ORTAOKUL ADÖLESAN ÖĞRENCĠLERDE OBEZĠTE PREVALANSI VE RĠSK FAKTÖRLERĠNĠN
BELĠRLENMESĠ Seher CEYLAN Yüksek Lisans Tezi BĠYOLOJĠ ANABĠLĠM DALI
Prof. Dr. Ali ġAHĠN HAZĠRAN-2019
T.C.
KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNĠVERSĠTESĠ FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ
ORTAOKUL ADÖLESAN ÖĞRENCĠLERDE OBEZĠTE PREVALANSI VE RĠSK FAKTÖRLERĠNĠN BELĠRLENMESĠ
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ Seher CEYLAN
Biyoloji Anabilim Dalı
Tez DanıĢmanı: Prof. Dr. Ali ġAHĠN
TEZ BĠLDĠRĠMĠ
Yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu tezin yazılmasında bilimsel ahlak
kurallarına uyulduğunu, başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunulduğunu, tezin içerdiği yenilik ve sonuçların başka bir yerden alınmadığını, kullanılan verilerde herhangi bir tahrifat yapılmadığını, tezin herhangi bir kısmının bu üniversite veya başka bir üniversitedeki başka bir tez çalışması olarak sunulmadığını beyan ederim.
i
ÖZET
Yüksek Lisans Tezi
ORTAOKUL ADOLESAN ÖĞRENCĠLERDE OBEZĠTE PREVALANSI VE RĠSK FAKTÖRLERĠNĠN BELĠRLENMESĠ
Seher Ceylan
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
Biyoloji Ana Bilim Dalı DanıĢmanı: Prof. Dr. Ali ġAHĠN
Haziran, 2019, 95 sayfa
Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelen fazla kilo ve obezite, küreselleşmenin etkisi ve dünya çapında beslenme tarzları ile yakından ilişkilidir. Obezite gerek tıbbi açıdan gerekse estetik açıdan son 20 yıldır güncelliğini korumaktadır. Özellikle son yıllarda obezite kaynaklı gelişen ve ölüm riskine kadar ilerleyen hastalıklar, insanların obezite konusunda daha bilinçli olmaları gerektiğini göstermektedir. Ergenliğin baş gösterdiği adolesan bireyleri de tehdit eden bu hastalığın, erken dönemde saptanması, obeziteye neden olan değişkenlerin araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması birey açısından büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Karaman İli merkez ortaokullardan seçilmiş dört adet devlet ortaokulunda öğrenim gören 7. ve 8. sınıf adolesanlarda obezite prevalansının belirlenmesi ve ilişkili risk faktörlerinin değerlendirilmesidir.
Araştırma, 7. ve 8. sınıf düzeyinden 830 (kız: % 46,1, erkek: % 53,9) adolesan öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrencilerin, % 6,4„ ü (kız: % 3,4, erkek: % 3) fazla kilolu, % 1,3 (kız: % 0,8, erkek: % 0,5)„ ü ise obez olarak belirlenmiştir. Ayrıca, obeziteyi etkileyebileceği düşünülen “sosyodemografik özellikler”, “sosyoekonomik özellikler” ve “beslenme özellikleri” değişkenlerin Beden Kütle İndeksi (BKİ) ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Araştırılan risk faktörlerinden; ailede şişman birey varlığı, yemek yeme hızı, dengeli beslenme bilgilendirme kaynağı ve gün içindeki aktivite değişkenleri ile BKİ açısından gruplar arasında p<0,05 anlamlılık düzeyinde farklılık tespit edilmiştir. Bu çalışma; aynı bölge içerisinde insanların zamanla bilinçlenmesine bağlı olarak obezite riskinin düşebileceğini hatırlatırken, daha kapsamlı katılımın sağlanacağı ve parametrelerin değerlendirileceği, örnekleminin Türkiye genelini temsil edeceği ulusal bir çalışmaya dönüştürülerek evrensel sonuçları ortaya çıkaracağı düşünülmektedir.
ii
ABSTRACT
MsThesis
DETERMINING OF THE RISK FACTORS AND THE PREVALENCE OF OBESITY AT ADOLESCENT STUDENTS OF SECONDARY SCHOOL
Seher Ceylan
Karamanoğlu Mehmetbey University Graduate School of Natural and Applied Sciences
Department of Biology Supervisor: Prof.Dr. Ali ġAHĠN
June, 2019, 95 pages
Overweight and obesity, becoming one of the most important health problems of our age, is related with the effect of globalization and nutrition styles all over the world. Obesity has been keeping up to date in terms of both medicare and aesthetic. Especially in recent years some diseases oncoming obesity and rising to the death, showing us that people must be more aware of obesity concern. Early diagnoses and researching the variables causing the obesity is very important for the individual, which is threatening also the adolescents who are cropped up puberty. The aim of this research is the determining the obesity prevalance and evaluating related risk factors among the adolescents 7th and 8th grades studying at selected four state secondary schools in the central secondary schools in the province of Karaman.
The research has been driven with 830 adolescent students (girls 46.1 %, boys 53.9 %) on the level of 7thand 8thgrades. 6.4 % of the students (girls 3.4 %, boys 3 %) were defined as overweight and 1.3 % (girls 0.8 %, boys 0.5 % ) of the students were defined as obese. Also, sociodemographic features, socioeconomic features and nutrition features variables‟ relation -those are proposed that will be able to impress the obesity- were evaluated with Body Mass Index (BMI). From the risk factors those were researched; the existence of fat individual in the family, the rapid of eating, the information source of the balance diet and event variables during the day and in terms of BMI groups p˂0.05 differences on the level of signifance were accounted. This study; by evoking that the obesity risk will be able to decrease depending on people becoming conscious in the length of time in the same region and with turning into a national study with a wider involvement that will be provide and the parameters will be evaluated, samples will represent public of Turkey, it is thought that it will disappear universal results.
iii
ÖNSÖZ
Tez çalışmam süresince ve yüksek lisans eğitimim boyunca yardım ve desteğini esirgemeyen, beni sabır ve anlayışla yönlendiren, değerli hocam ve tez danışmanım Sayın Prof. Dr. Ali Şahin„ e,
Çalışmamın her aşamasında daima teşvik ve özveride bulunan, istatistik analizler aşamasında bana zamanını ayıran ve bilgilerini paylaşan değerli hocam Dr. Öğretim Üyesi Buğrahan Emsen‟ e ve şahsında tüm bölüm hocalarıma,
Tez çalışma dönemim boyunca birlikte yol aldığımız diğer çalışma arkadaşlarıma,
Çalışmamın belirlenen ortaokullarda gerçekleşmesi için gerekli izni veren T.C. Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü‟ ne ve akabinde Şehit Polis Hakan Yılmaz İmam Hatip Ortaokulu, Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Ortaokulu, Necaati Yeniel İmam Hatip Ortaokulu ve Anafartalar Ortaokulu çalışanları, emeği geçen tüm öğretmenlerime, Çalışmanın son bölümlerinde zamanını ayırıp değerli fikirleriyle ve katkılarıyla destek veren mesai arkadaşım Şemsettin Şahin„ e,
Yaşamım boyunca olduğu gibi çalışma sürecim içinde de sevincimi, hüznümü, zorluklarımı paylaşan, büyük fedakârlıklarla eğitimime destek olan, hayatın tüm zorluklarına rağmen, bana her zaman güç ve moral veren, büyük emeklerle bana değer katan anneme, babama ve kardeşlerime,
Katkılarından dolayı yürekten teşekkür eder, sevgi ve şükranlarımı sunarım.
