• Sonuç bulunamadı

Marmaris-hıdırlık Liman Yapısı Özelinde Antik Liman Yapıları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Marmaris-hıdırlık Liman Yapısı Özelinde Antik Liman Yapıları"

Copied!
119
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ  FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ 

YÜKSEK LİSANS TEZİ Hatice Kübra GÜR

Anabilim Dalı : Mimarlık

Programı : Mimarlık Tarihi

2011

MARMARİS- HIDIRLIK LİMAN YAPISI ÖZELİNDE ANTİK LİMAN YAPILARI

(2)
(3)
(4)
(5)

ÖNSÖZ

Topraktan kendini bağımsızlaştırmayı başaran insanı artık yepyeni bir dünya beklemekteydi. Denizlere açıldıkça her yönüyle değişen ve gelişen kültürler doğup, tarihi oluşturmaktaydı. Bu sürecin en önemli tanıklıklarından birini yaşayan antik dönem limanları, sosyo-ekonomik değişimin nabzının tutulabilen, askeri-siyasi yapılanmaları güçlendiren bir konumda bulunan, şehrin bir parçası olmaktan ileri gidip, şehrin temsili haline gelmekteydi. Bütün bu sebeplerden dolayı antik liman araştırmaları yalnızca arkeoloji bilimi için değil insanlık tarihinin ilişkiler ağını çözümlemek adına önemli bir kaynak potansiyelini barındırmaktadır. Bu çalışma böyle bir alana küçük bir liman yapısı üzerinden bakmayı amaçlamaktadır.

Çalışmayı ilk günden beri destekleyen hocam Zeynep Kuban’a, beni ben yapan anneme, abime ve ablama yani biricik aileme içtenlikle teşekkür ederim. Yol arkadaşıma ve emekleriyle sevgilerini benden hiç bir zaman esirgemeyen bütün dostlarıma da teşekkürler.

Her zaman yanımda olduğuna inandığım için bu çalışmayla gurur duymasını dilediğim babama…

Kasım 2011 Hatice Kübra GÜR

(6)
(7)

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖZET ... SUMMARY ... 1. GİRİŞ ... 1 1.1 Tezin Amacı ... 1 1.2 Kapsam ... 2 1.3 Yöntem ... 2

2. RODOS KARŞIYAKASI’NA GENEL BAKIŞ ... 5

2.1 Araştırma Tarihçesi ... 6

2.2 Rodos Karşıyakası Coğrafyası ... 6

2.3 Rodos Karşıyakası Siyasi Yapısı ... 7

2.4 Kıran Gölü Kutsal Alanı ... 8

2.4.1 Yüzey araştırması ... 9

2.4.2 Hıdırlık yerleşmesi ... 10

3. HIDIRLIK LİMAN YAPISI ... 13

3.1 Yüzey Araştırması ... 13

3.2 2010 Yılı Son Çalışmalar ... 14

3.2.1 Yapının genel özellikleri ... 15

3.2.2 Yapının detayları ... 16 3.2.2.1 Duvarlar……….. 16 3.2.2.2 Apsis………... 21 3.2.2.3 Pencereler………... 22 3.2.2.4 Kapı………... 24 3.2.2.5 Diğerleri……….. 25 4. ANTİK LİMANLAR ... 29 4.1 Araştırma Tarihçesi ... 30 4.2 Liman Çeşitleri ... 33

4.2.1 Coğrafi konumlarına göre limanlar ... 34

4.2.1.1 Nehir limanları……… 35

4.2.1.2 Deniz limanları………36

4.2.2 İşlevlerine göre limanlar ... 36

4.2.2.1 Ticari limanlar……….37 4.2.2.2 Askeri limanlar………38 4.2.2.3 Özel limanlar………...39 4.3 Liman Yapıları ... 39 4.3.1 Mendirek- dalgakıran ... 39 4.3.2 Depolar ... 40

4.3.3 Gemi barınakları- kızaklar ... 41

4.3.4 Rıhtım- iskele ... 41

(8)

4.3.6 Yollar ... 42 4.3.7 Deniz fenerleri ... 43 4.3.8 Tersaneler ... 43 4.3.9 Kanallar ... 43 4.3.10 Kutsal yapılar ... 44 4.3.11 Diğerleri ... 44

5. ANTİK DENİZ FENERLERİ ... 45

5.1 Tarihçe ... 46

5.1.1 Antik çağda ışık kullanımı ... 47

5.1.2 Tipoloji ... 48 5.2 Örnekler ... 48 5.2.1 İskenderiye, Mısır... 49 5.2.2 Ostia, İtalya ... 51 5.2.3 Dover, İngiltere ... 53 5.2.4 Patara, Türkiye ... 55 5.2.5 La Coruna, İspanya ... 56

5.2.6 Leptis Magna, Libya ... 57

5.2.7 Diğerleri ... 58

5.2.7.1 Sikkeler üzerindeki deniz fenerleri………. 58

5.2.7.2 Yapısal bilgisi tespit edilmiş olan deniz fenerleri………... 42

5.3 Deniz Feneri Olarak Hıdırlık Liman Yapısı ... 65

6. LİMANLARDAKİ KUTSAL YAPILAR... 69

6.1 Kutsal Alanlardaki Mimari Yapılar ... 70

6.1.1 Liman girişindeki yapılar ... 71

6.1.2 Liman havzasındaki yapılar ... 73

6.1.3 Liman havzası dışındaki yapılar ... 73

6.2 Kutsal Alan Olarak Hıdırlık Liman Yapısı ... 74

7. DİĞERLERİ ... 75

7.1 İşleve Yönelik Alternatifler ... 75

7.2 Forma Yönelik Alternatifler ... 77

8. SONUÇ ... 83

KAYNAKLAR ... 85

EKLER ... 91

(9)

ŞEKİL LİSTESİ

Sayfa

Şekil 1.1: Hıdırlık limanı ve liman yapısı(Kuban ve Saner, 1996) ... 1

Şekil 2.1: Rodos Karşıyakası (Kuban ve Saner, 1996) ... 5

Şekil 2.2: Kıran Gölü Kutsal Alanı planı (Kuban ve Saner, 1996) ... 9

Şekil 2.3: Sualtı çalışmalarında tespit edilen bazı buluntular (Kuban ve Saner, 1996) ... 10

Şekil 2.4: Hıdırlık yerleşmesi (Kuban ve Saner, 1996) ... 11

Şekil 3.1: Hıdırlık liman yapısının ilk planı (Kuban ve Saner, 1996) ... 13

Şekil 3.2: Hıdırlık liman yapısı (Gür, 2010) ... 14

Şekil 3.3: Mendirek (Gür, 2010) ... 15

Şekil 3.4: Apsis önündeki dağınık taş sırası (Gür, 2010) ... 16

Şekil 3.5: Kuzey duvarı yüksek blok sıraları (Gür, 2010) ... 17

Şekil 3.6: Cidar dolgusu (Gür, 2010)... 18

Şekil 3.7: Kuzey duvarı pseudoizodom dış cephe örgüsü (Gür, 2010) ... 18

Şekil 3.8: Kuzey duvarı iç cephe düzensiz dikdörtgen örgü (Gür, 2010)... 19

Şekil 3.9: Batı duvarı görünüşü (Gür, 2010) ... 19

Şekil 3.10: Güney duvarı eşik taşı altındaki sıranın görünüşü (Gür, 2010) ... 20

Şekil 3.11: Doğu duvarının iki ucundaki blok sıraları (Gür, 2010) ... 20

Şekil 3.12: Bitki örtüsünün altında kalan doğu duvarı (Gür, 2010) ... 20

Şekil 3.13a: Apsis batı duvarı bağlantısındaki tahribat (Gür, 2010) ... 21

Şekil 3.13b: Apsis doğu duvarı bağlantısındaki tahribat (Gür, 2010) ... 21

Şekil 3.14: Yuvarlaklaştırılmış taşlarla örülü apsis (Gür, 2010) ... 22

Şekil 3.15a: Pencerelerin iç cephe görünüşü (Gür, 2010) ... 23

Şekil 3.15b: Pencerelerin dış cephe görünüşü (Gür, 2010) ... 23

Şekil 3.16: Lento benzeri taş bloklar (Gür, 2010) ... 23

Şekil 3.17: Eşik taşının cepheden görünüşü (Gür, 2010) ... 24

Şekil 3.18: Eşik taşında görülen izler (Gür, 2010) ... 24

Şekil 3.19: Yapının çevresindeki dağınık taşlar (Gür, 2010) ... 26

Şekil 3.20: Taşlar üzerindeki izler (Gür, 2010) ... 26

Şekil 3.21: Eşik taşı hizasından taban dolgusunun görünüşü (Gür, 2010) ... 26

Şekil 3.22 Yapının oturduğu deniz seviyesindeki düz taşın görünüşü (Gür, 2010) .. 27

Şekil 3.23: Hıdırlık limanı yapısının çevreyle ilişkisi (Gür, 2010) ... 27

Şekil 4.1: Kıyı enerjisine göre liman tipleri (Blue, 1994) ... 35

Şekil 4.2: Limana girişindeki kontrolü betimleyen kabartma (Casson, 2002) ... 37

Şekil 4.3: Phalasarna askeri limanı (Hadjidaki, 1988) ... 38

Şekil 4.4: Limantepe Limanı mendirek (url 3) ... 40

Şekil 4.5: Pire Limanı gemi barınakları (Blackman, 1973) ... 41

Şekil 4.6: Leptis Magna bağlama yerleri (Blackman, 1973) ... 42

Şekil 4.7: Phalasarna kanal planı (Hadjidaki, 1988)... 43

Şekil 4.8: Balık tankları (Blackman, 1973) ... 44

Şekil 5.1: Mısır’da tespit edilmiş tapınak ışıkları (Radka, 1996) ... 46

Şekil 5.2: Bağdat’ta bulunan piller (Radka, 1996) ... 47

(10)

