SAYFA
6
'jû ü N y ________(J CUMHURİYET
d izi
Genç ölüler m ezarlığı
SUNUŞ
Türkiye’nin sol belleğinde 6 Mayıs 1972 önemli bir tarih. Çünkü bu tarih, bir anayasa ile topyekûn bir hukukun çiğnenişine tanıklık ediyor. Ceza, suçu ezip geçmekle kalmıyor, bütün bir toplumun vicdanında kolay kolay silinmeyecek bir iz bırakıyor. Çünkü, Türkiye, genç ölüler mezarlığı haline getiriliyor. Deniz Gezmiş,
Yusuf Aslan ve Hüseyin tnan’ın idamlarıyla
Türkiye’nin genç ölüler
mezarlığına
dönüştürülmesinin adımı atılıyor. Bu yazıda amaçlanan, Deniz Gezmiş ile arkadaşlarını birer efsane haline getirmek, başlarının üzerine romantik bir hâle oturtmak değil. Çünkü taleplerinin
gerçekliği ile onlara biçilen son ortadan kalkmış değil... 6 Mayıs 1972’den bu yana pek çok kız ve erkek çocuğuna Deniz, Hüseyin ve Yusuf adı konuldu... O çocuklar büyüdü, anne- baba oldu. Deniz ismi hep
uzun ömürlü kaldı; çünkü siyasi otorite, yani gücü elinde bulunduranlar hep aynı suçu işledi: Genç ölüler mezarlığında yeni mezarlar açıldı...
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın tanık olduğu süreç “devletin
bekaası” ile “bağımsızlık”
arasındaki savaştı.
Bugün“devletin
bekaası”ndan kastedilenin
ne olduğu her zamankinden daha açık. Bağımsızlık çığlığı ise sadece Türkiye’de değil, bütün
dünyada atılıyor, Seattle’da, Hong-Kong’da ve her yerde...
Bu derlemede, aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır: 1) Darağacında Üç Fidan /Nihat Behram/Gendaş
2) Deniz/ Bir İsyancının İzleri/ Turan Feyizoğlu/ Belge Yayınlan
3) Türkiye’de Devrimci Gençlik Hareketleri Tarihi/Turan Feyizoğlu/ Belge Yayınları 4) İdam Gecesi Anılan/ Halit Çelenk/Tekin Yayınevi
5) Deniz, Yusuf, Hüseyin/Ahmet Kahraman/ Çivi Yazıları 6) Yanlma (1954-1972)/ Gün Zileli/Ozan Yayıncılık
7) Deniz Gezmiş Olayı/ Haşan Cem
8) Deniz, Yusuf, Hüseyin- Meclis/Seııato 1972 İdam Kararlan Tiıtanaklan/68’liler Birliği Vakfı Yayınları 9) İşçi Sınıfı Sendikalar 15/16 Haziran/Turgan A nnır-Sırn Öztürk/ Sorun Yayınlan
10) Bizim 68/Aydın
Çubukçu/Evrensel Basım Yayın 11) insanlar Tanıdım- Mihri Belli A nılan 11/ Mihri ■ Belli/Dogan Kitap
12) Deniz Gezmiş’ten Yaşar Kemal’e Portreler/Oral Çalışlar/Çağdaş Yayınlan
13) 12 M art’tan 12 Eylül’e Mamak/Oral Çalışlar/Sıfır Noktası Yayınlan
24 Nisan 1972 de
D eniz Gezm iş, Yusuf A slan
ve
H üseyin İnan
’ın ölüm kararı oylanıyordu
Asalım mı, asmayalım mı?
n i u s u f v e H ü s e y i n ' i n ö y k ü s ü . . .
BİZDE
GENÇLERİ
ASARLAR
A
dalet Partili İlhan Egemen
/ I Darendelioğlu, Meclis’teki
/ i . tartışmalar sırasında şöyle
konuşur: “Bugün burada karara
bağlayacağımız konu, üç
komünist anarşist hakkındaki
idam cezasının uygulanması,
daha doğrusu bir formalitenin
yerine getirilmesidir.” Ve yapılan
oylamayla bu formalitenin yerine
getirilmesine karar verir.
r
arih, 24 Nisan 1972. Pazartesi. Türkiye Büyük Millet Mecli- si’nin kuruluşunun 52. yıldönü münün hemen ertesi günü. Bugün, Tür kiye Halk Kurtuluş Ordusu üyesi üç gen cin, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın asılması oylanacak.
İçler rahat. Düşünceler, üzerinde bir saniye bile düşünülemeyecek kadar net, sözler keskin... Önerge üstüne önerge veriliyor; istenilen, konunun ivedilikle görüşülüp sonuca bağlanması...
On-on beş yıl sonra bu aceleciliğin nasıl bir hataya yol açtığı görülebilir ya da siyasal dengeler adına böyle bir cüm le kurulabilir... Olsun, nasıl olsa “Dün
dündür, bugün bugündür”.
Bugünün başbakanı Bülent Ecevit söz isteyip bu aceleciliğe itiraz ediyor: _. He
men hemen ay nı mahiyette suçlar için, za man geçtikçe, y eni değerlendirmeler ya pıldıkça değişik yargılara varılmasının mümkün olduğu, son zamanlardaki ba zı askeri mahkeme kararlarından da açıkça ortay a çıkmaktadır...
Söz, Bağımsız Milletvekili Celal Kar
gılıda: İdam cezalarının öncelikle görül mesinde Türkiye’nin sosyal geleceği ba kımından hiçbir yarar görmemekteyim. „ kanun tasarısının öncelikle görüşülme si karşısında oy kullanmanızı...”
Sonuçsuz itirazlar
İtirazlar sonuçsuz kalıyor; TBMM, idamların acilen yerine getirilmesinden yana. Bu öyle bir acelecilik ki, bütün ko nuşmalar oyçokluğu ile sınırlanıyor. Grup sözcüleri teker teker konuşuyor:
Mustafa Kubilay İmer (Demokratik
Parti):... Vatan ve milletin bölünmezli ği, devletin bütünlüğü yolunda uğrunda bütün milli siyasi kuruluşları, komüniz me karşı mücadelede tek cephe halinde harekete davetimizi de hatırlatarak bu açıdan infazlann lehine rey vereceğimi zi beyan eyler...
