ÖZENLE SEÇİLMİŞ GERİ DÖNÜŞÜM NESNELERİ; ESKİ ŞEKERLİKLER VE YENİ KARTON AMBALAJLAR
Öğr. Gör. Dilek AYYILDIZ HOCAOĞLU1
Özet
Misafir ya da konuk kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamı “bir yere veya birinin evine kısa süre kalmak için gelen kimse”dir. Ancak bu yalın anlamın dışında bu kelime evsahibi için daha özel bir anlam ifade etmektedir. Özellikle misafirin baş tacı edildiği Anadolu’da misafire ilgi göstermek, en iyi şekilde ağırlamak misafirperverliğin en önemli şartıdır. Günümüzde özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayan insanların yoğun iş temposu nedeniyle birbirini ziyaret etme olanağı kısıtlanmıştır. Ancak yine de bayramlar gibi özel günlerde ziyaretler yapılmaktadır. Bu kısa
ziyaretlerdeki en önemli ritüel misafire kolonya ve şeker ikram etmektir. Şeker, çikolata veya lokumun ikram edildiği özel kâseler genelde cam ya da seramikten yapılmış özenle seçilmiş ürünlerdir. Son yıllarda ilerleyen ambalaj sanayinin ve ambalaj tasarımlarının çok daha kaliteli olmasıyla birlikte birçok firma ürünlerine özellikle özel günler için özel kutular yaptırmaktadır. Ambalaj tasarımlarının estetik değerlerinin yüksek olması tüketicilerin evlerinde bir zamanlar kullandıkları şekerlikleri kullanmalarına gerek bırakmamaktadır. Artık tüketiciler misafirlerine özel kutularda aldıkları şekerleri, çikolataları ikram etmektedirler. Tüketildikten sonra atılan genelde karton ya da plastikten yapılmış bu ambalajlar büyük ölçüde eski tarz cam ve seramik şekerliklerin yerini almıştır.
Bu çalışmada ele alınacak konu özenle seçilmiş misafir şekerlikleri ve zamanla onların yerini alan ambalajlardır. Çalışmada misafirliğe dair nesneler, bu nesnelerin zamanla kaybolması, bu nesnelerden biri olan şekerlikler ve çeşitleri, zamanla gelişen ambalaj tasarımı ve bu ambalaj tasarımlarının
örneklere dayalı incelemesi yapılacaktır.
CAREFULLY SELECTED RECYCLED OBJECTS; OLD CANDY BOWLS AND NEW CARDBOARD PACKAGES
The meaning of guest or visitor in Turkish Dictionary is “a person that visits somewhere or someone’s house for staying a short time”. However, this word has much more special meaning for the hosts.
1
Especially in Anatolia, hosting guest with an attentive manner is the most important part of hospitality. Nowadays, due to the intense work pressure, people that are living in crowded cities such as Istanbul, Ankara and Izmir, couldn’t visit each other. However, on special days such as festivals, visiting is tried to be implemented. The most important ritual during that visiting is serving cologne and candy to the guests. The bowls for candy, chocolate or Turkish delight is especially made from glass or ceramic. Recently, by the development of packaging industry and packaging design, many companies produce special packages for their products according to the meaning of special days. The high aesthetic value in that package designs made them more preferable for customers with respect to the old style candy bowls. Those packages, especially made from cardboard or plastic and discarded after consumed, are mainly used instead of glass and ceramic candy and chocolate bowls.
In this study, the old style candy bowls and the new style packages that take their place will be
discussed. The objects of hosting, disappearance of those objects, the candy bowls and their types as an example of those disappeared objects, development of packaging design will be studied.
