal gelir düzeylerinin artması ve endüstrileşme ile birlikte büyük bir tehditle karşı karşıyadır. Bu tehditlerin başında doğal yaşam ortamlarının bozulması biyolojik çeşitliliğin azalması ve sürdürülebilirliğin sağlanamaması gelmektedir. Ayrıca gerçekleştirilen birçok araştırma sonucunda yapılan tahminlerde geçmişte olduğundan daha fazla bir hızla canlı türlerinin kaybolma tehlikesi bulunduğu ortaya çıkmaktadır (Hepcan, 1995; Yüksek ve ark., 2008; Akten ve ark., 2009; Alptekin ve ark., 2010; Güneş, 2011). Belirtilen belli başlı tehditlerle mücadelede, doğal ve kültürel kaynakların korunmasında, biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde orman kaynaklarının ürettiği hizmetler ve ormancılık etkinlikleri önemli bir rol oynamaktadır (Hepcan ve Güney, 1996). Belirtilen çerçevede ormancılık etkinlikleri ile birlikte korunan alanların varlığı ve yönetimi de giderek daha kritik bir işleve sahip olmaktadır.

Günümüzde korunan alanlar uluslararası ve ulusal doğa koruma çabalarının en önemli unsurlarından biridir. Yasal-yönetsel araçlar ve insan kullanımlarına getirilen sınırlamalar sayesinde korunan alanlar doğal ve kültürel kaynakların, biyolojik çeşitliliğin korunmasında yaşamsal işlev görmektedir. Anlaşılacağı üzere korunan alanlar çevresel-ekolojik, sosyo-ekonomik ve kültürel işlevlerini ancak etkili bir şekilde yönetildiklerinde yerine getirebilir (Kuvan, 2005). Bu çerçevede korunan alanların yaşamsal işlevlerinin korunmasının en etkili yolunun, ulusal düzeyde bir korunan alan sisteminin oluşturulması ve bu sistemin etkin yönetiminden geçeceği görülmektedir (Akesen, 1984; Ekizoğlu ve Kuvan, 2010).

Dünyadaki korunan alanlar, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya ve etkilerine uyum göstermeye yardım etmektedir. Korunan alanlar, karasal karbonun yüzde 15’ini tutmakta ve afetleri azaltma, temiz su tedariki, gıda ve insan sağlığını koruma gibi ekosistem hizmetleri sağlamaktadır. Ayrıca korunan alanlar, arazi kullanım planlaması ve ulusal koruma ve kalkınma politikaları ile yakından ilişkili olup, biyolojik çeşitliliğin korunması yanında kaynak niteliklerine uygun olarak sosyo-ekonomik gereksinmelerin karşılanması işleviyle sürdürülebilirliğin sağlanması açısından da yaşamsal öneme sahiptir (Kuvan, 2001; Akesen, 2010). Söz konusu hizmetlerin oluşmasında pek çok ekosistem rol oynamaktadır. Ancak korunan alanlar, diğer doğal ekosistem yönetim yaklaşımlarına göre, yasalar ve yönetişim açısından daha açık özelliklere sahiptir. Ayrıca sahip oldukları kapasite ve toplum üzerindeki etki bakımından da diğer doğal ekosistemlere göre birçok üstünlüklere sahiptir (Carey ve ark., 2000; Dudley ve ark., 2010). Bu anlamda Kuvan (2011) uluslararası ve ulusal düzeyde biyolojik çeşitliliği koruma politikalarının geliştirilmesini ve korunan alanlara yönelik alınan kararların öncelik kazanmasını, konuya verilen önemin artması açısından

önemli bir gösterge olarak nitelendirmektedir. Bu paralelde biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir yönetimi, ile ekolojik döngünün sağlanması ve toplumun refah düzeyinin artırılmasına yönelik özellikle ormanlık alanlardaki korunan alanların etkinliği tüm uluslar tarafından benimsenmiş ve konu öncelik kazanmıştır.

Korunan alanların uluslararası-ulusal-bölgesel koruma stratejilerinin köşe taşları olarak kabul edilmektedir (Kuvan, 2011). Çünkü korunan alanlar dünyanın doğal evriminin sürekliliğinde yaşamsal öneme sahiptir. Risk ve tehlike altındaki tür ve ekosistemlerin etkin önlemlerle korunan alan statüsüne kavuşturulması ve biyolojik çeşitliliğin korunması, insan yaşamının sürmesi ve insan gereksinimlerinin karşılanması açısından da bir zorunluluktur.

Korunan alanlar çevresel ve ekolojik işlevleri yanında sosyal ve ekonomik işlevleri açısından da çok önemli rol oynamaktadır. Bugün dünyanın birçok bölgesinde geleneksel olarak yöre halkları korunan alanlarla iç içe yaşamlarını sürdürmektedir. Bu kesimler korunan alanların toprak ve suyu koruma, iklim üzerinde olumlu etkiler yapma, şifalı bitkiler içerme gibi işlevlerinden doğrudan yararlandığı gibi, ekoturizm gibi etkinliklerle de ekonomik olarak yararlanmaktadır.

Bu anlayış ile birlikte modern korunan alan yaklaşımı, 19. yüzyılda Avusturalya, Kanada, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve ABD’nde gelişmiştir. Ancak 20. yüzyılda özellikle Avrupa ve tüm dünyaya yayılmıştır. Bunun sonucu olarak korunan alan sayısında önemli bir artış görülmüştür (Geray ve Akesen, 2001; Kuvan, 2011).

Ülkemizde korunan alanlar 6831 sayılı orman kanunu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu ve 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında değerlendirilmektedir. Kuvan (2011) korunan alanları; bulundukları alan, ilgili oldukları kanun ve sözü edilen alandan sorumlu bakanlıklar açısından ayırmış ve bu ayrımlar Tablo 1’de gösterilmiştir.