İsmet İnönü (Cumhuriyet Halk Parti
si): ... Biz bu fikirlerle idamın yapılma masını isteriz. Bunun için, yapılsın ve ya yapılmasın diye idam gibi bir mese lede arkadaşlarımız arasında bağlayıcı karar almadık. Tamamıyla vicdani me seledir, farklı fikirler ve reyler görürse niz bunu bizim zaafımıza vermeyiniz...
Vefa Tarar: (Milli Güven Partisi):
...Avrupa insan Haklan Sözleşmesi, mahkemelerce verilen ölüm cezasının yerine getirilmesini yaşama hakkının ih lali olarak kabul etmemektedir...
Mehmet Ali Aybar (Bağımsız İstanbul
Milletvekili): ...Bu müdahaleniz ve Meclis ’ten gelen müdahalelerle pek açık olarak görülmektedir. Bunun kestirme yolu “İdam cezalan aleyhinde bu kürsü
de söz söyletmeyeceğiz” demektir. İlhan Egemen Darendelioğlu (Adalet
Partisi): ...Bugün burada karara bağlaya cağımız konu, elini kana bulamış, hıya neti ve mutasavver cinayeti tespit edil miş üç komünist anarşist hakkındaki i- dam cezasının uygulanması, bir forma
Deniz Gezmiş, 16 Mart 1971’de Gem erek’te yakalandı. Aynı gün Yusuf Aslan Şarkışla’da vuruldu.
litenin yerine getirilmesidir...TBMM’de çoğunluğun tahammülü yok, oylamaya, Darendelioğlu’nun dü şüncesine göre “formalite”ye geliyor. 450 üyeden 323’ü oy veriyor, 275’i idamları kabul ediyor, 48’i reddediyor. Görüşmenin yapıldığı saatlerde, Mamak Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlüler ölüm orucunun altıncı günündeler.
ölüm orucu eyleminin gerekçesi
Eylemin gerekçesini şöyle açıklıyor lar: “Son zamlar ve hayat pahalılığı,
1%1’de taranan hakların tamamen orta dan kaldırılması amacıyla anayasa deği şikliğine gidilmesi, ‘anarşist’ tanımıyla devrimcilerin katledilmesi, Mamak’ta bulunan tutuklulann ‘Mahkemeye gidi
yoruz’ denilerek MİT’te işkenceye alın
ması, basma sansür konulması...”
Avukat Halit Çelenk, ölüm orucunun on ikinci gününde görüşüyor müvekkil leriyle. Yüzlerini “san-yeşU” renkte ta nımlıyor; anılarında Gezmiş’in yürü mekte zorluk çektiğim, diz çökerek ken disiyle konuştuğunu, Inan’ın bitkinliği ni, Aslan’ın daha dayanıklı göründüğü nü yazıyor. Müvekkillerine infazların engellenmesi için dışanda mücadelenin sürdüğünü anımsatıyor, başanlı olamaz da infazlar gerçekleştirilirse... Koğuşla sehpa arasındaki bitkinliklerinin kamu oyuna nasıl “korku” olarak sunulacağı nı anlatıyor, böyle bir propaganda için nasıl beklenildiğini. Üçü de hak veriyor Çelenk’e ve eylem sona erdiriliyor.
Beş gün sonra sehpaya giderken baş lan dik duruyor; sesleri gür, tıpkı veda mektuplarını yazarken olduğu gibi:
“...Annemi teselli etmek sana düşüyor; kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyo rum... Onun bilim adamı olmasını istiyo rum... Unutmasın ki bilimle uğraşmak da
bir yerde insanlığa hizmettir; son anda yaptıklarımdan en ufak pişmanlık duy madığımı belirtir seni, annemi, abimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım.
Oğlun Deniz Gezmiş”
Deniz in doğduğu yer Ankara Ayaş; yıl 1947. Babası öğretmen, annesi de. Bahası Cemil Gezmiş’in anlatımıyla
“toraman, okul birincisi, üstün zekâlı, yaşlılara yardım eden, çocuktan seven bir çocuk”, ilk ve ortaokulu Sivas’la il
çelerinde tamamlıyor; 1962’de de İstan bul’da Haydarpaşa Lisesi’ne yazılıyor, ikinci okul Özel Bilir Koleji. Aynı yıl larda olmalı, anneannesinin emekli ma aşını, mahallenin yoksullarına dağıtıyor, üstelik ayağında anneannesinin ayakka bılarıyla... Gezmiş’in siyasi yolculuğu nu başlatan, Türkiye işçi Partisi Üskü dar İlçe Teşkilatı. Henüz lise ikide. Üs küdar örgütünün 35 N o’lu üyesi olarak geçiyor kayıtlara. 1966’da girdiği üni versite sınavlannda 41 bin öğrenci ara sında, tercihini İstanbul Üniversitesi Hu kuk Fakültesi’nden yana kullanıyor.
Deniz Gezmiş gözaltında
Kişiliği ve siyasal kimliği ile kısa sü rede ismini duyuruyor. Türkiye Milli Ta lebe Federasyonu (TMTF) imzalı ey lemlere katılıyor. Ege Bölgesi’nde, zey tinyağı skandalim köylülere anlatırken, Kıbrıs Mitingi’nde, kalabalıklar arasın da görülüyor. Mitingin Karaköy dura ğında, bir motora asılı Amerikan bayra ğını alıyor, bayrak Taksim Meydanı ’nda yakılıyor. Gezmiş gözaltına alınıyor. 30 Ocak 1968’te “Devrimci Hukukçular
Örgütü” kurucuları arasında görülüyor.
Örgütün kuruluş gerekçesi gazetelere şöyle yansıyor: Türkiye’nin, empery aliz
min ve kapitalizmin tahakkümünden
kurtulması için verilen savaşa yardımcı olmak.. Çağrı metninde ise şöyle de
niliyor: Bir yanda emperyalizm kompra-
dor-ağa- mütegallibe üçlüsü, diğer yan da antiemperyalist, antifeodal nıillici güç ler. Bu şartlarda tarih mademki seni 20. yüzyihn ikinci yansında geri kalmış bir ülkenin insanı olarak yaşamak zorunda bıraktı, sen bu mücadeleye istesen de is temesen de girmek zorundasın...
