Ervin Laszlo
1932 yılında Budapeşte’de dünyaya gelir. Genel evrim teorisinin kuru- cusu kabul edilen Laszlo, çağdaş filozoflar arasında gösterilir. 1970 yılın- da Sorbonne’un en yüksek derecesi olan Doctorat ès Lettres et Sciences Humanies’i [Edebiyat ve Beşeri Bilimler Doktorası] alır. Hayatına bir bilim insanı ve hümanist olarak devam ederek Yale, Princeton, Northwestern, Houston Üniversitesi, New York Eyalet Üniversitesi gibi çeşitli Amerikan üniversitelerinde ders verir. 1990’larda yaptığı araş- tırmalar onu Akaşik alanının keşfine götürür; o zamandan beri bunun üzerinde çalışmaya ve bunu açıklamaya devam ediyor.
24 dilde yayımlanmış 93 kitabın yazarı, ortak yazarı ya da editörü olan Ervin Laszlo aynı zamanda bilimsel ve popüler dergilerde yüzlerce makale yayımlar. Otobiyografisi Haziran 2011’de Simply Genius! And Other Tales from my Life ismiyle yayımlanır, yaşamını konu alan Life of a Modern-Day Genius adlı özel bir televizyon programı çekilir. İnsanlık olarak karşılaştığımız zorlukların ancak ve ancak küresel bir kültürel bilinç ile aşılabileceği felsefesi ile kurulan Budapeşte Kulübü Kurucusu ve Başkanı’dır. İki kez Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilir.
Hira Doğrul
Hacettepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümü mezu- nudur. 20 yılı aşkın bir zamandır çevirmenlik yapıyor. Çevirdiği kitap- lardan bazıları: Timurlenk Ölmeli (Louise Welsh, Alef); Atmosferik Rahatsızlıklar (Rivka Galchen, Siren); Aşk Cumhuriyeti (Martin Stokes, Koç Ün.); Woodstock (Abbie Hoffman, Sub Press); Bilim Güzeldir (Colin Salter, TÜBİTAK).
KOZMOSUN AKLI NIÇIN BURADAYIZ?
Yeni Bilimsel Keşiflerden Gelen Yeni Cevaplar
ERVIN LASZLO
İngilizceden çeviren:
Hira Doğrul
Ω
1. baskı: Omega Yayınları, 2020
Kozmosun Aklı: Niçin Buradayız? Yeni Bilimsel Keşiflerden Gelen Yeni Cevaplar / Ervin Laszlo
Özgün adı: The Intelligence of the Cosmos: Why Are We Here?
New Answers from the Frontiers of Science
© 2017, Ervin Laszlo
Bu kitap ilk kez ABD’de Inner Traditions International, Rochester, Vermont tarafından basılmıştır. Bu baskı Inner Traditions International ile yapılan anlaşma sonucu yayımlanmıştır.
Türkçe yayın hakları Akcalı Ajans aracılığıyla © Omega Yayınları Bu eserin tüm hakları saklıdır. Tanıtım amacıyla, kaynak göstermek
şartıyla yapılan kısa alantılar hariç yayınevinden yazılı izin alınmaksızın alıntı yapılamaz, hiçbir şekilde kopyalanamaz,
çoğaltılamaz ve yayımlanamaz.
ISBN: 978-605-02-0779-8 / Sertifika no: 10962 İngilizceden çeviren: Hira Doğrul
Yayıma hazırlayan: Özge Uysal Kapak ve sayfa tasarımı: Mige Günbaş
Baskı:
Lord Matbaacılık ve Kâğıtçılık • Topkapı-İstanbul Tel.: (0212) 674 93 54 • Matbaa sertifika no: 22858
Omega Yayınları
Ankara Cad. 22/12 • TR-34110 Sirkeci-İstanbul Tel.: (0 212) - 512 21 58 • Faks: 0 212 - 512 50 80
www.omegayayincilik.com • e-posta: [email protected] www.facebook.com/omegayayincilik • www.twitter.com/omegayayincilik
www.instagram.com/omegayayinlari Genel dağıtım: Say Dağıtım Ltd. Şti.