Şekil 5.4: İskenderiye Deniz Feneri görünüş çizimleri (Hauschild, 1976) ... 50

Şekil 5.5: Sualtı çalışmalarında tespit edilen buluntular (url 5) ... 51

Şekil 5.6: Ostia Limanı planında deniz fenerinin yeri (url 7) ... 52

Şekil 5.7: Ostia Deniz Fenerine ait çeşitli betimlemeler (url 7) ... 53

Şekil 5.8: Tabula Peuntigenara’daki iki fenerin betimi (url 7) ... 53

Şekil 5.9: Dover Deniz Feneri restitüsyonu (Hauschild, 1976) ... 54

Şekil 5.10: Dover Deniz Feneri günümüzdeki durum (url 8) ... 54

Şekil 5.11: Patara Deniz Feneri çevresindeki kum yığını (url 15) ... 55

Şekil 5.12: Patara Deniz Feneri (url 16) ... 55

Şekil 5.13: La Coruna planında deniz fenerinin yeri (Hauschild, 1976) ... 56

Şekil 5.14: La Coruna Deniz Feneri restitüsyon çalışmaları (Hauschild, 1976) ... 57

Şekil 5.15: Leptis Magna Deniz Feneri (Hauschild, 1976) ... 57

Şekil 5.16: Leptis Magna Deniz Feneri betimleyen kabartma (url 13) ... 58

Şekil 5.17: Messina Deniz Feneri betimli sikke (Özkan, 2009) ... 59

Şekil 5.18: Soli/Pompeopolis Deniz Feneri betimli sikke (Özkan, 2009) ... 59

Şekil 5.19: Kencherai Deniz Feneri betimli sikke (Özkan, 2009) ... 60

Şekil 5.20: Heraklia Pontika Deniz Feneri betimli sikke (Özkan, 2009) ... 60

Şekil 5.21: Abydos Deniz Feneri betimli sikke (Özkan, 2009) ... 61

Şekil 5.22: Aigai Deniz Feneri betimli sikke (Özkan, 2009) ... 61

Şekil 5.23: Histria Deniz Feneri betimli sikke (Höckmann, 2002) ... 62

Şekil 5.24: Kroupa Deniz Feneri planı (Morris, 2001) ... 62

Şekil 5.25: Ricbourugh Deniz Feneri duvar kazıması (Brodribb, 1982) ... 64

Şekil 5.26: Zadar Deniz Feneri kabartması (Hauschild ,1976) ... 64

Şekil 5.27: Kelenderis mozaiği (Zoroğlu, 2010) ... 65

Şekil 5.28: Deniz feneri olarak Hıdırlık liman yapısı (Gür, 2010) ... 66

Şekil 5.29: Deniz feneri olarak yaklaşma sorunu yaratan kuzeydoğu yönündeki taşlar (Gür, 2010) ... 66

Şekil 6.1: Hera Limanı Kutsal Alanı (Pfaff, 2003) ... 70

Şekil 6.2: Hera Limanındaki apsisli kutsal yapının restitüsyonu (url-16 ) ... 70

Şekil 6.3: Leptis Magna vaziyet planında tapınaklar (6, 7, 8 numaralar) (Tuck, 1997) ... 71

Şekil 6.4: Ostia liman tapınağını betimleyen sikke (Özkan, 2009) ... 72

Şekil 6.5: Dairesel planlı Ostia Tapınağı (11 numara) ... 73

Şekil 6.6: Kutsal yapı olarak Hıdırlık limana yapısı (Gür, 2010) ... 74

Şekil 7.1: Hıdırlık liman yapısı (Gür, 2010) ... 76

Şekil 7.2: Erken dönem apsisli konutlar (Warner, 1979) ... 78

Şekil 7.3: Lefkandi’deki apsidal yapının üst örtüsünün restitüsyonu (Moore, 2005) 78 Şekil 7.4: M yapısının apsisi (Stocker, 1995) ... 79

Şekil 7.5: Eretria’daki apsidal yapının planı (url-17) ... 80

Şekil 7.6: Korint’teki apsidal yapının planı (Pfaff, 2003) ... 80

(11)

MARMARİS-HIDIRLIK LİMAN YAPISI ÖZELİNDE ANTİK LİMAN YAPILARI

ÖZET

Marmaris’ in Bozburun Yarımadası ve yakın çevresi uzun yıllar arkeolojik açıdan bakir bir alan olarak korunarak günümüze ulaşmıştır. Bölgeyle ilgili ayrıntılı arkeoloji çalışmaları özellikle son 20 yılda artmaya başlamıştır. Çalışma konusu, bu bölgenin son dönem çalışmalarında tespit edilmiş Söğüt Körfezi’nde Hıdırlık diye bilinen yöredeki küçük bir liman yapısıdır. Hıdırlık liman yapısının bulunduğu bölgenin arkeolojik değerlendirmesinde, Hıdırlık’ın küçük bir liman olmasına rağmen yakınındaki yerleşim ve kutsal alanla birlikte farklı bir öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Hıdırlık liman yapısının mimarisi genel ve detay özellikleriyle ayrıntılı olarak incelendiğinde bu farklılık ön plana çıkmıştır.

Çalışma başlığındaki Hıdırlık liman yapısı özelinde incelenen antik dönem limanları ve liman yapıları bugüne kadar tespit edilmiş örneklerle formsal ve işlevsel açıdan değerlendirilmeye çalışılmıştır. Limanların çok çeşitli kullanıcı profilleri mimari düzenlemelerine de yansımıştır. Birbirinden farklı işleve ve forma sahip yapılar stoğu bulunan limanları, arkeolojinin bir kolu sualtı çalışmalarıyla birlikte incelemektedir. Bu çalışmalarda tespit edilen buluntular, antik dönem deniz ticareti başta olmak üzere, gemi yapım teknolojisinden liman mimarisi gelişimine kadar birçok konuda önemli veriler sunmaktadır. Genellikle elde edilen veriler kısıtlı olduğu için liman araştırmalarında yapılan yorumların geniş bir yelpazeye sahip olması çok önemlidir. Hıdırlık limanı araştırması da bu yelpazeyi genişletecek yeni bir liman yapısının incelenmesine olanak sağlamıştır.

Hıdırlık liman yapısının bir liman yapısı olarak nasıl kullanıldığı çalışmanın temel sorusu olmuştur. Bilinen liman yapılarıyla yapılan özel karşılaştırmalarla, hem işlev hem de form açılarından değerlendirilerek bu sorunun cevabı aranmıştır. Bölgedeki yeri de bu değerlendirmenin önemli unsurlarından biri olmuştur.

(12)
(13)

ANCIENT HARBOR STRUCTURES IN THE CASE OF MARMARİS-HIDIRLIK HARBOR STRUCTURE

SUMMARY

The site of Marmaris-Bozburun Peninsula is a virgin archeological site. The detailed archaeological researches have been done since 20 years. The subject of the thesis is the building of Hıdırlık harbor which is situated on the coast of Söğüt Bay. Therefore, this study focuses firstly on the Hıdırlık site and the Hıdırlık harbor structure. Examining Hıdırlık harbor’s vicinity and the relationship of this site with the structure reveals the fact that Hıdırlık harbor is unique considering the architecture of the structure.

As in the title, the ancient harbors and their structures are discussed about their forms and functions in the case of Hıdırlık harbor. The architectural development of the harbors indicates the solutions about architectural problems. The variety of users is reflected to the architecture of harbors. There are many different buildings and structures in harbors which marine archaeology concentrates. These researches reveal the important details of ship technology and architecture of harbors. It is especially important to interpret results in a wide spectrum while there is not much left usable data. Therefore, Hıdırlık harbor research is another key to widen up the perspective to the ancient harbors.

The main concern is to understand the function of the Hıdırlık harbor structure. The comparison with the ancient harbor facilities is viewed as the key to the answer within the form and function. The vicinity of the structure is also important for the assessment.

(14)
(15)

1. GİRİŞ

Bu çalışma, Marmaris-Bozburun Yarımadası kıyılarında tespit edilmiş günümüzde Hıdırlık adı verilen bir liman ve liman yapısı özelinde, antik limanlar ve liman yapılarına dair bir değerlendirmedir (Şekil 1.1)

Şekil 1.1: Hıdırlık limanı ve liman yapısı

Bu bölgeye ve antik limanlara dair araştırmaların, arkeolojik çalışmaların pek çok dalına oranla kısıtlı olmasından dolayı, liman yapısı tespit edilebilen her yönüyle incelenmeye çalışılmıştır.

1.1 Tezin Amacı

Tezin öncelikli amacı, çalışmanın konusu Hıdırlık liman yapısının yapılan yüzey araştırması ve son çalışmalar ışığında ayrıntılı bir belgeleme işlemini yapmaktır. İşlevsel ve formsal özelliklerini her yönüyle incelemek, bundan sonra yapıyla ilgili yapılabilecek çalışmalara mümkün olduğunca çok veri sunabilmektir. Tezin başlığındaki sıraya göre, Hıdırlık liman yapısı özel olmak koşulu ile antik limanlar ve

(16)

bu limanların yapılarına dair genel bir bakış sunmak tezin ikinci amacıdır. Tezin son amacı ise, bu iki başlık arasında çift yönlü geri besleme olmasını sağlamaktır. Bu geri besleme, hem incelenen yapının antik liman çalışmalarına bir katkı sağlaması, hem de bugüne kadarki antik liman araştırmalarının, yapının formsal ve işlevsel çözümlenmesine katkıda bulunması olarak tanımlanabilir.

1.2 Kapsam

Tezin adındaki sıralamaya dayanarak çalışma konusu liman yapısının bulunduğu bölge, Hıdırlık liman yapısı, antik limanlar ve liman yapı çeşitleri, bu yapı çeşitlerinden deniz fenerleri ve liman kutsal alan yapıları tezin genel kapsamında incelenmiştir. Antik limanlar ve liman yapıları, liman ihtiyacının ortaya çıktığı ilk zamanlardan, M.S.3.yy.’a kadar yapılmış örnekler üzerinden bir sınırlamayla değerlendirilmiştir. Antik liman yapılarından deniz fenerleri, liman kutsal alan yapıları ve diğerleri başlığındaki ayrıntılandırma, çalışma konusu liman yapısının potansiyel işlevinin bu yapı çeşitlerinden biri olma ihtimalini değerlendirmek adına yapılmıştır. Bütün başlıklara ait genel bilgilerin ve örneklerin güncel durumlarından da bahsedilmiştir.

1.3 Yöntem

Hıdırlık liman yapısının bulunduğu coğrafya, yapının doğal çevresinde neden ve nasıl konumlanmış olabileceğine dair sorulara yardımcı olması açısından araştırılmıştır. İlk bölümde coğrafya tarihçesi verilmiş, bölgenin siyasi ve coğrafik özellikleri ayrıntılandırılarak, tez konusu liman yapısının daha yakın çevresine ait çalışmalar üzerinde durulmuştur.