Mihri Belli ile tanışma
Gezmiş bu tarihlerde Mihri Belli ile tanışıyor. Belli, anılarında Gezmiş’in
“fraksiyon adamı olmaması”na dikkat
çekiyor; bir eylem söz konusu olduğun da hemen hemen herkesin “Bu işte De
niz varsa, ben de varım” dediğini. Belli,
Gezmiş’in Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB) üyesi arkadaşlarıyla konuşması na tanık oluyor, bir gün. “Onlarla laf ya
rışmasına girerseniz kaybedersiniz” di
yor Gezmiş, “Tartışmayın; ağızlarım aç
tılar mı, yapıştırın tokadı”. Ağzına tokat
yapıştırılması gerekenlerden kastedilen TİP’liler... ihtimal, bu konuşmanın oldu ğu günlerde Gezmiş’in TlP’le bağı sü rüyor, Üsküdar Örgütü’ne gidip geliyor. Yaşanılan toplumsal hareketliliği sade ce TlP ya da öğrenci olayları yaratmıyor.
1963’ten başlayarak grevler, işçi hare ketleri birbirini izliyor. Yasal grevlerde bile sendika yöneticileri tutuklanıyor, 1965’te Zonguldak’ ta, Kömür İşletme leri’ndeki hak arama mücadelesi iki iş çinin ölümüyle sonuçlanıyor.
Türk-Iş, bir çözüm olmaktan uzaklaş tıkça, yeni bir sendikalaşma hareketinin yolu açılıyor ve 13 Şubat 1967’de DİSK kuruluyor. 1968’de pek çok sektörde grevler, işgaller, yürüyüşler gözleniyor.
SÜRECEK
6 MAYIS 2001 PAZAR
BİR YOL HİKÂYESİ
TAYFUN T A L İPO Ğ L U
Kendimizden söz etmeyi “e rte lediklerinin... ”
Pek sevmeyiz aslında Bu yüzden belki de, Ama “kalıcı o lm a k ” adına Sağlıklı çıktığımız yolda, bir albüm çıkardık. Sağlıksız sonuçlar aldık. Adı, “S e yyah ". Çoğu kez...
“B a m Teli"nden bir farkı yok. İşte;
Çizgimiz, hep aynı... bu düşünceler içinde, Medya, “ö z e le ş tiri" diye
ne kadar kirletilirse kirletilsin, manzum bir hikâye yazmıştım, ne kadar bundan üç sene önce... ratinge Yaşadıklarımızı ve yaptıklarımızı ve paraya “k a ra la m a d a n ”
dökülürse dökülsün, yanlışı görmek gerekti ama, gördüğümüz destekle hep “yü re ğ im iz i hep koruyarak... ”
direndik. Belki şimdi zamanı geldi Çünkü, "sağlam d u rm a k " gerek Onun için, bu hikâyeyi ti... hem “S e yyah ” isimli
Bizim hayal kırıklıklarımızı albüme aldık,
“g e n ç le r yaşam am alı "ydı. hem de bugün size sunalım 68 ve 78 kuşağı, istedik...
sevdalarını ertelemişti hep. Bu, bir reklam değil, Bedelini ödememişti yaşam, yaşadıklarımızın aynası...
Özeleştiri
Özeleştiri “ Yaşamın farkına varın” dediler,
Gül derlemeyi bilmez bizim çocuklu Bizden önce düşünenler... ğumuz... Öyle uygun gördüler.
Türkülerde dinlediği kadarıyla tanıdı Acemi olduğumuzdan bu kirli dünya
pembeyi. da,
Adam gibi sevmeyi, Kimimiz yitip gittik Sevdiği için ölmeyi Çarpık sevdalarda.
Duyduysa, "Para kazanmanın erdem inden” söz
Birkaç masaldan, eder olduk. Hepsi o... Kaybettiğimize
Bastığımız kaldırım taşı İnandığımız zamanı yakalamak için Dipsiz bir karanlıktı. Olsa gerek,
Slogan gibi çıkardı postallarımızın gı Emekle terleyeceğini düşlediğimiz el cırtısı... lerimize
Sevdalanmak ayıptı, Tutuşturulan yeşil ya da kırmızı kâğıt Vakit yoktu anasını satayım.. larla yetindik.
öyle bellemiştik. Ve anladık ki sevgilim,
Yüreğimizden inanmasak da Biz birbirimizi hiç sevmemişiz... Bütün kızlar, Ortasını çoktan geçtik şimdi ömrün... Bizim “bacım izdi...” Bir parça şiir, bir parça türkü, Hesap soracaktık vurguncudan, te Nasırlaşmış yüreklerimizi açabilecek
feciden, mi ki?
İntikam alacaktık işbirlikçiden, Belki, Kim ne derse desin, Belki yanlıştı,
“D eğişecekti” bu düzen. Belki göremiyorduk "olam azı...”
Bu uğurda girmediysen kavgaya, Ama doğru olan bir şey vardı... Adam sayılmazdın, Sonuna kadar insandı yüreğimiz, Ne mahallende, ne okulda... Zulme direnecek kadar delikanlı, Aç kalmak, en kalitesizini içmek ciga- Bastığımız yeri titretecek kadar karar
ranın, lı...
“R acondandı..." Ve kendimiz dışında herkese insaflı... Arta kalanı yaşamın, Hangimiz özlemiyoruz şimdi o yoksul
“Burjuva özentisi..." kaldırımları?
Yumruklaşmış ellerimizde Olmadı, olmadı biliyorum da Tırnaklarımız avucumuzu parçalar Bu intikam bizi çoktan aşmadı mı? ken, İşte, yeniden başladık.
“Güneşi zaptedeceğiz, Üstelik, savaştıklarımızı tanıdık,
Güneşin zaptı yakın" derken, Şimdi, ayrı gibi dursak da Kollanmız göğü delecek kadar gergin, Ayrı ayn yollarda, Yüreğimiz ne kadar büyüktü... Biliyorum dostlar!