Ankara Cad. 22/4 • TR-34110 Sirkeci-İstanbul Tel.: (0 212) - 528 17 54 • Faks: 0 212 - 512 50 80
internet satış: www.saykitap.com • e-posta: [email protected]
5
SEKIZ TEMEL VARSAYIM
1. Kozmos, sonsuz ve ebedi bir akıldır.
2. Sonsuz ebedi akıl, sınırlı bir uzam ve zaman alanını var etmiştir: Evren.
3. Gözlemlediklerimiz ya da gözlemlerimizden çıkarsadığı- mız her şey evrendeki, kozmosun aklı tarafından biçimlen- dirilmiş titreşim öbekleridir.
4. Farklı frekans ve dalga boylarındaki biçimlendirilmiş tit- reşim öbekleri maddi yapılar, bireysel bilinçler, transandantal [aşkın] görüler olarak duyumsanır.
5. Maddi yapılar ve bireysel bilinçler olarak duyumsanan titreşim öbekleri uzam ve zamanda evrim geçirir. Maddi yapılar (madde benzeri titreşim öbekleri) kesintili şekilde evrim geçirir: Belli aralıklarla dağılır ve yeniden biçimle- nirler. Bireysel bilinçler (zihin benzeri titreşim öbekleri) maddi yapılarla bağlantılı bedenlenmiş olarak yaşanan evreler ile madde ötesi, uzam ve zaman ötesi bedensiz ev- reler yoluyla kesintisiz şekilde evrim geçirir.
6. Maddi yapılar süperuyuma (supercoherence) doğru, birey- sel bilinç ise uzam ve zamandaki her şeyle aşk halinde bir- lik olmaya doğru evrim geçirir.
7. Evrendeki titreşim öbeklerinin gelişiminin amacı, kozmo- sun aklını edinmek ve bunu evrene yaymaktır.
8. İnsan varoluşunun nihai amacı, kozmosun birleştirici, ku- caklayıcı, sarıp sarmalayıcı aklının evrende daha çok yayıl- masını bilinçli şekilde desteklemek ve yaygınlaştırmaktır.
IÇINDEKILER
Teşekkür ...9
ÖNSÖZ Jane Goodall ... 11
BIRINCI BÖLÜM Tekrar Eden Sorular ve Yeni Yanıtlar 1 Biz Kimiz? ... 21
Yeni Bir Dünya Anlayışı ... 21
Yeni Bir Bilinç Anlayışı ... 26
Biçimlendirilmiş Bir Dünya ... 34
2 Niçin Buradayız? ... 39
Evrimin Amaca Yönelik Olduğunun Göstergeleri ... 42
Uyumlu Karmaşıklığın Gelişimi ... 48
3 Yeni Yanıtlar ... 59
Biz Kimiz? ... 59
Niçin Buradayız? ... 61
IKINCI BÖLÜM Yeni Yanıtların, Hayatımız ve Yaşadığımız Dönem İçin Anlamı 4 Yeni Yanıtlar Dünya Görüşümüzü Yeniden Büyüleyici Kılıyor ... 67 Kingsley L. Dennis
5 Yeni Yanıtlar ve Amacın Gücü ... 83 Emanuel Kuntzelman
6 Yeni Yanıtlar ve Günümüzdeki Toplumsal
Değişimin Hedefleri ... 101 Maria Sagi
7 Yeni Yanıtlar ve İş Dünyasının Amacı ... 113 Dawna Jones
8 Yeni Yanıtlar ve Hikmet Gelenekleri ... 137 Shamik Desai
9 Yeni Yanıtlar - Bu Hayatın ve Sonrakinin Anlamı ... 153 John R. Audette
10 Yeni Yanıtlar ve Karşımızdaki Zorluk:
Bilim ile Maneviyatı Yaşamla Uzlaştırmak ... 171 Garry Jacobs
SONSÖZ James O’dea ...195 Katkıda Bulunanlara Dair Biyografik Notlar ... 201 Ervin Laszlo’nun Kitapları/Seçili Bibliyografya ... 209
9
TEŞEKKÜR
B