Giriş
Türk Dil Kurumu sözlüğünde misafir ya da konuk kelimesinin anlamı “bir yere veya birinin evine kısa süre kalmak için gelen kimse” olarak ifade edilmektedir. Bu kısa süreden oluşan ziyaretler sadece bir görüşme değil, misafir ve ev sahibi arasında geçen, misafirlik ve misafir ağırlama senaryosunu içeren bir ritüel de olmaktadır. Bu kısa ziyaretlerde -özellikle bayram ziyaretlerinde- gelen misafire şeker ya da çikolata ikram etmek gerekmektedir. Kültürümüzün en önemli öğelerinden biri olan bayramlar ve bayram ziyaretlerinde yaşanan ritüeller ele alınacak olursa şekerlikler bu
ritüellerde üstlendikleri görev ve taşıdıkları anlam açısından maddi kültürün de bir parçasını oluşturmaktadır. Ev sahibinin misafirlerine ikram sırasında kullandığı, farklı olaylar söz konusu olduğunda (bayram, kız isteme, düğün) onlara yüklenen anlama göre özenerek seçtiği, itinayla sakladığı şekerlikler ve onun yerine bir diğer kullanıcı profilinin tasarımına ve markasına göre tercih ettiği kutu şeklindeki ambalajlar günlük hayatta kendilerine farklı anlamlar da bulmaktadırlar. Bu anlamlarda kültür ve
Kültür, Ritüeller ve Değişimler
Kültür kelimesi ilk olarak tarım alanında kullanılmış olsa da yaygın kullanım alanı sosyoloji, felsefe ve sanat gibi bilgi ve yaratımına dayalı alanlardır. Kültür bir bireyin içinde bulunduğu toplumdan öğrendiği bilgi, görgü, gelenek, görenekleri ifade eden bir bilgi birikimini simgelerken bir yandan da bu tanımlamadaki “içinde bulunulan toplum” ifadesiyle de toplumların kültürel açıdan aralarında farklılık gösterebileceğini de işaret etmektedir. Bu da karşımıza kültürün, bir topluluğa ait olan ve onu diğer toplumlardan ayıran yaşayış, düşünüş ve davranış biçimlerinden oluşan bir yapı olarak çıkmasını sağlamaktadır. Bu tanımlamayla beraber karşımıza kimlik ve onun oluşmasına neden olan aidiyet duygusu çıkmaktadır. Kimlik olgusunun ortaya çıkışını Olins (1989) savaşlara dayandırmaktadır. Amerikan İç Savaşı’nda köleliğin
kaldırılmasına karşı çıkan güneydeki eyaletlerin birleşerek oluşturduğu Amerikan Konfedere Devletleri ile kuzeylilerin oluşturduğu Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaş sırasında ortaya çıkan sembolleri, marşları, bayrakları, renkleri, üniformaları kimliğin parçaları olarak örnek göstermektedir. Kültürü ve onu
simgeleyen kimliğin en önemli parçalarından biri de ritüellerdir. Ritüeller bir
toplumdaki bireylerin kimlik duygusunu güçlendiren, ortak bir geçmişle bağ kuran, tekrarlanan davranışlardır (Öğüt, 2009). Toplumların kültürel yapısının bir parçası olan ritüeller, uygulayıcıları olan bireylerin de kimliklerini belirleyerek o topluma ve kültüre ait olduklarını simgeleyen bir davranış biçimi olurlar. Örneğin Japon’ların çay seremonisi herkes tarafından bilinen ve Japonya’da bu seremoniye katılan herkesin büyük bir titizlikle ve dikkatle uygulamaya çalıştığı kurallardan oluşmaktadır. Çay denildiğinde akla gelen bir diğer ülke de İngiltere’dir; İngilizlerin “5 çayı” tüm dünyada bilinen ve dilimize bile yerleşen bir ifadeye dönüşmüştür. Elbette ki çay denince aklımıza kendi kültürümüze ait olan demleme çay da gelmektedir. Her ne kadar çay
Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında sadece egzotik bir bitki olarak algılanıp 1930’lardan sonra ülkemizde üretilmeye başlansa da günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir (Faroqhi, 1997). Türkiye’de çay, tasarım, üretim ve
tüketim modelleriyle şekillenip değişerek sosyal ve kültürel bir anlam yansıtan bir örnek niteliği de taşımaktadır (Öğüt, 2009). Sürekli çay demlenip içilmesi Türkiye’ye gelen yabancı turistlerin de fazlasıyla ilgisini çekmekte hatta bu konudan fazlasıyla etkilenen ressam Andreas Schwarzkopf Şubat 2010 ‘da Doğuş Üniversitesi Sanat Galerisi’nde açtığı “Powerplay” adlı sergisinde İstanbul’da kaldığı 2 ay boyunca yaptığı gözlemleri içeren tablolarından birinde demlenen çayı da resmetmiştir. Modernitenin kültür teorisi medeniyetler arasındaki farkı birbirleriyle değiştirilemez ya da birbirlerine aktarılamaz kültürel ayırımlar olarak görmektedir, bu yüzden de her kültürün kendi değerleriyle analiz edilmesi gerektiğini savunur. Modernitenin kültürü dışarıda bırakan kültür dışı teorisi ise toplumdaki değişimi “gelişim” kısaca geleneksel toplumun bırakılması ve modernliğin yükselişi olarak görmektedir (Taylor, 1999). Moderniteyi sosyal ve entelektüel değişimlerle de açıklamak mümkündür.