Sonra biz büyüdük, Gönlümüz hâlâ aynı kulvarda... Büyüdükçe
Yüreğimizi küçülttük... [email protected]
1 6 8 L İ L E R B İ R L İ Ğ İ V A K F I K A M P A N Y A B A Ş L A T T I
3 genç insanı idama
götüren yasa kaldırılsın
► 2 Mayıs 1972’de çıkanları 1586 sayılı yasanın kaldırılması için
düzenlenen kampanyaya imzalanyla öncülük edenler arasında
gazetemiz Yayın Kurulu Başkanı, yazarımız İlhan Selçuk, Prof.
Dr. Türkel Minibaş, Prof. Dr. Yakup Kepenek, Sönmez Targan ile
birçok sanatçı ve yazar da bulunuyor.
68’liler Birliği Vakfı’nca düzenlenen toplantıda çok sayıda sanatçı ve aydın bir araya geldi.
İstanbul Haber Servisi
- 68 kuşağının devrimci
önderlerinden Deniz
Gezmiş, Yusuf Aslan
ve Hüseyin tnan’ın idam edilmesi için çıkarılan yasanın yürürlükten kaldırılması amacıyla kampanya başlatılarak, TBMM göreve çağrıldı.
Sanatçı desteği
68’liler BirliğiVakfı’nca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali’nde düzenlenen toplantıda TURSAK Başkanı Ercan Karakaş, Bedri
Baykam, Bilgesu Erenus, Berhan Şimşek, Müjde Ar, Mustafa Alabora
ve Haşmet Atahan’ın da aralarında bulunduğu pek çok sanatçı ve aydın bir araya geldi.
Vakıf Başkam Gökalp Eren yaptığı konuşmada, 2 Mayıs 1972’de çıkarılan 1586 sayılı yasanın, hukuk kurallarına ve kamu vicdanında oluşan güçlü kanıya aykırı olarak yalnızca yükselen özgürlükçü ve bağımsızlıkçı hareketin ezilmesi amacıyla çıkarıldığını vurgulayarak
“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’m ölüm cezalarının yerine getirilmesine dair kanun yürürlükten kaldırılmalıdır” dedi. “Kuşkusuz üç genç insanın hayata yeniden döndürülmesi mümkün değildir” diyen Başkan Eren, yakın
geçmişteki bu haksızlığın düzeltilmesinin, ülkede daha adil bir toplum, daha güzel bir gelecek için verilen uğraşlara önemli katkı
olacağım söyledi. Eren, kampanyayı ülke geneline yaygınlaştırmak için “Girişim
Komitesi” kuracaklarını, bazı
parlamenterlerin de desteğini alarak konunun M eclis gündemine taşınmasına çalışacaklarını anlattı. Toplantıda söz alan sanatçı Bedri Baykam da “Bu üç genç bu cezayı
hiçbir zaman hak etmedi. Bu karar, gecikmeyle de olsa alınmalı” diye
konuştu.
İm zalarla öncülük
Kampanyaya imzalarıyla öncülük edenler arasında gazetemiz Yayın Kurulu Başkanı, yazarımız İlhan
Selçuk, Prof. Dr. Türkel Minibaş,
Prof. Dr. Yakup Kepenek, Sönmez
Targan ile birçok sanatçı ve yazar
da bulunuyor. Yazılı açıklama yapan Avukat Mustafa İlker
Gürkan da “Tarih adildir. Türkiye 68’le barışmadan hiçbir yere varamaz. Hiçbir toplum 40 yıla yakın süredir gençliğini ezerek çıkış yolu bulamaz” dedi.
A m e rik a a le y h ta rı g ö s te rile r ilk k o n trg e rilla e y le m iy le d u rd u ru lm a y a çalışıld ı
lâuıkee go lıonıe
/
stiklal Caddesi’nde yürüyen Amerikan 6.
Filosu askerlerinin üzerlerine 15 Temmuz
1968’de boya atılıyor, ertesi gün de mürekkep
ve çata pat... Polis, İTÜ Öğrenci Yurdu’nu basıyor.
Hukuk Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi Vedat
Demircioğlu camdan atılıyor ve ağır yaralanıyor.
/
jçi ve öğrenci hareketinin aynı n o k ta d a buluşmalarının ilk tanı ğı Derbv Lastik Fabrikası. Çeşit li öğrenci örgütlerinden yaklaşık alt mış öğrenci, fabrikayı işgal eden bin yedi yüz işçiyi ziyaret ediyor. Deniz Gezmiş de altmış öğrenci arasında yer alıyor. İşçi hareketi, 15-16 Hazi ran 1970'te en yüksek noktasına ula şıyor. Türkiye genelinde 168 işyerin den on binlerce işçi sokağa çıkıyor, hem güvenlik güçlerinin hem de hü kümet yanlılarının saldırıları sonucu, beş işçi yaşamını yitiriyor, onlarcası yaralanıyor. Sıkıyönetim ilan edi- İiyor, DİSK “komünist” olmakla suç lanıyor, sendikacılar tutuklanıyor.Özgürlük isteği
60'lı yıllar sadece Türkiye'de de ğil, dünyada “düzen”in perdesinin düştüğü yıllar. Fransa’da da işçi hare ketleriyle öğrenci hareketleri paralel bir seyir izliyor... Vietnam’ı işgal ve karşı direnişi bastırma yöntemi tepki leri Amerika aleyhine yoğunlaştırı yor.
s u f v e H ü s e y i n ' i n ö y k ü s ü . . .
B İZ D E
G E N Ç L E R İ
A S A R L A R
İstanbul’da 15 Temmuz 1968’de, Amerikan 6. Filosu bu gösterilerden payına düşeni alıyor, gece saatleri is tiklal Caddesi ’nde yürüyen Amerika lı askerlerin üzerlerine boya atılıyor, ertesi gün de mürekkep ve çata pat... Polis, eylemcilerin bir bölümünü gö zaltına almakla yetinmiyor, sabaha karşı Gümüşsuyu’nda bulunan İTÜ Öğrenci Yurdu’nu basıyor. Hukuk Fa kültesi 2. Sınıf öğrencisi Vedat De
mircioğlu camdan atılıyor ve ağır ya
ralanıyor. O sabah öğrenciler bir mi ting düzenliyor. Deniz Gezmiş konuş ma yapıyor ve Dolmabahçe’ye koşan beş yüz öğrenci Amerikalı larT dövüp denize atıyor. 20 Temmuz günü de Fi kir Kulüpleri Federasyonu “Barış İçin
Amerikan Emperyalizmine karşı Sa vaş" mitingini düzenliyor. Demirci
oğlu hastanede ölüme on gün direne- biliyor; haberi alan öğrenciler protes to eylemlerini başlatıyor, sayısız öğ- rençi gözaltına almıyor.