Hıdırlık liman yapısı ikinci bölümde genel ve detay özellikleri ile incelenmiştir. Yapıya dair elde olan bütün veriler detaylarıyla değerlendirilmiştir. Bunun için yapılan yüzey araştırması sonuçları ve 2010 yılı çalışmalarından elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu veriler ışığında, yapının mevcut durumunun ayrıntılı rölöve çizimleri yapılmıştır. Yapının üç boyutlu modeli Mimar Ebru Kümet tarafından yapılmıştır.

Yapıya dair ayrıntılı bilgilendirmeden sonra, antik liman araştırmalarında elde edilen verilere dayanarak, limanlara ve liman yapı çeşitliliğine mümkün olduğunca geniş bir

(17)

çerçeveyle bakılmaya çalışılmıştır. Literatür kısıtlılığı, antik limanların korunma oranının çok düşük olmasıyla paralellik göstermektedir. Bu sıkıntı konuyla ilgili yapılan yakın dönem tezlerde de fark edilmiştir. Özellikle liman yapı çeşitleri incelenirken, farklı kaynaklardan derleme yapılarak yapı tiplerinin yelpazesi geniş tutulmaya çalışılmıştır. Çünkü Hıdırlık liman yapısının hangi işlevle kullanılmış olabileceğine dair tahminler bu tipolojiye dayanılarak yapılmıştır. Tespit edilen yapı çeşitlerinden, liman yapısının işlevine en uygun olma ihtimali olduğu düşünülen tipler, devam eden bölümlerde incelenmiştir.

Hıdırlık liman yapısının bir deniz feneri ya da kutsal bir yapı olma ihtimalleri beşinci ve altıncı bölümlerde tartışılmıştır. İki yapı çeşidine dair genel bilgilendirme yapıldıktan sonra, örnek yapılarla formsal karşılaştırmalar yapılarak, yapının bu işlevlere yönelik kullanıp kullanılamayacağı araştırılmıştır.

Yedinci bölümde ise Hıdırlık liman yapısının başka nasıl bir işlevdeki liman yapısı olarak kullanılmış olabileceği üzerinde durulmuştur. Bu konu ile ilgili öneriler yapılırken, özellikle yapının kendi formunun tarihteki kullanımından başlayarak, tahmini dönemindeki yeri üzerinden bir okuma yapılmaya çalışılmıştır.

Çalışmanın yöntemini etkileyen kaynakçada, antik kaynaklar, antik limanlara dair taranmış olmakla birlikte, özellikle yapılmış olan kazı ve yüzey araştırmaları çalışmalarında elde edilen bulgulara dair yayınlar araştırılmıştır. Fakat kazıların devam etmesi ve arkeolojik açından kesinlik kazanma ihtimalinin zorluğundan kaynaklı, bazı örnekler belirsizliğini korumaya devam etmektedir. Hıdırlık liman yapısı da bu çalışmada o örneklerden biri olduğunu göstermiştir. Sonuç bölümünde ise Hıdırlık limanının ne için ve nasıl kullanıldığına dair ortaya çıkan belirsizlik vurgulanmaya çalışılmıştır.

(18)
(19)

2. RODOS KARŞIYAKASI’NA GENEL BAKIŞ

Anadolu ve kıyıları tarih boyu önemini yitirmemiş bir rota ve uğrak yeri olmuş bir coğrafyadır. Son yüzyıllarda da bu durum çok değişmemiş, araştırmacı ve gezginler tarafından sıkça ziyaret edilmiştir. Fakat Rodos Adası’nın 10 deniz mili karşısındaki Anadolu topraklarının güneybatı ucu olan Rodos Karşıyakası olarak adlandırılan bölge, bu açıdan çok şanslı olmamıştır (Şekil 2.1).

Şekil 2.1: Rodos Karşıyakası.

Son yıllarda yapılan araştırmalar bölgenin siyasi yapılanmadaki yerinden, şehircilik anlayışına çeşitli konularda yoğunlaşmaya başlamıştır. Tez konusu liman yapısı, bu karşıyakanın Loryma Yarımadası’nın günümüzdeki adıyla Daraçya Yarımadası’nın kuzey yönünde, Muğla ili Marmaris ilçesinin Söğüt Körfezi’nin girişinde, körfeze yönlenmiş olarak tespit edilmiş bir yapıdır (Ek A, Şekil A.2). Yapının konumu

(20)

sebebiyle bulunduğu bölgenin araştırma tarihi, coğrafi ve siyasi özellikleri incelenecektir.

2.1 Araştırma Tarihçesi

Rodos Karşıyakası’nın araştırma tarihi erken dönemlerde çok yoğun olmamakla birlikte, son yıllarda bölgede yapılan çalışma sayısı giderek artmaktadır. Bölgeyi sahilden gezen araştırmacı ve gezginlerin ayrıntılı olarak yaptığı ilk çalışmalar epigrafi çalışmalarıdır (Gümüş, 2003, s:15). Bunların dışında, genel gezi notlarında bazı noktalarda kıyıya çıkarak yüzeydeki kalıntılara dair bilgi veren yazarlar da mevcuttur (Flemming, 1971, s:54). O. Benndorf ve G. Niemann bölgenin erken araştırmacılarıdırlar (1880’ler), onlardan sonraki ilk çalışma ise 1921’de A. Mauri’ye aittir. L. Ross (1890’da) ve R.S. Carter (1980’lerde) ise bölgenin farklı bir özelliği olan basamaklı piramit tipi mezar yapılarıyla ilgili çalışmalar yapmışlardır. P.M. Fraser ve G. E. Bean ise bölgeyle ilgili oldukça ayrıntılı çalışmalara imza atmış, bunları “Rhodian Peraea and the Islands” adlı bir kitap olarak 1954’te yayınlamışlardır. Bu kitap dışında epigrafik çözümleme çalışmalarını yayınlamaya devam etmişlerdir. Bölgede yapılan kazı çalışmalarından en kapsamlısı ise Hemitheia Kastabos Kült Alanı’nda 1960lar’da gerçekleştirilmiş olandır (Held, 2005, s:85)

1990’dan sonraki yıllarda Türk ve yabancı araştırmacılar bölgenin farklı noktalarında çalışmalara başlamışlardır. Ersin Doğer bölgenin kuzeyinde Bybassos’ta kazı yapmaya başlamıştır. William Held, Loryma’da çalışmaya başlamış, sonrasında karşıyakanın farklı bölgelerinde başka meslektaşlarıyla birlikte çalışmaya devam etmektedir. Mathias Benter ise Hydas’ta çalışmalar yapmıştır. Tez konusu liman yapısının da içinde bulunduğu Kıran Gölü Kutsal Alanı çalışmaları, Zeynep Kuban ve Turgut Saner’e aittir. Ayrıca bölgede devam eden bazı sualtı çalışmaları da mevcuttur.

2.2 Rodos Karşıyakası Coğrafyası

Rodos Karşıyakası antik kaynaklarda genel olarak hatları belirlenmiş bir bölge olmakla birlikte, coğrafi sınırları bazı farklılıklar göstermektedir. Strabon’a göre bu alan günümüzde Fethiye’nin batısında olan Daidala’dan başlayıp Marmaris’in güney

(21)

batısındaki Loryma Yarımadası’nda bulunan Phoiniks Dağı adı verilen bölgeye kadar devam eder. Bu hattı takip ederek Loryma Yarımadası’ndan Karya Bölgesi’nin başlangıcına doğru denizden yol alınabileceğini belirten Strabon’a göre Rodos Karşıyakası’nı çevresini dolaşmak 1500 stadiadır1 (Strabon, 1987 s:201). Skylas’a göre ise karşıyaka, Knidos ve Kaunos kentleri arasında kalan bölge olup “Rodosluların anakaradaki arazisi”dir. Başka antik yazarlar da karşıyakanın Likya ile bitişik sınırda olduğunu belirtip, sadece bir kaç tane farklı yerleşim ismi eklemektedirler (Atauz, 1997, s:70). Bütün bu farklılıkların sebebinin, bölgenin siyasi olarak incorporated (bağlı) ve subject (özerk) olarak ikiye ayrılmasıyla ilişkili olabileceği düşünülebilir (Doğer ve Şenol, 1997, s:59). Rodos Karşıyakası’nın merkezi her zaman kayalık ve dağlık bir yapısı olan Loryma Yarımadası olmuş, Rodos hakimiyetinin genişlemesiyle kuzey ve kuzeybatıya doğru Keramos Körfezi (Gökova Körfezi)’ne kadar yayılan bir alan karşıyaka olarak adlandırılmıştır (Bean, 2000, s:259).

2.3 Rodos Karşıyakası Siyasi Yapısı

Küçük Asya’ya yapılan Dor göçünde Rodos Adası’na yapılan yerleşimde kurulan üç şehir (Lindos, Ialysos, Kamiros) Anadolu’daki Dor Hexapolis’inde yer almakta, bu da M.Ö. 408’te tek bir Rodos devleti oluşturmalarından önce de karşıyakada toprak sahipleri olduklarını göstermektedir (Bean, 2000, s:159). Rodos devleti kurulduktan sonra, Rodos hakimiyetine kesin olarak giren karşıyaka topraklarında yaşayanlar bütün haklarıyla Rodos vatandaşı olmuşlardır. Fakat daha sonraları genişleyen karşıyaka sınırıyla birlikte, Karya’nın güney ve güneydoğusunda gelip yerleşmiş olan Rodoslular bile vatandaş kabul edilmemiş, bulundukları bölgenin, yörenin adıyla anılmışlardır (Varinlioğlu, 1991, s:224).

Rodos’un kuruluşundan önce ise bölgenin bağımsız olduğu, M.Ö. 5. yy.’ da kendi sikkesini basması ve Attika vergi listelerinde "synteleia"2 olarak yer alması sebebiyle düşünülmektedir (Held, 1996, s:172). J.M. Cook’a göre de bölge “synoiskism” 3 den önce Rodos’a değil Knidos’a aittir, fakat yerleşim sistemi iki şehre de

1

Stadia: Antik Yunan’da kullanılan yaklaşık 607 ayak yani 190 m. civarlarındaolduğu bilinen uzunluk ölçüsü birimi

2

Synteleia: Antik Yunan’da vergi sisteminde birlikte ödeme yapma

(22)

benzememektedir (Held, 2005, s:86). Burada, Karyalılar’ın oluşturduğu “koinon” isimli birkaç kentin bir kutsal alanla oluşturduğu birlik yapılarının bulunduğu yazıtlardan öğrenilmektedir. Loryma Yarımadası’nda adı bilinen sekiz yerleşmenin aralarındaki mesafe en fazla 5 km.’dir ve bunların oluşturduğu birliğin Roma dönemine kadar bağımsızlığını korumuş olabileceği düşünülmektedir (Held, 1996, s:172). Rodos, karşıyakasında güçlü ve merkezi bir yapılanma istemediği için bu birlikler şehirleşme gösterememiş olabilirler.