Entelektüelite içeren değişimlerin kaynağı, artan hareketlilik, nüfus yoğunluğu, endüstrileşme ve benzeri diğer olaylarda gözlenen artıştır. Bu bağlamda modernite, bazı ya da tüm kültürleri kontrol eden ya da onların maruz kalacakları değişimler olarak açıklanmaktadır. Moderniteyle ilgili teorilerden biri mobilite ve sanayileşme gibi sosyal dönüşümlerin entelektüel ve ruhani değişimleri de getireceğini, çünkü
insanların eski alışkanlık ve inanışlarını da serbest bırakacağını söylerken bir diğeri modernitenin seyrinin tüm kültürleri aynı yaptıktan sonra biteceğini ileri sürmektedir (Taylor, 1999).
Modernite batıdan dünyanın geri kalanına doğru sadece kültürel formlar, sosyal uygulamalar, kurumsal düzenlemeler şeklinde değil, şuanı sorgulayan söylevler
şeklinde de yayılır. Bu sorgulama her ulusal ve kültürel sahnede meydana gelen yerel veya kozmopolit tabirler şeklinde ise de batının modernite söylevinin
bağışladıklarından kaçamaz. Ancak bu kaçınılmaz etkileşimin nüfuz ettiği farklı noktalar ele alınacak olursa bu modernite farklı şekillerde neticelenebilmektedir kısaca modernitenin tek bir tane değil birçok sonucu vardır (Gaonkar, 1999). Muhafazakar bir bakış açısıyla bakıldığında modernite geleneksel kültür için bir tehlike olabilirken daha iyimser bir bakış açısıyla geleneklerin kültürel kaynağından yararlanan yeni uygulamalara başarıyla olanak sağlayan yaratıcı adaptasyonlarla da sonuçlanabilmektedir. Geleneksel kaynakları kullanan yaratıcı adaptasyonlar da kültürden kültüre farklılık gösterebilmektedir (Taylor, 1999). Ortaya çıkan süpriz kombinasyonlar alternatif modernite için yeni zeminler de hazırlamaktadırlar. Bu süpriz kombinasyonlara Timur’un (2009) “Türkiye’de Maddi Kültür Olarak Çay” adlı, çay demleme ve içme ritüeli ile bu ritüelde kullanılan nesnelerin modernizm ile birlikte nasıl alternatif bir modernite oluşturduğunu anlattığı makalesini örnek verebiliriz. Eski tip ocak üzerinde kaynayan ve demlik ve sıcak su ihtiva eden 2 kısımdan oluşan çaydanlıklara karşılık alternatif modernitenin yaratıcı bir adaptasyonu olan Arçelik firmasının Tiryaki adlı elektrikli çay makinesini ele alarak, bu ürünü geleneksel davranış ve ritüel olarak çay içmenin teknoloji ve geleneksel yapının birleştirildiği hibrid bir forma adapte edildiğini aynı zamanda da toplumsal modernizasyonun dinamiklerine de karşılık verildiğini vurgulamaktadır (Timur, 2009).