Yukarıda sıralanan korunan alanlara ek olarak uluslararası statüde olan korunan alanlar da bulunmaktadır. Bunlar; uluslararası öneme sahip sulak alanlar, dünya miras alanları, biyosfer ve biyogenetik rezervler vb şeklinde sıralanmaktadır. Belirtilen korunan alan kategorinin ülkemizde bulunmasının yanı sıra dünyada korunan alanlarla ilgili uygulama ve politikalar açısından çok uzun yıllardan bu yana geliştirilen anlayış ve yaklaşımların etkilerinin Türkiye'de çok daha gecikmeli ortaya çıktığı belirtilebilir. Türkiye'de ilk milli park dünyadaki ilk uygulama örneğinden 86 yıl sonra 1958 yılında kurulmuştur. Milli parklara eşdeğer korunan alanların kurulmasında da gecikme yaşanmış, ilk doğa parkı 1988 yılında kurulmuştur (Kuvan, 2011). Bugün ülkemiz kamuoyunda milli park ve diğer korunan alanların tanımı, işlevi ve öneminin anlaşılamaması ya da eksik anlaşılmasında bu gecikmenin payı büyüktür.

Tablo 1. Türkiye’de korunan alanların yasal ve yönetsel durumu

Koruna alanlar Bulunduğu alan Kanun kapsamı Sorumlu bakanlık

Milli Parklar

Orman rejimi içinde 2873

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Tabiat Parkları

Tabiat Anıtları

Tabiatı Koruma Alanları

Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme

Sahaları* Orman rejimi içinde 4915

Sit Alanları Orman rejimi dışında 2863 Kültür ve Turizm Bakanlığı

Özel Çevre Koruma Bölgeleri Orman rejimi dışında 2872 Orman ve Su İşleri Bakanlığı

(3)

Türkiye’de, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren artan kamuoyu ilgisi ve uluslararası işbirliğinin bir sonucu olarak doğa koruma alanında önemli çalışmalar yürütülmüştür. Beş Yıllık Kalkınma Planları, Türkiye Ulusal Ormancılık Programı ve Stratejisi gibi sektörel düzeyde yürütülen çalışmalar, Ulusal Çevre Stratejisi ve Eylem Planı, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı, Çölleşme ile Mücadele Ulusal Eylem Planı (Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi kapsamında), Bitki Genetik Çeşitliliğinin Yerinde Korunması Ulusal Planı, ulusal ve uluslararası projeler (Dünya Bankasının desteklediği Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetim Projesi-GEF II, Avrupa Birliğinin desteklediği Tehdit Altındaki Bitki Türlerinin Bulundukları Ekosistemlerin Korunması ve Yönetimi Projesi-LIFE ve Türkiye için Çevre Alanında Kapasite Geliştirilmesi Projesi gibi)” ve AB uyum sürecinde yürütülen çalışmalar (AB kuş ve habitat direktifleri kapsamındaki özel koruma alanlarının oluşturduğu Natura 2000 korunan alanlar ağına yönelik çalışmalar ve doğa korumayla ilgili diğer yasal düzenlemeler-kurumsal işbirliği çalışmaları) bu alandaki önemli adımlardır (Yurdakul Erol ve ark., 2011).

MATERYAL VE METOT

Çalışmanın temel materyallerini Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından korunan alanlara yönelik yayımlanan sayısal ve sözel bilgiler ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) veri tabanından elde edilen istatistiki veriler oluşturmaktadır. Yine internet ortamında konu ile ilgili çeşitli dokümanlar incelenmiştir.

Korunan alanların ilan edilmesinden korunmasına kadar geçen tüm süreçlerin içerisinde, gerek kullanıcı gerekse yönetici durumunda olan temel unsur insandır. İnsan nüfusunun her geçen gün arttığı dünyamızda “insana rağmen” anlayışının korunan alanların lehine bir durum ortaya çıkarmadığı yaşanan süreçlerden anlaşılmıştır. Dolayısıyla insan faktörü korunan alanların devamlığı açısından önemli bir faktördür. Diğer yandan geçmişte insanların korunan alanlara yönelik bilinç düzeyleri ile günümüzdeki bilinç düzeyleri arasında da önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bunun en önemli kanıtı ise her ne kadar tam anlamıyla açıklamasa da okuryazarlık olarak kabul edilmekte, bir konuya ilişkin bilinç düzeyinin göstergelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aynı şekilde insanların gelir düzeyleri her ekonomik faaliyette olduğu gibi doğal kaynakların kullanımında da önemli bir faktördür.

Ayrıca korunan alanlar ağırlıklı olarak ormanlık alanlarda bulunmaktadır. Ormanlar doğal alanlar içerinde bu açıdan büyük bir öneme sahiptir ve varlıkları korunan alanlar için önemli bir faktördür.

Bu amaç doğrultusunda bağımlı değişken olan korunan alan miktarını (KORU) etkileyeceği düşünülen bağımsız değişkenler olarak; nüfus (NFS), okuma-yazma bilen kişi sayısı (OKUYAZ), orman alanı miktarı (ORMAN) ve Cari Üretici Fiyatlarıyla Kişi Başına Dolar Bazında Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) belirlenmiştir. Belirlenen bağımsız değişkenler yardımı ile öncelikle sözü edilen değişkenlerin yıllara göre değişiminin nasıl olduğu araştırılmıştır.

Değişkenlerin basit ve çoklu regresyon analizine alınmadan önce güvenilirlikleri test edilmiştir. Bu amaçla değişkenlere güvenilirlik analizi uygulanmıştır. Güvenilirlik analizi sahip olduğumuz verilerin güvenilir olup olmadığını

test etmemize yaramaktadır. Kalaycı (2006) ve Şencan (2005) güvenilirlik kavramının yapılan her ölçüm için gerekli olduğunu ve kullanılan ölçeğin ilgilenen konuyu ne ölçüde karşılandığının vurgulanması açısından önemli olduğunu belirtmiştir. Ayrıca güvenilirliğin elde edilen ölçümler üzerine yapılan yorumlar ve daha sonra ortaya çıkabilecek analizler için temel teşkil ettiği belirtilmektedir. Çalışmada güvenilirlik analizi modellerinden Alfa Modeli (α) kullanılmıştır. Kalaycı (2006) Alfa modelinde, Cronbach Alfa (α) katsayısının 0,60’dan büyük olmasının ölçeğin güvenilir olması için yeterli görmüş ve bir çok bilimsel çalışmada bu kriter dikkate alınmıştır (Yurdakul Erol, 2005; Yıldırım, 2010; Yıldırım, 2012).