Rodos Karşıkayakası ekonomik açıdan Rodos devletinin ekonomisindeki gelişmelere tabi olmuş, bulunduğu rota itibariyle limanları ticari ve askeri açıdan Rodos için önem taşımıştır (Atauz, 1997, s:72). Bölgede Rodos’taki gibi bağcılık ve şarap üretimi önemli yer tutmuştur (Doğer ve Şenol, 1997, s:59).

Rodos Karşıyakası’nın, Romalı bir imparatorun kararıyla M.S.210 öncesinde Rodos’un hakimiyetinden çıktığı düşünülmektedir (Atauz, 1997, s:78). Rodos Karşıyakası’nın yönetim ve yerleşim sisteminin nasıl olduğuna dair çalışmalar, başta Loryma Yarımadası’nda yapılan araştırmalar olmak üzere devam etmektedir.

2.4 Kıran Gölü Kutsal Alanı

Rodos Karşıkayakası’na dair yapılan araştırma ve ziyaretlerde hiç bir şekilde incelenmediği görülen Kıran Gölü Kutsal Alanı, Loryma Yarımadası’nın orta kesiminde yer almaktadır. Kutsal alan ve çevre yapılaşması ilk kez 1993’te Turgut Saner ve Zeynep Kuban tarafından çok yakındaki Asar Dağı savunma yapısına ulaşmaya çalışırken, rastlantı sonucu görülüp tespit edilmiştir (Kuban ve Saner, 1996, s:434). Kısa süreli bu ilk çalışmanın ardından, 1995’te başlayıp 2003 yılına kadar devam eden bir yüzey araştırması yapılmıştır. Tez konusu liman yapısı, Kıran Gölü Kutsal Alanı’nın kuzeyinde yapılan araştırmalarda incelenmiştir (Şekil 2.2).

(23)

Şekil 2.2: Kıran Gölü Kutsal Alanı planı. 2.4.1 Yüzey araştırması

Kıran Gölü Kutsal Alanı’na adını 30 metre çapında yağış olduğunda su tutan kuru bir göl olan Kıran Gölü vermektedir (Kuban ve Saner, 1996, s:433).Oldukça sarp bir arazi olan çevresi, yer yer küçük düzlüklerle kesilmekte, genel olarak bitki örtüsü, zemin suyu ve akarsu açısından zengin sayılmamaktadır. Kutsal alan kalıntıları çevredeki bu düzlüklerden birinin batı bölümünde tespit edilmiştir. Alanda yapılan çalışmalarda öncelikle 1 no’lu yapı adı verilen yapıyla ve tiyatro tespit edilmiştir. Tespit edilen tiyatro yapısı, Rodos Karşıkayakası’nda o dönem için incelenmemiş olan üç tiyatro yapısından sonraki dördüncü olarak önem taşımaktadır (Kuban ve Saner, 1996, s:434). Ayrıca alanda sunağı önünde olan bir tapınak ve işlevi tespit edilemeyen başka bir yapı daha incelenmiş, çevrede bir grup yapı ve pek çok mezar taşı da tespit edilmiştir. Yapılarda genel olarak kireç taşı kullanıldığı görülmüştür. Alana başka noktalardan da ulaşım olması gerektiği fikri göz önüne alınarak kuzey yönünde yol bulma amaçlı çalışmalar yapılmıştır.

Günümüzde Hıdırlık olarak anılan mevkide denize ulaşan bir patika takip edilmiştir. Bu yolun sonunda varılan deniz kenarında apsidal planlı bir yapı, Hıdırlık Liman yapısı olarak adlandırılmıştır. 1999 yılında çalışmalar, Hıdırlık yerleşimi ve liman yapısı ile kutsal alandaki tapınağa yönelik yapılmıştır (Kuban ve Saner, 2000, s:163). Yerleşimdeki genel tespitler yapılmış, Hıdırlık liman yapısının vaziyet için rölövesi alınmıştır. Sonraki yıllarda ayrıntılı taş planlarının çıkarılması, göl içi ve çevresinin yüzey buluntularının taranması ve kutsal alanın doğusundaki Antik-Ortaçağ kalesinin belgelenmesi çalışmaları, yakın çevredeki farklı ölçeklerdeki yapı ve yapı

(24)

toplulukları tespitleri yapılmıştır. Kıran Gölü Kutsal Alanı yüzey araştırması, çevre yerleşimlerinin tespitlerine, yarımadadaki yerleşim tarihlendirmesine ve yoğunluğuna dair yeni veriler oluşturacak şekilde devam edilerek, 2003 yılında son kez yapılmıştır (Kuban ve Saner, 2004, s:129). Yüzey araştırmasının son yılında bir sualtı çalışması gerçekleştirilmiş, çeşitli amfora yığınları dışında mimari bir yapılanma tespit edilmemiştir (Şekil 2.3).

Şekil 2.3: Sualtı çalışmalarında tespit edilen bazı buluntular. 2.4.2 Hıdırlık yerleşmesi

Kıran Gölü Kutsal Alanı yüzey araştırmalarında, 1998 yılında Hıdırlık yerleşmesine dair çalışmalar yapılmıştır. Bu bölgedeki kalıntılar, ilk kez 1979 yılında Robert Carter tarafından görülüp, 1990 yılında yeniden ziyaret edilerek kısaca tanıtılmıştır (Carter, 1991, s:479).

Kutsal alanın kuzeyinde denize doğru inen patikanın bulunduğu yamaç ve deniz kıyısındaki alan günümüzde bilinen adıyla Hıdırlık mevkiinin kutsal alanla ilişkisini kuran patika genel özellikleri sebebiyle antik dönemde de bu amaçla kullanıldığını düşündürtmüştür (Kuban ve Saner, 1999, s:288). Kısmen kayalara oyularak genişletilmiş ve yer yer özgün genişliğini korumuş durumdadır. Patika boyunca tespit edilmiş antik yapılaşma, seramik parçaları, zeytinyağı işlikleri de bu düşünceyi desteklemiştir. Hıdırlık yerleşmesinin yüzey araştırmasındaki mimari buluntuları, liman ve yerleşme olarak iki başlıkta incelenmiştir.

Hıdırlık yerleşmesinde tespit edilmiş yapı topluluğu büyük dikdörtgen planlı yapılardan oluşmuştur (Şekil 2.4). Topluluğun yakınında bulunan bir zeytinyağı işliği ve sarnıç tarımsal bir etkinin bu yapı topluluğunu belirlediği (Kuban ve Saner, 2000, s:164), bu sarnıcın bir seferde böyle tarımsal bir büyük popülasyona hizmet

(25)

verebilecek ölçekte olduğu da düşünülmüştür (Carter, 1991, s:479). Bu alanın yaklaşık 50 m. doğusunda bölgeye özgü basamaklı kaideli mezar örneklerinin bulunduğu bir nekropol alanı tespit edilmiştir. Yerleşmenin antik dönem özellikleri Kıran Gölü’ndeki mimari etkinlikle örtüşmektedir. Antik sonrası sayılacak etkiler ayrıca gözlemlenmiştir.

Şekil 2.4: Hıdırlık yerleşmesi.

(26)
(27)

3. HIDIRLIK LİMAN YAPISI

Hıdırlık liman yapısı, Marmaris Daraçya Yarımadası’nda Söğüt’e yaklaşık 5 deniz mili uzaklıkta, 36°K-28°E paralellerinde yer almaktadır. Yapıyla ilgili antik kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmazken, bu yapıdan bahseden ilk yayın 1991 yılında Hıdırlık yerleşimini de anlatan Carter’ın çalışmasıdır. Kuban ve Saner’in yüzey araştırmasıyla ayrıntılı planı çıkarılan liman yapısı, bu çalışmada yeni verilerle beraber değerlendirilmiştir.

3.1 Yüzey Araştırması

Yüzey araştırmasının ilk yılında tespit edilen Hıdırlık Limanı, Kıran Gölü Kutsal Alanı’nın deniz aşırı bağlantılarına dair bir işaret olarak düşünülmüş ve bir sonraki yıl, liman yapısı ve çevresi olarak incelenmeler yapılmıştır.

Hıdırlık liman yapısının tespit edilen ölçüleri 9.60x7.60m.dir (Şekil 3.1).

Şekil 3.1: Hıdırlık liman yapısının ilk planı.

Genellikle Helenistik dönem özelliği olarak kabul edilen bosajlı bloklardan örülü bir yapı tekniğine sahiptir (Kuban ve Saner, 2000, s:163). Hıdırlık yerleşmesi ile bu liman yapısı arasında dönemsel kesin bir bağlantı kurulamamış olmakla birlikte, liman yapısındaki iki kenarı eğik kesimli pencere lentolarının bir benzeri Kıran

(28)

Gölü’nde, tapınak ile göl arasında bulunmaktadır. Bu parçanın bağlamı belirsiz olmakla birlikte, Kıran Gölü’ndeki bir mimari yapıyla liman yapısının yapım tekniği benzerliğini kurmayı sağlamaktadır. Ayrıca kutsal alana, kuzey yönden de ulaşım olduğu bu liman yapısının varlığıyla güçlenmektedir. 2000 yılında yapılan yüzey araştırmalarında, liman yapısının taş planı çıkarılmıştır. 1/20 ölçeğindeki planlar, kutsal alandaki 1 no’lu yapı ile bu yapı arasında yapım tekniği açısından ciddi benzerlikler olduğunu göstermiştir (Kuban ve Saner, 2001, s:205). Taş örgüsü içinde dik yerleştirilmiş iki bloğun üst yüzeyleri oyularak araya iki yapı taşını birbirine bağlayan bloklar oturtulmuştur. İki yapıda da pencere lentoları arkaya doğru daralmış, üst yüzeyleri eğrisel biçimde kesilmiştir. Batı Anadolu Hellenistik duvarcılığında sık karşılaşılmayan bu özellikler, iki yapının büyük olasılıkla aynı zamanda inşa edildiğini, hatta belki de aynı ellerden çıktığını akla getirmektedir.