Seher CEYLAN Karaman-2019
iv ĠÇĠNDEKĠLER Sayfa ÖZET……….i ABSTRACT………...ii ÖNSÖZ………iii ĠÇĠNDEKĠLER...iv ÇĠZELGELER DĠZĠNĠ………..vi ġEKĠLLER DĠZĠNĠ………...vii
SĠMGELER VE KISALTMALAR DĠZĠNĠ………..viii
1. GĠRĠġ………...1
2. KURAMSAL TEMELLER VE KAYNAK ARAġTIRMASI………3
2.1. Obezitenin Tanımı……….3
2.2. Obezite Türleri………...5
2.3. Obeziteye Neden Olan Faktörler ………..6
2.4. Obesite Prevalansı ……….8
2.5. Dünyada Obezite Prevalansı………..8
2.6. Türkiye‟ de Obezite Prevalansı………...10
2.7. Adolesanlarda Obezite……….……15
2.7.1 Türkiye‟ de Çocuk ve Adolesanlarda Obezite Prevalansı………..…19
2.8. Obezitenin Sebep Olduğu Hastalıklar………...22
2.9. Obezitenin Tedavisi………..24
2.9.1. Tıbbi Beslenme (Diyet) Tedavisi……….25
2.9.2. Egzersiz Tedavisi……….25
2.9.3. Davranış Değişikliği Tedavisi………..26
2.9.4. İlaçla Tedavi………26 2.9.5. Cerrahi Tedavi………...27 2.10. Sağlıklı Beslenme………...27 3. MATERYAL VE METOT………..29 3.1. Araştırmanın Amacı……….29 3.2. Örneklem Seçimi……….29
3.3. Veri Toplama Yöntemi………30
v
3.5. Anket Formunun Uygulanması………31
3.6. Verilerin Değerlendirilmesi……….31
4. BULGULAR………..33
5. TARTIġMA VE SONUÇ……….48
KAYNAKLAR………...66
EKLER ………...75
EK -1: A. Yazılı Onam Formu………....75
EK -1: B. Anket Formu………77
EK -2: Karaman Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü İzin Yazısı………80
EK -3: Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Etik Kurul Kararı……….81
EK- 4: 0-18 Yaş/Cinsiyetlere Göre Vücut Ağırlığı Parsentil Değerleri(kg) (DSÖ, 2007)………...82
vi
ÇĠZELGELER DĠZĠNĠ
Çizelge Sayfa
Çizelge 2-1 BKI‟ ye göre Obezite‟nin Sınıflandırılması ……….4 Çizelge 2-2 Yetişkinlerde Obeziteye Bağlı Hastalık Oluşma Riski ve Bel Çevresi
Ölçümleri ………....6 Çizelge 2-3 Ülkelere göre obezite oranı (BKİ≥30kg/m2) ………...9 Çizelge 2-4 Türkiye‟ de Yetişkinlerde Yapılmış Obezite Çalışmalarından Bazıları...11 Çizelge 2-5 TURDEP-I ve TURDEP-II Çalışmalarında Türkiye‟deki Yetişkin BKİ Dağılımı………...12 Çizelge 2-6 Türkiye‟ de Bölge/Bölüm/Şehir Obezite Prevalansı………....14 Çizelge 2-7 Ülkelere Göre 5-17 Yaş Grubu Obez Ve Şişman Oranları………..16 Çizelge 2-8 Dünyada Yapılmış Bazı Obezite Çalışmaları ve Prevalans Değerleri…….17 Çizelge 2-9 Dünyada Prevalans Değerleri………...18 Çizelge 2-10 COSI-TUR 2013 ve COSI-TUR 2016 Çalışmaları: Türkiye‟ de 7-8 Yaş
Çocuklarda Fazla Kiloluluk ve Obezite Prevalansı … ……….20 Çizelge 2-11 Yıllara Göre Türkiye‟ de 15 Yaş Üstü Obezite Oranları………...21 Çizelge 2-12 Türkiye‟ de Çocuk ve Adolesanlarda Yapılmış Obezite Çalışmalarından Bazıları………...21 Çizelge 2-13 Türkiye„ de Farklı Yıllarda Yapılan Çalışmalara Göre Obez Ortaokul Adolesanların İl Bazında Sıklığı………22 Çizelge 4-1 BKİ Bulguları………..33 Çizelge 4-2 Adolesanların Cinsiyetlere Göre Dağılımları ve Yaş Ortalamaları………34 Çizelge 4-3 Öğrencilerin Sosyodemografik Dağılımları ve Farklılık Değerleri……...36 Çizelge 4-4 Öğrencilerin Ebeveyn / Sosyoekonomik Özellikleri Dağılımları ve
Farklılık Değerleri………..38 Çizelge 4-5 Öğrencilerin Beslenme Özellikleri Dağılımları ve Farklılık Değerleri…...40 Çizelge 4-6 Öğrencilerin Okul Türüne Dair BKİ Dağılımı………...44 Çizelge 4-7 Sosyodemografik Özelliklere Göre İlişki Analizi………...45 Çizelge 4-8 Beslenme Özelliklerine Göre İlişki Analizi……….46
vii
ġEKĠLLER DĠZĠNĠ
ġekil Sayfa
Şekil 2-1 Obezite çeşitleri………..5
Şekil 2-2 Dünya ülkeleri obezite ve fazla kilolu populasyon dağılımı………..9
Şekil 2-3 2018 – 2019 DSÖ Dünya obezite oranı verileri………...10
Şekil 2-4 Türkiye‟de Bölgelere Göre Obezite Sıklığı ………...14
Şekil 4-1 Adolesan Öğrencilerde Obezite Prevalansı………..34
Şekil 4-2 Öğrencilerin Yaşlara Göre Cinsiyet Dağılımı………..35
viii
SĠMGELER VE KISALTMALAR DĠZĠNĠ
Simgeler Açıklama
kg/m2 Vücut Kitle Endeksi Ölçüsü
< Küçük Sembolü
≥ Büyük Eşit Sembolü
% Yüzde Ölçüsü
Kısaltmalar Açıklama
ADNKS Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi
BGOF Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu
BKĠ Boy Kütle İndeksi
COSI European Childhood Obesity Surveillance Initiative
DSÖ Dünya Sağlık Örgütü
HBSC Health Behaviour in School-Aged Children Survey
ĠHO İmam Hatip Ortaokulu
OECD Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü SPSS Statistical Package for the Social Sciences TBSA Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması
TEKHARF Türkiye, Erişkin Kalp Sağlığı ve Hipertansiyon Araştırması
ve Risk Faktörleri
TNSA Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması
TOHTA Türkiye Obezite ve Hipertansiyon Araştırması
TOÇBĠ Türkiye Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi
TURDEP-I Türkiye Diyabet, Epidemiyoloji Araştırması-I TURDEP-II Türkiye Diyabet, Epidemiyoloji Araştırması -II UNICEF Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu
WHO World Health Organization
1
1.GĠRĠġ
Beslenme ile ilişkili kronik hastalık riskinin tüm dünyada hızla artması, sağlıklı beslenme bilincini doğurmuştur (Açkurt, 1999). Değişen hayat tarzları, tüketicilerin gıdalardan bekledikleri sağlık etkilerinde ve beslenme alanında değişikliklere neden olmuştur (Özdemir ve ark., 2009). Son yıllarda insanların sağlık konusuna daha fazla önem vermeye başlamaları ve daha doğal gıdalara yönelmeleri sağlıklı beslenmeye paralel olarak besin tercihlerinin yeniden şekillenmesinde farkındalık yaratmıştır (Çıtırık, 2008).
Gelişen teknoloji ile birlikte 21. yüzyılda güncelliğini koruyan obezite ile ilgili çeşitli araştırmalar konunun hassasiyetini vurgularken, obezite ve obeziteye dayalı hastalıklar literatürde geniş yer kaplamaktadır. Küreselleşmenin etkisiyle medyada da geniş yankı uyandıran obezitenin dünya nüfusunu tehdit eden bir unsur olduğu dikkat çekmektedir. Her geçen gün ciddi bir sağlık sorunu olarak karşılaştığımız fazla kiloluluk ve obezite her yaştan bireyi etkileyeceği gibi çocuk ve adolesanlarda da kendini gösteren epidemik bir hastalıktır (James, 2008).
Makinalaşmanın hızla arttığı ve robotların hayatımızdaki yerini almaya başladığı çağımızda insanların hareket alanlarının kısıtlanması ve fiziksel aktivitelerin azalması ciddi sorunları da beraberinde getirmektedir. Hareketsiz yaşamla birlikte beslenme kriterlerinin ve düzeninin değişmesi, strese dayalı psikolojik sorunlar ve genetik yatkınlıklar her yaştan bireyi etkileyen ve obezite oluşumunu tetikleyen faktörlerdir. Beslenme ve sağlık üzerine yapılan araştırmalar, insanları fazla kilo ve obezite risklerine karşı daha dikkatli beslenmeye yöneltmiştir (Açkurt,1999). Özellikle son zamanlarda obezite kaynaklı oluşan ve ölüm riski taşıyan hastalıklar, insanların yaşam kalitesini düşürmekte, hayatı gerek psikolojik gerekse fizyolojik olarak ciddi anlamda olumsuz etkilemektedir. Dünyadaki ölümcül tehditlerden beşinci sırada yer alan fazla kilo ve obezite ile her yıl 2,8 milyon yetişkin bireyin yaşamını yitirdiği bilinmektedir (Tekün, 2015). Obeziteyle mücadeleye yönelik ciddi sağlık sorunları medyada da hızla artmakta, insanları bilgilendirme bilinçlendirme faaliyetleri giderek çoğalmakta ancak buna rağmen toplumda farklı yaş ve cinsiyetlerde obez insan sayısı da artmaya devam etmektedir. Bireyin yaşamını olumsuz etkileyen dengesiz beslenme ve zararlı
2
alışkanlıklar, fiziksel aktivite azlığı, stres gibi yaşam tarzı ile ilgili faktörler; kardiyovasküler hastalıklar, solunum yolu hastalıkları, diyabet, kanser ve daha birçok kronik hastalıklara zemin hazırlamaktadır (Altunkaynak ve Özbek, 2006).
Konuya dair kamuoyunda “obezite” sorununun bilinmesine rağmen soruna ilişkin organize bir mücadelenin olmaması ya da yeterli olmaması obez nüfusunun zamanla artmasına neden olmaktadır. Özellikle farklı yaş ve farklı cinsiyetteki okul çağı çocuklar ve adolesanlar arasında da obezitenin artan bir eğilim gösterdiği bilinen bir gerçektir (Rahman ve ark., 2014). Bu bağlamda konuya dikkat çekmek için gazete köşelerinde yahut diğer medya organlarında çeşitli programların düzenlenmesi sadece yetişkin insanları değil aynı zamanda okul çağı çocukları da yakından ilgilendirmektedir. Genel bir halk sağlığı problemi olarak gerek tıbbi gerekse estetik açıdan güncelliğini koruyan (Aykut ve Horoz, 2011) ve tıp, sağlık bilimleri ve diyetetik gibi çeşitli alanlarda bilimsel çalışmaların konusu olarak araştırması yapılan obezitenin günümüz sağlık açısından önemli sonuçları her fırsatta topluma sunulmaktadır (Doğan ve ark., 2015; Yıldırım ve ark., 2017). Nitekim sağlıklı beslenme önerileri, obezite ve beraberindeki hastalık sıklığındaki artış tüm dünyada bilimsel çalışma sayısını artırmıştır. Bu bilimsel çalışmaların sayısının artması obeziteye karşı önlemlerin alınması ve obezite bilincinin artırılmasına olumlu katkıda bulunmaktadır.