Eğitimde devrim
Fakültelerin iç işleyişlerine, sınav yönetmeliğine dair ilk başkaldırılar, 1968’de yerini “Üniversite ve eğitim
de devrim" talebine bırakıyor. Öğren
cilerin en can alıcı ve isimlerini kamu oyuna duyuran eylemlerinden ilki 7 Mart 1968’de yaşanıyor. İktisat ve Ti cari İlim Yapan Öğrenciler Birliği (AIESEC) nin 20. Genel Kurulu açı lış törenine Başbakan Süleyman De-
mirel adına katılan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk. öğrenciler tarafından
yuhalanıyor ve konuşması “Dağ ba
şını duman almış” marşıyla engelle
niyor. Öztürk, “Yankee Go Home”,
“Morrison Süleyman”, “Faşistler”
sloganları arasında zorlukla konuş masını tamamlıyor.
Dört öğrenci, toplantı sırasında çe kilen fotoğraflara dayanılarak gözal tına alınıyor, altı öğrenci için de ara ma emri çıkarılıyor. Gezmiş de ara nanlar arasında yerini alıyor, ilk işgal
Ö
ğrenciler bir miting düzenliyor, Gezmiş
konuşma yapıyor ve Dolmabahçe’ye
koşan beş yüz öğrenci Amerikalıları
dövüp denize atıyor. Demircioğlu hastanede ölüme
on gün direnebiliyor; protesto eylemlerini başlatan
öğrencilerden çoğu gözaltına alınıyor.
ABD Büyükelçisi Robert Commer’m aracım Sinan Cemgil’in atkısıyla tutuşturan öğrenciler gözaltına alındı. 168 avukat öğrencilerin vekâletini üstlendi
olayı ise Ankara’da Dil Tarih Coğraf ya Fakültesi’nde yaşanıyor. Kısa sü rede İstanbul’a, öncelikle de Hukuk Fakültesi’ne sıçnyor.
Üniversite işgali
Deniz Gezmiş, Enver Nalbant, Boz-
kurt Nuhoğlu ve Binali Erdoğan 12
Haziran 1968’te amfi amfi dolaşıp yaptıklan konuşmalarla işgali başla tıyorlar. Sınav sonuçlarının asıldığı tahtada şimdi şu sözler yazıyor: “Üni versite hocaları/ severler paralan/Biz size sormaya geldik/ Bir devrim yap maya geldik”... Öğrenciler soruyor, İstanbul Üniversitesi rektörü Prof.
Ekrem Şerif Egeli yanıtlıyor: “Genç arkadaşlarım, bir düzensizlikten bah sediyorsunuz, fakat düzeltme imkânı vermiyorsunuz.”
Rektörün konuşması havayı yumu
şatmayı amaçlıyor. Öğrenciler iki yıl dır taleplerinin yerine getirilmediği ni unutuyor, tam rektöre inanacaklar ki bir sopa masanın üzerine iniyor, camı parçalıyor. Sopanın sahibi De niz Gezmiş. Parçalanan cam amaca u- laştınyor, rektöre inanma eğilimi tuz la buz oluyor ve öğrenciler rektörün istifasını istiyor.
Devrimci öğrenci Birliği
İşgal on beş gün sürüyor, sorunla rın çözümü için öğretim üyeleri ile öğrencilerden oluşan bir komisyon kuruluyor. Kısacası bağımsız üniver siteye doğru önemli bir adım atılıyor. ' DÖB yani Devrimci Öğrenci Birliğiişte bu döneme denk düşüyor. Birli ğin en önemli eylemi 30 Ekim ile 10 Kasım tarihleri arasında Samsun’dan Ankara’ ya yapılan “Tam Bağımsız
Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyü- şü”. Yürüyüşün amacı şöyle vurgula
nıyor: “... Biz/Mustafa Kemal gençli
ği olarak sapünlan dev rimi rayına oturtmaya azimliyiz, kararlıyız...”
Commer taşlanıyor
Öğrenciler, bu yürüyüşten birkaç gün sonra, göreve yeni atanan ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert
Commer’ı havaalanında, çürük yu
murta ve taş yağmurun ile karşılıyor lar. Aralarında Gezmiş’in de bulun duğu 18 öğrenci tutuklanıyor. Com- mer’a duyulan tepkinin şiddetini art tıran Vietnam’da görev yapmış ol ması. Öğrenciler, ODTÜ ziyareti sı rasında Commer’ın zırhlı aracını Si
nan Cemgü’in atkısıyla tutuşturuyor
lar. Otuz öğrenci gözaltına alınıyor, açılan davada 168 avukat öğrencile
“Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü”nden birkaç gün sonra göreve yeni atanan ABD Büyükelçisi havaalanında çürük yumurtayla karşdandı. Aralarında Deniz Gezmiş’in de bulunduğu 18 öğrenci tutuklandı.
rin vekâletini üstleniyor. Bir sonraki öğretim döneminde sosyoloji asista nı OyaSencer’in (Baydar) doktora te zi Edebiyat Fakültesi Profesörler Ku- rulu’nca reddediliyor, Sencer istifa ediyor. Rektör Egeli, öğrencilerin protestosu karşısında, okulu kapatma ve protestonun polis gücüyle engel lenmesi kararını alıyor. Gezmiş kaç mayı başarıyor ancak rektörlük, üni versiteden ihracına karar veriyor...
Öğrenciler yine ayaklanıyor, çün kü hepsi Gezmiş’in okuldan ihracı nın, devrimci mücadelenin önüne du var örmeyi amaçladığını biliyor. Gez miş aranmasına rağmen dekan Prof.
Orhan Aldıkaçtı ile görüşmek üzere
üniversiteye geliyor. Aldıkaçtı, Gez- miş’i polise teslim ediyor. Salıveril- diğinde, Danıştay’a başvuruyor ve 12. Daire’den öğrencilik hakkını ge ri alıyor...