Kullanılacağı güne göre seçilen ve üzerine farklı anlamlar yüklenen şekerlikleri de maddi kültürümüzün bir parçası olarak ele almak mümkündür; çünkü kelime
anlamları dışında uygulama esnasında insanların onlara yükledikleri anlamlar manevi değerler taşımaktadır. Maddi kültür, objelerin kelime anlamları dışında insanların uygulama esnasında onlara yükledikleri anlamlardan oluşmaktadır. Objelerin nasıl
anlamlı hale geldiğini ve ilişkileri yürütmekte sosyal hayatta nasıl kullanıldığını inceleyen Attfield (2007), bu incelemelerini maddi kültürü tasarım çalışmalarının kapsamında ele alarak yapmıştır. Objeleri elden çıkarmak, artık kullanmamak durumunu bir objeden diğerine anlamın transfer edilmesi veya orjinal objenin artık daha fazla anlam ifade etmemesi gibi bir durumdan kaynaklandığını açıklamaktadır. Bu elden çıkarma sürecinin o objeye yüklenen anlamdan kurtulmak ya da artık o objeden vazgeçip başka bir objeye o anlamı yüklemekten kaynaklandığını da eklemektedir (Attfield, 2007). Konuyu bayram şekerlikleri açısından ele alacak olursak aslında bayramlar dışında pek de kullanılmayan bu ürünlerin sadece
bayramlarda anlamlı hale geldiğini, onun dışındaki günlerde aynı anlamı taşımadığı için tercih edilmeyip yerine daha gündelik olan karton ya da plastik ambalajın tercih edilmesini bu tarz bir yaklaşımla açıklamak mümkündür. Kısaca o objenin sadece o gün daha özel bir anlam ifade ettiğini de söyleyebiliriz.
Misafir Şekerliklerinden Karton Ambalajlara
Türk kültürüne dair gelenek ve göreneklerden en önemlisini oluşturan da Türk’lerin misafirperverliğinden kaynaklanan misafir ağırlama sırasındaki ritüellerdir. Bu ritüellerin en belirgin şekilde gözlemlendiği durum ise bayram ziyaretleridir. Bayram ziyaretlerinde görgü kurallarına göre bayram ziyaretine gelenlere hafif likörler, şeker, çikolata, lokum gibi yiyecekler ve sıcak soğuk içecekler ikram edilirken bayram ziyaretine giderken konuklar şeker, çikolata, lokum, pasta gibi şeylere ilave olarak çiçek de götürürler (Milli Eğitim Bakanlığı, 2008). Evin en güzel köşesine oturtulan misafirlere tek tek hal hatır sorulduktan sonra kolonya ve şeker ikram edilir. Eskiden kesme dekorlarla süslü cam şişelere eczanelerden doldurulan kolonyaların yerini artık çeşitli markaların plastik şişelerdeki sprey kolonyaları almaktadır. Rebul, Eyüp
Sabri Tuncer, Selin gibi markaların hala geleneksel cam şişede kolonyaları da mevcuttur.
Misafir ağırlama kısmının kolonya tutmadan sonraki aşaması şeker, çikolata ya da lokum ikram etmektir. Misafirlere bayramlarda, düğünlerde konukları karşılama sırasında, kız isteme törenlerinde bir ritüel olarak gerçekleşen şeker ikram etme olayının her ortamda farklı bir zamanı vardır. Bayramlarda hal hatır sorulduktan sonra kolonya eşliğinde gerçekleşirken, düğünlerde konukları karşılarken, kız isteme
törenlerinde de kızın babasının evlilik için rızası alındıktan sonra evlenecek kızın erkek tarafının getirdiği çikolatayı açıp ikram ederek kabul ettiğini ima etmesi gibi çeşitli amaçlara hizmet etmektedir. Misafirlere genelde cam ya da seramik
şekerliklerde ikram edilen şekerler, kız isteme törenlerinde ise erkek tarafının getirdiği gondol denilen gümüş şekerliklerle yapılır. Gondol şeklindeki bu şekerliklerin bir benzeri de cam veya seramikten yapılmış sepet formundaki şekerliklerdir. Özellikle Murano camlarından, genelde 2 zıt renkten oluşan ve Sommerso denilen objeyi erimiş cam içine daldırıp şekil verme tekniğiyle yapılan ürünlerin yanı sıra Limoges firmasının da seramik ürünlerine rastlamak mümkündür.