Bu çalışmada gerek uluslararası platformda ve gerekse Türkiye‟ de önemli bir sağlık sorunu olarak tanımlanan “adolesanlarda obezite” konusu alınmıştır. Çalışma; Karaman İl merkezindeki dört devlet ortaokulunda öğrenim gören 7. ve 8. sınıf düzeyi 830 adolesan öğrencilerinde obezite sıklığının saptanması ve risk faktörlerinin belirlenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür.
3
2. KURAMSAL TEMELLER VE KAYNAK ARAġTIRMASI
2.1. Obezitenin Tanımı
“İyi beslenmiş” anlamına gelen “obesus” Latince kökenli olup (Durukan, 2011) vücutta gereğinden fazla yağ birikiminin orantısız bir şekilde artması şeklinde yorumlanabilir (Babaoğlu ve Hatun, 2002; Epik ve ark., 2004). Başka bir ifadeyle obezite, vücuda alınan- verilen enerjinin dengesinin deforme olmasıyla, yakılan enerjinin azalmasının yanında vücuda fazla alınan besinin oluşturduğu yağ fazlalığıdır (Şarbat ve Demirkol 1999). Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanırken; yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının ortalama % 15-20‟ sini, kadınlarda ise % 25-30‟ unu yağ dokusu oluşturur. Erkeklerde ve kadınlarda sırasıyla % 25 ve % 30‟ un üzerine çıkması durumu “obezite” olarak ifade edilmektedir (Anonim, 2016).
Obeziteyi meydana getiren süreç ve nedenler aslında karmaşık bir döngüdür (Adıyaman, 2015). Henüz eğitim hayatına başlamamış çocuklarda görülmeye başlayan obezitenin, adolesan dönemlerde de hızla ilerlemesinde, ebeveynlerin beslenme tarzları ve çocukluk dönemindeki beslenme alışkanlıkları önemli rol oynamaktadır. Yiğit (2011)„ e göre “şüphesiz ebeveynler çocukların besin tercihlerinin şekillenmesinde etkili olan ilk kişilerdir. ” Zaman içerisinde olumsuz beslenme stiline fiziksel aktivite yetersizliği de eklenince ilerleyen yaşlar da dahil obezite ve beraberindeki obezite risk hastalıklar kaçınılmaz hale gelmektedir.
Yapılan araştırmalar neticesinde Demir (2016)„ e göre, obezitenin oluşumunda, günümüz yaşam koşullarının bir sonucu olarak değişen beslenme alışkanlıklarının yanı sıra, genetik faktörler, çevresel faktörler, günlük yaşamımızdaki fiziksel aktivitenin azalması, ailenin sosyoekonomik durumu ve psikolojik faktörlerin de etkisi bulunmaktadır (Altınkaynak ve ark., 2002). Bilimsel araştırmaların da katkısıyla ifade edilebilir ki gelişim dönemlerindeki beslenme stilinden, fiziksel aktivitelere, genetik faktörlerden çevresel etkilere kadar yaşamımızdaki birçok eylemler obeziteyi dolaylı da olsa etkilemektedir. Öyle ki; DSÖ, 10–19 yaş grubunu adolesan adı altında gruplandırdığından bu dönemde görülmeye başlayan ya da çocukluktan gelen beslenme alışkanlıkları ve bağımlılıklarla doğrudan ilgili olan obezite ileri yaşlar için ciddi bir
4
tehlike oluşturmaktadır. Nitekim küçük yaşlarda önü alınamayan obezitenin ilerleyen yaşlarda tedavisi de oldukça zor bir süreç halini almaktadır.
World Health Organization (WHO- 2000)‟un, Beden Kütle İndeksi (BKİ)‟ ne göre yaptığı sınıflandırma Çizelge 2-1‟ de verilmiştir (Tekün, 2015).
Gruplar YetiĢkinler (Bki, Kg/M2) Çocuk ve Adolesanlar Bki-Z Skoru (SD) Çocuk ve Adolesanlar Bki –Persantil Zayıf <18,50 <-2.00 SD < % 5
Normal 18,5-24,99 -2.00-1.00 SD ≥ % 5 ile < % 85 arasında
Fazla Kilolu 25,00-29,99 1.01-2.00 SD ≥ % 85ile < % 95 arasında
Obez ≥ 30,00 >2.00 SD ≥ % 95
Orta Derece Obez 30,00-34,00 - 95.persantile karşılık gelen
BKİ‟nin % 100-120„si
Hafif Obez 35,00- 39,00 - 95. persantile karşılık gelen
BKİ‟nin % 120-140‟ı
Morbid Obez 40,00- 49,00 - 95. persantile karşılık gelen
BKİ„nin > % 140‟ı
Süper Obez ≥ 50,00 -
Çizelge 2-1. BKI‟ ye Göre Obezitenin Sınıflandırılması (Anonim, 2018a).
Literatürde, BKİ değerinin 25 kg/m2‟ nin üzerinde olması fazla kiloluluk, 30 kg/m2‟ nin
üzerinde olması ise obezite olarak ifade edilmektedir (Anonim, 2016).
Boy ve kilo değerlendirmesinin dışında bel/kalça oranı ve bel çevresi de şişmanlığın değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Bel/kalça oranı fizyolojik şartlarda kadınlarda sınır 0,85, erkeklerde ise 0,95 olarak tanımlanırken, bu sınır değerlerin üstü obezitenin varlığına işaret etmektedir (Tekün, 2015).
5
2.2. Obezite Türleri
DSÖ tarafından vurgulanan yağ dokusunun kadınlarda % 25-30 erkeklerde % 15-20 vücut üzerindeki dağılımı çok önemlidir. Araştırmacılar özellikle vücuttaki toplam yağ miktarından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı üzerinde durmaktadırlar. Nitekim vücuttaki bölgesel yağ dağılımı genetik olarak erkek ve kadınlarda farklılık göstermektedir (Anonim, 2017e).
Yağın vücuttaki konumuna göre obezite iki tip olarak gruplandırılmaktadır (Tekün, 2015).
1) Android tip obezite (elma tip) 2) Jinoid tip obezite (armut tip)
Şekil 2- 1. Obezite Çeşitleri (Anonim, 2017a).
Yağın abdominal (vücudun üst bölgesi) bölgede toplandığı obezite tipine “android tip obezite (erkek tipi veya elma tipi obezite)” adı verilir. Özellikle yağın; bel, üst karın, göğüs karın ve cilt altında yağın depolanması dikkat çekmektedir. Yağ kütlesi vücudun alt bölgesinde lokalize ve daha çok kadınlarda gözlenen ise “jinoid tip (armut tip) obezitedir” (Tekün, 2015). Gereğinden fazla alınan yağ, vücudun daha çok kalça, uyluk, bacaklar ve deri altında birikmektedir.
Bel çevresi ölçümlerinin üst sınır değerleri de dikkate alınarak obezite riski tespit edilebilir. Bu üst sınır değerler Çizelge 2-2‟ de gösterilmiştir.
6
Cinsiyet
Risk (Uyarı sınırı) (BKĠ > 25)
Yüksek risk (Eylem sınırı) (BKĠ > 30)
Erkek > 94 > 102
Kadın > 80 > 88
Çizelge 2-2. Yetişkinlerde Obeziteye Bağlı Hastalık Oluşma Riski ve Bel Çevresi Ölçümleri (Anonim, 2017c).
Çocuk ve adolesanlarda, yetişkinlerde olduğu gibi belli bir sınıflandırma bulunmamakta, fazla kilolu olma, şişmanlık ve obezitenin tanımlanmasında farklı yaklaşımlar ortaya atılmaktadır. Ancak DSÖ tarafından 2006 yılında 0-5 yaş çocukları için büyüme standartları, 2007 yılında ise 5-19 yaş grubu çocuklar ve adolesanlar için büyüme referans değerleri yayımlanmıştır. Ek-4‟ te verilen 0-18 yaş/cinsiyetlere göre vücut ağırlığı (kg) parsentil değerleri dikkate alınarak çocuk ve adolesanlarda yaşa göre BKİ değerleri, fazla kiloluluk ve obezitenin sınıflandırılmasında kullanılmaya başlanmıştır (Anonim, 2017c).
2.3. Obeziteye Neden Olan Faktörler
Küreselleşmenin etkisi ve dünya çapında beslenme stillerinin değişmesi ile tüm ülkelerde yaygın hale gelen obezite nedenleri ve süreçleri itibariyle döngü karmaşasıdır. Nitekim vücudumuzdaki sistemlerin doğrudan birbiri ile ilişkisi düşünüldüğünde fizyolojik ve psikolojik süreçlerin değişimi, aşırı ve dengesiz beslenme, aktivite yetersizliği gibi nedenler obezitenin temelinde yatan önemli sebeplerdir. Bu sebeplerin yanı sıra genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyokültürel ve bebeklik gelişimi gibi pek çok faktörün birbiri ile ilişkili olduğu tespit edilen obezitenin, tüm dünyadaki artışı dikkat çekmektedir. Özellikle çocukluk çağı obezitesindeki hızlı artış sadece genetik yatkınlıkla değil, çevresel faktörlerin etkisiyle de açıklanabilir (Anonim, 2017c).