u satırların yazarı için, keskin kavrayışlı, birbirinden zeki dost ve meslektaşlarına bu kitaba katkılarından dolayı teşek- kürlerini sunmak ne büyük bir zevk ve ayrıcalık. Bu insanlar, burada gündeme getirilen soruları hakkıyla ele almak üzere kişisel deneyimlerini, derinlemesine bakış açılarını ve bilgi birikimlerini sundular. Kim olduğumuz ve niçin burada ol- duğumuz gibi hayatımız ve varoluşumuzun temel soruları- na yeni paradigma yanıtları getirmek üzere Laszlo Enstitüsü Yeni Paradigma Araştırmaları’na katıldılar. Greenheart In- ternational Başkanı Emanuel Kuntzelman’a, Eternea Orga- nization’ın CEO’su John Audette’e, Budapeşte Kulübü Bilim Müdürü Maria Sagi’ye, World Academy of Art and Science’ın CEO’su Garry Jacobs’a, ayrıca Laszlo Enstitüsü Yeni Paradig- ma Araştırmaları’ndan Kingsley Dennis ile Shamik Desai’ye en içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum.Oğullarım Christopher ve Alexander, eşim Carita, mena- jerim ve dostum William Gladstone bu yeni projenin hayata geçmesinde her zaman olduğu gibi, kararlı ve kalpten destek- lerini başından beri eksik etmedi.
Kozmosun Aklı • Ervin Laszlo
10
Yayıncım Ehud Sperling ile onun Inner Traditions’taki eki- biyle, özellikle de Jon Graham, John Hays, Annie Downey ve Elisabeth Wilson’la yeniden çalışmak büyük bir keyifti. Her bir detayla derin bir yetkinlik ve dikkatle ilgilenişleri, şefkatle beslenen “bebeğimin” dünyaya olası en iyi şekliyle sunuldu- ğuna dair içimin son derece rahat etmesini sağladı.
MONTESCUDAIO, İTALYA 2017, YAZ
11
ÖNSÖZ
JANE GOODALL
K
im olduğumuz ve niçin burada bulunduğumuz binlerce yıl- dır insanların kafasını kurcalamış sorulardır. İçinde yaşadı- ğımız evren ve bizim küçük gezegenimiz anlam taşımayan tesadüflerin eseri midir? Biz insanlar Dünya gezegenindeki uzun evrim sürecinde kademe kademe ortaya çıkmış varlık- lardan herhangi biri miyiz? Alışılmadık ölçüde gelişkin bir beyne sahip olması haricinde, et ve kandan oluşan sürüyle yaratığın bir diğer örneği miyiz? Yoksa biz bundan daha faz- lası mıyız? Karmaşık bir şekilde birbirleriyle bağlantılı olsalar da fiziksel bedenimiz ve beynimizden bağımsız şekilde var olan ruhani bir boyuta, bir bilince sahip miyiz? Kim olduğu- nu, niçin burada bulunduğunu, yaşamının amacını sorgula- yan yeryüzündeki yegâne tür müyüz?Yıllar boyunca ormanlarda en yakın akrabamız olan şempanzelerin davranışlarını inceledim. Biyolojik olarak DNA’mızın bileşiminde onlardan sadece yüzde 1’in biraz üzerinde farklılık gösteriyoruz (ki bana anlatıldığı kadarıyla,
Kozmosun Aklı • Ervin Laszlo
12
temel fark genlerin ifadesindedir). Kan bileşiminde, bağışık- lık sisteminde ve beynin anatomisinde de aramızda kayda değer benzerlikler bulunur. Şempanzelerin ana akım bilimin düşündüğünden çok daha akıllı olduğu artık kanıtlanmıştır;
karmaşık problemleri çözebiliyor, Amerikan İşaret Dili’nden [American Sing Language - ASL] 400’den fazla işareti öğre- nebiliyor, bunları insanlar ve diğer kuyruksuz maymunlarla anlamlı değiş tokuşlar yapmak üzere kullanabiliyorlar. Hatta başka pek çok memeli türü de yakın tarihlere dek çoğu bi- lim insanının varsaydığından çok daha akıllıdır. Bu sayede, nihayet kuşların, ahtapotların, arıların akıllı davranışlarına, hatta ağaçlar arasındaki iletişime dair araştırmalar giderek artmıştır.