Kanlı pazar
Boykotların ardı arkası kesilmeyin- ceöğrencilerin karşısına “Tanrı Tür
kü korusun” sloganı ve silahlarıyla
faşistler çıkarılıyor. 19 Şubat 1969’da Taksim’de bir miting yapılıyor, yak laşık on beş bin kişi, kalabalığa muş ta, bıçak ve zincirlerle saldırıyor. İki kişi, Duran Erdoğan ve Ali Turgut
Aytaç ölüyor. Olay, tarihe “Kanlı Pa zar” olarak geçiyor.
Hükümetle ordu arasında sıkıştırı lan ve faşist güçlerle boğuşan genç lik, başka bir hareket yaratıyor. Bu hareketlerden biri Gezmiş, İnan ve Arslan’ın da içinde yer aldığı Türki- re Halk Kurtuluş Ordusu (THKO). »grencilerin “ölmemek için” silahlı eyleme yöneldikleri tarih 25 Mayıs 1970. Karar ve durum, bu tarihte İs tanbul Üniversitesi’nde düzenlenen forumda duyuruluyor.
SÜRECEK
S
İdam edilişinin 29. yıldönümü
Deniz Gezmiş ve
arkadaşları anıldı
ANKARA/İSTAN- BUL (Cumhuriyet) - 68 kuşağının devrimci ön derlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) yöneticileriDeniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, i-
dam edilişlerinin 29. yı lında mezarları başında ve İstanbul Sultanah met’teki Atmeyda- nı’nda anıldılar.
Deniz Gezmiş ve ar kadaşları için Karşıya ka Mezarlığı’nda dü zenlenen anma törenine 68’liler Birliği Vakfı, E- MEP, HADEP, İP, ÖDP, SİP, Ankara Sanat Ti yatrosu, Çağdaş Gaze teciler Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, DİSK, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Der nekleri, Hacıbektaş Ve li Anadolu Kültür Vak fı, Halkevleri, İmece Kültür ve Sanat Evi, Pir Sultan Abdal Kültür Demeği ve TÜMÖD temsilcileri katıldı.
Törende konuşan De niz Gezmiş’in avukatı
Halit Çelenk, Deniz
Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın sınıf sız, sömürüşüz, hakça bir düzen istediklerini ve Türkiye’nin bağım sızlığı için mücadele et tiklerini söyledi. Çe lenk, gençlerin boşuna ölmediğini vurgulaya rak şunlan belirtti:
“Eğer bugün işçiler, emekçiler, memurlar, eğitim emekçileri, çiftçi ler ve esnaflar ‘Kahrol
sun IMF’, ‘Kahrolsun Emperyalizm’, ‘Yaşa sın Türkiye’nin Bağım sızlığı’ sloganlarıyla alanları çınlatıyorsa, bunda büyük pay, pran
ga seslerinin türküsün de ve kıvücımlaşan yem yeşil alanlarda aranma- hdır. Evet, suçlan ger çekten büyüktü. Onlar, ikili anlaşmalan imzala- sayddar, tncirlik’i em peryalizmin uçaklarına terk etseydiler, Ameri kan Altıncı Filosu’na hoşgeldin diye pankart açsaydılar, havalinıanla- nna ve büyük bulvarla ra adlan verilir, onlara anıtmezarlar yapılırdı.”
Anmaya katılan tüm örgütler tarafından ha zırlanan ortak açıkla mayı okuyan 68’liler Birliği Vakfı Ankara Şubesi Başkanı Bülent
Vargel, Gezmiş ve arka-
daşlannın hukuka aykı rı bir şekilde “yargıla
narak” haksız yere i-
dam edildiklerini söy ledi. Konuşması sık sık
“Kahrolsun Amerikan emperyalizmi”, “İda ma hay ır, banş hemen şimdi”, “Faşizme karşı tek yumruk tek bari kat” sloganlarıyla kesi
len Vargel, Er veya geç
Türkiye halkı, emeğin örgütlü gücü ile ülkey i emperyalizmin güdü münden kurtaracak”
dedi.
Anmaya katılan yak laşık 500 kişilik grup daha sonra Mahir Ça-
yan ve Sivas’ta yakıla
rak katledilenlerin me zarlarını ziyaret ettiler.
Sultanahmet’teki Ayasofya'Camii önün de yer alan ve Osmanlı döneminde birçok ida mın gerçekleştiği tarihi “Atmeydanı”nda topla nan IHD İstanbul^ ube- si üyeleri ise Gezmiş ler’in, idamını “cina
D eniz Gezm iş, Yusuf A slan
ve
H üseyin İnan
ölüme giderken
*
*
*
*
*
6Tam B ağım sızlık’
diye bağırıyordu
Avluda yankılanan
üç genç ses
7 İrm i dokuz yıl önce Ankara Merkez
Y
Cezaevi’nde idam sehpası kuruluyor...
JL
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan
ayaklarında prangayla götürülüyor sehpaya.
Öylesine gençler ki, ikisi 25 ’inde, biri 23’ünde...
Sesleri avluda yankılanıyor: Yaşasın bağımsız
Türkiye, kahrolsun emperyalizm...
D e n i z , Y u s u f v e H ü s e y i n ' i n ö y k ü s ü . . .
b î z
:
d e
^ E N I Ç L E R İ
A S A R L A R
Yargıçlar Ali Elverdi, Ahm et Tetik ve M ehmet Turan idam
kararım verip kalemlerini kırıyorlar. I 5 e r a t G i i n ç ı k a n ' ı n y a / ı d i z i s i
Cumhuriyet
İDAM EDİLDİLER
malar. i S : " * -* “ T Dağa s S S v .fi” •: aoBia'y» ----n o h iI nxk I0n j o»w»«MMnra»*l*. in istedi j ___ ____ _ . “ -g jL âh lı trx ı^ ^ iLİlU .U ^ İ£ i\ZX .11Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’m asılarak öldürülmesi gazetemizde böyle yeralmışü.
anlı Pazar olayları ve iki ay sonra Tercüman gazetesinde yayımlanan bir başyazı, 23 Eylül 1969’da Taylan Özgür’ün öl dürülmesi, gençler açısından, “öl
memek için” mücadeleye silahla de
vam etmeyi zorunlu kılıyordu. Ter- cüman’ın başyazısında ise şöyle de niliyordu: “Savaş günlerinde, taviz
siz, çıkarsız ve tam imanla silah başı na koşar gibi bütün vatandaşların, partilerin, üniversiteler ve diğer ku ruluşların mesuliyet başına koşacak tan günler gelmiştir. Ciddi olunuz, sağlam durunuz devletliler, liderler, rektörler, profesörler ve gençler! İç savaş başlamıştır...”