Obezitenin hızla artmasında doğumdan ölüme yaşantımızın temel ihtiyacı olan beslenme tarzı büyük rol oynamaktadır. Geçmişte yapılan bir araştırmada ilginç bir sonuç olarak yaşamın ilk yıllarındaki anne sütünün obezite gelişimini azaltıcı etkisi tespit edilmiştir. Ayrıca anne sütü ve beraberinde anne sütü ile beslenme süresinin obezite sıklığını daha düşük düzeylerde tuttuğu ve ilerde oluşabilecek obezite ihtimalini zayıflattığı sonucuna varılmıştır (Anonim, 2017f). Öyle ki yaşamın ilk yıllarındaki
7
beslenme stilinin bile ilerleyen yaşlardaki oluşabilecek obezite riskinin zeminini hazırladığı görülmektedir. DSÖ ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verileri de bu sonucu destekler nitelikte bildirimlerde bulunmuşlardır. İlk altı ay anne sütünü takip eden süreçte ek gıda takviyesi ile iki yıla yakın süre emzirmenin ilerleyen yaşlarda bireyde obezite riskini ortadan kaldırdığı belirtilmiştir (Anonim, 2017e). Bununla birlikte geleneksel evde yemek hazırlama kültürünün yerini zamanla hazır yiyeceklere ve kalorisi yüksek hızlı yiyeceklere bırakması günümüzde obezite hastalığının ortaya çıkmasında büyük bir etken olarak gösterilmektedir (Adıyaman, 2015).
Türkiye Sağlık Bakanlığı‟nın çalışması (2010) “Türkiye Obezite ile Mücadele ve Kontrol Programı” verileri doğrultusunda obeziteyi tetikleyen temel risk faktörleri aşağıda sıralanmıştır :
Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları
Yetersiz fiziksel aktivite
Yaş
Cinsiyet
Eğitim düzeyi
Sosyo – kültürel etmenler
Gelir durumu
Hormonal ve metabolik etmenler
Genetik etmenler
Psikolojik problemler
Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama
Sigara- alkol kullanma durumu
Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.)
Doğum sayısı ve doğumlar arası süre (Sağlık Bakanlığı, 2010).
Obezitenin nedenleri ve süreci üzerine yapılan programlarda da sağlık uzmanlarının ve rehberlerinin obezite oluşumuna neden olan faktörleri sık sık vurgulamaları dikkat çekmektedir. Uzmanlara göre; aşırı kiloların sadece % 5‟ i genetik sebeplerden kaynaklanırken; % 95‟ i yetersiz fiziksel aktivite, çevresel faktörler, yanlış beslenme,
8
nörolojik ve biyokimyasal bazı bozukluklardan kaynaklanmaktadır. Bahsi geçen sebepler erkeklerin % 20‟ sini, kadınların ise % 40‟ ını etkilemektedir. Bu da toplumun %30‟unun fazla kilolu olduğunu yani her 10 kişiden 3‟ünün normal kilonun üzerinde olduğu gerçeğini yansıtmaktadır (Anonim, 2017b).
2.4. Obesite Prevalansı
Obezitenin çevre şartları, genetik, psikolojik ve sosyokültürel alanlar dahilinde bir bölgedeki yaygınlığı “obezite prevalansı” ile ifade edilmektedir. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) 2012 yılı kapsamında OECD ülkelerinde elde ettiği çalışma raporuna göre obezite prevalansının 1980 yılı dikkate alındığında iki-üç kat arttığı tespit edilmiştir (Anonim, 2018a).
Küreselleşmenin de etkisiyle yaygınlığı hızla artan obezite gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin çoğunu etkisi altına almaktadır. Nitekim Türkiye‟de de obezite prevalansı gelişmiş ülkelerden geri kalmamakta, özellikle kadınlarda ciddi boyutlarda seyrederek %30 kritik sonucu aşan, belirgin yüksek oranla dikkat çekmektedir (Anonim, 2017g). Obezite prevalansının konu alındığı çalışmalar; Dünya çapında ulusal ölçekler içerirken, ülkemizdede gerek ulusal nitelikte gerekse yerel ve bölgesel nitelikte oranlarla ön plana çıkmaktadır.
2.5. Dünyada Obezite Prevalansı
Obezite küresel boyutta önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu sebepledir ki son kırk yıldır obezitenin tüm dünyada hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan ülkelerde her geçen gün artış gösterdiği bilinen bir gerçektir.
Dünya çapında 1975 yılında yetişkin bireylerde tespit edilen obezite sıklığı kadınlarda % 6,4 ve erkeklerde % 3,2 iken; 2014 yılında sırasıyla % 14,8 ve % 10,8' e ulaşmıştır (Satman, 2016). Elde edilen son veriler ışığında 1975 - 2014 yılları arasında obezite oranının kadınlarda iki kat, erkeklerde üç kat arttığı görülmektedir (Anonim, 2018a).
DSÖ tarafından Asya, Afrika ve Avrupa‟ nın altı ayrı bölgesinde, MONICA (Kardiyovasküler Hastalıkta Belirleyicilerin ve Eğilimlerin Çok uluslu İzlenmesi) çalışması 12 yıl boyunca devam etmiştir. Çalışma süresince obezite prevalansının 10 yılda % 10-30 arasında bir artış gösterdiği görülmektedir (Anonim, 2017g).
9
Şekil 2-2. Dünya Ülkeleri Obezite Ve Fazla Kilolu Populasyon Dağılımı (Anonim, 2018a).
Obezitenin en sık görüldüğü ülke Amerika Birleşik Devletleri‟nde (ABD), yapılan bir araştırma sonucunda birbirini takip eden yıllar 2003-2004 ve 2005-2006 yıllarında obezite prevalansı belirlenmiş olup 2003-2004 yıllarında erkeklerde % 31‟ den % 33‟ e,
kadınlarda % 33‟ ten % 35„ e yükseldiği, 2005-2006 yıllarında ise erkeklerde %33, kadınlarda %35 oranında görüldüğü belirlenmiştir (Anonim, 2017d).
Çizelge 2-3. Ülkeler Göre Obezite Oranı (BKİ≥30kg/m2
) (Anonim, 2014).
NHANES-III değerlendirme verilerine göre 2011-2012 yılında ABD„ de 20 yaş ve üzeri yetişkinlerde obezite prevalansı % 34,9 iken, 2-19 yaş arası çocuk ve adolesanlarda obezite oranı % 16,9 olarak belirtilmiştir (Anonim, 2018a).
2008 2015
Obezite: 400 Milyon Obezite: 700 Milyon
10
DSÖ„ nün 2014 yılında elde ettiği bir başka çalışma verileri dikkate alındığında, uluslararası 18 yaş üstü yetişkinlerin % 39‟ u fazla kilolu, %14‟ ü obez bireyleri oluşturmaktadır (Anonim, 2016).
Yapılan araştırmalarda obezite prevalansı Avrupa ülkelerinde de oldukça değişkendir. Fazla kilolu olma durumunun en yüksek değerleri arasında, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve İngiltere ülkeleri (İskoçya bölgesinde) olduğu saptanırken, Türkmenistan ve Özbekistan prevalansın en düşük olduğu ülkeler olarak belirlenmiştir. Bu ülkelerde obezite prevalansı kadınlarda daha yüksek düzeyde (erkeklerde %5-23, kadınlarda %7-36) seyretmektedir (Yılmaz, 2014). Avrupa ülkelerinde de belirgin artışların söz konusu olduğu obezite hususunda pek çok ülkede 2030 yıllarına kadar obezite oranının %50‟ lere varacağı öngörülmektedir (Anonim, 2018a).
Şekil 2-3. 2018 – 2019 DSÖ Dünya Obezite Oranı Verileri (Anonim, 2019).
DSÖ 2018 – 2019 verilerine göre dünya obezite oranları Şekil 2-3‟ te haritadan da görülebileceği üzere, özellikle Türkiye‟nin de içinde bulunduğu Amerika, Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, Mısır, Nauru, Palau, Kuk Adaları gibi ülkelerin ilerleyen zaman dilimlerinde obezite risk taşıyacağı düşünülmektedir.
2.6. Türkiye’de Obezite Prevalansı
Dünya çapında beslenme tarzlarının değişmesi ile hızlı bir şekilde yayılan ve çoğu ülkede risk hastalıklar arasında ön plana çıkan obezite, Türkiye‟ de de artarak kendisini
11
göstermiştir. Ülkemizde obezitenin süreci ve izlenmesi üzerine yapılan yerel ve bölgesel çaplı araştırmaların sayısı da gün geçtikçe artış göstermektedir. Periyodik süreçler dahilinde ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından ilgili popülasyon üzerinde obeziteyi konu alan çeşitli araştırmalar yapılarak veriler değerlendirilmektedir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları (TNSA), Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA), Türkiye Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Epidemiyolojisi Araştırması-I (TURDEP-I) ve TURDEP-II, TUİK ayrıca üniversiteler işbirliği sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı etkileşimiyle farklı yaş gruplarında ve cinsiyetler üzerinde ulusal araştırmalar yapılmaktadır (Çizelge 2-4).