Bugün artık şempanzelerin ve başka pek çok hayvanın mutluluk ve üzüntü, öfke, derin keder, depresyon ve benzeri duygular yaşayabilen hissedebilen varlıklar olduklarını bili- yoruz. Kesinlikle acı hissedebiliyorlar. Şempanzelerin bizim gibi karanlık bir tarafları var, şiddet uygulayabiliyor, hatta il- kel tarzda da olsa savaşabiliyorlar. Yine aynı bizim gibi şefkat gösterebiliyor, empati kurabiliyorlar. Kuşkuya yer vermeye- cek bir benlik bilincine sahipler: Aynada kendilerini tanıya- biliyorlar. Başkalarının arzu ve ihtiyaçlarını anlayabiliyorlar.
Belli bilişsel yetilere sahipler. Doğanın harikalığı karşısında ancak huşu olarak tarif edebileceğim duygular taşımaları da kuvvetle muhtemel. Örneğin ormanın derinliklerindeki muh- teşem bir şelalenin dibinde çarpıcı, ritmik hareketler sergili- yor, ardından oturup ardı arkası kesilmeden dökülen suyun önlerinden akıp gidişini izliyorlar. Hep burada olan, daima gelen ve giden bu şey nedir? Ellerinden gelse de bu duygula- rı tartışabilseler, iş animistik bir dinin doğuşuyla sonuçlanır mıydı? Doğanın, suyun, güneşin, ayın etkin güçlerine tapın- maya varır mıydı?
Önsöz
13
Zekâmızın, muhtemelen kısmen iletişim becerimizin tetik- lediği ani ve ayrıksı gelişimi, mevcut olmayan şeyler hakkın- da (sözlü veya yazılı) kelimeleri kullanabilmek, uzak gelece- ğe dair planlar yapmak, en önemlisi de fikirler ve sorunlar üzerine tartışmak bizi diğer hayvanlardan ayırıyor. Bazı şem- panzeler ve hayvanlar resim yapmaktan, yani kâğıtlara farklı renklerde ve hatta kendine has örüntülerde işaretler yerleştir- mekten hoşlanıyor, ancak en yeteneklileri bile, bırakın Remb- randt ya da bir Van Gogh gibi bir eser üretmeyi, anaokulun- daki küçük bir çocuğun çizdiği gülümseyen ya da kızgın çizgi adamlardan bile yapamıyor. Görelilik kuramı gibi kuramlar oluşturamıyor ya da insan genomunu açığa çıkartamıyorlar.
Laszlo’nun bu kitapta sorduğuna benzer sorular hakkında kafa yorabilmeleri hayal bile edilemez.
Kuşkusuz, zihin yetimiz geliştikçe ve bilincimizin kavra- yış gücü derinleştikçe ahlak duygumuz da gelişme kaydetti.
İyi ve kötü davranışa dair kavrayışımızdan bahsediyorum.