3.2 2010 Yılı Çalışmaları

2010 yılında Zeynep Kuban’la birlikte Hıdırlık liman yapısının şu anki durumunu tespit ve mevkiiye dair genel bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada liman yapısının taş rölövesi için gerekli belgeleme işlemleri yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen veriler, yüzey araştırmasındakilerden çok büyük farklılıklar göstermemiş, daha ayrıntılı olarak incelemeye imkan sağlamıştır. Yapı, geçen 10 yıllık süre içerisinde ciddi bir tahribata uğramamıştır (Şekil 3.2).

Hıdırlık liman yapısının öncelikle, bu çalışma sonucu tespit edilen verilerinin önceki çalışmadakilerle harmanlaması sonucu ortaya çıkan genel özellikleri, sonrasında ise tespit edilebilen yapı parçaları detaylarıyla incelenecektir.

(29)

3.2.1 Yapının genel özellikleri

Hıdırlık Liman yapısının vaziyet planındaki yeri, Söğüt Körfezi’ndeki küçük bir koyun, mendirek olarak kabul edilen deniz içindeki taş hattının bitimiyle sahilin başladığı noktanın kesişimindedir (Ek A, Şekil A.2). Yapının çevresindeki kalıntılar, 30 m. güneyinde su altında iki duvar hattı belli olan bir yapı, batı yönünde 50 m. uzaklıkta sarnıç olduğu düşünülen arazi kotunun seviyesindeki yuvarlak açıklıktır (Ek A, Şekil A.3). Dizilişleri ile geometrilerindeki müdahaleler dolayısıyla mendirek olduğu düşünülen yaklaşık 40m. uzunluğundaki farklı büyüklükteki taş sırası ise liman yapısıyla ilişkili en önemli çevre yapısıdır (Şekil 3.3).

Yapı, kıyıya sıfır bir şekilde, yaklaşık olarak kuzeybatı- güneydoğu hattında yerleştirilmiştir. Yapının genel plan özelliği, dışarıdan okunmayan, yapının dikdörtgen hatlarını devam ettiren bir apsise sahip olmasıdır. Plan, kuzeybatı yönündeki bu apsise göre, geometrik olarak asimetriktir.

Yapıya ait tespit edilen mevcut üç açıklık güneybatı cephesindeki iki pencere ve güneydoğu yönündeki in-situ giriş kapısıdır. Mevcut kalıntının duvar yükseklikleri her cephede ayrı olmasına rağmen, doğu cephesindeki tahribatın daha yoğun olduğu kalıntı seviyesinin düşüklüğünden anlaşılmaktadır.

Hıdırlık liman yapısının, yapı malzemesi taştır. Bütün parçaları, işlevlerine göre işlenmiş farklı boyutlardaki dikdörtgen taş bloklardan oluşmaktadır.

(30)

Liman yapısının ilk kullanım evresi dışında, geç dönemde apsis önünde yeniden kullanımına dair bir kalıntı tespit edilmiştir. Apsisin önünü kapatacak şekilde yapının şu anki ortalama kalıntı yüksekliğinde bir hat, yapıya ait olduğu düşünülen bir grup taşla örülerek kapatılmıştır (Şekil 3.4) Bu bölümün ne amaçla kullanıldığı ve hangi döneme ait olduğu anlaşılamamıştır.

Şekil 3.4: Apsis önündeki taş sırası. 3.2.2 Yapının detayları

Hıdırlık liman yapısının detayları, eldeki veri yoğunluğuna göre sırayla duvarları, apsisi, pencereleri, kapısı ve diğerleri başlıkları altında incelenecektir. Yapıyla ilgili verilen ölçüler, tahribatlar göz önüne alınarak yuvarlanmış değerlerdir.

3.2.2.1 Duvarlar

Yapının duvarları, yapım tekniği, cephe özellikleri, yüzey işçiliği ve malzeme yönünden değerlendirilecektir4. Yapının dört cephesindeki duvarlarının kalıntı yükseklikleri farklı olduğu için elde edilen veri yoğunluğu da buna paraleldir. Fakat tespit edilen duvar yapım tekniğinde görülen ufak değişikliklere rağmen, yüzey işçiliği ve malzeme özellikleri birbirini tekrarlar niteliktedir. Yapının genel yapım tekniğinin tam olarak çözülebilmesi için kalıntı yüksekliğinin daha fazla olması

4

Bu değerlendirmedeki başlıklar, Turgut Saner’in “İyonya ve Karya’da Hellenistik duvar örgüsü” adlı tezi esas alınarak sıralanmıştır.

(31)

gerekmekte, mevcut durum için yapım tekniğinin genel tanımı bağ sıralı-çözgülü olarak yapılabileceği kuzeybatı duvarında tespit edilen bir özellik sayesinde söylenebilir. Bu teknik, duvar örgüsünde duvarın doğrultusundaki bloklar (çözgü) ve onların belli yüksekliklerde, genellikle bu bloklardan daha az yüksekliğe sahip sıralarla (bağ) yerleştirilmesidir (Saner, 1995, s:23).

Kuzeybatı duvarı: En yüksek kalıntıya sahip kuzeybatı yönündeki, apsisi çevreleyen bu duvar yapının genel yapım tekniğine dair tahmini, diğerlerine göre fazladan sahip olduğu iki sıra sağlamıştır (Şekil 3.5).

Şekil 3.5: Kuzey duvarı yüksek blok sıraları.

Bu duvardaki blokların bir düzen içerisinde yerleştirildiği blok kalınlıkları ayrı ayrı ölçülürken tespit edilmiştir. Blok düzeni, alçak sıra 53cm.lik bloklardan (Karya’daki örneklerde genelde yüksek sıra blok yüksekliği 53-54cm. olarak tespit edilmiştir (Saner, 1995, s:130-131)), yüksek sıra 63cm.lik bloklardan oluşmaktadır. Bu duvarda tespit edilen bağ sırası ise40 cm.lik bir blok sırasıdır. Bu sıranın hemen üzerinde bulunan tek blok taşının 53cm. olması bu düzenin üst kotlarda da devam edeceği beklentisini oluşturmuştur (Ek B, Şekil B.5). Bu bağ sırasının da yapının batı duvarındaki pencere açıklıklarının lentoları yüzünden bu yükseklikte olduğu düşünülebilir.

Duvar kalınlığı apsisin yuvarlak hatlı şekli sebebiyle en dar yerinde 65cm, en geniş yerinde ise 98cm.dir (Ek B, Şekil B.4). Blokların birbirine herhangi bir bağlantı elemanı kullanılarak bağlanıp bağlanmadığı tespit edilememiştir. Apsisi çevreleyen bu duvar, iki cepheli serbest bir duvar olup, iki cidarlıdır. Cidar dolgusu küçük taşlar ve topraktır (Şekil 3.6).

(32)

Şekil 3.6: Cidar dolgusu.

Cephe özelliği, dış yüzeyde dikdörtgen pseudoizodom (yalancı-izodom) örgü (Şekil 3.7), iç yüzeyde ise düzensiz dikdörtgen örgü özelliklerini (Şekil 3.8) göstermektedir. Pseudo-izodom örgü; iki farklı yükseklikteki sıraların belli bir düzen içerisinde, birbirini tekrar edecek şekilde yerleştirilmesi, düzensiz dikdörtgen örgü ise sıralar arasında yükseklik farkları belirgin, blok boyutları ve düzenleri farklı örgü tipidir (Saner, 1995, s:30).

(33)

Şekil 3.8: Kuzey duvarı iç cephe düzensiz dikdörtgen örgü.

Batı duvarı: Yapının pencere açıklıklarının bulunduğu batı duvarının yapım tekniği pencere seviyesine kadar sadece çözgü sıraları görüldüğü ve pencere lentolarından sonra da herhangi bir kalıntı olmadığı için tam bir netlik kazanamamıştır. Fakat 53-63 cm.lik düzenin pencere alt kotunda devam etmesi, lentoların bağ sırasına denk gelmesi sebebiyle, bağlı-çözgülü sistemin bu duvarda da uygulanmış olabileceğini akla getirmektedir (Ek B, Şekil B.5).

Çift cidarlı duvarın kalınlığı 75 cm.dir. Cephe özellikleri kuzeybatı duvarı ile aynı olup pseudo-izodom tekniğindedir. Pencere aralarında ise pencere blokları dahil, farklı boyut ve şekildeki blokların olduğu çokgen örgü sistemi görülmektedir (Şekil 3.9).

(34)

Güneydoğu duvarı: Giriş kapısının bulunduğu duvar, eşik taşı altındaki 53cm.lik tek sıra örgüsünü muhafaza etmektedir (Şekil 3.10). Bu yüzden yapım tekniği ve cephe özelliklerinin tam olarak ne olduğu bilinmemekle birlikte diğer duvarlardaki yöntemin uygulanmış olabileceği eşik taşının altındaki taş sırasının 53cm.lik bloklardan örülmüş olması sebebiyle öngörülebilir.

Şekil 3.10: Güney duvarı eşik taşı altındaki sıranın görünüşü.

Doğu duvarı: 53-63cm. düzenine sahip olduğu, üzerinde bulunan yoğun bitki örtüsüne rağmen duvarın iki ucundan görünen az sayıdaki bloktan anlaşılmaktadır (Şekil 3.11).

Şekil 3.11: Doğu duvarının iki ucuncdaki blok sıraları.

Bitki örtüsüne rağmen tespit edilebilen duvar kalınlığı 75 cm. civarındadır (Şekil 3.12). Kalıntı yüksekliği az olmasına rağmen bu tespitler sayesinde, diğer duvarlarda uygulanan yapım tekniklerine ve cephe özelliklerine sahip olduğu düşünülebilir.

(35)

3.2.2.2 Apsis

Yapının kuzeybatı yönündeki apsis, planda dışarıdan okunamayacak şekilde inşa edilmiştir. Apsisin genişliği 320cm., derinliği ise 195cm.’dir. Apsisin doğu duvarına olan mesafesi 190cm., batı duvarına mesafesi ise 95cm.’dir (Ek B, Şekil B.4). Apsisin bu iki duvarla bağlandığı bölümler oldukça tahribat görmüş, hangi dönemde yapıldığı bilinmeyen dolgu çalışmalarıyla düzgün bir şekilde kapatılmaya çalışılmıştır (Şekil 3.13, a-b).