Çizelge 2-4. Türkiye‟ de Yetişkinlerde Yapılmış Obezite Çalışmalarından Bazıları (Anonim, 2018a) Ülkemizde 1998 yılında başlayan ve 5 yılda bir tekrarlanan 15-49yaş grubu kadınların katılımının sağlandığı Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA)‟ nın elde ettiği veriler incelendiğinde obezitenin kadın nüfusta giderek arttığı anlaşılmaktadır. Bu araştırma sonuçlarına göre 15-49 yaş grubu kadınlarda fazla kiloluluk prevalansı 1998 yılında % 33,4, 2003 yılında % 34,2, 2008 yılında % 34,4 ve 2013 yılında ise % 28,5
12
olarak belirtilmiştir. Obezite prevalansı ise aynı yıllarda sırasıyla % 18,8, % 22,7, % 23,9 ve % 26,5 olarak tespit edilmiştir (Anonim, 2014). Türkiye‟ de yapılan, 1998
TNSA sonuçlarına bakıldığında kadınların %52,2 „ sinin obez ve risk taşıdığı, % 18,8‟ inin de obez olduğu görülmüştür. Yetişkin bireylerde ele alınan vücut
yağının, ortalama vücut ağırlığına sahip erkeklerde % 15-20, kadınlarda ise % 25-30 aralığında seyrettiği görülmektedir (Satman ve ark., 2014).
Ülkemizde geniş kapsamlı yapılan çalışmalardan biri de 1998 ve 2010 yıllarında yapılan Türkiye Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Epidemiyolojisi Araştırmasıdır (TURDEP). Bu çalışmalardan ilki 1998 yılında “Türkiye Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Epidemiyolojisi Araştırması-I (TURDEP-I)” toplamda 24,788 kişinin katılımıyla gerçekleşmiştir (Tekün, 2015). Bu çalışmadan elde edilen veriler incelendiğinde obezite prevalansının literatür çalışmalarıyla uyumlu olarak kadınlarda daha yüksek olmakla birlikte genel olarak % 22,3 (kadınlarda % 30, erkeklerde % 13)olduğu görülmüştür. Araştırma da tespit edilen prevalansın 30‟ lu yaşlarda arttığı, 45-65 yaşları arasında en üst seviyeye ulaştığı dikkat çeken bir detaydır (Anonim, 2018a). Ayrıca popülasyonun obezite prevalansı kentsel alanda % 23,8 olarak bulunurken, kırsal alanda % 19,6 olduğu gözlemlenmiştir. Ülke geneli bölgeler değerlendirildiğinde diğer bölgelere nazaran doğu bölgelerinde daha az obeziteye rastlanmıştır (Anonim, 2014).
Çizelge 2-5. TURDEP-I ve TURDEP-II Çalışmalarında Türkiye‟ deki Yetişkin BKİ Dağılımı (Anonim, 2018a).
Aradan geçen 12 yıl sonra 2010 yılında, TURDEP-I çalışmasının tekrarı niteliğinde planlanmış olup aynı yöntem kullanılarak aynı merkezlerde gerçekleştirilen TURDEP-II çalışması toplamda 26.499 kişinin katılımıyla süreç takibi yapılmıştır. Elde edilen
13
veriler dikkate alındığında 1998‟ de % 22,3 olarak tespit edilen obezite prevalansı 2010‟ da % 31,2 olarak hesaplanmıştır.
Cinsiyet dağılımları incelendiğinde obezite prevalansının kadınlarda % 44, erkeklerde ise % 27 olarak belirlendiği görülmüştür. Buna göre son 12 yılda prevalansın kadınlarda 1,5 kat erkeklerde ise 2 kat arttığı bildirilmiştir (Anonim, 2014). TURDEP-II verileri, TUİK 2016 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) yaş ve cinsiyet dağlımı ile yeniden yorumlandığında aradan geçen 12 yıl süre içinde 20 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranının % 22,3‟ ten % 29,5‟ e yükseldiği görülmüştür (Anonim, 2014).
TURDEP kapsamında incelemeye alınan 15 il (Erzurum, Adana, Bursa, Konya İstanbul, Samsun, Malatya, Ankara, Diyarbakır, Trabzon, Gaziantep, Antalya Eskişehir, Denizli, İzmir) kapsamında incelendiğinde obezite oranının il bazında en yüksek Adana‟da (% 43,5) en düşük ise Erzurum„da olması dikkat çekmektedir (Anonim, 2018a).
1999-2000‟ li yıllarda yaklaşık 24000 kişinin tarandığı TOHTA (Türkiye Obezite ve Hipertansiyon Araştırması) verileri doğrultusunda % 25 (kadın %36, erkek %21,5) obezite prevalansı dikkat çekerken (Hatemi ve ark., 2003), 2000 -2003 yıllarında TEKHARF (Türkiye, Erişkin Kalp Sağlığı ve Hipertansiyon Araştırması ve Risk Faktörleri) adı altında elde edilen obezite prevalansının sırasıyla kadınlarda % 43-44,2, erkeklerde ise % 21,1- 25,2 değerlerine yükseldiği bildirilmiştir (Anonim, 2018a).
Bakanlığımızca yapılan “Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması-2010” ön çalışma raporuna göre Türkiye‟de obezite sıklığı (prevalansı); 19 yaş ve üzerinde bireylerde % 30,3 iken bu oran erkeklerde % 20,5 ve kadınlarda % 41 olarak bulunmuş ayrıca fazla kilolu olma oranı % 34,6, obez oranı ise % 2,9 olarak belirtilmiştir (Anonim, 2017d).
14
Şekil 2-4. Türkiye‟de Bölgelere Göre Obezite Sıklığı (Anonim, 2017d).
Bölgeler/Bölüm/ġehir Obezite görülme %
Ġstanbul 33,0 Batı Marmara 30,7 Doğu Marmara 30,6 Ege 28,0 Akdeniz 30,1 Batı Anadolu 33,0 Orta Anadolu 32,9 Batı Karadeniz 31,3 Doğu Karadeniz 33,1 Kuzeydoğu Anadolu 23,5 Ortadoğu Anadolu 20,5 Güneydoğu Anadolu 22,9
Çizelge 2-6. Türkiye‟de Bölge/Bölüm/Şehir Obezite Prevalansı (Anonim, 2017d).
Ayrıca ülkemizde TÜİK tarafından 15 yaş üstü bireyler için yapılan bir başka sağlık araştırma sonuçları değerlendirildiğinde 2003 yılında, % 12 olan obez değerinin giderek arttığı, 2008, 2010 ve 2012 yılları içerisinde de sırasıyla % 15,2, % 16,9 ve % 17,2 olarak belirlenmiştir (Anonim, 2014). Yapılan araştırmalar neticesinde araştırmacı ve uzmanların fikir birliği dahilinde erkeklerde kilo fazlalığının, kadınlarda ise obezitenin daha yaygın olduğu dikkati çekmektedir. Genel olarak erişkin yaşlardaki Türk toplumunun 2/3‟ü kilolu veya obezdir (Satman, 2013).
DSÖ‟nün 2016 yılı verilerine göre, Avrupa‟ da obezitenin en sık görüldüğü ülke Türkiye (% 29,5) iken, OECD‟nün 2017 raporuna göre 20 yaş üstü yetişkinlerde 34
15
ülkenin ortalama obezite oranlarına göre Türkiye % 22,3 obezite sıklığı ile ortalamanın (% 19,4) üzerinde olduğu ifade edilmektedir (Anonim, 2018a).
2.7. Adolesanlarda Obezite
WHO insanda büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu, çocukluktan erişkinliğe geçişte büyük önem taşıyan 10-19 yaş grubunu adolesan dönemi olarak tanımlamaktadır (Parlaz ve ark., 2012).
Obezitenin yetşkinlerde olduğu kadar , okul çağı çocuk ve adolesanlarda da görülme sıklığı artmıştır. Elde edilen araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, 5-17 yaş arası okul çağı çocuklarında dünya çapında obezite sıklığının % 10 olduğunu bilinmektedir (Doğan ve ark., 2015).
Bazen çocukluktan gelen bazen de adolesan dönemlerde kendini göstermeye başlayan obezite, bireylerde beslenme düzeninin ve tercihlerinin kendini göstermesiyle dikkat çekmektedir. Nitekim günün yaklaşık 8 saatini okulda geçiren adolesan öğrencilerde obezitenin yaygın hale gelmesinin en önemli etkenleri arasında, okula geç kalma ya da canı istememe gibi nedenlerle evde kahvaltı yapmama, öğün atlama ve okulda açlığını gidermek için ya da arkadaşlarına özendiği için ayak üstü beslenme (fastfood) tipi yüksek kalorili yiyeceklere (Öztürk ve Aktürk, 2011) ya da denetimi yapılmayan sağlıksız gıdalara yönelme gibi sebepler gösterilebilir. Sebze ve meyve tüketimi giderek azalan öğrenciler, çoğu zaman öğün birleştirmesi yaparak atıştırmalık abur cubur (bisküvi, şekerleme türü yiyecek ve her türlü gazlı içecekler) ya da fastfood ürünü hazır gıdalara (kantinlerde patates kızartması, hamburger, tost vb.) yönelmektedir (Doğan, ve ark., 2015).