Tabiat yaşamına dair incelemelerim bana orada, bizim ahlaki ölçütlerimize göre çok fazla zalimliğin -Tennyson’ın meşhur ifadesiyle, “dişleri ve pençeleri kana bulanmış doğa”1- yaşan- dığını öğretti. Ancak avını öldürüp yiyen, hatta talihsiz kurba- nı henüz sağken onu yemeye başlayan bir etoburu, bir başka hissedebilen varlığa bile isteye fiziksel ya da zihinsel işkence uygulayan bir insanla eş tutamayız. Orada hayvan sadece do- ğasının emrettiğini yapmakta. Yüksek ahlaki değerlerimiz ve üstün zihinsel yetilerimizse bizi farklı bir konuma sokar. Ey- lemlerimizin acı, korku, rahatsızlık yaratacağını gayet iyi bi- lerek bir başkasına zarar verebiliyoruz. Bence, şer diye bir şey varsa o da budur. Hayatımızı sürdürürken gerek kendimizle gerekse başkalarıyla buna karşı mücadele vermeliyiz.
1 Bu bölüm, Mîna Urgan’ın İngiliz Edebiyatı Tarihi adlı kitabından alınmış- tır. (çev.)
Kozmosun Aklı • Ervin Laszlo
14
İşin aslı, amacımız iyilik yapmak, neredeyse bütün büyük dinlerde basit bir şekilde ifade edilmiş öğüde, Altın Kural’a saygı göstererek bize nasıl davranılmasını istiyorsak başkala- rına aynı şekilde davranmaktır. Buna niçin uyulması gerekti- ğini anlamak kolaydır. Bize ayrıca “komşularınızı kendinizi sevdiğiniz gibi sevin” diye de tembihlenmektedir. Uzun za- man bu öğüdü sorguladım: Tüm o kusurlarıma, bazen ortaya çıkan bencilliğim veya kırıcı davranışlarıma rağmen kendimi nasıl sevebilirdim ki? Sonra nihayet anladım ki burada sev- mem gereken “ben” her birimizde bulunan, evrendeki Tek Bilinç ile bağlantı halindeki saf ruhun aleviydi. İşte sevgi bu- radan yeşerecektir.
Dünya gezegeninde yaşamın milyarlarca yıllık evrimin- de giderek daha karmaşıklaşan ve daha uyumlu hale gelen yaşam biçimlerinin kademe kademe ortaya çıkma eğilimi- nin olduğu aşikârdır. Dâhi bilim insanları sayesinde artık bu durumun rastlantı eseri gerçekleşmediği ortaya konabiliyor.
Matematiksel fizikçi Fred Hoyle rastlantısal bir mutasyonla yeni türlerin ortaya çıkma olasılığının, bir şehir çöplüğünde esen bir kasırganın, buradaki nesnelerden çalışan bir uçağı bir araya getirme olasılığına denk düştüğünü söylemişti. Dolayı- sıyla bu süreci bir Akıl’ın yönettiğini, evrenin ve Dünya’daki yaşamın bilinmeyen ve bilinemez bir Yaratıcı, bir Yüce Valık, bir Yüce Ruhani Güç ya da bu kitabın anlattığı gibi kozmosa içkin Akıl tarafından yönlendirildiği ve şekillendirildiğini ka- bul etmeliyiz.
Yüzyıllardır birbiri peşi sıra yaşamış tüm o dâhi zihinlerin, hakikaten de evreni yaratan Büyük Patlama’nın olmasını sağ- lamış bir Yaratıcı’nın var olması gerektiği sonucuna varma- sı üzerine düşündüğümüzde, elimizden gelen tek şey huşu duymaktır. Evreni yöneten kuralların olduğu bir gerçektir.
Bunların matematik kuralları olması pek çok kişiyi bir Yüce
Önsöz
15
Akıl’a inanmaya sevk etmiştir. Kuantum elektrodinamiği ku- ramıyla Nobel kazanan Richard Feynman, “Doğanın niçin matematiksel olduğu bir muammadır... Her şeyin kurallara bağlı olması olgusu bir çeşit mucizedir.” demişti.