Filistin günleri ve eylemler
Sağın sözcüsü gazetede çıkan bu silahlanma çağnsı, bir anlamda THKO’nun kuruluşunu çabuklaştırı yor. Ordunun kuruluş ve yol alışında en büyük çabayı gösterenler Hüseyinİnan, Yiısuf Aslan ile Sinan CemgiL.
Sıra silah kullanmayı öğrenmeye ge liyor; Hüseyin inan, Filistin’i öneri yor, gidiliyor. THKO, ilk eylemini 29 Aralık 1970’te yapıyor.
ABD Büyükelçiliği önünde nöbet bekleyen iki polis, vuruluyor. İkinci eylemleri ise bir banka soygunu. 11
Ocak 1971 ’de İş Bankası’nın Emek Şubesi soyuluyor, kasadaki 124 bin lira almıyor...Özellikle ikinci eylem kamuoyunda geniş yankı uyandırı yor... Soygunla birlikte kamuoyu De niz Gezmiş kadar Yusuf Aslan ve Hü seyin İnan’ı da tanıyor. Yusuf As lan’ın babası Milli Savunma Bakan- lığı’ndan emekli Beşir Aslan, “Ço
cukluğu oldukça parlak geçti” diye
başlıyor söze; anlatılan yer ise Yoz gat’ın Kuşsaray Köyü. Yaşından ön ce, babasının sırtında gidiyor ilkoku la. Ortaokulu birincilikle bitiriyor, li seyi de. ODTÜ’yü kazanıyor...
ilk eylemini 1968’de Kızılay’daki mitinge katılarak gerçekleştiriyor. Ya kalanıyor, sonraki bütün eylemlerde de aynı sonla karşılaşıyor, ulaşıyor, gözaltına alınıyor, işkence görüyor...
ABP'li çavuşun kaçırılması
Bir aya kalmadan bir banka daha soyuluyor, Ziraat Bankası’nm Küçü- kesat Şubesi. Alınan miktar 48 bin 660 lira. Eylemler birbirini izliyor. 13 Şubat 1971 ’de Ankara-Balgat’taki Amerikan üssünde görevli çavuş Jim-
my Ray Finley kaçırılıyor, on yedi sa
at sonra, cebine taksi parası konula rak salıveriliyor. Finley, poliste verdi ği ifadede “Beni kaçıran çocuklar hiç
de fena insanlar değilmiş, gözlerimi bağladıkları halde, bana rahat hare ket etme imkânı sağladılar” diyor.
4 M art’ta bu kez Gölbaşı’ndaki
Amerikan üssünden dört Amerikalı asker kaçırılıyor ve 400 bin dolar fid ye isteniyor. Eylemcilerden Ameri kalıları öldürmemelerini isteyen Türk Hukuk Kurumu Başkanı Prof.
Muammer Aksoy, eylemcilerin ken
disinden ABD elçisi nezdinde ara buluculuk yapmasını istediklerini açıklıyor. Aynı gece dört Amerikalı salıveriliyor.
12 Mart darbesi
Bu arada ordu, son hamleyi yapı yor, 12 Mart 1971 Cuma günü muh tıra veriyor; bunun üzerine Demirel hükümeti istifa ediyor. Darbeden üç gün sonra yani 15 M art’ta, THKO, gelişmelerden memnun olduğunu, güvenlik önlemlerinin kaldırılması
halinde teslim olacaklarını açıklayan bir bildiri yayımlıyor. Aynı günün ak şamı Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, 06 EY 943 plakalı çalıntı bir motosik letle, güvenlik çemberini yarıp Yoz gat yoluna çıkıyor. 16 Mart’ta da Yu suf Aslan, Şarkışla’da kasığından vu rularak Deniz Gezmiş ise Gemerek’te çatışma sonucu yaralanmadan yaka lanıyor.
Hüseyin inan, Gezmiş ve As lan’dan birkaç gün sonra aynlıyor An kara’dan. Hüseyin İnan, Kayseri Sa- nzlılı. Babası Hıdır İnan’ın anlattığı na göre uyumlu, çalışkan, kuş besle me meraklısı bir çocuk. En çok aile sinin yoksulluğuna üzülüyor, “Ben
ölmez yaşarsam ileride bir bilim ada mı olacağım” diyor “Sizi en büyük şehre götürüp bu sıkıntıdan kurtara cağım.” Liseyi Pınarbaşı’nda dedesi
nin yanında okuyor, sonra da üniver site sınavlarında ODTÜ’ye girmek istiyor, babasına “Eğer beni
okutabi-leceksen”le başlayan cümleler kurup
onay istiyor. İnan arkadaşları arasın da “Dede” olarak tanınıyor, bu laka bın sim , Hüseyin’in bilgeliği, karar lılığı ve otoritesi, özellikle de Deniz Gezmiş’i zaptedebilme özelliği.. Her eyleme katılıyor, ama kimse bilmi yor. Çünkü konuşmuyor...
Hüseyin inan, Pınarbaşı’nda alıyor soluğu, dayısının evine yerleşiyor. O gece ev basılıyor, Hüseyin yakalanı yor. Üç yol arkadaşı Mamak Ceza evi’ne konuluyor. Geride kalan THKO’lular ise arkadaşlarını kurtar manın peşine düşüyorlar.
Eylem belli; Kürecik’teki Ameri kan üssü basılacak, ancak Nurhak’ta etrafları çevriliyor, Sinan Cemgil, Al
paslan Özdoğan ve Kadir Manga ça
tışmada ölüyor. Mahir Çayan ve ar
kadaşları 16 Mayıs 1971 ’de İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Ephraim El-
rom’u kaçırıyor. Elrom’un cesedi al
tı gün sonra şakağında üç kurşunla bulunuyor. Darbeciler solcu avının sı nırlarım genişletiyor; sonunda İstan bul Maltepe’de bir evde Mahir Çayan ile Hüseyin Cevahir’in etrafı sarılıyor, sonuç Cevahir ölüyor, Çayan yarala nıyor... Tarih 31 Mayıs 1971.