Adolesan dönemlerde karşılaşılan obezite; ergen bireylerde fizyolojik olduğu kadar psikolojik ve sosyolojik yaralar da açmaktadır. Aidiyet duygusu zedelenen adolesan bireyler özgüvenin düşmesiyle eğitim hayatında öğrencinin alay edilme ve dışlanma korkuları ile okul hayatını baskı haline gelmekte ve bilişsel ve duyuşsal gelişimi de olumsuz etkilenmektedir (Doğan ve ark., 2015). Öyle ki fiziksel korkularıyla hareket eden obez bireyler genellikle toplumdan uzaklaşarak duygusal çöküntülerle mutsuzluğa itilmektedir. Nitekim bahsedilen olumsuz süreçler gelişme çağındaki bireyler için konunun önemini ve ne derece hassas olduğunu üzücü bir şekilde
16
özetlemektedir. ABD‟ de, 2003-2006 yıllarında yetişkinler kadar çocuk ve adolesanlarda da kendini göstermeye başlayan obezite üzerine yapılan NHANES çalışmasının prevalans bulguları % 16,3‟ ü gösterirken, 2011-2012 verileri NHANES-III raporu doğrultusunda bu oranın % 16,9‟ a yükseldiği saptanmıştır (Anonim, 2018a).
Çizelge 2-7. Ülkelere Göre 5-17 Yaş Grubu Obez ve Şişman Oranları (Anonim, 2014).
Dünya genelinde adolesan bireyler üzerine yapılan çalışmalar ele alındığında son 10 yıldır yapılan bazı çalışmalar ve bu çalışmalar sonucunda elde edilen obezite prevalansı sonuçları Çizelge 2-8„ de ifade edilmiştir.
17
Çizelge 2-8. Dünyada Yapılmış Bazı Obezite Çalışmaları ve Prevalans Değerleri
Adolesanlarda fazla kilo ve obezite araştırması üzerine güvenilir verilerin elde edildiği uluslararası çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan ilki, 2003 yılında Avrupa‟da 9 ülkeyi kapsayan 11 yaş aralığında çalışma yapılan “The Pro Children” araştırmasıdır. Araştırmanın sonuçları değerlendirildiğinde fazla kiloluluk prevalansının, erkeklerde (% 17) kızlardan (% 14) daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (Öztürk ve Aktürk, 2011).
Ulusal nitelikte çocuk ve adolesanlarda obezite üzerine yapılan 7 ülke (Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Litvanya, Almanya, İtalya ve Hollanda) araştırma verilerine bakıldığında Türkiye obez oranının % 7,7 olduğu ve Romanya‟ dan sonra Avrupa„ da ikinci sırada olduğu tespit edilmiştir (Anonim, 2018a).
Diğer büyük çalışma ise 2001-2002 yılında daha kapsamlı 41 ülkeyi içeren “Health Behaviour in School-Aged Children Survey (HBSC)” dir. 11, 13 ve 15 yaş grubunda yürütülen çalışmada yıllarında 13 yaş grubunda erkeklerde kızlara göre daha yüksek fazla kilolu olma durumu seyrederken, (kız: % 24, erkek: % 34) 15 yaş grubunda ise aksine kızların, erkeklerden (kız: % 31, erkek: % 28 daha yüksek oranda fazla kilolu
YIL ÜLKE ÇALIġMA/
YAZAR
YAġ ARALIĞI PREVALANS
2010 Ġran Kelishadi ve ark. 12-18 yaş 5,4
2010 Ġran Khashayar ve ark. 10-18yaş 17,7
2010 Çin Zhang ve ark. 12-18 yaş 4,2
2010 Kamerun Wamba ve ark. 8-15 yaş 1,9
2010 Ankara Ercan ve ark. 11-18 yaş 7,7
2010 Tayvan Chen ve ark. 12-17 yaş 17,5
2011 Çin Ma ve ark. 12-18 yaş 4,2
2011 Fas Sebbani ve ark. 7-15 yaş 5,4
2012 ABD Ogden ve ark. 12-19 yaş 20,5
2012 Avusturalya O‟Dea ve ark. 13-18 yaş 5,7
2013 Güney
Amerika
18
oldukları saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre obezite oranı ise 13 ve 15 yaş kızlarda % 5, erkeklerde % 9 olarak belirlenmiştir (Anonim, 2017d).
Dünya Obezite Federasyonu kapsamında, Dünya çapında obezite prevalans atlası oluşturulmuştur. “Küresel Obezite Gözlemevi” çalışması kapsamında ülke bazında yapılan son güncel verilere göre; çocuklarda obezite prevalansları değerlendirilmiştir. Farklı zaman dilimlerine ait güncel veriler dahlinde ülkeler arasında oldukça belirgin farklar dikkat çekmektedir (Anonim, 2018b).
ÜLKELER OBEZĠTE ORANI YIL
ABD %40.1 erkek, %43.8 kız (2015-2016) Çin %21,9 erkek, %15.5 kız (2015) Rusya %17,3 erkek, %17 kız (2005) Ġran %38.4 erkek, %33.3 kız (2015) Ġngiltere %26 erkek, %29,5 kız (2016) Fransa %14,4 erkek, %18,7 kız (2016) Almanya %22,6 erkek, %17,6 kız (2008) Brezilya %25,8 erkek, %25,2 kız (2013-2014) Ġtalya %37,2 erkek, %34,7kız (2008) Yunanistan %44,4 erkek, %37,7 kız (2010) Türkiye %16 erkek % 16,8 kız (2008) Pakistan %7,6 erkek, %9,1 kız (2009-2010) Türkmenistan %12,5 erkek, %14 kız (2015-2016) Avusturalya %28,5 erkek, %26,4 kız (2014-2015) Güney Afrika %16,2 erkek, %23,6 kız (2012)
Çizelge 2-9. Dünyada Prevalans Değerleri
DSÖ Avrupa Bölge Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre Avrupa„da fazla kiloluluk, yetişkinlerin % 30-80‟ ini, çocuk ve adolesanların ise yaklaşık % 20‟ sini tehdit etmektedir (Anonim, 2017d).
Araştırma verileri dikkate alındığında obezite eğiliminin özellikle gelişim dönemindeki çocuklar ve adolesanlarda alarm verici düzeyde olması dikkat çekmektedir. Çocukluktan gelen obezitenin adolesanlarda da artışı giderek hız kazanmaktadır. Bugün
19
gelinen noktada adolesan obezitesinin temelini oluşturan çocukluk çağı obezitesi 1970 yılından bu yana 10 kat ilerlemiştir (Yüksel ve ark., 2014).
2.7.1.Türkiye’de Çocuk ve Adolesanlarda Obezite Prevalansı
Ülkemizde yetişkinler kadar çocuk ve adolesanlarda da büyük önem arz eden obezite farklı araştırmalarla yaş standardı küçültülerek gündeme alınmıştır. Çocuk ve adolesanlarda da obezitenin hızla arttığı görülmektedir (Satman, 2016). Bu konu üzerine ülkemizdeki sağlık bakanlığının araştırmaları ve üniversiteler işbirliğince yürütülen çalışmalar dikkat çekmektedir.
Sağlık Bakanlığı çalışma kapsamında, Türkiye Obezite ile Mücadele Programı ve Ulusal Eylem Planı Taslağında elde edilen bölgesel ve yerel çaplı araştırma verilerine göre; ülkemizde çocukluk çağı obezitesinin görülme sıklığının son 20 yılda % 6-7‟ den ciddi artış göstererek % 15-16‟ ya ulaştığı bildirilmiştir (Anonim, 2017d).
Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi eşliğinde 2010 yılında yürütülen “Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA)” raporu verilerine bakıldığında 6-18 yaş grubu bireylerin % 8,2‟ sinin obez % 14,3‟ ünün ise hafif şişman olduğu tespit edilmiştir (Yılmaz ve ark., 2018).
Ülkemizde, bakanlığımız bünyesinde yapılan ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Hacettepe Üniversitesi koordinesinde yürütülen “Türkiye‟de Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi Projesi (TOÇBİ)” Araştırma Raporuna (2009) göre 0-5 yaş aralığında fazla kilolu ve obez oranının % 26,4 olduğu görülmüştür (Anonim, 2017d).
Aralarında ülkemizin de bulunduğu 21 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen 7-8 yaş grubu öğrenciler 2012 yılında çalışmanın kapsamına alınmıştır. Elde edilen veriler dikkate alındığında ülkemizde fazla kiloluluk oranı % 14, 2 bulunurken, obezite oranı ise % 8,3 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca bu oranlar bölgesel olarak analiz edildiğinde kentsel oranın % 24,2, kırsal oranın ise % 14, 2 olduğu gözlemlenmiştir. Toplamda bireylerin % 22,5‟inin obez ve risk taşıdığı belirlenmiştir (Anonim, 2016).
Ülkemizde 2013 ve 2016 yıllarında Türkiye Çocukluk Çağı Obezite Araştırma Girişimi Çalışması (COSİ-TUR) kapsamında elde edilen sonuçlar incelendiğinde obez oranları
20
sırasıyla % 14,2 (kızlarda % 6,6, erkeklerde % 10) - % 9,9 (kızlarda % 8,5, erkeklerde % 11,3) olarak belirtilmiştir (Anonim, 2018a).
Çizelge 2-10. COSI-TUR 2013 ve COSI-TUR 2016 Çalışmaları: Türkiye‟de 7-8 Yaş Çocuklarda Fazla Kiloluluk ve Obezite Prevalansı (Anonim, 2018a).