Şekil 3.13a: Apsis batı duvarı bağlantısındaki tahribat.

Şekil 3.13b: Apsis doğu duvarı bağlantısındaki tahribat.

Apsisin cephesi (kuzeybatı duvarı olarak incelenirken de belirtildiği üzere) yapının en farklı boyutlarda bloklarının kullanıldığı ve herhangi bir düzen gözetmeyecek şekilde örülmüş, çokgen örgüye sahiptir. Bu blok taşlar, dikdörtgen bir yüzey görüntüsü vermekle birlikte apsidal planı oluşturacak şekilde plan bazında dairesel bir yüzey oluşturmaktadırlar (Şekil 3.14) (Ek C, Şekil C.3).

(36)

Şekil 3.14: Yuvarlaklaştırılmış taşlarla örülü apsis. 3.2.2.3 Pencereler

Yapının batı duvarında bulunan pencerelerin blok taşları farklı boyutlarda, verev kesimli hatlara sahiptir. Dış ve iç cephelerde farklı görünen bu blok taş kesimlerinin oluşturduğu örgü biçimiyse çokgen örgü olarak kabul edilebilir (Şekil 3.15, a-b). Pencerelerin açıklıklarının ölçüleri 105x50cm.’dir. Pencerelerin lentoları özel bir işçiliğe sahip görünmektedir. Dış cephede 135x50cm. sade bir dikdörtgen iken, iç cephede verev kesimli bir alınlığa sahip olan lentolardan apsis tarafındaki orijinale yakın bir görünüşe sahiptir (Ek B, Şekil B.6). Lentoların doğu yönündeki taşıyıcı bloklarında yine bir verev kesim söz konusudur. Fakat bunlardan apsis tarafındaki ön cephede görülmezken, diğeri hem iç hem dış cephede görülen daha geniş açılı bir verevdir.

Yapının mevcut diğer bütün blok taşları, yatay olarak yerleştirilmiş, bu doğrultuda değişen büyüklükte özellik gösterirken, pencere blokları (lentoları hariç) dikey doğrultuda kullanılmış ve hepsi farklı kesimlere sahip bloklardır. Yapının özel olma sebeplerinden biri de, kullanılmış olan bu farklı pencere işçiliği olarak kabul edilebilir. Zaten dönemi gereği pencere tipi bir açıklık kullanılmış olması bile önemli bir durumdur. Başka örneklerde de pencere olduğu bilinse de bu derece korunan örnek çok değildir.

(37)

Şekil 3.15a: Pencerelerin iç cephe görünüşü.

Şekil 3.15b: Pencerelerin dış cephe görünüşü.

Doğu duvarında bu pencerelere benzer açıklıklar olup olmadığı bilinmemekle birlikte, çevredeki dağınık taşlar içerisinde batı duvarındaki lentoların kesimine benzer kesimlere sahip taşlar olduğu fark edilmiştir (Şekil 3.16). Plan apsise göre simetrik olmasa da, pencere açıklıklarının iki yönde de olması ihtimali bu benzer bloklar sebebiyle yüksektir.

(38)

Pencere açıklıklarının cephede nasıl kapatıldığı ya da kapatılıp kapatılmadığına dair herhangi bir ize rastlanmamıştır. Pencere boşluğunun içinde duvarın örgüsünün çift cidarlı devam ettiği görülmektedir.

3.2.2.4 Kapı

Yapının girişinin güneydoğu yönünde olduğu, yerinde tespit edilmiş olan eşik taşından anlaşılmaktadır (Şekil 3.17).

Şekil 3.17: Eşik taşının cepheden görünüşü.

Eşik taşı mevcut haliyle 200x90x30cm. Ölçülerindedir. Bu taşta, kapının kanatlarının dikey yerleşim delikleri ve kanatların oturduğu hat çizgileri görülmektedir (Şekil 3.18).

Şekil 3.18 : Eşik taşında görülen izler.

Kapının kendisinin oturduğu düşünülen aks çizgisi 120cm. dir. Bu çizgiyi sınırlayan dikeydeki çizginin bir tarafı 60 cm., diğer tarafı ise sadece 20 cm. genişliğindedir. Bu durum, ya kapının kanatlarının birinin diğerinin 2/3 katı büyük olduğunu

(39)

göstermekte ya da kanatların eşit büyüklükte olması durumunda, eşik taşının orijinal genişliğinin 240 cm. olduğunu akla getirmektedir (Ek B, Şekil B.6). Her iki durumda da plana göre kapı tam ortada değildir. Doğu duvarına 20 cm. uzaklıktadır. Kapı deliklerinin aksında, giriş yönüne doğru, kanat yerleşme izi gibi daha dar ikinci bir iz de net olarak görülmektedir. Buna göre planda kapı kanatlarının nasıl yerleşmiş olacağı önemli bir soru teşkil etmektedir. Kapının yüksekliğinin ne kadar olduğu, hangi malzeme kullanarak yapıldığı da soru işaretleri arasındadır.

3.2.2.5 Diğerleri

Yapının mevcut durumundan elde edilen veriler yukarıda anlatılan detaylar dışındaki birkaç konuda daha ön plana çıkmaktadır.

Bunlardan ilki, yapı çevresinde, deniz içinde, kıyıda ve yapıya yapılmış eklerde görülen, büyük ihtimalle yapıya ait olan blok taşlardır. Yaklaşık 40 civarında blok taş tespit edilmiş, bunlardan bazılarının mimari farklılıklar gösterdiği anlaşılmıştır (Şekil 3.19) (Ek C, Şekil C.5).

Şekil 3.19: Yapının çevresindeki dağınık taşlar.

Çevrede tespit edilen dağınık taşların sayısı ve kalınlıklarıyla bir oranlama yapıldığı takdirde, yapının ikinci bir kat yüksekliğine sahip olma ihtimali çok yüksek değildir. Ayrıca yapının çatı örtüsünün nasıl olabileceğine dair herhangi bir veriye rastlanmamıştır.

(40)

Taşların üstünde özellikle dış cephelerde yoğun çizgisel çatlama izleri görülmektedir. İşçilik detayı olduğu düşünülebilecek (ne amaçla kullanıldığı anlaşılmasa da) izlere birkaç blokta rastlanmıştır (Şekil 3.20). Bunların dışında yüzey işçiliğinde ayırt edici olabilecek herhangi bir veriye rastlanmamıştır.

Şekil 3.20: Taşlar üzerindeki izler

En geniş blok taş, kuzeybatı duvarında 180cm.’dir, en dar blok ise yine aynı duvarın iç cephesinde bulunan 18 cm.’lik bir bloktur. Bu büyük farklılık iki cephenin örgü tekniklerinin tamamen farklı olmasından kaynaklanmakta, fakat neden böyle bir yönteme başvurulduğu soru işaretini korumaktadır.

Yapının tabanı tespit edilememiştir. Taban dolgusu eşik taşının seviyesinde bulunmakla birlikte, apsis yönüne doğru hafif olarak yükselmektedir (Şekil 3.21).

(41)

Şekil 3.22 : Yapının oturduğu deniz seviyesindeki düz taşın görünüşü.

Yapı tabanının güneydoğu yönünde blok taşların altında düz bir taşın üstüne oturtulduğu görülmüştür (Şekil 3.22) Yapıda tespit edilen 53-63cm.lik düzene uygun olması için, toprak kotunun altında kuzeybatı yönünde bir 63cm.lik sıra daha olması gerekmektedir. Dolayısıyla yapının deniz seviyesinde inşa edildiği, yüzey araştırmalarında alınan kotlarla birlikte, son çalışmalarda yapılan tespitlerin birbirini tutması sebebiyle kesin olarak söylenebilir. Orijinal taban kotunun da bu sebeple, yerinde görülen eşik taşının seviyesi olduğu söylenebilir. Yapıya girişin güney tarafından olduğu eşik taşından anlaşılmakla birlikte, denizden yaklaşıldığında nasıl girildiği tam olarak anlaşılamamıştır. Taban kotuyla ilgili çalışmalar, herhangi bir araçtan uzatılan iskele ile girilip girilmediğini ortaya koyacaktır.

Hıdırlık liman yapısının mevcut durumuna dair genel ve detay bilgiler bugüne kadar tespit edilebilmiş veriler çerçevesinde anlatılmaya çalışılmıştır (Şekil 3.23). Daha ayrıntılı bilgi elde edebilmek için kapsamlı bir kazı çalışması yapılması gerekmektedir. Yapının yakın çevresi olan Kıran Gölü Kutsal Alanı ile Hıdırlık yerleşmesi böyle bir kazı çalışmasına dahil olmalıdır. Bölgedeki diğer yerleşimlerde yapılan araştırmaların takip edilmesi de değerlendirme açısından faydalı olacaktır. Hıdırlık liman yapısına dair cevapsız kalan sorular için daha kapsamlı ve disiplinler arası çalışmalar gerekmektedir.

(42)
(43)

4. ANTİK LİMANLAR

Hıdırlık limanını ve liman yapısını değerlendirirken en çok başvurulacak kaynakça antik limanlara ait olandır. Antik limanların genel özelliklerini, yapılarının farklı mimari form ve işlevlerini, bunların kullanıcılarıyla birlikte antik şehir hayatındaki yerine dair genel bir okuma yapmak, Hıdırlık liman yapısı hakkında önemli bir bakış açısı sunacaktır. Bu sebeple antik limanlar yukarıda bahsedilen başlıklar altında ayrıntılı olarak incelenecek ve Hıdırlık liman yapısıyla paralellikler kurulmaya çalışılacaktır.

Liman, sözlükte gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip, bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak olarak tanımlanmaktadır (url 1). Belli bir derinlikte, her türlü hava koşulunda sakin kalacak şekilde ayrılarak tasarlanmış su alanı olan limanlar, antik dönemden bu yana denizcilik teknolojisinden etkilenip, aynı zamanda ona paralellik gösteren bir süreçle birlikte gelişmektedir (Frost, 1972, s:95).