Bu aşamada basit regresyon analizi kullanılmıştır. Basit regresyon analizi bir bağımlı değişkeni etkilediği düşünülen bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisinin araştırılması amacı ile sosyal bilim araştırmalarında sıklıkla kullanılmaktadır. Basit regresyon analizinin yapılmasında korunan alan miktarını etkilediği düşünülen değişkenler bağımlı değişken olarak alınmış ve yıl bağımsız değişkeni karşısında değişimleri model yardımı ile belirlenmiştir. Daha sonra sözü edilen değişkenler çoklu regresyon analizinde korunan alan miktarını etkileyen bağımsız değişkenler olarak alınmıştır. Sonuçta çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılarak korunan alan miktarının gelecekteki durumu tahmin edilmeye çalışılmıştır. Çoklu Regresyon Analizi, bağımlı değişkenle ilişkili olan iki ya da daha çok bağımsız değişkene dayalı olarak, bağımlı değişkenin tahmin edilmesine yönelik bir analiz türüdür. Bu yöntem, bağımsız değişkenlerle bağımlı değişken arasında ilişkinin yönüne ilişkin yorum yapma olanağı vermektedir (Büyüköztürk, 2002).

Çalışmada bağımlı değişkeni etkilediği düşünülen bağımsız değişken sayısının birden fazla olması, özellikle sosyal bilimlerde tahmin çalışmalarında çok sık kullanılması ve temel verilerin yıllık- sayısal olması yöntem seçiminde etkili olmuştur. Basit ve çoklu regresyon analizlerinde verilerin 1958-2010 yılları arasındaki değerleri dikkate alınmıştır. Ancak 1958-2004 yılları arasındaki değerler ile 2005-2010 yılları arasındaki değerler ayrı analiz edilmiştir. Bu ayırımın yapılmasında 2004 - 2005 yılları arasında korunan alan miktarına Yaban Hayatı Koruma Alanlarının da eklenmesiyle korunan alan miktarında yaşanan ani yükseliş etkili olmuştur.

Sonuçta bu çalışma ile korunan alanların mevcut durumunun değerlendirilmesi ve yukarıda belirtilen faktörler açısından ülkemizde korunan alan miktarlarının regresyon analizi ile tahmin edilmesi amaçlanmıştır.

BULGULAR

Türkiye’de korunan alan miktarlarının değişimi iki ayrı dönemde incelenmiştir. Ülkemizde korunan alan kavramının ortaya çıktığı tarih olan 1958 yılından 2010 yılına kadar olan dönem içerisinde 2004 yılına kadar olan dönem ayrı ve 2005-2010 arası dönem ayrı başlıklar halinde değerlendirilmiştir. Üçüncü bir başlık ile korunan alan miktarının gelecekteki alansal tahminlerine yer verilmiştir. Öte yandan tüm değişkenlere ilişkin veriler Tablo 2’de gösterilmiştir. Toplam korunan alan miktarı ilgili değişkenlere ait değerler Orman ve Su İşleri Bakanlığı (2011) ve TÜİK (2011) kayıtlarından alınmıştır.

(4)

Tablo 2. Güvenilirlik analizi ve regresyon analizinde kullanılan sayısal veriler Yıllar KORU (ha) NUFUS (kişi)

Kişi başına düşen korunan alan miktarı

(kişi/m2) OKUYAZ ORMAN GSMH 1958 8.979 26.183.788 3,43 5.985101 10.584.000 481 1959 34.221 26.930.812 12,71 6.099.852 10.584.000 583 1690 34.221 27.754.820 12,33 6.214.603 10.584.000 359 1961 46.953 28.438.144 16,51 6.656.235 10.584.000 194 1962 46.953 29.138.291 16,11 7.097.867 10.584.000 220 1963 46.953 29.855.675 15,73 7.539.499 10.584.000 249 1964 46.953 30.590.722 15,35 7.981.131 10.584.000 258 1965 48.972 31.391.421 15,60 8.422.763 10.584.000 271 1966 76.647 32.182.171 23,82 8.960.757 10.584.000 315 1967 76.647 32.992.840 23,23 9.498751 10.584.000 341 1968 83.341 33.823.929 24,64 10.036.744 10.584.000 537 1969 142.741 34.675.954 41,16 10.574.738 10.584.000 586 1970 155.977 35.605.176 43,81 11.112.732 10.584.000 539 1971 197.977 36.495.305 54,25 11.842.715 10.584.000 476 1972 228.946 37.407.688 61,20 12.572.699 10.584.000 592 1973 298.560 38.342.880 77,87 13.302.682 20.199.296 734 1974 298.560 39.301.452 75,97 14.032.666 20.199.296 980 1975 298.560 40.347.719 74,00 14.762.649 20.199.296 1.184 1976 299.648 41.180.899 72,76 15.391.699 20.199.296 1.312 1977 299.648 42.031.285 71,29 16.020.750 20.199.296 1.467 1978 299.648 42.899.231 69,85 16.649.800 20.199.296 1.567 1979 299.648 43.785.100 68,44 17.278.851 20.199.296 1.877 1980 299.648 44.736.957 66,98 17.907.901 20.199.296 1.539 1981 340.390 45.850.012 74,24 19.131.404 20.199.296 1.570 1982 340.390 46.990.761 72,44 20.354.907 20.199.296 1.375 1983 341.410 48.159.891 70,89 21.578.411 20.199.296 1.264 1984 341.789 49.358.109 69,25 22.801.914 20.199.296 1.204 1985 341.789 50.664.458 67,46 24.025.417 20.199.296 1.330 1986 351.361 51.764.383 67,88 25.037.500 20.199.296 1.462 1987 361.160 52.888.188 68,29 26.049.584 20.199.296 1.636 1988 382.563 54.036.391 70,80 27.061.667 20.199.296 1.684 1989 384.751 55.209.521 69,69 28.073.751 20.199.296 1.959 1990 395.878 56.473.035 70,10 29.085.834 20.199.296 2.682 1991 418.037 57.505.362 72,70 30.292.191 20.199.296 2.621 1992 418.037 58.556.560 71,39 31.498.547 20.199.296 2.708 1993 508.216 59.626.974 85,23 32.704.904 20.199.296 3.004 1994 636.384 60.716.955 104,81 33.911.260 20.199.296 2.184 1995 718.929 61.826.861 116,28 35.117.617 20.199.296 2.759 1996 778.019 62.957.056 123,58 36.323.973 20.199.296 2.928 1997 778.019 64.107.911 121,36 37.530.330 20.199.296 3.079 1998 797.404 65.279.804 122,15 38.736.686 20.199.296 4.168 1999 797.404 66.473.118 119,96 39.943.043 20.763.248 3.739 2000 849.278 67.803.927 125,25 41.149.399 20.763.248 3.914 2001 849.394 68.000.558 124,91 41.481.571 20.763.248 2.878 2002 849.765 68.197.760 124,60 41.813.743 20.763.248 3.326 2003 854.586 68.395.534 124,95 42.145.915 20.763.248 4.341 2004 964.946 68.593.881 140,68 42.478.087 20.763.248 5.487 2005 1.902.021 68.792.803 276,49 42.810.258 21.118.747 6.681 2006 2.225.530 68.992.302 322,58 43.142.430 21.118.747 7.214 2007 2.221.362 70.586.256 314,70 43.474.602 21.118.747 9.212 2008 2.241.850 71.517.100 313,47 43.806.774 21.118.747 8.507 2009 2.243.091 72.561.312 309,13 45.942.369 21.118.747 9.318 2010 2.243.330 73.722.988 304,29 46.274.541 21.118.747 10.190

