Sahife 8
i L A K Ş A M
mr
ay
D o m S m i ç y ö
u
a aYazan : S Ü L E Y M A N KÂNI İRTEM
- Tercüme iktibas hakkı mahfuzdur -
Tefrika No. 658
Fransızcadan tercüm e edilen İlmî bir
makale ortalığı altüst ediyor!
Ahmed Rasim bey ertesi sabah Bebekte Cevdet paşa yalısında oturan mabeyinci Faik beyi gör meğe gider.
Faik bey Rasim beyi güler yüz ve iltifat ile karşılar.
Rasim beyin yazılarından, eser lerinden takdirle bahseder. M ... paşa da diğer birisile birlikte ge lir.
M ... paşa Rasim beye:
— Siz beyefendiye anlatırsı nız!
Tenbihinde bulunduktan sonra arkadaşile birlikte çıkar.
Yalnız kalınca Faik bey Rasim beye *.
— Beş, on tane gazetelik isim intihab edin de hangisi beğenile cek olursa o isim ile bir gazete çı karacaksınız!
Der, Rasim bey s,aşırır. Faik bey farkına varır:
— Tesis masrafını düşünmeyi niz, verilecektir. Siz bu akşam dü şünün. Yukarının hoşuna gidecek beş, on isim bulun. Yarın sabah bana getirin.
Baş üstüne.
O gece Rasim bey, «yukarının» hoşuna gidecek isimler araştır makla meşgul olur: İhsan, İnayet, Lütuf, Mamuriyet, Adalet, Refa-hiyet, Devri mesut, Ceridei sada kat, Osmanlılık... Bunları bir kâ ğıda yazar. Bebeğe gider. Yazdı ğı isimleri Faik beye verir. Faik bey puslaya göz gezdirerek:
— Pek hoş isimler!.. İki gün sonra ben size matbaaya haber yollarım.
Der. İki gün sonra Faik beyin akrabasından bir bey matbaaya gelir. R- 'na beye:
— B ek ten d i selâm etti. (İh san) isminde bir gazete imtiyazı talebini havi bir arzuhal yazsın Bana mabeyine göndersin. Ken disi de ertesi günü yalıya gelsin! diyorlar.
Diye bir tebliğde bulunur. Arzuhal Rasim bey tarafından tesvid, Hikmet Şinasi bey tarafın dan da tebyiz edilir. Mabeyine gönderilir.
Rasim bey ertesi sabah gene Faik beyin yalısını boylar.
Faik bey — Takdim ettim. Bir ses çıkmadı. Biraz sabredelim, haftalar, aylar geçer; kış gelir. Bir gün Faik bey gene Rasim be yi görmek ister.
— Sizin (Menakibi İslâm) na mında bir eseriniz var mı?
Rasim bey — Var.
Faik bey — Masanın üstünde gördüm d e...
— Hangi masanın?
— Efendimizin masası üstün de... Kim bilir? Biri mi jurnal et ti? Fakat korkma... Ben bugün anlarım.
Ertesi günü gene matbaaya bi ri gelir.
— Sizi mabeyinci Faik bey ma beyinde, kendi dairesine istiyor! Şimdi gitmelisiniz.
Rasim bey mabeyinde Faik be yin odasına gider. Bu sırada Faik bey yerinde değildi. Bir oda ki neuzibillâh! Küçük, basık, loş, sobası sönük, camları kırık, orta lığı pis...
Rasim bey şaşalar; kurenadan bir zatın saraydaki odası böyle mi olur? diye inanamıyacak olur. Faik bey elinde kırmızı bir mah
faza bulunan diğer biri ile birlikte gelir. Bu adam mahfazayı öpüp başına götürür, Faik beye verir; o da öpüp başına götürür; sonra Rasim beye uzatır. Rasim bey de öpüp başına götürür.
— Kime vereceğim! Demeğe kalmaz:
Faik bey — Veli nimet efendi miz (Menakibi İslâm) namındaki kitabınızdan dolayı size ikinci mecidî ihsan ettiler. Bir teşekkür-name yazın da takdim edeyim.
Teşekkürname yazılır. Rasim bey cebi hümayun dairesi önün den geçerken kapıcılar etrafını alır., tebrik... ■ bahşiş... muhasara dairesi gittikçe d aralır... Rasim bey bunalmış, kalır.
— A ğalar! Yanımda param yok... Bahşişinizi sonra yollarım. Diye temin etti; ellerinden ya kasını zor kurtarır.
(İhsan) gazetesinin imtiyazı meselesi de unutulur, kalır.
Serveti fünun mecmuasının 3 teşrinievvel 1317 (15 teşrinievvel 1901) nüshasında bay Hüseyin Cahid Yalçının «Edebiyat ve hu kuk» başlığı altında fransızcadan tercüme edilmiş bir makalesi in tişar etmişti. Matbuat âleminde bu önemli bir mesele oldu.
Bay Hüseyin Cahidin (Edebî hatıralarında) ve Bay Ahmed İh sanın (Matbuat hatıralarında) verdikleri izahata göre bu mesele şöyle cereyan eylemişti:
Bu makale usulü dairesinde san süre gönderilmiş, sansür tarafın dan çizilen parçaları çıkarıldık tan sonra mecmua da basılmıştı.