MEB ve Sağlık Bakanlığı işbirliği içerisinde okullarda okul çağı öğrencilerde obezite ile mücadele noktasında “Beslenme Dostu Okul Projesi” hayata geçirilmiştir. Proje sayesinde bireylerin sağlıklı beslenmeye ve aktif bir yaşam sürmesine teşvik edilmesi, aşırı kilo alımına karşı duyarlılığın artırılması hedeflenmektedir (Doğan ve ark.., 2015). Nitekim proje kapsamında özellikle ilkokul çağlarında okullarda süt dağıtımı ile somut adımlar atılmıştır. Ayrıca proje kapsamında sağlığı tehdit eden kızartma, cips ve gazlı içeceklerin denetimi yapılırken, daha sağlıklı yiyeceklerden taze sıkılmış meyve suyu, elma, yoğurt, kuru yemiş gibi gıdaların satışı desteklenmektedir (Doğan ve ark., 2015). Bütün bu denetlenmelere rağmen öğrencilerde de obezite bilincinin henüz tam anlamıyla kazanılmamış olması çoğu zaman çabaları boşa çıkarmaktadır. Yeterli gelmeyen mücadele etkinlikleri artarak devam ettirilmelidir.
Türkiye‟de 15 yaş üstü adolesan bireylerde ardışık yıllarda obezite oranlarının giderek arttığı Çizelge 2-11„ de verilmiştir.
21
Çizelge 2-11. Yıllara Göre Türkiye‟de 15 Yaş Üstü Obezite Oranları (Anonim, 2018a).
Ülkemizde ulusal ölçekli çalışmalar kısıtlı olsa da üniversiteler işbirliğince MEB‟ e bağlı okullarca yapılan araştırmalar neticesinde farklı yaş gruplarını kapsayan farklı bölge veya şehirleri dahil eden çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Son 10 yıldır bu tarz çalışmaların sayısı hız kazanırken, 2010 yılından itibaren özellikle adolesan yaş gruplarının dahil edildiği çalışmalardan bazıları yaş aralıkları da göz önüne alınarak Çizelge 2-12„ de verilmiştir.
Çizelge 2-12. Türkiye‟de Çocuk ve Adolesanlarda Yapılmış Obezite Çalışmalarından Bazıları.
YIL ĠL/BÖLGE ÇALIġMA/
YAZAR
YAġ
ARALIĞI PREVALANS KIZ ERKEK GENEL
2010 Güneydoğu
Anadolu
Kara ve ark. 7-16 yaş 3,3 3,3 -
2010 Muğla Süzek ve ark. 6-15 yaş - - 7,1
2010 Kastomonu Metinoğlu İ. 10-12 yaş 0,9 1,5 1,3
2010 İstanbul Akman ve ark. 11-15 yaş - - 8
2010 Ankara Ercan ve ark. 11-18 yaş - - 7,7
2011 Mardin İnanç ve ark. 6-15 yaş 9 7 -
2011 Kayseri Öztürk ve ark. 10-15 yaş - - 6,5
2012 Aydın Muslu ve ark. 7-15 yaş 13,7 21,5 -
2013 Isparta Akçam ve ark. 7-18 yaş 11,2 13,4 12,5
2013 Karaman Altunkan H. 6-19 yaş 6,1 9,3 7,9
2013 İzmir Daştan ve ark. 14-18 - - 12,7
2014 Erzurum Ay G.E. 13-15 yaş - - 2,5
2014 Kastomonu Tütüncü İ. 5-15 yaş - - 6,4
2015 Sakarya Önsüz ve ark. 6-15 yaş - - 18
2015 Eskişehir Gökler ve ark. 15-18 yaş - - 7,9
2016 Konya Erdoğan E.G. 15-18 yaş - - 8,5
2017 Batman Yıldız ve ark. 11-12 yaş - - 5,8
22
Türkiye‟de yapılan çeşitli araştırmalarda obezite prevalansları il bazındaki bölgesel farklılıkların beslenme alışkanlığına ve çalışmanın yapıldığı yerin kültür düzeyine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir (Alpcan ve Durmaz, 2013).
Çizelge 2-13. Türkiye„ de Farklı Yıllarda Yapılan Çalışmalara Göre Obez İlköğretim/Ortaokul Adolesanların İl Bazında Sıklığı (% olarak).
2.8. Obezitenin Sebep Olduğu Hastalıklar
Obezitenin (şişmanlık); insan ömrünü kısaltması ve ortaya çıkardığı olumsuz yan etkilerle de sağlıklı yaşam kalitesini bozması gerekçesiyle bir hastalık olarak kabul edildiği bilinen bir gerçektir (Anonim, 2016).
DSÖ (2018) verilerine göre, fazla kiloluluk ve obezite Avrupa‟daki yetişkinlerde farklı hastalıklarla da paralellik göstererek, insan yaşamını tehdit etmektedir. Nitekim elde edilen veriler değerlendirildiğinde Tip 2 Diyabetin %80‟ inin, kemik kalp hastalıklarının %35‟ inin, hipertansiyonun %55‟ inin temelinde yatan sebebin obezite olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır (Anonim, 2017d).
Obezite sağlık sorunları ile yakından ilişkili olup, sağlık masraflarının artmasına, kişinin yaşam kalitesinin düşmesine, toplumdan soyutlanmasına ve yaşam beklentisinin azalmasına yol açmaktadır (Satman, 2016). WHO verilerine göre hastalıklara yakalanma riskiyle beraber obezite, sağlık harcamalarının %2-8‟ ini oluştururken, dünya çapında farklı bölgelerde ölümlerin %10-13„ ünden sorumlu tutulmaktadır (Sanrı, 2014). 0 5 10 15 20 25 30 Edirne İstanbul Ankara Kayseri Diyarbakır Bursa Mardin Muğla Karaman Isparta Denizli Samsun 2013 2011 2009 2006 2005 2004
23
Obezitenin çeşitli hastalıklarla ilişkisi bilinmekte olup; fazla kilolu olma; Avrupa Bölgesinde her yıl 1 milyondan fazla ölümün ve beraberinde getirdiği hastalıkla mücadelenin en geçerli sebepleri arasındadır (Anonim, 2017d). Sağlık Bakanlığı 2010 yılında ortaya koyduğu “Türkiye Obezite ile Mücadele ve Kontrol Programı”dahilinde obezite paralelinde ortaya çıkan ve yaşam mücadelesi verilen çeşitli sağlık sorunlarını ve risk faktörlerini değerlendirmiştir. Bu faktörler;
İnsülin direnci
Tip 2 Diabetes Mellitus ( Şeker Hastalığı) Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
Koroner arter hastalığı
Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi (Kan Yağlarının Yükselmesi) Metabolik sendrom
Safra kesesi rahatsızlıkları
Safra kesesi, yumurtalık , meme , kolon ve prostat kanser türleri Osteoartrit Felç Uyku apnesi Karaciğer yağlanması Astım Solunum yetersizliği Gebelik komplikasyonları Adet düzensizlikleri
Ameliyat risklerinin artması Ruhsal sorunlar
Toplumsal uyumsuzluklar
Özellikle sık aralıklarla kilo alıp –verme sebebiyle kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları
Kas-iskelet sistemi problemleri
24
2.9. Obezitenin Tedavisi
Obezitenin varlığı bireyin sağlığı ve ilerleyen süreçteki hayatı için büyük önem taşımaktadır. Obezite oluşumunu engelleyecek en önemli faktör; çocukluk yaşından itibaren dikkat edilmesi gereken sağlıklı ve dengeli beslenme tarzı ve beraberinde fiziksel aktivitelerdir. Çocuk ve adolesan döneminde gelişen obezitenin yetişkinlik ve ilerleyen yaşam süresince çeşitli hastalıklara zemin hazırladığı bilinen bir gerçektir.
Bu sebeple obezite ile etkin bir mücadele için aile eğitimi şarttır. Ailede kazanılacak obez eğitiminin ardından çocuğu takip eden eğitim hayatında da çocuklara gereken rehberlik büyük önem taşımaktadır. Çoğu zaman yetişkin hastalığı gibi algılanan obeziteye karşı ciddi önlemlerin alınması hatta çoğu zaman arka plana atılan okul çağı çocuklar için eğitim kurumlarından konuya dair bilgilendirme çalışmalarının dışında, etkin atılımların başlatılması gerekmektedir. Bilinçli, sağlıklı ve kontrollü beslenmenin adımları öğrenci yaşamında hayata geçirilmelidir. Nitekim sağlıklı nesillerin yetişmesi toplumun daha güçlü ve dinamik olmasını sağlar. Obezite ile mücadelede ailelerin olduğu kadar öğrencileri yakından tanıyan öğretmenlerin de sorumluluğu büyüktür. Öğrencilerin ev dışında okuldaki beslenme tercihlerinden, gelişim süreçlerine kadar öğretmenlere, velilere ve yakınlarına önemli görevler düşmektedir (Doğan ve ark., 2015).
Obezitenin ortaya çıkmasında büyük etkisi olduğu düşünülen fastfood türü yiyeceklerin ve hazır gıdaların bir an önce denetimi ve güvenliğinin artırılması gerekmektedir. Nitekim küreselleşme ile alışkanlık haline getirilen bu tarz beslenme; unutulmaya yüz tutmuş geleneksel ev yemeklerini arka plana atmaktadır. Bireyin sağlıklı büyüme ve gelişme gösterebilmesi için öncelik, aile içinde kazanılan ve uygulanan doğru beslenme alışkanlıklarıdır (Baysal, 2002).
Sorumluluğun ve iradenin tamamen obez bireye yüklendiği obezite tedavisi, uzun, kararlılık ve süreklilik arz eden bir süreçtir. Obezitenin oluşumu kadar tedavi süreci de son derece karışık olup belli bir plan dahilinde alanında uzman kişilerce yürütülmelidir. Kısa zamanda plansız ve rastgele verilen kilolar sağlıklı olmadığı gibi farklı hastalıklara da davetiye çıkarabilir. Bu sebeple hekim, diyetisyen, psikolog, fizyoterapistten oluşan bir ekip obezite tedavi süresinin daha sağlıklı aşılmasını kolaylaştıracaktır (Anonim, 2017h).