Kaynak: TÜİK, 2011 ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı, 2011

Türkiye’nin toplam korunan alan miktarı Tablo 2’deki verilere göre; 1958 yılında 8.999 hektar iken 2004 yılında 964.946 hektara ulaştığı görülmektedir. 2005 yılından itibaren ise 1.902.021 hektardan 2010 yılında 2.243.330 ha ulaştığı görülmektedir. Korunan alan miktarı 1958-2004 yılları arasında yıllık ortalama 20.339 ha artarken, 2005-2010 yılları arasında yıllık artış 56.884 olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler göstermektedir ki analizlerin iki farklı dönemde yapılması daha uygun olacaktır.

1958-2004 Dönemi Korunan Alan Değişimi

Tablo 2’de görüldüğü üzere 1958 yılında 8.999 ha’lık bir korunan alana sahip olan ülkemizde korunan alan ilan etme ve ayırma süreci aslında her yıl aratarak devam etmiştir. Öte yandan korunan alan miktarının değişiminde etkili olduğu düşünülen bağımsız değişkenlerde de artış söz konusudur. 1958 yılında 26 milyon olan Türkiye nüfusu 2004 yılında 68 milyonu geçmiştir. Tablo 2’deki veriler ışığında nüfus ile korunan alan miktarı arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. Buna göre kişi başına düşen korunan alan miktarı 1958 yılında 3,4 m2 iken 2004 yılında 142 m2’ye çıkmıştır. Ayrıca okuma

(5)

yazma bilen kişi sayısı 1958 yılında 6 milyon iken 2004 yılında 42 milyona ulaşmış ve toplam nüfusun yarısını geçmiştir. Orman alanı miktarı serinin başlangıç yılı itibari ile 10,5 milyon hektardan 2004 yılı itibari ile 22 milyon ha’a yaklaşmıştır. Yine kişilerin ekonomik gelişmişlikleri açısından önemli bir faktör olarak değerlendirilen cari üretici fiyatları ile kişi başına düşen gayri safi milli hasıla miktarı 481 dolar düzeyinden 6 bin dolar düzeyine gelmiştir. Sayısal verilerden anlaşılacağı üzere ülkemizde 1958 yılından günümüze büyük değişiklikler yaşanmış ve korunan alanlar da bu değişimden alansal açıdan olumlu etkilenmiştir. Kişilerin talep ve isteklerinin de bu değişiminde büyük rol oynadığı belirtilmelidir.

1958-2004 yılları arasındaki dönemde, korunan alan miktarını etkilediği düşünülen sosyo-ekonomik değişkenlerin güvenilirlik analizi sonuçları Tablo 3’de verilmektedir. Genel güvenilirlik katsayısı (α=0,789) tüm değişkenler için hesaplanmıştır. Çalışmada bir değişkenin diğer tüm değişkenler ile aralarındaki korelasyon katsayı (r) (Item-Total Corelation) değerleri 0,784 ile 0,991 arasında çıkmıştır. Bu değerler bağımsız değişkenlerin güvenilirliğinin “oldukça yüksek” olduğu sonucunu göstermektedir. Bu da değişkenlerin arasında güçlü bir korelasyon olduğunu, birbirlerini oldukça yüksek oranda etkilediklerini göstermektedir. Ayrıca söz konusu veriler ışığında bağımsız değişken seçiminde doğru bir yol izlendiği de söylenebilir.

Tablo 3. 1958-2004 dönemi için bağımsız değişkenlerin güvenilirlik analizi sonuçları Değişkenler

Cronbach’s α=0,789

Değişken ile toplam değişkenler arasındaki korelasyon katsayısı (r)

Çoklu regresyon katsayıları (R2)

İlgili değişkenin çıkarılmasıyla elde edilen genel güvenirlik Cronbach’s alfa değeri (α)

NFS 0,991 0,996 0,502

OKUYAZ 0,974 0,996 0,489

ORMAN 0,784 0,816 0,746

GSMH 0,928 0,899 0,888

Yine Tablo 3’den görüleceği üzere ilgili değişkenin çıkarılmasıyla Cronbach’s alfa değerleri değişiklik göstermektedir. Genel olarak NFS, OKUYAZ ve ORMAN değişkenlerin değerlendirmeden çıkarılmasıyla genel güvenilirliğin düşeceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sözü

edilen üç değişkenin GSMH değişkenine oranla bağımlı değişkeni daha fazla etkilediği anlaşılmaktadır.