Francis Collins İnsan Genom Projesi’nin müdürlüğünü yapmıştı. (Kendisi Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün şu anki Ge- nel Müdürü’dür.) Özünde, her bir hücreyi belli bir şekilde davranmak üzere bilgilendiren üç milyar harflik bir program, bedenlerimizin ne şekilde gelişmesi gerektiğinin talimatlarını veren kimyasallardan oluşan eksiksiz bir talimatname diye açıkladığı DNA’mızın karmaşıklığı onu giderek daha çok büyülemişti. Hayatın Dili2 adlı kitabında, “Bu karmaşık tali- matnamenin her bir hücreyi şekillendirmesini kuşkusuz huşu verici bir Akıl sağlamıştır.” diye yazar.
Görece yakın tarihlere dek felsefeciler ve bilim insanları inandıkları şeyin gerçekten de doğru olduğunu kanıtlaya- mıyordu. Ana akım bilim evrende yüce bir ruhani gücün bulunduğu fikrini hâlâ hor görmekte fakat Laszlo yerinde bir tavırla, ana akım bilimin yasalar ve doğa fenomenlerinin karmaşıklığının hakiki önemini henüz kavramadığına dikkat çekiyor. Evrenin yaratımının altında Amaç’ın yattığı, bilincin bilimsel olarak ortaya konabilir süreçlerle evrildiği, zihin ile ruhun fiziksel bedenden bağımsız olarak ve bu bedenin dı- şında var olabildiği fikrini desteklemek üzere kozmoloji, fizik ve yaşam bilimleri alanlarındaki en son keşiflere başvuruyor.
Ölüm eşiği deneyimlerini irdeliyor, beden dışına çıkma ve diğer transandantal deneyim örneklerini bir araya getiriyor.
(Ben de transandantal deneyim olarak fiziken ölmüş birinin zihniyle bağlantı kurdum.) Ayrıca aşama aşama gelişen bilin- cin yeniden doğumla sonraki fiziksel etten kemikten bedenle- re girdiğine inanan Doğu dinlerini irdeliyor.
2 Francis S. Collins, Hayatın Dili, Çev. Yurdakul Gündoğdu, Epsilon Yayın- ları, İstanbul, 2013.
Kozmosun Aklı • Ervin Laszlo
16
Hıristiyan bir ailede yetiştim, Tanrı’nın var olduğunu sor- gusuz kabullenmiştim. Ormanda geçirdiğim yıllarda yaşam biçimlerinin birbirine bağlantılılığı, tabiatın büyüleyici gize- mi hakkında bilgilendikçe bu inancım pekişti. Bunun bir par- çası haline geldim. Benim ve doğanın tek bir bilinç olduğunu ilk elden öğrendim. İşin aslı, tuhaf bir şekilde sanırım bunu hep biliyordum. Şu satırları yazdığımda daha okuldaydım:
Eski Bilgelik
Gece rüzgârı çam ağaçlarını gıcırdattığında
Karanlık gökyüzünde solgun bulutlar parıldadığında Dışarı çık, çocuğum, dışarı çık ve Ruhunu
ara: Ebedi Ben’i.
Ayağının altında hışırdayan tüm o çimenler Tepende parlayan tüm o alevli yıldızlar adına, içine bak ve gör: Ebedi Ben’i.
Evet, çocuğum, çık dünyaya; yürü ağır ağır ve usulca, her şeyi kavrayarak,
yavaş yavaş Ruhun, Evren Kendini idrak edecek: Ebedi Ben’i.
Birkaç yıl sonra, bir ördekle geçirdiğim harika dakikaların ardından, şiirin son dörtlüğü de ortaya çıktı:
O enfes kumullar, batan güneş;
Ördek ve ben;
Tek Ruh ebediyen deviniyor Göğün altında.