25
Tedavi sürecinde amaç; vücut ağırlığının planlı bir şekilde azaltılarak, bireyin sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmasını sağlamak ve yaşam kalitesinin artırılmasını sağlamaktır. Nitekim sağlık uzmanları ve diyetisyenler vücut ağırlığının 6 aylık dönemde % 10 azalmasının, obezitenin yol açtığı sağlık sorunlarının azalmasında önemli yarar sağlayacağını belirtmişlerdir (Anonim, 2017h). Obezite tedavisinde temel ilke; alınan enerji ile tüketilen enerjinin dengelenmesi ve bu dengenin o kişinin vücut şartları gereğince uzun vadede kalıcı olmasıdır (Demir, 2016). Obezite tedavisinde kullanılan yöntemler 5 grup altında toplanmaktadır (Anonim, 2017h).
2.9.1. Tıbbi Beslenme (Diyet) Tedavisi
Obezitenin tedavisinde tıbbi beslenme tedavisi en önemli anahtar rol olarak belirlenmiştir. Tıbbi beslenme (diyet) tedavisinin bireye özgü olduğu düşünülerek boy-kütle indeksinin (BKİ) 18.5 – 24.9 kg/m2 aralığında olması hedeflenmektedir (Anonim,
2017h).
Beslenme kriterlerine bakıldığında amaç, bireye doğru beslenme alışkanlığı kazandırılması ve bu alışkanlığının sürdürülmesidir. Bu nedenle zayıflama amaçlı uygulanan diyetler, sağlıklı ve dengeli beslenme kriterleri uyumlu olmalıdır (Anonim, 2017h). Kaybedilen kiloların tekrar alınmaması ve mevcut kiloda istikrar için süreçte kararlılık çok önemlidir.
2.9.2. Egzersiz Tedavisi
Bu tedavi süreci; obezitenin bireyin yaşamındaki fiziksel aktivite yetersizliği dikkate alınarak geliştirilmiştir. Fiziksel aktivitenin vücut üzerinde farklı noktalarda biriken yağ dokularını harekete geçirdiği ve vücutta yağlanmayı azalttığı bilinen bir gerçektir. Tıbbi beslenme tedavisi ile birlikte uygulandığı takdirde zayıflama ve tekrar ağırlık kazanmanın önlenmesi sağlanmaktadır (Anonim, 2017h).
Bilinen o ki; hareketsiz yaşam tarzında, vücudun fazla olan enerji maddelerini vücutta yağa dönüştürmesi muhtemeldir (Hekim, 2015). Bu sebeple egzersiz tedavi yöntemi yağa dönüşümü engelleyici bir önlem olarak bireyin vücut şartlarınca uygulanabilir.
Enerji harcaması kişinin vücut ağırlığı ve aktivite şiddetine göre değişir. Bireyin günlük aktiviteleri, beslenme düzeni ve vücut ağırlık oranları dikkate alınarak kişiye özgü
26
egzersiz tedavi başlatılabilir. Özellikle yetişkinler, yeterli güvenlik şartlarında, ortalama her gün 30 dakika orta şiddette egzersiz yapması önerilmektedir (Sağlık Bakanlığı, 2010). Yapılan egzersizler bireyin daha kolay aktif edilmesi açısından kendi içinde periyotlara gruplandırılabilir.
Sağlık Bakanlığı (2017) verilerine göre; egzersiz tedavisinin temel ilkeleri aşağıda belirtilmiştir :
Egzersizin Türü; yürüyüş, günlük yaşam aktivitelerinde artış, direnç egzersizleri
Egzersizin Sıklığı; Her gün veya en az 5 gün/hafta
Egzersizin Süresi; 40-60 dk/günde 1 kez, 20-30 dk/günde 2 kez
Egzersizin Şiddeti; maksimal oksijen tüketiminin % 50-70‟ i
2.9.3. DavranıĢ DeğiĢikliği Tedavisi
Özellikle yeme davranışlarında azaltma yolunda değişikliğe gitmek ve fiziksel aktiviteyi artırıcı davranış değişiklikleri bu tedavinin en önemli aşamasıdır. İstenilen hedef düzeyinde değişen yaşam biçimi zaman zaman pekiştirilerek, beslenme ve fiziksel aktivite kalıcı ve günlük yaşamın bir parçası haline getirilir. Bu tedavi yönteminde planlı hedefler doğrultusunda ilerlemek birey için sağlıklı bir tedavi olacaktır. Bu basamaklar ;
1) Kendi kendini gözlemleme 2) Uyaran kontrolü
3) Alternatif davranış geliştirme
4) Pekiştirme, kendi kendini ödüllendirme 5) Bilişsel yeniden yapılandırma
6) Sosyal destek
olarak sıralanabilir (Anonim, 2017h).
2.9.4. Ġlaçla Tedavi
Bu tedavi; hekim kontrolünde bireyin sağlığına uygun ilaç kullanımını gerektirmektedir. Burada en önemli husus tedavide kullanılan ilaçların Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış, güvenirliğinin test edilmiş olmasıdır. Bu tedavi
27
yöntemi çocuklarda ve adolesan bireylerde uygulanmamakla birlikte bu ilaçların tedavi sonrasında bağımlılık oluşturmaması ve yan etkisinin olmaması tedavinin önemli
kriterlerindendir. Farmakolojik tedaviye ek olarak diyet tedavisinin ve egzersiz tedavisinin uygulanması sürecin daha aktif ve başarılı ilerlemesini sağlayacaktır (Anonim, 2017h).
2.9.5. Cerrahi Tedavi
Obezitede cerrahi tedavi, aynı amaç doğrultusunda iki şekilde gruplandırılabilir. Bunlardan birincisi besinlerin emiliminin azaltılmasına yönelik bypass, gastroplasti, gastrik bantlama, gastrik balon vb. yöntemlerin uygulanmasıdır. Bu yöntem “bariyatrik cerrahi“olarak da bilinir. İkinci bir yöntem ise “rekonstrüktif cerrahi” olarak bilinen vücudun çeşitli bölgelerinde birikmiş yağ dokusunun alınmasıdır. Birey cerrahi müdahale sonrası tedavinin sorumluluğunun bilincinde olmalı ve tekrar yağ dokusunun oluşumunu engelleyecek beslenme stiline dikkat etmelidir (Anonim, 2017h). Bu tedavi yöntemi çocuk ve adolesanlarda uygulanmamaktadır.
2.10. Sağlıklı Beslenme
Beslenme; henüz anne karnında başlayan ve bireyin yaşamı boyunca devam eden temel bir ihtiyaçtır. Kimi zaman bu ihtiyaç vücut ağırlık/boy dengesinin sınırlarını zorlayarak birey için yaşamı çekilmez bir hale getirmektedir. Oysaki beslenme; bireyin büyümesi ve gelişmesi, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesi için metabolizmaya bağlı olarak farklı besin gruplarından yeteri kadar besinin vücuda alınması ve kullanılmasıdır (Anonim, 2017h).
Sağlıksız beslenme sadece abartılan beslenme düzeyinin vücutta yağ birikmesi şeklinde değil yetersiz beslenme neticesinde bireyin yeterli olarak gelişememesi ve büyüyememesi şeklinde de kendini gösterebilir. Nitekim açlıkla mücadele eden toplumlarda besin grupları, vitamin ve mineral yetersizliklerinin yaşandığı, beslenmeye dayalı çeşitli hastalıkların ortaya çıktığı ve vücut gelişimlerinin her yaştan birey için geride olduğu bilinen bir gerçektir.
Bu sebeple sağlıklı bir yaşam biçiminin oluşması; bireyin; yaş, cinsiyet, hastalık kriterlerini dikkate alarak dengeli ve sağlıklı beslenmesine ve beraberinde fiziksel aktivite düzeyine dayalıdır (Anonim, 2016).
28
Bireylerin yaşamını kolaylaştırmasının yanında aktif yaşamı durağanlaştıran günümüz teknolojileri obezite oluşumunu tetikleyen önemli bir unsur olarak görülmektedir. Nitekim bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi teknoloji cihazları ile oyunlara dalan bireyler fiziksel aktivitelerden uzaklaşarak nörolojik olduğu kadar fizyolojik olarak ta yorgunluk ve tembelliğe davetiye çıkarmaktadırlar. Çoğu zaman obezite kaynaklı spor aktivitelerinden uzak durulması bireyleri yalnızlığa ve asosyal bir yaşama iterken, spor aktivitelerinden uzak durmanın hantallığa ve aşırı yağ birikimine sebep olduğu da unutulmamalıdır.
Hareketli yaşamla bütünleşen sağlıklı beslenme tarzı bireyin gelişim sürecinin daha dengeli ve düzenli ilerlemesine katkıda bulunur. Gerek gün içindeki öğün sayısı, gerekse alınan besin grupları adolesanlarda gelişim sürecini ciddi boyutta etkilemekte ve obezite oluşumunda öncelikli konu olarak ele alınmaktadır.
Her yaştan bireyin sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesi, temelde bilinçli düzeyde dengeli beslenme ve fiziksel aktiviteyle yakından ilişkili olup, kararlı ve istikrarlı süreci hayatı boyunca devam ettirmesine bağlıdır.