Antik çağlardan beri insanlar, kendi bulunduğu alanı sınırlayan suyu aşma isteği duymuş, bunun için su üzerine hakimiyet kurmaya çalışmıştır (Hamza, 2006, s:1). Bu, insanların hem fiziki hem de kültürel etkileşime olan ihtiyaçlarını gidermek için uğruna çaba gösterdiği bir durumdur. Su üzerinde kalmayı başardıktan sonra, karada korunmaya ihtiyaç duyduğu an, insanın tarihte ilk liman kullanımını gerçekleştirdiği an olarak kabul edilebilinir (Atauz, 1997, s:57). Arkeolojik araştırmalar sonucu elde edilen veriler, insanların suyla ilişkilerinin çok erken dönemlere dayandığını kanıtlamıştır. M.Ö.7000 tarihli olduğu düşünülen obsidyen taşlarının, Melos Adası’ndan, Yunan anakarasının güneyindeki Argolis’e getirilmiş olması, o dönemde bile denizde kullanılabilecek bir araca sahip olduklarını ve başka yerlerle iletişim halinde olduklarını akla getirmektedir (Gündüz, 2008, s:17) 5. Bu araç, ihtimalle sonraki dönemlerde yapılmış gemilerden oldukça küçük ve basittir. O dönemlerde

5

Alıntı kaynak: Suano, Marlene, “İlk Ticari İmparatorluklar: Tarih Öncesinden İ.Ö. yak. 1000’lere”, Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları, çev. Nurettin Elhüseyni, yay. haz. David Abulafia, İstanbul 2005, ss. 67-99, s. 73.

(44)

küçük su araçlarının sahile çekildiği, basit tahta ve taşlarla sabitleştirilip korunmaya alındığı düşünülmektedir (Özdaş, 1991, s:8). Zamanla boyutları büyüyen gemilerin sığınabileceği korunaklı alanlara yani tasarlanmış limanlara ihtiyaç duyulmuştur. Bütün bu gemi ve liman inşa teknikleri, dönemsel olarak farklılıklar göstermekte, malzeme ve yöntem çeşitliliği her dönemde gelişerek artmaktadır. Limanların varlıklarını ve gelişimlerini etkileyen önemli bir diğer etken ticaret rotalarıdır (Hamza, 2006, s:142). Deniz ticareti, toplumların etkileşimini ve iletişimini hızlandıran çok önemli bir faktör olmuş, bu yüzden limanların önemi de giderek artmıştır. Deniz ticaretinde başarı sağlayıp, deniz gücüne sahip olmak, tarih boyunca farklı toplulukların dünya tarihinde ön plana çıkmasına sebep olmuştur (Flemming, 1971, s:182). Bu ticari başarıyla birlikte, siyasi, askeri ve kültürel dengelerde değişiklikler yaşanmıştır. Bunlara bağlı olarak da gerçekleşen yapısal değişimlerden limanlar da etkilenmiş, doldurularak kapatılmaktan, büyük boyutlara ulaşmaya farklı sonuçlara ev sahipliği yapmışlardır.

4.1 Araştırma Tarihçesi

Antik liman araştırmaları, arkeolojinin “marine archaeology” adı verilen deniz bölümünde yoğunlaşsa da, limanların kara kazıları da yapılmakta, sualtı ve kıyıdan elde edilen veriler birlikte değerlendirilmektedir. Antik dönem limanları, arkeoloji biliminin başladığı 18.yy’dan itibaren diğer arkeolojik konularda olduğu gibi yoğun olarak araştırılmamış, başka teknolojilerin desteğine ihtiyaç duyulduğu için 20.yy’ın ortalarına kadar belli bir ivme edinememiştir (Akalın, 1998, s:1-2). Liman araştırmalarının amaçları, sualtı ve üstü kalıntılarını tespit etmek, bunların ilişkisini yorumlayarak, limanın tasarım kriterlerini, kullanım amacını ve dönemini tespit ederek büyük resimdeki yerini belirlemektir (Kingsley, Raveh, 1996, s:1). Bu çalışmada, konuyla ilgili yapılan kazı, sualtı çalışmaları ve yüzey araştırmalarının ilk örnekleri üzerinde durulmuş, günümüze doğru sayıları gittikçe artan araştırmalar ayrıntılandırılmamıştır.

Antik dönem liman araştırmalarının kısıtlı olmasının belli başlı sebepleri bulunmaktadır. İlk olarak, limanların konumu bu sebeplerin başında gelmektedir (Kozlovskaya, 2008, s:26). Suyla karanın birleştiği noktada bulunmaları, çift yönlü etkiye her daim açık olmalarına sebep olmuştur. Limanların büyük bir çoğunluğu günümüzde sular altında kalarak, ciddi bir tahribata uğramıştır. Bir kısmı da İstanbul

(45)

Yenikapı Theodisus Limanı gibi şehir dolgusunun altında kalarak açılacağı zamanı bekleyecek kadar korunabilmiştir. İnsan kaynaklı tahribatların (limanların yerleşim alanı olarak doldurulması, liman yapılarının yeniden kullanımı) yanı sıra, doğal felaketler de hem karasal (deprem, nehir doldurması) hem de denizel (tsunami, deniz seviyesinde yükselme) olarak limanların korunmuşluk durumlarını oldukça düşük seviyelerde tutmuştur (Marriner, Morhange, 2007, s:143-144). Ayrıca sualtında katmanlaşma olmaması, büyük bir alana yayılma imkanı olması da bu araştırmaları zorlaştırmaktadır (Kingsley, Raveh, 1996, s:3).

1950’lere kadar kısıtlı olan araştırma teknolojileri, antik liman araştırmalarını olumsuz yönde etkileyen bir diğer etkendir. Arkeolojik kazı teknikleri limanların karada kaldığı düşünülen kısımları için yeterli olsa da, sualtı çalışmaları teknolojik destek olmadan çok zorlu koşullarda gerçekleştirilmeye çalışılmıştır (Akalın, 1998, s:2). Aletli dalış teknolojisi (Scuba-Diving) ilk kez 1943’te kullanılmaya başlanmış, sualtı arkeolojisinde de hemen yerini almasıyla Akdeniz’de anonim olarak bulunan arkeolojik oluşumlardan söz edilmeye başlanmıştır (Kingsley, Raveh, 1996, s:1). Fakat sualtı arkeolojisinde batık araştırmalarına öncelik verildiği için, limanlardaki tahribatlar zamanla artmakta, yapılan çalışmalarla elde edilen veriler hala yeterli kabul edilmemektedir (Marriner, Morhange, 2007, s:137).

Antik liman araştırma tarihçesini kısıtlayan sebeplerden biri de antik kaynaklardaki bu konuya dair eksikliktir. M.Ö.3.yy.’da mühendis Philon’un liman yapımıyla ilgili teknik bir el kitabı yazdığı ve bunun dışında da bu tarz çalışmalar olduğu bilinmekte, fakat bu kaynaklara henüz ulaşılamamaktadır (Blackman, 1982, s:80). Antik yazarlar genellikle şehirleri tanıtmak amacıyla, coğrafi özelliklerinin yanı sıra şehrin limanından da bahsedecek şekilde pasajlar yazmışlardır (Leonard, 1994, s:163). Bunların dışında resmi yolculuk raporları, Roma dönemindeki gezginlerin periploi adını verdikleri gezi yazıları, tarihçilerin limanların sosyal işleyişine dair yazıları antik kaynaklar arasında sayılabilir (Salway, 2004, s:45). Özellikle Roma döneminde bu konuda ait kaynaklar sayıca fazla olsa da, Yunan döneminde de bu kaynaklara dair örnekler olduğu bilinmektedir. Sayı azlığına rağmen, bu örneklerde Roma’dakilere oranla limanların ve demirleme alanlarının yerleri, kullanımlarının nasıl olduğu, mesafeleri ile ilgili daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır. Antik yazarlardan Vitrivius ise “Mimarlıkta On Kitap” adlı eserinde, diğer yazarlardan farklı olarak “Limanlar, mendirekler ve tersaneler” başlıklı bir bölümde konuyla

(46)

ilgili teknik bilgiler vermiştir (Vitrivius, 1990, s:121). Buna karşın, liman yapılarının ya da liman çeşitlerinin neler olduğundan çok bahsetmemiştir. Antik kaynaklar dışında, Rönesans döneminde eski kültürleri yeniden keşif için yapılan gezilere dair yazılı kaynaklar, bilimsel kesinlik vermeseler de antik liman kalıntılarına dair genel bir fikir vermiş, 19 yy.’ da ise bu tarz yazılar artık bilimsel içerik edinmeye de başlamıştır (Marriner, Morhange, 2007, s:138). Bütün bu kaynakça, antik liman araştırmalarında ön bilgi vermekte, sonrasında ise tespit edilen şehir dokusunun ve dönemsel mühendislik bilgilerinin karşılaştırılarak, ortaya çıkan çelişkilere dair yorumlar yapılabilmesine imkan sağlamaktadır (Çakıroğlu, 2002, s:1). Kazılarda tespit edilen sikkeler, kandiller, duvar resimleri, mozaikler, kabartmalar gibi bazı buluntularda limanlara dair çeşitli betimlemeler tespit edilmiştir (Blackman, 1982, s:84). Fakat bu betimlemelerin, limanın yapısına ve şehirle ilişkisine dair bir fikir vermesi önemli olsa da, özellikle sikkelerdeki kısıtlı bir alan kullanılarak anlatılmaya çalışılmış olmaları sebebiyle yanıltıcı olabilecekleri göz ardı edilmemelidir. Roma İmparatorluk dönemindeki bazı sikkeler, limanın bitirilişini kutlamak amacıyla, üzerlerinde limanın belli başlı özelliklerini gösterecek şekilde darp edilmişlerdir (Boyce, 1958, s: 65). Hatta bu dönemde farklı şehirlere ait olan sikkelerde, şehirlerarası deniz ticaretinin önemini ve imparatorun deniz aşırı başarısını göstermek için diğer şehrin limanına dair betimlemeler de mevcuttur.