Basit regresyon analizi sonucunda her bir bağımsız değişkenin 2011-2030 yılları arasında değerleri belirlenmiştir. Sözü edilen değişkenlerin basit regresyon analizi sonuçları Tablo 4’de verilmiştir.

Tablo 4. 1958-2004 dönemi için bağımsız değişkenlerin basit regresyon analizi sonuçları Bağımlı

Değişken (R2) F Sig. Durbin Watson (DW) Test

Bağımsız Değişkenler ve Parametreleri

Bz.değişken Değer t-Test

NFS 0,995 9203,22 0,000 0,092 Sabit -1.926.249.312,75 -93,640 YIL 996.157,61 95,933 OKUYAZ 0,977 1925,24 0,000 0,039 Sabit -1.715.589.003,12 -43,326 YIL 877.022,72 43,878 ORMAN 0,676 93,851 0,000 0,289 Sabit -527.306.044,01 -9,381 YIL 273.865,53 9,688 GSMH 0,856 266,551 0,000 0,611 Sabit -172.612,23 -16,167 YIL 88,99 16,326

Basit regresyon analizi sonuçlarına göre her bir bağımsız değişkenin yıllara göre tahmini değerlerini hesaplamada kullanılacak formüller aşağıda sıralanmıştır.

XNFS=-1.926.249.312,75+996.157,61*(YIL)

XOKUYAZ=-1.715.589.003,12+877.022,72*(YIL)

XORMAN=-527.306.044,01+273.865,53*(YIL)

XGSMH=-172.612,23+88,99*(YIL)

Korunan alan miktarının 1958-2004 dönemi verileri dikkate alındığında, gelecekteki durumunun tahmin edilmesinde daha önce belirtildiği üzere çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılacaktır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucu modele alınan bağımsız değişkenlerin katsayı ve değerleri Tablo 5’te verilmiştir.

Tablo 5. 1958-2004 arası verilere dayanılarak yapılan regresyon analizi sonuçları Bağımlı Değişken (R2) F Sig. Durbin Watson

(DW) Test

Bağımsız Değişken ve Parametreler Bağımsız değişken Değer t-Test

Korunan alan miktarı (YKORU) Sabit 252.413,44 1,077 XNFS -0,018 -1,475 0,947 186,836 0,000 0,268 XOKUYAZ 0,035 2,606 XORMAN 0,006 1,161 XGSMH 46,73 1,968

Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda, korunan alanların gelecekteki miktarını tahmin etmek amacıyla oluşturulan formül aşağıda gösterilmiştir.

YKORU

=252.413,44-0,018*XNFS+0,035*XOKUYAZ+0,006*XORMAN+46,73*XGSMH

Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre nüfus ile ters orantılı olarak değişen korunan alan miktarı diğer değişkenlerle doğru orantılı olarak değişmektedir. Etki katsayılarını da gösteren sonuçlara göre korunan alan miktarının artmasında en etkili faktörün GSMH olduğu

(6)

görülmektedir (46,73). Etkisi en az olan faktör ise orman alanıdır. Oysa orman alanları korunan alanlar için en önemli unsur olarak kabul edilmektedir. Özellikle ormanlık alanlardaki korunan alanların ekolojik açıdan çeşitlilik ortaya koyduğu bu alanların ayrılma kriterlerinde de anlaşılabilmektedir.

2005-2010 Dönemi Korunan Alan Değişimi

İkinci dönem olarak alınan 2005-2010 yılları arasında, korunan alan miktarını etkilediği düşünülen sosyo-ekonomik değişkenlerin güvenilirlik analizi sonuçları Tablo 6’da

verilmektedir. Genel güvenilirlik katsayısı (α=0,669) tüm değişkenler için hesaplanmıştır. Çalışmada bir değişkenin diğer tüm değişkenler ile aralarındaki korelasyon katsayı (r) (Item-Total Corelation) değerleri 0,897 ile 0,946 arasında çıkmıştır. Bu değerler bağımsız değişkenlerin güvenilirliğinin “oldukça yüksek” olduğunu ortaya koymaktadır. Bu da değişkenlerin arasında güçlü bir korelasyon olduğunu, birbirlerini oldukça yüksek oranda etkilediklerini göstermektedir. Ayrıca bağımsız değişken seçiminde doğru bir yol izlendiği de söylenebilir.

Tablo 6. 1958-2004 dönemi için bağımsız değişkenlerin güvenilirlik analizi sonuçları Değişkenler

Cronbach’s α=0,669

Değişken ile toplam değişkenler arasındaki korelasyon katsayısı (r)

Çoklu regresyon katsayıları (R2)

İlgili değişkenin çıkarılmasıyla elde edilen genel güvenirlik Cronbach’s alfa değeri (α)

NFS 0,932 0,983 0,180

OKUYAZ 0,946 0,997 0,123

ORMAN 0,909 0,992 0,712

GSMH 0,897 0,874 0,752

Yine Tablo 6’dan görüleceği üzere ilgili değişkenin çıkarılmasıyla Cronbach’s alfa değerleri değişiklik göstermektedir. Genel olarak NFS, OKUYAZ değişkenlerin değerlendirmeden çıkarılmasıyla genel güvenilirliğin düşeceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sözü edilen iki değişkenin GSMH ve ORMAN değişkenine oranla bağımlı değişkeni daha fazla etkilediği anlaşılmaktadır.

Yine güvenilirlik analizinin yapılmasında sonra tüm bağımsız değişkenlerin yıllara bağlı olarak değişimleri basit doğrusal regresyon analizi ile test edilmiştir. Basit doğrusal regresyon analizi sonucunda her bir bağımsız değişkenin 2011-2030 yılları arasında değerleri belirlenmiştir. Sözü edilen değişkenlerin basit doğrusal regresyon analizi sonucu Tablo 7’de verilmiştir.