Şekil 1: Gümüş gondol şekerlik ve camdan, seramikten yapılmış sepet şeklindeki şekerlikler
Toplumların kültürel yapıları ve bu kültürel yapıları içinde onu simgeleyen ürünler ve ritüeller zamanla kaybolmakta, coğrafya üzerinde geri plana çekilmekte ya da şekil değiştirmektedir. Geleneksel kültür açısından ele alacak olursak şekerlikler
bayramlaşma ritüeli ve onun bir parçası olan şeker ikram etmeyi modernitenin etkisi altında kalan ve şekerliklerden ikramlık şeker ambalajlarına doğru oluşan yaratıcı bir
adpatasyon olarak değerlendirebiliriz. Bu adaptasyon çeşitli markaların bayram dönemlerinde piyasaya sürdükleri ambalajlar ve özellikle de televizyon reklamlarının belli sahnelerinde şekerlikle ve ambalajla yapılan ikramın görüntülenmesi bu
dönüşümü net bir şekilde göstermektedir.
Bayram şekerleri ve çikolatalarını içeren ambalajlara baktığımızda bu tür ürünlerin daha çok ambalajın fonksiyonundan çok estetik değerlerinin tüketicinin satın alma sürecinde daha etkili olduğunu görmekteyiz. Neticede hem maddi hem de manevi değerin göstergesi olan kristal, seramik, gümüş şekerliklerin yerini alacak bir
ambalajın da gerek biçimi, gerek malzemesi, gerekse de ürünün markası –ki bu daha çok maddi değere denk gelmekte- ile bu özellikleri karşılaması gerekmektedir.
Aslında ambalajın 19. yy’da yeni teknolojilerin üreticilerin ürünlerini ambalajlı bir şekilde depolamalarını sağlamasına olanak sağlamak amacıyla çıktığını düşünecek olursak bahsedilen bağlamda bu amaçtan biraz uzaklaşıldığını da söyleyebiliriz. Ancak ambalaj ürünlerin pazara taze olarak nakliyesini sağlarken aynı zamanda da çekici bir şekilde ambalajlayarak tüccarların ürünleri satmalarını da sağlamıştır. Önceden ambalaj rolü daha faydacılken daha sonra bu temel fonksiyon ambalajın formunda ve fonksiyonunda da önemli bir rol oynamıştır. Ürünler daha sofistike hale gelse de hala onları korumak adına temel gereklilikler de vardır. Dağıtım günümüzde daha karmaşık bir süreç olsa da halen daha raflara sağlam bir şekilde ulaşması için ulaşım sırasında hasarsız taşınması gerekmektedir. Günümüzde ambalajın rollerine en önemli vurguyu ambalajı bir pazarlama aracı olarak gören James Pilditch (1973) ambalajı “sessiz satıcı (the silent salesman)” diye ifade ederek yapmıştır. Ambalaj tasarımı tüketicilerin marka algılarına da ayna tutan bir araçtır, tüketiciler ürünü satın alırken aslında bir marka almaktadırlar. Ambalaj ürünün ve markanın pazardaki diğer ürünlerden ayrılmasına dair de bir görev üstlenmektedir (Calver, 2003).