İlk liman araştırması Mısır Limanları ve Işıkları Kurumu başmühendisi, Gaston Jondet tarafından 1912-16 yılları arasında Mısır’ın İskenderiye şehrinde yapılmıştır (Frost, 1972, s:96). Arkeolojik çalışmaların yanı sıra limanların jeolojik (yer bilimi) ve jeomorfolojik (yerbiçim bilimi) yapısını incelemek adına yapılan araştırmalar yine 20.yy.’ın başlarında yapılmıştır. Bunlardan ilki Doğu Akdeniz’in farklı bölgelerinde araştırmalar yapan mühendis Yunanlı Negris tarafından 1903’te gerçekleştirilmiştir (Marriner, Morhange, 2007, s:139). 1923’te Karl Lehmann-Hartleben yazılı kaynaklara dayanarak hazırladığı “Die Antiken Hafenanlagen des Mittelmeers” adlı kitabıyla liman araştırmalarında önemli bir yere sahiptir (Frost, 1972, s:96). Père Poideboard, metotları ve sonuçları açısından çok önemli olan arkeolojik çalışmalara öncülük etmiştir (Frost, 1972, s:96). 1934-1936 yılları arasında Tyros’daki Fenike limanında Fransız donanma dalgıçları ve sünger avcılarının da yardımıyla ilk sualtı araştırmasını yapmıştır. Hava fotoğrafçılık bilgilerini liman araştırmalarında kullanan Poideboard, sualtında kullanılabilecek bir fotoğraf makinesi üzerinde de çalışmıştır.

(47)

Çok iyi derecede kıyısal bilgisi, liman noktalarının tespitine oldukça katkı sağlamış, bulunan alanların planlarının envanter işini metodik hale getirmek için liman mühendisleri, deniz ve hava kuvvetlerinden kişilerle birlikte tasarılar yapmıştır (Taylor, 1965, s:162).

1950ler’den sonra sualtı teknik donanımlarındaki gelişmeler çalışmalara ivme kazandırmış, çeşitli gruplar oluşturularak farklı bölgelerde deneysel araştırmalar yapılmaya başlanmıştır (Taylor, 1965, s:168). 1954 yılında M.Ö.3000ler’e tarihlenen dünyanın en eski yapay limanı kabul edilen Lothal Limanı Hindistan’da tespit edilmiştir (Blackman, 1982, s:86). İsrail Caeserea Limanı, 1960 yılından bu yana yoğun olarak araştırılmakta ve kendine özgü dalgakıranları, koruyucu basamakları ve kum çökmelerini engelleyen sistemleri ile önemli bir örnek olmaya devam etmektedir (Hamza, 2006, s:13). 1960’lardan sonra çalışma yöntemleri ya da tespit ettikleri alan ile öncü sayılabilecek bu çalışmalardan sonra, farklı pek çok bölgede liman araştırmaları, gelişen teknolojinin de desteğiyle yapılmaya devam etmektedir (Marriner, Morhange, 2007, s: 142).

Ülkemizdeki ilk liman çalışmaları ise 1968’te Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden H. Schaeleger tarafından Phaselis’te gerçekleştirilmiştir (Schaeleger, 1981, s:37). Side’de yapılan çalışmaları da liman araştırmalarının öncülerinden sayılmaktadır (Hamza, 2006, s:13). Son yıllarda ülkemizdeki liman çalışmaları yoğun olarak sürdürülmekte, fakat kıyı yerleşimlerinin tahribatının yoğunluğu elde edilen verileri kısıtlamaktadır.

Antik liman araştırmaları, arkeolojinin çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Çünkü limanlar yapıları gereği özerk alanlar olsalar da, bulundukları şehir ve bölgeden ayrı tutulamazlar (Kozlovskaya, 2008, s:26). İçinde bulundukları siyasi, sosyo-ekonomik, askeri, ve kültürel oluşumlarla birlikte arkeolojik bir bütünlük içinde incelenmeli, bu alanlardan elde edilen verilerle, limanlardan elde edilenler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmelidir.

4.2 Liman Çeşitleri

Limanlar, Türkçede olmasa da başka dillerde farklı kelimelerle, antik dönemlerden bu yana terminolojik olarak pek çok farklı sınıflandırmaya tabiidirler. İngilizcede port (liman havzası ve bütün yapı topluluğunun bulunduğu alan)- harbor (korunmaya

(48)

ve sığınmaya müsait su alanı) farklılığı gibi, Roman periploidekullanılan tanımların hepsi farklı liman içeriklerini karşılayacak kelimelerdir (Leonard, 1994, s: 163). Bu kelimeler, Yunanca ve Latince kökenlidirler ve arkeolojik kaynak olarak kullanılıp kullanılamayacakları üzerine hala düşünülmektedir. Bu tanımlara göre limanlar topografik durumları, oluşum şekilleri, büyüklükleri ve formlarına göre incelenmektedir. Bu yüzden araştırılan limana dair bu tanımlar herhangi bir şekilde tespit edilmişse, o limana dair ön bir bilgi olduğu kabul edilebilir.

Antik liman çeşitleri, limanlar disiplinler arası bir konu olduğu için arkeoloji bilimiyle çeşitli mühendislik alanlarındaki yöntemlere göre farklı şekillerde sınıflandırılabilmektedir (Marriner, Morhange, 2007, s:137). Arkeolojik olarak yapılacak değerlendirmeye göre, antik limanlar coğrafi konumlarına ve işlevlerine göre ikiye ayrılmaktadırlar (Gündüz, 2008, s:18). Bu liman çeşitlerinin, coğrafi konuma göre nehir ve deniz limanları, işlevlerine göre ise ticari, askeri ve özel limanlar alt başlıkları vardır. Doğal ve yapay limanlar ayrımı da bütün bu başlıkların içerisinde incelenebilir. Jeolojik değerlendirmeli liman çeşitleri ise, limanın günümüzdeki kıyı şeridine uzaklığına, mevcut deniz seviyesine göre durumuna, jeomorfoloji ile ilişkisine ve fosilleşme tipolojisine göre ayrılmıştır (Marriner, Morhange, 2007, s:146). Bu çeşitler de tektonik ve fiziki coğrafya araştırmalarından elde edilen verilere göre alt başlıklara sahiptir.

Antik limanlar farklı disiplinlere göre çeşitlere ayrılsa da, arkeolojinin diğer bölümlerinde olduğu gibi, bütün araştırmalardan elde edilen veriler, limanın bağlam çözümlemelerinde kullanılmaktadır. Antik bir liman değerlendirilirken, bu gruplandırmalar birer yol göstericidir, fakat limanın, örneğin işlevsel olarak yapılmış ayrımların hiçbirine uymaması ya da kıyı şeridi enerjik olduğu için her daim değişmeye devam edeceği de göz ardı edilmemelidir (Marriner, Morhange, 2007, s:146).

4.2.1 Coğrafi konumlarına göre limanlar

Antik limanların coğrafi konumu, limanların önemine ve limanlara ihtiyaç duyulan alanın genel özelliklerine dair fikir vermektedir (Karmon, 1983, s:1). Zira yerleşimler kurulurken korunaklı bir noktada olmak, temiz su kaynaklarına yakın olmak gibi göze alınan kriterlerden biri de iyi bir liman konumuna sahip olmaktır (Vann, 1994, s:308). Coğrafi olarak tercih edilen konumun önemi, özellikle liman yapım

(49)

tekniklerinin kısıtlı olduğu zamanlarda, sonradan her koşula uygun liman yapılabildiği için daha ön plana çıkmaktadır (Çakıroğlu, 2002, s:16).

Antik limanlar, coğrafi konumlarına göre nehir ve deniz limanları olarak ikiye ayrılmaktadırlar. Bu ayrımı da etkileyen, coğrafi özelliklerine göre denize paralel uzanan yüksek enerjili kıyı şeridi ile dik uzanan alçak enerjili kıyı şeridinin oluşturduğu demirleme alanı tipolojileri de mevcuttur (Blue, 1994, s:32) (Şekil 4.1).

Şekil 4.1: Kıyı enerjisine göre liman tipleri. 4.2.1.1 Nehir limanları

Nehir limanları, bugüne kadar yapılan araştırmalar sonucunda bilinen en eski liman, çeşidi olarak kabul edilen yapay limanlardır (Gündüz, 2008, s:19). Zira nehirler sürekli akan bir yapıya sahip oldukları için, kıyılarında liman olarak kullanılabilecek koylar oluşmamakta, limanları insan eliyle yapıldığı için nehir limanları yapay liman olarak kabul edilmektedirler. Bu limanlar, vadileri boyunca kurulu yerleşimlere en hızlı ve kolay ulaşımı sağlamada önemli rol oynamışlardır (Vann, 1994, s:317). Hindistan’daki Sabarmati Nehri’ndeki Lothal Limanı, Fırat Nehri kenarlarında kurulmuş olan Ur ve Tel Barsib Limanları bilinen ilk örneklerdir (Blackman, 1982, s:87). Tiber Nehri- Portus Limanı, Ren Nehri-Marsilya Limanı örneklerindeki gibi nehir limanları, genellikle nehir ağızlarına kurulmuş büyük limanlardır (Casson, 2002, s:144). Hatta İskenderiye Limanı ve şehri Nil Nehri ağzındaki konumuyla, bu ilişkinin limana ne kadar önem kazandırıp büyüteceğini göstermektedir. Mısır’da

Referanslar

Benzer Belgeler

9-Diploma, mezuniyet veya öğrenim belgesinin aslı veya kurumca onaylı örneği fotokopisi-eğitim belgesi. 10-Deniz stajının tamamlandığına dair okul yazısı 9

h) Üretici firma tarafından servisi yapacak personele eğitim sonucu verilen eğitim belgesinin (yabancı dilde ise tercümesinin) noter tasdikli örneği, i) Genel Esaslar

Onur Hamzaoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı’nın söz konusu davranışı ile ilgili olarak Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı’na, hakaret ettiği gerekçesiyle Şubat

çevre ve Orman Bakanl ığı atıkların imha edilmesini isterken; Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın sözkonusu madde için “atık plastik” raporu verdi.. Özel bir firma

Marmaris Liman İşletmesi İskelesi'nin 300 metre uzatılmasına karşı olduğu herkesçe bilinen, Marmaris Kaymakamlığı Çevre Gönüllüleri Ba şkanı Filiz Ersan,

Özelleştirme İdaresinin (ÖİB), Mersin Limanı’nın devri için Danıştay’dan beklediği görüşün geçtiğimiz günlerde İdareye ulaşmasının ardından, devir

Mersin Limanı'nda dün bunlar olurken Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci çeşitli açıklamalarda bulunurak köprü ve otoyol özelleştirmesine ilişkin stratejinin 3

Çanakkale polisi, 11 Ekim'de ihbar üzerine takibe aldıkları Çanakkale Belediyesi'ne ait resmi plakalı kamyonların, Kepez Liman ı'ndan yükledikleri zehirli atıkları