Tablo 7. 2005-2010 dönemi için bağımsız değişkenlerin basit regresyon analizi sonuçları*

Bağımlı Değişken (R2) F Sig. Durbin Watson

(DW) Test

Bağımsız Değişkenler ve Parametreleri Bağımsız

değişken Değer t-Test

NFS 0,980 200,13 0,000 2,762 Sabit -2.010.393.034,86 -13,664 YIL 1036822,83 14,147 OKUYAZ 0,877 28,460 0,006 1,919 Sabit -1.450.106.986,14 -5,177 YIL 744.382,97 5,335 ORMAN 0,686 8,727 0,042 1,919 Sabit -70.991.045,57 -2,273 YIL 45.951,09 2,954 GSMH 0,852 22,945 0,009 2,799 Sabit -1.319.412,24 -4,759 YIL 661,49 4,790

Basit doğrusal regresyon sonuçları 2005-2010 dönemi için verilerin güvenilir olduğunu göstermektedir ancak değerlendirme için yeterli verinin yıllar itibari ile olmadığı da bilinmektedir. Buna karşın çalışmanın genelinin değerlendirilmesi açısından bu dönem için de tahminler yapılacaktır. 2005-2010 dönemi için basit regresyon analizi sonuçlarına göre her bir bağımsız değişkenin yıllara göre tahmini değerlerinin hesaplanmasında kullanılacak formüller aşağıda sıralanmıştır.

XNFS=-2.010.393.034,86+1.036.822,83*(YIL)

XOKUYAZ=-1.450.106.986,14+744.382,97*(YIL)

XORMAN=-70.991.045,57+45.951,09*(YIL)

XGSMH=-1.319.412,24+661,49*(YIL)

Korunan alan miktarının 2005-2010 dönemi verileri dikkate alınarak, gelecekteki durumunun tahmin edilmesinde de çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucu modele alınan bağımsız değişkenlerin katsayı ve değerleri Tablo 8’de verilmiştir. Tablo 8. 2005-2010 yılları arasındaki verilere dayanılarak yapılan regresyon analizi sonuçları

Bağımlı Değişken (R2) F Sig. Durbin Watson

(DW) Test

Bağımsız Değişken ve Parametreler

Bağımsız değişken Değer t-Test

Korunan alan miktarı (YKORU) Sabit 191.272.250,97 6,151 XNFS -0,32 -5,128 0,987 18,577 0,172 2,091 XOKUYAZ 1,07 5,923 XORMAN -10,10 -6,075 XGSMH 65,05 1,972

(7)

Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda, 2005-2010 yılları arasındaki verilere dayanılarak korunan alanların gelecekteki miktarını tahmin etmek amacıyla oluşturulan formül aşağıda gösterilmiştir.

YKORU=191.272.250,97-0,32*XNFS+1,07*XOKUYAZ

-10,10*XORMAN+65,05*XGSMH

Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre 2005-2010 verileri baz alındığında, nüfus ve orman miktarı ile ters orantılı olarak değişen korunan alan miktarı, diğer değişkenlerle doğru orantılı olarak değişmektedir. Etki katsayılarını de gösteren sonuçlara göre korunan alan miktarının artmasında en etkili faktörün 1958-2004

döneminde olduğu gibi yine GSMH olduğu görülmektedir (65,05). Pozitif etki açısından en az etkiye sahip faktör okuma yazma bilenlerin sayısı olurken negatif etki açısından ise orman alanı miktarının en fazla etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır

Korunan Alan Miktarı Tahminleri

Korunan alan miktarının 1958-2004 ve 2005-2010 yılları arasında gerçek değerlerine dayanılarak 5 ve 10 numaralı formüller elde edilmiştir. Bu formüller yardımı ile 2011-2030 yılları arasından ülkemizde toplam korunan miktarının tahmini değerleri Tablo 9’da verilmiştir.

Tablo 9. Korunan alan miktarı tahmin sonuçları Yıllar

Toplam korunan alan miktarı (ha) 1958-2004 yılları arasındaki değerlere

göre tahmini değer

2005-2010 yılları arasındaki değerlere göre tahmini değer

Tahmini değerler arasındaki fark

2011 875.703 1.906.051 -918.947 2012 894.270 1.949.681 -944.011 2013 912.836 1.993.312 -969.075 2014 931.403 2.036.942 -994.138 2015 949.970 2.080.572 -1.019.202 2016 968.537 2.124.203 -1.044.265 2017 987.104 2.167.833 -1.069.329 2018 1.005.670 2.211.464 -1.094.393 2019 1.024.237 2.255.094 -1.119.456 2020 1.042.804 2.298.724 -1.144.520 2021 1.061.371 2.342.355 -1.169.583 2022 1.079.937 2.385.985 -1.194.647 2023 1.098.504 2.429.616 -1.219.710 2024 1.117.071 2.473.246 -1.244.774 2025 1.135.638 2.516.876 -1.269.838 2026 1.154.205 2.560.507 -1.294.901 2027 1.172.771 2.604.137 -1.319.965 2028 1.191.338 2.647.767 -1.345.028 2029 1.209.905 2.691.398 -1.370.092 2030 1.228.472 2.735.028 -1.395.156

Tablo 9’da görüleceği üzere 2005 yılından sonra Yaban Hayatı Koruma Sahalarının toplam korunan alan miktarına eklenmesi yapılacak değerlendirmelerde oldukça yüksek farklılıklar ortaya çıkarmaktadır. Dolayısı ile korunan alan miktarının gelecekte ne kadar olabileceği ile ilgili yorumlar 1958-2004 yılları arasındaki değerlere göre yapılırsa daha doğru sonuçlara ulaşılabilecektir. Bugün için birçoğu orman

içinde olan milli parkların, tabiatı koruma alanlarının, tabiat anıtlarının ve tabiat parklarının sayı ve miktar olarak artacağı tahmin edilmektedir. Gerek 1958-2004 yılı arasındaki verilere dayanılarak yapılan gelecek tahmini, gerekse 2005-2010 yılları arasındaki verilere dayanılarak yapılan korunan alan miktarının tahminini gösteren grafik Şekil 1’de gösterilmişti.