Bu makale üzerine Serveti fü nun matbuat müdüriyeti emrile muvakkaten tatil edildi. Üç gün sonra da İstanbul cinayet mahke mesi istintak dairesinden Serveti fünunun sahibi bay Ahmed İhsan, makaleyi yazan bay Hüseyin Ca hid ile sansür eden Veled Çelebiye «Muzır makale neşri» davasın dan dolayı celpnameler geldi.
Bay Ahmed İhsan bu felâkete sebep olan bay Hüseyin Cahide hiç bir serzenişte bulunmıyarak işi ve durumu anlamak üzere ma beyinci Arif beyi görmeğe saraya gitti; odasında kalabalık bulunan Arif bey önce İhsan beye soğuk davrandı; sonra yalnız kalınca şu haberi verdi:
— Senin aleyhinde verilen jur nal pek müthiştir. Fizana gönderi liyordunuz. İşi adliyeye vermeğe muvaffak oldum. Sabırlı ve me tin ol. Adliyeye yazılan tezkere de müthiştir ama adliye nazırın dan ümidim çök!
Mabeyin başkitabetinden adli ye nezaretine yazılan (teşriniev vel 1317) tarihli tezkerede şu me alde fıkralar vardı:
(Edebiyat ve hukuk gibi masu mane bir başlık altında Serveti fünun gazetesinin melfuf nüsha sında intişar eden melûnane ma kalede Fransa kral ve kraliçesinin idamlarına ve ihtilâli kebire ait vakalar enzarı umumiyeye vazo-lunmuştur. Bununla veli nimet ... efendimize karşı halk isyana teşvik edilmektedir. Böylelerine karşı Avrupada, her memlekette ağır cezalar tertib olunmakta, hat ta Amerikada linç tatbik edilmek tedir. Bu sebeple bu gazetenin imtiyaz sahibi ile bütün
alâkadar-larmın derecelerine göre tecziye- ; leri ve neticesinin inhası ba ira-dei seniye tebliğ olunur.)
Makaleyi jurnal edenler malû ma tçı Baba Tahir ile doktor M. j M. paşa idi. Fena halde kızan Ab- ; dülhamidin Fizana nefi iradesini
j
o gece nöbetçi bulunan mabeyin- 1 ci Arif bey telâkki eylemişti. Arif bey makaleyi okuyarak münderi- j çatında cezayı mucip bir şey gö rememişti.i
Rus sefareti tercümanı Maksi-mof o gün saraya gelerek hristi-yanlarm muhakemesiz nefi olun malarından şikâyet etmiş, bundan sonra muhakemesiz hiç bir hristi-yanın nefyedilmiyeceğirie dair bir irade dahi alarak adliye neza retine tebliğ ettirmişti.
Arif bey mülkiye mezunların dan idi; Ahmed İhsan beyin de arkadaşı ve dostu idi. Durumu kur tarmak için Abdülhamidc mahi-rane bir dil kullanmak lüzumunu takdir etti. Maksimofla cereyan eden müzakere ve verilen karar dan bu işte istifade etmeği düşün dü. Huzura girdiğinde Avrupa devletlerinin memlekette kanun suzluktan şikâyetle ıslahat yapıl ması için hükümeti zorladıkları bugünlerde Serveti fünunun tati lde sahip ve muharririnin sürül mesi haricin şikâyetlerine zahiren haklı bir vesile ihzar edeceğini anlattı ; gazeteciler meselesinin adliyeye havalesi ve adliyeden alınacak bir hüküm ile cezaları nın tayini münasip olacağını ar-zetti.
Abdülhamid bu mütaleayı mü nasip gördü ve:
— O hainleri adliyeye yazın! İradesini verdi.
Gazetecileri ve Veled Çelebiyi müstantik Ali Rıza bey istintak etti. Bay Ahmed İhsan kendisile makale sahibi bay Hüseyin Cahi-di kurtaracak olan tasCahi-dikli san sür provalarını daha mahkemeye sevkolunmazdan evvel matbuat müdürü Hıfzı beye götürmüş, o da dahiliye müsteşarı Fuat beye vermişti.
Celp geldikten sonra İhsan bey bu provalarını müsteşardan iste di ise de Fuat bey:
— Atebeye göndereceğim! Diye iade etmedi. Provalar el de bulunmazsa mahkûmiyet katî göründüğü için İhsan bey matbu at müdüriyetine bir arzuhal vere rek provaları istedi.
Hıfzı bey maznunun müdafaa vesikası olan bu evrakın iadesi icab eylediğini resmen yazınca Fuad bey de vermemeği yapama dı.
Müstantik Ali Rıza bey mesele nin mahiyetini anladıktan sonra işi bir çıkmaza sokarak ateşi so ğutmak istedi. Bay Hüseyin Cahi din makalesine mahez olan P. La-kombun iki ciltlik Introduction à l’histoire littéraire eserini getirte rek tercüme olunmak üzere adli ye nezaretinden hariciye nezare tine yollattı! (Arkası var)
“
A K B A
Ankarada her dilde gazete mecmua ve kitapları bütUn mektep kitapları ve kırtasiyeyi ucuz olarak A K B A müesse-selerinde tedarik edebilirsiniz. Telefon : 3377