• Sonuç bulunamadı

Dudağından ney, dilinden gerçek, dimağından hür düşünce eksik olmadı:Neyzen'i bir de Fahrettin Kerim'den dinleyin

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Dudağından ney, dilinden gerçek, dimağından hür düşünce eksik olmadı:Neyzen'i bir de Fahrettin Kerim'den dinleyin"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KARSI KARSIYA

Dudağından ney, dilinden gerçek, dimağından hür düşünce eksik olmadı

Neyzen'î bir de

Fahrettin

Kerim den dinleyin

YASEMİN SANER

Ocak, şiiri, esprisi, felsefesi ve neyiyle ar­ dında binbir hoş seda bırakan Neyzen Tevfik’in ölüm yıldönümüdür. 48 yıl önce ya­ şam defterini kapayan Neyzen hakkında, onu yakından tanı­ mış bir başka ünlüyle, Fahret­ tin Kerim Gökay'la konuştuk. Neden Fahrettin Kerim derse­ niz, söyleyelim: ünlü Ney-zen’imiz 1930’lu yıllardan son­ ra onun hem hastası, hem de dostu olmuştu. Doktor - hasta ilişkisi kısa zamanda söyleşi­ lerle gelişmiş, düşünce alışve­ rişleriyle pekişmiş, Gökay’m deyimiyle “ tadına doyulmaz” bir dostluğa dönüşmüş ve Ney­ zen Tevfik'in kendi diliyle de, “ Gökte Allah, yerde Fahrettin Kerim Gökay” sevgisiyle ünlü Neyzen ölene dek sürmüştü. — Sayın Gökay, Neyzen Tevfik neden hastanız olmuş­ tu?

— Tıp diliyle “ siklomatik” yani değişken ya da “ devri” denilen bir mizacı vardı. Genel­ likle çok neşeli olan Tevfik, beklenmedik bir anda kederlere düşerdi. Yaradılışından dolayı iç ifraz bezleri onun yaşamını etkiliyordu. Kederli anlarında hırçınlaşır, herkesten kaçar, hâkim olamadığı kederi dinsin diye bize, hastaneye gelirdi (B ak ırk öy A k ıl H astanesi). Rahatlamaktı amacı. Ama ona gösterilen ilgiden, sunulan ra­ hatlıktan çabuk sıkılır, çıkardı hastaneden. A slın da, onun şahsiyetinde hür düşünce çok hâkimdi. Onun fikir dalgala­ rına siper konulamazdı, taşardı fikirleri. Hürriyet güneşiyle ısınan ruhuna gem vurulamaz- dı. Hep kendi bildiğince özgür yaşadı. Hastaneye geldiği za­ man, onu kızağa çeker, ruh mekanizmalarını gözden geçi­ rir, ama sohbetiyle neşelenir- dik.

— Bir de Neyzen Tevfik’in içki, afyon, esrar alışkanlıkları

Fahrettin Kerim Gökay Neyzen'i anlatırken...

olduğu bilinir?

— Evet öyleydi. Aslında bir konuşm am ızda anlatm ıştı, çocukken çok sinirliymiş. Sık sık düşer bayılırmış. Sonra baygınlıkla kalmamış. Ama bazı ardaşlarıyla birlikte öğrencilik zamanında içkiye alışmış. Kendisini ikaz edenlere "N e olacak, üzüm suyu” der geçermiş. Ama bu üzüm suyu ona pek hayır getirmedi. Aslın­ da son derece hoşsohbet, nazik ve zarif adam içki alınca gidi­ yor, yerine hırçın biri geliyor­ du. Çok ağır kelimeler kullan­ maktan, hiddetlenince küfür savurmaktan kaçınmazdı. Ve derdi ki, “ Küfür lisanın tuzu biberidir” . Oysa gerek Abdül- hamid’in gerek diğer saray adamlarının ve Cumhuriyet döneminde Atatürk'ün iltifat­ larına mazhar olmuştu. Ancak zorlu yapısının > arattığı iç kaynamaları biraz olsun din­ dirmek umuduyla kendisini iç­ ki, afyon, esrara verdi.

— Doktor- hasta ilişkileri­

nizden onun ruhsal yapısını kavramış olduk. Sizden bir de onun iyi hallerini öğrenelim.

— Orta boylu, atletik yapılı olan Neyzen Tevfik’in beyin hücrelerinin fonksiyonu çok akılcıydı. Bundan dolayıdır ki, çabuk ve iyi konuşur, neyi son derece rahat üflerdi. Mısralar içine çok çabu k doğardı. Değişik kır saçlarıyla başı bir nevi karlı dağı andıran Tevfik, neyini üflediği an gözlerini kı- saı, sanki bir derinliğe dalar, yüz ifadelerine bir başkalık gelirdi. Yani vecde dalmış bir insan haliydi bu. Ney sevgisi ona genç yaşında girdiği Mev­ levi dergâhından kalmıştı. Çok kültürlüydü. Fatih Medrese- si’ nde öğrenim görmüş, bir ara yedi yıl kadar kaldığı Mısır'da kendini okum aya verm işti, öm ür boyunca tüm hırçınlıkla­ rına ruğmen filozof, şair ve neyzen olarak sanat âleminde çok önemli hir yer almış olan Neyzen Tevfik çok sevildi, arandı.

Kim demiş bizde demokrat idare yoktur Ne demek, olmasa elbette dışarıdan alırız Sırr edip karne usulüyle o gümrük malını Karaborsaya verir, biz bize benzer kalırız.

* • • • • •

Çobanın ismi Führer’dir, kasabın İsmi Duçe Defter-i zulmünü garbın yed-i kudret dürüyor Asgarî on yedi milyon sığırı bir sığıra Rabbimin kudretine bak ki nasıl güttürüyor.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Ayrıca yaprak damarlarının bilgisayar görüntüleri incelendiğinde, küçük yapraklardaki ana damarlar birbirlerine çok yakın olduğu için, birim yaprak alanı başına

er-Râzî’nin talebelerinden Tâcuddîn el-Urmevî (ö. İbn Sînâ’nın hacmi küçük olmasına rağmen kendi sahasında önemli bir yere sahip olan eseri,

Fazlullah Divane imzasını taşıyan bu eser, Türk minyatür sanatının başlangıç üslûbunu tetkik etmek istiyenlere pek kıymetli bir vesikadır j sol taraftaki

Fıansızcadan çevirdiği eserler ve 1940’tan sonraki yeni Türk Ede biyatıyle ilgili eleştirme yazıla* rıyle tanınan Sabahattin Eyüb­ oğlu, K öy

Daha düne kadar çöplük durumun­ da olan Arasta'nın, freskleri iyi ko­ runamadığı için dökülme tehlikesi ile karşı karşıya olan bir Aya Eup- hemia'nın,

Şiirini ne kadar baş­ ka bir ifade, renk renk teşbih ve istiarelerle işlese, ayni hıç­. kırığın asırlar boyunca

[r]

Kazaya uğrayan gemici­ lerden biri padişaha "Burada bir fener yapılıp da kandiller ya­ narsa, bu kazalar olmaz hün­ karım " demiş. Osman, Kaptan-ı Derya