(8)

Şekil 1’de görüleceği üzere 1958-2004 yılları arasındaki değerlere göre yapılan tahminler 2005-2010 yılları arasındaki değerlere göre yapılan tahminlere göre daha düşük çıkmıştır. Bununla birlikte 2020 yılından itibaren yapılan tahminlerde farklılık daha da artmaktadır.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Akesen (2005) bir ülkenin korunan alan sisteminde yer alan öğelerin sayısal çokluğunun ülkenin bu alandaki gelişmişliğini gösteren temel ölçüt olabilmesi için öncelikle; a) korunan alan olarak ayrılan doğa formlarının üstün nitelikli olmaları, bunun da bilimsel temellere dayanarak saptanması, b) olması gereken standartlarda yönetim düzeyine sahip olmaları gerekir. Aksi halde nicel çokluğun bir şey ifade etmeyeceğini söylemektedir. Bununla birlikte günümüzde bir ülkenin doğal alanlarına verdiği önemin ölçülmesinde en önemli ölçütlerden biri de koruduğu alanların miktarıdır.

Ülkemizin tarihi, kültürel ve ekolojik yönden çok zengin olmasına karşın sayı ve büyüklük bakımından korunan alanlarının yeterli olmadığı görülmektedir. Dünyada korunan alan yaklaşımının gelişmesi ile birlikte olmasa da daha sonraları özellikle 1958 yılından sonra ülkemizde korunan alan kavramı gündeme gelmiştir. Korunan alanların ilk yıllarda mevcut ulusal hazinelerin korunması olarak algılanmasının ardından özellikle ekolojik döngünün insan hayatında öneminin artması ile birlikte bu alanların önemi bir kat daha artmıştır. Özellikle korunan alan olarak milli parkların ilan edilmesi ve planlanması aşamalarında yaşanan olumsuzluklar son yıllarda aşılmaya çalışılsa da yönetsel konuda yaşanan ani ve sürekli değişimler, korunan alanların yönetimi açısından bir olumsuzluk olarak ortaya çıkmaktadır. Korunan alanların bir bütün olarak ele alınması ve bu şekilde bir örgüt yapısı içerisinde yönetilmesi daha doğru olacaktır.

Orman alanları içerisinde bulunan korunan alanlar konusunda toplumun bilinçlenmesi, ilginin artırılması ve bu alanların genişletilmesine yönelik her türlü desteğin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede politik iradenin oluşturulması; korunan alanların çevresel fonksiyonlardan yararlanılması noktasında bu alanların genişletilmesi, bu alanların katılımcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetilmesinde büyük etken olacaktır.

Çalışmada görüldüğü üzere korunan alan miktarı ortaya konan faktörler açısından bir artış gösterecektir. Özellikle orman içinde veya civarında yaşayan köylülerin ormanların ekolojik işlevlerinin anlaşılmasında eğitimleri gerekmektedir. Korunan alanların artırılması kağıt üzerinde olmamalı, korunan alanların ilan edilmesi ve alanlarının belirlenmesinde yöre halkının katılımı da sağlanmalıdır. Korunan alanların ilan ve alan tespitinde siyasi ya da yöresel çıkarlar dikkate alınmamalı, bunun yanında özellikle orman alanlarında ekolojik dengeye ve doğal peyzaj açısından önemli alanların korunmasına öncelik verilmelidir. Bu alanlarda ciddi zararlar veren tesis ya da yapılara izin verilmemelidir.

Korunan alanların artacağı varsayımı ile ülke çapındaki korunan alanlar ağının genişleyeceği tahmin edilmektedir. Korunan alanlar ağının yaygınlaştırılması ve bu ağın ülke ormanlarının biyolojik çeşitliliğini temsil edecek şeklide planlanması yerinde olacaktır. Korunan alanlar konusunda gelecekte yaşanacak gelişmeler dikkate alındığında bu alanların yönetim planları doğru ve bilimsel kriterlere göre yapılmalıdır. Özellikle ekolojik özellikler yüksek olan alanların planlanmasında ve daha sonra yönetilmesinde, konusunda yetişmiş veya uzun zamanlardan beri doğa koruma konusunda çalışmış personelin istihdamına öncelik verilmesi gerekmektedir.

Genel olarak korunan alan miktarının önümüzdeki yıllarda artacağı görülmektedir. Özellikle 2013 yılından itibaren korunan alan miktarında büyük değişimlerin olacağı tahmin edilmektedir. Bu durumu destekleyen bir gelişmenin Türkiye’nin özellikle Avrupa Birliği sürecinde alacağı kararların etkili olacağı söylenebilir. Son yıllarda giderek artan biyolojik çeşitliliğin korunması ve korunan alanların bu doğrultuda öne çıkması yine korunan alan varlığının artabileceğine yönelik bulgular olarak karşımıza çıkmaktadır.

Teşekkür

Bu çalışma İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından UDP-22549 numaralı proje ile desteklenmiştir.

KAYNAKLAR

[1] Akesen, A., 1984. Dünyada ve Türkiye’de Rekreasyonel Kullanım ile Ormancılık Arasındaki İlişkilerin Gelişimi. İ.Ü. Orman Fakültesi Dergisi B, (34): 4, İstanbul.

[2] Akesen, A., 2005. Yeni Yaklaşımlar Karsısında Korunan Alanlarımızın Yönetim ve Organizasyonu. Korunan Doğal Alanlar Sempozyumu, 8-10 Eylül 2005, Isparta.

[3] Akesen, A., 2010. Kırsal Kalkınma Ekoturizm Agroturizm İlişkileri ve Türkiye Potansiyeli. Türkiye IV. Organik Tarım Sempozyumu, 28 Haziran-1 Temmuz 2010, Erzurum.

[4] Akten, S., Gül, A., Akten, M., 2009. Korunan Doğal Alanların Katılımcı Yönetim Planında Ziyaretçi Etki Yönetimi Yaklaşımı. International Davraz Congress on Social and Economic Issuess Shaping The World’s Future: New Global Dialogue, 24-27 September 2009, Isparta. [5] Alptekin, C.Ü., İmal, B., Öner, N., 2010. Ülkemizde

Doğal Korunan Alanlar ve Milli Parklarda Alınabilecek Silvikültürel Önlemler. III. Ulusal Karadeniz Ormancılık Kongresi, 20-22 Mayıs 2010, Artvin.