Bayram şekerlerinin ve çikolatalarının ambalajlarını ve tercih edilme sebeplerini ambalajın esas görevleri açısından değerlendirirsek konuyu şu şekilde özetlemek mümkündür;
Ambalajlar market, pastane gibi yerlerde kutu içerisinde daha rahat
depolanmakta ve satılabilmektedir,
İçindekiler bitince ambalajı temizlemek, saklamak gibi bir zorunluluk yoktur,
Ürünler paket içerisinde ayrı ayrı kendi bölmelerinde olduğu gibi ambalaj
içerisinde ayrıca kağıt ya da jelatin gibi malzemelerle de sarılarak daha hijyenik olabilmektedir,
Bayram ziyaretlerinde hediye olarak götürmek için rahatlık sağlamaktadır,
Ambalajın estetik değerlerini oluşturan desen ve form konusunda ambalaj
tasarımı açısından çeşitllik fazladır,
Ürünün markası da hediye edilen ya da ikram edilen kişiye karşı evsahibi ya
da misafirin kimliğini de oluşturmaktadır.
Geleneksel tarzdaki şekerlikleri incelediğimizde karşımıza çıkan sonuç ise;
Şekerlikler, içlerine kilo ile satılan ürünleri de alıp ikram etme olanağı sağlamaktadır,
Şekerlikler cam, gümüş, seramik gibi malzemelerden üretildikleri için
içindekiler bitince çöpe atmak gibi bir durum sözkonusu değildir, ürünün ömrü dah uzundur,
Bu ürünler evsahibinin özel günlerde kullandığı önemli ev eşyalarından biri
olduğu için manevi değeri ağır basmaktadır.
Özellikle bayramlarda çikolata satışlarının 3 kat, şekerleme ürünlerinin satışlarının 4 kat arttığı Türkiye’de bayramlarda geleneksel olan ikramlık ya da hediyelik şeker ya da çikolatanın halen tercih edildiğini söylemek mümkündür (URL1, 2010). Bayramlar
dışında da gelen misafire asıl ikramlardan önce şeker, lokum ya da çikolata ikram etmek, Türk kahvesinin yanında lokum getirmek da misafir ağırlama ritüelinin öğelerindendir. Bu ikramlarda da ürüne göre cam, seramik, gümüş kapaklı ya da kapaksız kâseler seçilmektedir. Türk gelenek ve göreneklerinde çok eskiye dayandığı bilinen lokum 15. yy’da üretilen, 17.yy’da Osmanlı’da yaygın hale gelen ve 18.yy’da da seyyahlar aracılığıyla Avrupa’ya yayılmış, günümüzde de Turkish Delight olarak birkaç firma tarafından yurtdışında da üretilmektedir.
Şekil 2: Thornstons firmasının Türk lokumu ambalajı
Günümüzde misafir şekerliklerinde kilo ile satın alınan çikolata ve şekerler ikram edilmekte, hediyelik olarak ise ünlü markaların bayramlarda çıkarttıkları özel tasarımlı ambalajlar tercih edilmektedir. Örneğin Ülker firmasının 2008 yılında Şeker Bayramı için özel ürettiği “Ülker İstanbul Hatırası Çikolatası” kutusunda bulunan İstanbul’u anlatan kartpostalları ve ambalajdaki görselleri ile moderniteye yaratıcı
adaptasyonlarla katkıda bulunmaktadır. Ülker firmasının “Topkapı” adlı ürünü için Duran Doğan Basım ve Ambalaj Sanayi A.Ş. tarafından üretilen ambalajı da tüm dünyadaki ambalajcıların katıldığı ProCarton Ambalaj Yarışması’na Topkapı ambalajıyla katılmıştır (URL 2, 2010). Bu ambalaj ve ürünün ismi ürüne saray yakıştırması yaparak daha özel bir anlam da katmaktadır.