Yargılama başlıyor
Gezmiş, inan ve Aslan’ın yargılan malarına başlanıyor, suçlar ortada; polise yaralamayla sonuçlanan silah lı saldın, iki banka soygunu, Ameri- kalılann kaçınlması ve Marksist-Le- ninist ideolojiyi savunma...Askeri hâ kimler, bu suçlann ceza yasasının hangi maddelerine dahil edileceği ko nusunda ikiye ayrılıyor. Ancak hü küm Genelkurmay Başkanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı’ndan geli
yor: 146/1 uygulanacak. Hâkim daha sonra Süleyman Demirel’in izinde aynı partide politikaya -soyunacak olan Ali Elverdi. Genelkurmayın emrini hukukun yolu izlemişçesine pervasız açıklıyor: idam.
‘Düzen bizi yasatmayacak'
Daha yakalandığı günün ertesinde“Öyle anlaşdıyor ki, bu düzen yaşat mayacak bizi. Yaşama iznimiz yok, bu düzende” diyen Gezmiş 17 Temmuz
1971 günlü duruşmada, bu düşünce sini “Bu iddianame kelle istemek için
hazırlanmış” cümlesiyle pekiştiriyor.
Hüküm; Askeri Yargıtay 2. Daire- si’nin 10 Ocak 1972’de karan onay lamasıyla kesinleşiyor. Karann uygu lanmaması için hummalı bir çalışma
başlatılıyor. Yakup Kadri Karaosma-
noğlu’ndan başlayıp Fazd Hüsnü Dağlarca’ya uzanan bir halkada sa
natçılar, gazeteciler, öğretim üyeleri, çeşitli meslek kuruluşu temsilcileri, idamlara karşı kampanyaya imza ve riyor. Öğrenciler derslere girmiyor, cezaevlerindekiler açlık grevleri baş latıyor... Uluslararası Demokrat Hu kukçular Birliği, Uluslararası A f Ör gütü, Ingiliz Komünist Partisi ya af ya da ölüm cezalannın kaldmlması tale binde bulunuyor.
Dosya TBM M ’ye geliyor... 10 Mart 1972’de yapılan ilk görüşmede tartışmalar sona erip de oylamaya ge çildiğinde, 450 milletvekilinden 245’i idamı onaylıyor, 63 ‘ü reddedi yor. 124 milletvekili ise oylamaya ka tılmıyor. Cumhuriyet Senatosu’nda ise 183 senatörden 141 ’i oy kullanı yor, 105 ’ i onaylıyor, 3 6 ’sı reddediyor. Dışarıda soluklarını tutmuş TB- MM’nin karannı bekleyenler arasın
da Mahir Çayan, Cihan Alptekin,
Ömer Ayna da var... Çayan’ın, Mal
tepe Askeri Cezaevi’nden Ulaş Bar dakçı, Ziya Yılmaz, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna ile birlikte tünel kaza rak kaçmasının üzerinden dört ay geçmiş. 19 Şubat’ta Ziya Yılmaz ya kalanmış, Ulaş Bardakçı öldürülmüş. TBMM’nin karan üzerine Çayan ve arkadaştan Ünye’deki Amerikan Üs- sü’nde görevli bir Kanadalı ile iki In- gilizi kaçınyor ve Kızıldere’ye götü rüyorlar. Amaç, üç görevliye karşılık Gezmiş, İnan ve Aslan’ın hayatı....
Hükümet yanaşmıyor; 30 Mart gü nü sabaha karşı Kızıldere’deki ev sa- nlıyor, Kanadalı ve iki Ingilizle bir likte, Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Sinan Kazım Özüdoğru,
Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Hüdai Ankan, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy
ve Ertan Saruhan öldürülüyor. Ça tışmadan bir kişi kurtulabiliyor; Er- tuğrul Kürkçü. CHP, Anayasa Mah- kemesi’ne başvurarak TBMM ile Se- nato’nun kararlannın iptalini istiyor. Mahkeme 6 Nisan’da karan usul yö nünden bozuyor... Bütün gözler yeni den CHP’ye çevriliyor, içerik yönün den itiraz yapılacak mı, yapılmayacak mı? Yapılmıyor; CHP susuyor.
İdamları engelleme çabası
İdamlan engellemek gençlere dü şüyor yine, eylemler birbirini izliyor. 3 Mayıs 1972’de, Türk Hava Yolla- n ’nmuçağı “Boğaziçi” Bulgaristan’a kaçınlıyor. Bir gün sonra Jandarma Genel Komutanı Kemalettin Eken, kaçınlmak isteniyor, gerçekleştirile- miyor; çıkan çatışmada, Asım Yıldız-
han öldürülüyor.
Gezmiş, inan ve Aslan 5 Mayıs’ta bütün koğuşlan dolaşıp arkadaşlany- la sohbet ediyorlar. Hem ziyaretçiler hem de ziyaret edilenler, biliyorlar ki bu bir veda... O gece cezaevindeki hareketlilik zamanın geldiğini göste riyor, kapılar açılıp kapanıyor, tek bir cümle “Hoşçakalm”™ Sonrası sessiz lik. Gün Zileli, “Sanki sesimizi kaybet
miştik” diyor, kitabında... Merkez Ce-
zaevi’nde kurulan darağacına üçü de kendi sesleriyle gidiyorlar, ses, tarihe hiç silinmeyecek bir tarih düşürüyor:
Yusuf Aslan:
Bizi idama götüren ler, şerefsizce Amerika’ya hizmet ediyorlar, yaşasın işçiler, köylüler... Kahrolsun faşizm...Hüseyin İnan:
Ben, şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın bağım sızlığı ve mutluluğu için mücadele ettim...Deniz Cezml$:
Yaşasın tam ba ğımsız Türkiye... Yaşasın Marksizm ve Leninizmin yüce ideolojisi, kah rolsun emperya...BİTTİ
Soldan sağa: Recep Salkım, Yusuf Aslan, Mustafa Yalçmer, Deniz Gezmiş, Atilla Keskin, Metin Güngörmüş.