[6] Büyüköztürk, Ş., 2002. Sosyal bilimler için veri analizi el kitabı. Ankara: Pegem A Yayıncılık.

[7] Carey, C., Dudley, N., Stolton, S., 2000. Squandering paradise? The importance and vulnerability of the world’s protected areas. WWF, Gland, Switzerland.

[8] Dudley, N., Stolton, S., Belokurov, A., Krueger, L.,

Lopoukhine, N., MacKinnon, K., Sandwith, T., Sekhran, N., 2010. Natural solutions: protected areas

helping people cope with climate change. IUCN-WCPA, TNC, UNDP, WCS, The World Bank and WWF, Gland, Switzerland, Washington, DC and New York, USA. [9] Ekizoğlu, A., Kuvan, Y., 2010. Türkiye Ormanları ve

Ormancılığı: Korunan Alanlar. Ormancılık Politikası Kitabı. Türkiye Ormancılar Derneği Eğitim Dizisi Yayın No: 6, Ankara.

[10] Geray, U., Akesen, A., 2001. Av ve Yaban Hayatı Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimi. Orman Bakanlığı Milli Parklar, Av- Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü, Eğitim Yayınları:1, Ankara.

[11] Güneş, G., 2011. Korunan Alanların Yönetiminde Yeni Bir Yaklaşım: Katılımcı Yönetim Planları. Ekonomi Bilimleri Dergisi. Cilt 3, No 1.

[12] Hepcan Ş., 1995, Ekoloji Yönünden Önemli Biyotopların Haritalanması ve Kentsel Ekosistemlerde Doğa Koruma Açısından Önemi, Ekoloji Dergisi, Ocak-Mart, Sayı 14, 47-50.

[13] Hepcan, Ş., Güney, A., 1996. Koruma alanlarında yeni yönetim kategorileri ve önemi. Ekoloji Dergisi. Temmuz-Ağustos-Eylül, Sayı: 30, 6-8.

(9)

[14] Kalaycı, S., 2006. SPSS Uygulamalı Çok Değişkenli İstatistik Teknikleri 2. Baskı, Asil Yayın Dağıtım, Ankara, 975-9091-14-3.

[14] Kuvan, Y., 2001. Korunan Alan Yönetiminin Genel Esasları ile Ülkemizdeki ve Bolu Yöresindeki Korunan Alanların Bir Değerlendirmesi. İ. Ü. Orman Fakültesi B Serisi, Vol: 48, sayı 1-2-3, s:65-75, İstanbul.

[15] Kuvan, Y., 2005.Korunan Alan Yönetiminde Etkinliğin Önemi ve Değerlendirilmesi, Korunan Doğal Alanlar Sempozyumu Sözlü Bildiriler Kitabı, 8-10 Eylül 2005, Isparta, s:81-89.

[16] Kuvan, Y., 2011. Doğa Koruma Ders Notları. (Basılmamış).

[17] Orman ve Su İşleri Bakanlığı, 2011. Korunan alan istatistikleri 2011. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Kayıtları, Ankara.

[18] Şencan, H., 2005. Soysal ve Davranışsal Ölçümlerde Güvenilirlik ve Geçerlilik. Seçkin Yayıncılık, İstanbul [19] TÜİK, 2011. Türkiye İstatistikleri. Türkiye İstatistik

Kurumu Kaynakları.

[20] Yıldırım, H.T., 2010. Türkiye’de odun üretim- tüketim ilişkilerinin ormancılık politikası açısından irdelenmesi

(Examination of wood production-consumption relations

in terms of forest policy in Turkey) Basılmamış Doktora Tezi. İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

[21] Yıldırım, H.T., 2012. Industrial wood production and consumption in Turkey and Some Future Projections. African Journal of Business Management, Vol 6(6), pp. 2261-2266

[22] Yurdakul Erol, S., 2005. Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü’nde stratejik yönetim modeli üzerine araştırmalar (Research on strategic management model in Regional Forest Directotarate of Balikesir) Basılmamış Doktora Tezi. İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul. [23] Yurdakul Erol, Kuvan, Y., Yıldırım, H.T., 2011.The

general characteristics and main problems of national parks in Turkey”, African Journal of Agricultural Research Vol. 6(23), pp. 5377-5385.

[24] Yüksek, T., Cengiz, T., Yüksek, F., 2008. Doğal Alanlarda Festival Etkinliklerinin Koruma-Kullanma Açısından Değerlendirilmesi: Kafkasör Kültür, Sanat ve Turizm Festivali Örneği. Ekoloji Dergisi. 17 (67): 37-45.

Referanslar

Benzer Belgeler

keywords: Mouldmade, Bowls, Hellenistic, Megarian bowls, Adana Museum Anahtar kelimeler: Kalıp yapımı, Kâseler, Hellenistik, Megara kâseleri, Adana Müzesi.. Hellenistik

Instagram uygulamasında kategorilere göre paylaşımlar şöyledir (Şekil 3): Manzara için 375, kişisel poz için 266, su öğesi için 117, mimari öğeler için 61,

Delta sisteminde yer alan doğrusal habitatların tüm delta sisteminin mekansal bağlantılılığına katkılarını değerlendirebilmek için, aynı işlem öncelikle en yüksek

Kilis’te toplam hekim sayısı (uzman+pratisyen+asistan) 277, toplam diş hekimi sayısı 37, eczacı sayısı 53, hemşire sayısı 419, ebe sayısı 150 ve diğer sağlık

uygun, bazı olağandışı veya temsil edici ekosistemleri, jeolojik veya fizyolojik özellikleri ve/veya türleri kapsayan kara ve/veya deniz alanı olarak kabul edilir....

Kara / Deniz Peyzaj Koruma Alanı: Kara / Deniz peyzajını koruma ve rekreasyonu için yönetilen korunan alan.. Tanım: Önemli estetik, ekolojik ve / veya kültürel değeri

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 3. maddesine göre tabiat varlıkları; “jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları

Edirne Çevre Orman Müdürlüğü, çoğu sadece Türkiye'de yetişen 160 türe ait 5 bin 236 adet bitki tohumu ile dünyada sadece Erzurum Karayazı'da yetişen bir tür ters lale