Şekil 3: Ülker firmasının Şeker Bayramı için ürettiği özel çikolataların ambalajları
Karton ambalajların dışında plastikten, dikdörtgen dışında farklı formlar verilerek de yapılmış cam görüntüsünde ambalajlar da mevcuttur. Kent, Ülker gibi firmaların dışında Kent firması tarafından 2002 yılında çoğunluk hisseleri satın alınarak Türkiye pazarına giren Cadbury markası ve yine Türkiye pazarında yer edinen Ferrore
Rocher gibi firmalar da ikramlık ambalajlarıyla pazarda yerlerini almaktadırlar. Plastikten yapılan ambalajları incelediğimizde form, kullanım, fonksiyonellik (kapaklı olması, için göstermesi) açısından da eski tarz şekerliklere karşı modern alternatifler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
Şekil 4: Kent firmasının Cadbury ve Gold ürünleri ile Ferrero Rocher firmasının ürünlerinin ambalajı ile cam, seramik ve gümüş şekerliklerin görsel karşılaştırması.
Şekerlikler ve karton veya plastik malzemeden yapılan şeker, çikolata ambalajlarını özellikle yapısal olarak incelediğimizde karşımıza çıkan ürünler alternatif
uygulamalardır. Taylor’ın (1999) modernitenin iki teorisi olarak ele aldığı tamamen moderniteye kapılma ya da moderniteden etkilenerek kendisine geleneksel kültürü kaynak olarak alarak yaratıcı adaptasyonlar oluşturma konuları çerçevesinde ele alacak olursak burada Taylor’ın ikinci teorisinin daha geçerli olduğunu görmekteyiz. Endüstri ürünleri tasarımı açısından incelediğimizde şeker ikram etmekte kullanılan şekerlikler ev aksesuarı tasarımından ambalaj tasarımına doğru bir yönelme
göstermiştir. Ancak ilk teorideki tamamen yok olma durumu üretici firmaların piyasaya kilo ile satılan şeker ve çikolataları da arz etmesinden ötürü gözlenmemektedir.
Sadece ürünün tasarım alanına ek bir alan daha (ambalaj tasarımı) katılmıştır. Attfield’in (2007) “tasarım” “objeler” olmakta, o objeler de gündelik hayatın maddesel kültürünü oluşturmaktadır ifadesinden de yola çıkarak şeker ve çikolata ambalajı tasarımlarının zamanla günlük hayatın içinde kendine daha çok yer açtığını
gözlemlemekteyiz. Şekerlikler anlam olarak devam eden form ve uygulama olarak hem aynı kalan hem de farklı alanlarda yeni türleri de eklenen geleneksel
Kaynaklar
Attfileld, J., 2007. Bringing Modernity Home, Manchester University Press, UK. Calver, G., 2003. What is Packaging Design, Rotovision, UK.
Faroqhi, S., 1997. Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam, Ortaçağdan Yirminci yüzyıla, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul.
Gaonkar, D. P., 1999. “On Alternative Modernities”, Public Culture, 11 (1), pp 1-18. Milli Eğitim Bakanlığı, 2008. Aile ve Tüketici Bilimleri, Görgü Kuralları 1, Ankara, [Online]
http://ktogm.meb.gov.tr/program/a%C4%B0le%20ve%20tuk%20yen%C4%B0%20mo d/GORGU%20KURALLARI%201.pdf
Olins, W., 1989. Corporate Identity, Harward Business School Press, Harward Pilditch, J., 1973. The Silent Salesman, Random House Business Books, London. Schwarzkopf, A., 2010. “Powerplay” adlı Kişisel Resim Sergisi, 24 Şubat 2010, Doğuş Üniversitesi Sanat Galerisi, İstanbul.
Taylor, C., 1999. “Two Theories of Modernity”, Public Culture, 11 (1), pp 153-174. Timur Öğüt, Ş., 1999. “Material Culture of Tea in Turkey: Transformations of Design Through Tradition, Modernity and Identiy”, The Design Journal, Vol 12, Issue 3, pp 339-364.
Url-1, 2010. “Ülker 123 Çeşit Şekerle Bayram’ı Kutluyor”, Son Erişim, 25.03.2020, [Online] http://perakende.org/haber.php?hid=1222426131
Url- 2, 2010. “Duran Doğan, Ambalajın Oscar’ına Aday”, Son Erişim, 25.03.2020, Online http://www.ulker.com.tr/haber_detay.aspx?contentid=3347