TT-'515 353i
MEHMET
BARLAS
Basının ham maddesi
küfür ve çamur
A
rtık hayatımızın bir parçası oldu. S a bah“Hürriyet”i
açıyoruz. Acaba Emin Çölaşan kime küfretmiş bugün, diye bakıyoruz.Zavallı Erol Simavi...
* O da, yıllarca aynı şeyi yaptı her sabah. Ağzını açıp,
“bu yanlıştır”
diyemedi. Çünkü boş bulunmuş ve Hilton’daki süitinde, bu Emin Çölaşan’la birkaç gün halvet olmuş tu. Hayaünı anlattığı bu söyleşide, Çölaşan’a neler anlattı ki, bir daha ağzını açamadı.Ama sonunda,
“Hürriyet”i
satmak zorun da kaldı. Şimdi“Kırmızı Pasaport
”u ile İs viçre’de“Beyaz Türk”
olarak yaşamak zo runda. Ailesi ile de arası açık.Hep yazdık, yine yazalım.
Hürriyet gibi büyük kitle gazetelerinde, bu tür bir üslup olamaz, olmamalıdır.
Bu ancak fraksiyon gazetelerinde ve eğ- lemcilerin broşürlerinde olabilir.
“Küfür,” “hakaret”
ve“argo”,
düşün cenin değil, düşüncesizliğin ve kaba kuvvetin araçlandır.Ama ne yazarsak yazalım, faydası yok. Kimse de, Erol Simavi’nin başına gelenler den ders almaya niyeti değil.
Ama neticede bu durum, sadece Erol Si- mavi’yi ve onun ailesini ilgilendirmiyor ki...
Basının ve topyekün medyanın itiban söz konusu.
BİLGİ VE GÖRGÜ
Toplumda ve özellikle basında, bilgiye, görgüye, araştırmacılığa, kültüre ve seviyeye değer vermezsek, bunun sonu gelmez ki.
Bunun yerine, küfürü, çamuru, bulaşıklığı primlendirirsek, basına karşı zaten sarsılmış olan güven duygusu, iyice zedelenir.
Bakın şu andaki
“Civangate”
olayının kö tü yan ürünlerine.Mafya Babaları, bazen icracı, bazen ha kem, bazen da savcı olarak, toplumsal işlev sahibi gibi görünmüyor mu?
Şimdi düştüğümüz duruma bakın. Hergün kitaplar okuyoruz, çeşitli meslekler den insanlarla konuşuyoruz, yurt ve dünya olaylanna bir bakış açısı oluşturmaya çalışı yoruz.
Bizim mesleğimizin gerçeği bu.
Ama sabah
“Hürriyet”i
açtığımızda, bize ve meslektaşlanmıza yöneltilmiş, küfürler, ha karetler, çamurluklar buluyoruz.O anda, akıl, mantık, bilgi, düşünce ve de neyim, ikinci plana düşüyor.
Beyin gücü ve vücut salgılan, sadece ken dini koruyup, karşındakini bir yerden vurma ya kilitleniyor.
Her türlü düşünceyi, olayı tartışmaya hazı-nz.
Ama küfre, hakarete, çamurluğa karşı neyi tartışırsınız ki?
Özetlersek, bu yolun sonu, Emin Çölaşan gibi olanlar için de, onlara prim verenler için de yok.
Siyasete güvenmiyoruz. Adalete güvenmi yoruz. Basına güvenmiyoruz.
Bunun sonunda, ne demokrasi, ne de ba sın özgürlüğü kalır.
İçinde bulunduklan kurumlan tahrip eden Emin Çölaşan türü kişilerin davranıştan yü zünden sadece Erol Simavi’ler değil, herkes, o kurumlann istenilmeyen ellere geçtiğini gö-rur.
Hiç unutmayalım.
Basının sahip oluduğu o gökdelen
“cen-t e r ”lerin, makinaların, araç ve gereçlerin ham maddesi, sadece haberdir, yorumdur, bilgidir, kültürdür.
En görkemli binaya, en son baskı makina- lannı koyun. En iyi kalite kağıt ve mürekkebi de sağlayın.
ANA HAMMADDE
Eğer gazeteniz, okuruna, haber, yorum, bilgi, kültür veremezse, bunlann hiçbir değeri yoktur.
Bir gazetenin ana hammaddesi, hergün küfür, karalama, hakaret ve çamurluk olamaz ki.
Okuyucu, bu kadar aşağılanacak bir varlık değildir ki.
Merak ediyoruz.
Gerçekten
“Hürriyet”in
arkasındaki o ser maye birikimi, bu gazetenin hergün küfür, hakaret ve çamur üretmesi için mi oluştu?Acaba otomobil üreten şirketler de, rakiple rine hakaret etmekle görevli pazarlamacılar mı beslemeli?
Acaba her bankanın, bir tane de
“karşı
bankalara çamur atma”
departmanlan mı olmalı?Rekabetin de, mesleki çekişmelerin de, ba sın içi yarışın da, mutlaka önü açık olmalı.
Ama küfür, hakaret ve çamurluk, uygar bir ortama ne katabilir ki?
Bunlan, Emin Çölaşan gibi bir insanla aynı meslekten olduğumuz için utanarak yazıyo ruz. Onunla aynı gazetede olanlara, sabır di liyoruz.
Ş A K A
Unutkan damat!
Metin Toker,
“siyasetçi-medya
ilişkisi”
başlığı altında, başbakanlar la, cumhurbaşkanlan ile dostluk kuran gazetecileri eleştirmiş.Yaşlandığı için, hafızası zayıfladı. 1 9 5 0 ’li ve 1 9 6 0 ’lı yıllarımız, To- ker’in
“damat”
kimliği ile, rahmetli İs met Paşa’nın kahvaltı sofrasından yaz dığı haberleri okuyarak geçti.Yeni kuşak gazeteciler ne yapsın ki? Her dönemde her gazeteciyi
“da
m at”
yapacak kadar gelin, nasıl bulu nabilir?TOPLUM
“
Civangate”,
kan değişimini
engellemesin
“Civangate”
olayı bizi yine temel kriterler açısından şaşırtmamalı.Engin Civan hakkmdaki iddialar eğer doğru ise, bu yeni kuşaklann siyaset, ekenomi ve toplum hayatına girmesini engellememeli.
Amerika’da, Avrupa’da eğitim görmüş, mesleklerini dünya düzeyinde bilen, genç ve dinamik kadrolar, toplumsal yaşamın her alanına girebilmeli.
Ama tabii ki bunlar, ahlaklı olmalı.
Bunlan ahlak ve yasa dışı yollara yönlendirebilecek, sistem bozuklıiklan ve toplumsal kötü gelenekler, yok edilmeli.
Fakat, bilgili, çağdaş, genç kuşaklan devreye sokabildiğimiz ölçüde başarılı olabileceğimizi, hiç unutmamalıyız.
Bunun gibi sermayesinden çok bilgisi ve yeteneği olan genç müteşebbislerin de, şirket ve banka sahibi olmaiannı desteklemeliyiz.
Siyaseti, bürokrasiyi ve ekonomiyi, bir avuç “e s k l”nin egemenliğindeki oligarşiye bırakmamalıyız.
Engin Civan olayı, bu hedefi unutturmamalı. Onu yoldan çıkartan eski şartlan değiştirip, yeni ve ileri bir Türkiye için, genç ve yetişmiş insanlann önünü açmalıyız.
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi